Hem binanın müteahhidi tutuksuz sanık Mahmut Oktay Hartavi (63) hem de yakınlarını kaybedenler, fırının işletmecisi firari sanıklar Akın (78) ve Ferihan Yağcı (78) çiftini suçladı. Depremde anne ve babasını kaybeden Mehmet Kaan Çimen “O kadar çok usulsüzlük vardı ki anlatılmaz. Arka tarafı kırıp kapı ve pencereler açtırdı. 2-3 haftada TIR’la un geliyordu. A ve B Blok’ta laf arasında ‘Bir gün deprem olursa bu apartman yıkılacak’ derlerdi” diye konuştu.
BELEDİYE 2013’TE MÜHÜRLEMİŞ
Mimar Sinan Mahallesi’ndeki 2 bloklu Fazilet Apartmanı’nın A bloğu, 6 Şubat’ta meydana gelen ilk depremde yıkıldı. Binada yaşayanların 19’u hayatını kaybederken, 20 kişi enkazdan yaralı çıkarıldı. Binanın yıkılmasıyla ilgili başlatılan soruşturmada, zemin katta fırının usulsüz tadilatlar yaptığı iddiasıyla bina sakinlerinin şikayeti üzerine Kahramanmaraş Belediyesi’nin 2013’te fırını mühürlediği, aynı yıl binada oturanlara can güvenlikleri olmadığı binayı boşaltmaları içi yazı gönderdiği belirlendi.

Akın Yağcı ve Ferihan Yağcı
Kahramanmaraş 1’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı ve mahkemenin 16 Nisan 2019 tarihinde tadilatların binayı zayıflattığının tespit edildiği ve tadilatların güçlendirme projesi ile yapılması gerektiğine karar verdiği tespit edildi. Fırın işletmecileri Akın Yağcı ve eşi Ferihan Yağcı hakkında gözaltı kararı verildi ancak adreslerinde bulunamadı. Bunun üzerine fırıncı çift hakkında yakalama kararı çıkartıldı.
BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ ETTİ
Soruşturma sonunda binanın hem müteahhidi, statik proje müellifi ve fenni mesulü olan Mahmut Oktay Hartavi ile zemin katta fırının işletmecileri Akın Yağcı ve eşi Ferihan Yağcı hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Davanın ilk duruşmasına başka suçtan tutuklu olan tutuksuz Mahmut Oktay Hartavi, taraf avukatları, tanıklar ve ölenlerin yakınları katıldı. Duruşmada ilk olarak Hartavi savunma yaptı. Suçlamaları reddeden Hartavi, bilirkişi raporunu kabul etmediğini söyledi. Her şeyi o dönem yürürlükte olan yönetmeliklere uygun olarak yaptığını, A ve B blokun aynı dönem yapıldığını ve her ikisinde de aynı malzemenin kullanıldığını kaydeden Hartavi, şunları söyledi:
– 1975 yılı yönetmeliğine göre Kahramanmaraş 2’nci deprem bölgesiydi ve projeyi yönetmeliğe göre hazırladım. Projem hem inşaat mühendisleri odasından hem de belediye tarafından incelenip onaylandı. Statik projeyi hazırlarken hesaplamalar fırına göre yapılmadı. İddianamede binanın altında faaliyet gösteren yapının Akın Ekmek Unlu Malulleri’nde tadilat yapıldığından dolayı Kahramanmaraş 1’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurdukları, mahkemenin 2019’da yapılan tadilatların güçlendirme projesi ile yapılması gerektiğinden bu haliyle tadilatların binayı zayıflattığının tespit edildiği ifade edilmektedir.
