Kendisine açılan cinsel saldırı davasıyla mücadele eden rapçi, avukatı Alex Spiro aracılığıyla davayı bozmak veya davacı kadının kimliğinin kamuoyuna açıklanmasını sağlamak için girişimlerde bulundu.
Ancak davanın hâkimi, asıl adı Shawn Carter olan ünlü şarkıcının aleyhinde karar alarak, davacı kadına yargılamanın bir sonraki aşamasında anonimlik hakkı tanıdı ve bu süreçte avukat Spiro’yu sert bir şekilde eleştirdi.
Davada adı Jane Doe olarak anılan kadın, 13 yaşındayken, Jay-Z’nin, seks ticareti suçlamasıyla tutuklu bulunan rapçi Sean ‘Diddy’ Combs ile birlikte, New York’ta düzenlenen 2000 MTV Video Müzik Ödülleri sonrası düzenlenen bir partide kendisine uyuşturucu verip tecavüz ettiğini iddia etti.
Jay-Z, iddiaları reddederek bunların asılsız olduğunu söyledi.
ABD mahkemesinin dün yayınladığı beş sayfalık bir dosyada, davanın hakimi, avukat Spiro’nun saldırgan hukuki manevralarını kınadı ve bunları ‘tahrik edici dil ve kişisel saldırılarla dolu’ olarak nitelendirdi.
Hâkim, Jay-Z’nin avukatını, Jane Doe’nun kimliğini ifşa etmek ve davayı reddetmek için tekrar tekrar dilekçe vererek ‘yargı sürecini hızla bitirmeye çalışmakla’ suçladı.
Hâkim; “Carter’ın avukatının tahrik edici dil ve kişisel saldırılar içeren saldırgan dilekçeleri aralıksız sunması uygunsuz, yargı kaynaklarının israfı ve müvekkiline fayda sağlama olasılığı düşük bir taktik. Mahkeme, avukat talep ettiği için yargılama sürecini hızlandırmayacaktır” dedi.
Dava dosyasına göre, iddia edilen olay, o zamanlar Radio City Music Hall’daki ödül törenine girmeye çalışan bir genç olan davacının, rapçi Diddy’nin limuzin şoförü olduğunu iddia eden bir adam tarafından ödül töreni sonrası partiye davet edilmesi sonucu meydana geldi.
Dosyada, kadının partiye gittiğinde gizlilik anlaşması imzalamaya zorlandığı, uyuşturucuyla karıştırılmış bir içki servis edildiği ve ardından Jay-Z ve Diddy tarafından, bir kadın ünlünün bakışları altında cinsel saldırıya uğradığı iddiası yer alıyor.
Jay-Z, iddiayı redderken hem davacı kadını hem de onun avukatı Tony Buzbee’yi yalan beyan uydurmakla suçladı.
Jay-Z ayrıca Buzbee’yi, tecavüz iddiaları nedeniyle yasal bir anlaşmaya varılmasını sağlamak için kendisine şantaj yapmaya çalışmakla suçladı.
Ancak şimdilik davacı kadın, Jay-Z’ye karşı önemli bir zafer kazandı. Hakim, Jane Doe’nun anonim kimliğinin korunacağına karar verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir süredir dünya basınının odağında yer alan ve çeşitli kadınlar ve bir de erkek yapımcı tarafından tacizle suçlanan Diddy Combs’un geçtiğimiz hafta evlerine baskınlar düzenlenmiş, evdeki çalışanlar ve iki oğlu sorgulanmıştı. Evlerin baskınlar sonrasındaki görüntülerde adeta çöplüğe dönmeleri dikkat çekerken ünlü rapçi de tüm iddiaları reddetmeye devam etmişti.

50 CENT İLE ARKADAŞLARDI AMA…
Diddy’nin davasında, gerçek adı Curtis James Jackson III olan 50 Cent’in eski kız arkadaşı Daphne Joy da karıştı ve Joy’un bir seks işçisi olduğu ileri sürüldü.

50 Cent’in eski sevgilisi Daphne Joy da skandala karışan isimlerden…
Tüm bu iddialar herkesi şoke ederken Diddy’e yakın isimlerden bazıları, skandala kendileri de karışırsa diye endişelenmeye başlamış görünüyor.
ÜNLÜ OYUNCU ENDİŞELİ
Ünlü oyuncu Ashton Kutcher’ın, uzun süredir arkadaşı olan Diddy’nin soruşturmasına karışmaktan korktuğu bildirildi.
46 yaşındaki Kutcher ve 54 yaşındaki Diddy, MTV’de programlara ev sahipliği yapmış ve onlarca yıllık dostlukları boyunca birbirlerinden övgüyle söz etmişlerdi.
İkili, 2018’de “The Late Late Show James Corden” programında yer almış ve birbirleriyle nasıl tanıştıklarını ve arkadaş olduklarını anlatmıştı.

