ADANA’daki Suriyeliler, muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesi ve Beşar Esad’ın ülkeyi terk etmesi sonrası kent meydanında kutlama yaptı. İç savaşın başlangıcından bu yana Adana’da yaşayan Suriyeli Muhammad Al Musa (25), “Allah’a şükür Esad zulmünden kurtulduk” dedi.
Esad rejimine karşı mücadele veren muhalif gruplar, başkent Şam’a girip kontrolü ele geçirdi. Beşar Esad ülkeyi terk ederken, Adana’da yaşayan Suriyeliler bir araya gelip kutlama yaptı. Seyhan ilçesindeki kent meydanında toplanan yüzlerce Suriyeli, davul-zurna eşliğinde halay çekip, şarkılar söyledi. Suriyeliler, Esad karşıtı slogan attı. Kentin dört bir yanından gelen araç konvoyları da meydanda buluştu.
10 yıldır Türkiye’de yaşayan Suriyeli Muhammad Al Musa (25), “Allah’a şükür Esad zulmünden kurtulduk. Allah bizi her zalimden kurtarsın” dedi.
Türkiye’de 6 yıldır yaşayan Muhammad Al Ali (25) ise “Esad güle güle, cehennemde görüşürüz” diye konuştu.
‘HAKKIMIZI HELAL EDEMEYİZ’
Ülkelerine geri dönmek istediklerini belirten Ahmad Adnan Dahir (22) de “14 senedir bize uçakla saldırıyor, biz ona öylece hakkımızı helal edemeyiz. Bizden hiçbir yere kaçamaz. Yaklaşık 5 ay sonra ülkemize döneceğiz, burada artık işimiz yok” dedi.
Haber-Kamera: ADANA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA’da bir araya gelen Suriyeliler, muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolü ele geçirmesini kutlayıp, lokum dağıttı.
Esad rejimi karşıtı muhalif grupların Suriye’nin başkenti Şam’a girip kontrolü ele geçirmesi, Kütahya’daki Suriyeliler arasında büyük sevinçle kutlandı. Zafer Meydanı’nda toplanan Suriyeliler, Arapça şarkılar eşliğinde Esad yönetiminin devrilişini sloganlar atıp, kutladı. Toplanan kalabalık daha sonra lokum dağıttı.
Suriyeli üniversite öğrencisi Abdurrahman Şeyh İbrahim, “Gerçekten bizim için, Suriyeliler için ve öğrenciler için büyük bir zafer. 13 yıl sonra Esad düştü. Burada Türkiye’deyiz. Gerçekten Türkiye, halk, hükümet bizim için çok şeyler yaptı. Bu şeyler çok memnuniyet verici ve bu iş bitti. Döneceğiz inşallah. Suriye bizim için çok önemli ve bu savaştan çıktık, bitirdik ve kazandık. Bu savaştan sonra tam olarak yeni bir düzen yapacağız. Yeni bir cumhurbaşkanı seçeceğiz, yeni bir hükümet seçeceğiz. Esad rejimi kalmadı. Yeni şehirler yapacağız inşallah” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Terme Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Kul, Türkiye’den yerel yönetim temsilcisi olarak, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi’ne tekrar davet edildi.
Kul, 9-10 Aralık 2024 tarihlerinde yapılacak konsey toplantısına katılmak üzere Almanya’nın Karlsruhe şehrine gitti.
Toplantıda ulaşım, toplu taşımada dijitalleşme, akıllı ulaşım çözümleri, sosyal kapsayıcılık gibi konular işlenecek. Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) tarafından Karlsruhe-Almanya’da düzenlenecek uluslararası toplantıda yer alacak Türkiye heyetinde 2’si büyükşehir belediye başkanı olmak üzere toplam 7 belediye başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği temsilcileri bulunacak.
Belediye Başkanı Kul, söz konusu temsilin önemine dikkati çekerek, “Türkiye’yi Avrupa’da temsil etmek üzere seçilen bir belediye başkanı olmanın onurunu ve gururunu yaşıyoruz. Toplantıya tekrar davet edilmemden dolayı Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi ve Türkiye Belediyeler Birliği yetkililerine teşekkür ediyorum. Yerel yönetimleri ve ülkemizi en güzel şekilde temsil edeceğimi ifade etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARABÜK’te yaşayan Suriyeliler, muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesini ve Beşar Esad’ın ülkeyi terk etmesini kutladı.
Muhaliflerin Şam’da kontrolü sağlaması Karabük’te yaşayan Suriyeliler tarafından sevinçle karşılandı. 100. Yıl Mahallesi Pazaryeri mevkinde toplanan yüzlerce Suriyeli, sevinç gösterisinde bulundu. Bazıları yüzlerini bayraklarının rengi ile boyadı, bazıları ise meşaleler yakarak Esad rejiminin gitmesini kutladı.
Kutlamalara katılan Suriyeli Erva Şeyh (40), çok mutlu olduklarını söyleyerek, “Böyle bir şey beklemedik. Çok mutluyuz. Özgürüz artık. Türkiye için çok teşekkürler. Böyle bir şey beklemedik. Artık memlekete gidebiliriz rahat rahat” diye konuştu.
Sidra Abdullah (18) ise Suriye’de muhalif grupların Başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesini beklemediklerini ve tarif edilmez bir mutluluk yaşadıklarını belirtti.
Ömer Elmahmud (30) ise “Bu zafer hepimizin. Sadece Suriyelilerin zaferi değil bütün Müslümanların zaferi” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesi sonrası Batman’da yaşayan Suriyeliler, Gülistan Caddesi’nde kutlama yaptı. Sık sık tekbir getiren grup adına açıklama yapan Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Şefik Sevim, bugünün tarihi bir gün olduğunu ifade ederek, “Bu meydandaki kardeşlerimin gözlerinde 70 yıllık zulmün intikamını görüyorum. 12 yıldır çok bedel ödedik. Suriye davası ve Suriye devrimi ümmetin bir parçasıdır. Yarımız Halep’tir, yarımız Antep’tir. Yarımız Kamışlı’dır, yarımız Nusaybin’dir. Suriye’de 700 bin insanımızı kaybettik. Bu zafer hepimizindir. Hepimiz Emevi Cami’sinde namaz kılmaya ant etmişiz. Bu zafer inşallah ümmet coğrafyasındaki diğer mazlum halklarımız için bir öncü, bir kıvılcım, bir zafer muştusu olacaktır inşallah” dedi.
‘TÜRK VE KÜRT KARDEŞLERİMİZİ ÇOK SEVİYORUZ’
13 yıldır Batman’da yaşayan Suriyeli İbrahim Bitar (23) ise “Buradan Türk kardeşlerimize ve Kürt kardeşlerimize sesleniyoruz. Suriye’de kurtuluş oldu ve bizim Beşar Esad gitti. Allah’a bin şükürler olsun. Ben bir Suriyeli olarak Türkiye’de 13 yıldır kalıyordum. Allah’a şükür 13-14 yıldır Suriye savaşın içindeydi ve Allah’a şükür bugünden sonra kurtuldu. Allah’ın izniyle bizim oralar düzelirse ve güzel olursa, bütün halk dönecek ama dönsek bile Türk milletinin kıymeti var bizde. Onlar hep bizim kardeşlerimizdir. Onlar bizi Türkiye’ye aldılar. 14 yıl bizi savundular burada. Allah onlardan bin defa razı olsun. Cumhurbaşkanından, Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun bizi aldığı için. Halktan Allah razı olsun çünkü onlar bizimle yaşadı. Biz onlarla yemek yedik. Biz onlarla kaldık. Biz Türk ve Kürt kardeşlerimizi çok seviyoruz. Biz hepimiz biriz. Müslüman, ümmet kardeşiyiz. Muhammed kardeşleriyiz. Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Müslümanların bize yaptıkları iyilikler için çok çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
Haber-Kamera: Bayram AYHAN/BATMAN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yapılan açıklamada, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ile müttefiklerinin Cuma sabahı “Halep’in kapısına” ulaştığı, günün ilerleyen saatlerinde de Halep’e girerek beş mahallede kontolü ele geçirdiği duyuruldu. Günlerdir süren çatışmalarda en az 255 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Gözlemevi, “HTŞ ve Türkiye tarafından desteklenen grupların, Halep ve İdlib bölgelerinde 50’den fazla köy ve kasabayı” kontrolü altına aldığı iddia edildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “terör organizasyonları” listesinde bulunan HTŞ’yi Türkiye de “terör örgütü” sayıyor.
Suriye hükümetinde yer alan bir güvenlik yetkilisi ise ordunun Halep’e takviye kuvvetler gönderdiğini ve bu kentin batısında “şiddetli çatışmalar yaşandığını” ancak saldırganların Halep’e ulaşmadığını ifade etti. AFP haber ajansının bölgede bulunan bir muhabiri, Halep’e birkaç kilometre mesafede ağır çatışmalar olduğunu ve cihatçı grupların zırhlı araçlarla ilerlediğini aktardı.
Beş yıl aranın ardından savaş sesleri
Halep’te yaşayan 51 yaşındaki bir görgü tanığı, “Beş yıldan bu yana ilk kez aralıksız füze, topçu ateşi ve zaman zaman da savaş uçaklarının sesini duyuyoruz” diyerek insanların, “savaş senaryosunun tekrarı ve vatandan kaçmak zorunda kalma” endişesi yaşadığını dile getirdi.
Suriye’nin resmi haber ajansı Sana ise muhalif grupların Halep’te bulunan bir öğrenci yurduna saldırdıklarını ve söz konusu saldırıda dört sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de, Halep ile 300 kilometre güneyindeki başkent Şam arasındaki otoyol trafiğinin, cihatçı gruplar tarafından kesildiğini bildirdi.
Halep’in bir başka sakini, 36 yaşındaki Nasır Hamdo, karayolu trafiğinin kesilmesi ile ilgili olarak “Ablukanın yakıt fiyatlarını fahiş derecede artırmasından ve şehre gerekli mal ve mamüllerin gelememesinden endişe ediyoruz” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama
Ankara ise Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, dünya kamuoyuna “Sınırımızın sıfır noktasında bulunan İdlip ve mücavir bölgede sükunetin muhafazası ülkemiz açısından öncelikli bir meseledir” mesajını verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X hesabından paylaştığı mesajda, “Yeni ve daha büyük istikrarsızlıklara yol açılmaması ve sivil halkın zarar görmemesi, Türkiye bakımından büyük önem teşkil etmektedir. Diğer taraftan, mevcut istikrarsızlık ortamından istifade etmeye çalışan Tel Rıfat ve Münbiç’teki terör gruplarının sivil halkı ve Türkiye’yi hedef alan saldırılarındaki artışı da dikkatle izliyoruz” ifadelerini kullandı.
13 yıldır devam eden savaş
2011 yılında, hükümete karşı düzenlenen protestoların, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılmasının ardından başlayan iç savaşta bugüne dek 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de göç etmek zorunda kaldı. Aralarında Esad’ın müttefiki olan Rusya, İran ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da bulunduğu pek çok dış güç de bugüne dek bu savaşa fiilen katıldı.
Cihatçı grupların Çarşamba günü başlattığı operasyonu kınayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov, saldırıların “Suriye’nin egemenliğine karşı yapıldığını” belirterek Suriye hükümetine, operasyona maruz kalan bölgelerde destek verebileceklerini ifade etti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de, Suriyeli mevkidaşı Bessam Sabbah ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Suriye yönetimine, ulusuna ve ordusuna, teröre karşı destek” taahhüdünde bulundu.
HTŞ’li bir yetkili, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, hedeflerinin “Suçlu düşmanın ateş kaynaklarını, cephe hattından uzaklaştırmak” olduğunu dile getirmişti. El Kaide terör ağına bağlı HTŞ, Suriyenin kuzey ve kuzeybatısında, aralarında İdlib ve Halep’in de bulunduğu pek çok bölgeyi kontrolü altında tutuyor. Türkiye ile Rusya’nın arabuluculuğunda, 2020’de İdlib’de sağlanan ateşkese, bugüne dek zaman zaman ihlal edilmiş olsa da, taraflarca büyük oranda uyulmuştu. 2015 yılında Suriye İç Savaşı’na müdahale eden Rusya, savaşın seyrini Beşar Esad yönetimi lehine değiştirmişti.
AFP/ ET,JD
DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakan Kurum, TRT’nin bu yıl 8’incisini düzenlediği TRT World Forum 2024’te “Yarını Dönüştürmek: Eko-Rejenerasyonun Gücü” başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı.
Dünyanın yaradılışından bugüne belki de en meşakkatli dönemlerinden birini yaşadığını kaydeden Kurum, bir yanda İsrail eliyle Gazze’de sürdürülen korkunç bir soykırım olduğunu, diğer yanda ise Rusya- Ukrayna Savaşı’nın neden olduğu acılarla boğuşulduğunu söyledi.
İnsanların iklim krizinin getirdiği sorunlarla küresel bir yıkımın tam eşiğinde hatta ortasında durduğunu ifade eden Kurum, şöyle konuştu:
“Bu noktada doğamızın kendi kendini yenileyebilme kapasitesini konuşmamız bu konferansta gerçekten çok kıymetli. Bu salondaki tüm katılımcılarla, iklim krizinin insan eliyle oluştuğu konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Zira tüm bilimsel çalışmalar, iklim değişiminin başlangıç noktası olarak sanayi devrimini işaret etmektedir. Ben de bu ortak kanaati paylaşıyorum ama sanayi devrimiyle başlayan kirlenmenin sadece bir sebep olduğunu değil, insanlığın çarpık doğa anlayışının bir sonucu olduğunu düşünüyorum. İklim değişikliği konusunda mevzubahis doğadır, insandır, ortak evimiz dünyamızdır. Doğa ve insan arasındaki ilişkiyi doğru tanımlamadan atacağımız her adımın parçalı olacağını ve bütünü kapsamayacağını düşünüyoruz.”
Doğa ve insan uyumu söz konusu olduğunda başvuru kaynağının Türk-İslam medeniyeti olduğuna dikkati çeken Kurum, “Bizim medeniyetimiz, dört mevsimin gereklerine en uygun şekilde yurt tutmayı emreden; dağların, ormanların, denizlerin, hayvanların ve bitkilerin doğal durumuna müdahale etmeyen, tek bir dalı bile incitmeyi suç sayan bir medeniyettir.” ifadelerini kullandı.
“Bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır”
İstanbul’dan bütün dünyaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu adil gelecek vizyonunu ifade etmekten şeref duyduğunu kaydeden Kurum, “Doğasıyla, çevresiyle, ekonomisiyle, demokrasisiyle, insan haklarına saygısıyla daha adil bir dünya mümkündür. ve bu adil dünya bir gün mutlaka kurulacaktır.” dedi.
Kurum, Türkiye’nin Akdeniz Havzası’nda yer alan ve iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu, buna da yaşanan afetlerle şahitlik edildiğini belirterek, Türkiye’de her yıl 1500’e yakın sel, orman yangını, su taşkını ve kuraklık gibi iklim kaynaklı doğal afetler yaşandığına işaret etti.
