Tartışma büyüyünce taraflar, mekanın önüne çıktı. Bu sırada 2 kişinin kendisine silah çektiğini söyleyen Doğan, otomobilinden tabancasını aldı. İddiaya göre; çevredekiler, Doğan’ın elinden silahını almak istedi, arbede çıktı.
Arbedede Doğan’ın tabancası ateş aldı. Bu sırada açılan ateşte Diyarbakır Barosu’na kayıtlı Avukat Armanç Arkaş, ağır yaralandı. Arkaş, hastanede hayatını kaybetti, Abdurrahman Doğan tutuklandı.

TANIKTAN MAHKEMEYE DİLEKÇE
Abdurrahman Doğan hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemi ile iddianame hazırlandı. İddianame, 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılama sonunda Doğan ‘olası kastla adam öldürme’ suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Karar, istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf da kararı bozup, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. İkinci yargılamanın sonunda, 16 Şubat 2022’de Doğan, tanık beyanı ile bu kez ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf ve Yargıtay’ın onaması ile Doğan’ın müebbet hapis cezası kesinleşirken, tanık Tuğba K. 10 Ocak 2024’te yargılamanın yapıldığı 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe yazıp, Arkaş’ın bir dönem stajyeri olduğu sonra da beraber çalıştığı avukat Ö.Ş.’nin tehditleriyle yalan beyanda bulunduğunu ve pişman olduğunu söyledi. Tuğba K., 11 Ocak’ta da savcılığa ifade vererek, avukat Ö.Ş.’den şikayetçi olduğunu söyledi.

‘BASKI VE TEHDİTTEN DOLAYI GERÇEK İFADEMİ VEREMEDİM’
Tuğba K. dilekçesinde, şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce verdiğim ifademle ilgili vicdanen rahatsız olduğum için bu dilekçeyi yazma gereğini duyuyorum. Hakkında ifade ve şahitlik ettiğim Abdurrahman Doğan ile ilgili psikolojik olarak kendimi rahatsız hissettiğim için mahkemenin olduğu tarihte bazı baskı ve tehditten dolayı gerçek ifademi veremedim.
Olaydan önceki dönemde Ö.Ş. ile yakinen ilişkimiz vardı. Şahitlik yapmam hususunda kendisiyle ilişkim olduğunu, beraber çekilmiş özel görüntülerimizi imam nikahlı eşim V.S.’ye ve sosyal medyaya atacağını söyleyerek, beni tehdit ederek zorladı. Ben görüntülerimi paylaşmasın diye korkudan onun istediği şekilde ifade verdim. Adamın müebbet hapis cezası aldığını Ö.Ş., bana söylediğinden beri günlerdir uyuyamıyorum, vicdan azabı çekiyorum.
Daha önce vermiş olduğum ve daha önce şahitlik etmiş olduğum bu davanın doğru olmadığını beyan ederek tekrar asıl gerçek ifademin alınmasını istiyorum. Ö.Ş., bana ilk mahkemenin verdiği cezanın az olduğunu söyleyip daha fazla cezayı alması için elinden geleni yapacağını, tanıdıklarının olduğunu söyleyip ‘en ağır cezayı aldıracağım’ dedi.
Ö.Ş., evimin olay yerine yakın olduğunu söyleyip, olayla ilgili şahitlik etmem için zorladı. Ben olayın olduğu gece evde olup ama net görmediğimi söylediğim halde, ‘sen bu olaya şahitlik edeceksin ve benden haber bekleyeceksin’ dedi. Nasıl ifade vermem gerektiği konusunda 2 gün boyunca kendi evinde şantajla tutup, beni bu ifadeyi vermeye zorladı. Ben de özel görüntülerimi yayınlamasın, paylaşmasın, diye bu ifadeyi verdim. Çünkü çok korkmuştum.”
49 KEZ GÖRÜŞME YAPMIŞLAR
Dilekçenin haberleştirilmesinin ardından Ö.Ş.’nin de aralarında bulunduğu Armanç ailesinin avukatlarının yaptığı yazılı açıklamada, tehdit ve şantaj iddialarının yalan ve asılsız olduğu belirtilerek, Tuğba K.’yi tanımadıkları ve o dönem Tuğba K.’nin kendilerine gelip, tanıklık yapmak istediği kaydedildi.
Bunun üzerine Tuğba K., avukatı aracılığıyla Ö.Ş. ile yaptığı görüşmelerin HTS kayıtlarının çıkarılması talebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptı. HTS kayıtlarına göre avukat Ö.Ş. ile Tuğba K.’nin 2023’te 49 kez görüşme yaptıkları tespit edildi.
‘VİCDANIM RAHAT DEĞİL’
Dilekçenin ve avukatların açıklaması sonrası Tuğba K., Ö.Ş. tarafından tehdit edildiğini iddia edip, “Beni tanımadığını söylüyor. Dekontlar, bana attığı paralar, videolarımız, cinayet olmadan önce arkadaşlık yaptığımız dönemlerde oturduğumuz yerler ve mekanlar var. Bunları da savcılığa sundum. Tek bir şey istiyorum; o da koruma kararı. Bir kadınım ve çaresizim, can güvenliğim yok. Ö.Ş. ile ilişkim olduğu için, çıplak görüntülerimi bana karşı kullanacağı için bu cinayeti gördüğümü söyledim. Bana, ‘Tuğba, sen bu cinayeti gördün, evinin altında oldu. Bu da benim stajyer avukatım. Sen buna karşı ifade ver yoksa eski kocana karşı fotoğraflarını gönderirim’ dedi. Ben de o zaman çok korktum. Görüntülerimi kullanarak, sırf kendisiyle görüştüm diye hayatımla oynuyor. Benim yüzümden bir insanın müebbet ceza yemesini istemiyorum. Mesajlar, görüntüler ve somut deliller elimde. Çok pişmanım, benim yüzümden bir insanın müebbet ceza almasını asla istemiyorum. Ö.Ş.’nin nasıl bir yalancı olduğunu da tüm Türkiye bilmeli. Vicdanım rahat değil” dedi.
Tuğba K.’nin açıklamaları sonrası avukat Ö.Ş., iddialara cevap vermedi.
]]>
Özel, burada yaptığı konuşmada, “15 yıldır sizlerle beraber el eleyiz. Kol kolayız. Omuz omuzayız. Gönül gönüleyiz. Bugün Turgutlu’da, kardeşlerimin, evlatlarımın huzurunda bana bugüne kadar hep sahip çıkan, hep arkamda duran, büyük ailemin huzurundayım. Hepinizi çok seviyorum, hoş geldiniz. Bir yerel seçim sürecindeyiz, zorlu bir süreçteyiz. Yarın kampanyanın son günü. Bu kampanya boyunca yaptığımız tam 104’üncü miting. Bütün Türkiye’yi gezdik. Dolaştık. Mitingler yaptık ama son mitingi yapacaksam, son bir yerde mikrofonu elime alacaksam orası elbette memleketim olmalıydı, elbette Kasabamız olmalıydı” dedi.

“EMEKLİNİN HAKKINI YEDİLER”
Emeklinin geçim sıkıntısına değinen Özel, şunları söyledi:
* “Bundan 2 ay önce mitinglere ilk başladığımızda şöyle söylemiştim. ‘Emekliler büyük ıstırap çekiyorlar. Büyük acı çekiyorlar. Buradalar mı’ dedim, meydanın yüzde 20’si kadarı ‘Buradayız’ dediler. Ben de emekliler, sesimi duyarsanız, sesime ses verirseniz, benimle birlikte olursanız, meydanları doldurursanız, sesinizi duyuracağım. Sizin hakkınızı mutlaka alacağım dedim. Artvin, Antalya, Kahramanmaraş, Edirne, Tekirdağ, Sinop, İzmir’de konuştum, 104 meydanda konuştum ve en son burada altını kalın kalın çizeceğim. AKP, ilk iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani bugünkü para ile tam 26 bin lira. Dediler ki TÜİK’e göre vereceğiz. Enflasyona ezdirmeyeceğiz, emekliye enflasyon oranında zam yapacağız.

* Sizin düzeninizi hiç bozmasalar, hiç karışmasalar bugün 1,5 asgari ücret 26 bin lira. Ama onlar TÜİK’e göre zam yapacağız dediler. TÜİK ne demek, neyin kısaltması? Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu. O yalancılar Tayyip Erdoğan’ı üzmediler ama emekliyi üzdüler. Emeklinin hakkını yediler. Emeklinin hakkına geçtiler. Son sene enflasyon yüzde 120, gerçek enflasyon. TÜİK 68 hesaplamış. Tayyip Bey size yüzde 33 zam verdi. 7 bin 500 lirayı 10 bin lira yaptı. İlk Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. 8 çeyrek altın. İnanmayan ilk kuyumcuya girsin ve sorsun.

* Bugün 10 bin lira olan en düşük emekli maaşı sadece 2,5 çeyrek altın alıyor. Yani emekliler, her ay 5,5 çeyrek altın kayıpta. Bir emekli cebinden bir çeyrek altın düşürse aklı çıkar, bütün Kasaba’da onu arar öyle değil mi? Bir emekli değil bütün emekliler, bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın. Bir sefer değil her ay kaybediyorlar. Bir şey yitirildiği yerde bulunur. Gider ararım dediniz ya, nerede kaybettik? Biz bunu bir seçim sandığında kaybettik. Nerede buluruz, aynı yerde buluruz. Pazar günü sandık başına gitmeye ve hakkınızı aramaya hazır mısınız? İşte umut bu sestedir. Umut bu birlikteliktedir.”

