Çocukluğundan beri toplumsal meselelere ilgili olduğunu anlatan Tugay, bu yönünü, “Ortaokul çağında siyasi yazı ve kitapları okurdum, hatta TBMM bütçe görüşmelerini dahi izlerdim. Okul münazaralarında yer alırdım” sözleriyle anlattı. Tugay, ortaokul ve liseyi İzmir İnönü Lisesi’nde tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Çorum ve İzmir Tire’de pratisyen hekimlik yaptı. Osman Müftüoğlu’nun Başhekim olduğu Ankara Numune Hastanesi’nde çalışırken, ağır çalışma koşulları altındaki asistan hekimleri örgütleyerek hak mücadelesine başladı, protesto eylemleri örgütledi. Daha sonra plastik cerrahi uzmanı olarak İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Karşıyaka Devlet Hastanesi, Çiğli Kent Hastanesi’nde görev yaptı. Türk Tabipler Birliği Kol Başkanlığı görevini üstlendi. 2009 yılında devlet memurluğundan ayrılarak özel sağlık merkezini açtı. 2010 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldu. 2019’da CHP’den Karşıyaka Belediye Başkanı seçildi. Ticari faaliyetini hem etik değerler açısından hem de bütün zamanını belediye işlerine ayırmak için muayenehanesini kapattı. Tugay, “Belediye başkanı ikinci bir işle uğraşmamalıdır” dedi.
ÖZGÜR ÖZEL’LE GÖRÜŞME
2023 genel seçiminden sonra CHP’de değişimciler kanadında saf tutan İzmir’deki tek belediye başkanı oldu. Bu kararı nasıl aldığını ilk kez anlattı:
“14-28 Mayıs 2023 Genel Seçiminde umutluyduk, kaybetmemiz mucize olurdu ama kazanamadık. Benim için dönüm noktası Temmuz 2023’te CHP Genel Merkezi’nin belediye başkanlarıyla yaptığı seçim değerlendirme toplantısıdır. Belediye başkanları, özellikle Ekrem İmamoğlu, durum saptayıcı, etkileyici konuşmalar yaptılar. Genel başkan (Kemal Kılıçdaroğlu) ise yetki verdiği kişileri suçladı. Daha sonra İzmir’den olmayan milletvekili dostlarımla konuştum. Değişimin zaruri olduğuna kesin kanaat getirdim. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’e tebrik ziyaretine giderek, “Genel başkan adayı olacak mısınız” diye sordum, “Kılıçdaroğlu’nu değişim için ikna etme düşüncesindeyiz” dedi. Olumsuz karşılık alındı. Özgür Özel genel başkan adayı olunca da hiçbir karşılık beklemeden destek verdim. O sırada ‘Risk alıyorsun’ diyenler oldu ama ‘Yeniden belediye başkanı olmam önemli değil, Türkiye’nin kurtuluşu önemli’ yanıtını verdim.”
Tugay, CHP Genel Merkezi tarafından 2024 yerel Seçiminde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterildi. En yakın rakibi AKP’li Hamza Dağ’a yaklaşık 11 puan fark atarak, seçimi yüzde 48.97 oy oranıyla kazandı.

Mazbatasını alan Cemil Tugay, Gökmen Ulu’nun sorularını yanıtladı.
Batının sosyal demokrasi modelini temsil edeceğiz
Geçtiğimiz Cuma günü mazbatasını alarak kolları sıvayan Cemil Tugay, sorularımızı yanıtladı:
– Akıllara 1989’da SHP’nin ulaştığı yerel seçim zaferi geliyor. O zafer partiyi genel seçimde iktidara da taşımıştı. Şimdi CHP’nin yakaladığı yerel seçim başarısının önümüzdeki genel seçime yansıması ne olur?
Bence sadece 4 yıl sonraya değil, önümüzdeki 20-25 yıla olumlu ve güçlü yansımaları olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi ruhundaki devrimci geleneğin gereğini yerine getirecek.
– Şimdi, belediyelerin de işlevselliğiyle değişimin tabana yayılması beklentisi var. Değişim anlamını bulacak mı?
