Tek – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Fri, 19 Jul 2024 09:02:30 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Hasan Arat: “Hepsi tespit edildi, bu kulüpten elinizi çekin!” https://www.foxhaber.com.tr/hasan-arat-hepsi-tespit-edildi-bu-kulupten-elinizi-cekin/ https://www.foxhaber.com.tr/hasan-arat-hepsi-tespit-edildi-bu-kulupten-elinizi-cekin/#respond Fri, 19 Jul 2024 09:02:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8968 Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat, tüzük değişikliği için düzenlenen olağanüstü genel kurulda açıklamalarda bulundu.

Tüpraş Stadı’nda gerçekleştirilen ve kulüp genel sekreteri Cem Sezgin’in açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen başkan Hasan Arat, Beşiktaş Kulübünün tarihinde ilk kez stadyumda genel kurul yapıldığını belirterek, “(Yeni tüzüğü okumadım ama şöyle…) diye başlayan sözleri üzülerek izliyoruz. Beşiktaş’ta yaşanan değişimi görmek istemeyenler var. Bu değişikliklerin Beşiktaş’a faydası olacaktır. Beşiktaş halkın takımıdır, genel kurul ne derse o olur. 3 Aralık’ta emaneti almaya nasıl geldiysek bu emaneti gelecek nesillere bırakacağız. Bu tüzük değişikliği tamamlandığında sokakta gururla dolaşacaksınız. Bu değişiklikler başka kulüplere örnek alacaktır.” dedi.

Beşiktaş’taki sıkıntıları çözmeye çalıştıklarını vurgulayan Arat, “Tüm değişikliklerden önce kaos gelir. Biz bir kaosta seçime gittik. Hala sıkıntıları çözmeye çalışıyoruz. Bu yönetimin tüzüğü değildir. Yönetim bazı maddeleri tüzük kuruluna sunmuştur. Bu tüzük taslağı 17 Nisan’da ilana çıktı. Bu tüzük Beşiktaş’ın halk içinde büyümesini sağlayacaktır. Üniversiteli gençlerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız yeni doğan bebekler için Beşiktaş üyeliğinde avantajlar gelmektedir. Şehit aileleri, gaziler, olimpik ve paralimpik sporcular için üyelikte kolaylıklar gelmektedir. Örneğin Nesrin Baş, Paris’e katılınca otomatik üye olacaktır. 10 Aralık 2016’daki şehitlerimizden Beşiktaş’a üye olmak isteyen otomatik üye olacaktır.” diye konuştu.

“DEĞİŞİM KAÇINILMAZDIR”

Çeşitli oylamaların ve işlemlerin elektronik ortamda yapılacağını kaydeden Arat, “Beşiktaş dijital aplikasyon çalışmaları sonuca ulaşmak üzere. Haziranda lansmanını yapacağız. Eğer genel kurul onaylarsa elektronik ortamda oylamaya katılabilecek. Birçok işi elektronik ortamda yapmak mümkün olabilecektir. Daha iyiye gitmek için iyiden vazgeçmekten korkmayacağız. Beşiktaş gelecek yıllarda benzer yeniliklere ayak uydurmak için değişiklikler yapacaktır. Değişim kaçınılmazdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Arat, tüzük taslağını inceleyerek gerekli değişiklikleri yaptıkları için Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’a ve devlet kademesindeki ilgililere teşekkür etti.

“YÖNETİMDE KEYFİLİĞE SON VERMEKTE”

Beşiktaş’ın gayrimenkullerini tekrar devralacağına dikkati çeken Arat, şunları kaydetti:

“Bu tüzük, tarihimizde ilk kez yönetimde keyfiliğe esastan son vermektedir. Yönetim kurulu başkanı tek imzayla her şeye imza atabiliyordu. ‘Böyle şey olmaz’ dedik, kurula özellikle bildirdik ve iki imza şartı olması gerektiğini söyledik. Bir başkan tek başına Beşiktaş’ın en kritik davalarından birinin ibralaşmasına hukuki gerekçeler olmadan imza atamazdı, attılar. Kimse kendi isteğiyle bu imzayı atamayacak. Yine tüzüğümüzde Akaretler’i 2044’e kadar, Fulya’yı 25 yıllığına kiralıyorlardı. Kiralanan binamızın bize geri teslimini istedik. Hüseyin Yücel ve hukuk kurulumuz, geri adım atmadı ve tahliye davası açtık. Tahliye davasında çok kuvvetli bir yere geldik. ‘Yönetim kurulu 10 yıldan fazla kiralama yapamaz’ diyoruz bu tüzükte. Fulya’da Aşçıoğlu’na tahliye davası açtık. Binanın üzerindeki Aşçıoğlu yazısı tamamen kalktı. Beşiktaş mallarını tek tek geri alacak, haksızlığa son verecek. Sayın Aşçıoğlu son derece duyarlı bu konuda. Kira artırımı istemiyoruz, ‘binayı komple Beşiktaş’a devredeceksiniz’ diyoruz, o da anlayışla karşılıyor. Beşiktaş Fulya meselesindeki en önemli adımlardan biri çözülecek. Sorunlarımız çok büyük. Beşiktaş Belediye Başkanı’yla konuştum, yarın 1903 Mehmet Üstünkaya tesislerini boşaltıyor. Ekrem İmamoğlu’yla konuştuk, Çilekli’yi devralacağız. Bunların hepsini tek tek yapacağız. Uzun süreli kiralamalarda 5 yılda bir yeniden değerleme şartı getiriliyor, denetimin gücü arttırılıyor.”

“BU KULÜPTEN ELİNİZİ ÇEKİN”

Her kurula minimum 2 kadın üye şartı getirdiklerini hatırlatan Arat, “Yeni üye referansı 35’e yükseltiliyor artık sahte imza atılmasın diye. Denetim kurulunun sunduğu raporda 5700’ün üzerinde üye farklı şekilde kaydedilmiş. Hepsi tespit edildi. Disiplin kurulu gerekli işleri yapacak. Bu kulüpten elinizi çekin. Beşiktaş’ta bu tip hakimiyet bitmiştir. Artık kimse gruplardan medet ummasın.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hasan-arat-hepsi-tespit-edildi-bu-kulupten-elinizi-cekin/feed/ 0
Göztepe Başkanı Rasmus Ankersen: Futbolda para oynamaz https://www.foxhaber.com.tr/goztepe-baskani-rasmus-ankersen-futbolda-para-oynamaz/ https://www.foxhaber.com.tr/goztepe-baskani-rasmus-ankersen-futbolda-para-oynamaz/#respond Wed, 17 Jul 2024 21:43:54 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8944 Trendyol 1’inci Lig’de sezonun bitimine 2 maç kala direkt Süper Lig’e yükselmeyi garantileyen Göztepe’nin Danimarkalı Başkanı Rasmus Ankersen, değerlendirmelerde bulundu.

Gürsel Aksel Stadı’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Ankersen, “Yakaladığımız başarıyı ve Süper Lig’e çıkmayı kutluyoruz” dedi. İzmir’e gelmeden önce Göztepe’nin çok ilgisini çektiğini anlatan Ankersen, “Göztepe ile ilgili en çok ilgimi çeken tesisleri, antrenman sahaları, Gürsel Aksel Stadı ve Şampiyonlar Ligi’ni hak eden taraftarıydı. İzmir gelişmeye açık kapasitede bir şehir. Sport Republic olarak bu potansiyeli gördük ve böyle bir yatırımı yaptık. 2 yılı tamamladık, temelleri oturttuk. Üstün çalışmalarımızla yolculuğumuzun ilk kısmı tamamlandı. Artık ikinci kısma geçiyoruz. Tüm şehrin desteğini ve muhteşem kutlamaları görüyoruz, sıcaklığı görüyoruz. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde yolumuza çok çalışarak devam edeceğiz” diye konuştu.

“FUTBOLDA PARA OYNAMAZ”

Rasmus Ankersen altyapıyla İlgili çalıştıklarını belirterek, “Biz altyapıya yatırımlar yapmak istiyoruz. Genç yetenekleri keşfetmek istiyoruz. Maalesef altyapı tesisi sıkıntımız var. Şehrin desteğini, yetkililerin desteğini istiyoruz. Doğru tesis için doğru alanlar olmalı. Yönetimle de konuşuyoruz ancak kesinlikle altyapıyla ve tesisleşmeyle ilgili desteğe ihtiyacımız var. Para futbolda önemli ama tek şey değil. Teknik direktörümüz Stanimir Stoilov hocanın bir lafı vardır, ‘Futbolda para oynayamaz’ diye. Futbolda olay doğru oluşum, doğru kültür ve doğru seçimdir. Para dışında farklı yöntemlerimiz var. Türk futbolunun yaşadığı sorunlardan bir tanesi, futbol sadece transferler üzerinden okunmaya çalışılıyor. Birçok iyi oyuncuyu bir araya getirisiniz ama doğru plan yoksa başarı gelmez. Türkiye’de bu eksik, dünyada da bu eksik” ifadelerine yer verdi. 

“DOĞRU TRANSFERLER YAPMAK ZORUNDAYIZ”

Başarılı bir futbol takımı yönetmek için çok bileşenin olduğunu söyleyen Rasmus Ankersen, “Öncelikle futbolda nasıl oynamak istiyoruz bunu iyi bilmek lazım. Oyuncularınız ve takımınız sizin ürününüz. Buna uygun olarak doğru transferler yapmak zorundasınız. Bu da futbol kültürünüzü, yapılanmanızı oluşturacak. Oyuncu iyi olabilir ama doğru oyuncuyu bulmak gerekli, bu teknik direktör için de gerekli. Biz hoca değişikliğine gittik. Biraz daha fazlasına ihtiyacımız vardı. Eski teknik direktörümüz Radomir Kokovic de burada istikrarlı işler gerçekleştirdi. Başarılı olmak adına birçok bileşen var. Doğru oyuncuyu ve doğru hocayı buluşturmak bunların başında. Teknik futbol oynamak istiyorsanız teknik oyuncuları seçeceksiniz, fizik olarak iyi olacaksanız fiziği güçlü oyuncuları getireceksiniz. Bunu mimarlık gibi düşünüyoruz.”

“ÇOK BÜYÜK İSİMLER GÖRECEĞİMİZİ SANMAM”

Futbolcu yetiştirmenin en büyük hırsları olduğunu vurgulayan Ankersen, “Göztepe’de bu konuda başarılı olduk. En büyük hırslarımızdan biri en iyi Türk futbolcuları yetiştirmekti, bunda başarılı olduk. Önümüzde Taha örneği, Ümit örneği var. Yurt dışından getirdiğimiz Antony Dennis de iyi bir örnek. Yetenek geliştirme adına Afrika’dan önemli oyuncular bulmaya çalışıyoruz. Bu stratejiye devam edeceğiz. Biz Göztepe için aç, potansiyeli yüksek gençleri getirmek için çalışıyoruz. Onlara Süper Lig’de şans vermek için her şeyi yapacağız. Çok büyük isimler göreceğimizi düşünmüyorum. Bizim çalışma prensibimiz bu değil. Geçmişinde oyuncu çok iyi şeyler yapmış olabilir ama bu gelecekte başarılı olacağı anlamına gelmez. Biz potansiyele odaklanıyoruz. Biz oyuna uygun oyuncalara odaklanıyoruz. Bizim şiddetli, agresif oyun anlaşımız var. Futbolcu seçerken bu oyun tarzını sahaya yansıtacak oyunculara odaklanacağız” açıklamasında bulundu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/goztepe-baskani-rasmus-ankersen-futbolda-para-oynamaz/feed/ 0
Coşkun Sabah: Türkiye’nin şu andaki müzik ortamından çok memnun değilim https://www.foxhaber.com.tr/coskun-sabah-turkiyenin-su-andaki-muzik-ortamindan-cok-memnun-degilim/ https://www.foxhaber.com.tr/coskun-sabah-turkiyenin-su-andaki-muzik-ortamindan-cok-memnun-degilim/#respond Thu, 16 May 2024 21:18:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7339 Coşkun Sabah, müzikle iç içe geçen hayatını ve yaşamının dönüm noktalarını anlattı. 

Ailesinin Elazığ’dan Diyarbakır’a göç ettiğini dile getiren Sabah, 16 Ekim 1952’de dünyaya geldiği Diyarbakır’da 13 yaşına kadar yaşadığını söyledi. 

Coşkun Sabah, çocukluğunun Sur ilçesinde geçtiğini kaydederek, “7 yaşına kadar Sur içerisinde geçti. Evin avlusunda oynadığımı hatırlarım. İki katlı, merdivenli taş evler… Evde darbuka, cümbüş gibi müzik aletleri vardı. Rahmetli babam amatör olarak müzikle ilgilenirdi. Bu işten hiç para kazanmadı. Doğuda çok enstrüman çalan var. O yıllarda kendi zevki için enstrüman çalan yüz binlerce insan vardı. Bağlama pek yoktu. Cümbüş, keman, çok az da olsa kanun…” dedi.

“ENSTRÜMAN ÇALMAK GENETİK YATKINLIKLA İLGİLİ”

İlk gençlik yıllarında ağabeyiyle komşularının düğünlerinde çaldıklarını aktaran sanatçı, şöyle konuştu:

“Ağabeyim 13 yaşında ben 10. Enstrüman da kucağımıza sığmazdı. Ben 3-5 düğünü böyle hayal meyal hatırlarım. O düğünlere para kazanalım diye değil komşuluk görevini yapalım diye gittik. 10 yaşında ut çalmaya başladım. Genetik yatkınlığımız var. Zaten enstrüman çalmak genetik yatkınlıkla ilgilidir. Genetik kabiliyeti olmayana ne kadar ders, kurs verirsen ver, hiçbir şey olmaz.” 

Coşkun Sabah, 1966’da ailesiyle İstanbul’a göç ettiklerini ve babalarının 1969’da ağabeyini ve kendisini konservatuvara yazdırdığını dile getirdi. 

“İLK BESTEMİ EMEL SAYIN’A YAPTIM”

Babası Tekin Sabah’ın ticari girişimleri dönemin ekonomik koşulları sebebiyle sekteye uğrayınca ağabeyiyle beraber Beyoğlu’ndaki çeşitli mekanlarda müzisyenlikten para kazanmaya başladıklarını vurgulayan Sabah, şunları kaydetti: 

“O zaman İstanbul’da onlarca gazino vardı. Bebek Belediye, Bebek Aşiyan, Bebek Kaskonyalı, Taksim Maksim, Lunapark, Çakıl, Gar, Şişli Semiramis… Gazinolarda saz grupları çalardı. Bunları da Müzisyenler Kıraathanesi’nden seçerlerdi. O dönem yerli filmlerde de şarkı okunurdu. Filmlerde görüntü vermek için çok gittim. Ben konservatuvarda Ahmet Özhan ve Bülent Ersoy’la beraber okudum. Hatta Ahmet Özhan’la çok hatıram var. Ahmet, Harbiye Orduevi’nde askerdi. Ben de o zamanlar Taksim Maksim’de ut çalıyorum. Ahmet geldi, ‘Coşkun ocağına düştük, yıl başında bana çalar mısın?’ diye sordu. ‘Arada 1-2 saat boşluğum var o saatler arasında sahne yaparsan gelebilirim’ dedim. O saatlerde Maksim’den çıkıp Harbiye’de Ahmet’e çaldım. Tekrar apar topar Maksim’e yetiştik. Onu hiç unutamam.”

“İlk bestemi Emel Sayın’a yaptım. O zamanlar Caddebostan Maksim’de Emel Sayın’a çalıyordum. Bestemi okudum, çok hoşuna gitti. Evine gittim, şarkıyı tekrar okudu, 45’lik plak doldurdu. Ama esas benim tanınmam ‘Baharı Bekleyen Kumrular Gibi’ şarkısıydı. Sonra Bülent Ersoy ‘İşte Bu Bizim Hikayemiz’i okudu. Filmde kullanıldı o da patladı. Bir sene sonra ‘Beddua’ geldi. Bu üç şarkı patlayınca patronların bir ilgisi oldu. Çamlıca’da Güzel İzmir Çay Bahçesi vardı. Hayri Engin vardı, ağabeyimle beni buldu o zaman. Orada ilk kez sahne almıştım. Ondan sonra Üsküdar’da Mutlu Düğün Salonu’nda çaldık.” 

“BEŞİKTAŞ TRİBÜNLERİNİN BESTEMİ OKUMADIĞI MAÇ YOK”

Galatasaray taraftarı olan ve gönül verdiği takıma besteler yapan Sabah, Beşiktaşlı futbolseverlerin de kendi bestelerini stadyumlarda söylediğini belirterek, “1985 yılında Galatasaray için bir marş besteledim. O yıllarda kullanıldı ama aradan 40 sene geçmiş. 1990 yılında çıkardığım ‘Aşığım Sana Doyamıyorum’ bütün zamanların kaset satış rekorunu kırdı. Beşiktaşlılar o yıl başladı hala 15 gün önceki maça kadar her maçta okuyorlar. Beşiktaş tribünlerinin ‘Aşığım Sana Doyamıyorum’ bestemi 1990 yılının mayıs ayından 2024’ün mart ayına kadar okumadığı tek maç yoktur. Genelde ikinci devre 60-70. dakikadan sonra okuyorlar” dedi. 

Müzisyenliğin yanında yıllar içinde birtakım ticari girişimlerde de bulunduğunu söyleyen Sabah, “Rutin konserlerimiz devam ediyor. Senede bir single dediğimiz tekli çıkarıyoruz. Şimdi müzik piyasası çok değişti. Ben ‘Anılar’ şarkısını yaptım, 1 ay sonra bütün Türkiye şarkıyı biliyordu. İlk tekliyi 4 sene önce ‘Yalan Yıllar’ olarak çıkardım. Kendi kitlemize bir armağan oluyor bu. Ben buna adapte olamadım. Albümün tadı bir başkadır” ifadelerini kullandı. 

