Ünlülerin modacısı Gülşah Saraçoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden sesini duyurmaya çalıştı.
Uzun yıllardır takıntılı bir kişi tarafından takip edildiğini söyleyen Saraçoğlu, ‘Can güvenliğim yok’ diyerek yardım istedi.
TEHDİT, ŞANTAJ VAR
Saraçoğlu, gittiği otellerde de bu kişi tarafından takip edildiğini, mesaj yoluyla tehdit edildiğini ve yakınındaki kişilerin de saldırıya uğradığını dile getirdi.
Son olarak bir ödül töreni için Kıbrıs’a giden ünlü modacı, çektiği videoda şunları söyledi:
“RUH HASTASI”
”Ruh hastası bir sapıkla mücadele ediyorum. Ben ve benim gibi bir sürü insana musallat olan sahte numaralardan mesajlar atan, tehditlerde şantajlarda bulunan para isteyen onu yap bunu yap diyen ve bunlara maalesef boyun eğen kurbanları da var.
“ÇAKTIRMADAN YAPIYOR”
Ben eğmeyenlerdenim. Kıbrıs’a gidip ödülümü aldım. Gece bitti. Bulunduğum katın bir üst katında karşımda elinde bavuluyla elinde telefonuyla beni tehdit ederek hakaret ederek bunu da çaktırmadan yapıyor. Böyle bir korku yaşadım, çocuğum vardı odada. Bu korkuyla hemen Kıbrıs’ı terk ettim.”
Ünlü modacı, polis çağırmak için otel görevlilerine başvurduğunu ancak olayın üstünün kapatıldığını vurguladı.
Saraçoğlu, bu açıklamalarının ardından ise ”Can Güvenliğim Yok” yazan bir görsel paylaştı.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İddianamede Dilan, Engin ve Sezgin Polat için ‘Birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit’, ‘Mala zarar verme’ suçlarından toplamda ayrı ayrı 2 yıl 4 aydan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi, diğer sanıkların da çeşitli suçlardan değişen oranlarda cezalandırılmaları istendi.
Olaya ilişkin 11 sanıklı dava bugün Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı.
DİKKAT ÇEKEN ‘MESLEK’ CEVABI
Duruşmaya tutuklu sanıklar Sezgin, Engin ve Dilan Polat, bulunduğu cezaevinden getirildiler. Diğer sanıklar SEGBİS ile duruşmaya katıldı.
Dilan ve Engin Polat’ın kızı Nilda Polat, Engin Polat’ın kız kardeşi Kübra Uzun duruşmaya izleyici olarak katıldı. Taraf avukatları salonda hazır bulundu.Kimlik tespitinde Engin Polat, mesleğinin sorulması üzerine ‘Serbest meslek’ şeklinde cevap verdi. Mahkeme hakimi nasıl bir serbest meslek demesi üzerine Polat, ‘Kozmetik şirketlerim var’ dedi. Aylık gelirinin sorulması üzerine ise Engin Polat aylık 200 bin TL geliri olduğunu söyledi.
DİLAN POLAT GÖZYAŞLARINA BOĞULDU
Dilan Polat Engin Polat’ın kimlik tespiti yapıldıktan sonra duruşma salonuna getirildi. Duruşmaya katılan Dilan Polat’ın beyaz tişört üstüne siyah bir takım giydiği görüldü. Dilan Polat salona girer girmez Engin Polat’la göz göze geldiği an gözyaşlarına boğuldu. Yan yana geldikleri an ise çift el ele tutuştu. Dilan Polat, Engin Polat’ın elini öptü birkaç dakika sonra ise Dilan Polat sandalyeye oturtuldu. Dilan Polat kızı Nilda’ya dokunmak istedi, ‘Kızım seni çok seviyorum’ dedi. Hakim temas etmenin yasak olduğunu söyledi. Dilan Polat’la aylık gelirinin 200 bin lira olduğunu söyledi.
“İŞ YERİNİN KURŞUNLANDIĞINI BASINDAN ÖĞRENDİM”
Hakim susma hakkını kullanabileceğini söyledi Dilan Polat savunma yapmak istediğini belirterek, “Ben Banu Parlak’ı tanırım kendisi 6 yıllık arkadaşım olur. Zaman zaman küsüp barıştığımız dönemler oluyordu. Kendisi güzellik merkezi açmadan önce her gün düzenli olarak görüşürdük. Merkezime gelip işlem yaptırırdı. İş yeri kurşunlanmadan 1 önce hafta önce benden işi için yardım ve destek istedi. Ben de yardım edebileceğimi söyledim. Daha sonra kendisinin haberlerde can güvenliği olmadığını bundan bizim sorumlu olduğumuza dair paylaşımlarını gördüm. Bu zamana kadar hiçbir sorunumuz yoktu. İşyerinin kurşunlandığını da basından ve sosyal medyadan öğrendim. Yargılandığımız kişileri de tanımıyorum. Hatta bu Daltonlar çetesi beni ve eşimi tehdit etmişti, bunlarla alakalı mesajlar da mevcut.” dedi.
“SENİN NAMUSUNU ELİNDEN ALACAĞIM”
Dilan Polat savunmasının devamında “Hatta Can Dalton ‘Senin namusunu elinden alacağım’ diye eşime tehdit mesajları yollamıştı. Bizi tehdit eden şahıslarla neden aynı dosyadayız bilmiyorum. Bizim Gürcistan ile hiçbir bağlantımız yok. Ben hamileyken bir kere gezmek için gitmiştim. Bir kere de Rize şubemizin açılışında çalışanlarımız avukatlarımızla hep birlikte gezmek için gitmiştik. Dosyada tanık olarak dinlenen Halil İbrahim Kalkan’ı tanımıyorum hayatımda hiç görmedim. Sadece şunu biliyorum. Eşimden kayınpederimden alacağı olduğunu söyleyerek tehdit ettiğini biliyorum. Ben sosyal medyada fazla ön planda olan biriyim. Maddi durumumuzun iyi olması dolayısıyla bizden haraç kesmek istediğini düşünüyorum. Hatta Pendik şubemize giderek bu şube benim tabelaları indirin demişliği bile vardır. Çalışanlarımı da tehdit etmiştir. Benim Banu Parlak ile bir husumetim yoktu. Neden böyle bir konuda beni ve ailemi hedef gösterdi anlayamıyorum. Dosyada aile üyelerim hariç hiç kimseyi tanımıyorum. O dönemde bana sosyal medya üzerinden iftiralar atılmaktaydı. Bana herkes bir saldırı halindeydi. Kafam çok karışıktı. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum. İddianamede bahsedilen videonun direkt bir muhattabı yoktu. Genel olarak paylaşmıştım” dedi.
