Denetimlerde, fiyat tarifelerinin, söz konusu iş yerlerinin giriş kapısının önüne ve hizmet sunulan masaların üstüne, tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde konulup konulmadığı incelendi.
Bu kapsamda Ankara Ticaret İl Müdür Vekili Elif Tan ve beraberindeki ekip, Çankaya ilçesinde yiyecek ve içecek hizmeti sunan iş yerlerini denetledi.
Tan, denetimlerin ardından AA muhabirine yaptığı değerlendirme, “Lokantaların giriş kapısının önünde her bir ürünün fiyatının belirtilip belirtilmediğini kontrol edip, her bir masaya fiyat listesi var mı diye bakıyoruz. Lokanta ve restoranlarda servis ücreti veya başka bir isim altında herhangi bir ücret alınıyorsa bunun fiyat listesinde ya da menülerde belirtilip belirtilmediği hususunu da kontrol ettik.” ifadelerini kullandı.

Bursa’da da il müdürlüğü ekipleri, lokanta ve kafelerde incelemelerde bulundu. Bursa Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar, konuya ilişkin değerlendirmesinde, AVM’lerde farklı işletmelerin ortak alanda faaliyet göstermesi nedeniyle giriş kapısı olmadığına işaret etti. Aslanlar, “Sipariş verilen ve ödeme yapılan noktalarda tarife ve fiyat listelerinin yer alıp almadığına bakıyoruz.” dedi.
Masaya servis hizmeti sunulan işletmelerde, tüketiciler sipariş verinceye kadar fiyat listelerinin masanın üstüne konulması gerektiğini anlatan Aslanlar, otel, hastane ve mağaza gibi ana faaliyetin yanı sıra kantin, kafeterya gibi yiyecek-içecek hizmeti sunulan işletmelerde de aynı kriterleri aradıklarını vurguladı.
Arslanlar, masaların üzerinde yer alan QR kodlu menülerin tek başına yeterli olmadığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hizmet sunulan masaya menü getirilmesi esastır. Ek bir hizmet olarak QR kodu kullanılmasında bir sakınca görülmemektedir. Denetim esnasında tarife ve fiyat listelerine rastlanılmaması veya liste fiyatı ile kasa fiyatı arasında uyumsuzluk olması halinde her bir aykırılık için 2 bin 172 lira idari para cezası uygulanmaktadır. Girdi fiyatlarında bir artış olmamasına rağmen satış fiyatlarında artış söz konusuysa, bunları da tespit ederek Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunda değerlendirilmek ve gereği yapılmak üzere Bakanlığımıza gönderiyoruz. Aykırılık olması halinde bunlara da Bakanlığımızca idari para cezası uygulanmaktadır. Kent genelinde bu yıl 1207 işletmede 300 bin 40 ürün denetlendi, 1 milyon 776 bin 682 lira idari para cezası uygulandı.”

Kocaeli Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, Başiskele ilçesinde de fiyat etiketi denetiminde bulundu. Kocaeli Ticaret İl Müdürü Veysi Uzunkaya, kafe, restoran, pastane ve benzeri işletmelere yönelik denetimlerin etkin şekilde yapıldığını söyledi.
Temel amacın tüketicinin ekonomik çıkarlarını korumak, haksız ve fahiş fiyat hususlarının önüne geçmek olduğunu belirten Uzunkaya, işletmelerin, bütün ürünlere ilişkin fiyat listelerini tüketicinin kolaylıkla görebileceği şekilde mekan girişine asmak zorunda olduğunu anımsattı.
Uzunkaya, işletme girişlerinde belirtilen fiyat listeleri ile masada yer alan fiyat listelerinin aynı olması gerektiğini dile getirerek, kasada ne kadar ücret ödeyeceğini bilerek masadan kalkmasının tüketicinin en doğal hakkı olduğunu kaydetti.
Kocaeli’de 15 ekiple denetim yaptıklarını bildiren Uzunkaya, “Sadece kafe, restoran ve pastane gibi işletmelere yönelik denetimlerde 2024’ün başından bugüne kadar 1537 firma denetlendi. 331 firmada aykırılık tespit edildi. 331 firmaya uygulanan idari para cezası yaklaşık 720 bin lira oldu.” diye konuştu.
Uzunkaya, bugün denetledikleri işletmelerin mevzuata uygun faaliyette bulunduğunu ifade ederek, denetimlerde amaçlarının işletmeleri zora sokmak değil, tüketicinin haklarını korumak olduğunu söyledi.

Adana’da da Ticaret İl Müdür Vekili Hüseyin Gödelek ve beraberindeki ekip, Turgut Özal Bulvarı’nda fiyat etiketi denetimi yaptı. Ekipler, iş yeri sahiplerine işletme girişlerine fiyat listesi konulması uygulamasına yönelik bilgi de verdi.
Gödelek, 1 Ocak’ta yürürlüğe giren düzenlemeyle keyfi fiyat artışı yapılmasının önüne geçildiğini hatırlatarak, hizmete sunulmayan herhangi bir ürünün menüde bulunmaması gerektiğini bildirdi. Gödelek, denetimlerdeki ilk hedefin tüketicinin mağdur edilmemesi olduğuna işaret etti.