Türkiye’de geçen 10 yıllık süreçte yenilenebilir enerji kapasitesini iki katına çıkardıklarını vurgulayan Kurum, “Önümüzdeki 10 yıl içinde güneş ve rüzgar enerjisi kapasitemizi 4 kat daha arttıracağız. Emisyonların yaklaşık üçte ikisi çevremizde gerçekleşiyor. Bu nedenle ulaştırma ve yapılaşma konularında da yenilikçi çözümler bulmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Kurum, 6 Şubat depremlerini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen ve 6 Şubat sabahı tüm Türkiye’yi derin acılara götüren o afette binlerce canımızı yitirdik ama tek yürek olduk. 11 ilimizde asrın birlikteliğini göstererek 453 bin konutun inşa ve yapım faaliyetlerini sıfır atık uyumlu ve enerji verimli uygulamalarla inşa etmeye devam ediyoruz. İnşallah yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Kahramanmaraş’ımızda 155 bininci konutumuzun anahtarlarını söz verdiğimiz gibi vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Tabii ki şehirlerimizi ihya ederken, konutlarımızın dönüşümünü gerçekleştirirken bu konutların iklim değişikliğine uyumlu ve duyarlı olmasını da önemsiyoruz. Sıfır atık anlayışıyla binalarımızı inşa ediyor, gerek yenilenebilir enerjilerden faydalanmak gerekse yağmur sularının toplanmasıyla birlikte tüketimi azaltacak, bize emanet edilen o doğanın suyunu, havasını, yeşilini koruyacak adımları atmaya gayret gösteriyoruz. Kentsel ulaşımda metro, hafif raylı ve tramvay sistemlerimizi de iki katına çıkarmak için yoğun gayret gösteriyoruz.”
Sıfır Atık projesi
Sıfır atık hareketini çok önemsediklerini belirten Kurum, “Sıfır atığın önemini daha iyi anlayabilmeniz için çarpıcı bir gerçeği sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmama başlayalı 10 dakika oldu. Bu 10 dakikada dünyamızda toplam 5 bin 900 ton plastik atık oluştu ve 370 ton atık da okyanuslara karıştı. 20 deniz kuşu ve 2 kaplumbağa maalesef şu 10 dakika içerisinde öldü ve yine bu 10 dakikada 77 hektar ormanlık alan yok olmuştur. Şu geçen 10 dakikada çöpe attığımız 25 bin ton gıdayla tam 2,2 milyon Gazzeli kardeşimizin bir haftalık gıda ihtiyacını çöpe atmış oluyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık projesinin insanlığı küresel israf uçurumundan kurtarmanın en önemli adımı olduğunu söyleyerek, “Türkiye de bu kapsamda 193 bin binada sıfır atık yönetim sistemini kurmuş ve toplamda 60 milyon ton atığı geri kazandırmış, bu çerçevede tam 498 milyon ağacın kesilmesinin önüne geçilmiştir. Yeni dönemde Sıfır Atık hareketimizi tüm ülke geneline yaygınlaştıracağız. 7 bölgemizde Sıfır Atık pilot ilçeleri belirleyecek ve depozito yönetim sistemimizin kurulumunu ülke genelinde 2025 yılı sonuna kadar uygulamaya geçireceğiz.” diye konuştu.
İklim Kanunu bu yıl yasalaşıp yürürlüğe girecek
İklim Kanunu’nun bu yıl içerisinde yasalaşıp yürürlüğe girerek, iklim değişikliği konusunda atılacak adımlara kolaylık sağlayacağını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“İki hafta boyunca can Azerbaycan’da COP29 toplantılarına katıldık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğiyle 2053’e ilişkin stratejilerimizi, hedeflerimizi tüm dünyayla paylaştık. Türkiye olarak, iklim krizinin maliyetini bu krizin oluşmasında en ufak katkısı olmayan devletlere yüklemenin adaletsizlik, vicdansızlık ve insafsızlık olduğunu en yüksek sesle dile getirdik. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin en yoksul yüzde 66’lık kesiminden daha fazla karbon salınımına neden olduğu bir ortamda bu adaletsizliğin devam etmemesi gerektiğini de en gür sesle tüm dünyaya ilettik ve bu tezimizi savunduk. İnsanlık doğanın yeniden kendisini toparlamasını istiyorsa finansal destek meselesini süratle çözmelidir ve herkes verdiği sözü acilen yerine getirmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihsel sorumluluğu yok denecek kadar azdır. Yani dünyanın kirletilmesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin suçu neredeyse yoktur. Ama bugün uğraştığımız, 1,5 santigrat derecede tutmaya çalıştığımız ortalama sıcaklığımız için bu mücadeleyi veriyoruz.”
Kurum, Filistin meselesine değinerek konuşmasını, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle tüm Türkiye adil bir dünya için, Filistin’in özgürlüğü için, Filistinli kardeşlerimizin gür sesi olmaya devam ediyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İsrail’le ilişkisini tamamen dondurmuş ve tüm dünya ülkelerine baktığımızda Filistin’e en çok yardım yapan ülkedir. Bu kararlılığımız ve duruşumuzdan asla ödün vermeyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun Filistinli kardeşlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz. Filistin’in özgürlüğünü, dünyanın 5’ten büyük olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımız her yerde dile getirmeye devam edecek.” şeklinde tamamladı.
Oturumda, Absolute Foods Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Agam Khare, EKI Enerji Hizmetleri, Uluslararası İşletmeler Kıdemli Genel Müdürü Bhuwan Shukla, Çevre Savunma Fonu Küresel İklim İş Birliği Müdürü Christopher Dekki, E+ Enerji Geçiş Enstitüsü İcra Direktörü Dr. Rosana Rodrigues dos Santos ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Türkiye Ülke Ofisi Temsilcisi ve Ülke Direktörü Stephen John Cahill konuşma yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜ’den yapılan açıklamaya göre, Azerbaycan Mingeçevir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Veysel Eyyubov ile Sürekli Gelişim ve Bölgesel İnovasyonlar Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Asım Memmedov’u makamında ağırlayan Sözbir, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Öğrenci değişim programları, ortak projeler ve işbirliği imkanlarının görüşüldüğü ziyaret, hediye takdimiyle sona erdi.
Ziyarette, DÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk ile DÜ Uluslararası Ofis Koordinatörü Doç. Dr. Sibel Bayram da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonlarıyla son bir haftada 72 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının 2 bin 611’e ulaştığını duyurdu.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, son 1 haftada yapılan faaliyetlere ilişkin bakanlıkta bilgilendirme toplantısı düzenledi. Tuğamiral Aktürk, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonlarıyla son bir haftada 72 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtti. Aktürk, böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının 2 bin 611 (Irak 1362/Suriye 1249) olduğunu kaydetti. Aktürk, “Sınırlarımızın emniyetini ileriden sağlama ve terörü kaynağında yok etme stratejisi kapsamında 17 Nisan 2022’de Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonunda kahraman ordumuzun büyük özveri ve gayretiyle Zap’ta kilit kapatılmış, Irak sınırımızın tamamının emniyeti sınır ötesinden tesis edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için bölgedeki operasyon ve arama-tarama faaliyetlerine tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edecektir. Pençe-Kilit bölgesinde bugüne kadar icra edilen operasyonlar ve hava harekatları neticesinde toplam 1128 terörist etkisiz hale getirilmiş, bölgede teröristlerin döşediği 3 bin 146 mayın/EYP temizlenmiş, 1317 mağara ve sığınak kullanılamaz hale getirilmiş ayrıca 948’i ağır silah olmak üzere 2 bin 408 muhtelif silah ile 900 bine yakın farklı tip ve cinste mühimmat ele geçirilmiştir” ifadelerini kullandı.
‘790 KİŞİ HUDUDU GEÇEMEDEN ENGELLENDİ’
Hudutlarda, son 1 haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 186 kişinin yakalandığını aktaran Aktürk, “790 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Yakalanan şahıslardan 5’i terör örgütü mensubudur. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13 bin 127, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 90 bin 479 olmuştur” dedi.
Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca muhtelif miktarda Sungur Füzesi ile Orta Menzilli Tanksavar (OMTAS) Silah Sisteminin muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını kaydetti.
‘KİLİT KAPATILMIŞTIR AMA FAALİYETLERİMİZ DEVAM EDECEKTİR’
Tuğamiral Zeki Aktürk’ün sunumu sonrası, bakanlık kaynakları gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakanlık kaynakları, Suriye’nin kuzeyindeki muhalif grupların hareketliliğine ilişkin olarak, “Bölgedeki bazı yerel grupların başlattıkları hareketliliği ve buna bağlı gelişmeleri yakinen takip etmekteyiz. Birliklerimiz için her türlü tedbiri aldık ve almaya da devam etmekteyiz” dedi.
Bakanlık kaynakları, Irak’ın kuzeyindeki Zap’ta kilidin kapatılmasına ilişkin olarak, “2016 yılından itibaren uygulamaya başladığımız sınırlarımızın emniyetini ileriden sağlama ve terörü kaynağında yok etme stratejisi kapsamında 17 Nisan 2022’de Irak kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu ile Pençe harekatlarımızın kilidi kapatılmış ve Irak sınırımızın tamamının emniyeti ileriden tesis edilmiştir. Ayrıca, kontrol altına alınan bölgede henüz girilmemiş mağara, sığınak, barınak ve depo olabileceğini değerlendiriyoruz. Kilit kapatılmıştır ama bizim mevcut harekat alanlarındaki faaliyetlerimiz devam edecektir. Bölgedeki çetin hava ve arazi şartlarına rağmen, Pençe Kilit Harekat alanındaki unsurlarımız, üstün bir feragat ve kararlılıkla tüm terör inleri yıkılıp son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar terörü kaynağında yok etme parolasıyla görevlerine devam edecektir” ifadelerini kullandı.
‘PENÇE SERİSİNDE 2 BİN 202 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ’
Bakanlık kaynakları Pençe serisindeki son duruma ilişkin olarak ise “Bahse konu operasyon serisi ile toplam 2 bin 202 bölücü terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiştir. Buna ilave olarak; toplam 5 bin 239 mağara ve sığınak kullanılamaz hale getirilmiş, 6 bin 220 mayın ve el yapımı patlayıcı imha edilmiş, toplam 3 bin 987 adet silah ve yaklaşık 1 milyon 539 bin adet mühimmat ele geçirilmiştir. Böylece teröristlere ağır bir darbe indirilerek bir gece ansızın terör inlerini yerle bir etme kararlılığımız gösterilmiştir” ifadelerini kullandı.
‘GKRY’NİN NATO GİRİŞİMİ KABUL EDİLEMEZ’
Bakanlık kaynakları, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulis’in NATO üyeliği girişimine ilişkin, “NATO’ya Türkiye, NATO üyesi bir ülke olarak, ittifakın genişleme kararlarının oybirliği ile alındığını hatırlatır ve bu süreçlerin herhangi bir ülkenin ulusal güvenlik endişelerini dikkate alarak yürütülmesi gerektiğini savunur. Mevcut durumda, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin NATO’ya üyelik başvurusu bulunmamaktadır, ancak girişimleri dahi Türkiye açısından kabul edilemez bir gelişmedir. Bu girişim, Kıbrıs meselesindeki hassas dengeyi bozacak ve çözüme yönelik müzakere süreçlerini olumsuz etkileyecektir” dedi.
‘EUROFİGHTER’DA TEKNİK GÖRÜŞMELER OLUMLU’
Bakanlık Kaynakları, F-16 Block 70/ Eurofighter/ F-35 tedariklerine ilişkin olarak ise “Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda milli uçağımız KAAN hizmete girinceye kadar gelişmiş teknolojiyle donatılmış modern savaş uçaklarının envantere alınması ve envanterin çeşitlendirilmesi çalışmalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda, 40 adet F-16 Blok 70 ve özellikli mühimmatın tedariki kapsamında 1,4 milyar dolarlık başlangıç ödemesi yapılarak sözleşme yürürlüğe girmiş, teknik görüşmeler devam etmekte, 40 adet Eurofighter tedarikine yönelik ise teknik görüşmeler olumlu devam etmektedir. Muhataplarımıza 40 adet F-35 talebimiz resmi olarak iletilmiştir. F-35 konusunda da daha önce yaptığımız bir ödeme ve hangara alınan 6 adet uçak var. Ancak ilk defa bir NATO üyesi ülkeye (CAATSA) yaptırım uygulanarak teslimat gerçekleştirilmemiştir. Biz en başından beri bu yaptırımın yanlış olduğunu söylüyoruz. Beklentimiz, müttefiklerimizin ittifakın ruhuna ve ortak güvenlik perspektifine uygun karar alınması, örtülü/örtüsüz tüm yaptırımların kaldırılmasıdır” dedi.
‘YDK SÜRECİ BAŞLAMIŞTIR’
Kaynaklar ayrıca, Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilen teğmenler ve diğer personelle ilgili sürecin nasıl işleyeceğine ilişkin olarak ise “Yüksek Disiplin Kurulu süreci başlamıştır. YDK’nın toplantı zamanı belirlendiğinde, en az 10 gün öncesinden ilgili personele tebligat yapılacaktır. Bu tarih zamanı gelince kamuoyuna duyurulacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>???????Rosatom’dan yapılan açıklamaya göre, şirket, nükleer farkındalığı küresel düzeyde artırmak amacıyla aralarında Türkiye’nin de olduğu 100 ülkede Global Atomic Quiz ve belgesel gösterimi etkinlikleri düzenledi.
Dünya Bilim Günü kapsamında yapılan Atomic Quiz’e 25 bin kişi katılırken, Türkiye katılan ülkeler arasında katılımcı sayısı ve ilgi düzeyi açısından 3’üncü sırada yer aldı. Rosatom’un, Türkiye’de düzenlediği etkinlik kapsamında Hacettepe Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Tarsus Üniversitesi olmak üzere 4 üniversitede öğrencilerle bir araya gelindi. Üniversitelerde dünyaca ünlü yönetmen Oliver Stone’un “Nuclear Now” belgesel gösterimi ile akademisyen ve uzmanların katılımıyla söyleşiler yapıldı.
Hacettepe Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi’nde çoğunluğu geleceğin nükleer enerji mühendislerinden oluşan 150’den fazla öğrenci, Atomic Quiz’de yer alan farklı zorluk ve kategorilerdeki 25 soruyu yanıtladı. Nükleer enerji hakkındaki bilgilerini test etmelerinin yanı sıra yeni şeyler öğrenmelerine olanak sağlayan testi çözen öğrenciler, etkinlik kapsamında soruların doğru yanıtları üzerine tartışma fırsatı da buldu.
Nükleer İletişim Uzmanı ve Nükleer Sanayi Derneği (NIATR) Yönetim Kurulu Üyesi Nesrin Sevimli moderatörlüğünde öğrencilerle buluşan Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, Atomic Quiz’de yer alan soruların doğru yanıtlarını nedenleri ve ayrıntılı açıklamalarıyla katılımcılara aktardı. Öğrenciler, Ergün’ün anlatımıyla hem nükleer enerji hakkında yeni şeyler öğrenme hem de kendi yanıtlarını değerlendirme fırsatı buldu.
Tarsus Üniversitesi
Tarsus Üniversitesi’nde farklı mühendislik fakültelerinden 110’u aşkın öğrenciyi bir araya getiren etkinlik çerçevesinde öğrenciler Atomic Quiz’de yer alan soruları yanıtladı. Rektör Vekili Prof. Dr. Ali Özen, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Deran ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman Murat Özkendir’in de katıldığı etkinlikte soruları cevaplayan öğrenciler, yanıtlarının doğruluğunu Akkuyu Nükleer AŞ Ticari Operatörler Grubu Baş Uzmanı Ahmet Yasin Öner’le değerlendirme fırsatı buldu. Öner, bazı sorular için detaylı açıklamalar yaptı.
NIATR Yönetim Kurulu Üyesi Sevimli’nin yönettiği söyleşide, Türkiye ve Rusya arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde Rusya’da eğitimlerini tamamlayarak Akkuyu’da görev yapan Türk mühendisler arasında yer alan Öner, Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu projesi hakkında da bilgi ve deneyimlerini paylaştı.
Panelin ardından Tarsus Üniversitesi öğrencileri de nükleer enerjinin dünyadaki yolculuğunu benzersiz bir şekilde aktaran Nuclear Now belgeselini izledi.
