Bakan Kurum, TRT’nin bu yıl 8’incisini düzenlediği TRT World Forum 2024’te “Yarını Dönüştürmek: Eko-Rejenerasyonun Gücü” başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı.
Dünyanın yaradılışından bugüne belki de en meşakkatli dönemlerinden birini yaşadığını kaydeden Kurum, bir yanda İsrail eliyle Gazze’de sürdürülen korkunç bir soykırım olduğunu, diğer yanda ise Rusya- Ukrayna Savaşı’nın neden olduğu acılarla boğuşulduğunu söyledi.
İnsanların iklim krizinin getirdiği sorunlarla küresel bir yıkımın tam eşiğinde hatta ortasında durduğunu ifade eden Kurum, şöyle konuştu:
“Bu noktada doğamızın kendi kendini yenileyebilme kapasitesini konuşmamız bu konferansta gerçekten çok kıymetli. Bu salondaki tüm katılımcılarla, iklim krizinin insan eliyle oluştuğu konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Zira tüm bilimsel çalışmalar, iklim değişiminin başlangıç noktası olarak sanayi devrimini işaret etmektedir. Ben de bu ortak kanaati paylaşıyorum ama sanayi devrimiyle başlayan kirlenmenin sadece bir sebep olduğunu değil, insanlığın çarpık doğa anlayışının bir sonucu olduğunu düşünüyorum. İklim değişikliği konusunda mevzubahis doğadır, insandır, ortak evimiz dünyamızdır. Doğa ve insan arasındaki ilişkiyi doğru tanımlamadan atacağımız her adımın parçalı olacağını ve bütünü kapsamayacağını düşünüyoruz.”
Doğa ve insan uyumu söz konusu olduğunda başvuru kaynağının Türk-İslam medeniyeti olduğuna dikkati çeken Kurum, “Bizim medeniyetimiz, dört mevsimin gereklerine en uygun şekilde yurt tutmayı emreden; dağların, ormanların, denizlerin, hayvanların ve bitkilerin doğal durumuna müdahale etmeyen, tek bir dalı bile incitmeyi suç sayan bir medeniyettir.” ifadelerini kullandı.
“Bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır”
İstanbul’dan bütün dünyaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu adil gelecek vizyonunu ifade etmekten şeref duyduğunu kaydeden Kurum, “Doğasıyla, çevresiyle, ekonomisiyle, demokrasisiyle, insan haklarına saygısıyla daha adil bir dünya mümkündür. ve bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır.” dedi.
Kurum, Türkiye’nin Akdeniz Havzası’nda yer alan ve iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu, buna da yaşanan afetlerle şahitlik edildiğini belirterek, Türkiye’de her yıl 1500’e yakın sel, orman yangını, su taşkını ve kuraklık gibi iklim kaynaklı doğal afetler yaşandığına işaret etti.
Türkiye’de geçen 10 yıllık süreçte yenilenebilir enerji kapasitesini iki katına çıkardıklarını vurgulayan Kurum, “Önümüzdeki 10 yıl içinde güneş ve rüzgar enerjisi kapasitemizi 4 kat daha arttıracağız. Emisyonların yaklaşık üçte ikisi çevremizde gerçekleşiyor. Bu nedenle ulaştırma ve yapılaşma konularında da yenilikçi çözümler bulmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Kurum, 6 Şubat depremlerini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen ve 6 Şubat sabahı tüm Türkiye’yi derin acılara götüren o afette binlerce canımızı yitirdik ama tek yürek olduk. 11 ilimizde asrın birlikteliğini göstererek 453 bin konutun inşa ve yapım faaliyetlerini sıfır atık uyumlu ve enerji verimli uygulamalarla inşa etmeye devam ediyoruz. İnşallah yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Kahramanmaraş’ımızda 155 bininci konutumuzun anahtarlarını söz verdiğimiz gibi vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Tabii ki şehirlerimizi ihya ederken, konutlarımızın dönüşümünü gerçekleştirirken bu konutların iklim değişikliğine uyumlu ve duyarlı olmasını da önemsiyoruz. Sıfır atık anlayışıyla binalarımızı inşa ediyor, gerek yenilenebilir enerjilerden faydalanmak gerekse yağmur sularının toplanmasıyla birlikte tüketimi azaltacak, bize emanet edilen o doğanın suyunu, havasını, yeşilini koruyacak adımları atmaya gayret gösteriyoruz. Kentsel ulaşımda metro, hafif raylı ve tramvay sistemlerimizi de iki katına çıkarmak için yoğun gayret gösteriyoruz.”
