PARKTA BIÇAKLA YAKALANDI
Olay, geçen yıl 28 Eylül’de, Gazi Caddesi’nde meydana geldi. Arif Ergin, olaydan 2 ay önce boşandığı ve cadde ortasında tartıştığı Zehra Gümüş’ü, yanındaki bıçakla 16 yerinden yaraladı. Gümüş, caddedeki mağazaya sığındı. Bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerinin Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdığı Gümüş, kurtarılamadı. Olaydan sonra oturduğu parkta suç aletiyle yakalanan Arif Ergin, çıkarıldığı hakimlik tarafından tutuklandı.
Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameyle, Arif Ergin hakkında, ‘Boşandığı eşi kasten öldürme, kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Zehra Gümüş
“KULAĞIMA DEDİKODULAR GELİYORDU”
Ergin, Çorum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada, tutuklu sanığın yanı sıra her tarafların yakınları, taraf avukatları ve 11 tanık da hazır bulundu. Arif Ergin savunmasında, şu iddiaları dile getirdi:
– Eşimin sağlık problemleri var denildiği için ailesiyle de görüşme yaptıktan sonra anlaşmalı boşanma yoluna gittik ve boşandık. Zehra Gümüş hastanede hasta bakıcı olarak görev yapıyordu. Eve uzun süre gelmediği günler de olurdu. Hasta baktığını söylüyordu. Tabii kulağıma eşimle ilgili dedikodular da gelmekteydi.
– Ama ben tüm bunlara ihtimal dahi vermiyordum. Bir iş için çarşıda arkadaşımla buluşmuştum. Kahvede oturup çay içerken ayrıldığım eşimi gördüm. Yanında bulunan erkek biraz onun önünden yürüyordu. Ben de peşlerinden gittim, yanındaki erkekle bir mağazaya girdiler ve bir süre sonra da ellerinde poşetlerle dışarı çıktılar.
“MAĞAZA GİRİP BIÇAK ALDIM”
– Ben de yan mağazaya girdim ve bir bıçak aldım. Amacım, olası bir durumda kendimi korumaktı. Bir otomobile bindiler, ben de peşlerinden takip ettim. Otomobilin arkasında ‘Biz bitti demeden bitmez’ yazıyordu. Eşimin sosyal medyasında da aynı yazı vardı. Bir mağaza önünde durdular. Birbirlerine sarılarak ayrıldılar. Sonra yanına gittim ve ‘Benden bu adam için mi ayrıldın’ diye sordum. Bana, ‘Bu dünyada sen de çocuklarım da artık benim için yok’ diyerek tepki gösterdi. Daha sonra neler olduğunu hatırlamıyorum.
“ALDATTIĞI İÇİN ÖLDÜRDÜM”
Duruşmada, mahkeme başkanı “Şimdi sana bir soru soruyorum, Zehra Gümüş’ü sen mi öldürdün?” dedi. Tutuklu sanık ise “Evet ben öldürdüm” diye cevap verdi.
Mahkeme başkanının “Peki neden öldürdün?” sorusuna ise sanık “Ben eşimi çok seviyordum” cevabını verdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Böyle sevgi olmaz, böyle sevmeyin. Zaten boşanmışsın, bu kadın senin için mülk değil. Tarla değil, arsa değil, neden cinayeti işledin?” dedi.
Arif Ergin ise “Beni aldattığı için öldürdüm” diye yanıtladı. Duruşma, tanıkların dinlenmesi ve eksik evrakın tamamlanması için ertelendi.
]]>İmamoğlu ve Koç, Battalgazi Mahallesi’ndeki semt pazarı ziyaretinde, vatandaşların ve esnafın yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Vatandaşlardan gelen öneri, şikayet, talep, destek ve temennileri alan İmamoğlu’nun Sultanbeyli’deki ikinci adresi, Turgutreis Mahallesi oldu.
İmamoğlu, 31 Mart 2019 yerel seçim kampanyasının, 16 Ocak 2019’da gerçekleştirdiği ilk pazar ziyaretinde tanıştığı Mahruze Keleş’in evine, Koç ile birlikte konuk oldu.

