Sutaş’a, 2023 Temmuz’da icradan tebligat geldi. Tebligatı kontrol eden Sutaş, bir senede dayalı 8 milyon TL’si faiz olmak üzere 40 milyon TL tutarında icra takibi başlatıldığını gördü.
Sutaş, avukatı Fırat Ay aracılığıyla konuyu yargıya taşıdı, İstanbul 34’üncü İcra Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldı.
Ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şikayetçi olundu. Savcılığın soruşturması sonrası şüpheliler M.Ö. ve O.D. hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Yakalanan şüpheliler, polisteki ifadelerinde Tevfik Sutaş’a elden bu parayı borç verdiklerini öne sürdü. İfadelerin ardından şüpheliler serbest bırakıldı.
Savcı dosyayı bilirkişi incelemesine gönderdi. Evrak incelenirken bilirkişi heyeti, başka amaçla atılmış imzadan faydalanmak suretiyle elde edilmiş sahte bir senet olduğu, bu yöntemin de ‘Pencere yöntemi’ adı verilen ve sık karşılaşılan bir sahteciliğin bulguları olduğu yönünde tespit yaptı. İcra takibi dururken, konuyla ilgili soruşturma sürüyor.

‘BÖYLE BİR BORCUM YOK, BU İNSANLARI TANIMIYORUM’
Yaşadıklarını anlatan Tevfik Sutaş, şöyle konuştu:
-İzmir’deki oturduğum dairenin görevlisi beni aradı. ‘Tevfik Bey adınıza bir ödeme emri geldi icradan. Ben aldım onu sizin adınıza, gelince vereceğim’ dedi. Geriye göndermemiş, muhtara göndermemiş.
-O görevlinin yaptığı bana büyük bir iyilik. Görevli hayatımı kurtardı. Görevli o mektubu almayıp muhtara gönderseydi, tebligat benim elime geçmiş sayılacaktı. Ben de 40 milyon borcu kucağımda bulacaktım.
-Hemen süresi içerisinde itiraz ettik. Benim böyle bir borcum yok, ben bu insanları tanımıyorum. Savcılığa da suç duyurusunda bulundum. Şüpheliler ifade verdi. Beni tanıdığını söylemiş. İnşaat yaptığımı ve borç para istediğimi beyan etmiş.
-Bana para verdiğini söylemiş. Bunu söyleyen yeşil kartlı, evsiz barksız biri. Bunları da şüphelileri araştırınca öğrendik.
-Yapılan incelemesinde senedin kare kutu içine imza almak suretiyle kargo veyahut başka bir tebligat teslim edilerek yapıldığı ortaya çıktı. Bu olaydan sonra artık gelen bu tür teslim formu ya da tebligatları imzalamıyorum. Benim, ağzım yandı, başkalarınınki yanmasın. Benim gibi mağdur olmak istemiyorlarsa, bu tür evrakları imzalarken dikkatli olsunlar.
‘KAĞIDIN ALTINA SENET KOYULMUŞ’
Avukat Fırat Ay, “Tevfik Sutaş’a 40 milyon TL’yi elden borç olarak verdikleri yönünde bir iddiada bulundular. Tabii bu iddianın, biz, hayatın olağan akışı kavramına uygun olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bu para, 150 kilo bandında bir ağırlığa sahip. Ayrıca Tevfik Sutaş’ın böyle bir para almasını gerektirebilecek bir ihtiyacı da yok. Kendisinin yaşlı olmasından kaynaklı hedef olduğunu düşünüyoruz. Son zamanlarda sıkça kullanılan pencere yöntemi ile yani kağıdın altına senet konularak bu dolandırıcılık gerçekleşmiş. Vatandaş kargoya imza attığını zannederek alttaki senede imzalıyor. Bir evraka imza attıkları zaman muhakkak o imzanın, o kağıdın arka tarafında başka bir kağıt olup olmadığını elleriyle mümkün olunca kontrol etsinler. Güvenmediği kişilerden bu şekilde bir imza talebi geldiği zaman muhakkak evrakları okuyup o şekilde imzada bulunsunlar. Yoksa bu telafisi mümkün olamayacak birçok zarara sebebiyet verecek” dedi.
]]>Savcılığın sevk yazısında, şüpheliler hakkında alınan istihbari bilgiler ile tespitlere yer verildi.
Şüpheli R.K’dan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu, farklı kişilere ait pasaport fotoğrafları bulunduğu, kaçakçı olduğu değerlendirilen kişiyle görüşme yaptığı ve telefonunda kaçak yollarla Meksika ve Avrupa’ya gitme arayışında olduğuna dair mesajlaşmalar tespit edildiği aktarıldı.

