Halep kentinde din adamı Ebu Abdullah Hasibi’nin türbesine zarar verildiği iddialarına ilişkin videoların bazı sosyal medya kullanıcıları arasında dolaşıma girmesinin ardından Hama, Humus, Lazkiye, Tartus illeri ile Ceble ve Banyas ilçelerinde bazı gruplar meydanlarda toplanarak eylem yaptı.
ÖLÜ VE YARALILAR VAR
Humus ve Tartus’da eylemciler ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedelerde taraflardan ölen ve yaralananlar oldu. Suriye Haber Ajansına (SANA) göre, Humus’ta 18.00-08.00 saatleri arası sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Geçici hükümete bağlı güvenlik güçlerinin son 3 gündür Lazkiye ve Tartus illeri başta olmak üzere bazı kentlerde, devrilen rejimin Suriye’de savaş suçları işlemiş yetkilileriyle ilgili arama tarama çalışmalarına hız vermişti.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA
Geçici hükümetin İçişleri BakanlığıMedya Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Bazı sosyal medya hesaplarında Halep vilayetindeki bir tarikatın dini türbelerinden olan Şeyh Ebu Abdullah el-Hüseybi’nin türbesine baskın ve saldırı olayını gösteren videolar dolaşıma sokuldu. Bu videolar yakın zamanda gerçekleşmiş gibi lanse edildi. Dolaşıma sokulan videolar Halep kentinin bilinmeyen gruplar tarafından kurtarıldığı döneme ait eski bir video olup, kurumlarımızın mülklerini ve dini mekanları korumak için gece gündüz çalıştığımızı ve bu tür videoların yeniden yayınlanmasının amacının Suriye’nin içinden geçtiği bu hassas dönemde Suriye halkı arasına nifak sokmak olduğunu belirtiriz” ifadeleri kullanıldı.
LAZKİYE VALİSİ’NDEN ÇAĞRI
Açıklamada, Suriye’nin kıyı kesimlerindeki devrik rejimin bazı unsurlarının olayları fırsat bilip güvenlik güçlerine silahlı saldırılar düzenlediği ve güvenlik güçlerinden ölenler olduğu kaydedildi. SANA’nın haberine göre, Lazkiye Valisi Muhammed Osman, konuya ilişkin açıklamasında, yönetimin sivil barışı ve toplumsal uyumu korumakta kararlı olduğunu bildirdi. Osman, güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirdiğini belirterek, Suriyelilere tepkilerin etkilerine kapılmamaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de Esad rejimini deviren muhaliflerin iktidara gelmesinin ardından hayat normale dönüyor. Esad rejiminin ardından ülkede sakinlik hakim olsa da kimi zaman rejim destekçileri ile muhalifler arasında çatışmalar yaşanıyor. Başkent Şam’da bu gece silah sesleri yüskeldi. Kenar mahallelerde Esad yanlısı halk ile muhalifler arasında yaşanan çatışmaların ardından toplanan bir grup, “Suriye özgürdür, Suriye’de herkes eşittir, birdir” sloganları atarak, Emevi Meydanı’na yürüdü. Muhalif güçlerin yoğun önlem aldığı meydanda slogan atmaya devam eden göstericiler, bir süre sonra dağıldı. – ŞAM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÜLKELERİNİ AYAĞA KALDIRMALILAR: Bölgemizde ve dünyada önemli hadiseler cereyan ediyor. Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri de aynı zaviyeden Suriye halkının çıkarını önceleyen bir yaklaşımla çok yakından takip ediyoruz. Suriye halkının birliğe, dayanışmaya, uzlaşıya ve savaş yorgunu ülkelerini süratle ayağa kaldırmaya ihtiyacı var. Biz de komşuları ve kardeşleri, bu zorlu süreçte Suriye’de istikrarın sağlanmasına katkı sunmaya çalışıyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve birliğinin yeniden tesisine atfettiğimiz önemi her fırsatta vurguluyoruz.
SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDA OLMALIYIZ: Tüm dini, mezhebi ve etnik grupların yan yana sulh içinde yaşadığı terörden arındırılmış bir Suriye’nin inşası en samimi beklentimiz. D-8 üyeleri olarak bu zorlu mücadelelerle Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmamız gerektiğine inanıyorum.

BUGÜN DÜNDEN DAHA GÜÇLÜYÜZ: Teşkilatımızı büyütmek suretiyle etki alanını daha da geliştirmek için yeni üye ve ortaklara kapımızın açık olması gerekiyor. Bu noktada Endonezya Cumhurbaşkanımızın talebini ben de aynen paylaşıyorum. Son yıllarda önemli atılımlar gerçekleştiren Azerbaycan’ın teşkilatımıza üye olmasıyla birlikte bugün dünden daha güçlüyüz. Kardeş Azerbaycan’a D-8 ailemize hoş geldiniz diyorum.
KÜRESEL GÜVENLİK KURUMLARI İŞLEVSİZ: Yaklaşık çeyrek asırlık geçmişe sahip teşkilatımızın kuruluş felsefesinde yer alan barış, diyalog, işbirliği, adalet ve eşitlik kavramlarının önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Artan çatışmalar, krizler ve savaşlar karşısında maalesef küresel güvenlik ve istikrarı teminle görevli kurumlar sorumluluklarını yerine getirmiyor. Gelinen noktada sadece siyasi sistemin değil, temelleri İkinci Dünya Savaşı sonrasında atılan ekonomik nizamın da ciddi sarsıntılar geçirdiğini görüyoruz. Küresel iktisadi kurumlar cari gerçeklere ya uyum sağlayamıyor ya da ihtiyaç duyulan desteği vermekte zorlanıyor. Böylesine hassas bir dönemde gerçekleştirdiğimiz zirvemizde alacağımız kararların sorunların çözümünde bize rehberlik etmesini ümit ediyorum.
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN YOLU GENÇLER: Toplantımızın temasını teşkil eden gençler ve KOBİ’ler ülkemizin son 22 yıldır ekonomi alanında kaydettiği ilerlemenin de lokomotifi oldu. Üye ülkelerimizdeki toplamda 1 milyardan fazla nüfusumuzun çok büyük kısmı gençlerden oluşuyor. Avrupa dahil Batı’da nüfusun giderek yaşlandığı bir dönemde genç nüfus iyi değerlendirilebildiğinde bizler için çok büyük bir avantaj. Türkiye olarak sürdürülebilir kalkınmanın ancak gençlerin ekonomiye azami iştiraki ile mümkün olabileceğini biliyoruz. Gençlerimizin teknolojik ve dijital becerileriyle girişimci ruhlarını geliştiren proje ve programlar yürütüyoruz. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’e en az gelişmiş ülkeleri dahil etmek suretiyle küresel adalet ve gelişime katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

TERCİHLİ TİCARETİN ÖNEMİ: KOBİ’lerin desteklenmesinde D-8’in mevcut imkânlarını daha etkin şekilde kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Ticaretten yatırıma, kırsal kalkınmadan tarıma, turizmden enerji ve ulaştırmaya kadar çeşitli alanlarda KOBİ’leri bilgilendirici programlar düzenlenmesinde fayda var. KOBİ’lerin teşkilatımızın en önemli girişimlerinden olan tercihli ticaret uygulamalarından azami derecede istifade edebilmeleri için programlar geliştirilmesi gerekiyor. Bu programlar ülkemiz arasındaki ticarete önemli katkı sunacak. Mısır’ın da tercihli ticaret anlaşmasını onaylamasıyla birlikte artık çok daha geniş çerçevede anlaşmanın uygulanması mümkün olacak.
ABBAS VE MİKATİ DESTEK İSTEDİ
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, “İsrail’in 1967 sınırlarında Doğu Kudüs dahil olmak üzere Filistin topraklarındaki işgaline son verilmesi gerektiği konusunda tüm dünya hemfikirdir. İsrail, Filistin halkına yönelik ihlallerine devam ediyor ve dünya, tek bir standartla hareket etmeli” ifadelerini kullandı. Lübnan Başbakanı Necib Mikati ise Lübnan’ın çok büyük bir kriz yaşadığını belirtti ve İsrail’in ülkelerine saldırıları nedeniyle D-8 ülkelerinden yardım istedi.

KAHIRE’DE YOĞUN DIPLOMASI TRAFIĞI
YENİ Başkanlık Sarayı’ndaki aile fotoğrafı çekiminin ardından, liderler Kuran’da ilk inen ayet olan İkra (Oku) yazılı tablo önünde zirve anı defterini imzaladı. Salonda, Fetih Suresi okundu. Toplantıya, D-8 üyesi Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ile Pakistan’ın devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov da katıldı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es- Sisi ile görüşen Erdoğan, Mısır’la savunma sanayii, enerji, ulaştırma ve kalkınma başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmeye, 15 milyar dolar karşılıklı ticaret hacmi hedefine ulaşmak için gayret göstermeye devam edeceklerini ifade etti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le görüşmesinde ise Erdoğan, siyasi ve ekonomik işbirliğini artırmak için çalışmaların devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’la da bir araya geldi.

İSRAİL’E KARŞI BİRLİK ÇAĞRISI
D-8 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Filistin ve Lübnan’daki durumlara ilişkin özel oturumda İslam ülkelerine İsrail’e karşı atılacak adımlar için birlik ve öncülük etme çağrısında bulunan Başkan Erdoğan şu mesajları verdi:
İsrail yönetimi, Amerika’nın aleni, birçok Batılı ülkenin de dolaylı desteğinden cesaret alarak saldırılarını genişleterek sürdürüyor. Lübnan’dan sonra Suriye de İsrail yayılmacılığının hedefi oldu. İsrail’in Golan tepelerinde yasadışı yerleşimlerini genişletmesi dâhil Suriye’nin toprak bütünlüğünü hiçe sayan adımlarını görüyoruz. Suriye’nin ve bölgemizin istikrarını tehdit eden bu hukuksuzluklara D-8 olarak çok daha güçlü tepki vermemiz gerek.