Sıfır Atık projesi
Sıfır atık hareketini çok önemsediklerini belirten Kurum, “Sıfır atığın önemini daha iyi anlayabilmeniz için çarpıcı bir gerçeği sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmama başlayalı 10 dakika oldu. Bu 10 dakikada dünyamızda toplam 5 bin 900 ton plastik atık oluştu ve 370 ton atık da okyanuslara karıştı. 20 deniz kuşu ve 2 kaplumbağa maalesef şu 10 dakika içerisinde öldü ve yine bu 10 dakikada 77 hektar ormanlık alan yok olmuştur. Şu geçen 10 dakikada çöpe attığımız 25 bin ton gıdayla tam 2,2 milyon Gazzeli kardeşimizin bir haftalık gıda ihtiyacını çöpe atmış oluyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık projesinin insanlığı küresel israf uçurumundan kurtarmanın en önemli adımı olduğunu söyleyerek, “Türkiye de bu kapsamda 193 bin binada sıfır atık yönetim sistemini kurmuş ve toplamda 60 milyon ton atığı geri kazandırmış, bu çerçevede tam 498 milyon ağacın kesilmesinin önüne geçilmiştir. Yeni dönemde Sıfır Atık hareketimizi tüm ülke geneline yaygınlaştıracağız. 7 bölgemizde Sıfır Atık pilot ilçeleri belirleyecek ve depozito yönetim sistemimizin kurulumunu ülke genelinde 2025 yılı sonuna kadar uygulamaya geçireceğiz.” diye konuştu.
İklim Kanunu bu yıl yasalaşıp yürürlüğe girecek
İklim Kanunu’nun bu yıl içerisinde yasalaşıp yürürlüğe girerek, iklim değişikliği konusunda atılacak adımlara kolaylık sağlayacağını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“İki hafta boyunca can Azerbaycan’da COP29 toplantılarına katıldık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğiyle 2053’e ilişkin stratejilerimizi, hedeflerimizi tüm dünyayla paylaştık. Türkiye olarak, iklim krizinin maliyetini bu krizin oluşmasında en ufak katkısı olmayan devletlere yüklemenin adaletsizlik, vicdansızlık ve insafsızlık olduğunu en yüksek sesle dile getirdik. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin en yoksul yüzde 66’lık kesiminden daha fazla karbon salınımına neden olduğu bir ortamda bu adaletsizliğin devam etmemesi gerektiğini de en gür sesle tüm dünyaya ilettik ve bu tezimizi savunduk. İnsanlık doğanın yeniden kendisini toparlamasını istiyorsa finansal destek meselesini süratle çözmelidir ve herkes verdiği sözü acilen yerine getirmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihsel sorumluluğu yok denecek kadar azdır. Yani dünyanın kirletilmesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin suçu neredeyse yoktur. Ama bugün uğraştığımız, 1,5 santigrat derecede tutmaya çalıştığımız ortalama sıcaklığımız için bu mücadeleyi veriyoruz.”
Kurum, Filistin meselesine değinerek konuşmasını, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle tüm Türkiye adil bir dünya için, Filistin’in özgürlüğü için, Filistinli kardeşlerimizin gür sesi olmaya devam ediyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İsrail’le ilişkisini tamamen dondurmuş ve tüm dünya ülkelerine baktığımızda Filistin’e en çok yardım yapan ülkedir. Bu kararlılığımız ve duruşumuzdan asla ödün vermeyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun Filistinli kardeşlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz. Filistin’in özgürlüğünü, dünyanın 5’ten büyük olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımız her yerde dile getirmeye devam edecek.” şeklinde tamamladı.
Oturumda, Absolute Foods Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Agam Khare, EKI Enerji Hizmetleri, Uluslararası İşletmeler Kıdemli Genel Müdürü Bhuwan Shukla, Çevre Savunma Fonu Küresel İklim İş Birliği Müdürü Christopher Dekki, E+ Enerji Geçiş Enstitüsü İcra Direktörü Dr. Rosana Rodrigues dos Santos ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Türkiye Ülke Ofisi Temsilcisi ve Ülke Direktörü Stephen John Cahill konuşma yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda devam ediyor.
Festivali gezen “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisinin oyuncuları Serkan Çayoğlu, Sena Çakır ve Esila Umut, TRT standında düzenlenen etkinliğe katıldı.
Dizinin hayranları, oyuncuları görebilmek için stant önünde yoğunluk oluşturdu.
Etkinlikte oyuncular, imza verdikleri izleyicilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Sena Çakır, AA muhabirine, ilk kez TEKNOFEST’te yer aldığını söyledi.
Festivalin çok büyük bir organizasyon olduğunu belirten Çakır, “Müthiş bir katılım var. İmza etkinliğinden sonra festival alanını gezmeye devam edeceğiz. Seyircilerimize buraya kadar geldikleri için teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda devam ediyor.
Festivali ziyaret eden “Teşkilat” dizisinin oyuncuları Yunus Emre Yıldırımer, Serdar Yeğin ve Melisa Akman, TRT standında düzenlenen etkinliğe katıldı.