KİLİSE SALDIRISI ZANLISIYLA GÖRÜŞMELER
Yazıda, şüphelinin telefonunda, Santa Maria Kilisesi’ne yapılan saldırı soruşturmasında tutuklanan şüpheli S.R’nin numarasının kayıtlı olduğu ve bu şüpheliyle çok sayıda görüşme gerçekleştirdiği ifade edildi.
Şüpheli M.D’nin dijital materyallerinde ise çatışma bölgelerinden olduğu değerlendirilen, ellerinde uzun namlulu silah olan ve üniforma giyen kişilerin fotoğraflarının bulunduğu anlatılan yazıda ayrıca, sahte pasaport evrakı ile “Çeçen İçkerya Cumhuriyeti” arması olarak bilinen simgenin, terör örgütü IŞİD’in sözde bayrağına uyarlandığı resmin yer aldığının tespit edildiği kaydedildi.
Yazıda şüphelilerden M.G. hakkında, IŞİD’in sözde Horasan Vilayeti yapılanmasının İstanbul Şer’i Kadısı ve İstanbul’daki medreselerinin sorumlusu olduğu değerlendirilen “Şeyh Talha” kod adlı Tacik uyruklu Mukhammad Sharıpov’un medresesinde sorumlu olarak görev yaptığına dair istihbari bilgi elde edildiği belirtildi.

TELEFONDAN SALDIRIYA AİT GÖRÜNTÜLER ÇIKTI
Şüpheli M.G’nin cep telefonunun incelemesi sonucunda, Santa Maria Kilisesi’nin fotoğrafı, saldırı anına ait fotoğraf ve videolar, saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerin örgüte yakın Amak Haber Ajansı tarafından yayınlanan görüntüleri, şüphelilerin kollukta çekilen görüntüleri, saldırıda kullanılan aracın PTS kayıtlarını içeren görüntüler ile İstanbul’da olduğu değerlendirilen ve tam olarak adresi tespit edilemeyen bina fotoğraflarının bulunduğu kaydedildi.
Saldırının ardından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheli A.A’nın numarasının şüpheli M.G’de kayıtlı olduğu ve çok sayıda görüşme tespit edildiğine vurgu yapılan sevk yazısında, şüphelilerden M.D’nin cep telefonunda da saldırının faillerinin fotoğrafının bulunduğu tespitine yer verildi.
Şüpheli A.H.A hakkındaki istihbari bilginin de yer aldığı sevk yazısında, şüphelinin Zeytinburnu’nda gıda ürünleri satışı yapılan iş yerinin sahibi olduğu, aynı zamanda bu adreste terör örgütüne ulaştırılmak üzere Türkiye’den Afganistan’a gönderilen paraların transferini gerçekleştirdiği aktarıldı.
IŞİD’E KATILMAK İÇİN SURİYE’YE GİTTİ
Şüpheli F.M’nin hakimlikteki ifadesinde, IŞİD’e katılmak için Suriye’ye gittiğini ancak katılmadan önce İdlib’de “Şeydat” isimli grup tarafından yakalandığını söylediği öğrenildi.
Grup tarafından 20 gün hapiste tutulduktan sonra serbest bırakıldığını belirten şüphelinin, bu gruba katılma davetini kabul etmediğini ve kaçak yollardan Türkiye’ye geldiğini anlattığı bilgisine ulaşıldı.
“PİŞMANIM”
Şüpheli F.M’nin ifadesinde, “IŞİD’in Beşşar Esed ile savaştığı fikrine kapılmıştık, o nedenle gittik, öyle olmadığını gördük. Bu yüzden pişmanım. Savcılık ve emniyetteki ifadelerimi tekrar ediyorum. Bundan sonraki süreçte de hatırladıkça bildiğim konularda devlete yardımcı olacağım. Serbest bırakılmayı talep ediyorum” dediği öğrenildi.
Hakimlik, tutuklanmasına karar verdiği bu şüpheliyle ilgili Suriye’de çeşitli örgütler tarafından yakalanıp sorgulandıktan sonra kaçak yollarla Türkiye’ye geldiğine ilişkin etkin pişmanlık kapsamında ikrarlı anlatımları ile üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut deliller bulunduğunu kaydetti.
Savcılığın ardından hakimliğe çıkarılan diğer şüphelilerin üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, serbest bırakılmayı talep ettiği bilgisine ulaşıldı.

