Tablo – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Tue, 30 Jul 2024 21:32:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Fransa sansür istedi, İstanbul’daki sergi iptal oldu https://www.foxhaber.com.tr/fransa-sansur-istedi-istanbuldaki-sergi-iptal-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/fransa-sansur-istedi-istanbuldaki-sergi-iptal-oldu/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:32:16 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9266 Fransız Kültür Merkezi, bugün yapılması planlanan “Olimpiyat Oyunları” temalı sokak sanatı sergisinin iptal olduğunu davetlilere attığı maille duyururken, iptal nedenini kamuoyuna açıklamadı.

Fransız Başkonsolosluğunun Gazze konulu tablonun sergilenmesine izin vermediği için sergiyi iptal etmek zorunda kaldığı öğrenildi.

Çalışması sansüre maruz kalan ve diğer sanatçılar tarafından da sansüre karşı desteklenen grafiti sanatçısı Muhammed Emin Türkmen, yaşananlarını anlattı.

MET takma adıyla tanınan Türkmen, Gazze konulu çalışmasına sansür uygulanmasına diğer sanatçıların da tepki gösterdiğini ve serginin Başkonsolosluğun ısrarıyla iptal edilmek zorunda kaldığını dile getirdi.

“GAZZE’YLE İLGİLİ ESER AYLAR ÖNCE GÖRÜŞÜLDÜ”

Yaklaşık 3 ay kadar önce Fransız Kültür Merkezinin kendisi ile iletişime geçerek olimpiyat oyunları temalı sokak sergisine davet ettiğini ve kendisinin de bu davete olumlu yanıt verdiğini söyleyen Türkmen, Gazze ve olimpiyatları birleştiren bir konuya sahip eser ile sergiye katılacağını, bunun için herhangi bir problem olup olmadığını aylar öncesinden ilgililerle görüştüklerini ifade etti.

Dünyanın bir ucunda insanlar katledilirken sadece olimpiyatları konu alan bir sergi yapmanın doğru olmayacağını, bu insanlara ses olmamanın komik, gerçeklikten uzak ve vicdanen rahatsız edici olacağını Fransız Kültür Merkezi yetkilileri ile yaptıkları görüşmede dile getirdiğini kaydeden Türkmen, şunları anlattı:

“Fransız Kültür yetkilileri ve diğer sanatçı arkadaşlar bu talebime olumlu yaklaştılar. Ancak bu süreçte, benden eserimde, herhangi bir hakaret unsurunun bulunmamasını rica ettiler. ‘Fransa sanat ve fikir konusunda özgürlükler ülkesidir.’ dediler ve bu yaklaşım ile açıkçası önce beni mutlu ettiler. Ben zaten hakareti, ifade özgürlüğü olarak kabul eden bir sanatçı değilim. Ancak sonrası konuştuğumuz gibi ilerlemedi.”

“BU SERGİDE OLMAMIN BİR ANLAMI YOK”

Fransız Kültür Merkezi yetkililerinin serginin açılmasına 2 gün kala acil bir toplantı düzenlenmesini talep ettiklerini ve sonrasında eserinin sergide gösterilemeyeceğinin kendisine beyan edildiğini belirten Türkmen, şu ifadeleri kullandı:

“Serginin açılışına 2 gün kala bana bir telefon geldi. Küratörümüz bir toplantı yapmamız gerektiğini belirtti. Toplantıda bana bu sergide bu tema içerisinde eserlerimi sergileyemeyeceğim beyan edildi. Ben de diğer sanatçı arkadaşlarımızın emeğini ziyan etmemek için uğraş verdim. Ancak onlar, alınan bu kararın Fransız Başkonsolosluğunun kararı olduğunu bana ilettiler. Ben eserimde düzeltme yapabileceğimi belirtmeme rağmen konsolosluğun Filistin ile alakalı bir eseri bu sergide görmek istemediklerini belirttiler.”

Türkmen, kendisi ile birlikte sergide eserleri sergilenecek 5 sanatçının emeğinin boşa gitmemesi adına süreci yapıcı bir şekilde çözüme kavuşturmaya çalıştığını, ancak Başkonsolosluk kararının kesin olması nedeniyle programda hazırladığı tablonun sergilenemeyeceği, sadece farklı bir çalışma hazırlaması durumunda programa katılım sağlayabileceğinin kendisine söylendiğini aktardı.

