TUNCELİ’nin Ovacık ilçesinde Muzaffer Y. (50), boş sandığı av tüfeğinin ateş alması sonucu karnından yaralandı. Muzaffer Y., ambulans helikopterle hastaneye yetiştirildi.
Olay, öğle saatlerinde Ovacık ilçesine bağlı Aslıca köyünde meydana geldi. İddiaya göre, Muzaffer Y., boş sandığı av tüfeğinin tetiğine yanlışlıkla dokundu. Bu sırada ateş alan tüfekten çıkan saçmalar, Muzaffer Y.’nin karın boşluğuna isabet etti. Muzaffer Y.’nin yakınları, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak ihbarda bulundu. İlçe merkezine uzak ve dağlık olan olay yerine, Sağlık Bakanlığı’ndan ambulans helikopter istendi. Malatya’dan kalkan ambulans helikopter, kısa sürede bölgeye ulaşarak yaralıyı Tunceli Devlet Hastanesi’ne yetiştirdi. Muzaffer Y.’nin ameliyata alındığı, hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi.
Jandarma, olayla ilgili inceleme başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TUNCELİ – TunceliErzincan sınırında yer alan Karasu Nehrindeki kirlilik vatandaşları tedirgin ediyor. Yağış olmamasına rağmen kirliliğin yaklaşık bir aydır devam ettiğini belirten vatandaşlar, bunun bölgedeki madencilik faaliyetlerinden kaynaklandığını iddia etti.
Erzincan ile Tunceli sınırında yer alan Karasu Nehrinin yaklaşık bir aydır kirli olarak aktığını kaydeden yöre sakinlerinden Ali Hıdır Eren, “Burası, Tunceli ile Erzincan’ın sınır bölgesinde yer alan Mutu. Burada Karasu akıyor. Erzincan’a bağlı Mercan bölgesinde maden çıkarılıyor, maden bu suda yıkandığı için suyun halini görüyorsunuz. Bu suda bir tane canlının yaşayacağına ben inanmıyorum” dedi.
Karasu Nehri’nin Erzincan ovası boyunca uzandığını aktaran Eren, ” Tarım, hayvanlar, ne kadar canlı varsa bu sudan besleniyor. Bu suyun kat ettiği 50 kilometreden sonraki durulanmış hali. Bu suda hiçbir canlının yaşayacağına inanmıyorum. Bu su olmazsa hayat olmaz. Bu sudan tarım, hayvancılık ve tüm canlılar etkilenecek. Lütfen buna bir müdahale edilsin” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doku’nun bulunması için cep telefonu sinyallerini izleyen güvenlik güçleri, saat 11.29’da Atatürk Mahallesi’ndeki minibüs durağından üniversite aracına bindiğini tespit etti. Yol güzergahındaki Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarında yapılan incelemelere rağmen Doku’nun araçtan nerede indiği tespit edilemedi.
Araştırmalar sonunda Gülistan Doku’nun cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Viyadük üzerinden geçen bir aracın kamerasına da Gülistan Doku’nun olduğu ifade edilen görüntü yansıdı.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel koordinesinde Uzunçayır Baraj Gölünde AFAD Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Kahramanmaraş büyükşehir belediyeleri ile sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve gönüllülerden oluşan 542 kişilik personel, 88 araç, 38 bot, 10 ROV cihazı, 6 dron, 4 sonar ve 3 arama köpeğiyle yapılan aramalara rağmen Doku’ya ait ize rastlanmayınca çalışmalar sonlandırıldı.

Zeinal A
BAŞ ŞÜPHELİ ADLİ KONTROLLE SERBEST
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, kaybolmadan önce son görüştüğü kişi olduğu belirtilen erkek arkadaşı Rusya doğumlu Zeinal A., olaydan yaklaşık 2 yıl sonra Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı.
Zeinal A., 4 saat süren ifadenin ardından adli kontrolle serbest bırakıldı ve hakkında yurt dışı yasağı konuldu. Zeinal A.’nın babası E.Y. hakkında da Doku ile ilgili gizli kalması gereken kişisel bilgileri sosyal medyadan ifşa ettiği gerekçesiyle dava açıldı. Mahkeme, E.Y.’yi kişisel verileri ele geçirip, yaydığı gerekçesiyle 2,5 yıl hapse çarptırdı.
Ayrıca sosyal medya hesaplarında yapılan inceleme ve araştırmalarda, E.Y.’nin, 2018 yılında Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’yi şehit eden polis memuru İsmail Hakkı Saraçoğlu hakkında da sosyal medya üzerinden olumlu ifadeler kullandığı tespit edildi.
Tunceli Valiliği’nin önerisi üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından Zeinal A.’nın babası E.Y., polislik mesleğinden ihraç edildi.