“BAYRAM İKRAMİYESİNDEN 18 KİLO KIYMA KAYIP”
Emeklinin sofrasından son 6 yılda sadece bayram ikramiyesinden 18 kilo kıymanın eksildiğini söyleyen Özel, şu ifadeleri kullandı:
* “2018 seçimlerinde bayram ikramiyesi vereceğiz dediler ama biz birer maaş diyorduk, sadece bin lira verdiler. Biz o bin lirayı beğenmedik, itiraz ettik. O beğenmediğimiz bin lira, 24 kilo dana kıyma alıyordu. 2018 yılında, Ramazan Bayramı’ndan önce verilen emeklilere bayram ikramiyesi 24 kilo kıyma alıyordu. Bugün alın 3 bin lirayı gidin kasaba, 6 kilo kıyma alıyor. Bakın son 6 yılda sadece bayram ikramiyesinden 18 kilo kıyma kayıp. Bugün 1 kilo kıyma için sabah 5’te insanlar kuyruğa giriyorlar, yarı fiyatına almak için. İstanbul, Ankara, Aydın’da belediyemizin halk kasaplarının önüne. Bir kilo verebiliyoruz. Oysa 18 kilo kıyma, sizin olan elinizden alınmış.

* 30 Ramazan, 30 iftar, 30 sahur sofrasında, bayram sofrasında, çoluğunuzun çocuğunuzun davetli olduğu bayram sofrasından 18 kilo kıymayı almışlar, çalmışlar. Bu yüzden ömürleri çalışmakla geçen, alnının terini akıtan, kimi toprağa akıttı, kimi tezgâha akıttı, kimi kara tahtalar önünde öğrenci yetiştirdi, kimi soba yaktı, kimi çöp topladı, kimi vergi topladı, kimi polisti ve canını ortaya koydu ama karınca gibi çalıştınız. En rahat edeceğiniz güne gelince birileri hakkınızı elinizden aldı.
* Şimdi yine karıncalar gibi bir arada durmak, yan yana durmak, peş peşe yürümek lazım. Karıncaların isteyip de kaldıramayacağı yük, aşamayacağı engel yoktur. Size buradan, memleketimden, Türkiye’nin bütün emeklilerine söz veriyorum. O burnu büyüklere, o kibirlilere, o size yukarından bakanlara, sizi bir karınca gibi ezmeye çalışanlara şunu söylüyorum. Karıncayı ezdirmem, karıncanın kardeşi var o da CHP’dir.”

“KÖYLÜLERİ, ÇİFTÇİLERİ BU İKTİDARIN ZULMÜNDEN KURTARACAĞIZ”
Çiftçinin mazot sorununa da değinen Özel, şunları aktardı:
* “Burası aynı zamanda alnının terini toprağa damlatıp, o topraktan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunu çocuğunu geçindirmeye çalışan bağcıların, üzüm üreticilerinin, bu ovaya emeğini verenlerin memleketi. 4 liralık mazot 19 lira olduğunda isyan ettik. Düşüreceğiz dediler. Geçen sene Mayıs ayında 19 lira olan mazotu, 45 liraya çıkardılar. Destekleme hakkınız, yüzde 1’lik hakkınızla 260 milyar lira destekleme verilecekken 80 milyar lira veriyorlar, hakkınızı beşli çeteler, saray müteahhitlerine, İliç’teki altın madeninin silinen vergilerine harcıyorlar. ‘Milletin efendisidir’ diyerek, birinci Cumhurbaşkanımızın nitelediği köylüleri, çiftçileri, hayvancılıkla uğraşanları bu iktidarın zulmünden kurtaracağız. Bugünlerde yerel seçim mitingleri yaptık. Ama emeklinin, çiftçinin hakkını alan kadar, üzüm üreticisinin hakkını alana kadar, bundan sonra siz varsanız, biz buradayız. Meydanlardayız, hakkınızı söke söke alacağız.”

“YOKSULLARI BİÇARE BIRAKANLAR…”
Staj mağdurlarını da hatırlatarak sözlerine devam eden Özel, şunları söyledi:
* “31 Mart seçimleri elbette birer yerel seçimdir. Ama gücü elinde tutan, kimseye acımayan, kendinden başka kimseyi görmeyen, zengini kayıran, emekliyi unutan, yandaşı kayıran esnafı, memuru ezdiren, kendi yakınlarına imkânlar yaratıp yoksulları bir çare bırakanlara karşı genel iktidarın, yerelden dengeleneceği seçimlerdir. Bunun için 31 Mart günü canı yanan herkesi, mağdur olan herkesi, yoksullaşan herkesi sandıklarda buluşmaya, bu iktidara bir sarı kart göstermeye davet ediyoruz. Staj mağdurları var, çıraklık mağdurları var. Çocuk yaşta çıraklık yapmış, staj yapmış. Sigortası çocuk yaşta başlamış. Belli bir prim ödenmiş. Daha sonra yıllarca çalışmış, EYT çıkmış. Başvurusunu yapmış, olmaz. Neden, işe başlangıç tarihin staj tarihi olamaz. O tarihi saymadıkları için staj ve çıraklık mağdurlarının ciddi mağduriyetleri var.
* Ayrıca kanun çıkmış, 9 Eylül 1999’da 15 gün sonra sigortalı olmuş, 18 yıl daha çalışacaksın. 10 gün sonra sigortalı olmuş, 16 yıl daha çalışacaksın. Böyle adaletsiz bir emekliliğe karşı kademe bekleyenler var. Ayrıca Bağ-Kurlular 9 bin günde, SSK’lılar 5 bin ila 7 bin 200 günde. Bunu kaldıracağız dediler, bu sözlerini de tutmadılar. Ayrıca yine mülakattan gençleri, çocukları eliyorlar. Mülakat demek kul hakkı yemek. İnsan ayırmak, partizanlık yapmak demek. Söz verdiler mülakatı kaldıracağız diye, kaldırmıyorlar. Öğretmenler, 1 milyon öğretmen. 80 bin mülakatsız atama bekliyor, söz verdiler yapmıyorlar. Öğretmenin de staj mağdurunun da kademeli emeklilik bekleyenlerin de bütün derdi, tasası Bağ-Kurlu olanların da bütün mağdurların da sonuna kadar arkasındayım. Haklarını alana kadar iki elim Tayyip Bey’in yakasındadır. Söz veriyoruz.”
“DEMOKRASİYE SAHİP ÇIKARSANIZ, HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”
31 Mart yerel seçimleri için gençlere sandık çağrısında bulunan Özel, şöyle konuştu:
* “31 Mart seçim, meydanda bulunan herkes bizim canımız ciğerimiz. Ama hepimizin gözbebeği gençlerimiz. Bu gençler her şeyin en güzelini hak ediyorlar. Ama 14-28 Mayıs’ta üzüldüler, kırıldılar. Gençlerin gelecek umutlarını kırıyor bu iktidar. Festivalleri, konserleri yasaklıyor. İş imkânlarını kısıtlıyor, mülakatla insan ayırıyor. Okul bitiyor, atamalarını yapmıyor. Gençler umutlarını kaybediyorlar. Buradan bütün gençlere sesleniyorum. Umudunuzu kaybetmeyin. Şüphesiz hepiniz bizler kadar çok Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü seviyorsunuz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’i kurup da CHP’nin genel başkanlarına, milletvekillerine, belediye başkanlarına emanet etmedi. Askerdi ve askere bile güvenmedi. Genelkurmay başkanlarına da emanet etmedi.
* Gazi Mustafa Kemal Atatürk dedi ki ‘Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yüceltecek ve yükseltecek, sizlersiniz, emanetim sizedir’ dedi gençler. Emaneti sizedir. O’nun emanetine hep birlikte sahip çıkacağız. Partimizde bütün kademelerin yarısını kadınlarla, yarısını gençlerle ve çok güçlü ekiplerle yeniliyoruz. Ailelerinizin umudu sizsiniz. Bu ülkenin umudu sizsiniz. Siz yılarsanız, pes ederseniz, vazgeçerseniz, o zaman onlar kazanacak. Ama siz ayakta kalırsanız, siz emanete sahip çıkarsanız, siz demokrasiye sahip çıkarsanız, hep birlikte kazanacağız. En sonunda siz kazanacaksınız. Onun için bütün gençleri 31 Mart Pazar günü sandık başına gitmeye, Cumhuriyetçi, Atatürkçü, ülkesini, vatanını, milletini seven belediye başkanlarına oy vermeye, geleceğimize sahip çıkmaya davet ediyorum. Buradan ta gözün gördüğü, göremediği en arkalara kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün gençlerine bir moral alkışı duyayım, en kuvvetli alkış. Gençleri alkışlıyoruz. Sandıklara gelecek, memlekete sahip çıkacak gençleri alkışlıyoruz. Atatürk gençliğini alkışlıyoruz.”