“BENİM ÇOCUKLUĞUMDA HER EVDE BİR ENSTRÜMAN VARDI”

Sabah, 1980’li yıllarda Türk halkının müziğe olan ilgisinin şimdikinden çok daha fazla olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: 

“1980’li yıllardaki yaşantıda öncelikler farklıydı. İnsanlar hayatını idame ettirmek için yemek yer, su içerdi. Temel ihtiyaçlarını gördükten sonra ilk akla gelen müzikti. Şimdi müziğe sıra gelmiyor. Gündemi meşgul eden, dikkati dağıtan o kadar çok şey var ki… Benim çocukluğumda Diyarbakır’da herkes bir enstrüman çalıyordu. Her evde enstrüman vardı. Tabii televizyon yok, radyo yok, sosyal hayat yok, insanlar kendini müziğe veriyordu. 1980 yılında ut ve klavyeyle bir müzikholü götürme fikrinin mucidiyim ben. Benden 10 sene sonra ilk Sinan Özen çıktı. Arkasından Metin Şentürk geldi. Utla bir geceyi götüren bendim. Başladığım gibi devam ediyorum. Ben udu çok değişik formlarda çalabiliyorum. Bir müzik adamı olarak Türkiye’nin şu andaki müzik ortamından çok memnun değilim. Çünkü ben sadece şarkıcı değilim. Ben müzik adamıyım. Dinleyici kitlesi değişti. Müziğin geride olan tarafı daha çok tiraj alıyor.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/coskun-sabah-turkiyenin-su-andaki-muzik-ortamindan-cok-memnun-degilim/feed/ 0
İsrail sivilleri yapay zekayla öldürüyor https://www.foxhaber.com.tr/israil-sivilleri-yapay-zekayla-olduruyor/ https://www.foxhaber.com.tr/israil-sivilleri-yapay-zekayla-olduruyor/#respond Tue, 14 May 2024 21:36:46 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7286 İsrailli kaynaklar, Gazze’ye yönelik saldırılarda “insan hedefi” belirlemek amacıyla “Lavender” adlı yapay zeka programının tespit ettiği 37 bin “şüpheli”nin her biri için, İsrail’in en az 20 “sivil zayiat”ı göze aldığını söyledi.

Tel Aviv merkezli “+972” ve Local Call’a konuşan kaynaklar, Lavender’in Gazze’deki yaklaşık 2.3 milyon insan hakkında topladığı verileri belirsiz kriterlere göre analiz ederek, kişinin Hamas ile bağlantısı bulunma olasılığını değerlendirdiğini belirtti.

Görüşlerini paylaşan 6 kaynak, savaşın özellikle ilk safhalarında İsrail ordusunun programa “tamamen bağlı kaldığını”, bu nedenle Lavender’in tespit ettiği isimlerin, erkek oldukları sürece personel tarafından kontrolsüz ve belirli bir kriter gözetilmeksizin hedef olarak görüldüğünü aktardı.

37 BİN FİLİSTİNLİ ŞÜPHELİYMİŞ

+972’ye konuşan kaynaklar, binada ve çevrede siviller olsa bile kişinin özel mülkiyetinde öldürülmesine izin veren “insan hedef” kavramının daha önce yalnızca “üst düzey askeri hedef”leri kapsadığını, 7 Ekim sonrasında “insani hedef” görülenlerin, tüm Hamas üyelerini kapsayacak şekilde genişletildiğini ifade etti.

Hedef sayısının artması sonucunda, öncekinin aksine hedeflerin tek tek insanlar tarafından incelenip doğrulanması olasılığı ortadan kalktığı için yapay zekaya ihtiyaç duyulduğu kaydedilirken, yapay zekanın yaklaşık 37 bin Filistinliyi “şüpheli” olarak işaretlediği belirtildi.

Lavender’ın Filistinlileri sınıflandırmada “yüzde 90’a kadar başarılı” görülmesi üzerine, sürecin tamamen otomasyona bağlandığını söyleyen kaynaklar, “Binlerce insanı öldürdük. Her şeyi otomasyona bağladık ve hedefleri tek tek kontrol etmedik. İşaretlenen kişiler evlerine adım attıklarında onları bombaladık.” sözleriyle insan kontrolünün devreden çıkarıldığını teyit etti.

Kaynaklardan birinin, “önemsiz bir ismi öldürmek için bir evi bombalamalarının istenmesinin, kendisi için çok şaşırtıcı” olduğu yorumu, İsrail’in Gazze’deki sivil katliamının itirafı olarak görüldü. 

100 ZAYİATA YEŞİL IŞIK

Kaynaklar alt düzey bir kişiye düzenlenen operasyonda “20 sivil zayiat”a kadar izin verildiğini ve bu sayının süreç içinde sık sık artıp azaldığını belirterek, “orantılılık ilkesinin” uygulanmadığına dikkati çekti. 

Öte yandan üst düzey hedefler için söz konusu sayının 100’e kadar çıktığı belirtildi. 
Kaynaklar, kendilerine “bombalayabildikleri her yerin bombalanması” emrinin verildiğini ifade ederken, “Üst düzey yetkililere histeri hakimdi. Nasıl tepki vereceklerini bilemiyorlardı. Tek bildikleri Hamas’ın kapasitesini kısıtlamak için deli gibi bombalamaktı” dedi.

Lavender’ı kullanmış olan B. adlı üst düzey asker, programın “hata payının yüzde 10 civarında olduğunu” iddia ederek, zaman kaybının önlenmesi için insanlar tarafından kontrol edilme zorunluluğunun olmadığını belirtti.

“AİLESİYLE BOMBALANIYOR”

B, hedeflerin az olduğu günler uygulamanın kapsamının genişletildiğini, daha kalabalık bir kitlenin hedef alındığını belirterek, “Hamas üyesi tanımını daha da genişletildiğinde, uygulama her türlü sivil savunma personelini ve polis memurlarını hedef almaya başladı. Bu kişiler Hamas’a yardım etse de İsrail askerlerini gerçekten tehlikeye atmıyordu” dedi.

Sistemin eksikliklerine dikkati çeken B, “Eğer hedef kişi telefonunu başka bir kişiye verdiyse, o kişi tüm ailesiyle evinde bombalanıyordu. Bu çok sık oldu. Lavender’ın en sık yaptığı hatalardan biri buydu” diye konuştu.

“ÖLDÜRÜLENLERİN ÇOĞU KADIN VE ÇOCUK”

Öte yandan, “Where’s Daddy?” adı verilen bir diğer yazılımın, binlerce kişiyi eş zamanlı takip ederek, evlerine girdikleri zamanı İsrailli yetkililere bildirdiği belirtildi.

Bu yazılım sayesinde hedef alınan kişilerin evlerinin bombalandığı kaydedilirken, “Diyelim ki bir evde bir Hamas üyesi ve 10 sivil olduğunu hesapladınız, genellikle bu 10 kişi kadın ve çocuk olur. Yani saçma bir şekilde, öldürdüğünüz insanların çoğu kadın ve çocuk oluyor.” ifadeleri kullanıldı.

Bu sistemin de hesaplama hataları yaptığını ifade edilirken kaynaklardan biri, “Çoğu kez hedeflenen kişi, bombaladığımız evde olmuyordu bile. Sonuç olarak bir aileyi hiç uğruna öldürmüş oluyordunuz.” açıklamasını yaptı.

TASARRUF EDİYORLARMIŞ

Kaynaklar ayrıca “pahalı silahlardan tasarruf etmek” amacıyla daha düşük rütbeli kişilerin “güdümlü akıllı bombalar” yerine “güdümsüz bombalarla” hedef alındığını ve bunun sonucunda hedef alınan kişinin bulunduğu ve çevresindeki binaların yıkılması sebebiyle birçok sivilin hayatını kaybettiğini söyledi.

Güdümsüz bombaların kullanımına ilişkin konuşan kaynaklardan biri de “Saldırıları genellikle güdümsüz bombalarla yapıyorduk ve bu da kelimenin tam anlamıyla tüm evi içindekilerle yok etmek anlamına geliyordu. Sistem yüzünden hedefler hiç bitmiyor” dedi.

1 Aralık 2023’te yayımlanan başka bir araştırmada ise İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında hedef belirlemek için kullandığı “Habsora” (The Gospel) adlı yapay zeka uygulamasını sivil altyapının kasıtlı olarak vurulmasında kullanıldığını ve bu uygulamayla otomatik olarak üretilen hedeflere yönelik saldırılarda kaç sivilin yaşamını yitireceği her zaman bilindiği belirtilmişti.

İsrail’in kullandığı bir diğer yapay zeka teknolojilerinden olan “Habsora” (The Gospel) binaları ve yapıları hedef alırken, Lavender kişileri hedef alıyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/israil-sivilleri-yapay-zekayla-olduruyor/feed/ 0
Tarih ve doğa ile iç içe bir şehir: Trakya https://www.foxhaber.com.tr/tarih-ve-doga-ile-ic-ice-bir-sehir-trakya/ https://www.foxhaber.com.tr/tarih-ve-doga-ile-ic-ice-bir-sehir-trakya/#respond Tue, 14 May 2024 21:12:41 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7279 Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmasının yanında Roma ve Bizans medeniyetlerine de ev sahipliği yapan Edirne, camileri, köprüleri ve hamamlarıyla medeniyetlerin izlerini taşıyor. Özellikle Selimiye Camisi, ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. 

Gastronomi açısından da lezzet şöleni sunan Edirne, tava ciğeri, badem ezmesi ve Kavala kurabiyesiyle damakları tatlandırıyor. 

Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu, kentin zengin kültürel mirası, doğası ve gastronomisiyle turistlerin ilgi odağı olduğunu söyledi. 

Pek çok medeniyete ev sahipliği yapan kentin önemli bir turizm destinasyonu olduğunu belirten Bacıoğlu, “Bahar aylarının gelmesi ve havaların ısınmasıyla açık hava müzesi Edirne ziyaretçilerini almaya başladı. Bayram tatilinin de bahar ayına denk gelmesi çok yoğun bir dönem geçireceğimizin göstergesi” dedi. 

Bacıoğlu, kentteki turizm tesisleri ve işletmelerin bayram yoğunluğu öncesi hazırlıklarını tamamladığını ifade etti. 

Trakya’nın dolu dolu bir tatil rotası oluşturduğunu anlatan Bacıoğlu, şunları kaydetti: 

“Çok büyük bir nüfusa sahip olan İstanbul olmak üzere çevre illerden hem bireysel olarak hem de tur şirketleri aracılığıyla binlerce turist Trakya’ya gelecek. Turistler turlarına Kırklareli’nin Karadeniz kıyılarından başlayıp, Edirne’de tarihi yerleri görüp yöresel lezzetleri tadabilirler. 
Daha sonra güneye doğru ilerleyip Ege ve Marmara kıyılarını gezip Tekirdağ’da ziyaretlerini tamamlayabilirler. Trakya’ya gelenlerin 3 denizi ve 3 şehri görüp, çok güzel vakit geçireceklerini umuyorum.” 

Doğanın kucağında huzur: Kırklareli 

İstanbul’a yaklaşık 200 kilometre mesafedeki Kırklareli eko turizmi, mağaracılık ve sportif amaçlı turizm faaliyetleri, Mimar Sinan rotası ve coğrafi işaretli ürünleriyle dikkat çekiyor. 

Geç Roma Dönemi’ne ait Trakya’nın tek antik tiyatrosunun bulunduğu “sakin şehir” Vize’nin tarihi yapıları da ilgi görüyor. 

Anadolu’dan Trakya’ya gelen ilk insanların 8 bin yıllık tarımsal faaliyetlerinin maketlerle anlatıldığı Aşağıpınar ören yeri de ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor. 

Türkiye ve Avrupa’nın en büyük longoz ormanları da içinde barındırdığı göller, endemik bitki çeşitleri ve yaban hayatı ile görülmeye değer. 

İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in Demirköy ilçesindeki dökümhanesi, Trakya’nın turizme açık tek mağarası Dupnisa da kentte gezilebilecek yerler arasında bulunuyor. 

Kırklareli, coğrafi işaretli kıvırcık kuzusundan elde edilen köftesi, üzümden yapılan hardaliyesi, meşe balı, peyniri, manda yoğurdu gibi ürünleriyle de ön plana çıkıyor. 

Kırklareli Kültür ve Turizm Müdürü Veli Şen, Kırklareli’nin özel bir şehir olduğunu söyledi. 

Kırklareli’nin Balkanlar’a açılan kapı olduğunu belirten Şen, bayram tatilinde yerli ve yabancı turistleri kente davet etti. 

Kentte pek çok tarihi ve kültürel alan bulunduğunu dile getiren Şen, “Kırklareli’nin kendine özgü bir ekosistemi var. Istrancalar’da tabiatın zenginliği, dinginliği, doğanın o eşsiz manzarası eşliğinde huzuru bulabilirsiniz. Kırklareli’ne başlı başına bunun için gelmelerini tavsiye edebilirim. Longozları görmelerini, Demirköy ilçesinde Dupnisa Mağaramızı, Fatih Dökümhanemizi, Vize Kalesini, Kıyıköy’de Ayanikola Manastırı’nı ziyaretçilerimizin görmelerini ve bu eşsiz doğal manzarayı deneyimlemelerini tavsiye ederiz” diye konuştu. 

Gastronomisiyle de ön plana çıkan kentte pek çok coğrafi işaretli ürün bulunduğunu dile getiren Şen, “Kırklareli’mize gelecek olan ziyaretçilerimiz tarihi ve turistlik yerlerimizi gezerek aynı zamanda coğrafi işaretli ürünlerimizde deneyimleyebilirler. Zamanlarını keyifli bir şekilde geçirebilirler. Misafirlerimizi bayramla ağırlamak istiyoruz” dedi. 

Denizin ve bağların şehri Tekirdağ 

Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu da Tekirdağ’ın, eşsiz doğası ve mavi bayraklı plajlarıyla bayram tatilinde yerli ve yabancı konuklarını beklediğini söyledi. 

Hacıoğlu, Tekirdağ’ın doğası, tarihi ve kültürel yapısının yanı sıra ekstrem sporlardan hoşlananlar için yamaç paraşütü, kamp ve karavan turizmi imkanı sunduğunu belirtti. 

Tatilcilerin en çok tercih ettiği illerden birinin Tekirdağ olduğunu aktaran Hacıoğlu, “Tekirdağ, İstanbul’a yakın olması avantajıyla birçok turizm algoritmasıyla insanların ilgisini çekiyor” dedi. 

Kentin, ziyaretçilerine Marmara Denizi’nin mavisi ve ormanların arasında temiz bir çevrede doğayla iç içe tatil fırsatı sağladığını aktaran Hacıoğlu, “Tekirdağ’ın yamaç paraşütü, yürüyüş yolları, bağ rotaları çok önemli ve ilgi çekici. Bu tatil Tekirdağ’da büyük bir yoğunluğa neden olacak. Bizim de sektöre yaptığımız çağrı: Bayram tatili için hazırlıklarınızı tamamlayın. Havaların güzel olmasıyla sahillerimiz, işletmelerimiz, yamaç paraşüt alanlarımız, yürüyüş alanlarımız, bağ rotaları ziyaretçilerle dolacak” diye konuştu. 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tarih-ve-doga-ile-ic-ice-bir-sehir-trakya/feed/ 0
Doğu Karadeniz kırsalı yaşlandı: Kültür aktarımı risk altında https://www.foxhaber.com.tr/dogu-karadeniz-kirsali-yaslandi-kultur-aktarimi-risk-altinda/ https://www.foxhaber.com.tr/dogu-karadeniz-kirsali-yaslandi-kultur-aktarimi-risk-altinda/#respond Wed, 08 May 2024 21:27:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7070 Türkiye İstatistik Kurumu, illere göre yaşlı nüfusu ve yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranını açıkladı. 2023 yılı verilerine göre Türkiye’de 65 yaş ve üstü toplam nüfus 8 milyon 722 bin 806 oldu, bu sayı Doğu Karadeniz’de 438 bin 827 olarak kayıtlara geçti. Doğu Karadeniz’de, kırsaldan kentlere doğru göç hareketliliğinin artması, bölgede demografik yapının değişmesine, köylerin yaşlanmasına neden oldu. 2012’de Doğu Karadeniz’de nüfusun 43’ü kırsalda, 57’si kent merkezinde yaşarken, son yıllarda kırsalda yaşayan nüfusun oranı yüzde 17’ye geriledi. Kırsaldan göç edenlerin yaş aralığının 15-39 olması, kırsalda yaşlı nüfusun kalmasına da yol açtı.

KIRSAL NÜFUS YÜZDE 7’YE DÜŞTÜ

Doğu Karadeniz’de göç olgusu, nedenleri, sonuçları ve önlemlerine ilişkin çalışmalar sürdüren Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Gözübüyük Tamer, genç nüfusun kent merkezlerine göç etmesinin; kültürel kimliğin ve yerel değerlerin kaybıyla sonuçlandığını belirtti.

