Genel Müdürlükten yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Birliğine (AB) ihraç edilen ve geri dönen ürünlerle ilgili medyada yer alan haberler üzerine açıklama yapılması ihtiyacı doğduğu belirtildi.
AB üye ülkeleri tarafından yapılan resmi kontroller sonucunda tespit edilen olumsuzlukların Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden ilan edildiği aktarılarak, sistemin erişime açık olup herkes tarafından görülebildiği ifade edildi.
ÜRETİCİ VE İHRACATÇIYA SORUŞTURMA
Türkiye’nin itibarı ile Türk malının imajının korunması, güvenilir ürünlerin piyasaya sunulması ve ihraç edilmesi için RASFF bildirimlerinin kurumca ivedilikle incelendiği ve hata kaynağının tespitine yönelik resmi kontrollerin başlatıldığına yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bildirim alan üretici, ihracatçı ve bildirime konu ürünlere yönelik resmi kontroller yapılmakta, tedbirler alınmakta, ihracatçı firmalara 1 yıl süreyle yüzde 100 analiz sıklığı uygulanmaktadır. Son günlerde haberlere konu olan, RASFF bildirimlerinde tespit edildiği belirtilen, chlorpyrifos-ethyl aktif maddesinin 21 Mayıs 2020’de, propiconazole aktif maddesinin 31 Aralık 2020’de, chlorpyrifos-methyl aktif maddesinin 31 Aralık 2021’de, Avrupa Birliğinde alınan kararlar, çevre ve insan sağlığı dikkate alınarak ülkemizdeki kullanımları sonlandırılmıştır.
Ayrıca ülkemizde AB uyum çerçevesinde çevre ve insan sağlığı açısından olumsuz etkileri tespit edilen 223 aktif madde daha yasaklanmıştır. Belirtilen tarihlerden sonra yasaklı aktif maddeleri içeren bitki koruma ürünlerinin üretimine ve ithalatına izin verilmemektedir. Mevzuata aykırı hareket eden bütün kişi ve firmalara olduğu gibi, son olarak haberlere konu olan, Bulgaristan’dan dönen ve yasaklı madde kullanıldığı tespit edilen limonlarla ilgili de üretici ve ihracatçı firmalarla ilgili soruşturma başlatılmıştır.”
Açıklamada, bitki koruma ürünlerinin kaçak veya tavsiye dışı kullanımının önlenebilmesi amacıyla kolluk kuvvetleri ile işbirliği yapılarak ilaç üreticilerin, dağıtıcıların, bayilerin ve çiftçilerin denetlendiği aktarılarak, yasaklı veya tavsiye dışı aktif maddeli bitki koruma ürünlerinin kullanımının engellenmesi amacıyla “hasat öncesi pestisit denetimi” yapıldığı belirtildi.
Denetimlerde pestisit kullanımına alternatif yöntemlerden biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemlerinin kullanılmasının teşvik edildiği ve maddi olarak da desteklendiği vurgulanan açıklamada, “Ülkemizde yetiştirilen ürünlerin tarladan çatala gelene kadar bütün süreçlerde pestisit kontrolleri aralıksız gerçekleştirilmektedir. Yetiştirilen ürünlerin ülkemiz mevzuatına uygun olmadığı tespit edilen ürünler nedeniyle, gıda işletmesine ve birincil üreticiye 5996 sayılı Kanuna uygun yasal işlem uygulanmaktadır” ifadelerine yer verildi.
‘UYGUNSUZ ÜRÜNLER İMHA EDİLİYOR’
Uygunsuz ürünlerin tüketime sunulmasına izin verilmeyerek imha edildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“RASFF’a konu olan veya herhangi bir nedenle ülkemize geri dönen tüm gıda ve yem ürünleri, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunumuz ve yönetmeliklerimiz gereği yüzde 100 analize alınarak resmi kontrole tabi tutulmakta olup, analiz sonucu ülkemiz mevzuatına uygun olmayan ürünlerin girişine katiyen izin verilmemektedir. Bu tür haberler, ülkemizin uluslararası itibarını zedelemekte ve ihracatını da riskli hale getirmektedir. Halkımızın sağlıklı gıdaya erişebilmesi için resmi kontrollerimiz aralıksız devam etmektedir.”