“YALANA VE İFTİRAYA UĞRADIK”
Engin Polat ise, “Banu Parlak’ı tanımam samimiyetim yoktu. Sadece eşimin arkadaşı olarak bilirim. Bir gün sosyal medyada kendisinin ‘Benim başıma bir şey gelirse bizden kaynaklandığını’ söylemişti. Ben de eşime ‘Bu senin arkadaşın değil mi ara sor’ dedim. Oda bana ‘Görüşmeyeceğim’ dedi. Daha sonra ben Banu Parlak’ın ifadesinde gördüm karım kendisini iyi niyetlerle aramış. Kurşunlanma olayında bir etkim yoktur. O dönemde kara para aklamayla ilgili iddialar vardı. Bunların yalan olduğunu ilerleyen günlerde göreceğiz. Yalancı tanık Halil İbrahim Kalkan’ı hiç tanımam kendisi şubeleri arayıp benimle ve babamla görüşmek istediğini söyleyip tehdit ediyormuş. ‘Bu tabelaları kaldırın, artık buralarda Dilan Polat yazmayacak. Ben buralara çöktüm’ diyormuş. Biz ciddiye almadık ancak bir gün silahlı arkadaşlarıyla Pendik şubemize giderek çalışanları tehdit etmiş. Babama ‘Bu böyle olmayacak gidip şikayet edelim’ dedim. Gayrettepe Asayiş Şube’ye giderek şikayetçi olduk.” dedi.
Polat, “Şikayetlerimiz sonucunda bu şahıs ceza aldı. Kendisi bizim ona borcumuz olduğundan aradığını söyleyip kılıf uydurmuş. Daha sonra bu yalanına Banu Parlak yalanını da eklemiş. Biz güya Banu Parlak’ın vurulmasını istemişiz bunun karşılığında 2 milyon lira verecekmişiz. Gürcistan’da hiçbir bağlantım yoktur. Ben Gürcistan’dan herhangi birini bir kez bile aramamışımdır. Biz 4.5 sene evvel 6 aile bungalov tatiline gitmiştik. O da günübirlikti. Rize şubemizin açılışı için 40- 50 arkadaş İstanbul’dan gittik. Yine oradan Gürcistan’a kulübe gitmiştik. Eşimin haberi de yoktu ondan da özür dilerim. Ben Daltonlar’dan kimseyi tanımıyorum. Ben bu çetenin liderinin Can Dalton olduğunu gazeteden öğrendim. Bu kişi bizi daha önce tehdit etmişti. Banu Parlak’ın işyeri kurşunlandılar, sonra benim dükkanım 3 kez kurşunlandı. Bizim işyerimizi kurşunlayanlar da bunlardır. Bu yüzden ‘Şerefsizler’ diye video atmıştım. O da bana cevaben ‘Bundan sonraki mermi sana, şerefsizi göreceksin’ şeklinde bir paylaşım yapmıştı. Yalana ve iftiraya uğradık. Ticari ve şahsi kişiliğimiz zarar gördü. 6 aydır da boş yere tutukluyuz. Bu olaydan dolayı iftiralara uğradık, en büyük mağdur biziz beraatimi talep ediyorum. Ben ve ailemde en ufacık bir delil bulunursa her türlü cezaya razıyım” ifadelerini kullandı.
Müşteki avukatının sorusu üzerine Engin Polat “Emirhan Döner diye birini tanımıyorum böyle biriyle görüşmedim. Fatih Gezer benim çocukluk arkadaşımdır. Cezaevinden beni aradı. Medyada dükkanımızın kurşunlandığını görmüş. Bana kendi çabasıyla yardımcı olmaya çalıştı şunu tanıyorum bunu tanıyorum diye ama konuşmada Daltonlar çetesi adı geçmedi” dedi.
“BANU PARLAK’I BURADA GÖRDÜM; HİÇBİR BAĞLANTIM YOK”
Engin Polat’ın babası Sezgin Polat ise, “2017 yılında Halil İbrahim Kalkan diye bir adam bana 500 bin lira borç vermiş. Ben bu şahsı görmedim. 10 yıldır beni tanıyormuş. Ben bu şahsı hiç tanımıyorum. Kendisi benden bir kuruş borç alamaz. Sonra iş yerlerini aramaya başladı. Oğlum ‘Baba kim bu?’ dedi beni tehdit ediyordu. Ankara’ya kadar aramaya başladı. Baktık ki olacak gibi değil bizde polise gittik. Olaydan sonra bu şahsın gözaltına alındığını öğrendik. Sonra konu Banu Parlak’a kadar geldi. Ben Banu Parlak’ı şimdi burada gördüm. Hiçbir bağlantım yok. Bu tamamen bize atılan bir iftiradır. Banu Hanımın iş yerinin kurşunlanmasıyla ilgim alakam yok. Sanık ona borcum olduğunu söylemiş. Keşke borç para alsaydım da ödeyip kurtulsaydım.” şeklinde konuştu.
İDDİANAMEDEN
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamede Dilan Polat ile müşteki Banu Parlak arasında husumet bulunduğu belirtildi.
Dilan Polat’ın sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoda “Tedbir kararının anasını göreceksin, iftiranın danasını göreceksin. Bitti bitti. Sana bu prim fazla bile. Sana daha ne mesajlarım var sıra sıra” şeklinde yaptığı açıklamayla Parlak’a tehdit mesajı gönderdiğine yer verildi. Bu mesajdan kısa bir süre sonra Sezgin, Engin ve Dilan Polat’ın ortak kararıyla, Engin Polat, Banu Parlak’ın işyerine tehdit amaçlı silahlı saldırı düzenlenmesi için Gürcistan ülkesindeki bağlantılarıyla kamuoyunda “Daltonlar çetesi” olarak bilinen suç örgütünün firari yöneticilerinden olan Beratcan ve kardeşi Batın Can Gökdemir ile irtibat kurduğu kaydedildi. İddianamede şüpheliler Barış Boyun, Beratcan Gökdemir ve Batin Can Gökdemir’in hakkında yakalama kararı çıkartıldığı, belirtildi. Barış Boyun, Beratcan ve Batin Can Gökdemir’in ‘Silahlı suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit’, ‘Mala zarar verme’ ve ‘Ruhsatsız silah taşıma’ suçlarından ayrı ayrı toplamda 8 yıl 4 aydan 23 yıla kadar hapsi istendi.
Dilan, Engin ve Sezgin Polat için ise ‘Birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit’, ‘Mala zarar verme’ suçlarından toplamda ayrı ayrı 2 yıl 4 aydan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Ayrıca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaları istendi. Diğer 5 sanığın da çeşitli suçlardan değişen oranlarda cezalandırılmaları talep edildi.
]]>Bu sırada Volkan Kuşçu, doktor B.B.Ö.’ye yumruklu saldırıda bulundu. Güvenlik görevlileri araya girerken; hastane yönetimi ‘beyaz kod’ bildiriminde bulundu. Hastaneye gelen polis ekipleri, Volkan Kuşçu’yu gözaltına aldı. Kuşçu’nun yapılan kontrolünde, 1.30 promil alkollü olduğu tespit edildi.
Emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe ev hapsiyle cezalandırılan Volkan Kuşçu, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine yeniden gözaltına alındı ve çıkarıldığı nöbetçi hakimlikte 9 Şubat’ta tutuklandı.
İKİNCİ DURUŞMADA TAHLİYE EDİLDİ
Volkan Kuşçu hakkında Edirne 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İkinci duruşmada mahkeme heyeti, saldırı mağduru doktor B.B.Ö. ile ilgili kati doktor raporunun beklenmesine ve sanık Volkan Kuşçu’nun tahliyesine karar verip, duruşmayı 12 Haziran’a erteledi.

SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞIM YAPINCA YENİDEN TUTUKLANDI
Duruşmanın ardından tahliye olan Kuşçu, sosyal medya üzerinden tehdit içerikli mesaj paylaştı. Sosyal medyasından ‘Ne olursa olsun, cezaevine giren insan bir süre sonra katile dönüşür’ repliğinin geçtiği bir dizi sahnesini paylaşıp, mesaj gönderdiğini iddia edilerek savcılığa şikayette bulunuldu. Haberleşme ve iletişim yasağı bulunan Kuşçu’nun paylaşımını ‘tehdit’ olarak kabul eden savcılık, hakkında tutuklama talebinde bulundu. Kuşçu, bu şikayetin üzerine yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kuşçu hakkında darp davasının yanı sıra tehditle ilgili de Edirne 5’inci Asliye Mahkemesi’nde açılan ikinci davanın ilk duruşması bugün görüldü. Duruşmaya doktor B.B.Ö. katılmazken avukatları ile Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürkan Altun, oda yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda meslektaşı ile sanık Volkan Kuşçu katıldı.
‘TEHDİT ETMEDİM’
Duruşmada savunmasını yapan Kuşçu, darp olayının ardından ev hapsi cezası aldığını sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımların ardından yeniden tutuklandığını söyledi. Darp olayından dolayı pişman olduğunu söyleyen Kuşçu, sosyal medya paylaşımlarında ise doktor B.B.Ö.’yü tehdit etmediğini iddia etti. Kuşçu, bakmakla yükümlü 2 çocuğu olduğunu, tehdit gibi bir niyetinin olmadığını söyleyerek, “Ben elime hiç silah almadım, geçim derdine düşmüş bir insanım” dedi.
ADLİ KONTROL ŞARTIYLA TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti, Kuşçu’yu 1 aylık tutukluluk halini göz önünde bulundurarak adli kontrol şartıyla tahliye etti. Kuşçu’ya yurt dışı çıkış yasağı ve haftada 1 gün imza verme zorunluluğu getirilirken, duruşma 4 Temmuz’a ertelendi.
‘DİYECEK BİR ŞEY BULAMIYORUM’
Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun, duruşmadan sonra yaptığı açıklamada, karardan dolayı çok üzgün olduklarını söyledi.
Altun, “Dün 17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü’ydü. Gerçekten çok üzülüyorum. Şimdi bakıldığında daha önce bir meslektaşımıza karşı şiddet uygulamış olan birisi, tahliye olduktan sonra bu sefer sosyal medya üzerinden yine üstü kapalı ölüm tehditlerinde bulunuyor. Duruşmada gördüğünüz gibi ilk duruşmada tahliye kararı veriliyor. Buradan sesleniyorum; Sağlık Bakanı’na sesleniyorum. Meclisteki milletvekillerine sesleniyorum. Caydırıcı yasal düzenlemeler yapılmadığı takdirde bunun önüne geçilebilme olasılığı yok. Bugüne kadar 10’un üzerinde hekim görevi başında katledildi. Diyecek başka bir şey bulamıyorum” dedi.
]]>ARKADAŞINA KONUM GÖNDERDİ
Bir internet sitesinde Avrupa’ya göçmen götürüldüğü yönünde ilan gören mağdurlar Murat B. ile Melik K, ilandaki kişilerle irtibat kurdu ve 16 Şubat 2022’de 2 kişiyle Esenler’de buluştu.
Kendilerini sahte isimle tanıtan Sıdık Sıgattın ve Pakhtoon Khan, vize işlemlerinin Arnavutköy’de yapıldığını belirterek mağdurları taksiyle bir eve götürdü. Bu durumdan şüphelenen mağdurlardan Murat B, bir arkadaşına cep telefonundan konum gönderdi.
EVDE SİLAHLA KARŞILADILAR
Mağdurları evde, Izzet Gulahman, Habib Sıhag ve Ramel Nezeri isimli yabancı uyruklu 3 kişi silahlı bir şekilde karşıladı. Bir araya gelen 5 zanlı, ölümle tehdit ettikleri mağdurların ellerini iple bağlayıp ve onları darbettikten sonra üzerlerindeki 8 bin 500 lira ile cep telefonlarını da zorla aldı.
PAKİSTAN’DAKİ HESABA HAVALE İSTEDİ
Kaçırdıkları mağdurların babalarına telefonla ulaşan zanlılar, oğullarını öldürme tehdidinde bulunarak Pakistan’daki banka hesaplarına 11 bin 480 avro para yatırılmasını istedi.
ÜÇ SURİYELİ DAHA REHİN ALINDI
Bu arada aynı yöntemle, Suriye uyruklu 3 mağdur daha söz konusu eve getirilerek alıkonuldu. Rifat A, Semir A. ve Yasir A’nın ellerini bağlayıp ölümle tehdit eden, cep telefonlarını da alan zanlılar, bu kez mağdurların para istedikleri ailelerine çocuklarının ellerinin bağlı olduğu videolar gönderdi.
BEŞ ZANLI YAKALANDI
Mağdurlardan Murat B’ye ulaşamayan kardeşi B.B, polis merkezine giderek 5 gündür ağabeyinden haber alamadığını belirterek, şikayette bulundu. Çalışma başlatan polis ekipleri, Murat B’nin alıkoyuldukları eve götürülürken bir arkadaşına gönderdiği konum bilgisinden Arnavutköy Karlıbayır Mahallesi’ndeki adrese ulaştı. Evde 5 mağduru elleri ve kolları bağlanmış halde bulan ekipler, eylemci 5 kişiyi de silahlarıyla yakaladı. Zanlılar emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
CEZALARI AÇIKLANDI
Zanlılar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma tamamlandı ve 14 Kasım 2022’de iddianame hazırlandı. İddianamede, Habib Sıhag, Izzet Gulahman, Pakhtoon Khan, Ramel Nezeri ve Sıdık Sıgattın’ın 5 müştekiye yönelik “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla birden fazla kişiyle birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “silahla yağma” suçlarından 85 yıldan 112 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
Zanlılar iddianameyi kabul eden İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Geçtiğimiz günlerde davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanıklara “silahla yağma” suçundan 54 yıl 2 ay, “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla birden fazla kişiyle birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da 6 yıl 8 ay olmak üzere toplam 60 yıl 10’ar ay hapis cezası verdi.
Heyet, sanıklardan Ramel Nezeri’yi ayrıca “Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı.
]]>Kılıç, bu talebe “Ben, bir cami imamıyım. Evet, bu ülkede demokrasi şöleni olabilir. Ama burada ben taraf değilim… Cemaatimden bir kısmını mitinglere götürürsem ben, bu caminin ilkesine, amacına karşı düşmüş olurum. Bu da benim için ve toplum için çok büyük bir sıkıntı” diyerek yanıt verdini dile getirmişti.
Bu olayın ardından kendisi hakkında soruşturma açıldığını ve ciddi tehditler aldığını duyuran Kılıç, kendisini tehdit edenler hakkında 3 Mayıs 2023 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.