Sinop Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü’ne ev sahipliği yapan Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen etkinliğe 80’e yakın öğrenci katıldı. Etkinliğe, Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rıza Bayrak ve Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meryem Seferinoğlu’nun da aralarında olduğu pek çok öğretim görevlisi de katıldı. Etkinlikte belgesel gösteriminden önce Seferinoğlu ve Öner’in katılımıyla söyleşi yapıldı.
Öğrencilerle Akkuyu NGS’de görev yapmak için Rusya’da aldığı eğitimin ayrıntılarını paylaşan Öner, kendisiyle aynı yolu izlemek isteyen öğrencilere deneyimlerini aktardı.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Nuclear Now belgeselinin gösterildiği ve söyleşi yapılan bir diğer durak oldu. Belgesel, İletişim Fakültesi öğrencileri ve öğretim üyeleri tarafından büyük ilgiyle izlendi. Belgeselin ardından Ergün, katılımcılara nükleer enerji hakkında bilgi verdi, soruları yanıtladı. Ergün, geleceğin iletişimcileri, gazetecileri ve sinemacıları tarafından ilgiyle dinlendi.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Güven Akdoğan da belgeseli sinematografik açıdan ele aldı ve Stone’un belgeselciliği hakkında bilgi verdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Rosatom Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü ve Bölge Başkan Yardımcısı Alexander Voronkov, yönetmenin karmaşık bir konuyu basit bir dil kullanarak ele aldığını, böylece izleyici ile kolayca iletişim kurduğuğunu belirterek, “‘Nuclear Now’ hem nükleer enerjinin günümüzde geldiği noktayı göstermeyi vadediyor hem de insanlığın nükleer enerjiye ihtiyacı olduğuna dair bir eylem çağrısında bulunuyor. ‘Yeniden düşünme vakti’ sloganı, izleyicileri, özellikle günümüzün çevresel zorlukları ve aşırı enerji tüketimi bağlamında, nükleer enerjiyi temiz bir enerji alternatifi olarak yeniden düşünmeye teşvik ediyor. İzleyicilerin belgeseli izledikten sonra bu bakış açısını benimseyeceklerini umuyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nden (UEZ) yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile bölgedeki iş ve ekonomi temsilcilerini bir araya getiren zirve, gelecek yıldan itibaren yoluna yeni ismi ve geliştirilen kurgusuyla devam edecek.
Bu yılın teması, zirvenin yeni ismine uygun olarak “Değişen Küresel Gerçekler ve Gelecek 5.0” olarak belirlendi.
Capital, Ekonomist, Start Up ve CeoLife dergilerince 17-20 Nisan’da Sapanca’da düzenlenecek UEZ’ye, ulusal ve uluslararası çok sayıda konuşmacı ve iş insanının yanı sıra alanında önde gelen akademisyenler, sivil toplum önderleri ve sektörel liderler katılacak.
UEZ 2025’te “Eğitimden sağlığa, endüstriden tarıma her alanda ‘Gelecek 5.0’ yaratılabilir mi?”, “Adil ve kapsayıcı bir enerji geçişini sağlayarak jeopolitik şokları ve gerilimleri azaltmak mümkün mü?”, “Gelecek 5.0 ve Ekonomi 5.0 hedefine dünya nasıl ulaşabilir?” gibi sorulara yanıt aranacak.
Zirve, 2012’de 50 iş insanı ve 650 izleyicinin katılımıyla yola çıkarken, yıllar içinde gelişerek Türkiye ve dünyadan üst düzey 110 konuşmacı ve 2 bin katılımcıya ev sahipliği yaptı.
UEZ, 2021’de salgın döneminin hızlı değişen gündemi ve dinamiklerini yakalamak üzere bahar ve güz olmak üzere iki kez hibrit formatta İstanbul’da hayata geçirildi.
Zirve, tamamen yenilenip Sapanca’da 6-9 Ekim 2022’de 80’den fazla konuşmacı ve 1000 üst düzey katılımcıyla düzenlendi. Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande da programa “özel konuşmacı” olarak iştirak etti.
Geçen sene 27-30 Nisan’da “Tek Dünya, Ortak Bir Gelecek: Yeni Nesiller İçin Yarını Şekillendirecek Politikalar ve İş Stratejileri” ana temasıyla düzenlenen zirveye, “özel konuşmacı” olarak eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un yanı sıra eski İtalya Başbakanı Enrico Letta, İngiltere’de Cameron, May ve Johnson hükümetleri eski Devlet Bakanı Jo Johnson katıldı.
Bu yıl ise zirve, “Sorumlu ve Duyarlı Liderlik: Yenilik, Teknoloji ve Yapay Zeka Çağında Gezegen ve İnsanlıkla Uyumlu Bir Sisteme Öncülük Etmek” temasıyla, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eski İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt, eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Uber Başkan Yardımcısı Anabel Diaz, yapay zeka uzmanı ve girişimci Daniel Doll Steinberg, HSBC Baş Ekonomisti Janet Henry, Missouri Üniversitesi İktisat Tarihi Profesörü Max Gillman gibi çok sayıda yerli ve yabancı konuğun katılımıyla gerçekleştirildi.
Zirveye “www.uluslararasiekonomizirvesi.org” internet adresinden kayıt yapılabiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen programda, kentin 17 ilçesinden öğrencilerin yanı sıra, Samsun’da düzenlenen 7. Uluslararası Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şenliği’ne yurt dışından katılan öğrenciler yer aldı.
Meclis üyesi öğrenciler, temsilcileri aracılığıyla ilçeleri hakkında eksiklikleri ve yetkililerden yapılmasını istedikleri çalışmaları dile getirdi.
Bafra Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Ömer Can Yılmaz, dünyanın birçok yerinde çocukların savaşı çirkin yüzüyle karşılaşmak zorunda kaldığını söyledi.
Devam eden savaşlarda çocukların yaralandığını, engelli kaldığını birçoğunun ise hayatlarını kaybettiğini dile getiren Yılmaz, “Filistin’de devam eden savaş nedeniyle İsrail’in pervasınca sivillere saldırması sonucu hayatını kaybeden çocuklar maalesef bunun en güncel örneğidir. Tüm dünyaya barışın gelmesi, savaşların sona ermesi, tüm çocukların temel hak ve özgürlükleriyle sağlıklı, huzurlu bir şekilde yaşamlarını devam ettirebilmesi büyüklerimizden ve sorumlu kişilerden de bu konuda daha fazla çaba gösterilmesini istiyoruz.” dedi.
Her ilçenin temsilcisinin kendi ilçesi hakkında taleplerini dile getirdiği toplantıda ortak karar olarak, spor salonları, futbol ve basketbol sahaları gibi tesislerin kurulması, kültürel etkinliklere erişimin artırılması için tiyatro, sinema, konser gibi faaliyetlerinin desteklenmesi, okulların çevre güvenliğinin artırılması, farkındalık bilincinin oluşturulması, çocuk parklarının sayısının artırılması, bakım ve temizliklerinin düzenli olarak yapılması, trafik güvenliği önlemlerinin alınması, çocukları güvenli oyun alanlarına ulaşımının kolaylaştırılması konuları oylamaya sunularak oy birliğiyle kabul edildi.
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, çocuklar olduğu sürece Türkiye’nin var olacağını söyledi. Samsun’un tarih boyunca başlangıçların şehri olduğunu ifade eden Çamaş, “Bağımsızlık meşalesinin yakıldığı Samsun’un çocukları olarak sizler en iyisini, en güzelini başaracaksınız.” dedi.
Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kemal Gümrükçü ise 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde dünyadaki her çocuğun eşit, adil ve sevgi dolu bir yaşama sahip olması gerektiğini hatırlattı.
Her çocuğun hayallerinin peşinden koşabileceği, güvenli bir ortamda büyüme hakkına sahip olduğunu vurgulayan Gümrükçü, şunları kaydetti:
“Ancak bugün kutlama yaparken, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında zor şartlar altında yaşayan, haklarına erişemeyen çocukları da hatırlamalıyız. Özellikle Filistin’deki çocukların yaşadığı acılar, hepimizin yüreğinde bir yara. Savaşlar ve çatışmalar yüzünden sevdiklerini kaybeden, evsiz kalan ve en temel haklarına erişemeyen çocuklar var. Oysa hiçbir çocuk, savaşın gölgesinde büyümemeli, her çocuk oyun oynamalı, öğrenmeli, güvende hissetmeli ve sevgiyle sarılmalı. Bu durum hepimize büyük bir sorumluluk yüklüyor. Sevgili çocuklar, sizler bizim geleceğimizsiniz. Her birinizin hayalleri değerli. Sizlere inanıyor ve güveniyoruz. Dünyayı daha güzel bir yer yapmak için en büyük ilham kaynağımız sizlersiniz. Hayallerinizi özgürce yaşadığınız, savaşların ve yoksullukların olmadığı bir dünya dileğiyle, Dünya Çocuk Hakları Günü’nüz kutlu olsun.”
Türk Dünyası Çocuk Vakfı Türkiye Koordinatörü İbrahim Erdoğan da çocukların 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutlayarak çocukları 7. Uluslararası Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şenliği’ne davet etti.
Programın sonunda öğrenciler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile Samsun’a gelişini simgeleyen Kurtuluş Yolu ve Tütün İskelesi’ni ziyaret etti.
Uluslararası İlişkilerÇocuk Hakları GünüYerel YönetimEğitimGüncelsamsunKadınÇocukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uluslararası Basın Kurumu’nun (IPI) öncülük ettiği, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi’nin (ECPMF) katıldığı Ankara’daki basın özgürlüğü misyonu, AK Parti’nin yasalaştırmak üzere gündeme getirdiği “etki ajanlığı” düzenlemesinin geri çekilmesi için çağrıda bulundu. Misyon, gelecek günlerde düzenlemeye ilişkin tüm bu konuları detaylandıran bir rapor yayınlayacağını açıkladı.
Basın özgürlüğü misyonu yayımladığı ortak açıklamada. yasama gündeminde olan casusluk yasa teklifinin mevcut haliyle kabul edilmesi halinde casusluk tanımının önemli ölçüde genişletileceğini belirtti. Teklifin, yabancı devletler veya kuruluşlarla uyumlu hareket eden veya onların yönlendirmesiyle “devletin siyasi çıkarlarına” karşı suç işlediği düşünülen herkesi kapsayacağının ve herhangi bir suçtan mahkum olan kişinin bu yasayla birlikte yedi yıla kadar ek ceza alabileceğinin altını çizdi.
Basın meslek örgütlerinin basın özgürlüğü için ciddi bir tehdit olarak gördüğü “etki ajanlığı” düzenlemesi AK Parti tarafından gözden geçirilmesi sonrasında yasalaştırılacağı açıklanarak, geçen hafta TBMM Genel Kurulu gündemindeki yasa teklifinden çıkarılmıştı.
“Etki ajanlığı olarak bilinen yasa tasarısı hükümeti eleştiren herkesi casuslukla suçlayabilecek“
Basın özgürlüğü kuruluşlarının üç gün boyunca devam eden misyonu yayımladığı ortak açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
“Sivil toplum kuruluşlarının yabancı finansmanının şeffaflığını artırmaya yönelik bir çaba olarak yansıtılan yasa tasarısının ve sıklıkla Gürcistan’da birkaç ay önce kabul edilen ‘yabancı ajan’ yasasıyla karşılaştırılıyor. Ancak bu karşılaştırmalar, Türkiye’de önerilen mevzuatın ciddiyetini yansıtmakta başarısız ve yanıltıcı olmuştur. Gürcistan’daki yasa, sivil toplum kuruluşlarına finansman şeffaflığı konusunda idari yükler ve kısıtlamalar getirirken hükümeti eleştirenleri sindirmek için keyfi olarak uygulanabilecek kurallar da içeriyor. Bu yasayla uyumsuzluk durumunda en ağır ceza ise kuruluşun kapatılması olarak uygulanıyor.
Türkiye’nin ‘etki ajanlığı’ tasarısı ise ülkenin casusluk yasasını değiştirerek yabancı çıkarlar doğrultusunda hareket ettiği düşünülen bireylerin yargı süreçlerinde fiilen casus muamelesi görmesine ve ardından hapis cezasına çarptırılmasına olanak tanıyor. Yasa teklifi, ülkedeki herkese uygulanabilir bir nitelik taşıyor.
14 Kasım’da hükümet, ‘etki ajanlığı’ olarak bilinen casusluk maddesini mecliste oylanacak teklif metninden çekti ve muhalefeti bu metinde uzlaşmak üzere iş birliğine davet etti.
Bu yıl düzenlenen basın özgürlüğü misyonuna katılan medya özgürlüğü kuruluşları, bu tasarıda kabul edilebilir tek uzlaşmanın ‘yabancı devletler veya kuruluşlar’ ile uyumlu veya onların yönlendirmesiyle hareket etmeye yapılan tüm atıfların ‘yabancı bir istihbarat ajansı adına hareket etmek’ ile değiştirilmesi olabileceğine dikkat çekiyor. Tasarı bununla sınırlı kalmazsa, hükümeti eleştiren herkesin keyfi olarak hedef alınması için kullanılması olasılığı doğacaktır.
2024 Türkiye’de basın özgürlüğü uluslararası misyonu 13-15 Kasım tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşti. Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) öncülük ettiği misyona Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF) katıldı. Heyet; Anayasa Mahkemesi, yayın düzenleyicisi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), muhalefet partileri, gazeteciler ve diplomatik temsilcilerle görüştü. Hükümet yetkilileriyle görüşme talepleri ise ya reddedildi ya da görmezden gelindi.
Ziyaretler sırasında şu acil konular da ele alındı: Eleştirel gazetecilere yönelik devam eden yargı baskısı ve Anayasa Mahkemesinin ifade özgürlüğünü koruma konusundaki rolü; yayın düzenleyicisi RTÜK’ün Açık Radyo’nun karasal yayın lisansına son vermesi, eleştirel yayıncılara para cezası verme eğilimi ve çevrimiçi gazeteciliğin dijital sansürü.
Misyon, önümüzdeki günlerde tüm bu konuları detaylandıran bir rapor yayınlayacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİN Dışişleri Bakanlığı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Joe Biden’ın Lima’da gerçekleştirdiği görüşmeye dair bir açıklama yaptı.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Joe Biden’ın Peru’nun başkenti Lima’da gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin açıklamada bulundu. Açıklamada, iki liderin bir yıl sonra ilk kez görüştüğü hatırlatıldı.
Görüşmede, ikili ilişkilerin son dört yıldaki gidişatı değerlendirilirken, ABD’de yeni döneme geçiş sürecinde iki ülke arasındaki diyalog ve iş birliğinin sürmesi, fikir ayrılıklarının yönetilmesi ve her iki ülkeyi ilgilendiren uluslararası ve bölgesel meseleler üzerinde fikir alışverişinde bulunulmasının önemine vurgu yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – ABD Başkanı seçilen Donald Trump, görevi 20 Ocak’ta devralacağı Joe Biden ile Beyaz Saray’da bir araya geldi. Trump’ı karşılayan Biden yaptığı açıklamada, Trump’a Ocak ayında sorunsuz bir iktidar devretme sözü verdi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, yaklaşık iki saat süren görüşmede, Trump ve Biden’ın ulusal güvenlik ve iç politika konularını ele aldığını açıkladı.
ABD’de 4 Kasım’da yapılan seçimlerde 47’inci Başkan seçilen Donald Trump, “Beyaz Saray’ı geri kazanmasından” bir hafta sonra Başkan Joe Biden ile görüşmek üzere Beyaz Saray’a geldi.
