Yaş – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Fri, 26 Jul 2024 21:05:23 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Deprem bölgesindeki çocuklarla ilgili çarpıcı açıklama: 8 yaşındaki çocuklar… https://www.foxhaber.com.tr/deprem-bolgesindeki-cocuklarla-ilgili-carpici-aciklama-8-yasindaki-cocuklar/ https://www.foxhaber.com.tr/deprem-bolgesindeki-cocuklarla-ilgili-carpici-aciklama-8-yasindaki-cocuklar/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:05:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=9160 TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Çocuk Hakları Alt Komisyonu, AKP Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu başkanlığında toplandı.

Komisyonda Kızılay Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ramazan Saygılı, Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Kurtuluş Açıksarı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bilir ve Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yeşim Ünal Kılıç, deprem bölgelerindeki çocukların durumuna ilişkin sunum yaptı. 

KOMİSYON DEPREM BÖLGELERİNİ ZİYARET EDECEK

“Kriz ortamlarında çocuklar” üst başlığı altında deprem mağduru çocuklar konulu bir rapor hazırlığının sonuna geldiklerini belirten Katırcıoğlu, komisyon olarak mayıs ayının son haftası Malatya, Diyarbakır ve Şanlıurfa’yı ziyaret edeceklerini, temmuz ayında komisyonu sona erdireceklerini söyledi. 

Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Kurtuluş Açıksarı, deprem bölgesinde “3 bin 179 çocuğa 16 milyon 919 bin 500 TL nakit desteği sağlandığını, 102 bin 331 çocuğa toplamda 159 milyon 588 bin TL nakit desteği verildiğini” söyledi.

Haliç Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Dr. Yeşim Ünal Kılıç, UMKE (Uluslararası Medikal Kurtarma Ekipleri Derneği) ile birlikte saha çalışmalarına da katıldığını belirterek, gözlemlerine ilişkin yaptığı sunumda, “Ailesinden uzakta kalan çocuklar da daha ciddi reaksiyonlar var. Yuvalarda kalan, uzuv kayıpları olan kronik hasta olan ve refakatçisi olmayabilen çocuklar var” dedi. 

“İNTİHAR YAŞI DÜŞTÜ”

Konteyner kentlerde çocukların oyun alanlarının olmadığını belirten Kılıç, konteynerlerde lavabo ihtiyacının kısıtlı olması nedeniyle çocuklarda alt ıslatma oranının yüksek olduğuna dikkat çekti. Akran zorbalığının da çok yaygın olduğunu belirten Kılıç, afet bölgelerinde intihar vakalarının arttığını söyledi. Kılıç, şunları kaydetti:

“Burada, galiba, en önemsediğimiz şeylerden biri … Ben yirmi yıldır afetlerde çalışan bir psikoloğum, ilk defa böyle bir sahada şöyle bir yardım istendi benden. Uzmanlarımız intihar vakalarında ciddi artış görüyorlar ve yaş oranı çok düştü. Yani 8 yaşında intihar girişiminde bulunmuş insanlardan bahsediyoruz. Afet bölgelerinde özellikle kırsallarda. Acile başvuranlar açısından da önemli oranlarda çocuk yaşta intihar düşüncelerinin ve girişimlerinin arttığını görüyoruz.” 

“ERGEN ÇOCUKLARDA  MADDE KULLANIMI ARTTI”

13-18 yaş arasındaki ergen yaşlardaki çocuklarda madde kullanımının arttığını söyleyen Kılıç, “Sahada özel gereksinimi olan çocuklar olduğunu biliyoruz. Sahada hiç görülmediği kadar engelli çocuk var. Sahada dağıtım faaliyetleri görüyoruz. Ötekine kırmızı ayakkabı verilip diğerine verilmediği kırmızı ayakkabı travması yaratmayalım” dedi. 

Milletvekilleri, sunumun ardından yetkililere sorularını sordu.

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın kayıp çocuklar iddiasını yalanlayarak “1912 çocuğumuzdan bir tanesinin bile kayıp olması durumunun söz konusu olmadığı” yönündeki sözlerinin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra 2,5 yaşındaki Alya Kılıç’ın Elazığ’da defnedildiğinin ortaya çıktığını söyledi. Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği’ne deprem mağdurlarının kaçırıldığı yönünde bilgiler geldiğini kaydeden Ayan, “Bununla ilgili bilgiler şifahi değil çünkü başvuran aileler. Bizim bir an önce bunun cevabını bulmamız lazım. Bu çocuklar nerede, kaçırıldı mı cemaatlere mi verildi” diye sordu.