“KASABA’DA DOĞANA DA DOYANA DA SAHİP ÇIKACAK”
Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ferdi Zeyrek ve Turgutlu Belediye Başkan Adayı Çetin Akın için yerel seçimlerde destek isteyen Özel, şu ifaderi kullandı:
* “Şimdi tabi Turgutlu’dayız, Kasaba’dayız. Gençler deyince hem Turgutlulu gençlerin çok sevdiği, hem kendisi de genç olan, ömrü boyunca Turgutlu ve CHP’ye hizmet eden biri var. 56 yaşında ama ben 15 yıl önce ilk belediye başkan adayı olduğumda buradaydı. 20-25 yıl önce yine buradaydı. Bu partinin evladıydı. Turgutlu Belediyesi’ne önce zabıta memuru olarak girdi, sonra zabıta komiseri oldu, çalıştı insan kaynakları memuru oldu, insan kaynakları müdürü oldu, belediye başkan yardımcısı oldu ve tarih yazdı. 1989’dan sonra bu belediyeyi ilk kez alırken umudumuz ve başkanımız oldu. Çetin Akın. Kasaba’nın evladı.
* Geçen sefer ona oy isterken diyorduk ki partisi CHP ama bütün partililerin adayı, bütün Kasaba’nın adayı. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i, göçmeniyle, Kasaba’da doğana da doyana da sahip çıkacak, Turgutlu gibi Kasaba gibi yiğit bir başkan diyorduk. Turgutlulular onu seçti, o Turgutlu, Kasabayı hiç pişman etmedi. Ben bu seçimlerde Turgutlu ittifakının, kasaba ittifakının, parti ayırmadan ona sahip çıkacağına, yine bu şehre hizmet etmesine olanak sağlayacağına, inanıyorum. Muhteşem işler yapacak. Çetin Akın’ın Turgutlu’da yaptığını bir de büyükşehirde yapacak biri lazım. Genç, çalışkan biri lazım. Manisa’nın bir evladı, genç bir mimar. Manisa’da yaşanan bütün kent suçlarına, evlendiğimiz evlenme dairesini TÜGVA’ya verdiler.
* Ulu Parkımızda 100 yıllık ağaçları kesmeye kalktılar, Beyaz Fil’imizi yıkıp AVM yapmaya kalktılar. En ağaçlı tepeleri belediye başkanını kızına villa yapmaya kalktılar. Yoldaki 5 katı 15’e çıkarıp Cengiz Ergün’ün içerideki arsalarına, park üstünden bağlantı kurup 300 daire fazladan vermeye kalktılar, Cengiz Ergün Ulu Park’a baktı, evlendirme dairesine baktı, köy yollarına baktı, Beyaz Fil’e baktı ve hepsini ya ailesine ya yandaşlara verdi. Ama bir duvara tosladı ve bir baktı karşısında bizim Ferdi. Sütte leke var, Ferdi’de leke yok. Çalışkan, azimli, gayretli, hepimizin sevgilisi, Manisa’nın sevgilisi. Bu memlekete gerek artık bir Ferdi Zeyrek. Hem büyükşehirde, hem ilçelerde adaylarımıza elbette sosyal demokratlardan oy istiyoruz, aslan sosyal demokratlardan oy istiyoruz. Ama gönlünde, gözünde güneş olan iyi insanlardan, eski ittifak ortaklarımızdan istiyoruz.”