Aslında adım adım anlamını buluyor. Bunu sadece belediye başkanlarında değil, Parti Meclisinde de görebilirsiniz. “Biz artık farklıyız, artık yeni şeyleri temsil ediyoruz” mesajımızı toplum almış olmalı ki bu sonuç çıktı ortaya.
– Yeni nesil belediyecilikten söz ediyorsunuz. Nasıl bir yönetim anlayışı uygulayacaksınız?
Batının sosyal demokrasi modelini temsil eden bir anlayışta olacağız. İnsanların sorunlarıyla ilgili doğru saptamalar yapacağız. Rasyonel çözüm önerileri geliştireceğiz. Şunu vaat ediyoruz: Birlikte yöneteceğiz. Belediyeye nitelik kazandıracağız. Bilgiyi, teknolojiyi, aklı, katılımcı demokrasinin bütün gereklerini kullanacağız. Verimliliği gözeteceğiz, özel şirket mantığıyla kamu kaynaklarını doğru kullanacağız, israfa izin vermeyeceğiz. Şeffaf, denetleyen, denetleten, hiçbir istismara izin vermeyen, sorunların üzerine giden, cesur bir anlayışla çalışacağız. Farklı açılardan biraz daha güçlü bir yerel yönetim ve eylem planları ortaya koyacağız. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bunun somut sonuçlarını yaşayacağımıza inanıyorum.

Halka karşı işlenen suçlar beni çok öfkelendiriyor
– Popüler bir belediye başkanı olmadığınıza dair değerlendirmeleri nasıl karşılıyorsunuz?
Bizde 12 Eylül’den beri PR’a dayalı, çokça popülist siyaset var. Mesela, rakibim (Hamza Dağ) denedi bunu, algı çalışmalarıyla toplumu etkileyerek kazanmayı umdu. Bu yöntem tutuyordu da… Ama bu sefer insanlar inanmadı. Çünkü karşılarında samimi bir siyasi hareket olarak CHP vardı.
– Sakin bir yapınız var. Sinirlenmez misiniz?
Bana yapılan saldırıları olabildiğince sakin karşılıyorum. Çünkü kişiselleşmiş tartışmalar ve kavga konunun özünden koparıyor. Ancak halka karşı işlenen suçlar, yolsuzluklar, adaletsizlikler olduğunda öfkeleniyorum. Çünkü hiçbir vatandaşın haksızlığa maruz kalmasına razı değilim. Bu yolda halk için kavga etmem gerekirse ederim, bağırmam gerekirse bağırırım.
DOĞRU ZAMANDA YANIMDA DURUYOR
Cemil Tugay, eşi Öznur hanımla ilgili şunları söyledi: “Destekleyici bir tavrı var. Takip ediyor, gözlüyor. Ona ihtiyaç duyduğumda, doğru zamanda yanımda duruyor, çekinmeden uyarılarda bulunuyor. Temsil ettiğimiz makama özen ve dikkat gösteriyor, sınırını çok iyi biliyor. Eşimin bu tavrından çok memnunum.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak 5 yılın verdiği deneyim ve tecrübe ile yola çıktığını anlatan Başkan Cemil Tugay, “Şu anda çok deneyimliyim. Belediyenin ne olduğunu biliyorum. Kararların nasıl alındığını biliyorum. Bu göreve hazırım. Dersimi iyi çalıştım. İzmir’i iyi çalıştım. Kendimi çok rahat hissediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi büyük ve güçlü bir kurum. Doğru yönetirseniz verimli sonuçlar alırsınız” dedi.
Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Eşrefpaşa Hastanesi’ne dair de büyük hayallerinin olduğunu belirtip, “İnsanların sağlıksız çevrede yaşamasından kaynaklı ne kadar hasta olduklarını, yaşam konforlarının nasıl bozulduğunu anlatacağız. Eşrefpaşa Hastanesi ile ilgili büyük hayallerim var. Onun toplum sağlığı ile doğrudan bağlantısını kuracağım. İzmir’in her yerinde Eşrefpaşa Hastanesi’ne bağlı tıp merkezleri, sağlık merkezleri alanları oluşturacağım” dedi.
