Dumlupınar Mahallesi’ndeki bir restoranda gerçekleşen buluşmada, İmamoğlu ve Balyalı birer konuşma yaptı. Birbirinden farklı toplum kesimi ve meslek gruplarından oluşan 117 kanaat önderine konuşan İmamoğlu, 2019 yerel seçim sürecinde yaşanan mazbata krizini ve seçim iptali sürecini anlattı.
İmamoğlu “Seçimi kazanan bir insanın karşısına dikilerek, uyduruk bahanelerle… Sandıkta ‘teröristler’ vardı. Hiç unutmuyorum bakanın tarifini; ‘Sandıkta 700 terörist tespit ettik’ demişti. Terörle bağlantılı ve bu ve buna benzer sebeplerle, aynı zarftan çıkan 4 oyun, sadece bir tanesini iptal ettiler. 4 oy çıkıyor ve 1 tanesini iptal ediyorlar. Düşünsenize; yani o sandık başındaki ‘700 terörist’, 4 oyun 3’ünü sayarken sorun çıkarmıyor, ama Ekrem İmamoğlu’nu sayarken problem çıkarıyor minvalinde. Kime anlatsanız gülerler. Ama bu trajikomik durum, aynı zamanda beni çok derin üzen bir konudur. İptal edildi seçimimiz. Ardından milletimiz hassasiyet gösterdi ve işin farkını daha farklı bir boyuta taşıyarak, bana görevi tevdi etti” dedi.

PANDEMİ VE EKONOMİK KRİZİ ANLATTI
Göreve geldikten 6 ay sonra pandemi ve ekonomik kriz ile uğraşmak zorunda kaldıklarını hatırlatan İmamoğlu “Yani ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diyerek, ekonomi kurallarını ne yazık ki altüst eden bir anlayış, bizleri dünyanın en yüksek enflasyonuna, paramızı pul eden anlayışa, bankalarımızı krize sokan, güvensiz bir piyasa hareketi oluşturan bir sürece evirdi. Cebinize 14 yıl önce giren 200 lira, 130 doların üzerinde dolar satın alıyordu. Şu anda 6 dolar satın alabiliyor. Çökerttik paramızı. son periyotta, bir 10 yıllık döneme bir bakın. 10 yıl içerisinde kötü hamleler bizi buraya kadar taşıdı. Bu ekonomik kriz de bizimle beraber yürüdü bu beş yıllık süreç içerisinde” diye konuştu.
“ANKARA’DAN ESEN KRİZ RÜZGARI”
Görev süresi boyunca soruşturmalar ve uyduruk davalarla, siyasi yasaklarla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken İmamoğlu “Hiçbir gün olmadı ki Ekrem İmamoğlu, sabah kalktığında, Ankara’dan esen bir kriz rüzgarı esmiş olmasın. Yani aşağı yattılar Ekrem İmamoğlu, yukarı kalktılar Ekrem İmamoğlu Böyle bir zaman dilimiyle 5 yıl geçti” dedi.

“VATANDAŞTAN SADECE YOKSULLUK DİNLİYORUZ”
5 yıllık dönemde sosyal yardımları 6 katına çıkardıklarını vurgulayan İmamoğlu “Peki keyiften mi yaptık bunu? Hayır. İnsanımızın zorda olduğunu, sıkıntıda olduğunu, taleplerin arttığını gördüğümüz için. Peki neyle gururlanırsın? Elbette vatandaşımın yoksulluğunda, ihtiyacında ona yetişebilmenin, ona katkı sunabilmenin Türkiye’deki ekonomik koşulların sıkıntıya soktuğu insanlarımızın yanında olabilmenin gururunu yaşarım. Ama keşke milletimizin zenginliğiyle gurur duyabilseydik. İstanbul gibi bir şehirde, sadece ve sadece insanlarımızdan yoksulluk dinliyoruz. Emeklilerimizin derin yoksulluğunu dinliyoruz. Çocuklarımızın okula aç gitmesini duyuyoruz. Ve politikalarımızı buna göre büyütmek zorunda kalıyoruz. İnsanlarımızın yanında olmak zorunda kalıyoruz” dedi.
