Virüs – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Thu, 20 Jun 2024 21:31:40 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Salgın hastalık paniği büyüyor: İneklerden insanlara geçiyor, vaka sayısının artması an meselesi https://www.foxhaber.com.tr/salgin-hastalik-panigi-buyuyor-ineklerden-insanlara-geciyor-vaka-sayisinin-artmasi-an-meselesi/ https://www.foxhaber.com.tr/salgin-hastalik-panigi-buyuyor-ineklerden-insanlara-geciyor-vaka-sayisinin-artmasi-an-meselesi/#respond Thu, 20 Jun 2024 21:31:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8385 Corona virüsü salgınının etkileri devam ederken ABD’de H5N1 adıyla bilinen kuş gribi salgını büyük bir endişe ve panik yaratıyor…

İlk olarak 25 Mart’ta kayıtlara geçen ABD’deki süt inekleri arasındaki H5N1 kuş gribi salgını şu anda sekiz eyalette en az 33 sürüye yayılmış durumda. Çarşamba günü, piyasada satılan sütte virüsün genetik kalıntıları ortaya çıkarken yetkililer sütlerin güvenli olduğunu duyurdu. Buna rağmen olası bir salgın riskinin önüne nasıl geçileceği de merak konusu oldu.

Bu virüsün hayvanlardan insanlara geçmesinden endişe edilirken şu an kayıtlara geçmiş tek bir vaka bulunuyor… Fakat ABD Başkanı Joe Biden’ın corona virüsü danışma kurulunda görev alan bilim insanı Rick Bright durumun daha da kötüye gidebileceğini New York Times’a açıkladı. Bright, “H5N1 bulaşmış bir kişi ile 10 kişi arasında ince bir çizgi var. Rakam 10 kişiye çıktığında büyük ihtimalle çok geç kalmışızdır” ifadesini kullandı. 

HASTALIK NASIL YAYILIYOR?

Teksas eyaletinde tarımdan sorumlu komiseri Sid Miller, salgının izlerinin Şubat ayına kadar gidebileceğini söylerken bölgedeki birçok sürünün de bundan etkilenmiş olabileceğini dile getirdi. Öte yandan Bright, bu tür verilerin tutulmadığını söylerken New York Times, hayvanların telef olmasına sebep olan bu hastalığın insanlık için de korkunç bir trajediye evrilebileceğini dile getirdi. 

İnek sütlerindeki enfeksiyon oranının çok yüksek olmasından dolayı hastalığın süt sağım makineleri ya da ahırların temizliği sırasında bulaşabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Hastalığın hayvanlar arasındaki bir diğer yayılma ihtimali de ineklerin yemleri olarak öne çıkıyor. New York Times, ABD’de çiftçilerin kümes hayvanlarının artık yatak malzemelerini (tüyler, dışkı, dökülen tohumlar) ucuz bir ek protein kaynağı olarak süt ve besi sığırlarına vermesine izin verildiğine dikkat çekti. 

“SÜTÜ İÇEN KEDİLER ÖLDÜ”

Öte yandan ABD’deki birçok eyalette pastörize olmayan sütlerin yasal olarak satılabildiği hatırlatılırken bu durumun çok ciddi sağlık sorunları oluşturabileceği de belirtildi. 

Dr. Bright yaptığı açıklamada, “Bu çok ciddi bir sağlık sorunu teşkil ediyor. Özellikle enfekte olmuş sütleri içen kedilerin öldüğü göz önünde bulundurulursa” dedi. 

Yetkililer hayvanların doğru bir şekilde virüs testi yapılması gerektiğini açıklarken buna rağmen çok dağınık bir şekilde virüs testlerinin yapıldığı vurgulandı. Testlerin hangi ortamlarda yapılıp yapılmadığının bilinmediği duyurulurken bunların doğru bir şekilde tasnif edilmediğine de dikkat çekildi.

ABD Tarım Bakanlığı’nın hastalanan hayvanların gen dizilimlerini ve diğer verilerini zamanında paylaşmadığı da  açıklanırken, paylaşılan verilerin de çok farklı bir formatta olmasının bilim insanlarının elini kolunu bağladığı açıklandı. New York Times’ın haberinde ABD’nin önde gelen kurumlarından Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) hastanelerin acil servislerindeki verileri izlediği belirtilirken, gözle görülür bir artış yaşanması durumunda çok geç kalınabileceği de aktarıldı. New York Times’a konuşan CDC yetkilileri şu ana kadar 23 kişinin hastalık testi olduğunu da söyledi. 

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/salgin-hastalik-panigi-buyuyor-ineklerden-insanlara-geciyor-vaka-sayisinin-artmasi-an-meselesi/feed/ 0
ABD’de kuş gribi krizi: Türk bilim insanları durumu mercek altına aldı https://www.foxhaber.com.tr/abdde-kus-gribi-krizi-turk-bilim-insanlari-durumu-mercek-altina-aldi/ https://www.foxhaber.com.tr/abdde-kus-gribi-krizi-turk-bilim-insanlari-durumu-mercek-altina-aldi/#respond Mon, 20 May 2024 21:24:37 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7508 ABD Sağlık Bakanlığı bünyesindeki ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin (CDC) kamuoyunu uyarı ve bilgilendirme platformu (Health Alert Network) HAN’da, “Highly Pathogenic Avian Influenza A” (Yüksek Patojenik Influenza A) H5N1 kuş gribi ile ilgili bir uyarı metni yayınlandı.

“Highly Pathogenic Avian Influenza A(H5N1) Virus: Identification of Human Infection and Recommendations for Investigations and Response” başlığıyla yayınlanan metinde, ABD’deki çeşitli eyaletlerde görülen ve tavukçuluk tesisleri, sığır çiftlikleri ve mandıralarda da yayıldığı belirtilen yeni H5N1 virüsüne dair uyarı ve bilgilendirmeler yapıldı. 