‘BAKANLARLA İLETİŞİMİ KESEMEZSİNİZ’
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra sağlıklı hizmet açısından çalışılması gereken her kurumla iletişim halinde olacaklarının altını çizen Tugay, şunları söyledi:
-Devlet idaresinde kamu kurumları arasındaki ast üst ilişkisinin kopuk olması mümkün değil. Burada sadece yönettiğiniz kentin hakkını yedirmemek ve istismar edilmesini engellemek için dikkat etmeniz lazım.
-Saf, tuzağa düşen bir insan olmamalısınız. Bakanlar, bakan yardımcıları genel müdürlerle iletişimi kesemezsiniz. Karşıyaka’da bunu yapmadım. Büyükşehir Belediye Başkanı olursam bütün bakanlarla, yardımcılarıyla tanışmak, önemli kişilerle iletişim içinde olmak zorundayım.
‘BU GÖREVİ ÜSTLENMEYE HAZIRIM’
Geçmiş seçimlerde CHP’ye ’emaneten’ verilen oyların bulunduğu, bunların başka partilere kayması halinde seçimin kaybedilme riskinin olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine Tugay, şunları söyledi:
-İyi niyetliyim ve bu göreve iyi hazırlandım. Bu görevi üstlenmeye hazırım. Bu yükü taşıyacağımı biliyorum. Yüzümün akı ile çıkacağım. Ne yaptığını bilen biriyim.
-Rastgele, tesadüfen burada durmuyorum. Bu konuda siz de inisiyatif alın. Sizler de seçmenden CHP’nin adayları için destek isteyin. İnsanlar mantıksız kararlar almasın. Ben de bir insanım. İzmirli bir yurttaş olarak buraya AKP’li birinin gelip de bizi mahvetmesini istemem. Benim neyimi beğenmiyorlarsa onu konuşmak lazım.
-Demokrasi ortamında yaşıyoruz. Halk birini tercih edecek. O kazanacak. Seçimi kazanacağım yönünde sahadan geri dönüşler alıyorum. Ama diyelim ki son anda bir şeyler yaptılar. İnsanları kandırdılar, kaybettik.
-Ben üzülürüm. Kendi boyutum kadar üzülürüm. Köşeme çekilirim, bir şekilde hayatıma devam ederim. Ama herkes şunu bilmeli; bu şehir sadece benim şehrim değil. Bu hikaye sadece benim hikayem değil.
‘HİÇBİR ZAMAN KENDİMİ KİMSEYE PAZARLAMAYACAĞIM’
Kariyer peşinde olmadığının altını çizen CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tugay, “Ne kendimi kahraman olarak görüyorum ne de yarın kahraman olarak göstereceğim. Sadece ve sadece bir görevi üstlenmeye çalışıyorum. Bu görevin gereğini neyse onu yerine getirmeyi amaçlıyorum. Hiçbir zaman kendimi kimseye pazarlamayacağım. Adımın bir yerde geçmesini dahi istemiyorum. Eğer İzmir hayal ettiğim, güzel bir şehir olursa, bunu sağlamada ben de bir koordinatör olarak görev almış olursam, onur duyarım” dedi.
SEÇMENE SAĞDUYU ÇAĞRISI
Seçmenin 31 Mart’ta sağduyu davranmasını isteyen Tugay, sözlerini şöyle tamamladı:
-Bu işi tek başına bir kişi yapamaz. Her meslekten insanla yapılacak bir iş. Asla, ‘Ben yaptım’ diye kimse sahiplenemez. Bu büyük bir hadsizliktir. Başkan kendini özel bir konuma koymamalıdır. Bu altı üstü bir koordinatörlük konusu.
-Bu şehir ve bu ülke, beni bu nokta için yetiştirdi. Ne yapacağımı biliyorum. İlçe belediye başkan adayları ile aramızda özel bağlar kuruyoruz. Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyesi ile yarışmaz. Koordineli çalışır.