“ATATÜRKÇÜ, CUMHURİYETÇİ, VATANSEVER İNSANLAR BİRBİRİ İLE KAVGA ETMEZ”
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün yaptığı açıklamada, Özel’e seslenerek “Bu arkadaş seçimlere kadar bizi terörist çapulcu ve marjinal de ilan ederse şaşırmayın sonra ruh ikizi deyince kızıyorlar. Bana abla mabla demeyin istemiyorum. Sizin bana vıcık vıcık riyakarlıkla abla demenizi istemiyorum” demesi üzerine CHP lideri Özel, şunları söyledi.
* “Geçtiğimiz günlerde yine bunu söyledik. Bandırma’da bir mitinge gittim. Mitingde biliyorsunuz, Manisa ve bütün Türkiye’de de bir centilmenlik var. Miting yapıyorsak örneğin buraya bunları astık, 2 saat sonra AKP gelse, biz bunları toplarız. Rahatsız etmez kimse kimseyi. Miting meydanına gittik, Bandırma’da Balıkesir’in adayı annesinin balkonuna bizlere hakaret eden, saray ağzıyla laf söyleyen, yok dem mem diye bir şey asmış. Dedik ki bu yakışık almamış, doğru değil dedik. Kimseye kötü söz söylemedik. Sonra Meral Hanım çıktı, diyor ki efendim birçok şey söyledi. Bütün gazeteciler bugün peşimde. Meral Hanım şöyle dedi, böyle dedi. Ne cevap vereceksiniz? Ben tek itirazım biz miting yaparken Atatürk’ün partisine hakaret eden o afişeydi. Yoksa ben kampanya boyunca asla muhalefete muhalefet etmedim.
* Muhalefet liderlerine, adaylarına tek kelime söylemedim. Abla diyeceğim, demeyince, abla de diyordu ama dün kızmış bana abla mabla demeyin demiş. Sayın Genel Başkanıma söyleyeceğim şudur. İstedikleri kadar gersinler, istedikleri kadar sizi bile yanıltsınlar, bize saldırsınlar, bende kural şu, eski dosttan düşman olmaz. Atatürkçü, Cumhuriyetçi, vatansever insanlar birbiri ile kavga etmez, birbirine çelme çakmaz, birbirine kötülük yapmaz. Ben Manisa, Turgutlu, bütün ilçelerdeki, Şehzadeler, Yunusemre, Türkiye’nin her yerindeki gözünde ve gönlünde güneş olan bütün iyi insanları çok seviyorum. Biz biriz, beraberiz. Ne diyor gençler, birleşe birleşe kazanacağız. İyi insanlar, sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, yalan ve dolandan bıkmış muhafazakar demokratlar birleşirse hep birlikte kazanacağız.
* Biz birleşmezsek dönecek başkaları kazanacak, hepimizin canını okuyacak. O yüzden bu iki genç arkadaşımın sloganını bütün Türkiye’ye emanet ediyorum. Birleşe birleşe kazanacağız. Muhalefeti birbirine düşürmeye çalışanlara, sarayın hesaplarına, muhalefet kapışırsa aradan biz çıkarız diyenlere kötü bir haberimiz var. Birleşe birleşe kazanacağız. Bana olan sözünüz Çetin Akın’a rekor kırdırmak olsun, Ferdi Zeyrek’i büyükşehir belediye başkanı yapmak olsun.”
“DÜN METHETTİĞİNE, BUGÜN KÜFRETMEK BU TOPRAKLARA YAKIŞMAZ”
Özel, konuşmasında şunları aktardı:
* “Karşıda korku ittifakı var. Onlarla bir olursan çok iyi. Baş tacısın. Olmazsan hainsin. Bakın bizim de ittifak ortaklarımız ayrıldı. Bugün bütün televizyonlar peşimde. Meral Hanım’a bir cevap ver diye, cevabım iki kelime. Canı sağ olsun. Ablam benim. Sayın Genel Başkanım de diyor, diyelim ama ablamın da canı sağ olsun. Ne diyelim, eski dosttan düşman olur mu? Ama bir de Tayyip Bey’e bakalım. Necmettin Erbakan Hoca’nın, biyolojik oğlu Fatih Erbakan. Siyasi oğlu da sendin uzun zaman. Sonra seni reddetti. ‘Seni gidi Siyonist seni’ dedi sana. ‘Seni gidi faizci seni’ dedi. Sonra geçen seçimlerde çağırdın, Fatih Bey ile ittifak yaptın. Fatih Bey bu seçim ayrı gireceğim dedi, biz ayrı gireceğim diyenlere canın sağ olsun dedik Tayyip Erdoğan ne diyor? Yeniden Refah’a ip cambazı, zübük, şantajcı, pazarlıkçı diyor. Biz Yeniden Refah ile çok ayrı yerlerdeyiz ama dün öptüğün yüze, bugün tükürmek, dün dost dediğine bugün hain demek, dün methettiğine, bugün küfretmek bu topraklara yakışmaz. Bize yakışmaz. Kimseye yakışmaz.”
“ÖNÜMÜZDEKİ BAYRAMDA İKİ BAYRAMI BİRLİKTE YAPMAYI ÜMİT EDİYORUM”
Özel, sözlerini şöyle noktaladı:
* “Onun için karşımızdaki iktidar korku ittifakıdır, tehdit ittifakıdır. Depremzedelere bile şantaj yapan bir kötücül akıl vardır orada. Oysa bizim ittifakımız adı üstünde Türkiye İttifakı’dır. Bizim ittifakımız, gücünü milletimizden, renklerini bayrağımızdan alır. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Hepinizi seviyoruz, Kasaba’yı çok seviyoruz. Son mitingdir. Seçim boyunca, istemeden üzdüğümüz, kızdığımız, kırdığımız kimse varsa hakkını helal etsin. Gönlünden adaylık geçen olur, olmamıştır. Partisine sahip çıksın. İnancını korusun. Bundan sonra bugüne kadar başta Turgutlumuz’da, partimize ve tüm partilerde hizmet etmiş bütün büyüklerimize, geçmiş dönem milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, ilçe başkanlarımıza sevgiler, saygılar, minnetler sunuyorum. Hayatta olmayanlar Allah’tan rahmet diliyorum. Nice seçimlere hep beraber kavuşmayı, önümüzdeki bayramda iki bayramı birlikte yapmayı ümit ediyorum. Çetin Akın ile birlikte Turgutluspor’u nice başarılara taşıyacağınıza inanıyorum. Yaşasın Kasaba, Turgutlu, Manisa. Yolun açık olsun Çetin Başkan, yolun açık olsun Ferdi Başkan.”
]]>Halk buluşmasında İmamoğlu’na eşi Dilek Kaya İmamoğlu da eşlik etti. İmamoğlu, konuşmasının başında meydanda taşınan pankartları tek tek okudu.
“KANAL İSTANBUL DEYİNCE GÖZLERİ FIRFIR DÖNÜYOR”
“Ekrem abi seninle olan aşkımız, çiftçinin borcu gibi hiç bitmesin” pankartını okuyan İmamoğlu şunları söyledi:
“Allah korusun. Çiftçinin borcunu bitireceğiz. Çiftçiye desteklerimizi tam iki katına çıkaracağız önümüzdeki dönemde. İstanbul’da çiftçiye bir ver 10 al. 2 ver 50 al. Bereket bu bereket. Bir avuç insana bin ver bir lira gelmez sana. Çiftçiye ver bereket gelsin İstanbul’a.
Emekliye ver. Emeklinin başı öne eğildiği zaman bu milletin başı öne eğik demektir. Bunlar saygıyı, hürmeti bile ezdiler. Emekliye verilecek bir lirayı bütçeye yük diye tariflediler. Bak bak bak…
Ama Kanal İstanbul deyince gözleri böyle fırfır dönüyor bunların. İçinde bir para işaret. Adını söylemeyeceğim. Anladınız siz ne olduğunu.
Bu güzel şehrin havasını, suyunu, toprağını, çiftçisini, memleketin boğazını, o güzel coğrafyayı, tarihini, maneviyatını bu bir avuç insana, bu kardeşiniz muhafızlık yapacak; onlara yedirmeyeceğiz”
“BENİM BİLDİĞİM KABİNE ANKARA’DA OLUR”
“İmamoğlu kabineye karşı” pankartını görünce de İmamoğlu “Bu kabine kim? Sen biliyor musun kabineni kim olduğunu. Ben de bilmiyorum. Kim o kabineyi bilen var mı? Kimdir kabine? Benim bildiğim kabine Ankara’da olur. Bunlar toplanmış İstanbul’a gelmiş. Haberiniz var mı? Misafir edecek miyiz onları? Edelim, edelim. Sandıkta misafir edelim, sandıkta. 23 Haziran’da etmiştiniz ya, 806 bin kez. Hatırlıyor musunuz? Onu kaça katlarsınız ben bilmem. Benim bildiğim İstanbullu ne hak yer, ne de hakkını yedirir” diye konuştu.
İmamoğlu “8 adımda geldim Ekrem Başkanım” pankartı üzerine de “O kadar zekice yazmış ki ‘8 adımda’ dememiş. ‘Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz adımda’ demiş. Yani anca ondan alınır. Haklısın” diye espri yaptı.
“O DEVİR BİTTİ”
Çatalca’nın önceki dönemde İBB tarafından ihmal edildiğini söyleyen İmamoğlu şöyle devam etti:
“Tarımla ilişki kurabileceği her sahasına özenle baktık. İBB tarihinde ilk kez tarıma destek oluyoruz. Çiftçi sayımız on katına çıktı. 700-800 iken 8 bin 200’e ulaştı. 8 bin 200 üzerindeki çiftçimize tohum, fide, silajlık mısır, yem verdik.
Mazot desteği verdik. Bir şeyin altını çizeyim. Çatalca’da o parti var diye buraya ayak basmayan, 10-15 yıl uğramadı büyükşehir belediyesi. Biz partizanlık yapmadık, yapmayız. Ben memleketimin hiçbir insanını birbirinden ayırmadım ki belediye başkanını birbirinden ayırayım.
Bunlar öyle yapmaz. Parti devleti kurmak istiyorlar. 100 seneyi aşmış Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş Allah’ın bir lütfu. Bir çift mavi göz gelmiş milletimizin atasıyla, dedesiyle cumhuriyeti kurmuş, bize emanet etmiş.
Ve bize görev vermiş; bu şehri, bu ülkeyi koruyun. Cumhuriyet ne diyor biliyor musunuz? Her insan eşit. Birbirinden şu kadar üstünlüğü yok, şu kadar. Cumhuriyet’te yönetici, vatandaşına şefkatle bakar. Yönetici, vatandaşına sert bakamaz. Talimat veremez, had bildiremez.
Öyle oy verenmiş, oy vermeyenmiş yok. O devir bitti. Öyle mülk sahibi falan yok. Mülk sahibi 86 milyon yurttaş. Onun için ‘ben karar verdim olacak’; o iş bitti kardeş. Kanal İstanbul gibi felaket projelerine nasıl dur dediysek dur demeye devam edeceğiz. Asla izin vermeyeceğiz.”
“RANDEVU VERMEDİLER, TELEFONUMA BAKILMADI”
İmamoğlu “Tabii ki vatandaşın seçtiği her yönetici başımızın üstünde. 5 yıl boyunca her ilçeye gittim. Ev ziyaretine giderken bile gittiğim yerin belediye başkanı kimdir diye bakmadım. Davet ettim. Gelen oldu gelmeyen oldu. Buradaki arkadaşımız gelmemeyi tercih etti. Kendi bilir. Yolu açık olsun. Ama ben her gittiğim yerde belediye başkanını davet ettim. Ben çünkü saygı duyarım. Saygı göstermeyen kendine yapar. Çatalca’ya 17 resmi ziyarette bulundum. Hiç ayrımcılık yapmadık. Çünkü ben ilçe belediye başkanıyken bir kez bile ziyaretime gelinmedi. Randevu vermediler. Telefonuma bakılmadı. Kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmayacak kadar anne-baba terbiyesi aldım” dedi.
ERDOĞAN’A RANDEVU TEPKİSİ: BU NASIL BİR KİBİR?
Göreve geldiğinden beri İstanbul’un sorunlarını konuşmak için defalarca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu istediğini ama kendisine randevu verilmediğini hatırlatan İmamoğlu şöyle devam etti:
“Ayrımcılığa uğradık. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kere bile randevu vermedi. Sadece ilk seçildiğimizde fazla ısrarcı olunca 30 büyükşehir belediye başkanını davet etti.
Ne tesadüfse -30 kişinin orada herkesin önünde ismi yazıyor- bana kırık sandalye denk geldi. Bak, bak, bak. Az kalsın düşüyorduk. Allah’tan sporcuyum da yerden ayağa kalktık hemen.
Sonra da bana bana demez mi; ‘Bak israf ediyorsun, sandalyeyi kırdın.’ Dedim ki ‘Vallahi birincide değil ama ikincide daha sağlam oturuyorum.’ Şimdi tabii işin esprisi ama bu gerçek.
İBB Başkanı, 16 milyon insanın belediye başkanına randevu vermemek, yanıt vermemek, bu nasıl bir kibir? Başka da bir randevu talebimize yanıt almadım zaten.
Onlar zannetti ki İmamoğlu’nu yok sayarsak, İmamoğlu’nun işlerine engel olmaya çalışırsak, İmamoğlu da böyle yerine sinecek. Bir dahaki seçimi de İstanbul’da kolayca alırız zannettiler. Öyle mi? Pışık… Biz öyle pes eder miyiz? Mümkün mü? Etmeyiz.
Ya ben hayatımda bir tek şeyi hiç yapmadım. Asla yılmadım. Ama yıldırırım. Ne kadar kötülük yaparsa yapsınlar biz daha fazla çalıştık. Engel çıkardılar, daha çok koştuk. O yüzden 5 yılda onların dönemine göre daha az gelir elde ettiğimiz halde onların iki katı iş yaptık.”
“16 MİLYON İSTANBULLU YANLIŞA EVET DEMEZ”
“Bu seçimi tekrar kazanacağız” diyen İmamoğlu özetle şunları söyledi:
“31 Mart’tan sonra her şey çok daha güzel olacak. Çünkü 5 yıl boyunca engelleyici tavrın işe yaramadığını görecekler bu pazar günü. Engellemenin yanlış olduğunu, o parti-bu parti demenin yanlış olduğunu bu halkımız onlara öğretecek. Milletin efendi olduğunu anlayacaklar.
Ne olacak ondan sonra biliyor musunuz? Hemen geri adım atacaklar. Yöntem değiştirecekler. Uyguladıkları planın yanlış olduğunu görecekler. Geri adım atacaklar. Hem de tam vites. Bakın yıllardır imzalamadıkları projelerimizi tek tek imzalayacaklar. Engeller tek tek kalkacak.
O yüzden 31 Mart’tan sonra her şey çok güzel olacak. Sizin sayenizde olacak. Siz yanlış yapana haddini bildiren insanlarsınız. Benim yurdum insanı, 16 milyon İstanbullu yanlışa evet demez. Vicdanıyla, ahlakıyla hareket eder.”
“EKONOMİYİ BEN BİLİRİM DEDİ, YANDIK”
“En büyük meselemiz hayat pahalılığı değil mi? Yüksek enflasyon değil mi? Mayıs seçimlerinde vaatler verdiler mi? Her şey güzel olacak dediler mi? Hayat pahalılığı iki kat arttı. Bakın yıllardır akla bilime, ekonomi kurallarına aykırı işler yaptılar. Biz de ceremesini çekiyoruz.
