“Highly Pathogenic Avian Influenza A(H5N1) Virus: Identification of Human Infection and Recommendations for Investigations and Response” başlığıyla yayınlanan metinde, ABD’deki çeşitli eyaletlerde görülen ve tavukçuluk tesisleri, sığır çiftlikleri ve mandıralarda da yayıldığı belirtilen yeni H5N1 virüsüne dair uyarı ve bilgilendirmeler yapıldı.
Virüsün ilk belirlemelere göre Teksas, Kansas, Idaho, New Mexico ve Michigan olmak üzere 5 eyalette; tavuklarda, göçmen kuşlarda; farklı bölgelerdeki sığırlarda ve Teksas’ta bir süt üretim tesisinin çalışanında görüldüğü, bu kişinin konjonktivit benzeri, hafif belirtiler gösterdiği ve enfekte olmuş sığırlarla da yakın temaslı olduğu aktarıldı.
Testi pozitif çıkan bu kişinin tedavi süresince evinde istirahat ettiği, hastanede tedavi görecek bir durumunun olmadığı aktarıldı.
Süt üretim tesisinde çalışan bu kişi sebebiyle ‘sığırdan insana bulaşma’ ihtimalinin üzerinde durulduğu ve konunun bilim insanları tarafından da araştırıldığı öğrenildi.

“SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ BEKLENMEDİK”
Konuyu, Prof.Dr. Aysun Yılmaz ve Arş.Gör.Özge Aydın’la birlikte ekipçe ABD’deki meslektaşları ile de iletişim kurarak incelediklerini belirten İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, durumla ilgili bilgi verdi.
Virüsün, sığırlarda görülmesinin beklenmedik bir olay olduğunu aktaran Yılmaz, ölümcül vakaya dair bir veri bulunmadığını belirtirken, virüsün mutasyona devam etmesi durumunda çeşitli riskler oluşturabileceği uyarısında da bulundu. Yılmaz henüz sığırdan insana bulaşma noktasında kesinleşmiş bir veri olmadığını da ifade ederek bu konudaki araştırmaların sürdüğünü belirtti. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ve ABD Tarım Bakanlığı’nın konuyla ilgili araştırma ve çalışmalarının devam ettiği, altıncı bir eyalette daha virüsün varlığı ihtimali üzerinde durduğu öğrenildi.
“ABD TARIM VE SAĞLIK KURULUŞLARINDAN GIDA GÜVENLİĞİ UYARISI”
Öte yandan, ABD Tarım Bakanlığı ise pastörize edilmemiş çiğ süte yönelik uyarılarda bulundu. USDA’ya bağlı bir kuruluşun yayınladığı metinde pastörize edilmemiş, çiğ süt ürünlerine karşı dikkatli olunması uyarısında bulunulurken, Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ise sektöre uyarıda bulundu.
O uyarıda “HPAI’nın çiğ sütte bulaşmasına ilişkin mevcut bilgilerin sınırlı olması nedeniyle FDA, endüstrinin çiğ süt veya kuş gribiyle enfekte olanlar da dahil olmak üzere hastalık belirtileri gösteren ineklerin sütünden yapılan çiğ/pastörize edilmemiş süt peynir ürünleri üretmemesini veya satmamasını önermektedir.” ifadeleri yer aldı.

“ŞU ANDA SIĞIRLARA BULAŞABİLİYOR”
Hüseyin Yılmaz, “Öncelikle bu virüs, kuş kökenli, kuş gribi virüsü h5n1, daha önce kuşlarda dolaşan bir virüs ancak mutasyona uğrayan bir virüs ve tip olarak 2344B virüsü oluyor. Bu virüs aslında bizim İngiltere’de yaptığımız çalışmalara ve sonuçlara göre insana adapte olması zor bir virüstü. Ancak son 2-3 ayda vahşi hayvanları enfekte ettiği görüldü, tek tük insanları enfekte ettiği görüldü. Şu anda sığırda görülmesi çok beklediğimiz bir olay değildi. Şu anda sığırlara bulaşabiliyor. Bu bulaşma kaynağının yemlerden ve sulardan olduğu yönünde bazı veriler var.ö dedi.
