Tüpraş Stadı’nda gerçekleştirilen ve kulüp genel sekreteri Cem Sezgin’in açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen başkan Hasan Arat, Beşiktaş Kulübünün tarihinde ilk kez stadyumda genel kurul yapıldığını belirterek, “(Yeni tüzüğü okumadım ama şöyle…) diye başlayan sözleri üzülerek izliyoruz. Beşiktaş’ta yaşanan değişimi görmek istemeyenler var. Bu değişikliklerin Beşiktaş’a faydası olacaktır. Beşiktaş halkın takımıdır, genel kurul ne derse o olur. 3 Aralık’ta emaneti almaya nasıl geldiysek bu emaneti gelecek nesillere bırakacağız. Bu tüzük değişikliği tamamlandığında sokakta gururla dolaşacaksınız. Bu değişiklikler başka kulüplere örnek alacaktır.” dedi.
Beşiktaş’taki sıkıntıları çözmeye çalıştıklarını vurgulayan Arat, “Tüm değişikliklerden önce kaos gelir. Biz bir kaosta seçime gittik. Hala sıkıntıları çözmeye çalışıyoruz. Bu yönetimin tüzüğü değildir. Yönetim bazı maddeleri tüzük kuruluna sunmuştur. Bu tüzük taslağı 17 Nisan’da ilana çıktı. Bu tüzük Beşiktaş’ın halk içinde büyümesini sağlayacaktır. Üniversiteli gençlerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız yeni doğan bebekler için Beşiktaş üyeliğinde avantajlar gelmektedir. Şehit aileleri, gaziler, olimpik ve paralimpik sporcular için üyelikte kolaylıklar gelmektedir. Örneğin Nesrin Baş, Paris’e katılınca otomatik üye olacaktır. 10 Aralık 2016’daki şehitlerimizden Beşiktaş’a üye olmak isteyen otomatik üye olacaktır.” diye konuştu.
“DEĞİŞİM KAÇINILMAZDIR”
Çeşitli oylamaların ve işlemlerin elektronik ortamda yapılacağını kaydeden Arat, “Beşiktaş dijital aplikasyon çalışmaları sonuca ulaşmak üzere. Haziranda lansmanını yapacağız. Eğer genel kurul onaylarsa elektronik ortamda oylamaya katılabilecek. Birçok işi elektronik ortamda yapmak mümkün olabilecektir. Daha iyiye gitmek için iyiden vazgeçmekten korkmayacağız. Beşiktaş gelecek yıllarda benzer yeniliklere ayak uydurmak için değişiklikler yapacaktır. Değişim kaçınılmazdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Arat, tüzük taslağını inceleyerek gerekli değişiklikleri yaptıkları için Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’a ve devlet kademesindeki ilgililere teşekkür etti.
“YÖNETİMDE KEYFİLİĞE SON VERMEKTE”
Beşiktaş’ın gayrimenkullerini tekrar devralacağına dikkati çeken Arat, şunları kaydetti:
“Bu tüzük, tarihimizde ilk kez yönetimde keyfiliğe esastan son vermektedir. Yönetim kurulu başkanı tek imzayla her şeye imza atabiliyordu. ‘Böyle şey olmaz’ dedik, kurula özellikle bildirdik ve iki imza şartı olması gerektiğini söyledik. Bir başkan tek başına Beşiktaş’ın en kritik davalarından birinin ibralaşmasına hukuki gerekçeler olmadan imza atamazdı, attılar. Kimse kendi isteğiyle bu imzayı atamayacak. Yine tüzüğümüzde Akaretler’i 2044’e kadar, Fulya’yı 25 yıllığına kiralıyorlardı. Kiralanan binamızın bize geri teslimini istedik. Hüseyin Yücel ve hukuk kurulumuz, geri adım atmadı ve tahliye davası açtık. Tahliye davasında çok kuvvetli bir yere geldik. ‘Yönetim kurulu 10 yıldan fazla kiralama yapamaz’ diyoruz bu tüzükte. Fulya’da Aşçıoğlu’na tahliye davası açtık. Binanın üzerindeki Aşçıoğlu yazısı tamamen kalktı. Beşiktaş mallarını tek tek geri alacak, haksızlığa son verecek. Sayın Aşçıoğlu son derece duyarlı bu konuda. Kira artırımı istemiyoruz, ‘binayı komple Beşiktaş’a devredeceksiniz’ diyoruz, o da anlayışla karşılıyor. Beşiktaş Fulya meselesindeki en önemli adımlardan biri çözülecek. Sorunlarımız çok büyük. Beşiktaş Belediye Başkanı’yla konuştum, yarın 1903 Mehmet Üstünkaya tesislerini boşaltıyor. Ekrem İmamoğlu’yla konuştuk, Çilekli’yi devralacağız. Bunların hepsini tek tek yapacağız. Uzun süreli kiralamalarda 5 yılda bir yeniden değerleme şartı getiriliyor, denetimin gücü arttırılıyor.”
“BU KULÜPTEN ELİNİZİ ÇEKİN”
Her kurula minimum 2 kadın üye şartı getirdiklerini hatırlatan Arat, “Yeni üye referansı 35’e yükseltiliyor artık sahte imza atılmasın diye. Denetim kurulunun sunduğu raporda 5700’ün üzerinde üye farklı şekilde kaydedilmiş. Hepsi tespit edildi. Disiplin kurulu gerekli işleri yapacak. Bu kulüpten elinizi çekin. Beşiktaş’ta bu tip hakimiyet bitmiştir. Artık kimse gruplardan medet ummasın.” ifadelerini kullandı.
]]>Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleştirilen genel kurula, kulüp başkanı Ali Koç, yönetim kurulu üyeleri, YDK başkan adayları Şekip Mosturoğlu, Sevil Becan, Nihat Tokat ve YDK üyeleri katıldı.
Eski Yüksek Divan Kurulu Başkanı Uğur Dündar ve ekibi, seçim yönetmek üzere seçim heyetine oy birliğiyle seçildi. Dündar, adayları kürsüye davet ederken sözü ilk olarak Sevil Becan’a takdim etti.
