
Son dakika: Kahreden olay dün akşam saatlerinde Selçuk ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’ndeki bir evde yaşandı. Hurdacılık yaparak geçimini sağlayan Melisa Akcan, iddiaya göre yaşları 1 ila 5 arasında değişen 5 çocuğunu evde bırakarak hurda toplamaya çıktı.

SOBA DEVRİLDİ
Çocuklar evde bulunduğu sırada ısınmak amacıyla kullanılan elektrikli soba bir anda devrildi ve yangın çıktı. Yangının kısa sürede büyümesiyle ev dumanla doldu ve 5 kardeş içerde kapının kilitli olması nedeniyle mahsur kaldı.

Yangını fark eden mahalle sakinleri, itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen ekipler yangına müdahale ederek söndürürken, içeride mahsur kalan; Aras Bulut (1), Masal Işık (2), Aslan Miraç (3), Funda Peri Akcan (4) ve Fadime Nefes (5) adlı kardeşlerin cansız bedenine ulaşıldı.

Dumandan zehirlenerek ölen ve yangın sırasında evde yalnız olan çocukların acı ölümü İzmir’i ve ilçeyi yasa boğdu. Babanın cezaevinde olduğu öğrenilirken, annenin hurda ve kağıt toplayarak geçimini sağladığı öğrenildi.
Beş kardeşin öldüğü faciada acı detay: “Üst üste ölmüşler. Anne kapıyı kilitleyip gitmiş” | Video

“BAZEN ANNE GİTTİĞİ ZAMAN GELMİYORDU”
Komşulardan Esma Şahin, dehşet anlarını anlattı. Yangın sırasında koşup yardım ettiklerini ifade eden Şahin, “Çok acı bir olay. Çocukların üstlerini kapıyı kilitlemiş annesi gitmiş. Hepsi üst üste ölmüşler” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yangın sırasında gökyüzünü yoğun duman kapladı.

İtfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi sürüyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yangınla mücadeleye ilişkin bilgi veren Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı İzmir’in Karşıyaka ve Urla, Bolu’nun Göynük ve Karabük’ün Ovacık ilçesindeki yangınların söndürüldüğünü açıkladı.
Bakan Yumaklı, “Geçen perşembe gününden bugüne kadar 109’u orman yangını, 138’i kırsal olmak üzere 247 yangına müdahale edildiğini, bunlardan 241’inin kontrol altına alındığını söyledi. Bakan Yumaklı, “Şu an için bizi endişeye sevk edecek herhangi bir yangınımız yok” dedi.

Mersin’in Silifke ilçesinde saat 14.21’de çıkan yangına 10 dakika içinde müdahale başladığını dile getiren Yumaklı, hızlı müdahale sayesinde saat 15.16 itibarıyla yangının kontrol altına alındığını vurguladı.
Bakan Yumaklı, Muğla’nın Yatağan ilçesi Yava Mahallesi ile Ula ilçesinde dün saat 13.25’de eş zamanlı yangın çıktığını belirtti. Yumaklı, birbirine yakın, aralarındaki birkaç kilometre olan iki yerde yangının birden başladığını ve hızla müdahale edildiğini söyledi.
Muğla’daki yangınları kontrol altına alabilmek için 10 helikopter, 10 uçak, 30 arazöz, 14 su tankeri, 5 dozer, iş makineleri ve 294 personelle alevlere müdahale ediliyor. Ula’da gece görüşlü helikopter de çalışmalara katıldı.

BAYRAK DİREĞİNİ SÖKECEK RÜZGAR VARDI
Tarım ve Orman Bakanı İbrahım Yumaklı: Aydın Bozdoğan’da da bayrak direğini bile adeta yerinden sökecek bir rüzgar vardı. Arkadaşlarımız cansiperane bir mücadeleyle burayı da belli bir olgunluğa getirdiler. Manisa’nın Gördes ilçesinde çok uzun ve geniş bir alana bir hat şeklinde yayılan yangınla mücadele, bir uçak 10 helikopter ve çok ciddi bir kara gücüyle devam ediyor. Buranın enerjisi de ciddi bir şekilde düşürüldü. Bir noktası kaldı. Kontrol altına alındı bilgisi verilmeye en yakın yangınlardan bir tanesi.

TÜM ALANI YENİDEN AĞAÇLANDIRACAĞIZ
Tarım ve Orman Bakanı İbrahım Yumaklı: Orman Genel Müdürlüğü, 25 bin çalışan, 105 helikopter, uçaklar, 14 İHA ve gönüllülerle ormanları korumak adına topyekun bir mücadele içinde oldu. Bu yeşil vatan savunmasında kamu, kurum ve kuruluşlarımızın desteğiyle, yerel yönetimler, belediyeler, hiçbir siyasi ayrım da yapmıyorum, yanımızda olan herkesle birlikte bir mücadele yürüttük. Milletimiz de bize dualarıyla destek ve güç verdi. Herkese canı gönülden teşekkür ediyorum.

15 EYLÜLE KADAR HASSASİYET SÜRECEK
Ormanlarımız yandı ancak her zaman yaptığımız gibi yılda 500 milyonun üzerinde fidanı ve tohumu toprakla buluşturuyoruz. Buraları da yeniden ağaçlandıracağız. Ben herkesi 11 Kasım’daki Milli Ağaçlandırma Bayramı’nda bu hasarı hep birlikte gidermeye davet ediyorum. Mümkünse açık alanlarda kibrit bile çakmayalım. Çünkü çok basit bir şeyin bile nelere mal olduğunu günlerdir hepimiz yaşadık. 15 Eylül’e kadar hassasiyetimiz sürecek.

AZERBAYCAN UÇAĞI YARDIMA GELDİ
Azerbaycantarafından gönderilen BE-200ÇS amfibi uçağı İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na indi. Uçak dün Muğla’daki yangınlara müdahale etmeye başladı.

42 HELİKOPTER, 11 UÇAK 366 KARA ARACI GÖREVDE
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada orman yangınlarına 42 helikopter ve 11 uçaktan oluşan toplam 53 hava aracı, arazöz ve iş makinesinden oluşan 366 kara aracıyla müdahalede bulunulduğu belirtildi. Açıklamada, “12 ton su alma ve atma kapasitesine sahip Be-200 Amfibik Yangın Söndürme Uçağı da çalışmalara destek veriyor. Yüksek su atma kapasitesi, amfibik olması ve yüksek intikal sürati sayesinde orman yangınlarının söndürülmesinde çok etkili oluyor” ifadeleri kullanıldı.

105 HELİKOPTER, 26 UÇAK VE 14 İHA
Orman yangınlarıyla mücadelede bu yıl ülke genelinde 105 helikopter, 26 uçak ve 14 İHA destek sağlıyor. Ayrıca 184’ü akıllı kule olmak üzere 776 gözetleme kulesi, 1686 arazöz ve 2 bin 655 ilk müdahale aracı yangınla mücadelede kullanılıyor. Yangınlarının önüne geçilmesi amacıyla 15 bin 500 yangın işçisi, 4 bin teknik personel, 5 bin 500 orman muhafaza memuru ve 122 bin gönüllü görev yapıyor. ANKARA
KARABÜK BOLU, UŞAK
Bolu Göynük’teki yangın da sarp araziler ve uçurumlarla dolu geniş bir alanda itfaiye erleri çetin bir mücadele vererek, yangını kontrol altına alındı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı bölgede soğutma çalışmalarının devam ettiğini belirterek, “Bölgedeki ağaç yapısı itibariyle zaman zaman küçük tütmeler görülebilir ama endişelendirecek bir durum söz konusu değil” dedi.
KARABÜK Ovacık’ta 2 helikopterle müdahale edildiğini ulaşılamayan kayalık alanların olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ovacıktaki yangın da an itibari ile kontrol altına alınmış vaziyette.
UŞAK Eşme’deki yangına 4 helikopter ve kara ekiplerinin müdahale ettiği bilgisini paylaşan Yumaklı, buradaki yangının da enerjisinin düşürüldüğünü aktardı. Tek bir nokta kaldı. Kalan 5 yangın kontrol edilmeye en yakın vaziyette. 5 yangın kontrol altına alınmaya çok yakın.
MUĞLA’DA 3 GÖZALTI
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Muğla’daki orman yangınlarıyla ilgili şüpheli 3 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Jandarma ekipleri, Yatağan ilçesi Yava Mahallesi’nde başlayan orman yangınının arıcıların arıların saldırganlaşmasını önlemek için kullandığı körükte yakılan ateşten çıktığını belirledi. Arı kovanlarının sahibi M.Ş. (78) ve oğlu İ.Ş. (37) gözaltına alındı. Datça ilçesinde ise orman yangınını kasten çıkardığı değerlendiren İran uyruklu bir şahıs yakalanarak gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin ciğerleri yanıyor….
Hava sıcaklıkların artmasıyla ormanlar ve otluk alanlarda yangınlar baş gösteriyor.
Türkiye’nin birçok bölgesinde devam eden orman yangınlarına müdahaleler sürüyor.
HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE EDİLDİ
Aydın Bozdoğan’da bulunan Alhisar Mahallesi’nin üst kısımlarında çıkan orman yangınına gece boyunca havadan ve karadan müdahale edildi.

