Sorun – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Sun, 16 Jun 2024 09:00:22 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Sanayiciden vize isyanı https://www.foxhaber.com.tr/sanayiciden-vize-isyani/ https://www.foxhaber.com.tr/sanayiciden-vize-isyani/#respond Sun, 16 Jun 2024 09:00:22 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8262 Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, birçok sanayicinin yurt dışına çıkışta vize alamadığını belirterek, “Artık vize sorunumuz finansman sorununun çok daha önüne geçti. Gerekirse teminat mektubu verelim, devlet garantörlük yapsın, gerekli girişimlerde bulunularak artık bu sorun nihayetlensin” dedi.

Ardıç, ASO’nun nisan ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, ara mallarındaki yüksek fiyat artışlarının üretimde aksamalara yol açtığını bildirdi.

Reel sektörün yüksek faiz koşullarında krediye ulaşmada sorun yaşadığını dile getiren Ardıç, “Diğer taraftan ticari kredi kartı limitlerinin sınırlandırılması biz sanayicileri zor durumda bırakmıştır. Limitlerin yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi sanayicilerin nakit ihtiyacına bir nebze de olsa katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

‘DEVLET GARANTÖRLÜK YAPSIN’

Vergi borçlarının ertelenmesi ya da taksitlendirilmesinin reel sektörün üretime devam edebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten Ardıç, yaşadıkları vize sorununa da dikkati çekti.

Sanayicilerin vize kuyruklarında bekletildiğini ve birçoğunun yurt dışına çıkışta vize alamadığını söyleyen Ardıç, şöyle devam etti:

“Malların serbest dolaşımı için karşılıklı imza atıyoruz, mallarımızı serbest dolaştırıyoruz ancak bunları üreten sanayicilerimiz sınırda bekletiliyor. Bu uygulama, biz sanayiciler için ‘tarife dışı engel’ halini almıştır.

Orta Vadeli Program’da 2026 yılı için 305 milyar dolar ihracat hedefi ortaya konuldu. Bizler yeni pazarlara açılamazken, fuarlarda ürünleri sergileyip pazarlayamazken bu hedefe nasıl ulaşılması bekleniyor. Artık vize sorunumuz finansman sorununun çok daha önüne geçti. Gerekirse teminat mektubu verelim, devlet garantörlük yapsın, gerekli girişimlerde bulunularak artık bu sorun nihayetlensin.”

Ardıç, özellikle doğrudan yabancı yatırımlar için güven tesisisin önem taşıdığına işaret ederek, mevcut politikanın eş güdümlü ve yapısal reformlarla da desteklenerek uygulanmasıyla Türkiye’ye dış sermaye girişlerinin hızlanacağını dile getirdi.

Üniversite mezunu sayısının ve “mavi yakalı” işçi açığının hızla arttığını belirten Ardıç, istihdam politikasının buna göre şekillendirilmesini istedi.

Ardıç, sağlıklı bir enflasyon patikasına girebilmek için kamu harcamalarının kısılması gerektiğini de ifade etti.

‘EKONOMİK PROGRAM YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ’

Odanın, Türkiye’nin en büyük teknoloji üssünü kurmak için ilk adımı attığını söyleyen Ardıç, şunları kaydetti:

“Ülkemizin ihracat katma değerini artıracak vizyon projesi ‘ASO Ankara Teknoloji Üssü’ için harekete geçtik, Temelli Sanayi Havzası’nda 1,2 milyon metrekare alanda kurulması planlanan üs, sanayi ile teknoloji tabanlı girişimciliği bir araya getirecek. Burada AR-GE ve inovasyon süreçleri direkt üretime yönelik yapılacak. Türkiye’nin en büyük teknoloji üssüyle ülkemizin yüksek katma değerli bir ekonomiye kavuşması için gerekli dönüşümün hızlanacağına inanıyor ve heyecanlanıyorum.”