5 YIL SONRA YİNE BİR ARAYA GELDİLER
İmamoğlu ve Mahruze Teyze, yaklaşık 5 yıl sonra tekrar bir araya geldi. Mahruze-Hasan Keleş çifti, İmamoğlu’nu, ana menüsünde ketenin bulunduğu mükellef bir sofrada ağırladı. İmamoğlu, kendisini, “Senin için sabaha kadar yatmadım. Vallahi senin sevdiklerini hep yaptım” sözleriyle karşılayan Keleş’e sofrayı göstererek, “Ne güzel şeyler yapmışsın” şeklinde yanıtladı. Renkli sohbetin bundan sonrası özetle şöyle gerçekleşti:
Keleş: Yine kavuştuk Allah’a şükür.
İmamoğlu: Allah ayırmasın.
Keleş: Amin.
İmamoğlu: Maşallah iyi gördüm sizi.
Keleş: Ben iyiyim de adam hasta.
İmamoğlu: Niye?
Hasan Keleş: Yaşlılık. O kadar rahatsızlık olacak.
“ALLAH’IN İZNİYLE MAHRUZE ABLA’NIN OYUNU ALMAYA GELDİK”
Sohbetin bu noktasında Mahruze Keleş’in annesi telefonla kızını aradı.
Keleş: Ana, sonra konuşalım. He ana. E kim gelecek, Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu geldi. Bak, selamımı söyle diyor.
Telefonu alan İmamoğlu: Ellerinden öperim. Tanıştık annemle. Sağ ol anneciğim, sağ ol. Allah’ın izniyle Mahruze Abla’nın oyunu almaya geldik. Alıp gideceğiz. Yok yok, yine biz dua isteriz, başka bir şey istemeyiz.
Keleş: Canın sağ olsun. Senin aha bu gelmen yetti bana zaten. Senin aha bu güler yüzün, öyle gelmen, böyle alçak gönüllülüğün, milletle böyle açık açık konuşmam… Yani vallahi tatlı dil, güler yüz… Cehennemi de buradan götürüyor, cenneti de aha bu dilimiz.
İmamoğlu: Öyle öyle. Ne güzel söyledin.
Keleş: Her şeyi buradan götürüyoruz. Ne yapalım? Hepimizi Allah yarattı. Allah yaratmazsa biz buralara gelmezdik.

GAZETECİLER SORDU: “OY VERECEK MİSİNİZ?” KELEŞ: “E DEDİM YA, ‘SENİNLEYİM’ DEDİM
Esprilerin ve kahkahaların havada uçuştuğu sohbetin son bölümlerinde gazeteciler, Keleş’e, “Mahruze Hanımcığım, oy verecek misiniz? 2019’dan beri bu soruyu çok merak ediyoruz” sorusunu yöneltti.
Keleş’in soruya yanıtı, “E dedim ya, dedim ya. ‘Seninleyim’ dedim” oldu. Keleş, gazetecilerin ikinci olarak sorduğu, “Bu eve pek çok isim girdi. Sayın İmamoğlu’yla olan ilişkiniz ne durumda artık” soruyu ise, “Valla bunun güler yüzü, tatlı dili yeter. Benim oğlum gibi seviyorum. Başkalarını böyle davet etsem gelmezlerdi. Telefon açsam, hemen ‘Alo.’ Kendi çıkıyor. Benim kıza kan lazım olmuştu. Cenazemiz de vardı. Hastaneye yatmıştı, Zeynep Kamil’e. Ölümüzü bıraktık, hemen Başkanımı aradım. Ne edeyim’ O yanı da aradım. Aramaz değilim. Oradan hiç ses çıkmadı. Bunu aradım, ‘Tamam Mahruze Abla’ dedi. Hemen hastaneyi ayağa kaldırmış. Hastanede bana, ‘İmamoğlu senin neyin’ diye sordular. ‘Kardeşim’ dedim” şeklinde yanıtladı.