‘İŞLETMELERİ UYARDIK’
Trabzon’un Ortahisar ilçesinde faaliyet gösteren kafe ve restoranlara yönelik de denetim yapıldı. Ticaret İl Müdürü Kasım Tiryaki, fiyat listelerinin yanı sıra “servis ücreti” adı altında herhangi bir ücret talep edilip edilmediğini incelediklerini söyledi.
Menü ve kasa fiyatı uyumunu da kontrol ettiklerini vurgulayan Tiryaki, şu değerlendirmede bulundu:
“Denetimlerimiz devam edecek. Burada amacımız, vatandaşlarımızın restorana veya kafeye girmeden önce alacağı hizmeti ve buna mukabil ödeyeceği ücreti görmesi ve bu doğrultuda bir tercihte bulunabilmesi. Tüketicinin bilgilendirilmesini, ekonomik çıkarlarının korunmasını ve olabilecek mağduriyetlerin engellenmesini hedefliyoruz.”
Diyarbakır Ticaret İl Müdürü Zafer Atik de restoran, kafe ve benzeri işletmelerde Fiyat Etiketi Yönetmeliği kapsamında denetim yaptıklarını söyledi.
Fiyat listeleri ile servis ücreti uygulamasına yönelik inceleme gerçekleştirdiklerini belirten Atik, şunları kaydetti:
“Denetimlerde amacımız, tüketicilerin yiyecek ve içecek hizmeti sunulan yerlerde işletmelere girmeden kapı girişlerindeki tarife ve ücret listelerini görerek ve fiyat karşılaştırması yaparak tercihte bulunabilmelerini sağlamak. Yönetmeliğimiz yürürlüğe girmeden önce Bakanlığımızın rehberlik görevi kapsamında sektör temsilcilerimizi ve işletmelerimizi bu konularda uyardık. İşletmelerimizin cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalması açısından belirtilen hususlara dikkat etmeleri faydalı olacaktır.”
]]>Hem çok yüksek enflasyon hem de çok yüksek faizle karşı karşıya olan Türkiye ekonomisinde seçim sonrasında kemerlerin daha fazla sıkılmasıyle birlikte reel ücretlerde düşüş, işsizlik ve vergilerde ise artış bekleniyor.
Kemerler sıkılırken ilk hedeflerden biri, genel olarak ücretler ve özel olarak da asgari ücret olacak.
Seçimlerin etkisiyle 2022 ve 2023’te asgari ücrete ara zam yaptıran hükümet, 31 Mart itibarıyla dört yıllık seçimsiz döneme girilmesiyle birlikte ara zamlara ve geçmiş enflasyona endeksli ücret düzenlemelerine son vermeyi hedefliyor.
Hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hem Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Aralık 2023’te yaptıkları açıklamalarda 2024’te asgari ücrete tek zam olacağı mesajları vermişti.
Seçim öncesi dönemde ise konu ne iktidarın ne de muhalefetin gündemine geldi.
TEK ZAM AÇLIK DEMEK
Merkez Bankası (TCMB) da hesaplarını 2024’te asgari ücrete tek zam yapılması üzerinden yaptı ancak 2024’ün ilk iki ayında enflasyonda hesapların bozulduğu görülüyor.
TÜİK’e göre yılın ilk iki ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aralık ayına göre yüzde 11,54 oranında arttı. Mart-haziran döneminde ortalama aylık enflasyon yüzde 3 olsa bile 6 aylık enflasyon yüzde 25,5’e ulaşacak.
Mayısta yıllık enflasyonun yüzde 80’e dayanması, yıl sonunda da yüzde 50 civarında olması bekleniyor.
TCMB 8 Şubat’taki toplantısında 2024 sonu enflasyon hedefini yüzde 36 olarak belirledi ancak ocak ve şubat enflasyonlarının beklentilerin üzerinde gelmesi üzerine hesaplar bozuldu. Nitekim TCMB’nin mart ayı piyasa katılımcıları anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 44,19 oldu.
İçinde bulunduğumuz ayda Türk-İş’in hesapladığı açlık sınırıyla eşitlenmesi beklenen asgari ücrete ara zam gelmemesi durumunda yıl sonuna kadar ücretlileri çok zor günler bekliyor olacak.
Asgari ücrete ara zam gelmemesi, özel sektördeki diğer ücretlerde ara zam örneklerini azaltacak.
VERGİ VE İŞSİZLİK ARTIŞI
Seçim sonrasında vergilerde de artış bekleniyor. Nitekim ekonominin patronu Şimşek’ten de bu yönde açıklamalar geldi.
Şimşek, katma değer vergisinde (KDV) yüzde 20’lik genel oranın değişmeyeceğini söyledi ancak yüzde 1 ve yüzde 10 KDV uygulanan birçok ürün ve hizmetin bu listelerden çıkarak genel yüzde 20’lik orana çekilmesi bekleniyor.
Seçim sonrasında kamunun fiyatlarını yönettiği yönlendirdiği ürünlerde de zam rüzgarı bekleniyor.
Elektrik ve doğalgaza seçim sonrasında zam geleceğini TCMB Başkanı Fatih Karahan’da 8 Şubat’taki enflasyon bilgilendirme toplantısında söylemişti.
Köprü ve otoyol geçiş ücretlerine de seçim sonrası yüksek oranlı zam bekleniyor.
TÜİK’in ocak ayı verilerine göre, geniş tanımlı işsiz sayısı son bir ayda 797 bin, son üç ayda 2 milyon 310 bin artışla 10 milyon 453 bine yükseldi.
Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 26,5 ile tarihi zirveye yükselirken, seçim sonrasında işsizlikde artış eğiliminin devam etmesi bekleniyor.
]]>Google, JPMorgan gibi üst düzey şirketlerde çalışırken bir yandan da gelirinin bir kısmını agresif bir şekilde hisse senetlerine yatırmaya başlayan George, ilk 1 milyon dolarını 20’li yaşlarının sonlarında kazandı.
2023 yılına gelindiğinde ise George, ABD’deki yıllık harcamalarının yatırımlarının yüzde 2’sinden az olduğunu farketti ve bu yüzden işinden ayrılmaya karar verdi.

Daniel George
George, Businnes Insıder’da erken emekliliğe adım atmasını sağlayan beş maddeyi yazdı. İşte George’un erken emekli olmasını sağlayan 5 kural:
1- EĞİTİM BORCUNDAN KAÇININ
Ailemin yılda 20 bin dolardan daha az kazandığı Hindistan’ın Kerala kentinde büyüdüm. Borçlanmadan ABD’de lisans eğitimi alamazdım, hatta Hindistan’da özel üniversitelere bile gidemezdim. Bu yüzden Hindistan’da çok daha ucuz olan bir devlet üniversitesinde okumaya karar verdim.
Hindistan’daki üniversite sınavınad ilk yüzde 0,1’lik dilime girdim ve Hindistan’ın en iyi devlet üniversitelerinden biri olan Bombay Hindistan Teknoloji Enstitüsü’nde mühendislik ve fizik eğitimi almaya hak kazandım. Okul ücreti, barınma ve yemek dahil olmak üzere tüm maliyet yılda sadece 1200 dolardı
Sonrasında yüksek lisans yapmak için borçlanmak yerine ABD’de Illinois Üniversitesi’nde bir doktora programına doğrudan başvurdum. ABD’deki doktora programlarına önce yüksek lisans derecesi almadan doğrudan başvurabilirsiniz. ABD üniversitelerindeki doktora öğrencileri genellikle öğrenim ücretlerinden muaftır ve ilk günden itibaren aylık genellikle 2 bin ila 3 bin dolar arasında bir burs alırlar. Doktora programına iki yıl kala ücretsiz bir yüksek lisans derecesi alırsınız. Bu da size zaman ve para kazandırır.
Ben 2015’te Illinois’e taşındım. İki yıl içinde ücretsiz bir yüksek lisans derecesi aldım. Sadece bir yıl sonra, 24 yaşımda doktoramı erken bitirdim.
Tüm eğitimim maliyetsiz oldu. Yaşam masraflarımı karşılamak için aldığım bursun sadece yarısına ihtiyacım vardı. Kalan gelir lisans eğitimimin maliyetinden çok daha fazlaydı.
2- GENÇ YAŞTA HİSSE SENETLERİNE YATIRIM YAPIN
Ayrıca doktoram sırasında yarı zamanlı çalışarak ve teknoloji şirketlerinde yaz stajları yaparak yan gelir elde ettim. Başlangıçta kazandığım paranın çoğu bir banka hesabında duruyordu ve ihmal edilebilir bir faiz getirisi sağlıyordu. Doktoramın son yılında yavaş yavaş hisse senedi almaya başladım.
Yatırım hakkında daha çok şey öğrendim. Google X’te (Google’ın Ar-Ge bölümü) tam zamanlı çalışmaya başladığımda, tüm birikimlerimi yatırmaya başladım. Google X’teki maaşımın yüzde 10’undan daha azını harcadım ve vergilerden kalan her doları borsaya yatırdım (çoğunlukla teknoloji hisselerine). Hisse senetleri dışında hiçbir şeye yatırım yapmadım ve nakit birikimim olmadı.
Ne kadar erken yatırım yaparsanız, bileşik üstel büyüme nedeniyle o kadar iyi. Ancak, bu büyüme çok fazla risk ve dalgalanma ile birlikte gelir. Bununla birlikte, piyasada geçirilen zaman dalgalanmaları yener. Hisse senetleri düşse bile, satmadan yeterince uzun süre bekleyebilirseniz genellikle tekrar yükselecektir.
Gençken ve çalışırken, işinizden elde ettiğiniz bir geliriniz ve daha düşük yaşam maliyetleriniz olduğu için risk ve piyasa oynaklığı ile başa çıkabilirsiniz.
Yaşlandığınızda veya emekli olduğunuzda, muhtemelen tahviller, hazine bonoları ve düzenli tasarruf hesapları gibi daha güvenli, daha az değişken varlıklara yönelmek istersiniz.
3- PAHALI ŞEHİRLERE KISA VADELİ TAŞININ
San Francisco, New York ve Seattle’da birçok iş için ödenen ücret çok daha yüksek olabilir. Bu genellikle tasarruf yapmaya yardımcı olmaz çünkü buralarda yaşam maliyeti de yüksektir.
Kariyerinizin başlarında fazla masrafınız yokken bu şehirlere taşınmak, tasarruflarınızı hızla artırmak için bu yüksek gelirden tam olarak yararlanabileceğiniz anlamına gelir.
Kaliforniya’da Google X’te çalışmaya başladığımda yılda yaklaşık 270 bin dolar kazanıyordum. Arkadaşlarımla güzel bir daireyi paylaşıyordum, yemeklerimin çoğunu Google ofislerinde yiyordum ve başka büyük harcamalarım yoktu. Bu nedenle gelirimin yüzde 10’undan daha azını harcıyordum.