-Kendi geleceğine İzmir karar verecek. Tutup da farklı bir karar verirse, herkes de sonucuna katlansın. Ülkemiz ne halde, ortada.
]]>GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Menderes’te düzenledikleri ilk miting olduğunu belirten Tugay, “Nice mitinglerimiz nasip olsun inşallah, çok daha büyük kalabalıklar nasip olsun bizlere” dedi. Tugay, “Bu gelincikleri kim verdi bana? Sen gel buraya, doya doya sarılamadım sana biraz önce. Annem benim, değerli annem benim” diyerek sarıldı. Yaşlı kadın gördüğü ilgi karşısında gözyaşlarını tutamadı.
“İZMİR’İN KADINLARI GÜÇLÜDÜR”
Eşi Öznur Tugay’ın da kendisine eşlik ettiğini söyleyen Tugay, şu ifadeleri kullandı:
* “Bana diyor ki ‘Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday oldun senin yanında bir kadın lazım. İzmir’in kadınlarını temsilen benim de orada görünmem lazım’ diyor. İzmir’in kadınları güçlüdür diyor. Her gün gittiğimiz her yerde daha fazla kalabalık daha fazla sevgi daha fazla gülümseyen yüz görüyorum. Ben sizlere kurban olurum. Sizlere elinizdeki o kırmızı beyaz bayrağımıza altı okumuza ve memleketimin güzel insanlarına, hayatım boyunca inandığım güzel insanlara, değerlere, Cumhuriyetimize, kahramanlarımıza ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüze, onun değerlerine kurban olurum. Bana ‘biraz fazla sakinsin’ diyorlar.
* Ben de diyorum ki bu güzel milletin karşısında önce edepli olmayı bilmek, önce kendini bilmek lazım. Aramızda çocukları görüyorum, bilmiyorum bana mı öyle geliyor, her gittiğim mitingde daha fazla çocuk ve genç görüyorum. Ben her çocuğu gördüğümde onlara sarılmak, sevgi göstermek, alnından, yüzünden, gözünden öpmek istiyorum. Onlara demek istiyorum ki merak etme evlat merak etme, İzmir’de de Türkiye’nin dört bir yanında da biz senin geleceğin için mücadele edeceğiz. Ben gerektiği zaman sesimi yükseltmeyi de bilirim.”
“3 KURUŞ SADAKA VERİR GİBİ”
Çocukken babası ile gittiği eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in mitinginde yaşadıklarını anlatan Tugay, AKP’li rakibinin seçim afişlerinde parti logosunu kullanmamasını da eleştirerek şöyle konuştu:
* “Babam beni Ecevit’in mitingine götürmüştü. Orada demiştim ki Allah’ım bu nasıl bir ortam, nasıl bir sevgi, nasıl bir umut. Bugün bu ülkede biz bir şey yaşıyoruz, biraz önce Ednan vekilim bir şey söyledi, dedi ki ‘aday oluyor adamlar kendi partilerinin rengini kullanmıyorlar afişlerinde, kendi partilerinin sembollerini kullanmıyorlar’. Niye kullanmıyorlar? Utanıyorlar. İnsanlarımıza bu yoksulluğu yaşattıkları için utanıyor, emeklilerimize bu yoklukları yaşattıkları için, öğrencilerimize okula aç gitme durumunu yaşattıkları için, kadınlarımıza yaptıkları baskılar yüzünden utanıyorlar. Bu ülkede yaptıkları adaletsizlikler yüzünden utanıyorlar.
* Çiftçilerimizin hakkını vermedikleri için utanıyorlar. İnsanların aldıkları maaşlar 3 kuruş market alışverişine, kira ödemeye yetmiyor ondan dolayı utanıyorlar. Engellileri de düşünmüyorlar, bu ülkede dezavantajlı, gariban durumdaki insana sadece 3 kuruş sadaka verir gibi yardımlar yaparak, tam 20 milyon insanı sosyal yardıma muhtaç hale getirdiler. Oysa o insanlara iş vermeliydiniz, doğru düzgün emekli maaşı vermeliydiniz, sosyal güvence sağlamalıydınız. Bugün hastanelerimizde doktor yok artık, doktorlar birer birer gidiyor, ülke dışına kaçıyor. Gençlerimiz üniversitelerden derecelerle mezun oluyor ama burada kalmıyorlar, hepsi yurtdışına gidip orada yaşamaya çalışıyor. Bütün bu utanç tablosunun sorumlusu olarak elbette ki afişlerine o ampulü koyamıyorlar.”
