Taktaş’ın ailesi, daha önce darbedilen ve dalağını kaybeden kızlarının ölümüne sebep olduğunu iddia ederek avukatları aracılığıyla Türk asıllı ABD vatandaşı ressam sevgilisi A.C.F.’den şikayetçi oldu.
Taktaş’ın ismini açıklamak istemeyen teyzesi K.C., kanında ölümüne neden olmayacak kadar uyuşturucu bulunduğu tespit edilen yeğeninin, ressam sevgilisi tarafından uyuşturucuya alıştırıldığını ileri sürdü.
Yeğeninin darbedilip, tutulduğu yerde aç bırakıldığını da iddia eden teyze, “Hem ABD’de hem Türkiye’de hukuk mücadelesi başlattık. Bu konunun asla peşini bırakmayacağız. Sevgilisi, kıskançlığından güzel görünmesin diye saçlarının ön kısmını ve kaşlarını bile kazıyordu” dedi.

AİLE AVUKATI BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ
Taktaş ailesinin avukatı Fethi Öksüz, düzenlediği basın toplantısında, soruşturmayla ilgili gelişmeleri açıkladı. Öksüz, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde cinayet şüphesiyle başlatılan soruşturmanın aktif olarak devam ettiğini ve Türkiye’de de otopsi yapılması için 6 Mayıs’ta fethi kabir işlemi yapılacağını söyledi. Öksüz, şunları söyledi:
* “Amerika’daki otopsi sonucu henüz çıkmadı. Bu 3-4 aylık bir süreç olduğu Amerika’nın adli makamları tarafından tarafımıza iletildi. Bununla beraber tabii ki darp yahut kanında bir yabancı maddenin olup olmadığıyla alakalı somut bir tespit varsa, bu yabancı maddenin miktarı, cinsi, yoğunluğu, öldürmeye ilişkin elverişli olup olmadığı, bunun yanında Yağmur’un aç bırakılıp bırakılmadığı yahut başkaca bir şekilde eziyet edilip edilmediğiyle alakalı bir otopsiden sonuç çıkmasını bekliyoruz.
* Siz de takdir edersiniz ki otopsiyle alakalı süreçlerin hızlı olarak ilerletilmesi lazım. Yağmur 3 Nisan’da vefat etti. Ölümünden bu yana 30 gün geçti. Bu sebeple Türkiye’de yapılan otopsi ile alakalı sonuçların ne kadar sağlıklı olacağını biz bilemiyoruz fakat en azından aç bırakılıp bırakılmadı yahut kanında yabancı madde olup olmadığıyla alakalı somut bir şeylerin ortaya çıkabileceğini düşünüyoruz.”

“MESAJLAŞMA KAYITLARIYLA ALAKALI ARAŞTIRMALAR DEVAM EDECEK”
Yağmur Taktaş’ın cinayete kurban gitmiş olabileceğine dair ellerinde deliller olduğunu kaydeden Öksüz, şunları belirtti:
* “Yağmur Hanım’ın öldüğü zaman, vefat ettiği vakitte şüpheli şahsın yanında bulunduğuna ilişkin elimizde şu anda mevcut bir delil var. Bunu soruşturmaya da aksettiriyoruz. Bununla alakalı adli makamlarımız da gerekli araştırmaları yapacaktır. Bununla beraber de otopsi raporunun çıkması akabinde soruşturma süreci hızlı bir şekilde ilerleyeceğine ilişkin bizim bir şüphemiz yok.
* Pazartesi günü fethi kabir işlemleri gerçekleşecek, akabinde hemen otopsi işlemlerine başlanacak. Daha sonra ilerleyen süreçlerde şüpheli şahısların ifadeleriyle, verdiğimiz telefon numaralarıyla, mesajlaşma kayıtlarıyla alakalı araştırmalar devam edecek. Bizim vermiş olduğumuz bilgi ve belgelerle alakalı araştırmalar yapacak.”