]]>
53 yıllık süreçte, Türkiye genelinde toplam 94 istasyondan elde edilen veriler kullanıldı.
Raporda, 53 yıl 5 ayrı periyotta ele alındı. 1970-1979 arasında 29,4 gün, 1980-1990 arasında 29,7 gün, 1991-2001 yılları arasında 29,5 gün olan ortalama kar örtülü gün sayısı, 2002-2012 arasında 28,4 güne geriledi.
2013-2023 yılları arasında ise 23,5 günle büyük düşüş gerçekleşti.
Kar örtülü gün sayısı 29,7 olan 1970’ten 2001’e kadarki dönemle son 10 yıl arasındaki fark, 6,2 güne kadar azaldı.
1970-2023 yılları arasında ortalama kar örtülü gün sayısı 28,1 olurken, en çok kar örtülü gün sayısı 55 günle 1992’de, en az kar örtülü gün sayısı 9,4 günle 2018 yılında yaşandı.
KAR KALINLIĞI REKORLARI ULUDAĞ’DA
Türkiye’de aylık maksimum kar kalınlıklarına ilişkin ekstrem değerlerin de ele alındığı rapora göre, 1980 Mart’ta Uludağ’da 430 santimetre ile 53 yılın kar kalınlığı rekoru kırıldı.
Aylara göre ekstrem değerler ise şöyle:
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, son 10 yılda kar örtülü gün sayısındaki 6,2 günlük azalmanın çok ciddi bir tehlike olduğuna dikkati çekti.
Dr. Kesici, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de küresel ısınmanın son 10 yıldır etkilerini gösterdiğini söyledi.
Karlı örtülü gün sayısındaki azalmanın temel nedenlerinden birinin ülkemizdeki su kaynaklarının azalmasına bağlı olarak, nemin giderek azalmasını gösteren Dr. Kesici, “Suların, havanın ve toprağın ısınmasına bağlı yağışlar da kararsızlaşıyor. Sera gazı, yani karbon salınımının giderek artması, şehirlerdeki betonlaşma ve benzeri nedenler de etkili olmaktadır” dedi.
BATIDA KAR YOK DENECEK KADAR AZALDI
Türkiye’de son yıllarda kar yağışı açısından sorun yaşandığını dile getiren Dr. Kesici, “Kar yağışlarının azalması, özellikle Akdeniz, Ege, İç Anadolu, Marmara ve Karadeniz’in batı kısmı gibi bölgesel ele alındığında kar yağışındaki gün sayısı son birkaç yıldır yok denecek kadar az. Bu rapordaki verilerde de Doğu ve Güneydoğu’daki yağışların etkisi büyük. Türkiye çapında normal iklim koşullarında dağdaki karlar 3 ile 6-8 aylık kalıcılık oluşturmaktadır. Bu yer altı sularının zenginleşmesi demektir” diye konuştu.
BU SENE KAYAK MERKEZLERİ BİLE AÇILAMADI
Kalıcı kar birikimi olursa yer altı sularının birikeceğini belirten Dr. Kesici, “İkincisi bahar ve yaz boyunca damla damla imbikten geçer vaziyette eriyen karlar, hem temiz su kaynağını oluşturur hem de göletlerimiz, barajlarımız ve doğal göllerimize sürekli su taşıyan rezervi oluşturur.
Şu an gölet ve barajlardaki doluluk oranına baktığımızda, ‘Ülkemiz kuraklıktan kurtuldu’ diyemeyiz. Ülkemiz kalıcı kar olmadığı için çok şiddetli bir kuraklık yaşayacak. Zaten ülkemiz su stresinden geçti, su kıtlığı yaşayan bir periyoda girdi ve yıllık kişi başına düşen su miktarı da 1000 tonun altına geriledi. Örneğin bu yıl Davraz, Saklıkent gibi birçok kayak merkezi, kar yağmadığı için açılamadı. Bu sene kayak merkezleri bile kar yağışı olmadığı için açılamadı” dedi.
]]>