Ardıç, Türkiye’nin tasarruf, bütçe ve dış ticaret açığı verdiğini belirterek, “Türkiye’nin ekonomik programı, mevcut ekonomik koşullar, uluslararası faktörler ve sosyal dinamikler ile birçok etkeni dikkate alarak çok yönlü bir yaklaşımla yeniden şekillendirilmelidir. Ayrıca, bu programın uygulanması sürecinde katılımcı bir yaklaşım benimsenerek, farklı paydaşların görüşleri dikkate alınmalı ve ortak akılla toplumsal uzlaşı sağlanmalıdır” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sanayiciden-vize-isyani/feed/ 0
Dar pantolonlardaki gizli tehlike… İdrar kaçırmaya neden olabilir https://www.foxhaber.com.tr/dar-pantolonlardaki-gizli-tehlike-idrar-kacirmaya-neden-olabilir/ https://www.foxhaber.com.tr/dar-pantolonlardaki-gizli-tehlike-idrar-kacirmaya-neden-olabilir/#respond Fri, 22 Mar 2024 21:33:15 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5052 İdrar kaçırma yetişkin kadınların yüzde 50’sini etkileyen yaygın bir sorun. 65 yaş üstü kadınların yüzde 75’i idrar kaçırdığını bildiriyor. Dünyaca ünlü bir uzman olan ve konuyla ilgili 15 yılı aşkın bir süredir araştırma yapan Dr. Jenny Kruger da bu kadar yaygın bir soruna karşı neler yapılabileceğini anlattı.

Dr. Kruger pelvik tabana dikkat çekerek, kadınların yüzde 60’ından fazlasında pelvik taban sağlığının kötü olduğuna dair bir semptomlar olduğunu söylüyor. Ayrıca çoğu kadının, kendi bedeni hakkında ne yazık ki bilgisiz olduğuna dikkat çekiyor.

İdrar kaçırmayı da tetikleyen pelvik taban sağlığının kötü olmasıyla ilgili sorunlar son derece yaygın. Kraliyet Kadın Doğum Uzmanları ve Jinekologlar Koleji’ne (RCOG) göre, Birleşik Krallık’taki kadınların yüzde 60’ından fazlasında pelvik taban sağlığının kötü olduğuna dair en az bir semptom var.

Pelvik taban, kuyruk kemiği ile kasık kemiği arasında yer alan, bağırsakları ve mesaneyi destekleyen bir grup kastır; hem erkek hem de kadınlarda bu kaslar bulunur. Ancak kadınlarda rahim ve vajinayı da destekler.

Dr. Kruger da ne yediğimiz ve içtiğimizden başlayarak, pelvik taban ve işlevini neyin etkilediği konusunda birçok yanlış efsane olduğunu söylüyor ve asıl dikkat edilmesi gerekenleri sıralıyor:

1. KAFEİNE DİKKAT

Kafeinli içeceklerin mesaneyi etkilediği biliniyor; ancak Dr Kruger, yaşanan sorunun her zaman kafein etkisinden kaynaklanmadığını da ekliyor:

“Bazen bunun nedeni içeceklere eklenen şeker içeriği, yapay kimyasallar. Bunlar, pelvik taban sorunlarına ve idrar kaçırmaya neden olur.”

İyi haber ise kahve içmeyi tamamen bırakmak gerekmiyor. Dr Kruger şöyle diyor: “Bu ölçülülükle ilgili. Eğer semptomlar yaşıyorsanız o zaman azaltmak iyi bir fikir olacaktır.”

2. YUMURTA EFSANESİ

Sık sık tekrarlanan efsnelerden biri de yumurtanın mesaneyi tahriş edip idrar kaçırmaya neden olması. Ancak Kruger, bunun tamamen yanlış olduğunu belirtiyor.

“Yağlı yiyecek veya yumurta yemenin idrar kaçırma riskini artırdığını gösteren herhangi bir araştırma görmedim. Kolesterol ve sızdıran mesane ile bazı ilişkiler var, ancak bunun nedeni daha yüksek kolesterolü olanların sıklıkla obeziteden de muzdarip olması. Bu gerçek dışı efsane yüzünden sevdiğiniz yemeği yemeyi bırakmayın; buna değmez.”

Ancak yine de dikkatli olunması gereken bazı yiyecekler var. Alkol, çikolata ve süt ürünlerinin yanı sıra fruktoz içeren meyveler, idrar kaçırma sorununu çözmek için en aza indirilmesi gereken yiyecek ve içecek listesinin üst sıralarında yer alıyor.

Dr Kruger ayrıca daha fazla sebze yemenin, yüksek lifli gıdalarla beslenmenin ve kabızlıktan kaçınmanın, mesane sağlığını iyileştirmede etkili olduğuna da dikkat çekti.