Sonunda, yerleşmek istediğinizde, yaşam masraflarının önemli ölçüde daha düşük olduğu yerlere taşınarak birikimlerinizin değerini katlayabilirsiniz.
4- ÜCRET PAZARLIĞI YAPMAYI ÖĞRENİN
Mezun olduktan hemen sonra Google X’teki ilk işim için bir teklif aldım ve kabul ettim.
Doktora yapmadan benden daha düşük bir pozisyonda işe başlayan arkadaşlarım vardı ama Google’a diğer şirketlerden gelen karşı teklifleri göstererek pazarlık yaptıkları için daha fazla maaş alıyorlardı.
Birkaç yıl sonra JPMorgan bana iş teklifinde bulunduğunda elimde çok fazla koz vardı çünkü teknoloji şirketlerinden ve hedge fonlardan birkaç teklif almıştım. Müzakere stratejilerini öğrenmek için de biraz zaman harcadım.
Diğer tekliflerden yararlandım, maaş beklentilerini tartışırken ve JP Morgan’da mülakat yaparken maaş paketimin tüm yönlerini inceledim. Maaşımla ilgili iyi pazarlık ettim ve teklif ettikleri ilk ücretin neredeyse iki katını aldım.
5 – BENZER HEDEFLERİ OLAN BİR ORTAK BULUN
Eşim ve ben Google X’te tanıştık. Aynı yaşlardaydık ve ikimiz de yapay zeka alanında doktora yapmıştık. Benzer gelirlerimiz vardı ve her ikimizin de ayrı hisse senedi hesaplarına yatırılmış aşağı yukarı eşit birikimlerimiz vardı.
Harcama ve yatırım konusunda aynı düşünce yapısını paylaşıyoruz ve harcamalarımızı eşit olarak bölüşüyoruz. İkimiz de minimalist bir dijital göçebe yaşam tarzından hoşlanıyoruz. Pahalı maddi eşyalara sahip olmak yerine seyahat ve deneyimlere değer veriyoruz, bu yüzden erken emekli olabildim.
Eğer bir eş istiyorsanız, doğru eşi bulmak uzun vadeli mutluluğunuz ve başarınız için en önemli faktörlerden biridir.
]]>Açıklamayı okuyan Sendika Genel Sekretesi Aysel Lüle taleplerini sıraladı. Lüle’nin okuduğu açıklama ve talepler şöyle:
“MAAŞ DEĞİL ÖLÜM ÜCRETİ”
*Ülkemizde 16 milyon emeklinin kaderi sadece bir kişinin iki dudağı arasındadır. Oysa ki olması gereken emeklilerin sosyal ve ekonomik haklarının emekli örgütleriyle yani emekli sendikalarıyla toplu sözleşmelerle belirlenmesidir.
*Resmi verilere göre 4 kişilik bir ailenin milli gelirden hanesine giren pay 2024 yılı itibarı ile aylık 135 bin TL iken son açıklanan açlık sınırı 18 bin 973 TL. Emeklinin yaşamını idame ettirmesi için verilen emekli maaşı hazine yardımı ile birlikte sadaka gibi bir zamla 10 bin TL’ dir.
*Değerli emekli dostlar bizlere layık görülen hazine yardımı ile birlikte 10 bin TL maaş emekliye maaş değil ölüm ücretidir. Değerli emekli dostları bizler AKP’den önce orta derecede bir yaşam standardına sahipken bugün emekliler olarak ülkenin dilencileri durumuna getirildi.
“OY DEPOSU OLMAYACAĞIZ”
*Emekliler eskiden yaşam koşulu olarak asgari ücretlilerin çok üzerinde maaş alırken AKP döneminde emeklilerin eline geçen ücret asgari ücretin yarısı oranına düşürülmüştür. Bu da gösteriyor ki 16 milyon emeklinin açlığının ve yoksulluğunun sebebi olanların emekliye vereceği boş vaatlerden başka bir şeyi kalmamıştır.
*Emeklileri açlığa ve sefalete teslim eden sonrada bizim aklımızla alay ederek ‘Emeklilere en iyi maaşı biz verdik’ diyerek 16 milyon emekliden oy isteyen AKP’nin ve Genel Başkanı Recep
Tayyip Erdoğan’ın oy deposu olmayacağız.
*16 milyon emekli adına Erdoğan’a hatırlatıyoruz. Sizin başında olduğunuz AKP iktidarından önce en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 40 fazlasıydı sizin iktidarınızdan önce en düşük emekli aylığı ile 13 adet çeyrek altın alınırken sizin döneminizde 3 adet çeyrek bile alınamıyor.
*Sizden önce emekli tazminatımızla bir ev alabilirken bugün kiralık bir ev tutmaya bile gücümüz yetmiyor. Bugünkü emeklilerin yoksulluğunun tek sebebi emeklileri oy deposu olarak gören AKP iktidarıdır.
*Sonuç olarak bireysel zenginleşen seçtiklerimizin toplumsal yoksullaşan emeklileri olmayacağız. İktidarın yanlış politikalarının bedelini biz emekliler ödemeyeceğiz. Krizi biz yaratmadık, faturasını biz ödemeyeceğiz.
TALEPLERİNİ SIRALADILAR
Emeklilerin talepleri şöyle:
-En düşük emekli aylığının taban ücretinin (kök maaşının) 17 bin 2 TL’ye yükseltilmesi.
