Kararda, sanık Ahlam Albashır’ın terör örgütü YPG/PYD üyesi olduğu, hakkında yakalama kararı bulunan ve eylemin ardından Edirne üzerinden yurt dışına kaçırılan kendisi gibi terör örgütü üyesi olan sanık Bilal el-hacmaos ile beraber karı koca görüntüsünde, eylemi planlayan “Hacı” kod isimli terör örgütü yöneticisi Khalil Manja Hussein tarafından yasa dışı yollardan Türkiye’ye gönderildiği ifade edildi.
İstanbul’da Suriye uyruklu sanıklar Ferhat Habeş ve Fatma Berkel’in evlerinde 3 hafta kaldığı, sonraki süreçte ise atölyelerinde yaşamaya devam ettiği, bu süre zarfında “Hacı” kod isimli terör örgütü yöneticisinin talimatları ile Taksim ve Fatih gibi sivil vatandaşların yoğun olarak bulunduğu ve en üst zayiat ve zararın oluşabileceği bölgeleri tespit amacıyla keşifler yaptığı kaydedilen kararda, patlamanın yaşandığı gün Albashır’ın “Hacı” kod isimli örgüt yöneticisinin talimatıyla söylenilen yere çantayı bıraktığı ve ticari taksiyle bölgeden uzaklaştığı belirtildi.
“SALDIRININ AMACI DEVLETİ ACİZ GÖSTERMEK”
Kararda, sanık Albashır’ın vatandaşların can ve mal güvenliği konusunda telaşlanıp panik olacağı bir ortam oluşturmak, acı ve hüzün gibi kötü duyguların insanlarda oluşmasını sağlayarak toplumun refah ve konfor seviyesini düşürmek, devletin, vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlayamayacak düzeyde sözde aciz ve zavallı olduğu izlenimini oluşturarak vatandaşları devlete ve yönetime karşı kışkırtmak olduğu, bu nedenlerle Albashır’ın olabildiğince fazla insanın hayatını kaybetmesi hedefiyle Taksim bölgesini seçtiği ifade edildi.
Bu hedefi doğrultusunda sanığın elverişli hareketler ile belirlenmiş kurgu dahilinde tasarlandığı şekilde sebat ve ısrarla hazırlanan bombayı söylenen yere bıraktığına işaret edilen kararda, şu ifadelere yer verildi:
“Eyleminin pek çok insanın hayatını kaybetmesine sebep olacağını bildiği ve bunu isteyerek, sebatla ve koşulsuz olarak serin kanlı bir biçimde hareket ettiği, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya konan eylem neticesinde sanığın elinde olmayan sebeplerle 99 insanın hayatını kaybetmeyerek yaralandığı, sanığın suçu işledikten sonraki tutum ve davranışları, toplum açısından oluşturduğu ve oluşturma ihtimali bulunan tehlike, suçu işledikten sonra pişmanlık yaşadığına dair mahkememizde herhangi bir kanaat oluşmaması sebepleriyle hakkında takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”
Albashır’ın üzerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin ise şu değerlendirme yapıldı:
“Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istenmiş ise de söz konusu suçun ‘devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçu içerisinde erimesi ve bu suçtan ayrıca ceza verilmesi hasebiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”
Gerekçeli kararda, Suriye topraklarının büyük bir kısmının emperyalist güçlerin, muhalif kuvvetlerin ve terör örgütlerinin kontrolü altına girmesi nedeniyle milyonlarca insanın can ve mal güvenliği endişesi ile sığınmacı statüsünde başta Türkiye olmak üzere çevre ülkelere göç ettiği, bununla beraber yasa dışı yollardan Türkiye’ye gelmek ve burayı köprü olarak kullanıp Avrupa ülkelerine geçmek isteyen insanların ve grupların da çoğalması nedeniyle büyük bir göçmen kaçakçılığı ağının oluştuğu ifade edildi.