GÜÇLENDİRİLEN BİNALARI ÖRNEK GÖSTERDİ
– Güçlendirme projesiyle ilgili bir iki örnek vereceğim. Trabzon Caddesi’ndeki LcWaikiki binası deprem öncesi güçlendirme yapıldı, biliyorsunuz ilk depremde yıkılmadı. Aynı şekilde Belli Oteli’nde deprem öncesi güçlendirme yapılmıştı yine depremde ağır hasarlı olmakla birlikte yıkılmadı. Şekerbank’ın olduğu emek iş hanında yine güçlendirme yapılmıştı, bina yıkılmadan depremi atlattı. Son olarak Beyzade Sokak’ta Efes Oteli’nde güçlendirme yapıldı ve yaşadığımız asrın felaketi denilen bu büyüklükteki depremde yıkım olmadan ilk depremi atlatabildi.

“BABAM DA ‘YIKILACAK’ DERDİ”
Firari olan Akın Yağcı ve Ferihan Yağcı duruşmaya katılmadığı için ölenlerin yakınlarına söz hakkı verildi. Binada anne ve babasını kaybeden Mehmet Kaan Çimen, zemin kattaki fırında sürekli tadilatların yapıldığını ve apartmandaki herkesin fırından şikayetçi olduğunu söyledi.
Çimen, “O kadar çok usulsüzlük vardı ki anlatılmaz. Arka tarafı kırıp kapı ve pencereler açtırdı. 2-3 haftada TIR’la un geliyor. A ve B Blok’ta laf arasında ‘Bir gün deprem olursa bu apartman yıkılacak’ derlerdi. Bunu babam da komşularımız da dedi. Laf arasında herkes fırınla ilgili bunu söylemişken bir deprem oluyor, Oktay Bey’in söylediği gibi aynı malzemeler, aynı yılda aynı yönetmeliğe göre yapılan iki blok, o iki bloktan hep ‘Yıkılacak’ diye konuşulan fırının altında olduğu bloka yıkılıyor” diye konuştu.
BİNA SALLANMADAN YIKILDI
Ayşenur Tekin de sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, “Fırında tadilatlar yıllardır hiç bitmedi. Bina zaten ilk depremde 10-15 saniye içinde yıkıldı. Bina hiçbir salınım yapmadan tak tak şeklinde yıkıldı, yani sallanma yaşamadık” dedi.
B BLOK’TA ÇATLAK DAHİ YOK
Binada yakınlarını kaybedenlerden Nurettin Çağdaş Çakmak da fırında birçok usulsüz tadilatların yapıldığını belirterek, “Bu bina aynı zamanda aynı malzemelerle yapıldı. Biz deprem sonrasında enkazın üzerine çıktığımız zaman B blokta çatlak dahi göremedik ve cenazelerimizi oradan indirip çıkardık. Yani bir sıkıntı varsa bunun yapısal mimariyle alakalı olduğunu düşünmüyorum, eğer öyle bir şey olsaydı bırakın içine girmeyi, yanından bile korkarak geçerdik. Akın Bey, fırının borusunu, kapıcı dairesindeki kirişi kırarak çıkarmış ve bunu herkesten saklamış. Biz bunu yıkımdan sonraki fotoğraflardan tespit ettik” diye konuştu.
BELEDİYENİN YAZISI ENKAZDA BULUNDU
Gülay Sevinç Kahveci de sanıkların cezalandırılmasını talep ederek, “Sanırım babamın yaptığı başvuru üzerine Kahramanmaraş Belediyesi’nden 10 Haziran 2013 tarihli bir yazı gelmiş ve imara aykırı yapılan usulsüzlüklerin belediye tarafından düzeltileceği ancak bunun yapılabilmesi için evi boşaltması gerektiği, ‘Can güvenliğiniz yok boşaltın’ diye 27 Haziran 2013 tadilat yapılacağını söylemiş. Biz bu yazıyı tesadüfen enkazda bulduk” dedi.
Avukatların da savunmalarını yapmalarının ardından duruşma 24 Ekim’e ertelendi.
]]>Kahramanmaraş merkezli ilk depremde yıkılan otelde 21 kişinin hayatını kaybettiği, 3 kişinin de yaralandığı hatırlatılan iddianamede, otelin 1994’te yapıldığı belirtildi.
