Söz – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Sat, 27 Jul 2024 21:47:13 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Sırrı Süreyya Önder ile AKP’li Mehmet Ali Çelebi arasında ‘parmak sallama’ kavgası https://www.foxhaber.com.tr/sirri-sureyya-onder-ile-akpli-mehmet-ali-celebi-arasinda-parmak-sallama-kavgasi/ https://www.foxhaber.com.tr/sirri-sureyya-onder-ile-akpli-mehmet-ali-celebi-arasinda-parmak-sallama-kavgasi/#respond Sat, 27 Jul 2024 21:47:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9198 TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı. Önder, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi. 

CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilaç ve eczacılık sektörünün sorunlarını, yıllarca eczacı olarak giydiğini söylediği beyaz önlüğüyle anlattı. 

14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutlayan Gezmiş, Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında hayata geçen politikaların eczacıları da hastaları da çaresizliğe sürüklediğini söyledi. Ateş düşürücü çocuk şurubunun bile yarısını artık devletin ödemediğini anlatan Gezmiş, koruyucu sağlık ödeneğinin yetersiz olduğunu dile getirdi. 

GENEL KURULDA “GÜRÜLTÜ” KAVGASI 

TBMM Başkanvekili Önder, Gezmiş’in konuşması sırasında Genel Kurul salonunda oluşan gürültü üzerine, söz almak isteyenlerin listesini yenilemek üzere toplanan AKP’li milletvekillerini uyardı.

Önder, sisteme giriş yaparak söz isteyen milletvekillerinin bu taleplerini iptal ettiğini açıkladı ve sisteme tekrar giriş yapılmasını istedi. 

AKP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, CHP’li Gezmiş’in konuşmasını tamamlamasının ardından Önder’in yanına giderek “Sizin yaptığınız keyfiyet oldu” dedi ve bu duruma itiraz etti. Bunun üzerine ikili arasında tartışma yaşandı. 

Önder, Çelebi’ye “Elini sallama bana. Kime parmak sallıyorsun?” diyerek görüşmelere ara verdi. 

Görüşmelere verilen arada da DEM Parti ve AKP milletvekilleri arasında kısa süreli “parmak sallama” tartışması yaşandı. 

“38 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET; AFFEDERSİNİZ BORU DEĞİL” 

Aranın ardından Meclis Başkanvekili Önder, İçtüzüğe göre birinci görevinin Genel Kurul’un sükunetini ve konuşma zemininin kaybolmamasını sağlamak olduğunu belirterek, Genel Kurul’un akışını bozmadan ilk 20 konuşmadan sonra iktidar-muhalefet ayırt etmeden söz söyleme hakkını en geniş şekilde kullandırmaya çalıştığını söyledi. 

İki gün önce 67 milletvekilinin söz aldığını ve bunun 67 dakika sürdüğünü anlatan Önder, bunun bir süre uzatma olmadığını vurguladı. Önder, “Bazen bir saat arkadaşlarımıza tek tek söz vermek; Meclis’te 2-3 saat tasarruf etmek anlamına da geliyor.” dedi. Meclis Başkanvekili Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

*Bir arkadaşımız, bir sayın milletvekili parmak salladı. Açılışta hiç bahsetmeden girdim; şu anda 38 kez ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyorum. Hakkımızdaki ferman yarım saat, bir saat içinde açıklanmış olacak.

*38 kez ağırlaştırılmış müebbet; affedersiniz boru değil. Hele bugünkü ortamda; ‘Bir şey olur olmaz, buradan adalet çıkar çıkmaz’ diyecek bir tane vekil varsa ikincisi de ben olayım.

*Buna rağmen kendi sorumluluğumuzu müdrik geliyoruz, burada bu işi suhuletle yürütmeye çalışıyoruz. Bu sayın milletvekilinin bilmesi gereken şu ki ben parmak sallanacak bir insan değilim.

*38 kez, bu parmak değil bir gürz olarak başımda sallanırken gelip burada görev ve sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum; bana sökmez. Ama bütün arkadaşlarımızın hepsinin hukukunu korumak, gözetmek benim tüm kişisel görüşlerimden ve hassasiyetlerimden daha önde gelir. Eğer varsa bir arkadaş ‘Şurada şöyle bir buğuz ile davrandın’ diyecekse boynum kıldan incedir. Onun için herkesi tertipli olmaya davet ediyorum.

SAYGI GÖSTERİLMESİNİ İSTEDİ

Konuşma yapan hatibe saygı gösterilmesini isteyen Önder, “Bunu söylemek istemezdim ama Genel Kurul’u yönetirken beyne pıhtı attı benim. Gittik, her şer bir hayra gebedir; pankreasta tümör çıktı. Gittik, beyne pıhtı atmasıyla beraber aort anevrizması yaşadık. Ağır da bir tedavi görüyorum. Ona rağmen ben bu kadar tahammüllü, bu kadar saygılı ve bu kadar zarafetle yürütmeye çalışırken bu hoyratlık kabul edebileceğim bir şey değil. Acaba zarafetimizi, nezaketimizi, edebimizi başka bir şey olarak mı yorumluyorlar duygusuna kapılıyorum. İncindiğim bir şey.” sözlerini sarf etti. 

Muhalefetten de milletvekillerinin gelerek kendisini “demokrasi dışı” davranmakla suçladığını anlatan Önder, bundan sonra 20 kişiden başka hiçbir milletvekiline söz vermeyeceğini kaydetti. 

Önder, kendisine yönelik “saygısızlıkla” alakalı bir şey yapmayacağını, onu bile “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirdiğini aktardı. 

MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, “Engelliler Haftası”, Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel ise “emekli maaşları” hakkında konuştu. 

“ATALARIMIZIN BİZE BIRAKTIĞI EN DEĞERLİ MİRAS…”

AKP İstanbul Milletvekili Halit Yerebakan da yerinden söz alarak, 16 Mayıs’ın “Barış için Birlikte Yaşama Günü” olduğuna işaret etti. Yerebakan, tarih boyunca Anadolu topraklarının medeniyetlerin kucaklaştığı, kültürlerin örüldüğü bir mozaiğe dönüştüğünü söyledi. 

Yerebakan, “Çanakkale’de omuz omuza savaşan dedelerimizin, Kurtuluş Savaşı’nda bir araya gelip yedi düvele karşı koymuş atalarımızın bize bıraktığı en değerli miras birlik içinde yaşama iradesidir.” diye konuştu. 

Son yıllarda dünya genelinde artan ayrışma eğilimlerinin toplumsal dokuyu tehdit ettiğine dikkati çeken Yerebakan, “Yüzyıllardır süregelen hoşgörü ve kardeşlik geleneğimizin gölgesinde bu ayrıştırıcı zihniyetle mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğundadır. Artık ayrışmanın değil, birleşmenin peşinde koşmalıyız. İşte bu yüzden toplumsal uzlaşı ve barışı teşvik edecek politikaları geliştirmek her birimizin önemli görevidir. Birlikte yaşamanın, birlikte başarmanın ve huzurlu bir gelecek kurmanın liderleri olalım. Unutmayalım ki biz birlikte güçlüyüz.” değerlendirmesinde bulundu.

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sirri-sureyya-onder-ile-akpli-mehmet-ali-celebi-arasinda-parmak-sallama-kavgasi/feed/ 0
28 Şubat davası, 9 Eylül’e ertelendi https://www.foxhaber.com.tr/28-subat-davasi-9-eylule-ertelendi/ https://www.foxhaber.com.tr/28-subat-davasi-9-eylule-ertelendi/#respond Wed, 10 Jul 2024 09:04:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8747 Yargıtay’ın haklarında verilen hükmü bozmasının ardından 28 Şubat davası kapsamında 16 sanığın yeniden yargılandığı davaya Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşma, Mahkeme Başkanı tarafından 5 numaralı CD hakkındaki Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunun okunmasıyla başladı. ATK raporunda 5 numaralı CD’de yer alan dosyaların dönüştürülmeden önceki türünün tespitinin mümkün olmadığı ifade edildi.

Bunun üzerine söz alan sanık avukatlarından Aykan Akkaçmaz “Dönemin savcısı Word belgesini tarayıp bize PDF olarak sunmuştur. Biz de savunmalarımızı buna göre hazırladık. İstanbul Adliyesi’nde belgenin orijinal hali Word şeklinde. Karargah Evleri dosyasının kumpas olduğu ortaya çıktı. Tamer Tatar’ın getirdiği Karargah Evleri dosyasından devşirildiğini düşündüğümüz 5 numaralı CD’den çıkan Genelkurmay belgelerinin üstünde 03 kodları var. Karargah Evleri’nin kumpas olduğu sabit. Burada da aynı kodlar var. CD 5’in uydurma bir delil olduğu kanaatindeyiz. Bu esas olmamalıdır” talebinde bulundu ve ”Tamer Tatar’a gönderildiği iddia edilen askeri belgeler FETÖ’cü savcılara veriliyor hatta biri firari. Ayrıca Tamer Tatar bu belgelere yama yapıyor. Tamer Tatar’ın Bank Asya hesaplarına ve yurt dışı ziyaretlerine rağmen ne hikmetse sadece 2 yıl 2 ay ceza almıştır” diye konuştu.

”FETÖ’CÜ TUTUKLU SAVCI TARAFINDAN İDDİALAR SUNULDU”

Sanık avukatlarından Mehmet Sever de “Bu davada yargılanan kişiler 7 Nisan toplantısı ile ilgili yargılanmaktadırlar. Bu 7 Nisan toplantısına dair soruşturmanın genişletilmesi talebim var. FETÖ’cü tutuklu savcı Kemal Çetin tarafından bu iddialar sunulmuştur. FETÖ’nün kumpas ve yalan delil üretmekte olduğunun ne kadar usta olduğu tüm yargılamalarda ortaya çıkmıştır. FETÖ örgüt üyeliğinden mahkum olan ve yardımdan ceza alan ve bu dosyaya bilgi ve belge sunan kişilerin dosyaları sunulmalıdır. Bu dosyalar bu davadaki süreci etkileyecek derecede önemlidir” talebinde bulundu.

“HİÇ KİMSE 18 MADDEYE İTİRAZ ETMEDİ”

Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Devlet Bakanı-Hükümet Sözcüsü ve ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, şunları söyledi:

– Refah Yol hükümetinde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü’ydüm. Doğru Yol Partisi adına bir hafta ben sözcülük yapardım bir hafta Refah Partisi adına Abdullah Gül. Dolayısıyla hükümetin içindeydim. 12 Eylül sonrasında MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında devleti cebir ve tehditle yıkmak suçlamasıyla tutuklandım, idamla yargılandım ve aklandım. Yeminime sadık kalarak söylüyorum o dönemde herhangi bir şekilde darbe söz konusu değildi ne klasik bir darbe ne de postmodern darbe.

– Eğer MGK’da kararlaştırılan 18 maddeden söz ediliyorsa Süleyman Demirel’in bana söylediğini söylüyorum ‘8 saat boyunca Başbakan hiçbir konuya itiraz etmedi hatta başını sallıyordu. MGK’da kararlaştırılan 18 maddeye aynen katılıyorum. Biz de o görüşteyiz. Devlette irtica vardır hatta 200 yıldır vardı’ dedi. Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü ve Tansu Çiller de içinde olmak üzere hiç kimse bu 18 maddeye itiraz etmedi.

