“ÇOCUKLAR YANLIŞ ANLAMIŞ”
Amasya Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi 3 kızın ailesi konuyla ilgili açıklama yaptı. Cumhuriyet’ten Mehmet Menekşe’ye konuşan mağdur öğrencilerden A.K’nın annesi Ayşe K. “Kızım bana otelde çalışan şefin kendisine dokunduğunu, rahatsız ettiğini söyledi. Bana ‘Çocuklar yanlış anlamış, gözünüz arkada kalmasın, böyle bir sıkıntı yok’ dendi. Kızım şu an psikolojik destek alıyor” dedi.
“KIZLAR İFFETSİZLİK YAPIYOR”
Tacize uğrayan E.A’nın babası A.A. ise şu ifadeleri kullandı; “Lütfullah Aksu ismindeki hoca çocuğu tehdit etmiş ‘Sesini çıkarma, senin boğazını sıkarım’ diye. Benim çocuğum sekiz kez kriz geçirdi, şu anda psikolojik tedavi görüyor, ilaç kullanıyor. Ben bir buçuk ay önce okula gidip Müdür İbrahim Şimşek ile görüştüm ‘Önemli bir durum yok, bunlar çocuk’ dedi. Stajdan sorumlu Ahmet Ünlü de bir şey yok diye olayı kapatmaya çalışıyor. Müdür, çocukların erkek arkadaşı var, iffetsizlik yapıyor diye çocukları karalamaya çalışmış. Benim kızım böyle bir şey olmadığını söylüyor.”
Kız öğrencilerden A.A’nın üç yıl önce de okulun uygulama otelinde taciz edildiği, o dönemin okul müdür yardımcısı Lütfullah Aksu ve müdür Yusuf M’nin olayı örtbas ettiği öne sürüldü.
“SANA KİMSE İNANMAZ, BOŞUNA REKLAM YAPMA”
Müdür Yusuf M., geçtiğimiz yıl 11. sınıfta okuyan bir öğrencinin taciz şikâyeti üzerine görevden alınmış, başka bir okula öğretmen olarak atanmış. Daha sonra da emekli olmuştu. Yusuf M’nin taciz davası devam ediyor. Olaylara tepki gösteren baba A.A., “Üç yıl önce de okulun uygulama otelinde kızıma yönelik bir taciz olayı olduğunu duyunca okula gittim. O zaman da Müdür yardımcısı Lütfullah Aksu kızıma ‘Bundan bir şey tutturamazsın, sana kimse inanmaz, boşuna kendini reklam yapma, adın kötüye çıkar’ diye tehditkâr konuşmuş” şeklinde konuştu.
Cumhuriyet SavcılığıAntalya3-sayfaGüncelEğitimTurizmHukukÇocukYaşamBaba
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1800 YILLIK ARA
Tunç Çağı döneminde kurulduğu düşünülen ve Helenistik dönem boyunca en zengin ve en güzel şehirler arasında sayılan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ndeki antik kentin en görkemli tarihi çeşmesi Kestros’tan bin 800 yıl sonra yeniden su aktı.
“YENİDEN SUYA KAVUŞTU”
Perge’nin ilk kazı başkanı Prof. Dr. Arif Müfid Mansel döneminden itibaren su akması hedeflenen Kestros Çeşmesi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Perge Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, şu ifadelere yer verdi:
“Kestros Çeşmesi’nde ilk kez su akıtma denemesini 2022 yılında gerçekleştirmiştik. Acaba su aksa nasıl olacak ve kaçaklar nerelerde gerçekleşiyor bağlamında bir çalışma gerçekleştirdik, bu çalışma sonucunda da yapıda suyun akmasının herhangi bir problem doğurmayacağını ve projenin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu anladık. 2022 yılından bu döneme kadar çalıştığımız proje, bu sene Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da ‘Geleceğe Miras’ projesi destekleriyle hayata geçti. Kestros Çeşmesi, bin 800 yıl sonra yeniden suyuna kavuşmuş oldu.”
“BAŞKA BİR ROMA KENTİNDE ÖRNEĞİYLE HENÜZ KARŞILAŞMADIK”
Perge Antik Kenti’nin eşsiz yapılardan birinin Kestros Çeşmesi olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, çeşmenin kentteki diğer yapılara göre farklı olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Kestros, Perge için en ünik yapılardan biri, antik kentte daha farklı çeşme yapılarının olduğunu biliyoruz ancak bu yapıda karşımıza çıkan en önemli özellik; suyun bir havuza akması ve ardından o havuzla bağlantılı bir kanal boyunca kentin kuzey-güney doğrultu caddelerinin tamamını kat etmesi, hatta yapılan kazı çalışmalar sonucunda kentin dışında da devam ettiğini gördük. Böylesine özel lüks görünümlü, havuz şeklindeki kanalın Roma imparatorluk döneminde başka bir Roma kentinde örneğiyle henüz karşılaşmadık. Bu bağlamda aslında yapı oldukça lüks ve özel bir statüye sahip.”

Kültür SanatAntalyaTurizmKültürSanatÇeşmeRoma
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turistlerin Türk mutfağına ilgisi artıyor
NEVŞEHİR – Binlerce kilometre uzaktan gelen turistler, Nevşehir’de önce mantı doldurdu, sonra yöresel ekmek yaptı.
Fas‘tan Kapadokya bölgesine gezmeye gelen Karouay ailesi, Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan Hereni Kadın Kooperatifi’nin de önce hamur yoğurarak mantı doldurdu, daha sonra da tandırda yöresel ekmek pişirdi. Türk kültürünü ve Türk mutfağını çok merak ettiğini söyleyen 31 yaşındaki Faslı turist Rabii Karouay, bu merakını gidermek için eşi Lamyae Karafay ile Kapadokya’da mutfağa girdi. Rabii Karouay yaptığı açıklamada; “Fas’tan geliyorum. Ailem ile birlikte bu yerel yemekleri tecrübe etmek istedik. Türk yemekleri çok zengin. Burada da bunu deneyimlemek istedik. Tandır ocağında ilk defa ekmek yapıyoruz. Hayatımız boyunca bunu bir daha deneyimleyebilir miyiz bilmiyorum. Buradaki yerel insanlardan bunu öğrenmek bizim için unutamayacağımız bir tecrübe oldu” şeklinde konuştu.
Hereni Kadın Kooperatifi Başkanı Raşide Gök de yaptığı açıklamada; “Kooperatifimizde yöresel ürünler üretiyoruz. Belirli dönemlerde de yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Onlarla birlikte yemek yapıyoruz. Yaptığımız yemekleri de kendilerine tekrar ikram ediyoruz. Çoğunlukla Ortahisar’a özel ekmek yapıyoruz, dolma mantı yapıyoruz. Tatlı olarak da asede, dolaz, köftür kavurması gibi yöresel tatlılar yapıyoruz. Kendi yaptıkları yemekleri kendileri tekrar yiyince bundan çok memnun kalıyorlar. Gelen yabancı turistler Türk yemeklerini ve bizlerin neler yediğini çok merak ediyorlar” dedi.

Kültür SanatGastronomiKapadokyaturistKültürTurizmEkmekYaşamFas
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Kapadokya’nın tepelerinde ve vadilerinde gerçekleşecek Salomon Cappadocia Ultra Trail’e, dünyanın dört bir yanından 2 bin 368 patika koşucusu kayıt yaptırdı. Bu yıl 11. kez düzenlenecek Cappadocia Ultra-Trail, 19-20 Ekim tarihlerinde koşulacak. Cappadocia Ultra Trail; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Nevşehir Valiliği, Ürgüp Kaymakamlığı, Ürgüp Belediyesi, TürkiyeTurizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Türkiye Atletizm Federasyonu katkılarıyla yapılacak.
Bu sene yarışa 73 ülkeden 2 bin 368 sporcu kayıt yaptırırken, yarın ise katılımcılara geç kayıt imkanı sunulacak. 119K’lık parkura 233, 63K’lık parkura 565, 38K’lık parkura 1147 sporcu kayıt yaptırdı.
Ayrıca kadın ve erkek sporculardan oluşan, kurumsal takımların yer aldığı Team Games yarışlarında ise toplam 423 sporcu mücadele edecek.
9 Ekim Çarşamba gününe özel kayıt yaptırmak isteyenler geç kayıttan faydalanırken, elde edilecek gelirler de Lösemili Çocuklar Vakfı’na (LÖSEV) bağışlanacak. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara, üçüncü kez Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında yer alıyor ve şehrin dört bir yanındaki 100’den fazla mekanda sergiler, konserler, söyleşiler ve her yaş grubuna hitap eden etkinlikler düzenleniyor. Sanatçılar, bu etkinlikler aracılığıyla Ankaralılarla buluşuyor.
Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri, ses sanatçısı ve televizyon programcısı Züleyha Ortak moderatörlüğünde Psikolog Yazar Beyhan Budak’ın, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde gerçekleştirdiği söyleşi oldu.

“Kaliteli İlişkiler” başlığı altında özsaygı ve yaşamda dikkat edilmesi gereken konular ele alınan etkinliğe Ankaralılar büyük ilgi gösterdi, tarihi mekan dolup taştı.
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Züleyha Ortak ve Beyhan Budak, 30 Eylül’de AKM’de İstanbullularla buluşacak. İkilinin sonraki durağı ise Diyarbakır olacak.

