YENİ BAŞKANLARA ÖNERİM
Özellikle ilk kez belediye başkanı seçilenlerin seçilmişliğin baş döndürücü havasına kapılmamasını, çok dikkatli olmalarını, plan-proje yapma konusunda acele etmemelerini, büyük projelere birden bire girmemelerini öneren Büyükerşen şunları söyledi:
“Biraz sükunetle bekleyip içinde bulundukları yönetimin sisteminin nasıl bir sistem olduğunu anlamaya çalışsınlar. Çünkü yerel yönetimler bozuk da değil bombozuk bir sistem. Bunun ıslah edilmesi için yapılacak çok önemli işler var. Rastgele ‘Şunu yapalım, bunu yapalım’ demesinler. Bir ortalık durulsun, Türkiye’nin üzerine çöken kara bulutları dağıtmaya çalışmak lazım. Etraf toz- toprak hiçbir şey gözükmüyor. Belediye sistemi karışık. Öncelikle büyükşehir belediyeleri için ayrı bir belediye meclisi seçilmeli. Bu yapılmadıkça büyükşehirlerde belediyelerin hizmet yapabileceği sağlıklı bir sisteme sahip olduklarını iddia etmek mümkün değil. Yani Yerel Yönetimler Yasası değiştirilmeli.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’le ayrıntılı bir görüşmenin henüz olmadığını kaydeden Büyükerşen şu bilgileri verdi:
KOORDİNASYON GÖREVİ
“Şimdilik Sayın Genel Başkanın söylediği, bir koordinasyon görevi. Ama koordinasyon görevinden çok bir sistemin kurulması gerekiyor. Önerileri şöyle yapalım, böyle yapalım diye yanlış yollara gitmemek, kalıcı çözümler bulmamız lazım. Türkiye’nin dört bir tarafında seçilmiş CHP’li belediye başkanlarımız görevlerinin başında. Bunlara nasıl ulaşılacak, nasıl eğitim içerisine alınacaklar bunları önce planlamalıyız. Bunun için CHP yönetimiyle, parti meclisiyle çok zaman almayacak şekilde tartışıp bir yol bulmalıyız. Ülkemizin hemen her tarafında belediyelerimiz var. Bunları nasıl bir eğitim sistemi içerisine alacağımızı belirlemeliyiz. Sosyal demokrasi, sosyal demokrat belediyecilik eğitimiyle başlamalıyız. Bir eğitim teşkilatımız olacak. Bana göre adeta ikinci açıköğretim gibi bir model üzerinde durmak gerekiyor. Eğitimden sonra bunun sınavları da olacak. Bu eğitim yalnız belediye başkanlarını değil belediye meclis üyelerini, personeli de kapsayacak.”
DENEYİMLERİMİZİ AKTARACAĞIZ
Deneyimli belediye başkanlarının, önceki genel başkanların, bu alanda başarılı çalışmalarını bildiğimiz hocaların da tecrübelerini, önerilerini anlatacağını kaydeden Büyükerşen, uygulamanın başlanmasından sonra yeni gelişmelerle eğitimin daha da güçlendirileceğini belirtti. Bazı eğitim konularının büyükşehir başkanları için ayrı ilçe belediye başkanları için farklı olacağını ifade eden Büyükerşen açıklamasını şöyle tamamladı:
“Sosyal demokrasi çizgisi içerisinde, hedef sosyal demokrasi, sosyal belediyecilik olmakla beraber kalkınma, demokrasi, siyaset, özgürlük, özlem duyduğumuz milletçe hatasız bir düzene geçmek için ne gerekiyorsa o dersleri de hocalarımıza hazırlatırız. Sistemsizlikle mücadele edecek bir sosyal demokrasiyi gerçekleştirmeliyiz. Türkiye, bugün merkezi yönetimden, yerel yönetimlere kadar sistemsizlik içerisinde boğuşup duruyor.”
