Firma yetkilisi Erdal Gamsız, Avrupa Serbest Bölgesi’nde (ASB) düzenlenen açılışta yaptığı konuşmada, ilk üç yılda 50 milyon avroluk üretim hedeflediklerini söyledi.
Gamsız, Türkiye’ye hem ileri teknoloji hem de yatırım getirdiklerini ve Tayvanlı ortaklarıyla tesisi kurduklarını ifade ederek, “CNC takım tezgahları dediğimiz, aslında bizim eskiden beri bildiğimiz torna ve fireze makinelerinin yeni ve teknolojik halleri. Bu makineler, tamamen insan eli değmeden bilgisayar kontrollü olarak çalışma sistemine sahip. Bu sistemde bu makineler, bilgisayarda ne programladıysanız ne üretmek ya da ne yapmak istediyseniz onu yapıyor. Bu bir otomobil parçası da olabilir, bir kalıp da olabilir ya da savunma sanayindeki bir silahın parçası da olabilir.” diye konuştu.
İnşaattan savunma sanayine kadar her yerde bu makinelerin işlevsel olarak aktif rol oynadığını aktaran Gamsız, makinelerin uzay ve havacılık sektörlerinde de kullanıldığını dile getirdi.
Yeni fabrikanın önemli bir üretim noktası olacağını belirten Gamsız, şöyle devam etti:
“Elektrikten, zamandan ve insan gücünden de tasarruf edilebildikleri için tamamen çevreye yararlı, duyarlı ve tam anlamıyla çevre dostu makineler. Bu makineler, içinde bulunduğumuz inşaat da dahil, uzay, havacılık, savunma sanayi de olmak üzere sanayinin içinde olduğu her yerde kullanılan ana üretim makineleridir. Türkiye’de bu teknoloji maalesef yoktu. Biz, yıllardır beraber çalıştığımız Tayvanlı firmayı bir şekilde ikna ederek buraya yatırım yapmalarını sağladık. Yani hem teknoloji hem de yatırım getirdik. Doğrudan yatırım ülkemiz için önemli ve değerli. Hem teknoloji hem de döviz gelmiş oldu buraya.”
Ciddi bir üretim ve ciro hedeflediklerini aktaran Gamsız, şunları kaydetti:
“Burada başlangıç olarak ilk yıl 220 makineyle başlıyoruz. İkinci yıl 400 makineye çıkacağız, üçüncü yıl ise 600-650 makine üretimine çıkacağız. Burada teknoloji kullanılıyor. Burada bizim başarımız az adamla çok iş, çok ciro yapmak. Biz burada, 50-60 kişiyle 60 milyon dolar ciro yapacağız. Serbest bölgeye gelmemizin ana sebebi de yurt dışına üretim yapmak. Ana firma olan Tayvanlı firmanın zaten dünyanın 54 ülkesinde müşterisi var, otomatik olarak bu ülkelerdeki firmalar bizim fabrikamızın da müşterisi oluyor.”
Konuşmalarının ardından açılışı yapılan fabrika katılımcılar tarafından gezildi.
Programa, Kaymakam Kadir Duman, Belediye Başkanı Müge Yıldız Topak, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Avrupa Serbest Bölge Müdürü Eyüp Daşkın, firma yetkilileri ve sektör temsilcileri katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği, 2024 Ocak ayı sonuçlarını açıkladı.
Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden Türkiye Beyaz Eşya Sektörü, iç pazardan aldığı güçle bir yıl önce yakaladığı ivmeyi sürdürerek 2024 yılına da istikrarlı bir giriş yaptığının sinyallerini verdi.
TÜRKBESD’in paylaştığı rapora göre 2024 yılı ocak ayı ihracatı bir önceki döneme kıyasla yüzde 2 azalma gösterirken, ihracat ve iç satışlardan oluşan toplam satışlar yüzde 5 arttı. 2023 yılının aynı dönemine bakıldığında ise ihracattaki düşüş bir önceki yıla kıyasla yüzde 10 gerçekleşmişti.
