(TBMM) – TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Cumhurbaşkanlığı bütçe görüşmeleri devam ediyor. CHP İzmirMilletvekiliRahmi Aşkın Türeli, “Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşüyoruz. 14 kuruma ait 30’u aşkın bütçe kesin hesap ve Sayıştay denetim raporu var. Bu kadar kısa sürede bu kadar bütçenin görüşülmesi mümkün değil. TMSF’nin Cumhurbaşkanlığı ile ilişkisi ne, niye burada? Savunma Sanayi’nin burada ne işi var, Savunma Bakanlığı’nda olması gerekmiyor mu? Bakanlıklara paralel bakanlık gibi bir yapı oluşmuş” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyonda, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülüyor. CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, konuşmasında, “Bu ucube Cumhurbaşkanlığı sistemini sahiplenmeyin, sürdürülebilir değil. Daha üzerinden beş yıl geçti, bu sistem yürümüyor” dedi.
Rahmi Aşkın Türeli, konuşmasında şunlara değindi:
“Ülkenin kaynaklarını iki şekilde kullanacağız; doğru ve yerinde. Hiçbir usulsüzlüğe, hırsızlığa mahal vermeden, yerinde kullanılmasıyla da zaten kıt olan kaynaklarımızın yerinde olan ve ülkenin ihtiyacı olan yatırımlarda kullanılması gerekiyor. Kamu özel işbirliği, kur korumalı mevduat böyle değil. Bu ülkede merkezi hükümet ile yerel yönetimler birbirinin tamamlayıcısıdır. Yerel yönetimlerde zaten merkezi hükümetin vesayet yetkisi var. Sanki sizin belediyelerinizde her şey mükemmelmiş gibi bizim belediyelerimize çamur atarak siyaset yapılmaz. Ortada bir parti devleti var. Bunlar doğru şeyler değil.
Cumhurbaşkanlığı bütçesini görüşüyoruz. 14 kuruma ait 30’u aşkın bütçe kesin hesap ve sayıştay denetim raporu var. Bu kadar kısa sürede bu kadar bütçenin görüşülmesi mümkün değil. TMSF’nin Cumhurbaşkanlığı ile ilişkisi ne, niye burada? Savunma Sanayi’nin burada ne işi var, Savunma Bakanlığı’nda olması gerekmiyor mu? Bakanlıklara paralel bakanlık gibi bir yapı oluşmuş.
Bütçe hakkını yerine getirebiliyor muyuz? Hala kesin hesap komisyonu yok. Biz şimdi bütçeyi mi, kesin hesabı mı, Sayıştay raporlarını mı görüşeceğiz? Böyle bir görüşme sistemi yok. Biz bütçeyi layıkıyla görüşmüyoruz. Hesap verilebilirlik ilkesi işlemiyor.”
” Recep Tayyip Erdoğan’a göre bir hükümet sistemi değişikliği yapıldı”
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştiren Türeli şunları söyledi:
Parlamenter sistem için en büyük eleştiri şudur; koalisyonların varlığı karar alma süreçlerini yavaşlatıyor ve sistemi istikrarsızlaştırıyor denilir 2017 referandumunda 15 yıldır siz zaten ülkeyi tek parti olarak yönetiyordunuz. Ne istediniz de yapamadığınız için bu sisteme geçtiniz? Burada amaç belli; Recep Tayyip Erdoğan’a göre bir hükümet sistemi değişikliği yapıldı.
Türkiye’nin tarihsel olarak başkanlık sistemine dair bir deneyimi yok, parlamenter sistem içerisinde şekillenmiş bir yapı var. Türkiye’de siyasi yelpaze çok geniş. Böyle bir yapının içerisinde başkanlık sistemi işlemez. Siyasi parti yapıları disiplinli parti yapılarıdır Türkiye’de. Bir partinin tüzüğüne, yapısına uymadığınız zaman ihraca kadar gider bu süreç. Türkiye’nin siyasi kültürü uzlaşmacı olmayan daha çok çatışmacıdır. Bütün bu kriterlerin şekillendirdiği bir yapı var. Bu yapı yeni geçilen sistemle birlikte bir zorunlulukla geldi ama bu sistem işlemiyor. Anayasa değişikliğinin altında da bunlar yatıyor. Bu sistemi işlemesi için nasıl revize ederiz çabası.