Erken seçim mutlaka gerekli
Yılmaz Büyükerşen, Türkiye’nin bir an önce genel seçime gitmesinden yana olduğunu belirtti. Nedenini şöyle açıkladı: “İflas ettirilmiş bir memleketle karşı karşıyayız. Bunun kurtuluşu bir an önce bu hükümeti genel seçime zorlamaktır. Cumhurbaşkanı ‘Parlamenter rejime dönmek değil de bu rejimi düzeltelim’ diyor. Nesini düzelteceksin bu rejimin? Mevcutta bir sistem yok ki düzelteceksin. Türkiye’nin bugünkü durumu bir sistem değil. Bunun çözümü için Türkiye’yi yeniden kuruluş ayarlarına döndürmek lazım. Bunun için genel seçim mutlaka gerekli. İktidarı parlamenter sisteme geçmeye zorlamalı.”
]]>Önceki dönemde biliyorsunuz ittifaklar vardı. Biz bu dönem ittifak olmadan seçime giriyoruz. Bunun altını çizmek lazım. O yüzden çok seçenek var. Bu, aynı zamanda demokratik bir zenginlik, bundan rahatsız değilim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin temsiliyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olurken İzmir’i ve İzmir’in sosyal demokrat belediyecilikte yeniliği temsil etmeyi üstlenerek ve buradaki sorumluluğumun bilincinde aday oldum. Bu çerçevede İzmir’e her şeyden önce sosyal demokrat bir belediyecilik vaat ediyorum. Bunun yanında altyapıya daha fazla yatırım yapacağım. İzmir’i kalkındıracak bir kalkınma belediyeciliği de vaat ediyorum. Bence içinde bulunduğumuz yoksulluk, işsizlik, istihdamdaki sıkıntılı tabloda belediyelere de iş düşüyor. Diğer adaylara gelince, açık yüreklilikle şunu söylemeliyim. Ben belediyecilik deneyimi olan, beş yıl boyunca başarılı olduğuma çok inandığım, insanların da teyit ettiği bir şekilde başkanlık yapan adayım. İzmir’i çok iyi tanıyorum. Yaşamımın yüzde 90’ı burada geçti. Bu süreç boyunca sivil toplum kuruluşlarında aldığım görevlerle, siyasette yaptığım çalışmalarla, sosyal duyarlılığı, ülkesine dair duyarlılığı yüksek bir aday olarak kendimi önde görüyorum. İzmir’in ruhunu, beklentilerini çok iyi bilirim. İzmir’in geleneksel olarak benimsediği bir yaşam şekli ve kültürü var. Bunun devamını istiyoruz, üzerine de vizyoner belediyecilik anlayışını koyuyoruz. Geçen 5 yıl içinde önümüzdeki 25 yılı, 50 yılı kapsayan bir belediyecilik anlayışını kapsayarak yönettim Karşıyaka’yı.
■ İzmir aynı zamanda göç alan bir yer. İç göç de alıyor. Yaşam şeklinden, belki biraz daha yaşaması kolay olduğu için büyükşehirlerden gelen çok. Bu sizi memnun eden bir şey mi?
Nitelikli göç yaşadığımızı düşünüyorum, bundan da mutluyum. Gelenler kentimize değer katıyorlar. İzmir’i tercih etmelerinin iki nedeni var bence. Biri, burada demokratik ve özgür bir ortam olması, diğeri güvenli ve aynı zamanda sosyal yaşamın oldukça zengin olması.
Tabii doğamız, tarihimiz, turizmimiz var. Bunlar da burayı çekici hale getiriyor. Tek rahatsızlığımız İzmir’den dışarıya giden gençlerimiz. Onların burada gelecek kurmasını, girişimci fikirlerini hayata geçirmelerini istiyoruz. Karşıyaka’da bir girişimcilik merkezi açtım ve çok başarılı işler yaptık. İzmir’i bu anlamda bir üs haline getirmeyi hedefliyorum.