Depremin ardından ölüm ve yaralanmaların olduğu binanın durumunun tespiti için Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapıldığı, binanın kolon ve kirişlerinden karot ile demir örnekleri alınarak muhafaza edildiği aktarılan iddianamede, Atatürk Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesinden bilirkişi heyetince raporların hazırlandığı ifade edildi.
Bilirkişi raporlarının detayına yer verilen iddianamede, binanın bodrum, zemin artı 7 kat olarak projelendirildiği, yapının 2006’da tadilat geçirdiği, o yıla ait mimari tadilat projesinde bodrum ve zemin kat bilgileri yer almadığı, bu nedenle ilgili yılda bodrum ve zemin katta tadilat yapılıp yapılmadığına ait bilgiye ulaşılamadığı kaydedildi.
“YETERSİZLİKLER TESPİT EDİLDİ”
Kırçuval Otel binasının mimari ve statik projelerinin eksik, beton malzemesinin yetersiz olduğu aktarılan iddianamede şu ifadeler yer aldı:
“İlk statik proje incelendiğinde statik hesapların mevcut olduğu ancak daha sonra yapılan tadilat projesinde statik hesaplarının tarafımıza verilen belgelerde olmadığı tespit edilmiştir. İlk statik projesinde kolon sayısının 33 adet olduğu, tadilat statik projesinde ise 28 adet kolonun olduğu görülmüştür. Bu durumda statik hesapların yenilenmesi gerekirdi. Bu durumda statik hesapların olmadan projelerin onaylanmaması gerekirdi.
Dosya kapsamında binaya ait incelemeler sonucunda, taşıyıcı sistem elemanlarının donatı detaylandırmalarında (etriye sıklaştırması, kanca, çiroz vb.) yetersizlikler tespit edilmiştir. Söz konusu yapının mimari tadilat projesi incelendiğinde, tadilat statik projesinde yer alan S5 kolonun olmadığı tespit edilmiştir. İlgili kolon 1995 tarihli mimari tadilat projesinde çizilmemiş ancak 1994 tarihli statik tadilat projesinde yer almıştır. Bu durum son olarak çizilen mimari ve statik tadilat projeleri ile inşaat uygulamasının uyumlu olmadığını ayrıca uygulamanın bir kısmının yani imalat ve inşaatın bir kısmının mimari tadilat projesi üzerinden yapıldığını, tadilat statik projesinden inşa ve imalat aşamasında kısmen de olsa uzaklaşıldığını göstermektedir.
Mimari tadilat projesinin ise statik proje ve statik hesaplarının bulunmadığı sabit olduğundan bu durumdan mimari tadilat projesini tetkik ederek onay veren kamu görevlilerinin ve statik tadilat projesine göre taşıyıcı unsurları imal etmesi gerekirken bundan uzaklaşarak kısmen mimari tadilat projesine göre binayı imal ve inşa eden fenni mesul ve müteahhidin ve ilgili tadilat mimari proje müellifinin kusurlu olduğu anlaşılmıştır.”
Kahramanmaraş merkezli ilk depremde yıkılan otelde Voleybol Erkekler 2. Lig’de mücadele eden Malatya Büyükşehir Belediyespor takımı oyuncuları Mehmet Can Ağırbaş (28), Murat Çiloğulları (20), Görkem Can Gürbüz (24), Tunahan Yıldız (23), Resul Gün (24), Emincan Kocabaş (28) ve ampute takımından İranlı 3, Kamerunlu 1 oyuncu ile 11 kişi hayatını kaybetmiş, 4 kişi de yaralanmıştı.
Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.
“ÇIKIŞ TABELASI YOK”
İş yerinin mesul müdürü şüpheli İsmet Ş, yangın çıkan işletmede misafir karşılama çalışanı olarak görev yaptığını, 6-7 ay kadar öncesine kadar burada mesul müdürü olduğunu ancak sözleşme yenilemediğini ve şu anda iş yerinin mesul müdürü bulunmadığını iddia etti.