Türkmen, şöyle devam etti:

“Başka bir temaya dönüştüremeyeceksem eserimin sergilenemeyeceği bana iletildi. Ben bu motivasyon ile sergiye katıldım ve en başında çalışacağım konuyu zaten kendilerine iletmiştim. Nitekim en başında bu konuyla ilgili bir problem olmamış, kendileri de bunu kabul etmişti. Fakat bu tutum Başkonsolosluğun kararı ile değişti. ‘Eğer ben oradaki insanların acısını dile getiremeyeceksem zaten benim bu sergide olmamın da bir anlamı yok.’ diyerek çekilme kararı aldım.”

Türkmen ayrıca Fransız Başkonsolosluğunun kararının ardından sergiye katılan diğer 5 sanatçı ve küratörün de “Sen yoksan ve sana bir sansür uygulanacaksa bizim de burada bulunmamızın bir anlamı yok.” diyerek programdan çekildiklerini, bunun üzerine serginin iptal edildiğini açıkladı.

“FİLİSTİN NASIL OLURDU KONUSUNU ANLATMAYA ÇALIŞTIM”

Sergide gösterilmek üzere hazırladığı tablo ile ilgili bilgiler veren Türkmen, şunları söyledi:

“Bu çalışmada konumuz olimpiyatlar olduğu için eserimde, ‘Olimpiyatlar Fransa’da değil de Filistin’de olsaydı nasıl olurdu?’ konusunu anlatmaya çalıştım. Bir an oradaki çocukların kaçışmaları, düşen bombalar canlandı. Bu tablo aslında bize şunu anlatıyor: 2040 olimpiyatlarına katılma ihtimali olan 15 bin çocuk İsrail tarafından öldürüldü. Eserin ismi: Gerçek Olimpiyatlardı (Real Olympics) Bu gerçek olimpiyatlarda bu çocuklara, yarışı kazanması durumunda sadece yaşama hakkı tanınıyor. Yani ikinci olma şansları yok çünkü ölüyorlar. Ben burada bunu anlatmak istedim.”

Hazırladığı tablonun yanı sıra Fransız Kültür Merkezi’nde kendine ayrılan bölümde evrensel barış mesajları, Gazze’de yaşananlar ile dünyanın bakış açısını gösteren ifadelerin yer aldığını belirten Türkmen, hiçbir hakaret unsuruna yer vermemesine rağmen eserine sansür uygulandığını kaydetti. Türkmen, şunları aktardı:

“Bu aslında tek başına bir tablo değildi. Bu tabloların asıldığı bir sokak duvarı oluşturmuştum enstitü içerisinde. O duvara bu tabloları asacaktım. Duvarda Filistin ile ilgili evrensel mesajlar yer alıyordu sevgi, barış ve özgürlük üzerine. Ben bu tabloları o mesajların yer aldığı duvar üzerine asacaktım ancak Başkonsolosluk kararı buna engel oldu, maalesef eserimin sergilenmesine müsaade edilmedi.”

Gazze’de süren katliama karşı sanatı ile Filistinlilere ses olmaya devam edeceğini belirten Türkmen, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“7 Ekim’den bu yana çok ciddi bir sivil katliamı var Filistin’de. Ben anlam veremiyorum, bütün dünya buna seyirci kalıyor. Ben bu süreç başladığından beri her akşam ‘Bu insanlar için acaba ne yapabilirim?’ diye düşünüyor, elimden geldiğince sanatımla oradaki insanlara, çocuklara ses olmak için çabalıyorum. Ben öbür dünyaya inanan bir insanım ve orada katledilen çocukların bir gün benim karşıma çıkıp ‘Biz orada katledilirken sen ne yapıyordun?’ diye soracaklarına inanıyorum. Benim orada onlara verebilecek bir cevabımın olması lazım. Bunu sanatımla yapmaya çalışıyorum. Onlar için yaptıklarım bir işe yarıyor mu bilmiyorum ancak elimden geldiği kadarıyla onlara ses olmaya çalışıyorum, olmaya devam edeceğim.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fransa-sansur-istedi-istanbuldaki-sergi-iptal-oldu/feed/ 0
Fatih Sultan Mehmet’in gizemli portresi Londra’da https://www.foxhaber.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-gizemli-portresi-londrada/ https://www.foxhaber.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-gizemli-portresi-londrada/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:22:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8605 Sanat eleştirmenleri açısından Orta Çağ’ın en önemli liderlerinden birinin, modern sayılabilecek bir portresi olma özelliği taşıyan tablonun yolculuğu, Fatih Sultan Mehmet’in Bellini’yi İstanbul’a davet etmesiyle başladı. 