“1886 KAYIP İHBARINDAN 301 ÇOCUK AİLELERİNE TESLİM EDİLDİ”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bilir, Kunt’un sorularına şu yanıtı verdi:

*Sayın Bakanımızın kastettiği orada bin 912; bize gelen bin 912 çağrı, bin 88 de tekil ihbar söz konusu oldu.

*Biz bu bin 912 vakayla ilgili tek tek tüm araştırmaları TÜBİTAK’ın görsel derin görü sistemini de kullanarak, Adalet Bakanlığımızla iş birliği içerisinde gidip morglardaki çocuklarımızın görsellerine kadar tarayarak, Sağlık Bakanlığımızdan sağlık sistemi içerisinde tamamen kişiye özel verilerin korunması hususiyetine de dikkat ederek, hastanelere deprem nedeniyle gelen tüm çocuklar dâhil olmak üzere buralarda görsel karşılaştırmaları dâhil evrak, DNA ve benzeri her türlü karşılaştırmalar dâhil sonucunda bize gerek tekil ihbar olarak gerek de bize iletilen bin 912 vaka olmak üzere biz buradaki tüm çocuklarla ilgili tüm taramalarımızı yapmış ve gerekli aile birleştirmelerini, gerekiyorsa ailesi bulunamıyorsa koruma altına alma süreçlerini ve vefatsa vefat tespitlerini yapmış durumdayız.

*Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kayıp çocuklarla ilgili sürecin başından beri içerisinde.  Bize 2 bin 500’e yakın ihbar geldi, 1088’e düşürdük.

*Şu an için de bize yeni kayıp ihbarı gelmedi. Bin 866 ihbardan aile ve aile yakınlarına teslim edilen 301 çocuk. 567 vefatını tespit ettiğimiz çocuklar. Bin 912 çocukla ilgili de bin 874’ünü ailesiyle buluşturduk.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/deprem-bolgesindeki-cocuklarla-ilgili-carpici-aciklama-8-yasindaki-cocuklar/feed/ 0
İSİG: Nisanda 163 işçi hayatını kaybetti https://www.foxhaber.com.tr/isig-nisanda-163-isci-hayatini-kaybetti/ https://www.foxhaber.com.tr/isig-nisanda-163-isci-hayatini-kaybetti/#respond Wed, 17 Jul 2024 21:23:11 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8936 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi Nisan 2024’e ilişkin İş Cinayeti Raporu’nu açıkladı.

Rapora göre nisan ayında en az 163 işçi hayatını kaybetti.

Yaş dağılıma göre incelediğinde ise 14 yaş ve altı 2 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 3 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 27 işçi, 30-49 yaş arası 64 işçi, 50-64 yaş arası 51 işçi, 65 yaş ve üstü 8 işçi, yaşını bilmediğimiz 8 işçi hayatını kaybetti.

Raporda, 2024’ün ilk dört ayında ise 597 işçinin hayatını kaybettiği belirtilerek “2024 yılının ilk dört ayında (Ocak’ta 161, Şubat’ta 149, Mart’ta 124 ve Nisan’da 163 olmak üzere) ise en az 597 işçiyi; yani her gün “en az” 5 işçiyi iş cinayetlerinde kaybettik…” ifadelerine yer verildi.

İSİG tarafından yapılan açıklamada “Raporumuzu İstanbul Beşiktaş Gayrettepe’de 16 katlı bir binanın eksi 1. ve eksi 2. katında faaliyet gösteren Masquerade Club (eski Discorium) adlı gece kulübünde tadilat yapıldığı sırada sahnenin yanında meydana gelen yangın sonucu hayatını kaybeden 30 işçi arkadaşımıza adıyoruz” denildi.

İŞKOLLARINA VE ŞEHİRLERE GÖRE DAĞILIM

Nisan ayında iş cinayetlerinin işkollarına ve şehirlere göre dağılımı ise şöyle oldu:

İnşaat, Yol işkolunda 51 işçi; Tarım, Orman işkolunda 36 emekçi (8 işçi ve 26 çiftçi+2 balıkçı); Konaklama, Eğlence işkolunda 20 işçi; Taşımacılık işkolunda 10 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 8 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 3 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Metal işkolunda 2 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 6 işçi hayatını kaybetti.

46 ölüm İstanbul’da; 7 ölüm Antalya’da; 6 ölüm Sakarya’da; 5’er ölüm Manisa ve Muğla’da; 4’er ölüm Adana, Adıyaman, Ankara, Hatay, Konya, Mersin, Niğde ve Şanlıurfa’da; 3’er ölüm Aydın, Gaziantep, İzmir, Kocaeli, Osmaniye, Sinop ve Sivas’ta; 2’şer ölüm Balıkesir, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Kahramanmaraş, Kayseri, Kütahya, Ordu, Samsun, Siirt ve Zonguldak’ta; 1’er ölüm Aksaray, Artvin, Bilecik, Çorum, Denizli, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Hakkari, Isparta, Karabük, Kastamonu, Mardin, Şırnak, Trabzon, Tokat, Yalova, Arnavutluk ve Karadağ’da meydana geldi.