Virüsün ilk belirlemelere göre Teksas, Kansas, Idaho, New Mexico ve Michigan olmak üzere 5 eyalette; tavuklarda, göçmen kuşlarda; farklı bölgelerdeki sığırlarda ve Teksas’ta bir süt üretim tesisinin çalışanında görüldüğü, bu kişinin konjonktivit benzeri, hafif belirtiler gösterdiği ve enfekte olmuş sığırlarla da yakın temaslı olduğu aktarıldı.

Testi pozitif çıkan bu kişinin tedavi süresince evinde istirahat ettiği, hastanede tedavi görecek bir durumunun olmadığı aktarıldı.

Süt üretim tesisinde çalışan bu kişi sebebiyle ‘sığırdan insana bulaşma’ ihtimalinin üzerinde durulduğu ve konunun bilim insanları tarafından da araştırıldığı öğrenildi.

“SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ BEKLENMEDİK”

Konuyu, Prof.Dr. Aysun Yılmaz ve Arş.Gör.Özge Aydın’la birlikte ekipçe ABD’deki meslektaşları ile de iletişim kurarak incelediklerini belirten İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, durumla ilgili bilgi verdi. 

Virüsün, sığırlarda görülmesinin beklenmedik bir olay olduğunu aktaran Yılmaz, ölümcül vakaya dair bir veri bulunmadığını belirtirken, virüsün mutasyona devam etmesi durumunda çeşitli riskler oluşturabileceği uyarısında da bulundu. Yılmaz henüz sığırdan insana bulaşma noktasında kesinleşmiş bir veri olmadığını da ifade ederek bu konudaki araştırmaların sürdüğünü belirtti. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ve ABD Tarım Bakanlığı’nın konuyla ilgili araştırma ve çalışmalarının devam ettiği, altıncı bir eyalette daha virüsün varlığı ihtimali üzerinde durduğu öğrenildi.

“ABD TARIM VE SAĞLIK KURULUŞLARINDAN GIDA GÜVENLİĞİ UYARISI”

Öte yandan, ABD Tarım Bakanlığı ise pastörize edilmemiş çiğ süte yönelik uyarılarda bulundu. USDA’ya bağlı bir kuruluşun yayınladığı metinde pastörize edilmemiş, çiğ süt ürünlerine karşı dikkatli olunması uyarısında bulunulurken, Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ise sektöre uyarıda bulundu.

O uyarıda “HPAI’nın çiğ sütte bulaşmasına ilişkin mevcut bilgilerin sınırlı olması nedeniyle FDA, endüstrinin çiğ süt veya kuş gribiyle enfekte olanlar da dahil olmak üzere hastalık belirtileri gösteren ineklerin sütünden yapılan çiğ/pastörize edilmemiş süt peynir ürünleri üretmemesini veya satmamasını önermektedir.” ifadeleri yer aldı.

“ŞU ANDA SIĞIRLARA BULAŞABİLİYOR”

Hüseyin Yılmaz, “Öncelikle bu virüs, kuş kökenli, kuş gribi virüsü h5n1, daha önce kuşlarda dolaşan bir virüs ancak mutasyona uğrayan bir virüs ve tip olarak 2344B virüsü oluyor. Bu virüs aslında bizim İngiltere’de yaptığımız çalışmalara ve sonuçlara göre insana adapte olması zor bir virüstü. Ancak son 2-3 ayda vahşi hayvanları enfekte ettiği görüldü, tek tük insanları enfekte ettiği görüldü. Şu anda sığırda görülmesi çok beklediğimiz bir olay değildi. Şu anda sığırlara bulaşabiliyor. Bu bulaşma kaynağının yemlerden ve sulardan olduğu yönünde bazı veriler var.ö dedi.

“HENÜZ SIĞIRDAN SIĞIRA BULAŞTIĞI YÖNÜNDE BİR VERİ YOK”

Yılmaz, “Bir başka ve önemli bir nokta, sığırdan sığıra bulaşma. Sığırlar biliyorsunuz bir yerde bulunduruluyor çiftliklerde. Henüz sığırdan sığıra bulaştığı yönünde bir veri yok. Bu çalışmalar devam ediyor. Yem ve su kaynaklı olduğu; bunun nasıl olduğunu geriye doğru incelersek, kuşlar dışkılarını yem ve sulara bırakıyorlar” diye konuştu.

“SIĞIRDAN İNSANA BULAŞMAYI KONUŞMAK İÇİN ERKEN”

Yılmaz, “Eğer bu kontamine-bulaşık su ve yemler hayvanlar tarafından tüketilirse, sığırlar tarafından, sığırlara bulaşabiliyor. O nedenle henüz şuan sığırdan sığıra bulaşma için konuşmak içi erken, sığırdan insana konuşmak için de erken. Bir çiftlikte bir insan vakası görüldü. Bu da konjonktivit tarzda, gözde bazı bozukluklar, hafif solunum yolu bozuklukları bulunmuş. Ancak, ölümcül bir hastalığa neden olan bir şekli henüz bildirilmiş değil” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Yılmaz, “Risk var ama yüksek değil, düşük durumda şuanda. Eğer bu virüs mutasyona devam eder, sığırdan sığıra bulaşırsa, sığırdan insana gelir hale gelirse mutasyonla; o zaman bir epidemi, yani salgın tarzında bir durum yaşanabilir. Zaten biraz önce söylediğim gibi, kuşlarda ve vahşi hayvanlarda var bu virüs. Bir risk oluşturabilir” şeklinde konuştu.