Züleyha Ortak Kimdir?
Züleyha Ortak, 1987’de İstanbul’da doğdu ve Türkçe, Zazaca ve Kürtçe olmak üzere üç dilin konuşulduğu bir ailede büyüdü. Marmara Üniversitesi’nde Büro Yönetimi okurken, bir yandan müzik eğitimi aldı ve Zülfü Livaneli’nin asistanlığını yaptı. Livaneli, Züleyha’nın yeteneğini keşfederek ona sahnede yer verdi. Kürtçe seslendirdiği “Yiğidim Aslanım” şarkısıyla büyük beğeni topladı ve müzik kariyerine profesyonel olarak adım attı.
2012’de “Müzik Evi” adlı programı hazırlayıp sundu, ardından “Gelin Kınası” albümüyle Anadolu’nun düğün türkülerini yorumladı. 2015’te TRT1’de “İyi Fikir” programını sundu. Ayrıca, Göksel Baktagir’in yönettiği “7 Cihan Kadınları” grubunda yer alarak konserler vermeye devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Lösemili Hastalar Derneği (LÖSEMA) yetkilileri ve 35 kanser hastası, Nallıhan Belediyesinin misafiri olarak ilçeyi gezdi.
Dernek Genel Sekreteri Arzu İncidiş, hastaların stres atması için geldikleri Nallıhan’da güzel karşılandıklarını belirtti.
Tarihi ve turistik yerlerini gezerek moral bulduklarını anlatan İncidiş, kendilerine destek olan Belediye Başkanı Ertunç Güngör’e teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Gaziantep Kültür Yolu Festivali açılışı Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, turizmden 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedeflediklerini vurguladı.
Bakan Ersoy, “Ülkemizin kültür ve sanat alanındaki en büyük organizasyonu Türkiye Kültür Yolu Festivalleri’nin Gaziantep ayağında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Dört yıl önce yalnız bir bölgede ve bir şehirde başladığımız Kültür Yolu Festivalini 4 yıl gibi çok kısa bir sürede 7 bölgeye ulaştırmış durumdayız. Bu yıl 16 şehrimizde gerçekleştirdiğimiz festival ülkemizin en büyük ve en zengin marka projelerinden biri haline geldi. Şehirlerimizin marka değerine önemli katkılar sağlayan festivalin kapasitesini inşallah her yıl daha da yukarılara çekeceğiz. Kültür ve Sanatla bütünleşmiş bir turizm vizyonuyla ortaya konan kültür politikalarının bir sonucu olan Türkiye Kültür Yolu Festivali, katılımcı sayısı ile bugün dünyanın en büyük festivallerinin başında geliyor. Dört yıl içinde, Avrupa’nın en seçkin kültür sanat festivallerini bünyesinde barındıran Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine kabul edilmemiz ne kadar başarılı çalışmalar ortaya koyduğumuzu göstermektedir” dedi.
“Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır”
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye’nin dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer aldığını belirterek, “Ülkemiz, turizm konusunda dünyanın en güçlü potansiyeline sahip ülkeleri arasında bulunmaktadır. Ancak bu potansiyel geçmiş dönemlerde maalesef doğru değerlendirilmedi. Türkiye’de turizm dendiğinde sadece deniz, kum, plaj anlaşılıyordu. Fakat doğa harikası sahillerimizle ilgili dahi gereken çalışmalar yapılmamıştı. Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde turizm konusunda devrim niteliğinde kararlar alarak Türkiye’de turizmin niteliğini arttıracak, turizmi 12 aya çıkaracak ve Türkiye’nin dünya turizm pastasından çok daha güçlü bir pay alabilmesini sağlayacak çalışmalar yaptık. Yapmış olduğumuz bu çalışmalar neticesinde bugün Türkiye, dünyada turizm konusunda ilk 5’te yer almaktadır” dedi.
“Turizmde 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz”
Bakan Ersoy, “2002 yılında ülkemize 13 milyon turist gelirken turizmden elde ettiğimiz gelir 12 milyar dolardı. Bugün biz 60 milyon turist hedefine doğru emin adımlarla yolumuzda ilerlerken 60 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz. İşte bu başarıların altında doğru politikalar geliştirmek ve alınan kuralları uygulama iradesi yatmaktadır. Bu doğru politikalardan biri de her yaş ve kesimden vatandaşımızın kültür ve sanatın her dalına kolay ve yoğun şekilde erişim sağlayabildiği bu tarz festivallerdir” şeklinde konuştu.
“Turizmde çeşitliliği arttırdık”
Bakan Ersoy turizmde çeşitliliği arttırdıklarını belirterek, “2021 yılında 2 binden fazla sanatçının katılımıyla başlayan festivalimize her geçen dönem Türkiye ve dünyadan farklı sanatçıları ve sanat kurumlarını dahil ettik. 2023 yılına gelindiğinde festivale katılım sağlayan sanatçı sayısı çok daha yüksek seviyelere ulaştı. Bu yılki hedefimiz ise bu sayıları daha da yukarılara çekmek. Gerçekleştirdiğimiz etkinliklere halkımızın katılımı, sanatseverlerin yoğun ilgi göstermesi, ne denli doğru bir çalışma yaptığımızı gösteriyor. Ayrıca turizmdeki başarımızın altında yatan nedenlerden biri de turizmdeki çeşitliliği arttırıp, tarih, inanç, kültür, doğa, sağlık, gastronomi gibi alanlarda da önemli çalışmaları hayata geçirmek olmuştur. Gastronomi dendiğinde de artık sadece Türkiye’de değil dünyada ilk akla gelen şehirlerden biri de Gaziantep’tir. Şehrimizin bu konuda sahip olduğu potansiyelin farkındayız. Tarihi İpek Yolu’nun üzerinde bulunan, Anadolu tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, mimarisi, doğası ve benzersiz gastronomi kültürüyle herkesi kendine hayran bırakan kadim Gaziantep’in marka değerine katkı sağlayacak çalışmalara her zaman destek olduk ve destek olmaya devam edeceğiz. Evet, Gaziantep bugün, sahip olduğu tarihiyle, kültürüyle, ekonomisiyle, turizm imkanlarıyla ve gastronomisiyle ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir. Fakat bize ve hatta hepimize bu konuda düşen ise bu özel şehrin tüm güzelliklerini, tarihini ve değerlerini daha da görünür ve bilinir kılıp dünyaya tanıtmaktır. İşte biz bu anlayışla aylardır özenli bir şekilde çalışarak Gastroantep Kültür Yolu festivali için 9 günlük bir program hazırladık. Bu yıl ikinci kez Türkiye Kültür Yolu Festivali rotasında yer alan Gaziantep’te festival, 14 EylülCumartesi günü başlayacak ve 22 Eylül Pazar gününe kadar konserler, sergiler, söyleşiler ve her yaşa uygun etkinliklerle devam edecek. Festival kapsamında 50’ye yakın noktada 500 civarı etkinlik planladık. 1000’e yakın sanatçımız da sanatseverlerle buluşacak. Bu kapsamda tam 21 noktayı Festival Lezzet Durağı olarak belirledik. Belli kriterlerle seçtiğimiz bu noktalarda asırlara dayanan lezzetleri hikayesiyle, malzemesiyle ziyaretçilerimiz deneyimleme imkanına sahip olacaklar. Ayrıca şehirdeki kültür-sanat mekanlarının, müze ve ören yerlerinin hemen hemen tamamı festivalimize ev sahipliği yapacak ve sanatseverlerimizi misafir edecek” ifadelerini kullandı.
“12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık”
Yurtdışına kaçırılan eserlerin geri getirildiğini belirten Bakan Ersoy, “Öte yandan güzel bir gelişmenin de müjdesini sizinle paylaşmak istiyorum. Kültürel mirasımızın en nadide parçaları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığının çalışmalarının ardından 14 tarihi eserimiz daha yeniden Vatan topraklarında. Boubon Antik Kenti kökenli iki bronz heykel başı ve anıtsal boyutlarda bir bronz kadın heykelinin yanı sıra, çeşitli dönemlere ait seramik eserler, madeni paralar, bir mücevher parçası ve Osmanlı dönemine ait iki hançerden oluşan 14 arkeolojik ve etnografik eser yıllar süren çabanın ardından yeniden milletimizin kültürel mirasına katıldı. Türkiye’nin tarihi zenginliklerini koruma kararlılığıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarda Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturma Birimi’ne destekleri için özellikle teşekkür ediyorum. Doğduğu topraklara dönen son eserlerimizle birlikte 2024 yılında 35 eserin iadesi sağlandı. 2018 yılından bu yana 7 bin 839 eser ülkemize dönerken 2002 yılından bu yana 12 bin 154 eserin Türkiye’ye dönmesini sağladık. Bu eseler binlerce yıllık geçmişimizin ve köklü mirasımızın sembolleri olarak ait oldukları yerde korunarak gelecek nesillere aktarılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Gaziantep’in kültür ve sanat hayatına her alanda katkı sağlamaya devam edeceğimizi sizlerin huzurunda bir kez daha ifade etmek istiyorum. İnşallah hep birlikte el ele vererek, kadim şehrimiz Gaziantep’in dünyadaki yıldızını daha da parlatacağız. Bu güzel şehrin gelişimine katkı sağlayan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyor, Gastroantep Kültür Yolu festivalinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” ifadelerine yer verdi.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, GastroAntep Kültür Yolu Festivali’ne katılacak olan Bakan Ersoy’a katılımından ve desteklerinden dolayı teşekkür etti. Şahin, “GastroAntep’i biz yıllardır yapıyoruz. Kültür Yolu’na dahil olunca biz evrensel bir bakışla bir dünya şehri normuna geldik. Çok önemli bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz. Kültür bir kimliktir. Medeniyetimizin aynası ve özüdür, mayasıdır. Bizi biz yapan değerlerdir. Bizi diğerlerinden ayıran şey bu duruştur. Kültür Yolu’nun, bizi biz yapan medeniyet yolunun ne kadar önemli bir olduğu zaman diliminden geçiyoruz. Bizi biz yapan değerlerde kültür dediğimiz şey, Anadolu irfanıdır, Ahi evrandır. Bu şehir misafirperverdir. Bu şehir Ahi evranın devamı olan bütün değerleri özümsemiş, hoşgörü ve merhamet şehridir. Kültür ve sanat dediğiniz şey bizi birleştiriyor. Aklıselim, kalbi selim, zevki selim bir şehir için, mutlu şehir için yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Yemek dediğiniz şey yemek sanattır diyor. Yemek sanatı, senin tencerede gördüğün coğrafyadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük mirastır bilim ve akıl. Bilim ve akıl o coğrafyanın içerisindeki alaca çorbanın, Mezopotamya’nın en güzel nohutunun, maltıhasının, makarnalık ununu yetiştiren bir şehrin Doğu Akdeniz’e geçen hattıyız. Gastronomiye, Gastroekonomi dedik. Bilerek söyledik. Bu şehri eğitim şehri, bilim şehri, spor şehri, kültür ve sanat şehri yapacağız. Hep birlikte başaracağız. Bu şehre sevgi tohumu ekeceğiz. İyilik kazanacak. Yaşatanlar kazanacak. Gaziantep modeli bir Türkiye, bir modeli olana kadar kültür ve sanat hak ettiği yeri bulana kadar hep birlikte çalışacağız” diye konuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eşsiz mutfağı ve kültürüyle Gazi şehir, GastroAntep ile bir kez daha dünya sahnesine çıkıyor. Dünyaca ünlü ödüllü şefler, gastronomi yazarları, sektör temsilcilerinin katılımıyla gastronominin kalbi Gaziantep’te atacak. 14-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek GastroAntep Kültür Yolu Festivali’nde etkinlikler, festivalin kentte katkısı, bu yılın özellikleri ve program konusunda basın mensuplarına 25 Aralık Panorama Müzesi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıyla bilgilendirme yapıldı.
Toplantıya Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, AK Parti Gaziantep Milletvekiliİrfan Çelikaslan katıldı.
GastroAntep Kültür Yolu Festivali basın toplantısında “Güvenli ve Dirençli Şehir Gaziantep” sunumu gerçekleştiren Başkan Fatma Şahin; nüfus artışı, su yönetimi, gıda güvenliği için yapılan ve yapılacak yatırımlarla bakanlıklarla ilgili temaslara değindi. Bu yatırımların önemini vurguladı. Güvenli şehir modeli hakkında bilgi veren Şahin başlıklar ve örneklerle çeşitlendirdi. Gaziantep’in dünyada gastronomi alanındaki yeri, Gaziantep mutfağının değerlerinin tanıtımı ve önemi ile coğrafi işaret alanındaki çalışmalara değindi.
“Kültür, medeniyetin özüdür”
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin toplantıda yaptığı konuşmada GastroAntep’in geliştiğini ve büyüdüğünü festivalin büyüklüğünün belli olacağını belirterek, “İnsanın canının malının bize emanet olduğu bir dönemde kültürün ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Kültür aynı zamanda medeniyetin özüdür. Çıkardığımız sofra son üründür. Oysa daha GastroAntep’e başlarken biz ne dedik. Güneşten, doğadan, tarihten gelen lezzet dedik. Kültür yoluna dahil ettik. Kültür yoluna dahil olmamızın ne anlama geldiğini yarınki büyüklükten, genişlemeden çok net bir şekilde göreceksiniz. Artık panel yerlerinin, konser yerlerinin, workshopların ayrıldığı Roma’yla Napoli’yle yarışan Gaziantep’in dünyaya söyleyeceği başka bir söz var diyoruz. O yüzden bu dönemki başlığımızı gastroekonomi diyoruz” dedi.
“Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi”
Gastroekonomi’nin ne olduğunu detaylı anlatan Başkan Şahin, “Gastroekonomi dediğiniz şey aile ekonomisi, kadın kooperatiflerinde çalışan kadının çocuğunun bursunun hiç kimseye ihtiyacı olmadan sağlayabilmesidir. Dedenin toruna nesiller arası geçişi sağlamasıdır. Sözlü tarihin yazılı tarihe dönüşmesi, Kültür A.Ş. tarafından 85 kitaba çevrilmesidir. İşte tam bu noktada sevgili katılımcılar, bilerek söylediğimiz gastroekonomide ikinci başlığımızın da özellikle Osmanlı’nın, Selçuklu’nun, Roma döneminin en güzel hazinelerinden biri herkesin birbirinden öğreneceği geçirgenlik. Gastrobotanik ve beraberindeki gastrosağlık bize yeni bir başlangıcı işaret veriyor” diye konuştu.
Basın mensuplarına toplantıda GastroAntep hakkına sunum yapan Başkan Fatma Şahin festival başlıklarının ardından sunum ve bilgilendirme sonrası soruları yanıtladı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilgii Edinme Değerlendirme Kurulu üyeliklerine, Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 14’ncü maddesi gereğince yapılan atamalar Cumhurbaşkanı imzası ile Resmi Gazete’de yayımlandı.
Buna göre; İbrahim Acarlı, Ahmet Hüsrev Vural, Prof.Dr. Mehmet Koca, Prof.Dr.Engin Saygun, Prof.Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Veli Küçük, Hayrettin Kurt, İsmail Kurul ve Hakan Öztatar Bilgii Edinme Değerlendirme Kurulu üyeliklerine atandı.
Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı Alper ÖZKAN, Tarım ve Orman Bakanlığı; 11. Bölge Müdürü Halim ÖZDEMİR, 9. Bölge Müdürü Musa KAYA ve 2. Bölge Müdürü Adil ŞENCAN görevden alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezine 17 kilometre mesafedeki Karaca Mağarası, sarkıt ve dikit yoğunluğu ile tavan yüksekliği açısından dünyanın sayılı mağaraları arasında gösteriliyor.
Mağara, beyaz renkte sarkıtlar, dikitler, sütunlar, org desenli duvarlar, bayrak şekilleri, perde damla taşları, mağara çiçekleri ve incileri, traverten havuzları ve basamaklarıyla dikkati çekiyor.
Mağaranın içerisindeki 12 ile 17 derece arasındaki sıcaklık ise ziyaretçilerine serinletici bir hava sağlıyor.
Bakım çalışmaları için her yıl kasımda kapatılan ve nisanda yeniden açılan Karaca Mağarası, bu yıl 5 aylık sürede 21 bin 351’i yabancı olmak üzere 100 bin 250 turisti ağırladı.
Bayburt’tan gelen Beyzanur Sena Ayaydın, AA muhabirine, Karaca Mağarası’nı internette gördüğünü ve çok merak ettiğini söyledi.
Mağarayı ilk defa ziyaret ettiğini, gördüklerinden çok etkilendiğini dile getiren Ayaydın, “Hiç böyle bir şey beklemiyordum. Karadeniz’de ilk defa böyle büyük ve görkemli mağara gördüm. Mağaranın geçmişi beni çok etkiledi.” dedi.
Ayaydın, Karaca Mağarası’nın beklentisinin çok üzerinde olduğunu vurgulayarak, herkese ziyaret etmeleri tavsiyesinde bulundu.
Köksal Ayaydın da mağaranın kendisinde güzel bir izlenim bıraktığını ifade ederek, “Çok beğendim. Dışarıya göre içerisi gayet serin. Herkese tavsiye ederim.” diye konuştu.
Ankara’dan gelen Hatice Ebrar Güneş, Karaca Mağarası’nın içerisinin serin olduğunu kaydederek, “Trabzon gezimizde çok fazla nem vardı. Şu an burada üşüyorum. Çok güzel.” ifadelerini kullandı.
Eşi Ahmet Yusuf Güneş, geziye Van’dan başladıklarını, Trabzon ziyaretinin ardından Gümüşhane’ye geldiklerini anlatarak, “Karaca Mağarası’nı ziyaret etmek istedik. Mağaranın içerisindeki oluşumlar beklentilerimizin çok üzerinde. Yeni oluşumların olması beni çok etkiledi.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da nisan ayında başlayan festival yolculuğu Şanlıurfa, Bursa, Samsun, Trabzon, Van, Nevşehir ve Erzurum’un ardından 9’uncu durağı Çanakkale’de devam ediyor.
Etkinlikler kapsamında kurulan ve birbirinden renkli aktiviteler, atölye çalışmaları, sahne gösterileri, tiyatro oyunları, çocuk oyun alanları ve daha birçok etkinliğin yer aldığı Çocuk Köyü, miniklere eğlenceli anlar yaşatıyor.
Çocukların ekranlardan tanıdığı çizgi film karakterlerinin sahne gösterileri, panayır çadırları, tematik oyun alanları, müzik, drama, dans, bale ve resim gibi sanat eğitimlerinin yapıldığı aktivite çadırları festival boyunca bu alanda yer alıyor.
Çanakkale’de 8 Eylül’de sona erecek festivalin en renkli etkinliklerinden biri olan Anadolu Hamidiye Tabyası Çocuk Etkinlik Alanı’nın misafirleri, okulların açılmasına sayılı günler kala bu alanda gönüllerince eğleniyor.
Türkiye Kültür Yolu Festivallerinde çocuk etkinlikleri gerçekleştiren tiyatro sanatçısı ve çocuk kitapları yazarı Özgür Özgülgün, AA muhabirine, festival kapsamında gittikleri şehirlerde çok güzel çocuk etkinlik alanlarının oluşturulduğunu, sahneler kurulduğunu söyledi.
Özgülgün, bu kapsamda geleneksel Türk tiyatrosunun temelini oluşturan gölge oyunu Karagöz ile Hacivat’ın yanı sıra hikaye anlatımı, çocukların fiziksel aktivitelerini geliştirecek büyük şişme balonlar, pedagojik yardım alınarak hazırlanan oyunlar, Troya Müzesi’nin görüntülü olarak kamyon içinde gösterilmesi ve okçuluk gibi miniklerin psikomotor gelişimlerine katkı sağlayan etkinliklerin yer aldığını dile getirdi.
Festivaller en çok çocukları mutlu ediyor
Bir kente festival geliyorsa, bundan en çok çocukların mutlu olduğunu vurgulayan Özgülgün, “Çocuklara yaptığımız yatırım, 10, 20, 30 yıl sonra bize geri dönüyor. Bizim bütün varlığımız, geleceğimiz çocuklar. Onlara yapılan yatırım hiçbir zaman boşa gitmiyor. Bir kente festival gelince çocuklar o festivalin içinde ücretsiz olarak sabahtan akşama kadar vakit geçirdiklerinde bunu hiç unutmayacaklar. Belki arkadaşlarına, dostlarına, okulda öğretmenlerine anlatacaklar. Bu bir kartopuyken çığ gibi büyüyecek. Her sene gelişen bir kültür festivali var. O kültür festivaliyle ilgili çocuk belki oturduğu şehrin bir müzesine gidecek.” diye konuştu.
Ayrıca, Troya Müzesi’nde Karagöz ile Hacivat gösterisinin düzenlendiğini anlatan Özgülgün, çocukların bu oyunda kendi geçmişini, tarihsel sürecini görüp çok mutlu olduklarını ifade etti.
Gölge oyunu gösterimlerinin sürmesini isteyen anne ve babaların müzeye mesaj gönderdiğini aktaran Özgülgün, “Önümüzdeki yıl Çanakkale Kültür Yolu Festivali yine var. Belki müze içinde bir dans, enstrüman, tiyatro ya da sergi olacak. Çocuğun müzeye 2-3 kere gelmesini sağlayacak nitelikte etkinlikler olacak.” dedi.
Özgülgün, sahnedeki sanatçıların tamamının konservatuar mezunu olduğunu, çocuk etkinliklerini bundan dolayı çok önemsediğini belirtti.
Bu tür çalışmaların kendisini geliştirmesine de katkı sağladığını söyleyen Özgülgün, şunları kaydetti:
“Sahne üzerinde bir şey yapmak, maraton koşmak gibidir. Koşmadığınız zaman enerjiniz bitiyor, çabuk yorulmaya başlıyorsunuz. Kültür Yolları ile her türlü faaliyeti gerçekleştirdiğinizde maraton koşucusu gibi genç ve dinamik oluyorsunuz. Siz de onların yaş grubuna inmiş oluyorsunuz. Onlarla bir şey yaratmanın güzelliği ve o festivalde örtüşmesi, geleceğin en büyük yatırımı olan çocuklara çok faydalı oluyor. Önemli olan eğlenmek. Festivallerin amacı sosyalleşmek, bir arada olabilmek, kentin turizmine katkı sağlamak, kentteki kültürel varlıkların kendi varlığımız olduğunu bilip, onlarla kaynaşıp çok daha ileri götürmek. Festival kapsamında gittiğimiz her yerde minimum 50 bin çocuğa ulaşmış oluyoruz. Çünkü 9 gün boyunca kentteki en büyük alanda yapılıyor. Bugün yaptığınız bir şey seneye, ondan sonraki senelerde karşılığını buluyor. Festivalle, sanat ortamı içinde büyüyen bir çocuk vatanına, milletine, ailesine faydalı, başarılı, evrensel ve kültürün değerini bilen bir çocuk olarak yetişiyor. Bu anlamda Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin çocuklara yaptığı yatırımı çok kıymetli buluyorum.”
Özgür Özgülgün, Anadolu coğrafyasının örf ve adetlerinin festival potası altında eritilerek hiç bilinmeyen bir bölgede, başka bir yerin halk oyununu, tiyatrosunu oynamanın, hikayesini icra etmenin, enstrümanını çalmanın, her bölgenin bir çatı altında etkileşimini sağladığını sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı gerçekleştirilen Üzüm Festivali renkli görüntülere sahne oldu
Omuzlarına aldıkları 2 kelterde toplam 50 kilogram üzümü 500 metre koşarak taşıyan yarışmacılardan bazıları düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti
MANİSA – Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bu sene 6’ncısı düzenlenen ve ilçenin tanıtımına büyük katkı sağlayan Üzüm Festivalinde yapılan kelter yarışması renkli görüntülere sahne oldu. 20 yarışmacıdan 10’unun tamamlayabildiği yarışmada bazı yarışmacılar üzümlerle birlikte yere düşerken bazıları da koşmak yerine yürümeyi tercih etti.
Dünyaca ünlü Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümün yetiştiği Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bir yandan hasat devam ederken, diğer yandan üreticiler günün yorgunluğunu ve stresini, Alaşehir Belediyesi organizasyonunda düzenlenen 6. Üzüm Festivalinde attı.
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda başlayan ve 5 Eylül Alaşehir’in kurtuluşuna kadar devam edecek olan Alaşehir 6. Üzüm Festivalinde 20 kişi 50 kiloluk üzüm kelterleriyle 500 metrelik mesafeyi en hızlı koşabilmek için yarıştı. Pazar Camii önünden Belediye binasına kadar yaklaşık 500 metrelik Sevgi Yolunda Motosikletli Zabıtaların eşliğinde 5’erli gruplar halinde koşan yarışmacılar zaman zaman zor anlar yaşadı. Bazı yarışmacılar kelterleri bırakırken bazıları da dengelerini kaybedip üzüm yüklü kelterlerle birlikte düştü.
Yarışmanın sonunda Mehmet Özcan 1 dakika 13 saniye 93 salise ile birinci, Hüseyin Ula 1 dakika 18 saniye 23 salise ile ikinci, Uğur Özcan ise 1 dakika 18 saniye 71 salise ile üçüncü oldu.
Bağdan geldi yarışmada birinci oldu
Üzüm bağında öğlen saat 14.00’a kadar çalıştıktan sonra yarışmaya katıldığını belirten yarışmanın birincisi Mehmet Özcan, “Biraz zorlandım. Bağda çalışıp da geldim yine de kazandım. Biraz zorlandım.”
Yarışmada üçüncü olan Uğur Özcan ise yarışmaya hasta bir şekilde geldiğini belirterek katılıp katılmamakta tereddüt ettiğini ancak katılarak yarışmada üçüncü olduğu için mutlu olduğunu söyledi.
Yarışmanın ikincisi olan Hüseyin Ula ise şunları söyledi: “Belediyenin parkında çalışıyorum. Çift iş yapıyorum. Sabah bağda öğleden sonra da belediyenin parkında garson olarak çalışıyorum. Zorluk çekmedim ama yine de yoruldum.”
“Görevlerimizden biri yöresel ürünlerimizi n plana çıkarmak”
Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise Alaşehir’in ve ilçeye özgü yöresel ürünlerin tanıtımı için festivallerin önemine değinerek, “Üzüm Festivalimiz geleneksel hale geldi. Her sene Üzüm Festivalimizi yapıyoruz. Bu Festivalimizin bir etabı da kelter çekme yarışması. Çocuklarımız Sevgi Yolunda yukarıdan aşağıya doğru, arada yaşanan kazalar da oluyor, koşarak dereceye girenler belli oldu. Bizim görevlerimizden bir tanesi de yöresel ürünlerimizi ön plana çıkarmak. Alaşehir Ekmeği, Tahinli Pidesi, Kapaması, Sultani Üzümü, Yaprağı meşhurdur. Sultani Üzümümüzü Türkiye’ye tanıtmayı hedefliyoruz. Bu festivaller de buna aracı oluyor. En güzel üzüm yarışmamızı yaptık, kelter çekme yarışmamamızı yaptık akşam da Ceylan Ertem konserinde halkımızla buluşacağız.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Danimarka’dan 1 Nisan’da bisikletle dünya turuna çıkan çiftin durağı Diyarbakır oldu. Şanlıurfa’dan Diyarbakır’a gelen çift, tren ile Ankara ve Eskişehir’i gezmeyi planlarken, gezilerine Asya’dan devam edecekler.
Jesper Vendelbo, 1 Nisan’da Danimarka’dan başladıklarını, 140 gündür bisiklet sürdüklerini söyledi.
Diyarbakır’dan Ankara ve Eskişehir’e trenle yol alacaklarını belirten Vendelbo, daha sonra yarım yıl boyunca Asya’dan devam edeceklerini ifade etti.
“Türkiye ve Diyarbakır, hayal edebileceğimizden çok daha güzel bir yer” diyen Vendelbo, “Şanlıurfa’dan geliyoruz. Bacaklar çalışabiliyorken farklı bir şey denemek için bir yıl boyunca bisiklet sürmeye karar verdik” dedi. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nevruz, paskalya ve ramazan bayramlarıyla 2024 sezonunu erken açan turizm sektörü, önümüzdeki iki aylık süreçte de dört önemli bayram ve tatil süreci yaşayacak.
Hollanda’nın 27 Nisan Kral Günü’ne bağlı tatilleri, ardından 9 Mayıs’ta kutlanan Rusya’nın Zafer Günü’ne bağlı tatilleri, sonrasında Almanya’nın mayıs sonunda Almanya Pfingsten bayramına bağlı tatil ve haziran ayı ortasındaki Kurban Bayramı olmak üzere turizm sektörünü yaklaşık iki aylık süreçte dört önemli bayram bekliyor.
GEÇEN SENEYE GÖRE YÜZDE 20 ARTIŞ VAR
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, bu yıl turizm sezonunun mart ayının üçüncü haftası itibarıyla hem nevruz, hem paskalya, hem de nisan başındaki dokuz günlük ramazan bayramı tatilleriyle birlikte erken açıldığını söyledi.
Turist sayısında şu an geçen seneye göre yüzde 20’lik artış olduğunu belirten Kavaloğlu, “Bu da herhalde en iyi ilk üç ay başlangıcı oldu diyebiliriz. Şu anda gördüğümüz kadarıyla Rusya, Almanya, İngiltere ve Polonya bizim en etkili pazarlarımız. Nisan ayının bu şekilde iyi geçmesi çok olumlu” dedi.
DÖRT BAYRAM DAHA GELİYOR
AKTOB Başkanı Kavaloğlu, “Nisan sonunda Hollanda’nın bir tatil periyodu var. Sonra mayısın başında Rusya tatili var. Üçüncü haftasından itibaren Almanya’nın tatili var. Sonra da Haziran itibarıyla kurban bayramı tatili ve temmuz, ağustos geliyor. Dolayısıyla şu anki beklentilerimiz tamamen olumlu. Kültür ve Turizm Bakanımızın bir hedefi var, 60 milyar dolar gelir ve 60 milyon turist. Antalya bu sene 17 milyon kişiyi geçerek üzerine düşeni fazlasıyla yapacak. Geçen yıla göre bu hafta sonu itibarıyla Antalya’ya gelen kişi 1,5 milyonu geçti. Bu 1,5 milyon kişi çok değerli. Yaklaşık yüzde 20’lik artışa tekabül ediyor” diye konuştu.
İÇ TURİZM REZERVASYONU ARTIYOR
Bu yıl üç ayda ilk defa Almanya’nın Rusya’yı geçtiğini, ilk defa İngiltere’nin ikinci sıraya gelip, Rusya’nın üçüncü olduğu örneklerini veren Kavaloğlu, “Almanya’dan gelen turistlerin de ilk defa 4 milyonu zorlayacağını görüyorum. Bu anlamda baktığımızda hedefimiz 17 milyonu rahatlıkla geçecekmişiz gibi düşünüyorum. Ramazan bayramı tatili iç turizm açısından çok önemliydi bizim için. Tatilin dokuz gün olmasından dolayı insanlar daha fazla tatil yapabilme şansı buldu, hem de tatilini bölebilme şansları oldu. İç turist, yurt dışından gelen turistler gibi erken rezervasyon yapmayı biliyor. Kredi kartına taksitlerin devam etmesiyle yurt içi pazarın rezervasyonu artacak” dedi.
YÜKSEK SEZON MAYISLA BAŞLIYOR
2023’ü rekorla kapatan sektörün 2024 hedeflerini daha da büyüttüğünü belirten 5 yıldızlı bir otelin genel müdürü İsmail Çağlar, yılın ilk üç ayında bu hedefin olumlu sinyallerinin görüldüğünü kaydetti.
Bu turizm sezonunun üç bayrama denk geldiğini belirten Çağlar, “Nevruzda İran’dan, paskalyada Batı Avrupa, İngiltere, Almanya, Hollanda, Belçika yine birkaç Baltık ülkesinden ciddi rakamlarda misafir aldık. Ramazan Bayramı’nda iç turizmle otellerimiz doldu. Mayıs başında da gerçek anlamıyla yüksek sezona giriş yapacağız. Bölge, bölge kapalı oteller açılacak. Kundu, Belek 12 ay hizmet veren tesisler var. Kemer, Bodrum daha da kuzeye çıktıkça Kuşadası ve bu bölgelerde de canlanmalar mayıs ayı itibarıyla başlayacak” dedi.
DOLULUKLAR YÜZDE 80’LERDE
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, bayram döneminde özellikle son dakika rezervasyonlarla otellerin yüzde 90-95 doluluklara ulaştığını, bayram sonrası ise küçük bir düşüş yaşandığını belirterek, “Ama geçen hafta sonu itibarıyla tekrar rezervasyonlar yukarı yönde artıyor. Şunu da unutmamak lazım, kapalı olan oteller artık açılışlarını yapıyor. O yüzden doluluk oranlarında biraz düşüş olacaktır. Rus bayramıyla beraber tekrar yukarılara doğru, yüzde 80-85’lere çıkar diye düşünüyorum. Zaten ondan sonra önümüz açık” dedi.
KUR VE ENFLASYON PROBLEMİ
Avrupa’dan halen çok ciddi rezervasyon aldıklarını anlatan Saatçioğlu, “Geçen sene 21 Nisan itibarıyla bu seneyi karşılaştırdığımızda yaklaşık yüzde 16 artış söz konusu, bu da bizi sevindiriyor. Geçen sene nisana göre baktığımızda, yüzde 5,8’lik artış var. Demek ki şu ana kadar gerçek anlamda yüzde 6’lık artışla devam edecek gibi gözüküyor. Avrupa’dan ciddi rezervasyon akışı devam etmektedir. Bunun dışında kurlar maalesef olması gereken yerde olmadığından dolayı sıkıntılı günler geçiriyoruz. Özellikle tüm giderlerimiz bizim Türk lirası olmasından ve her geçen gün Türk lirası enflasyonla karşı karşıya kaldığından sıkıntı yaşıyoruz. Özellikle ete, süte, gıda maddelerine çok ciddi zam geldiğinden dolayı gelirlerimiz de Euro bazında olduğundan bir ters makasla karşı karşıyayız. Umarım en kısa zamanda, nisan sonunda veya mayısın ortalarına doğru kur olması gereken yere kadar gelir” dedi.
PERSONEL SIKINTISI YAŞANIYOR
Personel sıkıntılarının da devam ettiğine dikkati çeken Saatçioğlu, “Özellikle bu sıkıntımızı Ukrayna, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan Endonezya’dan personel tedarik ederek çözmeye çalışıyoruz. Bu ülkelerden gelen personelimiz genelde mavi yakalı olduğundan çok ihtiyacımız var. Üst makamda, üst pozisyonlarda çok büyük sıkıntılarımız yok. Ama mavi yakalarda maalesef sıkıntımız var” diye konuştu.
]]>İstanbul’a yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki Kırklareli, son yıllarda ekoturizm, mağaracılık ve sportif amaçlı turizm faaliyetleriyle de dikkati çekiyor.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Veli Şen, her mevsim ayrı güzellikler sunan, denizi, tarihi ve gastronomisi ile zengin kentin Trakya’nın parlayan yıldızı olduğunu söyledi.
Kentin Anadolu’dan Avrupa’ya açılan özel bir konumda bulunduğunu ifade eden Şen, kentin büyük bir turizm potansiyeline sahip olduğunu belirtti.
Kırklareli’nin İstanbul’a, Bulgaristan ve Yunanistan’a yakınlığı ile alternatif, sakin ve doğayla baş başa dingin tatil arayanların ilgisini çektiğini dile getiren Şen, şöyle devam etti:
“Kırklareli’nin sakin ve dingin atmosferi, zengin doğal güzellikleri ve temiz ekosistemi, ziyaretçilerin eşsiz deneyimler yaşamasını sağlıyor. Şehrin bağ rotası ve kültür rotası üzerinde yer alması, Kırklareli’yi marka turizm hedeflerine ulaşmada önemli bir konuma getiriyor.
Doğa ve tarih meraklıları için Kırklareli’nin yeşil ormanları, gölleri ve antik kalıntılarını keşfetmek, hem ziyaretçiler hem de bölgenin turizm potansiyeli için büyük bir kazanç sağlıyor. Kırklareli, kültürel mirası ve doğal zenginlikleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir hazine niteliğinde.”
Özgün mutfağıyla da dikkati çekiyor
Kırklareli Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Kesici, gastronomi alanında Kırklareli’nin özgün bir mutfağının olduğunu belirtti.
Kentin birçok farklı lezzete ev sahipliği yaptığını vurgulayan Kesici, özellikle Osmanlı mutfağında da kullanılan kıvırcık kuzunun lezzetinin bilindiğini kaydetti.
Kent mutfağının çok bakir olduğunu kaydeden Kesici, “Henüz çok tanınmış değil, söylendiğinde pek anlam ifade etmeyebilir ama Kırklareli mutfağına özgün lezzetler buraya gelenlerin şaşırdıkları bir olgudur. Çünkü etin, sütün ve geleneksel yöntemlerle üretilen sebze ve meyvelerin tazeliği yemekleri çok lezzetli kılmakta” ifadelerini kullandı.
Kırklareli’nin öne çıkan turizm çeşitliliklerinden bazıları şöyle:
Doğa Turizmi
Türkiye ve Avrupa’nın kayın ve meşe ağırlıklı ağaçlarından oluşan en büyük longoz ormanlarına sahip olan Kırklareli, 1031 metre yüksekliğindeki Yıldız Dağları ile doğa turizmine önemli katkı sağlıyor.
Mert, Saka ve Erikli göllerinin önündeki alüvyon kumullar nedeniyle, Istranca Dağları’ndan akan derelerin kar erimesi sonucu yükselmesiyle oluşan subasar ormanları, farklı bitki ve hayvan türleriyle, doğa turizmini sevenlere alternatif sunuyor.
Maviden yeşile yolculukta, karaca, geyik, kurt, tilki, çakal, sansar, su samuru gibi hayvanları görebilmenin, yüzlerce tür kuş gözlemlemenin, doğanın daha önce hiç rastlanılmayan renklerine tanık olmanın heyecanı ile İğneada, ziyaretçilerini ağılıyor.
Mağara turizmi
Kırklareli’nde 25 tescilli mağara bulunuyor. Bunlardan Demirköy ilçesine bağlı Sarpdere köyündeki 2 bin 700 metrelik Dupnisa Mağarası, 2003’te turizme açıldı. Kuru ve sulu iki bölümden oluşan mağaranın turizme açık 500 metrelik bölümünün 100 metresi gezilebiliyor.
Mağara, 16 türden yaklaşık 60 bin yarasaya ev sahipliği yapıyor. Zengin damla taş oluşumları, süt beyazdan kırmızı ve kahverenginin her tonundaki renklere sahip dev boyutlarda sarkıt, dikit ve sütunlarla dikkat çeken mağarayı her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor.
“Sakin Şehir” Vize
Uluslararası Cittaslow (Sakin Şehir) ağına 12 yıldır dahil olan Vize, Geç Roma dönemine ait Trakya’nın tek antik tiyatrosu, kalesi ve tarihi Gazi Süleyman Paşa Camisi ile öne çıkıyor.
Vize’ye gelen turistler, Gazi Süleyman Paşa Camisi’ni ve Vize Antik Tiyatrosu’nu gezebiliyor.
İnanç turizmi
Kırklareli’nde 14. yüzyıl eseri Hızırbey Camisi ile “Selimiye Camisi’nin minyatürü” olarak bilinen 16. yüzyıl eserleri Cedid Ali Paşa Camisi ve Sokullu Mehmet Paşa Camisi, inanç turizmine katkı sağlıyor.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinde kullandığı toplar ve gülleleri üreten Fatih Dökümhanesi de Demirköy ilçesinde yer alıyor.
İlçeye 5 kilometre mesafedeki dökümhanede tarihin izlerini gözlemlemek mümkün. Dökümhane içindeki tarihi cami, gerekli restorasyon çalışmalarının ardından 2020’de itibaren ibadete açık hale geldi.
Gastronomi turizmi
Lezzetini ve aromasını coğrafi işaretli Kırklareli kıvırcık koyunundan alan Kırklareli köftesi kentin gastronomi turizminde öne çıkıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nca 2021’de koruma altına alınarak, yürütülen çalışmalarla sayısı her geçen yıl arttırılan Kırklareli kıvırcık koyunu, Karadeniz kıyılarına paralel uzanan Yıldız Dağları’nın eteklerinde yetişen otlarla besleniyor. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan Kırklareli köftesi, kente gelen yerli ve yabancı turistlerin ilk tercihi arasında yer alıyor.
Kırklareli Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Zafer Sürer, Kırklareli köftesinin lezzetinin, Istranca Dağları’nda yetişen meşe ağaçlarından elde edilen mangal kömürüyle pişirilmesiyle arttığını anlattı.
Köfte dışında tahin helvası, hardaliye, peynir, yoğurt, pancar pekmezi de kent mutfağının önemli ürünleri arasında yer alıyor.
]]>Gastronomi açısından da lezzet şöleni sunan Edirne, tava ciğeri, badem ezmesi ve Kavala kurabiyesiyle damakları tatlandırıyor.
Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu, kentin zengin kültürel mirası, doğası ve gastronomisiyle turistlerin ilgi odağı olduğunu söyledi.
Pek çok medeniyete ev sahipliği yapan kentin önemli bir turizm destinasyonu olduğunu belirten Bacıoğlu, “Bahar aylarının gelmesi ve havaların ısınmasıyla açık hava müzesi Edirne ziyaretçilerini almaya başladı. Bayram tatilinin de bahar ayına denk gelmesi çok yoğun bir dönem geçireceğimizin göstergesi” dedi.
Bacıoğlu, kentteki turizm tesisleri ve işletmelerin bayram yoğunluğu öncesi hazırlıklarını tamamladığını ifade etti.
Trakya’nın dolu dolu bir tatil rotası oluşturduğunu anlatan Bacıoğlu, şunları kaydetti:
“Çok büyük bir nüfusa sahip olan İstanbul olmak üzere çevre illerden hem bireysel olarak hem de tur şirketleri aracılığıyla binlerce turist Trakya’ya gelecek. Turistler turlarına Kırklareli’nin Karadeniz kıyılarından başlayıp, Edirne’de tarihi yerleri görüp yöresel lezzetleri tadabilirler.
Daha sonra güneye doğru ilerleyip Ege ve Marmara kıyılarını gezip Tekirdağ’da ziyaretlerini tamamlayabilirler. Trakya’ya gelenlerin 3 denizi ve 3 şehri görüp, çok güzel vakit geçireceklerini umuyorum.”
Doğanın kucağında huzur: Kırklareli
İstanbul’a yaklaşık 200 kilometre mesafedeki Kırklareli eko turizmi, mağaracılık ve sportif amaçlı turizm faaliyetleri, Mimar Sinan rotası ve coğrafi işaretli ürünleriyle dikkat çekiyor.
Geç Roma Dönemi’ne ait Trakya’nın tek antik tiyatrosunun bulunduğu “sakin şehir” Vize’nin tarihi yapıları da ilgi görüyor.
Anadolu’dan Trakya’ya gelen ilk insanların 8 bin yıllık tarımsal faaliyetlerinin maketlerle anlatıldığı Aşağıpınar ören yeri de ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.
Türkiye ve Avrupa’nın en büyük longoz ormanları da içinde barındırdığı göller, endemik bitki çeşitleri ve yaban hayatı ile görülmeye değer.
İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in Demirköy ilçesindeki dökümhanesi, Trakya’nın turizme açık tek mağarası Dupnisa da kentte gezilebilecek yerler arasında bulunuyor.
Kırklareli, coğrafi işaretli kıvırcık kuzusundan elde edilen köftesi, üzümden yapılan hardaliyesi, meşe balı, peyniri, manda yoğurdu gibi ürünleriyle de ön plana çıkıyor.
Kırklareli Kültür ve Turizm Müdürü Veli Şen, Kırklareli’nin özel bir şehir olduğunu söyledi.
Kırklareli’nin Balkanlar’a açılan kapı olduğunu belirten Şen, bayram tatilinde yerli ve yabancı turistleri kente davet etti.
Kentte pek çok tarihi ve kültürel alan bulunduğunu dile getiren Şen, “Kırklareli’nin kendine özgü bir ekosistemi var. Istrancalar’da tabiatın zenginliği, dinginliği, doğanın o eşsiz manzarası eşliğinde huzuru bulabilirsiniz. Kırklareli’ne başlı başına bunun için gelmelerini tavsiye edebilirim. Longozları görmelerini, Demirköy ilçesinde Dupnisa Mağaramızı, Fatih Dökümhanemizi, Vize Kalesini, Kıyıköy’de Ayanikola Manastırı’nı ziyaretçilerimizin görmelerini ve bu eşsiz doğal manzarayı deneyimlemelerini tavsiye ederiz” diye konuştu.
Gastronomisiyle de ön plana çıkan kentte pek çok coğrafi işaretli ürün bulunduğunu dile getiren Şen, “Kırklareli’mize gelecek olan ziyaretçilerimiz tarihi ve turistlik yerlerimizi gezerek aynı zamanda coğrafi işaretli ürünlerimizde deneyimleyebilirler. Zamanlarını keyifli bir şekilde geçirebilirler. Misafirlerimizi bayramla ağırlamak istiyoruz” dedi.
Denizin ve bağların şehri Tekirdağ
Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu da Tekirdağ’ın, eşsiz doğası ve mavi bayraklı plajlarıyla bayram tatilinde yerli ve yabancı konuklarını beklediğini söyledi.
Hacıoğlu, Tekirdağ’ın doğası, tarihi ve kültürel yapısının yanı sıra ekstrem sporlardan hoşlananlar için yamaç paraşütü, kamp ve karavan turizmi imkanı sunduğunu belirtti.
Tatilcilerin en çok tercih ettiği illerden birinin Tekirdağ olduğunu aktaran Hacıoğlu, “Tekirdağ, İstanbul’a yakın olması avantajıyla birçok turizm algoritmasıyla insanların ilgisini çekiyor” dedi.
Kentin, ziyaretçilerine Marmara Denizi’nin mavisi ve ormanların arasında temiz bir çevrede doğayla iç içe tatil fırsatı sağladığını aktaran Hacıoğlu, “Tekirdağ’ın yamaç paraşütü, yürüyüş yolları, bağ rotaları çok önemli ve ilgi çekici. Bu tatil Tekirdağ’da büyük bir yoğunluğa neden olacak. Bizim de sektöre yaptığımız çağrı: Bayram tatili için hazırlıklarınızı tamamlayın. Havaların güzel olmasıyla sahillerimiz, işletmelerimiz, yamaç paraşüt alanlarımız, yürüyüş alanlarımız, bağ rotaları ziyaretçilerle dolacak” diye konuştu.
]]>Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, 2023 yılında yaşanan deprem ve sel felaketinin tesirlerinin kent üzerinden kalktığını, günlük hayatın her gün normale döndüğünü söyledi.
Şanlıurfa’nın inanç turizmi noktasında birçok değeri bünyesinde barındırdığını belirten Şıldak, bunun yanı sıra arkeolojik kazıların yürütüldüğü kentte, Göbeklitepe ve Karahantepe’de elde edilen sonuçların bütün dikkatleri Şanlıurfa’ya çektiğini ifade etti.
Vali Şıldak, Galatasaray ile Fenerbahçe’nin karşılaşacağı Süper Kupa maçının da Şanlıurfa’da oynanacak olmasının kentte büyük bir heyecan oluşturduğunu ve Şanlıurfa turizminde 2024 yılında bir patlama olacağını belirterek, şöyle konuştu:
“Ben 2024’ün turizmin öğelerinin bütün unsurlarının gün geçtikçe zenginleştiği Şanlıurfa’da bir rekor yılı olacağını düşünüyorum. 1 milyonun çok üzerinde ziyaretçiyi burada ağırlayacağımızı düşünüyorum. Bu vesileyle bir çağrıda da bulunmak istiyorum, bütün yatırımcılara ve iş dünyasına. Özellikle yataklı tesisler, konaklama tesisleri konusundaki ihtiyacımız çok barizdir. Bu konuda buraya yapılacak yatırımlar şehrin turizm kalitesini, turizm skalasındaki yerini daha da üst seviyelere taşıyacak ve ticari açıdan da çok optimal rasyonel yatırımlar olacaktır diye düşünüyorum.”
Kültür ve Turizm Bakanlığının organizasyonunda gerçekleştirilecek “Kültür Yolu Festivali”nin mayıs ayında Şanlıurfa’da düzenleneceğini dile getiren Şıldak, turizm açısından bereketli ve güzel bir yıl beklediklerini kaydetti.
“Ortaya çıkarılan eserleri görmek isteyen ziyaretçilerimizin sayısı oldukça fazla”
Göbeklitepe Alan Başkanı ve Şanlıurfa Müzesi Müdürü Celal Uludağ, kentte Mart 2023’de etkili olan sel felaketinin ardından kapanan arkeoloji ve mozaik müzelerinin gerekli çalışmaların ardından yeniden ziyarete açıldığını anımsatarak, müzelerin açık olmasının kent turizmine olumlu katkılarının bulunduğunu ifade etti.
2024 yılını turizm açısından çok önemsediklerini belirten Uludağ, şunları söyledi:
“Şanlıurfa’da Taştepeler Projesi, kazıları devam ediyor. Bu kazı çalışmalarının en önemli ayaklarından biri Göbeklitepe, Karahantepe, Sefertepe, Sayburç bu alanlarda hızlı ve planlı bir şekilde kazı çalışmaları yürütülüyor.
2023 yılında da bu kazı çalışmalarında gerçekten de çok önemli buluntular elde edilmişti ve herkesin merakını uyandıran buluntular ortaya çıkarılmıştı. 2024 yılında da bize şimdiden çok önemli dönüşler oluyor. Özellikle bu kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan eserleri görmek isteyen ziyaretçilerimizin sayısı oldukça fazla.
Bu nedenle 2024 yılında biz Şanlıurfa’yı yerli ve yabancı ziyaretçi anlamında büyük bir potansiyelin beklediğini düşünüyoruz. Özellikle Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen eserler Karahantepe Örenyeri’ndeki bu hareketlilik ve Göbeklitepe ören yerindeki hareketlilik, ilimizin, ülkemizin ziyaretçi sayılarında önemli bir artış oluşturacağını düşünüyoruz.”
Şanlıurfa Turizm Profesyonelleri Derneği Başkan Yardımcısı Rahime Yaşar da kentin bölgenin kültür ve turizm merkezlerinden biri olduğunu söyledi.
Şanlıurfa’nın içinde barındırdığı değerlerle bölge içinde domino etkisi oluşturan bir şehir olduğunun altını çizen Yaşar, “Bunu depremde, yaşadığımız sel felaketinde de gördük. Göbeklitepe, Karahantepe müzemiz kapalı olduğu zaman bölgeye maalesef kültür turları açısından çok ilgi gösterilmedi. Açılmasıyla birlikte tekrardan o akış başladı. Yani dolayısıyla Şanlıurfa tek başına hareket eden bir şehir değil, bölgeye de bu konularda inanılmaz bir etkisi mevcuttur” dedi.
Yaşar, ilkbahar sezonunun başında Şanlıurfa’da oynanacak Süper Kupa maçıyla insanların ilgisinin bu bölgeye çekileceğine işaret ederek, turizm yönünden 2024 yılında çok sayıda ziyaretçiyi kente beklediklerini kaydetti.
]]>Ekspres kapsamında düzenlenecek turlarla Eskipazar’daki antik kenti görebilecek, korunması gereken 100 sıcak noktadan biri olan Yenice’de adeta orman denizinin içinden geçip Safranbolu’da tarihte yolculuk yapma imkanı bulacak ziyaretçiler, sanayinin gelişimine ev sahipliği yapan Karabük ve Zonguldak’ta bu atmosferi yaşayabilecek.
TCDD ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca ortaklaşa düzenlenecek ekspresle, bölgenin doğa güzelliklerinin, tarihi, kültürel ve mimari zenginliklerinin tanıtılması, turizm potansiyelinin artırılması, yerel ekonomi canlandırılarak istihdama katkıda bulunulması hedefleniyor.
TCDD tarafından Ankara-Zonguldak hattında 12 Nisan’da başlatılması planlanan Karaelmas Turizm Ekspresi kapsamında bugün Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın başkanlığındaki heyet, “info turu”na katılacak.
Karabük Valisi Mustafa Yavuz, 12 Nisan’da herkesi Batı Karadeniz’in güzelliklerini görmeye davet etti. Karaelmas Turizm Ekspresi kapsamında info turu yapılacağını aktaran Yavuz, protokol üyeleri, basın mensupları ve turizmcilerin Batı Karadeniz’in güzelliklerini göreceğini belirtti.
Ekspresin, Batı Karadeniz için hayalini kurdukları proje olduğuna değinen Yavuz, “Buraya gelen misafirlerimiz öncelikle UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan tarihiyle, kültürüyle, eşsiz mimarisi olan Safranbolu ilçemizi görecekler. Bununla Avrupa’da korunması gereken 100 sıcak noktadan birisi olan Yenice ormanlarımızın içerisinden, o güzelim vadilerinden, kanyonlardan, yeşillikler içerisinden Karadeniz’e doğru yol alacaklar. Dolayısıyla vatandaşlarımızın bu güzellikleri kaçırmamalarını diliyoruz” diye konuştu.
Yavuz, ziyaretçilerin, 5 bin 500 yıllık tarihiyle “Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan Eskipazar ilçesindeki Hadrianopolis Antik Kenti’ni de ziyaret etme imkanı bulacağına değinerek, “Projenin, konaklama sayısının artmasına, bölge ekonomisine, turizmine katkı sağlayacağını düşünüyoruz” dedi.
Seferlerin her hafta cumadan pazara 3 günlük programlarla devam edeceğini bildiren Yavuz, Karabük olarak bütün hazırlıklarını tamamladıklarını ve herkesi beklediklerini sözlerine ekledi.
“Trenle gelecek turizm kitlesini kazanmak istiyoruz”
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Batı Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Üyesi ve Safranbolu Turizm İşletmecileri Derneği Başkanı Şebnem Urgancıoğlu da Türkiye’de son yıllarda tren turizminin cezbedici hale geldiğini söyledi.
Doğu Ekspresi’nin ardından Karaelmas ile turizmin tren anlamında çeşitlendirildiğine işaret eden Urgancıoğlu, “Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Demiryolları, TÜRSAB ve Zonguldak ile Karabük Ticaret ve Sanayi Odaları olarak 3 yıldır üzerinde çalıştığımız proje. Üstünde çok kafa yorulmuş, pek çok kamu kurumunun da ortağı olduğu ve uğraştığı çalışmaydı. 12 Nisan’da acentelerimiz turu satışa sunmuş olacaklar” diye konuştu.
Urgancıoğlu, turun bir gecesinin Safranbolu’da, bir gecesinin de Zonguldak’ta konaklamalı olmasının planlandığını aktararak, “Kalecik, Çankırı, Çerkeş ve Safranbolu’ya gelip konaklama. Ertesi gün buradan Yenice durağında durarak Filyos ve Zonguldak’a ulaşacak. İki gece konaklamalı paket turu olacak. Cuma günü Ankara’dan hareket ve pazar dönüş şeklinde gerçekleşecek.
Gelirken Eskipazar’da durmuyorsa dönüşte duracak. Birtakım duraklarda gelirken bazılarında dönerken durulacak. Bölgemize önemli kazanım olacağını düşünüyorum çünkü trenle gelecek turizm kitlesi oldukça faklı bir kitle. Bu kitleyi de kazanmak istiyoruz. Yıllardır Yenice treni üzerine çalışırken böyle turistik ekspres kazanmış olmak bizim için çok kıymetli” ifadelerini kullandı.
]]>Geçen yılın verilerine ve Türkiye’nin turizm hedeflerine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Ersoy, Türkiye’nin geçen yılı, deprem felaketi, savaşlar ve seçim süreci gibi sıkıntılarla karşılaşmış olsa da rekor sayıda ziyaretçi ve turizm geliriyle kapattığını anlattı.
Bakan Ersoy, turizm konusunda 2024 hedefinin çok daha iddialı olduğunu dile getirerek, “Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. İnşallah bu hedefi aşacağız. Erken rezervasyon ülkelerden ilk veriler gelmeye başladı. Bunlardan önemlisi Almanya pazarı. 2023’ü çok iddialı bir rekor sayıyla kapatmıştık. Almanya’dan 6,2 milyon ziyaretçiyle 2023’ü kapattık. İlk veriler de çok çok iyi. Erken rezervasyonlarda yüzde 20’nin üzerinde artış gözlemleniyor. Bazı operatörlerde bu sayının çok fazla olduğunu gözlemliyoruz. 2024’te Almanya bazında 7 milyon sayısını geçmeyi umuyoruz.” şeklinde konuştu.
“2028’E KADAR KİŞİ BAŞI HARCAMADA 130 DOLARI GEÇMEYİ PLANLIYORUZ”
Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında pasta payını arttırmayı hedeflediğini ifade eden Ersoy, şunları kaydetti:
“Bunun yanında da Uzak Doğu pazarlarında yeni destinasyonları hedef pazar olarak portföyümüze koymuş durumdayız. Avrupa pazarında özellikle nitelikli turisti arttırabilmek için 2018 sonu itibarıyla yeni stratejilere geçmiştik. 2017’yi kişi başı harcama olarak 65 dolarla kapatmıştık. Geçen sene de kişi başı harcamayı 99 dolar rakamına kadar taşıdık. Önümüzdeki sene 106 dolar hedefliyoruz. Türkiye olarak 2028’e kadar kişi başı harcamada 130 dolarları geçmeyi planlıyoruz. Bu bağlamda da farklı ürün çeşitleriyle pazara girmeyi hedefliyoruz.
Eskiden olduğu gibi sadece deniz, kum, güneş değil. Turizm Geliştirme Ajansı’nın yoğun tanıtım gücüyle hem ürün çeşitliliği yakalamak istiyoruz hem de hedeflenen destinasyon, yani bize yolcu, turist sağlayan hedef destinasyon sayısını artırmayı planlıyoruz. Başarılı da sonuçlar almaya başladık. Son dört yıldır 200’den fazla ülkede şu anda ülkemiz yoğun turizm tanıtımı yapıyor. Bütün bu ülkelerden yolcu trafiği başlattık.”
Ersoy, özellikle Türk Hava Yolları’nın 330’dan fazla şehre direkt uçuyor olmasının bu noktadaki önemine değindi.
Türkiye’nin tanıtımı amacıyla arkeolojiyi de ön plana çıkaran “Geleceğe Miras Sonsuz Efes” projesini hazırladıklarına işaret eden Ersoy, özellikle arkeolojik kazı noktalarındaki hem kazı hem restorasyon hem de yeniden ihya bütçelerini 15-20 kata varan oranlarda, bölgesine göre değişen noktalarda artırdıklarını söyledi.
Ersoy, şu anda 144 ayrı noktada çok yoğun kazı programları başladığını anlatarak, aşamalı olarak da şehir merkezlerinde olan veya bu noktalara yakın konumdaki arkeolojik bölgelerde gece müzeciliğini başlattıklarını ifade etti.
“AŞAMALI OLARAK SAYIYI ARTIRMAYI PLANLIYORUZ”
Gündüz hava sıcaklığının yüksek olduğu bölgelerde gece müzeciğiyle turistlerin rahat gezebileceği bir ortam oluşturulduğunu, o nedenle saat 00.00’a kadar belli başlı müzeleri açık tutma kararı aldıklarını belirten Ersoy, “Aşamalı bir şekilde talep gören bütün müzelerimize bu sistemi kaydıracağız. Bu sene, en çok ziyaretçi alan 15 noktada inşallah yetiştirebilirsek başlıyoruz. Sonra aşamalı olarak bu sayıyı da artırmayı planlıyoruz.” diye konuştu.
Ersoy, arkeolojinin ürün çeşitliliği olarak yeterli olmadığını vurgulayarak, “Almanya’da bisiklet turlarıyla ilgili çalışmalarımızı da hazırladık. Özellikle buradaki bisiklet federasyonuyla son birkaç yıldır yoğun çalışma içindeyiz ve buradaki Avrupa bisiklet destinasyonlarına Türkiye rotalarını eklemeye başladık. Oradan da yoğun bir şekilde talep alıyoruz. Bugün de aslında burada Alman milli takımından bir sporcunun bir etkinliği olacak.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, bunların yanında Türkiye’nin gastronomi değerlerinin çok fazla olduğunu ve bunu tanıtmaya çalıştıklarını kaydetti.
Türkiye’nin 3 yıldır Michelin Rehberi’ne dahil edildiğini, aşamalı bir şekilde önce İstanbul’da başladıklarını, geçen sene itibarıyla İzmir, Çeşme, Urla ve Bodrum’u bu rehbere dahil ettiklerini dile getiren Ersoy, gastronomi konusunda da artık Türkiye’yi marka bir ülke haline getirmeyi ve gastro stillerini ön plana çıkarmayı hedeflediklerini, bu çalışmanın da başarıyla devam ettiğini söyledi.
“2028’E KADAR GELİRİ 100 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bundan sonra inanç, doğa, spor turizmi gibi yeni ürünleri sisteme dahil ederek hem sezonu 12 aya yaymak istediklerini hem de hedeflenen pazar sayısını arttırmayı hedeflediklerini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunu da her yıl birbirini izleyen rekorlarla taçlandırmayı umuyoruz. Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. 2028’e kadar (turizm) gelirini 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Şu andaki ilk göstergeler 2024 için çok çok iyi. Daha açıklanmadı ama havalimanlarından bana şubat verileri geliyor. Geçen seneyle kıyaslandığında şubat ayında çok ciddi bir sıçrama var. Zaten nisan sonunda üç aylık veriler açıklandığında göreceğiz. Mart verileri şubattan da iyi gidiyor. İnşallah bu şekilde giderse 60 milyar dolar gelir hedefimizi aşacağımız bir yıl olur diye düşünüyorum.”
Türkiye’nin Almanya’da yaz tatil paketleri için erken rezervasyonlarda İspanya’yı geçerek birinci sıraya yerleştiğini aktarması üzerine Ersoy, şunları kaydetti:
“Tabii biz çok yoğun tanıtım yapıyoruz. Türkiye bu yoğun tanıtımın karşılığını alıyor. Türkiye ürün çeşitliliğine gitti ve artık tek ürünle çıkmıyor. Herkesin zevkine, keyfine uygun ürünleri de piyasaya sürmüş durumdayız. Aslında bunlar eskiden de vardı ama bu kadar yoğun ve detaylı şekilde tanıtılmıyordu. Bu bütün bunlar sağlandığı için Türkiye özellikle Almanya pazarında parlayan yıldız. Almanya pazarında daha çok potansiyelimiz var alabileceğimiz. Özellikle Almanya ve İngiltere pazarlarında bu güçlü büyüme ivmesini göreceğiz. Ama biz sadece Avrupa’yla sınırlı kalsın da istemiyoruz. Özellikle Amerika kıtasına çok yoğunlaştık. Kültür turlarında da Uzak Asya pazarlarına yoğunlaştık. İnşallah bu çeşitliliği Anadolu’nun her yerinde göreceğiz.”
Mehmet Nuri Ersoy, sürdürülebilirlik konusunda Türkiye’nin sahip olduğu sertifikalarla Avrupa’da en iyi durumda olduğunu belirterek, bunu daha ileriye taşımak için yoğun çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.
Bakan Ersoy daha sonra Türk şirketlerinin stantlarını ziyaret ederek bilgi aldı.
BERLİN FUARI
Covid-19 sonrası hızlı değişim sürecinde olan seyahat endüstrisi, dünyanın en büyük ve önemli turizm fuarlarından olan Berlin Uluslararası Turizm Borsası Fuarı’nda (ITB Berlin) bir araya geliyor.
Her yıl mart ayında Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilen ITB Berlin, bu yıl “Seyahat ve Turizmde Dönüşüme Birlikte Öncülük Edin” temasıyla kapılarını açtı.
Alanında dünyanın en büyüğü olarak kabul edilen fuarda, bu yıl 165 ülkeden yaklaşık 5 bin 500’den fazla firmanın yer alması bekleniyor. Fuar 7 Mart’a kadar devam edecek.
Pazarlama, satış, teknoloji, konaklama ve destinasyon yönetimi alanlarındaki güncel eğilimlerin yer alacağı fuarda, teknolojik ve ekolojik zorluklar, düzenlenecek etkinliklerle masaya yatırılacak.
Fuarda 17 farklı alanda düzenlenecek oturumlarla sürdürülebilirlik, iklimin korunması ve sosyal adalet için küresel turizmin neler yapabileceği değerlendirilecek, iklim değişikliği, yapay zekanın etkisi, kalifiye eleman sıkıntısının devam etmesi ve Covid-19 sağlık krizinin turizme etkileri gibi zorluklar tartışılacak.
Popüler seyahat destinasyonları ve turizmdeki en son yeniliklere ek olarak fuarda, dünyada turizmi etkileyen ve etkileyecek krizlerle nasıl başa çıkılacağı da masaya yatırılacak.
TÜRK TURİZMCİLER FUARDA
Fuarın bu yılki konuk ülkesi Arap Yarımadası’ndaki Umman olacak. Türkiye 2010’da ITB’de konuk ülke olmuştu.
Ummanlı sanatçılar, ülkelerinin kültür çeşitliliğini ulusal kıyafetlerle fuara gelen izleyicilere sunacak. Umman Kraliyet Senfoni Orkestrası da fuar kapsamında konser verecek.
Fuarı, geçen yıl 186 ülkeden yaklaşık 170 bin kişi ziyaret etmişti. Bu yıl ziyaretçi sayısının daha da artması bekleniyor.
Türk turizm sektöründen temsilciler de yenilikleri ve trendleri sergilemek için fuarda yerini alacak. Turizmciler, Türkiye’nin en önemli pazarlarından olan Alman turizm pazarına ve diğer ülkelerden gelecek konuklara ülkeyi anlatacak.
Gelecek yıl ise ITB Berlin’in konuk ülkesi Arnavutluk olacak.
]]>Saldırıların başladığı 7 Ekim’den hemen sonra havayolu ve turizm şirketlerinin büyük bir çoğunluğu, İsrail’e seferlerini askıya aldığını duyurdu. Bunların bir kısmı daha sonra kademeli olarak seferlerine başlasa da ülkeye gelen turist sayısında yaşanan ciddi düşüş devam etti.
Saldırılar 5’nci ayını geride bırakırken, büyük havayolu şirketleri bir sonraki duyuruya kadar uçuşlarını durdurmuş durumda.
İsrail İstatistik Merkezi’nin paylaştığı rakamlara göre, 2023’ün son çeyreğinde turizm sektöründe yaşanan daralma, 2020’deki Kovid-19 dönemi dışında II. İntifada’nın başladığı 2000’li yıllardan bu yana en düşük seviyeye ulaştı.
Verilere göre 2023’ün son çeyreğinde yaklaşık 180 bin turistin ziyaret ettiği İsrail’i, önceki yıl aynı dönemde 930 bin kişi ziyaret etmişti.
Yaklaşık 5 aydır Gazze Şeridi’nde çok sayıda katliama imza atan İsrail’e gelen turist sayısı bu dönemde yüzde 81,5 geriledi.
EKİM, KASIM VE ARALIKTAKİ GERİLEME
İsrail’in Gazze’ye saldırılarına karşılık veren Filistinli grupların sahil kentlerine düzenledikleri roket saldırıları nedeniyle uluslararası turizm şirketlerinin çoğu turlarını iptal etti.
Akdeniz kıyısındaki Tel Aviv, Kızıldeniz kıyısındaki Eilat şehri, Hayfa, Gazze sınırındaki yerleşim birimleri ve kuzeyde Lübnan sınırındaki şehirler en çok ziyaret edilen yerler arasında yer alıyordu.
Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları nedeniyle İsrail, bir taraftan da Lübnan Hizbullahı ile kuzeyde artan gerilimlerle karşı karşıya. İsrail, yaşanan çatışmalar nedeniyle on binlerce İsrailli yerleşimciyi ikamet yerlerinden farklı bölgelere tahliye etmek zorunda kaldı.
Benzer şekilde, İsrail’in güneyindeki Eilat kenti, Yemen’deki Husilerin İHA saldırılarıyla karşı karşıya kalırken, Kudüs ise Yahudi ve Hıristiyan dini turizminin en kötü sezonlarından birini yaşadı.
İsrail Dış Turizm Tur Operatörleri Birliği Başkanı Yossi Fattal, geçen ay yaptığı açıklamada, İsrail’in “Kuzey Kore gibi izole bir ülke haline geldiğini” ve Gazze Şeridi’nde savaşın patlak vermesinden sonra onlarca şirketin İsrail’e uçmak konusunda isteksiz olduğunu söylemişti.
İsrail’in dış turizm alanında çalışan seyahat acentelerini bir araya getiren ve bu sektörü temsil eden Fattal, İsrail’in Maariv gazetesine 21 Şubat tarihinde yaptığı açıklamada, “İsrail, dünyadan tamamen izole olmuş durumda. Halihazırda İsrail’deki uçuşların yüzde 80’i, İsrail’in resmi havayolu şirketi El Al Hava Yollarına ait uçaklarla gerçekleştiriliyor.” ifadesini kullanmıştı.
FAALİYET GÖSTEREN HAVA YOLU SAYISI 45’E DÜŞTÜ
Fattal, Gazze’ye saldırıların başladığı 7 Ekim 2023’ten önce İsrail’de 250 hava yolunun faaliyet gösterdiğini ancak bu sayının 45’e düştüğünü belirtti.
Geçen yılın son çeyreğinde neredeyse tüm yabancı havayollarının İsrail’e gidiş-geliş seferlerini durdurmasının ardından, ulusal havayolu şirketi El Al ve diğer İsrailli hava yolları, Tel Aviv’e gidiş-dönüş seferlerini tekeline aldı.
El Al Havayolu, Gazze saldırılarının başladığı ilk günlerde 2023’ün dördüncü çeyreği ile 2024’ün ilk çeyreğindeki çatışmalardan mali darbe almayı beklediğini iki kez duyurmuştu, ancak artık tablonun tam tersi olduğu ortaya çıktı.
El Al, 2023’ü kar artışıyla bitirerek 117 milyon dolar net kar bildirdi ve 2023’ün dördüncü çeyreğinde net kar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 370 artışla 39,7 milyon dolara ulaştı.
İsrail’de yayın yapan Calcalist internet sitesinin ocak ayında yayımladığı raporda da Gazze’ye saldırıların başlamasından sonraki 3 aylık dönemde İsrail’e 900 bin turistin gelmesi beklenirken bu sayının 190 binde kaldığı belirtilmişti.
]]>Kaymakamlık ve belediyenin girişimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle 2 yıl önce tarihi kalede, Dicle Üniversitesi (DÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vecihi Özkaya’nın başkanlığında başlatılan kazı çalışmaları devam ediyor.
Kaledeki 4 antik tünelden 2’sinin restore edilerek turizme kazandırılmasının ardından, kaya kilisede yürütülen çalışmaların da yüzde 80’i tamamlandı.
Duvarlarında çok sayıda haç işaretinin bulunduğu yaklaşık 1900 yıllık kilisede belgeleme, alan düzenleme ve temizlik çalışması yapıldı.
Kilisenin yolu, yerli ve yabancı misafirlerin rahatça ulaşabilmesi için düzenlenirken, bir de merdiven yapıldı.