Nisan ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı ise şöyle açıklandı:

Ezilme, Göçük nedeniyle 35 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 32 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 27 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 16 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 13 işçi; Şiddet nedeniyle 13 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 7 işçi; İntihar nedeniyle 6 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 4 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 3 işçi; diğer nedenlerden dolayı 7 işçi hayatını kaybetti…

 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/isig-nisanda-163-isci-hayatini-kaybetti/feed/ 0
Bu 5 semptom varsa dikkat… Kolon kanseri olabilirsiniz https://www.foxhaber.com.tr/bu-5-semptom-varsa-dikkat-kolon-kanseri-olabilirsiniz/ https://www.foxhaber.com.tr/bu-5-semptom-varsa-dikkat-kolon-kanseri-olabilirsiniz/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:24:48 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8076 Kolorektal kanser gençler arasında artıyor ancak erken teşhis tam iyileşme şansını artırıyor. Bu da, yorgunluktan karın ağrısına kadar uzanan semptomları bilmenin ve özellikle de birden fazla semptomunuz varsa test yaptırmanızın çok önemli olduğu anlamına geliyor.

Çoğu kolon ve rektum kanseri, organların iç yüzeyinde polip adı verilen küçük büyümeler olarak başlar. Genellikle zararsızdırlar ancak bazen kansere dönüşebilirler.

Ancak polipler genellikle asemptomatiktir, bu nedenle düzenli taramaların yapılması önemlidir çünkü Mayo Clinic’e göre erken aşamalarda bulunanlar genellikle tamamen ortadan kaldırılabilir. Kanser taramasına başlamak için önerilen yaş 45’tir, ancak genetik yatkınlığı, ailede hastalık öyküsü veya diğer kolorektal risk faktörleri olanların daha genç yaşta test yaptırmaları önerilebilir.

Ancak 45 yaşından önce kolorektal kanser belirti ve semptomları gelişen kişiler de tarama yaptırmak isteyebilir. Gastroenteroloji uzmanı Dr. James Cleary, “Eğer bir semptomunuz varsa kolonoskopi yaptırmayı düşünmelisiniz, ancak istatistiksel olarak konuşursak bunlardan iki tanesine sahipseniz riskiniz daha yüksektir ve gerçekten gidip kolonoskopi yaptırmalısınız” dedi.

Dolayısıyla, birçok durum karın ağrısı veya kramp gibi basit görünen semptomlara neden olsa da, her ikisini de aynı anda yaşıyorsanız kanser testi yaptırmayı düşünebilirsiniz.

İşte kolon kanserinin bilmeniz gereken beş semptomu…

DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ

Demir eksikliği anemisi, kolon kanseri belirtisi olabilir.

Dr. Cleary, bunun genellikle kolon kanserinin kanamaya, özellikle de hastalığın başka bir belirtisi olan rektal kanamaya neden olabilmesi nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. Ancak kanama, hastanın farkına varamayacağı kadar mikroskobik düzeyde meydana gelebilir.

Demir eksikliği anemisinin yaygın belirtileri arasında yorgunluk, enerji eksikliği, nefes darlığı ve baş ağrıları yer alır. Demir seviyenizi kontrol etmek için kan testi yaptırabilirsiniz.

BAĞIRSAK HAREKETLERİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

Dr. Cleary, bağırsak alışkanlıklarındaki değişikliklerin de kolorektal kanserin potansiyel bir belirtisi olabileceğini, ancak bunun çeşitli şekillerde ortaya çıkabileceğini söyledi. Örneğin, tümör rektumun aşağısındaysa, bu durum dışkıda daralmaya neden olabilir çünkü dışkının vücudu terk etmek için sıkışması gerekir.

Kolorektal kanser hastalarında tuvalete daha sık gitme, kalem inceliğinde dışkılama ve dışkıda kan gibi değişikliklerin sık görülüyor.

İSTENMEYEN KİLO KAYBI

Dr. Cleary, kasıtsız kilo kaybının kolon kanseri de dahil olmak üzere her türlü kanserin belirtisi olabileceğini söyledi. Bu çok geç evre kolon kanseri olan hastalarda da görülebilir.

İnsanlar istemsizce kilo kaybı yaşıyorsa, doktorlarına görünmeleri ve neler olduğunu anlamaları gerekiyor. Çünkü bu yüksek riskli bir özellik anlamına geliyor.

