Kobani Davası’ndaki çıkan kararlar hakkında ne diyorsunuz?
Siyasi bir davanın sonucu. Türkiye’de, üzülerek söylüyorum ki birçok siyasi dava var. Siyasi davalar üzerinden insanlar boşu boşuna hapiste yatabiliyor.
Normalleşmeyi konuşuyoruz. Normalleşmenin ilk kuralı adalettir, adalete uygun hareket etmektir. Siyaseti adalete alet etmemek gerekir. Bazen adaleti bize unutturan kararların siyasi biçimde verildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Şiddeti siyasetin gündeminden çıkarmamız, legal siyasetin önünü açmamız lazım. Şiddete başvurmadıkça hiç kimsenin cezalandırılmasını doğru bulmayız. Teröre de terör örgütlerine de karşıyız ama verilen kararlar siyasi temele oturduğu sürece kimsenin vicdanı rahat edemez.
Bu ülkede geçmişte çokça siyasi cezalandırmalar yapıldı. Bugün, siyasi cezalandırma kararlarının arkasında olduğunu bildiğimiz insanların bile yargılanıp cezalandırıldığı günleri yaşadık yakın zamanda. O gün ne kadar yanlışsa bugün onlardan daha fazla yanlış. Çünkü o günlerden bugüne 20 yıl geçti. İlerlememiz gerekirken geri gitmiş durumdayız.
Bunun adı ister Selahattin Demirtaş, ister Ahmet Türk olsun. Bu insanları mahkum etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmayacak da.
Legal siyaseti yok ettiğimiz takdirde makul ve mantıklı ortamı, insanların huzur, güven içerisinde kendini hissedeceği bir ülkeyi oluşturma şansımız yok.
Ben de siyasi bir davanın aktörüyüm. Benim de içeride davam var. Siyasi yasakla muhatap olan bir kişiyim. Kim bilebilir ki üst mahkemede cezanın arttırılmayacağını? Arttırılabilir. Pekala böyle bir gündemle muhatap olabiliriz. Bu bir şaka mı? Değil. Kaygı oluşturmalı mı? Kesinlikle oluşturmalı. Kaygı duyuyor muyum? Vallahi duymuyorum. Ama bu kaygıyı duyup bana soran ve “Ya ne olacak senin davan” diyen binlerce insan var.
Türkiye’nin sağlam zemine oturması noktasında bugün verilen kararların ülkeye faydası yok, zararı vardır.
Cumhur İttifakı’yla CHP’nin normalleşme, yumuşama, yol yürüme imkanı olduğunu düşünüyor musunuz?
Bunu zorlamanın hiçbir zararı yok. Ben Sayın Genel Başkanımızın Cumhurbaşkanı’yla görüşmesini kesinlikle doğru buluyorum. Hiçbir yanlış tarafı yok. Bilakis Türkiye’de bu normalleşme konusunda samimi çabaları demokrasi adına büyük bir olgunluk gösteren halkımız tarafından çok önemli değerlendirileceğini düşünüyorum. Genel Başkanımızın ziyaretlerini önemsiyor ve destekliyorum.
Beklenti kısmına gelince… Genel Başkanımızın değerlendirmesi (Özgür Özel’in Kobani Davası’ndaki kararlar üzerine yaptığı ‘Normalleşmeye uygun zemin yok’ açıklamasını kastediyor) ne yazık ki doğru. Çünkü bu tür hamlelerden sonra yargılamanın bu şekilde sonuçlanması, bunu da genel başkanımızın yadırgaması, normalleşme çabası kadar haklı bir yadırgama. Ama bu bizi şaşırtan bir şey değil. “Vay” diyecek durumda değiliz. Türkiye’de uzun yıllardır bizi şaşkın bırakan ve üzen, “Ya bu da mı yapılır mı” dedirten, çok şey yaşamış bir ekibiz.
Ama yerel iktidar olan partiyle genelde iktidar olan partinin bir masada buluşması, tartışması, konuşması kadar doğru ve makul bir şey yok. Hatta bunun zorlanmasından yanayım. Siyasi rezerv koymanın ve masadan uzaklaşmanın faydası yok. Bu ülkede hiç kimse birbirine düşman değil. Bugün biz milyonlarca insanın bize oyunun kaydığı, milyonlarca insanın tepki olarak sandığa gitmeyip iktidara oy vermediği bir ortamdayız. Niçin bu doğru refleksi yakalamış insanlarımıza, eğer değişmiyorsa bir iktidarın siyasi tavrı, bunu açığa çıkarmanın… Yanlıştan döner de olumlu bir davranışa evrilirse iktidarın tavrı ne mutlu ülkemize. Adalete evriliyorsa, hukuku kendisine referans olarak görmeye başlıyorsa ne mutlu bize. Genel başkanımızın ve partimizin bu evrede sabırla, ısrarla, doğru hamleleri pozitif hamleleri yapmasını destekliyorum. Genel Başkanımızın tavrını da destekliyorum.
Elbette detayları, tedbir alınması gereken hususlar vardır. Sandalyenin sapının kırık şekilde bana hazırlanmış bir ortamda oturmuş birisi olarak bu tedbirleri almayı düşünmek zorundayız.
Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebiniz oldu mu? Bir dönüş oldu mu?
Genel başkanımızın Cumhurbaşkanı’ndan randevu talebinden sonra kamuoyuna açık ısrarımı yaptım. Ama resmi ziyaret talebinde bulunmadım. Bulunmayacağım anlamına gelmiyor. Ama önce genel başkanımızın ziyareti kurumsal olarak da benim için önemliydi. Onu takip ediyorum. Bakanlara mektup yazarak dertlerimi anlattım, randevu taleplerinde bulundum. Bunun sayısı oldukça fazla. Bazılarına yüz yüze ifadelerde bulundum.
Cumhurbaşkanının CHP’yi ziyareti söz konusu. Bunu olumlu buluyorsunuz.
Tabii ki olumlu buluyorum. Sonuçta ülkenin 2023’te seçilmiş. Cumhurbaşkanı’nın CHP’ye gelmesinden niçin endişe edelim ki? Bilakis memnun olurum. Eminim Genel Başkanımız da bunu yapacaktır. Duyması gereken ne varsa, yüzleşmesi gereken ne varsa; vatandaşın dile getirdiği hususların ona aktarılmasının değerli olduğunu düşünüyorum. Umarım gelir.
“Ekonomik darboğazdan geçiliyor. Muhalefeti normalleştirme diye oyalayarak, zamana kazanıyor. CHP de bu oyuna geliyor” diye yorumlayanlar var.
Türkiye’de aklı başında özellikle yeni nesilin bu tür uzlaşma zemininden, diyalogdan mutlu olduğunu biliyorum. Defalarca söyledim, yine de söyleyeyim. Bakanların, cumhurbaşkanının veya genel müdürlerin çocukları bile bu makul davranışlardan mutlu oluyor. Onların bile çocukların oyuna talibiz biz. Onların bile. Bunu ancak bu şekilde başarabiliriz. Diğer tutum ve tavrıların, davranışların devri geçmiştir. Hatta bu tür başkalaştıran, uzaklaştıran, sürekli kavga eden anlayıştan bugüne kadar hep kazançlı çıkan, iktidar olmuştur. Bu oyuna gelmemek lazım.
Şu yorum yapılıyor: AK Parti, CHP’deki rakibini seçiyor. Siz katılır mısınız buna?
Az önce dediğim gibi, tedbir almak, temkinli olmak. şart. Ama bugünkü iktidarın satranç oynayacak birikimi var mıdır? Ben açıkçası emin değilim. Böyle birikim olduğunu da düşünmüyorum. Bugüne kadar oyunu hep popülizm üzerinden kurmuştur. Olan mevzuları çarpıtmıştır ve buradan fayda elde etme gayretinde olmuştur ve başarı elde etmiştir. Bunun adı satranç değildir. Siz piyona fil hareketini yapmaya gayret ederseniz ve bunu karşı tarafa yutturursanız, bunun adı hile olur. Bu hilelere kapılmamak lazım.
Tedbir almak, temkinli olmak, evet. Ama uzaklaşmak, yok saymak asla doğru değil.
AK Parti mi kaybetti, CHP mi kazandı?
Bir kere 2023’ten önce bir kez tekrarladığım bir şey vardı: “Bu seçimi biz kaybederiz iktidar kazanamaz” demiştim, biz kaybettik. 2024 seçimleri için aynı yorumu yapamam. Çünkü büyük bir travmadan geri dönüş ihtiyacı olan bir topluma farklı bir yaklaşımla makul karar alma zemini hazırlamamız gerekiyordu. Doğru hamleler yapan ve değişim gösteren CHP, makul zemini hazırladı ve bu seçimi kazandıran bizatihi milletin kendisidir. Bu seçimin kahramanı bizzat millettir, çok net. Ama bu aşamadan sonra bir sonraki seçimi yine kaybedersek biz kaybederiz, iktidar asla kazanamaz. Top bizim ayağımız. Bizim topu nasıl çevireceğimize ve nasıl oyun kuracağımıza bağlı. Artık bundan sonraki sorumluluk tümden bize aittir. Millet yapacağını yaptı.
Kılıçdaroğlu’nun dillendirdiği “Sarayla müzakere olmaz, mücadele olur” görüşü var. Siz nasıl bakıyorsunuz?
Enflasyon-faiz gibi bir şey bu. Müzakeresiz mücadele olur mu? Nasıl müzakeresiz mücadele yapacaksınız? Mücadele için müzakere olur, mücadele için buluşma olur. En güzel mücadele, münazara ile olur. Çıkarsınız toplumun huzurunda mücadele edersiniz. Müzakeresiz mücadele olmaz. Müzakere edeceksiniz. Toplum nasıl anlayacak hangisi daha iyi, hangisi daha doğruyu söylüyor. Örneğin son yerel seçimde müzakere için defalarca davet yapmamıza rağmen karşımıza çıkılamadı. Müzakere olmadan mücadele olmaz.
“Bütün diyalog yollarını açtım” dediniz, bunun geri dönüşü size yüzde kaç oldu?