Prof. Dr. Tamer, “Doğu Karadeniz’deki kırsal nüfus konusunda daha net ve kesin konuşabilmek için TÜİK verilerine bakmamız gerekiyor. 2023 yılının TÜİK verilerine göre, Türkiye nüfusu 85 milyon 372 bin 377 kişi olarak belirlendi ve toplam nüfusun yüzde 93’ü il ve ilçe merkezlerinde, yüzde 7’si ise kırsalda, belde ve köylerde yaşamakta. Doğu Karadeniz’e baktığımız zaman, kırsal alandaki nüfusta, belde ve köylerdeki nüfusta bir azalma var. Doğu Karadeniz’deki illerin Artvin’den başlayıp, Rize, Trabzon, Gümüşhane, Giresun, Ordu ve Bayburt’un nüfusu da 2 milyon 819 bin bin 312 kişi olarak açıklandı. Bu nüfus, Türkiye nüfusunun yaklaşık 3,36’sına tekabül ediyor. Doğu Karadeniz’de il ve ilçe merkezleri ile kırsal nüfusun oranı 2023 yılı itibarıyla yüzde 83’ü il ve ilçe merkezlerinde, yüzde 17’si ise kırsal alanda yaşamaktadır” dedi.

NÜFUSUN YARISINDAN FAZLASI KENTLERE GÖÇTÜ

Doğu Karadeniz’de kırsal nüfusun yıllar bazında sürekli azalma eğiliminde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tamer, göçü etkileyen en önemli faktörün ekonomi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Geçmişe gittiğimiz vakit 2000’li yıllarda nüfusun yarısı il ve ilçe merkezlerinde, yarısı kırsal alanda yaşarken; kırsaldaki nüfusun yıllar içerisinde giderek azaldığını görebiliyoruz. 2007 yılında Doğu Karadeniz’de özellikle nüfusun yüzde 56’sı il ve ilçe merkezlerinde yaşarken; yüzde 44’ü kırsal alanda yaşıyor. Bu rakam 2012’de yüzde 57 ve yüzde 43’e tekabül ediyor. Yıllar bazında geriye dönüp baktığımızda, nüfusun azaldığını söylememiz mümkün. Fakat bu iller bazında dönemsel değişiklikler de gösterebiliyor. Kırsaldan göçün olmasında önemli faktörün ekonomi olduğunu söyleyebiliriz. Kamusal hizmetlerin eksikliği, sosyal yaşamdaki yetersizlikler de insanların göç kararı almasına vesile olabiliyor.”

“KÜLTÜREL AKTARIM DURMA NOKTASINDA”

Kentlere göçün demografik yapıyı değiştirmesine ek olarak kültürel aktarımı da durma noktasına getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Tamer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kırsal nüfusun, şehir merkezlerine göç etmesiyle şehirde de demografik yapıda bir dönüşüm yaşanması, altyapı hizmetlerinde, sağlık ve sosyal alanlarda bir baskı oluşturarak dezavantajlı bir durum yaratmakta. Bu göçlerle beraber sadece demografik değişim gerçekleşmiyor. Aynı zamanda kültürel değerlerimizi koruyacak olan esas; ocak dediğimiz birimlerin de kırsal alanda maalesef elimizden kayıp gittiğine şahit olabiliyoruz. Bu da aidiyet bağının, kültürel bağların aktarılması konusunda maalesef bir boşluk yaratılmasına neden oluyor. Özellikle kültürel kimliğin ve yerel değerlerin kaybı söz konusu olabilir. Kırsalı tamamen boşaltıyorsunuz. Kırsalın boşaltılması bu anlamda bu değerlerin aktarımını sağlayabilecek olan nüfusun da şehre akmasına neden olabiliyor.”

“TEK BİR POLİTİKA UYGULANMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Özellikle genç nüfusun kentlere gittiği bilgisini paylaşan Prof. Dr. Tamer, Doğu Karadeniz’deki köylerin giderek yaşlandığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Doğu Karadeniz kırsalından göç eden yaş grubuna bakıldığında, Türkiye geneline paralel bir şekilde 15-39 yaş arasındaki genç nüfusun kırsal alandan kentlere göç ettiğine şahit oluyoruz. Bunun sonucunda nüfusun yaşlanması var, kırsal alanın tamamıyla yaşlılara bırakılması var, yaşlıların da sağlık hizmetlerine erişim güçlüğü nedeniyle göç etmesi durumu da var. Yaşanan göç hareketinin sonuçlarına karşı tüm iller için tek bir politika uygulanması ya da tek bir tedbirin alınması mümkün değil. Dolayısıyla farklı kırsalın özelliklerini dikkate alarak, politika önerisine gidebiliriz. Belki kırsal teşviklerle bu nüfusun o yörede kalması sağlanabilir. Bölge genelinde çok fazla meslek lisemiz var. Bu meslek lisesindeki müfredatın bölgenin ihtiyaç uygun olarak revize edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Buradan mezun olan öğrenciler, bölgenin ihtiyaç duyduğu alanlarda istihdam edilebilirlerse, bu genç nüfusu bölgede tutabiliriz. Dinamik, üretken, genç bir nüfusun nimetlerinden bölge olarak yararlanabiliriz diye düşünüyorum.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dogu-karadeniz-kirsali-yaslandi-kultur-aktarimi-risk-altinda/feed/ 0
Özgür Özel: Gelin 31 Mart’ta vicdanın ittifakını yapalım https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-gelin-31-martta-vicdanin-ittifakini-yapalim/ https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-gelin-31-martta-vicdanin-ittifakini-yapalim/#respond Thu, 25 Apr 2024 21:09:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6574 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Denizli’de miting yaptı. CHP Denizli Belediye Başkan Adayı Bülent Nuri Çavuşoğlu ve ilçe belediye başkan adaylarının katıldığı mitingde konuşan Özel, şunları söyledi:

* “Denizli şüphesiz tarımla uğraşanların kenti. Yıllarca Denizli’de pamuk üretildi. Ama pamuk üreticisine neler yaptılar biliyorsunuz. Denizli buğday üretiminin en önemli kentlerinden birisi. Eskiden herkes biliyor ki bir kilo buğday satınca, bir kilo mazot alıyordun. Bugün tam 7 kilo buğday satıyorsun, bir kilo mazot alamıyorsun. Daha geçen mayıs ‘Verin oyu bu kardeşinize, enflasyon nasıl düşecek, döviz nasıl düşecek’ diyen birisi önce dört liralık mazotu 19 lira yapmıştı. O günden bugüne de 44 lira yaptı.

* Ekerken, dikerken, sürerken, toplarken, satarken mazot… Ne ekersen ek mazotun bu fiyatı çiftçinin belini büküyor. Yatlara, katlara verilen mazot çiftçilere verilmelidir. Emeklilerin ve emekçilerin sesi olacağız. 1 Nisan’dan sonra büyük mitinglerle verilmeyen haklarımızı alana kadar sesimizi duymayanlar duyana kadar hep birlikte mücadele edeceğiz. Çiftçinin hakkını başkasına verenlerle karşı karşıyayız.

“DENİZLİ’DE 2 BİN 700 TEKSTİL ATÖLYESİ KAPANDI”

* Denizli dünyanın en güzel şehirlerinden bir tanesi. Üstüne titrememiz gereken bir şehirde vermişiz maden ruhsatlarını. Üzerinden uçakla geçtiğinizde içiniz parçalanıyor. Her tepeyi kazmışlar. Vahşi madencilik yapılıyor. İliç’te dokuz tane evladımız göçük altındayken burada madenciliğe izin veriliyor. Tarım arazileri ortadan kaldırılıyor. Denizli ilçeleri büyük sıkıntı içerisinde. Bu madencilik uygulamalarına yerel yöneticiler ses çıkarmamaktadır. Bir maden şirketi geliyorsa, halkın önüne geçmek ve mücadele etmek gerekmektedir. Biz böyle belediye başkanları istiyoruz. Sizin karşınıza aday diye çıkarıyoruz.

* Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adayları bu konuda son derece pasif davranan, şirketlerin suyuna giden, birazcık söz söyleyecek olduklarında Ankara’dan gelen telefonla pısan kişilerdir. CHP’de maden şirketine teslim olacak, onun önünü açacak bir belediye başkanı bulamazsınız. Denizli’de son bir yılda 2 bin 700 tekstil atölyesi kapandı. 200 bin Denizlili genç insan işsiz kaldı. Vatandaş için dolar çok pahalı. Ama tekstilcinin dünyada rekabet edebilmesi için bu kur çok ucuz. Öyle olunca dışarıya teklif veriyorlar, işi alamıyorlar. İşi alamayınca bu sefer istihdam sorunu çıkıyor. Bu duruma bu ülkeyi kim getirdi?

“UÇAKTAN BAKINCA EMEKLİLERİ KARINCA GİBİ GÖRÜYOR”

* Emekliler perişan durumda. Ama evlerinde oturuyorlardı. Sesleri çıkmıyordu. Örgütlenme hakları yoktu. Sendika kuruyor kapatılıyordu. Türkiye’de kim hak arasa terörist ilan ediliyordu. AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün emekliye 10 bin lira veriliyor. 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşıyla 8 çeyrek altın alınıyordu. Bugün 2,5 çeyrek altın alabiliyorsunuz. Emeklilere gelin hakkınızı birlikte arayalım dedim. Birlikte mücadele edelim dedim.

* Şimdi meydana bakın. Bundan sonrasını Tayyip Bey düşünsün. Tekrarın gücü vardır. Israrın kudreti vardır. Bizde azim, emeklilerde kararlılık var. Israrla talep edeceğiz. İlk günlerde ‘Özgür Efendi emeklileri kışkırtıyor’ diyordu. Sabahın dördünce insanlar ucuz kıyma için kuyruğa giriyorlar. Hakkınızı aramaya, 31 Mart’ta seçim sandığına gitmeye hazır mısınız? Ben emekli kart ver dedim. Önce ‘olmaz’ dediler. Sonrasında ‘çalışıyoruz’ dediler.

* Şimdi bankaya promosyon verdiriyorlar. Banka promosyonu emeklinin kendi hakkı. Hangi banka fazla veriyorsa gider alır promosyonu. 8 bin , 12 bin diyor. Özel bankalar zaten 15 bin TL veriyor. Bir kere aldın mı promosyonu 3 yıl almıyorsun. Seçimde bir kerelik para verip, sizi kandırıp 5 sene de promosyondan mahrum edecek. Bizim karnımız bunlara tok. Siz ne zaman ki hakkınızı aramaya karar verirsiniz, biz ondan emeklinin hakkını söke söke alacağız. İki elim Tayyip Erdoğan’ın yakasındadır, emekliyi ezdirmem. Çıkmış saraylara, her şeye para var. Emekliye yok. Beşli çeteye, saray müteahhidine, yazlık, kışlık saraya, uçan saraya, yüzen saraya para var. Bin 500 odalı saraya para var, emekliye gelince para yok.

* Buradan Tayyip Bey’e söylüyoruz, sen kendini yukarılarda görme kardeşim. Uçaktan bakınca emeklileri karınca gibi görüyor. Karınca çalışkandır. Bu emekliler ömürleri boyunca adeta karınca gibi çalıştılar. Bugünlere geldiler. Sen onlara haksızlık yaptın. 26 bin lira olacak maaşlarını, 10 bin liraya indirdin. Denizli’de ortalama kira 10 bin lira. Evi olmayan emekli ya sokakta ya da girerse bir eve aç açıkta. Ne yiyecek, yemeği ne de yakacak kömürü ne de yakacak ışığı var. Bu hale getirdiler emekliyi. Siz karıncalar gibi yan yana durun. Mitinglerini gelin doldurun. Hep birlikte olun. Karıncanın kardeşi var, o da CHP’dir.

“BURADAN İYİ İNSANLARA SESLENİYORUM, SANDIKTA BİRLEŞELİM”

* Açık net söylüyorum. Anketler şunu söylüyor; Eski ittifak ortaklarımız CHP’ye oy verirse, CHP kesin kazanıyor. Ama başka bir partiye oy verirlerse, verdikleri parti değil, Denizli’de AK Parti kazanıyor. Onun için burada samimiyetle söylüyorum. Bundan sonra bir başka partiye oy verirseniz, belediye AK Parti belediyesi olur. Ama CHP’ye oy verirseniz, belediye sizin de belediyeniz olur. İyi insanlara, yakasında, gönlünde, gözünde güneş açanlara sesleniyorum. Gelin 31 Mart’ta sandıkta vicdanın ittifakını yapalım. Ankara’da siyasetin ittifakını yapamadık. Biliyorsunuz AK Parti’nin ittifakından Yeniden Refah Partisi ayrıldı. Düne kadar methetdiğine küfür ediyor Tayyip Bey. Necmettin Erbakan’ın oğluna ‘ip cambazı’ diyor. ‘Zübük, pazarlıkçı, şantajcı’ diyor. Bizden de ayrılanlar var. Ben canları sağ olsun diyorum. Eski dosttan düşman olmaz diyorum. Buradan bütün iyi insanlara sesleniyorum. Sandıkta birleşelim, AK Parti’yi gönderelim. Tek talebim, tek isteğimdir. Bu ittifakın adı Denizli İttifakı’dır.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozgur-ozel-gelin-31-martta-vicdanin-ittifakini-yapalim/feed/ 0
Grip zannetti, parapleji çıktı: 3 aydır fizik tedavi için sıra bekliyor https://www.foxhaber.com.tr/grip-zannetti-parapleji-cikti-3-aydir-fizik-tedavi-icin-sira-bekliyor/ https://www.foxhaber.com.tr/grip-zannetti-parapleji-cikti-3-aydir-fizik-tedavi-icin-sira-bekliyor/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:33:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6536 Muratpaşa ilçesinde yalnız yaşayan ve bir ayakkabı mağazasında satış danışmanı olarak çalışan 46 yaşındaki Serkan Özdemir, geçen 24 Aralık’ta işten çıkıp evine gitti.

Dinlenmek için koltuğa uzanan Özdemir, aynı yerde uyuyakaldı. Sabah işe gitmek için uyanan Özdemir, ayağa kalkmak için davranınca yattığı yere düştü. Bacaklarının tutmadığını fark eden Özdemir, üşüttüğünü düşünerek 2 gün grip ilacı alıp istirahat etti.

3 AYDIR FİZİK TEDAVİ SIRASI BEKLİYOR

2’nci günün sonunda idrarını tutamayan Özdemir, o an hayatının en büyük şokunu yaşadı. Belden aşağısının tutmadığını fark eden Özdemir, arkadaşlarının yardımıyla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Burada yapılan nörolojik kontrollerde, Özdemir’e ‘Parapleji: Omurilik felci’ teşhisi koyuldu. Bir süre hastanede yatan Özdemir, fizik tedavi bölümünde yer olmadığı, sıra kendisine gelince çağrılacağı söylenerek taburcu edildi.

PENCEREDEN DIŞARIYI İZLİYOR

Tek başına yaşadığı evinde yatağa bağımlı kalan Özdemir, ne yapacağını şaşırdı. Bir gecede hayatı değişen Özdemir, arkadaşlarının yardımıyla yaşama tutunmaya çalışıyor. 3 aydır fizik tedavi sırası bekleyen Özdemir, kaslarının iyice erimemesi için oturduğu yerde bacaklarını hareket ettiriyor. Son olarak arkadaşının getirdiği tekerlekli sandalye ile evde hareket etme şansı bulan Özdemir, çok özlediği sokakları pencerenin önünden izleyebiliyor. Şu an hiçbir geliri olmayan, bu nedenle özel olarak fizik tedavi alamayan Özdemir, ayağa kalkmak için bir an önce tedavi alabilmek istiyor.

SOĞUK ALGINLIĞI SANDI

Yaşadıklarını anlamlandıramadığını söyleyen Özdemir, “24 Aralık günü işten geldim ve televizyon seyrederken uyuyakaldım. Sabah işe gitmek için uyandığımda kalkmaya çalışırken yatağa tekrar düştüm. Yürüme yetimi kaybetmiş gibi hissettim ve kalkamadım. İlk başta soğuk algınlığı olduğunu düşündüm ve 2 gün evde dinlendim. Geçmeyip idrarımın geldiğini hissetmediğimde hastaneye başvurdum. Nörolojik olarak gerekli tedaviler yapıldı ancak fizik tedavi bölümünde yer olmadığı için taburcu edildim. 3 aydır fizik tedavi için sıra bekliyorum” dedi.

‘3 AY ÖNCE SAPASAĞLAM BİR İNSANDIM’

3 ay içerisinde hayallerinin bile değiştiğini belirten Özdemir, “Yalnız yaşıyorum. Kas kaybı yaşamamak için tek başıma yapabildiğim kadar bacaklarımı çalıştırmaya çalışıyorum. Sabah bir arkadaşım gelip pansumanımı yapıyor, kahvaltımı veriyor. Akşam aynı arkadaşım yemeğimi veriyor. İnsanın iç dünyası, psikolojisi değişiyor. 3 ay önce sapasağlam bir insandım. 3 ay önce hiç aklıma gelmezdi ama şu an tekerlekli sandalye, koltuk değneği bakıyorum” diye konuştu.