“Hristiyan dünyası için önemli bir kilise”
Eğil Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Volkan Hülür, ilçenin Diyarbakır’ın adeta göz bebeği ve incisi olduğunu söyledi.
Eğil’in birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Hülür, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Diyarbakır Valiliği ile ilçeyi turizm anlamında canlandırmaya çalıştıklarını ifade etti.
Hülür, üç tarafı derin vadilerle çevrili, bir tarafı ise oyularak yekpare kaya üzerine oturtulan Eğil Kalesi’ni dünyaya tanıtmak istediklerini dile getirerek şunları kaydetti:
“Kilisemizin yaklaşık 1900 yıllık tarihi var. Hristiyan dünyası için önemli bir kilise. Yaptığımız çalışmalarla turizme açmak istiyoruz. Eğil’de yabancı turistleri ağırlamak istiyoruz. Şu anda turist ağırlamada sayımız yıllık 400 bin civarında. Yaklaşık 75 bini yabancı turist olarak kayıtlara geçiyor. Kilisemizi de turizme kazandırarak yapacağımız çalışmalarla yabancı turist sayımızı 300 bine çıkarmaya çalışıyoruz.”
Yapıyı turizme kazandırmak için akademisyenlerle güzel bir çalışma yürüttüklerini anlatan Hülür, “Eskiden kiliseye ulaşmak kolay değildi. Etrafını temizledik ve seyir terası oluşturduk. Misafirler Eğil’e geldiğinde rahat bir şekilde kiliseye çıkabilecek. Çalışmaların yüzde 80’ini tamamladık. Yakın bir süreçte Kültür ve Turizm Bakanı’mızın teşrifleriyle hizmete açacağız” dedi.