Yüzde 15-20. Ama bundan yılmamak lazım. Ama esas kazanım nerede? Bu müzakere arayışı bize İstanbul seçimini bir daha kazandırdı. O zaman müzakere kazandırıyor. Ben nerde kazanacağım? Kazanacağım yer sandık. Ben tam aksine müzakereyi arttırmaktan yanayım. Müzakerenin biçimi tartışılır, geliştirilir. Müzakereden uzaklaşan insan kendinden şüphe eden insandır. Biz kendimizden şüphe etmiyoruz ki, milletin lehine konuşuyoruz.
Cumhurbaşkanı 28 Şubat sanıklarını affetti. Gezi Parkı Davası ile ilgili bir adım atılır mı?
Atılmalı. Bu karar bile geç kalınmış bir karar. İnsanlar çorba içemez halde. Çorba içiyor, yanağı delinmiş, yanağından çorba akıyor. Yaşlılık var. Bu ne yasaya sığar ne yargıya sığar ne adalete sığar. Bırakın, suçlu olduğunu kabul edelim. Buna bile sığmıyor. Bu oldu diye mutlu oluyoruz, düşünebiliyor musunuz. Halbuki gecikmiş bir adalet. Bu müzakereler sonuç mı vermiştir? Vermiştir. Memnun muyum? Tabi ki memnunum. Ama geç kalınmış bir memnuniyet. Yarın Gezi kararında hapis yatanlar serbest kalabilir mi? Kalmalıdır.
İBB Mali Hizmetler Daire Başkanı Neslihan Vural, bir açıklama yaptı, çok tepki gördü. İGDAŞ’ın halka arzı konuşulmaya başladı. İBB’nin elindeki birçok iştiraki özelleştireceği iddiası ortaya atıldı.
Bir kere bir bürokratın haddini aşan bir açıklaması olmuş. Bir kere İGDAŞ’ın özelleştirilmesiyle ilgili geçmişten gelen bir meclis kararı var. Halka arz özelleştirme anlamına gelir mi? Tam anlamıyla gelmez. Halka arz mümkün müdür? Mümkündür. Ama bu konular bürokrat arkadaşımızın gündemi değildir. Bunlar toplumda tartışılır ve o çerçevede ele alınır. Toplumcu ve kamucu anlayışla bunların finansal zeminde halkçı uygulamaları vardır. Geliştirebilir. Gündemimizde yok mudur? Hayır, vardır. Ama bu konu henüz masamızda bir müzakere sahasına bile oturmuş değildir. İçerikleri detaylı incelenmesi şart olan hususlardır. Haddini aşan bir açıklamadır. Halkçı, kamucu ve toplumcu anlayışla bunların yöntemleri dünya ölçeğinde mevcuttur. Ama bizim masamızda müzakere dahi edilmiş bir zemini yoktur.
Suya zam eleştirisi var.
İstanbul, 30 büyükşehir belediyesi içerisinde en pahalı su tedariki sağlayan şehirdir. Ne yazık ki göreve geldiğimizde yüzde 45’lere yakın indirim yapmamız olmamıza rağmen daha sonra artan enflasyon, artan maliyetler, emtia fiyatlarındaki yükselişlere rağmen hiçbir zaman hak ettiği fiyat artışını İSKİ elde edememiştir. Hep bütçe açığına düşmüştür. Geçmişte bugünün parasıyla milyarlarca lira İSKİ’den İBB’ye para aktarıldığı bir ortamdan bütçe açığı verir hale gelmiştir İSKİ. Halbuki biz İSKİ’yle bütün zorluklara rağmen beş yılda mucizeler yaratan yatırımlar yaptık. Şu anda yapılan zam ile ise denk bütçe üretmiş durumdayız. Yani artı değil bakın, denk bütçe üretmiş durumdayız. Bu mecburiyettir. Kaldı ki yüzde 36 oranında zam yapılmıştır. Açıklanan enflasyon ise yüzde 38. Enflasyonun bile altında olmasına rağmen zam denk bütçeye erişmiştir. O bakımdan bu bir zam değildir aslında. Türkiye’de yaşanan ekonomik koşullarda denk bütçe oluşturma gayretidir. Belediye Birliği Başkanlığına aday mısınız?
Artık yerel yönetimlerde iktidar olan bir CHP var. CHP’nin belediyeler birlikleri üzerinden yerel yönetim politikaları geliştirme zorunluluğu var. Halk böyle bir yetki vermiştir. Bu bağlamda en güçlü sesi olan kurum biziz ama bunun konuşulması için erkendir. Bu bir kısmıyla siyasi bir karardır. Bir kısmıyla geleneklere uygun bir karar zemini oluşturmak durumundadır. İstanbul bütçesiyle, geliştirdiği yerel yönetim politikalarıyla en etkin şehirdir. Öyle bir sorumluluk bize öngörülürse bundan geri durmayız. Bilakis hazırlıklarımız vardır.
2028’de kim aday oluyor?
Kim aday oluyor derken, CHP adayının kazanmak zorunda olduğu bir seçime doğru gidiyoruz.
İkinci dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapacaksınız. Üçüncü dönemi de yapmak ister misiniz?
Ben hiçbir zaman meselelere kişisel bakmadım. Kurumsal baktım. Burada siyasi parti olarak kurumumuzun iradesi önemlidir. Eee meselelere ilkesel bakarız. Halkın ne dediğine bakarız. Bundan sonraki ilk seçimi kaybedecek olan biziz. Kazanacak olan da biziz.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? CHP acaba erken mi cumhurbaşkanlığı tartışmasının içinde kendisini buldu?
Bu konu hiç tartışılmamalı. Ben Başarır’ın söyleminden kamuoyunda konuşulduğu şekliyle bir sonuç çıkarmadım. Ali Mahir Bey’in sonuçta genel başkanına isnat edilen bir tarife dönük bir savunma refleksi olarak hissettim. Asla bir yarış ya da bir parti içindeki kimliklerin birbiri arasındaki bir kıyas olarak zerre kadar hissetmedim. Gündemimde bile olmadı yani. Bu konu bizim partimizin gündemi bile değil şu anda. Bence genel başkanımızın bile iş değil yani.
Erken seçim bekler misiniz?
Ya öyle bir gündemimiz de yok. Erken seçimi toplum ister, halk ister. Parti istemez, isteyemez. Şu anda yeni seçimden çıkmış bir ortamda böyle bir tartışma olduğunu da görmüyorum. Ben ne görüyorum? Millet bize müthiş bir kredi açtı. Nasıl bir kredi biliyor musunuz? Sıfır faizle, geri ödemesi olan bir kredi değil. Ama şöyle diyor, “İster batır, ister çıkar. Batırırsan sen batarsın, çıkarırsan milletle beraber sen de çıkarsın.” Şu anda tek mevzumuz var, bu karşılıksız kredinin karşılığını vermek.
Arapça tabelalar sökülmeli mi?
Sadece dil üzerinden tabela disiplini diye bir şey konuşulmaz. Bu hamaset olur. Popülizm olur. Tabela düzeninin dünya ölçeğinde başta kent estetiği açısından, sonra bunun toplum tarafından kabul edilmesi ya da algılanması noktasında talepler devreye sokulur ve kararlar alınır. Bizim şu anda Fatih’te Ordu Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi’nde çalışmamız sürüyor. Bağdat Caddesi’yle ilgili olağanüstü bir hazırlığımız var. Halaskargazi’de, Abdi İpekçi’de ve birçok caddede, sıralayabilirim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin estetik kurallarını tasarlayan, sonra da halkın taleplerini karşılayan tabela çalışması var. Ama “İngilizce tabelaları yasaklayalım” veya “Arapça tabelaları yasaklayalım” üzerinden konuşmak popülizm olur. Bu ne belediye başkanına yakışır. Ne de evrensel anlayışa. Biz meseleyi tümden kent estetiği ve toplumun talepleri doğrultusunda bakıyoruz.
Kimi CHP’li belediyelerde yandaş ya da akraba kayırmacılık örnekleri var.
Çok net. Siyasette gerçekten eş, dost, akraba meselesi doğru değildir. Bu, Türkiye’nin son 20 yılında çok acı biçimde yaşanmaktadır. Artık eş, dost, akrabayı geçmiştir. Aile kavramı içerisine sıkışmıştır. İktidar bunu çok kötü bir örneğini hepimize sunmuştur ve halk bundan iğreniyor. Bunu kabul etmesi mümkün değil. “bBiz bunu az yapıyoruz. Onlar çok yapıyor.” Asla bir kıyas meselesi değildir. Azı da çoğu da aynıdır. Bulunduğunuz ekosistemde sizi toplumun yargılamasına sebep olur. Asla kabul edilecek bir mesele değildir. Bazı eksiklikler, hatalar olmuştur. Bir kısmından geri adım atılmıştır. Sanırım bütün CHP’li belediyeler de aldığı mesajı uygulayacaktır. Zaten genel başkanımız ve genel merkezimiz de bir kısım tedbirleri devreye sokmuştur.
]]>Alt sıraları yakından ilgilendiren maçta Gaziantep FK, 7. dakikada Jevtovic’in golüyle 1-0 öne geçti. Ankaragücü 31. dakikada Efkan’ın golüyle 1-1’lik beraberliği yakaladı. 65’te Efkan’ın asistinde Sowe kale ağzında yaptığı vuruşla takımını 2-1 öne geçirdi. Maçın yıldızı Efkan, 68. dakikada yayın gerisinden şık vuruşla topu filelere gönderip skoru 3-1’e getirdi.
Geride kalan dakikalarda skor değişmezken Başkent ekibi yenilmezliğini 3 maça çıkardı.
Bu sonucun ardından ev sahibi takım 37 puan ve maç fazlasıyla 12. sıraya çıktı. Gaziantep FK ise 31 puanla küme düşme hattında son 6 haftaya girdi.
Ankaragücü gelecek hafta Beşiktaş deplasmanına çıkacak. Gaziantep FK da sahasında Kasımpaşa’yı konuk edecek.