“H5N1 2005 YILINDA ÜLKEMİZDE 18 KİŞİNİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDU”

Yılmaz, “Mevcut virüs, bu virüs öncelikle 2-3 yıldır dolaşıyor kuşlarda ve ciddi kuş ölümlerine neden oluyor. Ancak, söylediğim gibi insanlarda henüz ölümcül hastalıklara neden olduğu bir vaka bildirilmedi. 2005 yılında aslında H5N1 tipi insanlarda ülkemizde 18 kişinin ölümüne neden oldu. O zamanlar, ki Balıkesir’de bir ihndi çiftliğinden köken almıştı. Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta var virüsün izlenmesi. Hem vahşi yaşam, hem evcil kanatlılarda, tavuklarda hem de eğer sığırdan sığıra bulaşmalar olursa ileride hem de sığırların bu virüs yönünden takip edilmesi ve gereken önlemlerin alınması lazım. Biz göçmen kuşları zaman zaman izliyoruz bu virüs yönünden. Henüz bu yeni virüsle ilgili bir verimiz yok, ilerideki çalışmalar gösterebilir. Göçmen kuşlarda var ama bu virüs, göçmen kuşları sınırlayamazsınız. Sonuçta onlar bu virüsü alıyorlar bir ülkeden başka bir ülkeye göçüyorlar. Oraya dışkılıyor, suları kirletip kontamine ediyor, yemler kontamine olabiliyor. Dolayısıyla bu suları içen, yemleri yiyen hayvanlar alabiliyor. Keza solunum yoluyla da birbirleriyle yakın temasla da virüs alabilirler” dedi.

“VİRÜS DEĞİŞTİ SIĞIRLARA GEÇTİ 5 EYALETTE SAPTANMIŞ DURUMDA”

Yılmaz, “Şu anda 5 eyalette var, bazı çiftliklerde görülmüş durumda sığırlarda üst solunum yolu enfeksiyonu ile seyrediyor. Henüz sığırlarda ciddi bir ölüm tarzında, ciddi salgın tarzında yaşanan bir olay değil. Biraz önce söylediğim gibi Aysun Yılmaz Hoca da TÜBİTAK’tan burs alarak bu virüsle ilgili çalışmaya gitti, kendim de bulundum. Oradaki çalışmalarımız, zoonotik yani hayvandan insana bulaşır tarzda bir veri yoktu, virüs değişti, sığırlara geçti ve Amerika’da 5 eyalette şu anda sığırlarda saptanmış durumda. Önemli olan, virüsün daha çok mutasyona uğrayıp insana da çabuk bulaşabilir hale gelmemesi” ifadelerini kullandı.

“ŞU ANDA RİSK DÜŞÜK”

Hüseyin Yılmaz, “Bütün virüslerde, daha önceki Sars-Cov2 ‘de de söylediğimiz gibi yakın temastan kaçınacaksınız, el hijyenine dikkat edeceksiniz o kadar. Şu anda risk gerçekten düşük, bilgiler ulaşabildiğimiz kadarıyla henüz olgunlaşmış değil. İnsana bu virüs bulaşır, öldürür diyebilecek durumda değiliz. Evet, tek tük vakalar var ama beklemekten başka çare yok. Biz önlemlerimizi alacağız, virüsü biz araştırıcılar olarak izleyeceğiz, ilgili kuruluşların da bizi projelerle desteklemesine yarar var bu konuda” dedi.

“GELECEĞİN PANDEMİSİNİN KUŞ GRİBİNDEN OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

Yılmaz, “Şu an korkuya gerek yok. Benim hep söylediğim; geleceğin pandemisinin, influenza’dan, kuş gribinden olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla hem yetkililerin, hem bizlerin uyanık olup, bunlara hazırlık yapmamız gerekiyor. Bizlerin görevi araştırmak, devletimizin ve hem yerel hem merkezi yönetimlerin görevi de bu konuda erken davranmak. Erken tanı sistemleri, erken uyarı sistemlerinin geliştirilip ki zaten var bu tanı sistemleri, ilk çıktığı zaman orada bu virüsün, salgının söndürülmesi gerekiyor. Dileriz, bir salgın yaşamayız” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/abdde-kus-gribi-krizi-turk-bilim-insanlari-durumu-mercek-altina-aldi/feed/ 0
Kızamık belirtileri neler, nasıl geçer? https://www.foxhaber.com.tr/kizamik-belirtileri-neler-nasil-gecer/ https://www.foxhaber.com.tr/kizamik-belirtileri-neler-nasil-gecer/#respond Wed, 07 Feb 2024 09:36:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3011 Kızamık, damlacık yoluyla, enfekte bir kişinin hapşırması veya öksürmesi sonucu havada bulunan virüs parçacıklarının başka bir kişiye solunmasıyla bulaşabiliyor. Kızamık oldukça bulaşıcı bir hastalıktır ve genellikle aşılanmamış bireylerde görülüyor. Kızamık aşısı, hastalığın yayılmasını önlemekte oldukça etkilidir.

KIZAMIK BELİRTİLERİ NELER?

Kızamık belirtileri genellikle virüsün vücuda girmesinden sonra yaklaşık 7-14 gün içinde ortaya çıkar. Belirtiler şunları içerebilir:

Ateş: Yüksek ateş kızamıkın erken belirtilerinden biridir.

Öksürük: Kuru veya hafif balgam eşlik edebilir.

Burun akıntısı: Burnun akması ve tıkanıklık gibi semptomlar görülebilir.

Gözlerde Hassasiyet: Işığa karşı hassasiyet ve gözlerde sulanma ve kızarıklık görülebilir.

Kızarıklık: Ağız içi ve boğazda kızarıklık, bademciklerde şişme olabilir.

Döküntü: Kızamık döküntüsü, genellikle hastalığın 3-5. günlerinde başlar. Başta yüzde ve boyunda olmak üzere vücudun her yerinde yayılabilir. Küçük, kırmızı, kabarık lekeler şeklindedir ve genellikle birbirine yakındır.