Trump’ı karşılayan Biden, basına yaptığı kısa açıklamada, “yumuşak bir iktidar geçişi” çağrısında bulundu.
Biden, “Söylediğimiz gibi, yumuşak bir geçiş geçirmeyi, ihtiyaç duyduğunuz her şeyi karşılamak için elimizden geleni yapmayı dört gözle bekliyoruz. Tekrar hoş geldiniz” dedi. Görevi 20 Ocak’ta devralacak olan Trump ise “Siyaset zordur ve pek çok durumda pek hoş bir dünya değildir, ancak bugün hoş bir dünya ve olabildiğince sorunsuz bir geçişi çok takdir ediyorum ve bunu çok takdir ediyorum” dedi.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, iki saat süren görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Başkan Joe Biden’ın seçilmiş Başkan Donald Trump ile Oval Ofis’te yaptığı görüşmenin “önemli bir toplantı – görüş alışverişi” olduğunu söyledi.
Jean-Pierre, “Toplantıda ulusun ve dünyanın karşı karşıya olduğu önemli ulusal güvenlik ve iç politika konuları ele alındı. Başkan Biden ayrıca Kongre’nin halefinin seçildiği ancak görev süresinin başlamasından önceki dönemi için yapılacaklar listesinde yer alan, hükümetin finanse edilmesi ve Başkan’ın talep ettiği afet ek fonunun sağlanması gibi önemli konuları da gündeme getirdi” ifadelerini kullandı.
Jean-Pierre, Biden’ın, seçimden bir gün sonra seçilmiş Başkana ve geçen hafta Rose Garden’da Amerikan halkına yönelik yaptığı “Düzenli bir geçiş ve barışçıl bir iktidar geçişi sağlayacağız” ifadelerini yinelediğini belirtti.
Joe Biden’ın Donald Trump ile görüşmesine, Biden’ın özel kalem müdürü Jeff Zients’in yanı sıra seçilmiş başkan Trump’ın kısa süre önce Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü olarak görev yapacağını açıkladığı Susie Wiles da katıldı. Trump’ın kampanyasını yöneten Wiles, bu görevi üstlenen ilk kadın olacak.
Joe Biden’ın eşi Jill Biden da Trump’ı karşılama töreninde Biden’a eşlik etti.
Beyaz Saray, Jill Biden’ın Trump’a eşi Melania Trump için el yazısıyla yazılmış bir tebrik mektubu verdiğini ve “ekibinin geçiş sürecine yardımcı olmaya hazır olduğunu ifade ettiğini” bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polonya’nın kuzeyindeki Redzikowo köyü yakınlarında inşa edilen ABD füze savunma sisteminin bir parçası olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü bugün düzenlenen törenle faaliyete girdi. ABD ve onun Avrupalı müttefiklerini İran başta olmak üzere Orta Doğu’dan gelecek füze tehditlerine karşı korumayı amaçlayan füze savunma üssünün her biri 8’er SM-3 IIA önleyici füzesine sahip 3 adet MK41 dikey atım sistemi ve 1 adet SPY-1D balistik füze erken uyarı radarı ile donatıldığı bildirildi.
Bin ile 3 bin kilometre arasında menzile sahip füzelerinin bulunduğu üssün aynı zamanda NATO savunma sisteminin önemli bir unsuru olduğu belirtildi. Üssün açılışında konuşan Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, ABD ordusu gibi dünyanın güvenliğini koruyacak olan Aegeis Ashore Füze Savunma Üssü’nün açılışından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Şimdi tüm dünya açık ve net bir şekilde burasının artık Rusya’nın etki alanı olmadığını görecek” ifadelerini kullanan Duda, Polonya genelinde halihazırda 10 bine yakın ABD askerinin görev yaptığını, ABD’nin Polonya ve tüm NATO’nun güvenliğinin garantörü olduğunu söyledi.
Aegeis Ashore Füze Savunma Üssün’nde 500’e yakın ABD askerinin görev yapacağı belirtilirken Polonya hükümeti üssün gelecekte Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı da Polonya’yı savunmasını bekliyor. – VARŞOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İMZALANAN ANLAŞMADA KRİTİK BİR MADDE VAR
Putin’in onayladığı, Rusya ile Kuzey Kore arasında stratejik ortaklık kurulmasını içeren anlaşma, ülkenin yasal bilgi sisteminde yayımlandı. İki ülke arasındaki ilişkilerin savunma, tarım, sağlık, eğitim gibi çok sayıda alanda geliştirilmesini öngören anlaşma, taraflardan birine saldırı yapılması halinde diğer tarafın askeri yardım sağlayacağına yönelik bir madde de içeriyor.
ORTAK ASKERİ TATBİKATLAR DÜZENLEYEBİLECEKLER
Anlaşmaya göre, iki ülke “savaşı önlemek ve savunma kabiliyetlerini güçlendirmek” amacıyla ortak askeri tatbikatlar da düzenleyebilecek. Söz konusu anlaşma, Putin’in Kuzey Kore’ye haziran ayında gerçekleştirdiği ziyarette imzalanmış, ardından Rus parlamentosunun alt kanadı Duma ve parlamentonun üst kanadı Federasyon Konseyi tarafından onaylanmıştı.

Uluslararası İlişkilerVladimir PutinKuzey KoreDiplomasiPolitikaGüvenlikSavunmaGüncelDünyaTarımRusya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Askeri Ataşe Tuğgeneral Gaffar Gören, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, Büyükelçilik çalışanları, Türk kurumlarının temsilcileri ve Türk eğitim kurumlarının öğrencileri katıldı.
Saat 09.05’teki saygı duruşunun ardından anıtın yakınında bulunan Büyükelçilik’teki Türk bayrağı yarıya indirildi. Büyükelçi Bağcı, anıta çelenk bıraktı, törende İstiklal Marşı okundu.
Törende konuşan Bağcı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ebediyete intikal etmiş tüm kahramanları, gazileri ve şehitleri rahmet ve şükranla andığını belirtti.
Bağcı, hayatını ülkesine ve milletine adayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkenin içinde bulunduğu zorluklara ve sahip olduğu kısıtlı imkanlara rağmen milletinden aldığı güç ve destekle Türk milletinin kaderini ve tarihin akışını değiştirdiğini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduğunu söyledi.
Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözlerinin bugün de Türk dış politikasının temel yol gösterici ilkesi olmayı sürdürdüğünü dile getiren Bağcı, “Atatürk, döneminin çok ötesindeki devlet anlayışı, ileri görüşlülüğü ve milletine olan inancıyla sadece Türk milletine değil tüm dünyaya örnek olmuş bir devlet adamıdır. Fikir ve eserleriyle yaşadığı dönemin çok ötesine damgasını vurmuş bir liderdir.” dedi.
Bağcı, devlet, millet, vatan ve bayrağın en büyük değer ve Türk toplumunu birbirine bağlayan ortak paydalar olduğunu vurgulayarak, “Atatürk’ün bizlere vasiyeti, çağdaş uygarlık düzeyinde olmak, bayrağımızı şanla, şerefle ve başarıyla tüm dünyada dalgalandırmak, milletimizi ve vatanımızı karşılıksız sevmektir. Bu tarihi sorumluluklarımızı yerine getirmek bakımından usanmadan, yılgınlığa kapılmadan ve şikayet etmeden çalışmak ise gelecek nesillere karşı en büyük sorumluluğumuz ve ödevimizdir.” ifadelerini kullandı.
Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir.” sözlerinin Türkiye’nin Azerbaycan’la kardeşlik ilişkilerine ışık tuttuğuna ve yol gösterdiğine işaret eden Bağcı, “Bugün de tıpkı tarihte olduğu gibi, Ulu Önder Atatürk’ün bizlere gösterdiği hedef doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanlarımız Recep Tayyip Erdoğan ve İlham Aliyev’in güçlü liderlikleri ve iradelerinin açtığı müstesna yolda, Azerbaycan ile kardeşlik ilişkilerimizi geliştirerek daha da derinleştirmeye ve köklerini tarihin derinliklerinden alan ulu bir çınara dönüştürmeye çalışmaktayız.” şeklinde konuştu.
Bağcı, dünya tarihine damga vuran Atatürk gibi bir lidere sahip oldukları için her zaman büyük gurur duyduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bundan bir asır önce İstiklal Harbi’ni başlatarak Anadolu topraklarına gömülmeye çalışılan milletimizin önünde yeni bir ufuk açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu milletin en önemli değerlerinden birisidir. Atatürk’e ve Cumhuriyetimize yapılacak en büyük katkı, ülkemizin içinden geçtiği şu kritik dönemde birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, özellikle de ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize sıkı sıkıya sahip çıkmaktır. Türkiye’nin asıl gücü, insanımızın birliği, beraberliği, kardeşliğidir ve bundan kaynaklanan cesaretidir. Akıl ve alın teriyle geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz. Güçlenen Türkiye’nin yükselen yıldızı, amiral gemisi, yerli ve milli savunma sanayimiz ile tam bağımsız, ‘Lider Ülke, Güçlü Türkiye’ hedefimize emin adımlarla yürüyoruz. Güçlü ordumuzla dosta güven, düşmana korku veriyor, mazlumlara umut oluyoruz. Dış politikamızı ‘Yurtta sulh, dünyada sulh’ ilkesi doğrultusunda sürdürüyoruz. Bugün sahada ve masada güçlü Türkiye vardır.”
Bakü Türk Anadolu Lisesi’nde anma programı düzenlendi
Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bakü Türk Anadolu Lisesi’nde Büyük Önder Atatürk’ün vefatının 86. yılı dolayısıyla anma programı düzenlendi.
Atatürk ve silah arkadaşlarıyla Türkiye ve Azerbaycan’ın bağımsızlığı için canlarını feda eden şehitlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan programda iki ülkenin milli marşları okundu.
Programda öğrenciler, Cumhuriyet Oratoryosu ve Atatürk’le ilgili şiirler seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şimşek, bir etkinliğe katılmak üzere geldiği Gaziantep’te AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Dünyada hissedilen iklim değişikliğiyle mücadele için yeşil ve dijital dönüşümü sağlamak adına uluslararası kaynakları bölgeye kazandırmaya çalıştıklarını ifade eden Şimşek, yeni destek mekanizmalarını öncelik haline getirdiklerini söyledi.
Şimşek, şunları kaydetti:
“Çalışmalarımızı yoğun şekilde devam ettiriyoruz. Yakın zamanda Dünya Bankası ile Türkiye’nin yeşil dönüşüm konusunda daha dirençli olmasını sağlamak üzere yeni bir uygulamayı hayata geçireceğiz. Yaklaşık 400 milyon dolar kredi sağladığımız sosyal kapsayıcı yeşil dönüşüm projesiyle sektörlerimizin bu etkilerini asgariye indirmeyi ve daha dirençli hale getirmeye yönelik destekler sağlayacağız. Özellikle bölgelerde yeşil dönüşümün en fazla etkileneceği sektörlerde ortak kullanım tesisleri ve altyapıları oluşturmayı düşünüyoruz.”
Sektörlerin tamamının istifade edebileceği ekosistem desteklerini sunmayı planladıklarını anlatan Şimşek, çalışmalara devam ettiklerini belirtti.
Girişimcilerin destek alması için ajansların çalıştığını dile getiren Şimşek, şöyle devam etti:
“Uluslararası finansmanı ajanslarımız eliyle şehirlerimize kazandırıyoruz. Bugüne kadar 570 milyon avronun üzerinde tamamı hibe olan desteği kazandırdık. Uygulaması devam eden projelerle, yeni aldığımız kredi imkanlarıyla da çok büyük bir bütçeyi şehirlerimize kazandırmış olacağız.”
“Desteklerimiz ilden ile farklılık gösteriyor”
Şimşek, birçok alanda destek verdiklerini ve bunların her il için ayrı olduğunu kaydetti.
İllerde verilen desteklerin önemine işaret eden Şimşek, şunları söyledi:
“Biz yerelin özelliklerini önceleyen destek mekanizmaları uyguluyoruz. Desteklerimiz ilden ile farklılık gösteriyor. Yani Gaziantep’in yüksek potansiyeli olan alanlarda destekler veriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da müjdesini verdiği Yerel Kalkınma Hamlesi, aslında bu desteklerden bir tanesi olacak. Gaziantep’in yeni teknoloji geliştirebileceği alanların tekstil, gıda ve makine olduğunu tespit ettik. Cari açığı kapatmaya katkı sağlayacak alanlarda destekleme amacımız var.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ?”Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef alıyoruz. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ?Türk Devletleri Teşkilatı 11. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde konuştu. Türk dünyası için ortak bir gelecek inşasını hedef aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata yurdumuz Bişkek’te bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Zirvemizin tüm Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türk Devletleri Teşkilatı, örnek alınan bir platform haline gelmiştir. Türk dünyasını ilelebet payidar kılacak güçlü irade masanın etrafındaki tüm dostlarımda ziyadesiyle mevcuttur. Teşkilatımızı çok daha ileriye taşıyacağız” dedi.
Erdoğan, Gazze başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan soykırımın durdurulması noktasında uluslararası toplumun kötü bir sınav verdiğini belirterek, “Karar dahi alamıyor, almak istemiyor. İsrail’in kan ve gözyaşını tüm bölgeye yayma hedefini Lübnan’da görüyoruz. Türkiye olarak bu vahşeti, katliamı kabul etmiyoruz. İsrail’i durdurmak Filistin devletini kalıcı tesis etmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” diye konuştu.
Azerbaycan’ın şehitler vererek elde ettiği tarihi kazanımların bir barış anlaşması imzalanması suretiyle masada da perçinlenmesini ümit ve temenni ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “KKTC’nin teşkilatımızın bugünkü zirvesinde onur konuğu olarak yer alması dayanışma irademizin tezahürüdür. Kendilerinin yakın zamanda tam üye olarak yer almasını bekliyoruz. Kıbrıs’ta adil çözüm için Türk dünyasına sorumluluk düşüyor. Ukrayna’da da kalıcı ve adil bir barışı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘POTANSİYELİMİZİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN İŞ BİRLİĞİMİZİ GELİŞTİRELİM’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlardaki iş birliğine vurgu yaparak, “175 milyona ulaşan genç ve dinamik nüfusumuz ve ticaret hacmimizle büyük atılımlar gerçekleşebilir. Bilim, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda potansiyelimizi ortaya çıkarmak için iş birliğimizi geliştirelim. Geçen sene hayata geçirdiğimiz Türk projelerimize destek sağlayacağından eminim. Enerji konusunda da tek kaynağa bağımlılığı azaltmalıyız” dedi.
Ortak alfabe oluşturulması girişimlerinin Eylül 2024’te tamamlandığı belirten Erdoğan, “Ortak alfabemiz geleceği birlikte inşa etmemizin de nişanesidir. Bundan sonra üye ülkelerin bu alfabeyi esas alarak gerekli dönüşümü gerçekleştirmesi gerekiyor. Üyelerimizin yeni alfabeye geçişte adım atması isabetli olacak. Türk dünyası yüzyılı için birlikte çalışacağız” diye konuştu.
…………………………………………………………………………………………..
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de yapılan seçimlerde zaferini ilan eden Donald Trump’a liderlerden tebrik mesajları gelmeye başladı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, sosyal medya hesabından Trump’ı tebrik etti. Rutte, “Az önce Donald Trump’ı ABD Başkanı seçilmesi vesilesiyle tebrik etim. Trump’ın liderliği ittifakımızın güçlü kalmasında yine kilit bir rol oynayacaktır. NATO aracılığıyla barışı ilerletmek için kendisiyle yeniden çalışmayı dört gözle bekliyorum” ifadelerini kullandı.
