Farklı ekole sahip iki sanatçının eserlerine yer verilen sergi, Filistin’de yaşananlar ile Kudüs’ün tarihi, kültürel ve dini önemi gibi konulara odaklanıyor.
Açılışta konuşan Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, Kudüs’le ilgili bir serginin İstanbul gibi kadim bir şehirde açılmasının önemine işaret ederek, “Üsküdar, İstanbul’un eski bir başlangıcı. Bugün büyük usta Mimar Sinan’ın yaptırdığı tarihi mekanda bu serginin açılışını gerçekleştirmek bizler için de çok anlamlı. En az bunun kadar önemli olan bir diğer husus, ebru sanatının yaşayan en büyük üstatlarından Hikmet Barutçugil ve değerli sanatçımız Amine Hanım’ın katkılarıyla Kudüs üzerine bir serginin açılmasıdır. Biz de adımıza yakışır bir şekilde bu tür faaliyetlerin destekçisi olduğumuz için çok mutluyuz.” ifadelerini kullandı.
” Türkiye’de çok ciddi bir şekilde şuur kaybettirme politikaları uygulandı”
Sanatçı Hikmet Buratçugil, ait oldukları kültürü anlatmak ve tanıtmak mecburiyetinde olduklarını vurgulayarak, “Medeniyetler, kültür ve sanatla oluşuyor. Biz, daha önceki medeniyetleri, yaptıkları eserlerle tanıyoruz. Gelecek nesiller için de bugünden bir medeniyet oluşturmamız gerekiyor. Ne yazık ki yakın tarihimizde başlayan Batılılaşma hareketleri içinde kendi özümüzden uzaklaştık. Türkiye’de çok ciddi bir şekilde şuur kaybettirme politikaları uygulandı. Çok şükür ki altını çamura da atsanız, değerinden bir şey kaybetmiyor. O koca çınarları kestiler ama kökleri o kadar sağlam olduğu için yeniden neşvünema buldu.” dedi.
Ebru sanatına 51 sene önce başladığını dile getiren sanatçı, “Bu sanata başladığımda herkes alay ederdi. Hatta o yıllarda bu sanatlarla uğraşanlar ‘yobaz’, ‘bağnaz’ gibi sıfatlarla anılırdı. Bugünlere geldik ve şimdi gençler bu işlere çok hevesli. Kendi sanatlarımızı güncelleyerek ve yenileyerek bu sanatları yaşatmış oluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Kudüs, bizim kanayan yaramızdır.” diyen usta sanatçı, sergide emeği geçenlere teşekkür etti.
“Filistin halkı bize zimmetlidir ve bunu gün yüzüne çıkarmak istedik”
Ressam Amine Sultan Tan da sanatın temel görevinin, var olanı görünür kılmak olduğunu altını çizerek, şunları söyledi:
“Hikmet hocama, böylesi bir görsel şölene imza attığı, Vakıf Katılıma ise sergiye destekleri için çok teşekkür ediyorum. Bildiğiniz gibi, her şey çok güzel bir ahlak içinde yaratılmış. Bizim yaptığımız bunu ufak bir şekilde tuvale yansıtmak, biraz daha farkındalık oluşturmak ve bu gerçek güzelliklere dikkat çekmek. Hikmet Hocamızın da vurguladığı gibi, Kudüs bizim yaramız. Filistin halkı bize zimmetlidir ve resimlerimizle bunu gün yüzüne çıkarmak istedik. İnşallah bu niyetlerle, hayırlar feth olsun, şerler def olsun.”
Kudüs ve Gazze’yi siyasi, askeri, kültürel ve sosyolojik olarak her açıdan gündeme getirme kabiliyetinin çok önemli olduğunu aktaran yazar İsmail Kılıçarslan ise “Bütün dünyanın Gazze katliamı için ayakta olduğu böyle bir dönemde, elbette sanat da üzerine düşeni yapmalı. Bu sergiyi çok özel yapan, barut ebrusunun da bulucusu Hikmet Hoca’nın ebrularının üzerine, Kudüs’ün köklerini, Amine Hanım’ın resimleriyle bize sunmasıdır. Vakıf Katılımı da böyle bir sorumluluk aldığı için ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Bugün, ağız ve dil Gazze’yi, Kudüs’ü söylemeli.” dedi.
Sergi, 29 Eylül’e kadar, pazartesi günleri hariç, ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>M5 Üsküdar-Samandıra Metro Hattı’nda önceki 22 Nisan saat 06.00 itibarıyla başlayan aksaklık devam ediyor.

Metro İstanbul’un önce “teknik arıza” olarak açıkladığı, ardından “zorunlu bakım çalışması” şeklinde nitelendirdiği, son olarak “işletme saatleri dışında eğitim amaçlı kullanılan yolcusuz iki trenin teması”ndan kaynaklandığını duyurduğu problem nedeniyle seferler Altunizade İstasyonu’nda aktarmalı olarak sürdürülüyor.
Bugün de devam etmesi beklenen çalışmalar sebebiyle Üsküdar-Altunizade istasyonları arasındaki seferler 15-20 dakika aralıklarla gerçekleştiriliyor.
Üsküdar ve Altunizade istasyonlarında özellikle iş saatlerinde yolcu yoğunluğu oluşuyor.

Altunizade-Üsküdar istasyonları arasında her iki yönde İETT otobüsleriyle 15 dakika aralıklarla ücretsiz ring seferleri düzenleniyor.