Çiftçi ceremesini çekiyor. Emekli ceremesini çekiyor. Öğrenci ceremesini çekiyor. Niye oldu biliyor musunuz? Bir kişi çıktı, ‘ekonomiyi ben bilirim’ dedi, yandık. ‘Ben ekonomistim’ dedi mi? O gün yandık işte.
Ekonomi yüzümüze bir daha gülmedi. Bir bakan ‘gözümüzdeki parıltıya bakın’ dedi. Ne parıltı kaldı ne bakan. Şimdi ne diyor? ‘İyi ücret veriyoruz ama bir- iki ayda eriyor.’ Yakında enflasyonu suçlarsa şaşırmayın. ‘Zam vermeye gerek yok, nasılsa verdiğimiz zam eriyor’ diyen ekonomi aklını bana biri öğretsin. Ya enflasyonu siz yarattınız.
Hani faiz düşmandı? Faiz aldı başını gidiyor. Milyarlarca dolar bozdular, sırf bu seçim için. Neymiş? Dolar artmayacakmış. Tutabiliyorlar mı doları, euroyu? Tutamazlar. Enflasyon düşmez.
Enflasyonu istediği kadar suçla. Suçlu, sizsiniz. Siz ekonomiyi yönetemediniz. Siz bir de kalktınız, Kanal İstanbul projeleri için parayı vermeyi göze alıyorsunuz ama emeklilere vereceğiniz birkaç lirayı fazla görüyorsunuz.
Kanal felaketine para verirken güzel, emeklinin başı öne eğilirken ona vereceğiniz parayı bütçeye yük görüyorsunuz. Dertleri başka. Onların derdi millet değil. Onların derdi millet olsa, emeklinin yanında olurlar.
Onların derdi millet olsa, mülakatı kaldırırlardı. Ama kaldırmazlar. Çünkü işlerine gelmez. Çünkü daha yapacakları kötülükler var. Bakın bir yıl geçti neredeyse seçimin üzerinden. Verdikleri vaatleri tuttular mı? Sanki yokmuş gibi davranıyorlar.”
“BAKAN İSRAFI YAPIYORLAR”
“Şimdi ne olacak biliyor musunuz? Dürüstlük kazanacak. Vicdan kazanacak vicdan. Onların işi ihanet, israf. Bunlar şimdi ne yapıyorlar? Kendi adaylarını desteklemek için ‘bakan israfı’ yapıyorlar. 17 bakana işi gücü bıraktırdılar. Hadi İstanbul’a dediler.
Yurt dışından biri gelse Ankara’da bakan bulamayacak. Bunlara milletimiz öyle bir ders verecek ki; tam gaz geri doğru Ankara’ya dönecekler 1 Nisan’da. Yanlış yaptıklarını anlayacaklar. Temennim bir Nisan itibariyle artık devlet adamı ciddiyetine yakışır hareket etmeleri.
Bizim başka bir beklentimiz yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesi önemli. İstanbul’un seçimi çok önemli. İstanbul’un seçimi Türkiye’nin morali olacak, demokrasinin morali olacak. Dürüstlüğü kazandığı seçim olacak.”
]]>Çamaş ilçesinde esnaf ile bir araya gelen Davutoğlu, ardından miting düzenledi. Burada kalabalığa hitap eden Davutoğlu, başbakanlık döneminde en büyük gurur duyduğu şeyin fındığa verdikleri para olduğunu söyledi.
“BU PARALAR NEREYE GİDİYOR”
O dönemde fındık için 15 lira 48 kuruş verildiğini hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi;
*Dolar 2 lira 70 kuruştu. O gün fındık için 5 dolar 62 sent vermiştik. Bizden sonra 15 liradan 9 liraya düştü. Bakın fındık istatistiklerine. Eğer 5 doları şimdi vermiş olsalardı; ağustos ayında fındığa 120 lira falan vermeleri lazımdı.
*83 lira verdiler ama şimdi fındık 120-130 liraya çıktı. Ama üretici kazanmadı. Fındık üreticisinden 83 liradan alım yapıldı ama fındık üreticisi karşılayamadı.
*O zaman 1 kilo fındığa 4 litre mazot alınıyordu. 15 lira 62 kuruş vermiştik, mazot 3 lira civarındaydı. Şimdi 83 lirayı baz alırsanız 2 litreyi zor alırsınız. 120 lirayı da esas alsanız yine 2 veya 2,5 litre yapar. Bu paralar nereye gidiyor? Ülkenin kıt kaynaklarını yolsuzluklarla ve israfla heba ediyorlar. Size fındık fiyatı verirken 50 kere düşünüyorlar, müteahhitlere Hazine garantili ödeme yaparken milyarları, trilyonları dağıtıveriyorlar.
*Bu sene bütçede çiftçilere verilen toplam destek 91 milyar Türk Lirası. Aynı bütçede faize ayrılan kaynak, 1 trilyon 254 milyar Türk Lirası. Kur korumalı mevduat diye faiz üzeri faiz yaptılar.
*Siz burada fındık bahçesi ile uğraşın, siz burada elinizin emeği ile 3-5 kuruş helal rızık temin etmeye çalışın; öbür tarafta parası olan, milyonları nasıl kazandığı belli olmayan parayı gidip, kur korumalı mevduata yatırdı.
*Bu Hazine, Cumhurbaşkanının Hazinesi değil. Bu Hazine iktidarın da değil. Başbakanken benim de değildi. Bu Hazine milletindir. O Hazineden bu rantiye sınıfına, faizcilere kur korumalı mevduattan 1 trilyon lira aktarıldı.
“DÜNYADA ENFLASYON FALAN YOK”
*Cumhurbaşkanı dün, ‘Dipsiz kuyu gibi attıkça kayboluyor, verdikçe gidiyor’ diyor. Niye gidiyor biliyor musun Sayın Cumhurbaşkanı? Doğru, dipsiz kuyu. Emeklinin cüzdanı da dipsiz kuyu. Sen bir cebine koyuyorsun, öbür cebinden boşalıyor.
*Enflasyonun olduğu yerde ne verirsen ver faydası yok. Enflasyon canavardır, yer bitirir. Peki, enflasyonu kim yaptı? Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki; bütün dünyada enflasyon var. Bacılarım, fileleri siz dolduruyorsunuz, sakın ha inanmayın. Dünyada enflasyon falan yok. Aldatmasınlar milleti.
*Ekonomi hocasıyım, siyaset bilimi hocasıyım. İki fakülte, birçok diplomam var. Onlar hiç önemli değil. Amerika’da enflasyon yüzde 3. Avrupa’da yüzde 3. Savaşan Rusya’da yüzde 4,4. Ukrayna’da yüzde 4,7. Bir tek Türkiye’de böyle yüksek.
*Başka nerede biliyor musunuz? Bir Arjantin’de, bir Venezuela’da, bir Namibya’da. Ya Allah aşkına vicdan sahibi olun. Neden veremiyorlar emekliye parayı biliyor musunuz? Çünkü IMF ile anlaştılar.
*IMF, ‘Emekliye para vermeyeceksin’ dedi. Kime vereceksin parayı? Faizi yüzde 50’ye çıkarıp, faizcilere vereceksin ki onlar zengin oldukça zenginleşecek. Göreceksiniz seçimden sonra ortaya çıkacak; bunlar IMF ile anlaştılar. IMF’ye borcumuzu ödemiştik. Çünkü o yıllarda yolsuzluk, hırsızlık yoktu.
]]>* “Denizli şüphesiz tarımla uğraşanların kenti. Yıllarca Denizli’de pamuk üretildi. Ama pamuk üreticisine neler yaptılar biliyorsunuz. Denizli buğday üretiminin en önemli kentlerinden birisi. Eskiden herkes biliyor ki bir kilo buğday satınca, bir kilo mazot alıyordun. Bugün tam 7 kilo buğday satıyorsun, bir kilo mazot alamıyorsun. Daha geçen mayıs ‘Verin oyu bu kardeşinize, enflasyon nasıl düşecek, döviz nasıl düşecek’ diyen birisi önce dört liralık mazotu 19 lira yapmıştı. O günden bugüne de 44 lira yaptı.
* Ekerken, dikerken, sürerken, toplarken, satarken mazot… Ne ekersen ek mazotun bu fiyatı çiftçinin belini büküyor. Yatlara, katlara verilen mazot çiftçilere verilmelidir. Emeklilerin ve emekçilerin sesi olacağız. 1 Nisan’dan sonra büyük mitinglerle verilmeyen haklarımızı alana kadar sesimizi duymayanlar duyana kadar hep birlikte mücadele edeceğiz. Çiftçinin hakkını başkasına verenlerle karşı karşıyayız.
“DENİZLİ’DE 2 BİN 700 TEKSTİL ATÖLYESİ KAPANDI”
* Denizli dünyanın en güzel şehirlerinden bir tanesi. Üstüne titrememiz gereken bir şehirde vermişiz maden ruhsatlarını. Üzerinden uçakla geçtiğinizde içiniz parçalanıyor. Her tepeyi kazmışlar. Vahşi madencilik yapılıyor. İliç’te dokuz tane evladımız göçük altındayken burada madenciliğe izin veriliyor. Tarım arazileri ortadan kaldırılıyor. Denizli ilçeleri büyük sıkıntı içerisinde. Bu madencilik uygulamalarına yerel yöneticiler ses çıkarmamaktadır. Bir maden şirketi geliyorsa, halkın önüne geçmek ve mücadele etmek gerekmektedir. Biz böyle belediye başkanları istiyoruz. Sizin karşınıza aday diye çıkarıyoruz.
* Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adayları bu konuda son derece pasif davranan, şirketlerin suyuna giden, birazcık söz söyleyecek olduklarında Ankara’dan gelen telefonla pısan kişilerdir. CHP’de maden şirketine teslim olacak, onun önünü açacak bir belediye başkanı bulamazsınız. Denizli’de son bir yılda 2 bin 700 tekstil atölyesi kapandı. 200 bin Denizlili genç insan işsiz kaldı. Vatandaş için dolar çok pahalı. Ama tekstilcinin dünyada rekabet edebilmesi için bu kur çok ucuz. Öyle olunca dışarıya teklif veriyorlar, işi alamıyorlar. İşi alamayınca bu sefer istihdam sorunu çıkıyor. Bu duruma bu ülkeyi kim getirdi?
“UÇAKTAN BAKINCA EMEKLİLERİ KARINCA GİBİ GÖRÜYOR”
* Emekliler perişan durumda. Ama evlerinde oturuyorlardı. Sesleri çıkmıyordu. Örgütlenme hakları yoktu. Sendika kuruyor kapatılıyordu. Türkiye’de kim hak arasa terörist ilan ediliyordu. AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün emekliye 10 bin lira veriliyor. 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşıyla 8 çeyrek altın alınıyordu. Bugün 2,5 çeyrek altın alabiliyorsunuz. Emeklilere gelin hakkınızı birlikte arayalım dedim. Birlikte mücadele edelim dedim.
* Şimdi meydana bakın. Bundan sonrasını Tayyip Bey düşünsün. Tekrarın gücü vardır. Israrın kudreti vardır. Bizde azim, emeklilerde kararlılık var. Israrla talep edeceğiz. İlk günlerde ‘Özgür Efendi emeklileri kışkırtıyor’ diyordu. Sabahın dördünce insanlar ucuz kıyma için kuyruğa giriyorlar. Hakkınızı aramaya, 31 Mart’ta seçim sandığına gitmeye hazır mısınız? Ben emekli kart ver dedim. Önce ‘olmaz’ dediler. Sonrasında ‘çalışıyoruz’ dediler.
* Şimdi bankaya promosyon verdiriyorlar. Banka promosyonu emeklinin kendi hakkı. Hangi banka fazla veriyorsa gider alır promosyonu. 8 bin , 12 bin diyor. Özel bankalar zaten 15 bin TL veriyor. Bir kere aldın mı promosyonu 3 yıl almıyorsun. Seçimde bir kerelik para verip, sizi kandırıp 5 sene de promosyondan mahrum edecek. Bizim karnımız bunlara tok. Siz ne zaman ki hakkınızı aramaya karar verirsiniz, biz ondan emeklinin hakkını söke söke alacağız. İki elim Tayyip Erdoğan’ın yakasındadır, emekliyi ezdirmem. Çıkmış saraylara, her şeye para var. Emekliye yok. Beşli çeteye, saray müteahhidine, yazlık, kışlık saraya, uçan saraya, yüzen saraya para var. Bin 500 odalı saraya para var, emekliye gelince para yok.
* Buradan Tayyip Bey’e söylüyoruz, sen kendini yukarılarda görme kardeşim. Uçaktan bakınca emeklileri karınca gibi görüyor. Karınca çalışkandır. Bu emekliler ömürleri boyunca adeta karınca gibi çalıştılar. Bugünlere geldiler. Sen onlara haksızlık yaptın. 26 bin lira olacak maaşlarını, 10 bin liraya indirdin. Denizli’de ortalama kira 10 bin lira. Evi olmayan emekli ya sokakta ya da girerse bir eve aç açıkta. Ne yiyecek, yemeği ne de yakacak kömürü ne de yakacak ışığı var. Bu hale getirdiler emekliyi. Siz karıncalar gibi yan yana durun. Mitinglerini gelin doldurun. Hep birlikte olun. Karıncanın kardeşi var, o da CHP’dir.
“BURADAN İYİ İNSANLARA SESLENİYORUM, SANDIKTA BİRLEŞELİM”
* Açık net söylüyorum. Anketler şunu söylüyor; Eski ittifak ortaklarımız CHP’ye oy verirse, CHP kesin kazanıyor. Ama başka bir partiye oy verirlerse, verdikleri parti değil, Denizli’de AK Parti kazanıyor. Onun için burada samimiyetle söylüyorum. Bundan sonra bir başka partiye oy verirseniz, belediye AK Parti belediyesi olur. Ama CHP’ye oy verirseniz, belediye sizin de belediyeniz olur. İyi insanlara, yakasında, gönlünde, gözünde güneş açanlara sesleniyorum. Gelin 31 Mart’ta sandıkta vicdanın ittifakını yapalım. Ankara’da siyasetin ittifakını yapamadık. Biliyorsunuz AK Parti’nin ittifakından Yeniden Refah Partisi ayrıldı. Düne kadar methetdiğine küfür ediyor Tayyip Bey. Necmettin Erbakan’ın oğluna ‘ip cambazı’ diyor. ‘Zübük, pazarlıkçı, şantajcı’ diyor. Bizden de ayrılanlar var. Ben canları sağ olsun diyorum. Eski dosttan düşman olmaz diyorum. Buradan bütün iyi insanlara sesleniyorum. Sandıkta birleşelim, AK Parti’yi gönderelim. Tek talebim, tek isteğimdir. Bu ittifakın adı Denizli İttifakı’dır.”
]]>ÇANAKKALE ZAFERİ MESAJLARI
“Çanakkale Zaferi, Türk milletinin ayrılık ve özgürlük tutkusunun en güzel göstergesidir. Bu zaferin 109. yıl dönümünde, şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi saygıyla anıyoruz.”
“Çanakkale Geçilmez! Bu topraklarda vatan sevgisi ve kahramanlık destanı yazılmıştır. 18 Mart Çanakkale Zaferi Kutlu Olsun!”
“Şehitlerimizin kanlarıyla sulanan bu topraklar, sonu gelinceye kadar Türk yurdu kalır. 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, ruhları şad olsun.”
“Çanakkale Savaşı, Türk milletinin imkansızı başardığı bir destandır. Bu zaferin 109. yıl dönümünde, gururluyuz ve pişmanız.”
“Çanakkale’de verilen mücadele, vatan sevgisinin ve milli birlik ve beraberliğin en güzel örneğidir. 18 Mart Çanakkale Zaferi Kutlu Olsun!”