SÜPER LİG’DE BİR İLK
MKE Ankaragücü-Gaziantep FK maçına görevlendirilen İspanyol Mario Melero Lopez, Süper Lig tarihindeki ilk yabancı VAR hakemi oldu.
Türkiye Futbol Federasyonu, daha önce Trendyol Süper Lig’de sezon sonuna kadar kritik maçlarda yabancı VAR görevlendirileceğini duyurmuştu.

Stat: Eryaman
Hakemler: Ali Şansalan, Gökhan Barcın, Abdullah Uğur Sarı
MKE Ankaragücü: Bahadır Han Güngördü, Kitsiou, Radokovic, Mujakic, Kazımcan Karataş, Ali Kaan Güneren (Dk. 82 Flips), Tolga Ciğerci, Morutan (Dk. 90+2 Cephas), Bassogog (Dk. 75 Chatzigiovanis), Efkan Bekiroğlu (Dk. 75 Pedrinho), Sowe (Dk. 82 Macheda)
Gaziantep FK: Nita, Sorescu, Arda Kızıldağ, Nkoulou, M’Bakata, Ogün Özçiçek (Dk. 67 Ömürcan Artan), Mustafa Eskihellaç (Dk. 79 Furkan Soyalp), Maxim (Dk. 79 Badji), Jevtovic (Dk. 79 Bikel), Gradel, Dragus
Goller: Dk. 7 Jevtovic (Gaziantep FK), Dk. 31 ve 68. Efkan Bekiroğlu, Dk. 65 Sowe (MKE Ankaragücü)
Sarı kartlar: Dk. 38 Mujakic (MKE Ankaragücü), Dk. 38 Dragus (Gaziantep FK)
MAÇTAN DAKİKALAR
7. dakikada Gaziantep FK öne geçti. Maxim’in sağ çaprazdan ceza sahasına gönderdiği topu altıpastaki MKE Ankaragüçlü defans oyuncuları uzaklaştırdı. Penaltı noktası üzerinde meşin yuvarlağı önünde bulan Jevtovic’in şutunda top ağlara gitti: 0-1.
16. dakikada Morutan’ın ceza sahasına yakın bir noktadan kaleye gönderdiği sert şutta, topu kaleci Nita iki hamlede kontrol etti.
24. dakikada orta sahadan rakiplerini geçerek ceza sahası çizgisi üzerine gelen Bassogog, ceza sahasına giren Sowe pas verdi. Bu futbolcunun kaleci Nita’yı geçerek kaleye gönderdiği top filelerle buluştu. VAR’ın müdahalesinin ardından gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi.
31. dakikada MKE Ankaragücü beraberliği buldu. Morutan’ın pasıyla ceza sahası sol çaprazında topla buluşan Efkan Bekiroğlu’nun vuruşunda meşin yuvarlak filelere gitti: 1-1.
42. dakikada ev sahibi ekip gole yaklaştı. Kitsiou’nun sert vuruşunda top Gaziantep FK’li defans oyuncularına çarparak havalandı. Altıpasın önünde meşin yuvarlakla buluşan Sowe’nin vuruşunda top üst direğe çarparak auta gitti.
45+1. dakikada ceza sahası çizgisi önünde topla buluşan Ali Kaan Güneren’in plase vuruşunda meşin yuvarlak yan direğe çarparak dışarı çıktı.
Mücadelenin ilk yarısı 1-1 sona erdi.
61. dakikada Morutan’ın sağ çaprazdan kaleye gönderdiği plase vuruşunda meşin yuvarlağı kaleci Nita son anda kurtardı.
65. dakikada MKE Ankaragücü öne geçti. Kitsiou’nun sağdan ceza sahasına gönderdiği topla altıpasın önünde buluşan Efkan Bekiroğlu, meşin yuvarlağı Sowe’nin önüne yuvarladı. Bu futbolcunun vuruşunda top ağlara gitti: 2-1.
68. dakikada ev sahibi ekip farkı 2’ye çıkardı. Kitsiou’nun pasıyla ceza sahası çizgisine yakın bir noktada topla buluşan Efkan Bekiroğlu’nun sert şutunda top filelerle buluştu: 3-1.
MKE Ankaragücü, mücadeleyi 3-1 kazandı.
]]>2 Nisan’daki olağanüstü genel kurul öncesi, divan kurulu üyeleriyle istişare yapmak için buluşan Başkan Ali Koç, gündemdeki konularla ilgili önemli ifadeler kullandı.
PFDK sevklerinin henüz açıklanmamış olmasına dikkati çeken Koç, Trabzonspor maçında yaşanan olaylar nedeniyle, TFF’nin Fenerbahçeli oyunculara ceza verme hazırlığında olduğunu söyledi.
Fenerbahçe’nin siyasetin içine çekildiğini söyleyen Ali Koç, 3 Temmuz’da yaşananlar nedeniyle devletin Fenerbahçe’ye borcu olduğunu dile getirdi. Trabzon maçındaki olaylar için Trabzon emniyetini suçlayan Koç, “Trabzon emniyetinin büyük zaafı olmuştur. Emniyet müdürünün hala görevde olması bize de bir mesajdır.” dedi.
Ali Koç’un açıklamaları:
“Fenerbahçe Spor Kulübü için iki tane ekstrem var. Biri hiçbir şey yapmadan devam etmek, bana sorarsanız en kötü seçenek bu. En ekstremde de, bir müddet futbol faaliyetlerini durdurmak. Bu iki ekstrem arasında muhtelif alternatifler var. İnsanlarla konuştukça yeni fikirler geliyor. Bunu 1-0 oyunu olarak görmemek lazım.”
Fenerbahçe kendisine reva görülen muameleye isyan ettiği için, camia olarak belli konularda karar almak üzere salı günü toplanıyor. Görüşmelerimiz oldu. Şu anda Fenerbahçe Spor Kulübü’ne asil üye olarak hizmet etmiş 200 üye var. Onların yaklaşık 100’üyle istişare ettik. Dün Ankara’da yüksek yargı mensuplarıyla toplantı yaptık. Bugün sizlerden görüşler alacağız.
“SANMAYIN Kİ DUYGUSAL KARAR ALDIK”
“Sponsorlarımızla toplandık. Ne karar verirsek verelim sponsorlukları devam ettirip ettirmeyeceklerini sorduk, bazıları daha da fazla vereceklerini söyledi. Yarın Samandıra’da bu oyunun öznesi olan futbolcularımız ve teknik kadromuzla buluşacağız. Sanmayın ki duygusal bir karar aldık ve düşünmeden taşınmadan 2 Nisan’ı bekliyoruz. Hep beraber en aklıselim kararı vereceğiz.”
“TRABZON’DAKİ OLAY ORGANİZE”
“Trabzonspor maçı bardağı taşıran damladır. Trabzon’daki olay tamamen organize, belli bir amaç ve hedef doğrultusunda, o amaç da bizi bir kez daha şampiyonluktan etmek. Bu Trabzonspor’un amacı demiyorum. Ama organize kötülüğün tavan yaptığı örneklerden bir tanesi.”
“GÜVENLİK ZAFİYETİNİ KİMSE AÇIKLAYAMAZ”
“Niye böyle düşünüyoruz? Olağanüstü bir güvenlik zafiyeti var. Bu güvenlik zafiyetini kimse açıklayamaz. Derbilerin nasıl olduğu, gergin geçtiği biliniyor. Özellikle Trabzonspor-Fenerbahçe derbilerinin bilindiği ortamda, statta polis olmaması, bizim açımızdan açıklaması olacak konu değil.”
“HİÇ ÜST ARAMASI OLMAMIŞ”
“Burada polis yoktu. Pet şişeler sahaya atılıyordu. Ramazan diye pet şişe dediler. Trabzonlu dostlarımızla konuştuk, hiç üst araması olmamış. Karadeniz insanı merttir. Maskeyle maça gittiğini hatırlamıyorum. Dolayısıyla gördük ki, bir kez daha Fenerbahçe Spor Kulübü’nün şampiyonluk hedefleri ellerinden alınacaktı. Batshuayi golü atmasaydı ne olacaktı? İsmail Kartal elinde tutamadı oyunu, teknik, taktik…”
“EMNİYET MÜDÜRÜNÜN GÖREVDE OLMASI…”
“Bize göre bu organize işti. Trabzon Emniyeti maça polis tahsis etmiyorsa, tahsis ettiği polisleri stadın dışında bekletiyorsa, Trabzonspor ne yapsın. Bize göre Trabzon emniyetinin büyük zaafı olmuştur. Emniyet müdürünün hala görevde olması bize de bir mesajdır. Takım 2-0 önde, futbolcuların can güvenliği için hocamıza ‘istediğin an takımı çekebilirsin’ mesajı verme ihtiyacı hissediyorum. E Trabzon emniyeti, siz görmüyor musunuz? Belliydi bu noktaya geleceği. Biz İstanbul’dan geliyoruz takımın güvenliğini sağlamak için, öyle küçük bir şehirde ikinci yarıda gerekli polis önlemi alınmıyor. Çok enteresan.”
“TÜRK FUTBOLUNUN EN AŞAĞILIK SEZONU”
“Bana göre Türk futbol tarihi, bundan daha aşağılık bir sezon yaşamamıştır. Bu sezonda yaşananların hepsine bakın, başka ülkelerde 50 senede olmuyordur. Biz bunları 4-5 ay içinde yaşadık. Tarihimizin en iyi sezonunda, üç kupa hedefine giderken, bu ligde nasıl devam edeceğiz, yoksa etmeyelim mi diye tartışıyoruz.”
“DEVLET BÜYÜKLERİNİN GÖZÜNÜN ÖNÜNDE”
“Bunların hepsi devlet büyüklerimizin gözünün önünde yaşanıyor. Benim anlayamadığım şey bu. Yeni görüntüler sızdı. Eğitim toplantısında. Bir hakem fiziki saldırıda bulunduğun zaman kamu görevlisi olduğu için ona göre yargılanıyorsun. E bunlar kamu görevlisi ise, hata yaptım diyor. VAR’dakine soruyorlar, ruh halimi hatırlayamıyorum, beklenti olduğu için diyor. Bu adam göreve ihmalden yargılanamaz mı? Bizim de videomuz var. Adam böyle gördüm diyor, arkasında duruyor kararın. Ondan önce penaltımızın verilmemesi var.”
“FUTBOLCULARA CEZA VERECEKLERMİŞ”
“Anlıyor musunuz yabancı hakem ısrarımızı. Yabancı hakem olsaydı maçı oynatır mıydı? Mümkünatı yok. Futbolcularımıza ceza vereceklermiş. Onların menfaatleri açısından inşallah vermezler. Çünkü Türk futbolu uluslararası alanda çok büyük sıkıntıya girer.”
“LİNÇ Mİ EDİLMESİ GEREKİYORDU?”
“Şimdi kılıfına uydurmaya çalışıyorlar. Bu maçta da Fenerbahçe’ye nasıl ceza vereceğiz diye uğraştılar. Fenerbahçeli oyuncuların linç mi edilmesi gerekiyordu? O bayrak Mert Müldür’ün vücuduna girince mi işin ciddiyetini anlamamız gerekiyordu. Yoksa otobüsümüz viyadükten uçsaydı mı ciddiyeti anlayacaktık?
“AZAMİ GAYRET GÖSTERİYORUZ”
“Trabzonspor maçında yaşananlar bardağı taşıran son damla oldu. İki kulüp de gerginlik olmasın diye dikkatli hareket ediyor. Birbirimizle bilgiler paylaşıyoruz. Yanlış bilgilendirme, gaza gelme, taraftar baskısıyla işi daha kötü yerlere götürmemek için azami gayret gösteriyoruz.”
“PENDİKSPOR’UN BAŞKA BÖYLE MAÇI VAR MI?”
“Sevkler olmadı. Niye olmadı diyoruz, ‘merak etmeyin olacağı zaman tedbirsiz olur, Adana maçını etkilemez’ diyorlar. Ayın 7’sinde maç var, ona mı hazırlıyorsunuz? Bir hafta geriye gidelim, Pendik maçı. Zorbalıkla orada da şampiyonluk şansımız gidiyordu. 2006 Denizli’de maçı durdurarak çaldıkları şampiyonluğumuzdan daha çok durdu maç. İlk 45 dakika 16 dakika top oynandı, uzatmalarla 56 dakika, 23 dakika oynandı. Nasıl bir takım maç kazanacak?”
“DEVLETİN FENERBAHÇE’YE BORCU VAR”
“Pendikspor’un başka maçı var mı? Aslında 1 hafta evvel de organizasyon yapıldı bize. 3 Temmuz’u yaşadık, kimse yanımızda değilken dimdik ayakta durduk. Devletin Fenerbahçe Spor Kulübü’ne borcu vardır 3 Temmuz’dan. Övmeye gelince övüyorsunuz. Ne oldu bizim kayıplarımız? Bir rakibimizi öne çıkarmak için her türlü yola başvurdunuz. Kim Şampiyonlar Ligi’ne iki kere yollanmadı? Sadece oradan 70 milyon Euro.”
“2007’de Ali Sami Yen’e şampiyon gittik, 19 polis yaralandı, birinin gözü kör oldu. O maç da iptal edilmedi. 2013-14 şampiyon olduk, tam psikolojik travmadan kafamızı kaldırdığımızda, liderin 2 puan gerisindeyken yaşananları biliyorsunuz. Sonra takımı toparlayamadık. Biz nasıl toparlayacağımızı da bilmiyoruz. Orada da şampiyonluk gitti. Belki otobüs kurşunlanmasaydı bambaşka bir şey konuşacaktık.”
“NİYE FAİLİ MEÇHUL?”
“Şimdi bu niye faili meçhul? Herkes bulunuyor, istendiği zaman. En küçük tweet atan bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti’ni dünyaya rezil edecek suikast girişimi, Allah’tan muvaffak olmadı. Olsaydı ne olacaktı? O zaman mı bulunacaktı? Devletimize soruyorum. Kaç kere bu kürsüye çıkıp bunların bulunmaması ayıptır dedik. Belki onu bulsalardı, bugün bir sürü şeyi konuşmuyorduk.”
“SİYASETİN İÇİNE ÇEKİYORLAR BİZİ”
“Deprem oluyor, sonra ligler başlayınca üç büyük kulübün stadında hükümete tepkiler oluyor. Sonra Fenerbahçe Spor Kulübü taraftarlarına deplasman yasağı getiriliyor. Niye öbürlerine gelmiyor da bize geliyor? Fenerbahçe stadında ekstra bir şey mi oldu? Bizi çekiyorlar siyasetin içine.”
]]>Atabay, işgal güçlerinin İstanbul’a ulaşmak için Çanakkale Boğazı’na gelerek saldırılarına 19 Şubat 1915’te başladığını söyledi.
Boğazı geçmek isteyen İtilaf Devletleri’ne bağlı donanmaların Türk askerinin çok güçlü direnişiyle karşılaştığını belirten Atabay, “İngiliz donanması ve Fransız gemileri büyük bir yenilgiye uğrayacak, önemli bir kısmı hasar görürken 3 büyük gemisi de batacak ve bu çerçevede 18 Mart, o büyük donanmanın Çanakkale Boğazı’nı geçemediği ve hedefine ulaşamadığı bir tarih olarak, büyük bir zafer olarak tarihte yerini alacak. O nedenle her yıl 18 Mart, Çanakkale Deniz Zaferi olarak kutlanmaktadır” dedi.