TECRİT EDİLMELİ
İslam ülkeleri olarak İsrail’e karşı atılabilecek adımlara öncülük etmeliyiz. Her şeyden önce İsrail’e silah ambargosu uygulanması, İsrail ile ticaretin sonlandırılması ve uluslararası alanda tecrit edilmesi çok mühim. Silah satışının durdurulması girişimimize aralarında güvenlik konseyinin daimi 2 üyesinin de bulunduğu 52 üye ve 2 uluslararası teşkilat destek verdi. Güney Afrika tarafından Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan ve Türkiye olarak bizim de müdahillik başvurusu yaptığımız davaya D-8 üyeleri başta olmak üzere azami sayıda ülkenin müdahil olmasını teşvik etmeliyiz. Kısa vadede Gazze’de kalıcı ateşkese ulaşmak her zamankinden daha fazla önem kazandı. Bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Uzun soluklu hedefimiz ise 2 devletli çözümü hayata geçirmek için bir müzakere sürecinin başlatılması olmalıdır. Ateşkesin sağlanması konusunda Katar ve Mısır’ın sürdürdüğü müzakerelere güçlü destek vererek bir an evvel neticeye ulaşmalıyız.
DAHA FAZLA ÇABA HARCAMALIYIZ
Lübnan’da ateşkesin tesisi ve Suriye’de Esad rejiminin çökmesi, ümit ediyorum daha olumlu bir dönemin başlangıcı olacaktır. Lübnan’ın içinde bulunduğu sıkıntılı dönemde hep birlikte kardeşlerimizin yanında olmamız lazım. Filistin’de olduğu gibi Lübnan’da da siyasi dağınıklığın devam etmesine izin vermemeliyiz. Acil ve kalıcı bir barışın tesisi için D-8 ülkeleri olarak hep birlikte daha fazla çaba harcamalıyız.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FT’nin haberine göre kardeşlerden biri olan Hafız Makhlouf’un Moskova yakınlarındaki bir konut binasında üç odalı bir dairede yaşıyor. Bir kaynak, Esad’ın erkek ve kız kardeşlerinin Moskova’da daire satın almadığını belirtti. İddiaya göre mülkü Neva kulelerine yapılan yatırımlardan kâr elde etmek için aldılar. Telegram kanalı, Beşar Esad’ın ailesinin, Ulitsa 1905 Goda metro istasyonunun yakınındaki Klimashkina Caddesi’ndeki bir evde bir daireye yerleşmiş olabileceğine yazdı. Cheka-OGPU, Esad ailesinin Suriye’deki hizmetkarlarının da Rusya’ya taşınabileceğini belirti. ABD Dışişleri Bakanlığı, Esad ailesinin sermayesinin 1-2 milyar dolar olduğunu tahmin ederken, Washington, zengin Suriyelilerin varlıklarının farklı hesaplarda veya offshore hesaplarda saklandığına inandığı için kesin bir rakam veremiyor. Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre ise, Suriye eski cumhurbaşkanının mevcut parası rahat bir yaşam için yeterli. Telegraph haberinde, “Beşar Esad sürgündeki yeni lüks hayatında hâlâ şampanya yudumluyor ve havyar yiyor olabilir” dedi. Rusya’da Suriye’nin eski cumhurbaşkanının durumu resmi olarak açıklanmazken, Kommersant, gelecekte Beşar Esad’ın Rusya’dan siyasi sığınma hakkı alabileceğini öne sürdü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Suriyeliler kendi kendilerini savunmak zorundalar çünkü biz orada olmayacağız. Orta Doğu önemli ama Orta Doğu’daki sorunu yönetmek Ukrayna ile Rusya’yı barıştırmaktan daha kolay.”
BLINKEN TÜRKİYE’Yİ ZİYARET EDECEK
ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Blinken, sırasıyla Ürdün’ün Akabe kentinde ve daha sonra Ankara’da temaslarda bulunacak.
Blinken’ın ana gündeminde Suriye’deki son gelişmeler, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından geçiş süreci çalışmaları ve ülkedeki siyasi süreç ile Gazze’de olası ateşkes anlaşmasına yönelik başlıklar olacak.
Açıklamada, “Bakan Blinken, değerli bir NATO müttefiki olan Türkiye’de üst düzey yetkililerle bir araya gelecek ve terörle mücadeleden bölgesel istikrara kadar ortak öncelikler üzerindeki devam eden ikili iş birliklerini ele alacak.” ifadesine yer verildi.
Açıklamaya göre Blinken, Türkiye ve Ürdün temaslarında, “ABD’nin hesap verebilir ve temsili bir Suriye hükümetine geçiş sürecine desteğini” de yineleyecek.
Blinken ayrıca, görüşmelerinde, bu geçiş döneminde ABD’nin Suriye’nin komşularına desteğini vurgulayacak ve bölgede yerinden edilmiş Suriyelilerle ilgili ihtiyaçların giderilmesine yönelik konuları görüşecek.
ABD’li Bakan’ın bir diğer önemli başlığı ise Gazze’de olası ateşkes süreci ile buna bağlı olarak esirlerin serbest bırakılması ve Gazze’ye daha fazla insani yardım girmesi olacak.
Ankara’da resmi kaynaklardan edinilen bilgiye göre, ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın 13 Aralık Cuma günü Türkiye’ye ziyaret gerçekleştireceği bildirilmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da Beypazarı Belediyesi, ülkelerine dönmek isteyen Suriyeliler için transfer hizmeti sağlanacağını duyurdu.
Beypazarı Belediyesi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Suriye’de Esad rejiminin sona ermesi sebebiyle vatanlarına dönmek isteyen, şehrimizde uzun bir dönemdir misafir ettiğimiz Suriyeli dostlarımızı evlerine uğurlamak için Beypazarı Belediyesi olarak transfer hizmeti sağlayacağız. Belediye binamızın giriş katındaki danışma bölümünden form doldurarak başvuru yapabilirsiniz” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA’da bir araya gelen Suriyeliler, muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolü ele geçirmesini kutlayıp, lokum dağıttı.
Esad rejimi karşıtı muhalif grupların Suriye’nin başkenti Şam’a girip kontrolü ele geçirmesi, Kütahya’daki Suriyeliler arasında büyük sevinçle kutlandı. Zafer Meydanı’nda toplanan Suriyeliler, Arapça şarkılar eşliğinde Esad yönetiminin devrilişini sloganlar atıp, kutladı. Toplanan kalabalık daha sonra lokum dağıttı.
Suriyeli üniversite öğrencisi Abdurrahman Şeyh İbrahim, “Gerçekten bizim için, Suriyeliler için ve öğrenciler için büyük bir zafer. 13 yıl sonra Esad düştü. Burada Türkiye’deyiz. Gerçekten Türkiye, halk, hükümet bizim için çok şeyler yaptı. Bu şeyler çok memnuniyet verici ve bu iş bitti. Döneceğiz inşallah. Suriye bizim için çok önemli ve bu savaştan çıktık, bitirdik ve kazandık. Bu savaştan sonra tam olarak yeni bir düzen yapacağız. Yeni bir cumhurbaşkanı seçeceğiz, yeni bir hükümet seçeceğiz. Esad rejimi kalmadı. Yeni şehirler yapacağız inşallah” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MANİSA’nın Saruhanlı ilçesindeki evinden yaklaşık 14 ay önce ‘Gazze’ye savaşmaya gidiyorum’ diyerek çıkan, Suriye’de rejim güçleri tarafından yakalanıp, cezaevine konulan Engin Arslan (30), dün gece özgürlüğüne kavuştu.
Saruhanlı ilçesinde yaşayan Engin Arslan (30), İsrail’in katliam yaptığı Gazze’ye gitmek için geçen yıl 11 Ekim’de evinden ayrıldı. 3 çocuklu Arslan ailesinin iki oğlundan biri olan Engin Arslan, Hatay’dan kaçak yollarla girdiği Suriye’de yakalandı. En son ablasına bir camide dinlendiğini belirten mesaj atan
Engin Arslan’dan bir daha haber alınamadı. Gözü yaşlı aile en azından oğullarının yaşadığını öğrenebilmek için yetkililerden yardım istedi.
Beklenen haberi AK Parti Grup Başkanvekili ve ManisaMilletvekiliBahadır Yenişehirlioğlu verdi. Yenişehirlioğlu, Suriye’de rejim güçleri tarafından tutuklanan Engin Arslan’ın dün gece itibarıyla özgürlüğüne kavuştuğunu söyledi. Bahadır Yenişehirlioğlu, Türkiye sınırına ulaşmak üzere olan Arslan’ın sınırdan sorunsuz bir şekilde geçmesi için İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile görüştüğünü de söyledi. Arslan’ın kısa süre içerisinde Manisa’da olması bekleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARABÜK’te yaşayan Suriyeliler, muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesini ve Beşar Esad’ın ülkeyi terk etmesini kutladı.
Muhaliflerin Şam’da kontrolü sağlaması Karabük’te yaşayan Suriyeliler tarafından sevinçle karşılandı. 100. Yıl Mahallesi Pazaryeri mevkinde toplanan yüzlerce Suriyeli, sevinç gösterisinde bulundu. Bazıları yüzlerini bayraklarının rengi ile boyadı, bazıları ise meşaleler yakarak Esad rejiminin gitmesini kutladı.
Kutlamalara katılan Suriyeli Erva Şeyh (40), çok mutlu olduklarını söyleyerek, “Böyle bir şey beklemedik. Çok mutluyuz. Özgürüz artık. Türkiye için çok teşekkürler. Böyle bir şey beklemedik. Artık memlekete gidebiliriz rahat rahat” diye konuştu.
Sidra Abdullah (18) ise Suriye’de muhalif grupların Başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesini beklemediklerini ve tarif edilmez bir mutluluk yaşadıklarını belirtti.
Ömer Elmahmud (30) ise “Bu zafer hepimizin. Sadece Suriyelilerin zaferi değil bütün Müslümanların zaferi” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesi sonrası Batman’da yaşayan Suriyeliler, Gülistan Caddesi’nde kutlama yaptı. Sık sık tekbir getiren grup adına açıklama yapan Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Şefik Sevim, bugünün tarihi bir gün olduğunu ifade ederek, “Bu meydandaki kardeşlerimin gözlerinde 70 yıllık zulmün intikamını görüyorum. 12 yıldır çok bedel ödedik. Suriye davası ve Suriye devrimi ümmetin bir parçasıdır. Yarımız Halep’tir, yarımız Antep’tir. Yarımız Kamışlı’dır, yarımız Nusaybin’dir. Suriye’de 700 bin insanımızı kaybettik. Bu zafer hepimizindir. Hepimiz Emevi Cami’sinde namaz kılmaya ant etmişiz. Bu zafer inşallah ümmet coğrafyasındaki diğer mazlum halklarımız için bir öncü, bir kıvılcım, bir zafer muştusu olacaktır inşallah” dedi.
‘TÜRK VE KÜRT KARDEŞLERİMİZİ ÇOK SEVİYORUZ’
13 yıldır Batman’da yaşayan Suriyeli İbrahim Bitar (23) ise “Buradan Türk kardeşlerimize ve Kürt kardeşlerimize sesleniyoruz. Suriye’de kurtuluş oldu ve bizim Beşar Esad gitti. Allah’a bin şükürler olsun. Ben bir Suriyeli olarak Türkiye’de 13 yıldır kalıyordum. Allah’a şükür 13-14 yıldır Suriye savaşın içindeydi ve Allah’a şükür bugünden sonra kurtuldu. Allah’ın izniyle bizim oralar düzelirse ve güzel olursa, bütün halk dönecek ama dönsek bile Türk milletinin kıymeti var bizde. Onlar hep bizim kardeşlerimizdir. Onlar bizi Türkiye’ye aldılar. 14 yıl bizi savundular burada. Allah onlardan bin defa razı olsun. Cumhurbaşkanından, Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun bizi aldığı için. Halktan Allah razı olsun çünkü onlar bizimle yaşadı. Biz onlarla yemek yedik. Biz onlarla kaldık. Biz Türk ve Kürt kardeşlerimizi çok seviyoruz. Biz hepimiz biriz. Müslüman, ümmet kardeşiyiz. Muhammed kardeşleriyiz. Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Müslümanların bize yaptıkları iyilikler için çok çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
Haber-Kamera: Bayram AYHAN/BATMAN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VİDEO İZLEYEREK HELİKOPTER KULLANMAYI ÖĞRENİYORLAR
Silahlı muhaliflerin sık sık ele geçirdiklerinden birisi de helikopterler oluyor. Daha önce helikopter kullanmayan muhalifler, Youtube’da video izliyor. Muhaliflerin Youtube’dan video izleyerek helikopter kullanmayı öğrendiği anlar dikkat çekti.