Ülkede her şey toz pembeymiş gibi konuşmayın. Ülkede Türkiye’nin belki de en büyük bölüşüm şoku yaşanıyor. En düşük ve en yüksek yüzde 5’lik gruplar arasında 26 kat fark var. Gelir dağılımı bozulmuş, yoksulluk artıyor. Asgari ücret açlık sınırının altında. Ekonomi yavaşladı. Bu krizin varlığını ücretler olarak görerek bir yere gidemeyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyonda, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülmeye devam ediyor. Komisyon’da konuşan DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, şunları söyledi:
“Kürt sorunu, Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal sorunu”
“Bugün Türkiye’deki sistemi, sizin deyiminizle ‘revize etmek’, bizim deyimimizle demokratikleştirme meselesini konuşacaksak, bütün bunların ele alınmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Demokratikleşme deyince kaçınılmaz olarak Türkiye’nin tarihsel ve toplumsal bir sorunu var. Kürt sorunu. Bu sorunun demokratikleşme ile iç içe geçtiğini düşünüyoruz. Türkiye demokratikleşirse, Kürt sorununu çözer. Kürt sorununun çözülmesi için adımlar atıldığı halde Türkiye demokratikleşir. Bunlar birbirini besleyen konular. Demokratikleşme dediğimiz zaman bizim aklımızın önemli bir yerinde Kürt sorununun çözümünde barışçıl ve demokratik bir çözümün gerçekleşmesi yer alıyor.
“Hem yerel hem de bölgesel çözümlerin gerçekleşmesi gerekiyor”
Geçmişte baktığımızda Kürt sorunu yerel bir sorundu ağırlıklı olarak. Fakat bugün yerel bir sorun olmaktan çıktı. Türkiye sınırları içerisinde bir sorun olmanın ötesinde bölgesel bir sorun haline geldi. Hatta daha ileri gitti. Küresel güçlerin de içine dahil olduğu bir süreç durumuna geldi. Dolayısıyla bunun hem yerel hem de bölgesel çözümlerinin gerçekleşmesi gerekiyor. Türkiye sınırları açısından baktığımızda, yerel çözüm açısından, biraz önce sözünü ettiğim yerel demokrasinin gelişmesi gibi konuları tartışarak adımların atılması gerekiyor. Kürt halkının ana dilde eğitim gibi taleplerinin konuşulması gerekiyor.
“Türkiye’nin bölgede önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz”
Orta Doğu’da çok önemli bir döneme giriyoruz. Bu dönem çok büyük riskleri de barındıran, tehditleri de barındıran, çok önemli imkanları da içeren bir dönem. Kürt sorununun bölgesel çözümü olarak meseleye bakmak kaçınılmaz hale geldi. Bölgesel çözüm açısından baktığımızda Türkiye’nin bölgede önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz. Sorun şu. Bölgedeki Kürt halkı açısından bakarsak, Irak, Suriye… Hangi parçasını değerlendirirsek değerlendirelim Türkiye’nin her zaman yeri başkadır.
“Kilit mesele, Türk-Kürt ittifakının kurulup, kurulmayacağıdır”
Türkiye aslında bölgede güçlü bir model ülke olmak istiyorsa, bunu yapmanın yolu esas itibariyle demokrasi, hukukun üstünlüğü açısından model bir ülke haline gelmesidir. Burada bölgesel çözüm de gündeme geliyor. Kürt sorununda bölgesel adımlar atılacaksa eğer, Türkiye’nin bu konuda kendi iç sorunlarını da çözerek model ülke olma adımını atması gerekiyor. Burada da kilit bir mesele var. Tarihsel bir mesele. Bölgesel olarak baktığımızda sadece Türkiye açısından değil, Türk- Kürt ittifakının kurulup, kurulmama meselesidir. Kilit mesele bizce bu. Eğer Türkiye, attığı adımlarla ve geliştireceği politikalarla, alacağı önlemlerle, demokratikleşmesiyle Türk-Kürt ittifakının zeminini güçlendirse, bu sadece Türkiye sınırları açısından değil, baktığımızda bütün Kürdistan coğrafyasını da kapsayan şekilde ve Orta Doğu’da adımlar atılmasının mümkün hale gelebileceğini düşünüyoruz.