3. DAR PANTOLONLAR MODA AMA…

Dr. Kruger dar kot pantolonların pelvik tabana zarar verdiğiyle ilgili uyarılara da bir açıklık getiriyor:

“Karnınızı daraltan kot pantolonlar pelvik tabanınız üzerindeki baskıyı artırabilir ve önceden var olan sorunları daha da kötüleştirebilir. Mesane kaslarına ve pelvik tabana çok fazla baskı yapan külotları tercih ediyorsanız idrar kaçırma ve daha da kötüsü sarkma riskiyle karşı karşıyasınız demektir. Ama bu tür pantolonlar giymek mutlaka ‘yanlış’ da değildir ve eğer bu kasları güçlendirmeye yardımcı olacak bazı egzersizler yapabiliyorsanız, o zaman bu hiç sorun olmayabilir.”

Dr Kruger, mesane zayıflığı olan kişilerin daha bol kot pantolonları tercih etmelerini ve doktorlarına danışmalarının tavsiye ediyor.

4. EGZERSİZ ÖNEMLİ

Hem biyolojik hem de ruhsal sağlığa en iyi gelen şeylerden biri hiç şüphesiz egzersiz. Bununla birlikte, yüksek yoğunluklu egzersizler bazen pelvik tabanınıza yarardan çok zarar verebilir. Bu yüzden sizin için en uygun egzersiz rutinini bulmanız son derece önemli.

Dr Kruger da şunları söyledi:

“Örnek olarak, koşuya çıktığınızda az da olsa sızıntı yaşıyorsanız bunu yapmaya devam etmenin bir faydası olmayacaktır. Bunun yerine, farklı bir egzersiz deneyin. Elbette insan olarak hepimiz kolay yollar ve hızlı çözümler arıyoruz, ancak gerçek şu ki, eğer vücudunuzdaki herhangi bir kası çalıştırmak istiyorsanız, o zaman bunun üzerinde çalışmalısınız.

Yoga ve pilates esneklik eğitimi için iyidir ve pelvik taban kaslarını harekete geçirdiği bilinmektedir. Ancak bunlar, idrar kaçırma semptomlarını önemli ölçüde azaltabilecek doğrudan odaklanmış egzersizlerin yerini alamaz.”

Dr Kruger, bazı uzmanların belirli yoga pozlarını tavsiye etmesine rağmen, hangi pozların daha fazla fayda sağlayabileceğini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söylüyor.

5. SU İÇMEDE AŞIRIYA KAÇMAYIN

Çok fazla su içmek, eğer aşırıya kaçarsanız sorun yaratabilir. Aşırı sıcak koşullarda egzersiz yapmadığınız sürece günde iki litreden fazla su içmek tavsiye edilmez, ancak aynı zamanda su içmekten de kaçınmamalısınız.

Dr Kruger şunları söyledi: “Bazı kadınlar sızıntı olasılığını önlemek için su alımlarını çok fazla azaltıyorlar. Fakat bu konuda aşırıya kaçmamaya dikkat edin. Çok az sıvı idrar yolu enfeksiyonu ve dehidrasyon riskini artırır. Bir tıp uzmanı tarafından aksi söylenmedikçe, günde en fazla sekiz bardağa sadık kalın.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dar-pantolonlardaki-gizli-tehlike-idrar-kacirmaya-neden-olabilir/feed/ 0
Bel ağrısı ne zaman tehlikelidir? https://www.foxhaber.com.tr/bel-agrisi-ne-zaman-tehlikelidir/ https://www.foxhaber.com.tr/bel-agrisi-ne-zaman-tehlikelidir/#respond Sun, 25 Feb 2024 21:21:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3894 Bel ağrısı hemen herkesin yaşadığı bir sorundur. Çoğu zaman çabuk geçtiği için genellikle önemsenmez. Oysa hareketi kısıtlayan, yürümeyi, bazen oturup kalkmayı bile zorlaştıran bu sorunun birçok nedeni olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Aybars Akkor, ‘’Bel ağrısı denince akla ilk gelen bel fıtığıdır. Ancak fıtık bel ağrılarının küçük bir oranını oluşturur. Dolayısıyla bel ağrısı, önemli bir sağlık sorununa da işaret edebileceği düşünülerek ihmal edilmemelidir’’ dedi ve şu bilgileri paylaştı:

Op. Dr. Aybars Akkor

NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI

Hepimizinzaman zaman belinde ve boynunda ağrılar olur. Bunların sadece ufak bir bölümü fıtıklardan kaynaklanır. Çoğu neden kas tutulmaları ve eklem kaymalarıdır. Bu sorunlar birkaç günlük istirahat, kas gevşetici ilaçlar, bölgenin sıcak tutulmasıyla düzelir. Eğer bel ağrısı bacağa vuruyorsa, bacakta güç kaybı ve uyuşmaya neden oluyorsa yapıyorsa hemen doktora başvurulmalı. Ağrı uygulanan basit tedavilere rağmen üç günden fazla sürüyorsa yine doktora başvurulmalıdır. Bu sorunda başvurulacak uzmanlar beyin ve sinir cerrahisi uzmanları, kyropraktorlar, fizik tedavi uzmanları, ağrı uzmanları ve ortopedi uzmanlarıdır.

20 NEDENİ

Bel ağrısına yol açan nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

1- Ağır yük kaldırmak

2- Fazla kilo

3- Yoğun stres

4- Hamilelik

5- Sigara

6- Bel fıtığı

7- Hareketsizlik

8- Bele yük bindiren egzersizler

9- Uzun süre oturmak

10- Duruş bozukluğu

11- Yüksek tansiyon

12- Diyabet

13- Menopoz

14- Regl

15- Kemik erimesi

16- Enfeksiyon hastalıkları

17- Aort anevrizması (Özellikle erkeklerde görülen ve aort damarında balonlaşma olarak bilinen ve

bir amda patlayıp

can kaybına neden olabilen anevrizmanın en önemli belirtilerinden biri de bel ağrısıdır)

18- Böbrek taşları

19- Kanser (Prostat, meme ve mesane gibi kanser türleri metastaz yaparak bel bölgesine sıçrayıp, ağrılara yol açabilir. Ağrı özellikle geceleri artar. Bel ağrılarına ateş ve halsizlik eşlik edebilir.)

20- Romatizmal hastalıklar

BU HATALARI YAPMAYIN!

Belağrısında doktora gitmeden halk arasında yapılan ‘’bel çektirme’’ işlemi kişiyi sakat bırakabilir. Bu yöntemin ancak doktorlar tarafından MR çekildikten sonra nadiren seçilmiş hastalara uygulanmasına izin verilebilir. Ayrıca sorunun kökenine inmeden bele yapılan masaj, bardak kapatma gibi eski yöntemler de belin zedelenmesine yol açabilir.

AMELİYAT SON SEÇENEKTİR

Belağrısında çekilecek MR ile rahatlıkla teşhis konur. Üç günden fazla süren bel ağrılarında karşımıza en sık bel fıtıkları, bel kaymaları ya da tekrarlayan eklem kaymaları çıkar. Yapılan muayenede hastada acil felce doğru bir gidiş tespit edilmezse yapılacak en iyi tedavi iğne tedavisidir. İğne sorun neredeyse direkt o bölgeye yapılır. Tabii iğnenin en doğru yere yapılması ve herhangi bir iltihabi durumun önlenmesi için doğru olan ameliyathanede röntgen altında yapılmasıdır. Hasta 5 dakikalığına uyuşturulur, iğne öyle yapılır. Böylece iğneyi ne görür,

ne de duyar, yarım saat sonra da hastaneden çıkabilir. Ertesi gün rahatlıkla işine, normal hayatına devam edebilir. 10 gün sonra hastaya durumuna göre kyroprakti, manuel terapi veya fizik tedavi uygulanabilir. Ameliyat önerilen hastaların çoğu da bu yöntemle iyileşebilir. Eğer hastanın ayaklarında bacaklarında güç kaybı, yürüme zorluğu ve uyuşukluk varsa hasta ameliyat edilmelidir. En yaygın ve en risksiz ameliyat yöntemi ise mikro cerrahidir. Gerekli durumlarda vidalama denilen stabilizasyon ameliyatları da uygulanabilir.

NASIL ÖNLENEBİLİR?