Arıza öncesi metro ile Üsküdar-Altunizade arası yaklaşık 6 dakikalık zaman diliminde gerçekleşirken, otobüs seferlerinin ise trafik yoğunluğuna göre ortalama 15 dakika sürdüğü gözlemlendi.
ÇALIŞMALAR BUGÜN DE SÜRECEK
Diğer taraftan Metro İstanbul’un sosyal medya hesabından Üsküdar-Samandıra Metro Hattı’ndaki aksaklıkla ilgili açıklama yapıldı.
Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
– M5 hattı Fıstıkağacı İstasyonu bölgesinde 21 Nisan’ı 22 Nisan’a bağlayan gece, işletme saatleri dışında eğitim amaçlı kullanılan yolcusuz iki trenin teması sonucu zarar gören kuplajların tamir işlemleri devam etmektedir. Zorunlu bakım çalışmalarının 24 Nisan Çarşamba gecesi tamamlanması ve 25 Nisan sabahı itibarıyla normal işletmeye geçilmesi planlanmaktadır.

– Bu tarihe kadar Üsküdar-Altunizade istasyonları arasında yaklaşık 15 dakika aralıklarla mekik seferleri yapılmaktadır. Altunizade-Samandıra Merkez istasyonları arasında normal sefer tarifesi uygulanmaktadır. Yolcularımızın Üsküdar ve Altunizade İstasyonu’nda oluşabilecek yoğunluk ve beklemelerden etkilenmemeleri için;
– Üsküdar İstasyonu 1 numaralı girişin karşısında, sahil tarafından bulunan İETT durağından Altunizade yönüne, Altunizade İstasyonu’nda 6 numaralı girişin yanında bulunan İETT durağından Üsküdar yönüne ücretsiz İETT ring seferleri düzenlenmektedir. Yolcularımız alternatif olarak bu otobüsleri kullanarak istasyonlardaki yoğunluktan etkilenmeden ulaşım sağlayabilmektedir.

SON ETAP MARTTA AÇILDI
Metro İstanbul’un internet sitesinde yer alan bilgilere göre, 26,5 kilometre hat uzunluğuna, 20 istasyon sayısına sahip olan M5 Üsküdar-Samandıra Merkez Metro Hattı, Anadolu Yakası’nın ikinci metro hattı ve “Türkiye’nin ilk sürücüsüz metro hattı” özelliklerini taşıyor.
Üsküdar Meydanı’ndan başlayan, Ümraniye ilçe merkezi ve Çekmeköy Meydanı’ndan geçerek Samandıra Merkez İstasyonu’nda son bulan hatta 126 araç çalışıyor.
Tek yönde sefer süresi 43 dakika, günlük sefer sayısı 520 ve pik saatlerde sefer sıklığı 4 dakika 10 saniye olan hat, inşa edildiği güzergah üzerinde “yüksek yolcu potansiyeline sahip” olarak tanımlanıyor. Hat, günde 311 bin 349 yolcu taşıyor.
Hattın, Sultanbeyli’ye ulaşması için inşaat çalışmalarının devam ettiği, Kurtköy bölgesine uzatılması için projelendirme çalışmalarının sürdüğü belirtiliyor.
Kazanın meydana geldiği duraklar, hattın 1’inci etabı olan “Üsküdar-Yamanevler” istasyonları arasında bulunuyor. Bu etap, 15 Aralık 2017’de hizmete alınırken, hattın 2’inci etabı “Yamanevler-Çekmeköy” 21 Ekim 2018’de, 3’üncü etabı “Çekmeköy-Samandıra Merkez” ise 16 Mart 2024’te hizmete açıldı.
]]>
1981 Eskişehir doğumluyum. Disiplinli ve planlı bir ailede büyüdüm, dolayısıyla bu özellik bana da sirayet etti. Bir de kız kardeşim var. Kardeşimle aramızda 10 yaş var. Annem ve babam çalıştığı için ben 10 yıl boyunca tek çocuk olarak büyümem nedeniyle belki de hep kendi kendine yeten bir çocuk oldum. Ailem önüme ne koyuyorsa kitap, defter okuyup yazıp çiziyordum. Aynı zamanda oyunlu, eğlenceli aktiviteler de yaratmayı ihmal etmiyordum tabii. Şimdi geriye dönüp bakınca gerçekten çok güzel bir çocukluk hayatım oldu. Üniversite eğitimim için İstanbul’a gelene kadar Eskişehir’de yaşadım.
– Gemi mühendisi olmak hayaliniz miydi? İlk karar verdiğiniz anı hatırlıyor musunuz?
Ailede hiç denizci yok aslında. Babam şart koşmuştu, eğer şehir dışında okuyacaksam ODTÜ, İTÜ ya da Boğaziçi’ni kazanmak zorundaydım. İyi ki de o hedefi koymuş. Su, deniz her zaman sevdiğim, ilgi duyduğum bir alandı. Lisanslı bir yüzücüydüm aynı zamanda. Mühendisliğe de yatkın olduğum için ikisini birleştirdim. Puanım gelince ilk tercihim gemi inşa mühendisliği oldu ve ilk tercihimi kazandım. 99’da İTÜ’de okumaya başladım. Çok severek okuduğum ve dolu dolu geçirdiğim bir üniversite hayatım oldu. Hep başarılı ve çok okuyan bir öğrenciydim. Üniversite yıllarımda Gemi ve Deniz Kulübü’nü kurduk, ayrıca Çello çalmaya başladım.
– Bir zamanlar Haliç Tersanesi’ne girmenizin yasak olduğu doğru mu?