İsmet Ş, iş yerinin acil durum eylem planı olup olmadığını bilmediğini öne sürerek, “Ancak arka kapımızda yangın çıkışı uyarısı mevcuttu. Orası ayrıca personel girişi olarak kullandığımız, malzeme geldiği zaman kullandığımız yerdir. Normalde iş yerinin bir ana girişi ve bir de şimdi bahsettiğim arka çıkışı vardır. Başka girişi yoktur. Yalnız normalde kilitli ve kapalı duran pasajın içindeki kendi mağazamıza açılan bir kapı daha vardır. Ancak bu kapı kullanılmıyordu. Ana girişteki kapı iş yeri müşteriye kapalı iken kapalı ve kepengi inik olarak durur. Yangın sırasında açık mıydı bilmiyorum.” ifadelerini kullandı.

“TATBİKAT YAPILMADI”
Bildiği kadarıyla mekanda, çıkış kapısı dışında insanları yönlendirebilecek bir çıkış tabelası olmadığını ifade eden şüpheli, “Yangın çıktığında yapılacaklarla ilgili, yangın cihazlarının yeriyle, acil çıkış yeriyle alakalı bir eğitim almadım. Bildiğim kadarıyla hiç yangın tatbikatı yapılmadı. İş yerinde yangın söndürme tüpleri vardı. Su şebekesine bağlı sabit yangın söndürme hortumu yoktu. Yağmurlama şeklinde tavanda fıskiye sistemi vardı ancak olay sırasında çalıştı mı bilmiyorum” dedi.
Yangın alarm sistemi olup olmadığını da bilmediğini söyleyen İsmet Ş, “İnsanların dumandan dolayı önlerini göremeyip kaçamamaları nedeniyle öldüklerini düşünüyorum. Çünkü olay yerine 1,5 saat sonra geldiğimde itfaiye görevlilerinden içerideki görüş mesafesinin çok düşük olduğunu öğrendim.” diye konuştu.

İŞLETME MÜDÜRÜ: EĞİTİM ALMADIM
İşletme müdürü şüpheli Arda Arman P. ise, işletmenin tavanında yangın söndürme sistemine ilişkin borular olduğunu bildiğini ancak itfaiye ekipleriyle birlikte içeri girdiğinde tavandan su geldiğini görmediğini belirtti.
Kendisine, böyle bir olayda ne yapılacağına dair herhangi bir eğitim verilmediğini söyleyen Arda Arman P, ayrıca tatbikat yapıldığını da görmediğini kaydetti.
Metal işleri firma sahibi şüpheli Çağatay A. ise, tadilat yapılacak yerlere bakmak için iş yerine gittiklerini belirterek, kontrolleri sırasında iş yeri teknik servis sorumlusu İbrahim Bildirici’den yanıcı maddeleri alarak kendilerine çalışma ortamı yaratmalarını istediklerini, onların da bir hafta süreyle dediklerini yaptıklarını söyledi.

“TAŞ YÜNÜ VE SUNTALAR VARDI”
Şüpheli, olay tarihinden yaklaşık 20 gün önce çalışmaya başladıklarını belirterek, “Girdiğimizde iş yerinde halen izolasyonda kullanılan taş yünü ve bazı yerlerde suntalar vardı. Orada yapılmayan eksiklikleri kendilerine söyledik ve temizlemelerini istedik. Projemize başladık. Metal kısımlarını taktık. Bir yandan mobilyacı arkadaşlar ses yalıtımı için MDF döşemeye başladılar. Yaklaşık 15-20 gün tadilat işine devam ettik. Olay günü iş yerinin alt katının işlemlerini bitirmiştik. Üst katını ise daha sonra yapacaktık. Bunun nedeni de ham madde değişikliği olmasından ve bu maddenin gelmesinin uzun süreceğiyle alakalıydı.” ifadelerini kullandı.