UÇAK VE HELİKOPTER SAYISI ARTTIRILDI
Ekipler, alevlerin yoğunlaştığı Muğla’nın Kavaklıdere ilçesi ile Bozdoğan ilçesi sınırları arasında yer alan Hışımlar, Güre, Örmepınar ve Yeşilköy mahallelerinde yoğun çalışma gerçekleştirdi.
Bölgede havanın aydınlanmasıyla uçak ve helikopter sayısı arttırıldı.
YANGININ GEÇMİŞİ
Bozdoğan ilçesine bağlı Alhisar Mahallesi’nde 16 Ağustos’ta ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıkmış, Örmepınar Mahallesi’ndeki bazı evler tahliye edilmişti.






Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küresel ısınma ve insan kaynaklı yangınlar bu yıl da ülkemizin başına bela oldu.
Sıcak havaların kendini yeniden hissettirmesiyle kuru ve nemsiz hava adeta yangınlara davetiye çıkardı.
Buna çiftçilerin anız yakma girişimleri de eklenince yangın haberi gelmeyen il kalmadı.
Fakat hafta sonuna doğru İzmir ve Bolu olmak üzere ciddi boyutlu yangınlar ülkemizin ciğerlerini yaktı.
HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE SÜRÜYOR
Bu kapsamda ülke genelinde çıkan orman ve kırsal yangınlarına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Tedbir amacıyla, İzmir, Aydın, Bolu ve Manisa’da toplam 3 bin 971 kişi güvenli alanlara tahliye edildi.
2 gün içinde hava araçlarıyla 583 saatlik uçuşta 2 bin 134 sorti yapıldığını ve 7 bin 662 ton su atıldı.
Yangınları söndürmek için ekipler gece gündüz demeden çalışıyor.

AKTİF YANGIN SAYISI 8
Bakan Yumaklı, Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde Örmepınar Mahallesi yakınındaki kriz merkezinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Aydın Bozdoğan, İzmir Karşıyaka Yamanlar bölgesi, Manisa Gördes, Bolu Göynük ve Karabük Ovacık’taki 5 aktif yangından Aydın dışındakilerin enerjisini düşürdüklerini ancak rüzgarın da etkisiyle bu bölgelerde değişiklikler olabildiğini söyledi.
Aydın Bozdoğan yangınında iki farklı nokta olduğunu belirten Yumaklı, “Güney ve kuzey kanadı. Yaklaşık 9 kilometrelik bir hat yaptı. Orta alanlardaki büyük oranda kısımları hallettiler.” dedi.
Bakan Yumaklı, İzmir Yamanlar’daki yangında gün içinde değişmekle birlikte 3 uçak, 15 helikopter, 60 arazöz ve 390 personelin çalışmaya devam ettiğini, Aydın’da da 7 uçak 15 helikopter, 62 kara aracı ve yaklaşık 368 personelin görev aldığını, bunların yanı sıra valiliklerin, diğer kamu kuruluşlarının ve yerel yönetimlerinin desteklerinin olduğunu kaydetti.

“4 YANGININ ENERJİSİ DÜŞÜRÜLDÜ”
Gün içinde 3 farklı yangın daha başladığını ifade eden Yumaklı, şu bilgileri verdi:
Bir tanesi İzmir Menderes’te baraj yanında. 6 uçak, 4 helikopter, 22 kara aracı ve 160 personel görevlendirdik. Bütün bunlar bizim güçlerimizin de bölünmesine sebep oluyor. Arkadaşlar buradaki yangının enerji nakil hattı kaynaklı olduğunu tespit ettiler.
16.45’te başladı, 16.55’te ilk müdahale yapıldı. Şu anda da müdahale sürüyor. Biz de buradan tekrar İzmir’e gideceğiz. İkinci yangın Uşak Eşme’de başladı 13.19’da. 13.30’da müdahale edildi. Ormanlık alanda başladı, burada da 3 helikopter, 14 arazöz, 79 da personel görevlendirildi.
İzmir Karaburun, bundan 15-20 dakika önce bunun da ihbarı yapıldı. Buraya da arkadaşlarımız şu anda planlamalarını yapıyorlar. Sonuç itibarıyla 6 ile başlamıştık, Muğla Milas (yangını) kontrol altına alındığı için 5’e düşmüştü. Şu anda 8 aktif yangınımız var. Bunlardan 4’ünün enerjisi düşürülmüş vaziyette. Çalışmalar devam ediyor. Gece boyu devam edecek.
AZERBAYCAN’DAN SÖNDÜRME DESTEĞİ
Bakan Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in bugün yaptığı telefon konuşmasında Aliyev’in bir yangın söndürme uçağını Türkiye’ye tahsis ettiklerini söylediğini hatırlatarak, “Bu gece saat 23.00 itibarıyla Be-200 model bir yangın söndürme aracı Adnan Menderes Havalimanı’na inmiş olacak.” dedi.
Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin birçok yerindeki orman yangınlarını söndürme çalışmalarına verdiği destek dolayısıyla Azerbaycan’a teşekkür mesajı yayımladı.
Bakanlık, X sosyal medya platformundan Azerbaycan’a teşekkür paylaşımı yaptı.
Paylaşımda, “Ülkemiz genelindeki orman yangınlarını söndürme çalışmalarına verdiği değerli destek için can Azerbaycan’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.” ifadeleri kullanıldı

MSB ÇALIŞMAYA 13 HELİKOPTERLE DESTEK VERİYOR
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türk Silahlı Kuvvetlerine ait 13 helikopterle İzmir, Aydın ve Bolu’daki orman yangınlarıyla mücadeleye destek sağlandığını bildirdi.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterlerin, İzmir, Aydın ve Bolu’daki orman yangınlarıyla mücadeleye devam ettiği belirtildi.
İzmir’deki yangını söndürme çalışmaları için 2 helikopter daha görevlendirilerek TSK’ya ait bölgedeki helikopter sayısının 8’e çıkartıldığı aktarılan açıklamada, “Şu an için toplam 13 helikopterle İzmir, Aydın ve Bolu’daki yangınları söndürme çalışmalarına destek sağlamayı sürdürüyoruz.” ifadesi kullanıldı.

YANGILNA MÜCADELE EDİLEN ŞEHİRLER
İzmir’in Karşıyaka ilçesinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınına havadan müdahale edilmeye yeniden başlandı.
Yamanlar Karatepe mevkisinde önceki gün ormanlık alanda çıkan ve yerleşim yerleri ile sanayi sitesine sıçrayıp 3 mahallenin de boşaltılmasına neden olan yangına, günün ağarmasıyla ekipler havadan müdahale etmeye başladı.
Ekipler, yangını kontrol altına alma çalışmalarını şiddetli rüzgara rağmen sürdürüyor. Karşıyaka ilçesi Yamanlar Mahallesi Karatepe mevkisinde önceki gün başlayan yangın yerleşim yerlerine kadar ulaşmıştı. Yangında 16 ev yanmış, 87 ev ve 45 iş yeri boşaltılmıştı. 3 mahallenin de tahliye edildiği yangın dolayısıyla hayvan barınağı da boşaltılmıştı.
Karşıyaka’da başlayan ve Bayraklı ile Çiğli ilçesindeki ormanlık alanlara da yayılan yangında, kentin birçok noktası duman altında kalmıştı. Yangın söndürme çalışmalarına, orman ekiplerinin yanı sıra belediyeler, polis, AFAD, jandarma personeli de araçlarıyla destek vermişti.
Şaşal Mahallesi’nde saat 16.45’te çıkan orman yangınına ilk müdahale 10 dakika sonra gerçekleştirildi.
Yangını söndürmek için 6 uçak, 5 helikopter, 18 arazöz, 7 su ikmal, 1 dozer ve 1 yer ekibi ile çalışmalar devam ediyor.

AYDIN’DA ALEVLERLE MÜCADELE
Aydın’ın Bozdoğan ilçesindeki orman yangınına havadan ve karadan müdahale devam ediyor. Alhisar Mahallesi’nde bulunan ormanlık alandaki yangına gece boyunca havadan ve karadan müdahale sürdü.
Günün ilk ışıklarıyla hava araçlarının sayısı artırıldı. Alevlere 8 helikopter, 7 uçak, 32 arazöz, 11 su tankeri, 5 dozer ve 303 personel müdahale ediyor. Rüzgara ve arazinin sarp olmasına rağmen ekiplerin yangını kontrol altına alma çalışması sürüyor.
Bozdoğan ilçesindeki Alhisar Mahallesi’nde dün ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıkmış, Örmepınar Mahallesi’ndeki bazı evler tahliye edilmişti.