“HENÜZ SIĞIRDAN SIĞIRA BULAŞTIĞI YÖNÜNDE BİR VERİ YOK”
Yılmaz, “Bir başka ve önemli bir nokta, sığırdan sığıra bulaşma. Sığırlar biliyorsunuz bir yerde bulunduruluyor çiftliklerde. Henüz sığırdan sığıra bulaştığı yönünde bir veri yok. Bu çalışmalar devam ediyor. Yem ve su kaynaklı olduğu; bunun nasıl olduğunu geriye doğru incelersek, kuşlar dışkılarını yem ve sulara bırakıyorlar” diye konuştu.
“SIĞIRDAN İNSANA BULAŞMAYI KONUŞMAK İÇİN ERKEN”
Yılmaz, “Eğer bu kontamine-bulaşık su ve yemler hayvanlar tarafından tüketilirse, sığırlar tarafından, sığırlara bulaşabiliyor. O nedenle henüz şuan sığırdan sığıra bulaşma için konuşmak içi erken, sığırdan insana konuşmak için de erken. Bir çiftlikte bir insan vakası görüldü. Bu da konjonktivit tarzda, gözde bazı bozukluklar, hafif solunum yolu bozuklukları bulunmuş. Ancak, ölümcül bir hastalığa neden olan bir şekli henüz bildirilmiş değil” ifadelerini kullandı.
Hüseyin Yılmaz, “Risk var ama yüksek değil, düşük durumda şuanda. Eğer bu virüs mutasyona devam eder, sığırdan sığıra bulaşırsa, sığırdan insana gelir hale gelirse mutasyonla; o zaman bir epidemi, yani salgın tarzında bir durum yaşanabilir. Zaten biraz önce söylediğim gibi, kuşlarda ve vahşi hayvanlarda var bu virüs. Bir risk oluşturabilir” şeklinde konuştu.
“H5N1 2005 YILINDA ÜLKEMİZDE 18 KİŞİNİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDU”
Yılmaz, “Mevcut virüs, bu virüs öncelikle 2-3 yıldır dolaşıyor kuşlarda ve ciddi kuş ölümlerine neden oluyor. Ancak, söylediğim gibi insanlarda henüz ölümcül hastalıklara neden olduğu bir vaka bildirilmedi. 2005 yılında aslında H5N1 tipi insanlarda ülkemizde 18 kişinin ölümüne neden oldu. O zamanlar, ki Balıkesir’de bir ihndi çiftliğinden köken almıştı. Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta var virüsün izlenmesi. Hem vahşi yaşam, hem evcil kanatlılarda, tavuklarda hem de eğer sığırdan sığıra bulaşmalar olursa ileride hem de sığırların bu virüs yönünden takip edilmesi ve gereken önlemlerin alınması lazım. Biz göçmen kuşları zaman zaman izliyoruz bu virüs yönünden. Henüz bu yeni virüsle ilgili bir verimiz yok, ilerideki çalışmalar gösterebilir. Göçmen kuşlarda var ama bu virüs, göçmen kuşları sınırlayamazsınız. Sonuçta onlar bu virüsü alıyorlar bir ülkeden başka bir ülkeye göçüyorlar. Oraya dışkılıyor, suları kirletip kontamine ediyor, yemler kontamine olabiliyor. Dolayısıyla bu suları içen, yemleri yiyen hayvanlar alabiliyor. Keza solunum yoluyla da birbirleriyle yakın temasla da virüs alabilirler” dedi.