“Atatürk’ün önderliğinde kazanılan bu zafer, Türk milletinin altın harflerle yazılmıştır. 18 Mart Çanakkale Zaferi’ni kutlarken, şehitlerimizi ve gazilerimizi ile anıyoruz.”
“Çanakkale’de yaşanan kahramanlıklar asla unutulmayacaktır. Bu zaferin 109. yıl dönümünde, vatan sevgisini ve milli bilinci yaşatmaya devam ediyor.”
“Çanakkale Zaferi, Türk milletinin ayrılıkları ve özgürlük için asla taviz vermeyeceğinin göstergesidir. 18 Mart Çanakkale Zaferi Kutlu Olsun!”
“Çanakkale’de canlarını feda eden şehitlerimize şehityiz. fedakarlıkları sayesinde bağımsızlığımızı koruyoruz. 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, ruhları şad olsun.”
“Çanakkale Zaferi, Türk milletinin kahramanlık ve fedakarlık destanıdır. Bu destanı sonsuza kadar yaşatmak hepimizin görevidir. 18 Mart Çanakkale Zaferi Kutlu Olsun!”

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ SÖZLERİ
* Benimle beraberlik burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus sorumluluğu eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenmenin aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonu kadar mahrumiyete sebep olabilecekleri hatırlatırım. (Mustafa Kemal ATATÜRK)
* Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldır. Emin tarihi ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)
* Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş ayırıcı körükörüne yüklenmek, diğer güçlerin birleştirilmesi ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapma tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith)

* Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarıyı sağlayabileceği ümidin kapılmıştım; ama şimdi bu işte müsterek bir harekatın zorunluluğu vardı. (Churchill)
* Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağın en ileri teknolojiye sahip güçler karşısında adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill)
* Bu Türk kıtaatının cesareti, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde şartları. Donanmasının çeşitliliğiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini saklama bölgeleri. (Alman Generali Uman von Sanders)
* Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin ölçüsünde çiziyorum, * Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul edilebilir. Fakat siperlerde, dahi Türklerle kıyaslanamaz. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasaydı. Yerlerinde kalamazlar ve doğrudan aktarımlardı. Oysa Türkler, bütün muharebe süresince yerlerinde kaldılar. (Genel Tevşend)

* Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralıksız takip etmeyen sessiz günler, şaşkınlıklar ve sonra da, büyük bir sevinç uyandı. Ahlaki son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da dahil olmak üzere giderilmiş beraber, ağır bataryaların cephane durumunu-ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James)
* Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; Vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)
* Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir,
* Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.
* Zaferin büyüklüğü, savaş çetinliği ile özgürce.
* Zafer, barışın en kısa yoludur.