“Avrupa devletleri ile Osmanlı’ya ait sikkeler bulduk”
Prof. Dr. Vecihi Özkaya ise kaya kilisenin tarihinin Hristiyanlığın Anadolu’daki tarihi ile bağlantılı olduğunu vurguladı.
Kilisesinin yaklaşık 1900 yıllık döneme tanıklık ettiğine dikkati çeken Özkaya, “Bölgede yaşayan Hristiyan azınlıkların dini etkinliklerine ait semboller bu kilisede görülüyor. Burada yaptığımız kazılarda 18. ve 19. yüzyıllardan kalma, Avrupa devletleri ile Osmanlı’ya ait sikkeler bulduk. Bu sikkelerin ortaya çıkması, 19. yüzyıla kadar burasının faal bir merkez olduğunu göstermektedir” diye konuştu.
“Hristiyanlarca önemsenen kutsal emanetlerin muhafaza edildiği bir kilise”
Özkaya, kilisede dikkati çeken bazı bulgulara ulaştıklarına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada, bilinen örneklerinin olmadığı bir bulgu ele geçirdik. Pasifik Okyanusu kıyılarında yaşayan bir canlının fosilini bulduk. Bu fosil ‘Kum Doları’ olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu fosil, Hristiyan dünyasında İsa Mesih inancıyla bağlantılı bir obje olarak değerlendirilmiştir. 5 yıldızdan oluşan kanatları dolayısıyla İsa’nın doğumunu, ölümünü ve göğe yükselişini sembolize etmektedir. Dolayısıyla tüm Hristiyanlarca kutsal kabul edilen bazı değerlerin saklandığı, bölgedeki Hristiyanlarca önemsenen kutsal emanetlerin muhafaza edildiği bir kilise olarak dikkati çekici bir özelliğe sahiptir.”
Kilisenin genel anlamda 2 ayrı kaya mezarın birleştirilmesi sonucu oluştuğu bilgisini veren Özkaya, duvar işçiliğinde farklı dönemleri yansıtması açısından da önem arz ettiğini, bölgede daha önce yaşamış ve yaşamaya devam eden Hristiyan azınlıkları sembolize eden haçların duvarda bulunduğunu söyledi.
]]>Özellikle şehir otellerinde nisan ayı itibarıyla beklenen hareketliliğin Türk turizmini 2024’te yeni rekor ve zirvelere taşıması öngörülüyor.