Savaş ve ÇatışmaHelikopterTeknolojiYouTubeEğitimSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esed rejimi güçleriyle 7 gündür çatışan Heyet Tahrir Şam’ın başını çektiği rejim karşıtı gruplar, Hama ili istikametinde ilerliyor.
Gruplar, Hama’nın kuzeyindeki Zor El Mahruka, Zor El Heysa, Zor Ebu Zeyid, Zor El Meselih, Zor Ec-Cedid, Hattap, El-Rehcen, Kuzey Serha, Güney Serha, Mericib El-Cemelen, Şıheytir, El-Hasnevi, El-Şekusiye, Ebu Leffe, Musteriha, Beyyud, Servet ve Maarşahrura yerleşim yerleri ile Nasiriye Tepesi’nin kontrolünü ele geçirdi.
Birinci hat olan Maptane-Halfaya-Taybet İmam’ı kırarak, rejim kontrolündeki Hama kent merkezine 3 koldan ilerleyen rejim karşıtı gruplar, Kamhane-Muharde-Maar Suhur hattında rejim güçleriyle çatışıyor.
REKLAM
Çatışma hattı, Hama kent merkezinin dış mahallelerine 6 kilometre uzaklıkta yer alıyor.
Sahadaki kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Esed rejimi, Hama’daki bankaları ve döviz bürolarını boşaltıyor.
– Suriye’deki gelişmeler
Suriye’nin kuzeyindeki Halep ilinin batı kırsalında, 27 Kasım’da, Esed rejimi güçleriyle rejim karşıtı silahlı gruplar arasında çatışma başlamıştı.
28 Kasım’da Halep’in batı kırsalından merkeze doğru hızla ilerleyen rejim karşıtı silahlı gruplar, 30 Kasım’da merkezin büyük bölümünü ele geçirmişti.
30 Kasım’da Han Şeyhun ilçesini alarak tüm İdlib genelinde hakimiyet sağlayan silahlı gruplar, Hama ilinde de çatışarak ilerleyişini sürdürüyor.
Suriye Milli Ordusunun Halep kırsalında 1 Aralık’ta terör örgütü PKK/YPG’ye karşı başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu’nda ise Tel Rıfat ilçe merkezi terörden kurtarıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk TV Güvenlik Politikaları Koordinatörü Çetiner Çetin’in aktardığı bilgilere göre, Suriye Milli Ordusu güçlerinin öncülüğünde Münbiç’e yönelik harekâtın yarın sabah başlaması söz konusu.
Habertürk TV canlı yayınında konuşan Çetiner Çetin, “Harekât aslında bugün başlayacaktı ancak Suriye Milli Ordusu’nun eksik kalacağı endişesiyle harekât ertelendi. İdlib’ten diğer muhalif güçlerinde de katılımıyla harekâtın yarın sabah başlaması planlanıyor. İdlib’den Münbiç’e muhalif gruplar gelmeye başladı.” dedi.
REKLAM
Halep İline bağlı olan Münbiç’in savaş öncesi nüfusu 100 bin olarak tespit edilirken hâlihazırda ne kadar insan yaşadığına dâir net bir bilgi bulunmuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da, NUN Eğitim ve Kültür Vakfınca “Özgürleştiren Sınırlar” temasıyla “Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi” düzenlendi.
NUN Okulları Beykoz Kampüsü’nde düzenlenen zirvede bir konuşma yapan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak, zirvenin bu yıl dördüncü kez düzenlendiğini söyledi.

Zirvenin her yıl temasını belirlerken hem Türkiye hem de dünya gündemini yakından incelediklerini belirten Albayrak, “Önümüzdeki on yıllara hazırlıklı olmamız gereken temaları bilhassa da öğretmen, öğrenci ve aileleri ilgilendiren boyutlarıyla interdisipliner bir yaklaşımla ele almaya çalışıyoruz. Buradan ortaya çıkan bilginin, ortak anlayışın eğitimin bütün paydaşları için yol gösterici olmasını arzu ediyoruz.” dedi.
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak’ın açıklamaları
Albayrak, makine ve tekniğin gelişmesinin engel algısını sınırsız bir değişim fikriyle yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak, “İnsanı zaman ve mekanda tutan her türlü sabite, bu değişim fikrinin beslediği dalgayla yüzer gezer hale gelerek, hayatta belirsizliğin hakim olduğu bir akışkanlık kazandırdı. Böylelikle insanın yaratıcıyla, kendisiyle, tabiat ve toplumla kurduğu ilişkide sınırlar göreceleşti ve özgürlük fikri ‘istediğini yapabilme gücü’ gibi korkunç bir başıboşluk durumu olarak, sanayi toplumundaki sahnesini aldı.” diye konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İnsanlığın artık yeryüzündeki bütün canlılarla birlikte bu ‘sorumsuz özgürlük’ fikrinin kıskacında bir bilinmeze doğru sürüklendiğini dile getiren Albayrak, şöyle devam etti:
“Dünyanın bir kısmında insanlar, sınırsız olduğunu düşündükleri kaynakları tüketme ve özgürlüğüne sahip olanlar yüzünden açlık çekiyor. Gazze’de, Suriye’de, Myanmar’da ve daha birçok ülkede masum insanlar, hiçbir insani, ahlaki sınır tanımayan, tırnak içinde ‘sözde özgürler’ tarafından acımasızca öldürülüyor.
Peki soruyoruz, birinin cenneti bir başkasının cehennemi üzerine inşa ediliyorsa orada cenneti yaratma özgürlüğünden söz edebilir miyiz? Böyle bir dünyada bir arada yaşama kültürü oluşabilir mi? Böyle bir dünyada insanlar arasında adalet gözetilebilir mi? İşte bu yüzden, vicdan sahibi bütün sosyal bilim insanları gibi biz de, özgürlüğü sınırsız bir yaşam ideali gibi sunarak sorumluluk ahlakını bir kenara koyan bütün çarpık anlayışları sorgulanmaya muhtaç buluyoruz.”