İMAMOĞLU: “OY VERSE DE VERMESE DE İNSAN SEVİLMEZ Mİ?”
Gazeteciler Keleş’e, “O zaman önce gönlünüzü, şimdi oyunuzu mu kazandı” sorusunu yöneltince, İmamoğlu araya girip, “Önce duasını, sonra gönlünü, sonra oyunu” dedi.
Keleş, İmamoğlu’nu, “Doğru, evet. Allah. Allah’a kurban olayım. Allah ne derse, o olur” sözleriyle onayladı. İmamoğlu ise, gazetecilerin, “Keteyi yediniz mi” sorusuna, “Aldım, aldım, arabama aldım” yanıtını verdi. İmamoğlu, Keleş ailesinin evinden ayrılırken kendisine yöneltilen, “Herkesin oyunu alırım, demiştiniz dün de yine meydanlarda. En zor AK Parti seçmeni Mahruze Keleş’in de oyunu almış gibi görünüyorsunuz…” sorusuna da “Şöyle. Hep söylerim; insana emek önemli. İnsanın gönlüne girmek önemli. İnsanın duasını almak önemli. Ben hep diyorum; önce duasını alırsın, sonra gönlünü kazanırsın, sonra oyunu alırsın. Oy nasip. Yani ben şöyle… ‘Oyunu istiyorum. Oy oy oy…’ Yani oy verse de vermese de insan sevilmez mi? Ben herkesi seviyorum. Oy verse de olur, vermese de olur. Ama bugün ‘Oyumu vereceğim’ diyorsa, Allah razı olsun. Ben de ona layık olurum yani” şeklinde yanıtladı.
Keleş, İmamoğlu’nu evinin balkonundan el sallayarak uğurladı.
İMAMOĞLU VE KELEŞ’İN HİKAYESİ
31 Mart 2019 yerel seçim kampanyasının temeline, “partisinin en az oy aldığı ilçelere ziyaretleri” oturtan İmamoğlu’nun pazarda karşılaştığı, o dönemde 60 yaşında olan Mahruze Keleş ile yaşadığı diyalog, İstanbul kadar, tüm Türkiye’nin gündemine oturmuştu.
İmamoğlu’nun siyasetçi olduğunu öğrenen Keleş, diyalogun başında hayat pahalılığından yakınmış ve CHP adayına nereli olduğunu sormuştu.
İmamoğlu’ndan “Trabzon” cevabını alan Keleş, “Ben de Gümüşhaneliyim” yanıtını vermişti.
İmamoğlu’nun CHP adayı olduğunu öğrenen Keleş, “Sen Tayyip Erdoğan’a bağlı değilsen, sana oy yok” karşılığını vermişti.
Keleş, İmamoğlu’nun, “Ben CHP’nin, İBB Başkan adayıyım” demesi üzerine, “Yok yok, onlardan iş olmaz. Sana börek, kete yaparım ama oy vermem” yanıtını vermişti. Bunun üzerine İmamoğlu, “Senden oyunu değil, duanı istiyorum. Seçimi kazanacağım ve evinize geleceğim, böreklerinizi, ketelerinizi yiyeceğim, enerji alıp, 5 yıl deli gibi çalışacağım” karşılığını vermişti.
İBB Başkanı olduktan sonra sözünü tutan İmamoğlu, 6 Ağustos 2019’da, Sultanbeyli Turgutreis Mahallesi’ndeki evinde ziyaret etmişti.
İmamoğlu’nun ardından, dönemin İBB Başkan adayı Binali Yıldırım ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Keleş ailesinin evine ayrı ayrı ziyaretlerde bulunmuştu.
]]>Taş ailesinden Orhan Taş, Serhat Taş, Halil Taş ve Mehmet Can Taş ile Alyamaç ailesinden Mehmet Emin Alyamaç, Selim Alyamaç, Muhammed Alyamaç, Yunus Alyamaç ve Ömer Alyamaç hayatını kaybetti, yaralanan Ahmet Alyamaç ve M.A. ise hastanede tedaviye alındı.