Oyuncular, imza verdikleri hayranlarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Yunus Emre Yıldırımer, AA muhabirine, TEKNOFEST’in çok özel ve gurur verici bir organizasyon olduğunu söyledi.
Festivalde olmaktan mutluluk duyduklarını belirten Yıldırımer, teknolojik gelişmeleri görme şansı bulduklarını anlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“GÖRÜŞMEYİ BİZ DE UYGUN GÖRDÜK VE KENDİSİYLE GÖRÜŞTÜK”
Görüşme sonrasında CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ile basın açıklaması yapan Günaydın şunları söyledi:
* “Önceki gün itibariyle TRT Genel Müdürü’nden yayınlarında görülen açık adaletsizlikler karşısındaki tutumunu değerlendirmek ve CHP’nin görüşlerini aktarmak üzere bir randevu talep etmiştik. Dün bütün gün boyunca ne zaman uygun olursa bu randevunun bizim için uygun olacağını söylemiştik. Bugün de o randevunun gelmemesine göre saat 11.00’de bir basın toplantısını TRT önünde yapmayı planlamıştık.
* Bu sabah itibariyle saat 09:15’te TRT Genel Müdürlüğü özel kaleminden bugün 16.30’a bir randevu verildiği ifade edildi. Bunun üzerine sabah yapmayı planladığımız basın açıklamasını iptal ettik. TRT Genel Müdürü ile 67 dakika süren bir görüşme yaptık. Açıkçası kurumların önüne gelen, kurumların yöneticileriyle görüşmeden çeşitli açıklamalar yapan bir siyasi tutum geliştirmek istemedik. Çünkü muhataplarımızın kamu kurumlarının yöneticilerinin nasıl bir ruh hali içerisinden olduklarını, nasıl bir tutum içerisinde olduklarını anlamak isteriz. Türkiye’nin daha temiz, daha sağlıklı bir siyasal ortama da kavuşmasını isteriz. Bu bağlamda bu görüşmeyi biz de uygun gördük ve kendisiyle görüştük.
“CHP KÖKLÜ BİR PARTİDİR, HABER DEĞERİ TAŞIR”
* Sayın Genel Müdür der ki ‘TRT bir yayın kuruluşudur. Ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür’ Dedik ki peki bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi? Kendisi, ‘Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır’ dedi.
* Bunun üzerine ‘Yayın saatlerindeki açık adaletsizliği nasıl tanımlayabiliyorsunuz? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?’ dedik. Orada editöryal bağımsızlık ve tarafsızlığın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Biz de dedik ki, bir insan editöryal olarak bağımsız olabilir ama tarafsız olmayabilir. Burada da zaten bu çok açık olarak görülüyor. Kendisiyle ilgili kamuoyuna da yansıyan sürelerle ilgili açıklama yapmasını bekledik. Sayın Genel Müdür, ‘Kamuoyuna sürelerle ilgili yansıyan açıklamalar, RTÜK’ün bazı üyeleri tarafından saptanan açıklamalardır. Dolayısıyla bu açıklamaların doğru olmadığını düşünüyoruz’ dedi.
“YANLI YAYINLARA TAHAMMÜL ETMEYECEĞİZ”
* Ayrıca ‘Yetkisi ve görevi olmayan hangi bilimsel ölçütlere göre saptandığı belli olmayan yayın saati tartışmasının içine TRT’yi sokmak istemem’ dedi. Kendi sözcükleri bunlardır. Biz de bu sözler üzerine TRT gibi bir yayın kuruluşunun yapması gereken görevler var. Her ayın son günü itibariyle siyasi yayınlarında hangi siyasi partiye, hangi lidere, hangi kritere göre ne kadar zaman ayırdığını bilimsel ölçütlerle bunu saptar ve yayınlar. Bu saptamayı ve verileri de kamuoyu denetimine açar. Böylece iddia ettiğiniz yanlış olgu ortadan kalkar. Ve gerçek ortaya çıkar.
* Örneğin, Erdoğan’a ayrılan sürenin bin 942 saat olduğu söyleniyor. Siz diyebilirsiniz ki bunun 942 saati Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı işler. Ama bin saati de örneğin Kütahya mitinginde olduğu gibi ya da Meclis’te grupta yaptığı konuşma gibi AKP Genel Başkanı sıfatıyla yaptığı işlerdir. O halde de bununla örneğin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ayrılan zaman arasındaki bir süreyi karşılaştırabilir hale gelebiliriz. Kendisine kuvvetle yaptığımız tavsiye, bu ayrımı yapınız. Bu ayrım yalnızca kamuoyunun sizin hakkınızda bir fikir oluşturmasına neden olmaz.