KARIN AĞRISI

Geçmeyen karın ağrısı, ağrılar veya kramplar da kişinin kolon kanseri olduğunun bir göstergesi olabilir.

Dr. Cleary, “İlginç bir şekilde, kronik karın ağrınız varsa, bunu doktorunuzla konuşmaya değer” dedi.

TÜKENMİŞLİK

Kendinizi sürekli çok yorgun hissetmek de dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur. Bowel Cancer UK’e göre bunun nedeni vücutta sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin bulunmaması olabilir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/bu-5-semptom-varsa-dikkat-kolon-kanseri-olabilirsiniz/feed/ 0
TÜİK açıkladı: En popüler isimler belli oldu https://www.foxhaber.com.tr/tuik-acikladi-en-populer-isimler-belli-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/tuik-acikladi-en-populer-isimler-belli-oldu/#respond Fri, 07 Jun 2024 21:21:46 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8036 Türkiye İstatistik Kurumu’nun ‘İstatistiklerle Çocuk, 2023’ çalışması yayımlandı. Buna göre Türkiye nüfusunun yüzde 26’sını çocuk nüfus oluşturdu.
 
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2023 yıl sonu itibarıyla, Türkiye nüfusu 85 milyon 372 bin 377 kişi iken bunun 22 milyon 206 bin 34’ünü çocuk.

ÇOCUK NÜFUS ERİYOR 

Çocuk nüfusun %51,3’ünü erkek çocuklar, %48,7’sini kız çocuklar oluşturdu. Çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun %48,5’ini oluştururken bu oran 1990 yılında %41,8 ve 2023 yılında %26,0 oldu.
 
Nüfus projeksiyonlarına göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında %25,6, 2040 yılında %23,3, 2060 yılında %20,4 ve 2080 yılında %19,0 olacağı öngörüldü.

EN YÜKSEK ORAN ŞANLIURFA’DA 

ADNKS sonuçlarına göre illerin toplam nüfusları içindeki çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, %44,4 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini %40,5 ile Şırnak, %38,2 ile Ağrı ve Muş izledi.

1 MİLYON 35 BİNDEN FAZLA DOĞUM

Doğum istatistiklerine göre 2022 yılında canlı doğan bebek sayısı, 1 milyon 35 bin 795 oldu. Doğan bebeklerin 531 bin 946’sı erkek, 503 bin 849’u ise kız oldu. Canlı doğan bebeklerin %96,8’ini tekil, %3,1’ini ikiz, %0,1’ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu.

BEKLENEN YAŞAM SÜRESİ 

Hayat Tabloları, 2020-2022 sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 77,5 yıl, erkekler için 74,8 yıl ve kadınlar için 80,3 yıl oldu.
 
Türkiye’de 7 yaşına ulaşan bir çocuğun kalan yaşam süresinin ortalama 71,4 yıl, erkek çocuklar için 68,7 yıl ve kız çocuklar için 74,1 yıl olduğu görüldü. Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki çocuklar için bu süre 63,5 yıl oldu. Erkek çocuklar için bu süre 60,8 yıl iken kız çocuklar için 66,2 yıl oldu. Bu yaş için kız ve erkek çocuklar arasındaki beklenen yaşam süresi farkının 5,4 yıl olduğu görüldü.

EN POPÜLER İSİMLER

2023 yılında doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Alparslan, Yusuf ve Göktuğ; en popüler kız bebek isimleri ise Asel, Zeynep ve Defne oldu. Doğan erkek bebeklerin 8 bin 957’sine Alparslan, 5 bin 538’ine Yusuf, 5 bin 361’ine Göktuğ, kız bebeklerin 8 bin 114’üne Asel, 7 bin 614’üne Zeynep, 6 bin 895’ine ise Defne ismi verildi.
 
Türkiye’de 2023 yılında 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Mehmet; kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Yağmur olduğu görüldü.

OKULLAŞMA ORANI

Milli Eğitim Bakanlığı örgün eğitim istatistiklerine göre okul öncesi eğitim seviyesinde beş yaş net okullaşma oranının, 2021/’22 öğretim yılında %81,6 iken 2022/’23 öğretim yılında %85,0 olduğu görüldü. Beş yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için %85,2, kız çocuklar için %84,7 oldu.
 
İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2022/’23 öğretim yılında %93,8, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı %91,2 ve ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı %91,7 oldu.

ÇOCUK EVLİLİKLERİ

Evlenme istatistiklerine göre 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarının resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında %7,3 iken bu oran 2023 yılında %1,9’a düştü. Diğer taraftan, aynı yaş grubunda olan erkek çocukların resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında %0,5 iken bu oran 2023 yılında %0,1 oldu.