ÇANAKKALE ZAFERİ ŞİİLERİ (2, 3, 4 KITALIK)
ÇANAKKALE ŞEHİT VERİYOR
Çanakkale kan döküyor
Analar babalar atalar ağlıyor
Düşman askeri doğru durmuyor
Çanakkale şehit veriyor
Kim bilir hangi asker
Kim bilir hangi vatan
Yok olup gidiyorlar bu dünyadan
Gözleri bile yaşarmadan
Ana kucacı asker ocağı
Çanakkaledeki düşmanları
Düşünmeden şehit olan asker
Kendi vücudunu sper eder
Şimdi kurtuldu tüm türkiye
Askerlerin sayesinde
Sende önem ver vatanınla devletine
Hiç bir zaman düşmana ezdirme
Çanakkale
Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar.
Her karış torağında bin,şehit bir mezar.
Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Sen rahat uyu ey şanlı şehit.
Gölgesinde gölgelen al bayrağın.
Hangi kem göz sana edebilir nazar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Yedi cihana yeter yazdığın destan.
Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam.
Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez.
Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez.
Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Şefik Aydemir
Çanakkale Geçilmez
Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen
Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren
Vatan toprağı için can ile serden geçen
Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken
Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını
Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını
Komayacağız yerde şehitlerin kanını
Korku bilmez bu millet artıracak şanını
Mehmedoğlu Seyyid’in mermiyi kaldırışı
Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı
Anlayacak kafirler bucağı ve karışı
Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı
Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!
Anzak, Hindu, İngiliz… Hepsi harab ve bitab
Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab
Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab
Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir
Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir
Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir
‘Çanakkale Geçilmez’ bu da açık gerçektir
Samet Mehmet Bora
ZAFER TÜRKÜSÜ
Yaşamaz ölümü göze almayan,
Zafer, göz yummadan koşana gider.
Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider!
Kazanmak istersen sen de zaferi,
Gürleyen sesinle doldur gökleri,
Zafer dedikleri kahraman peri,
Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,
Diriler şerefli, ölüler şanlı!
Yurt için dövüşen başı dumanlı,
Her zaman bu şandan, o şana gider.
FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL
18 Mart Çanakkale
Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top,tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,
Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.
Ali Osman Yılmaz
]]>ÇANAKKALE ZAFERİ ŞİİLERİ (2, 3, 4 KITALIK)
ÇANAKKALE ŞEHİT VERİYOR
Çanakkale kan döküyor
Analar babalar atalar ağlıyor
Düşman askeri doğru durmuyor
Çanakkale şehit veriyor
Kim bilir hangi asker
Kim bilir hangi vatan
Yok olup gidiyorlar bu dünyadan
Gözleri bile yaşarmadan
Ana kucacı asker ocağı
Çanakkaledeki düşmanları
Düşünmeden şehit olan asker
Kendi vücudunu sper eder
Şimdi kurtuldu tüm türkiye
Askerlerin sayesinde
Sende önem ver vatanınla devletine
Hiç bir zaman düşmana ezdirme
Çanakkale
Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar.
Her karış torağında bin,şehit bir mezar.
Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Sen rahat uyu ey şanlı şehit.
Gölgesinde gölgelen al bayrağın.
Hangi kem göz sana edebilir nazar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Yedi cihana yeter yazdığın destan.
Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam.
Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez.
Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez.
Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Şefik Aydemir

Çanakkale Geçilmez
Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen
Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren
Vatan toprağı için can ile serden geçen
Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken
Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını
Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını
Komayacağız yerde şehitlerin kanını
Korku bilmez bu millet artıracak şanını
Mehmedoğlu Seyyid’in mermiyi kaldırışı
Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı
Anlayacak kafirler bucağı ve karışı
Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı
Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!
Anzak, Hindu, İngiliz… Hepsi harab ve bitab
Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab
Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab
Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir
Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir
Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir
‘Çanakkale Geçilmez’ bu da açık gerçektir
Samet Mehmet Bora

ZAFER TÜRKÜSÜ
Yaşamaz ölümü göze almayan,
Zafer, göz yummadan koşana gider.
Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider!
Kazanmak istersen sen de zaferi,
Gürleyen sesinle doldur gökleri,
Zafer dedikleri kahraman peri,
Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,
Diriler şerefli, ölüler şanlı!
Yurt için dövüşen başı dumanlı,
Her zaman bu şandan, o şana gider.
FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL
18 Mart Çanakkale
Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top,tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,
Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.

ÇANAKKALE ZAFERİ HAKKINDA SÖYLENEN SÖZLER
* Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım. (Mustafa Kemal Atatürk)
* Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atatürk)
* Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith)
* Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum. (Churchill)
* Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill)
* Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. (Alman Generali Uman von Sanders)
* Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, * Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar. (General Tawshend)
* Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu-ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James)
* Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)
* Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir,
* Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.
* Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür.
* Zafer, barışın en kısa yoludur.

ÇANAKKALE SAVAŞI ÖNEMİ
1) Dünya tarihini değiştiren bir savunma;
Çanakkale’de Türklerin kazandığı zafer, İngiliz ve Fransızların müttefikleri olan Rus Çarlığı’na yardım götürememisine neden olmuştur. Böylece Lenin önderliğindeki Bolşevikler devrim yapmış ve Rusya’daki monarşiyi yıkmışlardır. Kurulan Sovyetler Birliği savaştan çıkmış ve 1991’e kadar süren bir soğuk savaşın da adımları atılmış oldu.
2) Milli mücadeleye yardım etti;
Zafer kazanılmış ama savaş kaybedilmişti. Başkent İstanbul’da İngiliz ve Fransız gemileri demirlemiş, Osmanlı topraklarını paylaşıyorlardı. Ama Çanakkale’de ünü her yere yayılan Mustafa Kemal, bu zaferdeki büyük payı sayesinde duyulmamış olsaydı, 1919 yılının 19 Mayıs’ında Samsun’a çıktığında sonradan Kurtuluş Savaşı’na dönüşecek milli mücadele için bu kadar insanı yanına çekemeyebilirdi.
3) Savaşın düşman yaratmayacağını gösterdi;
İngiltere sömürgesi olan Avustralya ve Yeni Zelanda, ANZAC (Australian and New Zealand Army Corps) adındaki birlikleriyle Çanakkale’ye gelmişler, belki de hiç görmedikleri İngiltere ve onun kralı için canlarını vermişlerdi. Savaşların milletlerin değil kişilerin işi olduğunu bilen Atatürk ise, savaşta hayatını kaybeden Anzak askerlerine ve annelerine hitaben söylediği “Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra bizim de evlatlarımız olmuşlardır.” sözleriyle dünyaya bir kere daha örnek olmuştur.
4) 3 büyükler tek yürek oldu;
Türkiye’nin en köklü 3 spor kulübü olan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın sporcuları, Çanakkale’de kazanılan zaferde pay sahibidir. Resmi kayıtlara göre 3 büyüklerde o zamanlarda sporcu olan 30 oyuncu(Galatasaray 23, Fenerbahçe 5, Beşiktaş 2) farklı cephelerde şehit olmuştur. Cephede savaştıktan sonra saatlerce yol gidip İstanbul’da maç yapmaya gelip, maç sonunda tekrar cepheye dönen futbolcuların hikayeleri ise kitaplara konu olmuştur.
5) Yarım milyon insan hayatını kaybetti;
Kocaman bir dünya savaşının sadece bir cephesi olsa da, Çanakkale hem kazanan hem de kaybeden için pahalıya mal oldu. 490.000’e yakın askerle gelen işgalci kuvvetler, 300.000’den fazla kayıp verdi. Buna karşılık Osmanlı tarafının 315.000 askerinin 250.000 tanesi ana yurdunu korurken şehit oldu. O tarihe kadar eşi görülmemiş bir cephe olan Çanakkale, sonucunda toplamda yarım milyondan fazla insan genç yaşta hayatını kaybetti.
6) Ateşkes zamanı;
Aylarca süren savaşta, karşılıklı siperlerden birbirlerini yenmeye çalışan iki taraf, bazen ateşkes yapıyordu. Dakikalar önce birbirini öldürmek için karşılıklı ateş eden askerler, ateşkes olduğunda birlikte çalışıp hayatını kaybeden arkadaşlarını gömüyorlardı. Bu da, savaşın dramatik yönünü gözler önüne seren olaylardan birisidir.
7) Hayat o yıl durmuştu;
1915 yılında mektepler mezun vermedi, kimse evlenmedi, kimse kendini düşünemedi. Bütün dünya birbirine karşı savaşıyordu ve bu savaşta herkese ihtiyaç vardı. Bunun en büyük örneklerinden birisi ise Tıbbiye’nin 1915 yılında eğitimine 1 yıllık ara vermesidir. Genç yaşlı dinlemeden insanlar savaşa giderken, 1915 yılında hayat durmuştu.
]]>18 MART RESMİ TATİL Mİ?
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de 18 Mart resmi tatil olarak kabul edilmiyor. Her yıl kahraman askerlerimizi anmak için resmi kurumlarda, okullarda anma törenleri ve etkinlikleri düzenleniyor.
18 Mart’ta bankalar, kargolar, hastaneler ve eczaneler bugün açık olacak, normal mesai saatlerinde çalışacak.