”TOPLUMUN GERİLDİĞİ BİR GERÇEK”

”Refah Partisi iktidara gelince ve Necmettin Erbakan’da başa gelince sanki yeraltında bekleyen örgütler bir anda ortaya çıktı ve ‘gün bizim günümüz’ dedi. Tarikat şeyhleri olduğu iddiasıyla bir takım insanlar Başbakanlık konutuna çağrıldı ve iftar yemeği verildi” diyen Zeybek, şöyle devam etti:

– Bir örnek daha vermek istiyorum. Ben aynı zamanda Basın Yayın’dan Sorumlu Devlet Bakanıydım. Gazetelerde Refah Partisi Genel Sekreteri Oğuzhan Asiltürk diyor ki ikindi namazı da tatil olsun. Dedim ki sayın başbakanım siz artık başbakansınız güzel işler de yapıyorsunuz. Ama artık dini siyasete alet etme işini bırakın ne demek ikindi namazı tatil olsun. ‘Oğuzhan öyle bir şey söylemez’ dedi. Dolayısıyla toplumun gerildiği bir gerçek. Dolayısıyla bu gerginlik MGK’ya da yansıdı ve bu kararlar çıkarıldı. Darbe zorlamayla olur ancak benim kanaatimce asla bir darbe girişimi söz konusu değildir.

– 2 yıl sonra Tansu Çiller Başbakan olacaktı ama Türkiye gerçekten çok gerilmişti ve bu gerginliği gidermenin bir yolu olarak da Tansu hanım Başbakan olursa bu kabaran gerginlik halkımızın daha sakin olabileceği düşünüldü buna Erbakan da razı oldu ama o dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başka yönde bir karar verdi. Dolayısıyla Mesut Yılmaz’a verdi hükümeti ve buna Tansu Çiller ‘darbe’ dedi. Generallerin hükümet üzerindeki baskısı asla söz konusu değildir.

”BİR DARBE DÜŞÜNCESİ OLSAYDI YAPILIRDI “

– Sincan’dan tankların yürüme iddiası da bana gülünç geliyor. Sonradan öğrendik normal bir geçişmiş. O gün tankların Sincan’dan yürümesi ile 4 ay sonra hükümetin düşmesinin arasında bir bağlantı olduğu iddiası oldukça gülünç. Ben sanıkları tanımam. Batı Çalışma Grubu sanki bir cuntaymış gibi anlatıldı. Ancak bir çok bakanlıkta çalışma grupları kuruldu. O dönemin şartlarında bir darbe düşüncesi olsaydı bu yapılırdı ve kimse de bunu önleyemezdi.’

DURUŞMA 9 EYLÜL’DE

Mahkeme sanık avukatlarının ATK raporu hakkında beyan vermesi için bir sonraki duruşmaya kadar süre tanırken savunma delili olarak dosyaya celbi istenen Deniz Ay, Gökhan Eski ve Tamer Tatar’ın dosyaya katkısı olmayacağı gerekçesiyle bu taleplerin reddine karar verdi ve bir sonraki duruşmayı 9 Eylül saat 10.30’a erteledi.

Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Namık Kemal Zeybek, ”28 Şubat’ın darbe olduğuna yönelik tüm savlar tutarsız ve temelsizdir. Böyle bir şey olmamıştır. Şimdi yargılanan generaller, subaylar o süreçte vatana büyük hizmet etmişlerdir ve gerginleşen ortamı soğukkanlı şekilde sakinleştirerek görevlerini yapmışlardır” diye konuştu.

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/28-subat-davasi-9-eylule-ertelendi/feed/ 0
Google çalışanları gözaltına alındı https://www.foxhaber.com.tr/google-calisanlari-gozaltina-alindi/ https://www.foxhaber.com.tr/google-calisanlari-gozaltina-alindi/#respond Mon, 03 Jun 2024 21:34:09 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7922 The Washington Post’un haberine göre Google çalışanları, New York ve California’nın Sunnyvale kentlerindeki ofise giderek firmanın İsrail’e gelişmiş yapay zeka teknolojisi verilmesini kapsayan “Nimbus Projesi” anlaşmasını protesto etti.

Ofiste saatlerce oturma eylemi yapan çalışanlar, “Google saklanamazsın”, “Seni soykırımla suçluyoruz”, “Soykırıma fon sağlıyorsun” sloganları atarak Google 1,2 milyar dolar değerindeki anlaşmadan çekilmedikçe eylemlerine devam edeceklerini belirtti.

İhbar üzerine ofislere gelen polisin, ofisten çıkmazlarsa gözaltına alınacaklarını söylemesinin üzerine eylemlerine devam eden 9 çalışan, gözaltına alındı.

Google sözcülerinden Bailey Tomson, eylemin politikalarının ihlali olduğunu savunarak gözaltına alınan çalışanların Google sistemlerine erişimlerinin kesildiğini ve bu kişilere idari izin verildiğini aktardı. 

AMAZON ÇALIŞANLARI DA PROTESTOYA KATILDI

Ofisteki oturma eyleminin yanı sıra New York ile California eyaletinin Sunnyvale ve Seattle kentlerindeki ofislerin önünde anlaşma protesto edildi. Oturma eylemi ve çalışanların gözaltına alındığı anlara ait görüntüler, sosyal medyada yayıldı.

New York ofisi önünde düzenlenen gösteride, Yahudi olduğunu ifade eden konuşmacı, Nimbus Projesi’nin sona ermesi çağrısında bulunmak için oturma eylemi yaptıklarını belirterek Holokost mağdurları soyundan biri olarak eyleme katıldığını söyledi. Bu protestolara Amazon çalışanlarının da katıldığı ifade ediliyor. 

NIMBUS PROJESİ

Nimbus Projesi veri depolaması, toplaması, analizi, veri üzerinden motif ve özellik tanımlaması ve bu toplanan bilgilerle olası veri ve motif tahmini yapılmasını sağlayan bir bulut (Cloud) ve makine öğrenimi sisteminden oluşuyor.

Nimbus Projesi adı verilen 1,2 milyar dolarlık projenin sözleşmesi, Nisan 2021’de İsrail ile Google ve Amazon şirketleri arasında imzalandı.

İsrail Maliye Bakanlığı, 21 Nisan 2021’de bu anlaşmaya ilişkin açıklamasında, İsrail’in yaklaşık 1,2 milyar dolar bir yatırımla kendi yerel bulut depolama sunucu merkezlerini kurmasını sağlayacak devasa bir devlet ihalesi olan Nimbus Projesi’ni, Google ve Amazon’un kazandığını duyurdu.

Söz konusu sistem, İsrail ve ordusunun sağladığı tüm veri tabanları, kaynakları hatta sokak ve dron kameraları gibi canlı gözlem kaynaklarındaki tüm verileri kendinde toplayabilme özelliğine sahip. 

ÇALIŞANLARIN HABERİ YOK

YouTube’da çalışan yazılım mühendisi Zelda Montes, söz konusu projeye ilişkin Google’ın çalışanlarına danışmadığını belirterek “Pek çok çalışan bu sözleşmenin içinde olduğunu bile bilmiyor. Google’da yaklaşık 180 bin çalışan var ancak bu kişilerin çok küçük bir kısmı İsrail hükümeti ile böyle bir sözleşme olduğunu biliyor” ifadelerini kullanmıştı.

Projenin gizliliği nedeniyle bilgilerinin kısıtlı olduğuna işaret eden Montes, “Emeğimizin bilmediğimiz şekillerde kullanılmaması gerektiğini düşünüyoruz” demişti.

Montes, İsrail’le yapılan anlaşmaya dahil olmalarından duyduğu rahatsızlığa dair şöyle konuşmuştu: 
“Doğası gereği siyasi olan bir sözleşmeyi tarafsızmış gibi göstermeye çalışmanın çok sorumsuzca olduğunu düşünüyorum çünkü bir hükümetle sözleşme yapıyorsunuz ve bu da siyasi bir şey. Şu anda dünyadaki en yüksek mahkeme tarafından soruşturulan İsrail hükümeti ile neden bir sözleşme yapıyoruz?”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/google-calisanlari-gozaltina-alindi/feed/ 0
Meclis’teki büyük tartışma Özel’in yıldızını parlattı https://www.foxhaber.com.tr/meclisteki-buyuk-tartisma-ozelin-yildizini-parlatti/ https://www.foxhaber.com.tr/meclisteki-buyuk-tartisma-ozelin-yildizini-parlatti/#respond Wed, 15 May 2024 21:27:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7320 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, siyasi kariyerinde en çok konuşulan çıkışlarını Meclis’te yaptı. Tarihler 17 Aralık 2018’i gösterirken TBMM Genel Kurulu’nda Milli Savunma Bakanlığı bütçesi görüşülüyordu. CHP adına kürsüye Grup Başkanvekili Özel çıktı ve konuşmasının hemen başında şu sözlere yer verdi:

BEDDUA ALDIN

“2003 yılında Mehmetçik’in kafasına Süleymaniye’de çuval geçiren ABD’li General Odierno’dan bugünkü Milli Savunma Bakanımız üstün liyakat madalyası aldı. 15 Temmuz günü darbeye karışmayacakları evine yollayıp, karışacaklara kışlaları teslim etti. Silah arkadaşların sana haklarını helal etmeyerek öldü. Onların bedduasını alan adamsın. Makamlara saygılıyız ama olmaz olsaydı öyle Genelkurmay Başkanlığı…”

Akar bu sözlere çok sinirlendi, ABD’den aldığı madalyayı “Almayan yok, anlamı da yok. Gittik oraya, paldır küldür verdiler. Ne talebimiz var ne şeyimiz var” diyerek açıklamaya çalıştı.

ATATÜRK ÜZERİNDEN ELEŞTİRİ

Öze l bir kez daha söze girdi ve  “Atatürk’e ‘Firavun’ diyenleri ziyaret ettin” dedi. Akar’ın cevabı ise “Atatürk’e, millete, bayrağa neler neler diyenler var. Onları niye görmüyorsun!” oldu. Özel de tartışmayı, “Bir atanmış olarak, seçilmişleri azarlama hakkın yok, haddinizi bilin” diyerek ve Akar’ın kumpas davalarından cezaevinde yatan silah arkadaşlarını bir kez bile ziyaret etmediğini söyleyerek tamamladı.

221 KOMUTANIN TALEBİ

Akar bu tartışmaların ardından Özel’e hem “Hakaret” hem de 500 bin liralık tazminat davası açtı, “Hakaret” davasını kaybetti. Tazminat davasından ise 10 bin lira kazandı. Ancak istinaf mahkemesi yerel mahkemenin bu kararını iptal etti. Bu davalar devam ederken beklenmedik bir olay da yaşandı. Tam 221 emekli general, amiral ve albay, Özgür Özel ile görüşerek duruşmalarda Akar aleyhinde ifade vermek istediklerini açıkladı. Emekli askerlerin bu talebi mahkemeye iletildi ancak hakim reddetti.