MANİSA’DA RİSK DEVAM EDİYOR
Manisa’nın Gördes ilçesinde başlayıp Salihli ve Gölmarmara ilçesine ulaşan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale devam ediliyor.
Boyalı Mahallesi’nde 14 Ağustos’ta çıkan orman yangını, rüzgarın da etkisiyle yayılarak Salihli ilçesine bugün de Gölmarmara ilçesi Yunuslar Mahallesi’ne ulaştı. Gördes’in yanı sıra Salihli’nin Kale Mahallesi ile halen Gölmarmara’nın Yunuslar Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda etkili olan yangına 6 uçak, 14 helikopter, 46 arazöz, 14 su ikmal aracı, 6 iş makinesi, 6 ilk müdahale yer ekibi müdahale ediyor.
Yangınla mücadelede 45 teknik eleman olmak üzere 450 personel görev yapıyor. Kayacık Mahallesi’nde 15 Ağustos’ta çıkan ve devam yangına ise 1 uçak, 4 helikopter, 15 arazöz, 3 su ikmal aracı, 2 iş makinesi, 1 ilk müdahale yer ekibi müdahale ederken, 5 teknik eleman olmak üzere 100 personel bölgede söndürme çalışmalarına katılıyor.
Alevlerden etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunan Manisa Valisi Enver Ünlü, Salihli’nin Hacıhıdır Mahallesi ile Gölmarmara’nın Yunuslar ve Çamköy Mahallelerinde yangın riskinin devam ettiği bilgisini paylaştı.

BOLU’NN CİĞERLERİ YANDI
Bolu’nun Göynük ilçesindeki orman yangınını söndürme çalışmalarına aralarında kadınların da olduğu gönüllüler destek veriyor.
Bekirfakılar köyü mevkisindeki ormanlık alanda önceki gün öğle saatlerinde çıkan yangını söndürme çalışmalarına Bolu ve çevre illerden 12 helikopter, 138 arazöz ile 245 araç ve iş makinesiyle devam ediliyor.
Bölgede 1357 personel görev yaparken, söndürme çalışmalarına gönüllüler de katılıyor.
Antalya’dan Orman Genel Müdürlüğü (OGM) personeli ve İstanbul’dan Toplumsal Afet Platformu (TAP) gönüllüleri, zorlu şartlarda ve engebeli arazilerde yürütülen çalışmalarda görev alıyor.
Antalya’nın Kumluca ilçesinden gelen OGM personeli Kenan Okyay, gönüllülerle 20 kişilik ekiple çalıştıklarını söyledi.
İstanbul’dan gelen TAP gönüllüsü Salih Gül ise ormanları kaybetmemek için ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayarak, “Çok zor bir arazi, burada yangını söndürdük deyip arkamızı dönüyoruz, tekrar yangın başlayabiliyor. Ağacın yapısıyla alakalı herhalde bu. Uzun ve zor bir süreç.” diye konuştu.
Gül, yorulan itfaiye ekiplerine destek olduklarını kaydederek, “Bunlara bir nefes aldırıyoruz, bir yemek molası, 5 dakika dinlenme olsun, eğitimini aldığımız için yardım ediyoruz.” dedi.

YANGINLARDA KRİTİK GECE GERİDE KALDI
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Bağcı, Karabük’ün Ovacık ilçesinde çıkan orman yangınına ilişkin, “Bu gece ormandaki enerjinin soğutulmasını ve ardından yangının kontrol altına alınmasını bekliyoruz.” dedi.
Alınca ve Beydini köyleri arasında bulunan ormanlık alanda dün çıkan yangın nedeniyle bölgeye gelen Bağcı, burada incelemelerde bulunarak söndürme çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Bağcı, yaptığı açıklamada, dün 14.30’da başlayan yangına 205 personel, 71 kara aracı ve 2 helikopterle müdahalenin başladığını belirterek, çalışmaların gece de ara verilmeksizin devam ettiğini söyledi.
Bu gece planlamasını Vali Mustafa Yavuz ile yapacaklarını aktaran Bağcı, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın talimatı üzerine bölgedeki Orman Genel Müdürlüğü ile AFAD teşkilatının imkanlarını buraya seferber ettiklerini kaydetti.
Bağcı, “Bu gece ormandaki enerjinin soğutulmasını ve ardından yangının kontrol altına alınmasını bekliyoruz.” ifadesini kullandı.
Yangının çıkış sebebiyle ilgili çok net tespit edilmiş bir neden olmadığını dile getiren Bağcı, “Yangın söndürme çalışması bittikten sonra daha net bir ifadede bulunabiliriz.” dedi.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir, Bolu, Aydın ve Manisa’da çıkan orman yangınlarının ardından, ekiplerin müdahalesi sürüyor.
Ekipler söndürmek için canla başla çalışıyor ancak yanan yerlerde de hasar büyük…
Yangınların sona ermesinin akabinde yeniden yeşillendirme çalışmaları yapılacak.
Bu çalışmalara ise Demet Akalın da destek vermek istiyor…
ÇAĞRI YAPTI
Sosyal medya hesabını aktif kullanan Akalın, yeni bir paylaşım daha yaptı ve ünlü isimlere bir çağrıda bulundu. Şarkıcı, İzmir’den fidan dikimi başlatılmasını teklif etti.

“BÜYÜK FİDAN DİKİMİ”
Demet Akalın çağrısında, “Sanatçılar başta olmak üzere büyük fidan dikimi başlatalım İzmir’den..” ifadelerine yer verdi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘İÇ ANADOLU VE KARADENİZ’E DOĞRU DA KAYACAK’
İklim değişikliğiyle sıcaklıkların arttığını ve bağıl nemin azaldığını belirten Prof. Dr. Turna, bu durumun yangınları yüzde 100 artıracağını belirterek, “İklim değişikliğiyle alakalı çok farklı senaryolar var. Bunların içinde sıcaklığın aşırı artışı ve bağıl nemin düşüşü de yer alıyor. Bizim de bu senaryolara karşı önlem almamız gerekiyor. Bağıl nemin düşmesi ve sıcaklığın artmasına bağlı olarak kuraklık oluşacak. İklim değişikliğiyle ani sıcaklıklar, ani soğumalar şiddetli yağışlar ve fırtınalar olacak. Yangın buradaki önemli noktalardan birisi; elbette ki aşırı sıcaklıkların artması, bağıl nemin düşmesi, yangın olayını yüzde 100 artıracak. Orman yangınları, iklim değişikliği sürecinde sadece Akdeniz Bölgesi’nde görülmeyecek; İç Anadolu ve Karadeniz’e doğru da kayacak. Şimdi Akdeniz’de görülen yangınlar, 10 yıl sonra İç Anadolu ve Karadeniz’de görülmeyecek, diyemeyiz. Buralarda da yangınlar olacak. Senaryolar bunu gösteriyor ve buna hazırlıklı olmalıyız” dedi.

‘ORMANLARIMIZI SAĞLIKLI HALE GETİRMELİYİZ’
Orman yangınlarına karşı ormanların düzenli olarak bakımlarının yapılması gerektiğini ve ormanlarda iklim koşullarına dayanıklı türlerin artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Turna, “Orman yangınlarının tümüyle mücadele için ormanlarda sağlıklı ve dirençli orman tesisi yapmamız gerekiyor. Mevcut ormanlarımızı sağlıklı hale getirmemiz lazım. Bunun için de ormanların başından sonuna kadar düzenli olarak bakımlarını yapmamız ve gençleştirme yaparken de uygun türlerle gençleştirmeye gitmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bizim bundan sonraki süreçte yangına hassas bir ülke olarak, bilimin ışığında olası senaryoları dikkate alarak önlem almamız lazım. Değişen iklim koşullarına uygun türleri şimdiden hazırlamalıyız. Ekstrem soğukluklar olacaksa da buna uygun bitkileri yetiştirip, belirlenen sahalara dikmemiz lazım” diye konuştu.
‘VATANDAŞLARI BİLGİLENDİRMEK GEREKİYOR’
Prof. Dr. Turna, “İklim değişikliğine karşı en büyük silah ve iklim değişikliğine karşı en büyük önlem; yeşil alanlardır. Bunların başında da ormanlar gelir. Dünyada sürdürülebilirlik açısından en önemli yerler de ormanlardır. Bu nedenle ormanları kurarken; tür seçimi, dikim tekniği, dikim yöntemi ve dikim şekli gibi faktörler çok önemli. Tesis edilen ormanda en önemlisi de kuraklık ve aşırı sıcaklıktan ve bunun sonucunda ortaya çıkabilecek yangından etkilenmeyecek türleri artırma yönünde önlem almamız gerekiyor. Olumsuz etkilenmemek için sadece bilimin ışığında hareket etmemiz yeterli olacak. İklim değişikliğinde orman yangını önemli bir risk. Bunun önlenmesi için başlangıçta eğitim son derece önemli. Vatandaşları bilgilendirmek gerekiyor. Yangının çıkış nedeni olan bilinçsiz anız yakma, sigara izmariti atma gibi olaylara karşı bilinçlendirme çalışmalarını da yoğunlaştırmamız lazım” dedi.
]]>“ÇIKIŞ TABELASI YOK”
İş yerinin mesul müdürü şüpheli İsmet Ş, yangın çıkan işletmede misafir karşılama çalışanı olarak görev yaptığını, 6-7 ay kadar öncesine kadar burada mesul müdürü olduğunu ancak sözleşme yenilemediğini ve şu anda iş yerinin mesul müdürü bulunmadığını iddia etti.
İsmet Ş, iş yerinin acil durum eylem planı olup olmadığını bilmediğini öne sürerek, “Ancak arka kapımızda yangın çıkışı uyarısı mevcuttu. Orası ayrıca personel girişi olarak kullandığımız, malzeme geldiği zaman kullandığımız yerdir. Normalde iş yerinin bir ana girişi ve bir de şimdi bahsettiğim arka çıkışı vardır. Başka girişi yoktur. Yalnız normalde kilitli ve kapalı duran pasajın içindeki kendi mağazamıza açılan bir kapı daha vardır. Ancak bu kapı kullanılmıyordu. Ana girişteki kapı iş yeri müşteriye kapalı iken kapalı ve kepengi inik olarak durur. Yangın sırasında açık mıydı bilmiyorum.” ifadelerini kullandı.