“HER 4 ÇOCUKTAN 1’İ OYUN OYNAMADIĞI ZAMAN HUZURSUZ VE MUTSUZ OLDUĞUNU BELİRTİYOR”
Albayrak, sınırların hem kimlik ve karakter oluşumu için hem de başkalarıyla sağlıklı ilişkiler sürdürebilmek ve bağlanabilmek için gerekli olduğunu kaydetti.
Zamanın sınırlı olduğu bir yaşamda her konuda sınırsız bir hayat deneyimi talep etmenin gerçekçi olmadığına dikkati çeken Albayrak, “Zira malumdur ki, sınırsız yemek sizi zamanla hasta, sınırsız konuşmak sizi zamanla mutsuz, sınırsız düşünmek ise sizi zamanla yorgun bir insana dönüştürebilir. Hem de tüm bu sınırsızlığı, özgürlük beklentisi ile yaşarken zamanın sınırları ile çarpışabilir ve bir anda sandığınızdan daha fazla tutsak ve bağımlı hale gelebilirsiniz.” dedi.

Albayrak, “Bugün her 10 çocuktan 4’ünün dijital oyun oynarken planladığı zaman sınırına uyamıyor, yaklaşık 3’te 2’si fazla oyun oynamaktan dolayı sorumluluklarını aksattıklarını düşünüyor. Her 4 çocuktan 1’i ise oyun oynamadığı zaman huzursuz ve mutsuz olduğunu belirtiyor. Ortaya çıkan bu tablo, çocuklarımızın kendi sınırlarını oluşturma ve bunları koruma konusunda ciddi bir rehberliğe ihtiyaç duyduğuna işaret ediyor.” diye konuştu.
Öğretmenleri birer “sınır mimarı” olarak gördüğünün altını çizen Albayrak, şunları kaydetti:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yapılan açıklamada, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ile müttefiklerinin Cuma sabahı “Halep’in kapısına” ulaştığı, günün ilerleyen saatlerinde de Halep’e girerek beş mahallede kontolü ele geçirdiği duyuruldu. Günlerdir süren çatışmalarda en az 255 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Gözlemevi, “HTŞ ve Türkiye tarafından desteklenen grupların, Halep ve İdlib bölgelerinde 50’den fazla köy ve kasabayı” kontrolü altına aldığı iddia edildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “terör organizasyonları” listesinde bulunan HTŞ’yi Türkiye de “terör örgütü” sayıyor.
Suriye hükümetinde yer alan bir güvenlik yetkilisi ise ordunun Halep’e takviye kuvvetler gönderdiğini ve bu kentin batısında “şiddetli çatışmalar yaşandığını” ancak saldırganların Halep’e ulaşmadığını ifade etti. AFP haber ajansının bölgede bulunan bir muhabiri, Halep’e birkaç kilometre mesafede ağır çatışmalar olduğunu ve cihatçı grupların zırhlı araçlarla ilerlediğini aktardı.
Beş yıl aranın ardından savaş sesleri
Halep’te yaşayan 51 yaşındaki bir görgü tanığı, “Beş yıldan bu yana ilk kez aralıksız füze, topçu ateşi ve zaman zaman da savaş uçaklarının sesini duyuyoruz” diyerek insanların, “savaş senaryosunun tekrarı ve vatandan kaçmak zorunda kalma” endişesi yaşadığını dile getirdi.
Suriye’nin resmi haber ajansı Sana ise muhalif grupların Halep’te bulunan bir öğrenci yurduna saldırdıklarını ve söz konusu saldırıda dört sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de, Halep ile 300 kilometre güneyindeki başkent Şam arasındaki otoyol trafiğinin, cihatçı gruplar tarafından kesildiğini bildirdi.
Halep’in bir başka sakini, 36 yaşındaki Nasır Hamdo, karayolu trafiğinin kesilmesi ile ilgili olarak “Ablukanın yakıt fiyatlarını fahiş derecede artırmasından ve şehre gerekli mal ve mamüllerin gelememesinden endişe ediyoruz” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama
Ankara ise Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, dünya kamuoyuna “Sınırımızın sıfır noktasında bulunan İdlip ve mücavir bölgede sükunetin muhafazası ülkemiz açısından öncelikli bir meseledir” mesajını verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X hesabından paylaştığı mesajda, “Yeni ve daha büyük istikrarsızlıklara yol açılmaması ve sivil halkın zarar görmemesi, Türkiye bakımından büyük önem teşkil etmektedir. Diğer taraftan, mevcut istikrarsızlık ortamından istifade etmeye çalışan Tel Rıfat ve Münbiç’teki terör gruplarının sivil halkı ve Türkiye’yi hedef alan saldırılarındaki artışı da dikkatle izliyoruz” ifadelerini kullandı.
13 yıldır devam eden savaş
2011 yılında, hükümete karşı düzenlenen protestoların, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılmasının ardından başlayan iç savaşta bugüne dek 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de göç etmek zorunda kaldı. Aralarında Esad’ın müttefiki olan Rusya, İran ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da bulunduğu pek çok dış güç de bugüne dek bu savaşa fiilen katıldı.
Cihatçı grupların Çarşamba günü başlattığı operasyonu kınayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov, saldırıların “Suriye’nin egemenliğine karşı yapıldığını” belirterek Suriye hükümetine, operasyona maruz kalan bölgelerde destek verebileceklerini ifade etti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de, Suriyeli mevkidaşı Bessam Sabbah ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Suriye yönetimine, ulusuna ve ordusuna, teröre karşı destek” taahhüdünde bulundu.
HTŞ’li bir yetkili, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, hedeflerinin “Suçlu düşmanın ateş kaynaklarını, cephe hattından uzaklaştırmak” olduğunu dile getirmişti. El Kaide terör ağına bağlı HTŞ, Suriyenin kuzey ve kuzeybatısında, aralarında İdlib ve Halep’in de bulunduğu pek çok bölgeyi kontrolü altında tutuyor. Türkiye ile Rusya’nın arabuluculuğunda, 2020’de İdlib’de sağlanan ateşkese, bugüne dek zaman zaman ihlal edilmiş olsa da, taraflarca büyük oranda uyulmuştu. 2015 yılında Suriye İç Savaşı’na müdahale eden Rusya, savaşın seyrini Beşar Esad yönetimi lehine değiştirmişti.
AFP/ ET,JD
DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı barışçıl eylemlerle başlayan olaylar, 2011 yılında iç savaş boyutlarına ulaşmıştı. Bölgedeki diğer ülkeler, Rusya ve ABD’nin de dahil olmasıyla vekalet savaşına dönüşen çatışmalarda bugüne kadar 500.000 kişi hayatını kaybetti.
Bugün Suriye dört farklı bölgeye ayrılmış durumda. Bunlar Esad yönetiminin ya da farklı ideoloji ve bağlantılara sahip çeşitli silahlı grupların ve tek taraflı ilan edilmiş oluşumların kontrolünde.
Suriye’de hangi grupların nerelere hakim olduğu, savaşın başından beri önemli ölçüde değişti.
Başlangıçta muhalif gruplara büyük miktarda toprak kaybeden Esad yönetimi, 2015 yılında Rusya’nın savaşa aktif müdahalesi sayesinde, bugün ülkenin üçte ikisini kontrol ediyor.
Ancak özellikle ülkenin kuzeyinde Türkiye ile sınır bölgesinde, kendilerini yetkili ilan eden gruplar ve uluslararası aktörlerin desteklediği silahlı örgütler tarafından çizilen birçok iç sınır bulunuyor.
Pros&Cons Güvenlik ve Risk Analizi Merkezi Direktörü Prof. Dr. Serhat Erkmen, “Şam’ın doğusundan Fırat Nehri’ne kadar olan bölgede daha yoğun bir İran etkisi var” diyor.
“ Akdeniz kıyı şeridinden Şam’a kadar uzanan bölge ile ülkenin güneyindeki topraklar, Rusya’nın etki alanı.”
İran ve Rusya, Esad yönetimine en fazla destek veren ülkeler.
Suriye’nin Akdeniz’deki başlıca limanının bulunduğu ve iç savaşın başından beri kritik önem taşıyan Lazkiye, Esad’ın kontrolünde.
İdlib kimin kontrolünde?
Suriye’nin Türkiye sınırındaki İdlib, Esad karşıtı cihatçı silahlı grupların ellerinde kalan son kaleleri.
Şam yönetiminin 2015 yılında kontrolünü kaybetmesinden bu yana İdlib, birçok rakip muhalif grubun kontrolü altına girdi.
İdlib’in hakimiyeti şu anda Sünni İslamcı siyasi ve silahlı örgüt ’ın (HTŞ) elinde.
BBC İzleme Servisi Cihatçı Medya Uzmanı Mina Al-Lami HTŞ’nin eski isminin “Nusra Cephesi” olduğunu belirtiyor ve “Bu isim birçok kişiye tanıdık gelecektir. Bu örgüt El Kaide’nin Suriye’deki koluydu” diye hatırlatıyor.
Suriye’deki muhalif gruplar El Kaide bağlantıları sebebiyle Nusra Cephesi ile işbirliği yapmayı reddederken, örgüt 2017’de El Kaide ile bağlarını kopardığını açıkladı.
Al-Lami, “Herkes, El Kaide etiketinden korkuyordu. Örgüt de, bağımsızlığını ilan etti.” diyor.
HTŞ bağımsız olduğunu, herhangi bir dış güçle bağlantısı bulunmadığını ve küresel cihat hedefleri olmadığını iddia ediyor. Ancak Birleşmiş Milletler (BM), ABD ve Türkiye, HTŞ’nin El Kaide ile bağlantısı olduğunu düşünüyor ve HTŞ’yi terör örgütü olarak sınıflandırıyor.
Suriyeli gazeteci ve Annaharar Gazetesi Türkiye Editörü Sarkis Kassargian bölgede HTŞ’yi destekleyen birçok radikal grup bulunduğunu, çoğunluğu Çinli Uygurlardan oluşan Türkistan İslam Partisi’nin de bunlardan biri olduğunu söylüyor.