Bu belirtiler tipik olarak 7-10 gün devam eder ve kızamık geçtikten sonra döküntü ve diğer semptomlar kaybolur.

KIZAMIK HASTALIĞI NEDENİ NEDİR?

Kızamık hastalığının nedeni kızamık virüsü (rubeola virüsü) enfeksiyonudur. Bu virüs çok bulaşıcıdır ve havadaki damlacıklar yoluyla yayılır. Bu damlacıklar, enfekte bir kişinin öksürmesi, hapşırması veya konuşmasıyla havaya yayılır ve sağlıklı bir kişi tarafından solunabilir.

Kızamık virüsü şu yollarla bulaşabilir:

Doğrudan temas: Enfekte bir kişiyle öksürürken veya hapşırırken yüz yüze temas.
Havadaki damlacıklar: Enfekte bir kişinin öksürmesi veya hapşırmasıyla havaya yayılan damlacıkları solunması.
Kontamine yüzeyler: Enfekte bir kişinin öksürmesi veya hapşırmasıyla kontamine olan bir yüzeye dokunmak ve ardından ağız, burun veya gözlere dokunmak.

Kızamık virüsü son derece bulaşıcıdır ve aşağıdaki kişiler risk altındadır:

Aşısız kişiler: MMR aşısı yaptırmamış olan bebekler, çocuklar ve yetişkinler.
Bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler: Bazı kronik hastalıkları olan kişiler, kanser tedavisi gören kişiler ve organ nakli yapılan kişiler.
Hamile kadınlar: Hamile bir kadın kızamık virüsüne yakalanırsa, virüs bebeğe de bulaşabilir ve doğum kusurlarına neden olabilir.

Kızamık hastalığının önlenmesi için en etkili yöntem aşılanmadır. MMR aşısı, kızamığa karşı %97 oranında koruma sağlar. Aşı, 12 ay ve 4-6 yaş arası tüm çocuklara iki doz olarak önerilmektedir.

KIZAMIK NASIL GEÇER?

Kızamığa karşı kesin bir tedavi yoktur. Tedavi, semptomları hafifletmeye ve komplikasyonları önlemeye yöneliktir.

Kızamık semptomlarını hafifletmek için:

Bol sıvı tüketin: Bol bol su, meyve suyu ve et suyu için.

Ateşinizi düşürmek için: Paracetamol veya ibuprofen gibi reçetesiz satılan ateş düşürücüler kullanın.

Öksürüğünüzü hafifletmek için: Öksürük şurubu veya pastil kullanın.

Dinlenin: Vücudunuzun iyileşmesi için bol bol dinlenin.

Gözlerinizi koruyun: Gözlerinizi güneş ışığından ve tahriş edici maddelerden koruyun.

Kaşıntıyı hafifletmek için: Kaşıntılı döküntüleri serin bir duş veya banyo ile veya kalamin losyonu ile hafifletebilirsiniz.

Kızamık komplikasyonlarını önlemek için:

Doktorunuzun talimatlarına uyun.

Bol sıvı tüketin.

Ateşinizi düşürün.

Dinlenin.

Komplikasyon belirtileri için dikkatli olun: Zatürre, kulak enfeksiyonu veya beyin iltihabı belirtileri görürseniz derhal bir doktora görünün.

Kızamık genellikle 2-3 hafta içinde kendiliğinden geçer. Döküntü kaybolduktan sonra, birkaç gün boyunca halsizlik ve yorgunluk hissedebilirsiniz.

Kızamık hastalığının tekrarlanma riski çok düşüktür. Bir kez kızamık geçirdikten sonra, ömür boyu bağışıklık kazanırsınız.

Kızamık hastalığının önlenmesi için en etkili yöntem aşılanmadır. MMR aşısı, kızamığa karşı %97 oranında koruma sağlar. Aşı, 12 ay ve 4-6 yaş arası tüm çocuklara iki doz olarak önerilmektedir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kizamik-belirtileri-neler-nasil-gecer/feed/ 0
Kanseri tetikleyen gizli nedenler https://www.foxhaber.com.tr/kanseri-tetikleyen-gizli-nedenler/ https://www.foxhaber.com.tr/kanseri-tetikleyen-gizli-nedenler/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2903 Araştırmalar, günümüzde sık görülen kanser türlerinin çevresel faktörlerden de kaynaklandığını gösteriyor. Yani soluduğumuz havadan tarım ilaçlarına hatta virüslere kadar birçok faktörün kanseri tetikleyen potansiyel tehlikeler olduğuna dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, ‘4 Şubat Dünya Kanser Günü’ nedeniyle kanser vakalarındaki önlenemeyen artışa yol açan yaygın nedenlere dikkat çekti. İşte açıklamaları:

Prof. Dr. Osman Erk anlattı

VİRÜSLERE DE DİKKAT!

– Kanserin nedeni sadece sigara veya genetik gibi çok iyi bildiğimiz nedenler değil, virüsler de olabilir. Bazı durumlarda bir virüs, hücredeki DNA genetik kodunu değiştirerek kansere neden olabilir. İnsan Papilloma Virüsü (HPV), Hepatit B Virüsü (HBV) ve Hepatit C Virüsü (HCV), HIV gibi virüs enfeksiyonları da kanseri tetikleyebilir. Mide mikrobu olarak bilinen Helicobacter Pylori de tedavi edilmezse zamanla kansere yol açabilir.