O günlerde hayatın bir bölümünün normal akışında seyrettiği bir sürecin yaşandığını anlatan Atabay, Hamidiye Tabyası olarak bilinen alanın arka bölümünde çiftliklerin bulunduğunu, insanların hayvanlarıyla, atlarıyla çalıştığını, çiftçilikle uğraştığını dile getirdi.
Atabay, 18 Mart sabahında erken saatlerde ilk top atışı yapıldığında Anadolu yakasındaki Çanakkalelilerin önce bir gök gürültüsü olduğunu düşündüğü ancak top atışlarının gemilerden devam ettiğini anlayıp bulundukları yerleri, evlerini terk etmeye başladıklarını aktardı.
Halkın, Hastanebayırı bölgesine doğru kaçtığını kaydeden Atabay, “Savaşın artık zaman geçtikçe şiddetlendiği bir dilimi görüyoruz. İnsanların kaçtığı güvenli alan Hastanebayırı’ndan bakıldığında topların nereye düştüğü, boğazın içine düşen toplar, şehrin üzerine düşen toplarla yıkılan binalar net bir şekilde görülüyordu.
Kaynaklardan halkın savaşı bu bölgeden seyrettiğini biliyoruz. Tabii halk bu süreçte aslında bir panik göstermemiştir çünkü 19 Şubat’tan itibaren hep top seslerini duyuyorlardı. Bu toplar sadece şehre düşmüyordu. 18 Mart’ta şehre düşmeye başlayınca kendilerini güvenlikte görerek Hastanebayırı’na gittiler” diye konuştu.

Atabay, top mermilerinden birinin, bugün Asker Hamamı olarak bilinen bölgedeki fırına isabet ettiğini anlattı.
Fırının havaya kalkar gibi olduğu, ardından birden çöktüğü bilgisini veren Atabay, şunları söyledi:
“Oraya yakın yerde bir birlik vardı. Birlik normal yürüyüşünü yaptı. Sanki düşman askerleri karşısındaymış gibi orada siper aldılar ama orada düşman askeri yoktu. Çünkü tamamen mermiler gemilerden geliyordu.
Benzer şekilde özellikle tabii Çimenlik Kalesi’nin üzerine düşen toplar ve o topların patlamayan kısımları da kendini gösterdi. Burada ayrıca savaşı izlemeye gelen gazeteciler de savaşı Hastanebayırı’ndan izleyerek, 18 Mart’ı adeta bir panorama şeklinde tasvir ederek gazetelerinde haber olarak yayımladılar.”

Ağır yaralanan askerlerden bazıları hastanede şehit oldu
Dr. Öğr. Üyesi Atabay, Osmanlı kuvvetlerinin Çanakkale’de tabya ve bataryalarda bulunduğunu, dolayısıyla boğaza giren gemilerin de bu bölgelere ateş açtığını belirtti.
18 Mart akşamı tüm batarya komutanlarının, müstahkem mevki komutanına hasar ve kayıplarını bildirdiğini aktaran Atabay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O güne bakıldığında Türk askerleri arasından 36 şehit verildi. Bu şehitler er, onbaşı, teğmen, üsteğmen rütbelerindeydi. Ayrıca 68 yaralı vardı. Tabii bir taraftan da baktığımız zaman Osmanlı birliklerinin yanında Alman kuvvetleri de burada bulunuyordu.
Alman kuvvetlerinde bulunan ve görevli olan kişilerden de 3 kişi hayatını kaybetmişti. Bunun karşısında İtilaf Devletleri donanmasında ise yaklaşık olarak o gün 800 asker hayatını kaybetti. Bunların önemli bir kısmı Bouvet zırhlısındadır. Bu zırhlıda 604 kişi hayatını kaybederken, diğer kayıpları ise İrresistible ve Ocean gemisindedir.”