Ashton Kutcher ve Mila Kunis
BİR BAŞKA ARKADAŞI DA TECAVÜZLE SUÇLANDI
Ancak Kutcher, federallerin geçen hafta rap imparatorunun iki evine baskın düzenlemesinden bu yana Combs’a yönelik soruşturma hakkında kamuya açık bir görüş bildirmedi. Kutcher’ın bu sessizliğinin ise yakın arkadaşı Danny Masterson iki kadına tecavüz etmekten yargılanırken onun arkasında duran bir mektup yazmış ve bu, hayranlarından sert tepkilerle karşılanmıştı.

Masterson, Kunis ve Kutcher ile hem beraber çalıştı hem de uzun sürdir arkadaştı.
Masterson, tecavüz suçlamalarından sonra 30 yıl hapse mahkum edilirken olaydan sadece birkaç ay sonra Kutcher ve eşi Mila Kunis aynı hataya yeniden düşmemek için Diddy hakkında herhangi bir yorum yapmaktan kaçınıyor.

İsmi açıklanmayan bir kaynak şunları söyledi: “Ashton veya Mila’nın şu anda Diddy’ye herhangi bir kamusal destek göstermesine imkan yok. Ashton’ın onunla olan uzun geçmişine rağmen, Cassie’nin davasından bu yana Diddy’den uzaklaştı, hatta yeni davaların ardından daha da uzaklaştı.”

Cassie…
Kutcher, Kunis ve Masterson “That ’70s Show”da genç arkadaşlar olarak rol aldılar. Kutcher ve Kunis, Masterson’u desteklemek için yazdıkları mektupların kamuoyuna açıklanmasının ardından büyük bir baskıyla karşı karşıya kaldılar.
Mektup pek iyi karşılanmadı ve Kutcher günler sonra destek gösterisinin bir hata olduğunu söyledi.
Kutcher, şimdi de skandalın kendisine bulaşmasından korkarak Diddy’den uzaklaşmış görünüyor.