HTŞ, Türkiye destekli silahlı grupların çoğunu İdlib’den çıkardıktan sonra İdlib’de fiili idari kontrolü ele aldı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “HTŞ’nin bakanlıkları var, sosyal medyayı aktif olarak kullanan bakanları var. Bakanlar yeni projeler duyuruyorlar, yeniden yapılandırma çalışmalarına odaklanıyorlar, mezuniyet törenlerine katılıyorlar” diyor ve ekliyor.
“Yani gerçekten kendini devletin içindeki bir alt devlet olarak sunmaya çalışıyor, kendi hizmetlerini sunuyor ve gerçekten uluslararası kamuoyunun onayını kazanmaya çalışıyor.”
Şam yönetimine muhalif Türkiye ile Şam yönetiminin müttefikleri Rusya ve İran, 2017 yılında Kazakistan’ın başkenti Astana’daki görüşmelerinde çatışmaları azaltmak için, İdlib’in de aralarında bulunduğu çatışmasızlık bölgeleri oluşturma kararı aldı.
Sonraki yıl Rusya ile Türkiye, İdlib’de muhalifler ve Suriye Ordusu arasında tampon bölge oluşturmak üzere anlaştı.
Afrin kimin kontrolünde?
Bir zamanlar Kürt grupların denetimindeki, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan bölgesinin kontrolü bugün Türkiye destekli Esad muhaliflerinin elinde.
2018 yılında ABD’nin, Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Afrin’de sınır güvenlik gücü oluşturma kararının ardından Türkiye, sınırın karşı tarafındaki Kürt gruplara yönelik ‘nı başlattı. Ankara YPG’yi, ülkenin güneydoğusunda 30 yılı aşkın süredir çatıştığı PKK’nın bir kolu olarak ve milli güvenlik tehdidi olarak görüyor.
Zeytin Dalı Harekatı’ndan beri Afrin bölgesi Türkiye ile müttefiki Suriyeli grupların kontrolünde.
Türkiye 2017 yılında, desteklediği silahlı örgütleri (SMO) şemsiyesi altında toplamıştı. SMO, ilk etapta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olarak adlandırılmıştı.
SMO’nun oluşumunda, Sultan Murat Tugayı gibi Türkiye ordusu ve istihbaratı ile bizzat bağlantılı olan örgütler ile Müslüman Kardeşler ve Katar’a bağlı diğer gruplar yer almıştı.
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Bildiğimiz kadarıyla bu gruplar cihatçı gruplarla beraber çalışmıyor. Türkiye’nin bölgedeki gündemi, öncelikleri ve hedefleri ile eşgüdüm içindeler. Yani, Kürtlerin yönetimindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye hükümetinin güçlerinin kesinlikle karşısındalar” diyor.
Türkiye’nin desteğiyle SMO’nun kontrolünü ele aldığı bölgeler Afrin’den Cerablus’a, Fırat Nehri’nin batısına ve doğuda da Tel Abyad’dan Resulayn’a kadar uzanıyor.
SMO, Suriye Geçici Hükümeti isimli idari yapının parçası. Türkiye devleti ve ordusu da Afrin bölgesinde büyük rol oynuyor.
Menbic kimin denetiminde?
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de, ülkenin kuzeyinde büyük etkiye sahip.
Kürt ve Arap kökenli milisler ile muhalif gruplardan oluşan koalisyon, Fırat Nehri’nin doğusundan Irak sınırına kadar olan bölge ile batıdaki Tel Rıfat ve Menbic kentlerinin kontrolünü elinde tutuyor.
SDG 2018 yılında, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni kurarak tek taraflı olarak özerkliğini ilan etti. Suriye topraklarının dörtte biri SDG’nin kontrolünde ve bu alanda ABD ile Rusya’nın askeri üsleri bulunuyor.
Güvenlik uzmanı Serhat Erkmen, SDG’yi “Diğer muhalif yapılardan farklı olarak, bir tarafıyla Moskova, diğer tarafıyla Washington olmak üzere, iki ayrı kanaldan kendisine uluslararası meşruiyet yaratma hedefinde olan bir yapı” olarak tanımlıyor.
“Bir yandan Rusya’nın da yönlendirmesiyle Suriye hükümetiyle görüşmeler yapıp Suriye’nin geleceğine nasıl entegre olabileceğine dair mevcut Beşar Esad yönetimiyle görüşmelerini devam ettirirken, diğer tarafıyla onun kendi ülkesinde kesinlikle reddettiği ABD ile yakın politik, ekonomik ve askeri işbirliği yapıyor.”
Suriye’deki IŞİD tehdidi bitti mi?
(IŞİD) ya da Arapça ismiyle DAEŞ olarak da bilinen örgüt, 2014 yılında halifelik ilan etmiş, yıllar içinde Suriye ve Irak’ta geniş toprakları ele geçirmişti.
IŞİD’in ortaya çıkması Suriye’deki savaşın gidişatını değiştirmişti. ABD öncülüğünde 70’ten fazla devlet, IŞİD’e karşı koalisyon kurmuştu.
2019 yılında bu koalisyon IŞİD’i, Suriye’de elinde kalan son topraktan da çıkardı. Ama Suriye’de IŞİD tehdidi tamamen sona erdi mi?
BBC İzleme Servisi’nden Mina al-Lami, “Yeniden, vur-kaç saldırıları düzenleyen bir muhalif gruba dönüştü. Ancak hala Suriye’de çok aktifler, hatta bu sene saldırıları kayda değer miktarda arttı” diyor.
Al-Lami’ye göre IŞİD, Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrol ettiği kamplardaki savaşçılarını ve ailelerini serbest bırakabilirse bir dönüm noktası yaşanabilir.
Uluslararası Af Örgütü, IŞİD’in yenilmesinin üzerinden beş yıldan uzun süre geçmesine rağmen hala on binlerce kişinin alıkonduğunu söylüyor.
El Hol ve Roj kampları ile en az 27 gözaltı tesisinde 11.500 erkek, 14.500 kadın ve 30.000 çocuğun alıkonduğu tahmin ediliyor.
Mina al-Lami, “IŞİD’in gözü o kampların üzerinde. Bu kampları ve hapishaneleri basıp, alıkonulan insanları serbest bırakmak için herhangi bir kriz çıkmasını, güvenlik önlemlerinde herhangi bir zayıflama olmasını bekliyor” diyor.
“Örneğin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlere karşı büyük bir askeri operasyon düzenlemesi, ya da ABD’nin Suriye’deki Şii milis gruplara yönelik bir operasyon düzenlemesi, bu tarz bir kriz oluşturabilir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamada, teröristler için hiçbir yerin güvenli olmadığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
“Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde tespit ettiği 2 PKK/YPG’li teröristi ve Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit bölgesinde belirlediği 2 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirdi.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arap Baharı’nın etkisi ile 2011’de Suriye’deki halk ayaklanması tüm dünyayı etkileyen bir iç savaşa dönüştü..
Uzun yıllar sonra bugün halen çatışmaların devam ettiği, Suriyelilerin yüzlerce gruba ayrıldığı, şehirlerin yerle bir olduğu ülkede askeri ve siyasi birlik sağlanamıyor.
Tüm yaşananlara rağmen koltuğunu koruyan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ise savaş nedeniyle ülkeyi terk eden vatandaşlarının ülkeye geri dönmeleri için af çıkarmaya devam ediyor.
Daha önce 25 kez Suriye halkına yönelik af ilan eden ve halkından geri gelmelerini isteyen Esad, bu çağrılarında başarılı olamamıştı, ancak çağrılarına devam etmekten vazgeçmiyor..
YENİDEN GENEL AF İLAN ETTİ
Suriye Devlet Başkanı BeşarEsad, 22 Eylül 2024 tarihinden önce işlenen firar suçları, cünhalar ve ihlaller için genel af sağlayan bir kanunun hükmünde kararname yayınladı.
Suriye Arap Haber Ajansı’nda (SANA) yer alan habere göre kararname, yurt içinde 3 ay, yurt dışından 4 ay içinde teslim olan hükümlüleri, saklanan ve adaletten kaçanları kapsıyor.
Ayrıca topluma ve devlete ciddi saldırı teşkil eden bazı cünhalar, rüşvet, sahtecilik ve genel ahlaka aykırı bazı kabahatler dışındaki tüm cünhalar ve ihlallere ilişkin cezalar için genel af öngörülüyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN ÇAĞRI
Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 79. Genel Kurulu’na katılmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) hareketi öncesi İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yaptığı açıklamasında Esad’a çağrıda bulunmuştu:
Suriye’deki gerilimin sona ermesi gerektiğini, İsrail’in terör estirdiğini çok açık ortaya koyacağız. Batılı ülkeler bunu anlamamakta ısrar ediyor. Bizler de söylemekte ısrar edeceğiz.
Türkiye ile Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için Esad ile görüşme irademizi ortaya koyduk. Karşı taraftan cevap bekliyoruz. Biz buna hazırız.
İLGİLİ HABERCumhurbaşkanı Erdoğan: Esad ile görüşmek için irade ortaya koydukDilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adı açıklanmayan Suriyeli bir askeri kaynak, Lübnan’ın kuzeybatısından Suriye’nin orta bölümündeki bazı askeri mevzileri hedef alan bir hava saldırısı başlatıldığını ve hava savunma sistemlerinin füzeleri engellediğini bazılarını da düşürdüğünü söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
PKK- YPG’nin silahlı kadın yapılanması olan YPJ’nin tepe isimlerinden olan teröristin Suriye’den çıkış yaparak bir toplantı için Irak’ın kuzeyine geçiş yapacağı bilgisi üzerine MİT harekete geçti.