“TERÖR ÖRGÜTLERİ GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINI ORGANİZE EDİYOR”
Göçmen kaçakçılığı ağının içinde Türkiye’de ve uluslararası alanda faaliyet gösteren terör örgütü ve yasa dışı oluşumların ve çetelerin etkin olduğu kaydedilen kararda, bu grupların kendi amaçları ve çıkarları doğrultusunda mensuplarının ve sivil insanların yasa dışı yollardan Türkiye’ye girmelerini, buradan geçerek Avrupa ülkelerine ulaşmalarını koordine ettiği ve sağladığı anlatıldı.
Terör örgütü YPG/PYD’nin emellerine ulaşmak ve kanlı eylemlerini gerçekleştirmek amacıyla, yetiştirdiği mensupları olan sanıklar Ahlam Albashır ve Bilal el-Hacmaus’u yine örgütün mensubu olan ve göçmen kaçakçılığı yaparak kendini bu şekilde tanıtan sanık Khalil Manja Hussein aracılığıyla Türkiye’ye yasa dışı yollardan gönderdiği vurgulanarak, Hussein’in irtibata geçtiği göçmen kaçakçısı sanıklar Süleyman Güder ve Tareq Alkhatib’in, sanık Güder’e ait araçla Albashır ve Hacmaus’u Hatay’dan Adana Ceyhan’a getirdiği aktarıldı.
DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde, terör örgütü PKK/YPG tarafından 13 Kasım 2022’de düzenlenen bombalı saldırıda, 6 kişinin hayatını kaybettiği, 99 kişinin yaralandığı kaydedilmişti.
İddianamede, soruşturma kapsamında terör örgütü YPG/PYD’nin özel istihbarat elemanı olan sanıklar Ahlam Albashır ve Bilal el-Hacmaus’un, örgüt tarafından özel eğitime tabi tutulup talimatlandırıldığı, patlayıcı malzeme eşliğinde Türkiye’ye gönderildiklerinin tespit edildiği belirtilmişti.
Sanıkların, örgütün kurduğu ağ vasıtasıyla illegal yollardan İstanbul’a intikal edip örgüte ait evlere yerleştirildiği aktarılan iddianamede, bu kişilerin gelen talimatla söz konusu eylemi gerçekleştirdiklerinin belirlendiği ifade edilmişti.
İddianamede, sanık Bilal el-Hacmaus’un Edirne’den yurt dışına firar ettiğine, hakkında yakalama emri düzenlenip kırmızı bülten talebinde bulunulduğuna dikkati çekilerek, Terörle Mücadele Daire Başkanlığının yaptığı araştırma ile bombalı saldırı eylemini organize edip talimatını veren, örgütün sözde yönetim kadrosundaki Cemil Bayık, Hülya Oran, Sabri Ok, Saliha Bişkin, Velid Halil, Layika Gültekin, Fehman Hüseyin ve Ferhat Abdi Şahin ile Khalil Manja Hussein (Halil Menci) hakkında yakalama emri düzenlendiği aktarılmıştı.
Terör saldırısının failleri Ahlam Albashır ile Bilal el-Hacmaus’u yönlendiren ve yurt dışına kaçmasını sağlayan terörist sanık Halil Menci’nin, PYD/YPG kontrolündeki Kamışlı’da bulunduğu tespit edilmişti. Menci, 22 Şubat’ta Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) Suriye’nin kuzeyindeki Kamışlı’da gerçekleştirdiği nokta operasyonla etkisiz hale getirilmişti.
VERİLEN CEZALAR
Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Ahlam Albashır’ı “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma”, “tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme” ve “tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme” suçlarından 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.
Heyet, sanık Albashır’a ayrıca 99 kez “kasten öldürmeye teşebbüs” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi” suçlarından da toplamda 1794 yıl hapis cezası ile 22 bin lira adli para cezası vermişti.
Mahkeme Albashır’ın üzerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçunun “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” suçu içerisinde eridiğine kanaat getirerek, bu suç yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmetmişti.