Üretim adedi 2 milyon 519 bin 175 ile geçen yılın ocak ayına kıyasla yüzde 3 yükselirken, 6 ana ürünün iç pazardaki satışları geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 22 artış gösterdi. Bu veriler ışığında iç pazar, Türkiye Beyaz Eşya Sektörünün bel kemiği olmayı sürdürüyor.
Bir süredir dış piyasalarda devam eden daralmanın ihracat üzerindeki olumsuz etkilerini iç piyasadan aldığı güçle dengeleyen beyaz eşya sektörü, birçok pazarda da çetin bir rekabet ortamı içerisinde olmaya devam ediyor.
‘PANİK ALIŞVERİŞ ENFLASYONU TETİKLEYEBİLİR’
İç pazarın canlılığı üretim ve istihdamın korunmasında önemli bir faktör olarak öne çıkarken, sektörün dünya çapındaki gücünü de destekliyor. Diğer taraftan kedi kartlarındaki 9 aylık taksit limitinin azalması, iç piyasadaki olumlu seyrin devamlılığı için risk oluşturmaya devam ediyor.
Kredi kartı taksit sayılarının azaltılması, taksit imkanının kaldırılması, kredi komisyon oranlarının yükseltilmesi gibi uygulamaların giderek daha da sıkılaştırılacağı endişesi ile kısa vadede tüketicilerin “panik alışveriş” yapmasına ve enflasyonun tetiklenmesine neden olabiliyor. Beyaz eşyaların halihazırda tabi olduğu 9 taksit limitinin daha da azalmasının tüketici cephesine olumsuz yansıması söz konusu.
Fiyatların hane halkı gelirinden daha hızlı artıyor olması sebebiyle, alışverişin temel unsuru olan kredi kartı taksit imkanının fiilen kullanılamaz hale gelmesi, orta vadede tüketimin yüksek oranda kesilerek pazarın daralmasına yol açacağı öngörülüyor. Bu durum 2023’te ihracatta karşılaşılan zorlukları iç piyasanın gücüyle telafi eden beyaz eşya sektörü için üretim ve istihdam yapısının bozulmasını gündeme getiriyor.
Küresel konjonktür bağlamında 2024 için ihracat kanallarında önemli bir açılım beklenmezken yüksek ihracat hedeflerine karşılık küresel pazarlarda yoğun rekabetle mücadele eden Türkiye beyaz eşya sanayisi ülkedeki maliyet baskısıyla karşı karşıya kalıyor.
SEKTÖR YENİ DÜZENLEME VE TEŞVİK BEKLİYOR
Sektör, geri kazanım katılım payı (GEKAP) uygulaması kapsamında da ödeme ve beyan yükümlülüklerine tabi.
GEKAP tutarlarının son bir yıl içinde yüzde 200 artış olması sektörde birim maliyetlerini artırırken gerek enflasyon gerek ihracat rekabetçiliği anlamında olumsuzluklara yol açıyor.
Bu gelişmeler ışığında sektör, iç pazarın canlılığını korumak ve büyümeyi desteklemek adına yeni düzenlemeler ve teşviklerin hayata geçirilmesini bekliyor.
2024 yılı için de küresel risklerin değişmeyeceği öngörüsü ile iç satışların son derece önemli olduğuna dikkati çeken TÜRKBESD, kredi kartı taksit sayılarının azaltılması, GEKAP ve diğer vergisel düzenlemeler gibi uygulamaların iç pazarın canlılığını olumsuz etkilemesinden ve sektörün büyüme potansiyelini kısıtlamasından endişe duyuyor.
Dernek bu doğrultuda, iç pazardaki hareketliliğin devamı için kredi kartı taksit sayılarının artırılması gibi adımların atılmasını, bu sayede tüketicilerin satın alma gücünün artırılarak piyasaya olumlu hareketlilik kazandırılmasını bekliyor.
Türkiye Beyaz Eşya Sektörü, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci en büyük üretim üssü olarak öne çıkıyor.
Sektör, 60 bini doğrudan olmak üzere, toplamda 600 bin kişiye istihdam sağlıyor. Yıllık 32,3 milyon adetlik üretim ve 23 milyon adetlik ihracat kapasitesiyle beyaz eşya sanayi, küresel pazarda önemli bir oyuncu olma özelliğini koruyor.