RADYASYON CİDDİ BiR TEHLİKE

Çevresel ve mesleki olarak maruz kalınan kimyasalların, gıda katkı maddelerinin kısa ve uzun vadede tek başlarına veya bir arada nasıl bir etki gösterecekleri test edilmemiş fakat onaylanmıştır. İnsan vücudu bu kimyasallara yabancıdır ve onlarla nasıl başa çıkacağı konusunda donanımsızdır. Pestisitlerin (tarım ilaçları) ve gıda katkı maddelerinin yanı sıra plastikler, parfümler ve petrol atıkları da kanserojen birçok kimyasal madde içerir. Bunun dışında günlük yaşamda ve hastanelerde tetkik-tedavi işlemleri için sık maruz kalınan radyasyon da önemli bir kanser nedenidir.

NEDEN HIZLI ARTIYOR?

Günlük hayatta yüz binden fazla kimyasalla karşı karşıya kalıyoruz. Her sene yeni 1500-2000 kimyasal insanların kullanımına sunulmaktadır. Son 30 yılda 70 bin kimyasal madde, 12 bin gıda katkı maddesi, bin tarım kimyasalı ve kozmetik sanayiinde kullanılmak üzere 12 bin kimyasal bileşen kullanıma girmiştir. Genetik, obezite, hareketsizlik, hava kirliliği, sigara-alkol kullanımı gibi bilinen nedenler; hava kirliliği, tarım ilaçları, gıda katkı maddeleri ve genetiği değiştirilmiş gıdalardan kaynaklanan sağlıksız beslenme, radyasyon ve virüs gibi faktörlerle bir arada değerlendirildiğinde kanserdeki artış şaşırtıcı değildir.

RİSKİ AZALTMA YOLLARI

Özellikle tarım kimyasallarından korunmak için güvenli organik besinler tercih edilmeli, katkı maddeli gıdalardan uzak durulmalıdır. Bilimsel araştırmalara göre özellikle tarım ilaçları; henüz daha doğmamış bebeklerin amniyon sıvısında, yeni doğan bebeklerin kordon kanında, annenin meme dokusunda, sütünde, insanların kan ve yağ dokularında bulunur. Sağlıklı nesiller için hamilelik öncesi ve hamilelik süresince tarım kimyasallarına kesinlikle maruz kalınmaması gerekir. Ayrıca gün içinde cep telefonu kısıtlı kullanılmalı, yatak odamızda frekans yayıcı elektromanyetik cihazlar bulundurulmamalı ya da bu cihazlar uyurken kapatılmalıdır. İyonize radyasyondan (tomografi, röntgen), fazla güneşlenmekten, plastiklerden, genetiği değiştirilmiş ürünlerden, gereksiz ilaç tüketiminden, aşırı deterjan ve kozmetik ürünlerden de mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Kansere yol açan virüslere karşı da önlem alınabilir. HPV, Hepatit B aşılarını yaptırmak kansere karşı önleyicidir. HPV ve HIV enfeksiyonlarına karşı tek eşlilik ve korunmalı cinsel ilişki de hayati önem taşır. Mide mikrobu Helicobacter Pylori ise antibiyotikle tedavi edilebilir.

TARIM İLAÇLARI HER YERDE

Modern endüstriyel tarım kimyasalları birçok üründe kansere yol açan kalıntılar bırakır. Avrupa Birliği ülkelerinde tüketilen sebze, meyve ve tahılların üçte birinde en az iki tarım kimyasalı kalıntısının bulunduğu tespit edilmiştir. Tarım kimyasalları böceklere, haşerelere, bitlere ve yabancı otlara karşı kullanılır. Ayrıca hayvan yemlerine ve doğrudan hayvanların üzerine de uygulanabilir. Sebze ve meyveler, buğday dolayısıyla ekmek tarım kimyasalları içerebilir. Türkiye’de kullanılan tarım kimyasalı sayısı her sene değişmekle beraber 350 civarındadır. Diğer ülkelere göre daha az tarım kimyasalı kullanılmasına rağmen bilinçsiz uygulama nedeniyle ihraç edilen besinlerde daha fazla tarım kimyasalı saptanmaktadır. Sebze-meyvecilikte kullanılan kimyasal tarım ilaçları, hayvancılıkta kullanılan hormon ve antibiyotikler de sağlığa zararlıdır. Çevre Sağlığı Ajansı (EPA) tarım ilaçlarının önemli bir kısmını kanserojen olarak ilan etmiştir. Tarlaya uygulanan tarım ilaçlarının ancak yüzde 2 kadarı uygulandığı yerde kalır, Yüzde 98’i rüzgar ve hava hareketleriyle çevreye yayılır. Topraklarda, yeraltı ve yerüstü sularında bu kimyasallar kalıcı olarak vardır ve toplum sağlığı için çok büyük bir tehlikedir. Tarım ilaçlarıyla ortaya çıkan kanserojen bileşikler (dioksinler) suya-toprağa karışır. Bunlar tarım ürünlerine ve bunları yiyen hayvanlara da bulaşır. Yani tarım ilaçları sadece meyve sebzelerle değil hayvansal gıdalardan da insanlara geçiş yapar. Özellikle balık, yumurta, kırmızı et ve süt ürünleri bu açıdan oldukça kirlidir. Bu tür ilaçlardan (küçük dozlarda tüketilseler dahi) özellikle hamileler, bebekler ve çocuklar en fazla etkilenen gruptur.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kanseri-tetikleyen-gizli-nedenler/feed/ 0
İnfluenza nedir, belirtileri neler? https://www.foxhaber.com.tr/influenza-nedir-belirtileri-neler/ https://www.foxhaber.com.tr/influenza-nedir-belirtileri-neler/#respond Wed, 17 Jan 2024 21:00:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2315 İnfluenza genellikle kış aylarında daha yaygın olarak ortaya çıkar. Virüs, genellikle kişiden kişiye damlacık yoluyla bulaşır. Hasta bir kişi hapşırır veya öksürürken, virüs içeren damlacıklar havada bulunabilir ve başkalarına bulaşabilir. Ayrıca, hasta bir kişinin özellikle elleriyle temas ettikten sonra, virüsü elleriyle temas eden diğer insanlara da bulaştırabilir.