Belağrılarına karşı öncelikle doğru duruşu benimsemeliyiz. Belki bunu yoga, pilates gibi omurgaya yönelik sporlarla destekleyebiliriz. Bele baskı yapacak fazla kilolarımızdan kurtulmalıyız. Ayakkabılarımızı seçerken fazla topuklu yahut düz tabanlı olanları tercih etmemeliyiz. Ağır eşyaları tek başımıza çekmemeli ve kaldırmamalıyız. Yere eğilirken dizlerimizi büküp, kırarak çömelmeliyiz. Doğrudan yere uzanmamalıyız. Ani hareketlerden kaçınmalıyız. Her gün en az 20 dakika yavaş tempoda yürüyüş yapmalıyız. Sırt üstü yatarken yüksek yastık kullanmamalıyız. Belimizi soğuktan korumalıyız. Bir şeye üzülüp sinirlendiğimizde ani hareketlerden kaçınıp istirahate çekilmeliyiz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bel-agrisi-ne-zaman-tehlikelidir/feed/ 0
ABD’de boşalan ofisler endişeleri artırdı https://www.foxhaber.com.tr/abdde-bosalan-ofisler-endiseleri-artirdi/ https://www.foxhaber.com.tr/abdde-bosalan-ofisler-endiseleri-artirdi/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:54:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3536 Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla boşalan ofisler, ABD’de ticari gayrimenkullerin değerinin düşmesine neden olurken, sektördeki sorunlar, portföylerinde ticari gayrimenkul kredilerinin yoğunlukta olduğu bankalar için endişe kaynağı oluyor.

Uzaktan çalışma modeli, çalışanlar için iş-yaşam dengesinin iyileşmesi anlamına gelirken, boşalan ofisler, gayrimenkul sahipleri ve borçlandıkları bankalar üzerinde baskı oluşturuyor.

Moody’s Analytics’in verilerine göre, ABD’de ulusal ofis boşluk oranı geçen yılın son çeyreğinde yüzde 19,6 ile rekor seviyeye yükseldi.

Ofislerin boşalmasıyla azalan talep mülk değerlerinin düşmesine neden olurken, yükselen enflasyon karşısında artan faiz oranları ofis binaları, restoranlar veya perakende satış mağazaları gibi alanlar olarak tanımlanabilecek ve ABD’de büyüklüğü yaklaşık 20 trilyon dolar olduğu tahmin edilen ticari gayrimenkul piyasanın zayıflamasına yol açtı.

Salgın sonrasında tam ya da kısmi zamanlı olarak ofislere dönüş başlasa bile artan faiz oranları, ticari gayrimenkul kredilerinin temerrüde düşme olasılığını yükseltti ve yeni projelere talebi azalttı.

Ticari gayrimenkul kredileri ortalama bir bankanın varlıklarının 4’te birinden fazlasını oluştururken, bazı bölgesel bankaların portföy dağılımlarında bu tür varlıkların yoğunlaşması dikkat çekiyor.

Bu durum, ticari gayrimenkul kredilerinin çoğunu elinde bulunduran bankalar için risk taşırken, yerel yönetimleri emlak vergisi gelirlerine bağlı olan ve emeklilik portföyleri gayrimenkul varlıklarını içeren sıradan insanları da etkileyebilecek bir sorun olarak öne çıkıyor.

Gelecek 2 yıl içinde 1 trilyon dolardan fazla ticari gayrimenkul kredisinin vadesinin dolacağı tahmin edildiğinde, sektörde olası bir krizin ABD’de bankacılık sektörü ve ekonominin geneline nasıl yansıyacağı endişe konusu oluyor.

NYCB’NİN ZARARI ENDİŞELERİ YENİDEN ALEVLENDİRDİ

Ocak ayı sonunda bilançosunu açıklayan New York Community Bank’ın (NYCB) yaşadığı sorunlar, dünya genelinde ticari gayrimenkullere ilişkin korkuları yeniden gündeme getirdi.

NYCB’nin kar beklentilerinin aksine sorunlu gayrimenkul kredileri kaynaklı zarar açıklaması ve temettü kesintisine gitmesi bankanın hisselerinde yüzde 55’in üzerinde düşüşe neden oldu.

Moody’s, NYCB’nin uzun vadeli kredi notunu düşürerek daha fazla not indirimi için izlemede bırakırken, bankanın portföyünde ticari gayrimenkul kredilerindeki yoğunluğa işaret etti.

NYCB, geçen yıl iflas eden Signature Bank’ın varlıklarını satın almıştı. ABD Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), Signature Bank’ın kredi portföyünün öncelikle ticari gayrimenkul ile ticari kredilerden oluştuğunu açıklamıştı.

