15 yıl boyunca nefroloji takibi yapılarak ilaç tedavisi alan Kuzuluk’un böbrekleri tamamen kullanılamaz hale geldi.
Diyaliz makinesine bağlanma riski taşıyan Umut Kuzuluk’a annesi İkbal Kuzuluk’un böbreği uygun bulunarak, 1 hafta önce nakledildi.
Başarılı geçen operasyon sonrası Umut Kuzuluk’un hastanedeki tedavisi sürerken, anne Kuzuluk taburcu edildi.

‘TÜRKİYE’DE 24 BİN HASTA ORGAN NAKLİ BEKLİYOR’
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, Doç. Dr. Tutkun Talih ve ekibinin 38’inci böbrek naklini yaptıklarını söyleyerek, “Türkiye’de yaklaşık 24 bin hasta organ nakli bekliyor. O hastalarımızın sosyal hayatları ciddi manada kısıtlanıyor. Hayat kaliteleri düşüyor.
Bu hastaların tedavisinde 2 seçenek var. Bunlardan birisi diyaliz, diğeri de böbrek nakli. Böbrek nakli en güvenilir ve hayat kalitesini yükselten tedavi olarak tüm dünyada kabul görüyor. Ancak, böbrek naklinde hala en büyük sıkıntı verici bağışçı eksikliği. 2002 yılından itibaren 74 binin üzerinde böbrek nakli yapılmış.
Özellikle beyin ölümü gerçekleşen hastalardan organ nakli yapılıyor. Ancak her 4 beyin ölümünden sadece bir hastamızdan organ alınabiliyor. Bu oran Avrupa’ya kıyaslandığında gayet düşük kalıyor. Bir hastanın organlarını bağışlaması 8 hastaya can veriyor. Üniversitemizde de 1994 yılından itibaren organ nakli yapılıyor” diye konuştu.

‘LİSTEMİZDE NAKİL BEKLEYEN 550’YE YAKIN HASTAMIZ VAR’
ERÜ Organ Nakil Merkez Müdürü ve nakil koordinatörü Doç. Dr. Tutkun Talih ise, 2020 yılında Covid-19 pandemisi nedeniyle 1 yıl nakillerin durduğunu ancak idarenin desteği ile aradan geçen süreçte 38’inci nakile imza attıklarını belirterek, “Bu nakil 2020’den beri bizim ekibimizin yaptığı 38’inci nakildi.
Son zamanlarda bazı sıkıntılar oldu ama sağ olsun dekanlığımız, başhekimliğimiz bunları aşarak bize yardımcı oldu. Erciyes Üniversitesi çok büyük bir üniversite, Kayseri çok büyük bir şehir. Bizim hastalarımızın Kayseri’deki hastalarımızın şehir dışına çıkmadan burada bu ameliyat yapılması çok elzem bir şey. Bunun mutluluğunu yaşıyoruz.
Listemizde 550’ye yakın organ nakli bekleyen hastamız var. Bu toplantılar bunlara teşvik olsun. Aynı şekilde bu nakiller de teşvik olsun. İnşallah daha fazla devam edeceğiz ve nakil yapacağız. Kayseri’den hastalarımız şehir dışına çıkmadan biz burada, üniversitemizde bu işleri halledeceğiz inşallah” dedi.

‘ANNESİ KENDİ BEDENİNDEN EVLADINA HAYAT VERMİŞ OLDU’
ERÜ Çocuk Sağlığı Ve Hastalıklar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Dursun ise, böbrek nakli olan Umut’un bebekliğinden beri takibini yaptıklarını belirterek, “Umut, bizim evladımız. Böbrek hastalarının nihayetinde ulaşacağı son dönem böbrek yetmezliği. Dolayısıyla bu aşamada vereceğimiz birtakım tedaviler var.
Bütün optimum şartları sağlasanız ki bir de bu çoğu zaman mümkün olmuyor, diyaliz, böbreğin yaptığı fonksiyonun yüzde 15-20’sini yapabilir. Umut’un annesine teşekkür ediyorum. Evladına kendi bedeninden hayat vermiş oldu” ifadelerini kullandı.
‘ANNEME TEŞEKKÜR EDİYORUM’
Şeraffetin Umut Kuzuluk ise, “Böbrek nakli oldum. Süreç iyi geçti, ameliyatta hiçbir sıkıntım olmadı. Tutkun hocama ve bütün hocalara teşekkür ederim. Böbreğini verdiği için anneme çok teşekkür ediyorum.