“Etkileyici zaferi için Donald Trump’ı tebrik ederim”
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise, “Etkileyici zaferi için Donald Trump’ı tebrik ederim” dedi. Trump ile eylül ayında Ukrayna-ABD stratejik ortaklığını, Zafer Planı’nı ve Rusya’nın Ukrayna saldırılarını sonlandırma yollarının ele alındığı bir toplantı yaptıklarını hatırlatan Zelenskiy, “Güç yoluyla barış yaklaşımına bağlılığını takdir ediyorum. Ukrayna’da adil barışı getirebilecek ilke budur. Bunu birlikte hayata geçireceğimizden umutluyum” dedi.
“Başkan Trump’ın kararlı liderliği altında güçlü bir ABD dönemini dört gözle bekliyoruz” diyen Zelenskiy, açıklamasını şu şekilde tamamladı:
“Her iki ülkenin de yararına olacak karşılıklı fayda sağlayan siyasi ve ekonomik işbirliği geliştirmek istiyoruz. Avrupa’nın en güçlü askeri güçlerinden biri olan Ukrayna, müttefiklerimizin de desteğiyle Avrupa’da ve Transatlantik toplumunda uzun vadeli barış ve güvenliği sağlamaya kararlı. Başkan Trump’ı şahsen tebrik etmek ve Ukrayna’nın ABD ile stratejik ortaklığını güçlendirmenin yollarını görüşmek için sabırsızlanıyorum.”
“Dünya için çok ihtiyaç duyulan bir zafer”
Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “ABD siyasi tarihinin en büyük geri dönüşü. Başkan Trump’ı muazzam zaferinden dolayı kutluyorum. Dünya için çok ihtiyaç duyulan bir zafer” ifadelerini kullandı.
“Daha fazla barış ve refah için”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Trump’ı tebrik ederek, “Dört yıl boyunca yaptığımız gibi birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum. İnancımızla. Saygı ve hırsla. Daha fazla barış ve refah için” ifadelerini kullandı. – BRÜKSEL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adem Kalaç ayrıca, Fetullah Gülen’in son anına kadar yanından ayrılmayan ‘Uzun Cevdet’ lakaplı Fetullah Gülen’in kara kutusu olan Cevdet Türkyolu’nun da bacanağı. Hansa Zeynep ile evli olması nedeniyle damat kadrosunda yer alan Adem Kalaç’ın 4 çocuğundan Hayreddin Kalaç’ın ABD askeri olduğu ortaya çıktı.
Hayreddin Kalaç, New Jersey’de bulunan ve ABD ordusuna subay yetiştiren The Scarlet Knight Battalion-Army ROTC at Rutgers Üniversitesi’nde okudu.
23 Mayıs 2023 tarihinde okuldan teğmen rütbesiyle mezun oldu. Mezuniyetine örgütün yönetim kadrosunda yer alan babası Adem Kalaç ile Fetullah Gülen’in öz yeğeni olan annesi Hansa Zeynep Kalaç da katıldı. ABD vatandaşı gibi hayatını sürdüren Hayreddin Kalaç, ABD ordusunda subay olarak görevine devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk- Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret etti.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar’da Deniz Unsur Komutanlığı’nın ardından Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’na ziyarette bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye ile Senegal arasında farklı alanda önemli işbirliklerini kapsayan 5 anlaşma Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Senegal Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Diakhar Faye’nin huzurunda imzalandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen imza töreninin ardından Erdoğan ve Faye ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Şehircilik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’na, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Senegal Şehir Planlama, Yerel Yönetimler ve Bölge Planlama Bakanı Balla Moussa Fofana imza attı.
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji ve Hidrokarbonlar Alanlarında Mutabakat Zaptı”, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve Afrika Entegrasyonu ve Dışişleri Bakanı Yassine Fall tarafından imzalandı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve Senegal Tarım, Gıda Egemenliği ve Hayvancılık Bakanı Mabouba Diagne, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal Mekanizasyon Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nı imza altına aldı.
“Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu ile Senegal Cumhuriyeti Yükseköğretim, Bilimsel Araştırma ve İnovasyon Bakanlığı Arasında Yükseköğretim Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı”nı da Yükseköğretim Kurulu Başkan Erol Özvar ile Afrika Entegrasyonu ve Dışişleri Bakanı Yassine Fall imzaladı.
Bu kapsamda iki ülke arasındaki “Türkiye Cumhuriyeti ile Senegal Cumhuriyeti Arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Protokolü” ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Senegal Cumhurbaşkanı Fay tarafından imzalandı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAZAN – İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da 16’ncısı düzenlenen BRICS Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “ABD’nin bağımsız ülkeleri kontrol etmek için doları bir silah ve yaptırım aracı olarak kullanmasına izin verilmemeli. Bu konuda BRICS üyesi ülkeler ortak hareket edebilir” dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da 16’ncısı düzenlenen BRICS Liderler Zirvesi’nde konuştu. BRICS’in bölgesel gelişmeler karşısında daha fazla rol alması gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “İsrail ordusu Gazze’den tamamen geri çekilmeli ve Lübnan’ı da kapsayacak ateşkes ilan edilmelidir. Bölgeye insani yardımlar ulaştırılarak, Filistinli ve Lübnanlı mültecilerin yerleşim yerlerine dönmeleri sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
BRICS’in önemine ve dünya siyasetinde alacağı role değinen Pezeşkiyan, ABD yönetiminin başını çektiği tek kutuplu dünya sistemine karşı bağımsız ülkelerin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. Pezeşkiyan, “BRICS’e üye ülkelerin ekonomik ve ticari iş birliğinin arttırılması konusunda daha hızlı hareket etmeleri gerekiyor. ABD’nin bağımsız ülkeleri kontrol etmek için doları bir silah ve yaptırım aracı olarak kullanmasına izin verilmemeli. Bu konuda BRICS üyesi ülkeler ortak hareket edebilir” şeklinde konuştu.
“Doların egemenliği sona ermeli”
Uluslararası ticarette dolar egemenliğinin sona erdirilmesi gerektiğini kaydeden Pezeşkiyan, BRICS’in doların gücünü zayıflatacak ve ulusal para birimlerini devreye koyacak bir kuruluş olarak ön plana çıkabileceğini söyledi. Pezeşkiyan, “BRICS üyesi ülkelerin enerji, gıda ve diğer malların en büyük üreticileri ve tüketicileri olmaları, ayrıca önemli ulaşım ve transit hatlarına sahip olmaları, ulusal para birimlerinin kullanımını kolaylaştırmaktadır” dedi.
BRICS bünyesinde kurulan Yeni Kalkınma Bankası’nın güçlendirilmesi gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “Gelişmiş kuzey ülkeleri, elde ettikleri teknolojik gelişmeleri güney ülkeleri ile paylaşmıyor. Bu nedenle tecrübe ve bilgi paylaşımı yapılarak ortak yatırımlarla yeni teknolojilere ulaşmak için adımlar atılmalıdır. Ayrıca yeni üyeler kabul edilerek, BRICS kapsamında sermaye artırımı sağlanmalı ve üye ülkelerin altyapı çalışmalarına destek verilmelidir” ifadelerini kullandı.
BRICS, 2006 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin tarafından kuruldu. 2011 yılında ise Güney Afrika birliğe katıldı. Bu yıl 1 Ocak’ta Mısır, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Etiyopya gruba tam üye oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, BRICS Zirvesi’ndeki temasları kapsamında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi kapsamında Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir araya geldi. Putin, zirvenin düzenlendiği Kazan EXPO’daki görüşmenin basına açık kısmında TUSAŞ’a yapılan terör saldırısını kınayarak, taziye dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi Genişletilmiş Liderler Oturumu’na daveti ve ev sahipliği için Putin’e teşekkür etti, Astana’daki görüşmenin ardından Putin ile yeniden bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Putin’in, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısında hayatını kaybedenler için taziye dileklerine teşekkür eden Erdoğan, “4 şehidimiz var, 14 yaralımız var. Bu menfur terör saldırısını lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Dışişleri Bakanınız 3+3 Bölgesel İşbirliği Platformu vesilesiyle Cuma günü İstanbul’daydı. Artık siz değerli dostumu da en kısa zamanda Türkiye’de görelim istiyorum. Banka ödemelerindeki sıkıntıların çözülmesine yönelik çabalar sürüyor. Bu hususta bir mekanizma tesis edilmesi maksadıyla Hazine ve Maliye bakanlıklarımız, Merkez Bankalarımız temas halinde. Ticaret bakanlıklarımız arasında da bir kurumlar arası çalışma başlatıldı. Yaptırım kapsamında yer almayan, ticari açıdan risk arz etmeyen ürünlerden oluşan bir listeyi geçen hafta heyetinize ilettik. Liste üzerinde mutabık kalınmasının ardından ödemeler için nasıl bir platform geliştirileceğine odaklanılacak” diye konuştu.
Bugünkü toplantının çok önemli olduğunu belirten Putin, “Ticari ve ekonomik işbirliğimiz gelişmeye devam ediyor. Geçen sene ticaret hacmimiz 55 milyar dolardı. Bu yılın ilk 8 ayında yüzde 6,2 artış gösterdi. Türk iş dünyası da burada makine ve otomotiv sanayisine önemli yatırımlar yaptı. Geçen sene boru hatları üzerinde 20,5 milyar metreküp doğal gaz sevk edildi. Doğal gaz merkezi üzerinde çalışmalar devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mudanya Üniversitesi’nin 2024-2025 akademik yılı açılışına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç yaptığı konuşmada, ülkelerin kalkınması için eğitimin en önde gelen unsurlardan bir tanesi olduğunu belirterek, “Gençlerin eğitimi, çocukların geleceğe hazırlanması eğitimle mümkün. Eğitim olmadan kalkınma olmaz. İlköğretimden ortaöğretime, liseden üniversiteye varıncaya kadar eğitimin her kademesi birbirinden değerli. Özellikle yükseköğretim, gençlerin geleceğe hazırlanması çok çok önemli. Bu anlamda da son yıllarda ülkemiz çok önemli mesafeler aldı. Üniversite sayıları, 66’dan 208’e çıkarıldı. Tüm ülke genelinde 81 vilayetimizde üniversiteler kurulurken, vakıf üniversitelerinin önü açıldı. Bu anlamda eğitimin kalitesini arttırmak için akademik kadroların güçlendirilmesi için destekler verildi. Bütçede en fazla pay eğitime ayrıldı. Eskiden savunmaya ayrılıyordu. Üniversitelerde okuyan öğrencilerin okuma imkanları, burs, yurt imkanları arttırıldı. Tabii insanı güçlendirmenin en önemli yolu da çocukları daha ilk baştan itibaren güçlü bir eğitimle desteklemek. Eğitime bütçede en fazla payı ayırdık. Tabii istikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizin dört bir yanını eserlerle donattık. Bursa’mız bu eserlerden çok çok faydalanırken, faydalanmaya da devam ediyor” diye konuştu.
Yüzde 20’lik savunma sanayinde yerlilik oranı varken bugün yüzde 80’e çıkardıklarını belirten Bakan Tunç, “Bunun ne kadar önemli olduğunu işte görüyoruz. Yüzde 100’e varmamız lazım. Hatta ihraç eder noktaya gelmemiz lazım. Teknolojinin tüm imkanlarını her alanda kullanmamız lazım. Eğitimde de, adalette de artık dijital çağdayız. İstikrarlı kalkınma hamlelerinde bugüne kadar aldığımız mesafeyle yetinmememiz lazım. Dünyada Türkiye’yi en güçlü ülkeler arasında görmemiz lazım. Bunun mücadelesini milletçe birlik beraberlik içerisinde vermemiz lazım. Dünyada hakkaniyeti, adaleti savunmanın yolu da güçlü olmaktan geçiyor. Bugün maalesef, üniversite rektörümüzün de açılışta belirttiği gibi dünyada adaletsiz bir sistem var. Bu adaletsizliği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler kürsüsü de dahil olmak üzere sürekli dile getiriyoruz. Uluslararası sistemin artık insanlığın sorunlarına cevap veremediğini, uluslararası kuruluşların etkisiz olduğunu, dünyadaki sıkıntıları çözme noktasında başarısız olduğunu ve dünyanın 5’ten büyük olduğunu ve daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu her fırsatta söylüyor. Sadece tek başımıza söylememiz bir şey ifade eder mi diye düşünüyorken, bugün dünyanın birçok lideri de aynı söze geldi. Aynı cümleleri kurmaya başladı. Uluslararası sistemin Birleşmiş Milletler’in yapısının güvenlik konseyinin yapısının adil olmadığını, artık dünyanın birçok lideri, ülkenin devlet başkanı da söylemeye başladı. Seslendirmeye başladı. Hatta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri dahi, Güvenlik Konseyi’nin yapısının sorunları çözmediğini, bir reforma tabi tutulması gerektiğini söylemeye başladı. Yani dünyada adaletin, hakkaniyetin sözcülüğünü, insan haklarının savunuculuğunu yapan bir liderimiz ve bir ülke noktasında dikkat çekmeye başladık. Bunu daha da güçlü yapmanın yolu Türkiye’yi her alanda güçlü kılmak. Fiziki kalkınma hamleleriyle de demokrasisiyle de daha güçlü hale gelmelidir” ifadelerine yer verdi.