Venedik Cumhuriyeti’yle bir anlaşma imzalayan Osmanlı İmparatorluğu, 1479’da Venedik’ten İstanbul’a hem resimde hem de heykelde başarılı bir sanatçı gönderilmesini istedi. 

Bu şekilde İstanbul’a gelen Bellini, 1481’e kadar İstanbul’da kaldı. Fatih Sultan Mehmet’in portresinin yanı sıra bir de madalyonunu yapan Bellini, dönemin Osmanlı vatandaşlarını, manzaralarını ve kıyafetlerini de resmetti. 

İtalyan Rönesans sanatçılarının biyografilerini kaleme alan 16. yüzyıl yazarı Giorgio Vasari’ye göre portrenin yapımı İstanbul’da başlasa da Venedik’te tamamlandı. 

Portrede “Dünyanın Fatihi” yazıyor 

Üzerinde “1480, Kasım’ın 25’inci günü” ifadesi yazsa da zamanla tahrip olan tablodaki bazı müdahaleler nedeniyle yazılar ya tamamen okunamıyor ya da yeniden yazılmış durumda. 

Buna rağmen tablodaki bazı yazılar ve detaylar net şekilde görülebiliyor. Alt kısmında incelikle işlenmiş dantelli bir örtünün yer aldığı kemerli kapının iki ayağında kısmen tahrip olmuş iki yazı dikkati çekiyor.

Bunların birinde Latince “Victor Orbis (Dünyanın Fatihi)”, diğerinde ise “1480, Kasım’ın 25’inci günü” yazısı okunabiliyor. 

Portre, kişilerin özelliklerini sembollerle anlatma tekniğinin de örneklerini taşıyor. Portrenin sağ ve sol üst köşelerinde yer alan üçer taç, Fatih’in üç büyük zaferini simgeliyor.

Bunlar Roma İmparatorluğu’nun yıkılışını sembolize eden İstanbul’un fethini, Anadolu’nun fethi anlamına gelen Konya’nın ve Trabzon Rum İmparatorluğu’nun alınmasını işaret ediyor. 

Öte yandan Fatih Sultan Mehmet’in içinde resmedildiği kapı, Osmanlı sanatında devleti ve adaletin tesis edildiği yeri sembolize ediyor. Bellini ise kapıyı, kötülükten iyiliğe girişin sembolü kabul edilen Aziz Zekeriya Kilisesi’nin kapısını çizerek portresinde kullandığı belirtiliyor. 

Sultan Mehmet’in kırmızı-beyaz sarığı siyasi ve dini mevkisini, yan duruşu ise o dönemin portre çizim modasını yansıtıyor. Fatih’in kemerli burnu ve çıkık çenesinin portrede yer alması ise bir kişinin olduğu gibi resmedilmesi akımının ilk örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. 

Fatih Sultan Mehmet’i tasvir eden üç madalyon sergileniyor 

VA’da Fatih Sultan Mehmet’in tasvir edildiği tek eser Bellini’nin tablosu değil. Sergide, İstanbul ziyareti sırasında Fatih’i yakından görüp portresini çizme şansı yakalayan Bellini’nin bir de Sultan Mehmet’i tasvir ettiği kabartmalı bronz madalyonu bulunuyor. 

Madalyonun bir yüzünde Fatih’in sol profilden portresi bulunurken arka yüzünde yine tablodaki gibi üç taç yer alıyor. Bellini’nin madalyon ve portresi, Fatih’in dönemin Avrupa’sında da tanınan bir yüz haline gelmesi açısından önem taşıyor. 