Aşılar, koruyucu önlemler ve antiviral ilaçlar gibi tedavi yöntemleri, influenza enfeksiyonlarını önleme ve tedavi etme konusunda kullanılabilir. Hastalığın yayılmasını önlemek için el hijyenine, öksürme ve hapşırma sırasında ağız ve burun kapatmaya, hasta kişilerle teması sınırlamaya ve grip aşısı yaptırmaya önem vermek, grip salgınlarını azaltabilir.

İNFLUENZA NEDİR?

İnfluenza, influenza virüslerinin neden olduğu, ani gelişen, çoğunlukla burun, boğaz ve sonrasında akciğerleri tutan bir tür solunum yolu enfeksiyonudur. Halk arasında grip olarak da bilinir.

İnfluenza virüslerinin, A, B ve C olmak üzere 3 farklı tipi bulunur. A tipi virüsler, en bulaşıcı ve en ağır seyirli olanlardır. B tipi virüsler, A tipi virüslere göre daha az bulaşıcı ve daha hafif seyirli olabilir. C tipi virüsler ise genellikle hafif seyirli ve komplikasyonlara neden olmaz.

İNFLUENZA NASIL BULAŞIR?

İnfluenza, influenza virüslerinin neden olduğu, solunum yolu enfeksiyonudur. Bulaşıcı bir hastalıktır ve kişiden kişiye kolaylıkla bulaşabilir.

İnfluenza virüsleri, hasta kişinin hapşırması, öksürmesi veya konuşması sırasında havaya yayılan damlacıklar yoluyla bulaşır. Bu damlacıklar, sağlıklı bir kişinin ağzı veya burnuna girerse enfeksiyona neden olabilir.

İnfluenza virüsleri ayrıca, hasta kişinin dokunmuş olduğu yüzeylere temas yoluyla da bulaşabilir. Bu yüzeylere dokunan kişinin ellerini ağzına, burnuna veya gözüne götürmesi durumunda virüs vücuda girebilir.

İnfluenza virüsü, genellikle 1-4 gün içinde bulaşıcı hale gelir. Bulaşıcılık, semptomların ortaya çıkmasından sonraki birkaç gün boyunca devam eder.

İNFLUENZA BELİRTİLERİ NELER?

İnfluenza belirtileri genellikle enfeksiyondan 1-4 gün sonra ortaya çıkar ve şunları içerir:

Yüksek ateş (38°C ve üzeri)

Ani gelişen öksürük

Burun akıntısı veya tıkanıklığı

Boğaz ağrısı

Kas ve eklem ağrıları

Yorgunluk

İnfluenza belirtileri, kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişilerde, sadece hafif belirtiler olabilirken, diğerlerinde daha şiddetli belirtiler olabilir.

İnfluenza, genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden geçer. Ancak, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, çocuklarda ve yaşlılarda daha ağır seyredebilir ve pnömoni, menenjit, myokardit gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

İNFLUENZA TEDAVİSİ

İnfluenza tedavisinde, genellikle semptomları hafifletmek için ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar, ateş düşürücüler, ağrı kesiciler ve öksürük suppressörleri içerebilir.

Ateş düşürücüler, yüksek ateşi düşürmeye yardımcı olur. Parasetamol (Tylenol) ve ibuprofen (Advil, Motrin IB) gibi reçetesiz satılan ateş düşürücüler kullanılabilir.

Ağrı kesiciler, kas ve eklem ağrılarını hafifletmeye yardımcı olur. Parasetamol ve ibuprofen gibi reçetesiz satılan ağrı kesiciler kullanılabilir.

Öksürük suppressörleri, öksürüğü azaltmaya yardımcı olur. Reçetesiz satılan öksürük suppressörleri, öksürüğün nedenine bağlı olarak değişebilir.

İnfluenza tedavisinde ayrıca, bol sıvı tüketmek ve istirahat etmek de önemlidir. Bol sıvı tüketmek, vücudun susuz kalmasını önlemeye ve semptomları hafifletmeye yardımcı olur. İstirahat etmek, vücudun iyileşmesini desteklemeye yardımcı olur.

İnfluenza, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, çocuklarda ve yaşlılarda daha ağır seyredebilir. Bu kişilerde, influenza tedavisinde antiviral ilaçlar da kullanılabilir. Antiviral ilaçlar, virüsün çoğalmasını durdurarak hastalığın şiddetini ve süresini azaltmaya yardımcı olur.

Antiviral ilaçlar, influenza belirtileri ortaya çıktıktan sonraki 48 saat içinde başlandığında daha etkilidir. Antiviral ilaçlar, reçete ile temin edilebilir.

İnfluenza tedavisinde, aşağıdaki önlemler de alınabilir:

Odanızı sık sık havalandırın.

Burun tıkanıklığını gidermek için tuzlu su solüsyonu kullanın.

Boğaz ağrısını hafifletmek için boğaz pastilleri veya lozenjler kullanın.

İNFLUENZA KORUNMA YÖNTEMLERİ

İnfluenzadan korunmak için alınabilecek önlemler şunlardır:

Aşı olun: İnfluenza aşısı, influenzadan korunmanın en etkili yoludur. Aşı, her yıl o yılki dolaşımda olan virüslerin çoğuna karşı koruma sağlar.

Hasta kişilerle temastan kaçının: Hasta biriyle temastan kaçınmak, influenzaya yakalanma riskinizi azaltır. Hasta biri ile temas halindeyseniz, ellerinizi sık sık yıkayın ve hasta kişinin öksürdüğünde veya hapşırdığında sizden uzak durun.