]]>Yumaklı’nın yanıtını değerlendiren Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Gürer, Türkiye’deki çiftçi sayısı, organik tarım yapan çiftçiler ile sözleşmeli tarım yapan çiftçilerin sayısıyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti.
Gürer, Bakan Yumaklı’ya şu soruları yöneltmişti:
“Ülkemizdeki çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli üretim yapan çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli şeker pancarı ve haşhaş üretimi yapan çiftçi üretici sayısı kaçtır? Serbest piyasada sözleşmeli tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Organik tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Ülkemizde kaç organik pazar kurulmaktadır? Ülkemizde her hafta açılan semt pazar sayısı kaçtır?”
Gürer, Yumaklı’nın verdiği yanıtla ilgili açıklama yaptı. Gürer’in açıklamasına göre; Yumaklı, 2022 yılında ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin 880 kişi olduğunu, bunlardan 167 bin 547 çiftçininsözleşmeli bitkisel üretim yaptığını belirtti.
2022 yılında 77 bin 000 çiftçinin şeker pancarı üretimi gerçekleştirdiğini belirten Yumaklı, “Türkşeker tarafından 2022 yılında 1.241 köyde 28.427 üretici ile 1.037.470 dekar alanda, pancar ekimi gerçekleştirilmiştir” dedi.
ORGANİK TARIMDAN VAZGEÇEN ÇİFTÇİ SAYISI ARTTI
Yumaklı, Türkiye’de 21 adet organik pazar bulunduğunu da belirterek, 2022 yılında organik tarım yapan çiftçi sayısı 48 bin 244 olarak açıkladı.
Eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin soru önergesine verdiği yanıtta “2020 yılında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçi sayısı 14 bin 051’dir. 2020 üretim yılı organik tarım yapan çiftçi sayısı 52 bin 590, organik yem bitkisi üretimi yapan çiftçi sayısı ise 7 bin 672’dir” dediğini anımsatan Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” diye konuştu.
Gürer, bir tarım ülkesi konumundaki Türkiye’de AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi sayısında belirgin bir azalmanın görüldüğünü belirtti.
Ziraat odalarına kayıtlı çitçi sayısının 5 milyon civarında olduğuna işaret eden Gürer, ÇKS’ye kaydını yaptıranların ise 2 milyona kadar düştüğünün görüldüğünü vurguladı.
Destekleme alabilmek için ÇKS’ye dahil olmak gerektiğini söyleyen Gürer, başta ithalat ve girdi maliyetleri düşürülmesi gerektiğini ve çiftçi tarım kanuna uygun desteklenmesi gerektiği ifade etti.
‘TEK NEDEN AKP’NİN HATALI TARIM POLİTİKALARIDIR’
AKP hükümetleri döneminde hem tarım alanlarının hem de çiftçi sayısının belirgin bir şekilde azaldığını belirten Gürer, “Bunun tek nedeni AKP’nin iş bilmez yöneticilerinin hatalı tarım politikalarıdır” dedi.
Gürer şöyle dedi:
“Üretici başta gübre ve yem olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış karşısında tarım yapamaz duruma gelirken, siyasi iktidar çözümü ithalatta bulmaya çalıştı ama bu kez de artan ürün fiyatları tüketiciyi mağdur etti. Böylece bir tarım ülkesi olan Türkiye, ne yazık ki tarımsal ürünlerde de ithalatçı konusuna düştü. Ürününe değer bulamayan üretici ise üretimden uzaklaşmak zorunda kaldı.”
]]>
Yüzlerce mandalin bahçesi betona yenik düştü. Üretim 3 bin tonlara kadar geriledi. Yüzlerce ton mandalin ya ağaçların dallarında ya da toplanmadığı için yerlerde çürümeye ve kaderine terk edildi. Mandalina kasaları boş kaldı.

Dededen, babadan kalma üretimi devam ettiren Bodrum Mandalin Hareketi Öncüsü ve Bodrum Kent Konseyi Coğrafi İşaretler Çalışma Grubu Kolaylaştırıcısı Erman Aras konuyla iligili şunları söyledi:
“Tarihi Bodrum mandalinin öyküsü 350 yıl geriye dayanır. Bugüne kadar koruduk ve mücadeleyi sürdürüyoruz. Ancak yıllık üretim 3 bin tonların altına kadar düştü. Mandalini korumak için coğrafi marka unvanı aldık.