Başkan adaylarından Sevil Becan, birlik mesajı vererek sözlerine başladı.
Yüksek Divan Kurulunun temel görevinin danışma kurulu olarak tanımlandığını hatırlatan Becan, “25 yılını yani çeyrek asırlık kongre üyeliğinin ardından oluşan bu kurul, akil insanlar kuruludur. YDK için bir platform oluşturmayı planlıyoruz. Bu bir danışma ve dayanışma platformu olacak. Bu sayede birbirimiz daha iyi anlayacağız ve talepleri öğrenmiş olacağız.” diye konuştu.
Üyelerin ilgi ve uzmanlık alanlarına bakarak divan kurulunda ihtisas komisyonları sisteminin olmasını planladıklarını aktaran Becan, şunları kaydetti:
“Bizim değerli üyelerimizden mutlaka yararlanmamızın yollarını bulmamız gerekiyor. İletişim dedik, birbirimizi dinleyeceğiz dedik ama sosyalleşmeyi hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz. Çeşitli alanlarda bunu gerçekleştireceğiz. YDK’nın kurumsallaşması konusuna gelince bazı çalışmalar, geçtiğimiz dönemde başladı. Değerli katkılar, bunların hızlanarak devam etmesini hedefliyoruz. Kim seçilirse seçilsin bunu birlikte kutlayalım. YDK’nin barıştan oluştuğunu gösterelim. Bizler bir oldukça Fenerbahçe’mizi kimse yenemez.” değerlendirmesinde bulundu.
NİHAT TOKAT: DESTEĞE İHTİYACIM VAR
Nihat Tokat, YDK üyelerinden destek istedi.
Çok genç bir ekibe sahip olduğunu dile getiren Tokat, “Yüksek Divan Kurulu başkanlığı onur ve ayrıcalığına talibim. Şeref ve doğruluğun bir Fenerbahçe çizgisi olduğu algısını camiamız ve ülkemizin hak ettiği gibi tekrar güçlendirmek için şevkle çalışacağımızı beyan ederim. Ekibimle birlikte tüm projeleri hayata geçirebilmek için sizlerin desteğine ihtiyacım var.” ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe’nin tuttuğu değil, tutulduğu takım olduğunu aktaran Tokat, sözlerini şöyle tamamladı:
“2 sene boyunca bize muhteşem bir divan başkanlığı yapan Dündar ve ekibine teşekkür ediyoruz. Sizleri özleyeceğiz. Dündar’dan aldığımız, hissettiğimiz her toplantımızda Atatürk’ü iliklerimize kadar işledi. Ben de eğer seçilirsem aynı onun yolundan gideceğim. Sosyal faaliyetleri artırmak için atölye, resim kursları, foto kursları bunlar ücretsiz olacak. Faruk Ilgaz 17-18 saat yaşayan bir yer olacak, mottomuz bu. Genel kurullarımız çok uzun sürede geliyor. Bunu da 45 günde bir yapmayı planlıyoruz.”
ŞEKİP MOSTUROĞLU: AYRI BİR HEYECAN
Şekip Mosturoğlu, kulüpte uzun yıllar asbaşkanlık yapmasına karşın şu anda farklı bir heyecan yaşadığını belirtti.
Kulüpte çok önemli tecrübeler kazandığını hatırlatan Mosturoğlu, “Kulüpte asbaşkanlık yaparken sizlere defalarca hitap ettim ancak şu an apayrı bir heyecan yaşıyorum. Fenerbahçe’ye üye olduğumda bu yolun sonunda 12 yıl yöneticilik yapmak aklımdan geçmiyordu. Burada inanılmaz tecrübelerim oldu. Süreç, Türkiye Futbol Federasyonu Başkan Vekilliği ile taçlandı. Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım yönetiminde uzun yıllar sürdürdüğüm asbaşkanlık görevimde, gururla sarı-lacivertli renkleri temsil etme fırsatı buldum. Yönetici olarak kazandığımız en değerli ödül, benim paha biçemediğim ve evlatlarıma miras bırakacağım 2010-2011 şampiyonluğu ve bu şampiyonluk için almış olduğum madalyadır.” diye konuştu.
3 Temmuz şike kumpasında tutuklandığını ancak mücadeleyle kulübün haklılığını kanıtladıklarını ifade eden Mosturoğlu, şunları kaydetti:
“Özünde hepimiz taraftarız. Fenerbahçe’nin başarısız olduğu anlarda kahroluyor, başarılarında ise dünyanın en mutlu insanları oluyoruz. Taraftarlık ötesinde, üye olarak, Fenerbahçe Kulübüne hizmet etmek için her daim enerjimiz var, hevesimiz var. Şimdi karşınızda, Fenerbahçe’nin en akil ve en tecrübeli neferlerinin bulunduğu, Fenerbahçe’nin yüksek istişare kurulu olan Divan üyelerimizin karşısında, onların oluşturduğu kurula liderlik edebilme arzusuyla bulunuyorum. Üye numaram 7884. Kulübümüzün üye sayısı şimdilerde 70 binlere dayandı. Bizlerin üyeliğe kabul edildiğimiz yıllar ile bugünün Kulüp üye yapısı çok farklı. Fenerbahçe Kulübü geçen uzun yıllar sonrasında bugün her anlamda çok büyüdü.”