SEVGİLİSİNİN ANNESİ HAKKINDA DA SUÇ DUYURUSU
Yağmur Taktaş’ın sistematik bir şekilde işkence ve şiddete uğradığını öne süren Öksüz şunları söyledi:
* “Şüphelinin Yağmur Hanım’a karşı gerçekleştirmiş olduğu şiddet, tehdit, hakaret eylemleri mevcut. Bununla alakalı birtakım soruşturmalar ve kovuşturmalar halihazırda zaten devam ediyor. Bununla alakalı Yağmur Hanım’ın zaten şikayeti akabinde gerekli adli prosedürler başlatılmış. Yağmur Hanım’ı daha önceden bir organını, bir uzvunu kaybetmesine neden olacak kadar ciddi bir şiddet eylemi gerçekleştirilmiş. Yağmur Hanım bu şiddet eylemi neticesinde dalağını kaybetmiş ve boydan boya, boynundan aşağıya kadar uzun bir kesikle bir operasyon gerçekleştirilmiş.
* Yağmur Hanım’ın kaşlarının tıraşlanması, saçlarının ön kısımlarının tıraşlanması gibi durumlar da söz konusu. Burada bir eziyet, bir işkence durumu söz konusu. Açık konuşmak gerekirse bu konuda bizim bir şüphemiz yok. Bununla beraber elimizdeki bilgi ve belgelerden zaten Yağmur’un Amerika’dayken vefat etmeden önce parasına, çantasına, pasaportuna el konulmuş olduğu ve şüpheli şahıs tarafından Türkiye’ye dönmemesi için zorla tutulmuş olduğu anlaşılıyor. Yağmur Hanım’ın mesajlaşmalarından, belgelerinden bunu da anlayabiliyoruz. Zaten bu zorla tutulma akabinde hürriyeti tahdit neticesinde Yağmur hanım maalesef şu anda aramızda değil. Maalesef kaybettik. Bununla alakalı zaten bilgi ve belgeleri de savcılığımıza sunduk.”
Avukat Öksüz, Yağmur Taktaş’ın öldürülmesinde sevgilisinin annesinin azmettirici olabileceğini düşündükleri için ayrıca suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti.
]]>Arkadaşı olduğu iddia edilen İzzet Akdeniz, İnan’ın yolunu evinin önünde kesti. Bir süre sokakta konuşan ikili arasında tartışma çıktı. Bu sırada Akdeniz, belinden çıkardığı tabanca ile İnan’a ateş etti. Başından vurulan İnan, kanlar içinde yere yığıldı. “Nurcan, öldüreceğim seni” diyerek bölgeden uzaklaşan Akdeniz’in 16 AV 585 plakalı otomobil ile kaçtığı belirlendi. Çekirge Devlet Hastanesi’ne kaldırılan kadın hayatını kaybetti.
Cinayet sonrası kaçıp, polis tarafından Yıldırım ilçesinde yakalanan Akdeniz, polisteki ifadesinde, Nurcan İnan’a platonik aşık olduğunu, kıskançlık nedeniyle cinayeti işlediğini itiraf etti.
‘BİR ANDA PATLAYAN SİLAHIMLA ONU İSTEMEDEN VURMUŞUM’
Tutuklanan Akdeniz hakkında, Bursa 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Akdeniz, yargılama sürecinde yaptığı savunmasında ise Nurcan İnan’ın sevgilisi olduğunu iddia edip aynı evde yaşadıklarını belirterek;
“O gün Nurcan bana, akşam iş yemeği olduğunu söyleyip, ‘Beni gece al’ dedi. Gece, çalıştığı mekana gittiğimde, Nurcan ve kızı Yağmur, bir erkekle birlikte alkol alıp, eğleniyorlardı. Onları beklerken, yanıma gelen garson dışarı çıkmamı istedi. Ben de ayrıldım. Bir süre sonra iş yerinden çıkan Nurcan ve Yağmur, taksiyle eve gideceklerini söylediler. Öyle de yaptılar. Nurcan, çok alkol almıştı. Onun için çok endişelendim. Ben de otomobilimle kendilerini takip ettim. Evlerinin önünde tartışınca Nurcan ve Yağmur, bana hakaretler yağdırdı. Tabancamı çıkarıp, onları korkutmak için yere ateş ettim. Ardından Nurcan’a sarılarak onu sakinleştirmeye çalıştım. Nasıl oldu bilmiyorum, bir anda patlayan silahımla onu istemeyerek vurmuşum. Yağmur, ‘Annemi vurdun’ diyerek bana bağırınca olayın farkına vardım. Ardından arabaya binerek uzaklaştım. 5 dakika sonra yeniden Nurcan’ın yanına döndüm ve ona ‘Seni çok seviyorum ölme’ diyerek yalvardım. Sonra da polise teslim oldum” dedi.
Nurcan İnan
‘ANNEMİ KAFASINA SIKIP, ÖLDÜRDÜ’
Yağmur M. (20) ise annesinin öldürüldüğü cinayetin etkisinden kurtulamadığını söyleyerek, “Evimize gelip gidiyordu ama annem yüz vermiyordu. Olay günü annem beni telefonla arayıp, ‘Kızım bu akşam iş yemeğimiz var. Gel birlikte oluruz’ dedi. Onu kıramadım. İş yerine gittik. Birlikte yemek yiyip, eğlendik. Çıkışta bizi rahatsız etmeye başlayan İzzet Akdeniz ile karşılaştık. Bizi, otomobiliyle evine bırakmak istedi. Kabul etmeyip, taksiye bindik. Bu sırada telefonla aradığı anneme hakaret etti. Evin önüne geldiğimizde bizi burada elindeki tabancayla bekliyordu. Yaşanacakları anladığım için annemin önüne geçip, silahı bırakması için kendisine yalvardım. Buna rağmen ‘şakam yok’ diye bağırıp yere ateş etti. Ardından annemin kafasına sıkıp, öldürdü. O anı hiç unutmadım, unutmayacağım da. Olayın etkisindeyim” diye konuştu.
‘RAHMETLİNİN AİLESİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM’
Karar duruşmasında son sözü sorulan Akdeniz, “Rahmetlinin ailesinden çok özür dilerim. Başsağlığı diliyorum. Pişmanım” dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçunu sabit gördüğü Akdeniz’e, ‘kadına karşı kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Sanığın, pişmanlık duygularını söylemesi nedeniyle takdiri indirim uygulayan heyet, cezayı müebbet hapse çevirdi. Mahkeme ayrıca Akdeniz’e, ‘ruhsatsız silah taşımak’ ve ‘tehdit’ suçlarından toplam 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası verdi.
]]>