“TATBİKAT YAPILMADI”
Bildiği kadarıyla mekanda, çıkış kapısı dışında insanları yönlendirebilecek bir çıkış tabelası olmadığını ifade eden şüpheli, “Yangın çıktığında yapılacaklarla ilgili, yangın cihazlarının yeriyle, acil çıkış yeriyle alakalı bir eğitim almadım. Bildiğim kadarıyla hiç yangın tatbikatı yapılmadı. İş yerinde yangın söndürme tüpleri vardı. Su şebekesine bağlı sabit yangın söndürme hortumu yoktu. Yağmurlama şeklinde tavanda fıskiye sistemi vardı ancak olay sırasında çalıştı mı bilmiyorum” dedi.
Yangın alarm sistemi olup olmadığını da bilmediğini söyleyen İsmet Ş, “İnsanların dumandan dolayı önlerini göremeyip kaçamamaları nedeniyle öldüklerini düşünüyorum. Çünkü olay yerine 1,5 saat sonra geldiğimde itfaiye görevlilerinden içerideki görüş mesafesinin çok düşük olduğunu öğrendim.” diye konuştu.

İŞLETME MÜDÜRÜ: EĞİTİM ALMADIM
İşletme müdürü şüpheli Arda Arman P. ise, işletmenin tavanında yangın söndürme sistemine ilişkin borular olduğunu bildiğini ancak itfaiye ekipleriyle birlikte içeri girdiğinde tavandan su geldiğini görmediğini belirtti.
Kendisine, böyle bir olayda ne yapılacağına dair herhangi bir eğitim verilmediğini söyleyen Arda Arman P, ayrıca tatbikat yapıldığını da görmediğini kaydetti.
Metal işleri firma sahibi şüpheli Çağatay A. ise, tadilat yapılacak yerlere bakmak için iş yerine gittiklerini belirterek, kontrolleri sırasında iş yeri teknik servis sorumlusu İbrahim Bildirici’den yanıcı maddeleri alarak kendilerine çalışma ortamı yaratmalarını istediklerini, onların da bir hafta süreyle dediklerini yaptıklarını söyledi.

“TAŞ YÜNÜ VE SUNTALAR VARDI”
Şüpheli, olay tarihinden yaklaşık 20 gün önce çalışmaya başladıklarını belirterek, “Girdiğimizde iş yerinde halen izolasyonda kullanılan taş yünü ve bazı yerlerde suntalar vardı. Orada yapılmayan eksiklikleri kendilerine söyledik ve temizlemelerini istedik. Projemize başladık. Metal kısımlarını taktık. Bir yandan mobilyacı arkadaşlar ses yalıtımı için MDF döşemeye başladılar. Yaklaşık 15-20 gün tadilat işine devam ettik. Olay günü iş yerinin alt katının işlemlerini bitirmiştik. Üst katını ise daha sonra yapacaktık. Bunun nedeni de ham madde değişikliği olmasından ve bu maddenin gelmesinin uzun süreceğiyle alakalıydı.” ifadelerini kullandı.
Sahne yapımı firması sahibi şüpheli Dursun Ç. de firmalarının iş yerinde yapılan tadilat ve tamiratla hiçbir alakası olmadığını, sadece satın alınan ürünün teslimatını yaptıklarını öne sürerek, “Yaşanan bu olaydan dolayı mağdur olduk. Bu işte kusuru olanlardan şikayetçiyim.” dedi.

“KAYNAKÇILAR VE AHŞAPÇILARIN BİR ARADA ÇALIŞMASI İHMALDİ”
Beşiktaş’ta, tadilat sırasında 29 kişinin hayatını kaybettiği eğlence merkezinin metal kaynak işlerini yapan işletmeci Kahraman E, ifadesinde, yangının çıkmasındaki ihmalin kaynakçılar ile ahşapçıların bir arada çalışmasından kaynaklandığını ileri sürdü.
Şüpheli, yaklaşık 17 gün sorunsuz çalıştıktan sonra işin yetişmeyeceği düşüncesi oluşunca bir yandan da mobilyacılar-ahşapçıların da işe başladığını anlatarak, “Aslında ahşapçıların da bizim işlerimiz bittikten sonra çalışması gerekirdi, orada bulunmaları yanlıştı. Ancak işlerin aynı anda yapılması kararını biz vermedik.” dedi.

TADİLATIN İLK GÜNÜ YANGIN
Çalışma odasındayken bağrışma üzerine siyah dumanların çıktığını anlatan şüpheli, “Burası Ahmet Sever’in kaynak yaptığı yere 2 metre kadar yakındı. İlk çalışmaya başladığımız gün kaynak makinasından sıçrayan kaynak çapakları orada bulunan izolasyon malzemesine sıçramıştı ve malzeme tutuşmuştu. Tutuşan malzeme A4 kağıdının yarısı kadar bir parçaydı; ancak bu tahminimce önceki tadilatlardan kalma, bu izolasyon malzemesinin içine tıkıştırılmış süngerimsi ince bir malzemeydi.” ifadelerini kullandı.
Kahraman E, kaynakçı Ahmet Sever’in, malzemenin sıkıntılı olduğunu ve çıkartılması gerektiğini söylediğini belirterek, “Bunun üzerine durumu Sinan beye ilettik. Olay günü alt kattaki bu son kaynak rötuşunu yapmadan, yani biz işimizi tamamen bitirmeden, kenara aldırdığımız izolasyon malzemelerinin olaydan birkaç gün önce tekrar locaların altına yerleştirildiğini gördüm. Ancak bu talimatı kim verdi bilmiyorum.” dedi.

“SÜRE KISITLI OLSA DA İŞİ KABUL ETTİK”
Normal koşullarda tadilat yapacakları alana, bütün yanıcı ve tehlikeli malzemelerin söküldükten sonra girmeleri gerektiğini söyleyen şüpheli “En az bir ay çalışmamız vardı; ancak ilk toplantıda bize ramazan ayı bitmeden tadilatın bitmesi gerektiğini, aksi halde bayramda mekanı açamayacaklarını ve bunun büyük bir maddi kayba yol açacağını söylediler. Biz de süre kısıtlı da olsa işi kabul ettik. Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Böyle olsun istemezdim.” diye konuştu.