Boşanma davaları sonucu, velayeti anneye verilen çocukların oranı %74,9 oldu

ÖLÜM HIZI BİNDE 9  

Ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre 2009 yılında bebek ölüm hızı binde 13,9 iken 2022 yılında binde 9,2’ye düştü.

Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2009 yılında binde 17,7 iken 2022 yılında binde 11,2’ye düştü. Beş yaş altı ölüm hızı cinsiyete göre incelendiğinde, 2009-2022 yılları arasında beş yaş altı ölüm hızının erkek çocuklar için binde 18,5’ten binde 12,1’e, kız çocuklar için binde 16,8’den binde 10,2’ye düştüğü görüldü.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/tuik-acikladi-en-populer-isimler-belli-oldu/feed/ 0
Özel: Beka sorunu her dört gençten üçünün bavulları zihninde toplamış olmasıdır https://www.foxhaber.com.tr/ozel-beka-sorunu-her-dort-gencten-ucunun-bavullari-zihninde-toplamis-olmasidir/ https://www.foxhaber.com.tr/ozel-beka-sorunu-her-dort-gencten-ucunun-bavullari-zihninde-toplamis-olmasidir/#respond Fri, 07 Jun 2024 09:03:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=8012 Bilkent Üniversitesi Sosyal Demokrasi Topluluğu tarafından Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Konser Salonu’nda Gençlik Buluşması düzenlendi. Gençlik Buluşması’na CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmacı olarak katıldı. Özgür Özel’e CHP Genel Sekreteri ve aynı zamanda Bilkent Üniversitesi akademik kadrosundan Doç. Dr. Selin Sayek Böke, CHP Parti Meclis Üyesi ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen ve Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner eşlik etti.

“CHP GENEL BAŞKANI VE CHP’NİN BİRİNCİ PARTİ OLDUKTAN SONRA KATILDIĞIM İLK TOPLANTI”

Sözlerine Bilkent Üniversitesi’ne gelmekten duyduğu memnuniyeti anlatarak başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Üniversitelere çok gittim bundan önce de Bilkent Üniversitesi’ne çokça geldim ama bu Genel Başkan olarak ve 47 yıl sonra CHP birinci parti olduktan sonra katıldığım ilk toplantıdır ve bu yüzden benim için çok anlamlıdır” dedi.

“MECLİS’TE TARTIŞMALI OTURUMLARDA DUYMADIĞIM BİR HEYECANI DUYUYORUM”

Meclis’i kastederek 600 kişilik salona alışkın olduğunu ifade eden Özel, “Meclis’te de 600 tane sandalye var. Genelde bu 600 kişinin 350 kadarının benden hoşlanmamasına alışkınım. Bazen 350’si birden sıra kapaklarına vururken kalp atışımın 60’dan 62’ye çıkmamasına da alışkınım ama burada o kadar çok sevmeyenimin olmadığını da biliyorum. 600 kişinin karşısında o çok zorlu oturumlarda o çok kavgalı oturumlarda sonunda dört tonluk kürsünün devrildiği tartışmalı oturumlarda duymadığım bir heyecanı duyduğumu ifade etmek isterim” dedi.

“14 VE 28 MAYIS SÜRECİNDE BÜYÜK BİR HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADIK VE YAŞATTIK”

CHP’deki değişim sürecine değinen Özel şunları söyledi:

* “CHP’de 14 ve 28 Mayıs sürecinde siz  gençlere daha önceden verdiğimiz sözü tutamamanın, Cumhuriyet’in kurucu partisi olup 100’üncü yılında yapılacak seçimlerde Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye’yi yönetecek kadroların; Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına, kurucu liderine husumet duyanlar değil, minnet duyanlar olması gerektiği gerçeği ile bir mücadele verip çok umutlanıp çok umutlandırıp; aslında çok çalışıp sonra da büyük bir hayal kırıklığı yaşadık ve yaşattık.

* Sonrasında CHP’de bir kurultay süreci, bizim deyimimizle bir değişim süreci yaşandı. Ben her seçim sonucunun siyasilere yazılan birer mektup olduğunu, sandıktaki kolektif birleşmiş aklın, hatta sandığa gitmeyip konuşmayan aklıbir mesaj verdiğini o mesajı doğru okuyanların siyasette iyiye gittiğini okuyamayanların ise kötüye gittiğini adımın Özgür olduğu inanarak savunan birisiyim.