‘İNSANIN İKİ ADIM ATMASI EN BÜYÜK MUTLULUĞU OLABİLİYOR’

Dışarıya çıkmayı özlediğini söyleyen Özdemir, “Bir koltuk değneği olsa, onunla yarım adım bile atabilsem benim için dünyadaki en büyük lütuf. İnsanın iki adım atması en büyük mutluluğu olabiliyor. En büyük hayalim dışarı çıkıp güneşin, hayatın tadını alabilmek. 2 gün önce arkadaşım tekerlekli sandalye getirdi, öyle yataktan kalkabildim. Camdan dışarı baktığımda bile çok iyi hissediyorum” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/grip-zannetti-parapleji-cikti-3-aydir-fizik-tedavi-icin-sira-bekliyor/feed/ 0
Semih Kılıçsoy Ümit Milli Takım’a gönderildi: Beşiktaş tepki gösterdi: Mobbing https://www.foxhaber.com.tr/semih-kilicsoy-umit-milli-takima-gonderildi-besiktas-tepki-gosterdi-mobbing/ https://www.foxhaber.com.tr/semih-kilicsoy-umit-milli-takima-gonderildi-besiktas-tepki-gosterdi-mobbing/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:54:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6413 Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu Feyyaz Uçar, Semih Kılıçsoy’un A Milli Futbol Takımı’nın aday kadrosundan çıkarılarak Ümit Milli Takım aday kadrosuna eklenmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Uçar, “Milli takım ülkenin takımıysa adil ve hakkaniyetli olun. Olamıyorsanız, vicdanlı davranın. Ümit Milli Takım’da Semih’e ihtiyaç vardı cümlesiyle yapılacak açıklamayı kabul etmemiz mümkün değildir. Morali bozulmuş, motivasyonunu kaybetmiş bir oyuncunun Ümit Milli Takıma ne kadar katkı sağlayabileceğini düşünüyorsunuz? ” dedi.

Semih Kılıçsoy’un teknik ve taktik antrenmanlara alınmadığını söyleyen Feyyaz Uçar, oyuncusunun moralinin bozuk şekilde Ümit Milli Takım kampına katıldığını söyledi. Kılıçsoy’un duygularıyla oynandığını söyleyen Uçar, “Anlamı olan bir karar olduğuna inanmak istemiyoruz. Ama şüphelerimizi giderecek tek bir ipucu bulamıyoruz.” dedi.

“TEK KELİME İLE SKANDAL”

Feyyaz Uçar’ın açıklamaları:

“Aldığım habere önce inanmak istemedim. Sonra şaşkınlığımı ifade edecek söz bulamadım. Ülke futbolunda hiç mi bir şey değişmez? Milli takımlarda üzülerek söylüyorum ki hocalar değişiyor, yönetimler değişiyor ama mantalite değişmiyor. Biz zamanında bunları yaşadık, biliyoruz. Değişen hiçbir şey yok. Tek kelime ile skandal.”

“10 YAŞINDAN BERİ GOL ATIYOR”

“Yine diğer takım oyuncuları tercihen, Beşiktaşlı oyuncular mecburen oynatılmaya devam ediyor. Son yıllarda ülke futbolunun yetiştirdiği önemli değerlerden Semih Kılıçsoy 10 yaşından beri gol atıyor, hem milli takımlarda atıyor, hem bizim alt yaş gruplarının tamamında gol atıyor. Gelişime açık, hızlı öğrenen, fiziki olarak çok güçlü bir oyuncu.”

“NE TEKNİK NE TAKTİK İDMANA ALINMIŞ”

“Yıllardır genç oyuncuların lig maçlarında forma şansı bulmaması, yabancı ya da yaşı ileri oyuncuların oynatılması büyük eleştiri konusu olurken, spor kamuoyu ve teknik adamlar gençlere forma şansı tanınmıyor diye yorumlar yaparken Semih Kılıçsoy, A Takımımızda ilk 11 çıkmaya başlamış, gollerini arka arkaya sıralamıştır. Formunun zirvesinde Semih Kılıçsoy, A Milli Takım davetiyle büyük moralle katıldığı kampta ne teknik ne taktik idmanlara alınmış, takımdan ayrı tutulmuştur. Kendini geliştirebileceği, görgü ve tecrübesini artıracağı antrenmanlara almayacaksanız neden milli takıma çağırdınız?”

“ŞÜPHELERİ GİDEREMİYORUZ”

Ligin parlayan yıldızı, gençlerin ilham kaynağı olmuş bir oyuncuyu 5 dakika bile oynatabilmek sadece ona değil Türk futboluna verilecek en büyük ödül olurdu. Ümit Milli Takım planlamasına dahil edildiği açıklamasının sıradan bir bahane olduğu aşikardır. Bu kararın son dakikada alınmış içinde anlamı olan bir karar olduğuna inanmak istemiyoruz. Ama şüphelerimizi giderecek tek bir ipucu bulamıyoruz.

“VİCDANLI DAVRANIN”

“Genç bir oyuncunun duygularıyla oynama hakkını nereden buldunuz? Milli Takım ülkenin takımıysa adil ve hakkaniyetli olun. Olamıyorsanız, vicdanlı davranın. Ümit Milli Takımda Semih’e ihtiyaç vardı cümlesiyle yapılacak açıklamayı kabul etmemiz mümkün değildir.”

“MOBBING YAPILMIŞTIR”

“Morali bozulmuş, motivasyonunu kaybetmiş bir oyuncunun Ümit Milli Takıma ne kadar katkı sağlayabileceğini düşünüyorsunuz? Morali bozuk bir şekilde kafileden ayrılarak Ümit Milli Takıma geçen oyuncumuza yapılanın mobbing olduğu bir gerçektir. Bu kararı aldıranları kınıyoruz. Türk futboluna genç oyuncu yetiştirmeye ve onlara forma vermeye devam edeceğiz” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/semih-kilicsoy-umit-milli-takima-gonderildi-besiktas-tepki-gosterdi-mobbing/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Kanal İstanbul çıkışı https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-kanal-istanbul-cikisi/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-kanal-istanbul-cikisi/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:21:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6390 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçim öncesinde “10 x 10 = 100 Büyük Proje” toplantılarının 7’incisi “Girişimci İstanbul”, 8’incisi “Sürdürülebilir İstanbul” başlığıyla aynı anda Beyoğlu’ndaki Dijital Deneyim Müzesi’nde gerçekleştirdi.

“GENÇLERİN CEBİNDEKİ TELEFONLA UĞRAŞTILAR”

İmamoğlu, Türkiye’nin Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip olmasına karşın gençlerin kayıp bir dönem yaşadığına dikkat çekerek “Baskıya, yasağa, işsizliğe, düşük ücretli işlere maruz bırakıldılar, özgürlükleri kısıtlandı. Gençlere her türlü imkanı sağlaması gerekenler ceplerindeki telefonla uğraştı. Emek verdiğimiz gözümüz gibi büyüttüğümüz gençler arasında umutsuzluğa kapılanlar, umudu başka ülkelerde aramak zorunda kalanlar oldu. Anne babalarımızın ve gençlerimizin en fazla mustarip olduğu konu gelecek kaygısı. Bu gidişe dur diyeceğiz” dedi. İmamoğlu “Bizler bu potansiyeli görüyor ve özellikle yeni ekonominin ihtiyaçları olan eğitim, bilgi ve teknolojiyle başta gençlerimiz tüm İstanbulluları buluşturacak araçları üretiyoruz ve üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“İSTANBUL’U İNŞAAT EKONOMİSİNE MAHKUM ETTİLER”

İstanbul’un stratejik ve jeopolitik önemine vurgu yapan İmamoğlu şöyle devam etti:

-Maalesef gençlerimize olduğu gibi İstanbul’a da özensiz davrandılar, ihanet ettiler. İstanbul’u sadece bir rant alanı olarak gören anlayış, dünya bambaşka bir yere giderken İstanbul’u sadece inşaat ekonomisine mahkum etti.

-Tek anladıkları beton ve imar rantı, bu kafayla geldiğimiz yer de ortada. Şu soruyu kendinize sormanızı isterim; büyümesini büyük oranda İstanbul’a borçlu olan en çok övündüğümüz inşaat ekonomisi İstanbul’u veya risk altındaki diğer kentlerimizi depreme karşı daha dirençli bir hale neden getiremedi?

-Ben size söyleyeyim; bize kentsel dönüşüm konusunda söz söylemeye kalkanlar önce 25 yılın hesabını vermek zorundadır.

-İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bizden önce dönüştürdüğü tek bina yok, sıfır. Diğer taraftan imar değişiklikleriyle adama, kişiye, bir takım imtiyazlı kişilere milyarlarca dolarlık rant sağladılar. 2004’ten beri atılan adımlar bu yönde.

-Dersine çalışmayan adaya soruyorlar, ‘İstanbul depreme hazır mı’ diye, ‘hayır’ diyor. ‘1999’dan beri belediyede, 2002’den beri ülkede iktidardınız, sorumlusu kim?’ denilince nutku tutuluyor. O da biliyor ki, 5 yılda deprem ilgili sorunun çözülmesi mümkün değil.

“KANAL İSTANBUL” GÖNDERMESİ

-Bir de unutturmaya çalıştıkları yeni bir ihanet var, en büyüğü bu; İstanbul’un doğal kaynaklar bakımından en zengin bölgesini imara açıp akılları sıra yine bir yerlere peşkeş çekecekler. Kanal İstanbul ya da namı diğer beton İstanbul.

-İstanbul bunun altından kalkamaz. Daha önce de söyledim Kanal İstanbul bir gayrimenkul geliştirme projesidir. Bu bir emlak projesidir. Arsa satmak, en iyi anladıkları şeydir. Beton kanal bahane, bunlar ihanete doymamıştır, doymayacaklar. Bir de çıkmışlar ‘beton kanal gündemimizde değil… ‘ Bakanları, il başkanı yalanlıyor.

-Cumhurbaşkanı umursamıyor bile. Kendisini herhalde 2 metroya güvenlik şefi yapacak. Orayı koruyun diye mesaj veriyor. O kadar büyük bir ihanet ki, oradaki parsellere baktığınızda artık kimlere söz verdilerse ‘isteyen binasını yapar’ diyor dersine çalışmamış acemi aday.

-Aklı sıra beton kanalla etrafında imara açtığı alanları ayırmaya çalışıyor. Aldandık diye geçirdikleri yıllardan sonra zannediyorlar ki İstanbulluları da aldatırız. Öyle bir şey yok. İçme suyu havzasını kanal bahanesiyle imara açıyorlar.

-Neymiş vatandaşın parseliymiş, orda kimlerin parseli var İstanbul halkı biliyor. 5 tane Esenyurt büyüklüğünde alanı imara açmak bu kentin ölüm fermanını imzalamaktır. Buna hep birlikte müsaade etmedik, yine birlikte müsaade etmeyeceğiz. Çoktan orayı inşaat çöplüğüne çevirmişlerdi. 2019 onun için tarihi bir andır.

GEZİ PARKI KARARI

-İstanbul’un benim gibi milyonlarca muhafızı olduğunu biliyorum, 1 Nisan sabahı öğrenecekler. Bu kenti hep birlikte koruyacağız bu büyük ihanet projelerine müsaade etmeyeceğiz.

-Aynen elimizden hukukun kurallarının dinlemez biçimde almak için verdikleri çabanın karşılığında her şeye rağmen,bütün baskılara rağmen, geçmişte milyonlarca insanın büyük çaba göstererek korumaya çalıştığı Gezi Parkı’nı tekrar İBB’ye iade edildiği gibi….

“OYUNUZA, SANDIĞINIZA ŞEHRİNİZE SAHİP ÇIKIN”

İmamoğlu şu çağrıda bulundu:

-Beton kanalla, rant projeleriyle değil girişimcisiyle, teknolojisiyle, yatırımcısıyla ekonomisini güçlendiren, doğal alanlarını, içme suyu havzalarını tarım alanlarını tahrip etmeyen İstanbul’u sürdürülebilirliğiyle geleceğe taşıyacak yol haritasını paylaştım. Biz bu yol haritasını hayata geçirebilecek yegâne siyasi kadroyuz.

-Bizim geçmişimizde ihmal ya da ihanetle tanımlanabilecek hiçbir şey yok. İstanbul’un kaynaklarını asla israf etmedik. İstanbul’un rotasını geriye çevirmeye niyet edenler değil, ‘tam yol ileri’ diyenler kazanacak.

-Seçime kadar çok çalışacağız. Muhakkak sandık başına gidip oyumuzu kullanacağız. Yaratılmak istenen parti devleti anlayışından uzak 16 milyonun sesiyiz, herkesin oyuna talibiz. Sandık başında herkese ihtiyaç var. Hazırlıklarımız tamam. Sandıklar kontrolümüz altında olacak.

-Ama seçim günü bir fazla kişi daha görev alırsa, gücümüze güç katacak. Biz güçlendikçe, bütün karanlık oyunlar, daha başlamadan bozulacak. Onun için durmayın, beklemeyin, görev alın. Parti örgütlerimizle irtibata geçin. Oyunuza, sandığınıza, şehrinize sahip çıkın.

“ATAŞEHİR HALİ TUZLA’YA TAŞINACAK”

İmamoğlu, sürdürülebilir bir İstanbul için tarım alanlarını, doğal kaynakları koruyacaklarını, girişimciler için de gerekli altyapı, üretim olanaklarını özgürlük ve güven ortamını sağlayacaklarını belirterek yeni dönemin projelerini anlattı.

İmamoğlu “Sürdürülebilir İstanbul” için hazırladıkları 10 projeyi şöyle tanıttı:

Ürünlerin Sağlıklı Ortamlarda Depolanması : İstanbul’daki tahıl üretimini desteklemek ve hasat zamanında çiftçinin elindeki malı kaptırmasını engellemek amacıyla Silivri ve Pendik’te 150 bin tonluk iki depo inşa ederek Lisanslı Depoculuk Sistemini hayata geçireceğiz, çiftçilerimize güvenli depolama alanı sunacağız. Kentin merkezinde kalan Ataşehir Halini Tuzla’ya taşıyarak bu alana büyük tonajlı araç girişinin önüne geçecek bölgede ki trafiği yükünü de hafifleteceğiz.

“DESTEK 2 KATINA ÇIKACAK”

Üreten İstanbul’a Destek: İstanbul’un emeği İstanbul’un ekmeği diyerek başlattığımız satın alma politikamızı genişleterek yılda 30 bin ton buğday alımı gerçekleştireceğiz. İBB tarihinde ilk kez dönemimizde başlattığımız tohum, gübre, fide, mazot, yem gibi destekler ile arıcılık ve balıkçılık desteklerini iki katına çıkaracağız.

Tarımsal Mirası Koruma: Büyükdere Fidanlığında Yerel Tohum Merkezimizi hayata geçirerek genetik mirasımıza sahip çıkacağız. Tohumlarımızı çiftçilerimizle ve talep eden yurttaşlarımızla ücretsiz paylaşacağız. Kentlerde az alandan çok tasarruf etmek için uygulanan dikey tarım ve topraksız tarım pilot uygulamalarımızı başlatacağız. Biri Anadolu biri de Avrupa Yakasında olmak üzere 2 tane “Süt İşleme Tesisi” yapacağız.

Bireysel Tarım: Halkımızı toprakla buluşturmak ve bireysel tarımı desteklemek amacıyla İBB Halk Bostan projemizi uygun mahallelerde yaygınlaştıracağız. Tarihi bostanlarımızda yer alan üreticilerimize ücretsiz tohum desteği sunacağız.

Tarımsal Sulama: 6 adet sulama göletinde kapalı devre sulama sistemleri dönüşümü tamamlayarak kuraklıkla mücadele önemli adımlar atmaya devam edeceğiz. Avrupa ve Anadolu Yakası’nda yapacağımız birer yeni sulama göletiyle tarımsal üretimde yaşanan sulama sorununu ortadan kaldıracağız.

100 YENİ HALK EKMEK BÜFESİ

Halk Ekmek: İstanbul Halk ekmek kapsamında glutensiz ürün çeşitliliğini artıracak yeni hat yatırımı yapacağız. Vatandaşlarımızın Halk Ekmek ürünlerine ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla 100 yeni büfe kuracağız ve bunun dışında zincir marketlerle anlaşmalar yaparak daha çok yerde halkımıza hizmet edeceğiz.

Hamidiye Su : Hamidiye Su ürün yelpazesini soda ve cam şişe üretimlerini hizmete alarak genişleteceğiz. Günde 2 milyon litre olan üretim kapasitesini 4 milyon litreye çıkartacağız.

Temiz Su Tedariği: İçme suyu deposu kapasitesini 25 adet su deposu inşa ederek 2 milyon 250 bin metreküpe çıkaracağız. İçme suyu terfi merkezi sayısını 143’ten 156’ya çıkaracağız.

“İSTANBUL’A ATILAN BÜYÜK BİR KAZIK”

Rezve Projesi ve Melen Barajı: Avrupa Yakasındaki toplam su kaynaklarını yüzde 20 oranında artıracak olan yıllık 100 milyon metreküplük kapasiteye sahip Rezve Projesini 4 yıl içerisinde tamamlayıp İstanbul’a kazandıracağız. Yıllık 1 milyar metreküplük verime sahip, yıllardır bitirilemeyen Melen Projesi İstanbul’a atılan büyük bir kazıktır. Proje çöplüğüne döndü orası. Hepimizin vergileriyle yapılan bu büyük kamu yatırımını heba olmaktan kurtaracağız.

Su Tasarrufu: Yeni dönemde tek haneli oranlara inerek kayıp kaçak sorununu İstanbul’un gündeminden çıkaracağız.

İSTANBUL GİRİŞİMCİLİK VE TEKNOLOJİ MERKEZİ OLACAK

İmamoğlu İstanbul’un girişimcilik ve teknolojinin merkezi haline getirmek için atacakları 10 adımı da şöyle sıraladı:

10 Yeni Bilgi ve İnovasyon Fabrikası: Pendik, Sancaktepe, Ataşehir, Üsküdar, Kağıthane, Eyüpsultan, Esenler, Bağcılar, Başakşehir ve Esenyurt ilçelerimizde kuracağımız Hızray ve metro hatlarımızla da entegre olacak. Bilgi fabrikaları ile gençler hem iş kurma imkanına sahip olacak hem kendini geliştirme imkanı bulacak hem de uluslararası ağlara entegre olacak. Yılda 5 bin olmak üzere 5 yılda 25 bin gencimize gelir sağlayacağız.