Fenerbahçe’nin, Türkiye’nin en büyük spor kulübü olduğunu vurgulayan Mosturoğlu, “Üye sayımızdaki gelişme ile doğru orantılı ve fakat olumsuz bir şekilde sahip olduğumuz geleneksel kulüpçülük anlayışımız yıllar içinde zayıfladı. Oysa geçmişte çok kuvvetli bir kulüpçülük anlayışımız vardı. Hatırlatmak isterim ki kulüpçülük fedakarlık, adanmışlık demektir. Toplanarak ortak kararlar almak demektir. Ortak amaçlar doğrultusunda karşılıksız çalışmak demektir. Buluşulan ortak değerlerle ilgili sevinçte ve tasada bir olmak demektir. Kulüp üyelerimizin fedakarlıkları, adanmışlıkları, ortak amaçlar doğrultusunda sevinçte ve tasada birlik olmaları eşi benzeri olmayan bir noktadır. Bunun en açık kanıtı en güçlü oldukları bir dönemde FETÖ’ye karşı kazanılan mücadele sırasında kulüp üyelerimizin, camiamız ve taraftarlarımızla birlikte ördükleri sarı-lacivert duvardır. Sarı-lacivert duvar olgumuz, nesiller boyunca anlatılacak destansı bir hikayedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Şekip Mosturoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Fenerbahçe Cumhuriyeti tarifi çok zor bir sevgi cumhuriyeti. Bu cumhuriyet, gücünü cumhuriyetin temel ilkelerinden, Atatürk ilke ve devrimlerinden, sarı lacivert renklere olan sevgimizden ve bu ülkeye olan sarsılmaz bağlılığımızdan alıyor. Ben ve arkadaşlarım, yıllardır Fenerbahçe ve Türk sporunun çeşitli kademelerinde edindiğimiz tecrübeler ve Fenerbahçelilik tecrübesiyle, tüzüğümüze mutlak bağlılıkla, bu kurulun gücünü camiamızın yararına kullanacak bilgi ve manevi sertifikalara sahibiz. Görev süremizde bunu gerçekleştirmek için var gücümüz ile çalışacağız. Özgür olan, her istediğini yapan değil, ne istediğini bilendir. Bizler ne istediğimizi ve ne istemediğimizi çok iyi biliyoruz. Fenerbahçe’nin rekabetçi bir üstünlüğe sahip olacak potansiyelinin son derece farkındayız. Bu potansiyeli harekete geçirmek bize, size, hepimize düşüyor. Bu sebeple, değerli oylarınızın her birine ayrı ayrı talibim.”
]]>İYİ Parti, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesi talebiyle bugün YSK’ya başvuruda bulundu. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş ve diğer parti yetkilileri YSK’ya geldi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, şöyle konuştu:
“Ordu ili seçim çevresi toplam 2 bin 229 sandıktan oluşmaktadır. Seçim çevresinde oy kullanan 486 bin 365 kişi olmasına rağmen Türkiye ortalamasının çok üzerinde geçersiz oy pusulası Ordu ilinde tespit edilmiştir. Sadece büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde 30 bin 600 geçersiz oy pusulasının var olduğu kayıtlara geçmiştir. Ancak tarafımızca yapılan başvurular neticesinde tekrar açılan sandıklarda geçersiz sayılan oy pusulalarından geçersizlik nedeni çift mühür olan oy pusulalarının neredeyse tamamının İYİ Parti ve başka bir partiye basılı olduğu, geçersizlik sebebi boş olan oy pusulalarında ise zarfa konulduğunda oluşacak katlama iznin olmadığı, bu haliyle zarfa giren oyun sandığa sığma ihtimalinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Sabah sandıklara teslim edilen oy pusulaları ile zarf sayısı, kullanılmayan artan oy pusulaları ve zarf sayısı ile oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırıldığında çok sayıda sandıkta kayıp zarf ve oy pusulası olduğu tespit edilmiştir. Bu durum seçim evraklarının güvenliği açısından şüphe uyandırmış olup farklı sandıklara, farklı sandıklardan oy pusulaları ve zarfların girmiş olabileceği şüphesini doğurmaktadır.”
“95 SANDIK KURULU BAŞKANI VEYA ÜYESİNİN SİYASİ PARTİ ÜYESİ OLDUĞU TESPİT EDİLDİ”
Toplam sandık sayısının içerisinde sadece 95 sandık kurulu başkanının veya sandık kurulu memur üyesinin siyasi parti üyesi olduğu tespiti yapılmıştır. Bilindiği üzere, sandık kurulu başkanı ve memur üye ile kanun koyucu sandık tarafsızlığı ve güvenliği sağlama amacını güder. Devlet memurlarının 657 sayılı kanuna göre siyasi parti üyesi olması mümkün değildir. Sandık kurulu başkanı ve memur üyelerin memuriyetlerine engel bir durumun olması, yani siyasi parti üyesi yahut devlet memuru olmaksızın sandık kurulu başkanı ve memur üye olarak atanması seçim güvenliğinin ve tarafsızlığının yok sayılması anlamına gelmektedir. Tüm bu sebeplerle YSK’ya tam kanunsuzluk hallerinin oluştuğundan bahisle bilgi ve belgelerimizi eklemek suretiyle Ordu Büyükşehir seçimlerinin yenilenmesi talebinde bulunulmuştur.”
“15 BİN SEÇMENİ OLAN BİR İLÇEDE 5 BİN GEÇERSİZ OY VAR”
İYİ Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Enver Yılmaz da şunları söyledi:
”95 sandık başkanının parti üyesi olması sebebiyle sandık kurullarının sağlıklı oluşmadığı, sandık başkanlarının devlet memurları kanunun 125’inci maddesi ve yedinci maddesi gereği siyasi partilere üye olamayacağı, üye olduktan sonra yaptıkları işlemlerin tamamen kanunsuz olduğu gerekçesiyle, bizim tespit edebildiğimiz 95 sandıkta ama bin 200 sandık üzerinden 95 sandık başkanını bulabildik. Geride yaklaşık bir 3 bine yakın daha incelenecek memur ve başkan ve başkan yardımcısı arkadaşlarımız var. Çünkü her sandıkta iki kişi oluyor biliyorsunuz. 2 bin 229 sandıktaki iki kişi hesap ettiğimizde yaklaşık 4 bin 500’e yakın sandık başkanlarının bu tedrisatla elenmesi lazım.
Türkiye’de hukukçu kimliğimle söylüyorum, bir sandıkta sandık başkanlarının siyasi parti üyesi olması sebebiyle bir olay gerçekleşmemiş. Biz bunu nasıl tespit ettik? Şöyle tespit ettik. Özellikle dört tane ilçemizde bize karşı yapılan komplonun kamu görevlileri üzerinden dizayn edildiğini idrak etmeye başlayınca takibimiz nihayetinde sandık başkanlarına kadar geldi. 15 bin seçmeni olan bir ilçede 5 bin geçersiz oy var. 98 bin geçersiz oy var, 32 bini Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin. Bu geçersiz oyların tamamı çift mühürlü, tamamında İyi Parti ve Enver Yılmaz’ı görmüşler, sandıkları açmışlar, yanına mührü vurmak suretiyle bizim oy pusulalarımızı geçersiz hâle getirmişler.