* Aynı zamanda TRT Genel Müdürü ve TRT’nin üst kadrosu, Ocak ayında AKP’ye, CHP’ye ne zaman ayırdığını görür. Şubat ayında kendisini buna göre düzeltme ihtiyacı içerisinde olur. Böylece bu TRT için de önemli ve olumlu bir adım olabilir. Bunun üzerine TRT içerisinde bir iç değerlendirme yapacağına ilişkin bir söylemi oldu. Elbette kendilerinin bileceği iştir. 2022 başından bu yana 12 milyar dolar, bugünkü rakamlara göre 375 milyar TL bütçe kullanan, 8 bin 500 çalışanı bulunan ve her birimizin bütçeleriyle kendisine kaynak oluşturan TRT’nin yanlı yayınlarına daha fazla tahammül etmeyeceğiz.
“TRT AÇIK SİYASİ ALGILARIN BİR PARÇASI YAPILMAMALIDIR”
* Örneğin son genel seçimden evvel, TRT yaptığı bir dizide bir teröriste ‘Geliyor gelmekte olan’ sözcüğünü kullandırıyor. Sayın Genel Müdür, bu sözcüğün kendisiyle ilgili olmadığını, her senaristin sözünü kendisinin kontrol edemeyeceğini söyledi. Elbette doğru olabilir. Bunun bir mekanizması olmalıdır. TRT, son derece açık siyasi algıların bir parçası yapılmamalıdır. Sayın Özgür Özel’in en son yaptığı grup konuşmasında TRT’yi eleştirmesi üzerine yayının kesilmesinden bahsettik. O da ‘Ben bu yayını izlemedim. Arkadaşlarıma sordum. Özgür Özel, TRT’yi eleştirmeye başlamadan evvel, üç dakikalık bir yayından sonra yayın kesilmişti’ dedi. Peki AKP Genel Başkanı sıfatıyla Recep Tayyip Erdoğan, grupta toplantı yaparken bu toplantıyı naklen ve tam olarak veriyor musunuz? Diye sorduk. ‘Evet veriyoruz’… Vermezseniz sizi burada bir dakika oturturlar mı? ‘Oturtmazlar…’
* Peki o halde neden CHP’nin yaptığı grubu tam olarak vermiyorsun? Neden üç dakika veriyorsun? Neden TRT aracılığıyla CHP’nin sözünü halka ulaştırmayı görev saymıyorsun?… Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. RTÜK’ün burada bir denetim yapması gerekir. RTÜK başkanının sıfatına bakılırsa, bu denetimin yapmayacağı açıktır. Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerde siyasal partilere demokratik, adil ve eşit bir süre paylaşımı konusunda 20 Ocak 2023 tarihinde genelgesini yayınlamıştır. Yüksek Seçim Kurulu’nu genelgesini takip etmeye davet ediyorum.”
]]>RTÜK ÜYELERİ KESER VE TAŞCI’NIN ŞİKAYET DİLEKÇESİ
Keser ve Taşcı’nın şikayet dilekçesinde, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılmasını hükmeden kararını hatırlatarak, şu ifadelere yer verildi:
“Anayasa’nın 79’uncu maddesi ile seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma görevi, Yüksek Seçim Kurulu’na verilmiştir. YSK tarafından; ilgili Yasa doğrultusunda, seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılması için, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un bazı maddeleri ile seçim hukukunu ilgilendiren 8, 29/A, 30 ve 45’inci maddelere ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda; 2023/1565 No.lu karar, Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Anayasa’nın 133. Maddesi kapsamında, üyeleri TBMM Genel Kurulu’nca seçilen, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, ‘6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’ hükümlerini uygulamakla yükümlüdür.
6112 sayılı Kanun’un; seçim dönemleri için düzenlenen 30’uncu maddesi birinci fıkrasında; “Seçimlerle ilgili olarak seçim dönemlerinde yapılan yayınlara ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir.”, ikinci fıkrasında; “Üst Kurul, medya hizmet sağlayıcılarının seçim dönemlerindeki yayınlarını Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları doğrultusunda izler, denetler ve değerlendirir” hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede 6112 sayılı kanunun “Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun Yükümlülüğü”nü belirleyen 45’inci maddesinin önemine vurgu yapılarak şunlar kaydedildi:
“Birinci fıkrasında, ‘8’inci maddede belirtilen yayın ilkeleri ile bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticarî iletişimi düzenleyen hükümleri, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu yayınları hakkında da uygulanır’,
İkinci fıkrasında, “Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ihlâlin niteliği açıkça belirtilerek Üst Kurulca uyarılır ve yükümlülüğün gereğinin yerine getirilmesi ilgili Bakanlığa bildirilir.”,
hükümleri yer almaktadır.