NİSANDA HAREKETLİLİK BAŞLAYACAK
Yükselen turist sayısına rağmen otellerin geçen yıl doluluklarda yüzde 10’luk kayıp yaşadığını kaydeden Türkiye Otelciler Birliği Başkanı Müberra Eresin, oda fiyatlarında ise artış olduğuna işaret etti. Bu yıl için de fiyatlarda yüzde 8’lik artış olduğunu Türkiye’nin hâlâ seyahat edilmek istenen destinasyonların en başında geldiğini aktaran Eresin, “Nisan ayına kadar şehir otellerinde bir hareket görmüyoruz. Nisan itibarıyla umuyoruz ki, 2024 daha iyi bir yıl olur ve hedeflerimize ulaşırız. Tek dileğimiz dünyada barışın sağlanması, savaşın konuşulduğu bir ortamda turizm hareketliliğinden bahsetmek çok zor. Bu ortamda 2023 rakamları bir mucizedir aslında” dedi. Türkiye Otelciler Federasyonu Başkanı Erkan Yağcı ise 2024’ün bir test yılı olacağını belirterek, “Hem gelir hem kişi sayısını korumak bu yıl bizim çok önemli. 2024, fiyat artışlarının dünya piyasasında kabul edilmesinin test edildiği bir yıl olacak” diye konuştu.
Markalaşmaya ihtiyaç var
Sektörün 2024 için umut vaat ettiğini ve burada markalaşmanın büyük önem taşıdığını kaydeden Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı (TTYD) Naile Göçen Çukurova şu değerlendirmeyi yaptı: “2024’ün başlarında genel bir resme baktığımızda ana pazarlarımızda rezervasyonların iyi bir yükselişte olduğunu görüyoruz. Son on yıla bakarsak, ciddi bir sıçrama yaptık. Fiyatlarda standartlarımızı yükseltebiliyoruz. Çünkü marka demek güven demek. Markalaşmaya ihtiyacımız var. O yeterlilikte tesislerimiz, otel zincirlerimiz var. Bu noktada markalaşma sürecimizin güçlenmesi gerekiyor.”
2024’ÜN ÖNE ÇIKAN TRENDLERiNi YORUMLADILAR
Öne çıkan pazarlar ABD İngiltere ve AB olur