“DALGA GEÇTİKLERİ HİZMETLERİMİ VAAT EDİYORLAR”
İmamoğlu şunları söyledi:
* “Bizim çocuklara süt dağıtmamızla dalga geçtiler. Şimdi biz ne vaat ettiysek, aynı vaatleri bu seçimde veriyorlar. Versinler. Bizim her vaadimiz insanımız için. Bizim vaatlerimizi bir başka partinin, bir başka adayın kullanması tam aksine mutlu eder. Kullansınlar. Ama zamanında dalga geçtikleri bazı hizmetlerimizi bugün sahiplenerek ifade etmeleri, şunu da gösteriyor; iyi bir muhalefetin bu şehre, bu ülkeye aslında farklı açılımları getirebildiğini de gösteriyor. Bu bağlamda biz, güçlü bir muhalif düşünceyi iktidara taşımanın da gücünü yaşıyoruz ve taşıyoruz. Ama bu iktidarın bir farkı var. Bizim iktidar yürüyüşümüz, siyasi parti iktidarının ötesinde bir yürüyüştür. Yani biz, partiler ötesi bir ittifakı kurup, toplumsal bir ittifak üzerinden, bir nevi ayağa kalkışı, bir nevi dirilişi, bir nevi güçlü bir siyasal değişimi var edebilme yürüyüşüdür. Bu bağlamda ben, sorumluluğumu görüyorum. Bunun ana merkezi de İstanbul’dur. Bunu İstanbul’dan başarabiliriz. Bu çok başka bir yere doğru gider.”

“EN BAŞARILI 5 YILINI YAŞATTIK”
Halk Süt, Anne Kart, Kent Lokantaları, Bölgesel İstihdam Ofisleri başta olmak üzere İBB’nin sosyal hizmetlerinin gördüğü ilgiye vurgu yapan İmamoğlu “İddia ediyorum, sosyal politikalarda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı 5 yılını bu şehre yaşattığımızı düşünüyorum. Ve bundan asla geride durmuyorum bunu söylemekte” dedi.
“AYNI ANDA 10 METRO YAPMAK CİĞER İSTER”
İkinci başlık olarak da bu şehre kalkınmacı ve icraatçı bir dönem yaşadıklarını anlatan İmamoğlu metro yatırımlarından örnek verdi. İmamoğlu şunları söyledi:
* “Aynı anda 10 metroyu yapabilmek, ciğer ister. İyi bir planlama ister. Bunların hiçbiri hikaye değil. Bizi kirletiyorlar. ‘Efendim biz başlamıştık.’ Neye başlamıştınız? ‘Biz başladık’ dediğiniz metroların 6 tanesine başlamamıştınız bile. Sadece ihalesini yaptınız. Şantiyeyi kurdunuz. Başka bir şey yok. Projesi yok. Kaynağı yok. Metro, öyle kolay iş değil. Projesini bulamamışsın. Bir kuruş para kaynak bulamamışsın. Hepsi stop etmiş. Hatta bunlar, 2015-16-17’de ihale edilen işler. Hatırlarsanız; rahmetli Kadir Topbaş görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı. O dönemde atanan diğer belediye başkanı sayın Uysal, geldiğinde bu projelerin, bu ihalelerin tamamını iptal etmişti.
* Kıyamet kopunca -yanlış bir işlem çünkü- tekrar o vatandaşlara tebliğ ile ihalelerin devam ettiğini bildirmişti. Çünkü parası yok, pulu yok. Peki biz ne yaptık? Biz, tam 1.6 milyar Euro bu işlere kaynak bulduk. Ve bu zor ekonomik koşullarda bulduk. Peki aklınıza şu gelmiyor mu? ‘Ya Ekrem Başkan, sen dış kaynak dış kaynak diyorsun da niye devletin kurumlarından para almadın da gittin dışarıdan aldın?’
* İki sebebi var. Birincisi; yurt dışından çok daha uzun vadeli, 10 yıla varan uzun vadeli kaynaklar bulabiliyoruz. İkincisi; devlet kurumlarından bu hemşehrinize, bu kardeşinize, belediye başkanlığı döneminde bir kuruş lira bile vermediler. Bir kuruş lira. Devletin bankaları, kurumları… İller Bankası dahil. Bize 1 lira bile vermediler.Yatırımlarda da Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı 5 yılını icraatçı ve kalkınmacı alanda yaptığımızı iddia ediyorum. Bu iddiam da yine rakamlarla sabittir.”