“İsrail aslında bir maşa. O maşayı kullanan eller maalesef insanlık düşmanı, oradaki soykırımın asıl azmettiricileridir”
Bugün Filistin’de dünyanın gözü önünde çocukların katledildiğini belirten Tunç, “41 binden fazla Filistinli şehit edildi. Bunun yüzde 80’i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Ama maalesef bu katliamı durdurabilecek bir güç, bir uluslararası kuruluş yok. Birleşmiş Milletler soykırım sözleşmesinin tüm unsurları ihlal ediliyor. Cenevre Sözleşmesi’nin bütün hükümleri, insancıl hukukun bütün hükümleri ayaklar altına alınıyor. Uluslararası kuruluşların aldığı kararlar sınırlı ve alınan kararlar da maalesef uygulanmıyor. Aslında bir asırdan bu yana orada yerlerinden, yurtlarından edilmek istenen insanlar var. 400 yıl boyunca Osmanlı hakimiyetinde her dinden insanın barış içerisinde, huzur içerisinde yaşadığı Filistin orada Siyonizm Kongresi’nden sonra Yahudi devletinin kurulması fikriyle beraber oluşan ve oradaki yerli halkı yerinden yurdundan ederek bir işgal süreci başladı. O işgal sürecine yönelik Birleşmiş Milletler’in Güvenlik Konseyi’nin çok sayıda kararları olduğu, işgal edilmemesi, işgal topraklarından çekilmesi noktasında kararlar oldu. Sayısız kararlar var ama bu kararların hiçbirisine uymayan bir İsrail devleti maalesef bugünlere kadar gelindi. 7 Ekim’den bu yana da artık olay çok daha farklı bir boyuta geldi. Dünyanın gözü önünde bir soykırım işlendi. Bu soykırım tanımının tamamına uyan bir durum. Bir milletin sırf Müslüman olduğu için yaşadığı topraklardan çıkarılması, sürgüne tabi tutulması, katledilmesi soykırımın ta kendisi. Birleşmiş Milletler soykırım sözleşmesi ihlal edildi. Güney Afrika’nın başlatmış olduğu Uluslararası Adalet Divanı’ndaki davaya biz ilk günden beyan dilekçemizi verdik. Dışişleri Bakan Yardımcımız da beyanda bulundu. Bunun bir soykırım olduğunu, ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini, insani yardımların engellenmemesi gerektiğini, hatırlayın o günlerde güvenlik konseyinin huzuruna gelen insani yardım önergeleri dahil reddedilmiştir. Yani insani yardım önergesi reddedilebilir mi? ‘Oradaki çocuklar aç kalsın veya ölsün. Kadınlar katledilsin.’ İşte uluslararası sistem maalesef bu. Uluslararası Adalet Divanı yargılamaya başladı. Tabii oradaki durumun soykırım olmadığını söylemek, hukukçular için mümkün değil. Tedbir kararları aldı. Soykırım sözleşmesi ihlal ediliyor dedi. Esas hakkında karar olmamakla beraber dedi. Ateşkesin bir an önce sağlanması ve insani yardımların engellenmemesi konusunda karar alındı. Bu tedbir kararlarını uygulayacak, icra edecek olan mekanizma neresi? Güvenlik konseyi. Güvenlik konseyinin huzuruna gidildi ama maalesef güvenlik konseyinin kararları birçok zaman oy çokluğuyla reddedildi. Tabi İsrail özellikle Amerika Birleşik Devleti başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin büyük desteğini alıyor. Burada İsrail aslında bir maşa. Asıl o maşayı kullanan eller maalesef insanlık düşmanı, oradaki soykırımın asıl azmettiricileridir. Dolayısıyla, insanlık bunu da gördü. Bu soykırımı ve tutumunu destekleyenler de azmettiriciler olarak dünyanın tarihine kara leke olarak geçtiler. Bunlar bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşiyor. Şimdi tabii oradaki savaşı, soykırımı daha da genişletmenin çabası içerisinde Lübnan’a saldırdılar. Biz Türkiye olarak dünyada adaleti, hakkaniyeti savunmaya devam edeceğiz. Filistin sorununun kesin ve kalıcı çözümü orada 1967 sınırlarında yani İsrail’in işgal ettiği Batı Şeria, Gazze ve diğer bölgelerden çekilerek 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan oradaki akan kanın durmayacağını bir an önce bağımsız Filistin devletinin kurulması gerektiğini de biz bütün dünyaya, söylemeye, haykırmaya devam edeceğiz. Dünyada hakkaniyeti, adaleti savunmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Diğer yandan, ülkedeki adalet sisteminin daha güvenilir, gecikmeyen, hukukun üstünlüğüne dayanan öngörülebilir bir adalet sisteminin tesisi noktasında çok mesafeler alındığını ifade eden Bakan Tunç, “Biraz önce Mudanya Üniversitesi kurucusu Gıyasettin Bingöl, gençlik yıllarındaki üniversite hayatından bahsetti. Nasıl sıkıntılar çektiğinden bahsetti. Hangi kitapların yasaklandığından, nelerin konuşulamadığından bahsetti. İşte burada örnek. Bugün bu sıkıntıların hiçbirisi yok. Düşünce ve ifade özgürlüğünün önü alabildiğine açıldı. Düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, fikir özgürlüğünün olmadığı bir yerde gelişme olmaz. Özgürlükler, düşünce ve ifade kesinlikle kısıtlanamaz. Ama belli şartlarda kısıtlanabilir. O da şiddeti teşvik ediyorsa, şiddet çağrısı. Orada artık düşünce özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla özellikle ülkemiz terörle mücadele eden bir ülke. Terörle, 40 yıldan bu yana PKK terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Hemen yanı başımızda bir terör devleti kurulmaya çalışıldı. Son yıllarda, son 5-6 yıldır bunun mücadelesini veriyoruz. Diğer yandan 15 Temmuz’da hain bir darbe kalkışmasıyla karşı karşıya kaldık. O darbeci teröristlerle mücadele sürecimiz hem yargı alanında var hem diğer alanlarda devam ediyor. Dolayısıyla ülkemizde terörün her türlüsüyle mücadele ediyoruz. Terörün her türlü mücadele ederken de iktidarıyla, muhalefetiyle birlik olmak durumundayız. Birlik ve beraberlik içerisinde milletimizin huzurunu, güvenliğini sağlayabiliriz. Bu anlamda ülkemiz 22 yıldan bu yana temel hak ve özgürlüklerin daha da alanının genişletmesi genişletilmesi anlamında çok önemli mesafeler aldık. Bir kere mevzuatımızın temel kanunlarımızın tamamını biz yeniledik” dedi.
“Yargıda yeni reform paketiyle ilgili çalışmalarımızı milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız”
Toplumun geliştiğini, ihtiyaçların çeşitlendiğini, bilişim teknolojilerinin de gelişmesiyle yeni yeni suç tiplerinin ortaya çıktığına dikkat çeken Bakan Tunç, “Sosyal medyanın görünürlüğün artması nedeniyle suçlardaki artış tüm bunlar tabi ki yeni ihtiyaçları da doğuruyor. Bu yeni ihtiyaçları da süratli bir şekilde gerçekleştirmek, ihtiyaçlara uygun mevzuat düzenlemelerini yapmak gerekiyor. Özellikle son günlerde tartışılan, işte cezasızlık algısına yönelik eleştiriler. Bu eleştirileri elbette ki dikkate alıyoruz. Bir buçuk yıldan bu yana yargı reformu strateji belgesiyle ilgili bir hazırlığımız var. Önümüzdeki birkaç hafta sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyuyla paylaşacak. Özellikle suç ve suçluyla mücadelede bir kere suçun önlenmesinden tutun da soruşturma aşaması, dava aşaması ve infaz aşamasının her biri birbirinden değerli. Bu anlamda caydırıcılığı sağlamak, özellikle suç işlemesini önlemek, suç işleyenlerin cezalarını çektikten sonra onların topluma kazandırılmasını sağlayabilmek için çok önemli çalışmalar bugüne kadar yaptık. Bundan sonra da özellikle gelişen durumlar nedeniyle yapmak durumundayız. Yargı reformu strateji belgemizde özellikle eleştiri konusu olan denetimli serbestlikle ilgili uygulamalarla ilgili, koşullu salıvermeyle ilgili ve bazı suçlar, özellikle öne çıkan, toplumun huzur ve sükunetini bozmaya yönelik davranışlara yönelik cezaların, alt sınırların arttırılmasına yönelik tutuklama tedbirinin şekline gerek mevzuatımızda gerekli uygulamaya yönelik önemli çalışmalarımız var. Bu taslak çalışmalarımızı milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız ve bu anlamda suç şebekeleriyle mücadeleyi emniyet güçlerimizle de yargı teşkilatımızla beraber bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Toplumun huzurunu bozan suç şebekelerine, örgütlerine hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Özgürlüklerin alanını alabildiğine genişlettik dedik. Tabii bunu yaparken hem mevzuatımızdaki değişiklikler hem de anayasal düzenlemeler yaptık. Anayasamızda kadın haklarıyla ilgili, çocukların korunmasıyla ilgili. Hak arama yollarının genişletilmesiyle ilgili önemli reformları hayata geçirdik. Kamu Denetçiliği’nin kurulması, bilgi edinme hakkı, bireysel başvuru hakkı gibi birçok düzenlemeyi hayata geçirdik. Özel hayatın korunması, kişisel verilerin korunması. Bunlar anayasamızda olmayan şeylerdir. Darbe anayasasında bunlar yoktu. Ama bunlar ihtiyaçtı ve bu mekanizmaların kurulması gerekiyordu ve bunlar önümüzdeki işte 2010, 2004, 2005 ve 2017 anayasa değişiklikleriyle bir kısmı referandumla, bir kısmı mecliste oy birliğiyle yapılan düzenlemeler olarak hayata geçti. Tabii ülkemizin yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması önemliydi. Çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. İşte Milli Güvenlik Kurulunun yapısı, Yüksek Askeri Şura’nın yapısı, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Anayasa Mahkemesi, demokratik hukuk devleti ilkelerine daha uygun hale getirilebilmesi için önemli çalışmalar yapıldı. Tabii bundan sonra yapılamaz mı? Özellikle o kurum ve kuruluşların bundan sonra bu ülkede bir daha milli iradenin, demokrasinin önü kesilmesin diye vesayetçi ruhtan tamamen arındırılabilmesiyle ilgili olarak yapılabilecekler elbette ki var. Anayasamızda yapılan bunca değişiklik darbecilerin yargılanabilmesinden tutun da sıkıyönetimin ilan edilebilmeyeceğine yönelik hükümlerin kaldırılmasına yönelik sıkıyönetimin ilan edilebileceğine yönelik hükümlerin kaldırılmasından tutun da birçok demokratik düzenlemeleri anayasamızda hayata geçirdik. Ama biz şimdi diyoruz ki Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladık. Türkiye Yüzyılı diyoruz inşallah. Gençlerimiz burada, onların omuzlarında Türkiye Yüzyılı inşa edilecek. Bizler özellikle ön sıradakiler temeli attı. Şimdi asıl inşaat sürecini bu gençlerimiz yapacak. O nedenle gençlerimize biz güveniyoruz” diye konuştu.
Mudanya Üniversitesi kurucusu Gıyasettin Bingöl ise yaptığı konuşmada, “Mudanya Üniversitesi’ni elimizden geldiği kadar dünya üniversitesi yapmak için bütün çabaları sarf edeceğiz. Çok iyi bir ekip kurduğumuzdan emin olabilirsiniz. Liyakata, puana önem verdiğimizden emin olabilirsiniz. Bütün ilanlarımız bağımsız bir şekilde ilan edilir. Layık olan kişi tercih edilir. Mudanya Üniversitesi’nde rektörümüzden hocalara, düşünülmüş, tartışılmış, sınavlardan geçip hak ederek buraya geldiler. Eski rektörümüz ve danışma kurulu başkanımız, nerede bir akıl buluyorsak oraya hemen müracaat ediyoruz. İstişare etmek, büyümek, gelişmek istiyoruz. Adalet Bakanımızın öğrencilerimize ilk dersi vermesinden dolayı çok onur duyuyoruz” ifadelerini kullandı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) –Gazze’de savaşın birinci yılı dolarken, İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’a karşı tedbir ve saldırılarını yoğunlaştırdığını açıkladı. Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e roket saldırısı düzenledi . Ateşkes çabaları gölgede kalırken çatışmaların Lübnan’a da yayılması bölgeyi geniş çaplı bir savaş riskiyle tehdit ediyor.
Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları, Tel Aviv’e yönelik bir roket saldırısı başlattığını duyurdu. Hamas’ın saldırısı sonrası Tel Aviv ve çevresinde siren sesleri duyulurken İsraillli yetkililer Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’tan Tel Aviv’e 5 roket ateşlendiğini, saldırı neticesinde şarapnel parçaları nedeniyle hafif yaralanan 30’lu yaşlardaki iki kadına tıbbi müdahale yapıldığını açıkladı.
Gazze’deki savaş birinci yılını doldururken, sabah erken saatlerde İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde Hamas’ın olası bir saldırısına karşı sınır bölgelerinde tedbirleri artırdığını ve bölgedeki Hamas mevzilerinin hedef alındığını açıklamıştı. İsrail’de Hamas’ın “Aksa Tufanı” olarak isimlendirdiği 7 Ekim 2023 saldırılarında öldürülen 1200 İsrailli ve rehin alınan 250 kişi için anma törenleri düzenleniyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Hamas’ı yok edeceklerini söylerken 7 Ekim’den bu yana Gazze’de öldürülen kadın ve çocukların da aralarında bulunduğıu 41 bin Filistinli’nin büyük bir kısmının Hamas militanı olduğunu iddia etti. İsrail ordusu ayrıca Lübnan’a yönelik kara operasyonunu yeni birlikler göndererek genişlettiğini duyurdu.
Ateşkes çabaları gölgede kaldı
Hafta sonu dünya genelinde düzenlenen savaş karşıtı protestolarda Gazze ve Lübnan’da ateşkesin sağlanması çağrısı yapıldı. Hamas’ın İsrail’e saldırısının yıldönümü olan 7 Ekim’de öncesinde planlanan protesto ve anma etkinlikleri nedeniyle Avrupa, Asya ve ABD’nin birçok büyük kentinde güvenlik önlemleri artırıldı.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 31 Mayıs’ta Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için üç aşamalı bir ateşkes planı sunmuştu. Hamas’ın kabul ettiği üç aşamalı ateşkes önerisi önerisi, ilk aşamada altı haftalık bir ateşkes ve rehinelerin bir kısmının serbest bırakılmasını öngörüyordu, ilerleyen aşamalarda da kalıcı ateşkese yönelik adımlar atılacaktı.
Temmuz ayında Roma’da düzenlenen ateşkes görüşmelerde, İsrail, “üç aşamalı ateşkes planına” eklemeler yapılmasını talep etmişti. Bu eklemeler Mısır-Gazze sınırındaki Philedelpia ve Gazze’nin ortasından geçen Netzarim koridorlarının İsrail tarafından kontrol edilmesini içeriyordu. Washington’ın İsrailli yetkililerle müzakere ederek hazırladığı düşünülen ateşkes önerisinin uygulanmasına ilişkin görüşmeler bu noktada tıkandı.
Roma görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD, Mısır ve Katar liderleri ağustos ayında Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasını sağlamak üzere İsrail ve Hamas arasında ortak çabalarla arabuluculu ateşkes görüşmeleri başlattı. ABD’li yetkililer Doha ve Katar’da gerçekleştirilen görüşmelerin yapıcı geçtiğini ve teknik detaylar üzerinde heyetlerarası görüşmelerin devam ettiğini duyurmuştu. Görüşmelerin üzerinden neredeyse iki ay geçmişken ateşkes sağlanamamasıyla birlikte savaş Lübnan’a sıçradı.
İsrail’in İran’a nasıl bir cevap vereceği belirsizliğini koruyor
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını genişletmesi ülkedeki İran destekli Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’ın bir İsrail saldırısı sırasında öldürülmesi İran’ın İsrail’e yönelik bir misilleme saldırısını kışkırttı. Geçen hafta yaklaşık 180 balistik füzeyle İsrail’e saldıran İran’a İsrail’in vereceği yanıtın bölgesel çatışmaları daha da derinleştirmesinden endişe duyuluyor. Beyaz Saray İsrail’in İran’ın nükleer altyapılarını hedef alabileceği olası bir saldırısını desteklemeyeceğini duyurmuştu. Ancak Biden’ın İsrail’in İran’a ait petrol tesislerine yönelik olası misilleme saldırısının değerlendirdiklerine ilişkin açıklamalarının ardından petrol fiyatlarında yüzde 5’in üzerinde artış kaydedildi.
Hizbullah ve İsrail arasında 7 Ekim’den sonra başlayan karşılıklı roket saldırıları, geçen ay İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Lübnan’a yönelik bir kara operasyonu başlatmasının ardından derinleşmişti. 7 Ekim’den sonra başlayan çatışmalardan etkilenen bölgelerde 3 milyondan fazla insanın yerinden olduğu tahmin ediliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Etkinliğe, Hindistan’ın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Anto Alphonse, Dışişleri BakanlığıDoğu Asya Genel Müdür Yardımcısı Sadin Ayyıldız, ITEC programı mezunları ve çok sayıda davetli katıldı.
Alphonse, 1964’ten beri yürütülen ITEC programı kapsamında, yaklaşık 160 ülkeden 200 binin üzerinde memurun eğitim gördüğünü söyleyerek, programın her yıl binlerce kişiye Hindistan’daki enstitülerde eğitim görme imkanı sağladığını kaydetti.
Programın Türkiye ile Hindistan arasında dostluk köprüleri kurmaya katkı sunduğunu dile getiren Alphonse, 1964’ten beri birçok Türk memurun programdan faydalandığını belirtti.
Alphonse, iki ülke arasındaki tarihsel ilişkilere dikkati çekerek, halklar arasındaki etkileşimin önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye-Hindistan ilişkileri
Ayyıldız da haziranda hayatını kaybeden Hindistan’ın Ankara Büyükelçisi Virander Paul’u anarak, taziyelerini dile getirdi.