Dolayısıyla; Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) da, tüm özel radyo ve televizyonlar gibi yukarıdaki fıkra hükümlerine göre seçime katılan siyasi partiler ile bağımsız adayların birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılımını sağlama ve görüşlerini açıklama imkânı verirken seçim hukukunun temel ilkeleri olan eşitlik, dürüstlük, serbestlik ilkelerine uymak zorundadır.”
Keser ve Taşcı’nın dilekçesinde şu ayrıntılara yer verildi:
“Ayrıca; YSK tarafından düzenlenen 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 sayılı kararda; ‘A- Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) ile özel radyo ve televizyon kuruluşları yayınlarında;
Tek yönlü ve taraf tutan yayınlar yapamazlar. Bu kuruluşlar yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde siyasi partiler ve bağımsız adaylar arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorundadırlar.
Adalet ve tarafsızlığa, kanunlara uygun davranmakla yükümlü olan yayın kuruluşları, ırk, cinsiyet, sosyal sınıf veya dini inançları esas alarak yayın yapamazlar.
Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününden önceki yirmi dört saate kadar olan sürede, siyasi partiler veya bağımsız adaylar radyo ve televizyonlarda birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılarak görüşlerini açıklayabilirler. Siyasi partiler veya adayların açık veya kapalı yer toplantıları, radyo ve televizyonlarda canlı olarak yayınlanabilir hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede TRT’nin yerel seçimlere ilişkin iktidar ve muhalefet adaylarına verdiği süreyle ilgili şu bilgilere yer verildi:
“YASAL BİR ZORUNLULUKTUR”
“Ancak 1 Ocak 2024 tarihinde başlayan seçim döneminde, bugüne kadar Üst Kurul tarafından gerek TRT Kurumu gerekse özel radyo ve televizyon yayınlarının, YSK kararlarına uygunluğu açısından denetimine ilişkin hiçbir rapor Üst Kurul gündeminde yer almamış, ilgili Kanun’da geçen ‘denetim’ ve ‘değerlendirme’ye ilişkin bir adım atılmamıştır. Oysa ki; seçim döneminde medya hizmet sağlayıcı kuruluşların tek yönlü ve taraf tutan yayınlarına ilişkin şikayetler de dikkate alındığında, 6112 sayılı Kanun ve ilgide belirtilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarında yer alan hükümler kapsamında gerekli denetlemelerin yapılması, kamuoyunun öncelikli beklentisi olmasının yanı sıra, yasal bir zorunluluktur.
“ERDOĞAN VE AK PARTİ 1945 DAKİKA, ÖZGÜR ÖZEL VE CHP 25 DAKİKA”
Türkiye’nin kamu yayıncılığı hizmetini yürütmekte olan ilk ve tek kuruluşu olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun kanallarından biri olan TRT Haber’in, 01 Ocak 2024 ile 10 Şubat 2024 tarihleri arasındaki 40 günlük yayın kayıtları incelenerek, İktidar Partisi ve Ana Muhalefet Partisinin ekrana getirilme süreleri hesaplanmıştır. SKAAS kayıtları ile yapılan bu incelemeler sonucunda yukarıda belirtilen tarihler arasındaki 40 günlük yayın karnesi hesaplamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin ekrana getirilme süresi 1945 dakika olarak kayda geçmişken; Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin ekrana getirilme süresinin yalnızca 25 dakika olduğu görülmektedir.
“CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL VE CHP’NİN HİÇ EKRANDA YER ALMADIĞI KAYDA GEÇİRİLMİŞTİR”
TRT Haber’in, Türkiye’nin yaşamış olduğu ve 11 ili etkisi altına alan deprem faciasının yıldönümü olan 06.02.2024 tarihli 24 saatlik yayın süresi incelemesinde ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin 6 saat 42 dakika, Devlet Bahçeli ve MHP’nin 38 dakika, Meral Akşener ve İyi Parti’nin 1 dakika 53 saniye ekranda yer aldığı görülürken; bölgede bulunmasına ve kamuoyuna açıklamalar yapmasına karşın CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin hiç ekranda yer almadığı kayda geçirilmiştir.
TRT Haber’in yayınlarına ilişkin bu veriler, hem Yüksek Seçim Kurulu kararı hem de TRT Kanunu’nun da ihlal edildiğini göstermektedir. Ayrıca, 6112 sayılı kanunun Yayın Hizmeti İlkeleri başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yayıncıların uyması gereken yayın ilkeleri açıkça belirtilmiştir. TRT Haber’in, seçim dönemi yayınları ile ilgili veriler; bahsi geçen maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde düzenlenen ‘Siyasi partiler ve demokratik gruplar ile ilgili tek yönlü veya taraf tutar nitelikte olamaz’ hükmünün de çiğnendiğini ortaya koymaktadır.