Her anı saniye saniye takip edilen kadın teröristin önce Irak’ın Sincar bölgesine, buradan da PKK elebaşlarıyla gizli bir toplantı gerçekleştirmek için Irak’ın Süleymaniye bölgesine geçiş yapacağı bilgisi üzerine operasyon için düğmeye basıldı.
MİT’in sahadaki yerel saha ajanlarından da aldığı bilgiler doğrulanınca kadın teröristin içinde bulunduğu sivil zırhlı araç deşifre edildi.

Sinyal takibiyle uydudan izlenen araca yönelik Irak’ın Sincar bölgesinde hareket halindeyken Silahlı İnsansız Hava Aracıyla nokta hava operasyonu gerçekleştirildi.
Tam isabetle vurulan araç patlamanın da etkisiyle yanarak hurda yığınına dönerken, araçta Zozan Haseki kod adlı Münevver Fatima ile şoförü de öldürüldü.

SİLAH VE LOJİSTİK AKTAMINDAN SORUMLUYDU
Kadın teröristin ölümü terör örgütü PKK içinde de şok etkisi yarattı. TSK’nın Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Fırat Kalkanı harekâtlarında yüzlerce teröristin başında yer alıp terörist aktarımı; lojistik ve silah aktarımından sorumlu olan terörist Fatima, ABD başta olmak üzere batılı ülkelerin IŞİD’le mücadele adı altında Suriye’ye gönderdiği silah ve mühimmatın da Suriye ile Irak’ın kuzeyine aktarımından da sorumluydu.

ABD’LİLERLE TOPLANTI VE TATBİKATLARA KATILIYORDU
Kadın terörist Suriye’nin kuzeyinde de sık sık bölgeye gelen ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Ortadoğu Masasında görev alan CENTCOM’a bağlı üst düzey generallerle birlikte gizli toplantılara katılarak PKK-YPG’li teröristlerin sahadaki askeri eğitimleriyle ilgili tatbikatlara katılıyordu.
Kadın terörist, bölgedeki Arap aşiretlerinin de ileri gelenleriyle birlikte ABD’li generallerle toplantılara katılan isimlerden biriydi.
Terörist Münevver Fatima’nın Irak’ın kuzeyindeki barınma alanları başta olmak üzere Kandil bölgesi, Suriye ve Türkiye içinde de 1990’lı yılların sonlarına kadar Hakkâri, Siirt, Şırnak kırsalında da çok sayıda mayınlama, karakol baskını ve bombalı saldırı gibi saldırılarda yer aldığı bildirildi.

ŞAMDA APO’NUN SEKRETERYASINDAKİ İSİMDİ
Teröristin 1990 yılında terör örgütüne katıldıktan sonra 5 yıl boyunca Suriye’nin başkenti Şam’da Abdullah Öcalan’ın kaldığı villada ideolojik eğitim aldıktan sonra terörist elebaşının sekretaryasında da bir dönem görev aldığı öğrenildi.
Teröristin Şanlıurfa Suruç sınırındaki Ayn El Arab, Ceylanpınar sınırındaki Resulayn, Akçakale sınırındaki Teb Abyad, Kızıltepe sınırındaki Amude, Cizre sınırındaki El Malikiye, Nusaybin sınırındaki Kamışlı bölgelerinde hudut birliklerine çok sayıda füzeli, havan ve roketli saldırıları da bizzat yöneten, emir ve talimatını veren isimlerden olduğu yakalanan veya teslim olan teröristlerin teşhis ve ifadelerinde yer alıyordu.
Zozan Haseki kod adlı terörist, Suriye’deki örgüt elebaşı Mazlum Kobani kod adlı Ferhad Abdi Şahin ile birlikte her yıl terör örgütü PKK-YPG için Pentagonun ayırdığı bütçeyle ilgili örgütün para trafiğini de yöneten isimlerden biri olduğu ifade edildi.
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 6’sı tutuklu 12 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün edindiği istihbari bilgi üzerine soruşturma başlatıldığı belirtildi.
ÖĞRETMENLERİN ÇOĞU ARAP
İddianamede, IŞİD’in Horasan koluna mensup Özbek, Kırgız ve Kafkas kökenli kişilerin Başakşehir’de “Darul Vefa İlim ve Amel Merkezi” adlı illegal mescit/medresede yapılandıkları, Suriye ile Afganistan’daki örgüt unsurlarıyla yakın temaslarını sürdürdükleri ifade edildi.
Merkezin öğretmenlerinin çoğunluğunun Arap uyruklular olduğuna dikkati çekilen iddianamede, öğrencilere dini eğitim adı altında IŞİD’in propagandasının yapıldığı, yapılanmanın liderlerinin devşirdikleri kişileri Türkiye üzerinden Afganistan’a gönderip IŞİD’in ‘Horasan Vilayeti’ saflarına katılmalarını planladıkları kaydedildi.
EMNİYET ‘MEDRESE’Yİ TAKİP EDİYORDU
İddianamede, merkezin emniyet birimleri tarafından takip altında tutulduğu, bu nedenle dernekle bağlantılı kişilerin farklı mescitlere dağıldığı ancak belirli özel günler dolayısıyla bu merkezde bir araya geldikleri bildirildi.
70 ÇOCUĞA YATILI EĞİTİM
Merkezin bünyesindeki yatakhanelerde geçmişte Suriye’de IŞİD adına faaliyet göstermiş Özbek, Tacik, Kafkas, Irak ve Mısır uyruklu kişilerin saklandığı, sınıflarda da Suriye’de terör örgütü bünyesinde faaliyet gösterirken öldürülen Kafkas, Fas, Irak, Mısır ve Tunuslu bazı kişilerin 16-17 yaş aralığındaki 70 çocuğuna yatılı eğitim verildiği aktarıldı.
TBMM’YE YÖNELİK TERÖR SALDIRISI PLANI
IŞİD hücresinin 9 üyesinin 2023’ün Haziran ayının sonunda kendi aralarında İstanbul’da bir görüşme gerçekleştirdiği, bu üyelerin, örgütün Suriye’deki elebaşlarının kararına istinaden TBMM’ye ve İstanbul’da bulunan askeri kışlalara veya polis karakollarına yönelik terör eylemi gerçekleştirilmesi gerektiği hususunda bilgilendirildiği belirtildi.
İddianamede, örgüt mensupların toplantısı sırasında, eylemler için kullanılacak mühimmat ve EYP bileşenlerinin temininin “Fuad Azeri” adlı kişi tarafından karşılanmasına karar verildiği, diğerlerine ise söz konusu amaçlar için gereken paraların toplanması görevi atfedildiği vurgulandı.
BOMBA TEDARİKÇİSİ YAKALANIP BIRAKILMIŞ
“Fuad Azeri” adlı kişinin dosyadaki sanıklardan “Fuad Rasulov” olduğu bildirilen iddianamede, Rasulov’un terör örgütü propagandası yapması, Tacik uyruklu kişilerin terör örgütüne adam kazandırma faaliyetlerinde ve IŞİD adına Suriye’deki çatışma bölgelerinde bulunması üzerine 20 Haziran 2022’de İstanbul’da yapılan bir operasyonda yakalandığı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı anlatıldı.
SOSYAL MEDYADA RUSÇA TANITIM
İddianamede, 14 Temmuz 2023’te operasyon düzenlenen, içinde sınıf, yatakhane ve mescidin yer aldığı ortaya çıkan merkezin Rusça paylaşımlar yapılan sosyal medya hesabında, yeni açılan sınıflarla ilgili kayıt duyuruları, iftar organizasyonları ve Kurban Bayramı için maddi yardım taleplerinin olduğu bilgisine yer verildi.
ÇARŞAFLI KADINLARDAN ATIŞ TALİMİ
Sanıkların ifadelerinin de bulunduğu iddianamede, bir sanığın ikametinde ele geçirilen ruhsatsız silah, 123 mermi, 52 bin 500 dolar, 1610 avro ve 100 bin 600 lira ile cep telefonu incelemesinde ortaya çıkan kamuflaj giyimli silahlı erkekler, atış talimi yapan çarşaflı kadınlara ait fotoğraflar ve IŞİD ile ilgili dokümanın yer aldığı kaydedildi.
REİNA DAVASINDA İKİ YIL HAPİS YATTI
Sanıklardan Rasulov’un, Azerbaycan’da “uyuşturucu madde kullanmak” suçundan 2 yıl tutuklu kaldığı, 2016’da resmi yollardan Türkiye’ye geldiği, “Reina” gece kulübüne yapılan terör saldırısıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle “IŞİD üyesi olmak” suçundan 2 yıl cezaevinde yattığı aktarıldı.
Sanıkların IŞİD’le bir bağlantıları olmadığı, medreseye namaz kılmak için gittikleri ve kimseden emir veya talimat almadıkları yönünde savunmalarının yer aldığı iddianamede, sanık Mohamed Kotb Mohamed Ahmed’in beyanları bu merkezle ilgili bazı detayları ortaya çıkardı.
Sanık Ahmed, savunmasında medresenin sorumlusu olduğunu belirttiği Hasan isimli kişinin “cihat” konusunda medreseye gelen insanları etkilediğini, eğitim verilen çocukların babalarının Suriye veya Irak’ta IŞİD içerisinde terör örgütü PKK’ya karşı savaşırken ölmesinden dolayı bu örgüt hakkında “hınzır ve domuz” gibi beyanlarda bulunduğunu söyledi.
DEVLET OKULUNA GİTMİYORLAR
Medresede günün sabah namazıyla başladığını anlatan Ahmed; Kur’an-ı Kerim, Arapça, fıkıh, hadis, tefsir, edep ve ahlak dersi verdiklerini, akşam namazından sonra yemek yenildiğini, temizlik yapıldığını, sabah namazından gece çocuklar uyuyuncaya kadar sırayla nöbet tutuklarını anlattı.
Ahmed, dernekteki yatılı çocukların hiçbirinin devlet okuluna gitmediğini, evlerinden gelenlerin bazılarının okula da gittiğini, ailesi olmayan çocukların hep yatılı kaldığını kaydetti.
YARGILAMA MAYISTA BAŞLAYACAK
Sanıklar hakkında “terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapis istenen iddianamede, 2 sanığın ayrıca “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan 1,5 yıldan 4 yıl 6’şar aya kadar hapisleri talep edildi.
Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Sanıkların mayıs ayındaki ikinci duruşmada hakim karşısına çıkması bekleniyor.
]]>IŞİD LİDERİ BURSA’DAN ÇIKTI
Ülkemizdeki cezaevlerinde çoğu terör, organize suç, uyuşturucu kaçakçılığı suçlarından 11 bin 500 yabancı uyruklu bulunduğunu belirten Bağcı, şunları söyledi: “Resmi olarak 11 bin 500 ama bu sayı daha da fazladır. IŞİD’in liderlerinden birisi Bursa’da çıktı. Tamirci olarak çalışıyor. Olayları çok çabuk unutmaya meyilli bir toplumuz. Bizim 2 güzel askerimizi IŞİD’ciler yaktı. Süleyman Şah’ın sandukasını da apar topar kaçırmak zorunda kalmamız bizim tarihimizin en acı olaylarından birisidir. Daha somut örnek vereyim: Avrupa’dan kafayı yemiş bir sürü adam özellikle 2012-2014 yıllarında Türkiye’ye geldi ve daha sonra Suriye’ye geçtiler. Öyle bir coğrafya ki herkesin rahatlıkla gelip- geçebileceği bir alan olarak görülüyoruz. Daha önceki, AKP hükümetlerinin öngörememelerinden kaynaklanan bir durumdu. Bugün geldiğimiz noktada büyük problemler var. Sınır güvenliğimiz artırılmalı, giren-çıkan kontrol edilmeli. Vatandaşlık konusunda çok daha temkinli olunmalı.”
Yabancı ülkelerde katıldığı toplantıda, Türkiye’nin teröristler için “üs”, “merkez” şeklinde algılandığını kaydeden Prof. Bağcı, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Ülkemizin, ‘teröristlerin vatanı’ olma algısının kırılması lazım. Devlet dışı silahlı gruplara biz genelde terörist diyoruz. Çünkü silah kullanmak devletlerin hakkıdır ve onun dışında olan bütün grupların silah kullanma hakkı olmadığı için uluslararası ilişkilerde bu gibi eylemlerde bulunan gruplar terörist olarak tanımlanıyor ama dediğim gibi Birleşmiş Milletler’in halen bir terör tanımı yok.”