Aslında orada şöyle bir şey var, ben Sinem olarak yasaklanmadım. Genel olarak tersaneye girişler durdurulmuştu. Onu özellikle söylüyorum, yanlış anlaşılmasın; tersaneler zaten ağır sanayi bölgeleri olduğu için çok rahatlıkla girebileceğiniz alanlar değildir. Ama o dönemde özelleştirilmesi söz konusu olduğu için genel olarak izinli girişleri de durdurmuşlardı. Ben o dönemde Gemi Mühendisleri Odası başkanlığı yaptığım için, aslında kurumsal olarak izinli girebiliyorduk ama gösterilmek istenmiyordu içeride olanlar. Daha sonra Şehir Hatları’na genel müdür olarak atanınca icracı olmak, oraya gelmek harika işler yapmamıza sebep oldu.
– Nasıl keşfettiler sizi?
2019 seçimlerinden sonra bir telefon aldım Büyükşehir Belediyesi insan kaynaklarından, mülakat çağrısıydı. Çok heyecanlandım tabii.
LİYAKATE DAYALI İŞE ALIM
– İmamoğlu ile tanışıyor muydunuz?
Hayır, daha evvelden bir tanışıklığımız yoktu. Tamamen liyakate dayalı bir işe alım süreci oldu. GMO’da yaptıklarımız, çalışmalarımızdan beni bulup bu görev için uygun görmüşler. Büyük bir heyecan ve gurur oldu benim için. 2019 yılında göreve başladığımızda tabi ilk icraatlerimizden biri Haliç Tersanesi’ni kurtarmak oldu. Bilim merkezine dönüştürülme kapsamında aslında atıl hale getirilmişti. Başkanımız İmamoğlu’nun da desteğiyle hem kültür mirası hem de son kalan kamu tersanesi olduğu için burayı katma değer değer yaratacak bir yapıya dönüştürdük. Çok heyecanlı bir süreçti, ekibimle birlikte tersanede harika işlere imza attık.
– O harika işleri konuşalım…
Temelleri 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından atılan tarihi Haliç Tersanesi’ni, atıl bir vaziyetteyken faaliyete geçirerek dünyanın yaşayan ve üreten en eski tersanesi konumuna kavuşturduk. Yeniden üretime başlayan tersanemizde bakım-onarımdan yeni inşalara, Deniz Taksilerden restorasyon çalışmalarına kadar hem katma değer yaratan hem de sanayi ve kültür mirasımızı koruyan projelere imza attık.
– Üretim kapasitesi sıfırdı değil mi?
Evet ama 4,5 yılda 56 yeni inşa yaparak tersane cirosunu 1 milyon TL’den 160 milyon TL’nin üzerine çıkardık. Şehir Hatları’nda görev yaptığımız 2019-2023 yılları arasında deniz ulaşımını canlandırmak için birçok çalışma yaptık. Filomuzdaki vapur sayısını 30’a çıkardık. Günlük sefer sayısını 700’den 891’e, hat sayısını ise 20’den 31’e yükselttik. 8 hattımıza ise yeni uğrama noktaları ekledik. Hafta sonu seferlerini artırıp gece seferlerini başlattık. Tüm bu iyileştirme çalışmalarımız sonucunda, deniz ulaşımında yüzde 55 oranında bir artış sağladık.
– Benim takip ettiğim kadarıyla tersaneye fırsat eşitliği de getirdiniz?
Evet, Şehir Hatları tarihinde ilk kez kadın gemici, yağcı ve kaptanlara istihdam olanağı sağladık. Gemilerde ve Deniz Taksilerde 21 kadın istihdam ettik. Toplam 62 kadın çalışana iş imkanı sağlayarak Şehir Hatları’nda kadın istihdamını yüzde 295 oranında artırdık. Tüm bu gelişmelerle, denizciliği erkek egemen bir sektör olmaktan çıkaracak adımlar attık.
– Ben eski bir Heybeliadalıyım. Vapurlar bizim için çok önemli. Paşabahçe Vapuru da öyle ve siz onu yok olmaktan kurtardınız.
İstanbul’un meşhur vapurlarındandır, 72 yıllık bir tarihi var ve biz Paşabahçe Vapuru’nu yok olmaktan kurtarıp Haliç Tersanesi’nde restore ederek kültür mirasımıza kazandırdık. Yine İstanbul’un simge vapurlarından olan Kızıltoprak’ı da Trabzon’da söküme gitmekten kurtarıp tersanemize getirerek restore ettik. Yenilenen nostaljik vapurumuz, 2023 Nisan ayından bu yana İstanbullulara hizmet vermeye devam ediyor. Restorasyon çalışmaları süren İsmail Hakkı Durusu vapuru da 2024’ün ilk çeyreğinde denizine kavuşacak. Tersanemizde yabancı bayraklı gemilerden mega yatlara, uluslararası yük gemilerinden Şehir Hatları vapurlarına kadar, 4 yılda toplam 358 gemiye bakım-onarım çalışması yaptık. Şehir Hatları gemilerinin, başka tersanelere gitmeden Haliç Tersanesi’nde bakım-onarımdan geçmesi sayesinde büyük giderin önüne geçtik. Ayrıca 5’i elektrik hibrit toplam 50 Deniz Taksi’yi, Haliç Tersanesi’nde ürettik. “En ucuz ve en güzel çay vapurda içilir” mottosu ile Vapur Kafe markasını kurduk, 32 noktada hizmet veriyorlar. 5’i elektrik hibrit toplam 50 Deniz Taksi’yi Haliç Tersanesi’nde üretip 7/24 İstanbulluların hizmetine sunduk, İBB’ye yaklaşık 7,5 milyon Euro tasarruf sağladık.