“ÇUVALLARIN TAMAMINA YAKINI MÜHÜRSÜZ”
Dört ilçenin sayımlarında gördüm ki, önce sandık olur sayıldıktan sonra çuvala girer. Çuvalların tamamına yakını mühürsüz. Mühürsüz olmaması lazım. Üç boğum dedikleri üç bağla bağlanması lazım, çoğunda bağ yok Mühürler çöp kutularında, çuvalların ağzı açık olması sebebiyle çuvallara rahat bir şekilde müdahale edilmiş. Bu ne demek? Gündüz 02.15’te açılan sandıklar var. YSK’ya giden verilerle il seçim kuruluna giden veriler arasında tenakuzlar var.
Kırsal ilçelerimizde, seçmeni biraz daha dağınık ilçelerimizde, kamu gücünün otoritesinin özellikle iftar saatiyle birlikte dağılmasıyla birlikte çuvalları sandık başkanları omuzlarına almışlar. Ekranlarda gördünüz, kamuoyu ile paylaşıldı, Ünye ilçesinde gece 4’te çuvallar ilçe seçim kurulunun önüne sürüklenmek suretiyle gelmiş. Tam bir lakaytlığı görünce siyasi parti üye araştırması yapmak durumunda kaldık. Araştırmamızın nihayetinde gördüğümüz tablo da tam manasıyla bir kanunsuzluk. Bu kanunsuzluğu giderecek olan sonuna kadar itibar ettiğimiz ve güvendiğimiz YSK’dır. Buradaki hakimlerimize, itibarımız sonsuzdur. Zira YSK bu aşamaya kadar vermiş olduğu kararlarda hukuku en üst seviyeye kadar hep korumuşlardır.
Üyelerden iki üyeden bir tanesi siyasi parti temsilcisi olduğu an sandıktaki denge tamamen bozuluyor, o sandık kirlenmiş oluyor. Bir beyaz sütün içine damlamış mürekkep gibi oradaki oyların tamamı iptal olmak durumunda kalıyor. Büyükşehir belediyesi seçimlerindeki farkımız 16 bin 200. Şu an mazbata verilmedi, birleştirme tutanağı henüz bize tebliğ edilmedi. Ama bizim 95 sandıkta elde ettiğimiz ve kesin veri şu an itibariyle 20 bin 200’ün üzerinde. Tahmin ediyorum 4 bin 500 sandık görevlisi sayıldığında aradaki fark belki 50 bin olacak, belki 100 bin olacak.
“HUKUKEN SONUNA KADAR HAKLIYIZ”
Hiçbir tereddüdümüz yok. Hukuken sonuna kadar haklıyız. Biz zaten yerelde bu seçimi kazandığımıza inanıyorduk. Zira saat 7’ye kadar gelen verilerde yüzde sekiz öndeyken saat 7 ile 11 arasında hem Anadolu Ajansı hem ANKA dahil, YSK dahil tüm sisteme girişleri kapatmak suretiyle saat 11’de sistem açıldı, bir baktık iki puan geriye düşmüşüz. Yerelde bir operasyona tabi tutulduğumuzu söylüyoruz. Ama biz bunu belgeleriyle, bilgileriyle, resmi kayıtlarıyla birlikte bugün YSK’ya teslim etmiş olduk. YSK’nın vereceği karar kesin karar. Kesin kararın toplum vicdanında ve hukuken zedelenmemesi için adaletimizin tecellisi olan bu makamdan en üst seviyede ümitli olduğumuzu belirtiyorum.”
]]>
MUHTARLIK SEÇİM SONUÇLARI NEREDE ÖĞRENİLİR?
Muhtarlık seçim sonuçlarının “sonuc.ysk.gov.tr” sayfası üzerinden yapılacak sorgulam ile öğrenilebilmesi bekleniyor ancak YSK sonuç sorgulama sayfasının geçici olarak kullanıma kapattı.
Muhtarlık seçim sonuçları online olarak açıklanmıyor. Muhtarlık sonuçları il ve ilçe seçim kurullarından öğrenilebiliyor.
Muhtarlık seçim sonuçlarının resmi olarak açıklanmasının ardından muhtarlar mazbatalarını alacak.
MUHTARLAR İÇİN SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?
Resmi Gazete’nin 26 Nisan 145 tarihli ve 5991 nolu Bakanlar Kurulu kararlarına göre muhtarlık seçimlerindeki süreç aşağıdaki gibi işliyor.
RESMİ GAZETE BAKANLAR KURULU KARARI
Madde 24: Oy pusulalarının toplam bakımından seçim defterindeki imza, mühür ve işaretlere uygun olduğu anlaşıldıktan sonra aşağıdaki şekilde sayılmasına başlanır :
A) Yazısı okunmayan pusulalarla seçilenin kim olduğu belli olmayan pusulalar bir tarafa ayrılır.
B) Muhtarlık ve üyelik niteliklerini taşımayan adlar hesaba katılmaz.
C) Muhtarlık için bir kişiden fazla ad yazılmış ise birinciden ve üyelik için (8) kişiden fazla ad yazılmış ise (8) inciden sonrakiler hesaba katılmaz.
D) Seçim pusulalarının sayılması ve sınıflanması bu suretle tamamlandıktan sonra en çok oy kazanandan başlayarak sırasıyla her adayın kaç oy almış olduğu muhtar için ayrı, ihtiyar kurulu üyeleri için de ayrı olmak üzere belirtilir.
E) Eşit oy kazananlardan evli olan, evlilerden yaşı büyük olan, bu da eşit ise çocuğu çok olan üstün tutulur. Çocuk sayısında eşitlik varsa ad çekme yapılarak adı önce çıkan sırada öne geçer.
F) Muhtarlık oylarının sınıflanmasında en çok oy aldığı anlaşılan, muhtarlığa; ve ihtiyar kurulu üyeliği oylarının sınıflanmasında da en çok oy kazanandan başlayarak dört kişi asıl üyeliğe ve dört kişi de yedek üyeliğe ayrılır.