“KANUN HÜKÜMLERİNE AÇIKÇA AYKIRIDIR”
Demokratik bir yönetim biçimine bağlı olduğu söylenen bir ülkenin 85 milyon yurttaşın vergileriyle kamu yayıncılığını üstlenen bir kurumunun, farklı siyasi tercihlere ve ideolojik yönelimlere karşı adil ve tarafsız bir yayın politikası yürütmesi beklenirken, iktidar partisinin politikalarını bu denli ön plana çıkararak adeta iktidar partisinin seçim propagandasını yapması ve iktidar partisinin bakış açısı ile politikalarını bu denli meşrulaştırarak halkın özgür iradesine müdahale etmesi, kamuoyunun özgürce oluşmasının engellenmesi yukarıda bahsi geçen kanun hükümlerine açıkça aykırıdır.
“YAYIN SÜRELERİ İÇİN GEREKLİ HUKUKİ İŞLEMLERİN BAŞLATILMASINI ARZ EDERİZ”
Yayınlarını tarafsızlık ilkesine bağlı ve dengeli bir biçimde yürüttüğü söylenen hiçbir yayıncı kuruluş, yukarıda sayısal olarak ifade edilen yayın süreleri ile bu iddiasını gerçekleştiremez. Bu çerçevede; 6112 Sayılı Kanun ve Yüksek Seçim Kurulu’nun 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 No.lu kararı doğrultusunda, TRT Kurumu’nun, en yalın haliyle taraf tuttuğu açıkça belirlenen yayın süreleri için gerekli hukuki işlemlerin başlatılmasını arz ederiz.”
]]>Yüksek Seçim Kurulu 1 Ocak 2024’te seçim dönemini başlatırken, RTÜK üyeleri İlhan Taşcı ve Tuncay Keser, TRT Haber’deki canlı yayınlar ile 6 Şubat 2024 tarihli 24 saatlik yayınında partilere ayrılan süreler incelendi. Bu kapsamda 40 günlük dönemde, TRT Haber’de Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ile AKP’li yöneticilerin, aday tanıtım toplantıları dâhil değişik programlardaki yaptıkları konuşmalar, 1945 dakika canlı olarak verildi. Aynı dönemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmalarının sadece 25 dakikalık bölümü TRT haberde canlı yayınlanabildi.
BAHÇELİ’YE BİR GÜNDE 38 DAKİKA
Taşcı ve Keser’in hazırladığı bilgi notuna göre; 6 Şubat 2024 tarihli 24 saatlik yayında da Erdoğan ve AKP’li yöneticilerin yayın süresi 6 saat 42 dakika olurken, bunun 1 saat 46 dakikalık bölümü canlı yayınlardan oluştu. Aynı gün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de TRT Haber’de 38 dakika 28 saniye yer buldu.
ÖZEL’İN HİÇBİR KONUŞMASI CANLI YAYINLANMADI
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in aynı gün birçok programı olmasına karşın, hiçbir konuşması canlı yayınlanmadı, konuşma ve etkinlikleri haber bültenlerinde de yer bulamadı. İyi Parti, İyi Parti heyetinin Hatay ziyareti kapsamında hazırlanan haberle, 1 dakika 53 saniye süreyle TRT Haber’de görülme imkânı buldu.
Aynı gün AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum 2 dakika 33 saniye, Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok 2 dakika 3 saniye ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ ise 2 dakika 2 saniyelik haberlerle TRT Haber’de yer aldı. Diğer partilerin adaylarına ilişkin hiçbir habere TRT haber bültenlerinde yer verilmedi.
“MİLLETİN PARASIYLA YAPILIYOR, TRT YİNE SUÇ İŞLİYOR”
RTÜK üyesi Tuncay Keser, TRT’nin yaklaşımını şöyle değerlendirdi:
– Seçim sürecinin başlaması ile birlikte TRT, tam gaz iktidar propagandası dönemine geçti. Kamu yayıncısı olan ve 85 milyonun vergileriyle fonlanan TRT, izlediği yayın politikasıyla İktidar Radyo Televizyonu haline geldi. İktidarın propaganda aracı haline geldi. Özellikle seçim dönemi yayınlarında bu daha da net şekilde görülüyor. TRT bir yandan kendi kanununu çiğnerken, bir yandan da Yüksek Seçim Kurulu kararlarını paspas ediyor. TRT Kanunu ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK), ‘tarafsızlık’ diyor, ‘tek yönlü, taraf tutan yayın yapılmaz’ diyor, ‘fırsat eşitliği’ diyor ama TRT yönetimi bunların hiçbirini takmıyor.
– Seçim dönemindeki canlı yayınlarda 78 katlık bir uçurum var. 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümüydü ve bütün partilerin etkinlikleri vardı. 6 Şubat’ta AK Parti Genel Başkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli yani iktidar grubu, 7 saat 20 dakika TRT Haber’de yer alırken, TBMM’deki ikinci büyük parti olan CHP ve Genel Başkanı Özgür Özel, 24 saatlik yayında hiç görülmüyor. Bir saniye bile haber ve görüntü yok. TRT muhalefet körlüğü içinde. Tam bir karartma uygulanmış.