“PARTİCİLİK, PARTİZANLIK YAPMADIK”
İmamoğlu, üçüncü başlığın adaletli şehir var etmek olduğunu dile getirerek açılan kreşleri, üniversite öğrencilerine verilen bursları, yurtları anlattı. İmamoğlu “Bir; sosyal politikalarda Türkiye Cumhuriyeti’nin en başarılı 5 yılı. İki; kalkınmacı, icraatçı bir politika noktasında Türkiye’nin en başarılı 5 yılı. İddiamız budur. Hesap veriyorum. Üçüncüsü; adaletli bir yönetim olma konusunda da en başarılı, en adil yönetim olduğumuzu düşünüyorum” dedi. İmamoğlu, belediye olarak particilik ve partizanlık yapmadıklarını vurguladı.
“BU ŞEHRİN 1 LİRASINA LEKE GETİRMEDİK”
İmamoğlu şunları belirtti:
* “2014-2019 döneminde geliri, bizim dönemden 2.5 milyar dolar daha fazla. Harcamalar bizim dönemde, bizden önceki 5 yıldan 4.2 milyar dolar daha az. Bizim dönemde gelir de 2.2 milyar az. Hem aldığımız para az ve harcadığımız para çok az. Bütün bu başarıları ona rağmen yaptık. Ve bizim bizden önceki beş yılda yani 2014-2019’daki demir rakamıyla bugünün demir rakamıyla kıyaslayamazsınız bile. Bir de bizim dönemde inanılmaz bir emtia farkı da var. Buna rağmen biz bu işleri başardık.
* Peki nasıl oldu? İsrafı engelledik, tasarruf yaptık. Ona, buna dağıtmadık. Milletin parasın vallahi millete dağıttık. Başka hiçbir şey yapmadık. Ve ben hep söylüyorum. Bereket bir kavramdır. Bereket tariflenebilir. Ekonomik kurallar üzerinden ticaret kuralları üzerinden gerçekler ama bir de tariflenemeyen bereketin manevi tarafı da vardır. Biz bu şehrin belediyesini yönetirken o kasanın, o bütçenin parasına el değmeyecek diye bir karar verdik. Eksiğimiz, hatamız olabilir ama biz bu şehrin 1 lirasına bile bir leke, bir zeval gelmemesi için çok etkin çalıştık.”
“YAZIKLAR OLSUN”
Bütün bunları tek başına başarmadığını arkasında 90 bin liyakatli, ahlaklı bir kadro olduğunu vurgulayan İmamoğlu “Her ne kadar bakanlar çıkıp benim yanımda çalışanlara ‘belediyede şu kadar terörist var’ diye anons etme hadsizliğini yapmış olsalar da sonrasında ne o sandıkta bir tane buldular, ne de İBB’de bir tane terörist buldular. Yazıklar olsun. Başka bir şey demiyorum. Yazıklar olsun. Ama biz milletin evladı 90 bin çalışanımızla, yöneticileriyle bu başarılar elde ettik” dedi.
“BİR KİŞİ NE DERSE O OLUYOR, BUNU DEĞİŞTİRMEK ZORUNDASINIZ”
İmamoğlu şöyle devam etti:
* “Mesela Ekrem İmamoğlu’na hiç kimse, bir kişi olarak talimat veremez. Ama 16 milyon bana talimat verir. Biz talimatı da uyarıyı da ikazı da öneri noktasında 16 milyon insanı birinci sıraya koyarız. Bizim karşımızdaki anlayış artık şuna evrildi; bir kişi ne derse o oluyor. Bunu değiştirmek zorundasınız. Bunun A partisi, B partisi yok. Bugün bu anlayışın ülkeye de zararı var kendi partilerine de zararı var. Böyle siyaset olmaz. Böyle anlayış olmaz.