– AKP tarafından yönetilen Üsküdar’ın belediye başkanı oldunuz. Planlarınızı konuşmak isterim.
Üsküdar, İstanbul’un en kadim ilçelerinden biri. Eski İstanbul’un ruhunu en güçlü şekilde yansıtan semtlerimizden. Kozmopolit bir yer. Aynı zamanda güçlü kadın figürlerin, hanım sultanların izlerini taşıyor. Bu açıdan Üsküdar’ın muhafaza ettiği bu değerleri çok kıymetli buluyorum. Bu değerleri koruyup geleceğe taşıyacağız. Üsküdar bir yandan bu yönüyle öne çıkarken aslında diğer yandan da çok çağdaş ve dinamik bir ilçe. Çok güçlü bir potansiyeli var. Bu potansiyeli de daha iyi şekilde ortaya çıkarmak istiyoruz. Üsküdar’ın farklı kimlikleri barındırıyor, aynı potada eritiyor olmasını çok seviyorum. Bir ayağı geçmişte, bir ayağı gelecekte, geçmişten güç alarak geleceğe adım atan, eskimeden yenilenen bir Üsküdar düşlüyorum. Bir yandan Eski İstanbul’un o eşsiz ruhunu yansıtan diğer yandan nitelikli festivalleriyle, etkinlikleriyle gençliğe ve geleceğe göz kırpan dinamik bir Üsküdar inşa edeceğiz. İmar problemlerini çözmüş, depreme dayanıklı kentsel dönüşümü yapılmış, kültürel mirasına saygılı, sanat ile iç içe, sosyal ve yeşil alanlarıyla yaşlıların huzurlu, gençlerin mutlu olduğu bir Üsküdar hayalim var.

Kutuplaşmanın karşısında duruyoruz
– ’‘Üsküdar, Yeni Kadıköy olacak’ yorumları yapılıyor gördünüz mü??
Üsküdar birçok anlayış, görüş ve yaşam tarzında komşuyu barındıran bir ilçe. Biz mütedeyyin, muhafazakar, sağcı solcu diye bakmıyoruz. Herkesi kucaklamak istiyoruz. Vatandaş da zaten özellikle belediyecilikte eşit hizmet getiren, çalışan, icraatçı yöneticiler görmek istiyor. Biz zaten halkçı, hemşehrilerimizi kutuplaştırmayan kent yönetimini büyükşehirde de deneyimledik ve bunun çok faydasını gördük. Biz kutuplaşmanın karşısında duruyoruz. Biz komşuluk, yurttaşlık ilişkilerini önceleyen, eşit hak temelli bir yönetim sergilemek istiyoruz. Huzurun, mutluluğun ve aslında başarının da birlikte olmaktan geçtiğini biliyoruz.
]]>Yağmura aldırmayan vatandaşlar, Üsküdar Meydanı’nda gerçekleştirilen halk buluşmasında, İmamoğlu ve Dedetaş’ı yalnız bırakmadı. Dedetaş’ın Şehir Hatları Genel Müdürlüğü’ndeki başarılarını vatandaşlarla paylaşan İmamoğlu, “Üsküdar’ın ilk kez bir kadın belediye başkanı olacak. Bu da tarihe geçecek. Sinem Hanım’ı önce Üsküdar’ın çok güzel hanımefendilerine, sonra bütün Üsküdarlıları emanet ediyoruz” dedi.

“ÜSKÜDAR SAHİLİ DENİZLE BİR OLUYORDU, ARTIK OLMUYOR”
Üsküdar’ın geçmiş dönemlerde, yağan yağmurların ardından yaşanan su baskınlarıyla hatırlandığını aktaran İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
* “Biliyorsunuz; burası denizle bir oluyordu. Artık olmuyor. Bu süreci toparladık. Bitirdik. İstanbul, o kadar haksız bir döneme maruz kaldı ki, o kadar ihmallerle uğraştı ki, gereksiz yere İstanbul’a yakışmayan, İstanbul’un bu güzel semtine yakışmayan görüntüleri yaşadı. Ama biz, bu görüntülerin tamamını, İstanbul’un gündeminden çıkarttık. İstanbul’un Boğazı’na, kurban bayramında kan akıyordu. Başka bir yerden lağım akıyordu. Bu kardeşiniz, ekibiyle beraber o bahsedilen kan görüntülerinin tek bir damlasını Boğaz’a ulaştıracak ortamı bırakmadı. Hepsini temizledi. Altyapıyı tamamladı. Sadece 5 yılda. Sarıyer’den Fatih’e, Kadıköy’den Beykoz’a kadar. Dolayısıyla yapılabiliyor muymuş? Yapılıyormuş. Yeter ki işinize kendinize adayın.

“5 YILDIR MİLLETİN HAKKINI YEMEDİM, YEDİRMEDİM”
* Hatırlarsanız 2019 seçiminde, son mitingi burada yapmıştık. 2019 seçiminden sonra, biliyorsunuz seçimimiz iptal oldu. Ve o gün burada söylediklerim var. ‘Sevgi kazanacak’ demişim. Hatta ben o zaman, ‘sevgi kazanacak’ dediğimde, bana ‘sevgi pıtırcığı’ diye bir kelimeler kullanmışlardı. Sanki kötü bir şeymiş gibi. Şimdi şu mini minnacık kızımın sevgi pıtırcığı olsam daha ne isterim? Bu güzel şehrin çocuklarının sevgi pıtırcığı olsam, bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Ne demişim? ‘İstanbul hepimizin olacak’ demişim. Oldu mu? Oldu. ‘Bir avuç insanın olmayacak’ demiştim. Oldu mu? Oldu. ‘Bu şehrin geleceği için, çocuklar içini çok çalışacağız’ demiştim. Oldu mu? Oldu.