KILIÇDAROĞLU İLE YÜRÜDÜ

Meclis’teki bu tartışma dışında Özgür Özel, kimi zaman kumpas davalarında askerlerin, kimi zaman FETÖ operasyonlarına karşı mağdurların, kimi zaman da haksızlığa uğrayan gazetecilerin sesi oldu. Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte 450 kilometrelik Ankara-İstanbul arasındaki Adalet yürüyüşünde de Yırca’daki zeytinlikler için başlatılan yürüyüşte de ön saflardaydı.

Özgür Özel her dönem gençlerle sıcak bir yakınlık içinde oldu. 

GezI savunması TV’lere ceza aldırdı

Gezi olaylarında şiddete uğrayan herkesin yanında yer alan isimlerin başında Özgür Özel vardı. Tutuklu öğrencilerin sesini Meclis’e taşıdı. Öyle ki RTÜK, Gezi olayları sonrası yaşanan tutuklamaları eleştiren Özel’in açıklamalarını haberleştiren televizyon kanallarına ceza bile verdi. Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarmaktan hiç vazgeçmedi. Bugün de “Nasıl, biz Balyoz’a kumpas derken ‘Ateş olmayan yerden duman çıkmaz’ diye bağıranlar sonra mahcup oldularsa Gezi’ye ‘kalkışma ve darbe’ diyenler de tarih önünde mahcup olmaya mahkumdurlar” açıklamasını yapıyor. Hukuk skandallarını kamuoyunun vicdanı ile paylaşmak üzere çok sayıda rapor ve kitap yayınladı. Duruşmalarda görevli mahkeme heyetleri ve bazen de edilen cezaevi yönetimleri tarafından engellenmeye çalışıldı, duruşma salonlarına girmesi engellenmeye çalışıldı. Silivri Cezaevi’nin önünde sayısız basın açıklaması yaptı. Mağdurların mektuplarını Meclis’e taşıdı. FETÖ terör örgütünün önünün nasıl açıldığını anlatıp tarihe not düştü. “Kalemi Kırılan Gazeteciler” raporu ile medyanın içinde bulunduğu durumu, iktidarın kurduğu baskıyı kamuoyuna anlattı.

Soma’ya gözyaşları arasında sahip çıktı


Soma davasına sahip çıkmak güvenirliliğini arttırdı.

13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen, 301 madencinin yaşamını yitirdiği ve Başbakanlık müşavirinin madenci tekmelediği Soma maden faciasıyla ilgili dava da Özel’in siyasi kariyerinin önemli kilometre taşları arasında yer aldı. Geride kalan ailelerin haklarını alabilmesi için hukuk mücadelesi verdi, bilirkişi gibi çalıştı. Milletvekilliği düşürülen Can Atalay’ın baktığı davanın karar duruşması sonrası Özel, “Peşini bırakmayız. Bu kararda imzası olanların, Yargıtay’daki, Saray’daki çetenin ve bu çetenin işbirlikçilerinin peşinde olacağız. Bugün kazandım sananlar mahkum olacak, bugün kaybettiğini düşünenler de buraya çıkıp ‘Oh be adalet kazandı, biz kazandık’ diyecekler. Söz veriyoruz” diyerek gözyaşlarına boğuldu.

MANİSA’DA SEÇİM ZAFERİ

Özel bu sahip çıkış ile yerel seçimde memleketi Manisa’da büyük başarı kazandı. Çok partili siteme geçildikten sonra CHP Manisa’da ilk kez 1. parti oldu ve 78 yıl sonra kentte yönetimi eline aldı. CHP’li Ferdi Zeyrek yüzde 57.2 ile en yakın rakibi MHP’li Cengiz Ergün’e iki kat fark attı. 35 yıl sonra da Soma’yı da yüzde 57.9 oyla CHP adayı Sercan Okur kazandı. CHP Manisa’da 2019’da 4 olan ilçe belediye sayısını 14’e çıkardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sürecinde Manisa’da iki kez miting yapmış ve “Rekor oy istiyorum” demişti. Rekor oy CHP’ye geldi.

Algıyla yaratılan SÖZCÜ davasının takipçisi oldu

ÖZGÜR Özel, SÖZCÜ gazetesine açılan ve zoraki mahkumiyet ile sonuçlanan FETÖ algı davasını da yakından izledi. Özgür Özel bu davaya “Basın özgürlüğü acısından kara bir gün, kara bir karardır. SÖZCÜ’ye FETÖ damgası vurulduktan sonra gerçek FETÖ’cüler kendilerini çok daha güvende hisseder. Türkiye’de 100 kişiye ‘Hangi gazete FETÖ ile yan yana gelmez’ diye sorsanız, ezici çoğunluk SÖZCÜ der. Bu karar halkın haber alma özgürlüğü üzerinde baskı kurmak, muhalif kalemleri susturmaya yönelik tazyiktir. Bu karardan Pensilvanya’daki karargah ve gerçek FETÖ kurmayları memnundur. Masum bir karar değildir. İleride ortaya çıkacaktır ki, bu kararın alınmasına katkısı olanlar FETÖ ile mücadeleyi sulandırmaya çalışanlardır” diyerek tepkisini ortaya koydu.

Türkiye’yi sarsan Manisa davasıTürkiye’yi sarsan Manisa davası


Manisalı gençler suçsuz bulundu.

MANİSALI Özgür Özel’i henüz 21 yaşındayken derinden etkileyen bir olay da şehrinde yaşandı. 26 Aralık 1995’te lise öğrencisi 16 genç, duvarlara yazı yazdıkları ve örgüt üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alındı. O günlerde CHP İzmir Milletvekili olan Sabri Ergül, ailelerden gelen telefon üzerine Manisa Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. TEM Şube Müdürlüğü’ne girdiğinde yerde ıslak battaniyeler içinde gözleri bağlı ve çıplak olarak yatan liseli gençleri gördü.

Davada yargılanan polisler suçlu bulunup 10’ar yıl hapse mahkum oldu.

Bu olayı kamuoyu gündemine getirdi, Manisa Emniyet Müdürlüğü’nün kapısına “Bu iş yerinde işkence vardır” yazılı pankart astı. İçişleri Bakanlığı işkence iddialarını reddetti ama 8 polis yargılanıp, 10 yıla kadar hapse mahkum oldu. Manisalı gençlerin tümü ise örgüt üyeliği iddiasından beraat etti.

Özel, kızı İpek ile maçta.

EMEKLİLERİ HİÇ UNUTMADI

ÖZEL, CHP Grup Başkanvekilliği döneminde her zaman ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulları ve vatandaşın geçim mücadelesini gündeme taşıdı, emeklileri de hiç unutmadı. Her açıklamasında iktidarın TÜİK eliyle ülke ekonomisine ilişkin açıkladığı rakamlar ile aldatmaca ve göz boyama yaptığını savundu. İşsizliğin giderek arttığını, emekliler ile çalışan kesimlerin açlık ve yoksulluk sınırında yaşadıklarını söyledi. CHP’nin zaferi ile sonuçlanan yerel seçimler öncesi yaptığı gezilerde de emeklilerin durumunu gündeme getirip, “Artık iktidara sarı kart gösterin” dedi. 31 Mart gecesi ise “Biz sarı kart dedik, az söylemişiz, sandıktan kırmızı kart çıktı” yorumunu yaptı.

YARIN: 31 MART’TA SEÇİM NASIL KAZANILDI, SONUÇLAR İÇİN NE DEDİ?

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/meclisteki-buyuk-tartisma-ozelin-yildizini-parlatti/feed/ 0
Kobani davasında karar duruşması 17 Nisan’da https://www.foxhaber.com.tr/kobani-davasinda-karar-durusmasi-17-nisanda/ https://www.foxhaber.com.tr/kobani-davasinda-karar-durusmasi-17-nisanda/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:36:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6267 Kobani olayları sonrası 6-8 Ekim 2014’te düzenlenen eylemlere ilişkin, aralarında PKK’nın sözde üst düzey yöneticilerinin yanı sıra eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 108 sanığın yargılandığı davada sanıkların son sözleri tamamlandı.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya tutuklu sanıklardan bazıları, bulundukları cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken diğer sanıklar ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Sanıkların son sözlerinin dinlenilmesinin ardından ara karar açıklayan mahkeme, dava dosyasının hükmün hazırlanıp açıklanması için incelenmeye alınmasına hükmetti.

Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, hükmü açıklamak üzere davayı 17 Nisan 2024 Çarşamba günü saat 10.00’a erteledi.

İDDİANAMEDEN

İddianameye göre, “Suriye’deki iç savaş nedeniyle terör örgütü IŞİD’in Kobani’ye (Ayn el-Arap) saldırması üzerine Ekim 2014’te HDP yönetimi ile terör örgütü PKK elebaşları, sokağa çıkma çağrısında bulundu.”

Bunun üzerine aralarında İstanbul, Ankara, Bursa ve Diyarbakır’ın da olduğu 35 il ve 96 ilçede yasa dışı gösteriler başlatıldı, kolluk güçlerinin yanı sıra siviller de hedef alındı.

Olaylarda 37 kişi hayatını kaybetti, 761 kişi yaralandı, 197 okul yakıldı, 269 kamu binası tahrip edildi, 1731 ev ve iş yeri yağmalandı, 1230 araç kullanılamaz hale getirildi.

Olayların azmettiricisi olmakla suçlanan eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile PKK’nın sözde üst düzey yöneticilerinin de aralarında olduğu 108 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis ve süreli hapis cezaları istendi.

Mahkemede, 14 Nisan 2023’de savcılığın esasa ilişkin mütalaası açıklandı.

Buna göre, sanıklar Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Ahmet Türk, Bircan Yorulmaz, Ali Ürküt, Alp Altınörs, Altan Tan, Ayhan Bilgen, Ayla Akat Ata, Aysel Tuğluk, Ayşe Yağcı, Bülent Barmaksız, Cihan Erdal, Nazmi Gür, Dilek Yağlı, Emine Ayna, Sırrı Süreyya Önder, Gülser Yıldırım, Gültan Kışanak, Günay Kubilay, İsmail Şengül, Zeki Çelik, Pervin Oduncu, Sebahat Tuncel, Zeynep Karaman, İbrahim Binici, Can Memiş, Gülfer Akkaya, Berfin Özgü Köse, Emine Beyza Üstün, Meryem Adıbelli, Sibel Akdeniz, Mesut Bağcık, Nezir Çakan ve Aynur Aşan’ın “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi.

Ayrıca sanıklar Demirtaş, Şenoğlu, Türk, Yorulmaz, Ürküt, Altınörs, Tan, Bilgen, Ata, Tuğluk, Yağcı, Barmaksız, Erdal Gür, Yağlı, Ayna, Önder, Yıldırım, Kışanak, Kubilay, Şengül, Çelik, Oduncu, Tuncel ve Karaman’ın, aralarında Yasin Börü’nün de bulunduğu 6 kişinin öldürülmesine ilişkin “nitelikli insan öldürme” suçundan 6’şar kez daha ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılması talep edildi.