DİĞER SANIKLARIN ALDIĞI CEZALAR
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Fatma Berkel ve Ferhat Habeş’i “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım”, “tasarlayarak, bombalama suretiyle kasten öldürmeye yardım”, “tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürmeye yardım” ve “silah sağlama” suçlarından toplamda 1035’er yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Tutuklu sanıklar Ammar Jarkas ile Ahmed Carkes’ı “göçmen kaçakçılığı”, “suçluyu kayırma”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarından toplamda 17’şer yıl hapis ve 60 bin lira adli para cezasına çarptıran heyet, sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan ise beraatine karar vermişti.
Heyet, Hüseyin Güneş, Mahmud Elabid, Mahmud El Yusuf, Süleyman Güder, Tareq Alkhatib’i “göçmen kaçakçılığı” suçundan 6’şar yıl hapis cezası ile 30’ar bin lira adli para cezası verirken, sanık Hazni Gölge’yi ise aynı suçtan 9 yıl hapis cezası ve 60 bin lira adli para cezasına çarptırdı.
Sanıklar Hüseyin Güneş, Bakar Carkes, Hadir Jarkas, Hatice El Kurdi, Salih Carkes, “suçluyu kayırma” suçundan 4’er yıl hapis cezası veren mahkeme heyeti, bu sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan beraatlerine hükmetmişti.
Heyet, diğer 12 sanığın ise üzerlerine atılı tüm suçlardan delil yetersizliği nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar vermişti.
4 KİŞİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Mahkeme heyeti, sanıklar Ahlam Albashır, Ahmed Carkes, Ammar Jarkas, Fatma Berkel, Ferhat Habeş ve Hazni Gölge’nin tutukluluk halinin devamına karar verirken, sanıklar Hüseyin Güneş, Ahmad Alhaj Mwas, Ahmad Haj Hasan ve Hasan Ali’nin ise tahliyesini kararlaştırmıştı.
Heyet firari sanıklar Sabri Ok, Hülya Oran, Ferhat Abdi Şahin, Layika Gültekin, Bilal El-Hacmous, Velid Halil, Cemil Bayık, Fehman Hüseyin ve Saliha Bişkin’in dosyasının ayrılmasına hükmetmişti.
]]>“KEŞKE O GÜN KOLUM KOPSAYDI DA EVDEN ÇIKMASAYDIM”
Duruşmada savunma yapan Temel Ünlü, “Ehliyetim yok. Polis uygulama noktasında durdum. Başka bir araçla ilgilenirken kaçtım. En fazla arkadan bir ceza gelir diye düşündüm. Kovalamaca olmadı. Kamera kayıtlarında görülür zaten. Ben pişmanım. Keşke o gün kolum kopsaydı da evden çıkmasaydım” dedi.
Kazadan sonra suçu üstlenmeye giden Temel Ünlü’nün arkadaşı Mehmet Can Çoban ise, “Trafik kazası yaptığını ve aracı almamı istedi. Bende olayı tam olarak bilmeden gittim” diye konuştu.
25 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ
Duruşmada mütalaasını veren Cumhuriyet Savcısı, tüm dosya kapsamında yaptığı değerlendirmede sürücü belgesi bulunmayan sanığın, olay günü bir arkadaşının evinde alkol aldıktan sonra kız arkadaşıyla dışarı çıktığı ve kız arkadaşının beyanına göre araç içerisinde alkol ve uyuşturucu madde kullanımına devam ederek yolda iki ayrı polis denetiminden kaçarak, yüksek süratte araç kullandığını belirtti. Savcı mütalasının devamında görevli polis memurunun alınan beyanında Temel Ünlü’nün yaklaşık 120-130 kilometre hızla uzaklaştığı, araç içerisinde yapılan aramada 5 gram uyuşturucu madde ele geçirildiği, sanığın ehliyetinin bulunmadığı, olay öncesinde alkol aldığını beyan etmesinden sanığın olası kastla maktülün ölümüne neden olduğunu ifade ederek sanık Temel Ünlü’nün ‘Olası kastla ölümü neden olma’ suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.