Mandalinden gazoz, lokum, kolonya, sirke, dondurma, reçel olmak üzere 25 çeşit markalı ürün yarattık. Kooperatif kuralım, birlik olalım dedik, olmadı, mandalin ya dalında kaldı, ya da düştüğü yerde. Bodrum mandalinini korumak için herkes elini taşın altına koymalı.
Dedelerimizden miras bu ürünü yitirirsek yerine koyacağımız ne yazık ki böyle bir ürün yok.”

HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI MANDALİN KORUNMALI
Aras açıklamasının devamında ise şunları kaydetti:
“Bu nedenle bu ilçede yaşayan bu ilçeden para kazanan her işletme, her tüketici, sofrasında ve işyerinde Bodrum mandalini ve ürünlerini kullanmalı, üreticiyi korumalı. Binlerce işletme oldu, binlerce villa yapıldı.
Şimdi bunların sahipleri mandalin bahçeleri ile Bodrum yeşil kalsın istiyor, yeşil kalsın demekle Bodrum yeşil kalıyor mu hayır. Mandalini üreteci satamıyor satsa da para etmiyor. Bahçede elinden 5-6 TL. ye satıyor, aynı mandalin büyükşehirlerde 50- 60TL. ediyor.

Bu nedenle mandalin bahçesi sahipleri bize de imar gelse biz de bina yapsak diye bekliyor. Biz milli marka coğrafi ürün dediğimiz Bodrum mandalinini göz göre nasıl yok ediyoruz.
Sorulması gereken bu. Çaresi ise ilçedeki işletmelerin menülerini bunu koymaları, suyundan reçeline tatlısından lokumuna kadar ürünleri değerlendirmeli.”

Erman Aras
AĞAÇLARIMIZI SÖKÜYORLAR BİNALARI DİKİYORLAR
Eşi Hatice Uzun ile birlikte üretim yapan ve Ortakent Mahallesi’ndeki bahçenin önünde mandalinleri satmaya çalışan Alibey Uzun yaptığı açıklamada tarihi Bodrum mandalinin yok olmaya başladığını belirterek “Ağaçlarımızı söküyorlar, binaları dikiyorlar. Böyle giderse 5-10 yıl içinde yiyecek mandalin bulamayız. Çok acı Bodrum mandalinini bulamayacağız. Ürün para etmiyor. Bir karış toprak para ediyor, bir kilogram mandalin para etmiyor” dedi.

Can Pulak
MANDALİNİ YAŞATMAK İÇİN AĞAÇLARI TEK TEK KİRALAYACAĞIZ
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın danışmanı olan ve halen turistik ilçede yaşayan Bodrum Mandalini Platformu üyesi Can Pulak ise şunları söyledi:
“Bu kadar değerli bir ürünün böyle heder olması, üretim masraflarının artması ve üreticiyi bezdirir hale gelmesi yürek burkucu. Mandalini önce ranttan kurtarmak lazım.
Bu nedenle onlarca bahçe ranta kurban gitti, ama geride kalan mandalin bahçelerini kurtarabiliriz. Üretimde direnenlere nasıl destek olabiliriz.
Her mandalin ağacını yıllık 100 TL. yi kiralayarak altına kişi adını plaketi çakılsın ve ürünün toplasın, yani isteyen herkesin dikili bir mandalin ağacı olsun.
Mandalin yerlerde çürümesin ve kesilmesini önemli ölçüde önlemiş oluruz. Dünyada eşi benzeri, lezzeti kokusu olmayan Bodrum mandalinini yaşatmış oluruz”
]]>Kaplan, “Bu uygulamanın bir benzerini geçtiğimiz yıl nar aroması veren, nar ekşili sos ya da nar aromalı şurup gibi ürünlerde yapmıştık. Nar da limon da Türkiye için çok önemli bitkisel üretim ürünleri kalemi. Netice itibarıyla biz bu ürünlerin çok iyi de üreticisiyiz. Nar ekşisini doğrudan üretmek ya da limon suyunu doğrudan üreterek bu ürünlere katma değer sağlamak bakanlığımızın ebetteki çalışmaları arasında. Bu düzenlemelerle amacımız öncelikle tüketicilerimizi korumak. Tüketicilerimizin yanlış yönlendirilmesini engellemek ve bu sayede de ülkemizde katma değerli ürün üretimi artırmak. Ve bunun da ihracatımıza olumlu yansıyacağını düşünüyoruz” dedi.