“KARBON TÜPLER PATLASAYDI YANGINI SÖNDÜREBİLİRDİ”
İşletmeci Şahzade Ş. de, ramazan ayı olması dolayısıyla tadilat yapmak istediklerini anlatarak, olay yerinde bulunan tüplerin oksijen tüpü olmadıklarını, sahnede gösteri yapıldığı sırada ya da sanatçıların şarkı söyledikleri sırada sahneye sis vermek amacıyla kullanılan karbon tüpler olduğunu belirterek, “Bu tüplerin içinde bulunan karbon yanıcı değildir. Hatta aksine şayet onlar patlamış olsaydı yangını da söndürebilirdi. Öyle bir özelliği vardır. Yaşanan olay nedeniyle üzgünüm.” dedi.
Şahzade Ş, tadilat işlerinde çalışmayıp hayatını kaybeden personelin olay yerinde bulunmalarına ilişkin şunları anlattı:
“Olay yerinde bulunan ve yıllardır birlikte çalıştığım için aramızda çok samimi bağ oluşan insanlar, tadilat dolayısıyla ayak altında dolaşıp işe engel olduklarından her zaman kendilerini gönderdim, fakat kendileri merak ettikleri için inisiyatif kullanarak gelmiş olabilirler. Zaten ramazan ayı olması dolayısıyla kendilerine ücret vererek izne ayırdım. Gelmek zorunda değillerdi. Fakat iş yerine karşı sorumluluk hissettikleri ve görmek için gelmişler.”
NE OLMUŞTU?
Gece kulübünde 2 Nisan’da tadilat sırasında çıkan yangında 29 kişi hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında, iş yerinin mesul müdürü İsmet Ş. (65), iş yerinin ortakları Mehmet Menduh C. (45), Şahzade Ş. (50) ve Fatma D. (45), muhasebeci S.A. (39), işletme müdürü Arda Akman P. (26), tadilatla ilgili metal işleri sorumlusu Kahraman E. (47), metal işleri firma sahibi Çağatay A. (43) ve mobilyacı E.E. (40) gözaltına alınmış, E.E. emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştı.
Çalışmalar kapsamında iş yeri teknik servis sorumlusu İbrahim B. (37), iş kazasından suç kaydı bulunan sahne yapımı firması sahibi Dursun Ç. (38) ve sahne yapımı teknik servis firması sahibi Sibel Ç. (42) de gözaltına alınmıştı.
İstanbul Adliyesindeki savcılıkta ifadeleri alınan 11 şüpheliden 9’u “taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmiş, 2 şüpheli ise savcılık ifadelerinin ardından serbest kalmıştı.
Sulh ceza hakimliğindeki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 8’i tutuklanırken, 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Öte yandan, söz konusu iş yerinin ruhsatlandırılması, çalışma izni ve esasları ile süreç içindeki denetimlerine dair tüm bilgi ve belgelerin toplanmaya devam edildiği, ilgili kamu ve belediye görevlileri hakkında soruşturma işlemi yapılacağı belirtilmişti.
]]>Mobilyacılık yapan Efe Demir’in babası Adem Demir, ifadesinin alınmasının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
GELECEĞE DÖNÜK PLANLARI VARDI
Oğlunun cep telefonu da kendisine teslim edilen Demir, şöyle konuştu:
“O gün orada çalışıyordu kendisi, üçüncü günüydü orada. Mobilya dekorasyon üzerine oraya montaja gitmişlerdi. Karakolda da gerekli ifademizi verdik. Gerekli işlemlerin yapılacağını umuyoruz.
Gerekli cezanın verilmesini istiyoruz. Ben 17 yaşında evladımı toprağa koydum. Efe’yle hayallerim vardı. Onun planları vardı, planlarımız vardı geleceğe dönük. O, meslek sahibi olmak istiyordu.

Dışarıdan okulunu okuyordu. Hem okuyup hem çalışayım baba, bir meslek sahibi olayım. İleriye dönük yapacaklarımızı planlarız, ona göre yolumuza bakarız diyordu. Ama olmadı. Mekan onlara mezara oldu, 29 kişiye mezar oldu.
Yangınla alakalı kimin ihmali; kişi veya kişiler, o mekanın sahipleri veya kim ise gerekli cezayı almasını istiyoruz. Bu konunun da sonuna kadar takipçisiyim. Polis merkezinden ifademi verdim, çıktım.
İLK GÖZAĞRIMDI ELLERİMLE TOPRAĞA VERDİM
Bundan sonraki süreci takip edeceğiz. Şu anda 11 kişinin gözaltında olduğunu biliyorum, adliyeye sevk edileceğini biliyorum. Bundan sonraki süreci de takip edeceğiz. Olayın arkasındayım babası olarak.
Çünkü bir evlat olaya yetişmiyor, kolay yetiştirilmiyor. O benim ilk göz ağrımdı, 17 yaşında kendi elimle toprağa verdi. Ben de bunun hesabını öyle ya da böyle soracağım”
TADİLATIN BAYRAMA KADAR BİTİRİLMESİ İÇİN BASKI YAPILMIŞ
Oğluyla son yaptığı konuşmadan bahseden Adem Demir “Oraya, olaydan önce çalışmaya gittikleri 3 ya da 4’üncü günüydü. ‘Baba eksi 2’de çalışıyoruz, eğlence mekanı gibi bir yer. Bir şey olsa Allah korusun çıkamayız’ diyordu. Oranın bir an önce yetiştirilmesi babında baskı gibi bir şey oluyormuş. Bayrama, tatile kadar yetiştirilmesiyle alakalı. Orada birden çok firma var çalışan ama maalesef mezar oldu. 29 kişiye mezar ettiler orayı” dedi.
EFE KAHRAMANLIK YAPMIŞ
Oğlu Efe Demir’in yangın sırasında kahramanlık yaptığını ifade eden Adem Demir, şöyle konuştu:
“Yangının ilk başlama safhasında Efe’nin yanında olan ustası Ercan beyle görüştüm daha sonra. Yangının ilk alevlendiği sırada, Efe orada bir kahramanlık yapıyor, yangın tüpü alıp geliyor.
Tüpü alıp geldiğinde muhtemelen yaşı itibarıyla da, küçük de olduğu için Ercan bey ‘Oğlum tüpü sen bana ver, kendinizi dışarı atın’ diyor.
Tabii oradaki yanıcı maddeler, elyaflar, bir sürü yanıcı ve tütücü maddelerden çıkan duman bir anda orayı kapladığı için ve çıkış kapılarının da kapalı olduğu, 3 çıkış kapısından 2’sinin kapalı olduğu eksi 2’den tamamen dışarı çıkmak için 5-6 dakika yürüme mesafesi olduğu, ama oradaki karmaşada maalesef çıkamadıkları bariz ortada”
YANGIN TÜPLERİ ÇALIŞSAYDI BELKİ YANGIN SÖNDÜRÜLEBİLİRDİ
Yangın öncesi ve sonrası ihmaller zinciri olduğunu iddia eden Adem Demir, şunları söyledi:
“Fiziken ayaktayım ruhen çökmüş durumdayım. Bir yangın tüpünün çalışmadığı söyleniyor. Aslında 2 yangın tüpü gelmiş o esnada. Birini Efe getirmiş diğerini başka biri getiriyor herhalde.
Ama 2’nci tüpün basmadığını duydum. Belki çalışsaydı çıkabilirlerdi veya yangın çok küçük ebatla başladıysa belki o onda yangın tüpleri çalışsaydı belki söndürebilirlerdi ama bilemiyoruz.
Şimdi orada nasıl bir şey gelişti bilemiyoruz. Çünkü bir görüntüler var, kaynak yapılıyor ve bir tutuşma gerçekleştiriyor. Şimdi her taraf yalıtım sistemi olduğu için, elyaf malzeme çabuk tutuşan bir malzeme.
Buranın itfaiye raporu yok, yangın söndürme sistemi yok, Hiçbir şey yok. Kapılar kapalı. Eksi 2’de çalışılan bir yerde, bir kere orada kaynakla alakalı bir çalışma yapılıyorsa o kaynaktan çıkan gazı dışarıya atabilmek için vantilatör sisteminin kurulması gerekiyor.
Ama öyle bir şey yok, hiçbir şey yok. Göz göre göre ölüme terk edilme var. Cinayet bu, başka bir şey değil”
]]>
YANGINDAN KURTULAN İŞÇİNİN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Faciaya gece kulübünün içerisinde yakalanarak yangın tüpüyle müdahalede bulunan ve sonrasında arka çıkıştaki yolu bulup kurtulan marangoz işçisi Ercan E.’nin olay sonrası alınan ifadesi ortaya çıktı.
İfadesinde yaşanan faciayı anlatan Ercan E., 15 yıldır ustalık yaptığını, çalıştığı şirketin sahibinin olay sırasında vefat eden Ramazan Alpan’ın olduğunu söyledi.

20 Mart’tan itibaren mekanda tadilata başladıklarını belirten Ercan E., “Mekanda locaları ve duvarları mobilya ile kaplıyorduk. Çalışmış olduğumuz yerin 10 metre arkasında kaynak işi yapan kişinin çalıştığı yerden bir anda alevler çıktığını gördük. Bu sırada ‘Yangın çıktı’ şeklinde bağrışmalar oldu” dedi.

İKİNCİ YANGIN TÜPÜ ÇALIŞMAMIŞ
İfadesinde, yangın tüpüyle alevlere doğru giden 17 yaşındaki Efe Demir’in yaşının küçük olması ve yangından zarar görmesini istemediği için elinden aldığını söyleyen Ercan E., “Yanımdakilere uzaklaşmasını söyledim. Yangın tüpünü ateşin üzerine sıkarak ateşi söndürdüm. Yangın tüpü bittikten sonra tanımadığım birisi bana başka bir yangın tüpü verdi. Fakat bu yangın tüpü mandalına basmama rağmen çalışmadı. Bu sırada yangın bitme noktasına geldiği için insanlar kaçmayı bıraktı” diye konuştu.
DJ kabininin arkasında çok şiddetli dumanların yükseldiğini söyleyen Ercan E. “O esnada elektrikler kesildi. Kaos ortamı olmaya başladı. İnsanlar bağırmaya başladı. İçerisi karanlık oldu, göz gözü görmüyordu. Ben kendi çabam ile koşarak tuvaletlere doğru gittim. Orada bir koridora girdim. Fazla duman yoktu. Ardından yoğun şekilde duman gelmeye başladı. Ayakta durduğum için dumanın beni daha fazla etkilediğini anlayarak yere yatarak yerde sürünmeye başladım” dedi.