5 Yeni Tech İstanbul ve 2. OGEM: 5 olan Tech İstanbul girişimcilik merkezlerimizin sayısını önümüzdeki dönem 10’a çıkaracağız. Bunlardan ikisi Yapay Zeka merkezli olacak. Girişimci firmalarımıza vergi muafiyetleri kazandırmayı da planlıyoruz.Oyun sektörünün gelişimi için birincisini Avrupa yakasında açtığımız OGEM(Oyun Geliştirme Merkezi)’in ikincisini de Anadolu yakasında hayata geçireceğiz.

İstanbul Robotics: İstanbul Robotics markası ile kuracağımız kampüs kara, hava ve su robotlarının tek alanda birleştirme özelliğiyle dünyada bir ilki gerçekleştirecek. Okulların robot takımları için uzman mentörlerimiz aracılığıyla teknik donanım sağlayacağımız bu alanda geliştirilen robotların testleri de yapılabilecek. Her yılda 100 olmak üzere 5 yılın sonunda 500 faydalı model robot patenti başvurusunda bulunmak.

“1 MİLYON DOLARLIK BÜTÇE DESTEĞİ”

İstanbul Girişimcilik Fonu: İstanbul’un öncelikleri doğrultusunda girişimcilerin desteklenmesi amacıyla, Melek yatırımcılar, sektör temsilcileri, İBB ve iştiraklerinden oluşan bir üst kurul ile katılımcı perspektifle “İstanbul Girişimcilik Sermayesi Yatırım Fonu”nu kuracağız. Seçilen projelere yılda toplam 1 milyon dolarlılık bütçe desteği vereceğiz.

Girişimcilik Eğitimleri: Girişimci firmalarımızı doğru alanlara yönlendirmek ve rehberlik etmek üzere teknoloji alanında hizmet verecek 10 adet Enstitü İstanbul İsmek açacağız. Kadın, Genç ve Çocuk olmak üzere 3 Adet Girişimcilik Okulu kuracağız.Ülkemizin tamamını kapsayacak biçimde 18-25 yaş arası gençlerimiz için İnovasyon Yaz Kampları düzenleyeceğiz.

Girişimci Destekleri: 750 girişim ve 3000 girişimciye destek olacağız. Onay alan girişimlerimizi 200 bin TL hibe desteğinden yararlandıracağız.

2 Yeni Uluslararası Fuar Merkezi: Avrupa yakasında Arnavutköy ve Anadolu yakasında Pendik ilçelerimizde iki fuar alanı hizmete açacağız. Akıllı Şehircilik, Yapay Zeka, Robotik Teknolojiler, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama, Bilişim teknolojileri vb. alanlarda yılda 10 Uluslararası Fuar ve Kongre organizasyonu yapacağız.

AR-GE Merkezi: Üniversitelerimizle işbirliği içerisinde her yıl belirlediğimiz konu başlıklarında 5000 Ar-Ge Projesine destek vereceğiz.

DATA- İSTANBUL: Avrupa yakasında Başakşehir’de hizmete aldığımız veri merkezimizin yanı sıra Anadolu yakasında kuracağımız 2. veri merkeziyle dünyanın en büyük veri sağlayıcısı kentlerinden biri olacağız. Bu veri merkezlerimizde öğrencilere 10 GB’lık ücretsiz bulut depolama alanı servisi sunacağız.

SINIRSIZ İNTERNET ERİŞİMİ

İBB Wifi ve İBB Fiber: İBB Wifi’da sınırları kaldırıyoruz. Yeni dönemde başta dezavantajlı bölgelerimiz olmak üzere İstanbul geneline yayacağımız wifi noktalarımızda sınırsız internet hizmeti sağlayacağız. 12 bin erişim noktasına ulaştırdığımız İBB Wifi hizmetini 30 bin noktaya ve 10 milyon kullanıcıya çıkararak, kotasız ve sınırsız ücretsiz internet hizmeti sağlayacağız. Ayrıca İBB Fiber’i kurarak İstanbulda Fiber hat ulaşmayan sokak bırakmayacağız.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglundan-kanal-istanbul-cikisi/feed/ 0
Külotlu çorap cinayetin sırrı çözülüyor: Adli Tıp Kurumu raporu geldi https://www.foxhaber.com.tr/kulotlu-corap-cinayetin-sirri-cozuluyor-adli-tip-kurumu-raporu-geldi/ https://www.foxhaber.com.tr/kulotlu-corap-cinayetin-sirri-cozuluyor-adli-tip-kurumu-raporu-geldi/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:18:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5674 İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 4’üncü duruşmaya, tutuklu sanık Seçil Çiftçi ile tutuksuz yargılanan babası Cemal Çiftçi katıldı. Semih Sevim’in ailesi ve avukatları da duruşmaya katıldı.

Mahkeme Başkanı, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunun ulaştığını tutanağa geçirdi.

Raporda, otopsi raporuna göre maktulün zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, bilincini kaybettirecek veya azaltacak, kendisini savunmasına etki edecek herhangi bir maddenin de tespit edilmediği kaydedildi.

Maktuldeki yaralanmalarının tamamının boğma öncesinde meydana getirildiği ve yaralanmaların sert ve künt bir cismin (sanığın ifadesinde belirttiği şekilde kırık sandalye bacağı, sopa ve benzeri cisim) doğrudan vurulması ile oluşturulmuş nitelikte olduğu anlatıldı.

3 Kafa bölgesindeki yaralanmaların yaşamını tehlikeye sokar nitelikte olduğu belirtilen raporda, kafatasında ve yüzünde kemik kırıkları bulunan ve beyin kanaması bulunan maktulün ölümünün bağla boğmaya bağlı meydana geldiği vurgulandı.

Raporda, ölende meydana gelen yaralanmaların tamamının sanığın kendisi tarafından yapılabileceği gibi bir başkası ya da başkaları tarafından da yapılmış olabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığı da belirtildi.

TAKINTILIYDI, OLAYLARA KENDİSİ SEBEBİYET VERDİ

Rapora karşı savunması sorulan sanık Seçil Çiftçi, raporun kendi sözlerini doğruladığını öne sürerek Kafasının arkasına önce viski şişesiyle vurmuştum. Ancak herhangi bir şekilde etkilenmedi.

Elinde bıçak olduğu için bu defa sopayla birkaç kez kendisine vurdum. Sağ kolundaki yaralanmalar muhtemelen bu sırada oluşmuştur. Aynı zamanda kurtulmak için kafasına ve başka yerlerine de sopayla vurdum. Darbe almasına rağmen etkilenmeyip tekrar kalkmaya çalıştı. Boğma olayına ilişkin olarak da sadece o anda yerde bulduğum külotlu çorap ile kollarını bağlamak istedim.

O anda boğazına nasıl geldiğini hatırlamıyorum. Olay sebebiyle çok pişmanım dedi. Maktulün olaydan bir hafta kapısında yattığını belirten Çiftçi, Keşke ailesi bu hassasiyeti yaşarken gösterseydi. Madem kardeşinizle husumetimin olduğunu biliyorsunuz engel olmadınız, kör öldü badem gözlü mü oldu! Ben istemeden bu durum yaşandı. Takıntılıydı. Tokat’tan İstanbul’a geldi. Olaylara kendisi sebebiyet verdi diyerek tahliyesini talep etti. Sanık avukatı Onur Kemal, maktulle müvekkilinin daha önceden husumetli olduklarını, daha önce müvekkilini tehdit ettiğine dair mesaj ve arama kayıtlarının dosyada bulunduğunu kaydederek meşru müdafaa koşullarının oluştuğunu ve tahliye talep ettiklerini belirtti.

“BİRDEN FAZLA KİŞİ TARAFINDAN PLANLANARAK ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR”

Şikayetçi Sevgi Arslan, Seçil’in de sürekli olarak ağabeyini aradığını, barışmak istediğini ve rahatsız edildiği yönündeki beyanlarının doğru olmadığını söyleyerek her iki sanığın da cezalandırılmasını talep etti.

Diğer şikayetçiler de sanığın bu eylemi tek başına yapmasının mümkün olmadığını vurguladılar. Şikayetçi avukatı Selman Ok, gelen raporda maktul Semih Sevim’in önce acımasızca darp edildiğini ardından katledildiğini bu eylemi tek başına yapamayacağını ifade ederek “Birden fazla kişi tarafından planlanarak canavarca öldürülmüştür. Her iki sanığın da en üst hadden cezalandırılmasını, Seçil’in tutukluğunun devamını, sanık Cemal Çiftçi’nin tutuklanmasını talep ediyoruz dedi.

“TEK BAŞIMA YAPTIM”

Yeniden söz alan Seçil Çiftçi, Eylemi tek başıma yaptım. Yanımda kimse yoktu. Yalnız yaşayan bir insanım. Deliller ortadadır, tahliyemi istiyorum dedi. Baba Cemal Çiftçi olayla ilgisinin olmadığını söyleyerek suçlamaları reddetti.

DOSYA MÜTALAAYA GÖNDERİLECEK

Mahkeme heyeti, mütalaanın hazırlanması için dosyayı duruşma savcısına gönderilmesine, sanık Seçil Çiftçi’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 1 Ocak 2023’te Sancaktepe Sazak Çeşme Mesire Yeri yakınlarında kimliği tespit edilemeyen bir kişinin ölü bulunması üzerine soruşturmaya başlandığı, ölen kişinin daha önce hakkında kayıp ihbarı bulunan Semih Sevim (40) olduğunun tespit edildiği belirtiliyor.

İddianamede, sanık Seçil Çiftçi’nin tek başına tespiti yapılan yaralanmalara sebebiyet veremeyeceği ve babasıyla birlikte maktulün ölümüne neden olan fiilleri gerçekleştirdikleri yönünde kanaat oluştuğu anlatılıyor.

Seçil Çiftçi ve babası Cemal Çiftçi’nin Tasarlayarak kasten öldürme suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kulotlu-corap-cinayetin-sirri-cozuluyor-adli-tip-kurumu-raporu-geldi/feed/ 0
Tek öğretmen, tek öğrenci https://www.foxhaber.com.tr/tek-ogretmen-tek-ogrenci/ https://www.foxhaber.com.tr/tek-ogretmen-tek-ogrenci/#respond Thu, 21 Mar 2024 21:09:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4984 Sason ilçesi Kaşyayla köyünün 5 hane ve 30 nüfuslu Güneycik mezrasında 2015’te açılan 1 derslikli Kaşyayla Gidornik İlkokulu’nda, kış şartlarının zorluğu ve yaşanan göçler nedeniyle öğrenci sayısı zamanla azaldı.

Okulda, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında eğitim gören sadece 3’üncü sınıf öğrencisi İsmail Bozkurt kaldı. Mezranın ilçeye 2 saat uzaklıkta olması nedeniyle okulun lojmanında kalan ücretli öğretmen Pınar Aktaş, kış aylarının soğuk geçtiği mezrada, sabahları sobayı yakarak işe başlıyor. İsmail’in hem tek öğretmeni hem de okuldaki tek arkadaşı olan Aktaş, teneffüs saatlerini bahçede çeşitli oyunlarla değerlendiriyor.

“AİLE GİBİ OLDUK”

Öğretmen Pınar Aktaş, “Köye geldiğimde 2 saatlik bir mesafenin olduğunu gördüm. Okula geldiğimde de farklı bir şaşkınlık içerisindeydim. Okulda sadece 1 öğrenci vardı. Daha öncelerde görev yaptığım okullarda kalabalık sınıflar vardı. Tabii ki o da farklı bir deneyim ama bir öğrencinin olması çok farklı bir deneyim. Eğitim konusunda daha farklı üzerine düştüm. Eğitiminden kesinlikle geri çekilmedim, daha çok önem verdim. Öğrencimin hem öğretmeni hem okul arkadaşıyım. Öğrencimle badminton, satranç, futbol tarzı oyunları oynuyoruz. Teneffüslerimizi bu şekilde değerlendirebiliyoruz. Ders işlerken eğlenceli hale getirmeye çalışıyorum. Okuldan soğumamasını sağlıyorum. Sabah sobayı yakıyorum. İsmail’in gelmesini bekliyorum. O geldikten sonra dersimizi işliyoruz. Bazen olumsuz hava koşulları olabiliyor. O zaman da evine giderek ona ders veriyorum. Orada eksikliğini tamamlamaya çalışıyorum. İsmail neşeli, çalışkan, söylenenleri çabuk kavrayabilen bir öğrenci. İleride güzel bir yerde olacağını düşünüyorum. Burada tek öğretmen olduğum için önem veriliyor. Biz birer aile gibi olduk. Öğretmenden ziyade abla da oldum, arkadaş da oldum. Bu sayede aileyle de çok samimi olduk” diye konuştu.

“BİR ÖĞRENCİMİZİ DAHİ KAYBEDECEK DURUMUMUZ YOK”

Zor bir coğrafyada kalan öğretmen Pınar Aktaş’ın büyük fedakarlık yaptığını ifade eden İlçe Milli Eğitim Müdürü Veysi Bozkurt da “Burası bizim narin okullarımızdan bir tanesi. Doğayla iç içe. Ancak şu özelliği var; tek öğrencisi olan bir okulumuz. Milli Eğitim Bakanlığımızın geçen sene çıkartmış olduğu yönetmelik dahilinde, tek öğrenci dahi olsa biz tüm okullarımızı fırsat eşitliği dahilinde öğretmen görevlendirip, kendilerine gerekli eğitim hizmetlerini sunuyoruz. Geleceğin nesillerini yetiştirmede, bir öğrencimizi dahi kaybedecek durumumuz yok. Etrafı dağlarla çevrili, kış şartlarının çok ağır geçtiği bu bölgemizde bir kadın öğretmenimizin tek başına burada bulunup, bu hizmeti icra etmesi gerçekten kolay bir şey değil” ifadelerini kullandı.

“OKULUMU VE ÖĞRETMENİMİ ÇOK SEVİYORUM”

Büyüyünce polis olmak istediğini söyleyen İsmail Bozkurt da “Okulumu ve öğretmenimi çok seviyorum. Tek öğrenci olmama rağmen sıkılmıyorum. Çünkü öğretmenimle hem ders yapıyoruz hem de oyun oynuyoruz. Öğretmenim bana çok iyi davranıyor. Benim 2 tane yavru keçim var. Okul bittikten sonra keçilerimin yanına gidiyorum. Onlarla oynuyorum” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tek-ogretmen-tek-ogrenci/feed/ 0
Maden kazasında ihmal iddiası: İkinci kaçış yolu detayı https://www.foxhaber.com.tr/maden-kazasinda-ihmal-iddiasi-ikinci-kacis-yolu-detayi/ https://www.foxhaber.com.tr/maden-kazasinda-ihmal-iddiasi-ikinci-kacis-yolu-detayi/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:30:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4614 Elazığ’ın Palu ilçesine bağlı Kayaönü yakınındaki Bedri Aydın’a ait krom madeninde 26 Şubat’ta göçük oldu. İşçilerden biri kendi imkanlarıyla kurtulurken, göçük altında kalan, maden ocağının sahibi Bedri Aydın’ın da oğlu olan Zülfü Aydın ile Ahmet Çelik ve Yunus Yaral ekiplerin çalışmasıyla kurtarıldı. Yaralı 3 işçinin hastanedeki tedavileri sürüyor.

‘TEK SEVİNDİRİCİ TARAF HAFİF YARALANMAYLA OLAYI KAPATMAMIZ’

Eski Elazığ Maden Mühendisleri Odası İl Temsilcisi ve maden mühendisi Mehmet Rojbin Bingöl, yaşanan göçük olayında gözlemlerine göre ihmal olduğunu iddia etti. Bingöl, “Bu ocakta yaklaşık 1,5 yıl önce işletmeye geçilmiş. Daha önce arama yapılmış, sonradan işletmeye geçilmiş. Üretim esnasında galeri sürme yöntemiyle faaliyetlerini devam ettiriyor. Tahkimat sistemi uygulanmış. Sahadan yapılan incelemeler, diğer meslektaşlarımızdan almış olduğumuz bilgilere dayanarak ve bizim gözlemlerimize göre ocakta ilerleme yapılıyor, tahkimat yapılıyor ve çok büyük ihtimalle bunlar cevhere ulaştılar. Kromu almak için ani bir manevrayla bir an önce madeni çıkartmak için söküm yaptılar. Bunun yaparken göründüğü kadarıyla birinci kaçış yapılmış ama ikinci kaçış yolu yapılmamış. Şayet ikinci kaçış yapılmış olsaydı kimsenin burnu kanamadan kurtulacaklardı. Tahkimatın üstüne teker dediğimiz destekleyici materyaller büyük ihtimalle kullanılmamış. Kütlenin düşüşü ve kazanın oluşu onu gösteriyor. Galeride bir ihmal var. Tek sevindirici taraf hafif yaralanmayla olayı kapatmamız” dedi.