‘KARARIN YAKIN ZAMANDA YAYIMLANMASINI PLANLIYORUZ’
Kaplan, konuya ilişkin kararı yayıma gönderdiklerini belirterek, “Kararın çok yakın bir zamanda yayımlanmasını planlıyoruz. Yayımlandıktan sonra da artık bu ürünler Türkiye’de üretilemeyecek. Tamamen limon suyundan elde edilmiş ürünler ambalajlanarak raflarımızda yer alacak, tüketicilerimize ulaşacak. Sadece limon aroması, su, tatlandırıcı vesaire gibi girdilerle limon sosu ya da benzer isimlerle ürünler üretilip raflarda yerini alamayacak. Limon aromalı sosta da bu yasaklamalar olduktan sonra piyasa kontrollerimizi yapacağız. Biz bu piyasa kontrollerimizi hem bu ürünleri üreten gıda işletmelerinde yapıyoruz hem de bu ürünlerin özellikle yoğun bir şekilde piyasaya arz edildiği toplu tüketim yerlerinde; lokanta, restoran ile perakende satış yerlerinde yapıyoruz. Oralarda tespitlerimiz olduğu zaman bu ürünlerle ilgili yani hem üretim yerinde hem tüketim yerinde tespitimiz olursa 5996 sayılı kanun kapsamında gerekli yasal işlemi uyguluyor ve bu ürünleri toplatıyoruz” diye konuştu.
‘ÇOĞUNDA LİMON YOK’
Yaptıkları araştırmalar sonucunda, limon soslarında limonun kendisine çok az rastlandığını ya da hiç rastlanmadığını vurgulayarak, “Şu an maalesef piyasadaki ürünlerin büyük çoğunluğunda limon yok. Bazı ürünlerde çok az miktarlarda limon kullanılıyor ama kalan kısmı yine diğer bileşenlerden oluşuyor. Şu an Türkiye’nin limon üretimi geçen yıla göre yüzde 75 arttı. Biz gerçekten limonda da narda da iyi bir üreticiyiz. Yani limonu hem yurt içi piyasamıza arz ediyoruz hem ihraç ediyoruz. Yani bu kadar üretimin olduğu bir yerde elimizde bu kadar ürünümüz var iken bundan limon suyu üretmek yerine limon suyu izlenimi veren sosların piyasaya arz edilmesi ve içerisinde hiç limon olmaması, limon suyu olmaması tabi ki manidardır. Biz de bunları gördüğümüz için, bakanlık olarak, düzenleyici yetkili kurum olarak müdahale etmek durumunda kaldık. Bu kararla tüketicimiz daha sağlıklı gıdaya ulaşmış olacak. Tüketicimizin yanıltılmasını önlenmiş olacak. Aynı zamanda katma değerli ürün üretimine de katkı sağlamış olacağız. Buradaki kararda önceliğimiz kesinlikle halk sağlığı. Bu, halkımızın sağlığını korumak için aldığımız bir karar” ifadelerini kullandı.
SIKI DENETİM OLACAK
Kaplan, söz konusu kararın Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe gireceğini işaret ederek, “Yönetmeliğin yayımlanmasından önce üretilen bu ürünleri masalarda, restoranlarda bir süre daha görebileceğiz. Ama bu ürünler bu yıl sonu itibarıyla tamamen raflardan ve masalardan kalkacak. Yönetmelik yayımından itibaren halen bu ürünleri üreten işletmeleri tespit edersek onlara da yaptırım uygulayacağız. Tekrar ediyorum; yönetmeliğin yayımlandığı andan itibaren bu ürünlerin üretilmiyor olması lazım. Üretim noktalarında böyle tespitlerimiz olursa yasal işlem uygulayacağız. Raflarda ya da toplu tüketim yerlerinde üretilen ürünlerin de yine bizim yönetmelik yayınlanmasından önce mi sonra mı üretildiğinin kontrollerini yapacağız, öyle tespitlerimiz olursa yine onlara da yasal işlem uygulayacağız. Yani o konuda sıkı denetimleri de yürüteceğiz” dedi.