CANINI KURTARDIKTAN SONRA İTFAİYEYE YARDIM ETMİŞ
Yangın faciasından sağ kurtulmayı başaran Ercan E., “Koridordan sürünerek geçerek vestiyer kısmı bölümünden koşarak kendimi dışarıya attım. Dışarıya çıktığımda arkadaşlarımı aradım. İçeride kaldıklarını anlayınca itfaiyenin yanına gittim” dedi.
İçeride mahsur kalan işçilerin yerlerini göstermek için itfaiye ekibiyle birlikte içeri girdiğini belirten Ercan E., çalışanların yerlerini gösterdikten sonra çıkarıldığını, kendisinin de hastanede tedavi gördüğünü anlattı.

HÜSEYİN 10 GÜN ÖNCE “BABA” OLMUŞ
Yangınında ölen Hüseyin Ak, memleketi Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde toprağa verildi. Ak’ın, 2 yıl önce evlendiği ve 10 gün önce de baba olduğu öğrenildi.
1 YILDIR İSTANBUL’DAYMIŞ
Hüseyin Ak’ın 2 yıl önce evlenip 1 yıl önce İstanbul’a yerleştiğini belirten babası Erol Ak, “Oğlum elektrik teknisyeniydi. Asansör işlerini yapıyordu. Onu çalışmaya çağırdılar. Çalıştığı yerde yangın çıkmış. Oğlum evliydi, 10 günlük çocuğu var. Ben çocuğumu kaybettim, başımız sağ olsun” diye konuştu.
Kuzeni Murat Ak ise sorumluların cezalandırılmasını isteyerek, “İş yerinin ihmali söz konusu. Kaçak bir yapıymış. Çocuk 21 yaşındaydı. Orada kaynak yapan kişi tarafından yangın çıkıyor. Orada zehirlenmeye maruz kalarak vefat ediyorlar. Başımız sağ olsun. Yeni baba olmuştu. Umarım sorumlular hakkında gereken işlemler yapılır. Bu acıyı Allah kimseye yaşatmasın” dedi.
]]>Yangında yaşamını yitiren Yılmaz Kıhrı ve oğlu Akın Kıhrı’nın cenazeleri Beykoz’da düzenlenen törenin ardından memleketleri Giresun’a getirildi. Baba ve oğlu için Tirebolu ilçesi Menderes köyünde cenaze töreni düzenledi. Cenazeye Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, Giresun İl Emniyet Müdürü Recep Güzelyazıcı, İl Jandarma Komutanı Albay Özgür Özer ve çok sayıda kişi katıldı. Cenazeye gelenler, acılı aile fertlerine taziye dileklerinde bulundu. Baba ve oğlu, İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay tarafından öğle namazı sonrası kıldırılan cenaze namazının ardından, dualarla aile kabristanlığına toprağa verildi.

OYUNU KULLANIP İSTANBUL’A DÖNMÜŞ
Yangında oğlu ile hayatını kaybeden kaynak ustası Yılmaz Kıhrı’nın 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde oy kullanmak için İstanbul’dan Giresun’a geldiği, ardından geri dönüp, tadilatta çalışmaya devam ettiği ortaya çıktı.
’17 YAŞINDA ÇOCUK BİLE VAR’
Yangında ölen Yılmaz Kıhrı’nın yeğeni Salim Kıhrı, çıkış kapılarının kapatıldığını belirterek, yaşananları cinayet olarak nitelendirdi. Salim Kıhrı, “Bu resmen bir facia, bilerek işlenmiş bir cinayet. Hiçbir güvenlik önlemi alınmadan yapılan hareketler var. Havalandırma yok, içerisi kimyasal maddelerle dolu. Havalandırma yok. Normalde güvenlik çıkış kapıları var ve çıkış kapılarını kapatmışlar. 3 kapısı var 2’sini kapatmışlar kalan bir kapıya ulaşabilmen için de en az 5-6 dakika yol yürümen gereken bir yerde. Bu cinayet resmen başka bir şey değil. Gözaltındakiler tutuklanmalı. 29 kişinin oraya doldurulup da tamamının orada ölmesi demek, burada çok büyük bir ihmal var demektir. 29 kişiden 2’si ölür de diğerlerini kurtarabilirsen anlaşılabilir ama hiçbirisinin kurtulamaması cinayet. Hiçbir tedbir alınmadan belediyeden gizli yapılan işlemler var. Normalde görünürdeki kapıları kapatmışlar ve arka kapıdan giriş çıkış yapılıyor. İçerdeki insanların çoğunun sigortasız çalıştığı bir yer. Kimliği olmayan insanlar var. 17 yaşındaki çocuk bile var” dedi.
‘BU OLAYA KAZA DENME ŞANSI YOK’
Yılmaz Kıhrı’nın kardeşi Durdu Kıhrı ise “Birisi kardeşim diğeri yeğenim, bu olaya kaza denme şansı yok. Böyle bir kaza olmaz. Kardeşimin sigortası da yoktu. Orada bir yanlışlık mı diyeceksin facia mı diyeceksin, her türlüsü belli bir ihmaller zinciri var. Ben iki can kaybettim bu örtbas edilecek mi hakları aranacak mı bilmiyoruz. Yangının çıktığını televizyondan duydum. Yeğenimi aradım ve ‘git onları al gel’ dedim. O da aradı ve ‘amca ikisi de gitmiş’ dedi. Suçlular cezasını çekmeli ama ben buna inanmıyorum zaten bize hiçbir açıklama da yapılmadı” diye konuştu.

BİNALİ ÇAYIR’A MEMLEKETİNDE VEDA
İstanbul’daki gece kulübünde tadilat sırasında çıkan yangında hayatını kaybeden Binali Çayır’ın cenazesi, Pendik’te Seyit Seyfi Cemevi’nde düzenlenen törenin ardından defnedilmek üzere yakınları tarafından memleketi Erzincan’a getirildi.
Çağlayan Beldesine bağlı Mertekli Mahallesi’ndeki cemevine getirilen Çayır’ın cenazesi, burada yapılan duaların ardından gözyaşlarıyla köy mezarlığına defnedildi.
]]>
Yangında 29 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. İşletme müdürü ve iş yerinin ortaklarının da aralarında bulunduğu 8 şüpheli gözaltına alındı. Yangınla ilgili idari soruşturma başlatılırken, 2 mülkiye müfettişi görevlendirildi.

KİMLİKLERİ BELLİ OLDU
Yappılan otopsi işlemlerinin ardından yangında ölenlerin kimlikleri belirlendi.
Üzerinden kimlik çıkmayan, yabancı uyruklu olduğu tespit edilen bir kişi dışında yangında hayatını kaybedenlerin isimleri şöyle:
“Ahmet Sever (52), Ahmet Uzun (36), Alparslan Salih Derelioğlu (64), Atanur Aladağ (43), Barış Güngör (21), Emrah Demiroğlu (40), Fahrettin Korkut (42), Gökhan Yıldırım (37), Kadir Orhonoğlu (41), Kadir Orhanoğlu (41), Mehmet Okumuş (39), Özkan Baş (45), Sinan Yılmaz (55), Adem Özçelik (50), Ahmet Kartal (25), Ahmet Mehduş (28), Akın Kıhri (36), Binali Çayır, Cengiz Aksoy (47), Efe Demir (17), Gökay Tevlek (47), Gökhan Akbulut (40), Hüseyin Ak (21), Muhammet Ali Yıldırım (43), Ramazan Altan (43), Shir Agha Bigzade, Şivan Dolu (44) ve Yılmaz Kıhri (59).”
İşlemleri tamamlanan birçok cenaze ailelerine teslim edildi, bazı ailelerin ise Adli Tıp Kurumu önündeki bekleyişi sürüyor.

UZMANLAR KONUŞTU: TEDBİR ALINMAMIŞ
Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı (TÜYAK) Başkanı Dr. Kazım Beceren yangına ilişkin “İnşa aşamasında, özellikle ateşli çalışmalar sırasında alınması gereken tedbirler vardır. Bu yangının ölümle sonuçlanması, bu tedbirlerin alınmadığını gösteriyor.” dedi.
Yangın güvenlik uzmanı Levent Yasa da “İtfaiyenin müdahalesi yerinde ve doğrudur, fakat yangın büyük olduğundan ve içeride yanıcı madde çok fazla olduğundan dolayı böyle bir can kaybıyla karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.
Yangına ilişkin İçmimarlar Odası İstanbul Şubesi Başkanı Herdem Süer ise “Burada bir iç mimar olsaydı, iç mimarlık projesi kullanılsaydı bu yangın belki gerçekleşmeyecekti.” diye konuştu.

İŞLETMECİLERİN SUÇ KAYITLARI DİKKAT ÇEKTİ
Ekiplerce, iş yerinin mesul müdürü İ.Ş. (65), iş yerinin ortakları M.M.C. (45) ve Ş.Ş. (50), muhasebeci S.A. (39), işletme müdürü A.A.P. (26), tadilatla ilgili metal işleri sorumlusu K.E. (47), metal işleri firma sahibi Ç.A. (43) ve mobilyacı E.E’nin (40) olduğu 8 kişi gözaltına alındı.
Yapılan çalışmada, İ.Ş, Ş.Ş. ve E.E’nin “kasten yaralama”, S.A’nın “cinsel taciz”, A.A.P’nin ise “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, bulundurmak ya da uyuşturucu madde kullanmak”, “Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet” ve “kasten yaralama” suçlarından kayıtları olduğu belirlendi.