“DOSYAMIZIN MAĞDURU 4 YILDIR ULAŞILAMAYAN DOKU’DUR”
Doku ailesinin Avukatı Ali Çimen, baş şüpheli Zeinal A. hakkında verilen adli kontrol şartının yetersiz olduğunu kuvvetli şüpheli sıfatıyla tutuklanmasıyla ilgili savcılığa dilekçe verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Gülistan Doku soruşturma dosyası 07.01.2020 tarihinde başladı. Bu soruşturmanın devam eden evresinde yargısal uygulamalar toplumdaki adalet duygusunu incitir hale geldi. Dosyada birden çok hatalı işlem söz konusu.
Faillerin korunduğuna ilişkin dosyada delillerimiz mevcut. Buna ilişkin gelinen bu aşamada bizim de bir suç duyurumuz oldu. Gülistan Doku soruşturmasının baş şüphelisi hakkında Sulh Ceza Hakimliği tarafından kuvvetli şüphesi bulunduğu gerekçesiyle yurt dışına çıkmama, belli yerlere başvurma şeklinde adli tedbir uygulandı.
Dosyamızın mağduru yaklaşık 4 yıldır kendisine ulaşılamayan Gülistan Dokudur ve bu aşamaya kadar akıbeti bilinmiyor. Gelinen bu aşamada artık biz dosyada bulunan delillerin tekrardan değerlendirilerek şüpheli hakkında devam eden adli kontrolün yetersiz olması gerekçesiyle tutuklama talebimiz söz konusu oldu.
Bizim beklentimiz artık Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının dosyadaki delilleri değerlendirip baş şüpheli hakkında tutuklama kararı vermesidir. Buna ilişkin dilekçemizi sunduk”
TOPLANMASINI İSTEDİĞİMİZ BİRÇOK DELİL VAR
Avukat Ali Çimen, ayrıca Zeinal A.nın babası hakkında dosyaya şüpheli sıfatıyla girmesi için dilekçe verdiklerini ve dönemin valisi Tuncay Sonel hakkında da görevi kötüye kullandığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduklarını ifade ederek, şunları söyledi:
“Dosyayı Tunceli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube yönetmektedir. Asayiş şubede bir polis memuru vardı o da baş şüphelinin babasıydı. Dosyaya şüpheli olarak girmesi hakkında da bir talebimiz oldu.
Onun gerekçesi de şuydu; Gülistanın 04.01.2020 günü gittiği son bir ev var ve bu da şüphelinin babasının evidir. Yine Gülistan 04.01.2020 gecesi evden çıktıktan sonra savcılık tutanaklarına yansıyan, bir vatandaşın Gülistanın bir araca zorla bindirilme ihbarı olmuştu.
O zorla bindirilmeye çalışılan araç da yine bu baş şüphelinin babasına aitti. Basına da yansıdı. Soruşturmanın başladığı gün araç Tunceliyi terk ediyordu.
Yine dosyamızda 5 hedef numara var. Bu 5 hedef numaraya ilişkin HTS kayıtları dosyaya girdi. Tamamı da asayiş büroda çalışan babaya ait.
Biz bu dosyada onun odak haline geldiğini ve dolayısıyla dosyaya şüpheli olarak girmesini ve gereğinin yapılması talebinde bulunduk. Bu da son verdiğimiz dilekçenin ikinci aşamasındaki talebimizdir. Dosyada toplanmasını istediğimiz birçok delil var.”
VALİNİN BU İŞE GİRMESİ GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA
Avukat Çimen, baş şüphelinin annesi C.Y.’nin CİMERe gönderdiği dilekçede dönemin valisi Tuncay Sonel ile ilgili geçen ifade hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, şunları söyledi:
Dilekçe de dönemin valisi Tuncay Sonelin bilgisi dahilinde baş şüphelinin yurt dışına kaçırıldığına ilişkin şikayet ifade ediliyor. Bir dosyada bulunan şüpheliyle ilgili onun yurt dışına çıkartılmasıyla ilgili dönemin valisinin bu işe girmesi görevi kötüye kullanmadır.
Bu bizim beyanımız da değildir baş şüphelinin annesinin CİMERe yazdığı dilekçede mevcuttur. Bu nedenle biz bunları geçen kişinin de görevi kötüye kullanma suçundan yargılanması istiyoruz.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına sunduk, delilleri toplamasını istiyoruz. 4 yıldır kendisine ulaşılamayan bir kadın var. Baş şüpheli hakkında yeterince delil var ve Tunceli Sulh Ceza Hakimliği de kuvvetli suç şüphesi gerekçesiyle hakkında iki yönlü tedbir uyguladı.