Rodney Jones
Diddy hakkındaki en çarpıcı iddialardan bazıları, gerçek adı Rodney Jones olan yapımcı Lil Rod’dan geliyor. Açtığı davada, bir dizi cinsel saldırı ve seks ticaretinin, imparatorun evlerindeki gizli kameralara kaydedildiğini iddia ediyor.
Diddy’nin eski kız arkadaşı R&B şarkıcısı Cassie de kasım ayında kendisine tecavüz ettiği iddiasıyla Diddy’ye dava açmıştı, ancak bir gün sonra anlaşmaya varıldı. Rap yapımcısı ayrıca yirmi yıl önce 17 yaşındayken başka bir kadına tecavüz etmekle suçlanıyordu.
]]>Haberin üç yazarından biri olan Anat Schwartz, daha önce hiç gazetecilik deneyimi olmamasına rağmen, yeğeni Adam Sella ve Jeffrey Gettleman ile haber üzerine çalıştı. The Intercept’in haberine göre, dünya gündeminde ön sıraya çıkan ancak aydınlatılması gereken yönleriyle büyük tartışmalara neden olan bir araştırma konusunun, İsrail ordusunda istihbaratçı olarak görev yapan Schwartz ile onun 1 yıllık serbest habercilik deneyimi bulunan yeğeni Sella’ya verilmesi dikkati çekti.
Film yapımcısı kimliğiyle anılan Schwartz, geçen yıl birden bire NYT’de serbest gazeteci olarak işe alınmadan önce, İsrail Hava Kuvvetlerinin istihbarat biriminde görev yaptı. Schwartz, haberin yazılış süreci hakkında İsrail’in Kanal 12 televizyonunun 3 Ocak’ta yayımladığı podcastte bilgi verdi.
DEDİKODULARIN KAYNAĞI ZAKA GRUBU
7 Ekim 2023 saldırılarının akabinde cinsel saldırılara odaklanılmadığını belirten Schwartz, Gettleman ile çalışmaya başladığı sıralarda cinsel saldırıların da yaşandığına dair dedikodular çıkmaya başladığını belirtti.
Söylendiğine göre, bu dedikoduların kaynağı, yalan haber yaymak konusunda sabıkası bulunan İsrailli Zaka grubu ve ordu mensuplarının yorumlarıydı. İsrail gazetesi Haaretz, ocakta yayımladığı haberinde, Zaka mensuplarının, 7 Ekim 2023’te yaşananlarla ilgili yanlış haberler yaydığını ortaya çıkarmıştı. Schwartz, haberin araştırma aşamalarında saldırıların yaşandığı bölgelerde kanıt aradığını aktardı.
Tecavüz hikayelerini doğrulayacak hiçbir tanık bulamadığını belirten Schwartz, “Ve böylece kibbutzda çok araştırdım ve İsrailli askeri sağlık görevlisinin ifadeleri ve buna ek olarak Zakalıların ifadeleri dışında hikaye çıkmadı” diye konuştu. Buna rağmen Schwartz, NYT’deki haberinde kanıtlanamayan iddiaları gerçekmiş gibi sundu.
SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI DİKKAT ÇEKTİ
Schwartz’ın tarafsız araştırma yürütebileceğine dair şüpheler, onun sosyal medya paylaşımlarında, Filistinlilerle ilgili ırkçı ve soykırım çağrısı yapan paylaşımları beğendiğinin ortaya çıkmasıyla arttı.
Schwartz’ın sosyal medya ağlarında beğendiği paylaşımlardan birinde, “İsrailli rehinelerin tümü derhal gönderilmezse, Gazze Şeridi’ni bir mezbahaya dönüştürün. Onların (rehinelerin) saçının bir teline dahi zarar gelirse, İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerinin tümünü infaz edin. Zafere giden yolda her kuralı ihlal edin” ifadeleri yer alıyor.
NYT ise daha sonra söz konusu paylaşımları beğendiği ortaya çıkan Schwartz hakkında soruşturma başlattığını açıkladı.
Bu geçmişine rağmen New York Times tarafından Hamas’a yönelik İsrail’in ortaya attığı iddiaları soruşturmak üzere işe alınan Schwartz, yeğeni Sella ve gazetenin muhabiri Gettleman ile 28 Aralık 2023’te “Sözsüz Çığlıklar: Hamas 7 Ekim’de Cinsel Şiddeti Nasıl Silahlandırdı” başlıklı haber hazırladı.
AİLE, HABERİ YALANLADI
Batı medyasındaki benzer haberler gibi New York Times da bu haberinde, “Gal Abdush” isimli İsrailli bir kadınla ilgili doğrulanmamış tecavüz iddialarına yer verdi. Haberde, doğrulanmış görüntü kanıtlarının olduğu iddia edildi ancak doğrulamanın nasıl yapıldığı net şekilde belirtilmedi.
Konuyla ilgili daha önceki haberlerde, iddiaların bağımsız olarak doğrulanamayacağına dair bilgilere yer verilirken, Schwartz’ın imzasının bulunduğu haberde farklı bir yaklaşım benimsendi.
Görüntü kanıtlarının doğrulandığının öne sürülmesine karşın bu, tecavüz iddialarını değil yalnızca Abdush’un kimliğini doğruladı. Yazıda, “İsrailli polis yetkilileri, Abdush’a tecavüz edildiğine inandıklarını söyledi” ifadesi kullanılarak, bunların hala İsrailli yetkililerin iddiaları olduğu vurgulandı. Buna rağmen Abdush’un aile üyelerinden Miral Alter, 2 Ocak’ta sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, NYT’nin haberini yalanladı.
Arap-İsrailli sivil aktivist Yoseph Haddad’ın Instagram gönderisinde yaptığı yorumda, “Alter, Gal Abdush ve kocası hakkındaki hikayeyi kabul ettiklerini ancak manşetin tecavüz ve katliam içereceğini bilselerdi gazeteye konuşmaya razı olmayacaklarını” belirtti.
AİLE MANİPÜLE EDİLDİĞİNİ İDDİA ETTİ
Tecavüz kurbanı olduğu iddia edilen Abdush’un kız kardeşi, ailesinin NYT tarafından manipüle edildiğini ve bu makalenin tecavüzle ilgili olduğunun kendilerine söylenmediğini vurguladı.
İsrail’in Haaretz gazetesi, 4 Ocak’ta yayımladığı haberinde, İsrail polisinin, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e saldırıları sırasında meydana geldiği iddia edilen cinsel saldırıların kurbanlarını veya tanıklarını bulmakta zorlandığını yazdı.
Haberde, “Polis, Hamas’ın İsrail’in güneyindeki katliamı sırasında gerçekleştirdiği cinsel saldırılara ilişkin ifadeleri topladığı birkaç vakada, tanıkların ifade verdiği eylemlerin spesifik kurbanlarını henüz tespit edemedi” bilgisi verildi.
Haaretz’e göre, New York Times’ın iddia edilen cinsel saldırılarla ilgili haberi de dahil olmak üzere İsrail ve yabancı medyadaki ifadelerin çoğu, yalnızca “S” olarak tanımlanan genç bir İsrailli kadının ifadesine dayanıyor.
]]>Kararda, kadının Yusuf Evran’ı ani gelişen kastla öldürdüğünü, her ne kadar kadın hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan dava açılmış olsa da, yargılama ve toplanan delillere göre, kadının ikinci kez tecavüze uğramamak için tüfeği yanında tedbir olarak bulundurduğunu, nitekim Yusuf Evran’ın ikinci kez tecavüze yeltenmesiyle olayın gerçekleştiğine vurgu yapıldı.
“KADINI MANEVİ CEBRİ ALTINA ALDI”
Sanık Zozan T.’nin öldürme kastı olmadığı, böyle bir niyeti olsaydı ilk tecavüz olayında Evran’ı öldürebileceğinin altı çizilen gerekçeli kararda, öldürme kararını önceden aldığına dair delil bulunmadığına işaret edildi.
Zozan T.’nin annesinin ölümünden sonra girdiği ruhsal bunalım sonucu Yusuf Evran tarafından uzun süre cinlerle ve büyülerle korkutularak psikolojisinin iyice bozulduğu, ölenin genç kadına sürekli, “Sana 3 harfliler musallat olmuş, bu sebeple hayatın kötüye gidiyor” diyerek manevi cebri altına almaya başladığı, sonraki süreçlerde devamlı olarak 3 harflilerle Zozan’ı korkutmaya devam ettiği bildirildi.
“SÜREKLİ CİNLERLE KORKUTTU CİNSEL YÖNDEN MUSALLAT OLDU”
Annesini kaybettiği için zaten bir yıkım yaşayan Zozan T.’yi cinlerle korkutan Yusuf Evran’ın, kadının manevi dünyasında tahribat oluşturarak, ruhunda derin yaralar açtığı belirtilen kararda, kadının psikolojisini bozarak manevi yönden etkisi altına aldığı ifade edildi.