-Cumhurbaşkanı bütçesine yapılan yüzde 85’lik artışın aynı oranda ayrımsız bütün emeklilere yapılması,
-Sağlıkta katkı payının kaldırılması,
-İki bayram verilen ikramiyenin asgari ücret oranına yükseltilmesi
-Emekli sendikaları ile görüşülerek emekli ücretlerinin toplu sözleşmeyle belirlenmesi,
-Eğer bu ülkede ekonomik kriz varsa bunun sebebi biz emekliler değiliz. Tasarrufa önce cumhurbaşkanlığı bütçesi, milletvekili maaşları, kamu harcamaları, yandaşlara getirilen vergi afları, köprülere, hastanelere, havaalanlarına verilen garantilerden ve en az 3-5 maaş alanların maaşlarının kesilmesinden tasarrufa başlanmalı.
]]>Konuşmasında bölüşüm krizine, grev yasaklarına, sosyal haklara, ve vergi adaletine vurgu yapan Çerkezoğlu, “Çok kazanandan az, az kazanandan çok vergi alıyorlar ve bunu “vergiyi tabana yaymak” olarak pazarlıyorlar” dedi.
Çerkezoğlu’nun konuşmasından öne çıkan noktalar şöyle:
* Evet tarihimizin en olağanüstü bölüşüm krizlerinden birini yaşıyoruz. 2016’da Gayrisafi Katma Değer içinde emeğin payı yüzde 36,3 iken 2022’de yüzde 26,3 oldu. Sermayenin payı ise yüzde 47,5’tan yüzde 53,7’e yükseldi.
‘BÖLÜŞÜM KRİZİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’
* Üstelik bu gerileme hızlı bir işçileşme sürecinde, yani ücretliler sayısal olarak artarken gerçekleşti. 2002’de ücretliler toplam istihdamın yarısını oluştururken GSYH içinde işgücü ödemelerinin payı yüzde 28 idi. 2022’de ücretli ve maaşlıların oranı yüzde 70,5’i aştı. İşçilerin sayısı olağanüstü biçimde artarken, işgücü ödemelerinin GSYH içindeki payı artmadı, sabit de kalmadı. Evet ücretlilerin oranı yüzde 50’den yüzde 70’in üstüne çıkarken işgücü ödemelerinin payı geriledi.
* Kısacası devasa bir işçileşme dalgasına, şiddetli bir ücretlerin baskılanması politikası eşlik etti. Emeğin kitleselleşirken değersizleştirildiği bu süreçte ülke tarihinin en büyük bölüşüm krizi ile karşı karşıyayız.
* Sadece ücret baskılanması ile değil, “lojman, kreş, sosyal tesis, servis, ikramiye vb.” sosyal hakların, kazanılmış hakların “kıdem tazminatına göz koyan” herşeyi piyasanın konusu haline getirip ücretimizin ciddi bir bölümüne bunlar üzerinden el koyan bir sermaye düzeni ile karşı karşıyayız. Kapitalizmin doğası bu!
‘İŞÇİLER SENDİKAL KORUMADAN YOKSUN’
* Bugün Türkiye işçi sınıfının yüzde 90’dan fazlası sendikal korumadan yoksun durumda. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) Küresel İşçi Hakları Endeksi’nde ülkemiz yıllardır dünyada işçilerin haklarının en kötü olduğu 10 ülke arasına giriyor. Türkiye, sendikalaşma açısından OECD ülkeleri arasında son sıralardaki yerini koruyor.
* Sermayenin coşkulu alkışları arasında Anayasal grev hakkını yasaklamakla övünen bir zihniyet tarafından yönetilen ülkemizde, toplantılardan yürüyüşlere, imza toplamaktan mahkemede hakkını savunmaya kadar her türlü demokratik hak arayışının keyfi biçimde kısıtlanıyor ve engelleniyor.
VERGİ ADALETİ VURGUSU
* Gelirimiz açlık sınırının altında ama hükümetin vergi politikalarına bakınca bu ülkenin zengini sanki biziz. Bu ülkede vergi yükü bizlerin sırtında. Büyük sermaye sahiplerinin, büyük şirketlerin, holdinglerin vergi diye bir gider kalemi neredeyse kalmıyor.,
* Bir gecede vergiler sıfırlanıyor, bir sabah yeni vergi imtiyazları geliyor. Açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan biz işçiler, emekçiler için ise vergi en önemli gider kalemlerinden biri! Elleri cebimizden hiç çıkmıyor. Vergi gelirlerinin en büyük kısmı yüzde 75’le dolaylı vergilerden oluşuyor ve en zenginlerle en yoksullar çarşıda, pazarda, markette eşit şekilde bu vergileri ödüyoruz.
* Bu da yetmiyor. Çok kazanandan az, az kazanandan çok vergi alıyorlar ve bunu “vergiyi tabana yaymak” olarak pazarlıyorlar. Vergi dilimlerini bile isteye artırmıyorlar ve böylece biz işçileri yıl içerisinde zenginleşmişiz gibi üst vergi dilimine sokuyorlar. Bu yüzden “vergide adalet” dedik, iki yıldır işyerlerinden meydanlara vergide adalet için haykırdık.