“VİRÜS DEĞİŞTİ SIĞIRLARA GEÇTİ 5 EYALETTE SAPTANMIŞ DURUMDA”
Yılmaz, “Şu anda 5 eyalette var, bazı çiftliklerde görülmüş durumda sığırlarda üst solunum yolu enfeksiyonu ile seyrediyor. Henüz sığırlarda ciddi bir ölüm tarzında, ciddi salgın tarzında yaşanan bir olay değil. Biraz önce söylediğim gibi Aysun Yılmaz Hoca da TÜBİTAK’tan burs alarak bu virüsle ilgili çalışmaya gitti, kendim de bulundum. Oradaki çalışmalarımız, zoonotik yani hayvandan insana bulaşır tarzda bir veri yoktu, virüs değişti, sığırlara geçti ve Amerika’da 5 eyalette şu anda sığırlarda saptanmış durumda. Önemli olan, virüsün daha çok mutasyona uğrayıp insana da çabuk bulaşabilir hale gelmemesi” ifadelerini kullandı.
“ŞU ANDA RİSK DÜŞÜK”
Hüseyin Yılmaz, “Bütün virüslerde, daha önceki Sars-Cov2 ‘de de söylediğimiz gibi yakın temastan kaçınacaksınız, el hijyenine dikkat edeceksiniz o kadar. Şu anda risk gerçekten düşük, bilgiler ulaşabildiğimiz kadarıyla henüz olgunlaşmış değil. İnsana bu virüs bulaşır, öldürür diyebilecek durumda değiliz. Evet, tek tük vakalar var ama beklemekten başka çare yok. Biz önlemlerimizi alacağız, virüsü biz araştırıcılar olarak izleyeceğiz, ilgili kuruluşların da bizi projelerle desteklemesine yarar var bu konuda” dedi.
“GELECEĞİN PANDEMİSİNİN KUŞ GRİBİNDEN OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
Yılmaz, “Şu an korkuya gerek yok. Benim hep söylediğim; geleceğin pandemisinin, influenza’dan, kuş gribinden olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla hem yetkililerin, hem bizlerin uyanık olup, bunlara hazırlık yapmamız gerekiyor. Bizlerin görevi araştırmak, devletimizin ve hem yerel hem merkezi yönetimlerin görevi de bu konuda erken davranmak. Erken tanı sistemleri, erken uyarı sistemlerinin geliştirilip ki zaten var bu tanı sistemleri, ilk çıktığı zaman orada bu virüsün, salgının söndürülmesi gerekiyor. Dileriz, bir salgın yaşamayız” ifadelerini kullandı.
]]>Japonya’da yeni yılın ilk saatlerinde meydana gelen 7.6 büyüklüğündeki deprem büyük bir korku yaratırken, depremde resmi verilere göre şu ana kadar en az 48 insan yaşamını yitirdi.
Uzmanlar, “2024’ün ilk günlerinde Japonya’nın batısında Türkiye’dekine benzer bir deprem yaşandı. Şu ana kadar yaralı sayısı 48 ve onlarca yaralı var. Buradaki fark nereden kaynaklanıyor” sorusunu sorarken, “Bunun yanıtı ise disiplin, önleme kültürü ve yüksek teknolojiye sahip inovasyonların kullanılmasının bir bileşimi” yanıtını verdi.
Yunan medyası Japonya ile Türkiye arasında kıyaslama yaparken bazı temel noktalara parmak bastı…
BİNALAR
Kahramanmaraş depreminde 345 bin dairenin (12 binden fazla binanın) yıkıldığına dikkat çeken uzmanlar, 4 milyon binanın hasar gördüğünü hatırlatırken uygunsuz inşa edilen binaların Türkiye’de büyük tepki çektiğini de hatırlattı. Haberlerde, “Japonya’da binalar gerçekten depreme dayanıklı olarak yapılıyor. Ahşap malzemeler kullanılarak yapılan tarihi binalar bile depreme dayanıklı oluyor. Dolayısıyla yeni binalarda da en yeni teknolojiler tercih ediliyor. Bu binalar sismik enerjiyi emerek yatak hareket ediyor, sallanıyor, eğiliyor ya da yana kayıyor ama yıkılmıyor” denildi.
Yunan Proto Thema gazetesinde yer alan haberde, “Bu ülkede depremden korunmak en büyük öncelik ve insan yaşamının korunması birinci öncelik. İkinci öncelik ise yapıların güvenliği” ifadesine yer verildi.