Kayserisporluyum ve bu şehrin plakasını temsil eden 38’inci nakili olduğum için mutluyum. Kayserispor’a başarılar dilerim. En büyük hayalim Kayserispor futbolcusu Miguel Cardoso’yla görüşmek. 38’inci nakli Cardoso’yla beraber kutlamak isterim” dedi.

‘DİYALİZ OLMASINI İSTEMEDİK’
İkbal Kuzuluk da, “Oğluma böbreğimi verdim. Oğlum 5 aylıkken bu hastalık tanısı konuldu. İki böbreğinden de zarar gördüğünü söylediler. Şimdiye kadar hocalarımızın takibiyle bu zamana kadar geldik.
Hocalarımız ‘nakil veya diyaliz olacak’ dedi. Biz de ailesi olarak diyaliz olmasını istemedik. O sürecin zorlu geçtiğini ben internetten araştırdım. Babasıyla ikimiz testlerimizi verdik, ikimizinki de uyumlu çıktı. Benimki biraz daha uyumluydu. Böylelikle ameliyatımızı olduk. Hocalarımıza çok teşekkür ediyorum. Çok ilgilendiler bizimle. Çok şükür başarılı oldu.
Böbreğin şimdi atma riski var. İnşallah atmaz bir ömür boyu durur. İnsanlar nakil için uyuyorsa hiç tereddüt etmesinler. Ben verdim, hiçbir sıkıntısı yok. Sonrasında rahatlıyorsunuz. Bir can kurtarıyorsunuz. Herkes bence organ bağışında bulunsun. Sırf böbrek değil her türlü organ bağışı hayat kurtarır.”
]]>“MAKTULÜN YERE DÜŞTÜĞÜNÜ VE YARALANDIĞINI DAHİ GÖRMÜŞ DEĞİLİM”
Duruşmada savunma yapan Cihan Kaçmaz, “Benim şahsı öldürme ve yaralama gibi bir amacım yoktu. Bıçaklama hadisesinden yaklaşık yarım saat kadar önce ben oradan geçerken, Umut’a selam vermek istedim. Şervan’ı da önceden tanırım. Umut ve Şervan yabancı bir şahıs ile konuşuyorlardı. Anlaşabiliyorlardı. Hangi dilden konuştuklarını bilemiyorum. İtişiyorlardı, ben bu şahsın korkarak gitmesini istedim. Ancak bu şahıs hareketler yapıyordu. Biraz uzaklaşıp cinsel organını çıkardı. Zıplıyordu. Umut bıçağı çıkarıp bu şahsa salladı. İsabet ettiğini görmedim. Yabancı kişi bize yumruk attı. Yumruk bana isabet etti. Ben Umut’un elinden bıçağı korkutmak amaçlı aldım. Yabancı şahsın üstünde bol bir elbise vardı. Korkutma amaçlı olarak bu kişiye salladım. Ben isabet ettiğini de görmedim. Sonra oradan uzaklaştım. Maktulün yere düştüğünü ve yaralandığını dahi görmüş değilim. Yoksa ben onu, o şekilde orada bırakmazdım. Ben bu şahsın cep telefonunu ya da başka bir eşyasını almış değilim. Olay sırasında alkollüydüm” dedi.