ÖNCE SÜRGÜN, SONRA TEHDİT
Kılıç, olayın üzerinden 10 ay geçmesinin ardından İzmir dışına sürgün edildiğini, kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini ve bir imam tarafından işinden atılmakla tehdit edildiğini açıkladı.
Sendikası Diyanet-Sen’in arkasında durmadığını belirten Kılıç, AKP Buca İlçe Başkanlığı’nın kendisini aramasının ardından yaşadıklarını şöyle özetledi:
“Merhaba, ben Yusuf Kılıç. Cami, insanların Allah’a, kitaba ve peygamberlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığı bir yerdir. Ben de cami imamı olarak halka karşı sorumluluğumun bilinciyle çalışmaya başladığım günden bu yana hiçbir şekilde aksatmadan görevimi yürütmekteydim.
26 Nisan 2023 tarihinde kendisini AKP Buca İlçe Başkan Yardımcısı olarak tanıtan bir şahıs beni arayarak mitingleri için cami cemaati ayarlamamı ve mitinge götürmemi istedi. Ben de bunu reddettim. Deyim yerindeyse o günden sonra başıma gelmeyen kalmadı.
Sürgün ile tehdit edildim. Hemen akabinde 29 Mayıs 2023 tarihinde Buca’da başka bir camiye gönderildim. Bu camide 4 ay boyunca görev yaptım. İmkanlar çok kısıtlı olduğu için cami tuvaletinde 4 ay boyunca banyomu yaptım. Aynı şekilde camide yatmak zorunda kaldım.
Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım.
“İZMİR’İN DIŞINA SÜRGÜN EDİLDİM”
Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi. Bu olaylar yaşanırken sendikam hiçbir şekilde arkamda durmadı. Ben buradan Türkiye Barolar Birliği’ne seslenmek istiyorum. Başıma gelen bu olayların araştırılmasını ve avukat yardımı istiyorum.
Kimin haklı, kimin haksız olduğunu en güzel şekilde adalet, hukuk ortaya çıkartabilir. Sizi adaletin ilk basamağı olan vicdanlarınızın sesini dinlemeye davet ediyorum. Ben, insanların siyasi görüşlerini sorgulayamam.
İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir.
İnsanların camiye ve dine olan güvenlerine zarar vermek istemedim. Hangi siyasi görüş olursa olsun, kurumun itibarını zedeleyecek hiçbir teklifi kabul etmek mümkün değildir.
Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem.”
]]>BARİ EKONOMİYİ DÜZELT
– İktidar, kendisine emanet edilen her hakka ihanet ediyor. İktidara güvenliğimizi emanet ettik; sokakları çatışma alanına çevirdiler. Barınmayı emanet ettik; ev fiyatları, kiralar uçtu gitti, herkesi mahkemelik ettiler.
– Ekonomiyi bari düzelt, çocuklar aç kalıyor dedik; ilkokul öğrencileri bile öğün atlamayı öğrettiler. Uzun lafın kısası arkadaşlar; bu iktidar en temel görevini, vatandaş için var olma görevini yerine getirmiyor. İktidar, devlet-vatandaş akdinin gereğini yerine getirmiyor, anlaşmaya uymuyor.
ESNAFI TEHDİT EDEN TAKIM ELBİSELİ ADAMLAR VAR
– “Öfke bir hitabet sanatıdır” diyen bir Cumhurbaşkanı var bu ülkede. Siyasi iradenin en tepesindekiler tarafından kol kanat gerilen çeteler var bu ülkede.
– Mafya liderleriyle poz vermekten gurur duyan iktidar ortakları var bu ülkede. Esnafı tehdit eden, işletmelere çöken ve birileri tarafından korunan kollanan takım elbiseli adamlar var bu ülkede.
– İşte biz önce, siyaseti bu kirli şiddet kültüründen arındırmalıyız. Biz, bu kavgacı, ötekileştiren, nefret tohumları ekmek dışında bir şey bilmeyen, çözüm üretmeyen muhalefetin de tam karşısındayız. İşte o yüzden arkadaşlar Meclis’te, sokakta, siyasi parti toplantılarında, çarşıda pazarda şiddetin, ayrımcılığın, öfkenin tamamını yok etmek üzere biz buradayız. Sokaklarımız güvenli olacak. Hayatlarımız güvenli olacak. Haksızlığın her türünü al aşağı edeceğiz.
MANAVA GİRMİŞLİĞİ YOK
– Ülkenin cumhurbaşkanı, yerel seçim çalışmalarına başladı, il il dolaşıyor. Yanlış anlamayın bizim yaptığımız gibi halkın sorunlarını dinlemek için dolaşmıyor. Bir esnafın kapısını çalmışlığı, bir manava girmişliği yok. Emekliyle sohbet etmişliği, bir kahvede çay içmişliği yok.
SALLAYA SALLAYA SOPAYI GÖSTERİYOR
– Yaptığı, yapacağı hizmetleri anlatmak için de dolaşmıyor. İl il, ilçe ilçe, halkı tehdit etmek için dolaşıyor. Kürsüye çıkıyor, “Biz yoksak, hizmet yok” diyor. “Biz yoksak, doğalgazı göremezsiniz” diyor.
– “İktidar benim. Belediye benden olmazsa, şehrinize hizmet beklemeyin” diyor. Aba altından sopa göstermek diye bir tabir vardır. Erdoğan artık sopayı aba altından göstermiyor. Elinde sallaya sallaya sopayı gösteriyor.
TEHDİDE ŞANTAJA ALIŞTI
– Gittiği her yerde insanlara hep bir ağızdan tekrarlattırdığı, ‘tek millet’ dediği anlaşılan o ki, sadece kendisine oy verenlerden ibaret. Yeni ortaklarının diline hemen uyum sağladı, tehdide şantaja alıştı.
90’LARIN KARANLIĞINDAN BİLİYOR
– Buradan kendisine sesleniyorum: Sayın Erdoğan, hiç boşuna tehditle şantajla kendinizi yormayın. Vatandaşımız antrenmanlı. Yıllar öncesinden tanıyor, biliyor bu dili. 90’ların karanlığından biliyor. Küçük ortağınızdan biliyor.
BOŞUNA YORULMAYIN
– Küçük ortağınızın kol kanat gerdiklerinden biliyor bu tehditleri, şantajları. Sayın Erdoğan, siz hiç boşuna yorulmayın. Vatandaş bu şantaj siyasetini gayet iyi biliyor. Vatandaş bu sesten, bu tehditlerden korkmuyor.
]]>Kahraman’ın, evine girerken düştüğünü iddia ederek suçlamaları kabul etmeyen Şahin’i, ‘kasten yaralama’, ‘cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘tehdit’ ve ‘hakaret’ suçlarından toplam 5 yıl 2 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, bütün delillerin toplanmış olması ve karartılabilecek bir delil olmadığı gerekçesiyle sanığın bu suçlardan tahliyesine hükmetti.
TAKİP ETTİ, SALDIRDI İDDİASI
Sibel Kahraman, 2013’te erkek arkadaşı İrfan Şahin ile tanıştı. Uzun süre birliktelikten sonra Kahraman, 2022’de iddiaya göre, kendisine cinsel içerikli mesajlar gönderdiğini öne sürdüğü Şahin’den ayrılmaya karar verdi. Bunun üzerine Şahin, farklı tarihlerde Kahraman’ın evine ya da iş yerine gidip, rahatsız etmeye başladı.