]]>ÜÇ İŞ YERİNE SÜRE VERİLDİ
İstanbul Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri il genelinde yılbaşı öncesinde, unlu mamuller üretimi yapan işletmeler, marketler, restoranlar, alkollü ve alkolsüz içecek satışı ve toplu tüketimi yapılan işletmelere yönelik denetim yaptı. 730 denetçiyle yapılan denetimlerde hijyen şartlarına uymayan işletmelere cezai işlem yapıldı. Kadıköy’de İl Müdürü Ahmet Yavuz Karaca’nın da katıldığı denetimde bir iş yeri hijyen şartlarına ve kurallara uymadığı gerekçesiyle kapatılırken 3 iş yerine ise eksikliklerin giderilmesi için süre verildi.
“ÖN TARAF ÇOK GÜZEL AMA…”
İşletmelerin denetlenmesine katılan Tarım ve Orman İl Müdürü Ahmet Yavuz Karaca, bir işletmenin denetlenmesi sırasında çöplerden yürümekte zorlanınca tepki göstererek “Çöpünüz var ortada. Çöpler var yürümekte zorlanıyoruz. Ön taraf çok güzel cicili bicili ama arka taraf” dedi.
Denetimlerin yılbaşı öncesinde Türkiye genelinde yapıldığını vurgulayan Karaca, şöylke konuştu:
– 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu çerçevesinde gıda güvenliğinin halkımıza güvenilir gıda arzını sağlamak amacıyla birinci üretimden yani çiftlikten buraya kadar üretim mekanizmasının bütün makalelerinin kontrolü ve denetimi Bakanlığımız bünyesinde yapıyoruz. Biz bazı dönemlerde; yaklaşan yılbaşı ile beraber unlu mamulleri üreten pastaneler, kuruyemişçiler ve alkol tüketimi, alkol sunumu yapan yerlerde denetimlerimizi biraz daha sıklaştırıyoruz. Sayın bakanımızın Salı günü yapmış olduğu açıklamayla beraber de denetimlerimizi sıkılaştırdık.
9 BİNE YAKIN NUMUNE ALINDI
– 730 denetçimizle 39 ilçemizde faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bugüne kadar 2023 yılında yaklaşık olarak 225 bin adet denetim yaptık yaptığımız denetim neticesinde de 8 bin 907 adet numune aldık yaptığımız denetimlerde 5 bin 550 adet işletmede olumsuzluk tespit edildi. Olumsuzluk tespit edilen işletmeler hakkında da 142 milyon civarında idari para cezası uygulandı. İçinde bulunduğumuz yer gibi insan sağlığını etkileyebilecek veyahut da üretimin devamında sıkıntı gördüğümüz yerlerde de üretime ara veriyoruz. Bizim dediğimiz eksiklikleri yerine getirene kadar burada da yine depodaki olumsuzluklar ve üretim hattındaki olumsuzluklardan dolayı işletmemizde üretime ara vermek durumunda kalacağız.
KADIKÖY’DE BİR İŞLETME KAPATILDI
Yapılan denetimle ilgili bilgi veren Karaca, “İlk başta da söylediğim gibi 39 ilçede 730 denetçimizle sahadayız. Şu anda bütün ilçelerimizde arkadaşlar bu denetimleri yapıyorlar. Biz de sizinle beraber 6 işletmeye girdik. 1 işletmede üretime ara verdik, kapatma uyguladık. 2 işletmemize hijyenden ceza uyguladık. 1 işletmemize süre verdik, 2 işletmemizde de herhangi bir eksiklik yoktu. Bu para cezaları değişen miktarlarda. Bizim cezalarımız 15 bin ila 6 milyon 600 bin arasında değişen miktarlarda cezalar uygulanacak” ifadelerini kullandı.
]]>