Aynı suçtan sanık Nezir Çakan ve Sibel Akdeniz’in 4’er kez, Meryem Adıbelli’nin ise 1 kez daha ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmesi istendi.

Bununla birlikte söz konusu sanıklar hakkında, mala zarar verme, hürriyeti tahdit, öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama ve hırsızlık suçlarından ise farklı oranlardan süreli hapis cezası talep edildi.

Aralarında terör örgütü elebaşlarının da bulunduğu 72 sanığın ise dosyasının ayrılması talebinde bulunuldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kobani-davasinda-karar-durusmasi-17-nisanda/feed/ 0
‘Para sayma’ görüntüleriyle ilgili ifadeler ortaya çıktı https://www.foxhaber.com.tr/para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-ifadeler-ortaya-cikti/ https://www.foxhaber.com.tr/para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-ifadeler-ortaya-cikti/#respond Tue, 16 Apr 2024 09:00:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6167 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, CHP İl Başkanlığında çekildiği iddia edilen ve sosyal medyada paylaşılan para sayma görüntülerine ilişkin başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında bugün adliyeye gelen İmamoğlu İnşaat Şirketi Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Ali Rıza Braka’nın savcılık ifadelerine ulaşıldı.

“İKİ YIL SONRA VATANDAŞLIK ALDIM”

Braka ifadesinde, Arnavut vatandaşı olduğunu, 2016’da Türkiye’ye geldiğini, 2019’da Türk vatandaşlığı için başvuru yaptıktan iki yıl sonra vatandaşlık aldığını dile getirdi.

Farklı alanlarda yatırımlar yapan iş insanı olduğunu, Tokat ve İzmir’de yatırımları bulunduğunu anlatan Braka, “Soruşturmaya konu Ayazağa’daki 14 adet taşınmazı ben 15 Ağustos 2018’de Emlak Konut GYO’dan satın aldım. Daireleri toplamda 22 milyon 553 bin liraya aldım. O tarihte Türk vatandaşı olmadığım için Sas Besicilik’in resmi sahibi ve ortağım olan U.K. adına daireleri satın aldım. Daireleri aldıktan sonra bir yatırımcı olarak kar elde etmek amacıyla satmaya karar verdim.” dedi.

“PARTİ İÇİN BİNAYI SATIN ALMAK İSTEDİLER”

Braka, satış işlemi için bir emlak şirketiyle anlaştığını, burada çalışan H.C’nin 2019’da kendisini emlak ofisine çağırdığını ifade ederek, ofiste, CHP teşkilatından geldiğini söyleyen bir kişinin parti için kullanılmak üzere binayı satın almak istediğini kaydettiğini anlattı.

Binayı 43 milyon lira üzerinden ilana koyduğunu, CHP’den geldiğini söyleyen bu kişiyle çok düşük teklif verdiği için görüşmek istemediğini anlatan Braka, bu kişinin daha sonra avukatı Gökhan Taşkapan ile iletişime geçtiğini söyledi.

Braka, bir süre sonra görüşme ayarlandığını ve Sarıyer Belediye Başkanlığı binası olarak bildiği konuma gittiğinde, belediye başkanının odasında toplandıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

“O sırada odada ben, avukatım Gökhan Taşkapan, CHP teşkilatından tanımadığım biri ve muhtemelen belediye başkanı olan kişi bulunuyordu. Yine aramızda pazarlık yürütüldü ancak bir sonuca ulaşamadık ve oradan ayrıldım. Avukatım ve taşınmazı satın almak isteyen CHP’li kişiler sürekli irtibat halindeydi. Bir gün avukatım beni arayarak, karşı tarafın 41 milyon lira bedelle bütün taşınmazları almayı kabul ettiğini söyledi. Tüm görüşmeleri ve ayarlamaları avukatım yaptı.”

”6 KASIM 2019’DA NOTERDE SATIŞ SÖZLEŞMESİ İMZALADIK”

İlk görüşmeden sonra iki tarafın da emlak şirketini aradan çıkardığını ve görüşmelerin avukatı aracılığıyla sürdüğünü, avukatının 41 milyon bedelle taşınmazları CHP’ye satacaklarını söylediğini kaydeden şüpheli, “CHP adına süreci o tarihte İl Başkanı olan Canan Kaftancıoğlu yürütüyordu. Kendisiyle 6 Kasım 2019’da Beyoğlu 3. Noterliğinde satış sözleşmesi imzaladık. Buna göre tüm paralar hesabıma yattıktan sonra ben taşınmazları kendilerine devredecektim.” dedi.

Braka, ifadesinin devamında, “Bu sözleşmede de görüleceği üzere resmi olarak 24 milyon 360 bin lira bedel gösterdik. Yine bu sözleşmede CHP tarafından bana o gün 6 milyon lira, 18 Kasım 2019’da 8 milyon lira ve geri kalan bedelin de 9 Aralık 2019 tarihinde ödeneceğini kararlaştırdık. Ben her ne kadar gerçekte taşınmazları 41 milyon lira bedelle satmış olsam da satış vaadi sözleşmesinde ve resmi olarak 24 milyon 360 bin lira göstermiş olmanın herhangi bir sakıncası olduğunu düşünmedim. Sözleşmenin karşı tarafı olan Canan Kaftancıoğlu’nu sadece o gün noterde gördüm.” diye konuştu.

Satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı gün CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından şirketinin hesabına 6 milyon lira ve 18 Kasım 2019’da da 8 milyon lira gönderildiğini ifade eden Braka, 9 Aralık 2019’da arayan avukatının, paranın bir kısmının elden teslim edileceğini söyleyerek kendisini ofisine çağırdığını anlattı.

Braka, avukatının ofisine gittiğinde tanımadığı 4-5 kişinin bulunduğunu, paranın bir kısmının orada olduğunu, bir kısmının da çantalarla getirildiğini aktararak, paraların dolar veya avro değil Türk lirası olduğunu ifade etti.

“15 MİLYON 510 BİN LİRAYI O GÜN OFİSTEN ALARAK AYRILDIM”

15 milyon 510 bin lirayı o gün ofisten alarak ayrıldığını, 11 Aralık 2019’da taşınmazın tapusunu devrettiği gün 360 bin lira ve 10 milyon lira olmak üzere iki kez ödeme aldığını anlatan Braka, “Her ne kadar taşınmazları 41 milyon liraya satmış olsam da elime geçen para resmi olarak 24 milyon 369 bin lira ve elden aldığım 15 milyon 510 bin lira, toplamda 39 milyon 870 bin liradır. Geriye kalan meblağı ise komisyon ve diğer giderler olduğunu söyleyerek vermediler.” dedi.

Braka, yasa dışı işi olmadığını, iş insanı olarak yatırım amacıyla daire satın aldığını ve 1 yıl sonra bunları karlı şekilde sattığını, herhangi bir siyasi partiyle işi olmayacağını dile getirerek, hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep etti.

Kamera görüntülerinde masa başında bulunan 3 kişinin avro cinsinden para saydığının görüldüğünün hatırlatılması üzerine Braka, “Elinde avro bulunan kişiyi tanımıyorum. Ben gittiğimde ofiste yoktu. Bu görüntüler muhtemelen ofiste bulunmadığım bir zaman diliminde çekilmiştir. Zaten avro görüntülerinin olduğu fotoğraflarda benim ve adamlarımın bulunmadığı görülmektedir. O görüntülerde sadece avukat Gökhan Taşkapan ve tanımadığım 4 kişi bulunmaktadır. Muhtemelen kendilerine sorulduğunda o paraların ne olduğunu söyleyeceklerdir. Çünkü ben paranın tamamını lira olarak aldığıma çok eminim.” ifadelerini kullandı.

Diğer şüpheli Tuncay Yılmaz ise ifadesinde, 2016’dan bu yana Hasan İmamoğlu ve Ekrem İmamoğlu’nun ortağı oldukları İmamoğlu İnşaat’ın Genel Müdürü olarak çalıştığını söyledi.

Fatih Keleş’i 12-13 yıldır tanıdığını, aile dostu olduğunu ve ikisinin de inşaat sektöründe çalıştıklarını belirten Yılmaz, dosyada tanıdığı başka kimse olmadığını öne sürdü.

“CHP İL BİNASININ SATIN ALINMASI İÇİN HARCAYACAKLARINI SÖYLEDİ”

Yılmaz, söz konusu görüntülerin çekildiği 2019’da Keleş’in kendisini arayarak yüz yüze görüşmek istediğini söylediğini, Keleş’le Beylikdüzü’nde buluştuklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendisi bana arabada bir miktar emanet para olduğunu, bu parayı tek başına götürmekten korktuğu için bir kısmını benim taşımamı rica etti. Yanlış hatırlamıyorsam para çantalarından bir tanesini bana verdi. Yine parayı götüreceğim yerin konumunu gönderdi. Ben bu paranın nereden geldiğini sormadım. Çantayı da açıp içinde ne kadar para olduğuna bakmadım. Bana paranın emanet olduğunu ve CHP il binasının satın alınması için harcayacaklarını söyledi. Ben de tek başıma arabamda bir çanta para olduğu halde Fatih ağabeyimin attığı konuma gittim.”

Gittiği konumda Keleş ile başka kişilerin de olduğunu dile getiren Yılmaz, bu kişileri tanımadığını iddia etti.

Yılmaz, Keleş’in kendisine ihtiyacı olabileceği düşüncesiyle ofiste yarım saat daha kaldıktan sonra ayrıldığını, bu olaydan önce ve sonra söz konusu adrese gitmediğini anlatarak, CHP il binasının satın alınmasıyla ilgili bilgi sahibi olmadığını savundu.

SORUŞTURMA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı sosyal medya hesaplarında, “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığında para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı” notuyla paylaşılan görüntülere ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatmıştı.

Soruşturma kapsamında İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ve eski CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Can Poyraz’ın şüpheli olarak savcılıkça ifadesi alınmıştı.

Keleş, “Parayı avukatlık ofisinde CHP İstanbul il binasını satan Ali Rıza Braka teslim aldı.” şeklinde ifade vermişti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/para-sayma-goruntuleriyle-ilgili-ifadeler-ortaya-cikti/feed/ 0
Emekliler Ankara’da hükümete tepki gösterdi https://www.foxhaber.com.tr/emekliler-ankarada-hukumete-tepki-gosterdi/ https://www.foxhaber.com.tr/emekliler-ankarada-hukumete-tepki-gosterdi/#respond Sat, 06 Apr 2024 21:03:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5722 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) Emekliler Sendikası ve Avrupa Emekli ve Yaşlılar Federasyonu, emeklilerin yaşam hakları için Ankara Ulus’ta basın açıklaması yaptı.

Açıklamayı okuyan DİSK Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, “Sarayın istatistik uydurma kurumunun dahi bağımsız araştırma şirketlerinin üzerinde enflasyon oranları açıkladığı bir dönemden geçiyoruz” ifadelerini kullanarak, dar gelirlilerin gıda enflasyonunun resmi enflasyon rakamlarının çok üzerinde olduğunu söyledi.