ABD’deki ticari gayrimenkul portföyüne bağlı riski bulunan Japonya’daki Aozora Bank ve Almanya’daki Deutsche Pfandbriefbank gibi bankalar da olumsuz rüzgardan etkilendi.

2012’DEN BU YANA EN DÜŞÜK YATIRIM SEVİYESİ

ABD merkezli ticari gayrimenkul hizmeti ve yatırım şirketi CBRE’nin verileri, ABD’de ticari emlak piyasası yatırımlarında geçen yıl keskin bir düşüş yaşandığını ortaya koydu.

Buna göre, ABD’de ticari gayrimenkul yatırımları geçen yıl yüzde 52 azalışla 348 milyar dolara geriledi ve 2012’den bu yana görülen en düşük seviyesini kaydetti.

Geçen yıl yatırım hacminde New York 33 milyar dolarla lider pazar olurken, onu 30 milyar dolarlık yatırımla Los Angeles ve 18 milyar dolarla Dallas takip etti.

BOŞ OFİS ORANLARININ ARTMASI BEKLENİYOR

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings de geçen yıl sonunda yayımladığı raporda, ticari gayrimenkul piyasasındaki kötüleşmenin 2024’te ofis mülkleri öncülüğünde artacağını bildirildi.

Ticari gayrimenkul kredilerindeki trendlerin 2025 yılına kadar kötüleşmeye devam etmesinin beklendiği aktarılan raporda, ofis mülklerinin yanı sıra perakende sektörü, otel ve endüstriyel mülklerde de zayıflama beklendiği ifade edildi.

Raporda, 2019’da yüzde 9,5 olan ulusal ofis boşluk oranının geçen yıl aralık itibarıyla yüzde 13,5’e yükseldiğinin altı çizilerek, bu oranın 2024’te yüzde 15,7, gelecek yıl da yüzde 16,6’ya yükselmesinin beklendiği aktarıldı.

San Francisco, Houston, Dallas, Chicago, Washington DC, Los Angeles ve New York gibi metropollerde ofis boşluk oranlarının ulusal ortalamaların üzerinde olduğuna dikkat çekilen raporda, bu şehirlerin çoğunda ortalama ofis fiyatlarının da düştüğü vurgulandı.

YELLEN: DURUM YÖNETİLEBİLİR

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, Finansal İstikrar Gözetim Konseyinin yıllık raporuna ilişkin ABD Kongresi’nde geçen hafta katıldığı oturumlarda ticari gayrimenkul piyasasındaki zayıflıkla ilgili endişelere değindi.

Konuyu kapsamlı bir şekilde incelediklerini belirten Yellen, riskleri anlamak için bankacılık denetçileriyle birlikte çalıştıklarını aktardı.

Yellen, yüksek faiz oranları ve Covid-19 sonrası değişen çalışma modelleri sonucunda ofislerin boşalması nedeniyle ticari gayrimenkul sektörüne ilişkin endişelerinin bulunduğunu ancak durumun yönetilebilir olduğuna inandığını kaydetti.

Ticari gayrimenkul piyasasındaki zayıflık nedeniyle bankacılık sektöründe “stres ve kayıpların” olmasını beklediğini de aktaran Yellen, ancak bunun bankacılık sistemi açısından sistemik bir risk haline gelmeyeceğine inandığını ifade etti.

Yellen, “Büyük bankaların riski oldukça düşük ancak bu gelişmelerden olumsuz etkilenen daha küçük bankalar olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

POWEEL: SORUN YILLARCA SÜREBİLİR

ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Jerome Powell ise şubat ayı başında CBS televizyonuna verdiği röportajda, ticari gayrimenkul yatırımları kaynaklı bir bankacılık krizi olasılığının sorulması üzerine “Bunun pek olası olduğunu düşünmüyorum” yanıtını verdi.

Evden çalışmalar ve ticari gayrimenkullerdeki zayıflık nedeniyle kayıplar olacağına işaret eden Powell, “Büyük bankaların bilançolarına baktık ve bunun yönetilebilir bir sorun olduğunu gördük. Bu alanlarda risklerin yoğunlaştığı bazı küçük ve bölgesel bankalar var” ifadelerini kullandı.