ÇANAKKALE ZAFERİ ŞİİLERİ (2, 3, 4 KITALIK)
ÇANAKKALE ŞEHİT VERİYOR
Çanakkale kan döküyor
Analar babalar atalar ağlıyor
Düşman askeri doğru durmuyor
Çanakkale şehit veriyor
Kim bilir hangi asker
Kim bilir hangi vatan
Yok olup gidiyorlar bu dünyadan
Gözleri bile yaşarmadan
Ana kucacı asker ocağı
Çanakkaledeki düşmanları
Düşünmeden şehit olan asker
Kendi vücudunu sper eder
Şimdi kurtuldu tüm türkiye
Askerlerin sayesinde
Sende önem ver vatanınla devletine
Hiç bir zaman düşmana ezdirme

Çanakkale
Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar.
Her karış torağında bin,şehit bir mezar.
Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Sen rahat uyu ey şanlı şehit.
Gölgesinde gölgelen al bayrağın.
Hangi kem göz sana edebilir nazar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Yedi cihana yeter yazdığın destan.
Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam.
Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez.
Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez.
Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Şefik Aydemir
Çanakkale Geçilmez
Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen
Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren
Vatan toprağı için can ile serden geçen
Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken
Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını
Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını
Komayacağız yerde şehitlerin kanını
Korku bilmez bu millet artıracak şanını
Mehmedoğlu Seyyid’in mermiyi kaldırışı
Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı
Anlayacak kafirler bucağı ve karışı
Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı
Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!
Anzak, Hindu, İngiliz… Hepsi harab ve bitab
Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab
Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab
Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir
Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir
Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir
‘Çanakkale Geçilmez’ bu da açık gerçektir
Samet Mehmet Bora

ZAFER TÜRKÜSÜ
Yaşamaz ölümü göze almayan,
Zafer, göz yummadan koşana gider.
Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider!
Kazanmak istersen sen de zaferi,
Gürleyen sesinle doldur gökleri,
Zafer dedikleri kahraman peri,
Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,
Diriler şerefli, ölüler şanlı!
Yurt için dövüşen başı dumanlı,
Her zaman bu şandan, o şana gider.
FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL
18 Mart Çanakkale
Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top,tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,
Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.

ÇANAKKALE ZAFERİ HAKKINDA SÖYLENEN SÖZLER
* Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım. (Mustafa Kemal Atatürk)
* Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atatürk)
* Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith)
* Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum. (Churchill)
* Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill)
* Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. (Alman Generali Uman von Sanders)
* Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, * Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar. (General Tawshend)
* Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu-ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James)
* Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)
* Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir,
* Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.
* Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür.
* Zafer, barışın en kısa yoludur.
ÇANAKKALE SAVAŞI ÖNEMİ
1) Dünya tarihini değiştiren bir savunma;
Çanakkale’de Türklerin kazandığı zafer, İngiliz ve Fransızların müttefikleri olan Rus Çarlığı’na yardım götürememisine neden olmuştur. Böylece Lenin önderliğindeki Bolşevikler devrim yapmış ve Rusya’daki monarşiyi yıkmışlardır. Kurulan Sovyetler Birliği savaştan çıkmış ve 1991’e kadar süren bir soğuk savaşın da adımları atılmış oldu.
2) Milli mücadeleye yardım etti;
Zafer kazanılmış ama savaş kaybedilmişti. Başkent İstanbul’da İngiliz ve Fransız gemileri demirlemiş, Osmanlı topraklarını paylaşıyorlardı. Ama Çanakkale’de ünü her yere yayılan Mustafa Kemal, bu zaferdeki büyük payı sayesinde duyulmamış olsaydı, 1919 yılının 19 Mayıs’ında Samsun’a çıktığında sonradan Kurtuluş Savaşı’na dönüşecek milli mücadele için bu kadar insanı yanına çekemeyebilirdi.
3) Savaşın düşman yaratmayacağını gösterdi;
İngiltere sömürgesi olan Avustralya ve Yeni Zelanda, ANZAC (Australian and New Zealand Army Corps) adındaki birlikleriyle Çanakkale’ye gelmişler, belki de hiç görmedikleri İngiltere ve onun kralı için canlarını vermişlerdi. Savaşların milletlerin değil kişilerin işi olduğunu bilen Atatürk ise, savaşta hayatını kaybeden Anzak askerlerine ve annelerine hitaben söylediği “Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra bizim de evlatlarımız olmuşlardır.” sözleriyle dünyaya bir kere daha örnek olmuştur.
4) 3 büyükler tek yürek oldu;
Türkiye’nin en köklü 3 spor kulübü olan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın sporcuları, Çanakkale’de kazanılan zaferde pay sahibidir. Resmi kayıtlara göre 3 büyüklerde o zamanlarda sporcu olan 30 oyuncu(Galatasaray 23, Fenerbahçe 5, Beşiktaş 2) farklı cephelerde şehit olmuştur. Cephede savaştıktan sonra saatlerce yol gidip İstanbul’da maç yapmaya gelip, maç sonunda tekrar cepheye dönen futbolcuların hikayeleri ise kitaplara konu olmuştur.
5) Yarım milyon insan hayatını kaybetti;
Kocaman bir dünya savaşının sadece bir cephesi olsa da, Çanakkale hem kazanan hem de kaybeden için pahalıya mal oldu. 490.000’e yakın askerle gelen işgalci kuvvetler, 300.000’den fazla kayıp verdi. Buna karşılık Osmanlı tarafının 315.000 askerinin 250.000 tanesi ana yurdunu korurken şehit oldu. O tarihe kadar eşi görülmemiş bir cephe olan Çanakkale, sonucunda toplamda yarım milyondan fazla insan genç yaşta hayatını kaybetti.
6) Ateşkes zamanı;
Aylarca süren savaşta, karşılıklı siperlerden birbirlerini yenmeye çalışan iki taraf, bazen ateşkes yapıyordu. Dakikalar önce birbirini öldürmek için karşılıklı ateş eden askerler, ateşkes olduğunda birlikte çalışıp hayatını kaybeden arkadaşlarını gömüyorlardı. Bu da, savaşın dramatik yönünü gözler önüne seren olaylardan birisidir.
7) Hayat o yıl durmuştu;
1915 yılında mektepler mezun vermedi, kimse evlenmedi, kimse kendini düşünemedi. Bütün dünya birbirine karşı savaşıyordu ve bu savaşta herkese ihtiyaç vardı. Bunun en büyük örneklerinden birisi ise Tıbbiye’nin 1915 yılında eğitimine 1 yıllık ara vermesidir. Genç yaşlı dinlemeden insanlar savaşa giderken, 1915 yılında hayat durmuştu.
]]>Dava dosyasına cep telefonu incelemelerine ilişkin yeni bilirkişi raporu girdi. Siber Suçlar ve Güvenliği Uzmanı tarafından hazırlanan 200 sayfalık raporda, sanık Seçil Erzan’a ait 4 adet telefon ve 3 adet sim kart, sanık Nazlı Can’a ait 1 adet telefon ve 1 adet sim kart, sanık Ali Yörük’e ait 1 adet telefon ve 1 adet sim kart, sanık Atilla Yörük’e ait 1 adet telefon ve 1 adet sim kart olmak üzere toplam 13 adet dijital materyal ile imajların bulunduğu 8 adet flash bellek ve 2 adet hard disk incelenerek çözümlemeleri yapıldı.
Bilirkişi raporunda Seçil Erzan’ın banka görevlileri ve Deniz Bank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Aydoğdu ve diğer banka yetkilileri ile yazışmaları da yer aldı.
“ARDA’YA 2 MİLYON TL KREDİ VEREBİLİR MİYİM?”
Seçil Erzan’ın mesajlaşmalarında Mehmet Aydoğdu’yla Arda Turan ve Fatih Terim’in kredileri hakkında konuşmaları dikkat çekti. İkili arasında geçen konuşmalarda,
Seçil Erzan; Arda’ya 2 milyon TL kredi verebilir miyim?
Mehmet Aydoğdu; Fatih hocayı, Ne yaptın? Arayacaktın.
Seçil Erzan; Bodrum’da gelince arayacağız ben de yanına geçeceğim
Mehmet Aydoğdu; Krediyi, Kullandırdın mı?
Seçil Erzan; Kullandırdım borcunu ödedi
Mehmet Aydoğdu; Haber vermedin? Arda ya verebiliyorsan ver
Seçil Erzan; Arda’ya 2 mio verebilir miyim ?
Mehmet Aydoğdu; Kredilere onaylatabiliyorsan ver.
“BİRAZ KAZANDIRALIM HEPSİNİ GERİ ALALIM”
Öte yandan Seçil Erzan’ın telefonunda Oğuz Atilla ismiyle kayıtlı kişiyle Selçuk İnan hakkında konuşmaları dikkat çekti. İşte o konuşmalara ait mesajlar;
Seçil Erzan; Aradım açmadı Selçuk
Oğuz Atilla; Ok bekletiyorum şimdilik işlemi
Seçil Erzan; Oğuz sen çık dönmesi uzun sürebilir, Mesaj da attım
Oğuz Atilla; Tamamdır Seçil hanım kötü başlamış olduk ama inşallah kısa sürede geri kazanırım bu bakiyeleri.
Seçil Erzan; Dur bakalım üzülmeyelim orada zaten bir miktar vardı, Sen çok sıkı takip yap buna, Biraz kazandıralım geri alalım Selçuk düzgün çocuktur. Ona mesai harcamamız gerekiyor. Bir memnuniyet yakalarsak hepsini geri alırız.
“GÜZEL HABER VERECEKTİM SİZE, SELÇUK İNAN’A FON KURUYORUZ”
Erzan’ın Deniz Bank Bölge Müdürü Sermin Tekin ile de mesajlaşmaları raporda yer aldı. Konuşmalarda Seçil Erzan’ın; “Merhaba Sermin Hanım, Güzel haber verecektim size, Selçuk İnan’a fon kuruyoruz bugün ben ziyaret ettim daha önce Öb ile görüşmüştü” şeklinde mesaj yazdığı, Sermin Tekin’in ise, “Evettt, Öb demişti Önerdik düşüncek diye, Süperrr” şeklinde karşılık verdiği, Erzan’ın “Prensipte anlaştık kurmamızı istiyor. Kiralık kasasındaki altınlarını da çıkarttı 4 kg altın yatırdık hesaba” diye mesaj yazdığı, Tekin’in ise “Çokk sevindim” şeklinde mesaj yazdığı görülüyor.
]]>