Atabay, deniz muharebesinde Osmanlı Ordusunun en fazla şehidi, Dardanos Bataryası’nda verdiğini söyledi.
Seddülbahir, Rumeli Mecidiye, Hamidiye bölgelerinde de şehit olan, ağır yaralanan askerlerin bulunduğunu bildiren Atabay, “Çanakkale’de Hastanebayırı bölgesinde bir hastane bulunuyordu. Tedavi için oraya taşındılar ama maalesef orada şehit oldular. O yüzden bazı askerlerimizin şehadet yeri olarak Hastanebayırı’ndaki hastane gösterilmektedir” bilgisini paylaştı.
Osmanlı Ordusunun, boğazı donanma yoluyla aşamayacaklarını anlayan İtilaf Devletleri’nin çıkarmalarına başladığı 24-25 Nisan’dan itibaren yaklaşık 9 ay süren Kara Savaşları’nda on binlerce şehit verdiğini hatırlatan Atabay, Çanakkale’nin bu mücadeleler sonucu geçilemez kılındığını sözlerine ekledi.
]]>Geçen haftadaki Ankaragücü maçına göre 4 eksikleri olduğunu belirten Osman Zeki Korkmaz, şunları söyledi:
“Eksiklikleri mazeret olarak göstermek istemiyorum ama Türk futbolunda bazı şeyler can sıkıcı olmaya başladı. Kayserispor maçında göreve geldik. O maçtaki 10 oyuncu bugün sahada yoktu. Buna rağmen maça hazırlandık. Golü bulduk ve pozisyonlar kaçırdık. İlk 45 dakika baskın taraf bizdik. Soyunma odasına giderken maçın hakemi, kaleci Alp Arda’yı zaman geçirmesin diye uyardı. Alp Arda da ‘İlk yarı nasıldı?’ diye sordu. Hoca ‘İyiydi’ dedi. Niye uyardın o zaman? Kafasında başka şeyler var. İkinci yarıda Kasımpaşa, topu bizim sahamızda topu tutmak için plan yaptı. Biz o plana hazırlanıyoruz da başkalarının planına hazırlanamıyoruz. Benim kart gördüğüm pozisyon öncesinde bir faul var, Mendy’nin boynu çıkacak. Oyun devam ediyor, çünkü İstanbulspor’un rakip sahada kalmasını istemiyorlar.”
“TÜRK FUTBOLUNUN BÜYÜK BİR DEĞİŞİME İHTİYACI VAR”
Türk futbolunda İstanbulspor’un kalıcı olacağını belirten Korkmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Biz bir alt ligde düşeriz, sonrasında da çıkarız. İstanbulspor’u yöneten zihniyet, Türk futbolunda kalıcı ve belirleyici olacak. Teknik ekibimle beraber ben de kalıcı olacağım ama zihni çürümüş, başka dürtülerle hareket eden kurumlar en kısa zamanda Türk futbolundan temizlenecek. Türk futbolunun büyük bir değişime ihtiyacı var. 64. dakikada kaleci oyunu yavaşlattı diye sarı kart gören oyuncu var mı? Bu kadar üst seviyede bu adamların yer almaması gerekiyor. Biz, her maça bu lig bitmeyecekmiş gibi hazırlanıyoruz. Kasımpaşa bizden daha rahat. Ne iddiası var ligde? Niye biz daha baskınız? Bizim hesabımız uzun vadeli. Biz bunu yönetirken ayrımcılık beklemiyoruz. Son 15 dakika eksiklere rağmen baskın oynadık ama bazı şeyleri aşamadık. Olanlardan sonra bizim sesimiz az çıkar ve geçer gider. Şampiyonluk yarışı kızıştıkça daha büyük hatalar olacak ve insanların tepkisi bizimkisi gibi olmayacak. Olmadı da zaten. Fenerbahçe ve Galatasaray bu maça baksın ve gardını alsın. İş sıkıntıya gidiyor.”
“KULÜPLERİN TOPLU BİR TEPKİ KOYMASI GEREKİYOR”
İstanbulspor Kulübü Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu’nun bu tip sorunlarla ilgili tepki koyduğunu belirten Korkmaz, “Maçtan sonra herkes, kendi pozisyonuyla ilgili konuşursa bu sadece şikayet olur. Kulüplerin toplu bir tepki koyması gerekiyor. Gazeteye haber yaptıran ve maçtan sonra basın sözcüsü konuşturan kişi, Kulüpler Birliği’nde sesini çıkartmıyor. Bu maçta ince ince top diğer tarafta tutuldu. Alp Arda’nın sarı kart gördüğü pozisyonda oyuncu topu koşarak almaya gidiyordu. Devre arasındaki olay zaten zihniyeti gösteriyor” şeklinde konuştu.
Oyuncularının bir kopuş yaşamadığını dile getiren Korkmaz, “İnsanlar bizim koptuğumuzu düşünerek başka şekilde hareket ediyor. Biz, Pendikspor maçına aynı motivasyonla çıkacağız ama bu durum bizi rahatsız etmeye başladı” dedi.
]]>Basın toplantısına sakatlanarak oyuna devam edemeyen Mithat Pala’nın durumu hakkında bilgi vererek başlayan Palut, “Mithat, bileğinde kırık şüphesiyle hastanede. Tetkikleri yapılıyor. Umudumuz sakatlığın minimum derecede olması. Ancak ilk tetkikler çok da iç açıcı değil.” dedi. Farklı mağlubiyetten dolayı Çaykur Rizespor camiasından özür dileyen tecrübeli teknik adam, şunları kaydetti:
”Umutlanma şansı bile vermedi”
“Yediğimiz ilk gole kadar dengeli bir maçtı. 2-0’dan sonra oyuna tutunmaya çalıştığımız anlarda golü bulduk. ‘Acaba oyuna tutunabilir miyiz, yeniden maça dahil olabilir miyiz?’ dediğimiz anlarda gol yemeye devam ettik. Hem 2-1’den sonra hem de 4-2’den sonra Galatasaray bize umutlanma şansı bile vermedi. Topun arkasında savunma yaparken iyi değildik. Kaybettiğimiz toplar sonrası dönüşlerde kritik müdahalelerle atakları sonlandırma anlamında da iyi savunma yapamadık. Top bizdeyken üretmeye çalıştık, pozisyonlara girdik. Ancak çok kötü defans yaptık. Böyle bir deplasmanda bu kadar kötü defans yapınca yenilgi kaçınılmaz olur. Bunun üzerine kalemize gelen topların büyük yüzdesi gol olunca da bu mağlubiyet ağır bir skor halini aldı. Kötü sonuçtan dolayı camiamızdan özür diliyoruz. Kötü bir performans sergiledik. Galatasaray’ı da tebrik ediyorum.”
İlhan Palut, Dal Varesanovic’in sakatlığının etkilerini yaşadığını belirterek, “Dal’ın hafta içindeki sakatlık sürecindeki kaygılarımız tamamen sahaya yansıdı. Her karar size hata olarak dönebilir ama bu benim adıma göz göre göre oldu.” ifadelerini kullandı.
Yeşil-mavili takımın teknik direktörü, yaptıkları hataların cezasını çektiklerini dile getirerek, “Bu kadar kötü performansımız bir şekilde futbolun kırılma anlarıyla cezalandırıldı. Oyun 6-2’yi göstermiyor ama sahada doğruları yapmayınca futbol cezayı kesiyor. Bugün başımıza bu geldi.” şeklinde görüş belirtti.
“Sezon başından beri yeterli agresiflikte değiliz”
Sezon başından beri savunma hataları yaptıklarını vurgulayan Palut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Takım savunması anlamında sezon başından beri yeterli agresiflikte değiliz. Yeteri kadar ikili mücadele kazanamıyoruz. Önde kazanamadığımız ikili mücadeleleri de ceza sahası içi ve çevresindeki sert, kararlı müdahalelerle savuşturamıyoruz. Bu üzerine çok durduğumuz konu ama hala eksiğiz. Hiçbir duruş gerekli agresiflik olmadığı sürece sizi savunma anlamında istediğiniz sonuca götürmez. Konumlanma anlamında çok büyük hatalar yapmıyoruz ama bunu daha çok birebir kazanmak, hava topu kazanmak, öncelik alan hamlelerle pekiştiremediğimiz için gol yiyoruz. Bugün buna, şuta hazırlanan oyuncuyu önde karşılamama parametresini de ekleyebilirsiniz. Hala düzeltmeye çalışacağız, hatalarımızın üstüne gideceğiz. Bugün zor bir skorla karşı karşıyayız. Bir şekilde hataları gösterirken takımımızı da mental olarak kazanmak zorundayız.”
“6 gol yiyince hakemi konuşmaya yüzünüz olmuyor”
İlhan Palut, skordan dolayı hakem hatalarını konuşamadığını söyledi. Yedikleri ikinci golden önce kendilerine faul yapıldığını savunan Palut, “6 gol yiyince hakemi konuşmaya yüzünüz olmuyor. Penaltının üzerine çok gidilecek pozisyon olmadığını düşünüyorum. Ancak ikinci gol öncesinde bence bir faul verilebilirdi. Taha’nın ayağına net bir müdahale var. Ancak öyle bir skor ortaya çıktı ki bir teknik direktör olarak, ikinci golden önce faul verilse işlerin değişebileceği konusunda emin değilim. Takımımın 100 dakikalık performansını gördüğüm zaman, ‘O kırılma anıydı. Yoksa biz buradan bambaşka bir skorla evimize dönerdik.’ diyemiyorum.” ifadelerini kullandı.
]]>Konuk takım 34. dakikada forveti Mouandilmadji’nin Kemen’e yaptığı sert hareketi sonrası, VAR odası hakemi uyardı ve pozisyonu izleyen hakem kırmızı kartını çıkardı.
Başakşehir 47’de Aleksic ile 1-0 öne geçti. Golü faul nedeniyle iptal eden hakem, VAR odasının uyarısıyla yine ekrana gidip faul olmadığını belirtip Başakşehir’in golünü verip orta noktayı gösterdi.
İkinci yarının son anlarda maçtaki tempo artarken skor değişmedi. Konuk takım maçı tek isabetli şutla tamamlarken deplasmandaki galibiyet hasretini de 6 maça çıkardı.
Bu sonucun ardından Başakşehir 39 puanla 6. sırada haftayı tamamlarken, Samsunspor da 33 puan ve maç fazlasıyla 11. sırada kaldı.
MAÇTAN DAKİKALAR
3. dakikada Samsunspor gole yaklaştı. Sol kanattan Zeki’nin kullandığı kornerde ön direkte Mouandilmadji kafayı vurdu, top üst direkten geri döndü. Boşta kalan meşin yuvarlağı savunma uzaklaştırdı.
14. dakikada gelişen Başakşehir atağında, Samsunspor savunmasının arkasına atılan uzun topa hareketlenen Piatek, meşin yuvarlağı kontrol etti ve ceza sahasına girdi. Piatek’in sol çaprazdan şutunda, kaleci Okan topu kornere çeldi.
34. dakikada Samsunspor 10 kişi kaldı. 32. dakikada orta sahada Kemen ve Mouandilmadji arasında yaşanan mücadelede Kemen yerde kaldı. VAR’dan gelen uyarı sonrasında saha kenarına gelip pozisyonu izleyen hakem Abdullah Buğra Taşkınsoy, Mouandilmadji’ye kırmızı kartını gösterdi.
Karşılaşmanın ilk yarısı 0-0 sona erdi.
48. dakikada Başakşehir öne geçti. Samsunspor ceza sahası önünde yaşanan top kapma mücadelesinde Kemen’ın ayak koyduğu top ceza sahasındaki Aleksic’in önünde kaldı. Aleksic’in plase vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. Hakem Abdullah Buğra Taşkınsoy, faul gerekçesiyle golü iptal etti. VAR’dan gelen uyarı sonrasında pozisyonu saha kenarında izleyen hakem, gol kararını verdi: 1-0.
58. dakikada Deniz Türüç’ün savunma arkasına attığı topa hareketlenen Piatek, ceza sahası ön çizgisi üzerinde kontrol ettiği meşin yuvarlağa sert vurdu, kaleci Okan topu kontrol etti.
Karşılaşmayı RAMS Başakşehir 1-0 kazandı.
Stat: Başakşehir Fatih Terim
Hakemler: Abdullah Buğra Taşkınsoy, Mehmet Kısal, Yusuf Bozdoğan
RAMS Başakşehir: Muhammed Şengezer, Dubois (Dk. 46 Emirhan İlkhan), Duarte, Opoku, Lima, Berkay Özcan (Dk. 90+3 Abeid), Deniz Türüç, Kemen (Dk. 74 Ömer Ali Şahiner), Aleksic (Dk. 86 De Souza), Davidson (Dk. 86 Keny), Piatek
Yılport Samsunspor: Okan Kocuk, Zeki Yavru, Satka, Drongelen (Dk. 90 Bola), Soner Gönül (Dk. 46 Alim Öztürk), Osman Çelik (Dk. 80 Fofana), Taylan Antalyalı (Dk. 80 Muja), Holse, Ntcham, Raman (Dk. 60 Ercan Kara), Mouandilmadji
Gol: Dk. 48 Aleksic (RAMS Başakşehir)
Kırmızı kart: Dk. 34 Mouandilmadji (Yılport Samsunspor)
Sarı kartlar: Dk. 68 Taylan Antalyalı, Dk. 75 Osman Çelik, Dk. 82 Drongelen (Yılport Samsunspor)
]]>İlhan Palut, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, ligde son haftaların kendileri için iyi geçmediğini, puan olarak geride kaldıklarını ve moral bozukluğunu yaşadıklarını söyledi.
Kayserispor maçının puan almanın yanında moralleri yükseltmek için de önemli olduğunu dile getiren Palut, “Ligin en formda takımı Kayserispor’a karşı hazırlandık. Önde baskıyı direkt toplarla ve paslarla aşmayı planladık. Daha çok mücadele eden, ikili mücadele kazanan Çaykur Rizespor vardı sahada.” diye konuştu.
Rakiplerinin tehlikeli oyunculara sahip olduğunu anlatan İlhan Palut, “Uzun zaman sonra gol yemememiz bizim adımıza sevindiriciydi. Bu oyunun karşılığında güzel bir galibiyet aldık. Umuyorum bizim için yeni bir başlangıç olmuştur. 3 puanın vereceği moral ve psikolojik rahatlama var ama puan olarak asla rahatlayamayız. Psikolojik rahatlama ile tekrar çıkışa geçen bir Rizespor oluruz.” ifadelerini kullandı.
HAKEM YÖNETİMİ HAKKINDAKİ YORUMU
İlhan Palut, maçın hakemi Burak Pakkan’ın yönetimi hakkında şunları kaydetti:
“Umut vaat eden atağımızda, hakem henüz maçın başında saatini gösterdiği pozisyonda, sarı kart olmadığına yorum getirseydi saygı gösterdim. Yine saygı gösteriyorum ama eğer bunu zamandan dolayı, dakikadan dolayı ise buna katılmam mümkün değil. Çünkü her dakikada sarı kart pozisyonu, sarı karttır. Zeqiri’nin ikinci yarıdaki mücadelesini izlemedim ama baktığım zaman hakemin normalde oyunu devam ettirme inisiyatif içinde olduğunu gördüm. Sonuçta Gökhan’ın yaptığı hareket kırmızı karta yol açacağı için orada hücum faul tercih etti.”
Palut, maçta top toplayıcı çocuğun topu oyuna geç soktuğuna yönelik iddiayla ilgili “İnşallah biz topu vermekte gecikmemişizdir. İnşallah top toplayıcılara ‘Öndeyiz topu rakibe yavaş verin.’ dememişizdir. Çünkü bir önceki deplasmanda küçücük çocukları kendi zihniyetiyle zehirleyen ve topları atmaması için o küçük, çok değerli çocuklarımızı negatif organize eden, kendi kötü zihniyetlerini yeni neslimize de aşılamaya çalışan bir ortam gördüm. Eğer bizim top toplayıcı çocuğumuz topu geç verdiyse ben bunun takipçisi olacağım. Böyle şeylere bizim ihtiyacımız yok. Artık bu çağın futbolunda bunlara tenezzül etmemek gerek ama sonuçta o bir çocuktur. Böyle bir şey yaptıysa da daha hoşgörülü davranmak lazım.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de etikten uzak bir futbol kültürü olduğunu savunan Palut, “Bari burada biz çocuklarımızı koruyalım. Kendi ucuz düşüncelerimizle o çocukları zehirlemeyelim. Dönem dönem statlarda bunu yaşıyoruz. Bunlar çok ayıp şeyler. Çocuklar üzerinden yapılması daha da düşündürücü.” şeklinde görüş belirtti.
KAYSERİSPOR CEPHESİ
Mondihome Kayserispor Teknik Sorumlusu Hari Vukas, galibiyetten dolayı Çaykur Rizespor’u tebrik etti.
Maçın istedikleri gibi geçmediğinin altını çizen Vukas, “Rakibimiz sahada bizden daha agresifti. Biz ise istediğimiz oyunu sahaya yansıtamadık. En kısa sürede bu maçı unutmamız gerekiyor. Bundan daha iyisini önümüzdeki haftalarda yapmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
İki ekibin de mücadele ettiğini vurgulayan Vukas, “Mücadele gücü yüksek maç oldu. Rakibimiz mücadele kısmında bizden iyiydi. Çok fazla geçiş oldu. Bu maçı en kısa zamanda unutmamız lazım. Yaptığımız iyi ve kötü şeyler oldu oyun içinde. Bunları analiz edip önümüzdeki maçlara çok daha iyi hazırlanacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Ligde her maçın zor olduğunu anlatan Hari Vukas, “Her maç mücadele etmemiz gerekiyor. Bu mücadeleyi sahaya yansıtmamız gerekiyor. Ligde maç maç odaklanmamız lazım. Önümüzdeki maçlar ligde hedeflerimiz açısından belirleyici olacak.” diye konuştu.
]]>
“NE MUTLU Kİ DÜNYANIN EN RENKLİ, EN BEREKETLİ COĞRAFYASINDA YAŞIYORUZ”
“Kafkas kültürünün o eşsiz güzelliğini daha iyi anlamak, daha yoğun yaşamak, daha güçlü paylaşmak için burada olacağız” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
* “İlerleyen yıllarda, çok farklı etkinliklerle de hem Kafkas kültürünün tanınmasına katkı sunacağını hem de farklı deneyimlerle çok enteresan açılımları bize sunabileceğini düşünüyorum. Ne mutlu ki biz, dünyanın en renkli, en bereketli coğrafyasında yaşıyoruz. Zaten Anadolu denince insanın aklına, direkt bereket geliyor. Anadolu’nun toprağı da bereketlidir, kültürel, manevi coğrafyası da bu anlamda bereketlilik taşır.
* Bu bereketlilik, tabii aynı zamanda çeşitlilikten de beslenir. Farklılıkların uyumundan beslenir. Anadolu, aynı zamanda acılarla da olgunlaşmış bir coğrafyadır. Bu yönüyle tarihi analiz ederken, bunu tamamen bugünün gücünü, kuvvetini, birliğini ve beraberliğini büyütmesi adına anlamak ve bu şekilde karşılamak gerektiğine inanıyorum.”