Hilton Türkiye Üst Sınıf ve Lüks Otellerden Sorumlu Ülke Müdürü Armin Zerunyan
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2024 için 60 milyon turist ile 60 milyar dolarlık gelir hedefi koyduğunu hatırlatan Hilton Türkiye Üst Sınıf ve Lüks Otellerden Sorumlu Ülke Müdürü Armin Zerunyan, Türkiye’nin Hilton’un küresel ölçekteki en önemli pazarlarından biri olduğunu dile getirdi. Uluslararası toplantı, teşvik, kongre ve etkinlik turizmi (MICE) alanında büyük bir potansiyel gördüklerini belirten Zerunyan, 2024 beklentilerini şöyle aktardı: “Sektördeki riskleri değerlendirirken, coğrafi konuma bağlı gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Bu, siyasi ve ekonomik gelişmelerden küresel trendlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Fakat, tüm koşulları göz önünde bulundurduğumuzda şirket olarak gelecek yıl için turizm sektörü adına beklentilerimizin olumlu yönde ilerlediğini söylemeliyiz. ABD, İngiltere ve AB ülkeleri önemli pazarlar olmaya devam edecek. Nefes kesen doğal güzellikleri ve farklı damak zevklerine hitap eden zengin gastronomisiyle Türkiye’nin küresel pazardaki cazibesi, İstanbul’un, Travel + Leisure Reader’s Choice tarafından 2023 yılının Avrupa’daki en iyi destinasyonu olarak seçilmesiyle bir kez daha gözler önüne serildi.”
Yerli turistler rotayı yurt dışına çeviriyor