‘YANLIŞ KAZI YÖNTEMİ İLE MAALESEF GÖÇÜKLER OLUŞUYOR’

Mehmet Rojbin Bingöl, Elazığ’da 200’ün üzerinde maden ocağı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Buradan yola çıkarak şu noktaya varmamız gerekiyor; Elazığ bölgesi madenciliğin yoğun olduğu bir şehir. Buralarda sıkı denetimler ve mühendislik hizmetleri verilmesi şartıyla bu kazaların hepsinin önüne geçilebilir. Madencilik faaliyetleri yürütülürken muhakkak mühendislik hizmeti alınması gerekiyor. Diploma kiralamasıyla, yani mühendisin diplomasını alıp göstermelik koyup, ‘sen otur, sana şu kadar maaş veririz’ şeklinde değil, bir mühendisin o ocağın sürekli başında olması, ocağın denetlenmesi ve kontrol etmesi gerekiyor ki bu tür kazaların önüne geçebilelim. Kayaönü bölgesindeki kazaların olmasının tek sebebi metalik madenin zenginleştiği bir bölgedir. İlerleme yapılırken cevhere varıldığında bir an önce onu alma peşinde olup hemen üretime geçiyorlar. Kazanın yaşandığı ocakta cevhere ulaşılmış, güzel bir damar kalınlığı yakalanmış. Emniyet önlemleri alınmış olsa sıkı, doğru bir tahkimat yapılmış olsaydı göçme meydana gelmeyecek, bu kaza önlenecekti. Yer altı hareket halindedir. Boşluklar olabilir. Jeolojik verilerden yararlanmayıp yanlış bir kazı ve ilerleme yöntemi ile maalesef göçükler oluşuyor ve bu göçükler ölümcül kazalara sebep olabiliyor. O bölgedeki kazaların sebebi budur. Coğrafyayı, topoğrafyayı okumamamızdan dolayı yanlış ilerleme ve madencilik tekniklerinden dolayı kazalar meydana geliyor.”

AYNI KÖYDE 2021 VE 2023’TE ÖLÜMLÜ KAZALAR YAŞANDI

Aynı köyde 2021 ile 2023 yıllarında farklı maden ocaklarında yaşanan kazalarda işçi ölümleri yaşanmıştı. 2021’de krom çıkarılan özel bir maden ocağında çalışan kuzenler Salih Yıldırım (29) ile Adem Yıldız (30), asansör olarak kullanılan vagondaki demirin kopması sonucu 25 metreden düşerek hayatını kaybetti. 2023’te ise yine farklı bir krom madeninde yaşanan patlama sonucu göçük altında kalan 2 işçiden Remzi Tahtacı yaşamını yitirdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/maden-kazasinda-ihmal-iddiasi-ikinci-kacis-yolu-detayi/feed/ 0
Yalnızlar için 5 film https://www.foxhaber.com.tr/yalnizlar-icin-5-film/ https://www.foxhaber.com.tr/yalnizlar-icin-5-film/#respond Mon, 19 Feb 2024 21:06:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3631 İnsan yalnız mıdır, yoksa tek başına mı? Yalnızlık vazgeçilemeyen bir yaşama biçimi, bir tercih midir? Bireysel ya da toplumsal travmalara karşı devreye sokulan bir otokontrol mekanizması mıdır? Peki ya sevgilisi, ailesi, dostları olduğu halde kendini yalnızlığın karanlık dehlizinde kapana kısılmış hissedenler? Hayatın anlamını bir kısır döngünün ortasında mı arıyoruz? Şimdi gelin felsefeyi bir kenara bırakalım. Sinemada yalnızlığı en iyi anlatan yabancı filmlerden 5’ine yakından bakalım.

DURGUN HAYAT (STILL LIFE) 2013

Tabutun üzerindeki tek bir gül, kısa süre önce hayata veda etmiş bir kadının yastığında kalan baş izi, bir ayağı kırık koltuğun altındaki kitap destesi ya da birbirleriyle hiç tanışmamış insanların anılarının buluştuğu ortak bir fotoğraf albümü… İnceliklerle yüklü Durgun Hayat, dinginlikle ve büyük bir asaletle anlatıyor yalnızlığı. Ve sinema tarihine geçmesi gerekirken gölgede kalan bir karakter yaratıyor: John May… Hayatını kaybeden yalnız insanların yakınlarına ulaşıp cenaze merasimlerini organize eden bir sosyal görevli. Ama öyle sıradan bir memur değil John. İşine tutkuyla bağlı, olağanüstü derecede özenli… O yalnızlar, kimsesizler mezarlığına gömülmesinler diye, uzak bir akrabanın ya da eski bir arkadaşın izini sürüyor bir dedektif gibi. Gün geliyor, bu uzun zaman alan titiz araştırmaları yüzünden 22 yıllık mesleğinden oluyor. Ama John’un yarım bırakmak istemediği son bir işi var.

BEDEN VE RUH (TESTRÖL ÉS LÉLEKRÖL) 2017

Karla kaplı bir ormanın ortasındaki 2 geyik… Birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir erkek her gece aynı rüyayı görebilir mi? Peki ruhları rüyalarda buluşan bu iki beden gerçek hayatta bir araya gelebilir mi? Beden ve Ruh “gölge”ye sığınan, korkularıyla yüzleşemeyen, üniversite mezunu ve kariyer sahibi bir yetişkin olmasına rağmen hala bir pedagogdan medet uman, ruhu ve bedeni mekanikleşip takıntıların esiri olmuş bir asosyal olan Maria ile bilinçli olarak yalnızlığı tercih etmiş ama insancıl yanı baskın bir engelli olan finans müdürü Endre’nin hikayesi… Tek ortak noktaları kırılganlıkları olan, gerçek dünyaya uyumsuz bu iki karakterin iletişim çabasına odaklanan film, sinemada şiirselliğin kanlı bir mezbahada bile nasıl yakalanabileceğinin de göstergesi…

OSLO 31 AĞUSTOS (OSLO 31. AUGUST) 2011

Oslo 31 Ağustos, uyuşturucu bağımlısı Anders’in 1 günlük yaşamından bir kesit… Etrafındakiler tekdüze hayatları, gerçekleştiremedikleri hayalleri olsa da rutinin ortasında mücadele etmekten vazgeçmezken, Anders yakaladığı fırsatlara rağmen amacını yitirdiği yaşamına bir türlü tutunamıyor. Ona yetenekleri ve sahip olduğu imkanlar hatırlatıldığında bile, “Elimde hiçbir şey yok, sıfırdan başlayamam” diyerek aciz gördüğü varlığından kurtulmak için çabalıyor. Ne ailesi ne de arkadaşları buna bir anlam verebiliyor. Yalnız değil tek başına olan Anders’in ruhu mutsuzlukla, sevgisizlikle, tatminsizlikle kıvranıyor. Toplumun bireye dayattığı düzeni sorgulayan ve seyirciyi derin varoluşsal sorgulamalara iten yönetmen Joachim Trier boş mekanlar-boş ruhlar alegorisiyle de tükenmişliğin fotoğrafını çekiyor.

THE LOBSTER (2015)

Gerçeküstü ve tekinsiz filmlerin yaratıcı yönetmeni Yorgos Lanthimos, modern toplumların birey üzerinde oluşturdukları sosyal baskıyı hicvettiği The Lobster’da distopik bir yakın geleceğin komik tasvirini yapıyor. Yalnızlığın yasak olduğu bu hayali ülkenin hayali şehrindeki kanunlara göre ilişkisi olmayan insanlar ‘tedavi’ için bir otelde alıkonulacak, 45 gün içinde birbirleriyle eşleşemezlerse kendilerinin seçtikleri bir hayvana dönüştürüleceklerdir. 100 yıl yaşayabildiği için ıstakoz olmayı tercih eden David işte o yalnızlardan biri. Kahramanımız bir kadınla “uyum” sağlayıp şehre geri mi dönecek, yoksa hayatına bir ıstakoz olarak mı devam edecek? Bu kuralcı topluma başkaldırıp ormanda yaşayan bir grup “yalnız”ın kendi yarattıkları baskıcı sisteme mahkum olmalarını da aynı soğukkanlı mizahla hicveden film, kendisinden olmayanı potansiyel tehlike olarak gören hayali toplumsal düzenlere yöneltilen sıra dışı bir eleştiri.

AŞK (HER) 2013

Birbirinden yaratıcı kısa filmleri, müzik videoları ve reklam filmleri ile ünlenen, 1999 yılında “John Malkovich Olmak” ile uzun metraja geçen ABD’li yönetmen Spike Jonze, “Her”de teknolojinin gelişimiyle birlikte gittikçe yalnızlaşan modern dünyanın gidişatını, yakın gelecekte pek olası görünen sözde distopik bir hikaye ile gözler önüne seriyor. Öyle ki sevdiklerine olan duygularını dile getirmekten bile yoksun insanların şahsi mektuplarını bile profesyonellere yazdırıp satın aldıkları bir dünya burası… Film, karısı tarafından terk edilmiş, en yakınındaki insanlara dahi yabancılaşmış mektup yazıcısı Theodore’nin bir yapay zeka programını satın almasıyla değişen hayatını konu alıyor. Sadece bir sesten ibaret olan Samantha, Theodore’u dünyevi gerçeklikten koparıyor. Aşkı, tutkuyu, güven ve mutluluğu o sanal varlıkta tadıyor. Sizce de burada ters giden bir şeyler yok mu? Bilgisayar programlarını değil zihinlerimizi güncellemenin vakti gelmedi mi?

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yalnizlar-icin-5-film/feed/ 0
İtirafçı sırra kadem bastı… Bombalı saldırıda beraat kararı https://www.foxhaber.com.tr/itirafci-sirra-kadem-basti-bombali-saldirida-beraat-karari/ https://www.foxhaber.com.tr/itirafci-sirra-kadem-basti-bombali-saldirida-beraat-karari/#respond Fri, 02 Feb 2024 21:09:27 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2857 Diyarbakır’ın Hazro İlçesindeki Teknebaşı Jandarma Karakolu yakınlarında 9 Aralık 2016 gecesi bomba yüklü araçla düzenlenen saldırı olayında aracın boyanarak içine bombaların yerleştirilmesiyle ilgili yargılanan sanık hakkında mahkeme beraat kararı verdi. Sanık M.K. hakkında tek delilin terör örgütünden kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan itirafçı Recep Karataş’ın teşhis ve ifadeleri olduğu, itirafçının mahkeme huzurunda dinlenmesi için tüm aramalara ve yazışmalara rağmen bir türlü bulunmadığı için bu karardan vazgeçilerek sanık hakkında “Delil yetersizliğinden” beraat kararı verildi.

Hazro kırsalındaki Teknebaşı Jandarma Karakolu yakınlarında PKK’lı teröristlerce askeri konvoyun geçişi sırasında bomba yüklü bir araç uzaktan kumandayla infilak ettirildi, olayla can kaybı yaşanmazken hain saldırı sonrasında PKK’lı terörist Recep Karataş güvenlik güçlerine teslim oldu.

“ÖRGÜTE MİLİSLİK YAPIYOR” İDDİASI

İtirafçı terörist bölgede gerçekleşen bombalı ve silahlı saldırılarla ilgili itiraflarda bulunduktan sonra terör örgütüyle işbirlikçilik yapan kişileri de tek tek fotoğraflarından teşhis etti ve bombalı araçla ilgili olarak da “Bize örgüt üst yönetiminden talimat geldi. Hazro’daki saldırıda kullanılan aracın boyanması ve bombaların araca yüklenmesinde M.K. bize yardımcı oldu. Bu kişi örgüte milislik yapmaktadır” dedi.

Yakalanan sanık hakkında terör örgütü üyesi olmaktan dava açıldı. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan M.K., kendisiyle ilgili teşhislerde bulunup aleyhine ifade veren teröristi tanımadığını belirterek beraatını istedi.

İTİRAFÇI BUHAR OLDU

Mahkeme heyeti sanık hakkında tek delilin teslim olan itirafçı teröristin ifadesi ve teşhis tutanağı olması nedeniyle Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’ne yazı yazdı. Gelen cevapta, sanık hakkında etkin pişmanlık kapsamında aleyhine verilmiş bir ifade olmadığı gibi örgütün talimatıyla herhangi bir toplantı ve gösteriye katıldığına dair de bilgi bulunmadığı belirtildi.

Sanık aleyhine ifade veren terörist Recep Karataş’ın ise mahkeme huzurunda dinlenilmesi için yapılan tüm yazışmalara rağmen açık adresinin bulunmadığı ve kendisine ulaşılmadığı için yargılamanın sürüncemede kalmaması için mahkeme bu kararından vazgeçti. Mahkeme hakkında tek delilin itirafçı ifadesi olması nedeniyle bu ifadenin de mahkeme huzurunda alınamamış olması nedeniyle sanık hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtti.

“ŞÜPHELİ DELİLLER ALEYHİNE YORUMLANAMAZ”

Mahkeme gerekçeli kararında şunlara yer verdi:

– Ceza muhakemesi hukuku açısından serbest delil ve vicdani ispat sistemi geçerlidir. Eylemi yargılayan hakimlerin hukuka uygun şekilde elde edilen her türlü delili kullanarak ispata ulaşmasını, sanığın aleyhine olduğu gibi lehe delilleri de araştırıp değerlendirerek, kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşması gerekir. Delil takdirindeki serbesti, keyfilik olarak algılanmamalı, akla, mantığa ve bilimsel kurallara aykırı olarak değerlendirilmemelidir.

– Ceza Muhakemesinde önemli yer tutan tanıklık, yargılamaya konu fiilin fail tarafından işlenip işlenmediği ya da nasıl işlendiği konusunda yargılama makamının kanaate ulaşmasını sağlayan kanıtlardan birisidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir.

“BAŞKA BİR SOMUT DELİL YOK”

– Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Sanığın alınan savunmalarında itirafçı Recep Karataş’ı tanımadığını, bombalı eylem ile ilgisinin bulunmadığını belirtmiştir. Sanığın inkâra yönelik savunmaları karşısında mahkememizce kendisine ulaşılamaması nedeniyle dinlenilemeyen Recep Karataş’ın soruşturma aşamasında alınan ifadeleri dışında başkaca delil bulunmadığı, bu kapsamda sanığın terör örgütü üyeliği suçunu işlediğine dair kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı somut delil bulunmadığından suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatına karar verilmesi gerekmiştir.


15 METRE GENİŞLİĞİNDE ÇUKUR

9 Aralık 2016 gecesi Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde PKK mensuplarınca Teknebaşı Jandarma Karakolu’na bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda yaklaşık 2 ton patlayıcı kullanılmıştı. Yaklaşık 2 ton patlayıcı yüklü kamyonet karakola 300 metre uzaklıkta infilak etmişti. Olay yerinde 15 metre genişliğinde ve 3,5 metre derinliğinde çukur oluşmuştu. Patlama nedeniyle karakolun ve çevre köylerdeki evlerin camları kırılmış, olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı çalışmalar sonucunda iki teröriste ait olduğu değerlendirilen ceset parçaları bulunmuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/itirafci-sirra-kadem-basti-bombali-saldirida-beraat-karari/feed/ 0
Bitkisel hayattan çıkıp ikinci yaşamına başladı: Hayali Tarkan’la şarkı söylemek https://www.foxhaber.com.tr/bitkisel-hayattan-cikip-ikinci-yasamina-basladi-hayali-tarkanla-sarki-soylemek/ https://www.foxhaber.com.tr/bitkisel-hayattan-cikip-ikinci-yasamina-basladi-hayali-tarkanla-sarki-soylemek/#respond Mon, 29 Jan 2024 09:39:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2755 Üroloji Uzmanı Ahmet Köse ile Radyoloji Uzmanı Hale Kabacaoğlu’nun tek çocukları olan Neslihan Köse, 2001 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü 2’nci sınıfta okurken yılbaşı tatili için Bursa’da yaşayan ailesinin yanına geldi.

Duş almak için banyoya giren Neslihan, uzun süre kalınca, durumdan şüphelenen annesi Dr. Hale Kabacaoğlu içeri girdi.

Kızını yerde hareketsiz bulan Dr. Kabacaoğlu, olayın şokunu üzerinden atıp, Neslihan’ın duran kalbini, yaptığı kalp masajıyla yeniden çalıştırdı.

Neslihan Köse, çağırılan ambulansla Devlet Hastanesine kaldırıldı. Karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle komaya giren genç kız, önce Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne, buradan da İstanbul’daki, o dönem ismi GATA olan hastahaneye sevk edildi.

Hastanede 2 ay kalan Neslihan, annesinin isteğiyle Ankara Bilkent TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi’ne yatırıldı.

Çekilen MR’ında tıpta atrofi diye tanımlanan beyin hücrelerinin tamamına yakınının ölü olduğu görüldü.

Kızına, ölümü yakıştıramayan Hale Kabacaoğlu, doktorların “Gerekirse organ bağışı yapar mısınız?” teklifini kabul etmedi.

“BİTKİSEL HAYATTAKİ KIZINA MÜZİK DİNLETİP, KİTAP OKUDU”

Eşinden boşanıp mesleğine ara veren Hale Kabacaoğlu, velayeti kendisinde olan kızının tedavisi süresince hastanede çocuğunu yalnız bırakmadı.

Bitkisel hayattaki çocuğuna, Mozart’ın parçalarını dinletip, kitap okudu, hikayeler anlattı.

Yanından ayrılmadığı Neslihan’ın, geceleri uyurken düşmemesi için de kelepçeyle elini eline bağladı.

Neslihan aylar sonra, hafızası silinmiş olarak gözlerini açtı, uzun süren tedavinin ardından da taburcu edildi.

Hale Kabacaoğlu, 19 yaşındaki kızını yeni doğan bir bebek gibi 3 sene altını bezledi, ardından da yemek yeme ve tuvaletini giderme gibi temel eğitimler verdi.

Fitoterapi, apiterapi, hirudoterapi, bioenerji, 2 kez kök hücre nakli yaptırdı.

Sağlığına kavuşması için, Brezilya, Avusturya, Güney Kore’ye götürdü. Verdiği eğitim ve yaptığı tekrarlarla, Neslihan’a okuma ve yazmayı hatırlattı.

“EVİNİN DUVARLARINI YIKTI”

Hale Kabacaoğlu, kızının yürürken çarptığı evin iç duvarlarını yıktırdı, kapıları kaldırdı.