RUHSAT 1987’DE ALINMIŞ
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da yangının yaşandığı yerde incelemelerde bulundu.
İmamoğlu, binanın 1987’de ruhsat verilen bir gece kulübü olduğunu vurgulayarak, “En son itfaiye raporu 2016’da veriliyor. 2018’de bir ruhsat yenilenmesi yapılmış ilçe belediyesi tarafından. Bunlar incelenecek, savcılık da gereken süreci başlatmış durumda. Yapının statik güvenliği ile ilgili arkadaşlarım da burada inceleme yapıyor. Ona göre gerekirse komşuların tahliyesi gibi konularda destek olacağız. Yapı eski bir yapı.” ifadelerini kullandı.

“GİYSİ ODASINA GİDİN HERKES ORADA TOPLANSIN”
Görgü tanıklarından Sema Soğancı olay hakkında şunları kaydetti:
“5-6 dakika geçmeden hemen itfaiye geldi. Patlamalar, çatlamalar, öyle sesler duydum. İçeride insanlar var mı diye merak ettim. İtfaiye geldikten sonra cesetler çıkmaya başladı. İnsanlar bağırış, çağırış gidiyordu. O kadar ani oluştu ki her şey. Deli gibi alevler vardı, ağlamaya başladım, sinirlerim bozuldu. Kimsenin bir şeyden haberi yok çünkü herkes bir yerlere koşturuyordu. Dışarı çıkmakta çok zorlanmışlardır. Daire kapısından çıktıktan sonra birisi ‘hemen giysi odasına gidin, herkes orada toplansın’ demiş çünkü ön kapıdan giriş yokmuş ya da kapı mı kilitliymiş bilmiyorum.”

“İÇERİ GİRENLERİ SİMSİYAH ÇIKARDILAR”
Binanın diğer tarafının otopark olduğunu ve bütün gazın oraya dolduğunu kaydeden Cengiz, “Otoparkın boşaltılması sağlandı. İçeride yaklaşık 60-70 kişinin olduğundan bahsedildi. Sedye üzerinde olan arkadaşları, ekipler sağlam bir şekilde çıkarttı, sonrası daha kötüydü. İçeriye giren arkadaşları, itfaiye ekiplerini simsiyah çıkarken gördük. Gaz inanılmaz derecede yoğundu. Burada ciddi şekilde bir duman akışı vardı. Alevleri burada çok az bir noktada gördük, onun dışında içeriye dolan gazla zehirlenme başladı.” ifadelerini kullandı.

Tadilatta olan işletme yangından önce böyle görünüyordu

Yarın İstanbul’a gidecek olan cenazeler, daha sonra Bulgaristan’a götürülüp toprağa verilecek.
DİTİB Solingen Merkez Camisi’nde düzenlenen cenaze törenine, Türkiye’nin Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul’un yanı sıra, yangında yaşamını yitirenlerin yakınları ile çevre sakinleri katıldı.
Türk kökenli Bulgaristan vatandaşı aynı aileden ikisi bebek 4 kişinin cenaze törenine katılanlar hüzünlü anlar yaşadı.

“DAVAYI FEDERAL SAVCILIK ÜSTLENSİN”
Almanya’da yaşayan avukat Adnan Menderes Erdal, kundaklamaya ilişkin soruşturmayı Alman Federal Başsavcılığı’nın üstlenmesi gerektiği çağrısında bulundu.
Erdal, gazetecilere yaptığı açıklamada, şunları söyledi:
– “Yakılan evde oturanların tamamı yabancı. Alman, Bulgar ve Türkiye Cumhuriyeti resmi makamlarının, milletvekillerinin yangın sürecine ilişkin girişimleri var. Uluslararası ve toplumun tüm kesimlerinde bir ilgi söz konusu. Bu nedenle yangın yerel olma niteliğini yitirdiği gibi tüm Almanya ve Alman devleti için artık bir anlam arz ediyor. Benim diğer davalardan edindiğim tecrübelere göre, Solingen’de Bulgaristanlı 4 soydaşımızın yaşamını yitirdiği kundaklamanın soruşturmasını Karlsruhe Alman Federal Başsavcılığının üstlenmesi gerekiyor.”

Solingen ve çevresindeki, benzin istasyonlarının kamera kayıtlarının değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Erdal, “Bu aşamada aileler avukatlara yetki vererek, avukatlar aracılığıyla soruşturma sürecine müdahil olabilir. Müdahil avukatların derhal şahitler ile konuşmaları gerekiyor. Ailelere tavsiyem, olay gecesi çevredeki gözlemlerini polise anlatmaları” diye konuştu.

Avukat Erdal, yetkili Wuppertal Savcısı’nın ilk gün kundaklamada ırkçı neden olmadığını açıkladığına işaret ederek, “Ancak bir gün sonra ise ‘soruşturmayı tüm yönleri ile sürdürüyoruz’ şeklinde düzeltme yaptı. Savcı böylesi bir değerlendirmeyi tahkikat süreci bitmeden yapmamalıydı. Bu bir usul hatası.” değerlendirmesinde bulundu.