Setur Turizm Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz
Geçen yıl yavaş bir başlangıç yapan iç pazarda dinamiklerin değiştiğini kaydeden Setur Turizm Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz, “2023 yılında gördüğümüz temel değişimin, iç pazar payının bir miktar dış pazara kayması olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’deki yüksek enflasyon ve pandemi sonrası yükselen deneyim odaklı seyahat trendi nedeniyle de tatil severler yurt dışı seyahatlerine yöneldi. Setur olarak, misafir portföyümüz ağırlıkla iç pazara yönelik olmakla birlikte, 2023 yılında dış pazar payının arttığını gördük” dedi. 2024 yılında sektör için sınırlı bir büyüme öngördüklerini fiyat kalite dengesinin öne çıktığını aktaran Küçükyılmaz şöyle devam etti: “Özellikle yurt dışı turlarımızda geçen yıla göre yüzde 50 oranında büyüme hedefimiz bulunuyor. Yurt içine baktığımızda, 2024 yılı için otel fiyatlarında geçen yıla göre ortalama yüzde 60 artış olmasına rağmen büyüme beklediğimizi söyleyebiliriz. Yurt dışı turizmi açısından da 10 Yunan adası için kapıda vize uygulamasının gelmesi ile birlikte 2024 yazında Türkiye’den Yunanistan’a seyahatlerde büyük bir talep artışı bekleniyor.’ Küçükyılmaz, Tayland, Bali, Balkanlar, Mısır, ve İtalya, İspanya, Fransa ve Orta Avrupa’nın da öne çıktığını sözlerine ekledi.
Kamp turizmi ve tIny house yeni bir kapı açar
Türkiye’de otelcilik sektörünün olumlu bir ivme yakaladığına dikkat çeken Accor Türkiye Operasyon Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu, sürdürülebilir ve çevreci turizm yaklaşımlarının sektörde yeni akımlar yarattığını aktardı. “Örneğin kamp turizmi, tiny house konaklamaları sektörümüzde yeni bir kapı açabilir. Accor’un da bu konuda geliştirdiği markaları mevcut. Bunun yanı sıra macera turizmi, gastronomi turizmi ve sağlık-tedavi turizmi gibi farklı segmentlerdeki turist sayısının artacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullanan Köseoğlu, Türkiye’de ilk etapta 2024 yılının sonuna kadar 14 otel yatırımı planladıklarını ve Türkiye’deki otel sayılarını 5 yıl içerisinde 100’e tamamlamayı hedeflediklerini açıkladı. Türkiye’nin, gelen ziyaretçi sayısının sürekli artmasıyla turizmde kayda değer bir büyüme yaşadığına işaret eden Köseoğlu, şöyle devam etti: “2024 yılına baktığımızda ise Türk turizm sektörünün geleceği olumlu görünüyor. Türkiye’nin daha fazla seyehatsever çekme yönündeki çabaları ve altyapı geliştirme yatırımlarıyla birlikte sektörün gelişmesi bekleniyor. Bunun yanı sıra özellikle geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan’dan gelen turist oranında 2022’ye kıyasla düşüş yaşansa da Accor olarak Suudi Arabistan, halihazırda en büyük hedef pazarlarımızdan biri.”

Accor Türkiye Operasyon Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu
Rezervasyonlar arttı 2024 umut veriyor
Zorlu geçen 2023’ün son çeyreğinde rezervasyonların arttığını ve durumun 2024 için umut sinyalleri verdiğini kaydeden Kaya Palazzo Hotels & Resorts COO’su Hakan Demirçeken, sektör paydaşlarının dinamik bir strateji benimsemelerinin ve adaptasyon kapasitelerini güçlendirmelerinin önemli olacağını dile getirdi. Türkiye’nin turizm sektörünün de 2024’te olumlu bir büyüme potansiyeli taşıdığını aktaran Demirçeken, şöyle devam etti: “Ülkenin tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri turistleri cezbetmeye devam edecektir. Ayrıca, sürdürülebilir turizme odaklanma ve kaliteli hizmet sunma fırsatları değerlendirilebilir. Ancak, küresel ekonomik dalgalanmalar, artan maliyetler, altyapı eksiklikleri, vize politikalarındaki değişiklikler gibi riskler ve pandemi, doğal afet gibi beklenmedik durumlar da sektörü olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin turizmde sürdürülebilir bir büyüme için bu faktörleri dengelemesi önemlidir.” Kaya Turizm Grubu olarak toplamda 12 otellerinin bulunduğunu belirten Demirçeken, “Özellikle Antalya, Kuzey Kıbrıs ve Bodrum’daki otellerimizde Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinden yüksek sayıda misafir ağırlıyoruz. Bu sene kış otellerimizdeki doluluk oranı ve yaz otellerimizde şimdiden elde ettiğimiz yüksek erken rezervasyon sayıları, bizlere 2024’ün hem iç hem de dış pazar açısından olumlu ilerleyeceğini gösteriyor” dedi.

Kaya Palazzo Hotels & Resorts COO’su Hakan Demirçeken
Yeni sezonda harcamalar artacak
Pandemi sonrası dünya genelinde seyahat hareketlerinde yaşanan canlanma ile birlikte, 2021 ve 2022 yıllarında sektörün yaşadığı olumlu ivmelerin 2023’te hedefleri yukarı taşıdığını kaydeden Elite World Hotels & Resorts CEO’su Orkun Petekçi, deprem felaketinin sektörü ve talebi yıl sonuna kadar etkilediğini söyledi.
2024’TE TALEP TOPARLANACAK
Yılın kalan döneminde de talep düşüşü ile bu olumsuz sürecin yıl sonuna kadar devam ettiğini kaydeden Petekçi, bu yıla dair beklentilerini “2024 yılında, talebin toparlanacağına dair düşüncelerle hedeflerimizi belirledik. 2024 yılında beklentimiz, ana pazarlarımız olan Rusya, Almanya ve İngiltere’den gelen talebin aynı şekilde pozitif yönde seyredeceği şeklinde. Bunun yanı sıra, ülkemiz için potansiyel pazarlardan olan Uzak Doğu’dan gelen ziyaretçi sayısının artacağına inanıyoruz. Doluluk oranları konusunda 2023 seviyesinin üzerinde bir beklentimiz bulunmakta ve kişi başı harcamalarda bir artış bekliyoruz” ifadeleri ile aktardı. Yakın coğrafyalarda yaşanan gelişmelerin de risk unsuru olabileceğini dile getiren Petekçi, “Euro/dolar kur hareketliliğinden bağımsız olarak, üretim girdilerimizdeki artan fiyatlar satış fiyatlarımıza yansıdığı için, kişi başı ziyaretçi harcamalarında doğal bir artış olmasını öngörüyoruz” dedi.
İklim etkisi ile plaj turizmi Karadeniz Bölgesi’ne kayacak
İklim değişikliği turizm sektöründe de dengeleri değiştirirken, yapılan çalışmalar önümüzdeki dönemlerde özellikle sahil turizminde Karadeniz Bölgesi’nin öne çıkacağına işaret ediyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Dr Nazan An ve Dr Tufan Turp tarafından hazırlanan çalışmaya göre, Karadeniz Bölgesi’nin plaj turizmi için öne çıkacağına dikkat çekilerek, “Özellikle Sakarya, Ordu, Samsun, Trabzon’da ve Rize’de bazı bölgelerin, Tatil İklim Endeksi sınıflandırmasındaki en ideal koşullara ulaşabileceği öngörülüyor” denildi.
]]>“UZUNGÖL HES PROJESİ İLE CEZALANDIRILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR”
Uzungöl Turizimciler Derneği Başkanı Mehmet Keleş, şunları söyledi:
* “Uzungöl’e ve Solaklı Vadisi’ne sahip çıkmak için bizimle beraber olan kıymetli vatandaşlarımız; bugün buraya toplanmamızın nedeni; ülkemizin ve bölgemizin en önemli turizm merkezlerinden olan Uzungöl’e yapılması planlanan HES projesidir. Daha önce Trabzonspor’un adıyla ruhsatı alınan Uzungöl HES 2012 yılında ÇED raporu almıştır. Turizme ve çevreye vereceği zararını öngören bölge insanlarımız çok güçlü şekilde projeye karşı çıkmış ve hukuki yola başvurmuştur. Uzungöl’de, toplumun her kesiminden insanların olduğu büyük çaplı protesto gösterileri düzenlenmiştir.
* Danıştay’ın iptal kararına rağmen ne olduysa, proje yeniden yürürlüğe girmiştir. Trabzonspor bu projeyi uygulamaktan vazgeçmemiş ve projenin çok büyük kısmını özel bir firmaya satmıştır. Bu projede Trabzonspor’un sadece adı kalmıştır. Trabzonspor’un bu projeden beklediği gelir yıllık ortalama olarak 1 milyon dolar civarındadır fakat Uzungöl’ümüz turizm potansiyeli ile ülke ekonomisine katkısı yıllık ortalama 1.5 milyar dolardı. Bu da HES’ten beklenen gelirin 1500 katıdır. Bu yıl Uzungöl turizminin 50. yılını kutlamayı planlarken, üzülerek ifade etmek isteriz ki, Uzungöl HES projesi ile cezalandırılmaya çalışılmaktadır.
* Kanunlardaki ilgili maddelere göre projenin onaylanan ÇED raporu, veriliş tarihinden başlamak üzere, 7 yıl içinde inşaata başlama zorunluluğu vardır. Gelinen bu noktada sürenin dolmasına rağmen hiçbir şekilde inşaata başlanmamıştır. Bu yıl itibarıyla ÇED raporunun üzerinden tam olarak 11 yıl geçmiştir. Biz Uzungöl halkı olarak yeniden bu projeyi mahkemeye verdik ve sonucunu büyük bir dikkatle beklemekteyiz.

“İNSANLARA DERENİN KURUDUĞUNU NASIL AÇIKLAYACAKSINIZ”
* Şimdi bu projeye olumlu bakan zihniyetlere soruyoruz; 40 yıldan beri çıkarılamayan imar planları yüzünden ideal yapılaşmasını sağlayamayan Uzungöl insanına, bu projeyi resmiyete döktüğünüzü nasıl açıklayacaksınız? Uzungöl’de pencere ölçülerine, çatı yüksekliklerine, ormandan kuru ağaç toplamaya karışan koruma anlayışına soruyoruz; gölden 600 metre mesafede, sit alanının içindeki bu projeye nasıl izin verdiğinizi açıklayabilecek misiniz? Bu proje ile insanların seyrede seyrede Uzungöl’e çıktığı Solaklı Deresi 10 kilometre boyunca yok olacakken, bu manzaraya alışmış insanlara derenin kuruduğunu nasıl açıklayacaksınız?

* Zaten çözüme kavuşturulamayan trafik problemi, HES inşaatının getirdiği çamur, betonlama ve kazı çalışmasıyla en az iki katına çıkacağını düşündünüz mü? Uzungöl’de kış vakti çeşitli bahaneler sunularak evlerini başlarına yıktığınız insanların gözlerine baka baka bu katliama nasıl müsaade edeceksiniz? Fırtına Vadisi’ndeki HES’lerin iptal edilip, Solaklı Vadisi’ndeki HES’lerin iptal edilmemesinin bir açıklaması var mıdır? Turizm potansiyeli olarak, Karadeniz bölgesinde, Solaklı Vadisi’nin üzerinde başka bir vadi var mıdır?
* Uzun yıllardan beri bölgedeki alabalık neslini devam ettirmek için yoğun çabalar ve büyük paralar harcayan kurumlarımızın, alabalığın başına geleceklerden hiç mi haberi yoktur? Yerleşim bölgelerinin altından geçecek olan HES tünellerinin potansiyel tehlike oluşturmasından dolayı, facialara yol açmayacağını kim ve kimler garanti edebilir?