* ‘Önceliğim adalet olacak’ demiştim. Başarabildik mi? Başardık. ‘16 milyonla, ‘bu şehir senin şehrin’ diyerek biz yöneteceğiz. Hep birlikte yöneteceğiz’ demiştim. Başardık mı? Başardık. Sizleri hayal kırıklığına uğratmamak, sizleri mutlu etmek, sizleri huzurlu kılmak adına çok çalıştım. 5 yıldır milletin hakkını yemedim, yedirmedim. 5 yıldır milletin parasını millete dağıtmakta özenli davrandım. 5 yılın özeti bu.

“DERSİNE ÇALIŞMAMIŞ İTHAL ADAY NE YAPTI BİLİYOR MUSUNUZ…?”
* Hiçbir vatandaşı, diğerinden farklı görmeyeceğim, görmem ya da kıymetsiz görmedim. ‘Oy veren, vermeyen’ demedim. 5 yıl boyunca, bir partinin ya da bir kökenin, bir inancın, bir şahsın değil, bu şehirde vatandaşın iktidarı hakim oldu. İstanbul’u; ihanet, ihmal ve israf bataklığına sürükleyen bir avuç insanın devrini milletçe bitirdik. Vatandaşın iktidarı başladı, Üsküdar sahilini işgal edenlerin iktidarı bitti. İşgalcilerin kaçak yapılarını, yani şu güzelim caminin yanındaki yeri yıktık. Ne yaptı biliyor musunuz? Bu ‘İstanbul’a adayım’ diyen, dersine çalışmamış, ne yazık ki ithal görüntüsü olan bu aday, ne yaptı biliyor musunuz? Oraya bir gecede imar çıkardı. Bir gecede, bir gecede yahu. Bir de kanuna aykırı. Yani burada, Boğaz’ın kıyısına imar çıkarılmaz. Ama ne yaptık? Davayı açtık, iptal ettirdik. İşte bu akla, İstanbul emanet edilebilir mi.? İstanbul’da doğru işler yapana işler emanet edilecek artık. Çünkü artık vatandaşın iktidarı başladı.

“BİZDEN ÖNCE 25 YIL İSTANBUL’U YÖNETENLERİN AKLINA BUNLAR GELDİ Mİ?”
* Artık milletin parasından, Anne Kart gibi projeler çıkıyor. Üsküdar’da ne kadar Anne Kart var biliyor musunuz? 19 bin 467 annemizde var. Daha önce var mıydı? Üsküdarlı 4 bin yavrumuzun sofrasında süt var, süt. Daha önce yoktu değil mi? Kent Lokantası açtık buraya. Artık yoksulluk öyle bir derinleşti ki, neredeyse her ilçeye istiyorlar, daha fazlasını istiyor vatandaşımız. Milletin parası, millete gidiyor. Üsküdar’ın annelerine, babalarına, çocuklarına gidiyor. O paralar artık, Üsküdar’da açtığımız kreşlere gidiyor. Karşılıksız verdiğimiz bursa gidiyor. Yani üniversiteli gençlere gidiyor.
* Bizden önce 25 yıl İstanbul’u yönetenlerin aklına bunlar geldi mi? Ne yaptılar? Bir avuç insanın parseline imar çıkartmayı kendilerine sorumluluk gördüler. Öyle değil mi? Ama biz, onlardan çok az daha çok az bütçe kullanmamıza rağmen, sürekli engellenmemize rağmen, onların 25 yılda yaptıkları metronun yarısı kadar metroyu, 5 yılda yaptık, 5 yılda. Çıldırıyorlar, deli oluyorlar. Akılları almıyor. Niye biliyor musunuz? İsrafa öyle alışmışlar ki, biz israfı öyle bir kestik ki. Hayatın akışına sadece icraatı koyduk. Vatandaşa hizmeti koyduk. O zaman ne oluyor biliyor musun? İşte bu gökten yağan yağmur gibi, kasamıza bereket yağıyor kardeşim.

“BUNLARIN AKLINDA ÇOCUKLAR YOKTU AMA 1 KİŞİYE 120 BİN EURO BURS VERMEK VARDI”
* Bakın; bu kadar hızla metro yapıyoruz ya. 25 yıldır yapılmadı. Niçin yapmadılar? Yıllarca ihmal ettiler. Ben bu ihmalleri, devraldığımız şantiyelerde görüyorum, iş yapma biçimlerini görüyorum. Akılları işte değil. Akılları başka şeylerde. Yıllarca ihmal ettikleri ne kadar altyapı yatırımı varsa, biz yaptık, biz. Biz başardık. Bu şehrin neresine, hangi meselesine bakarsanız bakın, bizim çok daha az bütçeyle, onlardan misli misli fazla iş yaptığımızı, çözüm ürettiğimizi görürsünüz. Bunların aklında çocuklar yoktu, gençler yoktu, kadınlar yoktu. Ama 1 kişiye, 120 bin Euro burs vermek vardı.