“Tarihsel bir fırsat”
Böyle bir dönemde tabi ki yeni bir Anayasa’nın tartışılması, tabi ki yeni bir toplumsal sözleşmenin yaratılması, demokratikleşme ve bununla birlikte hem Türkiye’deki hem de bölgedeki Kürt sorununun çözümü doğrultusunda adım atmak çok belirleyici bir noktaya geldi. Tarihsel bir fırsattır. Bu konjonktürü kaçırmamak gerekiyor. Fırsatın kaçırılmaması gereken bir andayız. Bu bir süreçtir. Bunun iklimin yaratılması, bunun demokratik ve politik ikliminin ortaya çıkmasının hem Türkiye sınırları açısından hem de bölge açısından baktığımızda imkanların geliştirilmesi önem taşıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Komisyon Başkanı AK PartiSamsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyon’da, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2025 yılı bütçesi görüşülüyor. Komisyon’da konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, şunları söyledi:
“Sabah söz alarak İletişim Başkanı nerede, Diyanet İşleri Başkanı nerede diye sordum. O soruyu sorduktan yaklaşık on – on beş dakika sonra bir büyük saldırı başladı. Aynı tweetler atıldı. İletişim Başkanlığı… İletişim Başkanlığı demek doğru değil, troll başkanlığı benimle ilgili binlerce tweet atmış. İçeriğinde de bir tane dolu bir şey olsa. Ben bunlardan korkmam. Trollerden korkan troller gibi olsun. Bir kelime eksik söylersem, bir milim eğilirsem namussuzum. Hiç kimseye ben teslim olmam. Devletin vergisiyle kurulan troll başkanlığı, trollük yapıyor.
“Deprem bölgesi mücbir sebebin uzatılmasını istiyor”
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Malatya’yı çok iyi biliyor. Kendisi de hemşehrimiz. Mücbir sebep diye sadece Malatya’nın değil bütün deprem bölgesinin problemi var. Maalesef yarın bitiyor. İnşaatlar devam ediyor. Hayat normale dönmüş değil. Hatırlarsanız Van’da beş yıl mücbir sebep ilan edildi. Depremin yaraları hala sarılmış değil. Esnaf konteynerde hizmet vermeye çalışıyor. Bölgenin bütün odaları bas bas bağırıyor. ‘Lütfen mücbir sebebi uzatın’ diyor. Bu konunun bir daha değerlendirilmesini istiyoruz.
“Dünyadaki en yoksul ülkeler ya tek adam sistemiyle yönetiliyor ya da bu benzer rejimlerle yönetiliyor”
Az önce AK Partili İsmail Güneş konuşurken ‘Koalisyonlar tehlikeli, koalisyonlar yok’ dedi. Bu sistemle koalisyon eskiden seçimden sonra kuruluyordu. Şimdi MHP ile koalisyonsunuz. Büyük Birlik Partisi ile koalisyonsunuz ya da Yeniden Refah Partisi ile koalisyon kurdunuz seçimden önce. En büyük fikir ideologunuz Doğu Perinçek ile ittifaksınız. HÜDA-PAR’ı unuttuk. Gaffar Okkan’dan dolayı hatırlarsınız. Onlara bir bakın. Biz bu sistem gelirken, eleştirimiz şuydu; Başında kim olursa olsun, bu sistemin Türkiye’yi refaha ulaştırması mümkün değildi diyorduk. Bu iddiamızda yanılmadığımızı gördük. Tek adamlıkla ya da bu tür başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin zenginleşmediğini görürsünüz. Dünyadaki en yoksul ülkeler ya tek adam sistemiyle yönetiliyor ya da bu benzer rejimlerle yönetiliyor. Bu sistem başında kim olursa olsun, ülkeyi büyütmesi mümkün görünmüyor. Sayın Erdoğan, ‘verin yetkiyi, görün etkiyi’ diyordu. Hakikaten doğru söylüyormuş. 24 Haziran 2018’de çeyrek altın 315 lira iken, 28 Mayıs seçimlerinde 2 bin 808 lira, bugün ise 4 bin 988 lira. Dolar o tarihte 4.6 lirayken, bugün 34.6 lira. 2018’de faiz oranı 17,75 iken bugün faiz oranı yüzde 50.