“SEÇMENİN MESAJINI ALIRSAN DOĞRUYU YAPARSIN, ALMAZSAN TÜKENME SÜRECİN BAŞLAR”

* Seçmenin mesajını alırsan doğruyu yaparsın almazsan tükenme süreci başlar. Biz de ‘100 yılın değişimi, değişimin 100 yılı’ sloganıyla yola çıktık. CHP değişmezse seçmenin sandığa gitmeyeceğini, bizi cezalandıracağını katılım oranlarının düşmesinin iktidar partisine yarayacağını ve küskün muhalif seçmenin bize çok ağır bir bedel ödeteceğini düşündük, savunduk, anlattık ve yola çıktık.”

CHP kurullarının yaş ortalaması verilerini de paylaşan Özel, “43 yaş ortalaması olan bir Parti Meclisimiz var. Yaş ortalaması 46 olan bir Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz var. MYK üyelerimiz gölge kabine olarak görev yapıyorlar. 17 bakan ve bir Cumhurbaşkanına karşılık olarak 18 ismin 9’u kadın 9’u erkek. Tayyip Erdoğan burada tek bir kadın görevlendiriyor, ona da diyor ki ‘Sen Aile Bakanı’sın. Sen dışişlerinden, ekonomiden, eğitimden, kültürden anlamazsın sen aileden anlarsın’ diyor kadına. Bizde 9’u kadın 9’u erkek” dedi.

“GENÇLER, EŞİT TEMSİL VE BİLİM…”

Bu kadroyla birlikte yerel seçimlere yürüdüklerini kaydeden Özel, “Önümüzde açamadığımız devasa bir kapı vardı kale gibi. Siyasetin başarı kapısı bize kapalıydı. Bir cam tavan vardı başımızın üstünde yüzde 25’lik, kıramıyorduk, kıramıyoruz diye de artık zıplamıyorduk. O devasa siyaset kalesinin, kapalı başarı kalesinin üç anahtarı vardı” dedi ve bu üç anahtarın ne olduğunu şu sözlerle anlattı:

* “Üç anahtar tarihten mirastı, emanetti. O üç anahtarı üç deliğe soktuk, teker teker çevirdik  ve siyasetin başarı kapısı açıldı. Bir; Cumhuriyet’i kuran Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’i CHP’nin genel başkanlarına mı emanet etti? Yapabilirdi ama yapmadı. Kendisi aslında askerdi, genel kurmay başkanlarına mı ordu komutanlarına mı emanet etti? Yapmadı. Ne milletvekillerine bıraktı ne de belediye başkanlarına sadece ve sadece gençlere emanet etti. Demek ki başarı kapısının ilk anahtarı gençlere güvenmek, gençlere o emaneti hatırlatmaktı. İlk anahtarı taktık. İkincisi eşit temsildi, kadınların siyasette daha çok olmasıydı. Üçüncü anahtar ise bizi geri bırakan neydi? 200 yıl geç gelen matbaa. Avrupa modern silahlara çalışırken kendi içinde hurafelerle uğraşanlar, donanmayı Haliç’e hapsedenler… Sonra bir gün işgal kuvvetleri geldi sonra beka sorunu. Cumhuriyet bilime, fenne sarıldı. Üçüncü anahtar da bilimdi. Adayları değerlendirirken 330 bin tekil anket yaptık, adaylarımızı 250 bin anketle sahada takip ettik.

“NEREDE GENÇLER VE KADINLAR ADAY OLDUYSALAR BAŞARILI OLDULAR”

* ‘Nerede gençler ve kadınlar aday olduysalar başarılı oldular’ diyen Özel, “Çıkar çevrelerinin en önemsediği belediyelerde bu örgütün gençlik kollarından gelen 30’lu yaşlarının başlarında iyi eğitimli, liyakatli, yabancı dil bilen, dünyayı bilen, Türkiye’yi gören vizyoner arkadaşlarımız oturuyor. Yani bu seçimi CHP nasıl kazandı diye bakanlar o kapıya takılan üç anahtarı ve o üç anahtarın Cumhuriyet’in kuruluş kodları olduğunu bir Osmanlı İmparatorluğu’ndan genç Cumhuriyet’e geçişte kimlerle başarıldı, kimlerle yüründü, nasıl davranıldıysa onun bize rehber olduğunu bilmelerini isterim.”