“KENDİSİ RAHMETLİ OLDU BENİ DE YAŞARKEN MEZARA KOYDU”
Temel Ünlü mütalaaya karşı yaptığı savunmada, “Benim başıma gelen kaza herkesin başına gelebilir. Aniden gelişen kaza. Rahmetlinin yola atlamasıyla gerçekleşmiş bir olaydır. Ortada olası kasıt nasıl olabilir. Hasbelkader kaza olmuş. Mütalaaya katılmıyorum. Bu yük bana ağır geliyor. Mağdurum. Vicdan azabı çekiyorum. Kendisi rahmetli oldu beni de yaşarken mezara koydu” dedi. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti sanığın mütalaaya karşı savunma yapması için süre vererek duruşmayı erteledi.
İDDİANAMEDEN
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Temel Ünlü hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıl 6 aydan 9 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istenmişti.
NE OLMUŞTU?
Bostancı sahilyolunda, 18 Temmuz Salı günü saat 05.30 sıralarında meydana gelen kazada, polis kontrolünden kaçtığı iddia edilen Temel Ünlü’nün kullandığı otomobilin çarpması sonucu bisiklet süren 51 yaşındaki Doğanay Güzelgün hayatını kaybetti.
Kazanın ardından otomobilde bulunan Ceren K. ile, otomobilin sürücüsü olduğunu söyleyerek teslim olan Mehmet Can Ç. gözaltına alınmıştı. Kazada 1 kişinin hayatını kaybettiğini öğrenen Mehmet Can Ç. ifadesinde otomobili Temel Ünlü’nün kullandığını söylemesi üzerine çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakılmıştı.
Güzelgün’ün ölümüne neden olan Temel Ünlü, kazanın üzerinden geçen 71 günün ardından Anadolu Adliyesi’ne giderek teslim olmuştu. 17 suç kaydı olduğu öğrenilen Ünlü, savcılık ifadesinin ardından sevk edildi. Ünlü, Sulh Ceza Hakimliği tarafından ‘Taksirle ölüme neden olmak’ suçundan tutuklanarak Maltepe Cezaevi’ne gönderilmişti. 8 Aralık’ta Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan Temel Ünlü hakkında mahkeme, ‘Bilinçli taksirle ölüme neden olmak’ suçundan dava açıldığını ancak sanığa yüklenen suçun ‘Olası kastla öldürme’ suçunu oluşturabileceğini belirterek görevsizlik kararı verip, dosyası Ağır Ceza Mahkemesine göndermişti.
]]>Uyuşturucu ile mücadeleye değinen Tunç, atılan adımları anlattı. Tunç, şunları söyledi:
– 2005 öncesinde uyuşturucu kullanma suçu ile ilgili denetimli serbestlik uygulaması bulunmamaktaydı. 2005 yılında yeni Türk Ceza Kanunuyla, uyuşturucu madde kullanan kişi hakkında, infaz aşamasında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunacağını düzenledik. 2006 yılında yaptığımız düzenlemeyle uyuşturucu madde kullanma suçundan dava açıldığında, tedavi ve denetimli serbestlik uygulanabileceğini düzenledik.
– 2014 yılında 6545 sayılı Kanunla ise, uyuşturucu madde kullanan kişiler hakkında denetimli serbestlik kararının soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından verilmesi imkanı getirdik. Böylece tedavi uygulamasını infaz evresinden önce kovuşturma evresine, daha sonraki düzenleme ile de soruşturma evresine çekerek derhal tedaviye başlanmasını amaçladık.