“TEK DERDİMİZ DERELERİMİZE SAHİP ÇIKMAKTIR”
* Şimdi buradan en başta devlet yetkililerine sesleniyoruz; bir an önce bu projenin yeniden incelenmesini ve bu tarihi yanılgıdan bir an önce dönülmesini talep ediyoruz. Bizim tek derdimiz, toprağımıza olan minnet borcumuzun gereği olarak, derelerimize sahip çıkmaktır. Biz hiçbir siyasi oluşumun maşası değiliz. Biz halkın ta kendisiyiz. Biz bu dağların öz evlatlarıyız. Bütün memleket sevdalılarını, atalarının emanetlerine sahip çıkan herkesi ve gerçek Uzungöl dostlarını yanımızda görmek istiyoruz.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Mardin Müzesi ve Midyat Belediyesi işbirliğiyle 4 yıldır Estel bölgesinde bulunan Ulu Cami Mahallesi’ndeki 2 noktada çalışmalar titizlikle yürütülüyor.
Çok geniş bir alana yayıldığı tespit edilen ve buluntulara göre yaklaşık 5 bin yıllık olduğu belirlenen yer altı şehrinin, 1. ve 2. etap temizlik ve kazı çalışmalarında 8 bin 223 metrekarelik alan ve bu alanlarla bağlantılı yaklaşık 120 metrelik tünel ortaya çıkarıldı.
İbadethane, silo, su kuyuları, barınma, şırahane, işlik, sarnıç ve mezar alanları, tünel ve dehlizlerin bulunduğu yer altı şehrinde, farklı dönemlere tarihlendirilen, kandiller, ağırşaklar, el değirmeni, taş ve cam boncuklar, taş eserler, bronz sikke ve takılar, pişmiş topraktan araç gereçlerin yanı sıra insan ve farklı hayvanlara ait kemikler bulundu.
Çalışmaların bitme noktasına geldiği 1. ve 2. etapların turizme kazandırılması için hazırlanan restorasyon ile Ziyaretçi Karşılama Merkezi projeleri, Mardin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nca onaylandı.
Mezopotamya’nın en gözde destinasyon merkezi haline getirilmesi hedeflenen yer altı şehrinin iki etabının bu yıl turizme kazandırılması hedefleniyor.
“Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız”
Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin, çok kültürlü bir yapıya sahip Midyat’ta yüzyıllardır Türk, Kürt, Arap, Müslüman, Süryani ve Yezidilerin bir arada yaşadığını söyledi.
Tarihi ilçede yer altı şehrini ortaya çıkarmak için başlattıkları kazıların sürdüğünü kaydeden Şahin, bu yıl Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü koordinesinde tespit edilen yeni etaplarda çalışma yapılacağını bildirdi.
İlk iki etap için restorasyon ve Ziyaretçi Karşılama Merkezi projelerinin onaylandığını, projeleri çok kısa sürede bitirip 2 etabı turizme açmayı planladıklarını kaydeden Şahin, şöyle konuştu:
“Bu yıl içinde 1. ve 2. etabı turizme açmayı düşünüyoruz. Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız. 6-7 ay içinde yer altı şehri turizme açılacak. Midyat’taki yer altı şehrinin tamamını turizme açtığımız zaman dünyanın en büyük yer altı şehirlerinden biri olacak.
Sene sonuna doğru 1. ve 2. etabı tamamıyla misafirlerimizin hizmetine açacağız. Gelen turistler hizmete açılmadığı halde merak edip, bizlere müracaat ediyorlar. Güvenlik nedeniyle şu anda ziyaretçi kabul edemiyoruz.”
Yılda ortalama 1 milyon turisti ağırladıklarını, bu yıl da 1,5 milyon turist beklediklerini aktaran Şahin, turizm konusunda ilçenin potansiyelinin çok yüksek olduğunu dile getirdi.
Turizme açamadıkları destinasyon noktalarının bulunduğunu anlatan Şahin, hedeflerinin 2 milyon turiste yaklaşmak olduğunu sözlerine ekledi.

“5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek”
Kazı başkanı Gani Tarkan da 2020 yılında başlayan kazı çalışmalarında 4. sezona başladıklarını söyledi.
Yamaç yerleşiminin güney kısımlarında çalışmaların devam ettiğini kaydeden Tarkan, şöyle devam etti:
“Bu sezon çalışmalarda bir işlik ve bir mağara alanı tespit edildi. Mağaradan taş alınma suretiyle genişlediğini görüyoruz. Alınan taşlarda mağaranın hemen üzerinde 20. yüzyılın başlarında tarihlenen ev inşa edilmiş. Kazı alanında şu anda üst tabakadayız. Alınmamış dolgu toprağı var. Dolgu toprağının altında da diğer mekanlara bağlantıyı geçişi sağlayacak mekanların da bulunacağını tahmin ediyoruz.”
Yer altı şehrinin yaklaşık 40 hektarlık bir alandan oluştuğunu, şimdiye kadar yüzde 6-7’lik bir kısmının ortaya çıkarıldığını aktaran Tarkan, kazıların yıllarca süreceğini vurguladı.
Şimdiye kadar çok sayıda yapı ve buluntulara ulaştıklarına dikkati çeken Tarkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milattan önce 3. binde yerleşim başlıyor Matiate yer altı şehrinde. Tunç Çağı’nda başlıyor ve kesintisiz şekilde devam ediyor. Roma dönemine ait de çok sayıda buluntu var. Sikkeler, kandiller, su mataraları, cam bilezikler ve günlük kullanım eşyaları gibi yoğun seramik buluntuları bulundu. Bunun yanında çok sayıda daha çok Orta Çağ seramiği bulduk.
Tunç dönemine tarihlenen seramiklere de ulaştık, bunlar lokal bölgede. Ancak kazı alanı genelinde Orta Çağ ve Roma dönemine ait buluntularla karşılaşıyoruz. 5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek. Hedefimiz yer altı şehrinin tamamını açığa çıkarmak ve etap etap burayı gelen turistlerin ziyaretine açmak.”
“Matiate diğer yer altı şehirlerinin öncüsü”
Midyat Belediyesi Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları sorumlusu ve sanat tarihçisi Mervan Yavuz da arkeolog, sanat tarihçisi ve 10 işçi ile çalışmaları titizlikle yürüttüklerini söyledi.
Çalışmaların 1. ve 2. etabında bitme aşamasına gelindiğini kaydeden Yavuz, şimdiye kadar açığa çıkardıkları alanda önemli buluntulara ulaştıklarını, buluntulara göre yer altı şehri tarihinin Tunç dönemine kadar gittiğini gördüklerini bildirdi.
Dünyanın birçok yerinde yer altı şehirlerinin bulunduğunu, ilçedeki yer altı şehrinin benzerinin Kapadokya bölgesinde olduğunu kaydeden Yavuz, şöyle dedi:
“Matiate yer altı şehrinin önemi, bereketli hilalin tam ortasında bulunmasından kaynaklı. Yayılım buradan gerçekleştiği için Matiate yer altı şehrinin diğer yer altı şehirlerinin öncüsü olduğunu görüyoruz. Diğer yer altı şehirlerinden farkı ise sivil mimarinin yer altı şehrinin üzerinde bulunması.
Bu da bize yer altı şehrinden günümüze nasıl ulaşıldığını gösteriyor. Yer altı şehrinden kent yaşamına aşamalar halinde geçişini gözlemleyebiliyoruz. Aynı zamanda Kapadokya gibi bazı yer altı şehirleri, dikey olarak aşağı inmekte. Buradaki ise teras şeklinde yatay seyrediyor ve çok geniş bir alana yayılıyor.”
]]>2019’da Türkiye’nin rekor kırdığını ve hızlı büyüme planları yapıldığını kaydeden Ersoy, “Maalesef pandemiyle tüm dünya kapılarını kapattı. Çok şükür o dönemi iyi yönettik. Çünkü mümkün mertebe kapılarımızı açık tutmaya çalıştık, hava trafiğini açık tutmaya çalıştık.
2021’den itibaren pandemiden, turizm sektörü olarak en hızlı çıkan ülke olduk. 2022’de bu verilere de yansıdı. Türkiye, normalde 6’ncılığa kadar çıkmıştı. 2022’de 4’üncü sıraya kadar turist sayısında yükselme başarısını elde etti. ‘Bundan sonra hep rekorlar kırarak yolumuza devam edeceğiz’ dedik.
2023, zor bir yıldı. 6 Şubat depremleri ile başladı. Daha sonra savaş derken 2023 her şeye rağmen rekor bir yıl olarak karşımıza çıktı. Rakamlara bakacak olursak; 54,3 milyar dolarlık gelir, 56,7 milyonluk bir ziyaretçiyle tarihin en iyi turizm verilerini elde ettiğimiz bir yıl oldu.
2028’e kadar çok iddialı hedefler koyduk. Her sene rekorlar kırarak yolumuza devam edeceğiz. Önümüzdeki yıl itibarıyla 60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolar gelir hedefiyle yolumuza başladık. İlk veriler de iyi geliyor. Ziyaretçi rakamlarında artışlar var. Rezervasyonlar da iyi” dedi.
‘KUŞADASI, ARKEOLOJİ CENNETİ’
Kuşadası ve Ege’nin turizm açısından çok önemli bir bölge olduğunun altını çizen Ersoy, şöyle devam etti:
“Kuşadası, turizmin ilk başladığı noktalardan biri. Turizm geçmişi çok eski. Burada yetişen birçok sektör temsilcisi diğer yerlerde genel müdür ya da üst düzey yönetici olarak başladı. İnsan kaynağı yaratan bir bölgedeyiz. Aynı zamanda Türkiye’nin ‘cruise’ kapısı. En çok turist ağırlayan noktası.
Bu yıl 560’ın üzerinde gemi ağırladınız. 2 bin 400 kapasiteli bir limanımız var. İstanbul’da Galataport’un devreye girmesiyle bu sayı hızlı şekilde artacak. Deniz, kum, güneşin yanı sıra kültür varlıklarının zengin olmasından dolayı burası çok değerli. Arkeoloji cenneti diyebiliriz. Binlerce yıl önce insanlar buraya antik şehirler kurmuş. Geniş kapsamlı yerleşimler olduğunu görüyoruz.”
‘BU DÖNEM HEDEFLERİ BÜYÜTTÜK’
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak geçen dönem kazıları 12 aya çıkardıklarını belirten Ersoy, “Kazı başkanlarımızı buna alıştırdık. Türkiye’de 144 tane yerli kazı başkanlığı var. 32 tane de yabancı kazı başkanlığı var. Bunların kazı çalışma programına aşamalı şekilde yerli ve yabancılar dahil edildi. Bu dönem hedefleri büyüttük. Bütün kazı başkanlıklarını 12 aylık programa aldık” dedi.
‘Geleceğe Miras’ projesini başlatarak arkeolojinin altın çağı olarak iddialı bir hedef koyduklarını söyleyen Ersoy, “Bu hedef, son 60 yılda arkeolojide ne kadar iş gerçekleştirdiysek; gelecek 4 yılda aynı oranda işi Anadolu genelindeki bütün arkeolojik noktalarımızda gerçekleştirmekti.
Bu bağlamda ilk açıklamayı Efes’te yapmıştım. ‘Geleceğe Miras’ projesine bütün arkeolojik kentleri dahil ediyoruz. Arkeoloji, Türkiye’de 1860’lı yıllarda yabancılarla başladı. 163 yıl sonra ilk defa bütün kazı başkanlıklarına koordinatör kazı başkanları atandı. Hocalarımızı atarken ekip, ekipman ve finansman desteği veriyoruz.
Kuşadası için bu çok önemli. Cruise gemilerinin gelmesinin nedenlerinin başında sizin arkeolojik değerleriniz yatıyor. Türkiye geneline baktığınızda, Anadolu’nun daha yüzde 10’unun kazıldığını görüyoruz. Yüzde 90’ı hala toprak altında. Eğer kazdıklarınızı koruyamayacaksanız, restore edip, üst yapıyı oluşturamayacaksanız, toprak altında kalması da faydalı.
Doğru ve düzenli kaynak aktarımı yapmanız lazım. Önce kazmalı, sonra korumalı sonra restore etmelisiniz. Bunlar bizi turizmde rakiplerimizden ayrıştıran ve cazibe noktası olmamızı sağlayan yönlerimiz” diye konuştu.
‘YEREL YÖNETİMLERE DE GÖREVLER DÜŞÜYOR’
Bakanlık olarak kazı alanına çok ciddi bütçe ayırdıklarının altını çizen Ersoy, “2019’da kazı bütçemiz 36,7 milyondu, geçen sene bu rakamı 1,1 milyara çıkardık. Bu yıl da 6 milyar lira olacak. Kazı başkanları bize projeleri gönderiyor, hızlı şekilde hayata geçiriyoruz. Aydın olarak geçen yıl 3,7 milyon ziyaretçi almışsınız. Gelecek 4 yılda rakamların yükseleceğini göreceğiz.
Turizm Bakanlığı’nın tanıtımı tek başına yeterli olacak değil. Burada yerel yönetimlere ciddi görevler düşüyor. Turizm genişledikçe gerekli alt yapı yatırımlarının yol, atık, su gibi yatırımların da yapılması gerekiyor. Bakanlık olarak görevimiz hava trafiklerinin oluşturulması, destinasyonların tanıtılması, turizm noktalarının doğru planlanarak gelişmesini sağlamak ve mümkünse turist trafiğini 12 aya yaymak” açıklamalarında bulundu.
‘SEZONU UZATMAK İSTİYORUZ’
Ersoy, turizm sezonunu uzatmak için arkeolojiye önem verdiklerini belirtip, “Kuşadası deniz, kum, güneşten oluşan 6 aylık bir sezon ile sınırlı değil, 8-9 aylık bir sezonla anılması lazım. Burada arkeoloji devreye giriyor. Turizm sektörü paydaşları değil, şehrin tüm paydaşlarının pay alması gerekir.
Arkeolojik noktaları ön plana çıkarıp, parlattığınızda turist otelden dışarı çıkmaya başlayacak. Yazın çok sıcak. 50 dereceyi bulan sıcaklıklarda kimse ören yeri gezmek istemiyor. Gece müzeciliği çalışması başlattık. Turizm merkezlerine yakın olan ören yerlerin tamamını gece müzeciliği kapsamına alıyoruz.
Hem daha fazla turist almamızı sağlayacak hem sezonu uzatmak istiyoruz hem de sezon içinde turist hareketliliğini arttırmak istiyoruz. Birkaç yıl içinde bu projenin olumlu sonuçlarını göreceğiz. Kuşadası’nın marka değerini arttırmak istiyorum” dedi.
]]>