“KAPIMI ÇALAMADILAR”
* Siz, kimi seçeceğinize karar verin. Bir kişiden talimat alanı mı seçeceksiniz? Ortak akılla doğruları yapma gayretinde milletiyle beraber, milletiyle şeffaf düşüneni mi? Pendik’te de öyle, İstanbul’da da öyle. Biz buna talibiz. Ben 39 kuz ilçeye eşit hizmet taşıdım. Niye biliyor musunuz? Ben Beylikdüzü’nde belediye başkanıyken benim kapımı çalamadılar. Telefonumu açamadılar. Randevu vermediler. Niye? CHP’li ya Ekrem İmamoğlu, vermeyin. İlçeme bir kez ziyarete gelmez mi büyükşehir yöneten bir belediye başkanı. Peki ilçemde iş yapmaz mı, vallahi yapmadılar. Biz her yerde yaptık. Partizanlığı o anlamda da bitirdik.
“ÇARPILIRLAR EKREM’LE YAN YANA GÖRÜNÜRLERSE”
* Pendik’e en az 25 defa gelmişimdir. Ben yapılmamışı yapıyorum. Belediye başkanına mutlaka haber verdiririm, davet ederim. Ben Pendik Belediyesini ziyaret ettiğimde bir kez masaya oturduk. Ondan sonra sayın başkanı, 20 kez davet ettiğim bir açılışa, bir toplantıya bir buluşmaya, bir şantiye ziyaretine bile bak gelmemiştir demeyeceğim, gelememiştir. Gelemez. Çarpılırlar Ekrem’le yan yana görünürse bunlar. Bir kişi onlara parmağını gösterir.”
“KORKUYU SİLİN ATIN”
Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ilçede dönemin başbakanının katılacağı İSKİ açılışına kendisini nasıl zorla davet ettirdiğini anlatan İmamoğlu, sözü en son yaşanan davet krizine getirdi. İmamoğlu, şunları söyledi:
* “Bana 5 yıl üzerine ilk kez bir davet geldi. Ben de çıktım otobüsün üstünde dedim ki ‘Allah razı olsun. 5 yıl üzerine beni ilk kez davet ettiler’ dedim. Aday hemen yetişti; ‘Ne daveti? Yok öyle bir davet. Nereden davet edildi? ‘ Sanki davet etmek ayıp. Davet etmek bizim kültürümüzde var. Davete icabet de bizim kültürümüzde var. Sonra bakanlık tutuştu. Sonra belediye aradı, ‘acaba sehven mi yolladık?’ Yahu telaşa bakar mısınız? Bu ne biliyor musunuz? İşte o bir kişiden talimat almanın, o bir kişinin yarattığı korku. Bu korkuyu silin atın kardeşim. Korku duvarlarını yıkın. Cumhuriyet rejimi var bizde. Demokrasi var.
* Cumhuriyet ve demokrasinin olduğu yerde yönetici, vatandaşına had bildiremez. Yönetici, vatandaşının karşısında haddini bilen olur. Öyle had bildirmek yok. O bakımdan diyorum ki biz fikri hür, vicdanı irfanı hür, sizinle konuşan, sizi dinleyen, sizin düşüncelerinizi alan yasaya, hukuka uygun bir süreç yöneten, ahlaklı, erdemli, partizanlık yapmayan, particilik yapmayan iki adayınız var. Birisi Pendik’te Tarık Balyalı. Öbürü İstanbul’da Ekrem İmamoğlu. Biz oyunuzu istiyoruz sevgili hemşerilerim. Oyunuza zeval getirmeyiz. Oyunuzu gururla taşırız. Karşılığını veririz. Halkımıza veririz. Milletimize veririz. Bu şehrin evlatlarına veririz.
“UNUTUN BÜTÜN SİYASİ EZBERLERİNİZİ”
* Unutun bütün siyasi ezberlerinizi çünkü biz de unuttuk siyasi ezberlerimizi. Bir başka bir memleket hayal ediyoruz. İnsanların birbirine karşı siyaset üzerinden düşmanlaştığı değil, siyaseti ideolojiyi bir zenginlik olarak görüp bu ülkenin bu şehrin bütün etnik gruplarını, bütün kültürlerini, bütün inançlarını, her şeyini kol kola omuz omuza bir şehir ve bir ülke var etme çabası içindeyiz.”