“BİRİLERİ İNGİLİZ ZIRHLISIYLA AYRILDI, BİZİMKİ KURTULUŞU VE KURULUŞU ÖRGÜTLEDİ”

“Bu seçimde en çok seslendiğim ve bir yerden sonra sesimi duyduklarını gördüğüm gençler kazandı ve kazandırdı” diyen Özel, “Bu ülkede bekâ sorunundan bahsediyorular. Devlet Bey bahseder, Tayyip Bey bahseder. Bir ülkenin bekâ sorunu geleceğini tehdit eden bir büyük sorun ve çoğunlukla işgaldir. Bu ülke bir defa bekâ sorunu yaşadı, matbaa 200 yıl geç gelince yedi ülke geldi istila etti, paylaştılar. Bekâ sorunu olunca birilerini göze alması gerekiyordu. Birilerini çok sevdikleri kırmızı halıyı seriverdiler işgal donanmasına. Bizim her şeyi öğrendiğimiz ve emanetini taşıdığımız Kartal İstimbotu’nun başına çıktı ve yanındaki yaverine ‘geldikleri gibi gidecekler’ dedi. Birileri Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden bindiler gemiye İngiliz zırhlısıyla ayrıldılar. Bizimki Bandırma Vapuru’na bindi, kurtuluşu ve kuruluşu örgütlemeye gitti. O yüzden memlekette bekâ sorunu olunca kimin nasıl davrandığı belli” dedi.

“KÜRT DEMOKRATLARI DA, YALANDAN VE HARAMDAN BIKMIŞ MUHAFAZAKAR DEMOKRATLARI DA DAVET ETTİK”

“Bugün bekâ sorunu her 4 gencinden 3’ünün bavulları zihninde toplamış olmasıdır” diyen Özel konuşmasını şöyle sonlandırdı:

* “En kötüsü yüzde 62, en yükseği yüzde 78 olmak üzere beşten fazla ankette gençler, ‘imkanım olursa yurt dışına gitmek, oraya yerleşmek ve orada yaşamak istiyorum’ diyor. Bu ülkenin yetişmiş, iyi eğitim almış ya da hak ettiği halde o fırsat eşitliğinden yararlanamamış pırıl pırıl gençleri maalesef dünyanın başka ülkelerine gidiyor. Beka sorunu dünyanın başka ülkelerini Türkiye üzerinde hesap yapması değildir, hayal kurması değildir. O hayalleri geri püskürtmesini bildik biliriz. Bir ülkenin gerçek sorunu o ülkenin gençlerini dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurmasıdır. 

* İşte biz bu seçimlerde hiç olmazsa bir seçim daha geleceğini dünyanın başka yerlerinde değil bu ülkede aramak üzere ya da gitse bile dönmeyi düşünerek, gönlünü hiç olmazsa burada bırakarak gençlere bu ülkede hayal kurmaları için birlikte bir şey yapmayı teklif ettik ve onları çağırdık. Sadece sosyal demokratları davet etmedik; yalandan, haramdan bıkmış muhafazakar demokratları da, öyle kaba saba milliyetçilikle değil ama bu ülkenin yarınlarına, birliğine bütünlüğüne önem veren milliyetçi demokratlarına, bu ülkenin toprak bütünlüğüne saygılı Kürt demokratlarına, ortak bir gelecek hayali kurabilen herkesi Türkiye İttifakı’na davet ettik.

“GÖKKUŞAĞI GİBİ FARKLI RENKLERİN YAN YANA VE BİRBİRİNİN İÇİNE VE İŞİNE KARIŞMADAN”

* Bu ülkede ayrılıkları değil, farklılıkları değil ortaklıkları önemseyenleri, bu ülkede farklılıkları risk, tehdit öteki gibi değil farklılıkları güç olarak görenlerin bir arada olmasını önemsedik. Zaman zaman tuhaf istismarlar yaparlar; biz açık açık söyledik doğanın bilinen en eski ve en saygı duyulan doğa olayı gökkuşağıdır. Farklı renklerin yan yana birbirinin içine ve işine karışmadan durabildiği o gökkuşağının ne kadar önemli olduğunu; Türkiye’nin bütün renkleri kucaklamasının ve bunu ortak değerlerle yapmasının mümkün olduğuna inandık. Bu bütün açılardan bakıldığında Türkiye’nin en önemli sorunuydu.

“YARINLARI YENİDEN KURABİLECEK OLANLARLA BİRLİKTEYİZ”