■ Anketler ne diyor? Kararsız seçmen çok mu?
En azından 25 yıldır kesintisiz bir şekilde sosyal demokrat belediye başkanları tarafından yönetiliyor İzmir. Bence bunun kentin dokusuna getirdiği bir nitelik, bir kalite, bir güzellik var. Anketlerde önde çıkıyoruz. Kararsızlara gelince, yüzde 10-15 civarı. Ağırlıklı olarak Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni olduğunu görüyoruz.
■ Partideki değişim süreci veya mayıs seçimlerinden dolayı mı?
Her ikisi de. Daha ağırlıklı olarak genel seçimden sonra partiyle ilgili oluşan o güvensizlik duygusu. Ama bir miktar da partinin kurultayı sırasında yaşanan o görüş ayrılığının parti seçmeninde bir kırılganlık yarattığıyla ilgili bir düşüncem var.
■ İlk 180 günlük planınızı tasarlamışsınız…
Trafik konusu, yolların bakımı, toplu ulaşımla ilgili sıkıntılar en elzem konular gibi görünüyor. Nerede kavşak yapacağımız, alt geçit, üst geçitleri nasıl konumlandıracağımız, toplu ulaşımı nasıl düzenleyeceğimiz, hangi yolları, kaldırımları yenileyeceğimiz belli.
■ İzmir’in deprem sıkıntısı var, kentsel dönüşümü nasıl planladınız?
İki şey yapacağız. Birisi riskli alanlarımızı daha net olarak tanımlayacağız. Hangi alanlarda daha fazla zemin problemi olduğunu ve nerelerde daha fazla deprem riski yaşadığımızı tanımlayacağız. Sonra binaların envanterini -ki bunlar bir ölçüde tamamlandı- bitireceğiz. Sonra acil müdahale edilmesi gereken yerlerde dönüşüm yapacağız. Buralarda yapı güvenliğini yani yapı standartlarını yükseltmekle ilgili alacağımız kararlar varsa onları alacağız. Ayrıca bazı yeni yerleşim bölgeleri tanımlayacağız. Ben önümüzdeki beş yıl içerisinde en az 25 bin yeni konut yapacağımızı söylüyorum.
■ Kaynak nereden bulacaksınız?
İzmir’in aslında kendi toplu konut geleneği var. Fon yaratmayla ilgili yeni fikirlerimiz de var. Belediyenin biraz daha sübvanse etmesini sağlayacağız.
■ Buradan seçmeninize ne söylemek istersiniz?
Bu göreve gerçekten çok iyi hazırlandım ve görevi hak ettiğime çok eminim. Bir puanlama yapsanız muhtemelen diğer belediye başkan adaylarıyla en fazla puana sahip olduğuma inanıyorum. Her şeyden önce 5 yıllık bir metropol ilçe belediye başkanlığı, siyasi ve sivil toplum deneyimim var. Dünya görüşüm, vizyonum, bakış açım İzmir ile çok uyumlu. Katılımcı, demokratik bir anlayışla İzmir’in o güzel yapısını koruyarak, kültürünü, sosyal yaşamını, insan dokusunu, dünya görüşünü koruyarak bu şehre hizmet etmek istiyorum.
Burada üzüldüğüm o kırgınlık hisseden insanlarımızın ‘sandığa gitmeyeceğim’ şeklindeki ifadeleri. Onlardan çok rica ediyorum. Lütfen sandığa gelin. Lütfen bize destek olun.
Lütfen bana güvenin ve inanın. Çünkü çok başarılı bir belediye başkanı olacağım, söz veriyorum. Onların ailelerinden birisi gibi olacağım aynı zamanda. Çünkü ben İzmir’in gerçekten her şeyini özümseyerek bu noktaya gelmiş bir insanım. Mesleki yaşamım, kültürel yaşamım, sosyal yaşamım başarılarla dolu. Şehrimizin bütün değerlerini kucaklayarak, bütün o birikimini kucaklayarak hep beraber yönetelim çok isterim. O nedenle bu hikayenin dışında kimse kalsın istemem. Gelirler, bana destek olurlarsa, oy verirlerse inanılmaz minnettar olurum. Sonra da onlara olan borcumu büyük bir gururla öderim.