Kadının oturduğu eve şeyh kimliğini kullanarak gittiği ve burada sürekli cinsel yönden musallat olduğu kaydedilen kararda, duygusal olarak büyük boşluğa düşen kadının sıkıntılı süreci kimseye anlatmayarak kendi içinde derin biçimde yaşadığı vurgulandı.
Yusuf Evran’ın üç harflilerle ailesine zarar vereceğinden korkan kadının nihayetinde öldürme olayından 2 ay önce üzerindeki büyüyü alacağı vaadiyle kandırıp annesinin evine götürüp burada tecavüz ettiği ifade edildi.
“DELİL GİZLEMEK İÇİN DEĞİL NE YAPTIĞINI BİLMEDİĞİ İÇİN”
Zozan T.’nin öldürdüğü Yusuf Evran’dan kendisine yönelen haksız tahrikin getirdiği şiddetli elem ve hiddetin etkisiyle olayı gerçekleştirdiği yönünde mahkemede tam bir kanaat oluştuğu bildirildi.
Gerekçeli kararda, kadının kendisine tecavüz girişiminde bulunan adamı öldürdükten sonra cinayette kullandığı tüfeği ve ölene ait cep telefonunu alarak bir çöpe attığı için hakkında suç delillerini gizlemek ve hırsızlık suçundan da cezalandırılması talep edilmiş olsa da, amacının hırsızlık ve delilleri gizlemek değil, cinayet sonrasında ne yapacağını bilemez bir durumda olduğu için suçta kullanılan silahı çöpe attığından dolayı bu suçlardan beraatına karar verilmesi gerektiği bildirildi.
HAKSIZ TAHRİK ALTINDA İŞLEDİĞİ İÇİN 10 YIL
Kadının babası Zülküf T.’nin de cinayette kızına yardım ettiği ileri sürülmüş ise de buna dair delil bulunmadığından babanın da beraatına karar verilmesi gerektiği ifade edildi. Mahkeme bu gerekçeye dayanarak Zozan T.’yi önce müebbet, ardından cinayeti kendisine yönelik haksız tahrik altında işlediği için 12 yıla indirdi. Duruşmalardaki iyi hali nedeniyle de sonuç cezanın 10 yıla indirilerek kadının tahliyesine oy birliğiyle karar verildiği anlatıldı.
“MUSKA YAPIYORDU KERAMET SAHİBİ OLDUĞUNA İNANDIK”
Zozan T. mahkemedeki savunmasında, “Annemi kaybedince psikolojim bozuldu. Ağabeyimin açtığı mantıcı dükkânında çalışırken Münevver adında bir kadın Yusuf Evran diye biri olduğunu, psikolojik bunalımda olduğum için onun dini sohbetlerine katılırsam manevi yönden bana iyi geleceğini söyleyip bizi tanıştırdı. Arabistan’daki din âlimlerinden eğitim gördüğünü söyleyip fal bakıp, muska ve bitkisel ilaçlar hazırlıyordu. Geçmişimle ilgili bazı konuları bilince kendisine inandım. Babam da rahatsız olduğu için babam için ilaç hazırlamasını söyledim. Babama ilaç getirince babamın da geçmişiyle ilgili konuşup dini sohbetler yaptı ve Kuran okudu. Babamla onun karamet sahibi olduğuna inandık. 4 yıl boyunca evimize gidip geldi” dedi.
“ÜÇ HARFLİLER MUSALLAT OLMUŞ İLİŞKİYE GİRMEMİZ LAZIM”
Yusuf Evran’ın kendisine “Sana bir şey söylemem gerekiyor ama korkma ben senin adına Yıldızname kitabına baktım. Üç harfliler sana musallat olmuş ve senin rahmine yerleşmiş. Bunu çıkarmam için 3 defa önden, 3 defa arkadan seninle ilişkiye girmem lazım’ dediğini belirten Zozan T. “Kabul etmedim, karşı çıkınca bana ‘Bu gece ruhlar aleminde senin yanına geleceğim. Cinler senin yanına gelecek korkma’ dedi. Küçük kâğıt parçası verip uyurken yastığımın altına koymamı istedi ama ben koymadım. O gece uyumak ve uyumamak arasında kaldım. Sonra kendisini çırılçıplak yatağımın üstünde gördüm. Sabah uyandığımda vücudumda bir şey yoktu. O korku ve panik ile başımın üzerinde bulunan Kuran’ı alıp uyudum.” dedi.
Zozan T. “Beni sürekli cinleriyle korkutmaya başladı. Psikolojim zaten bozuktu, iyice bozdu. Cinlerin bana musallat olduğuna inandırmak için beni Hani İlçesinde yaşlı bir hocanın yanına götürdü. Yaşlı adam 3 harflilerin bana musallat olduğunu, Yusuf’un her dediğini yapmamı istedi. Yusuf, ‘Bu cinleri senden almazsam baban ölecek, kardeşin mide kanseri olup ölecek. 3 harflileri rahminden çıkarmam için 3 defa önden, 3 defa arkadan ilişkiye girmemiz gerekiyor. Nikâhım seninle göklerde kıyıldı, sen benim helalim ve kaderimsin’ diyerek psikolojik baskı uyguluyordu. Bana türbanlı kadınların cinsel içerikli videolarını gösterip onlar gibi yapmamı istiyordu. ‘Onlar yapınca günah değil de sen yapınca mı günah?’ diyordu. Ben her seferinde karşı çıkıyordum” diye konuştu.
“ALLAH’IN HÜKMÜNE KARŞI GELDİĞİN İÇİN CEZALANDIRILDIN”
Babasına bitkisel ilaç yapması için evlerine geldiğini belirten Zozan T.. “Bana ‘Şimdi babanı uyutacağım ve yanına geleceğim’ dedi. Mutfağa gelip beni kendine doğru çekip boynumdan öpüp göğüslerimi elleyince kaçtım. Odaya gittiğimde babamın uyuduğunu gördüm. Babam uyanınca bana bir şey yapamadı. O süre içinde sürekli beni cinlerle tehdit edip korkutuyordu. Babam Covid’e yakalandığı için hastaneye yatışı yapılınca bu kez ‘Sen Allah’ın hükmüne karşı geldiğin için Allah seni cezalandırıyor, cinlerini almazsam baban ölecek, kardeşin ölecek’ diyordu. ‘Benden zina yapmamı istiyorsun, günah işlemeyeceğim’ dediğimde, cinsel ilişkiyi muta nikâhı altında teklif ediyordu.
İlk tecavüzü öldürülmeden iki ay önce yaptı. Babamla kahvaltı ederken babam kalbinin ağrıdığını biraz hava almak istediğini söyledi. Yusuf beni arayıp ‘Baban bugün ölecek. Sana 2 saat veriyorum, ya o cinleri aldır, ya da baban ölüyor. Sana okuyup üfleyeceğim, sırf baban ve kardeşin yaşasın, elimi üzerinizden çekersem telef olursunuz’ dedi. Bana ve aileme zarar verecek tipteydi. Tehdit ve baskıyla beni annesinin evine götürdü” dedi.
“CİNSEL ORGANINI YIKARKEN ÖLDÜRDÜM”
Sahte hocanın evde kurana el basıp kendisine zarar vermeyeceği üzerine yemin ettiğini, buna rağmen tecavüze uğradığını belirten Zozan T., “Sadece cinleri çıkarmak için okuyacağını söyledi. Ben inandım, evde bir şeyler okuyup üfledikten sonra eliyle ağzımı kapatıp üzerime çullandı, bağırdım. Gözleri tırnaklarımın arasında kaldı, boğuştuk, bu sırada cinsel organı içime girmişti. Numarasını engellememe ve kendi numaramı değiştirmeme rağmen sürekli bana ulaşıyordu. Sürekli karşıma çıkıp cinlerle psikolojimi bozuyordu. Beni ikinci kez arayıp iş bulduğunu söyleyip bu bahaneyle evimize gelip tekrar bana saldırınca ben de kurtulamayacağımı anlayıp ‘Burada olmaz’ dedim. Beni annesinin evine götürdü. Burada bana tecavüz etmek istedi ben yine korkup bağırınca olmadı, yine yapacağız dedi. Arkası dönük cinsel organını yıkadığı sırada benim elbiselerimi giyineceğimi düşündü. Evdeki tüfekle ateş açtım, bana doğru gelmeye çalışınca düştü. Gözleri açıktı ben yaşıyor sandım ve üzerine kovayla su döktüm. Kolunu kaldırınca öldüğünü anladım. Tüfeği hırkama sarıp çöpe atarak kaçtım. Midem bulanıp kustum, hastalanınca babam durumdan şüphelendi. Babama durumu anlattım ancak o tecavüze uğradığımı bilmediği için ‘Keşke vurmasaydın’ dedi.
]]>Bazıları verdikleri görüntülerle, bazıları çekişmeli boşanma davalarıyla ve bazıları da tecavüz suçlamalarıyla dikkat çekti. Kamuya açık tutuklamalar, mahkeme salonlarındaki dramalar derken 2023’ü skandallarıyla geride bırakan o isimler…
Kanye West ve Bianca Censori’nin İtalya’daki pozları
Gösteri dünyasının hiç şüphesiz en sansasyonel isimlerinden biri olan Kanye West, son yılları oldukça hareketli geçiriyor. Kim Kardashian ile boşanması, Kardashian ve bir dönem beraber olduğu sevgilisi ünlü komedyen Pete Davidson’ı tacize varacak şekilde rahatsız etmesi ve ardından da Yahudi karşıtı açıklamalarıyla sık sık gündemde olmayı başardı.