– Özel kanallarda bile yapılmayan, milletin parasıyla TRT’de yapılıyor. TRT yönetimi, daha önce yaptığı gibi yine suç işliyor. YSK da RTÜK de seyirci rolünde, bugüne kadar hiçbir adım atılmadı. TRT Yönetimi, kanunları sürekli çiğneyerek hukuk devleti ilkesini, seçim adaletini ve demokrasiyi baltalıyor, görevi kötüye kullanma suçu işliyor. TRT muhalefet körlüğü içinde. Tam bir karartma uygulanmış… Bu karne, TRT yönetiminin utanç tablosu olarak basın tarihine geçecektir.
“CEPLERİNDEN PARASINI VERİP AKPTV KURSUNLAR”
RTÜK üyesi İlhan Taşcı ise şu değerlendirmeyi yaptı:
– TRT Genel Müdürlüğü koltuğunda oturan zatın bırakın bir günlük gazetecilik yapmasını, günlük bir gazete okusa dahi şu tablodan utanırdı. Nasıl olur da ülkenin Ana Muhalefet Liderine 0 yazıyla sıfır süre ayrılır. İnsanda biraz utanma olur. Hadi o yok, azıcık mesleki ahlak olur. Bu tablo ne gazetecilik, ne televizyonculukla açıklanabilir, bunun adı siyasi garezdir.
– Ülkenin Ana Muhalefet Liderini görmezden gelmek, yok saymak CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e bir şey kaybettirmez ama bu yayıncılığa imza atanların yakasına aymazlıkları yapışacak. Vergileriyle yayıncılık yapmasına olanak sağladıkları TRT’nin içler acısı halini halk görüyor ve zamanı gelince hak ettikleri yanıtı da verecektir. Hukukun yeniden işlemesiyle birlikte bu yayınların sorumluları hukuk önünde hesap verecektir. TRT ne Zahid Sobacı’nın ne de AKP’nin propaganda aracıdır. Eğer çok istiyorlarsa ceplerinden parasını verip AKPTV kursunlar başına da Sobacı’yı getirsinler.
“RESMİ GİRİŞİMLERDE BULUNACAĞIZ”
– Artık 85 milyonun vergileriyle yayıncılık yapıp gerçekleri halktan gizlemek yerine tarafsız, özgür, hakkaniyetli bir yayıncılık çizgisini izlemeliler. Milletin sırtından iktidar borazanlığı yurttaşların canına tak etti. Kamunun çıkarları, halkın haber alma özgürlüğü ışığında bu hukuksuzluk ve siyasi gareze karşı RTÜK’ün yasal yetkilerini kullanması ve TRT yayınlarını denetlemesi için resmi girişimlerde bulunacağız ve seçim süreci boyunca da yayınları takip edeceğiz.
]]>Haber Sen, 10 Ocak 2023’te; kameraların kaldırılması için idareye başvurdu. TRT yönetimi, 10 Şubat 2023’te sendikanın başvurusunu reddetti. Haber Sen, bunun üzerine; işlemin iptali için idare mahkemesine dava açtı.
Sendika, iptal başvurusunda; “kameralarla çalışanların özel hayatına müdahale edildiğini, yayın denetiminin başka yollarla yapılmasının da mümkün olduğunu, çalışanların mesai saatlerinde sürekli izlendiğini” belirtti.
TRT: “KAMERALARIN 360 DERECE VE SES KAYIT ÖZELLİĞİ KULLANILMIYOR”
TRT ise sistemin “canlı yayın kazalarını önlemek” amacıyla kurulduğunu savundu. Kurum, mahkemeye gönderdiği savunmasında; “Teçhizatın yüksek maliyetli olması nedeniyle korunmasının amaçlandığını, çalışanların kameranın açısında olmadığını, kameraların 360 derece ve ses kayıt özelliğinin kullanılmadığını, video kayıt alındığına ilişkin uyarı levhalarının asıldığını” belirtti
Ankara 14. İdare Mahkemesi, Haber Sen’in TRT rejilerindeki kameralı takip sisteminin kaldırılmasını talebini 29 Kasım 2023’te karara bağladı. Mahkeme, sendikanın kameraların kaldırılması talebinin reddi yönündeki TRT kararını iptal etti.
Mahkeme iptal kararını; Anayasanın “Özel Hayatın Gizliliği” ile ilgili 20. maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması” başlıklı 8. maddesine, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin “Mahremiyet Hakkı” başlıklı 17. maddesine, Türk Ceza Kanunu’nun “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı 134. maddesine, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” başlıklı 135. maddesine, aynı kanunun teknik araçlarla izleme” başlıklı 140. maddesine dayandırdı.