MUHTAR MAZBATASI NASIL ALINIR?
Madde 25 – Oyların sınıflanması yapıldıktan sonra seçim komisyonu tarafından bir mazbata yapılarak yerin en büyük mülkiye memurluğuna verilir. Bu mazbatada:
A) Seçimin başlama ve bitme tarihi,
B) Sandığın ne zaman ve kimlerin önünde açıldığı,
C) Oy pusulalarının kaç tane çıktığı ve seçim defterindeki adların kaç tanesinin karşısına imza veya işaret konulmuş ve kaç adın karşısı boş kalmış olduğu,
Ç) Oy pusulalarından kaç tanesi ne sebeple geçer sayılmadığı,
D) Geçer sayılan oy pusulalarının sınıflanması sonucunda hangi adların en çoktan en aza doğru kaç oy kazandığı (muhtarlık için ayrı, ihtiyar kurulu üyeliği için ayrı),
E) Muhtarlığa, asıl ve yedek üyeliklere kimlerin ayrıldığı,
F) Seçimin kanuna aykırı yapıldığı mahalle halkından biri tarafından haber verilir veya ileri sürülürse bunun neden ibaret olduğu, gösterilir.
Madde 26 – Mahalle muhtarlığı ile ihtiyar kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi il merkezine bağlı yerlerde valinin ve ilçe içindeki yerlerde kaymakamın onamasıyla kesinleşir.
Seçim mazbatası kesinleştikten sonra dosyasında saklanarak tasdikli bir örneği iş gördüğü yerde asılmak üzere muhtara gönderilir.
Muhtar ve ihtiyar kurulu seçimlerinde bu tüzük hükümlerine aykırılık olduğu bir ay içinde seçimi onamaya yetkili makamlar yanında ileri sürülebilir. Gerek bu ve gerek (25) inci maddenin (F) fıkrasına göre böyle bir ileri sürme seçim mazbatasında yazılmış bulunduğu halde bu makamlar tarafından soruşturma yapılarak kağıtları mahallenin bağlı bulunduğu ilçe veya il idare kuruluna verilir.
İdare kurulları bu kağıtları inceleyerek en çok bir ay içinde kararını verir. İdare kurullarının verecekleri bu kararlara karşı her hangi bir makama itiraz edilemez. Karar seçimin bozulması yolunda ise en çok bir ay içinde yeniden seçim yapılır. Bunun için yeni bir seçim komisyonu kurulur. Seçimin bozulması seçim komisyonunun yaptığı hatalara dayanıyorsa komisyon hakkında (31) inci maddenin (Ç) fıkrası hükmü uygulanır.
Madde 28 – Seçimi onanmayan muhtarın yerine bir ay içinde bir başkası seçilir ve seçimi onanmayan üyelerin yerine kendilerinden sonra oy kazanmış olan yedek üyelerden biri getirilir. Yedek üyelerden de bir veya bir kaçının seçimi onanmamak suretiyle asıl üyeliğe getirilecek yedek üye kalmazsa bir ay içinde boş üyelik sayısınca asıl ve tam sayıda da yedek üye seçimi yapılır. Madde 29 – Mahalle muhtar ve ihtiyar kurulları görevlerini yapmadıklarında vali veya kaymakamlar kendilerine yazılı uyarıda bulunurlar. Bu uyarıya aldırmayarak direnenlerin işten eli çektirilerek yerlerine – varsa – geri kalan üyelerden vekil tayin olunur.
İşten el çektirilenler hakkındaki kağıtlar en kısa bir zamanda idare kurulunca incelenerek verilecek karara göre ya görevlerine yeniden başlattırılır veya görevlerine son verilir.
Madde 30 – Muhtarlık ölüm, çekilme, vazifeden çıkarılma, seçimin onanmaması, 45 günden fazla askere alınma gibi sebeplerle veya her hangi başka bir şekilde boş kalırsa, yenisi seçilinceye kadar vali veya kaymakam mahalle ihtiyar kurulu üyelerinden birini muhtarlık görevlerini yapmaya yetkili kılar. Mahalle ihtiyar kurulu üyeliğinde boş yer olursa bu yer yedek üye ile doldurulur. Yedek üye kalmamış bulunursa boşluk sayısınca yeniden seçim yapılır. Yeni seçimler bir ay içinde yapılır.
]]>ABD’nin bu açıklamasına birçok ülkeden tepki geldi.
Kararın bugün 15 üyeli BMGK’da 14 “evet” oyuyla kabul edilmesinin ardından kararı hazırlayan BMGK’nın geçici 10 üyesi ortak basın toplantısı düzenledi.
Grup adına açıklamada bulunan Mozambik’in BM Daimi Temsilcisi Filipe Chidumo, kendisinin 15 yıl boyunca BM Genel Kurulu tarafından atanan Uluslararası Hukuk Komisyonunun üyesi ve bir dönem başkanı olduğunu anımsattı.
Chidumo, “Tüm BM Güvenlik Konseyi kararları bağlayıcıdır ve bunlara uyulması zorunludur” vurgusunu yaptı.
Bunun ardından BM’deki Arap ülkelerinden oluşan Arap Grubu basına açıklamada bulundu.
“BMGK KURALLARI BAĞLAYICIDIR”
Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, “Artık bir mola verin. Genel Kurula gidiyoruz, kararlar ‘bağlayıcı değil, uygulanamaz’ diyorlar. Güvenlik Konseyine gidiyoruz, ‘kararları bağlayıcı değil’ diyorlar. Tüm BMGK kuralları bağlayıcıdır. İsrail bunlara uymazsa BMGK Şartı’nın 7’nci maddesi uyarınca cezalandırıcı karar alınmak zorundadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Ürdün’ün BM Daimi Temsilcisi Mahmoud Daifallah da “BM Şartı’nın 25. maddesi açık bir şekilde tüm üye ülkelerin BMGK kararlarını uygulamak zorunda olduğunu belirtir.” dedi.