Prof. Dr. Hüseyin Bağcı SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı.
IRAK VE SURİYE İLE İŞBİRLİĞİ
Ege ve Akdeniz’deki insan kaçakçılığına değinen Bağcı, binlerce kişini başka bir ülkeye geçişte hayatlarını kaybettiğini hatırlattı, Rusya Devlet Başkanı Putin’in “Akdeniz şu anda dünyanın en büyük mezarlığıdır” sözüne dikkat çekti. Bağcı, “Türkiye, Mısır lideri Sisi ile ve İran’la konuştuğuna göre yakın zamanda da Suriye ile görüşmek durumunda kalacak. Çünkü biz Suriye ile konuşmadığımız müddetçe bize gelen veyahut da buradan oraya gidenleri engellemek mümkün olmayacak. Halen hava sahası batıda Rusya’nın kontrolünde, doğuda Amerika’nın kontrolünde. Cumhurbaşkanı’nın Irak’a ziyareti olacak. Bu coğrafyadaki ekonomik gelişmeler eğer söz konusu olacaksa, o zaman hem Irak’a hem de Suriye’de Türkiye’nin yoğun bir güvenlik ve ekonomik işbirliği sürecine girmesi gerekiyor” dedi.
BİR NESİL SONRASI DEĞİŞİR
Türk vatandaşlığının ucuza verilmesini de eleştiren Bağcı, şunları söyledi: “Almanya’da üç gündür sığınmacılar tartışılıyor. Türkiye’de bu pek tartışılmıyor. Çünkü hükümet ‘kontrolümüzde’ dediği için Türkiye oldukça iyi gibi gözüküyor. Bir tek Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan büyük bir tartışma yaratmıştı. Suriyelilerin en iyileri başka Kanada’ya, Amerika’ya, Almanya’ya gitti. Bize ne yazık ki üzülerek ifade ediyorum kalanlar, belli olanaklara sahip olmayanlardı. Yine de Türk ekonomisine büyük bir katkı sağladıkları kesin. Suriye’den gelenlerin çoğunluğunun eğitiminin zayıf olması, Türkiye’ye yük olarak görülmesi bir nesil devam eder ama ikinci nesilden sonra durumlar değişebilir ki öyle de olacak gibi gözüküyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin dini, ekonomik veya savaş nedeniyle Türkiye’ye gelmek zorunda kalanlara kucak açması doğru bir karardır. Ama bu kararı alırken bunun önümüzdeki dönemde yaratacağı sorunları da göz önüne alarak o komşularla problem içine girmemek gerekiyor. bizde tam tersi oldu.”
Sınırlarımızdan geçiş çok büyük, bu yanlış
DEAŞ’lı teröristin eylem için Türkiye’den Rusya’ya gittiği belirlendi. 1 Haziran 2023’den 25 Mart 2024 tarihine kadar DEAŞ terör örgütüne yönelik toplam bin 329 operasyon yapıldı. Yakalanan 919 şüpheliden 692’si tutuklandı, 531’i hakkında adli kontrol kararı verildi. Bağcı, “Bir önceki içişleri Bakanı Süleyman Soylu döneminden farklı olarak şimdi 10 ayda, bin 329 operasyon yapılması önemli. Yani şimdi ne oldu da böyle bir hareketlenme yaşanıyor? Sınırlarımızdan çok büyük oranda geçiş var. Bir ülkeye eğer bu kadar kısa süre içerisinde bu kadar insan gelebiliyorsa o zaman burada bir yanlışlık var. Bunu da hükümetin düşünmesi lazım” dedi.
]]>SON OLARAK ABD’LİLERİN YANINDAYDI
Suriye’nin Haseki vilayetinde Kamışlı İlçesinden Nusaybin sınırındaki hudut birliklerine yönelik saldırı hazırlığı içinde olduğu tespit edilen PKK-YPG’nin Haseki bölge komutanı Hasan Cihad Bekir, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın düzenlediği nokta operasyonla öldürüldü. Haseki’de barındığı tespit edilen teröristin bulunduğu PKK-YPG’ye ait binaya düzenlenen operasyonda öldürülen teröristin son olarak IŞİD’li teröristlerin ve ailelerinin rehin tutulduğu ABD Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı birliklerin de ziyaret ettiği Hol
Kampı’nda ABD’lilerin yanında görüntülenmişti.
TERÖRİSTBAŞINDAN İDEOLOJİK EĞİTİM ALDI
Suriye uyruklu terörist 30 yıldan beri terör örgütü PKK’nın Suriye, Irak’ın kuzeyi ve Türkiye sınırları içinde birçok bölgede kanlı saldırıların planlamasını yapmaktan aranıyordu. Hasan Cihad Bekir, 1993 yılında da Abdullah Öcalan’ın barındığı Şam’daki sözde Mahsun Korkmaz Akademisi’nde bizzat teröristbaşından ideolojik eğitim almış ve bir dönem yakın korumalığını yapmıştı. Bekir’in, Şırnak ve Siirt kırsalındaki Kato, Gabar, Cudi, Kel Mehmed, Çırav, Herekol, Bestler-Dereler bölgelerinde güvenlik güçlerine karşı çok sayıda saldırıda yer aldığı yakalanan ve teslim olan teröristlerin teşhis ve ifadelerinde yer alıyor.
ÜST DÜZEY SORUMLUYDU
Terörist, 2008-2012 yıllarında Tunceli, Bingöl, Erzincan kırsalı ile buradan açılım grubu içinde yer alarak Karadeniz kırsalına sızma yaparak çok sayıda asker ve polisin şehit edildiği saldırıların da başındaki isimlerden biriydi. Bekir, ‘Dersim Sahası’ diye adlandırılan Tunceli’ye Ovacık, Günbeyi, Geyiksuyu, Çiçekli, Pertek, Bali Deresi, Gari Kuşağı, Hozat, Çemişgezek kırsalını içine alan Batı karargahı ile Pülümür, Kocatepe, Pokus, Nazimiye, Bezik Ormanları, Kıl Deresi, Dokuzkayalar ve Şişik ormanları ile Batı il merkez gücü diye adlandırılan Aliboğazı kırsalında üst bölge sorumlusu düzeyinde faaliyet yürütüyordu.
Terörist Bekir, Tunceli kırsalındayken Mercan Dağları üzerinden açılım grubu adı altında Erzincan Refahiye-Kızıldağ üzerinden Zigana geçidi, Gümüşhane üzerinden Tokat ve Karadeniz’in iç kesimlerine kadar sızan grupların başında yer alıyordu.
11 ŞEHİDİN FAİLİ
Terörist Bekir’in, Tunceli’ye bağlı Nazımiye İlçesindeki Sarıyayla Jandarma Karakolu’na saldırıda karakol komutanı Hasan Özürberk ile askerler Kemal Koçyiğit, Adem Şimşek, Erman Aydın ve Ahmet Eyce’nin şehit edilmesi, Sivas Suşehri’nde uzman çavuş Şükrü Özyol, Giresun Dereli İlçesinde Astsubay Ahmet Eryılmaz, Ordu’nun Akkuş İlçesinde uzman çavuş Hacı Emin Pişkin, Bingöl’ün Kığı İlçesinde er Eyüp Gürsoy’un şehit edilmesi, Samsun’un Ladik İlçesinde devriye gezen polis aracına saldırıda Malik Soykal ile Hüseyin Koç adlı polislerin şehit edildiği saldırıları bizzat gerçekleştirmekten aranıyordu.
Terörist Bekir’in, 2013 yılında Tunceli kırsalından beraberindeki bir grupla Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarına buradan da Arap Baharı sonrasında oluşan yönetim ve otoride boşluğundan istifade ederek Suriye’nin kuzeyini işgal eden PKK-YPG saflarında 2018’den bu yana sorumlu düzeyde faaliyet yürütüyordu. Terörist Deyri Zor bölgesinden Haseki’ye saha sorumlusu olarak geçince MİT’in sıkı takibiyle düzenlenen nokta operasyonla öldürüldüğü ortaya çıktı.
]]>KAMP YERLERİNİ ANLATTI
