İl başkanlığından çıktıktan sonra yolun karşısına geçmeye çalışan AKP İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Sevim Baltacı’ya, Muratcan Türkyılmaz’ın kullandığı araç çarpmış ve Baltacı hayatını kaybetmişti.
Olayın ardından gözaltına alınan Türkyılmaz, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmıştı. Soruşturmayı tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, araç sürücüsü Muratcan Türkyılmaz’ın “Taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapsini talep etti.
SANIĞIN BABASI BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ
İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesindeki görülen duruşma öncesinde sanığın babası, duruşma salonu önünde bulunan Baltacı ailesinin avukatlarına, hayatını kaybeden Fatma Sevim Baltacı’nın ailesine ulaşmaya çalıştıklarını, olaydan dolayı üzgün olduklarını ve başsağlığı dilediklerini ilettiklerini söyledi.
İlk duruşmaya tutuklu sanık Muratcan Türkyılmaz ile taraf avukatları katıldı. AK Parti İstanbul Kadın Kolları adına avukatlar da davaya katılma talebinde bulundu.
“OLAYDA KUSURUM YOKTUR”
Sanık Muratcan Türkyılmaz savunmasında şunları kaydetti:
“Sağlık personeliyim, özel uzman ambulansta çalışıyorum. O gün nöbetim bitmişti eve dönüyordum. Kağıthane istikametinden Beyoğlu’na seyir halindeydim, hızım yaklaşık 55-60 km civarındaydı.
Tam virajı bitirmişken birden karşıma beyaz bir şey çıktı. Frene abandım. Direksiyonu sağa kırdım. Araç kaldırıma çıktı. Arka sağ lastik yarıldı ön cam yüzüme patladı arabayı hemen durdurdum. Ne yaşandığını anlamak için olay yerine koştum.
Yerde yaralı kadın görünce ilkyardım müdahalesinde bulundum. Etrafa da 112’yi aramalarını söyledim. Hastanın bilincini solunumunu kontrol ettim. Kanamalarına tampon yaptım. O sırada hala yaşıyordu.
Polis ve ambulans geldi. Ambulansta kalbi durmuş geri döndürdüler. Ben de tedavim ve alkol testi için hastaneye götürüldüm. Camlardan dolayı ben de yaralanmıştım. Yüzüm kan içindeydi, alkollü değildim. Olayda kusurum yoktur”
Sanık Türkyılmaz, poliste kendisine iki tarafın da kusuru olduğunun söylendiğini, kendilerine kusurunun ne olduğunu sorduğunda hız limitini aştığının söylendiğini, tekrar sorduğunda 60-70 kilometre hız ölçtüklerinin söylendiğini belirterek “O şekilde dedikleri için ilk ifademde hızımın 60-70 km olduğunu söylemiştim. Polislere güvenip öyle söyledim. Normalde hızım daha düşüktü” dedi.
AVUKATI TAHLİYESİNİ TALEP ETTİ
Sanık avukatı ise “Müvekkilim olay yerinde makul hızda ilerlemektedir. Kolluk aşamasında defalarca videoyu izledik. Müvekkil sağ tarafa döndüğü için en sağ şeritte ilerlerken müteveffa da gelmektedir. Müvekkil müteveffayı görür görmez elinden geleni yapmış, direksiyonu sağ tarafa kırıp frene abanmıştır. Kaput tarafından çarptığı söylenmektedir. Müvekkilin babası itfaiyede çalışmaktadır aracı aynı şekilde muhafaza etmiştir. Aracın her yerini inceledik fotoğrafladık. Aracın ön tarafından herhangi bir çarpma durumu yoktur. Sağ arka tekeri kaldırıma girdiği için yırtılmıştır. Müvekkil hayatı boyunca yaptığı görevden dolayı hayat kurtarmıştır. Kazanın olduğu yer sürekli karanlıktır. Yolun virajlı olması nedeniyle fren mesafesi ve intikal mesafesi uzamıştır. Müvekkil olay yerine her zamanki dikkatiyle giderken kaza olmuştur. Tahliyesini talep ederiz” dedi.
ŞİKAYETÇİ AVUKATLARI: “TUTUKLULUĞU DEVAM ETSİN”
Şikayetçi Muharrem Baltacı’nın avukatı, hız konusunda bilirkişi raporunda herhangi bir tespit göremediklerini belirterek “Kazanın gerçekleştiği yolda yaya geçidine yaklaşım ve 30 kilometre hız tabelası vardır. Raporun sonuç kısmına itiraz ediyoruz. Sanığın asli kusurlu olduğunu düşünüyoruz. Maktulün 10 metre sürüklenmesi dikkate alındığında hızın söylenenden yüksek olduğunu düşünüyoruz. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.