Sahne yapımı firması sahibi şüpheli Dursun Ç. de firmalarının iş yerinde yapılan tadilat ve tamiratla hiçbir alakası olmadığını, sadece satın alınan ürünün teslimatını yaptıklarını öne sürerek, “Yaşanan bu olaydan dolayı mağdur olduk. Bu işte kusuru olanlardan şikayetçiyim.” dedi.

“KAYNAKÇILAR VE AHŞAPÇILARIN BİR ARADA ÇALIŞMASI İHMALDİ”
Beşiktaş’ta, tadilat sırasında 29 kişinin hayatını kaybettiği eğlence merkezinin metal kaynak işlerini yapan işletmeci Kahraman E, ifadesinde, yangının çıkmasındaki ihmalin kaynakçılar ile ahşapçıların bir arada çalışmasından kaynaklandığını ileri sürdü.
Şüpheli, yaklaşık 17 gün sorunsuz çalıştıktan sonra işin yetişmeyeceği düşüncesi oluşunca bir yandan da mobilyacılar-ahşapçıların da işe başladığını anlatarak, “Aslında ahşapçıların da bizim işlerimiz bittikten sonra çalışması gerekirdi, orada bulunmaları yanlıştı. Ancak işlerin aynı anda yapılması kararını biz vermedik.” dedi.

TADİLATIN İLK GÜNÜ YANGIN
Çalışma odasındayken bağrışma üzerine siyah dumanların çıktığını anlatan şüpheli, “Burası Ahmet Sever’in kaynak yaptığı yere 2 metre kadar yakındı. İlk çalışmaya başladığımız gün kaynak makinasından sıçrayan kaynak çapakları orada bulunan izolasyon malzemesine sıçramıştı ve malzeme tutuşmuştu. Tutuşan malzeme A4 kağıdının yarısı kadar bir parçaydı; ancak bu tahminimce önceki tadilatlardan kalma, bu izolasyon malzemesinin içine tıkıştırılmış süngerimsi ince bir malzemeydi.” ifadelerini kullandı.
Kahraman E, kaynakçı Ahmet Sever’in, malzemenin sıkıntılı olduğunu ve çıkartılması gerektiğini söylediğini belirterek, “Bunun üzerine durumu Sinan beye ilettik. Olay günü alt kattaki bu son kaynak rötuşunu yapmadan, yani biz işimizi tamamen bitirmeden, kenara aldırdığımız izolasyon malzemelerinin olaydan birkaç gün önce tekrar locaların altına yerleştirildiğini gördüm. Ancak bu talimatı kim verdi bilmiyorum.” dedi.

“SÜRE KISITLI OLSA DA İŞİ KABUL ETTİK”
Normal koşullarda tadilat yapacakları alana, bütün yanıcı ve tehlikeli malzemelerin söküldükten sonra girmeleri gerektiğini söyleyen şüpheli “En az bir ay çalışmamız vardı; ancak ilk toplantıda bize ramazan ayı bitmeden tadilatın bitmesi gerektiğini, aksi halde bayramda mekanı açamayacaklarını ve bunun büyük bir maddi kayba yol açacağını söylediler. Biz de süre kısıtlı da olsa işi kabul ettik. Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Böyle olsun istemezdim.” diye konuştu.

“KARBON TÜPLER PATLASAYDI YANGINI SÖNDÜREBİLİRDİ”
İşletmeci Şahzade Ş. de, ramazan ayı olması dolayısıyla tadilat yapmak istediklerini anlatarak, olay yerinde bulunan tüplerin oksijen tüpü olmadıklarını, sahnede gösteri yapıldığı sırada ya da sanatçıların şarkı söyledikleri sırada sahneye sis vermek amacıyla kullanılan karbon tüpler olduğunu belirterek, “Bu tüplerin içinde bulunan karbon yanıcı değildir. Hatta aksine şayet onlar patlamış olsaydı yangını da söndürebilirdi. Öyle bir özelliği vardır. Yaşanan olay nedeniyle üzgünüm.” dedi.