West, son olarak yaptığı evlilikle de gündemden düşmüyor. Bianca Censori ile evlenen West, 2023’te özellikle de eşiyle verdiği pozlarla dikkat çekti.
Floransa, Verona ve Roma’da bulunduğu süre boyunca çift seçtikleri kıyafetlerle konuşuldu. West çıplak ayakla gezerken, Censori de eleştirilere neden olan tuhaf kıyafetleriyle görüntülendi.
Ancak çift, Venedik’te işleri bir adım daha ileri götürdü; bir teknede Censori, çıplak bir şekilde duran West’in önünde diz çökerken fotoğraflandı. Çiftin bu görüntüleri, yerel halkın sert tepkisiyle karşılanırken, bir polis soruşturmasına bile neden oldu.
Ariana Grande’nin Ethan Slater ile birlikteliği
Ünlü şarkıcı Ariana Grande, bu yıl özel hayatıyla dikkat çeken ünlüler arasında… Özellikle de Grande’nin yasak bir aşka yelken açması magazin basınında yankı uyandırdı.
Grande, 2020’de fırtınalı bir aşk yaşadığı Dalton Gomez ile aynı yıl nişanlanıp 2021’de evlenmişti, ancak herkesin gıpta ile baktığı bu evlilik 2022 sonunda Grande’nin rol aldığı Wicked isimli müzikalle sarsılmaya başladı.