“Birisine ‘katil’ deniliyor, ertesi gün havalimanında karşılanıyor”
Kur Korumalı Mevduat Sistemi geldi ülkenin başına bela oldu. Sonra Mehmet Şimşek bakan oldu tekrar. Rasyonel ekonomiye geçildi. ya da S-400’lerin alınması Türkiye’nin başına bela oldu. Türkiye’de birçok özel kuruluş, F-35’den dolayı fabrikalar açtı. Onların hepsi iptal edilen anlaşmalar dolayısıyla kapanmak zorunda kaldı. ya da düşürülen Rus uçağı… O da Türkiye’nin başına bela açtı. ya da dış ilişkiler. Birisine ‘katil’ deniliyor, ertesi gün havalimanında karşılanıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda çıkan kavgaya ilişkin, “Bu sabah saatlerinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu girişinde yaşanan görüntüler fevkalade üzüntü vericidir ve TBMM’ye yakışmamıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu günlerdir Meclis’in en önemli fonksiyonlarından olan denetim fonksiyonunu yerine getirmek için fedakarca bir çalışma yürütüyor. Bu görüntülerin komisyon girişinde ortaya konulmuş olması her şeyden evvel Meclis’in demokratik işleyişine, Meclis’in yasamanın yanında denetleme fonksiyonunu gerçekleştirmesine karşı yapılan saygısızca bir davranıştır” dedi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesinin görüşüleceği TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu salonuna gelişinde CHP’li vekillerin kayyum tepkisiyle ve fiziksel engeliyle karşılaştı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, konuya ilişkin açıklama yaptı. Kurtulmuş, bu görüntülerin Meclis’e yakışmadığını belirterek konuya ilişkin CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile de telefonla görüştüğünü söyledi.
“Bu durumun makul görülmesi mümkün değildir”
Numan Kurtulmuş konuşmasında şunları söyledi:
“Bu sabah saatlerinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu girişinde yaşanan görüntüler fevkalade üzüntü vericidir ve TBMM’ye yakışmamıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu günlerdir Meclis’in en önemli fonksiyonlarından olan denetim fonksiyonunu yerine getirmek için fedakarca bir çalışma yürütüyor. Bu görüntülerin komisyon girişinde ortaya konulmuş olması her şeyden evvel Meclis’in demokratik işleyişine, Meclis’in yasamanın yanında denetleme fonksiyonunu gerçekleştirmesine karşı yapılan saygısızca bir davranıştır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu kadar büyük fedakarlık içinde çalışan Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine karşı da bir haksızlık olduğu kanaatindeyim. TBMM, her türlü fikrin konuşulduğu her türlü müzakerenin yapılabileceği ama bütün bunların kaba kuvvetle, engellemeyle, ağır ve yaralayıcı sözlerle değil medeni ilişkiler içerisinde ve sözün gücünü kullanarak gerçekleştirilebileceği bir alandır. TBMM, 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının dört gözle beklediği, kendisinin lehine olan kararların alınabilmesi için teşvik ettiği ve herbir milletvekili arkadaşımızın da kendisini temsil yetkisini en iyi şekilde kullanmasını istediği bir büyük demokratik platformdur. Ancak fiili olarak müdahale etmek, İçişleri Bakanımıza ‘sen buraya giremezsin’ demek hiçbir demokratik anlayışa sığmaz. Bu durumun makul görülmesi mümkün değildir.
“TBMM’de herhangi bir engellemelere müsade etmememiz lazım”
Bundan sonraki süreçte bütün partilerden beklentimiz bu sürecin daha olumlu bir şekilde TBMM’nin demokratik fonksiyonlarını uygulaması için bütün Meclis gruplarının yöneticisi arkadaşlarımızın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini bekliyoruz. Olay yaşandıktan sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel beyi aradım, burada ortaya konulan yaklaşımdan, tutum ve davranışlardan asla memnun olmadığımızı, büyük bir rahatsızlık duyduğumuzu kendisiyle de paylaştım. TBMM’ye sadece 86 milyon vatandaşımız değil aynı zamanda Türkiye’yi dikkatle izleyen bütün devletler de TBMM’de neler olup bittiğini takip ediyor. O anda söylenen bir söz, maksadını aşan tavırların kalıcı olarak Türkiye demokrasisi üzerinde hasarlar bıraktığını da arkadaşlarımızın görmesi lazım.
Bu Meclis bir sonraki seçim dönemine kadar iş yapacak. Burada milletin hayrına olacak kararları alacak bir Meclis olmalı. Burada ne kaba söze ne fiili müdahaleye ne herhangi bir engellemelere müsade etmememiz lazım.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mine Coşkun, Yönetim Kurulu Üyesi Alpertan Açar ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesiyle ilgili Ankara Tabip Odası’nda (ATO) basın toplantısı düzenledi.