Şahzade Ş, tadilat işlerinde çalışmayıp hayatını kaybeden personelin olay yerinde bulunmalarına ilişkin şunları anlattı:
“Olay yerinde bulunan ve yıllardır birlikte çalıştığım için aramızda çok samimi bağ oluşan insanlar, tadilat dolayısıyla ayak altında dolaşıp işe engel olduklarından her zaman kendilerini gönderdim, fakat kendileri merak ettikleri için inisiyatif kullanarak gelmiş olabilirler. Zaten ramazan ayı olması dolayısıyla kendilerine ücret vererek izne ayırdım. Gelmek zorunda değillerdi. Fakat iş yerine karşı sorumluluk hissettikleri ve görmek için gelmişler.”
NE OLMUŞTU?
Gece kulübünde 2 Nisan’da tadilat sırasında çıkan yangında 29 kişi hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında, iş yerinin mesul müdürü İsmet Ş. (65), iş yerinin ortakları Mehmet Menduh C. (45), Şahzade Ş. (50) ve Fatma D. (45), muhasebeci S.A. (39), işletme müdürü Arda Akman P. (26), tadilatla ilgili metal işleri sorumlusu Kahraman E. (47), metal işleri firma sahibi Çağatay A. (43) ve mobilyacı E.E. (40) gözaltına alınmış, E.E. emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştı.
Çalışmalar kapsamında iş yeri teknik servis sorumlusu İbrahim B. (37), iş kazasından suç kaydı bulunan sahne yapımı firması sahibi Dursun Ç. (38) ve sahne yapımı teknik servis firması sahibi Sibel Ç. (42) de gözaltına alınmıştı.
İstanbul Adliyesindeki savcılıkta ifadeleri alınan 11 şüpheliden 9’u “taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmiş, 2 şüpheli ise savcılık ifadelerinin ardından serbest kalmıştı.
Sulh ceza hakimliğindeki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 8’i tutuklanırken, 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Öte yandan, söz konusu iş yerinin ruhsatlandırılması, çalışma izni ve esasları ile süreç içindeki denetimlerine dair tüm bilgi ve belgelerin toplanmaya devam edildiği, ilgili kamu ve belediye görevlileri hakkında soruşturma işlemi yapılacağı belirtilmişti.
]]>Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 şüpheli bugün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi.
Şüphelilerden 2’si savcılıktan serbest bırakılırken; 9’u “Taksirle ölüme neden olma” suçundan tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi.
SAVCILIĞIN SEVK YAZISI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının tutuklamaya sevk yazısında, yangın sonrasında olay yeri inceleme ekipleri, İstanbul İtfaiyesinin uzman ekipleri, üç kişilik iş güvenliği ve yangın uzmanı bilirkişi heyetince ve 2 Cumhuriyet Savcısı nezaretinde inceleme ve keşif yapıldığı kaydedildi.
Olay yerinde gerekli örneklerin alınarak usulüne uygun olup olmadıklarının tespiti için ilgili kurumlara gönderildiği anlatılan yazıda, bilirkişi ön raporuna göre gerekli tedbirleri almayarak ihmal gösterdikleri ve kusurlu oldukları belirtilen şüpheliler sıralandı.