BMGK’da kabul edilen kararın “talep” dilini kullanarak, ateşkes talep ettiğine dikkati çeken Daifallah, bunun BM Şartı’nın 25. maddesine dayandığının ve bağlayıcı olduğunun altını çizdi.
“DİĞERLERİNDEN BİR FARKI YOK”
İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Barbara Woodward da basına yaptığı açıklamada, BMGK kararının uygulanması gerektiğinin altını çizdi.
“Tüm BMGK kararlarının uygulanması gerekiyor. Bugün alınan kararın da diğerlerinden farkı yok ve talepler çok açık.” diyen Woodward, ülkesinin kararı desteklediğinin altını çizdi.
“TASARI MUTLAKA UYGULANMALI”
BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq da günlük basın toplantısında, “Tüm BMGK kararları uluslararası hukuktur. Uluslararası hukuk nasıl bağlayıcıysa BMGK kararları da o şekilde bağlayıcıdır.” diye konuştu.
ABD, BAĞLAYICI DEĞİL GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞTI
ABD’nin kararın bağlayıcı olmadığı yönündeki söylemi, kararda, BM Şartı’nın 7. maddesine göre “ateşkesin gerekliliğine karar verir” yerine “ateşkes talep edilir” ifadesi kullanılmasıyla bağlantılandırılıyor.
Ancak BM Şartı’nın 25. maddesine göre, kararların bağlayıcı olması için 7. maddeye atıfta bulunma zorunluluğu bulunmuyor.
İSRAİL “OPERASYONEL ÖNEMİ YOK” DEDİ
İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz da ateşkes kararına ilişkin açıklamada bulundu.
“Güvenlik Konseyi’nin (Gazze’de ateşkese ilişkin) kararının bizim açımızdan operasyonel bir önemi yok.” diyen bulunan Gantz, esirlerin geri döndürülmesi ve “Hamas tehdidinin ortadan kaldırılmasını” öne sürerek, Gazze’deki saldırıları sürdüreceklerine vurgu yaptı.
RUSYA: RAMAZANDAN SONRA NE OLACAK?
Rusya’nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia da sadece ramazan ayı ile sınırlı olsa bile BMGK’nin ilk kez acil ateşkes konusunda karar almasının önemli olduğunu vurguladı. Nebenzia, ancak söz konusu ateşkes için “Ramazandan sonra ne olacak, maalesef orası açık değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Nebenzia, ABD’nin karar metnindeki “daimi ateşkes” kelimesini oylama öncesi “kalıcı” şeklinde değiştirmesini eleştirerek, “İsrail’e koruma sağlayanlar hala ona serbestlik vermek istiyor. Bu ifadenin İsrail’in Filistinlilere yönelik insanlık dışı operasyonunu ilerletmek yerine barışın yararına kullanılacağına inanmayı çok istiyoruz” dedi.
ABD’nin yaptığı değişikliği “hayal kırıklığı” olarak niteleyen Nebenzia, buna rağmen Rusya’nın barış için ateşkes kararına “evet” dediğini kaydetti.
BMGK’DA BİR İLK
15 üyeli BMGK’da geçici üyeler Cezayir, Ekvador, Guyana, Japonya, Malta, Mozambik, Güney Kore, Sierra Leone, Slovenya ve İsviçre tarafından hazırlanan karar tasarısı bugün oylamaya sunulmuş, tasarı, 14 “evet” ve 1 “çekimser” oyla kabul edilmişti. ABD çekimser oy kullanmıştı.
Böylelikle 7 Ekim 2023’ün ardından BMGK’da ilk kez Gazze’de ateşkes talep edilen bir karar kabul edilmiş oldu.
]]>Bundesrat’ta eyaletlerin delegelerinin çoğunluğu Federal Meclis’te 23 Şubat’ta kabul edilen “Esrarın kontrollü kullanımı” adlı yasa tasarısına onay verdi.
Yasa 1 Nisan’da yürürlüğe girecek.
Almanya Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa tasarısı, Federal Meclis’te 226’ya karşı 407 oyla kabul edilmişti.
Bundesrat’ta bazı eyaletlerin temsilcileri esrarın sınırlı yasallaşmasına ilişkin uyarılarda bulunarak yasayı eleştirdi.
Saksonya-Anhalt Eyaleti Başbakanı Reiner Haseloff, devletin insanların hayatlarını koruma görevi bulunduğunu ifade ederek “esrar yasasına” karşı olduğunu vurguladı.
Haseloff, esrarın yasallaşmasıyla trafik kazalarının ve kanser hastalıklarının artacağını, böylelikle ülkede ölüm sayılarının yükselmesinden endişe duyduğunu belirtti.
Bavyera Eyaleti Adalet Bakanı Judith Gerlach da yasanın bürokrasiye çok büyük bir yük getireceğine işaret ederek, uzmanların da yasaya karşı olduğunu söyledi.
Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach ise eleştirilere verdiği cevapta, son dönemdeki esrar politikasının başarısız olduğu belirterek son 10 yılda gençlerde ve çocuklarda esrar tüketiminin iki kat arttığına dikkati çekti.
Uyuşturucudan kaynaklanan ölümlerin de son 10 yılda iki kat yükseldiğini ifade eden Lauterbach, “Bu böyle devam edemez. Ben de yıllarca esrarın yasallaştırılmasına karşıydım ancak araştırmalar burada yeni bir öneriye ihtiyacımız olduğunu gösteriyor” diye konuştu.
Alman hükümeti esrarı sınırlı şekilde yasallaştırmasıyla bu alandaki karaborsayı azaltmayı ve gençleri daha iyi korumayı hedeflediğini savunurken muhalefet partileri ile uzmanlar bu girişime tepki gösteriyor.
Tepki gösterenler, yasanın sağlık sisteminin yükünün artıracağını, esrar tüketiminin gençlerin beyin gelişimini etkilediğini ve psikolojik sorunlara yol açtığını, esrarın evlerde yetiştirilmesinin ve sokakta tüketimimin kontrol edilemeyeceğini, savunulanın aksine özellikle yasanın yürürlüğe girdiği ilk aylarda insanların esrarı karaborsadan temin edeceğini ve bürokrasinin yükünün artıracağını ifade ediyor.