YENİDEN SUÇ ORANI DÜŞTÜ
Uygulamanın denetimli serbestlik müdürlükleri ile alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri aracılığıyla yürütüldüğünü söyleyen Tunç şöyle devam etti:
– Denetimli serbestlik sisteminin kurulduğu 2005 yılından bu yana denetimli serbestlik müdürlüklerine toplam 1 milyon 593 bin 756 tedavi ve denetimli serbestlik kararı gelmiş olup halen 71 bin 478 kararın infazına devam edilmektedir. Denetimli serbestlik sisteminin kurulduğu 2005 yılından bu yana ise toplam 1 milyon 303 bin 640 kişiyle bireysel görüşme, grup çalışması, seminer ve benzeri eğitim ve iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
– 2023 yılında yapılan çalışmalarda 10 bin 366 aileye ulaştık. Denetimli serbestlik kapsamında yapılan faaliyetlerin sonuçlarını sürekli takip ediyoruz. Bu kapsamda, denetimli serbestlik uygulanan kişilerin 5 yıl içerisinde yeniden uyuşturucu kaynaklı suç oranı, 2018 yılında yüzde 33,50 iken; 2023 yılında yüzde 19,50’ye düşmüştür.
CEZA 20 YILDAN 30 YILA ÇIKARILDI
2014 yılında değiştirilen kanunlar ile uyuşturucu ticareti suçuyla ilgili de birçok düzenlemenin hayata geçirildiğini aktaran Yılmaz Tunç “Uyuşturucuyu kaynağında kurutmak lazım, bunu ithal edenler, imal edenler, ihraç edenlerle ilgili cezaların arttırılması gerekiyordu” diyerek şunları kaydetti:
– Uyuşturucu ithal, imal ve ihraç suçu 10 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasını gerektiriyordu. Bu suç 20 yıldan 30 yıla kadar çıkarıldı. Uyuşturucu maddenin çocuğa verilmesi veya satılması, bu suçun 3 veya daha fazla kişi tarafından ya da örgütün faaliyeti kapsamında işlenmesi durumunu, cezayı artırıcı nitelikli hal olarak kabul edildi. Bu suçtan koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında koşullu salıverme süresini toplam cezanın 3’de 2’den, 4’de 3’e çıkardık.
– 2015 yılında suçun konusunun bazı uyuşturucu veya uyarıcı madde türlerinden olması halini cezayı artırıcı neden olarak düzenledik. Ayrıca uyuşturucu madde ticareti suçundan hükümlü olanları 2016 yılında yapılan lehe infaz düzenlemelerinde kapsam dışında bıraktık. 2017 yılında yapılan düzenlemelerle, Uyuşturucu madde suçlarında para cezalarının alt sınırını yükselttik.
47 BİNDEN FAZLA HÜKÜMLÜ
Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarından ceza ve infaz kurumlarında tutukluların verilerini de açıklayan Bakan Tunç, şu bilgileri paylaştı:
– Ceza İnfaz Kurumlarımızda şu anda uyuşturucu ticareti suçundan 47 bin 255 kişi hükümlü, 12 bin 229 kişi tutuklu olmak üzere toplam 59 bin 485 kişi bulunmaktadır. Uyuşturucu bulundurmak veya satın almak suçundan, 5 bin 527 kişi hükümlü kişi bulunmaktadır.
– Cumhuriyet Başsavcılıklarımızca; uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanılmasının kolaylaştırılması, kullanmak için satın almak, bulundurmak suçlarıyla ilgili olarak; 2024 yılında şu ana kadar; 77 bin 793 soruşturma açılmış, 81 bin 339 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 121 bin 221 derdest dosya bulunmaktadır.
]]>Otomobili gece kulübünün karşısına park eden Karakaya, yanındaki tabancayla mekana kurşun yağdırdı. Bu sırada güvenlik kulübesinde oturan kulübün şoförü Murat Kayalı, kapıda bekleyen iş yeri çalışanları Mehmet Cengiz (44) ve Zülfü Eren (38), ağır yaralandı. Şüpheliler kaçarken, yaralılar hastanelere kaldırıldı. Göğsüne mermi isabet eden Kayalı, kurtarılamadı. Murat Kayalı’nın eski polis memuru olduğu ve 10 yıl önce görevinden istifa ettiği öğrenildi.