Powell, bu durumun uzun zamandır farkında olduklarını, beklenen kayıpları aşmak için gerekli kaynaklarının ve planlarının bulunduğundan emin olmak için bankalarla çalıştıklarını belirterek, “Yıllarca üzerinde çalışacağımız bir sorun gibi geliyor. Bu oldukça büyük bir sorun” değerlendirmesinde bulundu.

‘OFİS DIŞINDA EMLAK TEMELLERİ ÇOK İYİ DURUMDA’

CBRE Küresel Başekonomisti Richard Barkham, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ofis dışında emlak temellerinin çok iyi durumda olduğunu söyledi.

Bu durumu “ekonomideki yumuşak inişe” bağlayan Barkham, ancak yüksek faiz oranları ve bankaların kredi olanaklarını sıkılaştırmasının emlak işlemlerini 2014’teki seviyelere düşürdüğünü aktardı.

Barkham, “Yükselen faiz oranları, yatırım piyasasını yavaşlatan ana faktör. Ofis pazarı, insanların çalışma biçimindeki değişikliklerden, özellikle de işin ofisten ve evden çalışmaya bölündüğü hibrit çalışma şeklinden etkilendi.” dedi.

‘KREDİLERİ KARŞILAYAMAYANLARIN SAYISI ARTIYOR’

Richard Barkham, bu konuda bankalara yönelik risklerin sorulması üzerine, genelleme yapmamaya dikkat edilmesi gerektiğini, sorunların çoğunun bölgesel bankalarda olduğunu ve büyük bankalar ile sistemik açıdan önemli finansal kuruluşların iyi konumlandığını söyledi.

Sorunların gayrimenkul değerlerindeki, özellikle de ofis değerlerindeki büyük düşüşleri içerdiğini dile getiren Barkham, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla birçok kredinin değeri, ipotek edilen varlıklardan artık daha yüksek. Çoğunlukla binalar kredileri ödemek için yeterli gelir üretiyor anca kredileri karşılayamayan ofislerin sayısı artıyor ve bu yıl vadesi dolacak bir kredi dalgası var. Bu nedenle bankaların varlıkları haczetmesi, ardından düşük fiyatlarla elden çıkarması ve zarar yazması gerekecek. Bazı bankalar batacak. Sorun bankacılık sistemini çökertecek kadar büyük değil ancak gayrimenkul satışlarının yeniden ivme kazanmasını zorlaştıracak.”

Barkham, bankaların devlet tahvillerinin değerinin düşmesiyle de sorunu olduğuna işaret ederek, bankacılık sektörünün sorunlarını çözmenin yıllar alabileceğini kaydetti.

Teorik olarak düşen değerlerin işletmelerin ve tüketicilerin krediye erişemeyeceği bir kredi sıkışıklığına yol açabileceğini vurgulayan Barkham, ancak şu anki durumun o kadar da kötü olmadığını anlattı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/abdde-bosalan-ofisler-endiseleri-artirdi/feed/ 0
TMO’nun borçları 3 yılda 20 kat arttı https://www.foxhaber.com.tr/tmonun-borclari-3-yilda-20-kat-artti/ https://www.foxhaber.com.tr/tmonun-borclari-3-yilda-20-kat-artti/#respond Mon, 22 Jan 2024 21:15:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2509 CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), mali borçlarının son 3 yılda 20 kat arttığını belirtti.

Gürer, TMO tarafından üreticilere yapılan ürün alım bedeli ödemelerinde, finansman ihtiyacı nedeniyle gecikme yaşanmasının nedenlerinin altında, kurumun mali borçlarındaki artışın olduğunun verilerdeki bilgiler ile ortaya çıktığını söyledi.

TMO’nun mali tablosundaki büyük sorunun, Sayıştay’ın 2022 yılına ait denetim raporlarına da yansıdığını belirten Gürer, TMO tarafından üreticilerden alınan çeşitli tarım ürünlerine ilişkin alım bedeli ödemelerinde finansman ihtiyacından kaynaklı olarak alım fiyat ve politikalarında belirlenen süreleri aşan gecikmelerin olduğunun tespit edildiğine dikkat çekti.