AKP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı avukatları da “Biz AK Parti Kadın Kolları olarak saldırıya uğrayan, hakkı ihlal edilen kadınların yanında olduk. Maktul arkadaşımız 15 yıl gönüllü olarak emek verdiği davada mesai bitince ayrılırken kazaya karışmıştır. Katılma talebimizin kabulü ve tutukluluk halinin devamını isteriz” şeklinde konuştular. Şikayetçi avukatı Taha Sarıcaoğlu da “Sanığın olayda aşırı hızlı olduğu Fatma Sevim Baltacı’yı yaklaşık 10 metre kadar havaya fırlattığı kaza tespit raporlarında mevcuttur. Sanığın semti çok iyi bildiği, AK Parti İstanbul İl Binasını bildiği dolayısıyla yaya kalabalığının yoğun olduğunu bilmesi gerekmektedir. Hız konusunda tespit yapılana kadar tutukluluk halinin devamını talep ederiz” diyerek olay yerinde keşif yapılmasını da istedi. Duruşma savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti.
OLAY YERİNDE KEŞİF YAPILACAK
Mahkeme, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı’nın suçtan doğrudan zarar gören olmaması nedeniyle katılma talebini reddetti. Olay yerinde keşif yapılmasına hükmeden mahkeme, sanığın sabıkasız oluşu ve delilleri karartma ihtimali olmaması nedeniyle tahliyesine karar verdi. Sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı koyan mahkeme, duruşmayı erteledi.
]]>Mücadeleye İtalyan ekibi iyi başlayan taraf olsa da Fenerbahçe Opet, Melissa Vargas ve Fedorovtseva’nın hücumdaki etkili performansıyla öne geçen taraf oldu. Skorun 13-9 olmasıyla, Allianz Vero Volley molaya giden taraf oldu. Sarı-lacivertli ekip, mola dönüşünde Meliha’nın servisleriyle üst üste 3 sayı daha bulup skoru 16-9’a getirirken, İtalyan temsilcisi bir kez daha molaya gitti. Molanın ardından etkili oyununu sürdüren Fenerbahçe Opet, ilk seti 25-15 kazandı.
İkinci sete iyi başlayan ekip Fenerbahçe Opet oldu. İtalyan temsilcisinde Rettke file önünde boy avantajını iyi kullanarak takımını sete ortak etti. Melissa Vargas ve Fedorovtseva, ilk sette olduğu gibi bu sette de hücumdaki performansıyla öne çıktı. Sarı-lacivertli ekip sette durumu 19-12’ye getirirken, Allianz Vero Volley, mola dönüşünde farkı 3 sayıya kadar indirdi: 19-16. Karşılıklı sayılarla skor 24-24 olurken, son bölümde Egonu’nun etkili oyunuyla İtalyan ekibi seti 26-28 önde tamamladı.

Mücadelenin üçüncü seti karşılıklı sayılarla başladı. Fenerbahçe Opet’te Fedorovtseva’nın üst üste ace servisleri, Allianz Vero Volley’da ise kaptan Orro’nun file önündeki sayıları öne çıkarken ilk bölüm 13-14’lük skorla geçildi. Mola dönüşünde Meliha’yla hem hücum hem de savunmada sayılar bulan Fenerbahçe Opet, 3-0’lık seriyle durumu 16-14’e getirdi. Son bölümde hücumda Drca ve Fetisova, savunmada da Gizem’le oyun üstünlüğünü ele geçiren Fenerbahçe Opet, seti 25-22 önde bitirdi.
Üçüncü sette olduğu gibi iki takım bu sete de karşılıklı sayılarla başladı. Mücadelenin ilk bölümü Allianz Vero Volley’in 14-13’lük üstünlüğüyle geçildi. Fenerbahçe Opet, mola dönüşünde Melissa Vargas’ın üst üste ace’leriyle 18-17 öne geçti. Konuk takımda Egonu’nun son bölümde üst üste sayılarıyla skor avantajı İtalyan ekibine geçti: 20-22. Son bölümde Fedorovtseva’nın 2 blok sayısı, İtalyan ekibinin de savunma hatasıyla 3-0’lık seri yakalayarak öne geçen Fenerbahçe Opet’te son sözü yine Fedorovtseva söyledi. Smaçla skoru 24-23’e getiren bu oyuncu, attığı ace’le de seti bitirerek mücadeleyi altın sete taşıdı: 25-23.