“EMEKLİLERİN PAYINA SEFALET DÜŞÜYOR”

Emeklilerin hakkını alamadığı koşullarda sosyal devlet anlayışından bahsedilemeyeceğini belirten Yavuz, şöyle konuştu:

*Biz emeklilerin gıda enflasyonu, yüzde 87,3 olmuşken en düşüğü on bin lira olan emekli maaşı, ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil.

*Ömrümüzü kendimizin ve ailemizin geçimi için harcadığımız doğrudur. Hazine katkılarıyla on bin liraya tamamlanan emekli aylıklarımızın yetersiz olduğu doğrudur. Ancak bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekenler, bir kez daha sorumluluktan kaçmakta; emeklileri sırtında küfe olarak görenler, tüm sorunların çözümünü işçinin ve emekçinin daha fazla çalışmasında aramaktadır.

*Şirketler karlarını katlarken işçilerin payına yoksulluk, saraylar ışıl ışıl parlarken emeklilerin payına sefalet düşüyorsa; ne sosyal devletten ne eşitlikten ne de adaletten ne de yaşamdan söz edilebilir. Tüm bunların sözünün edilmediği yerde barıştan söz etmek mümkün değildir.

”3 KURUŞLUK SÖZDE ARTIŞA EL KALDIRANLAR DİNLENMEYE ÇEKİLDİ”

*Emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam için sokağa çıktığı her gün ise mücadele tarihine kazınacak” diyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

*Meclis, emeklilerin bayram ikramiyesini 3 bin lira olarak belirledikten sonra tatile girdi. 16 milyonu aşkın emekli ve hak sahibinin sesine kulaklarını tıkayarak, 3 kuruşluk sözde artışa gönül rahatlığıyla el kaldıranlar, gönül rahatlığıyla dinlenmeye çekildi.

*Ant olsun ki emeklilere bir kez daha kuru ekmekten ibaret bayram sofrasını layık gören zihniyet, layık olduğu yerde; tarihin çöplüğünde kalacak. Emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam için sokağa çıktığı her gün ise mücadele tarihine kazınacak.

*Emekliler, talep ettikleri, hak ettikleri bayram ikramiyelerine er ya da geç kavuşacak. Açlık sınırındaki hiçbir ücret, hiçbir maaş ya da aylık, emeklilerin yaşamını idame ettirebilmesinde bir kıstas değildir.

*İnsanın, sadece beslenme ihtiyacını karşılayarak insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşamayacağı açıktır. Bizler, emeklilere ısınmayı, ulaşımı, sağlığı, kültürel ve sosyal ihtiyaçları lüks gören bir zihniyete karşı bir aradayız.

*Buzdolabımızın boş; her seçim dönemi öncesinde, seçim yatırımı olarak önümüze atılan üç kuruşluk müjdelere ise karnımızın tok olduğu bilinsin diye buradayız.’

”DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!”

Emeklilerin yalnızca kendi hakları için değil, gençler, çocuklar ve torunları için sokaklarda olduğunun altını çizen Yavuz, “Bizler, Türkiye’nin kalkınması için yıllarını harcamış emeklileriz. Kimimiz işçiydik, madenlerde, petrol ve kimya endüstrilerinde, limanlarda, fabrikalardaydık. Kimimiz memurduk, öğretmendik. Kimimiz tarladaydık. Emeğimizle geçindik. Bizler o zamanlar da yeri geldiğinde greve, yeri geldiğinde haklarımız için sokaklara çıktık. Bugün de, sokaktayız. Onlar bölerek, ayrıştırarak ve nihayet sefalette eşitleyerek yönetmek istiyorlar. Ancak biz emekliler, birleşe birleşe kazanacağımızı biliyor; bizleri ayrıştırmak isteyenlerin karşısında dayanışmayla, inatla, umutla eşit ve adil bir geleceği kuracağımıza inanıyoruz” diye konuştu.

”BU ÜLKEDE EV KİRASININ NE KADAR OLDUĞUNU BİZDEN İYİ BİLİRLER”

2005 yılında BAĞ-KUR’dan emekli olan Ermiş Bayram ise emekli olduğu ilk yıllarda geçinmeye çalıştığını, ancak şu an ki emekli maaşıyla bunun mümkün olmadığını şu sözlerle anlattı:

*O gün bize bağlanan emekli ücretiyle normal şartlar altında geçinmeye çalışıyorduk. Aynı zamanda da ufak tefek ek işler yapıyorduk ama son yıllarda aldığımız emekli maaşının miktarı yükselmesine rağmen para değerinin kaybından ve enflasyon oranlarının yükselmesinden şu an yeterli gelmiyor.

*Sesimizi bir yerlere duyurmaya çalışıyoruz. Ülkeyi yönetenler şunu söylüyor; ‘Emekliye gelince yok. Çiftçiye gelince yok… Üretim olmazsa bu ülkede gelecekte gıda sorunu da olur, geçim sorunu da olur. Bizim sesimizi duymalarını istiyoruz.

*Zorlanıyoruz. Bundan önceki Ramazan aylarına rağmen gıda fiyatları korkunç derecede yükseldi. Şimdi Ramazanda iftar ve sahur sofraları yüksek rakamlara… Birini yerine koysan diğerini yerine koyamıyorsun.

*Nüfusu fazla olan ailelere söylenecek, yardımcıları olsun diyorum. Başka söylenecek bir şey yok. İktidar emeklilerin durumunu görsün. ‘On bin lira’ diyorlar ama bu ülkede ev kirasının kaç lira olduğunu onlar bizlerden daha iyi bilirler. Verdikleri on bin lira ve o civardaki rakamlar yeterli gelmiyor.’

“HAYATINDA HİÇ ÇALIŞMAMIŞ ADAMLARIN FİLOLARI VAR”

26 yıllık emekli Ayşe Güdek ise iktidar tarafından emeklilere uygulanan politikaları ”Onlar bizim ölmemizi istiyor” diyerek eleştirdi. Güdek, “Emeklileri aç bırak ölsün. Yük olarak görüyorlar ya bizi… Çalıştık, vergi verdik. Emek verdik, hayatımızı verdik. On bin lira, on iki bir lira nedir ki? Kendi hakkımızı istiyoruz. Başka kimseden bir şey istemiyoruz. Hiç hayatından çalışmamış adamların filoları var. Nasıl oluyor bu?” dedi.

“TAŞ Mİ YİYELİM?”

Başka bir emekli ise maaşların düşük olmasını ”On bin liraya nasıl geçinebiliriz? Soruyorum buradan. Kiramız on bin lira olmuş. Emekli maaşımız on bin lira. Biz ne yiyelim taş mı yiyelim” sözleriyle eleştirdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/emekliler-ankarada-hukumete-tepki-gosterdi/feed/ 0
TOKİ çilesi isyan ettirdi: Oy verdiğim parmaklarımı kesmek istiyorum https://www.foxhaber.com.tr/toki-cilesi-isyan-ettirdi-oy-verdigim-parmaklarimi-kesmek-istiyorum/ https://www.foxhaber.com.tr/toki-cilesi-isyan-ettirdi-oy-verdigim-parmaklarimi-kesmek-istiyorum/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:36:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4485 Çorum’da dar gelirli vatandaşları ev sahibi yapmak için TOKİ tarafından 2018’de 743 konuttan oluşması planlanan Kuruçay konutlarının temeli atıldı.

Kısa sürede teslim edileceği vaat edilen konutların küçük bir bölümü hak sahiplerinin baskısı sonucu bu ay teslim edildi.

Evlerini teslim alamayanların tepkisi sürerken ‘bitti’ denilerek hak sahiplerine verilen evlerin eksikleri ise vatandaşları isyan noktasına getirdi.

Birçok yapısal kusuru ve eksiği bulunan konutlarda ısıtma, aydınlatma ve su gibi temel ihtiyaçlar da düzenli sağlanamıyor.

CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, Kuruçay TOKİ Konutlarında yaşayan Saliha Keleş isimli vatandaşın evine konuk olarak sorunları dinledi.

Tahtasız, “Çorum Belediye Başkanı burada sözler verdi. AKP Milletvekili ve İl Başkanı da söz verdi. Söz kişinin aynasıdır. Ben buradan AKP Milletvekillerini, Belediye Başkanını ve il başkanını göreve davet ediyorum. Bu TOKİ ile görüşün bu vatandaşlarımızın, dul ve yetimlerin 4 bin 300 lira ile nasıl geçinecek? Bir de üstüne üstelik petek yanmıyor, asansör çalışmıyor. Burada bu insanlarımızı mağdur etmeyin” diye konuştu.

“743 KONUTTAN SADECE YÜZDE 10’U TESLİM EDİLDİ”

Tahtasız, şunları söyledi:

“Kuruçay TOKİ’deyiz. 2018 yılında temeli atılan 743 konuttan sadece yüzde 10’u teslim edildi. O da bizlerin uğraşı sonrasında oldu çünkü seçim öncesi söz verdiler.

Normalde burası 2020- 2021 yılında teslim edilecekti ama maalesef teslim edilmeyince bizlerin baskısıyla, halkın isyanıyla burada 7. ayın 1’inde verecekleri anahtarları maalesef 10-15 gün önce verdiler.

Evine taşınan Saliha Keleş ablamızın evindeyiz, çay içemeye geldik sağ olsun ama bir türlü sorunlar bitmiyor.

Bir çok marangozun eksikleri var. Peteklerinin yanmadığını söylüyor. Neler yaşıyorsunuz bu süreçte?”

“BANA ‘ANKARA’YI ARA’ DİYORLAR”

Ev sahibi Saliha Keleş isimli vatandaş ise şöyle konuştu:

“Neler yaşıyorum geldim geleli bir yandı 10 gün oldu, 2 gün yandı diğer zamanlar peteklerim hiç yanmıyor. Basınçlı su yapmıyormuş. Gidiyorum ofislere ‘tamam tamam hallederiz’. Gönderiyorlar suyu basıyorlar ertesi gün yine. Camla çerçeveyle eleman koşturuyorum. Usta koşturuyorum.

Cereyanlı ocakla oturuyorum ben. Ofise gittim. Bana ‘Ankara’yı ara diyor’ TOKİ. Ankara’yı ara, ya ben Ankara’yı ne ara arayayım. Nereden çıkarayım ben. Seni devlet niye oturturmuş TOKİ’ye, ofise, muhatap bulamıyorum.

Aşağı müteahhide gidiyorum. Müteahhit de, ‘tamam biz liste aldık tamam hallederiz’ diyor ama ben soğukta durmak zorunda değilim. Asansörler çalışmıyor zaten. 60 yaşındayım ben zaten in çık, in çık nereye kadar yani?”

“AKP’YE OY VERDİĞİM İÇİN PARMAKLARIMI KESMEK İSTİYORUM”

Mağduriyetini dile getiren Keleş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“20 yıldır ben AKP’liyim. Bu parmaklarımı kesmek istiyorum verdiğim oya. 20 yıldır yalan konuşmuyorum bak. 20 yıldır geldi hükümete veriyorum ama bu saatten sonra asla ve asla bana istediklerini yapsınlar, devlet bana ne yapacaksa yapsın ben yine arkasındayım ben mağdurum.