Grande, kocası Gomez’den ayrıldığı ortaya çıktıktan sadece üç gün sonra temmuz ayında Wicked’ın başrol oyuncusu Ethan Slater ile aşkını doğruladı.
İkili yeni bir aşka yelken açarken, Grande Gomez ile evliydi ve Slater ise lisedeki sevgilisi Lilly Jay ile evlenmiş ve hatta birkaç ay önce de bebeklerini kucaklarına almıştı. Slater’ın, karısına bu yasak ilişkiden kamuoyuna duyurulmadan kısa bir süre önce bahsettiği belirtiliyor.
Diddy davalarla boğuşuyor
Müzik endüstrisi kasım ayında eski kız arkadaşı Cassie’nin Sean ‘Diddy’ Combs’u fiziksel ve duygusal tacizle suçlamasıyla sarsıldı.
Manhattan Federal Bölge Mahkemesi’nde açılan bir davada Cassie, Diddy’nin kendisini on yıldan fazla bir süre boyunca kontrol ettiğini ve taciz ettiğini, ayrıca ona uyuşturucu sattığıni, dövdüğünü iddia etti.

Ancak skandal suçlamalar pek konuşulamadan dava açıldıktan sadece bir gün sonra hem Diddy hem de Cassie, anlaşmaya vardıklarını açıkladılar. Anlaşmanın şartlarına ilişkin herhangi bir ayrıntı açıklanmadı.
O zamandan bu yana, Diddy’e karşı üç kadın daha iddialarda bulundu; kendisini Jane Doe olarak tanıtan bir kadın, 2003 yılında, 17 yaşındayken kendisi ve diğer erkekler tarafından cinsel saldırıya uğradığını söyledi. Diddy ise 6 Aralık’ta Instagram’da yaptığı açıklamada ‘artık yeter’ diyerek iddiaları yalanladı:

“Son birkaç haftadır sessizce oturdum ve insanların karakterime suikast düzenlemeye, itibarımı yok etmeye çalışmasını izledim. Para isteyen kişiler tarafından bana karşı mide bulandırıcı iddialarda bulunuldu. Çok açık söyleyeyim: İddia edilen korkunç şeylerin hiçbirini yapmadım. Adım, ailem ve hakikat için savaşacağım.”
İddiaların ardından toplam 23 şirketin Diddy’nin şirketi Empower Global ile çalışmayı bıraktığı belirtiliyor.
Sophie Turner ve Joe Jonas’ın ayrılığı
Masalsı bir düğün ile dünyaevine girdiler ama dört yıllık evlilik artık sona erdi. Sophie Turner ve Joe Jonas’ın evliliğinin bitişi hayranlarını ikiye böldü. Jonas ve hayranları, Game Of Thrones yıldızı Turner’ın sürekli partilere gittiğini ve çocuklarını ihmal ettiğini iddia ederken, Jonas’ı da sadık bir baba olarak niteledi.
Ancak bu durum pek çok kesim tarafından sert eleştirilerle karşılandı ve cinsiyet ayrımcılığı ile ilgili tartışmaları körükledi.

O dönemde Taylor Swift’in New York’taki dairesinde iki kızları Willa (3) ve Delphine (16 aylık) ile birlikte yaşayan Turner, daha sonra Amerikalı şarkıcı Joe’yu çocuklarının pasaportlarını vermeyi reddetmekle suçladı.
İkili, ekim ayında geçici bir velayet anlaşmasına vardı ve ortak bir bildiriyle çocukların hem ABD hem de Birleşik Krallık’taki sevgi dolu evlerde eşit zaman geçireceklerini duyurdular.
Aralık ayında da Turner’ın İngiliz aristokrat Peregrine Pearson ile çıktığı ortaya çıktı. İlk başta Joe Jonas, görüşmediği karısının herkesin önünde Peregrine’i tutkuyla öptüğünü öne sürdü, ancak şarkıcı daha sonra eski karısının yaptığı her seçimi desteklediğini söyledi.
Russell Brand’in gözden düşmesi
Ünlü komedyen Russell Brand, eylül ayında, 2006 ile 2013 yılları arasında tecavüz, cinsel saldırı ve duygusal istismarla suçlayan beş kadından (dördü isimsiz) gelen iddiaların yayınlanmasının ardından polis soruşturmasının konusu oldu.
Dört yıllık bir soruşturmanın ardından iddialar The Sunday Times ve Channel 4’ün Dispatches programı tarafından yayınlandı.
Brand, tecavüz ve cinsel saldırı iddialarını reddetti ve ilişkilerinin her zaman rızaya dayalı olduğunu iddia etti.