Altın sete iyi başlayan taraf Allianz Vero Volley oldu. İtalyan ekibi skoru 4-1’e getirirken Fenerbahçe Opet molaya gitti. Molanın ardından Melissa Vargas’ın hücum, Aslı Kalaç’ın da savunmasıyla farkı kapatan sarı-lacivertli takım, saha değişikliğine önde girdi: 8-7. Saha değişikliğinin ardından İtalyan ekibi 3-0’lık seri yakalayarak 10-8 öne geçti. Son bölümde üstünlüğünü koruyan Allianz Vero Volley, seti 15-11 kazanarak CEV Şampiyonlar Ligi’nde finale yükselen taraf oldu.
Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu’ndaki karşılaşmaya sarı-lacivertli taraftarlar yoğun ilgi gösterdi ve tribünleri tamamen doldurdu. Mücadeleyi Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyeleri Burak Çağlan Kızılhan, Simla Türker Bayazıt ve Mustafa Kemal Danabaş da tribünden takip etti.
Çalınan ürünlerin ikinci el eşya satışı yapılan sitelerde satışa sunulduğu belirtilirken o sitelerden biriyle yapılan yazışmalarda ürün satışı yapan kişilerden birinin Galatasaray Futbol Kulübü’nde şoför olarak çalışan sanık Ahmet Kör’ün eşi Ergül Kör, diğer satış yapan kişinin ise Buğra Fatih Ünsal olduğuna yer verildi.
Galatasaray kulübü yetkililerince alıcı gibi hareket ettirilen Murat Kabaş, Buğra Fatih Ünsal ile iletişime geçti. Kabaş’a kulübe ait formaları satmaya çalışan Ünsal’ın, kulüpte malzeme sorumlusu olarak çalışan Gürsel Polat, çamaşırhane-temizlik sorumlusu sanık Turgut Uygun ve masör olarak görev yapan sanık Sedat Peker ile irtibatının olduğu tespit edildi.
“ÇALINAN ÜRÜNLERLE 2 YIL HAKSIZ KAZANÇ SAĞLANDI”
Ünsal’ın evinde 6 koli özel ürünün olduğu, ele geçirilen ürünlerin bazılarının orijinal ve piyasada temininin mümkün olmadığı da mütalaada belirtildi. Sanıkların savunmalarında belirttikleri gibi “Ürünlerin kullanılmış olup maç sonrası hediye edilen, soyunma odasında bırakılan veya unutulan ürünlerden” olmadığı, bu ürünlerin sayımda eksik olduğu tespit edilen 2 bin 443 adet üründen olduğuna yer verildi. Sanıkların 2 yıl içinde haksız kazanç sağlamak maksadıyla Galatasaray Kulübü’nün deposundan çaldıkları ürünleri satışa sundukları kaydedildi.
Yılmaz Yanık, Ahmet Kör, Gürsel Polat ve Turgut Uygun’un ‘iştirak halinde zincirleme şekilde bina ve eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık’ suçundan ayrı ayrı 6 yıl 3 aydan 17 yıldan 6 aya kadar, Buğra Fatih Ünsal’ın ‘suç eşyası satın almak’ suçundan 7 ay 15 günden 5 yıl 3 ay kadar hapis cezası istendi.
Sedat Peker’in ise atılı suçu işlediğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraati talep edildi.
İDDİANAMEDEN
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan İddianamede, soruşturmanın piyasada satışı yasak bu ürünlerin, ikinci el eşya satışı yapılan bir internet platformunda pazarlandığının tespit edilmesi üzerine, Galatasaray Kulübü tarafından 2021 yılı Eylül ayında yapılan suç duyurusuyla başladığı bildirildi.
Galatasaray futbol A takımının futbol müsabakaları sayısı kadar sponsor firma tarafından sağlanan ürünlerin, futbolcuların terlemesini önlemek gibi birçok özelliğe sahip olduğu belirtilen iddianamede, söz konusu ürünlerin öngörülen süreden önce tükendiğinin anlaşılması üzerine araştırma yapıldığı anlatıldı. Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yapılan aramada ürünlerin bir kısmının bulunduğu ancak, tesiste bulunması gereken 2 bin 443 ürünün haksız şekilde kulüp dışına çıkarıldığı tespit edildi. Piyasada satışa sunulan ürünlerden daha üstün özelliklere sahip olan ürünleri, Trendyol bünyesinde yer alan ikinci el satış platformu ‘Dolap’ isimli uygulama üzerinden, kulüpte şoför olarak çalışan Ahmet Kör ve tesis çalışanları ile irtibatı olduğu tespit edilen Buğra Fatih Ünsal’ın ‘Kelepir Marketi’ kullanıcı ismiyle ürünleri satışa sunduğu tespit edildi.