“TOMBALADAN BELEDİYE BAŞKANVEKİLİ”
Cemil Tugay, Menderes Belediye Başkanı Mustafa Kayalar’ın iftira ile görevden alındığını, suçsuz olduğu mahkeme kararıyla belirlense de görevine iade edilmediğini dile getirerek, şunları aktardı:
* “Ben de geldim burada o itiraz eylemine. Başkanımızı, Mustafa başkanı iftiralarla haksız yere görevinden aldılar. Daha sonra suçsuz olduğu mahkeme kararıyla belirlendi. Ne yazık ki görevine iade de edilmedi. Biliyorsunuz Menemen’de de benzer bir şeyi yaptılar ve orada tombaladan bir adamı çıkardılar ve başkan vekili olarak senelerce oturttular. Diyorlar ki ‘siz belediye başkanlarını hükümetten seçin hükümete yakın seçin ondan sonra göreceksiniz nasıl para yağdıracağız, nasıl daha fazla hizmet yapacağız’. İnanmamızı bekliyorlar değil mi? Bakın Menemen’de tombaladan bir belediye başkan vekili çıkardılar mı çıkardılar. Sonra Menemen’in milyonlarca metrekare yerini sattırdılar ve o parayı ona buna dağıtıp çar çur ettiler. Bu mu? Bunun için mi siz kendinizden olana belediye başkanlığı istiyorsunuz? İnsanların bu yalana inanacağına mı inanıyorsunuz.”
“508 NUMARALI OTOBÜS HATTI BURAYA GELECEK”
Yurttaşların isteği üzerine 508 numaralı otobüs hattının yeniden Menderes’te hizmet vereceğini dile getiren Cemil Tugay, sözlerine şöyle devam etti:
* “Halk 508’i geri istiyorsa o 508 en kısa zamanda geri gelecek, aktarmalı gitmeyeceksiniz. Değerli kardeşlerim, sevgili Menderesliler, içimizde sevgi ve saygı varsa, insanlarımızın derdine çare bulmak inanın zor değil. Ben onu derhal ve acilen yapacağım. Burada herkesin ortasında söylüyorum, 508 en kısa zamanda geri gelecek. Menderes, Cumaovası, İzmir’imizin en güzel köşelerinden birisi, bir tarım cenneti biliyorsunuz. Denize kıyılarıyla gerçek bir turizm cenneti. Değeri çok yüksek bir yer. İçinizdeki bu heyecana çok mutlu oluyorum. Lütfen böyle konuşmaya, talepte bulunmaya, istemeye devam edin. Biz de size en iyi şekilde hizmet edelim.
* Biz sizi dinlemekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz, hiç merak etmeyin. Önümüzdeki günlerde Menderes’te yapılan tarımın desteklenmesi için belediye üzerinden tohum olsun, gübre olsun, mazot olsun, su olsun aklınıza gelebilecek her türlü alanda destek vermek için fırsat arayacağım. Tarımı, ticareti, üretimi, turizmi desteklemek için dolayısıyla şehrimizde iş sahalarının, zenginliğin, üretimin, markalaşmanın artması için çok çalışacağım. İzmir kimseye el açmadan muhtaç olmadan Türkiye’nin tüm diğer şehirlerine fark atacak, bu ülkede başka bir şehrin hakkını yemeden, biliyorsunuz İzmir’in hakkını çok yediler, yemeye devam ediyorlar. Biz başka bir şehrin hakkını yemeden büyüyen gelişen insanlarına refah sağlayan, iş sağlayan bir şehir olacağı. Ben İzmir’in gücüne inanıyorum.”