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun şunları kaydetti:
“Sağlık Bakanlığı 2025 bütçe teklifini incelediğimizde kamu yararı doğrultusunda Türkiye sağlık ortamını gözeten bir anlayış yerine, ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’na ve neoliberal sağlık politikalarına dayalı bir bütçenin hazırlandığını görmekteyiz. Uygulanan sağlık modelinin ve finansman sisteminin yıllardır hekim emeğine, halk sağlığına ve kamu bütçesine verdiği zararlar bilinmesine rağmen, hükümet ve Sağlık Bakanlığı söz konusu modelde ısrarını sürdürmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın bütçelendirme anlayışı, sorunların çözümünden uzak, mevcut sorunlara yenilerini ekler niteliktedir.
“Sağlığa ayrılan kaynak resmi enflasyonun da altında kalırken, yüzde 10’u bulmamaktadır“
14,7 trilyon liralık Merkezi İdare Bütçesinin yüzde 6,9’u sağlık hizmetlerine ayrılarak, Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesi 1 trilyon 20 milyar 317 milyon 291 bin lira olarak teklif edilmektedir. 2024 yılı bütçe teklifi ile kıyasladığımızda sağlığa ayrılan kaynakta ciddi bir artışın olmadığı görülmektedir. Bir önceki yıl da Merkezi İdare Bütçesinin yüzde 6,6’sı yani 732 milyar 562 milyon 378 bin lirası sağlığa ayrılmıştı. Sağlığa ayrılan kaynak resmi enflasyonun da altında kalırken, yüzde 10’u bulmamaktadır. Sağlık harcamalarının GSYH’ya oranı düşmektedir. 2002 yılında kamu ve özel sağlık harcamaları toplamının GSYH’ya oranı yüzde 5.2 iken, 2022 yılında yüzde 4’e gerilemiştir. OECD’ye üye ülkeler ortalaması 9.2 iken Türkiye sondan üçüncü sırada yer almaktadır.”
“Toplum sağlığını korumaya yönelik birinci basamak planlamasına yeterince kaynak ayrılmamaktadır”
Yönetim Kurulu Üyesi Açar ise şöyle konuştu:
“Sağlık Bakanlığı toplam bütçesinden koruyucu sağlık hizmetlerine 273 milyar 585 milyon 813 bin lira, tedavi edici sağlık hizmetlerine 733 milyar 273 milyon 977 bin lira ayrılmıştır.
2025 yılı toplam bütçesinde tedavi edici sağlık hizmetlerine ayrılan kaynak yüzde 72’yi bulurken, sadece yüzde 28’i birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerine tahsis edilmiştir. Bir önceki yılın bütçe teklifine kıyasla birinci basamağa ayrılan kaynak 71 milyar lira, tedavi edici sağlığa ayrılan kaynak ise 215 milyar lira artmıştır. Koruyucu sağlık hizmetleri, halk sağlığının yapı taşlarından biridir. Sadece hastalıkla mücadeleye değil, hastalığa neden olan risk etkenlerini tespit ederek bunların bertaraf edilmesine, halk sağlığını doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen toplumsal etkenlerin saptanmasına, buradan hareketle de sağlığın yalnızca bireysel düzlemde ele alınmaksızın toplumsal düzlemde de korunmasına ve geliştirilmesine odaklanır.
“‘Eziyet Yönetmeliği’ ile aile hekimlerinin üzerlerindeki baskıyı artıyor”
Sağlık Bakanlığı, birinci basamak koruyucu sağlık hizmeti sunumunun asli özneleri olan Aile Hekimliği ve Aile Sağlığı Merkezi (ASM) emekçilerinin haklarını ve çalışma koşullarını iyileştirmek yerine ‘Eziyet Yönetmeliği’ ile üzerlerindeki baskıyı artırmayı tercih etmektedir.
2023 yılında Aile Hekimliği Birim Başına Düşen Nüfus sayısı 2 bin 700 olarak planlanmasına karşılık aynı yılın gerçekleşmesi 3 bin 65 olmuştur. Benzer bir projeksiyon yaptığımızda 2025 yılı için hedeflenen 2 bin 800 nüfusun gerçekleme sayısının en az 3 bin 100 nüfus olacağı tahmin edilebilir. Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Birim sayısını artıramadığı gibi, sanal ASM ile de bu sorunu çözememektedir. Yeni AHB’lerin faaliyete geçmemesinin palyatif çözümü kendi içinde birim başına düşen nüfusu artırmakta görülmektedir. Bu çözüm değil, çözümsüzlüktür.”