2023 Eylül’de kız arkadaşı ile eğlence merkezine giden Kahraman, saat 04.00 sıralarında kendisini takip eden eski sevgilisinin saldırısına uğradı. Şahin, eski sevgilisini zorla otomobile bindirdi. Kız arkadaşının ise arka koltukta oturmasına izin veren Şahin, otomobiliyle eğlence merkezinden ayrılırken kendisine tepki gösteren Sibel Kahraman’ın yüzüne 9 kez kafa atıp yaraladı.

Kahraman, aracın kırmızı ışıkta durması üzerine kız arkadaşı ile araçtan inip yardım istedi. Şahin, otomobiline tekrar zorla bindirdiği kadına hakaret edip şiddet uygulayıp evinin önüne getirerek “Hadi şimdi git ve şikayet et” diye bırakıp uzaklaştı.
“MASUMUM” DEDİ
Polis merkezine giden Sibel Kahraman, eski sevgilisinden şikayetçi oldu. Sevk edildiği devlet hastanesinde aldığı kafa darbeleriyle yüzünde saptanan kırıkların, Kahraman’ın, hayat fonksiyonlarını hafif derecede etkileyecek nitelikte olduğu belirlendi. Kahraman, olaydan 1 gün sonra polis tarafından yakalanıp gözaltına alındı.
Verdiği ifadesinde kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmeyen Kahraman, “Ben Sibel’e kesinlikle şiddet uygulamadım. O akşam kendisiyle eğlence merkezinde karşılaştık. Gecenin ilerleyen saatlerinde, yanımda oturan Sibel ile arka koltuğa geçen arkadaşını Sibel’in evine bıraktım. Onlar araçtan inip, apartmana girene kadar arkalarından baktım. Bu arada gürültü duydum. Yanına gittiğimde Sibel’in burnunun üst kısmında kanama olduğunu görünce yardım amacıyla burnuna buz tuttum. Sonra da yanlarından ayrıldım. Ben Sibel’e kesinlikle şiddet uygulamadım. Masumum” dedi.
EĞLENCE MERKEZİNDEN ÇIKARMA ANI KAMERADA
Bursa Cumhuriyet Savcılığı tarafından yaklaşık 3 ay süren soruşturma sonrası, İrfan Şahin hakkında, ‘Kasten yaralamak’, ‘Kadına karşı tehdit’, ‘Hakaret, cebir-tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak’ suçlarından toplam 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle asliye ceza mahkemesinde dava açılırken, olay anına ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı. Şahin’in, Sibel Kahraman’ı eğlence merkezinden zorla çıkardığı anların yer aldığı görüntüler de dava dosyasına girdi.
“BU CÜSSEMLE NASIL 9 KAFA ATABİLİRİM”
Şahin, Bursa 11’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, Sibel Kahraman ve ailesi ile taraf avukatları salonda hazır bulundu. Savunmasında da emniyette verdiği ifadesini tekrar eden ve suçlamaları kabul etmeyen İrfan Şahin, Sibel Kahraman’ın düştüğünü iddia ederek, şöyle konuştu:
– Olaydan 1 gün önce eğlence mekanında Sibel ile karşılaştık. Sibel’in yanında arkadaşları vardı. Sibel yanıma gelerek bana sarıldı. Benim yanımda 2 kadın vardı ve oturmasına müsaade etmedim. Kendisi sorun çıkartmaya başlayınca, konuşmak için kolundan tutup dışarı çıkardım. Yanındaki arkadaşı olaylar büyümesin diye polisi aramış. Olay büyümesin diye hepimiz evlerimize gittik. Olay günü başka bir eğlence mekanında, Sibel ile karşılaştık. Sibel yine masama geldi.
Yine kolundan tutup dışarı çıkmamız gerektiğini söyledim. O anda kavga büyümesin diye, ‘Arabada konuşalım’ dedim. Sibel arabaya bindi, çok alkollüydü. Onu evine bıraktım. O esnada Sibel evine girerken, bir anda alkolün etkisiyle yere düştü ve burnu kanamaya başladı. Hemen eve girip buz tuttum. Sibel’e 9 kafa atmadım 1.90 metre boyunda adamım, bu cüssemle nasıl 9 kafa atabilirim? Suçlamaları kabul etmiyorum.
‘ÇOCUKLARIMI KAÇIRMAKLA TEHDİT ETTİ’
Sibel Kahraman ise ifadesinde kendisine cinsel içerikli mesajlar attığı gerekçesiyle ayrıldığı İrfan Şahin’in, daha önce de çocuklarını kaçırmakla tehdit ettiğini söyledi.
Şahin’den daha önce de şiddet gördüğünü iddia eden Kahraman “İrfan, yalan söylüyor. Her gittiğimiz mekanda zorla beni dışarı çıkarıyor. Olay günü kolumdan beni dışarıya çıkardığı gün güvenlik görevlilerine kaşımı kaldırarak, zor durumdayım deyip yardım istedim. Bana defalarca kafa attı. Aracını yol kenarına çekip kafa attı. Hepsini hatırlıyorum. İrfan Şahin, geçmiş zamanlarda vücudumda defalarca sigara söndürdü. Şikayetim devam ediyor” diye konuştu.
SAVCI TAHLİYESİNİ İSTEDİ
Şahin, davanın karar duruşmasında da yöneltilen suçlamaları kabul etmezken, Cumhuriyet Savcısının verdiği mütalaada, “Tanık anlatımı ve kamera görüntülerinden de anlaşılacağı gibi, sanığın, Sibel Kahraman’ı hürriyetinden yoksun bırakıp hakaret ettiği, doktor raporunda belirtildiği gibi fizik gücünü kullanarak vücudunda basit olmayan kırıklara neden olduğu tespit edilmiştir” denilirken, sanığın, ‘kasten yaralama’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ ve ‘hakaret’ suçlarından cezalandırılarak adli kontrol şartıyla tahliye istendi.
Kız arkadaşına yönelik suçları daha önce de işlemiş olmasını dikkate aldığı İrfan Şahin’e, ‘kasten yaralama’ suçundan 2 yıl 2 ay, ‘cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan 2 yıl, ‘tehdit’ suçundan 9 ay, ‘hakaret’ suçundan da 3 ay olmak üzere toplam 5 yıl 2 ay hapis cezası veren mahkeme hakimi, bütün delillerin toplanmış olması ve karartılabilecek bir delil olmadığı gerekçesiyle sanığın bu suçlardan tahliyesine hükmetti.
]]>“İKTİDARIN GÖZÜNÜ RANT BÜRÜMÜŞ”
Maden sahası önünde açıklama yapan Torun, mevcut alanın genişletilmesi için ÇED raporu alınmaya çalışıldığına tepki göstererek şunları söyledi:
* “İliç’te gerçekten bir çevre katliamı, bir facia yaşandı. 9 canımızla ilgili şu anda herhangi bir haber alınamıyor. Ama saatler ilerledikçe umutlarımız da tükeniyor. Bu konuyla ilgili geçmişte Meclis’te değerlendirmeler, bu konuyla ilgili raporlar ortaya konuldu arkadaşlar. İliç faciası dün oldu ama gelişiyle ilgili her türlü eleştiri, rapor, o bölge ilgili ortaya çıkmış tehditler ifade edildi. Ama bu iktidar, gözünü rant bürümüş bu iktidar, bütün raporlara kulaklarını tıkadı, orayla ilgili bütün ortaya koyulan endişeleri duymazdan geldi.