Ellerinizi sık sık yıkayın: Ellerinizi sabun ve suyla en az 20 saniye boyunca yıkayın. El sabun ve su ile yıkanamıyorsa, alkol bazlı el antiseptiği kullanın.

Hastaysanız, evde kalın: Hastaysanız, başkalarını enfekte etmemek için evde kalın. Bu, diğer kişilerin enfekte olmasını önlemeye yardımcı olacaktır.

Sağlıklı beslenin ve bol sıvı tüketin: Sağlıklı beslenmek ve bol sıvı tüketmek, bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olur. Bu, influenzaya yakalanma riskinizi azaltabilir.

Stresi azaltın: Stres, bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir. Bu, influenzaya yakalanma riskinizi artırabilir. Stresi azaltmak için yoga, meditasyon veya derin nefes alma gibi teknikleri deneyebilirsiniz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/influenza-nedir-belirtileri-neler/feed/ 0
Domuz gribi yükselişe geçti https://www.foxhaber.com.tr/domuz-gribi-yukselise-gecti/ https://www.foxhaber.com.tr/domuz-gribi-yukselise-gecti/#respond Tue, 16 Jan 2024 09:00:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2306 Bu yıl geçtiğimiz yıldan daha ciddi bir grip salgınıyla karşı karşıyayız. Hastane poliklinikleri, aciller doldu ve yoğun bakımlarda yatak sıkıntısı yaşanıyor. Toplumda son dönemde görülen grip vakalarında domuz gribi olarak da bilinen Influenza A yani H1N1 vakalarında da yoğunluk görüldüğünü belirten Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Duran Tok, çok sayıda kişiyi yatağa düşüren hastalıkla ilgili şu bilgileri paylaştı:

DAHA AĞIR SEYREDİYOR

Son zamanlarda öksürük, hapşırık gibi solunum yolu semptomlarının ve toplumun kapalı alanlarda geçirdiği sürenin artmasıyla sadece Covid-19 değil; domuz gribinde, diğer influenza çeşitlerinde ve RSV’de de önemli artışlar söz konusu. Ayrıca son birkaç yıldır bağışıklık sistemimiz diğer solunum yolu virüsleriyle pek karşılaşmadığından başta influenza olmak üzere klinik tablo hem daha ağır seyrediyor hem de hastalık daha yaygın görülüyor.

EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDA?

Domuz gribi; 65 yaş üzerindekiler, kronik hastalığı olanlar (akciğer, karaciğer, kalp-damar, diyabet, kanser hastaları), gebeler, küçük çocuklar ve aşırı kilolu kişiler için yüksek risk oluşturuyor.

2-3 HAFTA SÜREBİLİYOR

Son dönemlerde solunum yolu enfeksiyonlarının oldukça uzun sürdüğünü hatta 2-3 haftaya kadar uzadığını biliyoruz. Çünkü; son bir kaç yıldır bağışıklık sistemimiz diğer solunum yolu virüsleriyle pek karşılaşmadığından başta influenza olmak üzere klinik tablo daha ağır ve solunum yolunda oluşturduğu tahribat daha fazla. Bu da solunum yollarının koruyucu mekanizmasını sekteye uğrattığından tablo sadece ağır ve uzun sürmekle kalmıyor, üzerine yeni enfeksiyonların binmesine de davetiye çıkarıyor. Bazen enfeksiyonun üzerine binen diğer bir virüs tabloyu uzatıyor. Örneğin, RSV’nin buna neden olup hatta akciğerlerde enfeksiyon oluşturarak tabloyu ağırlaştırabildiğini söyleyebiliriz.

TESTLE AYIRT EDİLEBİLİR

İnfluenza virüslerinin A, B ve C olarak tanımlanan üç tipi bulunmaktadır. En sık pandemiye neden olan influenza A suşlarıdır. Influenza tip A virüsleri, virüsün yüzeyinde bulunan iki farklı proteinine göre alt tiplere ayrılarak sınıflandırılır. Toplumda hali hazırda en çok hastalık oluşturan alt tipler influenza A (H1N1) ve influenza A (H3N2)’dir. İnfluenza A (H1N1) her ne kadar domuz gribi olarak adlandırılmış olsa da günümüzde artık mevsimsel grip etkenleri arasında yer almaktadır. Test yapmadan Covid-19, mevsimsel grip ve domuz gribini ayırt etmek mümkün değildir. Zaten mevsimsel grip etkeni virüslerle örneğin influenza A (H3N2) ile domuz gribi (influenza A-H1N1) aynı aileden yani influenza A grubundandır. Öte yandan bu süreçte doktora danışılmadan gelişigüzel ilaç özellikle antibiyotik kullanılmamalıdır.

NASIL KORUNABİLİRİZ?

Kısaca özetlersek; kişisel koruyucu önlemlerle birlikte toplumun da bu konuda bilinçli ve duyarlı olmasıyla korunabiliriz. El hijyeni ile işe başlamalıyız. Ellerimizin sık sık ve özenle yıkanması oldukça önemlidir. Mart ayına kadar kalabalık ortamlardan uzak durmalıyız ancak mecbur isek maske ve mesafeye azami dikkat etmeliyiz. Hasta kişilerle yakın temastan kaçınmalıyız. Toplu yaşam yerlerinde kapı kollarını ve lavabo başlıklarını sık sık dezenfekte etmeye özen göstermeliyiz. Bunun dışında, aşı da önemli bir korunma metodudur. Mevsimsel grip aşısı her yıl güncellenmektedir. Domuz gribine karşı koruma da içermektedir. Bağışıklığımızı güçlü tutmak için de normal uyku düzeni sağlanmalı, düzenli egzersiz yapılmalı. Dengeli bir beslenme planı oluşturulmalı, vitamin eksikliği varsa (özellikle C ve D vitamini) giderilmelidir. Moral motivasyonun sağlanması da güçlü bir bağışıklık için oldukça önemlidir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/domuz-gribi-yukselise-gecti/feed/ 0
Hastanelerde enfeksiyon piki! Başvurular iki kat arttı https://www.foxhaber.com.tr/hastanelerde-enfeksiyon-piki-basvurular-iki-kat-artti/ https://www.foxhaber.com.tr/hastanelerde-enfeksiyon-piki-basvurular-iki-kat-artti/#respond Sat, 23 Dec 2023 09:24:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1385 Tekirdağ Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, üst solunum yolları enfeksiyonları hastalıklarında artış olduğunu ve acil servise başvuran hastaların sayısının iki katına çıktığını belirterek “Virüs potpurisi yaşıyoruz” dedi.

Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, son günlerde gribal enfeksiyon nedeniyle hastanenin acil servislerine başvuran hasta sayısının 2 katına çıktığını söyledi.

GÜNDE 2 BİN BAŞVURU

Önceki dönemlerde günde 750 ile 1000 arasında olan acil servise başvuranların sayısının 1750 ile 2 bine yükseldiğini söyleyen Doç. Dr. Doğan, şöyle devam etti:

– Kış mevsimi biraz geç geldi. Bununla beraber de mevsimsel dönüşümün getirmiş olduğu üst solunum yolları enfeksiyonları ve gribal enfeksiyonların varlığında, seyrinde bir artış var. Bu yıl biraz daha çoklu etkenlerle karşı karşıyayız. Yani biz hastanemize influenza virüs, koronavirüs, adenovirüs, rinovirüs ve benzeri üst solunum yolu enfeksiyonuyla başvuran hastalarımız oluyor. Haliyle bir enfeksiyon tablosundan iyileşip kişi bir müddetten sonra farklı bir etkene maruz kalabiliyor.

– Buna bağlı olarak da hastalıkların seyri biraz daha uzuyor. Uzamış ateşle karşılaşabiliyoruz ve iyileşiyor gibi olup sonra tekrar eden bir klinik tabloyla gelebiliyor. Kas ağrıları, eklem ağrıları, halsizlik şikayetleri var. Vücut, dönemin özelliklerini, yani bir virüs potpurisi yaşıyoruz.

Doç. Dr. Mustafa Doğan

ÇOCUKLAR EVE GETİRİYOR

Doç. Dr. Doğan, çocuklara dikkati çekerek şunları söyledi:

– Özellikle şu hikayeyi çok fazla duyuyoruz; çocuk hastaydı geldi, anne, sonra baba hasta oldu. Hepimiz iyileştik, çocuk tekrar enfekte oldu. Toplu yaşam ortamlarında, çocuklarımız kendilerini koruyamıyorlar. Çocuklarımızın eve getirdiği virüsler, aile içinde de bir döngüye sebebiyet veriyor. Peki bu durumu nasıl daha hafif atlatabiliriz? Mevcut tablo bir virüs tablosu, antibiyotikler bu durumda işe yaramıyor. Ne yapacağız? Bir, semptomlarımıza yönelik semptom tedavi, semptomatik tedavi alacağız. İki, bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirecek besin öğeleriyle besleneceğiz, yeterli uyku uyuyacağız. Biraz dijitalden, elektronikten uzak kalacağız.

– Özellikle ileriki yaştakilerin dijitale fiziksel olarak çok fazla vakit harcadıklarını düşünmüyorum. Ama önce genç çocuklarım, bilgisayar başında uzun süre vakit geçirmekteler. Bazen bu süreçte beslenmeyi dahi unutuyorlar. Enfeksiyon süreçlerinde vücut çok ciddi sıvı kaybına maruz kalır. Mutlak suretle yeteri kadar sıvı tüketmeliyiz.

– Almamız gereken tedbir şudur; eğer ki enfeksiyon bulguları varsa mutlak suretle maske, maske önünde bir engel var takamıyoruz, o zaman sosyal mesafeyi koruyalım. Klinik tablosu biraz daha gürültülü giden çocukları, mümkünse birkaç gün okula göndermeyelim, toparlayıncaya kadar. Tabii ki toplu yaşam alanlarında, kapalı ortamlarda özellikle virüs yayılımı daha fazla olur. Aynı zaman diliminde çok fazla kişiyle etkileyebilir.

BİRDEN FAZLA VİRÜS DOLAŞIMDA

Üst solumun yollarındaki hastalıklara birden fazla virüsün neden olduğunu söyleyen Doğan, “Bakanlığın da bu konuda değerlendirmeleri var. Tek bir virüse bağlı değil, birden fazla virüse bağlı oluşmakta. Yani mevsim özelliğine uygun bir süreç yaşıyoruz diyelim” dedi.

Alt solunum yolu olarak enfeksiyonlarıyla çok karşılaşmadıklarını belirten Doğan “Bir zatürre tablosu değil. Üst solunum enfeksiyonu biraz kalıcı oluyor. Buna bağlı olarak da öksürük biraz uzayabiliyor. Bu nedenle ne yapacağız? Soluk borumuzu biraz daha nemli tutacağız. Biraz daha fazla sıvı tüketeceğiz, pastil kullanacağız. Bunlarla öksürük semptomlarını baskılayacağız, gerekirse öksürük şuruplarından yararlanacağız. Yoğun bakımlık vaka yaşamıyoruz fakat özellikle çocuklarda tablo biraz daha gürültülü seyrediyorsa, bu çocuğu yatırıp takip etmek gerekebiliyor. Çünkü daha sonrasında komplike olup üzerine bakteriyel enfeksiyonlar eklenebiliyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hastanelerde-enfeksiyon-piki-basvurular-iki-kat-artti/feed/ 0