Bana yardımcı olun. Ben babamdan yararlanıyorum. Yetim aylığı alıyorum. 4 bin 300 TL maaşım yeni oldu. Benim doğal gazım 360 lira geldi. Elektriğim gelecek.

Şofben suyumun faturası gelecek, bin 200’de buraya ödüyorum. Hani ne kaldı? Bilemiyorum işte böyle çoluğa çocuğa oğlum bu ay sen mi alırsın, kızım bu ay sen mi alırsın alışverişi diyorum.”

“BURADA İNSANLARIMIZI MAĞDUR ETMEYİN”

Mehmet Tahtasız da, “Burada biz bir anahtar teslim töreni yaptık. Sahte yok dediler. Burada tören yaptık o törende bende vardım. Çorum Belediye Başkanı burada sözler verdi. AKP Milletvekili ve İl Başkanı da söz verdi. Söz kişinin aynasıdır. Ben buradan AKP Milletvekillerini, Belediye Başkanını ve il başkanını göreve davet ediyorum. Bu TOKİ ile görüşün bu vatandaşlarımızın, dul ve yetimlerin 4 bin 300 lira ile nasıl geçinecek? Bir de üstüne üstelik petek yanmıyor, asansör çalışmıyor. Burada bu insanlarımızı mağdur etmeyin” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/toki-cilesi-isyan-ettirdi-oy-verdigim-parmaklarimi-kesmek-istiyorum/feed/ 0
Bakan Koca’dan yeni sağlık düzenlemesiyle ilgili açıklama https://www.foxhaber.com.tr/bakan-kocadan-yeni-saglik-duzenlemesiyle-ilgili-aciklama/ https://www.foxhaber.com.tr/bakan-kocadan-yeni-saglik-duzenlemesiyle-ilgili-aciklama/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:06:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3504 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtladı. Sağlık alanında yapılan yeni düzenlemelerle ilgili Koca, hastanelerin daha verimli ve nitelikli hizmet vermesi amacıyla hastanelerde koordinasyon kurulu kurulmasının düşünüldüğünü söyledi.

Koca, ayrıca 27 bin olan sözleşmeli personel sayısına 9 bin kişi daha ilave edilerek 36 bin sözleşmeli personel alımının söz konusu olacağını belirtti.

Teklifte, Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce karar verilen üç hususla ilgili de düzenlemenin yer aldığını aktaran Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:

*Bunlardan bir tanesi disiplinle, bir tanesi birlikte kullanımla, diğeri de malpraktisle ilgili olan konu. Malpraktisle ilgili düzenleme, kasıt olmadıkça rücunun olmadığı, kastın da mahkeme kararına bağlandığı bir düzenlemeydi.

*Anayasa Mahkemesi bu anlamda üniversitelerimizdeki öğretim üyelerimizi bu düzenlemeden çıkarmış oldu, daha doğrusu boşlukta kaldı. Teklifle, öğretim üyesi arkadaşlarımızın da, Sağlık Bakanlığındakine benzer şekilde, rücunun kasıt olmadıkça uygulanmayacağını belirleyen düzenlemeden faydalanması sağlanmış olacak.

“TABAN ÜCRET AÇIKLAMASI”

Koca, yan dal uzmanlığıyla ilgili daha önce taban ücreti arttıran bir düzenleme yapıldığını anımsatarak, “Taban ücretin arttırılmasıyla ilgili düzenlemeyle birlikte tavanın da benzer oranda arttırılması gerekiyordu. Düzenlemeyle tavan ücretinin de şu an ödeme yaptığımız taban kadar yani yaklaşık 200 puan kadar arttırılması sağlanarak bu anlamda daha verimli ve de teşvik boyutuyla rahatlatılmış olacak.” dedi.

Teklifte, acil tıp uzmanlığı, sosyal pediatri ile ebelerin görev tanımlarına yönelik de düzenleme yapıldığını dile getiren Koca, Meclisin iradesiyle kanun teklifinin bir kaç gün içerisinde yasalaşmasını ümit ettiklerini kaydetti.

“BİR SUÇA İKİ CEZA VERİLME DURUMU SÖZ KONUSU DEĞİL”

Teklifin içeriğinde yer alan disiplin hükümleri bağlamında hekimlerin endişe yaşadığı belirtilerek, değerlendirmesinin sorulduğu Koca, bu konunun yönetmelikle yer aldığını ancak Anayasa Mahkemesinin, kanunla düzenlenmesi gerektiği yönünde karar verdiğini anlattı. Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:

*Bir suça, iki ceza verilme durumu söz konusu değil, zaten verilemez. Ama bildiğiniz gibi bizim ödüllendirme adı altında, motive etmek amaçlı verdiğimiz bir taban ücret var. Herhangi bir emeğe karşı verilen bir ödemeden bahsetmiyorum.

*Teşvik veya performans adını verdiğimiz, bakılan hastaya göre verilen ücretin eksilme durumu söz konusu değil. Motivasyon ve ödüllendirme amaçlı verilen taban ödeme, bir disiplin durumu olmamasına bağlandı.

*Bu zaten vardı yönetmelikte, kanunla bu düzenleme yapılmış oluyor. Bugüne kadar uygulamada da, bir yılı geçti, bir yılı geçen zaman diliminde toplamda binde 6 uygulama durumu söz konusu oldu.

*Yoğun uygulanan bir durum olmadığını, sadece disiplin durumu olmadığında ödüllendirme ve motivasyon amaçlı verilen taban ücretin, Koordinasyon Kurulunca verilip verilmemesine karar verilmiş oluyor. Bir suça iki ceza değil.

İLAÇ RUHSATLARI

Bakan Koca, “Sağlık Bakanlığının ilaçların ruhsatlandırma süreci uzun olduğu için ilaçları analiz etmeden piyasaya süreceği” iddialarının sorulması üzerine, “Önemli düzenlenmelerden bir tanesi. Burada özellikle ruhsat ve denetim süreci, iyileştirilerek sağlanmış oluyor. Burada Avrupa Birliği ve dünya standartlarına göre yapılan birtakım analizlerimizin mükerrerliği söz konusuydu. Bu mükerrerlik ortadan kaldırılıyor, analizlerin ortadan kaldırılma durumu söz konusu değil. Dünya standartlarına uyumlu hale getirilerek ve mükerrerliği kaldırılarak ruhsatlandırma süreci bu anlamda daha da kolaylaştırılmış oluyor.” yanıtını verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bakan-kocadan-yeni-saglik-duzenlemesiyle-ilgili-aciklama/feed/ 0
İYİ Parti yönetiminde istifa depremi… https://www.foxhaber.com.tr/iyi-parti-yonetiminde-istifa-depremi/ https://www.foxhaber.com.tr/iyi-parti-yonetiminde-istifa-depremi/#respond Fri, 16 Feb 2024 21:03:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3465 İYİ Parti İstanbul İl Teşkilatı Kurucular Kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 16 partili, Beşiktaş’ta bulunan bir otelde basın toplantısı düzenledi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve parti yönetiminin yerel seçimler öncesi aldıkları kararlar, aday belirleme sürecindeki anlaşmazlıklar ve fikir ayrılıklarından söz eden üyeler, yapılan basın açıklamasının ardından istifa ettiklerini duyurdu.

Grup adına basın açıklamasını İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Billur Karadağlı yaptı.

Açıklamanın ardından istifa eden 16 üyenin başka bir partiye katılmayacağı öğrenildi.

“KÜRSÜLERDE KONUŞAN DAVA ARKADAŞLARIMIZ AFOROZ EDİLDİ”

“6 yıldır vatanımıza ve milletimize hizmet etmek gayesiyle; burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte İYİ Parti’de siyaset yapmaktayız” diyerek sözlerine başlayan Kurucular Kurulu Üyesi Billur Karadağlı, şöyle konuştu:

-Partinin kuruluş aşamasında emek veren, şehir şehir gezip maddi manevi destek olan birçok arkadaşımız dururken, listeler açıklandığında paraşütle indirilmiş, kim oldukları ve kime hizmet edecekleri kestirilemeyen birçok ismin parti kademelerine getirildiğini gördük.

-Kuruluşun akabinde girdiğimiz ilk seçimde, yine harmanda izi olmayan birçok isim, seçilerek sıralardan vekil listelerine yerleştirildi. Milli Merkez olma yolunda demeçler veren, kürsülerde konuşan dava arkadaşlarımız aforoz edildi. ‘Söylemlerinden CHP rahatsızlık duyuyor’ diye toplumun teveccüh gösterdiği yol arkadaşlarımız pasifize edildi, partiden uzaklaştırıldı.

-Genel Başkanın bizzat kendisinin ‘Ağabey’ diye hitap ettiği, milliyetçi camianın saygı duyduğu büyüklerimizin birçoğunun partideki ikbal ve geleceği ‘Özel Kalem’ denilen bir sekreterin iki dudağının arasına terk edildi.

“HDP İLE ÜSTÜ KAPALI İTTİFAK YAPILMADIĞINA KAMUOYUNU İKNA EDEMEDİLER”

2019 yılı yerel seçimlerinde CHP ile yapılan iş birliğine de değinen Karadağlı, “CHP başta İstanbul ve Ankara olmak üzere son 20 yılda kazanamadığı birçok büyükşehir, il ve ilçe belediyelerini İYİ Parti oyları sayesinde kazandı. Buna karşın kazanılan belediyelerde İYİ Partililere doğru düzgün bir görev verilmediği gibi, ‘Siz kimsiniz? Biz HDP sayesinde kazandık’ sözleriyle karşılık verildi. Bütün bunlara rağmen bizler yerel seçimlerde yaşanan acemilik 2023 seçimlerinde yaşanmaz, siyasi duruşumuza uygun bir aday belirlenerek ilkeli bir ittifak yapılır düşüncesiyle mücadelemizi sürdürdük. Aylarca, hatta neredeyse 2 yıl boyunca başta CHP olmak üzere 5 farklı siyasi partinin liderleriyle görüşmeler sürdürüldü. Masalar kuruldu, yemekler yendi. Ancak, Altılı Masa’nın gizli ortağı HDP ile üstü kapalı ittifak yapılmadığı konusunda kamuoyunu ikna edemediler” dedi.

“PARTİCİKLERİN SÖZDE LİDERLERİ KADAR MASADA SÖZÜNÜ GEÇİREMEDİ”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Meral Akşener’in aday belirleme sürecindeki tavrını da eleştiren Billur Karadağlı, şöyle konuştu:

-Sayın Akşener, televizyon televizyon gezip ‘Kazanacak aday’ tarifi yaptı. Fakat seçimlere 1 ay kalmasına rağmen Kılıçdaroğlu’nun kolundan tutup ‘adayı artık belirleyelim, senin dışında bir aday istemiyorsan biz yokuz’ diyemedi.

-Aldığı oy oranı sıfır virgül oranlarında ifade edilen particiklerin sözde liderleri kadar masada sözünü geçiremedi. İlk girdiği seçimde yüzde 10 oy almış bir partiyi, vatanperver teşkilat mensuplarını ve vatansever seçmenlerini ‘sifonu üstlerine çekin’ diyen namertlere karşı kepaze etti. Zehir zemberek masadan kalkıldı, esilip gürlendi.