Şimdi gelinen bu aşamada mağdura ulaşamıyorsak adli tedbirin yetersiz kaldığı ortadadır. Biz bundan dolayı baş şüphelinin tutuklanmasını istiyoruz.”
]]>SON OLARAK ABD’LİLERİN YANINDAYDI
Suriye’nin Haseki vilayetinde Kamışlı İlçesinden Nusaybin sınırındaki hudut birliklerine yönelik saldırı hazırlığı içinde olduğu tespit edilen PKK-YPG’nin Haseki bölge komutanı Hasan Cihad Bekir, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın düzenlediği nokta operasyonla öldürüldü. Haseki’de barındığı tespit edilen teröristin bulunduğu PKK-YPG’ye ait binaya düzenlenen operasyonda öldürülen teröristin son olarak IŞİD’li teröristlerin ve ailelerinin rehin tutulduğu ABD Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı birliklerin de ziyaret ettiği Hol
Kampı’nda ABD’lilerin yanında görüntülenmişti.
TERÖRİSTBAŞINDAN İDEOLOJİK EĞİTİM ALDI
Suriye uyruklu terörist 30 yıldan beri terör örgütü PKK’nın Suriye, Irak’ın kuzeyi ve Türkiye sınırları içinde birçok bölgede kanlı saldırıların planlamasını yapmaktan aranıyordu. Hasan Cihad Bekir, 1993 yılında da Abdullah Öcalan’ın barındığı Şam’daki sözde Mahsun Korkmaz Akademisi’nde bizzat teröristbaşından ideolojik eğitim almış ve bir dönem yakın korumalığını yapmıştı. Bekir’in, Şırnak ve Siirt kırsalındaki Kato, Gabar, Cudi, Kel Mehmed, Çırav, Herekol, Bestler-Dereler bölgelerinde güvenlik güçlerine karşı çok sayıda saldırıda yer aldığı yakalanan ve teslim olan teröristlerin teşhis ve ifadelerinde yer alıyor.
ÜST DÜZEY SORUMLUYDU
Terörist, 2008-2012 yıllarında Tunceli, Bingöl, Erzincan kırsalı ile buradan açılım grubu içinde yer alarak Karadeniz kırsalına sızma yaparak çok sayıda asker ve polisin şehit edildiği saldırıların da başındaki isimlerden biriydi. Bekir, ‘Dersim Sahası’ diye adlandırılan Tunceli’ye Ovacık, Günbeyi, Geyiksuyu, Çiçekli, Pertek, Bali Deresi, Gari Kuşağı, Hozat, Çemişgezek kırsalını içine alan Batı karargahı ile Pülümür, Kocatepe, Pokus, Nazimiye, Bezik Ormanları, Kıl Deresi, Dokuzkayalar ve Şişik ormanları ile Batı il merkez gücü diye adlandırılan Aliboğazı kırsalında üst bölge sorumlusu düzeyinde faaliyet yürütüyordu.
Terörist Bekir, Tunceli kırsalındayken Mercan Dağları üzerinden açılım grubu adı altında Erzincan Refahiye-Kızıldağ üzerinden Zigana geçidi, Gümüşhane üzerinden Tokat ve Karadeniz’in iç kesimlerine kadar sızan grupların başında yer alıyordu.
11 ŞEHİDİN FAİLİ
Terörist Bekir’in, Tunceli’ye bağlı Nazımiye İlçesindeki Sarıyayla Jandarma Karakolu’na saldırıda karakol komutanı Hasan Özürberk ile askerler Kemal Koçyiğit, Adem Şimşek, Erman Aydın ve Ahmet Eyce’nin şehit edilmesi, Sivas Suşehri’nde uzman çavuş Şükrü Özyol, Giresun Dereli İlçesinde Astsubay Ahmet Eryılmaz, Ordu’nun Akkuş İlçesinde uzman çavuş Hacı Emin Pişkin, Bingöl’ün Kığı İlçesinde er Eyüp Gürsoy’un şehit edilmesi, Samsun’un Ladik İlçesinde devriye gezen polis aracına saldırıda Malik Soykal ile Hüseyin Koç adlı polislerin şehit edildiği saldırıları bizzat gerçekleştirmekten aranıyordu.
Terörist Bekir’in, 2013 yılında Tunceli kırsalından beraberindeki bir grupla Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarına buradan da Arap Baharı sonrasında oluşan yönetim ve otoride boşluğundan istifade ederek Suriye’nin kuzeyini işgal eden PKK-YPG saflarında 2018’den bu yana sorumlu düzeyde faaliyet yürütüyordu. Terörist Deyri Zor bölgesinden Haseki’ye saha sorumlusu olarak geçince MİT’in sıkı takibiyle düzenlenen nokta operasyonla öldürüldüğü ortaya çıktı.
]]>