“BİR ÜLKEDE ‘AZINLIK’ TARİFİNİ DOĞRU BULMUYORUM”
“İstanbul’daki bütün inançların, kültürlerin, etnik kökenlerin, yaşam biçimlerinin her yönüyle tanınması, tanıtılması ve eşitlikçi bir zeminde bu şehirde yaşadıklarını hissetmesini çok önemseyen bir yönetimiz” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Zira ben, kendi bakış açımla, ki genelde literatürde de ‘azınlık’ diye tariflenen bir kısım grupları ya da halkları ya da kesimleri bu tarifle asla kabul etmiyorum. Çünkü, bir şehirde ya da bir ülkede ‘azınlık’ tarifini doğru bulmuyorum. Kimsenin bir ülkede azınlık diye tarif edilmesini kabul etmem, edemem. Çünkü, her yaşayan insan, her yurttaşın bu ülkenin azınlık değil, asil vatandaşları ve asil halkları olduğunun da altını çizmek isterim. Biz bu çeşitlilikle, bir arada, büyük bir milletiz.
* Bu millet olma bilinci ve kavramı, özellikle son yüzyılda Cumhuriyetle birlikte, Mustafa Kemal Atatürk’ün imza attığı, arkadaşlarıyla beraber kurduğu ve hep birlikte geliştirmekte yükümlü olduğumuz süreçte, güçlü birliğimizi ve beraberliğimizi arttıran, herkesi eşit kılan demokrasiyle de taçlanan değerli bir sürecin kişileriyiz, aktörleriyiz. Bu yönüyle Türkiye’nin özü ve özeti niteliğinde olan, İstanbul’da birliğimizin, dirliğimizin, kardeşliğimizin gücüne güç katmak için de çaba içerisindeyiz. Elbette bu yöntemleri, bu buluşmaları bunun bir parçası olarak da görüyorum.”

“ZİHNİMDE UYANAN DUYGUYU 10 YIL ÖNCE KALEME ALMIŞTIM”
Çocukluğunun geçtiği Trabzon’da top oynadıkları alanın yakınında Çerkez Mezarlığı olduğunu aktaran İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
* “Özellikle son 200 yıl içerisinde yaşanan Kafkasya’daki savaşlar, soykırımlar, sınır dışı edilmeler ve Osmanlı ile olan münasebeti, Karadeniz geçişleri, bu topraklara yerleşim süreçleriyle ilgili çokça yayın okudum diyebilirim. Tabii sonrasında zihnimde uyanan duyguyu, bundan 8-9 yıl önce, belki 10 yıl önce kendimce kaleme almıştım ve Karadeniz kıyılarına yanaşan, Kafkaslardan göç eden insanların gemilerinin batırıldığı, yoğun bir biçimde hastalıklarla mücadele edildiği, kampların kurulduğu… Ki bunların en yoğun yaşanan yerlerinden birisi Samsun’dur. Bir bölümünün de Trabzon’a yaklaştığı ve o bölgede özellikle yoğun hastalıklarla insan kayıpları, can kayıpları olmuş ve o insanların orada toplu mezarlara defnedildiği, belli eserlerde okuduğum kayıtlardı.

“BARIŞ MÜCADELESİNE DÖNÜŞMESİNİ ARZU EDİYORUM”
* Karadeniz’in kıyılarında, sayısını söylemek yanlış olabilir, ama çokça canımızın, insanımızın, yurttaşımızın geçmişinden insanlar oralarda yatıyorlar. Bu süreçlerde hayatını kaybedenler rahmet diliyorum, şükranla anıyorum ve o insanların, o ecdadın evlatlarının, bugün bu memleketin, bu milletin asli birer yurttaşları olarak, en az her vatandaş kadar büyük emekler sarf ettiğini bilen bir insan olarak diyorum ki; hepsinin ruhu şad olsun. Ve bu acılar, mutlaka anlaşılmalı. Ama her anlaşılan acı, her anlaşılmaya çalışan acının, kederin ve o coğrafyanın yaşattıklarının, bu milletin geleceği için bir birlik ve dirlik teminatı olması, dünya barışı için de barış mücadelesine dönüşmesini yürekten arzu ediyorum.”

İlk 25 dakikanın kötü olduğunu, ikinci yarıya ise gerekenleri yaparak başladıklarını belirten Fernando Santos, “25 dakika maça kötü başladık. Agresif değildik. Agresifliği gösteremedik. Topu kullanma anlamında da kötüydük. Burada rakibi de tebrik ediyorum ama bunu yapmalarına biz izin verdik. Topu çok rahat kullandılar. Daha sonra toparlandı. Öne çıkmaya çalıştık. Devre arasında yapmamız gerekenleri söyledik. Bu durumu değiştirmemiz gerektiğini söyledik. İkinci yarıya yapmamız gerekenleri yaparak başladık. Geride kalmadık, daha agresiftik. Önemli olan ilk 25 dakikanın bir daha tekrarlanmaması. Doğru yaptıklarımızın üstüne gitmemiz gerekiyor. Hak ettiğimiz bir galibiyet olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.
“HER OYUNCU 11 OYUNCUSU”
Siyah-beyazlı ekibin Kamerunlu golcüsü Aboubakar ile ilgili düşünceleri sorulan Fernando Santos, sözlerini şöyle tamamladı:
“Aboubakar sakatlıktan yeni çıktı. Aynı Salih gibi, o da oyuna sonradan girdi. Aboubakar’ın bugün 20 dakika civarında oynayabileceğini düşündük. Her oyuncu ilk 11 oyuncusu. 11’i ben seçmiyorum. Azmini, isteğini gösterirse oyuncu 11 oyuncusu olur. Aboubakar’ın isteği var. İdmanlarda iyi çalışıyor. Yetenekli bir oyuncu. Diğer oyuncular gibi.”
“BEŞİKTAŞ KONTRATAK YAPACAK BİR TAKIM DEĞİL”
İkinci yarı daha iyi olduklarını belirten Fernando Santos, “Aslında bunun sebebi ilk 25 dakikada yüksek şiddetli bir oyun oynamamamız. İçerde de dışarda da Beşiktaş bu oyunu oynayamaz. Bu asla benim kabul ettiğim bir oyun anlayışı değil. Bunu değiştirmeliyiz. Agresif değildik. Her takım çok savaşıyor. Bizim de bunu yapmamız gerekiyor. İkinci yarı daha çok öndeydik. Defans hattımız orta sahanın yakınındaydı. Rakibe top vermedik, biz kullandık. İyi fırsatlar yakaladık. İkinci yarıda tek sıkıntı çok acele ettik. Çok fazla top kaybettik. Bunu da düzeltmeliyiz. İkinci yarı reaksiyonu gösterdik. Bunu net olarak söylemek istiyorum. Beşiktaş kontratak yapacak bir takım değil. Uzun toplar atıp, bireysel yeteneklerle sonuca gidecek bir takım değil. Oyunu kontrol etme, domine etme konusunda çalışmak zorundayız. Bu seviyeye geleceğimizi biliyorum. Çok fazla oyuncu dışardaydı. Bazı oyuncuları maç kadrosuna almadık. Herkes bir araya geldi. Herkesin bir katkısı olacak. Kadroda olmayanlar çok çalışacak” diye konuştu.
“İLK 25 DAKİKA BERBATTIK”
Siyah-beyazlı taraftarlara desteklerinden dolayı teşekkür eden Santos, “Kötü değildik ilk 25 dakika berbattık. Bunu net olarak söyledim. 25’ten sonra toparladık ama ilk 25 dakika çok kötüydü. Taraftarımıza teşekkür ediyorum. Bazen oyunculara güven vermeniz gerekiyor. Saha içinde her oyuncuyu desteklerim. İlk yarıdaki oyundan sonra reaksiyondan mutluyum. Çoğu şeyi değiştirdik” şeklinde konuştu.
“KISA ZAMAN İÇİNDE ÇÖZECEĞİZ”
Takımın başına geçtiklerinden beri tam takım olarak ilk kez bu hafta çalıştıklarını dile getiren tecrübeli teknik adam “Geleli 40, 45 gün oldu. Geldiğimiz günden beri takımın birlikte olduğu ilk antrenmanı bu hafta yaptık. Ofansif olarak zorlanıyoruz. En kısa zamanda bunu çözeceğiz. İdmanlarda daha çok yapacağız. Beşiktaş, kontratak oynamaz. Organize atakları daha çok geliştirmek zorundayız. Kısa zaman içinde bunu çözeceğimizi düşünüyorum. Oyuncularımın da daha çok çalışarak, beraber çalıştıkça hücumda orta, şut gibi tercihleri daha rahat yapacaklarını biliyorum” ifadelerini kullandı.
“NECİP HARİKA OYNUYOR”
Yeni transfer Warroll’un kadroda olmamasıyla ilgili gelen bir soru üzerine Santos, şöyle cevap verdi:
“Necip harika oynuyor. İnanılmaz bir profesyonel. Agresiflik, karakter anlamında. Necip’in bu kadar iyi oynaması dolayısıyla oldu. Necip takımın en iyilerinden.”
“ŞU AN DERBİYİ DÜŞÜNME ZAMANI DEĞİL”
Süper Lig’in 28’inci haftasında Galatasaray ile oynayacakları derbi maç hakkında düşünceleri sorulan Santos, şu ifadeleri kullandı:
“Önümüzde İstanbulspor maçı var. Sonrasında kupa maçı var. Şu an derbiyi düşünme zamanı değil. Tek odak noktam İstanbulspor maçı. Adım adım maç maç bakıyoruz. Büyük bir takımla oynayacağız. O maçı o zaman konuşacağız.”
]]>Antalyaspor’un Polonyalı forvet Adam Buksa, 14 ve 16. dakikalarda attığı gollerle takımını 2-0 öne geçirdi. İkinci yarıda gol içi baskısını arttıran İstanbulspor oyuna devre başında giren Emrehan Gedikli’nin 75. dakikada attığı golle durumu 2-1’e getirdi.
90+6’da İstanbulspor, Veysel’in müdahalesiyle yerde kalan Eren ile penaltı kazandı. 90+9’da topun başına geçen Jackson penaltıdan topu filelere gönderip maçını skorunu 2-2 olarak belirledi.

Bu sonucun ardından Antalyaspor 35 puan ve maç fazlasıyla 7. sırada kalırken, son sıradaki İstanbulspor da 12 puana yükseldi.
Antalyaspor ligin 27. haftasında Galatasaray deplasmanına çıkacak. İstanbulspor da sahasında Beşiktaş’ı ağırlayacak.