-Sonra hangi menfaatler devreye girdi bilinmez, tekrar masaya dönüldü. Başını öne eğip çalışmaya devam eden teşkilat mensuplarımıza son darbe milletvekili listeleriyle vuruldu. Temayül sonuçlarına uyacağını söyleyen genel başkan bir kez daha sözünde durmadı.

-Üyelerin desteğini alıp ilk sıralarda yer alan birçok isme vekillik listelerinde yer vermedi. Buna karşın hiçbir teşkilat mensubumuzun, hatta neredeyse hiçbir seçmenimizin adını sanını duymadığı isimler ön sıralardan milletvekilliğine aday gösterildiler.

-Bu parti sizin aile şirketiniz mi ki hesap verme gereği duymadınız? Yapılan bu alakasız tercihlerinizle ilgili açıklama yapmak yerine bu durumu sorgulayan parti mensuplarının gözlerinin içine baka baka kongrede ‘defolun, defolun’ diye bağırıp çağırmak, hakaret etmek nasıl bir pişkinliktir? ‘Ailemi emanet ederim’ denilip sonrasında sıtma ve ölüme benzetilenler, yüzlerinde ‘Rabbi Yesir’ görülüp birden savaş ilan edilenler, dibinden ayrılmayan, partinin kasası emanet edilenlerin bir günde hain ilan edilmesi; bu liste uzayıp gider” diye konuştu.

“KRAL ÇIPLAK’ DİYEREK İSTİFA EDİYORUZ”

-Herkes kötü, herkes hain olabilir ama genel başkan, bunca tutarsızlığa ve beceriksizliğe rağmen hep olduğu yerde kalır. Genel başkanın eşinin, oğlunun ve sekreterinin hükümranlık sürdüğü bu ortamda biz artık olmayacağız.

-Bizim ve vatanseverliğinden zerre şüphe duymadığımız bütün parti mensuplarımızın emeklerinin sömürülmesine daha fazla katlanmayacağız. Dün grup kürsüsünde timsah gözyaşları döken Sayın Akşener’in, teşkilatın yüreğinin kan ağladığını görmediği aşikârdır. Bugün burada İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyeliği, Kurucu İl Yöneticiliği ve hala aktif İl Yönetim Kurulu üyeliği görevlerini sürdüren bu topluluk hep bir ağızdan ‘Kral Çıplak’ diyerek istifa ediyoruz” dedi.

Açıklamanın ardından İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Binnur Karadağlı, İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Ünal, Murat Köse, Onur Hanlıoğlu, Çağrı Alp Gönen, Eyüpsultan Eski İlçe Başkanı Hatice Gürbulak, Eski Teşkilat Başkan Yardımcısı Özay Alabaş, Eski İl Yöneticilerinden Barış Tavlaşoğlu, Gökhan Kargı, Eski İl Başkan Yardımcısı Müjde Hamza, Fatih İlçe Kurucusu Mücahit Erkuş, Eski İl Yöneticisi Sedat Erdem, YİK Üyesi Arif Tevetoğlu, Eyüpsultan Kadın Kolları Başkanı Fatmagül Uzundere, Eyüpsultan İlçe Başkan Danışmasını Alper Güleç, Eyüpsultan İlçe Başkan Yardımcısı Lütfü Büyüksüren istifa ederek İYİ Parti’den ayrıldı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iyi-parti-yonetiminde-istifa-depremi/feed/ 0
Yargıtay onayladı: Boş taahhütname ile kiracıya tahliye https://www.foxhaber.com.tr/yargitay-onayladi-bos-taahhutname-ile-kiraciya-tahliye/ https://www.foxhaber.com.tr/yargitay-onayladi-bos-taahhutname-ile-kiraciya-tahliye/#respond Tue, 30 Jan 2024 21:21:17 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2795 Ankara’da F.T., kira sözleşmesi yaparken imzalattığı ‘tahliye taahhütnamesi’ ile kiracısı K.Y.’ye tahliye davası açtı. Kiracı K.Y., tahliye taahhütnamesinin boş olduğunu, sonradan ev sahibi tarafından doldurulduğunu iddia ederek, davanın reddini istedi. Mahkeme, tahliye taahhütnamesini geçerli sayarak, tahliyeye karar verdi. Karar, Yargıtay 3’üncü Hukuk Dairesi tarafından da onandı.

YARGITAY YEREL MAHKEMENİN KARARINI ONAYLADI

F.T, evden çıkması talebini kabul etmeyen kiracısı K.Y.’ye, kira sözleşmesini imzalarken imzaladığı ‘tahliye taahhütnamesi’ ile tahliye davası açtı. Kiracı K.Y, tahliye taahhütnamesinin kendisi tarafından boş verildiğini; sonradan ev sahibi tarafından doldurulduğunu iddia ederek, davanın reddini istedi.

Ankara 5’inci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada tahliye taahhütnamesi geçerli sayılarak, kiracı hakkında tahliye kararı verildi. Karar, Yargıtay 3’üncü Hukuk Dairesi tarafından da onandı. Yargıtay kararının gerekçesinde; davalı kiracının tarih bölümü boş olan taahhütnameye imza atarak, davacı ev sahibine istediği tarihi yazma yetkisi verdiği ve sonucuna katlanmak zorunda olduğunu belirtildi. Ayrıca söz konusu taahhüdün kiralanan mülkün tesliminden önce verildiği veya taahhütnamede yazılı tarihin sonradan ev sahibi tarafından doldurulduğu iddiasını ispat yükümlülüğünün de davalı kiracıda olduğuna hükmetti.

YARGITAY İÇTİHAT OLUŞTURDU”

Avukat Senem Yılmazel, tahliye davalarında ciddi bir artış olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti:

– Tahliye taahhüdü ile ilgili yerleşmiş Yargıtay kararı oluştu. Tahliye taahhütnamesinde kira kontratı ile aynı tarih yazıyorsa bu geçersizdir. Ama kiracı boş bir tahliye taahhüdü verdi ise bu ev sahibi lehine bir belgedir. Şu an Yargıtay bu konuda yerleşmiş bir içtihat oluşturmuştur. İmzalanan bomboş bir tahliye taahhütnamesi de olabilir. Yalnızca tahliye tarihi de boş bırakılmış olabilir. Yargıtay kararları gereğince bu geçerli bir tahliye taahhüdüdür.

– Ancak kiracının bunun aksini ispatlaması gerekir. Bu da çok zor bir ispat yoludur. Dolayısıyla bu tip tahliye taahhütnameleri ev sahipliği lehine bir belgedir. Sözleşmeler, karşılıklı yapılır. Her iki tarafın sözleşme özgürlüğü vardır. İki taraf da ister sözleşmeyi imzalar ister imzalamaz. Borçlar kanunu ve icra iflas kanunu kiracı lehinedir. Dolayısıyla aslında ev sahiplerinin daha çok dikkat etmesi gerekiyor bu konuda.

EV SAHİBİ DE KİRA TESPİT DAVASI AÇABİLİR

Kiralara yapılacak zammın yüzde 25 ile sınırlı tutulmasının kiracıyı koruyan bir madde olduğunu belirten Yılmazel, şunları söyledi:

– Ancak ev sahiplerinin de hakları bulunmakta. 5 yıla kadar süreli olan kira sözleşmeleri için ‘kira uyarlama davası’ açılabiliyor. 5 yıldan uzun süreli sözleşmeler için ise ‘kira tespit davası’ açılabilir. Aslında bu iki dava da her ne kadar hukuki düzenlemeleri farklı olsa da aynı amaca hizmet ediyor. İkisi de değişen piyasa koşullarına göre kiranın rayiç bedele uyarlanmasını sağlayan davalardır.

– Ev sahipleri, eğer kira sözleşmesi süresi 5 yıla kadarsa ‘kira uyarlama davası’ açıp, bedel çok altta kaldıysa kiranın artırılmasını isteyebilir. Eğer 5 yıldan uzun süreli bir kira sözleşmesi ise ‘kira tespit davası’ açabilir. Yüzde 25’ten daha fazla bir kira artışını dava yoluyla alabilirler.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yargitay-onayladi-bos-taahhutname-ile-kiraciya-tahliye/feed/ 0
Ev sahibiniz hesabını kapatırsa ne yapacaksınız https://www.foxhaber.com.tr/ev-sahibiniz-hesabini-kapatirsa-ne-yapacaksiniz/ https://www.foxhaber.com.tr/ev-sahibiniz-hesabini-kapatirsa-ne-yapacaksiniz/#respond Sun, 28 Jan 2024 09:03:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2701 1-Ev sahibi-kiracı ilişkileri neden bozuldu?

Kiracı kiralayan ilişkilerinin bozulmasının elbette ki asıl nedeni, paranın çok hızlı bir şekilde değer kaybetmesi yani enflasyon karşısında erimesi. Bu bağlamda kiracılardan alınan kira bedellerinin mal sahiplerini tatmin etmemesi, ağırlaşan ekonomik şartlar karşısında aslında kira ilişkisinde her iki tarafın da ekonomik olarak durumunun ağırlaşması ne yazık ki ilişkilerin istenmeyen boyutlara gelmesine neden oldu.

2-Konut kiralarına getirilen yüzde 25 artış sınırlaması kiracıyı korudu mu?

Aslına bakarsanız Türk Borçlar Kanuna 11 Haziran 2022 tarihinde eklenen geçici birinci madde düzenlemesi ile konut kiralarındaki yasal artış miktarının yüzde 25 ile sınırlandırılması kiracıyı tam olarak korumadı. Zira söz konusu düzenlemeye güvenerek artış yapmayan kiracılar karşısında birçok nedenle ev sahipleri tahliye davaları ve geçmişe dönük alacakları nedeniyle de icra takipleri yapmaya başladı. Açılan bu takip ve davalar neticesinde de birçok kiracı evinden istemediği halde tahliye edildi.

3-Kiracılar en çok hangi nedenle tahliye edilmeye çalışılıyor?

Sadece yasal artış miktarı olarak kanunla belirlenen yüzde 25’i uygulayacağını söyleyen kiracılarına karşı bazı ev sahipleri, önce geçmiş dönem kiralarından ödenmeyen yahut eksik ödenen bir miktarın varlığı halinde geçmişe dönük kira alacakları için icra takipleri başlattı. Temerrüt nedeniyle tahliye takipleri sonrasında alınan tahliye taleplerinden tutun da, “kızım yurt dışından gelecek, oğlum önümüzdeki ay evleniyor”a kadar birçok nedenden kiracılar tahliye edilmeye çalışılıyor.

4-Kiracısını çıkarmak için bazı ev sahiplerinin evlerini akraba yahut arkadaşları üzerine sahte satışlarla geçirdikleri doğru mu peki?