* Vergide adalet için kanun teklifi hazırladık, tüm siyasi partilere verdik. O da yetmedi, İstanbul’dan Ankara’ya günlerce yürüdük. Ve buradan ant olsun ki yine yürüyeceğiz ve sırtımızdan bu asalak sermaye sınıfını, onun iktidarını indireceğiz…
‘ÇALIŞMA YAŞAMI CEHENNEME DÖNÜŞTÜ’
* Türkiye’de çalışma yaşamı işçiler için bir cehenneme dönüştü… Bunun içindir ki sendikalı olunca işten atılırız ve ülkeyi yönetenler en hafif tabiriyle seyirci kalır. Hatta direnirsek üzerimize kolluk güçlerinin gönderir. Bunun içindir ki TL’sını değersizleştirip bizim emeğimizi uluslararası sermaye için ucuz hale getirdiler.
* Bunun içindir ki göçmen mülteci işçiler kayıtdışı biçimde, insanlık dışı koşullarda, asgari ücretin bile çok altında çalıştırılır ve buna herkes göz yumar. Bunun içindir ki işçi sağlığı ve iş güvenliği onlar için sadece bir maliyet kalemidir; bilim ve teknoloji ilerlerken bile iş cinayetleri durmaz. Yaptıkları her şey ama her şey, atıkları tüm adımlar ucuz emek içindir.
EMEKLİLERİN DURUMU
* İşte emeklilerin hali… Yoksulluk sınırına yaklaşamayan hatta açlık sınırının bile altında bir ücrete mahkum edilen emeklilere ne denmek isteniyor. “Artık emeğiniz değersiz; ölün” mü deniyor. Bu ülke için yıllarca alınteri dökmüş insanlara yapılan saygısızlık bu düzenin özeti aslında.
* Emekli olup hayatta kalma mücadelesi verenlerin yanında, bir de emekli bile olamayanlar var, emeklilikte adalet isteyenler var
]]>YÜZDE 56.89’U GEÇEMEZ!
“Türkiye’de özel okullar eğitimin lokomotifidir. Bizim yaptığımız ulusal ve uluslararası programlarla Türk Milli Eğitimi ayakta duruyor. Özel okulların ücret artışlarının, ara sınıflarda 300 bin liraya çıktığı iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Bu rakamlar ilk kez kayıt yapılan birinci sınıflar ve hazırlıkta oldu. Yasaya göre ara sınıflara maksimum yüzde 56.89 zam yapılabilir. Okullarda tam gün eğitim ve 3 öğün yemek var. Yemek fiyatlarımıza, ekstra zam yapmadık. Gıda enflasyonu nedeniyle yemek fiyatları, çok fahiş arttı. Yasal hakkımız etüt için para almıyorduk. Artık alıyorlar.
Ara sınıflarda ücret artışı da yüzde 56.89’u etüt ücreti nedeniyle geçti. İlkokul 1. sınıf, 5. sınıf ve 9. sınıf gibi sınıflarında yüzde 200 zam yapanlar oldu.”
VELİLER DESTEKLENSİN
“Özel okulların hepsi aynı kefeye konulamaz. Sorun, özel okulların fiyatlarının indirilmesiyle çözülecek bir sorun değil. Sektör de veliler de sıkıntıda. Dünyada, özel okulların velisine devlet destek oluyor. MEB, bir öğrencinin kendisine maliyetini hesaplasın. Devlet de bu rakamı istisnasız tüm özel okul velisine teşvik versin. Bize ödeme yapılmasın.”

33 bin 598 depremzede tam burslu okuyor
TÖZOK Başkanı Zafer Öztürk, “Ülkemizin en değerli hazinesi çocuklarımız” diyerek, depremzede 33 bin 598 öğrencinin, 3 bin 93 okulda tam burslu okuduklarını söyledi.
SORU-CEVAP
■ Yıllık 600 bin TL okul ücreti olur mu?
“Özel okul ders materyali, öğretmen kalitesi, ulusal-uluslararası program farklılıkları ücreti artırıyor. Ücreti çok yüksek olanların oranı yüzde 3’ü geçmiyor.”
■ Öğretmen maaşları ödenmiyor mu?
“Seçim ve ekonomik koşullar nedeniyle 2 yıldır bize yüzde 65’i dayattılar. Asgari ücret 2021’de 2.800 TL iken, bugün 17 bin TL. Maaşlar 3 yılda 6 kat arttı. TÜFE+ ÜFE’ye göre ücret artışı 2023’te yüzde 105’e çıkabiliyordu. Maaş ödemelerinde sıkıntı var.”
■ Ekonomik krizden kaç okul battı?
“15 yıl önce özel okul oranı yüzde 2’ydi. 2010 sonrası ciddi oranda büyüdü. 15 Temmuz sonrasında, kurslar bir gecede özel okul olunca, sektör balon gibi şişti. Şimdi 12 bin okul, 1.4 milyon öğrencimiz var. Okullaşma oranı yüzde 10’a düştü. Pandemide 2 bin 500 okul battı. Ekonomik nedenle bu yıl da bin okulun daha batmasını bekliyoruz.”
■ Özel okul velileri krizden etkilendi mi?
“MEB’in yüzde 3 burslu öğrenci okutma zorunluluğunu, okullarda biz yüzde 10’a çıkardık. Ekonomik çalkantılardan etkilenmeyen yüzde 3’lük bir kesim ödemede sıkıntı yaşamıyor. Ancak orta sınıf denilen beyaz yakalılarda, şu an ciddi bir sıkıntı görülüyor.”