TASARIDA NELER VAR?
1 Nisan’da yürürlüğe girecek yasaya göre, esrar uyuşturucu maddeler listesinden çıkarılacak ve belirli koşullar altında özel tüketim için sınırlı şekilde yasallaşacak.
Böylelikle 18 yaşından büyüklere 25 grama kadar esrarı yanında, 50 grama kadar da evde bulundurulmasına, ayrıca kişisel tüketim için 3 bitki yetiştirmesine izin verilecek. Esrar ve bitkiler hırsızlığa karşı ve çocukları korumak için kilitlenebilir dolap veya odalarda muhafaza edilecek.
Yasada, en fazla 500 üyeye sahip olacak “kenevir yetiştirme kulüpleri” adı verilen dernekler kenevir yetiştirebilecek ve Almanya’da oturma izini olan dernek üyelerine kişisel tüketim için esrar tedarik edebilecek. Bu dernekler ticari olmayacak şekilde örgütlenecek. Bir dernek bir üyeye ayda en fazla 50 gram esrar verebilecek. Bir kişi sadece bir derneğe üye olabilecek. Esrarı dernekten almak isteyenler bunu üye kartı ve üzerinde kişinin fotoğrafının bulunduğu bir kimlikle alabilecek. Dernekler esrarı satamayacak ve kendilerini üyelik aidatıyla finanse edecek.
Okul, kreş, gençlik evleri ve çocuk oyun parkları ile herkesin kullanımına açık olan spor tesislerinin 100 metre çevresinde esrar kullanımına izin verilmeyecek. Araç trafiğine kapalı olan yaya bölgelerde de saat 20.00’ye kadar esrar tüketilmeyecek.
Özellikle çocukların ve gençlerin korunması amacıyla esrar tüketimi ve yetiştirilmesi konusunda reklam yapılması yasak olacak. Ayrıca esrarın etkisi ve risklerine ilişkin bilgilendirme kampanyası başlatılacak ve 4 yıl sonra yasanın etkileri uzmanlarca değerlendirilecek.
Federal Eyalet Temsilciler Meclisi’nden geçen yasa tasarısı 1 Nisan’da yürürlüğe girecek, esrarın yetiştirilmesine ilişkin düzenlemeler ise 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak.
]]>Mecliste yapılan oylamada, “Esrarın kontrollü kullanımı” ismini taşıyan yasa tasarısı 226’ya karşı 407 oyla kabul edildi, 4 milletvekili çekimser kaldı.
“KARABORSA AZALACAK”
Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach, mecliste yaptığı konuşmada, Alman hükümetinin, esrarı sınırlı şekilde yasallaştırmasıyla bu alandaki karaborsayı azaltmayı ve gençleri daha iyi korumayı hedeflediğini söyledi.
Lauterbach, mevcut durumun kabul edilmez olduğunu ifade ederek, 2011-2021’de arasında esrar tüketen 18 yaş altı çocukların oranının yüzde 50, 18-25 yaş arasındaki gençlerde ise bu oranın yüzde 100 arttığını aktardı.
“BÖYLE DEVAM EDEMEYİZ”
Esrar tüketimiyle kaynaklı her yıl 180 bin suç işlendiğine işaret eden Lauterbach, “Böyle devam edemeyiz. Başımızı kuma gömebiliriz ancak bununla herhangi bir sorunu çözemeyiz” dedi.
Lauterbach, bu yasa tasarısının sorunların çözümü için iyi temel oluşturduğunu dile getirerek, kişisel tüketiminin yasallaştırılacağını, esrar tüketiminin beyinin büyümesi için tehlikeli olduğuna ilişkin bilgilendirmeler yapılacağını ve çetelerin çocuk ve gençlere esrar satmasına ilişkin cezaların yükseltileceğini anlattı.
“Karaborsa bu kötülüğün özüdür.” diyen Lauterbach, karaborsa ile yapılan her mücadelelin gençlerin korunması için önemli adım olduğunu ifade etti.
MUHALEFET ELEŞTİRDİ: SAĞLIK SİSTEMİNİN YÜKÜ ARTACAK
Ana muhalefetteki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi Milletvekili Simone Borchart ise hükümetin yasa tasarısını eleştirerek, bu yasa çıkması durumunda sağlık sisteminin yükünün artacağını belirtti.
Tüm uzmanların bu yasa tasarısına karşı uyarılarda bulunduğunu aktaran Borchart, esrar tüketiminin gençlerin beyin gelişimini etkilediğine ve psikolojik sorunlara yol açtığına işaret etti.
Borchart, eyaletlerin tüm içişleri bakanlarının da bu yasa tasarısına karşı olduğunu vurgulayarak, “Trafik lambası koalisyonu yine de istediğini yapıyor” ifadesini kullandı.
“NASIL KONTROL EDECEKSİNİZ?”
Esrarın evlerde yetiştirilmesine izin verilmesiyle kontrollü esrar tüketimin gerçekleşmeyeceğini aktaran Borchart, “Evde yetiştirilmesini nasıl kontrol edeceksiniz. Bu mümkün değil. Bu, kontrolün kaybolmasıdır.” şeklinde konuştu.
TASARIDA NELER VAR?
1 Nisan’da yürürlüğe girmesi beklenen yasaya göre esrar uyuşturucu maddeler listesinden çıkarılacak ve belirli koşullar altında özel tüketim için sınırlı şekilde yasallaşacak.
Böylelikle 18 yaşından büyük yetişkinlere 25 grama kadar esrarı yanında, 50 grama kadar da evde bulundurulmasına, ayrıca kişisel tüketim için 3 bitki yetiştirmesine izin verilecek. Esrar ve bitkiler hırsızlığa karşı ve çocukları korumak için kilitlenebilir dolap veya odalarda muhafaza edilecek.