KREŞLER YAYGINLAŞACAK
■ Çocukları da sorayım çünkü aslında belediyelerden en büyük beklentilerden biri de çalışan annelerin sorununu giderecek kreşler…
İzmir’in sosyal demokrat belediyecilik geleneğinde çok sayıda kreş yapıldı bugüne kadar. Karşıyaka’da 8 kreş var mesela. 6’sı Karşıyaka Belediyesi, 2’si İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin. Bunların sayısını artıracağız. Dağılımını homojenleştireceğiz. Olmayan yerlere ağırlık vereceğiz. Ayrıca kreşlerde çağdaş bir yaklaşımı benimsiyorum. Karşıyaka’da yaptım, bütün İzmir ölçeğine yayacağım. Çocukları teorik bilgiyle yükleme değil de biraz yaşamı öğretme, atölye çalışmalarıyla bilgi sahibi olmalarını sağlamak. Çevre, doğa, iklim bilinciyle yetişmelerinin önünü açmak. Geziler düzenlemek. Özgüvenlerini artırmak. Böyle bir yaklaşımımız var.
“HUZURUN YÜZYILI” İÇİN ÇALIŞIYORUZ
■ Emekliler için özel projeleriniz olduğunu biliyorum. Kaç emekli var İzmir’de?
İzmir’de 578 bini 65 yaş üzeri olmak üzere 1 milyon 200 bin civarı emeklimiz var. Çok fazla sayıda emeklimiz gerçekten bugün düşük emekli maaşları nedeniyle hayatlarını sürdüremez durumda. Bir emekli dayanışma kartı vereceğiz. Özellikle 65 yaşın üzerinde emekli maaşıyla geçinen ve destek ihtiyacı olanlar için… Buralarda kira, fatura, market alışverişi desteği -ki bunlar aylık ortalama kişi başına en az 1000-1500 liralık bir rakamdır- vereceğiz. Ayrıca suyu da 4 metreküplük miktarını tamamen ücretsiz vermeyi, 4 metreküp üzerindeki fatura kısmında da yüzde 50 indirim yapacağız. Göreve gelir gelmez bu paketi devreye sokacağız.
]]>CHP’nin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte 100’üncü yaşını kutladığına dikkati çeken Özel “Cumhuriyeti kurmuş bir partinin lideri olarak köklü bir geleneğin ve önemli bir misyonun temsilcisi olarak karşınızdayım” diyerek özetle şunları söyledi:
“31 MART’A ODAKLANDIM”
– Bu misyonun hedefi çağdaş bir toplum, gelişmiş ve adaletli bir ekonomik düzen oluşturmaktır. Yönetimde aklı ve bilimi hakim kılmak, saygın, barışçıl ve maceracılıktan uzak bir dış politika ile dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girmektir. 47 yıldır Sosyalist Enternasyonalin üyesi olan CHP, Türkiye’de sosyal demokrasinin en önemli savunucusu ve tek siyasi temsilcisidir. 100 yıllık tarihi ile dünyanın en köklü partileri arasında yer almaktadır.

– 4 ay önce genel başkanlık görevine seçildiğim andan itibaren 31 Mart’ta gerçekleşecek olan yerel seçimlere odaklandım. Partimizin belediye başkanları hepinizin de çok yakından bildiği İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla, Aydın ve Hatay’ın da içlerinde bulunduğu Türkiye’de çok önemli şehirleri ve nüfusumuzun neredeyse yüzde 60’ına yakınının bulunduğu şehirleri yerel yönetimde yönetmektedir.