Şüpheli Mehmet Menduh C. ve Fatma D’nin gece kulübünün sahibi olan şirketin yüzde 50 ortağı oldukları, İsmet Ş’nin şirkette mesul müdür olduğu ve birçok anlaşma ve evrakta adı geçtiği, Şehzade Ş’nin 2018’de şirketin iflas etmesi sonucu yeni kurduğu ve gece kulübünün sahibi olan şirketin ortakları olarak Mehmet Menduh C. ile Fatma D’yi şirkete ortak olarak atadığı ve şirketin tüm mali işleriyle organizasyon, tamirat, tadilat işlerini yürüttüğü, Çağatay A’nın gece kulübünde yapılan tadilatta çalışan ve ölen mobilya işçilerinin patronu olduğu, Kahraman E’nin gece kulübünde yapılan tadilatta çalışan ve ölen demir işçilerinin patronu olduğu, Kahraman E’nin Çağatay A. ile ortak olarak bu tadilat işine girdikleri, İbrahim B’nin kulübün tadilat ve tamirat işlerinden sorumlu olduğu ve yapılan bu tadilata ilişkin anlaşmalarda isminin olduğu ve organize ettiği, Dursun Ç. ve Sibel Ç’nin yüzde 50 hisseli gece kulübünde bulunan asansörlü ve hidrolik destekli sahneyi kuran şirketin sahipleri olduğu, Sibel Ç’nin sahibi olduğu Çeliker Teknik Servis Hizmetleri Ltd Şirketi bünyesinde çalışan 3 kişinin öldüğünün anlaşıldığı vurgulandı.
ÖN BİLİRKİŞİ RAPORU
Yazıda, şüphelilerin kusurlu oldukları, iş yerinin fenni ve teknik açıdan çalışmaya elverişli şekilde tutulması amacıyla üzerlerine düşen yasanın yüklediği yükümlülükleri yerine getirmedikleri ve bu sebeple birden fazla kişinin ölümüne sebep oldukları belirtildi.
Ön bilirkişi raporuna, olay yeri inceleme ekiplerinin yapmış oldukları incelemelere göre kusurlu olduklarının tespit edildiği vurgulanarak kamera görüntülerinden yanıcı malzemelerin iş yerinde depo edildiği, açık kaynak yapıldığı ve kaynak çapaklarının etrafa sıçradığı, yangın çıkış kapılarının kapalı olduğu, yangın söndürme sisteminin çalışmadığı, ayrıca ifadelere göre yangın söndürme tüplerinin bir kısmının çalışmadığına dikkat çekildi.
KUSURLU OLMALARI VE TOPLUMDA İNFİAL YARATMASI NEDENİYLE TUTUKLANMALARINA
Savcılığın sevk yazısında, şüphelilerin kusurlarının bulunması, olayda 29 kişinin ölmüş olması, bu durumun toplumda infial yaratması ve şüphelilerin serbest kaldığı takdirde telafisi zor zararların meydana gelebileceği, delillerin tamamen toplanmamış olması, asıl bilirkişi raporunun daha sonra düzenlenecek olması ve şüpheliler Mehmet Memduh C. , Şehzade Ş., Çağatay A., Sibel Ç., Dursun Ç., İsmet Ş., Kahraman E., Fatma D. ve İbrahim B’nin delilleri karartma ihtimalleri dikkate alınarak tutuklanmaları talep edildi.
BELEDİYE GÖREVLİLERİNE DE SORUŞTURMA
Öte yandan işyerinin ruhsatlandırılması, çalışma izni ve esasları ile süreç içindeki denetimlerine dair tüm bilgi ve belgeler toplanmakta olup, ilgili kamu görevlileri, belediye görevlileri hakkında ise 4483 sayılı yasa hükümlerine göre soruşturma başlatılacağı öğrenildi.
]]>14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar inşaat mühendisi Ferit Işık ve müteahhit Celal Gül, bulundukları cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Taraf avukatları, müştekiler ve tanıklar mahkemede hazır bulundu.
Duruşmada tanık olarak beyanı alınan İhsan Bayram Apartmanı C Bloku 6. kattaki dairede tadilatı kontrol ettiği öne sürülen Çukurova Belediyesi’nde görevli memur H.C, kendisinin harita teknikeri olduğunu söyledi.
Belediyedeki görevinin, daire tadilatı yaptıranlardan kayıt dilekçesini teslim almak olduğunu belirten H.C. “Ben herhangi bir tadilat kontrolü yapmadım. Tadilat kontrolü benim görev alanımda olan bir konu değildir. Tadilat kontrolünü mimar ve mühendisler yapar. Biz binanın imar ve iskanı varsa basit tadilat izni veriyoruz. Kontrol için kimlerin o daireye gidip gitmediğini bilmiyorum.” dedi.