BORÇ 40 MİLYAR LİRAYA DAYANDI, ÖDEMELER GECİKTİ

Ürünün TMO işyerlerine teslim edildiği tarihten itibaren buğday, arpa, çavdar, yulaf, haşhaş ve kırmızı mercimek alımlarında 10 gün; çeltik, kabuklu fındık ve çekirdeksiz üzüm alımlarında ise 21 gün içerisinde ödeme yapılması gerektiğine ifade eden Gürer, uygulamada kurumun finansman ihtiyacı nedeniyle ödemelerde ciddi anlamda gecikmelerin olduğunun tespit edildiğine işaret etti.

Söz konusu ürün alım bedellerinde gecikme yaşanmasının en önemli nedeninin kurumun artan finansman ihtiyacı olduğunun Sayıştay tarafından tespit edildiğine vurgu yapan CHP’li Gürer, “Kurumun mali borçları 2020 yılında 1 milyar 901 milyon 442 bin lira, 2021 yılında 5 milyar 534 milyon 570 bin lira iken, bu rakam 2022 yılında 39 milyar 690 milyon 70 bin lira seviyesine ulaşmıştır. Diğer bir ifade ile, son 3 yılda mali borçlar yaklaşık 20 katına çıkarak bu alanda ciddi bir artış yaşanmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

‘FİNANSAL GİDERLERİ 3 YILDA 43 KAT ARTTI’

Gürer, kurumun finansman giderlerinin 2020 yılında 76 milyon 753 bin 398 TL, 2021 yılında 453 milyon 577 bin 616 TL, 2022 yılında ise 3 milyar 328 milyon 349 bin 679 TL olarak gerçekleşerek son 3 yıl içerisinde yaklaşık 43 kat arttığının ortaya çıkarıldığını kaydetti.

Sayıştay raporuna yansıyan bir başka soruna göre, kurumun son yıllardan itibaren ürün alım faaliyetlerindeki artışa paralel olarak, öz kaynakların yetersiz kalmaya başlaması ve sermaye artışının geç olması nedeniyle, gereken finansman ihtiyacının banka kredileri yoluyla karşılandığının anlaşıldı.

Gürer, “ Rapora göre, teşekkülün önceki yıldan devreden, vadesi uzatılan, rotatif ve yeni çekilen olmak üzere 383 adet güncel kredi ödemesi bulunmakta, bu kredilerin faiz oranları yüzde 12,78 ile yüzde 28,75 arasında, vadeleri ise 7 ile 186 gün arasında değişmekte olup, çoğunlukla kısa vadeli kredilerden oluşmaktadır” dedi.

5 YILDA 4 MİLLAR 66 MİLYON LİRALIK FAİZ ÖDEMESİ

Sayıştay tarafından mali tabloyla ilgili belirlenen bir başka soruna da dikkat çeken Gürer şöyle konuştu:

“Rapora göre 2022 yılında 10 milyar TL sermaye artırımı sağlanması ve ürün alım miktarındaki artış doğrultusunda yüksek miktarda görevlendirme bedeli aktarılmasına rağmen, ürün alım bedeli ve ithalat ödemelerine yönelik finansman ihtiyacının öncelikle kredi kullanımıyla karşılanması, sonrasında görevlendirme bedelinin talep edilmesi nedeniyle önemli oranda bir faiz yükü ortaya çıkmıştır. Banka kredisi kullanılan son beş yıl boyunca kuruluşun ödediği faiz gideri 4 milyar 66 milyon 410 bin TL’dir.”

Bir zamanlar çiftçilerin kara gün dostu olarak bilinen TMO’nun yanlış yönetim sonucu, borç içinde bir kurum haline geldiğine dikkat çeken Gürer, “TMO üreticiden randevulu sistemle ürün alırken ithal ürün ile depoları dolu olması süreci sorunlu kılmıştı. Ödeme sürecinde de çiftçi mağdur oldu Tüccar düşük fiyatına rağmen TMO da sorun yaşayan çiftçi hububatını tüccara vermek zorunda kaldı” dedi.

Kurumda yaşanan sorunlar bir an önce çözülmesi ve üreticilere alım ödemeleri belirlenen süre içerisinde yapılması gerektiğini belirten Gürer “TMO sorunları üreticiyi tüccar eline bırakmayacak planlama sağlanmalıdır. O nedenle TMO kurumsal yapısı ithalatçı olmaktan çıkarılıp yerli üretici yanında duracak noktaya erdirilmelidir. Üretici verdiği ürünün bedeli en kısa sürede alabilmelidir “ şeklinde konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tmonun-borclari-3-yilda-20-kat-artti/feed/ 0