“KENDİMDEN UZAKLAŞTIRMAK İÇİN BIÇAĞI SALLADIM”
Umut Aslan ise savunmasında diğer sanıkları sima olarak tanıdığını söyleyerek, “Olay tarihinde yolda yalnız başıma yürürken merdivenlerde yabancı biri ile tanımadığım bir şahsın oturduklarını, aralarında bir 100 dolar muhabbetini gördüm. İngilizce konuşmaya çalışıyorlardı. Merakımdan bunları dinledim. Anladığım kadarıyla yabancı şahsın yanında oturan kişi, yabancı şahsın telefonunu getirme karşılığında 100 dolar istiyordu. Ben bunu böyle anladığım için yardımcı olmak istedim. Oradaki kişiye ‘telefonunu aldıysan getir, paranı verecek’ dedim. Şahıs telefonu almadığını söyledi. Bir süre sonra Şervan geldi. Ben Şervan’ın yabancı şahsın ceplerini karıştırdığını görmedim. O esnada Cihan yoktu. Bıçaklama hadisesinin olduğu yer ile merdivenler arasında 30-40 metre kadar mesafe vardı. Aşağı doğru giderken şahıs cinsel organını çıkardı, orada idrarını yaptı. Ağır küfürler ediyordu. Üzerime geldi. Ben bu üzerimden uzaklaştırmak istiyordum. Uzaklaşmıyordu. Bana yumruk attı. Kendimden uzaklaştırmak için bıçağı salladım. Kendisine isabet etmedi. Ancak vurmak için sallamadım. Aramızda zaten mesafe vardı. Geri çekildi. Bıçağı cebime koydum. Cihan bıçağı cebimden benim rızam dışında aldı. Aralarında arbede çıktı. Ben bıçağın şahsa isabet ettiğini ve yere düştüğünü de görmedim. Ben Cihan’ın gerçek adını da bilmiyorum. Ben cezaevinden Kovid için çıkmıştım. Suç işleme kastım yoktur. Yabancı uyruklu kişinin telefonunu ya da herhangi bir eşyasını almış değilim” diye konuştu.
“KEMERİNDEN TUTUP SALLAYARAK BÖYLEMİ ÇALDILAR DİYE SÖYLEDİM”
Sanıklardan Şervan Yavuz savunmasında, “Ben yabancı uyruklu kişinin telefonunu ya da eşyasını yağmalayama çalışmış değilim. Diğer sanıkları oralarda görüyordum. Sima olarak tanıyorum. Ancak herhangi bir samimiyetim yoktur. Ben oradan tesadüfen geçiyordum, yabancı kişiyle tanımadığım bir kişi konuşuyorlardı. Bunların hangi dilde konuştuklarını bilmiyorum. Bu kişi yabancı şahsa, ‘100 dolar ver, telefonunu vereceğim’ diyordu. Ben de bunları dinledim. Kemerinden tutup sallayarak, ‘böyle mi çaldılar’ diye söyledim. Bir süreliğine oradan uzaklaşmıştım. Döndüğümde yabancı şahsın yerde yattığını gördüm. Sedyeye yatırılmasına yardımcı olmaya çalıştım. Bıçaklama olayını görmedim” şeklinde konuştu.
“KORKUTMA MAKSADIYLA BIÇAĞI SALLAMIŞTIR”
Sanıklardan Kaçmaz’ın avukatı Rüveyda Gökşin Aktura, “Görüntülerde maktulün aşırı alkollü olduğu, merdivene çöktüğü, sanıklarında ne olduğunu anlamak için maktulün yanına geldikleri görülmektedir. Müvekkilin yağma kastıyla bir teması yok. Diğer sanıklardan herhangi biriyle fikir ve eylem birliği içerisinde bir icra hareketi yoktur. Müvekkilin elinde herhangi bir telefon da yoktur. Maktul uzaklaştırılmaya çalışılmıştır ancak cinsel organını göstererek küfürler etmiştir. Sokaktan geçenlerin dahi tepkisini çekmiştir. Müvekkilin tahrik altında olduğu bellidir. Bütün bunlara rağmen maktul küfürlerine devam etmiştir. Maktulü oradan uzaklaştırmak için Umut bıçağı göstermiştir. Maktul, ‘gel kavga edelim’ şeklinde hareketlerine devam etmiştir. Maktulü oradan uzaklaştırmak istemişlerdir. Müvekkil bıçağı havaya iki kez savurmuştur, ileri geri hareketler yaparak maktulü oradan uzaklaştırmak istemiştir. Esasen korkutma maksadıyla bıçağı sallamıştır. Bıçağın isabet ettiğinden dahi müvekkil ve maktulün farkındalığı ilk etapta olmamıştır. Müvekkilin yağmaya teşebbüse yönelik bir eylemi de yoktur. Maktul tek bir bıçak darbesi almış. Kastı kesinlikle öldürme değildir. Maktul 5 dakika boyunca penisini göstererek küfürler etmiştir. Yağma suçundan beraatı gerekir. Diğer eylem yönünden ise suç vasfının değişme ihtimaline binaen tahliyesini ve beraatını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
TUTUKLULUK DEVAM KARARI
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Cihan Kaçmaz ve Umut Aslan’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Heyet, dinlenmeyen tanıkların dinlenmesi için duruşmayı erteledi.
]]>