Evin çeşitli noktalarına ayna yerleştiren Hale Kabacaoğlu, Neslihan’ın odalardaki hareketlerini gözlemlemeye başladı.

Kabacaoğlu, kızının öğrendiklerini kolay unutması için çareyi, duvarlara yazı yazmakta buldu.

Havlu, diş macunu, lavabo, ayna gibi materyallerin üzerine yazılan yazılarla Neslihan’ın bu objelere, hatırlatma ihtiyacı duymadan ulaşmasını sağladı.

“KIYAMETTEN SONRA İŞİN O KADAR KOLAY OLMADIĞINI ANLADIM”

2001 yılında Neslihan’ı banyodan ölü çıkardığını, kızının göz bebeklerinde 15 gün ışık refleksi dahi olmadığını ve kayıtlara da ölü olarak geçtiğini ifade eden ancak bir an olsa bile ümidini kesmediğini belirten Hale Kabacaoğlu, “İlk doğurduğum çocuk normal bir çocuktu. 19 yaşına kadar normaldi.

Kıyametten sonra, ben her şeyi yeni doğmuş gibi öğretirim diye düşünürken, işin o kadar kolay olmadığını anladım. Çünkü normal bir insan beynine bazı şeyler öğretmek çok kolay ama bütün hatları kopmuş, kesilmiş, nöronları olmayan bir beyine bazı şeyleri öğretmek çok çok zor.

Defalarca tekrarlaya tekrarlaya yer etmesini sağlıyorsunuz. Bir tuvalet eğitimi için 6 ay ben banyoda hayatımı geçirdim. Dil felcini çözmek için 1 hafta boyunca sabah 8’den gece 12’ye kadar sürekli sayı saydırttım.

Çok büyük bir mücadele, çok büyük bir azim ve evet çok büyük bir sabır. Neslihan için diyorlar ki, ‘En büyük avantajın annenin Hale Hanım olması.’ Ben bütün hepsini Neslihan’da kullandım. Doktorluğumu da anneliğimi de sağlık personelliğimi de hepsini” sözleriyle yaşadığı zorlu süreci anlattı.

“AKLIYLA, FİKRİYLE, ZEKASIYLA, HER ŞEYİ İLE BENİM YANIMDA”

22 yılda Neslihan’ın fiziksel olarak büyük ilerleme kaydettiğini ama mental olarak önlerinde daha çok uzun bir yolun olduğunu söyleyen Kabacaoğlu, şunları söyledi:

“Fiziksel olarak yüzde 95 diyebilirim. Senin yaptığın her şeyi Neslihan yapabilir. Neslihan yürür, Neslihan koşar, Neslihan oturur, kalkar ki bunların hiçbirisi bana yapacak diye söylenmedi. Böyle olmayacak denildi. Yatalak hasta olacak denmişti.

Yürüyemeyecek ancak yürürse böyle oraklama tarzında. Ama Neslihan şu anda normal yürüyor. Yüzde 95, belki yüzde 100’ünü geri kazandım ben. Mental olarak daha yavaş ilerliyoruz. Çünkü MR’larında total kortikal atrofi var. Yani beyin hücresi kalmamış gibi.

Olayın başında, Neslihan nasıldı biliyor musun? Ben sandalyeye oturtuyordum, ben sandalyeden kaldırıyordum. O sandalyede oturduğu süre içinde bana öyle geliyordu ki, sanki bir tül perde arkasında veya bulutların arkasında, Neslihan’ın bedeni oradaydı ama kendi yoktu orada. Kendi yoktu.

Ama şu anda Neslihan aklıyla, fikriyle, zekasıyla her şeyiyle şu anda benim yanımda. Konuşma geri geldiğinde her kelimeyi tekrarlıyordu. Şu anda biz karşılıklı muhabbet ediyoruz.”

“ŞARKILAR ÖLMÜYORMUŞ”

Sosyal hayata adapte olması için Türk sanat müziği korosunda eğitim alan, hem solo hem koro konserle ilk sahne deneyimini de yaşayan Neslihan’ın, şarkı söylemeyi çok sevdiğine dikkat çeken Hale Kabacaoğlu, “Amerika’ya gittiğimde, oradaki tıp bilim adamlarıyla görüştüğümde, bana bir Koreli çocuktan bahsetmişlerdi, dünyada yaşayan ilk vaka oymuş diye.

Egzoz gazından zehirlenmiş. O da şarkıcı olmuş. Kore’ye götürdüğümde de bana öyle dediler. Şarkının beyinde belli bir yeri yokmuş. Yani hafızada, bellekte yeri yokmuş. Dolayısıyla onu kronolojik sırayla geri çağıracak yer olmadığı için, şarkılar ölmüyormuş. Eski şarkıları da hatırlıyor, yeni kayıt da yapıyor. Şarkı hafızası böyleymiş” diye konuştu.

“ÇOCUĞUMUN BENDEN SONRAKİ İSTİKBALİ EN BÜYÜK ENDİŞEM”

En büyük endişesinin, hayatını kaybetmesi durumunda Neslihan’ın tek başına kalacak olması olduğunu söyleyen Hale Kabacaoğlu, “Benden sonra çocuğumun istikbali, en büyük endişem o. Onun için de birtakım girişimlerim var. Yani şu, ben elimden gelen en güzel hayatı yaşatmaya çalışıyorum.

Yurt dışı gezilerimiz, yurt içi gezilerimiz, dışarıda arkadaşlarla toplantılarımız yani sosyal hayata ağırlık verdim. Benden sonra da aynı şekilde mutlu olsun istiyorum çocuğum. Darüşşafaka’yı düşünüyorum ben. Urla’daki İzmir’deki Darüşşafaka’yı. O konuda görüşmelerim var, girişimlerim var.

Çocuğum benden sonra da mutlu olsun, iyi yaşasın istiyorum. Benle yaşayabildiği kadar yaşasın. Sonuna kadar yaşasın. Ama o benden çok genç. Benden daha çok yaşayacak o. Ben yaşadığım sürece zaten o benim başımın tacı. Vermem, kimseye emanet etmem” ifadelerini kullandı.

“NESLİHAN İŞ KADINI OLACAKTI, BEN DE TORUNLARIMA BAKACAKTIM”

Neslihan’ın en büyük hayalinin iş kadını olmak, kendisinin ise torunlarına bakmak olduğunu söyleyen Kabacaoğlu, “Neslihan, mühendis olacaktı. Hatta ona bir fabrika arsası almıştık. Onu yapacaktık. Yani bir iş kadını olacaktı. Malzeme bilimleri mühendisi olacaktı.

Tabii o hayalimiz de öldü. O iş kadını olacaktı, benim hep hayalim oydu. Topuklu pabuçlarla yürüyecekti. Ben de torunlarıma bakacaktım. Onun çocuklarına bakacaktım. Öyle bir hayat düşlüyordum ben. Ama olmadı. Şimdi olabildiğince mutlu etmeye çalışıyorum çocuğumu” diye konuştu.

“HER 30 ARALIK’TA ÖLÜP, 31 ARALIK’TA YENİDEN DOĞUYORUZ”

22 yıl önce yılbaşı kutlamasına hazırlanırken yaşadıklarının bir an bile aklından çıkmadığını, her 30 Aralık’ta o günü tekrar yaşadığını söyleyen Hale Kabacaoğlu, ölüme inat her 31 Aralık’ta da yeniden hayata başladıklarını belirterek şunları söyledi:

“Yılbaşı tatili için gelmişti. O gün sabah ehliyet sınavına girdi, sınavı kazandı. Öğleden sonra beraber yılbaşı alışverişi yaptık. Akşam eve geldik. Hatta saç boyası aldık, Neslihan benim saçlarımı da boyayacaktı.

O banyoya girdi. Ben de mutfakta ertesi gün için yemek hazırlığına giriştim. Aramızda bir duvar vardı. Banyodan çıkıp saçlarımı boyayacaktı, ben banyoya girecektim. Ama olay hiç gerçekleşmedi. Çünkü banyodan Neslihan’ı ölü çıkardık o gece.

Ondan sonraki yılbaşları, 30 Aralık günleri çok kötü geçiyor, ağlayarak geçiyor. Bir gün öncesi, 30 Aralık öyle geçiyor ama 31 Aralık’ta, Allah’a şükür mezarlığa gitmedim diye dua ediyorum ben. Her yılbaşında 30 Aralık’ta ölüyoruz, 31 Aralık’ta doğuyoruz.”

“HAYATTAKİ VAZGEÇİLMEZLERİ ANNESİ, KAHVE İÇMEK VE ŞARKI SÖYLEMEK”

Hayattaki vazgeçilmezleri, annesi, kahve içmek ve şarkı söylemek olan Neslihan Köse, haftanın 5 günü, 3 farklı rehabilitasyon merkezine gidiyor, el becerilerinin gelişmesi için eğitim alıyor.

Ayrıca sosyal hayata hazırlık için de kognitif terapi gören Neslihan’ın en büyük keyiflerinden biri de yurt dışı seyahatleri.

Şu ana kadar gittiği ülkeler arasında en sevdiğinin Brezilya olduğunu söyleyen Neslihan, nisan ayında Sakura Festivali için Japonya’ya gitmeye hazırlanıyor.

11 Nisan’daki doğum gününü de Japonya’da kutlayacak olan Neslihan, “Japonya’ya gideceğiz. Heyecanlıyım, çok güzel bir gezi olacak. Daha yeni Berlin’den geldik. Güzel geçti. Japonya’nın yemeklerini merak ediyorum” dedi.

“İKİNCİ BİR NESLİHAN YETİŞTİRİYORUZ”

Annesi sayesinde hayata yeniden dönme şansı yakaladığını ifade eden Neslihan, “Hayata yeniden başladım. İkinci bir Neslihan yetiştiriyoruz çünkü. Bu Neslihan güzel, şirin, tatlı. Tatlı bela. Kendimi severim. Hayattaki vazgeçilmezim annem, annemden başka kimse olamaz ki” diye konuştu.

Neslihan’ın en büyük hayali ise, “Tarkan’la birlikte şarkı söylemek. Tarkan’ı çok sevdiğini söyleyen Neslihan, onun parçalarından birini de seslendirerek, Tarkan’ı çok seviyorum. Onunla beraber şarkı söylemek istiyorum” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bitkisel-hayattan-cikip-ikinci-yasamina-basladi-hayali-tarkanla-sarki-soylemek/feed/ 0
Şimşek: Kripto varlıklara ilişkin yasal düzenlemede son aşamaya gelindi https://www.foxhaber.com.tr/simsek-kripto-varliklara-iliskin-yasal-duzenlemede-son-asamaya-gelindi/ https://www.foxhaber.com.tr/simsek-kripto-varliklara-iliskin-yasal-duzenlemede-son-asamaya-gelindi/#respond Wed, 10 Jan 2024 21:12:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2125

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kripto varlıklara ilişkin yasal düzenlemede son aşamaya geldiklerini belirterek, “Kripto varlık düzenlemesiyle temel hedefimiz bu alanı daha güvenli hale getirmek ve ortaya çıkabilecek riskleri bertaraf etmek” dedi.

Şimşek, hazırlıkları devam eden kripto varlıklar konusundaki yasal düzenlemeye ilişkin değerlendirmede bulundu.

Kripto varlıklara ilişkin yasal düzenlemenin teknik çalışmalarında son aşamaya geldiklerini ifade eden Şimşek, özellikle salgın süreci ve sonrasında kripto varlık alım-satım platformlarına yoğun ilgi oluştuğunu söyledi.

‘RİSKLERİN AZALTILMASI ADINA ADIM ATIYORUZ’

Şimşek, bu ilginin hem bazı platformlardaki kötüye kullanımlar hem de aşırı fiyat hareketleri sebebiyle çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğine dikkati çekerek, “Dolayısıyla ülkemizde uluslararası uygulamalara benzer şekilde kripto varlıklarla işlem yapan tarafların risklerinin azaltılması adına adım atıyoruz. Bu aynı zamanda gri listeden çıkmak için FATF kapsamında atmamız gereken adımlardan birini de oluşturuyor” diye konuştu.

Şimşek, Merkez Bankası ve MASAK’ın halihazırda bu konuda yaptığı düzenlemeleri olduğuna işaret ederek, “Bu düzenlemelerle platformlarda gerçekleşen işlemler ve transferler gibi konularda bilgi sahibi olabilme imkanını edindik ama tabii bundan daha fazlasını yapmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Uluslararası kuruluşların da konuyla ilgili çalışmalarını yoğunlaştırdığına işaret eden Şimşek, dünya genelinde bu konuda tek bir düzenlemenin olmadığını ABD ve Avrupa ülkelerinin farklı uygulamalara gittiğini anlattı.

Şimşek, dünyadaki gelişmeleri yakından ve temkinli şekilde izlediklerini belirterek, “Gelinen aşamada yurt dışı uygulamalara baktığımızda kripto varlıklarla ilgili olarak ülkelerin kendi finansal ve hukuk sistemlerine uygun yaklaşımları benimseyerek ilerlediklerini görüyoruz. Bu anlamda ülkemizde de düzenlemeyle ilgili adımlar atılması gerektiği ortaya çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.

KAPSAYICI TANIM YAPILDI

Şimşek, yasal çalışmanın temel hedefinin, platformları ve burada gerçekleşen işlemleri düzenleme altına almak olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Kripto varlık alım satım platformlarına SPK tarafından lisans verilecek, finansal kuruluşlara benzer olarak asgari faaliyet şartları zorunluluğu getirilecek. Bunlar kurucu ve yöneticilere ilişkin şartlar, organizasyonel yükümlülükler, sermaye şartı, bilgi işlem altyapısı yükümlülükleri şeklinde olacak. Faaliyet şartlarının detayları ikincil düzenlemeyle belirlenecek. Tabi bu düzenlemeleri yaparken bazı tanımları da yapmak gerekiyor. Uluslararası düzenlemelerle uyumlu olacak şekilde kripto varlık, cüzdan, kripto varlık hizmet sağlayıcı, kripto varlık saklama hizmeti ve kripto varlık alım-satım platformu tanımlarına yer verildi.

Taslağımızda kripto varlıklar geniş anlamda tanımlandı. Buna göre, kripto varlık, ‘Dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayrimaddi varlıklar’ olarak tanımlandı. Belirli sınırlar dahilinde yapılacak tanımların ileride ortaya çıkabilecek farklı kripto varlıkları kapsamayabileceği değerlendirilerek, tanımın en kapsayıcı şekilde oluşturulması amaçlandı.”

Kripto varlık ihracı konusunda taslakta iki farklı hususun düzenlendiği bilgisini veren Şimşek, “Sermaye piyasası araçlarının Merkezi Kayıt Kuruluşundaki (MKK) kaydi sistem yerine kripto varlık olarak ihracına imkan verecek şekilde düzenleme yapma konusunda SPK’ye yetki tanınacak. Blokzincir ve benzeri teknolojileri geliştiren kişilerin, değeri bu teknolojilerden ayrıştırılamayan nitelikteki blokzincir teknolojisi altyapısını oluşturan kripto varlıklarının satışının kitle fonlaması yöntemiyle yapabilmesine yönelik düzenleme yetkisine yer verilecek.” dedi.

Şimşek, düzenlemenin bu aşamada vergiyi odak noktası olarak almayacağını ve konunun ayrıca çalışılacağını dile getirdi.

‘PLATFORMLARDAKİ KRİPTO VARLIKLARA MÜDAHALE EDİLMEYECEK’

Halihazırda platformlar nezdinde birçok kripto varlığın işlem gördüğüne işaret eden Şimşek, prensip olarak platformlarda listelenecek kripto varlıklara müdahale edilmemesine yönelik politika benimsediklerini söyledi.

Şimşek, platformlarda işlem görecek kripto varlıkların belirlenmesine ilişkin yazılı prosedür oluşturma zorunluluğu getirileceğini ifade ederek, “Bu konuda gerektiğinde müdahale de edilebilmesi bakımından ilave ilke ve esasları düzenleme yetkisi SPK’ye verildi. Taslakta yatırımcıların varlıklarının suistimal edilmesi riskine karşı saklama konusu da dikkate alındı. Saklama esasları ve saklama yapabilecek kuruluşların belirlenmesi konusunda SPK tarafından düzenleme yapılacak. Ayrıca, tedbir ve yaptırımlarla ilgili genel çerçeveyi belirliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

DÜZENLEMENİN TEMEL AMAÇLARI

Düzenlemenin, Türkiye’nin FATF’ın gri listesinden çıkmasına katkı sağlayıp sağlamayacağı hususuna da açıklık getiren Şimşek, ülkenin kripto varlıklarla ilgili “kısmi uyumlu” olarak değerlendirildiği bölümün, FATF’ın ülkenin genel eylem planı uygulama eksiklikleriyle ilgili değerlendirmesi kapsamında değil, teknik standartlarla ilgili olduğuna dikkati çekti.

Şimşek, Türkiye’nin 40 teknik standart içinde 15 no’lu “Yeni Teknolojiler” standardında “kısmi uyumlu” kategoride bulunduğuna dikkati çekerek, “Bu standart dışında geri kalanların tamamında ya ‘uyumlu’ ya da ‘büyük ölçüde uyumlu’ kategorideyiz. Kripto varlıklarla ilgili düzenleme taslağımızın yasalaşması ve kripto varlık hizmet sağlayıcıların lisanslanmaya başlamasıyla birlikte FATF’ın 15 no’lu teknik standardı kapsamında getirilen eleştirileri bertaraf edip ‘kısmi uyumlu’ kategorisinden çıkacağımız değerlendirilmektedir. Öte yandan bu konu teknik standartla ilgili olup gri listeden çıkmamız için aranan tek şart elbette sadece 15 no’lu standart değildir” dedi.