NE OLMUŞTU?
Almanya’nın Solingen kentinin Höhscheid semtindeki 4 katlı binada çıkan yangında aynı aileden ikisi bebek olmak üzere Türk asıllı Bulgaristan vatandaşı 4 kişi hayatını kaybetmiş, ikisi ağır 9 kişi de yaralanmıştı.
Wuppertal Savcılığınca yapılan açıklamada, incelemenin ardından hazırlanan ön raporda, yangının kundaklama sonucu çıktığı belirtilmişti.
Bilirkişi raporuna göre, 24 Mart’ı 25 Mart’a bağlayan gece meydana gelen yangının, eski binanın merdiven boşluğunda başladığı ve “baca etkisi”yle 5 dakika içinde çatıya sıçradığı ifade edilmişti.
Ahşap merdiven boşluğunda bazı kalıntıların bulunduğu, bu kanıtlara göre yangının kasten kundaklama sonucu çıkarıldığı sonucuna varıldığı kaydedilmişti.
Wuppertal Savcısı Heribert Kaune-Gebhardt, yaptığı açıklamada, ellerinde olayla ilgili “yabancı düşmanlığı saiki olduğunu gösteren” bir kanıt bulunmadığını belirtmişti.
SOLİNGEN FACİASI
Almanya’nın Solingen kentinde 29 Mayıs 1993’te Genç ailesinin Untere Werner Caddesi’ndeki evleri kundaklanmış, saldırıda Gürsün İnce (28), Hatice Genç (19), Gülüstan Öztürk (12), Hülya (9) ve Saime Genç (5) hayatını kaybetmişti.
Yakalanan failler Markus Gartmann, Felix Köhnen, Christian Reher ve Christian Buchholz, hapis cezalarını çektikten sonra tahliye edilmişti.
Kimlikleri gizli tutulan saldırganlar, yaşamlarını Almanya’da sürdürüyor.
]]>Sanık F.D. hakkında, “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “terör örgütü faaliyeti çerçevesinde kasten orman yakma” suçundan müebbet, “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçundan 10 yıla kadar hapis, tutuklu A.B. hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçlarından 25 yıla kadar hapis, diğer 10 sanık için ise “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” 10’ar yıla kadar hapis cezaları talebiyle hazırlanan iddianame, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Belgeler, ifade tutanağı, tanık anlatımları, Sarıçam Orman İşletme Şefliği tutanakları, HTS, PTS, dijital veri inceleme kayıtları ve bilirkişi raporlarına yer verilen iddianamede, sanığın kentteki orman yangınlarını terör örgütü PKK’nın talimatıyla çıkardığı anlatıldı.
İddianamede, F.D’nin Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesince aynı suçlama yönüyle yargılaması süren R.B. ile terör örgütü PKK’nın talimatı üzerine 13 Ağustos 2022’de, R.B’nin kullanımındaki araçla gittiği Sarıçam ilçesi Ünlüce ve Çamlıca mahallelerinde 2 ayrı ormanı yakıp Mersin’e kaçtığının tespit edildiği belirtildi.
PKK’NIN TALİMATIYLA KEŞİF ÇALIŞMASI YAPMIŞ
Sanığın yangınları çıkardığını gördüklerini anlatan 3 tanığın ifadelerinin de yer aldığı iddianamede, F.D’nin yangınlar öncesinde de PKK adına sansasyonel eylem arayışında olduğu bilgisine yer verildi.
F.D’nin telefonunun baz istasyonlarından sinyal verdiği adreslerin incelendiği de iddianamede belirtildi. Buna göre Kozan ve Yüreğir ilçeleri arasındaki kırsal alanlara hizmet veren geniş kapsama alanı olan baz istasyonlarından sanığın telefonundan sinyal alındığı, buraların orman yangını çıkan bölgelere yakın olduğunun tespit edildiği iddianamede anlatıldı.
İddianamede, “Sanık F.D. ve R.B’nin birlikte merkez Sarıçam, Kozan ve Aladağ ilçelerinde örgütün talimatıyla keşif çalışması yaptıkları, terör örgütü PKK’nın talimatıyla ormanlarda yangın çıkaran ‘ateşin çocukları’ yapılanmasıyla bağlantılı oldukları tespit edilmiştir.” ifadeleri yer aldı.
PKK’nın keşif ve eylem çalışması adı altında sanığa farklı tarihlerde para gönderdiği iddianamede aktarıldı.
Sanığın PKK’nın keşif ve eylem çalışması adı altında gönderdiği para için A.B. ile irtibata geçtiği anlatılan iddianamede, “F.D’nin PKK terör örgütü adına keşif ve eylem çalışmaları için kullanacağı paraları kendi banka hesaplarını kullanarak temin etmediği, 2022 yılının farklı tarihlerinde A.B’nin parayı parça parça A.E, A.A, A.K, F.K, M.D, M.H.B, M.Ö, S.B, S.İ. ve S.B’nin banka hesaplarına aktardığı, sanık F.D’nin de bu paraları deşifre olmamak için diğer sanıklardan farklı zamanlarda bizzat elden teslim aldığı tespit edilmiştir.” denildi.
İKİ ORMANLIK ALANI YAKMIŞ
F.D’nin terör örgütü PKK’nın talimatıyla sansasyonel eylem arayışında olduğu bilgisine yer verilen iddianamede, şunlar kaydedildi:
“Sanığın, Sarıçam, Kozan ve Aladağ ilçelerinde örgütün talimatıyla R.B. ile keşif çalışması yaptığı, 13 Ağustos 2022’de Sarıçam ilçesi Çamlıca ve Ünlüce mahallelerindeki iki ayrı orman yangınını terör örgütü PKK’dan aldığı talimatla kasten çıkardığı, yangınları 3 tanığın F.D. ve R.B’nin çıkardığını gördüğü ve tanık anlatımlarına göre sanığın yangın sonrasında araçla hızlı bir şekilde bölgeden uzaklaştığı, sanığın aracının yangınların çıktığı saatlerde olay yerine yakın PTS kayıtları ve o bölgede cep telefonunun sinyal kaydının bulunduğu, olay yerinde o saatlerde başka araç ve kişinin tespit edilmediği, Sarıçam’daki 2 ayrı noktada 20 dakika arayla orman yangını çıkardığı değerlendirildiğinde, F.D’nin ‘terör örgütü faaliyeti çerçevesinde kasten orman yakma’ ve ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma’, ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanun’a muhalefet’ suçlarından, terör örgütüne fon topladığı ve F.D’ye yardım ettiği belirlenen A.B’nin ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçlarından, diğer 10 sanığın ise ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçundan cezalandırılması talep olunur.”
]]>Kocaeli Valisi Seddar Yavuz’un ‘sorumluların genel hükümlere göre yargılanması’ görüşünü belirtmesinin ardından yargı süreci başlatıldı. Olayla ilgili bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda hem TMO yetkilileri hem de taşeron firma yetkilileri asli kusurlu bulundu.
Hazırlanan raporda, patlamanın oluş anına dikkat çekildi. Yangının 5’inci katta başladığı ve tozlu ortamın ilk alevlenmesi ile birincil patlamayla alevleri elevatöre taşıdığı ve elavatörlerin baca görevi görerek yangını silolara taşıdığı ve konveyörlerdeki tozların da yanması ile büyük bir basınç ile yangının çıktığı belirtilirken, yanıcı olan patlamanın ikincil patlama olduğu ifade edildi.
TOZ PATLAMASI VE YANGIN OLMAMASI İÇİN EKSİKLİKLER 2021 YILINDA BELİRLENMİŞ
‘Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik’ kapsamında Ağustos 2021 tarihinde yaptırmış olduğu ‘Patlamadan Korunma Dokümanı’nda (ATEX) toz patlaması ve yangın olmaması için gereklilikler ve eksiklikler belirlenirken, bu eksikliklerin giderilmediğine raporda dikkat çekildi. Bilirkişi raporunda, tesisin içinde ve çevresinde toz nedenli patlama olmaması için uygunsuzlukların tespit edildiği, tesisteki elektrik ekipmanlarının ATEXe uygun olmadığını, patlama kapaklarının belirtildiği şekilde düzenlenmediğini ifade edildi.
GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ
‘Patlamadan Korunma Dokümanı’nda tesiste toz kaçaklarının olduğu, konveyörler içinde çalışma olmadığı durumlarda bile hatlar ve çevresinde toz birikintilerinin olduğu, tozun düzenli temizlenmemesi, toz sızdırmazlığının giderilmemesi, elektrik motoru gibi ekipmanların ATEX gerekliliğine uygun exproof ekipman ile sorunların giderilmediği, tesiste bulunan elektrik topraklanmasında uygunsuzluk olduğu belirtildi.
“SORUNLAR, YETKİLİLER TARAFINDAN DİKKATE ALINMADI”
Ayrıca raporda, patlama kapaklarına da dikkat çekildi. Patlama kapaklarının bina dış duvarlarından güvenli alana tahliye edilmesi, bina içi alanlarda alevsiz patlama kapağı kullanımı, patlama söndürme sistemi, elevatör içi alev algılama ve söndürme sistemi kullanılmadığının görüldüğü belirtildi. Hava emiş kanallarının kaçak olduğu, tesisin içine sürekli toz verdiği raporda belirtilirken, hazırlanan Patlamadan Koruma Dokümanındaki sorunların, yetkililer tarafından dikkate alınmadığı bilirkişi raporuna yansıdı.
TMO, TALEBİ REDDETMİŞ
İş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik eksiklikleri tespit edilmesi için nisan ayında TMO Genel Müdürlüğü’nden uzman talebinde bulunulduğu bilirkişi raporuna yansırken, bu talebin uzman görevlendirme yükümlülüğünün aralık ayında başlayacağı gerekçesiyle reddedildiği belirtildi. Müştekilerin ifadeleri kapsamında; siloların olduğu bölgede sigara içilmemesi gereken yerlerde sigara içildiği, hem yükleme hem de boşaltma sırasında şoförlerin sigara izmaritlerini zemine attığı, bununla ilgili birçok kez yangın çıkmasına rağmen yangının su ile söndürüldüğü belirtilirken alınan tek önlemin sigara içilmemesi için uyarı levhaları olduğu ifade edildi.
BAŞMÜDÜR ASLİ KUSURLU BULUNDU
Raporda, yönetmelikteki yükümlülükleri yerine getirmemesi ya da yerine getirmesine yönelik gerekli organizasyonları yapmaması, ‘Patlamadan Korunma Dokümanı’nda belirtilen eksiklikleri gidermemesi, periyodik bakımları zamanında yaptırmaması, düzenli toz temizleme çalışmalarını yürütmemesi gibi nedenlerle patlamadan 2 ay sonra Ankara’da göreve başlayan TMO Kocaeli Başmüdürü Kenan Destici asli kusurlu bulundu.
“ÖNLEMLER ALINMADI”
Hem düzenli toz temizleme çalışmalarını yürütmemesi ve önlemler almaması, taşeron personele etkin eğitim vermemesi, elektrik tesisatı periyodik kontrollerini yaptırmaması, 2023 yılında yapılan topraklama tesisatı periyodik kontrollerinde belirtilen eksiklikleri gidermemesi, iş güvenliği önlemlerinin yeterince yerine getirilmemesi, defalarca yangın olmasına rağmen alanda sigara içilmesine göz yumulması gibi nedenlerle patlamadan 2 ay sonra Sakarya’da göreve başlayan Müdür Yardımcısı Kemal Özkaya ve şef vekili Bahri Babacan da asli kusurlu bulundu.
“HUBUBAT BOŞALTIMI SIRASINDA KATLARDA KAYNAK İŞLEMİ YAPILDI”
Personele iş güvenliği eğitimi aldırmaması, risklere karşı bilgilendirmemesi ve gerekli risk analizini yaptırmaması gibi sebeplerle taşeron firmanın sahibi ile hububat boşaltımı sırasında personele katlarda tamirat yaptırması, olayın olduğu gün geminin boşaltım yaptığı sırada katlarda kaynak işlemi yaptırması gibi nedenlerle taşeron firmanın alan yetkili İsmail Çetin de asli kusurlu bulundu. Toz temizlik çalışması yaptırmaması, toz emme sisteminin etkin çalışma kontrolünü yaptırmaması, alanda sigara içilmesine göz yumulması, iş güvenliği önlemlerinin yeterince yerine getirilmemesi nedeniyle mühendis Ahmet Sert ise tali kusurlu bulundu. Patlama ile ilgili hazırlanacak iddianamenin ardından yargılama süreci başlayacak.
]]>