■ Eğitimde franchising sistemi olur mu?
“Türkiye’deki marka merakı ve tüketim alışkanlığı bunu franchisingi tetikledi. Kendi markasını oluşturamayan bir okul, franchising alınca öğrenci mevcudunu 2 kat arttırdı. Franchisinge sıcak bakmıyorum. Eğitim; il, ilçeye göre farklılık gösteren bireysel bir yapıdır. Bir okul, öğretmeni kadar iyidir. Öğretmen niteliksiz ise en büyük franchising yapıda bile aynı standart yakalanamaz.”
Birinci sınıf ücreti 1 milyon TL’ye çıktı
Kitap, kıyafet, etüt ve servis ücretleri hariç bazı okullarda ilkokul 1. sınıf eğitim ve yemek ücreti KDV dahil 759 bin TL’ye kadar çıktı. İlkokulda 4 yıl tek kuruş zam yapılmasa bile 4 yılın sonunda veli en az 3 milyon TL ödeyecek.
KDV DE ARTTI
Devletin özel okullardan aldığı eğitimin KDV oranı da 2024-2025 eğitim yılından itibaren yüzde 8 yerine, yüzde 10 olarak uygulanacak. Veliler, eğitim-öğretim için yüzde 10, yemek için yüzde 8, servis ve kıyafet için ise devlete yüzde 18 KDV ödeyecek. İlkokul 1. sınıf öğrencisinin devlet okulunda, devlete eğitim maliyeti yıllık 23 bin TL’den 50 bin TL’ye çıktı.
■ British İnternational School: Yemek, servis, kitap, kıyafet hariç 759 bin 400 TL
■ Çevre Koleji: 463 bin 637+KDV. Yemek 70 bin 90+KDV. Toplam 597 bin TL
■ Bilfen Çamlıca Koleji: 485 bin 800+KDV, yemek 96 bin TL+KDV. Toplam: 581 bin TL
■ Fide Okulları: KDV dahil eğitim 462 bin TL, yemek 77 bin TL. Toplam: 539 bin TL
■ TED Atakent: 351 bin 446 TL, yemek 69 bin 500 TL, etkinlik 29 bin 500. Toplam 450 bin 546 TL
■ Modafen Okulları: İlkokul 1. sınıf KDV, yemek, kıyafet vs hariç 450 bin TL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantısından toplu ulaşıma zam kararı çıktı. Kararla, İstanbulda taksi ve servis ücretlerine yüzde 28.09, toplu ulaşıma ise yüzde 18 oranında zam yapıldı. Buna göre taksilerin açılış ücreti yüzde 19.17 liradan, 24.55 liraya, kilometre başına ücret ise 12.89 liradan, 17.61 liraya, indi-bindi ücreti ise, 70 liradan, 90 liraya yükseldi. Taksi ücretlerine 13 Ocaktan itibaren yansıyacak yeni tarife için taksiciler taksimetrelerini güncellemeye başladı.
GÜNCELLEME ÜCRETİ 2 BİN 950 LİRA
Dün akşam saatlerinde başlayan güncellemeler için firma yetkilileri, işlemlerin maksimum yarım saatte biteceğini ve güncelleme ücretinin 2 bin 950 lira olduğunu vurguladı. Taksi şoförleri ise güncelleme ücretini pahalı bulurken; kimi yeni tarifenin müşterileri azaltacağından kimi de zam oranın yetersiz olduğundan şikayet etti.
Firma yetkilisi Servet Özdemir, “Güncellemeler dün akşam 20.00den itibaren başladı, hala devam ediyoruz. Cuma akşamına kadar kademeli olarak çalışacağız. Şu an hala eski tarifeden çalışacak. İstanbullular Cuma akşamı eski tarifeden taksi kullanmaya devam edecek. Cumartesi’den itibaren yeni fiyatlardan çalışmaya başlayacaklar. Şu an tarifeler güncelleniyor ama kademeli olduğu için eski fiyatla çalışmaya devam ediyor” dedi.
KİMİ MEMNUN, KİMİ MÜŞTERİ BULAMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYOR
Taksici Eyüp Yılmaz, “Erken geldim. Cuma günü yapılıyor. Hemen işleme alacaklar; 5 dakikalık bir işi var. Bu tarafa doğru bir iş almıştım, müsait olunca geldik. Çalışanlara birşey düşmüyor bundan emin olabilirsiniz. “dedi.
Taksi şoförü Kazım Ceylan ise, “Biz şoför olarak memnun değiliz, zam istemiyorduk. Araç sahipleri istiyor, onlar da kendilerince haklı. Zaten işler düşük, bu da işe yansıyor. Yarın bir gün yolcu bulamayacağız taşımak için. Piyasa gerçekten çok durgun. Şoförlerin yevmiyeleri yükselecek, burada zorluk çeken vatandaşlar şoförler olacak. Vatandaş da binemeyecek. Güncelleme otomatik olarak ayın 13ünde geçecek. İnsanlar gerçekten mağdur durumda ama yapacak bir şey de yok. 2 bin 950 lira yüksek bir fiyat” ifadelerini kullandı.
‘MÜŞTERİDE AZALMA OLUR’
Taksi şoförü Şeyhmus Altınkaynak da, “Zamdan hiç memnun değilim, indi bindi 2 litre mazot yakıyoruz, nasıl memnun olacağız? Mazota zam gelmesin, bize de zam gelmesin. Yüzde 50 bekliyorduk. Bence 4-5 ay sonra zam olmalı. Müşteri azaldı, bir de 8+1ler de çıktıktan sonra işimiz daha da azaldı” diye konuştu.