]]>
‘‘Yapılan hareketin kişinin fiziksel uygunluğuna göre modifiyesi (hareketi kişiye uygun hale getirmek) veya farklı varyasyonu (çeşitlilik yani aynı hedefe hizmet edecek başka bir hareket) yapıldığı takdirde yanlış egzersiz diye bir şey olmayacaktır’’ dedi ve bu konuda sık yapılan hataları ve doğrularını şöyle açıkladı:
Kendini tamamen yormak vücudu geliştirmez!
Egzersiz yaparken yorulmak çok normaldir. Ancak yorulma ve vücut gelişimi arasında doğru bir orantı yoktur. Ne kadar çok yorulursan o kadar doğru bir egzersiz yapmış olduğun anlamına gelmez. Kendini egzersiz esnasında olabildiğince yormak, günlük hayatta yaşam kaliteni düşürecek ve vücuda olumsuz etkileri sebebiyle vücut gelişiminin artması bir kenara, zararları dahi olabilmektedir. Bu durum sizi hedeflerinizden tamamen uzaklaştırabilir. Kişisel egzersiz eğitmeni tarafından kişinin fiziksel uygunluk parametreleri göz önünde bulundurularak ihtiyaçlarına yönelik dizayn edilen programda hangi kasları, hangi açılarda ne kadar çalıştırmak gerekiyorsa o kadar çalışma yapmak ve bu gelişimi hangi egzersiz hareketi, sıklığı, temposu ve süresi sağlıyorsa o yolda ilerlenmelidir.
Kaslı bir görünüm için ağırlık çalışmak tek şart değildir
Ağırlık çalışmadan istediğiniz kaslı vücuda ulaşmanın mümkün olduğu elbette söylenemez ancak bu konuda yapılması gereken tek şey ise ağırlık çalışmak değildir. İstediğiniz kaslı görüntüyü yakalamak için önemli olan nokta vücudun yağ oranıdır. Bu da beslenme ve egzersiz ile doğru orantılıdır. Doğru yağ oranına ulaşacağınız beslenme sistemi ve egzersiz hareketleriyle birlikte ağırlık çalışmak, istediğiniz vücuda kavuşmanızı sağlayacaktır.
Aç karınla egzersiz yapmak daha faydalı değildir!
Egzersiz aç karınla ya da tok karınla yapılır şeklinde bir söylem yanlıştır. Her şeyde olduğu gibi bu durumda kişiye, ihtiyaçlara ve hedeflere göre değişen bir durumdur. Örneğin aç karınla egzersiz yapmaya başladığınızda düşen kan şekeri sebebiyle vücut ihtiyaç duyduğu enerjiye sahip olamayacağından çeşitli olumsuzluklarla karşılaşılabilirsiniz. Ancak bazı bireyler için süreç bu şekilde olmayabilir. Bu nedenle bireyin sağlık parametreleri göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. Yemekten hemen sonra egzersiz yapmak da besinlerin yeteri kadar sindirilmemesinden kaynaklı sorunlar doğurabilir. Genel bir çerçeveden yorumlamak gerekirse doğru egzersiz zamanı, yemek yedikten 2-3 saat sonrası olacaktır.
Arkadaşınızda işe yarayan size iyi gelmeyebilir
Yapılan en büyük yanlış ise arkadaş çevresinden duyulan egzersiz hareketleriyle yola çıkıp aynı programı uygulamaktır. Herkesin metabolizması, vücut yapısı, yağ ve kas oranı farklı olduğu için yapılması gereken hareketlerde bu doğrultuda değişecektir. Arkadaşınızla hedefleriniz aynı olsa dahi bu tür farklılıklar sebebiyle yapmanız gereken hareketler, beslenme tarzları ve dinlenme süreçleri gibi etkenler farklılık gösterebilir. Bu yüzden onların yaptığı sistemlerle bir noktaya varmaya çalışmak, sizi hedeflediğiniz noktaya daha yavaş götürebilir ya da vücudunuza zarar vererek sizi bu hedeften tamamen uzaklaştırabilir. Egzersize başlamadan önce yapmanız gereken en önemli şey, sağlık kontrolünden geçtikten sonra bir kişisel egzersiz uzmanına danışmaktır. Bu sayede size özel planlanmış programlar sayesinde yapamadığınız bir hareket ve yanlış egzersiz de kalmaz. Yani egzersizle hedeflediğiniz noktaya daha sağlıklı ve en kısa yoldan ulaşabilirsiniz.
]]>