Bellini’nin İstanbul dönüşü yaptığı tahmin edilen madalyon, sanatçının bilinen tek madalyonu olma özelliğine de sahip. 

Fatih Sultan Mehmet’in portresini taşıyan bir diğer madalyonun sahibi ise Constanza de Ferrera. Bu madalyonun arkasında ise Fatih, at üzerinde görülüyor. 

Yine Sultan’ın isteği üzerine İstanbul’a gönderilen sanatçılardan Ferrera’nın madalyonunun Fatih Sultan Mehmet öldükten sonra satılmak üzere tekrar yaptığı madalyonlardan olduğu tahmin ediliyor. 

Bertoldo di Giovanni’ye ait Fatih madalyonunun arkasında ise at arabası üzerinde bir genç kabartması bulunuyor. 

Medici ailesinin saray heykeltıraşı Giovanni’nin hiç İstanbul’a gelmediği, madalyonunun ise Bellini’nin tablosundan esinlenerek yapıldığı düşünülüyor. 

Madalyonun arkasındaki at arabası üzerindeki genç figürü, Fatih’in askeri zaferlerini sembolize ediyor. 

Koleksiyonerlerin mirası olarak müze envanterine girdi 

Tablo ile madalyonların müzelere kimlerden geldiği bilinse de bu kişilerin eserleri nasıl elde ettiğine ilişkin bilgi bulunmuyor. 

Son 10 yılda yaklaşık 30 milyon ziyaretçi ağırlayan Victoria ve Albert Müzesi’ndeki bilgilere göre, tablonun sahibi Ulusal Galeri ancak tablo galeri envanterine Austen Henry Layard isimli İngiliz diplomatın mirası olarak 1916’da dahil oldu. 

İngiltere’nin 1877’de İstanbul’a atadığı büyükelçi olan Layard, farklı dönemlerde Osmanlı topraklarında farklı kademelerde diplomatlık ve arkeolojik araştırma ekip başkanlığı da yaptı. 

Çocukluğu Venedik’te geçen Layard, emekliliğinde de Venedik’te yaşadı. Sanat eseri koleksiyonu yapan Layard, diplomatlığın verdiği dokunulmazlık sayesinde birçok sanat eserini rahatlıkla İngiltere’ye kaçırabildi. 

Layard, 1894’te öldüğünde koleksiyonundaki birçok eserini miras olarak Ulusal Galeri’ye bırakırken, bunlar arasında Bellini’nin Fatih portresi de yer aldı. 

Di Giovanni ve de Ferrera’nın madalyonları ise 1909’da ölen iş insanı ve koleksiyoner George Salting’in miras yoluyla müzeye bağışladığı eserlerden.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-gizemli-portresi-londrada/feed/ 0
Hastanelerde enfeksiyon piki! Başvurular iki kat arttı https://www.foxhaber.com.tr/hastanelerde-enfeksiyon-piki-basvurular-iki-kat-artti/ https://www.foxhaber.com.tr/hastanelerde-enfeksiyon-piki-basvurular-iki-kat-artti/#respond Sat, 23 Dec 2023 09:24:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1385 Tekirdağ Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, üst solunum yolları enfeksiyonları hastalıklarında artış olduğunu ve acil servise başvuran hastaların sayısının iki katına çıktığını belirterek “Virüs potpurisi yaşıyoruz” dedi.

Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, son günlerde gribal enfeksiyon nedeniyle hastanenin acil servislerine başvuran hasta sayısının 2 katına çıktığını söyledi.

GÜNDE 2 BİN BAŞVURU

Önceki dönemlerde günde 750 ile 1000 arasında olan acil servise başvuranların sayısının 1750 ile 2 bine yükseldiğini söyleyen Doç. Dr. Doğan, şöyle devam etti:

– Kış mevsimi biraz geç geldi. Bununla beraber de mevsimsel dönüşümün getirmiş olduğu üst solunum yolları enfeksiyonları ve gribal enfeksiyonların varlığında, seyrinde bir artış var. Bu yıl biraz daha çoklu etkenlerle karşı karşıyayız. Yani biz hastanemize influenza virüs, koronavirüs, adenovirüs, rinovirüs ve benzeri üst solunum yolu enfeksiyonuyla başvuran hastalarımız oluyor. Haliyle bir enfeksiyon tablosundan iyileşip kişi bir müddetten sonra farklı bir etkene maruz kalabiliyor.