İlk iddialar arasında 2013 yılında Brand’in Los Angeles’taki evinde tecavüze uğradığını iddia eden bir kadın vardı. The Times’ın incelediği tıbbi kayıtlara göre kadın aynı gün bir tecavüz krizinde tedavi gördü. Başka bir kadın ise 16 yaşındayken Brand’in cinsel saldırısına uğradığını iddia etti. Üçüncüsü, Brand’in Los Angeles’ta kendisiyle çalışırken cinsel saldırıda bulunduğunu iddia etti.

Dördüncüsü ise İngiltere’de Brand tarafından cinsel saldırıya uğradığını iddia etti ve Brand’i kendisine fiziksel ve duygusal tacizde bulunmakla suçladı.
Haftalar içinde, çok sayıda başka iddia ortaya çıktı.
Kevin Costner’ın olaylı boşanma davası
Kevin Costner, mayıs ayında Christine Baumgartner’dan aniden ayrıldığını duyurduğunda bunun Hollywood’un en sert boşanmalarından biri olacağını kimse tahmin edemezdi.
İkili arasındaki davada estetik operasyonlarının ücretlerinden, köepklerinin yatağına kadar her şeye değer biçildi.
Aylarca süren hukuk savaşının ardından, 68 yaşındaki aktör ve yaklaşık 20 yıllık eşi nihayet bir anlaşmaya vardı; 49 yaşındaki Baumgartner’in, davanın masraflarını karşılamak için 400 bin dolardan fazla para aldığı bildirildi.

Eski sevgililerin yaptıkları ortak açıklamada şu ifadeler yer alıyor: “Kevin ve Christine Costner, boşanma davalarıyla ilgili tüm konularda dostane ve karşılıklı olarak mutabakata varılan bir çözüme ulaştılar.”
Christine Baumgartner’in bir arkadaşı ise şunları söyledi: “Christine’in anlaşmaktan başka seçeneği yoktu çünkü tüm güç Kevin’daydı. Savaşmaya devam ederse her şeyi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktı. Christine öyle olduğunu söyledi. Mahkemeye gitmeyi ve uykusuz geceler geçirmeyi özlemeyeceğini. Bunun çocuklar için bir kazanç olduğunu, çünkü bırakın toplum içinde olmayı hiçbir çocuğun bu duruma girmek istemediğini söyledi. Her şeyden önce mahkeme dışında işleri halletmek isteyen oydu. Yeni bir başlangıç yapmak ve yeni evini bir yuva haline getirmek istiyor.”
Kevin Costner ise bu arada 49 yaşındaki şarkıcı Jewel ile yoluna devam etti.
Danny Masterson’ın hapse atılması
That’70s Show’un yıldızı Danny Masterson, iki kadına tecavüzle suçlandıktan sonra eylül ayında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. En az üç kadın, Masterson’ı 2001 ile 2003 yılları arasında tecavüzle suçladı ve aktörün, haberin yayılmasını engellemek için Scientology Kilisesi’ndeki konumunu kullandığını iddia etti.
Aktör aynı zamanda Los Angeles Yüksek Mahkemesi Hakimi Charlaine Olmedo tarafından da eleştirildi: “Masterson, burada masumiyet iddialarınızda kararlı bir şekilde oturduğunuzu ve dolayısıyla sizi yüzüstü bırakan bir adalet sisteminin kurbanı olduğunuzu hissettiğinizi biliyorum. Ancak Bay Masterson, burada mağdur siz değilsiniz.”

Ekim ayında yıldız, Scientology Kilisesi’nden ihraç edildi. Eşi Bijou Phillips ve ailesi de dahil olmak üzere diğer Scientologların hüküm giymiş tecavüzcüyle tüm bağlarını kesmeleri gerekti. Ancak kiliseden ihraç edilmesine rağmen kilise, içeriden edinilen bilgiye göre Danny’nin tüm suçlamalara karşı masum olduğunu savunuyor.
That ’70s Show’un başrol oyuncuları Mila Kunis ve Ashton Kutcher, hüküm giymiş tecavüzcüye destek mektupları paylaşıp duruşmanın ardından hakime hoşgörü için yalvardıklarında ise sert eleştirilerle karşılaştılar.
]]>