MAÇTAN DAKİKALAR
5. dakikada Bytqi’nin sol çaprazdan ortasında ceza sahasında iyi yükselen Buksa’nın kafayla şutunda top üstten auta çıktı.
6. dakikada Sambissa’nın ceza sahasından şutunda meşin yuvarlak kaleci Leite’nin müdahalesiyle dışarıya gitti.
14. dakikada Antalyaspor öne geçti. Ramzi Safuri’nin sol çaprazdan ortasına arka direk gerisinde iyi yükselen Van de Streek’in kafayla pas verdiği Buksa, kale çizgisi önünden yaptığı vuruşla topu filelere gönderdi: 1-0.
16. dakikada Akdeniz ekibi farkı 2’ye çıkardı. Güray Vural’ın derinlemesine pasında ceza sahası sol çaprazda topla buluşan Buksa’nın şutunda meşin yuvarlak, kaleci Alp Arda’nın solundan direğe çarpıp ağlarla buluştu: 2-0.
43. dakikada Emir Kaan Gültekin’in ceza sahası dışından sert ve düzgün şutunda kaleci Leite, gole izin vermedi.
Karşılaşmanın ilk yarısını Bitexen Antalyaspor 2-0 önde bitirdi.
52. dakikada Sambissa’nın sağ kanattan ortasında, ceza sahası sol çaprazda topla buluşturduğu Emir Kaan Gültekin’in şutunda kaleci Leite topu kontrol etti.
60. dakikada Ali Yaşar’ın sol çaprazdan ortasında kale çizgisi önünde topla buluşan Emrehan Gedikli’nin şutunda meşin yuvarlak yandan auta çıktı.
75. dakikada İstanbulspor farkı 1’e indirdi. Mamadou’nun derinlemesine pasında ceza sahası sağ çaprazda topla buluşan Emrehan Gedikli, meşin yuvarlağı kaleci Leite’nin solundan ağlarla buluşturdu: 2-1.
90+7. dakikada İstanbulspor penaltı kazandı. Özcan Şahan ceza sahasında Veysel Sarı’nın müdahalesi sonrası yerde kalınca, hakem Mehmet Türkmen penaltı noktasını işaret etti.
90+9. dakikada penaltıyı kullanan Jackson, meşin yuvarlağı kaleci Leite’nin solundan filelere gönderdi: 2-2.
Mücadele 2-2 eşitlikle sona erdi.
Stat: Corendon Airlines Park Antalya
Hakemler: Mehmet Türkmen, Esat Sancaktar, Yusuf Bozdoğan
Bitexen Antalyaspor: Leite, Bünyamin Balcı (Dk. 63 Ufuk Akyol), Veysel Sarı, Bahadır Öztürk, Güray Vural, Kaluzinski, Van de Streek, Saric (Dk. 76 Erdal Rakip), Ramzi Safuri (Dk. 63 Erdoğan Yeşilyurt), Bytyqi (Dk. 83 Milosevic), Buksa
İstanbulspor: Alp Arda, Mehmet Yeşil, Deli, Coly (Dk. 88 Tunahan Şamdanlı), Sambissa (Dk. 67 Eslem Öztürk), Ali Yaşar, Vefa Temel (Dk. 46 Emrehan Gedikli), Vorobjonas, Jackson, Mamadou (Dk. 80 Özcan Şahan), Emir Kaan Gültekin (Dk. 88 Eren Arda Şan)
Goller: Dk. 14 ve 16 Buksa (Bitexen Antalyaspor), Dk. 75 Emrehan Gedikli, Dk. 90+9 Jackson (Penaltıdan) (İstanbulspor)
Sarı kartlar: Dk. 44 Deli, Dk. 54 Coly (İstanbulspor), Dk. 90+7 Veysel Sarı (Bitexen Antalyaspor)
]]>Başakşehir Fatih Terim Stadı’nda oynanan karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Atan, şu ifadeleri kullandı:
“İlk 20 dakika çok iyi giriş yaptığımız bir maç oldu. Planladığımız geriden oyun kurarak, rakibin arkasına gitmeyi 2-3 kere başardık. Oosterwolde ve Ferdi’nin muazzam hızları geçişleri yapmamızı engelledi. 20. dakikadan sonra top kaybı yapmaya başladık. Baskıda kaybettiğimiz toplar Fenerbahçe’ye şut imkanı tanıdı. İlk yarının sonunda Figueiredo’nun atılması tüm oyun planımızı bozdu. İkinci yarı 5-3-1 bekleyip rakibi durdurmak istedik çünkü Fenerbahçe’nin hem kaliteli kadrosu var hem de ceza sahasına çok iyi toplar gönderen bir isim Tadic var. Sonradan giren oyuncular hep zindeydi ve iyi oyunculardı. İki tane geçişten pozisyon yakaladık, pozisyon da verdik özellikle Cengiz girdikten sonra. Maçı 0-0 bitirebilirdik ama futbolun güzelliği, maalesef son dakikada penaltıyla maçı kaybettik. Biraz daha sahada sakin kalabilirdik, gereksiz yere verilen fauller, maçın başında bize ve Fenerbahçe’ye verilen kartlar oyuncunun tansiyonunu arttırdı. Oyuncularımı gösterdikleri mücadeleden dolayı tebrik ediyorum.”
“OYUNU KİME VE NEYE GÖRE KONUŞALIM”
Atan, “Fenerbahçe teknik direktörü İsmail Kartal, bir penaltılarının da verilmediğini söyledi. Penaltı pozisyonu ve hakem kararları hakkındaki görüşünüz nedir?” sorusunu, şu şekilde yanıtladı:
Batshuayi’nin pozisyonunu izlemedim ama verilen penaltı pozisyonu da verilebilecek bir penaltıymış. Kolu arkasını dönmüş olmasına rağmen top koluna çarpmış. Çok hakemle ilgili konuşmayı sevmiyorum, oyunda kalalım istiyoruz. Oyunu konuşalım ama kime ve neye göre konuşalım. Bunlar da önemli kriterler. Hakemi buraya çok taşımak istemiyorum. Kulübümüz bu konuyla ilgili belki bir açıklama yapmak isterler ama gördüğüm kadarıyla penaltı pozisyonu penaltıydı.
Çağdaş Atan, Deniz Türüç’ün ekstra motivasyonla oynadığı yönündeki bir yorum üzerine ise, “Deniz gayet iyi oynadı, ilk yarı Tadic’in vücudunu kullanıp Ferdi’nin bindirmelerine karşı takip etmesi yönünde uyarmıştık. Bir iki kere futbolun kuralları çerçevesinde Ferdi’yi blokladığı doğru ama bunu yüksek motivasyona bağlamak doğru değil. Oyunu gerecek davranışları görmedim. Oyunun sonunda ben de Deniz’i sakinleştirmeye çalıştım ama bu anlaşılır bir şey, penaltı yiyerek kaybedilen maçta oyuncular böyle tepkiler gösterebilir.” açıklamasında bulundu.
F.BAHÇELİ YÖNETİCİ BAKİ’NİN SÖZLERİNE YANIT
Başakşehir Teknik Direktörü, Fenerbahçe yöneticisi Selahattin Baki’nin kendisi ve Deniz Türüç hakkında yaptığı açıklamalarla ilgili olarak şöyle konuştu:
“Sayın Selahattin Baki sanırım benim ismimi de kullanarak bir şey söylemiş. Ben bu durumu şampiyonluk yarışına ve isteğine veriyorum. Biz hiçbir zaman yan kulübeyle uğraşmadan, oyunumuza bakarak oyuncularımızı oyunun içinde tutmaya çalışarak, bazen iyi oynayarak bazen de zorunlu durumlarda iyi savunma yaparak lige renk katmaya çalışıyoruz. Benim ismimi kullanmasını strese ve coşkuya bağlıyorum. Benim ne oyunu gerecek, pozisyonu izleyince penaltı olduğunu da söyledim. Oyuncunun da taraftarın önüne gönderilmesini doğru bulmuyorum. Bazı şeyleri kazanırken bazı şeyleri kaybetmemek gerek. Özellikle oyuncuları sosyal medyanın, trol hesapların kötü kullanıldığı ortamda, oyuncuları, hakemleri ve teknik direktörleri ortaya atmayı, yem etmeyi doğru bulmuyorum. Uzun zamandır şampiyon olamayan bir Fenerbahçe, çok yakın hissediyorlar kendilerini şampiyonluğa, o coşkuyu, hırsı ve isteği anlayabiliyorum. Gayet insani bir duygu. Galatasaray ve Fenerbahçe’ye şampiyonluk yolunda başarılar diliyorum.”
“EMRE MOR İSTEDİĞİM BİR OYUNCU”
Başakşehir’in transfer çalışmaları hakkında da bilgi veren Çağdaş Atan, “Dennis 10 haftadır aramızda yok zaten, gerçekten iyi bir oyuncu. Maalesef biz bekleneni alamadık. Sözleşmesini fesh ettik, Watford’a geri döndü. Hücuma kanat bölgesine takviye arayışımız var, orta sahaya 8 numaraya takviye arayışımız var, olursa sol bek alternatifi oluşturma arayışımız var. Emre Mor benim çok beğendiğim ve istediğim bir oyuncu. Fenerbahçe’de bence istediği kadar süre alamıyor, belki bu opsiyonu değerlendirebilir. Görüşmelerimiz devam ediyor, olursa bize güç katacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
]]>5 maçtır yenilmeyen ev sahibi takım, 2. dakikada Cordova’nın golüyle geriye düştü. 6 maçtır sahadan puansız ayrılmayan rakibi karşısında Başakşehir ilk yarı bitmeden geri döndü. 35’te Deniz Türüç ve 45+1’de Piatek’in golleriyle ev sahibi takım soyunma odasına üstün gitti. 58’de Figueiredo skoru 3-1 yapan golü kaydetti. 61. dakikada Alanyaspor, Richard’ın golüyle umutlansa da maçın geride kalan dakikalarda gol sesi çıkmadı.