İddianamede, Galatasaray futbolcuları ve heyet tarafından kullanılmış olmasının bu ürünlerin, taraftar tarafından yoğun ilgisine neden olduğu, ürünlere kolayca erişim sağlayan kişilerle, temin eden kişilerin bir araya gelerek yasa dışı bir piyasa oluşturdukları belirtildi. Şüpheliler, Gürsel Polat, Turgut Uygun, Sedat Peker ve Yılmaz Yanık’ın ürünleri Buğra Fatih Ünsal’a sattıkları, böylece piyasaya arz edildiği, Ahmet Kör’ün de internette satışa sunduğu bildirildi. İddianamede şüphelilerin ‘Zincirleme şekilde bina ve eklentileri içerisinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık’ suçunu işledikleri gerekçesiyle, her bir şüphelinin ayrı ayrı 6 yıl 3 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi talep ediliyor.
]]>The Guardian, 4 Şubat’ta “CNN çalışanları, kuruluşun İsrail yanlısı tutumunun gazeteciliğin kötüye kullanılmasına yol açtığını söyledi” başlıklı bir haber yayımlamıştı.
CNN’in bir sözcüsü, The Guardian’ın iddialarına Amerikan yayın kuruluşunun nasıl yaklaştığı yönündeki soruya yazılı yanıt verdi.
The Guardian’ın haberini “gülünç ve son derece adaletsiz” olarak niteleyen CNN sözcüsü, “7 Ekim saldırıları sonrasındaki haberlerimizin adil olmadığı fikrini tamamen reddediyoruz” ifadesini kullandı.
Sözcü, açıklamasında, “Geçtiğimiz 4 ay boyunca İsrail’in yanı sıra Hamas dahil olmak üzere Gazze ve Filistin perspektifinden gelen sesleri de güçlü biçimde takip ettik. Dahili süreçlerimiz yalnızca doğruluk konusundaki kararlılığımızı yansıtıyor ve bölgeden haber vermek için sektör çapında Gazze’ye erişim çağrılarına öncülük ettik. Bu son derece zorlu, karmaşık ve duygusal hikayeyi tüm yönleriyle aktarmaya kesinlikle kararlıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
The Guardian haberinde yer alan, “CNN’nin Hamas liderleriyle röportaj yapmaktan kaçındığı” yönündeki ifadelere de tepki gösteren CNN sözcüsü, söz konusu röportajlar için başından bu yana aktif girişimlerin olduğunu kaydetti.
ŞİRKET İÇİ YAZIŞMALAR YAYINLANMIŞTI
The Guardian’ın 4 Şubat tarihli haberinde, CNN’in İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin yayın politikasında sansür uyguladığı iddialarına yer verildi.
CNN’in ABD ve yurt dışındaki farklı ofislerden adı açıklanmayan 6 CNN çalışanının ifadelerine dayandırılan haberde, Amerikalı yayın kuruluşunun iç yazışmaları ve gönderilen e-postalar yer aldı.
CNN’de, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını konu alan haberlerin, yayına girmeden önce yönetim tarafından onay sürecine tabi tutulduğu belirtilen haberde, Guardian’a konuşan çalışanlar, kuruluşun yayın politikalarına “İsrail propagandası yapmaya teşvik edildikleri ve Filistin tarafının bakış açısını sansürledikleri” gerekçesiyle tepki gösterdi.
Haberde, bir çalışan, “Savaş başladığından bu yana haberler büyük ölçüde, ilk gelen bilgi ne kadar doğru olursa olsun, yayın ağının İsrail’e yönelik sistematik ve kurumsal taraflılığı çerçevesinde çarpıtıldı. Sonuç olarak CNN’in İsrail-Gazze Savaşı’na ilişkin haberleri, gazeteciliğin kötüye kullanılmasına yol açtı” ifadelerini kullandı.
CNN’in haber metinlerine ilişkin kararların, ABD’nin Georgia eyaletindeki merkez ofisinden gelen direktifler sonucu oluşturulan “katı yönetmelikler” aracılığıyla alındığı kaydedilen haberde, yönetmeliğin, Hamas’tan yapılan açıklamalara ilişkin “sert kısıtlamaların” yanı sıra Filistin tarafından gelen açıklamaların da “olduğu gibi değil göründüğü gibi ele alınmasını” içerdiği iddia edildi.