* Ama biz, 100 bin gencimize, bu sene 7 bin 500 yüz lira verdik. Seneye 15 bin lira vereceğiz. Aramızdaki fark bu. Sadece yetenek ve çalışkanlık farkı değil aramızdaki fark; yönetim zihniyeti ve yönetici ahlakı farkıdır. Bizim siyasetimizde, ahlak ve nezaket vardır. Rakip siyasi partilere ve yöneticilere tepeden bakmayız, aşağılamayız. Ağzımızdan kötü söz çıkmaz. Benim ağzımdan kötü söz duydunuz mu? Ancak ne yaparım? Biri kötü söz söylediyse, ona cevabını veririm. Bir de dua ederim. ‘Allah ıslah etsin, Allah akıl versin’ derim. Ama onların ağzından çatır çatır, patır patır kötü sözler dökülür.

ERDOĞAN’A ‘KÖTÜ DİL’ ELEŞTİRİSİ: ‘AİLELERİ UYARIYORUM; ÇOCUKLARA İZLETTİRMEYİN’
* Ama bakıyorsunuz, daha yeni milletin seçtiği, Türkiye’nin en yüksek makamında oturan kişi, birleştirici, bütünleştirici olması gerekirken, her gün birisi hakkında kötü bir söz söylüyor. Söylüyor mu? Ben size bir şey söyleyeyim mi? Ben, aileleri uyarıyorum. Çocuklara izlettirmeyin. Ne zaman ne diyeceği belli olmaz. Daha dün, Mayıs seçimine kadar kendisinin cumhurbaşkanı olması için çalışan, sandıkta ona oy isteyen partinin genel başkanına ne dedi? ‘Zübük’ dedi. Olacak iş değil. Yazık. Ayıptır. Vallahi bu ahlaka sığmaz. Bakın milyonlarca insana, ‘zübük’ demiş oldu. Kendi çıkarı için o gün değerli, bugün zübük. Bu anlayışın tarihe gömülmesi lazım, tarihe. Bu nedir biliyor musunuz? Kendi çıkarı için her yol mübahtır anlayışı. Zübüğün kelime anlamı o kadar ağır ki. Ben sayamam size. Yani üç kağıtçı, egoist, düzenbaz, kalleş, namussuz… Açın sözlüğü bakın. Bunu birine diyebilir misiniz? Diyemezsiniz. Böyle bir şey olur mu?

“HER YERDE BENİ ANMADAN, BENİ ANIYOR”
* Her yerde beni anmadan, beni anıyor. ‘Zat’ diyor, ‘zevat’ diyor. Halbuki ben, bu ülkenin her seçilmişine saygı duyarım. Üsküdar’a her ziyaretimde, belediye başkanını davet ederim. Nereye gidersem yaparım. Kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi, başkasına yapmam. Benim empati duygum yüksektir. Bunu yapmam. Evet, biz, 2023 seçimlerini ne yazık ki kaybettik. Ders çıkartıp, önümüze bakacağız. Seçilmişe saygı duyarız. Kötü laf edilir mi? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da 16 milyonun seçtiği insan; öyle değil mi? Yani bir söz diyeceksen, ismini anarsın, makamını anarsın. Yok efendim ‘zat, zevat.’ Allah’ıma şükür -her işim güzeldir ama- ben ismimi çok seviyorum. Benim ismim Ekrem. Büyük dedem koymuş. Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (S.A.V.) ismi. Bu ismi anmıyor. Soyadım İmamoğlu. Benim sülalemde imam da var imam olmayan da var, ama soyadım İmamoğlu. Niye biliyor musunuz? Kurnaz. ‘‘Ekrem’ dersem, ‘İmamoğlu’ dersem’ buna oy kayar diye zannediyor. Bu kadar hesap-kitap yapıyor. Ben ismimle de soyadımla da gurur duyuyorum Allah’ıma şükür.
“BU MİLLET DE SANA NE İSTEDİYSEN VERDİ”
* Ama milletin bana ismimden, soyadımdan değil, benim ahlakım iyiyse oy veriyor. Erdemliysem oy veriyor. Saygılıysam oy veriyor. Kötü söz söylemiyorsam oy veriyor. Onun için ben buradan söylüyorum. Allah aşkına, milletine böyle hakaret etme. Bu millet sana ne yaptı? Her şeyi verdi. Vermedi mi? Verdi. Hani bir zaman demişti ya kendisi, ‘Ne istediyseniz verdik!’ Bu millet de sana ne istediysen verdi. Yirmi iki yıldır tek başına iktidarsın.
* En büyük başarısı, dünyada tek örneği var; 14 sene önce cebinizdeki 200 lira, 130 dolar alıyordu, aynı para şimdi 6 dolar alıyor. 130 dolardan, 6 dolar. Onun için buna rağmen, bu insanlar, seçilene saygı duyar. Sen ise, bu yetkiyi sana verenlere hakaret ediyorsun. Olmaz. Tek bir sebebi var: Kibir. İnsanlara ne diyor? ‘Gölgemizde yürümelerine müsaade etmeyiz.’ Başka yerde ne diyor? ‘Buyruğumu verdim, yapacak’ diyor. Kelimeler değişti ya. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetinde ‘buyuruğun’ ne anlamı var Allah’ını seversen? Buyruğun yeri var mı burada? Yok.
“SADECE O BİR KİŞİNİN TENSİPLERİYLE İSTANBUL’A ATANAN ADAYIN TEK VAZİFESİ NE BİLİYOR MUSUNUZ?”