Şimşek, düzenlemenin temel amaçlarına ilişkin de şunları kaydetti:

“Kripto varlık düzenlemesiyle temel hedefimiz bu alanı daha güvenli hale getirmek ve ortaya çıkabilecek riskleri bertaraf etmek. Yaklaşımımız kısıtlayıcı değil, belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve olası riskleri kontrol altına almak üzerine kurulu. Aynı zamanda da blokzincir teknolojisi ve kripto varlık ekosisteminin gelişmesinin önünü de açmayı amaçlıyoruz.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/simsek-kripto-varliklara-iliskin-yasal-duzenlemede-son-asamaya-gelindi/feed/ 0
Canlı | Galatasaray Konyaspor maçı canlı yayın (Süper Lig 19. hafta) https://www.foxhaber.com.tr/canli-galatasaray-konyaspor-maci-canli-yayin-super-lig-19-hafta/ https://www.foxhaber.com.tr/canli-galatasaray-konyaspor-maci-canli-yayin-super-lig-19-hafta/#respond Sun, 07 Jan 2024 21:21:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2013 Galatasaray Tümosan Konyaspor maçını canlı olarak Sözcü Spor’dan takip edebilirsiniz…

Trendyol Süper Lig’de 19. haftasının kapanış maçında Galatasaray ile Tümosan Konyaspor karşı karşıya geliyor. Ligin geride kalan bölümünde 14 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi yaşayan sarı-kırmızılı takım, 44 puan topladı. Fenerbahçe’nin aynı puanla liderlik koltuğunda oturduğu ligde Galatasaray, averajla ikinci sırada yer alıyor. Lige verilen ara öncesi 18. haftada boy gösteren iki takımdan Galatasaray, Fenerbahçe derbisinde golsüz berabere kalırken yeşil-beyazlılar, sahasında Mondihome Kayserispor’u 2-0’la geçmişti.

Mutlak üç puan parolasıyla mücadeleye hazırlanan Galatasaray’da ciddi eksikler göze çarpıyor.
GALATASARAY’DA 7 EKSİK VAR

Galatasaray’da 7 oyuncu, çeşitli nedenlerle TÜMOSAN Konyaspor maçında forma giyemeyecek.

Sarı-kırmızılı takımda sakatlıkları bulunan Mauro Icardi, Davinson Sanchez ve Sergio Oliveira, sarı kart cezalıları Sacha Boey ve Lucas Torreira ile Afrika Kupası’nda mücadele edecek ülkelerinin milli takımlarına davet edilen Hakim Ziyech ve Cedric Bakambu, maçta görev yapamayacak.

Galatasaray’da Barış Alper Yılmaz da maç öncesinde sarı kart ceza sınırında bulunuyor.

SAHASINDA 25 MAÇTIR KAYBETMİYOR

Galatasaray, Süper Lig’de sahasında çıktığı son 25 maçta mağlup olmadı. Ligde taraftarı önündeki son yenilgisini geçen sezon iç sahada çıktığı ilk karşılaşma olan Giresunspor maçında yaşayan sarı-kırmızılılar, sonrasındaki 25 mücadeleyi kaybetmedi. Galatasaray, söz konusu süreçte Seyrantepe’de çıktığı lig karşılaşmalarında 23 galibiyet, 2 beraberlik yaşadı.

EVİNDE PUAN KAYBETMEYEN TEK TAKIM

Galatasaray, Süper Lig’de bu sezon sahasında puan kaybı yaşamayan tek takım konumunda. Bu sezon RAMS Park’ta çıktığı 8 maçı da kazanan sarı-kırmızılı ekip, taraftarı önünde puan kaybetmedi. Sarı-kırmızılı takım, Süper Lig’de en iyi savunma yapan takım olarak da dikkati çekiyor.

MAÇIN ÖNEMLİ NOTLARI:

● Süper Lig tarihinde bir rakibini mağlubiyet almadan en fazla konuk eden takım, Konyaspor ile oynadığı 22 iç saha karşılaşmasının hiçbirini kaybetmeyen Galatasaray (18G 4B). Sarı-kırmızılılar, Konya ekibini konuk ettiği son üç maçta puan bırakmadı.

● Galatasaray ile oynadığı son üç Süper Lig maçının ikisini kazanan Konyaspor (1M), daha önceki 41 karşılaşmada aldığı galibiyet sayısını yakalamak istiyor (3G 8B 30M). Yeşil-beyazlılar, bu rekabet tarihindeki beş galibiyetinin tamamını iç sahada elde etti.

● Galatasaray’ın başında iç sahada çıktığı 26 Süper Lig maçının sadece birini kaybeden Okan Buruk (23G 2B), tek yenilgisini o dönem Hakan Keleş’in çalıştırdığı Giresunspor’a 1-0 mağlup olarak aldı (Ağustos 2022).

● Süper Lig’deki son 10 deplasman maçının sadece birini kazanabilen Konyaspor (5B 4M), tek galibiyetini kalesini gole kapatabildiği tek karşılaşmada İstanbul Başakşehir’i 1-0 mağlup ederek aldı (Eylül 2023).

● Son Süper Lig maçında Fenerbahçe ile 0-0 berabere kalan Galatasaray, bu sezon üst üste iki karşılaşmada puan kaybetmeyen tek takım konumunda.

● İstanbul takımlarına konuk olduğu son üç Süper Lig maçının ikisini kazanan Konyaspor (1B), daha önceki 17 ziyaretinde aldığı galibiyet sayısını geride bırakmak istiyor (2G 6B 9M).

● Bu sezon Süper Lig’de rakiplerine en az organize hücum fırsatı tanıyan takım olan Galatasaray (4), aynı zamanda birinci bölgede kaptırdığı toplar sonucunda gol yemeyen tek ekip konumunda.

● Görev yaptığı son üç resmi maçta gol atamayan Mauro Icardi, Galatasaray kariyerindeki en uzun kuraklığı tekrarlama tehlikesiyle karşı karşıya (Ekim-Kasım 2023).

● Süper Lig’de çıktığı son iki maçta da gol atan Sokol Çikalleshi (toplam 3), Türkiye kariyerinde üst üste üç karşılaşmada fileleri havalandırdığı bir süreç yaşamadı. Çikalleshi bugüne kadar Galatasaray’a rakip olduğu altı lig maçının hiçbirinde gol sevinci yaşayamadı.

● Galatasaray’a rakip olduğu altı Süper Lig maçının üçünü kazanan Hakan Keleş’in (3M), teknik direktörlük kariyerinde daha fazla mağlup ettiği bir takım bulunmuyor (Yeni Malatyaspor, Göztepe ve Kasımpaşa ile eşit).

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/canli-galatasaray-konyaspor-maci-canli-yayin-super-lig-19-hafta/feed/ 0
‘Bunlar sizin siyasi akrabalarınız’ https://www.foxhaber.com.tr/bunlar-sizin-siyasi-akrabalariniz/ https://www.foxhaber.com.tr/bunlar-sizin-siyasi-akrabalariniz/#respond Sat, 23 Dec 2023 21:09:20 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1406 CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “İnsanlar artık, çalışarak, üreterek, ihracat yaparak zenginleşmekten umudunu kesmiş. Ne yapacak örnekleri var yarattığınız Tosuncuk, Toreks, Dilan-Engin, Eylül var. Benim gibilerle alakası yok bunlar sizin siyasi akrabalarınız. Bunları siz yarattınız. Bunlarla bir tane CHP’linin fotoğrafı yok ama sizin albümünüz var. Dizi-film olur sizin yaptıklarınız. Dindar nesil yetiştireceğim diye dolandırıcı, namussuz insanları memleketin başına bela ettiniz” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ile Sayıştay raporlarının görüşmeleri devam ediyor. Bugün Genel Kurul’da 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 7. maddesi üzerine CHP adına Malatya Milletvekili Veli Ağbaba konuştu.

Fotoğraflar: Zekeriya Albayrak / Sözcü

Ağbaba, kürsüye elinde fotoğraflarla çıktı. İlk olarak dün Pençe Kilit Operasyonu sırasında şehit olan 6 askerden biri olan Piyade Er Yasin Karaca’nın Tokat’taki evinin fotoğrafını Genel Kurul’a gösteren Ağbaba, şunları dile getirdi:

“MİLYONLARCA MÜLTECİYE BAKARLAR AMA…”

“Şu fotoğrafa hepiniz ibretle bakın, bu fotoda yoksulluk, ibretlik bir vaka var. Suriyelilere ev yaparlar İdlib’te, milyonlarca mülteciye bakarlar ama kendi vatan toprağını korumak için şehit olan askerlerimize bakamazlar. Türkiye’nin fotoğrafıdır bu, bunların tek özelliği bundan da siyaset yaparak şehit tabutları üzerinde konuşmaktır.

Ülkenin düşmüş olduğu durum bu; Bursa Uludağ Kadın Basketbol takımına vize verilmemiş. Avrupa hedefleyenler bugün Avrupa’nın gözünde üçüncü sınıf Afrika ülkesine düşmüş durumdalar.

“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ, UMUDUNU YOK ETTİNİZ”

Bu seçimden sonra yapılan ilk bütçe, fakir fukaranın çocuğu mülakat kaldırılacak diye size oy verdi. Mülakat kaldırdı mı kaldırılmadı. Çocuklarımızın geleceğini, umudunu yok ettiniz. Ev hanımlarına emeklilik priminin 3’te 1’ini kim ödeyecekti? Başkan Recep Tayyip Erdoğan, AKP ödeyecekti. Var mı bir gelişme yok. Aile Destekleri Sigortası, CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu’nun projesi… Her eve en az bir asgari ücret girecek dediler, oldu mu olmadı. 15 Temmuz gazilerine maaş bağlanamamış, Türkiye’nin geldiği durum bu.

“FAİZ, İŞSİZLİK DÜZELİR AMA AHLAKI YOK ETTİNİZ”

Faiz, işsizlik düzelir ama ahlakı yok ettiniz. Mafyadan lideri ile barışmaya çalışan İçişleri Bakanı utanmaz. Mafyadan maaş alan milletvekili utanmaz. İBB’den burs değil servet alan vekilleriniz utanmaz. Utanma duygusu yok. 22 yılda yarattığınız şey sosyal çürüme. Tik Tok denilen uygulamada ev kadınları vücutlarını teşhir ederek para kazanıyor. Meşhur din adamları ne yapıyor. Diyor ki 90 km’den fazla kadın yol yapamaz diyor, Kızıl Goncalar dizisi yasaklansın diye uğraşıyorlar. Be utanmaz tarikatçılar, din adamları gibi konuşanlar şu ahlakı düzeltmek için bir şeyler söyleyin.

“DİNDAR NESİL YETİŞTİRECEĞİM DİYE…”

Dünyada ne kadar namussuz, kaçakçı varsa Türkiye’de. Türk pasaportunu satıyorsunuz ya 400 bin dolara adamlar İstanbul’un göbeğinde efelik yapıyorlar. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın deyimiyle söylüyorum; ‘Türkiye suç örgütü cenneti oldu.’ Kim yaptı, biz mi yaptık? İnsanlar artık, çalışarak, üreterek, ihracat yaparak zenginleşmekten umudunu kesmiş. Ne yapacak örnekleri var yarattığınız Tosuncuk, Toreks, Dilan-Engin, Eylül var. Benim gibilerle alakası yok bunlar sizin siyasi akrabalarınız. Bunları siz yarattınız. Bunlarla bir tane CHP’linin fotoğrafı yok ama sizin albümünüz var. Dizi-film olur sizin yaptıklarınız. Dindar nesil yetiştireceğim diye dolandırıcı, namussuz insanları memleketin başına bela ettiniz.

“DİL BİLMEYENİ REKTÖR YAPTINIZ”

Siz dünya siyasi tarihine gelen en yetenekli siyasi hareketsiniz. Dili bilmeyen akademiden haberi olmayan Selman Öğüt’ü rektör yaptınız. Bir başka iktidar yapabilir mi? Hayvanat Bahçesi Müdürünü TÜBİTAK’a atıyorlar, müthiş yetenekler. Sizi kutlarım, siz pehlivandan bankacı yarattınız. Türkiye Uzay Ajansı’na 2 yıllık Sebze Üretim Tekniği mezunu AKP’li İlyas Haliloğlu atanmış. Sanki uzayda hıyar, domates yetiştirecek.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bunlar-sizin-siyasi-akrabalariniz/feed/ 0
Çalışan emekli ikramiyesi ne zaman yatacak? Çalışan emekli ikramiyesi için Bakan’dan açıklama… https://www.foxhaber.com.tr/calisan-emekli-ikramiyesi-ne-zaman-yatacak-calisan-emekli-ikramiyesi-icin-bakandan-aciklama/ https://www.foxhaber.com.tr/calisan-emekli-ikramiyesi-ne-zaman-yatacak-calisan-emekli-ikramiyesi-icin-bakandan-aciklama/#respond Fri, 22 Dec 2023 21:15:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1336 Çalışan emekliye ikramiye geçtiğimiz günlerde torba yasaya eklenerek meclis gündemine geldi ancak henüz meclisten geçmedi. 5000 TL emekli ikramiyesi için bekleyen vatandaşlar “ne zaman verilecek” sorusuna yanıt arıyor. Çalışan emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin düzenlemeyi de içeren kanun teklifinin, yılbaşından önce yasalaşması planlanıyor.

ÇALIŞAN EMEKLİYE 5000 TL İKRAMİYE NE ZAMAN YATACAK?

Çalışan emeklilere 5 bin lira ödenmesine ilişkin düzenlemeyi de içeren kanun teklifinin, yılbaşından önce yasalaşması planlanıyor.

TBMM Genel Kurulu, bütçe görüşmelerinin 25 Aralık’ta tamamlanmasının ardından mesaisine ara vermeden devam edecek. Çalışan emeklilere 5 bin lira ödenmesine ilişkin düzenlemeyi de içeren kanun teklifinin, yılbaşından önce yasalaşması planlanıyor.

Genel Kurulun, bu teklifin yasalaşmasının ardından çalışmalarına ara vermesi planlanıyor.

EMEKLİ İKRAMİYESİ İÇİN BAKAN TARİH VERDİ

Emeklilerin Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiyelerini 2 bin liraya yükselttiklerini aktaran Işıkhan, “Çalışmayan emeklilerimize bir defaya mahsus olmak üzere 5 bin lira ödeme yaptık. Çalışan emeklilerimizin için de kanun teklifi TBMMde kabul edilip Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra ödemeleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak iki gün içinde yapacak şekilde hazırlıklarımızı tamamladık. Yeni yılda bütçe doğrultusunda emekli maaşlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

YAKLAŞIK 5 MİLYON KİŞİ 5000 TL İKRAMİYE ALACAK

Teklifte, çalışan emeklilere 5 bin lira ödenmesine yönelik düzenlemenin de bulunduğunu belirten TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, şunları kaydetti:

“Gelir ve aylık alan emekli ve hak sahiplerine tek seferlik 5 bin lira ödeme yapılmasına ilişkin kanuni düzenleme 2 Kasım 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kasım ayında 10 milyon 429 bin 922 kişiye 44 milyar 468 milyon 838 bin 223 lira 34 kuruş ödeme yapılmıştır. Bu kapsamda daha önce ödeme yapılmayan 4 milyon 688 bin 945 emekliye 5 bin lira ödeme yapılacaktır. Çalışan emeklilere ödeme yapılması halinde ilave maliyetin ise yaklaşık 23 milyar lira olması beklenmektedir.”Torba yasa teklifine eklenerek çalışan veya başka bir yerden geliri olan emeklilerin de 5 bin liralık ikramiyeden yararlanmalarının önü açıldı. Çalışan emekliye 5000 TL teklifinin meclisten geçmesinin ardından ertesi hafta hesaplara yatması bekleniyor.

TORBA YASAYA EKLENDİ

İkramiye düzenlemesinin sadece çalışmayan emeklilere verilmiş olması özellikle çiftçilerle küçük esnaf ve geçici sürelerle kısa aralıklarla çalışan emekliler tarafında mağduriyet yaratmıştı.

Mağduriyetin tebliğ ya da yönetmeliklerle giderilemeyeceği, sorunun çözümü için TBMM’ye ya yeni bir yasa teklifi sunulması ya da sunulacak torba yasa tekliflerinin birinin içerisine emeklilerle ilgili bir madde eklenmesi gerektiği belirtiliyordu.

Yeni düzenlemede ikramiyeden yararlanamayacak emeklilerin daha adil bir şekilde belirlenip liste halinde yazılmasına ihtiyaç olduğu ifade edilirken, aksi halde yeni mağdurların ortaya çıkabileceğine dikkat çekiliyor.

ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NDAN EMEKLİ İKRAMİYESİ AÇIKLAMASI

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Cumhuriyet Bayramı’nın 100. yılı dolayısıyla bir kereye mahsus olarak verilecek emekli ikramiyeleri hakkında açıklama yaptı.

Bakan Işıkhan, geçtiğimiz ay emeklilere tek seferlik bayram ikramiyesi ödemesi yapıldığını ancak çalışan emeklilerin bundan faydalanamadığını hatırlatarak, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı ile bu tek seferlik ikramiyeden, esnaflık yapan emeklilerimiz dâhil, kapsam dışında tutulan tüm emeklilerimiz faydalanacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın cuma günü müjdesini verdiği gibi, çiftçi, esnaf emeklilerimiz de dâhil olmak üzere tüm emeklilerimize tek seferlik ikramiye ödenmesini yapmış olacağız” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/calisan-emekli-ikramiyesi-ne-zaman-yatacak-calisan-emekli-ikramiyesi-icin-bakandan-aciklama/feed/ 0