]]>SEGBİS’le duruşmaya katılan Beyribey, İstanbul’daki köprü işgaliyle başlayan darbe girişimini IŞİD’in bombalı bir eylemi sandığını belirterek şöyle dedi:
“KÖPRÜ İŞGALİNİ İŞİD SALDIRISI SANDIM”
“Ben 3-23 Temmuz tarihlerinde yıllık iznimi kullanmak için ailemle Antalya’ya gittim. Bu izin bilgisinden Genelkurmay Genel sekreterliği, İstihbarat ve personel başkanlıklarında özellikle yuvalanan darbecilerin yıllık izne ayrılmış olduğumdan haberdar olmamaları mümkün değil.
Bu FETÖ’cüler darbeye dahil etmek istediklerini birini izne gönderir mi? İzinde mi, yoksa birliklerin başında mı olmasını isterler? Darbenin planlamasını ve toplantılarını yapmışlar beni de haberdar etmeleri gerekmez miydi?
Darbecilerden, talimat, tebligat veya bunu ima edecek bir emare almadım. Darbe girişiminden haberdar olanların darbe sonrası yükseleceği endişesiyle, gayrimenkullerini satıp döviz aldıkları, yani bir hazırlık yaptıkları çok aşikâr olarak ortaya çıktı. Ben ne menkulümü ne gayrimenkulümü sattım ne de döviz aldım.
15 Temmuz günü darbe girişimiyle ilgili görüntüleri bir kafede otururken televizyondan izliyordum. Köprü işgalini de IŞİD’in bir bombalı saldırısı diye düşündüm.”
VEKİLİMİ UYARDIM “NİZAMİYEYİ KAPATIN” DEDİM
“Ankara’daki yakınlarımdan uçakların alçak uçuş yaptıklarını öğrenince darbe girişimi olduğunu anladım. Darbecilerin sıkıyönetim mesajı tugaya 22.52’de ulaşıyor. İzinde olduğum için benim yerime vekâlet eden Albay Ahmet Köse beni arayıp mesajdan bahsetti.
Tuhaf olağan dışı bir şey olduğunu hissedince hemen bana vekâlet eden komutana ilk emrimi verdim. ‘Ahmet, sakın ha nizamiyeyi kapattın. Bir hareket olmasın, emniyeti alın, tugay nöbetçi heyeti birliklerine hakim olsunlar.
Garajlardan kontak dahi çevrilmeyecek, kanunsuz hiçbir hareket yapılmayacak. Tugaydan çöp dahi çıkmayacak’ diye emirlerimi zaman geçirmeden verdim. Darbecilerin emrini ve görevlendirmesini kabul etmedim, emirlerine uymadım.”
GÜNEYDOĞUNUN EN GÜÇLÜ BİRLİĞİDİR 16. MEKANİZE TUGAYI
“Hatta ulusal bir televizyon kanalını arayarak darbeye karşı durduğumuzu ifade etmek istedim ama beni yayına almadılar. Sonra Diyarbakır’da uydudan yayın yapan bir televizyon kanalını arayıp canlı yayında bu kanunsuz girişime karşı olduğumuzu, hükümetimizin ve milletimizin yanında olduğumuzu belirttim.
Komutanlığını yaptığım 16. Mekanize Tugayı Güneydoğudaki en güçlü birliktir. 2 tank taburundan oluşan toplamda 82 tane ateş gücü yüksek tank var. 2 tane mekanize taburumuz var. 400’e yakın üzerinde silahı olan zırhlı aracımız var. Bölgenin en büyük kara manevra birliğidir.
Kolordu komutanını sıkıyönetim komutanı, beni de yardımcısı atamalarındaki neden tugay doğrudan kolorduya bağlı olduğu için otomatik olarak darbeye emir gereği uyacağımızı ve biat edeceğimizi düşünerek bizi bu listeye dahil ettiklerini düşünüyorum.
Hain darbe teşebbüsü maazallah gerçekleşseydi, karşı durup devletimizin yanında yer aldığım için mutlaka tasfiye edilecek ve cezalandırılacaktım. Cezalandırma riskine karşı devletimin yanında durdum.