* Burada halkımız, Sinem Dedetaş’ı seçecek. Sinem Dedetaş’la beraber çalışırken,ben, onun bilgisine hürmet edeceğim. O benim bilgime hürmet edecek. O, yol arkadaşlarıyla ortak akılla çalışacak, iş üretecek, milletiyle tartışacak. Ben aynı şekilde milletimle çalışacağım. Ama şu anda memlekette, ‘İstifa ettim, görevimden ayrıldım’ bile diyemiyorlar. Affını istiyorlar, affını; koca bakanlar. ‘Tensipleriyle görev aldım’ diyorlar, öyle değil mi? Allah aşkına, bu lafları duyunca, ben utanıyorum. Benim çocuğum, sizlerin evlatları, bu şehrin, bu ülkenin evlatları buna layık değil kardeşim.
* Boşuna Cumhuriyet kurulmadı. Boşuna Mustafa Kemal Atatürk, yere göğe ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ demedi. Sevgili dostlarım, ben size önemsiz bir meseleyi anlatmıyorum. Size çok önemli bir meseleyi anlatıyorum şu anda. Bu tarihi bir mesele. Onun için, sadece o bir kişinin tensipleriyle İstanbul’a atanan aday, onun tek vazifesi ne biliyor musunuz? Kulağını o bir kişiye kabartmak. Ne diyorsa, onu yapmak. Ne diyorsa imza atmak. İşi benim gibi zor değil. Benim işim zor, ama keyifli. Sırtım sağlam. Onun arkasında 1 kişi, benim arkamda 16 milyon kişi var. Seçildiğinde, sadece o bir kişinin lafını uygun görecek anlayışı, hep birlikte 31 Mart’ta tarihe gömeceğiz. Çöpe atacağız.
KARARSIZLARA SORULAR YÖNELTİP, ÇAĞRI YAPTI
* Ben, bize oy vermeyi düşünmeyen ya da hala kararsız olan, ‘Efendim ben küstüm geçen seneden’ diyen ya da hala düşünceli olan insanlara buradan seslenmek istiyorum. Sevgili hemşehrilerim, sevgili dostlarım; ben, 2012 yılında yerel yönetime aday adayı olmaya karar verdiğimde, bir slogan yazmıştım Beylikdüzü’nde. ‘Seçilmek 1 gün, yönetmek 5 yıl.’ Kararınız bu kadar önemli. 31 Mart’ta siz, bir gün orada gidip oy atacaksınız ya da atmayacaksınız, ama o 5 yıl boyunca, sizi istediğiniz ya da istemediğiniz anlayış yönetecek. Kendinize şu soruyu sorun: Kim İstanbul’u daha iyi yönetir? Kim daha iyi hizmet eder?
* İstanbul’un denizini, ormanını, doğasını kim daha iyi korur? İstanbul’un kadınlarını, çocuklarını, gençlerini kim daha iyi kollar? Onların geleceğini kim düşünür? Milletin parasını millete kim harcar? Şu Üsküdar’da halkın malı sahile, kaçak yapı olarak dikilmesine kim müsaade etmez? O kaçakları kim yıkar? Kim izin vermez? Kim sahilin yerine, boş yere imar açmaz? Üsküdar’ın malını birkaç kişiye değil, Üsküdarlı’ya kim iade eder? İşte mesele bu kardeşlerim. Sevgili hemşerilerim mesele bu. Bu soruların yanıtını zihninizde buluyorsanız, gideceksiniz mührü 31 Mart’ta oraya basacaksınız. Bu kadar net. Bu işin başka yolu yok. Benim 15 milyon hemşehrim, vicdanlıdır. Benim 16 milyon hemşehrim, adaletlidir. Benim 16 milyon insanım, elbette duyguları var, aklı var, fikri var, vicdanı var ve öyle karar verecek, 31 Mart’ta en doğru yanıtı verecektir.
“KİBİRLENENLERE DERS VER, TAVRINI KOY, GÜCÜNÜ GÖSTER”
* Biz göreve gelince, işte bu kötü anlayışları değiştirdik. Bir anlayışı daha değiştirdik. Ne vardı daha önce? Kötü bir laf, ‘Çalıyor ama çalışıyor!’ Şimdi ne diyor biliyor musun millet? ‘Hem çalmıyor hem çalışıyor kardeşim.’ Hem de atom karınca gibi çalışıyor. Kıymetli Üsküdarlılar hem mukaddes değerlerine sahip çık, hem kibirlenenlere ders ver. Tavrını koy, gücünü göster, yönetime bir denge getir. İstanbul’da da Türkiye’de de bunu yapmaya hazır mıyız? Biz, 16 milyon İstanbulluyuz. Biz, büyük ve güçlü İstanbul İttifakıyız. Bu ittifak; gençlerin, kadınların, hanımefendilerin, güzel beyefendilerin, bu şehrin, abilerinin, ablaların, emeklilerin ittifakıdır.
* Bu ittifak; namusuyla çalışan, büyük çoğunluğu haktan ve adaletten yana olanların ittifakıdır. 2019’da İstanbul’un talan edilmesine ‘dur’ diyen bu sarsılmaz birlik, 31 Mart’ta tarih yazacak. Yine tarih yazacak. Yine tarih yazacak. Her kökenden, her hayat tarzından, her siyasi görüşten kardeşlerim; gelin hep birlikte bir kez daha birleşelim. Haydi hep birlikte sandıklara coşa coşa gidelim. Bu aziz şehirde başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi daha güçlü şekilde devam etsin. Haydi İstanbul oy var, vatandaşın iktidarı büyüsün, güçlensin. Haydi İstanbul, hep birlikte tam yol ileri, tam yol ileri, tam yol ileri.”