ESKİ SEVGİLİYE TEHDİT
Çalışma başlatan polis, eski çalışanlarından Gaye K.’nin, iş yeri sahibi Bülent K. ile daha önce ilişki yaşadığını, ardından da Ayhan Aydın ile birlikte olduğunu tespit etti. Bu nedenle Bülent K. ile Ayhan Aydın arasında husumet oluştuğu, Gaye K.’nin daha önce de Bülent K.’yi iş yerini kurşunlamakla tehdit ettiği belirlendi. Gaye K. ile Ayhan Aydın’ın azmettirmesiyle Cuma Toktaş ile Şükrü Karakaya’nın gece kulübüne ateş açtıkları ortaya çıktı.
4 ŞÜPHELİDEN 3’Ü TUTUKLANDI
Polis, Gaye K., Şükrü Karakaya, Cuma Toktaş ile Ayhan Aydın’ı yakalayıp, gözaltına aldı. 3 şüpheli ‘kasten öldürmek’ ve ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlarından tutuklanırken, ‘cinayete azmettirmek’ ile suçlanan Gaye K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma sonrası iddianame hazırlandı. İddianamede, Şükrü Karakaya, Cuma Toktaş ve Ayhan Aydın hakkında müebbet, Gaye K. hakkında 25 yıla kadar hapis cezası istendi.
‘ARKADAŞIMIN RİCASINI KIRAMADIM’
Bursa 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında savunma yapan Şükrü Karakaya, arkadaşının ricasını kıramadığını belirterek, “Olay akşamı, Ayhan ve Cuma ile birlikte alkol aldım. Otomobille giderken Ayhan, bana gece kulübünde birileriyle tartıştığını söyleyip, ‘Senden o gece kulübüne ateş etmeni istiyorum’ dedi. Önce şaka yapıyor sandım. Alkolün de etkisiyle onu kıramayıp, gazinoya rastgele ateş ettim. Ardından Ayhan evine giderken ben de Cuma ile bir başka gazinoya eğlenmeye gittim. Burada kurşun yağdırdığım gece kulübünde 1 kişinin ölüp, 2 kişinin yaralandığını duydum. Ardından ben de eve gittim. Daha sonra da polisler gelip, beni evden aldı. Üzgünüm, pişmanım. Tahliyemi istiyorum” dedi.
Ayhan Aydın ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddedip, Şükrü Karakaya’nın kendi özel sorunları nedeniyle gazinoya giderek ateş ettiğini söyledi.
TUTUKLU SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Cuma Toktaş da “Hakim Bey, benim hiçbir şeyden haberim yok. Birlikte alkol aldık. Otomobilin arkasında uyurken silah seslerini duydum. Çok korktum. Masumum, tahliyemi istiyorum” diye konuştu.
Gaye K. ise olay günü başka gazinoda çalıştığını, konuyla ilgisi olmadığını belirterek, “Yaşananları daha sonra öğrendim. Beraatimi istiyorum” dedi.
Savunmaların ardından mahkeme heyeti, Cuma Toktaş’ın tahliyesine karar verdi.
‘HAVAYA RASTGELE ATEŞ ETTİM’
Davada son olarak savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Gaye K.’nin üzerine atılı suçu işlediğine dair kesin delil bulunmadığını belirtip, beraatini istedi. Şükrü Karakaya için de ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan da 15’er yıldan 30’ar yıla kadar hapis cezası istendi. Cuma Toktaş ile Aydın Ayhan’ın ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 30’ar yıl hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Sanıklar mütalaaya itiraz ederken, Şükrü Karakaya, “Havaya rastgele ateş ettim. Yakalanınca 1 kişiyi öldürüp, 2 kişiyi yaraladığımı öğrendim. Beraatimi istiyorum” dedi. Karakaya’nın avukatı Hakan Gündoğdu da müvekkilinin ‘bilinçli taksirle öldürme’ ya da ‘olası kasıtla öldürme’ suçundan yargılanması gerektiğini belirterek, “Mekanın dış aydınlatmalarının tamamı kapalı. Bu haliyle mekanın o saatte açık olduğunun ve içeride birilerinin olabileceğinin müvekkilim tarafından bilinmesi mümkün değildir” diye konuştu. Mahkeme heyeti, beraat talepleri reddedip, duruşmayı erteledi.
]]>