* Bakın 2021 yılında milletvekillerimiz Meclis’te bunu konuştu. Birçok milletvekilimiz o bölgeyle ilgili raporlar sundu. Çevre ve Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız o günlerde heyetle gitti, bölgede oluşabilecek bir olumsuzluğu dile getirdi. Ama bu kartellerle, ülke dışındaki bu doğayı katleden bu firmalarla ortaklaşanlar bundan sorumludur.
“BURANIN NASIL BİR TEHDİT OLUŞTURDUĞUNU SÖYLEDİK AMA KULAK TIKADILAR”
* Şimdi taziye dileyerek veyahut da ölenlerimize rahmet dileyerek bu işin altından kalkamazlar. Şimdi bir başka tehditle karşı karşıyayız. Hemen arkamda, daha ileriye gidemediğimiz için buradan çekim yapılıyor şu anda. Burası için de yarın aynı tehdit söz konusu olabilir çünkü burada da siyanürlü havuz var, burada da siyanürle altın madeni işletiliyor ve şu anda da büyümesi için de ÇED raporu alınmaya çalışılıyor. Daha da fazla alanın kullanılması için ÇED raporu alınmaya çalışılıyor. Burada geçmiş dönemlerde de eylem yaptık bütün arkadaşlarımızla. Buranın nasıl bir tehdit oluşturduğunu söyledik ama kulak tıkadılar.
* Oradaki havuz patladığı anda Elekçi Deresi’ne karışır ve bütün Fatsa’yı değil, belki Karadeniz’i bile tehdit eder hale gelebilir. Yetkilileri uyarıyoruz. Burayla ilgili tedbir almaya davet ediyoruz. Yarın felaket olduktan sonra ahlamanın, vahlamanın alemi yok. Taziye dilemenin, geçmiş olsun demenin bir alemi yok. Şimdiden tedbirlerinizi alın. Gerçekten işletme amacı da uygun yapılıyor mu? Burada ciddi bir tehdit var. Bu anlamda bir an önce buranın kapatılması ve bu tehdidin ortadan kaldırılması için yetkilileri bugünden uyarıyoruz. İliç’te yaşanmış bir felaketi burada yaşamak istemiyoruz.
“ÇED RAPORUNUN OLUŞMASI İÇİN ONAY VERMİŞ MİDİR?”
* Burası ruhsatlandırılırken kim buraya rapor vermiştir? Hangi yerel ve merkezi idare buna göz yummuştur veya ortak olmuştur? Bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan Murat Kurum, o gün bakanlık koltuğunda otururken buraların büyümesi için, ÇED raporunun oluşması için onay vermiş midir? Buralarla ilgili kararların altında imzası var mıdır? Bunu da göstersinler. Sorumluları da bulsunlar.”
]]>“PLAKANI KAFAMA YAZDIM”
Antalya’da geçen yıl aralık ayında taksi şoförleri K.A., Ş.C. ve Ü.A.T., araç taşıma uygulaması üzerinden ‘korsan taksicilik’ yaptığı öne sürülen Habip Aslan’ın aracını durdurup, tehdit ettiği anları kayda alarak sosyal medyada paylaştı. Görüntülerde; K.A., Habip Aslan’ın aracının anahtarını alarak “Bir arkadaş geldi, dokunmadık ona. Bak bu iki. Fabrikalar Mahallesi’nde taksiciyim. Ev geçindiriyorum, ekmek kazanıyorum. Seni mahallemde bir daha görürsem yaş, baş, dayı, dede, amca, baba fark etmez. Senin plakanı şimdi aldım, göndereceğim de. Plakanı kafama da yazdım. Seni yolda da görürüm, denk düşeriz, o zaman senin arabanda bir tane müşteri görürsem, nereden aldığının bir önemi yok. İçeri de girecek olsam, bu sana son uyarım. Bu iş çok büyüyecek, ekmeğimi kimse alamaz. Ekmeğime kimse mani olamaz, yukarıdakinden başka. Senin de mani olmaya çalıştığını görürsem seni bu arabanın içine gömerim” diyerek tehdit etti.
ARAÇ TRAFİKTEN MEN EDİLDİ
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerle ilgili Antalya Emniyet Müdürlüğü ekipleri, çalışma başlattı. Polis ekiplerince yakalanan Habip Aslan, bir firmaya ait uygulama üzerinden 2 aydır korsan taksicilik faaliyetini yürüttüğünü, olay sırasında da araçtaki müşteriyle uygulama üzerinden anlaştıklarını beyan etti. Bunun üzerine ekipler, Habip Aslan’ın aracını 60 gün süreyle trafikten men etti.
Uygulama üzerinden aracı çağırdığı tespit edilen Ü.A.T., K.A. ve görüntüleri çeken Ş.C. polis ekiplerince gözaltına alındı. Taksi şoförleri olduğu belirlenen K.A., Ü.A.T. ve Ş.C. hakkında savcının talimatı üzerine adli işlem başlatıldı. Antalya Adliyesi’ne sevk edilen K.A. tutuklanırken, Ü.A.T. ve Ş.C. ise tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldı.
İDDİANAME HAZIRLANDI
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianame, 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Sanıklar K.A., Ş.C. ve Ü.A.T. hakkında ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan 10’ar yıl, ‘kişisel verilerin izinsiz yayılması’ suçundan 6’şar yıl ve ‘tehdit’ suçundan 2’şer yıl olmak üzere toplam 18’er yıl hapis istendi.
Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ilk duruşması, 26 Ocak günü görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık K.A., tutuksuz sanıklar Ş.C. ve Ü.A.T. katıldı. Şikayetçi Habip Aslan ve taraf avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu. Hakim karşısında ilk savunmasını yapan K.A., olay nedeniyle pişman olduğunu anlattı. K.A., “Müştekinin aracının anahtarını almadım. Video kayıtlarında gözüken anahtar, kendi aracımındır. Video çekeceğimizi ve bunu şoförler cemiyetine atacağımızı müştekiye söyledik. Müşteki de bunu onayladı. Videoyu çektikten sonra Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası’na attık. Olay nedeniyle pişmanım” dedi.
“EVİME GELECEĞİNİ SÖYLEDİ, ŞİKAYETÇİYİM”
Tutuksuz sanık Ş.C., olayın çok ani geliştiğini belirterek, “Amacımız; müştekinin korsan taksicilik yaptığını ispat etmekti. Pişmanım, beraatimi talep ederim” diye konuştu. Diğer tutuksuz sanık Ü.A.T. de “K.A.’nın elindeki anahtar, bizim araca ait anahtardır. Müşteki korsan taksicilik yaptığı için kendisini uyarmaya çalıştık. Pişmanım” dedi.