]]>“İLETİŞİM ÇADIRIMIZA TÜM HALKIMIZI BEKLİYORUZ”
İBB’ye ait digital çadırı tanıdan İmamoğlu şunları söyledi:
* “Üsküdar’dayız, dijital iletişim çadırımızı ziyaret etmek istedik. Bütün halkımızı bekliyoruz. Burada çok özenli bir çalışma yapıldı. Bütün hizmetlerimizi burada tanıyabilir, anlatabilir. Tabii dijital altlığı da oldukça güçlü. Örneğin bu sayfada bu alanda dokuzuncu burada yaptığımız özellikle Sarıyer Atatürk Ormanı gibi birçok alanın nasıl büyüklüklere sahip olduğunu toplamda nasıl bir yeşil alan kazandırdığımızı tümden İstanbul’a okuyabiliyorsunuz. Farklı tasarımlarda var mesela burada yine bir tesisimizi anlatılıyor. Bu da inşallah ikincisinin de Anadolu Yakası’nda yapacağız.
* Avrupa’nın en büyük atık yakma üzerinden enerji üretim tesisi. Bu aynı zamanda bir milyon 400 bin insanın elektrik ihtiyacını karşılayan bir tesisi açtığımızı gösteriyor. Yine bir büyük salonda ki burası da çok etkileyici. Üç bin yüz kilometre içme suyu hattını görebiliyoruz. 50 deniz taksiyi görebiliyoruz. İşte mesela burada Kent Ormanı’nı, 24 milyon litre ücretsiz Halk Sütü. 47. 3 raylı sistem bitirmişiz. İnşallah mart ayında bu 65 kilometre olacak iki hatta açıyoruz ilave. Bunun gibi yüz kreş, muhteşem, kreşi çok seviyoruz. Ve bu bölüme de geçtiğimizde aslında tanıtım videolarını güzel bir ortamda sizlerle burada paylaşıyor oluyoruz.

“BİR SİYASİ PARTİNİN TEK BAŞINA BU İŞLERİ BAŞARMASI DİYE BİR TARİF YAPMAK ASLA DOĞRU DEĞİL”
* Üsküdar’ın meydanındayız, bekleriz. Burada beş yılın minik bir özetini sizlerle paylaşıyor olacağız. Güzel bir ortam, Dijital bir ortam. Gençlerin çok ilgisini çekeceğini ve güzel bir tanıtım olacağını da düşünüyoruz. Yurt hizmetimizin videosunu görüyorsunuz, yoktu yani sıfırdı. Bin 200 öğrencimiz kalıyor şu an yurtlarımızda. E inşallah eylül ayında bu altı bin öğrenciye ulaşacak. Değerli bir hizmet aynen işte yüz bin gencimize burs gibi bunların her birisini burada dinliyor, izliyor, anlıyor ve öğreniyor olacaksınız. Ben İstanbulluları bu güzel ortama bekliyorum. Çünkü bütün bu hizmetleri İstanbul başardı. Onun için İstanbul başardı diyoruz.
* Tek başına bir kişinin bir işi başarması mümkün değil. Bir siyasi partinin tek başına bu işleri başarması diye bir tarif yapmak asla doğru değil. Milletimiz başardı. Biz İstanbul’un başarısını İstanbul’la paylaşıyoruz. Kendilerini alkışlasınlar. Çünkü biz onların her kuruş parasını inanın ince, titiz bir şekilde harcayıp el değmemiş hijyenik bereketli bütçe var etme konusunda çok çalıştık. İnşallah Üsküdar’da da Sinem Hanım, ekip arkadaşlarıyla birlikte çok değerli bir çalışmayı Üsküdar’a kazandıracak. Bütün ilçelere çok etkin bir biçimde bu yönüyle hazırlık yapıyoruz. Ahlaklı, kimlikli, çağdaş, dayanışmacı, bugünün yoksulluğunu bitiren, ona katkı sunan emeklisine, işçisine, işsizine.

“‘BELEDİYENİN İŞİ Mİ BU’ DİYE ÇOK ELEŞTİRMİŞLERDİ”
* Mesela biz 180 bin insana bölgesel istihdam ofisleri üzerinden iş bulduk. Belediyenin işi mi diye bu vaadimizi 2019’da çok eleştirmişlerdi. Bu işinizin olmadığı alanlara giriyorsunuz demişlerdir. Vallahi ben işimizin olmadığı hiçbir iş olduğunu düşünmüyorum. Biz iktidarın eksikliklerini de tamamlayıcı, örneğin ekonomik sıkıntıları en tepeye çıkarttıkları ortamda yoksulluğu tırmandırdıkları ortamda biz herkesin bu ortamı en hasarsız şekliyle atlatması için İstanbul’da büyük bir dayanışma örneği ortaya koyuyoruz.
* Bir de hiçbir insanı rencide etmeden, alan elin veren eli görmediği şeklinde askıda fatura gibi birçok uygulamamızda birçok hizmetimizle, annenin cebine bir anne kartı koyarak, 650 bin annenin çocuğuyla beraber İstanbul’u ücretsiz gezmesini sağlamak gibi milletin parasını millete harcamaya, millet için projeler üretmeye devam edeceğiz. Yolumuz açık olsun. Gelin Üsküdar’da bu dijital tanıtım merkezimizi gezin biz Dilekle gezdik, çok beğendik.Sinem Hanım’a da ilçe başkanımıza da Üsküdar’daki mücadelesinde başarılar diliyorum.”
]]>