Olaydan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11’i tutuklu, 11’i firari toplam 31 şüpheli hakkında hazırladığı 151 sayfalık iddianame 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
İddianamede, 31 sanıktan 26’sı hakkında ‘Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 5’er kez ağırlaştırılmış müebbet, kavgaya müdahale eden güvenlik güçlerine yönelik açılan ateş nedeniyle de ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 117’şer yıldan 180 yıla kadar, 5 sanık hakkında ise ‘Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 338’er yıldan 530 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

‘YAKINIMA, AYAK DİPLERİMİZE, TRAKTÖRÜN CAMLARINA İSABET EDİYORDU’
İddianamede şüpheliler ve sanıkların yanı sıra olaya ilk müdahale eden ve üzerlerine ateş edilen 9 jandarma personelinden O.A., Y.A., M.Ç., A.Ç., A.A., M.R.Y., S.S., İ.A., ve F.S.’nin ifadelerine de yer verildi.
Olay yerine vardıklarında yaşadıklarını anlatan M.R.Y., şöyle konuştu:
-Rampa yukarı 10 metre ilerledik. Yanımda Y.A. vardı. O sırada A.A. aracı stop ediyordu.
-Karşılaştığım manzara; tankerin lastiğine Muhammed Alyamaç, oturur vaziyette pantolonu kanlı bir şekilde yaslanıyordu, Şahin Alyamaç isimli üstü çıplak şahsı tankerin arka kısmına ayakta yaslanır halde gördüm. Boş arazide yerde sırtüstü uzanan ve bilinci kapalı gözleri açık vaziyette yatan kişinin ismini sonradan Ömer Alyamaç olarak öğrendim.
-Şahin Alyamaç’ın oğulları olan Barış ve Ferat Alyamaç isimli kardeşler de ağabeyleri Muhammed’in yanında bizi görünce bağırarak yardım istemeye başladılar. ‘Üzerimize ateş açıldı’ dediler.
-Bu şahısların üzerlerinde silah ve delici kesici alet görmedim. A.A. ve Y.A. ile 2 traktörün arasında yerde yatan Ömer Alyamaç isimli şahsın yanına gittik. Şahsın nabzını ben kontrol ettim, nabız olduğunu ve kalp atışı duyduğumu Y.A.’ya bildirdim.
-Karakol komutanımız A.A.’ya talimat verdi, makam aracını çekip yaralıları tahliye etmemizi söyledi. Aracı yukarı çıkarmayı başardı.
-Yaralı Ömer Alyamaç’ı çekerek alacağımız esnada yukarı tepelerden üzerimize ateş açıldı ve ben öndeki traktörün arkasına siper aldım.
-Siper aldığım traktörün alt ve yan kısmında 20 civarı boş kovan ve 2 Kalaşnikof şarjörü gördüm. Ateşin tepe bölgelerde geldiğini anladım. Ancak tepe bölgesini gözetlediğimde kimse göremiyordum. İsabet almadım ancak yakınıma, ayak diplerime ve traktörün camlarına isabet ediyordu.

-Mevzi değiştirmeye karar verdim. Makam aracının yanına Muhammed Alyamaç ve Barış Alyamaç siper aldı.
-Ben daha sonra makam aracına yakın olan beton kuyuya koştum. Yanıma Şahin Alyamaç geliyordu.
-Onu çekerek siper almasını sağladım. Ateş devam ediyordu ancak halen göremiyordum ve göremediğimden dolayı karşılık veremedim.
-Başımızın üzerinden mermiler geçiyordu, seslerini duyabiliyordum. Üstümüze ateş açan kişi ve kişileri görmedim ancak yakalanmaları halinde kendilerinden şikayetçiyim.
‘DUR, JANDARMA’ DEMEME RAĞMEN ÜZERİMİZE ATEŞ EDİLDİ’
O.A. da ihbarla olay yerine gittiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
-Bir anda üzerimize ateş edilmeye başlandı. Asker Y.A., yaralıların olduğu bilgisini verdi.