Dışişleri Bakanlığının merhum Büyükelçi hakkında yayınladığı taziye mesajına atıfta bulunan Ayyıldız, Paul’un görevi sırasında Türkiye-Hindistan ilişkilerini geliştirmek için çaba sarf ettiğini anlattı.
Ayyıldız, iki ülke arasındaki ilişkilere değinerek, Hindistan ve Türkiye ilişkilerinin tarihinin köklü geçmişi olduğuna dikkati çekti.
İki ülke arasında ve halkları arasında her zaman dayanışma örneklerinin görüldüğünü vurgulayan Ayyıldız, dayanışmanın sadece ihtiyaç anlarında değil, teknik, bilimsel, kültür ve diğer işbirliği alanlarının da teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.
Ayyıldız, “ITEC bu tür işbirliklerinin çok başarılı bir örneğidir. ITEC’in Türkiye’deki kapasite geliştirme çalışmaları sayesinde, birçok devlet kurumundan çok sayıda Türk yetkili, Hindistan’da çeşitli alanlarda ve sektörlerde eğitimler aldı.” diye konuştu.
Hindistan hükümeti tarafından 1964’ten bu yana finanse edilen ITEC programı çerçevesinde Hindistan, kalkınma deneyimlerini gelişmekte olan yaklaşık 160 ülke ile paylaşıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İSRAİL, YEMEN’İ VURMAYA BAŞLADI
İsrail, Yemen’e hava saldırısı düzenlediğini doğruladı. İsrail ordusu, Yemen’deki Hudeyde Limanı ve Ras Isa Limanı’na hava saldırıları düzenlendiğini belirterek, saldırıda çok sayıda savaş uçağı ve yakıt ikmal uçağı kullanıldığını aktardı. Ordu, Husilerin söz konusu limanları İran’dan silah ve petrol dahil olmak üzere askeri amaçlı sevkiyatlar için kullandığını belirterek, saldırıların Husilerin İsrail’e düzenlediği füze saldırılarına yanıt olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

HUSİLER: İSRAİL’LE UZUN SOLUKLU BİR SAVAŞA GİRECEĞİZ
Yemen’deki İran destekli Husiler, İsrail ile uzun soluklu bir savaşa gireceklerini belirtti. Husilere bağlı sözde Savunma Bakanlığı Manevi Yönlendirme Dairesi Müdür Yardımcısı Abdullah bin Amir, İsrail ordusundan yapılan “Husilerin de zamanının geleceği” şeklindeki açıklamaya tepki gösterdi.

“GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR SAVAŞ”
Bin Amir, “26sep.net” sitesine yaptığı açıklamada, “İsrail, ‘Yemen’in de vakti gelecek’ diyor. Yemenliler ise ‘O vakit gelinceye kadar beklemeyeceğiz’ diyor. Allah’ın izniyle ilerleyen günler ve aylar yenilgi değil zaferlerle dolu olacak. Bu, uzun ve geri dönüşü olmayan bir savaş olacak.” ifadesini kullandı.
LÜBNAN’DAKİ SON SALDIRIDA 21 KİŞİ CAN VERDİ
İsrail ordusunun, Lübnan’ın doğusundaki Baalbek kentine düzenlediği hava saldırılarında 21 kişinin hayatını kaybettiği, 47 kişinin yaralandığı bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun, ülkenin doğusundaki Baalbek kentini hava saldırılarıyla hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail saldırılarında ilk belirlemelere göre 21 kişinin öldüğü, 47 kişinin yaralandığı kaydedildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun ülkeye bugün düzenlediği hava saldırılarında 42 kişinin öldüğünü, son iki gün içinde öldürülenler arasında 14 sağlık çalışanının bulunduğunu bildirmişti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Yatırım Danışma Konseyi 10. Toplantısı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık ürün sepetimizin yarıya yakını yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerden oluşuyor. Son 21 yılda ortalama yüzde 5,4’lük büyüme kaydederek satın alma gücü paritesine göre 11’inci sıraya yükseldik” dedi.
Yatırım Danışma Konseyi, 8 yıl aradan sonra bugün İstanbul’da, Dolmabahçe’de bulunan Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi’nde toplandı. Küresel şirketlerin katıldığı toplantıda açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Yatırım Danışma Konseyi’ni uluslararası iş dünyasının görüş ve önerilerini almak amacıyla 2004 yılında oluşturduk. Konseyde iletilen birçok teklif ve tavsiyeyi ülkemizin yatırım ortamını iyileştirirken daima göz önünde bulundurduk. Doğrudan yabancı yatırımlar kanunundan sermaye piyasaları düzenlemelerine, bankacılık ve finans sisteminin etkinleştirilmesinden yatırım teşviklerine, fikri mülkiyetten gümrük ve rekabet düzenlemelerine uzanan geniş bir yelpazede devrim niteliğinde adımlar attık. Tüm bunlar sayesinde ülkemiz bugün, uluslararası doğrudan yatırımların yöneldiği öncü destinasyonlardan biri haline geldi’ dedi.
‘BUGÜN 256 MİLYAR DOLARA ULAŞAN İHRACATIMIZA PAYIMIZI YÜZDE 1’İN ÜZERİNE ÇIKARDIK’
256 milyar dolar ihracata ulaşıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Yakın dönemde yaşanan birçok gelişme Türkiye’nin küresel ekonomideki rolünü daha da öne çıkarmıştır. Mesela bu yılbaşında Süveyş Kanalı’nda yaşanan kriz, dünya ticaretinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye, Süveyş kanalındaki tıkanma döneminde alternatif ulaşım rotaları sunarak, küresel ticarette ne kadar güvenilir bir partner olduğunu ispatlamıştır. Ülkemizin küresel tedarik zincirlerindeki konumu her geçen yıl daha da güçleniyor. 2002 yılında 36 milyar dolar ihracatla dünya ticaretinden binde 5 oranında pay alırken, bugün 256 milyar dolara ulaşan ihracatımıza payımızı yüzde 1’in üzerine çıkardık. Bakınız burada sadece bir hacim artışından bahsetmiyoruz. İhraç ettiğimiz ürünlerin teknoloji kompozisyonu da genişlettik. Artık ürün sepetimizin yarıya yakını yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerden oluşuyor. Son 21 yılda, yılda ortalama yüzde 5,4’lük büyüme kaydederek satın alma gücü paritesine göre 11’inci sıraya yükseldik’ ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Nükleer Teknik Destek Anonim Şirketi (NÜTED), Akkuyu’nun birçok sürecinde edindiği tecrübeyi Macaristan’a taşıdı. Macaristan’da bulunan PAKS-II Nükleer Santral Projesi’nde imalat denetim hizmeti verecek olan NÜTED, Macar tarafıyla yeni sözleşmeler için de görüşmeleri sürdürüyor.
Akkuyu’dan elde edilen kazanımları uluslararası geçerliliği olan sertifikalar ile güçlendiren NÜTED, Macaristan’da kurulumu devam eden söz konusu projeyle imzaladığı sözleşme kapsamında santrale imalat denetim hizmeti verecek.
Macaristan’daki santral ile daha yüksek kapsamlı farklı hizmetlere yönelik görüşmeler de devam ediyor. Türkiye’nin nükleer alandaki ilk hizmet ihracı olan bu sözleşme, Türk mühendislerinin nükleer alanda sahip olduğu yetkinliği de gösteriyor.
NÜTED, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ilişkili kuruluşu olan Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) tarafından 2020 yılında kuruldu. Türkiye’nin nükleer alandaki ilk teknik destek şirketi olan NÜTED, nükleer alanda ihtiyaç duyulan her türlü teknik destek, analiz, danışmanlık, denetim, eğitim ve sertifikalandırma hizmetleri yürütüyor.
NÜTED, Akkuyu NGS’de de görev üstlenerek saha, inşaat, imalat ve işletmeye alma süreçlerinde denetim, gözetim, değerlendirme, eğitim ve mühendislik hizmetleri olmak üzere birçok alanda çalışmalar yapıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna liderini hedef alan Trump, “Bence Zelenskiy tarihin en büyük pazarlamacısı. Ne zaman ülkeye gelse 60 milyar dolarla geri dönüyor” dedi. Pennsylvania’daki seçim mitinginde konuşan Donald Trump, “Eğer seçimi kazanırsam Putin ve Zelenskiy’i arayacağım ve savaşı bitirmeleri için bir anlaşmaya varmalarını söyleyeceğim” diye konuştu.
ZELENSKİY YENİ YARDIMLAR ALMAYI PLANLIYOR
Zelenskiy ise Trump ile eş zamanlı yaptığı açıklamada, “ABD’nin kararlı eylemleri, gelecek yıl Rus saldırganlığının durdurulmasını hızlandırabilir” dedi. Trump’ın açıklamaları, Zelenskiy’nin “zafer planı” olarak adlandırdığı stratejisini ABD Başkanı Joe Biden’a sunmak üzere ülkeyi ziyaret ettiği döneme denk geldi. Zelenskiy, Biden ile görüşmesinden sonra planını ABD Kongresi’ne ve iki başkan adayı Kamala Harris ve Donald Trump’a sunacağını söylemişti. Trump daha önce Ukrayna’ya ABD’nin verdiği desteği eleştirmiş ve Rus lider Vladimir Putin’i övmüştü. Ancak Trump “büyük olasılıkla” Zelenskiy ile görüşeceğini belirtmişti.
RUSYA’DAN UZUN MENZİLLİ FÜZE RESTİ
Ukrayna aylardır ABD, İngiltere ve diğer Batılı müttefiklerinden Rusya’daki hedefleri vurabilmek için uzun menzilli füzeler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını istiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise geçen hafta yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın uzun menzilli silahlarla ülkesinin topraklarına saldırmasının, NATO’nun Rusya ile savaş halinde olması anlamına geleceğini söylemişti. Zelenskiy, müttefiklerine şimdiye kadarki yardımları için minnettar olduklarını söyledi ve ABD’den “başlıca destekçi” diye söz eti. ABD, şu ana dek yaptığı 56 milyar dolar yardımla Ukrayna’nın savunmasına en fazla destek veren ülke.
TRUMP, BIDEN YÖNETİMİNDEN FARKLI DÜŞÜNÜYOR
Donald Trump Kasım’da seçilmesi halinde “savaşı 24 saat içinde” bitireceğini söylemiş, ancak ABD’nin Ukrayna’ya desteğini para israfı olarak tanımlamak dışında ayrıntı vermemişti. Trump ile Mart ayında görüşen Macaristan Başbakanı Viktor Orban “Trump’ın Ukrayna-Rusya savaşına kuruş para vermeyeceğini, böylece de savaşın sona ereceğini” söylemişti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖCALAN İÇİN SLOGAN ATTILAR
“Festival” adı altında gerçekleştirilen gösteride PKK yandaşları, terör örgütünün bayraklarını taşıdı ve elebaşı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması yönünde sloganlar attı.

FRANSA’NIN İZNİ DAHİLİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Fransa Dışişleri Bakanlığı, AA muhabirinin, PKK Avrupa Birliği ve Fransa tarafından terör örgütü olarak tanınırken örgüte ait paçavralarla terör propagandasının yapıldığı bu gösteriye neden izin verildiği sorusunu henüz yanıtlamadı. Türkiye, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2021’de terör örgütü PKK/PYD/YPG güdümündeki sözde “Suriye Demokratik Konseyi” mensupları ile görüşmesini kınamıştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre Yumaklı, Brezilya’nın Mato Grosso eyaletinin başkenti Cuiaba’da düzenlenen G20 Tarım Bakanları Zirvesi’ne katıldı.
Açılış oturumunun ardından bakanlar, günün anısına fidan dikerken, Bakanlar Toplantısı Birinci Oturumu’nda konuşan Yumaklı, son yıllardaki gelişmelerin, dayanıklı ve sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerine ilişkin sorumluluklarının her zamankinden daha da önemli olduğunu gösterdiğine işaret etti.
Yumaklı, toprak, su ve gıdanın ulusal politikaları ve küresel ilişkileri belirleyen stratejik unsurlar olduğunu aktararak “İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin yanı sıra, Kovid-19 gibi krizler ve bölgesel çatışmalar giderek tüm dünyayı etkilemekte ve küresel gıda güvenliğini tehdit etmektedir. Bu, barış ve güvenlikle tarımın sürdürülebilirliği arasında yakın bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ancak su olmadan tarımın sürdürülebilirliğini sağlayamayız. Bu nedenle suyu tarım politikalarımızın merkezine koyuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Tüm dünya olarak bir geçiş döneminde olunduğunu, bunu da “yeni normal” olarak adlandırdıklarını belirten Yumaklı, şöyle devam etti:
“Bu yeni normale uyum sağlayabilmek amacıyla, etkili arazi kullanımı, su yönetimi ve üretim planlaması için yeni stratejiler oluşturmaktayız. Şimdi neyi, nerede ve ne kadar üreteceğimizi planlayacağız. Bu yıl itibarıyla planlı üretim uygulamalarını hayata geçireceğiz. Su merkezli tarımsal üretim planlamasıyla en uygun yerde stratejik ürünler üreterek tarımsal verimliliği artırmayı hedeflemekteyiz. Tüm bu politikalarla gıda tedarik güvenliğimizi garanti altına almayı ve üreticilerimizin hasat döneminde pazarlama sorunlarıyla karşılaşmasını engellemeyi amaçlıyoruz.”
“Sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak önemli”
Yumaklı, “Sıfır Açlık” için birlikte çalışılması gerektiğine vurgu yaparak, yiyeceğin temel bir insan hakkı olmasına rağmen 800 milyondan fazla insanın bu hakka erişemediğini bildirdi.
Yaklaşık 500 bin kişinin gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmasına neden olan Gazze’deki katliama dikkati çekmek istediğini belirten Yumaklı, “Gazze’de Filistinlilere uygulanan katliam, milyonlarca insanın kabul edilemez bir şekilde gıda ve suya erişimini engelliyor. Neredeyse bir yıldır devam eden bu zihinsel tutulmanın, insanlık adına sona ermesi gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Yumaklı, Gazze’de olduğu gibi, yetersiz hasat veya kıtlığa neden olan doğal afetler gibi farklı sebeplerle kronik açlık çeken birçok bölgenin bulunduğuna dikkati çekerek, “Bu noktada, gıda ticaretinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Uluslararası ticaretin gıda güvenliği ve beslenme üzerindeki rolü, gıda bulunabilirliğini ve gıda güvenliğinin istikrarını doğrudan etkileyecek hassas bir konudur. Ticaret, gıdanın daha bol olduğu bölgelerden ihtiyacı olan bölgelere gıda aktararak bu açığı kapatabilir.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin küresel ticaret ağlarına giderek daha fazla entegre olduğuna vurgu yapan Yumaklı, “Türkiye olarak, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırmanın önemini kabul ediyoruz. Bu yaklaşım yalnızca fayda sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda iklim değişikliğini ele almak ve gıda sistemlerinin uzun vadeli dayanıklılığını sağlamak için küresel çabalarla da uyumlu olacaktır.” şeklinde konuştu.
Yumaklı, sürdürülebilir geleceğin sadece bir olasılık değil, gereklilik olduğuna işaret ederek, tüm dünyanın kendisini çevresel olarak güvenli, gıda açısından yeterli ve iklim değişikliğine dayanıklı bir dünyaya adaması gerektiğini bildirdi.