Bu sonuçla Başakşehir 26 puana yükselirken, Alanyaspor 22 puanda kaldı.
Ligin 21. haftasında Başakşehir, Karagümrük deplasmanına çıkacak. Alanyaspor da sahasında Çaykur Rizespor’u ağırlayacak.
MAÇTAN DAKİKALAR
2. dakikada Alanyaspor öne geçti. Pelkas’ın geri pasında topu kontrol eden kaleci Volkan Babacan, pas vermek istedi. Kısa düşen topu kapan Cordova, meşin yuvarlağı boş kaleye gönderdi: 0-1.
11. dakikada Başakşehir beraberlik golüne yaklaştı. Piatek’in pasıyla ceza sahasında topla buluşan Figueiredo’nun sol çaprazdan yerden şutunda, meşin yuvarlak az farkla yandan auta çıktı.
35. dakikada ev sahibi ekip beraberliği yakaladı. Başakşehir, Alanyaspor kalesini cepheden gören bir noktadan serbest vuruş kazandı. Serbest vuruşu kullanan Deniz Türüç’ün sert şutunda, meşin yuvarlak kaleci Ertuğrul’un müdahalesine rağmen köşeden ağlara gitti: 1-1.
45. dakikada Başakşehir ikinci gol şansını kullanamadı. Deniz Türüç’ün savunmanın arkasına attığı pası Alanyaspor ceza sahasında kontrol eden Piatek’in sert şutunda top yan direkten döndü. Sonrasında savunma tehlikeyi uzaklaştırdı.
45+1. dakikada Başakşehir öne geçti. Deniz Türüç’ün sağ taraftan kullandığı kornerde altıpas içinde kafayı vuran Piatek, fileleri havalandırdı: 2-1.
Mücadelenin ilk yarısını Başakşehir, 2-1 önde tamamladı.
58. dakikada Başakşehir farkı 2’ye yükseltti. Alanyaspor’un kaptanı Novais’ten topu kapan Figueiredo’nun ceza sahası önünden dönerek yaptığı vuruşta yan direğe de çarpan meşin yuvarlak ağlara gitti: 3-1.
61. dakikada konuk ekip farkı 1’e indirdi. Alanyaspor’un kullandığı serbest vuruşta savunmanın ceza sahası dışına gönderdiği topa Hadergjonaj’ın gelişine şutunda, Başakşehir savunmasından seken top ceza sahasında uygun pozisyondaki Richard’ın önünde kaldı. Richard’ın sol çaprazdan yerden şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 3-2.
Mücadeleyi Başakşehir, 3-2 kazandı.
Stat: Başakşehir Fatih Terim
Hakemler: Arda Kardeşler, Mehmet Emin Tuğral, Süleyman Özay
RAMS Başakşehir: Volkan Babacan, Dubois (Dk. 90+1 Lima), Duarte, Ba, Opoku, Berkay Özcan (Dk. 81 Onur Ergün), Deniz Türüç, Abeid (Dk. 81 Ömer Ali Şahiner), Pelkas (Dk. 74 Emirhan İlkhan), Figueiredo, Piatek (Dk. 90+1 Keny)
Corendon Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Hadergjonaj, Furkan Bayır, Aliti, Balkovec, Richard, Novais, Oğuz Aydın, Janvier (Dk. 60 Sisto), Eduardo (Dk. 60 Yusuf Özdemir), Cordova
Goller: Dk. 2 Cordova, Dk. 61 Richard (Corendon Alanyaspor), Dk. 35 Deniz Türüç, Dk. 45+1 Piatek, Dk. 58 Figueiredo (RAMS Başakşehir)
Sarı kartlar: Dk. 17 Figueiredo (RAMS Başakşehir), Dk. 47 Richard (Corendon Alanyaspor)
]]>Sivasspor 23. dakikada Arif’in kendi kalesine attığı golle 1-0 öne geçti. Kayserispor 42’te Bahoken’in golüyle rakibine cevap vererek soyunma odasına 1-1’lik beraberlikle gitti.
Ligdeki son 2 maçını kaybeden Kayserispor kötü gidişe son vermek için ikinci yarıda golü aradı ancak başarılı olamadı. 90+3’te Sivasspor forveti Manaj, penaltıdan topu filelere göndererek takımını 2-1’lik üstünlüğe taşıdı. Manaj 90+8’de yakalanan hızlı hücumda Kayserispor ağlarını bir kez daha havalandırmayı başardı ve maçın skorunu 3-1 olarak ilan etti.

Bu sonucun ardından 29 puanda kalan Kayserispor haftayı 4. sırada tamamladı. Sivasspor da 24 puanla 10. sıraya yükseldi.
Ligin ertelenen 16. hafta mücadelesinde Kayserispor, Çarşamba günü Karagümrük deplasmanına çıkacak. Sivasspor da Perşembe günü sahasında Galatasaray’ı ağırlayacak.

MAÇTAN DAKİKALAR
16. dakikada Kayserispor atağında Karimi’nin pasında sol çapraz ceza sahası içerisinde Cardoso’nun vole vuruşunda meşin yuvarlak savunmaya çarparak kornere çıktı.
24. dakikada Sivasspor öne geçti. Kendi yarı alandan aldığı topla hareketlenen ve rakiplerini geçerek sol taraftan ceza sahasına giren Barrow’un içeriye sert ortasında Arif Kocaman’a çarpan top kalecinin solundan ağlara gitti: 0-1
29. dakikada sol çaprazdan kazanılan serbest vuruşu paslaşarak kullanan Sivasspor’da topla buluşan Charisis’in sert şutunda kaleci Bilal Bayazıt uzanarak topu kornere çeldi.
42. dakikada ev sahibi ekip beraberliği yakaladı. Sağ kanatta Morte’nin ceza sahasına gönderdiği pasta, penaltı noktası üzerinde Bahoken’in topun gelişine yaptığı vuruşta meşin yuvarlak üst direğe çarptıktan sonra filelerle buluştu: 1-1
Karşılaşmanın ilk yarısı 1-1 berabere tamamlandı.
61. dakikada Bahoken’nin pasında sağ çaprazdan ceza sahasına giren Karimi’nin sol ayağının üstüyle yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kale direğinin dibinden auta çıktı.
84. dakikada Karimi’nin sağ kanattan ceza sahasına gönderdiği ortada altı pas üzerinde iyi yükselen Thiam’ın kafa vuruşunda meşin yuvarlak az farkla auta gitti.
89. dakikada ceza sahası içerisinde Attamah’ın müdahalesiyle Manaj yerde kaldı. VAR incelemesinin ardından maçın hakemi penaltıya hükmetti.
90+3 dakikada kazanılan penaltıyı kullanan Manaj meşin yuvarlağı kalecinin sağından ağlarla buluşturdu: 1-2
9+8. dakikada Sivasspor farkı 2’ye çıkardı. Kontra atakta ceza sahasına giren Kvet’in pasında altı pas üzerinde topla buluşan Manaj meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 1-3
Karşılaşma, konuk ekip Sivasspor’un 3-1 galibiyetiyle sona erdi.
Stat: RHG EnerTürk Enerji
Hakemler: Alper Akarsu, Samet Çavuş, Yusuf Bozdoğan
Mondihome Kayserispor: Bilal Bayazıt, Gökhan Sazdağı, Attamah (Dk. 90+9 Talha Sarıarslan), Arif Kocaman, Hasan Ali Kaldırım, Kartal Kayra Yılmaz, Karimi, Bahoken, Morte (Dk. 80 Ramazan Civelek), Cardoso, Thiam
EMS Yapı Sivasspor: Ali Şaşal Vural, Alaaddin Okumuş, Caner Osmanpaşa, Appindangoye , Uğur Çiftçi, Hakan Arslan, Charisis, Saiz (Dk. 65 Emre Gökay Dk. 90+5 Keita), Barrow (Dk. 90+5 Camara), Koita (Dk. 65 Kvet), Manaj
Goller: Dk. 24 Arif Kocaman (kendi kalesine), Dk.90+3 (Penaltıdan) ve Dk. 90+8 Manaj (EMS Yapı Sivasspor), Dk. 42 Bahoken (Mondihome Kayserispor)
Sarı kartlar: Dk. 8 Appindangoye, Dk. 73 Kvet , Dk. 90+6 Manaj (EMS Yapı Sivasspor), Dk. 28 Gökhan Sazdağı, Dk. 63 Bahoken, Dk. 90+4 Kartal Kayra Yılmaz, Dk. 90+5 Attamah) (Mondihome Kayserispor)
]]>BİRBİRLERİNİ YEDİLER!
Zirvedeki iki ezeli rakip Fenerbahçe ve Galatasaray’ın 0-0 biten derbisinde ortaya çıkan heyecanı düşük maçta temaslı futbolun bir hayli fazla olduğu göza çarpıyor. Haftanın en yüksek beklentili maçında tam 260 birebir mücadelesi yaşandı. Fenerbahçe bu birebirlerin 132’sinde galip geldi, Galatasaray ise 116 kez kazandı.

FENERBAHÇE’DEN SEZON REKORU
Bu rakam Fenerbahçe’nin sezon başından beri ulaştığı en yüksek sayı. Sarı lacivertliler daha önce 2-1 kazandığı Karagümrük maçında 256 birebir mücadeleye girmiş ve birebirlerde 135 kez galip gelmişti. İşte bu ikili mücadele rekorundan kaynaklı tam 45 faul ortaya çıktı ve oyun çok fazla durdu. İki takım da topu kaybetmemek için birbirini yedi!
Ayrıca ligin bu hafta en fazla hava topu mücadelesi kazanan takımı da Fenerbahçe oldu. Sarı lacivertliler Galatasaray karşısında girdiği 49 hava topu mücadelesinin 27’sini kazarak bu alanda haftayı lider tamamladı.
HAFTANIN GOL BEKLENTİSİ (XG) EN YÜKSEK TAKIMI KASIMPAŞA
Ligin 18. haftasında en yüksek gol beklentisine (xg) ulaşan takımı Çaykur Rizespor ise iç sahada 2-2 berabere kalan Kasımpaşa oldu. Mücadelede 2 kez öne geçmesine rağmen 3 puanı almayı başaramayan Kasımpaşa etkili oyununa rağmen skoru koruyamadı. Mücadeleyi 2.3’lük gol beklentisi ile tamamlayan İstanbul ekibi bu alanda haftayı zirvede tamamladı. Paşa’nın ardından ikinci sırayı 2.28’lik gol beklentisi ile Trabzonspor aldı.
RAKİP CEZA SAHASINDA TOPLA BULUŞMA
Rakip ceza sahasında bu hafta topla en fazla buluşan takım da Kasımpaşa (28 kez) oldu. istanbul ekibi sezon genelinde de bu anlamda oldukça başarılı bir grafik çiziyor. Ligin zirvesinde yer alan Fenerbahçe ve Galatasaray’ın ardından maç başına 19.06 ortalama ile Kasımpaşa rakip ceza sahasında topla buluşma alanında Beşiktaş ile birlikte 3. sırada.
GAZİANTEP’İN BİTİRİCİLİK YÜZDESİ %75
Deplasmanda Karagümrük’ü 3-0 mağlup ederek haftayı 3 puanla kapatan Gaziantep FK haftanın en yüksek bitiricilik yüzdesine ulaşan takımı oldu %75. Set hücumunu %60 seviyesine çıkaran Gaziantep 7 isabetli şutunun 3’ünü gol yapmayı başardı.

HAFTANIN EN AZ TOP KAYBEDENİ TRABZONSPOR
Haftayı evinde Başakşehir beraberliği ile kapatan Trabzonspor haftanın en az top kaybeden takımı oldu. 80 kez topu rakibine kaybeden bordo mavililer bu alanda haftayı en başarılı geçiren ekip. En çok top kaybı yapan takım ise 120 topla Çaykur Rizespor oldu. Galatasaray derbide 104 top kaybı ile en kötüler arasında 5. sırada.
EN ÇOK TOP KAZANAN FATİH KARAGÜMRÜK
Gaziantep FK’ye 3 golle kaybeden Fatih Karagümrük maçta tam 99 top kazandı (bunların 37’si rakip sahada) ancak yine de farklı mağlubiyetten kurtulamadı. Bu alanda haftayı zirvede tamamlayan Karagümrük’ün ardından Sivasspor, Kasımpaşa ve Beşiktaş geliyor. Galatasaray ise derbide 84 top kazanarak 5. sırada kaldı.
TOPU VERMEDİ AMA 3 PUANI VERDİ
Gaziantep’e sahasında 3-0 kaybeden Karagümrük’ün toplam pas ve başarılı pas sayısı inanılmaz. Maçı 621 pasla tamamlayan Karagümrük bu alanda sezon ortalamasının çok fazla üzerine çıktı. %62 topa sahip olma oranı ve 530 başarılı pasa rağmen kaybeden Karagümrük topla fazla oynamanın her zaman iyi sonuç vermeyeceğini gösteren bir performansa imza attı.
3. BÖLGEDE EN FAZLA DRİPLİNG RASHICA’DAN
Haftayı Hatayspor deplasmanında galibiyetle tamamlayan Beşiktaş’ta performansıyla göz dolduran isimlerden biri Milot Rashica oldu. Maça ilk 11’de başlayan ve 72 dakika sahada kalan Rashica rakip 3. bölgedeki dribblingleriyle dikkat çekti. 8 kez 3. bölge koşusu atan Kosovalı oyuncu bu alanda Alanyasporlu Oğuz Aydın ve Antalyaspor’dan Erdoğan Yeşilyurt ile haftanın zirvesini paylaştı.