Taksi şoförü Fuat Arslan da, “Güncellemeyi yaptırdım bitirdim, 5 dakikada halloldu, 3 bin liramızı aldılar. Cuma günü 24.00’den itibaren sistem otomatik olarak yeni tarifeye geçecek. Yeni tarife kesinlikle karşılamıyor. Bu arabada üç şoför çalışıyor. Arabanın sahibini boş verdik, 90 bin lira kazanmıyor. Bunun en az iki katı olmalıydı. Bizim müşteri bulmakta bir sıkıntımız yok, müşteri zaten çok ucuz olduğu için tercih ediyor. Eskiden insanlar ihtiyacı olduğu zaman günde 10-15 müşteriye giderdik, bundan çok para kazanıyorduk. 32 yıldır bu işi yapıyorum” dedi.
Taksi şoförü Cengiz Akyol ise, “İnsanlar hep kendini düşünüyor. Bugün vatandaşın yerine de kendini koysan, bence normal, az değil. Müşteride azalma olur, insanların geçim derdi sıkıntısı büyük. Bugün taksiye herkes mecbur kalmadıkça binmiyor. Ekmeğimiz için mecbur mücadele edeceğiz. Bence zam ideal, ne fazla, ne az” dedi.
]]>Bölge, cinsiyet, kıdem ve toplu sözleşme durumuna göre çalışanların arasındaki ücret farkı TÜİK’in rakamlarına yansıdı.
2022 yılında yıllık ortalama brüt kazanç 144 bin 390 TL oldu. 2022’de aylık ortalama kişi başı kazanç ise toplamda 12 bin 450 TL olarak gerçekleşti.
Ancak çalışanlar arasında cinsiyet, eğitim durumu, bölge ve kıdem gibi durumlar nedeniyle ciddi farklar olduğu görüldü.
KADINLAR DAHA AZ KAZANIYOR
Cinsiyetler arası ücret ve kazanç farkı erkek lehine gerçekleşti.
Ücretli çalışan erkekler için aylık ortalama kişi başı kazanç 12 bin 487 TL olurken, kadınlar için aylık ortalama kişi başı kazanç 12 bin 376 TL oldu.
Yıllık ortalama brüt kazanç ise erkeklerde 147 bin 446 TL ve kadınlarda 138 bin 366 TL oldu.
TİS İMZALAYANLAR DAHA ÇOK KAZANDI
Toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamında olma durumuna göre aylık ortalama kazanç verileri incelendiğinde ise TİS kapsamındaki işçilerin diğerlerinden daha fazla kazandığı görüldü.
2022’de işçilerin yalnızca yüzde 2,3’ünün TİS kapsamında olduğu görülürken bu işçilerin saatlik ortalama brüt ücreti 72 TL oldu. TİS kapsamında olmayan işçilerin brüt ücretleri ise 55 TL oldu.
Aylık ortalama kişi başı kazanca bakıldığında, TİS kapsamındaki işçilerin 18 bin 166 TL kazandığı görülürken TİS kapsamında olmayanların kazancı 12 bin 311 TL oldu.
Böylece toplu sözleşmesi olan çalışanların saatlik brüt ücreti, TİS imzalamayanlara göre yüzde 48 daha yüksek oldu.
BÖLGELER ARASI EŞİTSİZLİK
Öte yandan TÜİK verileri incelendiğinde çalışanlar arasında bölgesel eşitsilziklerin de ciddi boyutlarda olduğu görüldü.
2022’de Türkiye genelinde saatlik ortalama brüt ücret 55,4 TL olurken bu rakam İstanbul’da 61,5 TL, Ege’de 49,5 TL, Akdeniz’de 47,4 TL, Orta Anadolu’da 48,8 TL, Doğu Karadeniz’de 48,6, Güneydoğu Anadolu’da 47,7 TL oldu.
Aylık ortalama kişi başına kazanç da İstanbul’da 13 bin 990 TL olurken, Ege’de 11 bin 202 TL, Akdeniz’de 10 bin 481 TL, Orta Anadolu’da 10 bin 833 TL, Güneydoğu Anadolu’da 10 bin 597 TL oldu.
Her bir bölgenin aylık ücretli çalışılan saatler, saatlik ortalama brüt ücret-maaş, aylık ortalama kişi başına brüt ücret-maaş ve aylık ortalama kişi başına kazancı şöyle oldu:

KIDEMLİ ÇALIŞANLAR DAHA ÇOK KAZANIYOR
Kıdem yılına göre yıllık ortalama brüt kazanca bakıldığında ise bir yıldan az kıdemi olan çalışanların 115 bin 667 TL, 1 yıl kıdemi olanların 112 bin 270 TL, 2-4 yıl arasında çalışanların 138 bin 975 TL, 5-9 yıl arasında çalışanların 150 bin 505 TL, 10-19 yıl kıdemi olan çalışanların 178 bin 768 TL, 20 yılın üzerinde kıdemi olan çalışanların ise 204 bin 158 TL kazandığı görüldü.
Böylece işe yeni girmiş bir çalışanla 20 yıllık bir çalışan arasında yüzde 76,5 daha fazla kazandığı ortaya çıktı.
]]>