Bazı ülkelerin bakanlarıyla ikili görüşme
Bakan Yumaklı, zirve kapsamında bazı ülkelerin tarım bakanlarıyla da buluştu. Toplantıya ev sahipliği yapan Brezilya’nın Tarım ve Balıkçılık Bakanı Carlos Favaro ile görüşen Yumaklı, yine Brezilya’nın Tarımsal Kalkınma ve Aile Çiftçiliği Bakanı Paulo Teixeira ve Balıkçılık ve Su Ürünleri Bakan Yardımcısı Edipo Cruz ile bir araya geldi.
Yumaklı, zirveye katılan Azerbaycan Tarım Bakanı Majnun Mammadov, Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanı Abdulrahman Al Fadley, İspanya Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanı Luis Planas, ABD Tarım Bakan Yardımcısı Xochitl Toores Small, Rusya Tarım Bakan Yardımcısı Sergey Levin ile görüştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zelenskiy, Telegram hesabından paylaştığı görüntülü mesajında, Rusya’nın, Ukrayna’nın Poltava bölgesine füze saldırısı gerçekleştirdiğini duyurdu.
Saldırıda iki balistik füzenin kullanıldığını savunan Zelenskiy, saldırı sonucu Poltava’daki bir enstitünün kısmen yıkıldığını ve yanındaki hastanenin de hasar gördüğünü ifade etti.
Zelenskiy, mevcut bilgilere göre saldırıda 41 kişinin öldüğünü,180 kişinin yaralandığını aktardı.
Enkaz altında insanların olduğunu aktaran Zelenskiy, olay yerinde arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.
Ukrayna’nın daha çok hava savunma sistemine ihtiyaç duyduğunu kaydeden Zelenskiy, “Bizi Rus teröründen koruyabilecek uzun menzilli saldırılara şimdi ihtiyacımız var, daha sonra değil.” ifadelerini kullandı.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi, İsrail’e verilen 30 silah ihracatı lisansının askıya alındığını, verilen toplam lisansın ise 350 olduğunu açıkladı.
Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi’nden yapılan açıklamada, ” Hükümet, İsrail’in uluslararası insancıl hukuka uygunluğunun gözden geçirilmesinin ardından, Gazze’deki askeri operasyonlarda kullanılmak üzere İsrail’e silah ihracatı lisanslarını askıya alma kararı aldı. Birleşik Krallık’ın sağlam ihracat lisansı kriterleri, ürünlerin Uluslararası İnsancıl Hukukun (UİH) ciddi şekilde ihlal edilmesi ya da ihlal edilmesinin kolaylaştırılması amacıyla kullanılması halinde hükümetin ihracat lisansı vermeyeceğini belirtmektedir. Bu askıya alma kararı Birleşik Krallık’ın İsrail’in güvenliğine yönelik kararlı desteğini değiştirmeyecek olup karar gözden geçirilmeye devam edilecektir” denildi.
350 LİSANSTAN 30’U ASKIYA ALINDI
Bakanlık, İsrail’e verilen 350 silah ihracatı lisansından 30’unun askıya alındığını belirterek, “Bu değerlendirmeler İsrail’in uyumu konusunda ciddi endişelere yol açmıştır ve hükümet bu 30 lisans kapsamında İsrail’e ihraç edilen ürünlerin ciddi UİH ihlallerinde kullanılabileceğine dair açık bir risk olduğu sonucuna varmıştır ve bu nedenle bugünden itibaren bazı ihracatları derhal askıya almaktadır. Bu karar, İngiliz bakanların İsrail’e Gazze’deki sivillere hayat kurtarıcı gıda ve tıbbi malzemelerin ulaştırılması ve tutuklulara daha iyi muamele ve erişim sağlanması için daha fazlasını yapması yönünde defalarca yaptıkları çağrıların ardından geldi” ifadeleri kullanıldı.
Askıya alınan ürünler arasında savaş uçakları, helikopterler ve insansız hava araçlarının da bulunduğu vurgulanarak, “Askıya alma, Gazze’deki mevcut çatışmalarda kullanılan ve İsrail’e verilen toplam 350 lisansa karşılık IDF’ye giden yaklaşık 30 ürün için geçerli olacak. Askıya alınan kalemler arasında savaş uçakları, helikopterler ve insansız hava araçları da dahil olmak üzere askeri uçaklarda kullanılan önemli parçaların yanı sıra Gazze’de kullanılabilecek yer hedeflemesini kolaylaştıran kalemler de yer almaktadır. Gazze’deki mevcut çatışmada askeri kullanım için olmadığını değerlendirdiğimiz ve bu nedenle askıya alınmasını gerektirmeyen bir dizi ihracat lisansı bulunmaktadır” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yanık, Müslüman ülkelerdeki insan hakları ihlalleri, dünyada artan İslamofobi ile Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin Uygur Türkleri ve diğer azınlıkların karşılaştığı insan hakkı ihlalleriyle ilgili raporuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de sürdürdüğü işgal ve katliamların soykırım şeklinde devam ettiğini vurgulayan Yanık, dünya genelinde çatışmaların yaşandığı ve insan hakları evrensel ilkelerinin ihlal edildiği bölgelerin önemli bir kısmının Müslüman topluluklarının yaşadığı yerler olduğuna dikkati çekti.
Batı dünyasında yükselen bir İslamofobi olduğunun altını çizen Yanık, “Dünyada, insan hakları ihlali yaşanan yerlerin savunuculuğunu yapacak, insan hakları ihlallerine karşı sesini yükseltecek savunucuların olacağı yerlerde, İslamofobi ile beraber hak ihlallerini besleyen ve maalesef meşru gösteren bir sürecin geliştiğini görüyoruz.” dedi.
Hindistan ve Pakistan sınırında 1947’den beri süregelen Keşmir sorununun, Myanmar’daki Arakanlı Müslümanlar ile Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki vatandaşların yaşadığı insan hakları ihlallerinin devam ettiğine işaret eden Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün insan hakları konseptinde temel olan yaşama, mülkiyet, çalışma, seyahat ve iletişim hakkı gibi konuları artık kimse konuşmuyor. Bunların dışında çevre hakkından temiz havaya ve suya erişim gibi haklar konuşmaya başladık. Ama hala Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde temel insan haklarından yaşama, çalışma, aile kurma haklarından bahsediyoruz. BM’nin iki yıl önce hazırladığı raporun somut sonuçları itibarıyla Sincan’da zorla yerinden etmenin yaygın olarak kullanıldığı, cezalandırma yöntemi olarak hapse atma, insanların üreme ve aile olma hakkının engellendiği, seyahat hakkının alındığı, din ve vicdan özgürlüğü ile alakalı sorunlardan bahsediyoruz. Geçen iki yıl içerisinde hiçbir değişikliğin olmadığını ve şikayetlerin devam ettiğini görüyoruz. 1970’lerde nüfusunun yüzde 80’e yakını Müslüman olan Sincan Özerk Bölgesi’nde sistematik bir demografik dönüşüm olduğunu, insanların yerinden edildiğini görüyoruz.”
“Karşımızda BM’nin aldığı kararlarla dalga geçen bir İsrail var”
BM’nin uluslararası hukuk sözleşmelerine taraf olan ülkelerin, insan hakları ilkeleri ve hukuk kurallarına uyacağını taahhüt ettiğini belirten Yanık, ancak Çin ve İsrail gibi ülkelerin bunlara uymadığını söyledi.
Yanık, “Karşımızda, BM’nin bugüne kadar aldığı hiçbir karara uymayan, uymadığı gibi adeta bu kararlarla dalga geçen bir İsrail var. O halde uluslararası toplum olarak yapılan tespitlere, gözlemlere uygun bir biçimde insan hakları konseptini yükseltmemiz, dünyanın neresinde olursa olsun, kim olursa olsun insan hakları ihlallerine karşı tutum almamız ve bununla mücadele etmemiz gerekiyor. Cumhurbaşkanı’mızın ‘Dünya beşten büyüktür’ vurgusunun ısrarla devam etmesinin aslında ne kadar önemli olduğunu Çin örneğinde de olduğu gibi görüyoruz.” diye konuştu.
İsrail’in Gazze’deki katliamlarına karşı İngiltere’de son bir buçuk aydır devam eden gösterilerin aşırı sağcıları rahatsız ettiğini dile getiren Yanık, şunları kaydetti:
“İngiliz toplumunun Filistin’deki katliama karşı son derece barışçıl ses yükseltmeye başladığında aşırı sağcılar birden harekete geçti ve bu, adeta bir İslamofobi dalgasına dönüştü. Hatta İngiliz siyasetçilerden bir tanesi ‘Allahu Ekber diyenin tutuklanması gerekir’ gibi bir cümle kurdu. İslamofobi’ye ve Müslüman coğrafyalardaki insan hakları ihlallerine bu kadar gözünüzü kapattığınızda bunun yansımaları sadece oldukları yerde kalmıyor, bütün dünyayı yakan bir ateşe dönüşüyor. İsrail şu anda Filistin’i katlediyor ama öbür taraftan Lübnan’a, Suriye’de Golan Tepeleri’ne saldırmaya devam ediyor. Belki İran’la devam edecek ve önce bölgesel sonra da küresel bir tehdide dönüşecek bir konudan bahsediyoruz. O yüzden İslamofobi ve Müslümanlara yönelik insan hakları ihlalleri sadece Müslümanların değil bütün insanlığın meselesidir. Herkesin buna karşı durması gerekir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARDAHAN – Türkiye’nin Gürcistan sınırında, Kafkaslar ve Orta Asya’ya açılan kapısı konumundaki Posof Türkgözü Sınır Kapısı’nda Rusya- Ukrayna savaşı nedeniyle tır yoğunluğu devam ediyor.
Türkiye’nin Gürcistan üzerinden Kafkas ülkelerine açılan Ardahan’ın Posof ilçesindeki Türkgözü Gümrük Kapısında tır kuyruğu devam ediyor.
Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle güzergah değiştiren tırlar, Türkiye ile Gürcistan arasındaki Posof-Türkgözü Gümrük Kapısı’nda yoğunluk oluşturdu. Tır kuyruğunun 3 kilometreyi bulduğu gümrük kapısında sürücüler, Posof-Türkgözü Gümrük kapısından geçmek için uzun süre beklemek zorunda kalıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SARATOV VALİSİ DOĞRULADI
Rusya‘nın Saratov Bölge Valisi Roman Busargin, Ukrayna ordusunun dün gece Saratov kentine İHA’larla saldırı düzenlediğini doğrulayarak Predmostovaya Meydanı’ndaki bir bina kısmen hasar gördüğünü ifade etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HEDİYE EDİLEN KUR’AN-I KERİM’İ ÖPTÜ
Ziyaret sırasında İslami değerlere olan hassasiyetini gösteren Putin, Çeçenistan’daki Hazreti İsa Camii’nde kendisine hediye edilen Kur’an-ı Kerim’i öptü.
“KUR’AN-I KERİM’E YAPILAN SAYGISIZLIK SUÇTUR”
Daha önce yaptığı bir açıklamada, Kur’an-ı Kerim’in Müslümanlar için kutsal bir emanet olduğunu ve ona yapılan saygısızlığın Rusya’da suç sayıldığını belirtmişti. Putin, “Kur’an-ı Kerim Müslümanlar için kutsal emanettir ve diğer tüm insanlar için de öyledir. Diğer ülkelerde dini duygulara saygı gösterilmediğini ve bunun bir suç olarak kabul edilmediğini biliyoruz,” şeklinde konuşmuştu.
“SİZİN GİBİ ASKERLERİMİZ OLDUĞU SÜRECE HER ZAMAN YENİLMEZ OLACAĞIZ”
Kurchaloyevsky bölgesinde Çeçenistan’ın ilk lideri Ahmet Kadirov’un mezarını ziyaret eden Putin, sonrasında Kadirov ile birlikte Gudermes’teki Rus Özel Kuvvetler Üniversitesi’ni ziyaret etti. Putin, üniversitede Ukrayna’da savaşmak için eğitim gören Çeçen birlikleri ve gönüllülerle bir araya gelerek yetkililerden bilgi aldı. “Sizin gibi askerlerimiz olduğu sürece, her zaman yenilmez olacağız. Burada poligonda atış yapmak başka bir şey, hayatınızı ve sağlığınızı riske atmak başka bir şey. Ancak anavatanı savunmak için manevi bir ihtiyacınız ve böyle bir karar alma cesaretiniz var” dedi.
“UKRAYNA’DA SAVAŞMAK İÇİN 47 BİN ASKER GÖNDERDİK”
Kadirov ve Putin, ziyaret çerçevesinde çalışma toplantısı gerçekleştirdi. Kadirov, görüşmede yaptığı konuşmada Çeçenistan’ın Ukrayna’da savaşmak için şu ana kadar 19 bini gönüllü olmak üzere toplam 47 bin asker gönderdiğini söyledi. Gönderilen askerlerin Rus Özel Kuvvetler Üniversitesi’nde eğitim aldığını belirten Kadirov, ayrıca on binlerce eğitimli askerlerin de askeri bölgeye gitmek için hazır bulunduğunu ifade etti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doha’da ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda gerçekleşen Gazze’de ateşkes sağlanması müzakerelerinin ikinci günü sona erdi. Arabulucular tarafından yayımlanan ortak açıklamada, müzakerelerde her iki tarafın da “taraflar arasındaki farkları azaltan” bir öneriyle temsil edildiği ve taraflara ABD Başkanı Joe Biden’ın mayıs ayında gündeme getirdiği üç aşamalı ateşkes planındaki ilkelerle uyumlu bir öneri sunulduğu ifade edildi.
Ortak açıklamada, “Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de tekrar bir araya gelecekler ve bugün belirlenen şartlarda bir anlaşmaya varmayı umuyorlar” denildi. Katar, Mısır ve ABD’nin görüşmelerle ilgili daha önceki ortak açıklamasında olduğu gibi “Artık kaybedilecek zaman yok ve hiçbir tarafça kabul edilebilecek bir gecikme mazereti bulunmuyor” ifadelerine yer verildi.
ABD, Mısır ve Katar’ın ortak açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Son 48 saatte Doha’da, hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için anlaşmayı sonuçlandırmayı hedefleyen yoğun görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler ciddi ve yapıcıydı ve olumlu bir atmosferde gerçekleştirildi. Bugün erken saatlerde, ABD, Mısır ve Katar’ın desteğiyle, her iki tarafa da Başkan (Joe) Biden’ın 31 Mayıs 2024 tarihinde belirttiği ilkelerle ve BM Güvenlik Konseyi 2735 numaralı kararı ile uyumlu bir köprü önerisi sunuldu. Bu öneri, geçen hafta boyunca üzerinde anlaşmaya varılan noktalara dayanarak, anlaşmanın hızlı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak şekilde kalan detayları kapatmakta.
Çalışma ekipleri, önümüzdeki günlerde uygulama detayları üzerinde teknik çalışmalarına devam edecek, bu kapsamda anlaşmanın geniş kapsamlı insani hükümlerinin uygulanması için düzenlemeler ve rehine ile tutuklularla ilgili özel konular ele alınacaktır.
Hükümetlerimizden üst düzey yetkililer, önümüzdeki haftanın sonunda Kahire’de yeniden bir araya gelecek ve bugün ortaya konan şartlar altında anlaşmayı sonuca bağlamak için çabalayacaklar. Üç ülkenin liderlerinin geçen hafta belirttiği gibi, artık kaybedilecek zaman yok ve herhangi bir tarafın daha fazla erteleme için hiçbir mazereti kabul edilemez. Rehineleri ve tutukluları serbest bırakma, ateşkesi başlatma ve anlaşmayı uygulama zamanı geldi.
Sonuca ulaşmak, hayat kurtarmak, Gazze halkına yardım sağlamak ve bölgesel gerilimleri yatıştırmak için bir yol artık açtık.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