ERKEN UYARI SİSTEMİ
Yunan sismolog Gerasimos Papadopoulos, Japonya’da incelemelerde bulunduğunu ve depremden önce bütün cep telefonlarına bir uyarı mesajı geldiğini söyledi. Yunan medyasına konuşan Papadopoulos, “Bu çok özel bir deneyimdi. Resmi olarak depremi önceden bilip uyarıyorlardı” dedi. Japon hükümettinin dünyanın en meşhur deprem erken uyarı sistemi için en az 1 milyar dolar ödediği de belirtildi. Kinkyu Jishin Sokuho olarak bilinen erken uyarı sistemi kapsamında bütün ülkede 4245 ölçüm cihazı bulunurken bunlar Dünya’nın derinliğindeki hareketliliği inceliyor.
Olağandışı bir hareketlilik yaşanınca da uyarı veriyor. Eğer yaklaşmakta olan deprem Richter ölçeğinde 5’in üzerindeyse cep telefonu, TV kanalları ve radyo istasyonlarına uyarı gidiyor. Depremden yaklaşık 80 saniye önceye kadar uyarı gidiyor ve bu sayede insanlar daha güvenli yerlere kaçabiliyor.
Bu sistemin Japonya’daki hızlı trenlerle de entegre olduğu ve uyarı gelmesi durumunda trenin frenlerinin otomatik çalışarak durduğu da biliniyor. Öte yandan erken uyarı sistemi ayrıca en modern binalara da bağlı. Ve bu uyarı gelince modern binalardaki doğalgaz vanaları otomatik olarak kapanarak olası bir yangının önüne geçiliyor.
Japonya’nın saygın üniversitelerinden Tokyo Üniversitesi’ndeki bir araştırmada başkent Tokyo’daki binaların yüzde 87’sinin en güncel deprem teknolojileriyle inşa edildiği kayıtlara geçmişti. Gökdelenlerin genelde yüzlerce bilim insanının katkısıyla inşa edildiği de belirtildi.
Müteahhitlerin de binaların güvenliğine önem verdikleri belirtilirken bu sayede yatırımlarının da karşılığını alabildiği belirtildi. İnşaat yapan şirketlerin bu tür binalardaki evleri ve ofisleri çok daha yüksek fiyata satabildiği ve bu sayede “kazan-kazan” durumunun yaşandığına dikkat çekildi.

VERGİ AVANTAJI
Japonya hükümetinin, modern depreme dayanıklı binalar inşa eden şirketlere vergi indirimi ya da düşük ödemeli sigorta gibi avantajlar sunduğu da belirtildi.
Tokyo’daki birçok binada depremin şiddetini azaltan özel sistemler kullanıldığı belirtilirken bu teknolojiyi kullanmak isteyen müteahhitlerin sadece bunun için 51 milyon doları gözden çıkarması da bekleniyor. Binaların duvar ve pencerelerinin de sismik şoku emecek şekilde geliştirildiği aktarıldı.
Tsunamiye karşı birçok risk altındaki sahil bölgesinde dev dalga kıranlar olduğu ve bunun sayesinde tsunami dalgalarının yavaşlatılabildiğini hatırlatan uzmanlar, cep telefonu ya da televizyon-radyoya erişimi olmayanlar için hoparlörler uyarı sisteminin de olduğunu belirtti.
Tsunamiye karşı bazı bölgelerde milyarlarca dolar harcanarak yerlatı tünelleri ve yolları yapıldığı ve bu sayede Tokyo’nun sular altında kalmasının engellendiği ve tsunami sularının sel sularına yönlendirildiği de belirtildi.
46 MİLYAR DOLAR HARCANDI
Japonya’da hükümet depremle mücadele teknolojilerinin bakımı, tamiri ve yatırımı için ise rekor bir miktarı gözden çıkarmış durumda… Sadece 2023’te hükümet depremde vatandaşlarına zarar gelmemesi için 46.1 milyar dolar harcadı.
Yılda 2 bin depremin yaşandığı ülkede deprem konusundaki eğitimin ve tatbikatların da büyük bir önemi olduğu belirtildi.
]]>