Şikayetçi Habip Aslan ise K.A.’nın araca biner binmez kontağın anahtarını aldığını belirterek, “Sonra konuşmaları bitince kontağı yerine taktı. Video çeken arkadaş da (sanık Ş.C.’yi eliyle gösterdi) evime gideceğimi söyleyince ‘Bir daha bu işi yap da göreyim’ dedi. Daha önce bu yere hiç yolcu almaya gitmedim. Sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum” diye konuştu.
Taraf avukatlarının savunmalarının ardından duruşma savcısı, esas hakkında mütalaasını açıkladı. Mütalaada K.A., Ş.C. ve Ü.A.T. hakkında ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘kişisel verilerin izinsiz yayılması’ ve ‘tehdit’ suçundan toplam 18’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Mahkeme heyeti, sanık K.A.’nın tutuksuz yargılanmasına karar verip, duruşmayı erteledi.
“UYGULAMANIN YASAK OLDUĞUNU BİLMİYORDUM”
Duruşma sonrası Antalya Adliyesi önünde açıklama yapan Habip Aslan, sanıkların uygulama üzerinden kendisini çağırdığını belirterek, şöyle konuştu:
– Arabaya biner binmez biri kontağımdaki anahtarı aldı, biri arkaya bindi. Diğeri ise video çekti. Orada çok korktum. Arkaya oturandan daha çok korktum. Çünkü onun ne yapacağı belli değildi. Can güvenliğimden endişelendim. Orada can güvenliğim yoktu. Her dediklerine ‘Evet’ dedim, ‘Bu uygulamayı kapatıp, evime gidiyorum’ dedim. Aralarından biri çıkıp, ‘Bir daha yap da görelim seni’ dedi. Öyle bırakıp, eve gittim. Beni tehdit ettiler.
– Sanıklardan birini serbest bıraktılar. Korkuyorum. Ne yapacağı belli değil. Bu uygulamanın yasak olduğunu bilmiyordum. Yasak bir uygulama olsaydı, bunu nasıl indirirdim. 2 öğrenci çocuğum var, 1 oğlum askerdi. O yüzden uygulamayı indirmiştim, yasak olduğunu da bilmiyordum. Sanıkların ceza almasını istiyorum. Görüntüler yayıldıktan sonra çocukların, eşin, dostun yüzüne bakamaz hale geldim. Üzgünüm.
“MÜVEKKİLİM ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİ”
Habip Aslan’ın avukatı Neslihan Çan Türkmen de olayın bir taksici terörü olduğunu savundu. Türkmen, şöyle devam etti:
– Aracına biner binmez, aracın anahtarı kendisinden alınıyor. Sonrasında tehdit ediliyor. Hakaretlerde bulunuluyor. ‘Seni bu arabanın içine gömerim’ şeklinde ölümle tehdit ediliyor. Sonrasında görüntü kayıtlarının Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası’na gönderildiği söyleniyor, daha sonra da bütün sosyal medyada görüntüler yayılıyor. Müvekkil, şikayetçi oluyor. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 3 sanık için 18’er yıl hapis cezası talep edildi.
– Bugün de iddianameye uygun şekilde mütalaa verildi. Fakat duruşma 1 hafta ertelendi. Bu süreçte sanıklardan 1’i tutuklu yargılanıyordu. 2 aylık gibi bir sürede ona tahliye kararı verildi. Bu tahliye, hukuksuz bir karardır. Müvekkilin can güvenliği yoktur. Kendilerini müşteri gibi gizleyen bu kişiler, bütün bu işi yapmaya çalışan herkes için bir tehdittir.
“ADALETİ SAĞLAYACAK BİRİM TAKSİCİLER OLAMAZ”
Tüm sanıkların en üst sınırdan ceza almalarını talep ettiklerini belirten Türkmen “Bu konuda odaların daha yapıcı olmalarını diliyoruz. Çünkü odalar, taksicilerin yaptıkları suçu gizliyor. Bunun önüne geçilmesini istiyoruz. Müvekkilin işlediği iddia edilen suç, herhangi bir ceza kanununda yer alan bir suç değildir. Bu idari bir işlemdir. Müvekkilime bu konuda devlet tarafından ceza verilecektir. Bu konuda adaleti sağlayacak birim, dışarıda gezen sade bir vatandaş ya da taksiciler olamaz. Bu yüzden sanıkların en üst hadden ceza almasını istiyoruz” dedi.
]]>Sosyal medya fenomeni Kıvanç Talu ve eşi Beril Talu’nun yaklaşık 150 milyon liralık vurgun yapıp yurtdışına kaçtıkları iddia edilmişti. Türkiye’ye geldikten sonra gözaltına alınan Kıvanç ve Beril Talu çifti, Anadolu Adliyesi’ne getirildi. Savcılık ifadelerinin ardından Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Talu çifti “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık” suçundan tutuklandı.
“ÇOCUĞUMUZ ÜZERİNDEN TEHDİT ETMEYE BAŞLADILAR”
Kıvanç ve Beril Talu çiftinin hakimlikte verdiği ifadeler ortaya çıktı. Kimlik tespiti sırasında aylık kazancının 60 bin lira olduğunu savunan Beril Talu ifadesinde şunları söyledi:
– Şirketten ayrıldıktan sonra eşimle birlikte kendimize ait ‘ Var böyle tipler’ organizasyon ve nakliye hizmetleri limited şirketinde faaliyet göstermeye başladık. Yaklaşık 60 adet proje aldık, proje oluşturduk. Bunlardan 5-6 tanesini gerçekleştirdik. 10-15 tanesi türlü sebeplerden dolayı iptal oldu ya da ertelendi. Biz faaliyetlerimize devam ederken istifaya zorlandığım şirkete dair alacaklılar ve projelerini yürüttüğüm kişiler tarafından ödeme yapmam istendi.
– Biz de bir kısmını kendime ait araç, babama ait bir araç ve tekne satmak suretiyle ödemeye çalıştık ancak faaliyetlerimiz aksadığı için çevremizden borç almak zorunda kaldık. Zamanla borç aldığımız kişiler bize tehditvari konuşmaya başladılar. Kendilerini tahsilatçı olarak tanıtan kimi kişiler, bizi çocuğumuz üzerinden tehdit etmeye başladılar. Ben ve eşim bu kişilerle konuşmayı denedik ancak hayatımızla ve çocuğumuzla tehdit edildiğimiz için konuşmanın bir faydasının olmayacağını gördük.
“YÜZDE 100’ÜN ÜZERİNDE FAİZ TALEP ETTİLER”
Beril Talu ifadesinin devamında, şu iddiaları dile getirdi:
– Bundan ötürü can güvenliğimizden dolayı 15 Ekim’de Gürcistan’a gittik. Gittiğimizin ertesi günü sosyal medya ve kimi haber sitelerinde eski arkadaşım olan bir muhabirin şahsımızı zan altında bırakacak ve tarafımızla ilgili dolandırıcı algısı oluşturacak kimi haberler yaptığını gördük. Eşim Gürcistan’dayken dahi şirket faaliyetlerini sürdürmeye çalışmaktaydı ancak haberler çok farklı yönlere gidince bizden alacaklı olan herkes suç duyurularında bulunmaya ve asparagas twitler atmaya başladılar.