Fırat Kalkanı harekâtında Suriye El Bab bölgesinin ele geçirilmesiyle ilgili bizzat Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından görevlendirildim. Sonrasında Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı ile görüşüp harekâtı başlattık.”
KARA SAHASI İÇİN DE EMİR VERİLSEYDİ BU KANLI OLAYLAR YAŞANMAZDI
“Saat 19.39’da hava sahasının kapatıldığı emri veriliyor. Kara sahasındaki birlikler için de böyle bir emir verilmiş olsaydı, Genelkurmay ve Kara Kuvvetlerinden hain darbe girişimini, darbecileri caydırıcı, engelleyici tedbirler çok önceden alınabilirdi?
Kanlı olayların yaşanması engellenebilirdi. Sadece hava sahası için kapatıldı diye bir emir veriliyor. Hâlbuki darbe havadan değil, karadan yapılıyor yani, esas yapılması gereken kara birliklerinin uyarılmasıydı. Bir telefon emriyle, sadece 4-5 ordu komutanı uyarılsaydı yeterliydi.
Benim birliğim bu konuda tecrübeliydi. Sur ve Silvan’daki çukur ve hendek operasyonlarına ve diğer bölgelerdeki operasyonlara katıldı. En önemlisi Diyarbakır’daki Kobani olaylarının bastırılmasında benim birliğim kullanıldı. Eğer Diyarbakır’da darbeye kalkışanlar olursa, onları bastırmaya yönelik çok rahatlıkla tedbir alabilirdik.”
PİLOT YÜZBAŞI HEMŞİRENİN RÜYASIYLA İLGİLİ DİNLENDİ
Darbe girişimi sonrası ihraç edilip tutuklanan ancak daha sonra görevine iade edilen Diyarbakır 8. Ana Jet Üssünde görevli Yüzbaşı Ali Osman Uzun da duruşmada tanık olarak dinlendi.
Pilot Yüzbaşı, darbeye teşebbüs edenlerle ilgili bir hemşirenin hastaneye giden FETÖ sanıklarına rüyasını anlattığını bu rüyasında, tutuklananların vekilinin peygamber efendimiz olduğu ve bu eziyetten kurtulacaklarına dair Savaş Beyribey’in bu rüyayı yanındakilere anlattığını kendisinden duymadığını, bunu başka rütbelilere anlattığını duyduğunu söyledi.
İzinde olduğu için tugaya vekalet eden Albay Ahmet Köse’de tanık olarak alınan ifadesinde, Savaş Beyribey’den kanunsuz emir almadığını söyledi.
BERAATINA VE 1 DOLARIN İADESİNE
Mahkeme, sanığın whatsapp uygulaması üzerinden yıllık izindeyken birliğindeki askerlere, “Arkadaşlar kimse emir komuta dışında harekete kesinlikle katılmasın. Benim emrim dışında hareket etmesin Tugay nizamiyesinden hiçbir hareket olmayacak” şeklinde masajlar gönderdiğini, Pilot Yüzbaşı Ali Osman Uzun’un rüya ile ilgili ifadelerinin de duyuma dayalı olması nedeniyle Yargıtay’ın bozma kararı doğrultusunda, savunmasının aksini kantlar biçimde delil elde edilemediğinden “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetti.
Mahkeme beraat kararıyla birlikte sanık hakkındaki adli kontrol ve yurtdışına çıkış yasağının da kaldırılmasına oy birliğine karar verdi.
Mahkeme, sanığın kendini vekille temsil ettirdiği için 29.800 liranın hazineden alınarak sanığa ödenmesine, ayrıca tutuklu yargılandığı sürelere ilişkin şahsi hürriyetinin sınırlandırılması nedeniyle devletten maddi ve manevi tazminat isteminde bulunabileceğine, adli emanette delil olarak saklanan 1 adet B02413785H seri numaralı ve L22329819D seri numaralı 1 Amerikan dolarının da sanığa iadesine karar verildi.
]]>