– Buna bağlı olarak da hastalıkların seyri biraz daha uzuyor. Uzamış ateşle karşılaşabiliyoruz ve iyileşiyor gibi olup sonra tekrar eden bir klinik tabloyla gelebiliyor. Kas ağrıları, eklem ağrıları, halsizlik şikayetleri var. Vücut, dönemin özelliklerini, yani bir virüs potpurisi yaşıyoruz.

Doç. Dr. Mustafa Doğan

ÇOCUKLAR EVE GETİRİYOR

Doç. Dr. Doğan, çocuklara dikkati çekerek şunları söyledi:

– Özellikle şu hikayeyi çok fazla duyuyoruz; çocuk hastaydı geldi, anne, sonra baba hasta oldu. Hepimiz iyileştik, çocuk tekrar enfekte oldu. Toplu yaşam ortamlarında, çocuklarımız kendilerini koruyamıyorlar. Çocuklarımızın eve getirdiği virüsler, aile içinde de bir döngüye sebebiyet veriyor. Peki bu durumu nasıl daha hafif atlatabiliriz? Mevcut tablo bir virüs tablosu, antibiyotikler bu durumda işe yaramıyor. Ne yapacağız? Bir, semptomlarımıza yönelik semptom tedavi, semptomatik tedavi alacağız. İki, bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirecek besin öğeleriyle besleneceğiz, yeterli uyku uyuyacağız. Biraz dijitalden, elektronikten uzak kalacağız.

– Özellikle ileriki yaştakilerin dijitale fiziksel olarak çok fazla vakit harcadıklarını düşünmüyorum. Ama önce genç çocuklarım, bilgisayar başında uzun süre vakit geçirmekteler. Bazen bu süreçte beslenmeyi dahi unutuyorlar. Enfeksiyon süreçlerinde vücut çok ciddi sıvı kaybına maruz kalır. Mutlak suretle yeteri kadar sıvı tüketmeliyiz.

– Almamız gereken tedbir şudur; eğer ki enfeksiyon bulguları varsa mutlak suretle maske, maske önünde bir engel var takamıyoruz, o zaman sosyal mesafeyi koruyalım. Klinik tablosu biraz daha gürültülü giden çocukları, mümkünse birkaç gün okula göndermeyelim, toparlayıncaya kadar. Tabii ki toplu yaşam alanlarında, kapalı ortamlarda özellikle virüs yayılımı daha fazla olur. Aynı zaman diliminde çok fazla kişiyle etkileyebilir.

BİRDEN FAZLA VİRÜS DOLAŞIMDA

Üst solumun yollarındaki hastalıklara birden fazla virüsün neden olduğunu söyleyen Doğan, “Bakanlığın da bu konuda değerlendirmeleri var. Tek bir virüse bağlı değil, birden fazla virüse bağlı oluşmakta. Yani mevsim özelliğine uygun bir süreç yaşıyoruz diyelim” dedi.

Alt solunum yolu olarak enfeksiyonlarıyla çok karşılaşmadıklarını belirten Doğan “Bir zatürre tablosu değil. Üst solunum enfeksiyonu biraz kalıcı oluyor. Buna bağlı olarak da öksürük biraz uzayabiliyor. Bu nedenle ne yapacağız? Soluk borumuzu biraz daha nemli tutacağız. Biraz daha fazla sıvı tüketeceğiz, pastil kullanacağız. Bunlarla öksürük semptomlarını baskılayacağız, gerekirse öksürük şuruplarından yararlanacağız. Yoğun bakımlık vaka yaşamıyoruz fakat özellikle çocuklarda tablo biraz daha gürültülü seyrediyorsa, bu çocuğu yatırıp takip etmek gerekebiliyor. Çünkü daha sonrasında komplike olup üzerine bakteriyel enfeksiyonlar eklenebiliyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hastanelerde-enfeksiyon-piki-basvurular-iki-kat-artti/feed/ 0