EBU HANZALA’NIN FOTOĞRAFI ÇIKTI
Hakimlik kararında, şüpheli A.N.Q’dan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda, çatışma bölgelerinde çekildiği değerlendirilen, ellerinde uzun namlulu silah olan ve üniforma giyen kişilerin fotoğrafları, çok sayıda farklı kişiye ait kimlik ve pasaport resimleri, IŞİD silahlı terör örgütünün ideolojisini içeren kitaplar ve Ebu Hanzala kod adlı Halis Bayancuk’un fotoğrafları olduğunun görüldüğü kaydedildi.
Şüpheli A.H.A’yla ilgili değerlendirmelere de yer verilen kararda, Van üzerinden kaçak yollarla Türkiye’ye giren şüphelinin para transfer işi yaptığını kabul ettiği ve bu işlemi dükkanındaki uygulama üzerinden gerçekleştirdiğini söylediği aktarıldı.
Hakimlik kararında, 10 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan tutuklanmasına, 5 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirleri uygulanmasına hükmedildiği kaydedildi.
NE OLMUŞTU?
Emniyetten yapılan açıklamada, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve MİT Başkanlığı ile yürütülen koordineli çalışmalarda, IŞİD sözde Horasan Vilayeti (İSKP) Türkiye yapılanmasıyla bağlantılı olduğu belirlenen 20 zanlının yakalanması amacıyla İstanbul merkezli olmak üzere Kocaeli ve Yalova’da operasyon düzenlendiği belirtilmişti.
Açıklamada, Kocaeli ve Yalova’da birer adres ile İstanbul’da 8 ilçe olmak üzere toplam 23 adrese yönelik operasyon gerçekleştirildiği, 12 şüphelinin gözaltına alındığı kaydedilmişti.
Operasyonun devamında 2 şüpheli ve 28 Ocak’taki Santa Maria Kilisesi saldırısına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 1 şüpheli olmak üzere toplam 3 zanlının daha yakalandığı aktarılan açıklamada, “Konu ile ilgili yakalanan ve adli makamlara sevk edilen toplam 15 şüpheli şahıstan 5’i hakkında adli kontrol hükümleri uygulanmış, 10’u ise tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edilmiştir” denilmişti.
]]>Sarıyer’de bulunan Santa Maria Kilisesi’ne saat 11.40 sıralarında pazar ayini sırasında maskeli iki kişi tarafından silahlı saldırı yapıldı. Saldırıda 52 yaşındaki Tuncer Murat Cihan hayatını kaybederken, silahlı saldırıyı gerçekleştiren şüpheliler yakalandı. Saldırıdan kısa süre sonra olayla bağlantısı olduğu tespit edilen kişilere ait çok sayıda adrese operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınanların sayıları 51’e yükseldi.
23’Ü SINIR DIŞI EDİLECEK
Operasyona ve şüphelilere ait yeni bilgiler ortaya çıktı. Gözaltına alınanların Tacikistan, Rusya ve Türkiye vatandaşı oldukları belirlendi. 150 kişilik özel bir ekip tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında önce şüphelilerin araçları tespit edildi. Aracın yol güzergahını takip eden ekipler, şüphelilerin Başakşehir Güvercintepe Mahallesi’ne gittiğini belirledi. Burada tespit ettikleri adreslerin yakınlarında kar maskelerini de bulan ekipler adreslere operasyon yaptı.
Operasyonlarda saldırıyı gerçekleştiren Tacikistan uyruklu A.K. ile Rusya uyruklu D.T. ile birlikte saldırıyla ilgisi olduğu tespit edilen 51 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden 23’ü sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezine teslim edilirken 28 şüphelinin ise emniyetteki işlemleri sürüyor. Şüphelilerin ifadelerinin alınmasına da başlandığı öğrenildi.

ARAÇ BİR YIL ÖNCE POLONYA’DAN GETİRİLMİŞ
Öte yandan şüphelilerin olayda kullandığı aracın 1 sene önce Polonya’dan Türkiyeye getirildiği, aracın bu süre içerisinde hiç trafiğe çıkmadığı, olay günü şüpheliler tarafından kullanıldığı belirlendi. Aracı getiren kişinin ise iki gün kaldıktan sonra geri döndüğü öğrenildi. Ayrıca olay günü saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerden A.K.’nin silahının tutukluk yapması sonucu, şüphelilerin panik yapıp kaçtığı kaydedildi.
İŞTE SALDIRGANLARIN KULLANDIĞI ARAÇ

BİR KURŞUN DUVARDA, DİĞERİ OTURAKTA
Öte yandan Santa Maria Kilisesi’ndeki silahlı saldırının gerçekleştirildiği bölüm basın mensuplarınca görüntülendi. Olay yerindeki incelemelerin tamamlanmasının ardından basın mensuplarının kiliseye girişine izin verildi. Kilisenin avukatı Afşin Hatipoğlu, basın mensuplarına silahlı saldırının detaylarını anlattı. Hatipoğlu, kilisenin 1 Şubat Perşembe günü saat 19.00’da yapılacak ayinle yeniden ibadete açılacağını duyurdu.