İhsan Bayram Apartmanı’nın 2010 yılında yapılan ruhsat yenileme işleminde imzası bulunduğu gerekçesiyle beyanı alınan diğer tanık F.S.T. de Çukurova Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nde görevli inşaat mühendisi olduğunu bildirerek, şunları ifade etti:
-Ruhsat yenileme işleminde teknik uygulama sorumlusu olan kişi bizzat gelerek kendisinin bizzat teknik uygulama sorumlusu olduğunu belirtip imzasını atar ve biz de kontrolünü yaparız.
-Proje kontrolü yaptıktan sonra ruhsat yenileme şubesine geçilir, orada da gerekli kontroller yapıldıktan sonra ruhsat yenileme işlemi gerçekleştirilir. Basit tamir ve tadilat yönetmeliği bellidir.
-Bu tadilat kapsamında boya, yalıtım gibi basit işlemler yapılır. İzin veren yetkililer yönetmeliğin öngördüğü çerçevede izin veriyorlar. Basit tamir ve tadilatın dışında bir işlem yapılmışsa o işlem durdurulup mühürlenir.
-Teknik uygulama sorumlusu görevinden ayrılmışsa bunu belediyenin ilgili makamlarına bildirir. Fakat bu yapıyla ilgili teknik uygulama sorumlusu olarak görevden ayrılmaya ilişkin bir bildirimde bulunulmadı.
-Ruhsat yenileme işlemi, bahsettiğim gibi kanuni bir haktır. Biz taraflara ‘Neden ruhsat yeniliyorsunuz?’ sorusunu sormuyoruz.
SANIKLAR SAVUNMA YAPTI
Hakkındaki iddialar hatırlatılarak savunması alınan tutuklu sanık Ferit Işık, binanın inşaatını kendisinin yapmadığını ileri sürerek, “Binanın müteahhidi ben değilim. Herhangi bir sorumluluğum yoktur. Celal Gül yaptığı inşaata iskan alamamıştır. Kendisinin şantiyesinden sorumlu bir mühendisi dahi yoktur. Bu yapı 2000 yılında Celal Gül’e devredilmiştir. Devir işlemi yapılırken ‘Ben buranın sorumlu inşaat mühendisiyim’ diye bir sözleşme maddesi konulmamıştır. Celal Gül hukuki olarak sona ermiş bir şirket adına işlemlerine devam etmiştir. Ben bu yapının teknik uygulama sorumlusu değilim. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Diğer tutuklu sanık Celal Gül de aleyhindeki hususları kabul etmediğini bildirerek, “Ferit Işık’ın beyanlarını kabul etmiyorum. Onun inşaat şirketi adına bir biz işlem yürütmedik. Tahliyemi ve beraatımı talep ederim.” dedi.
Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına, ruhsat yenileme işlemindeki imzalar üzerinde Kriminal Polis Laboratuvarında inceleme yapılması ve bu konuda rapor alınmasına, giriş kattaki iş yerinde yürütülen tadilat işlemlerinin fotoğraflarının ilgili kurumsal firmadan istenilmesine ve diğer eksikliklerin giderilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.
NE OLMUŞTU?
İhsan Bayram Apartmanı C Bloku’nun depremde yıkılmasıyla ilgili 16 Şubat 2023’te tutuklanan Işık ve Gül, savcılık ifadelerinde suçu birbirlerinin üzerine atmıştı.
Işık, 1997’de arsa sahiplerinden muvafakatname alarak inşaata başlamak üzere proje hazırladığını ancak ekonomik nedenlerle bunu gerçekleştiremediğini, arsa sahiplerinin zorlaması üzerine projeyi Celal Gül’e devrettiğini ileri sürmüştü.
Gül de yıkılan blokun inşaatını 4. kat seviyesinde devraldığını iddia etmişti.
İnşaat mühendisi Ferit Işık ve müteahhit Celal Gül hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.
]]>