– Bunların artık sonu gelmiyordu. Bizim eşimle birlikte hiçbir şekilde bu kişileri dolandırmak veya borçlarımızı ödememek gibi niyetimiz yoktu ancak borç aldığımız kişiler yüzde 100’ün üzerinde dahi faizler talep etmeye başladılar. Dosyada bulunan suç duyurularından da bunu zaten görebilirsiniz. Borçlarımız tahmin edemeyeceğimiz şekilde çok büyüyünce ödeyemez duruma düştük.
“BORCU BORÇLA KAPATIYORDUM”
Kimlik tespitinde aylık kazancının 40 bin lira olduğunu söyleyen Kıvanç Talu ise ifadesinde şunları söyledi:
– Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdan dolayı bazı projeler iptal edildi. Bu noktada ben kalan projeleri sürdürmek için sermayeye ihtiyaç duydum. Bundan dolayı eşimin yakın çevresinden borç talep ettik. Aldığımız bu borçlarla hem önceki borçları hem de mevcut projelere dair nakit ihtiyacı karşıladık. Bir zaman sonra alacaklılar beni ve eşimi tehdit eder duruma geldiler. Biz bu borcu ödemek zorundaydık zira hepimiz aynı piyasada çalışıyorduk. Ödemememiz halinde piyasada iş yapamaz duruma gelirdik. Bunun sebebi şirkete ait borçlardı.
– Son dönemlerde bir sarmala girmiştim. Öyle ki kendi kullandığım ancak eşimin babası adına olan Porsche marka bir araç ve şirkete ait bir araç ve tekneyi satmak zorunda kaldım. Hatta pek çok kredi çektim; borcu borçla kapatmaktaydım. Bu zamana kadar bir mal varlığına sahip olmamamın sebebi kazanmış olduğum parayı düzgün şekilde değerlendiremediğim içindir.
“TEHDİTLERDEN DOLAYI KAÇTIK” İDDİASI
Kıvanç Talu ifadesinin devamında, “Eşim çevresinden sürekli borç istediği için alacaklılar çok yüksek oranlarda faiz talep etmeye başladılar. Hatta anapara borcunu ödediğimiz ama faizini ödeyemediğimiz durumlar dahi oldu çünkü faizler çok yüksek değerlerdeydi. Zaten tarafım hakkında suç duyurusunda bulunan kişilerin dilekçelerinde bu husus açıktır. Yurtdışına çıkma iradem kesinlikle insanları dolandırma veya paralarını kaçırma kapsamında değil, eşim ve çocuğumun can güvenliğini sağlamak amacıylaydı. Zira eski bir muhabir balon bir haber yapmış, bunu duyan tüm alacaklılarımız dolandırıldığını düşünmüş, bize karşı suç duyuruları ve tehditlerde bulunmuşlardır.
]]>İki çocuk annesi Songül Kaya, gördüğü şiddet yüzünden bir yıl önce eşinden boşandı. Ayrılığın ardından eski eşi ve ailesinden sürekli tehditler alan Kaya, 17 Aralık günü akşam saatlerinde çocuklarını almaya gittiği sırada eski kayınvalidesi ve kayınpederinin saldırısına uğradı. Sokakta saklanan F.C. ve S.C. sopa ile Kaya’ya saldırdı. Olayın ardından gözaltına alınan F.C. ve S.C. çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

10 yıl evli kaldığı eski eşinin kendisini tehdit ettiğini belirten Kaya, eski eşi B.C.’den de şikayetçi oldu. Saldırı anları ise bir vatandaş tarafından cep telefonu ile kaydedildi.
“GÖZÜMDE SİGARA SÖNDÜRÜLDÜ”
Eski kayınvalidesi ve kayınpederinin saldırdığı olayı anlatan Kaya, şunları söyledi:
– Beni bu hale getiren eski eşimin anne ve babası. 10 yıldır evliydim. Geçen sene boşandım. Evliliğimde birçok şiddete maruz kaldım. Gözümde sigara söndürüldü, bıçakla saldırdı. Kemerle vurması son şiddeti oldu. ‘Boşanmazsam şikayetçi olacağım. Mesleğinden olacaksın’ dedim. O şartla anlaşarak boşandık. Ama beni yine rahat bırakmadı. Sokakta sürekli karşıma çıktı. Kapıma geldi tehdit etti. Çocukları bırakıp gitmemi, evde kalmamamı istediler. ‘Sen yaşamayacaksın. Boşanarak benden kurtulacağını mı sandın?’ tarzında tehditler etti. Bir süre durdu.
“ANNE-BABASI DURMADI”
– Annesi ve babası bu sefer durmadı. En son çocuklar mahkeme kararıyla iki haftada bir babalarına gidiyorlardı. O gün de babalarındaydılar. Ben almaya gittim. Sokak karanlıktı. Pusu kurup saklanmışlar. Birden yumruk yedim. Yumruk yememle düşmem bir oldu. Elindeki plastik sopayla kayınvalidem ve kayınpederim vurdular. Benim bağırmamla etraftaki insanlar toplandı. Polis ve ambulans geldi.

ÖLDÜRMEKLE TEHDİT ETMİŞ
Kaya şöyle devam etti:
– Bu durumu yaşatan eğitimci biri. Müdür yardımcılığı yapıyor. Ben mesleğine zarar gelmesin diye elimden geleni yaptım. Çocuklarım için sustum. ‘Mesleğimden olursam seni de aileni de öldürürüm’ şeklinde tehditler aldım. En az zararla kurtulmaya çalıştım ama kurtulamadım. Bu saatten sonra ne olursa olsun. Çünkü ben elimden gelen her şeyi yaptım. Bütün hakaretlere göz yumdum. Onların elinde bir ölmediğim kaldı. Bu gidişle o da olacak. Cezalarını çeksinler.
– Eski eşimin de ceza almasını istiyorum. Hala daha tehdit almaya devam ediyorum. Sanki ben dedim beni dövün. Eğitim vermeye de devam ediyor. Bugün bana ve çocuğuna bunu yapan adam yarın bir gün başka çocuklara da yapar. Yetkililere de sesleniyorum. Bu duruma artık el atsınlar. Benim bu şiddetim, bütün şiddetler son olsun. Ben bütün kadınların sesi olayım.

“11 KEZ DARP RAPORU ALDIM”
– Benim hikayem çok uzun. 11 kere darp raporu aldım. Karakola gittim, bir şey olmadı. Polisten de korkmuyordu. Bir de bana ‘Seni bir kere değil, acı çektire çektire öldüreceğim’ diyordu. Sanki çok kötü bir şey yaptım. Ben evliliğimi kurtarmak için çok şey yaptım. Bu saatten sonra hala daha tehdit ediliyorum. Buradan Cumhurbaşkanı’na ve Milli Eğitim Bakanlığı’na sesleniyorum. Bu adamı durdursunlar.
– Sırf benim için değil çocuklarım için. Korkudan okula da gönderemiyorum. Onların geleceği için. Uzaklaştırma kararı istedim. Şikayetçi oldum üçünden de. Kayınpederim ve kayınvalidem hapiste. Eşim dışarıda. Hala daha riskli durumdayım. Devletin beni korumasını istiyorum.
]]>