-Bunun üzerine traktörlerin sağ tarafında bulunan tepeye doğru korumalarımla birlikte koşarak çıkmaya başladık. Bu sırada üzerimize yoğun şekilde ateş edilmeye devam edildi. Çok yakınımızdan geçen mermiler oldu.
-Personellerime mevzi almalarını emrettim, yerde hareketsiz yatan bir şahsı, hücum yeleği ve omzunda askı kayışıyla asılı uzun namlulu silahı olan şahsın sürükleyerek geriye doğru uzaklaştırdığını gördüm.
-Bu sırada ‘Dur, jandarma’ diyerek şahısların teslim olmalarını söyledim. Şahsın yanına doğru hareket etmeye başladığım esnada üzerime tekrar ateş edilmeye başlandı.
-Kendimi yan tarafa doğru atarak siper aldım, siper aldığım yerin üzerine mermiler isabet etti. Personellerden S.S.’nin ateş etmek için kalktığı sırada üzerine gelen ateşten korunmak maksadıyla kendini yan tarafa attığında yamaç aşağı doğru sürüklendiğini gördüm.

-Ona yakın olan F.S.’nin ivedi bir şekilde silah arkadaşının vurulduğunu düşünerek yanına koşmasını emrettim. Ben de direkt ateşin geldiği yöne doğru ateş ettim. Bir süre sonra gözetlemek için kafamı kaldırdım. Tepe üzerinde hareketsiz yatan birden fazla kişinin olduğunu gördüm.
-Yaklaşık 200 metre ileride ambulansın olduğunu, onun yanında yeşil tonlarında bir araç olduğunu gördüm. Bu sırada tekrar üzerimize doğru 1-2 el ateş açıldı.
-Tekrar mevzi aldım bir süre sonra kafamı tekrar kaldırdığımda ambulans ve yanındaki araç oradan ayrılmıştı.
-Personeller ile ivedi bir şekilde hareketsiz yatan şahısların yanına himayeli bir şekilde yaklaştık, personelim S.S.’ye şahısların nabızlarını kontrol ettirdim, diğer personelim F.S.’ye de 112’yi arayarak olay yerine ambulans istemesini söyledim.
‘TAKİP ETTİĞİMİZ ARAÇTAN BİZE ATEŞ EDİLDİ’
M.Ç. de olay yerinde araçtan indikten sonra kendilerine doğru hakim tepeden ateş edildiğini fark ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
-Yerde sırtüstü yatan bir şahıs vardı. Hareketsiz olarak yatıyordu ve Ahmet Alyamaç isimli şahıs, bu şahsa bakarak bana ‘öldü’ dedi ve ağlıyordu.
-Ahmet Alyamaç’ın elinde silah görmedim. Arka yere dolandığımda beyaz renkli aracın içerisinde bazı şahısların bindiğini gördüm.
-Yaklaşık olarak 200-250 metre mesafedeydi. Arazide beyaz araçla yaklaşık olarak 10-15 dakika kovalamaca yaşadık. Arazide ekinlerin içinde çok hızlı bir şekilde gidiyordu. Önümüzde bulunan aracın sol arka kapısı açılarak bize doğru ateş edildi.
-Yanımda bulunan A.Ç.’nin tarafından da aracın bulunduğu istikamete doğru havaya ve 10-15 el ateş edildi ama şahıslar durmuyordu.
-Aracın içinde en az 3 kişi olduğunu düşünüyorum. Araç ekinlerin içinde çok hızlı ilerliyordu, ben arkasındaydım. Aracın 2 kere hızdan hakimiyetini kaybettim ama geri topladım.
-Şahıslar bölgeyi ve araziyi bildikleri için biçilmemiş arazinin içinde çok hızlı gidiyordu. Ben mesafeyi kapatamadım. Şahıs Serçeler Mahallesi mevkisine doğru gitti. Kastel tarafına döndüm ancak aracı bulamadık.
-112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradım aracın bilgilerini verdim. Kaçması sebebiyle yol kontrolünde yakalanması için bilgileri verdim.
]]>