Bu süreçte, bazı ev sahipleri kira sözleşmesi yeni olduğundan kiracısını hukuken tahliye edemeyeceği için evini satılığa çıkardı.Ancak sadece bir tahliye nedeni ortaya çıkarabilmek adına evini başka birisinin üzerine geçirmek tamamen çılgınlık, aynı zamanda bu gibi davranışlar çok tehlikeli. Kiracıyı evden tahliye edeceğim derken evleri gerçek anlamda kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilirler.

5-Tahliye taahhüdü düzenlenirken nelere dikkat edilmeli?

Tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için öncelikle yazılı olması gereklidir. Taraflar arasında sözle bulunulan taahhütlerin hukuken bir geçerliliği yoktur. Tahliye taahhüdü kiralananın teslim edilmesinden sonra verilmiş olmalıdır. Tahliye taahhüdünün kiracı tarafından bizzat verilmiş olması gereklidir. Kiralanan ev yahut iş yerinin hangi tarihte tahliye edileceği net bir şekilde belirtilmiş olması, kiracının kayıtsız şartsız tahliyeyi kabul etmesi ve kiracının herhangi bir baskı ve tesirden uzak tamamen hür ve özgür iradesi ile taahhütte bulunması gerekir.

6-Tahliye taahhüdünün noter huzurunda veya yazılı şekilde yapılmasının bir farkı var mıdır?

Tahliye taahhüdünün noter huzurunda yapılması halinde icra dairesinden başlatılan takip sonrasında kiracının yapacağı itiraz icra hukuk mahkemesince reddedilerek tahliye işlemi görece daha hızlı gerçekleştirilebilecek iken adi yazılı şekilde tahliye taahhüdünün taraflar arasında yapılması sonrasında kiracı tarafından imzaya itiraz edilmesi halinde genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmesi gerekecek ve bu durum bazı hallerde aylarca sürecek uyuşmazlıkların giderilmesinden sonra ancak tahliye işlemi gerçekleşebilecek.

7-Kiracının kira bedelinden başka bir ödeme yapma zorunluluğu var mıdır?

Kiracıya kira bedeli ve yan gider dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği Türk Borçlar Kanunu’nda düzenleme altına alınmıştır. Buna göre kiracı kira sözleşmesinde yazılı tarihte kiralayana (ev sahibine) sadece kira bedelini ve yan giderleri (site-apartman aidatı, merkezi sistem yakıt gideri, ortak alan aydınlatma gideri, güvenlik giderleri, apartmanın peyzaj giderleri, apartman görevlisinin ücreti gibi giderler) ödemek zorundadır.

8-Ev Sahibi tarafından kiranın ödendiği banka hesabı kapatılırsa kiracının ne yapması gerekir?

Kiracının temerrüde düşmemesi için kira sözleşmesinde yazılı banka hesabına gönderilecek paranın hesabın kapalı olması nedeniyle kiracıya iade edilmesi halinde, kiracının söz konusu kira ödemesini PTT üzerinden “konutta ödemeli kira bedeli” şeklinde gerçekleştirmesi gerekir. Bunun da mümkün olmaması halinde ödeme yapılacak yerin mahkeme tarafından belirlenmesi sonrasında kira bedelini mahkemenin belirlediği hesaba yatırması doğru olandır.

9-Riskli yapılarda kiracıların sözleşmeyi fesih hakkı bulunur mu?

Kiralayan kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, kiraya verenden ayıpların giderilmesini veya kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilir. Kiralanan yerin riskli yapı olduğunun tespit edilmesi halinde kiracı sözleşmeyi feshedebilir.

10-Olağan kullanım hasarı kiracıdan talep edilebilir mi?

Türk Borçlar Kanunu 316. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı kanunun 334. maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ancak kiracı sözleşmeye uygun olağan kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. Kiraya konu taşınmazda kullanım süresine bağlı olarak olağan kullanım içerisinde mutlaka yıpranma ve eskimeler olacaktır. Kiracı bunların bedelini karşılamak zorunda değildir. Son olarak kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk sürecinin uygulamada özellikle kira davalarına bakmakla görevli olan sulh hukuk mahkemelerinde neredeyse yarıya yakın bir uyuşmazlığın özellikle kira tespit davalarında önemli ölçüde faydalı olduğunu ve mahkemeler önüne gelen uyuşmazlıkları azalttığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak tahliyeye ilişkin uyuşmazlıklarda tarafların arabulucu etrafında pek anlaşamadığı ve bu nedenle açılan davalarda ciddi bir yığılma olduğunu da belirtmek gerekiyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ev-sahibiniz-hesabini-kapatirsa-ne-yapacaksiniz/feed/ 0
Mağdurlar, AKP’nin İstanbul adayı Murat Kurum’a seslendi: Karşında bizi göreceksin https://www.foxhaber.com.tr/magdurlar-akpnin-istanbul-adayi-murat-kuruma-seslendi-karsinda-bizi-goreceksin/ https://www.foxhaber.com.tr/magdurlar-akpnin-istanbul-adayi-murat-kuruma-seslendi-karsinda-bizi-goreceksin/#respond Sun, 07 Jan 2024 21:24:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2016 TOKİ’nin 2019 yılında başlattığı “100 Bin Alt Gelir Grubu Sosyal Konut Projesi” kapsamında hak sahibi olan yurttaşlar, evlerinin 4 yıldır teslim edilmemesi ve ödeme planlarında değişiklik yapılarak konut fiyatlarının ve aylık taksitlerin artırılması nedeniyle protestolarını sürdürüyor. Geçen hafta AKP İstanbul İl Başkanlığı önünde eylem yapan mağdurlar, bugün de İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde bir araya geldi.

“MAĞDURLAR BURADA, MURAT KURUM NEREDE” SLOGANI ATILDI

Polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı eylemde, “Sayın Cumhurbaşkanım, TOKİ Tuzla 5 bin 750 Konut Maltepe projesi fiyatları çok pahalı. Söz verilen hakları iade edin. Ödemeler 240 aydan 180 aya indirildi. Yüzde 1 KDV yüzde 10 oldu. 0,49 faiz kaldırıldı. Söz verdiniz” yazılı pankart açıldı. Mağdurlar ayrıca, dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olan, bugün de AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı olarak açıklanan Murat Kurum’a da “Mağdurlar burada, Murat Kurum nerede” sloganıyla tepki gösterdi.

“MALİYETİ DAR GELİRLİYE YÜKLENİYOR”

Mağdurlar adına açıklama yapan Fırat Balta, 2019 yılında verilen vaatlerle 2023’te verilen vaatlerin arasında çelişkiler olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

*2019 yılında verilen vaatler, 860 ve 1100 TL taksit ödemesiyle beraber yaklaşık daire fiyatlarının 160 ve 210 bin olarak belirlenmesi neticesinde bizlere vaat edilen bir hak vardı. Yalnız 2023’e girdiğimizde daire fiyatlarının fahiş arttığını gördük.

*Normalde bir tane dairenin maliyeti 1,5 milyon olmasına rağmen devletin dar gelirli vatandaşa 3 milyon ve 4,5 milyon arasında bir daire vermesinin mümkün olmayacağını buradan belirtmek istiyoruz.

*Maliyet olarak Sayın Murat Kurum’un ve TOKİ’nin yapmış olduğu açıklamalarda, maliyetin kesinlikle bu dar gelirli vatandaşa yansıtılmayacağının açıklamasını kamuoyunda ve kamu kuruluşlarında belirtmişti.

*Maliyet açıklaması olarak belirtmek istediğimiz şudur. Maliyet olarak Tuzla bölgesinde, Maltepe’de 7 milyar TL’ye alınan arsanın 2,5 milyarını tutup askeriyeye tesis yapmalarıdır. 2,5 milyar yapılan tesisin maliyetini de bu dar gelirli vatandaşlara maalesef ki yükleniyor.

*Bunu devletin bir an önce çözmesi gerekli. Hazine’den yardım mı alınıyor, fon mu sağlanıyor; orası dar gelirli vatandaşın hiçbir şekilde umurunda olmaz.

“SÖZLERİN YERİNE GETİRİLMESİNİ İSTİYORUZ”

*Seçim vaadi öncesinde bizlere verilen sözler vardı. Murat Kurum’un özellikle bizlere belirtmiş olduğu, hiçbir şekilde maliyet artışlarının sizlere yansıtılmayacağının hakkında bizlere bir vaadi vardı. Bu sözlerin tamamen yerine getirilmesini istiyoruz.

*Bundan sonraki aşamada yapacağınız, ‘İstanbul size hayal olacak’ dediğiniz projenin içerisinde şu anda İstanbul’a belediye başkanı adayı olarak kendisinin olduğunu görüyoruz. Sahaya indiklerinde bizleri her zaman karşısında görecektir.

*Sayın Cumhurbaşkanımıza da buradan seslenmek istiyoruz. Lütfen bu yanlıştan bir an önce dönülmesinin temennisindeyiz. 2019 yılında verilmiş olan hak sahiplerinin haklarının bir an önce iade edilmesini istiyoruz.

*Bizim özellikle vurguladığımız şudur. Siz dar gelirli vatandaşa müteahhit olarak faizli bir şekilde nasıl sabit taksit olmadan memur maaşı artışıyla kalkıp bizlere daire fiyatını belirliyorsunuz? Bu KDV oranının yüzde 0,1 bir olması, yüzde 10’a çıkartıp bu dar gelirli vatandaşa nasıl yükleneceğinin farkında mısınız?

*Lütfen bu yanlıştan dönülmesini istiyoruz. Özellikle vurgulamak istediğimiz konu şudur. Tuzla 5 bin 750 konutların içerisinde 7 milyar TL’ye alınan arazinin 2,5 milyarını tutup da sosyal tesis olarak yaptığınız, bunu dar gelirli vatandaşa yüklemenin manası nedir?

“BU DAVADAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

*Sizler dar gelirli vatandaşa TOKİ’yi yaparken, bizlere bu daireleri uygun bir şekilde vereceğinin sözünü verirken neden bunu dar gelirli vatandaşa yaptınız? Benim 4 yaşında bir tane kızım var. Daha doğmamıştı, bu proje başlamıştı. 4 yaşındaki kızımın cümlesi şudur. ‘Baba benim dairem nerede? Biz dairemize ne zaman geçeceğiz.’ Şu anda bakıyorsunuz, ülkede ekonomik şartlar aldı başını gitti.

*Bu bizi ilgilendirmez. Devlet, vermiş olduğu sözü bir an önce tutmalı. Burada bir engelli kardeşimiz var. Biz engelli kardeşimizin yanındayız. Biz gazi, şehitler, yetim, dul biz bunların yanındayız her zaman ve bunların her zaman sözcüsü olacağımıza burada namus ve şeref sözü veriyoruz.

*Bu davadan da hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz. Kendi evlerinde, kendi çocuklarının bakımıyla, durumuyla alakalı ivedi bir şekilde her zaman onlarla beraber olan kurumlar şu anda burada yok. Biz kurumun önündeyiz ama Murat Bey nerede? Son sözümüz budur. Lütfen bu yanlıştan bir an önce dönülmesidir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/magdurlar-akpnin-istanbul-adayi-murat-kuruma-seslendi-karsinda-bizi-goreceksin/feed/ 0