Irak’ın kuzeyindeki Gara Dağı’ndan kaçarak Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’ne bağlı KDP peşmergeleri aracılığıyla Habur Sınır Kapısı’nda güvenlik güçlerine teslim olan Bawer kod adlı terörist T.G, önemli itiraflarda bulundu. Afrin’e 2018 yılında düzenlenen Zeytin Dalı harekâtında da güvenlik güçlerine karşı saldırılarda yer aldığı belirlenen terörist tutuklandı. Hakkında “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” suçundan ömür boyu hapis istemiyle dava açılan itirafçı terörist uydu ve harita üzerinden Suriye’de yönetici teröristlerin kaldıkları ev ve binalar ile Irak’taki barınma alanları, kamp yerlerini tek tek deşifre etti. Bu bölgelere düzenlenen hava harekâtlarında çok sayıda hedef ve terörist imha edildi. Teröristin itirafları şöyle:
‘SURİYE’DEKİ YAPILANMAYI KARAYILAN KURDU’
Irak’taki Hakurk ve Hinere Kamplarında sabotaj üzerine branş eğitimi aldım. Türkiye sınır hattındaki Şemdinli-Gerdiya bölgesinde keşif ve gözetleme yapıyordum. Bölgede karakol ve baraj inşaatı sürdüren iş makinelerine sabotaj eylemleri yapıyorduk. İran’ın Urmiye kenti ile Hakkâri Yüksekova arasındaki Şehidan bölgesinde gümrük noktası kurup kaçakçılık yapan köylülerden vergi adı altında haraç topluyorduk. Bu bölgenin sorumlusu Bager Türk kod adlı aslen Karadenizli biriydi.
– Sonra Suriye Haseki’ye saha komutanı oldu. Suriye’de iç savaş başladıktan hemen sonra Murat Karayılan benim de bulunduğum Irak’taki Gara Dağına geldi. Bizlerle toplantı yaparak Suriye’de Arap baharıyla birlikte kritik bir süreç başladığını bizlerin de destek için oraya takviye edilmemiz gerektiğini söyledi. 25 kişilik grupla Suriye’nin El Malikiye kasabasına geçiş yaptık. Sonra Afrin bölgesine geçiş yaparak buradaki yerel silahlı milislerden Anti Terör Birimi oluşturduk, bunlara özel eğitimler verdim.
‘ZEYTİN DALI’NDA RUSLAR DESTEK VERDİ’
– Bende kan pıhtılaşması rahatsızlığı oluştu. Sürekli kan vermem gerekiyordu. Suriye’de her gün ölüm korkusuyla yaşarken üst düzey yöneticilerin buradaki villalarda kadınlarla zevk içinde yaşadıklarını görünce yaşadığım çelişki beni örgütten kopardı. Alt kadrolar ile yöneticilerin yaşam tarzı birbirine uymuyordu. Afrin’de örgütün kurduğu Askerlik Şubelerinin Komutanlığına görevlendirdim. Görevim gençlerin zorunlu askerliğe çağrılması için onlara tebliğ yapmaktı.
– TSK’nın Afrin’e Zeytin Dalı harekâtı başlayınca Mahmut Reş kod adlı yönetici beni çağırdı ve ÖSO ile TSK’nın Halep-Afrin yolunu tutması halinde içeride mahsur kalıp ölebileceğimizi söyledi. Ben de yanıma 30 kişilik grup alarak harekât bitene kadar bu yolun güvenliğini sağlarken Rus askerlerinin kamyonetlerle Afrin girişindeki Kıştahar Köyündeki noktalara cephane taşıdıklarını gördüm. Gece karanlık çökünce YPG’li teröristler bu cephaneleri alıp TSK’ya karşı kullanıyordu.
– Suriye’de Komandos adı altında silahlı bir yapılanma oluşturuldu. Bunlar daha çok Suriye’nin yerel güçleridir. Ama PKK-YPG bünyesindedir. Eğitimleri ve aylık maaşları Amerikan askerleri tarafından karşılanmaktadır. Rus askerlerinin kargo uçakları ile Afrin çevresine YPG’lilerin kullanması için paraşütlerle cephane indirip bıraktıklarına çok kez şahit oldum. Amerikan askerlerinin Komandos güçlerine askeri eğitim, M16 silah ve aylık maaş verdiğini biliyorum. Amerikan askerleri Suriye’deki YPG terör örgütüne pikap ve zırhlı araç vermektedir.
UYUŞTURUCU BARONU AİLELERİ HALEP’E TAŞIDIK
Teröristin itirafları şöyle sürdü:
– Afrin’de harekat boyunca giriş-çıkışları yasakladığımız halde bazı zengin aileleri terör örgütü güvenli bir şekilde Halep’e taşıdı. Bu aileler oranın büyük uyuşturucu baronları olup örgüte aylık düzenli ödeme yapmaktadırlar. Afrin TSK’nın kontrolüne geçince bütün YPG güçleri Şehba bölgesine kaçtı. Kamışlı bölgesinden farklı bölgelere ihtiyaçlarımızı karşılamak için gönderilen paralar Suriye rejim güçlerinin kontrolünde oluyordu. Eyalet sorumlusu bana uzun zamandan beri Suriye’de olduğum için psikolojimin bozulduğunu ve Irak’a geri gönderilirsem hastalığıma da iyi geleceğini söyledi.
-Ben de Irak’tan kaçmanın daha kolay olacağını düşünerek kabul ettim. Haseki’de Esad rejiminin geçmiş yıllarda banka olarak kullandığı şu anda örgütün kullandığı binaya götürüldüm. Burada peşmergenin Semalka Sınır Kapısını tuttuğunu, toplu geçişlerin dikkat çekeceği için küçük gruplar halinde geçmemiz istendi. Bana Suriyeli kimliği çıkarıp bilgileri ezberlememi peşmergenin sorması halinde PYD çalışanı olup Süleymaniye’ye gitmek istediğimi söylediler.
‘KAÇIP PEŞMERGEYE SIĞINDIM’
– Kapıda peşmerge bizi tuttu. 1 ay Süleymaniye’de kalma izni verdikten sonra Irak’a geçtik. Yanımdaki grupta Türkiye’de silahlı faaliyet yürütmek için benimle Irak’ın Duhok kenti yakınlarındaki Gara Dağına ulaştık. Buradan kaçarak .bir köye sığındım ve köylüler beni peşmergelere teslim etti, onlar da Türkiye’ye iade ettiler.”
‘PETROLÜ ÖRGÜT REJİME SATIYOR’
PKK’ya Türkiye’den katılımın yok denecek kadar azaldığını, örgütün bu nedenle Avrupa’dan eleman devşirme faaliyetlerine yoğunlaştığını belirten terörist T.G., şöyle devam etti:
– Avrupa’dan katılımlar Irak’ın Süleymaniye kentine oluyor. Buradan da Kandil başta olmak üzere farklı alanlara kaydırılıyor. Suriye’den de çocuk yaşta olanlar silâh altına alınıyor. Örgütün en büyük gelir kaynağı İran-Irak-Türkiye sınırında insan ve uyuşturucu kaçakçılığıdır. Suriye’nin kuzeyinde ise petrol kuyularından çıkardıkları petrolü Suriye rejimine satmaktadırlar. Örgüt ile rejim arasında petrol ticareti algısı oluşmasın ve Türkiye’nin tepkisini çekmesin diye örgüt bu petrolü Suriye’nin ileri gelen zengin ailelerine satıyor, onlar da rejim güçlerine satıyor.
– Bu işi yapan aile Rakka’lı Arap Katırcı aşireti ailesidir. Örgüt ayrıca buğday, pamuk, arpa gibi tahıl ürünlerini ekip satışını yapıyor. Kaçakçılık yapanlardan da sigara, çay, şeker vergisi adıyla haraç topluyor. Türkiye’deki operasyonlarda örgüt çok ağır kayıplar verdiği için teröristler sayıca azaldığı için eylem yapamamaktadır. Irak’taki üst yönetimleri ilişkileri kopuktur. Bağlantı sağladıkları taktirde hemen operasyon oluyor ve öldürülüyorlar.
]]>