Saldırganların silahlarından çıkan kurşunlardan birinin oturaklara, diğerinin ise duvara isabet ettiği görüldü.
SALDIRGANLAR KURBANA KAPIYI AÇMIŞ
Saldırıyı anlatan kilisenin avukatı Afşin Hatipoğlu “Sabah ayininde, ayin devam ederken iki saldırgan kamuflajlı bir şekilde bu antreye geliyorlar. Ve kapıyı açıp içeriyi kontrol ediyorlar. Tam girmeye karar verdikleri anda başka bir kişi daha geliyor ve o kişiye kapıyı açıyorlar ayine girsin diye. Kapıyı açıp içeri aldıkları kişi o günkü kurban aslında. Onlar ayini bastıklarında önce rahmetliyi burada ne yazık ki katlediyorlar. Önce kabzayla kafasına vuruyorlar, daha sonra ateş ediyorlar. Sonra da rastgele kilisenin etrafına ateş ediyorlar” dedi.

Kilisenin avukatı Afşin Hatipoğlu
‘ARAPÇA VEYA FARSÇA KONUŞTULAR’ İDDİASI
Hatipoğlu, şöyle devam etti:
– Görgü tanıklarının söylediği Arapça veya Farsça tam çıkartamadıkları bir dille bazı şeyler söylüyorlar ve daha sonra uzaklaşıyor. Saldırı gerçekleştikten sonra ölen kişi dışında bir yaralı söz konusu değil. Polisin bize söylediği kadarıyla silahlardan birinin tutukluluk yaptığı, onun da paniğe sevk ettiği ve daha fazla can kaybının önüne geçtiği ama görüntülerde var, saldırganlardan bir tanesi kilisenin ortasına kadar devam ediyor, bağırmaya devam ediyor ve sağa sola ateş ediyor. Tabii büyük bir korku ortamı oluyor, bir kişi hayatını kaybediyor.
“Burası Perşembe günü saat 07.00’deki ayine kadar kapalı. Çünkü Hristiyan inancına göre, böyle bir saldırı olduktan sonra tekrar bir kutsama ayini olmadan o kilise ibadete açılamıyor. Bütün azınlık cemaatlerinin liderleri Perşembe günü saat 07.00de burada toplu ayin gerçekleştirecekler. Bu görmüş olduğunuz alanı da merhumun anısına ‘Anma bölgesi’ yaptılar. Buraya mum dikilip kendisi için dua edilecek. Burası kilisede muhafaza edilecek, merhuma saygı açısından saklanacak.
ANA KAPIYA TÜRK BAYRAĞI
Öte yandan Latin Katolik Cemaati Ruhani Reisi Massimiliano Palinuro da kiliseyi ziyaret etti. Çıkışta basın mensuplarına konuşan Palinuro, saldırıdan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. “Tek gücümüz duadır” diyen Palinuro, “Yetkililere teşekkür etmemiz gerek. Büyük bir gayretle olayın sorumlularını yakaladılar” ifadelerini kullandı.

Palinuro “Sadece cemaatimize değil, bütün Türkiye’ye zarar veren bir olay ama birçok kişi, sivil otoriteler, yetkililer, komşular, bütün insanlar yanımızda durdu. Bundan dolayı memnunuz” dedi.
Massimiliano Palinuro, silahlı saldırıda hayatını kaybeden Tuncer Murat Cihan’ın cenaze törenine katılmak üzere kiliseden ayrıldı.
KOLLUK KUVVETLERİNE TEŞEKKÜR
Palinuro, yazılı açıklamasında ise şu ifadelere yer verdi:
– 28 Ocak 2024 tarihinde episkoposluğumuza bağlı olan Büyükdere Meryem’in Doğuşu Katolik Kilisesi’nde meydana gelen elim saldırıdan sonra 12 saat gibi kısa bir süre içerisinde olayın faillerini ve bağlantılı oldukları kişileri yakalama başarısını gösteren, başta İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya olmak üzere tüm kolluk kuvvetlerine minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Bu vesile ile İstanbul’daki Katolik cemaatlerinin kiliselerinde ibadetleri süresince güvenlik önlemlerinin artırılması ve sıkılaştırılması hususunda sizlerin yoğun desteğine ihtiyaç duyduğumuzu beyan ederiz.
Asırlar boyunca tüm dinlerin kardeşçe yaşadığı İstanbulumuzda bu karşılıklı sevgi ve saygı ikliminin devam edebilmesi için gösterdiğiniz çaba için müteşekkiriz. İstanbuldaki yaşayan Katolikler olarak ülkemiz insanlarının samimi kardeş sevgisini, vicdanını ve misafirperverliğini biliyoruz. Ülkemizi ve insanlarımızı çok seviyoruz. Terör eylemi aracılığıyla dehşet dalgası yaydığını sanarak kiliselere kendimizi kapatıp kapılarımızı içeriden kilitleyeceğimizi düşünen kişi ve grupların bunu başaramayacaklarını belirtmek isteriz.
]]>