Mahkeme, Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve kanunlara atıfla verdiği kararında şu değerlendirmeleri yaptı:
“Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir kavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır… Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır… Kişilerin mesleki hayatı, özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir.
Teknoloji kullanılarak kişisel görüntülerin kayıt altına alınmasında özel hayatın gizliliği ve kişilerin mahremiyet hakkı da dikkate alınarak uygulama yapılması gerektiğinde kuşku ve duraksamaya yer bulunmamaktadır…
“SUÇA YÖNELİK KUVVETLİ ŞÜPHE HALİNDE BİLE EN SON ÇARE…”
Türk Ceza Kanunu’nun 134. ve 135. maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesindeki düzenlemeler, suça yönelik kuvvetli şüphe halinde bile en son çare olarak ses ve görüntü kaydına başvurulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da dikkate alındığında, hakların korunması başka şeklide sağlanamıyorsa kamera sistemlerinin çalışanların çalışma alanlarını görecek şekilde kurulmasının mümkün olduğu, ancak bunun bir son çare olarak değerlendirildiği ve düzenlemenin içeriğini ayrıntılı olarak ortaya koyan özel bir düzenleyici işlem olması gerektiği, kamera sistemlerinin çalışma alanlarını çekmesinin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği…
“ÇALIŞANLARIN İŞ YAPIŞ ŞEKİLLERİNİ DENETLEYECEK VEYA SÜREKLİ OLARAK BELLİ KİŞİLERİ ÇEKECEK ŞEKİLDE KURULMAMASI GEREKTİĞİ”
Sınırlı bir izleme sağlayacak şekilde güvenlik amacıyla giriş çıkışları izlemek üzere veya vatandaşlara da açık olan ortak alanlar ve iş sahiplerinin de giriş çıkışına açık, yoğun bir alışveriş trafiği olan alanlarda kurulabileceği, ancak bu kameraların da çalışanların iş yapış şekillerini denetleyecek veya sürekli olarak belli kişileri çekecek şekilde kurulmaması gerektiği; dava konusu uyuşmazlıkta kameralı takip sistemi ile kurumca belirlenen amacın gerçekleştirilmesinde elverişli sınırlı ve ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Günlük iş ve işlemleri yürüten kamu çalışanlarının çalışma odalarını ve servisleri görüntüleyecek şekilde kamera yerleştirilmesi durumunda, kamu düzeni ve güvenlik amacını aşan uygulamanın kamusal alanda da olsa ‘özel hayatın gizliliği’ni ihlal edici nitelikte olduğu, uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını gösteren bir kanuni dayanağın bulunmaması, toplanan görüntülerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması ve bu haliyle temel haklar ve anayasal ilkelerle bağdaşmaması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”
İptal kararı oybirliği ile verildi. TRT yönetimi, iptal kararına 30 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nde itiraz edebilir.
USTAOĞLU: “İŞYERLERİNİ AÇIKÇA BBG EVİNE ÇEVİRMEYE ÇALIŞTI”
KESK Haber Sen Ankara 1 Nolu Şube Başkanı Burak Ustaoğlu, mahkeme kararını şöyle değerlendirdi:
“Başta Oran yerleşkesi devamlılık stüdyoları olmak üzere tüm rejilere ve ana kumanda gibi teknik birimlere 360 derece dönen, ses kaydetme özelliği olan kameralar yerleştirilmeye başlandı. Kamu kuruluşlarını babalarının çiftliği gibi yönetmeyi alışkanlık haline getiren iktidar, bu uygulama ile işyerlerini açıkça BBG evine çevirmeye çalıştı.
Bizce neyi hedeflediği gayet açık olan bu uygulama; başta Anayasanın 2. maddesine, özel hayatın ve aile hayatının korunmasına; Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesine ve AHİM kararlarına karşı gelmek oluyordu. Yargı ‘dur’ dese de iktidar tüm itiraz yollarını kullanarak uygulamayı sürdürmeyi denedi, ama sonuç alamadı. Kazanılan davaya karşı yapılan itirazlar sonuç vermedi ve nihai karar ile o kameralar sökülecek dendi.
“KARAR SADECE TRT’Yİ BAĞLAMIYOR”
Tabii ki TRT kamu hizmeti, yayıncılık ilkelerini ne kadar uygulamak zorunda ise mahkeme kararlarında uygulamak zorundadır ve bundan da imtina edeceklerini düşünmüyoruz. Bu karar sadece TRT’yi bağlamıyor. TRT ve benzeri kurumlarda da bu tür uygulamaların önüne geçecek ve idarecilere sınırsız yetki alanı açılımına da izin vermeyecektir.”
]]>