Ayrıca İsrail’in Gazze’yi işgaline ilişkin haberlerin yayımlanmadan önce CNN’in Kudüs ofisi tarafından onaylanması gerektiği de belirtildi.
Öte yandan, daha önce BBC’de yönetici pozisyonundayken İsrail hükümetinin “baskılarına boyun eğdiği” kaydedilen ve 7 Ekim 2023 olayları sonrası CNN’de üst yöneticilik görevine başlayan Mark Thompson’ın, haberlerde kullanılan dili belirlediği ifade edildi.
CNN’den bazı kaynaklar, Thompson’ın talimatlarının, çatışmanın ilk günlerinde İsrail bakış açısıyla yazılan haberlere odaklanılmasında ve yaşamını yitiren Filistinli siviller ile Gazze’de meydana gelen yıkımların yeterince yansıtılmamasında etkili olduğunu savundu.
The Guardian’a konuşan çalışanlardan biri, “katı direktiflerle haber yapmanın zorlaşması” nedeniyle yöneticilerle sorun yaşadıklarını belirtti.
CNN çalışanları, Gazze’den yazdıkları içeriklerin yayın öncesi Kudüs ofisinin onayının ardından İsrail yanlısı bir hale büründüğünden yakındı.
Çalışanlar, İsrail’de görev yapmaktan “yaşananları özgürce anlatabileceklerini düşünmedikleri” için kaçındıklarını kaydetti.
Haberde, CNN Üst Yöneticisi Thompson’ın, 7 Ekim saldırıları sonrası çalışanlara gönderdiği yeni yönetmelikte, CNN’in İsrail saldırıları sonucu meydana gelen insani sonuçların haberini yapacağı fakat “bu saldırıların asıl kaynağının ne olduğunu her zaman kitlelerine hatırlatacakları” ifadesi yer aldı.
CNN çalışanları, yönetmeliğin, Hamas’ın faaliyetlerinin İsrail’in saldırılarını “haklı göstermek” için kullanıldığını söyledi.
HAMAS YETKİLİLERİYLE RÖPORTAJA İZİN YOK
Haberde konuşan bir diğer CNN çalışanı, yayın ağında İsrail ve ABD tarafının “kışkırtıcı söylem ve propagandalarına” yer verildiğine ve diğer kanallar Hamas’tan yetkililerle mülakatlar yaparken CNN’in yapmadığına işaret etti.
Haberde, CNN’in Richard Greene’in başında olduğu Kudüs ofisi için eklenen “SecondEyes” adı verilen onay sürecinin “taraflı görünen ifadeleri kullanmamak ve kodlanmış anlamlar çıkarılmasının önüne geçmek” için oluşturulduğu bildirildi.
Kudüs ofisinin onay süreçlerinden biri olan “SecondEyes” ile İsrailli yetkililerin açıklamalarının “hızlıca” yayımlandığı ifade edilen haberde, yalnızca Hamas’ın değil Filistin tarafından yapılan her açıklamanın “ertelendiği veya hiç yayımlanmadığı” kaydedildi.
Öte yandan, çalışanlar, CNN’de ağırlıklı olarak İsrail yanlılarının ve yetkililerinin röportajlarına ağırlıklı biçimde yer verildiğini aktardı.
İSRAİL’İN İDDİASINDA TARAF OLUNDU
The Guardian haberinde, “Hamas’ın bebeklerin kafasını kestiği yönündeki İsrail iddialarını” canlı yayında savunan CNN Muhabiri Sara Sidner’e verilen tepkilere işaret edildi.
Sidner, bu haberlerin teyit edilmediğini belirterek daha sonra özür diledi.
CNN’in Başkan Yardımcısı ve kıdemli Yayın Direktörü Tim Langmaid’ın ise ABD Başkanı Joe Biden’ın baş kesme fotoğraflarını gördüğüne dair iddialarının “İsrail hükümetinin söylemlerini desteklediğine” dair çalışanlarına talimat gönderdiği belirtilen haberde, Langmaid’ın talimatında “Hamas saldırılarının ve savaşın vahşetini öğrendikçe haberleştirmek önemlidir” ifadesinin yer aldı aktarıldı.