“Hekime başvuru sayılarında olağan dışı artış sistemi kilitlemekte”
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun ise şunları söyledi:
Sağlık Bakanlığı kışkırtılmış sağlık talebini kontrol altına almaya yönelik önlemler ve düzenlemeler yerine kişi başı hekime müracaatı 2025 yılında 11,9, 2026 yılında 12,2, 2027 yılında 12,6 olarak tahmin etmektedir.
Hekime başvuru sayılarında olağan dışı artış sistemi kilitlemekte, muayene sürelerini 5 dakikaya ve altına çekmekte, bazı branşlarda randevu krizine neden olmaktadır. Sağlık çalışanlarını daha fazla, daha esnek ve güvencesiz çalıştırma, angarya görev dayatma stratejisiyle bu sorunları çözme girişimleri ise yeni sorunlara yol açmaktadır.
“Şehir Hastaneleri’ne ayrılan ödenek bütçenin yüzde 10’una karşılık geliyor”
37 milyar 420 milyon 717 bini hizmet alımı, 67 milyar 181 milyon 365 bini kullanım bedeli olmak üzere şehir hastanelerine ayrılan ödenek Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 10’una karşılık gelmektedir.
2024 yılı bütçesinde yer alan 57 milyar 554 milyon liralık kullanım bedeli teklifi, 2024 yılı tamamlanmadan ilk altı ayda 33 milyar lirayı geçmiştir. 2024 yılında Şehir Hastaneleri için ayrılan ödeneğin aşıldığı rakamlardan anlaşılabilir. Yüksek enflasyon ve bundan kaynaklı maliyetlerin artışı göz önüne alındığında 2025 yılı için de benzer bir projeksiyon yapılabilir. Kamu bütçesinin özel şirketlerin çıkarlarına göre yapılandırılmasının en net göstergelerinden birisi, Şehir Hastanelerine ayrılan ödenekler ve kira bedelleridir.
“Sağlık Bakanı suçluları ‘çürük elma’ olarak nitelese de ağacı kurtçuklar sarmıştır”
Bebeklerimizi öldüren ‘Yenidoğan çetesi’ olayında gördüğümüz üzere sağlık planlamasında özel sektörü daha çok büyütmeyi hedefleyen piyasacı anlayış, suç ve suçlu üreten bir yapıya dönüşmüştür. Sağlık Bakanlığı’nın ‘Türkiye’de Bebek Ölümleri Durum Raporu’na göre yenidoğan yoğun bakım yataklarının yüzde 56’sının özel hastanelerin kontrolünde olması bu skandalın altındaki somut nedenlerden birisidir. Sağlık Bakanı suçluları ‘çürük elma’ olarak nitelese de ağacı kurtçuklar sarmıştır.
Özel sektörün sağlıktaki hacmini büyütmek amacıyla kamudan özele daha yoğun kaynak aktarımı yapılmaktadır. 2002 yılında 774 kamu hastanesi, 50 üniversite hastanesi, 271 özel hastane varken; 2023 yılı itibariyle 933 kamu hastanesi, 68 üniversite hastanesi, 565 özel hastane faaliyet göstermektedir. Özel sektör, kamu sektörüne göre 20 yılda 2 kattan fazla büyürken, sağlık sektörünün üçte birini kontrol etmektedir. Buna paralel şekilde özel sektör sağlık harcamaları da neredeyse yüzde yüze ulaşmış durumda.”
“2025 yılı için öngörülen bütçe yine istenilenin çok altında kalmış durumda”
TTB Merkez Konseyi Başkanı Azap ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Komisyonda umarız ki, halkın yararına hekimlerin yararına sağlık çalışanlarının yararına bir takım değişiklikler olur. Bu konuda da takipteyiz. Genel kurula geldiği zaman Sağlık Bakanlığı bütçesi TTB olarak biz de halkı ve sağlık kamuoyunu hekim arkadaşlarımızı bilgilendirecek bir açıklama yapacağız ama şimdiden Ankara Tabip Odamızın açıkladığı verilerle maalesef kötü bir sağlık bütçesi ile karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun tabii sağlık alanında yine kötü sonuçları olacaktır. Üstelik de bu az miktardaki kaynağın nerelere ayrıldığına baktığımızda da işlemekte olan sistemin daha da kötüleşerek devam edeceği görebiliyoruz rahatlıkla. Bu bütçe ‘yenidoğan çeteleri’ne yeni sağlık çetelerine yol açacak bir bütçedir o yüzden kabul edilemez buluyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>