– Belediyelerimiz ekonomik zorlukların halkımıza etkilerini de sosyal demokrat hizmetler ve dayanışma politikaları ile azaltmışlardır. Amacımız yerel yönetimlerdeki başarılarımızı büyütmek ve sosyal demokrat belediyecilik anlayışını ülkemizin genelinde hakim kılmaktır.
YÜKSELEN AŞIRI SAĞ UYARISI
– Savaş, jeopolitik, jeoekonomik rekabet ortamı, Covid pandemisi gibi salgın hastalık tehditleri, gıda güvenliği, kuraklık, iklim krizi, düzensiz göç gibi sorunların yanında yükselen aşırı sağ akımlar her bölgede yeni riskler yaratmaktadır. Birbirine derinden bağlı olan bu sorunlar silsilesi halkımızın ekonomik ve sosyal koşullarını, demokrasilerimizi tehdit etmektedir. İtiraz ettiğimiz bu ekonomik düzenden hak ettiğini alamayan, kendini geride bırakılmış hisseden, gelir adaletsizliğini yaşayan kitleleri radikal söylemlerle kendine çekmeye çalışan aşırı sağ ideolojilerin de dünyanın pek çok bölgesinde güçlendiklerini izlemekteyiz.

– Bu yükselen aşırı sağ akımlar ve otoriter eğilimler tarihin sayfaları arasına gömdüğümüz zararlı ideolojileri tekrar gün yüzüne çıkarıyor ve enternasyonalist bakış açısına büyük zarar veriyor. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, yükselen otoriterliğe karşı partilerimiz arasındaki dayanışmayı artırmalıyız.
“YENİ BİR EKONOMİK DÜZEN KURMA İRADESİ TAŞIYANLAR…”
– Demokrasiye inananlar ve yeni bir ekonomik düzeni kurma iradesini taşıyanlar, güç birliği yapmalıdır. Bugün yaşadığımız, kamu yararı gözeten sosyal politikalarla şahsi çıkarlara dayalı sağ siyasetin çatışmasıdır. Biz sol, sosyalist, sosyal demokratlara düşen kamu yararını siyasetin ve düzenin merkezine almaktır. Aşırı sağın yükselişine ve artan popülizme karşı mücadelede partilerimizin, kurumlarımızın ve Sosyalist Enternasyonal’in atabileceği en önemli adımlardan biri neoliberal ekonomik düzenin sömürdüğü insanlarımızın yanında olmak, yanında durmaktır.

NİSANDA FİLİSTİN ZİYARETİ
– Yaşadığımız son birkaç yıl bize savaş ve çatışmanın hâlâ insanlık için en önemli risklerden biri olduğunu ne yazık ki gösterdi. Bugün tam ikinci yılını doldurduğumuz Ukrayna-Rusya savaşı ile Avrupa kıtasında 1945’ten sonra ilk kez böyle bir savaşa tanıklık ettik. Üstelik hâlâ devam eden bu yıkıcı savaşın yarattığı tırmanma ve yayılma riskleri bütün dünyayı da tehdit etmektedir.
– 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırı sonrasında İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlarda şu an itibarıyla 30 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini, bunun önemli bir kısmının kadınlar ve çocuklar olduğunu hatırlatmak isterim. Bu konuda geçtiğimiz kasım ayında uluslararası bir barış çağrısında bulunmuş, Sosyalist Enternasyonal’de temsil edilen ülkelerin, o ülkelerdeki sol, sosyal demokrat partilerin liderlerine bir mektup yazmıştım.

– Önümüzdeki nisan ayında Filistin’e bir ziyaret gerçekleştirerek dikkatleri Gazze’deki insanlık dramına çekmek istiyorum ve bu konuda önemli bir mesafe aldığımızı memnuniyetle ifade etmek istiyorum.
– Akan kan nerede olursa olsun ister Ukrayna, ister Gazze, ister Yemen, ister Afrika’da, dünyanın neresinde olursa olsun güçlünün ve zulmün karşısında durmaya, mazlum halklarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.
]]>