CNN çalışanları, İsrail ordusunun “kabarık sicile sahip olması nedeniyle kıdemli editörlerin bu konuya (baş kesme fotoğraflarına) daha temkinli yaklaşması” gerektiğine işaret etti.
Bir CNN personeli, “Ukrayna ile ilgili haber yaparken editöryal standartlarımız ve dürüstlüğümüz konusunda gösterdiğimiz kayıtsızlık, bize olumsuz geri döndü. Ancak, bu kez riskler daha fazla ve sonuçları çok daha ağır. Avrupalılar yerine Arapların hayatı söz konusu olduğunda gazetecilerin kayıtsızlığı dünya için yutulması daha kolay bir hap haline geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>11 yıl sonra Süper Lig’e yükselen Karadeniz ekibi, Lige oynadığı 16 maç sonunda 15 puan toplayabildi ve 18. sırada yer aldı. Ligdeki ilk 9 maçında galibiyet alamayan Samsunspor, teknik direktör değişikliği sonrası toparlandı.
Ligde oynadığı son 3 maçından 2 galibiyet, 1 beraberlik elde eden Samsunspor’un, ara transfer döneminde takıma takviye yapma planları suya düştü.
Samsunspor’dan transfer yasağıyla ilgili yapılan açıklama şöyle;
“Bildiğiniz üzere, Temmuz ayında FIFA tarafından iki dönem transfer yasağı içeren bir karar Kulübümüze iletilmişti. Tarafımıza iletilen ve haksız olan transfer yasağı karşısında avukatlarımız ile birlikte Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesine (CAS) başvurmuştuk. Bu süreçte haklılığımızı ispatlamak adına, İsviçrenin en ünlü ve tecrübeli avukatlık şirketiyle anlaştık. İsviçreli avukatlarımız CASa tüm gerekli başvuruları yaptı ve CAS yetkilileriyle beş saatlik duruşma dahil defalarca görüşmede bulundu.
Haklı olduğumuz temel nokta, eski Futbolcumuz Arvydas Novikovas ve Sayın Avukatı ile FIFA karar tarihinden önce karşılıklı anlaşmamızdı. FIFA davasında karşı taraf olarak nitelendirilen eski futbolcumuz ve avukatı CAS davası ve duruşmasında yanımızda yer aldı ve tüm açıklamalarımızı destekledi. Ancak, FIFA tüm bu açıklamaları ve sunulan tüm delilleri görmezden gelerek CAS davasında Kulübümüzün ceza alması için şiddetli bir şekilde savunmada bulundu. Bunun altında yatan temel neden ise, ne yazık ki; Türk Kulüplerimizin uluslararası alanda ve özellikle FIFA ve CAS davalarında kötü bir geçmişe sahip olmasıdır.
Tarafımıza iletilen CAS kararını bizlerden duyun istedik. Anılan karara göre, hiç beklenmedik şekilde FIFAnın haksız olan kararı CAS tarafından onandı ve Kulübümüz önümüzdeki kış ve yaz transfer dönemleri dahil olmak üzere iki dönem transfer yapamayacaktır.
Anılan haksız karar neticesinde, FIFA yalnızca kulübümüze değil Türk Futboluna ve Türk Futbol Kulüplerimize ciddi bir darbe vurmuştur.
Şampiyon olarak Süper Lige çıkmadan önce, Şampiyon olduğumuz senede ve sonrasında Süper Ligde takımını fedakar bir şekilde nerede ve ne halde olursa olsun destekleyen Büyük Samsunspor Taraftarı;
Samsunspor olarak, Süper Lig yolunda bu zamana kadar çok zorlu şartlardan geçtik, ancak hiçbir zaman pes etmedik. Belki de bugün kulüp tarihimizin en zor günlerimizden birini yaşıyoruz. Ama birbirimize öncesinden daha çok sarılarak, birbirimizi daha çok destekleyerek hep beraber bu zorluğu aşacağız. Önümüzdeki iki dönem transfer yapamayacağız, ancak bu zorlu süreçte kulübümüzün ve camiamızın bütünleşmesi noktasında Kulüp Başkanımız Sayın Yüksel Yıldırım gereken adımları atacak ve bu hususlarda sizleri bilgilendireceğiz.
Kulübümüz ve Başkanımız Sayın Yüksel Yıldırımın sizlerden tek isteği, önceden hep yaptığınızı şimdi daha çok yapmanız ve Kulübünüz ile takımınıza sahip çıkmanızdır.
Sizleri seviyoruz.. Sizler Samsunspor’u bizden çok sevin ve sahip çıkın..”
]]>