Yasada, en fazla 500 üyeye sahip olacak “kenevir yetiştirme kulüpleri” adı verilen dernekler kenevir yetiştirebilecek ve Almanya’da oturma izini olan dernek üyelerine kişisel tüketim için esrar tedarik edebilecek. Bu dernekler ticari olmayacak şekilde örgütlenecek. Bir dernek bir üyeye ayda en fazla 50 gram esrar verebilecek. Bir kişi sadece bir derneğe üye olabilecek. Esrarı dernekten almak isteyenler bunu üye kartı ve üzerinde kişinin fotoğrafının bulunduğu bir kimlikle alabilecek. Dernekler esrarı satamayacak ve kendilerini üyelik aidatıyla finanse edecek.
Okul, kreş, gençlik evleri ve çocuk oyun parkları ile herkesin kullanımına açık olan spor tesislerinin 100 metre çevresinde esrar kullanımına izin verilmeyecek. Araç trafiğine kapalı olan yaya bölgelerde de saat 20.00’ye kadar esrar tüketilmeyecek.
Özellikle çocukların ve gençlerin korunması amacıyla esrar tüketimi ve yetiştirilmesi konusunda reklam yapılması yasak olacak. Ayrıca esrarın etkisi ve risklerine ilişkin bilgilendirme kampanyası başlatılacak ve 4 yıl sonra yasanın etkileri uzmanlarca değerlendirilecek.
Federal Eyaletler Temsilciler Meclisi’nde de görüşülecek yasa tasarısı 1 Nisan’da yürürlüğe girmesi planlanıyor. Esrarın yetiştirilmesine ilişkin düzenlemeler 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak.
]]>TFF’nin Riva’daki Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde gerçekleştirilen toplantıda Eröğüt, Trendyol Süper Lig’de hayata geçirilen Yarı Otomatik Ofsayt Sistemi’nin çalışma prensipleri, VAR kayıtlarının yayınlanıp yayınlanmayacağı, Merkez Hakem Kurulu’nun (MHK) yapısının değişip değişmeyeceği gibi konularda açıklamalarda bulundu.
VAR Merkezi’nde VAR hakemi Mustafa İlker Coşkun uygulamalı olarak hem VAR pozisyonları hem de yarı otomatik ofsayt sisteminin nasıl çalıştığına dair bir sunum gerçekleştirdi. Coşkun, Yarı Otomatik Ofsayt Sistemi ile Süper Lig maçlarının oynandığı her stadyuma yüksek çözünürlüklü 10’ar kamera yerleştirildiğini bu kameraların anlık olarak VAR merkezine görüntü ilettiğini, bu sayede yayıncı kuruluşa iletilen animasyon dahil bir pozisyonun incelenme süresinin ciddi anlamda azaldığına dikkati çekti. Bunun en güzel örneğinin son hafta oynanan maçlarda görüldüğünü vurgulayan Coşkun, ofsayt pozisyonlarının saniyeler içerisinde sonuçlandığını ve oyunun akışının hızlandığını ifade etti. Mustafa İlker Coşkun yeni sistemle birlikte “insani” müdahalelerin de giderek azaldığını ve teknolojinin daha fazla devrede olduğunu vurguladı.
VAR kayıtları açıklanacak
Sohbet toplantısında önemli bilgiler paylaşan Mustafa Eröğüt ise Türkiye’de Süper Lig maçlarındaki VAR kayıtlarının da kamuoyuyla paylaşılması için çalışma yaptıklarını söyledi. İspanya La Liga’da var kayıtlarının hakemlerin VAR’a çağrıldığı pozisyonlarla sınırlandırılarak günün maçları bittikten sonra yayınladığını vurgulayan Eröğüt, IFAB’ın var konuşmalarının hakem VAR’a çağrıldığı an ile ilgili yayınına eğitim amaçlı izin verdiğini hatırlatarak, Türkiye’de de bunun uygulanabileceğini ifade etti. Şu an bazı testler yaptıklarını belirten Mustafa Eröğüt, en kısa sürede konuyla ilgili kararları kamuoyuna duyuracaklarını belirtti.
Yabancı gözlemci geliyor
Türk futbolunun mevcut yapısında hakemlerin aldıkları puanlarda gözlemcilerin etkilerini anlatan Eröğüt, yeni dönemde bu yapıyı da değiştireceklerini, 10 kişiden oluşan UEFA’nın üst düzey görevlilerinin artık gözlemci olarak Türk hakemliğinde belirleyici olacağını ifade etti. UEFA’nın eski elit hakemlerinden oluşan bu gözlemci grubunun notları yeni dönemde hakem puanının yüzde 50’sine tekabül edecek. Yeni dönemde TV gözlemcileri olmayacak. Stattaki maç gözlemcilerinin hakem puanına etkisi yüzde 30 olacak. VAR hakemleri ve maç hakemlerinden oluşan 119 kişinin anketiyle verilen notların toplam nota etkisi ise yüzde 20 olacak.
Mevcut durumda maça giden gözlemcinin notunun ve TV gözlemcisinin hakem puanına etkisi yüzde 35’er, anket sonuçlarının etkisi ise yüzde 30’du.
Yeni sistemin Trendyol Süper Lig’de 26. hafta maçları itibarıyla uygulanması bekleniyor.
MHK’nin yapısı değişiyor
Önümüzdeki günlerde hayata geçirilmesi planlanan uygulamalardan biri de TFF’nin bir süredir üzerinde çalıştığı ve Kulüpler Birliği ile istişare ettiği MHK’nin yapısının değiştirilmesi. Planlamaya göre yeni MHK, 5 üyeden oluşacak. Bu üyelerin 3’ü daha önce olduğu gibi yine TFF tarafından belirlenecek, 2 üye ise Kulüpler Birliği’nin önereceği ve üzerinde uzlaşma sağlayacağı kişiler olacak. Burada bir noktaya açıklık getiren Eröğüt, “Kamuoyunda yanlış bir anlaşılma oldu. Kulüpler Birliği temsilcilerinin kulüp temsilcileri olacağı zannediliyor. Bu açıkça FIFA kurallarına da aykırı. Böyle bir şey söz konusu değil. Kulüpler Birliğinin önereceği ama kulüp üyeliği bulunmayan kişiler olacak.” diye konuştu.
Toplantının son bölümünde TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ile MHK Başkanı Ahmet İbanoğlu da toplantıya katılarak kısa bir süre gazetecilerle sohbet etti.
]]>