* Hayatımdaki en unutamayacağım günlerden biridir çünkü CHP’nin genel başkanı olduğum ve partinin birinci parti olduğu bir günde gözleri ışıl ışıl ve benim geleceğe yönelik olarak en çok gözünün içine bakmak istediklerimle ve eğer birbirimizin gözünün içine doğru bakıyorsak ve birbirimizi anlıyorsak  birbirimiz için ve ülkemiz için yarınları yeniden kurabilecek olduklarımızla beraberiz.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasını bitirmesinin ardından etkinlik soru-cevap bölümüyle basına kapalı olarak devam etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ozel-beka-sorunu-her-dort-gencten-ucunun-bavullari-zihninde-toplamis-olmasidir/feed/ 0
2 Nisan Otizm Farkındalık Günü: Otizm nedir, belirtileri nelerdir? https://www.foxhaber.com.tr/2-nisan-otizm-farkindalik-gunu-otizm-nedir-belirtileri-nelerdir/ https://www.foxhaber.com.tr/2-nisan-otizm-farkindalik-gunu-otizm-nedir-belirtileri-nelerdir/#respond Fri, 10 May 2024 21:33:47 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7138 Her 40 çocuktan birinde otizm spektrum bozukluğu belirtileri bulunurken, uzmanlar otizmin sıklıkla 1 ila 3 yaş arasında görüldüğüne dikkat çekiyor. Otizm belirtileri arasında başlıca olarak geriliği ve göz teması kuramamak geliyor.

2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ

2 Nisan, Birleşmiş Milletler tarafından 2008 yılında otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan etti.

OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ TARİHÇESİ

2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi. Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

OTİZM NEDİR?

Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan, diğerleriyle iletişim kurmayı zorlaştıran ve engelleyen, karmaşık bir nöro-gelişimsel bozukluk olarak tarif edilir.

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ

Otizm en erken 8 aylıkken bulgu verir. 18 aylıkken testlerle tarama yapıldığında sonuç alınır. Güvenilir bir klinik tanı için 3 yaşı bitirmesi beklenmelidir. Göz teması, seslenildiğinde dönüp bakması ve işaret etmesi normal gelişim açısından önemlidir. Belirtileri otizmle karışan hastalıklar vardır. Özellikle dil sorunlarının bazı formları örtüşür.

– Göz kontağı kuramama,

– Yaşıtlarıyla arkadaşlık kuramama,

– Diğerleriyle eğlence, ilgi veya başarıyı paylaşmaya karşı ilgisizlik,

– Empati eksikliği. Otistikler, diğerlerinin acı ve üzüntü gibi duygularını anlamada zorluk çekebilirler,

– Konuşmayı öğrenememe veya konuşmada gecikme. Otistiklerin % 40’ı asla konuşmaz,

– Sohbet etmeye başlamada zorlanma ya da başlamış bir konuşmayı sürdürmede zorlanma,

– Kalıplaşmış veya sürekli tekrarlanan konuşma,

– Aynı şeyleri yapmakta ısrar, rutine sıkı bağlılık,

– Duyusal az veya çok uyarılma,

– Dinleyicilerinin bakış açısını anlamada zorlanma. Örnek vermek gerekirse, karşısındaki kişinin yaptığı espriyi anlamayabilir. Kelimeleri algılayıp anlar ama ima edileni anlayamaz.

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU ÇEŞİTLERİ

Üç tip otizm spektrum bozukluğu vardır:

Otizm

Buna bazen “klasik” otizm denir. “Otizm” kelimesini duyunca çoğu insan böyle düşünüyor. Otistik bozukluğu olan kişilerde genellikle önemli dil gecikmeleri, sosyal ve iletişim sorunları ve sıra dışı davranışlar ve ilgi alanları vardır. Otistik bozukluğu olan birçok kişi de zihinsel engellidir.

Asperger Sendromu

Asperger sendromu olan kişilerde genellikle daha hafif otistik bozukluk belirtileri vardır. Sosyal zorlukları, sıra dışı davranışları ve ilgileri olabilir. Ancak, genellikle dil veya zihinsel engellilik sorunları yoktur.

Yaygın Gelişimsel Bozukluk

Buna bazen “atipik otizm” veya PDD-NOS denir. Otistik bozukluk veya Asperger sendromu için bazı kriterlere uyan, ancak hepsine uymayan kişilere atipik otizm teşhisi konulabilir. Bu insanlar genellikle otistik bozukluğu olanlara göre daha az ve daha hafif semptomlara sahiptir. Belirtiler sadece sosyal ve iletişim sorunlarına neden olabilir.

OTİZM TEDAVİSİ

Şu anda otizm spektrum bozukluğu (OSB) için tek bir standart tedavi yoktur. Ancak semptomları en aza indirmenin ve yetenekleri en üst düzeye çıkarmanın birçok yolu vardır. OSB’li kişiler, uygun tedaviler ve müdahalelerle, tüm yeteneklerini ve becerilerini kullanma şansına sahip olurlar.

En etkili tedaviler ve müdahaleler her insan için genellikle farklıdır. Bazı durumlarda, tedavi otizmi olan kişilerin normal insanlar gibi yaşam sürmesine yardımcı olabilir. Bu amaçla davranışsal eğitim ve özel terapiler uygulanır. Uygulanacak tedavinin aileye uygun olması da önemlidir. Konuşma terapisi, motor yetenekleri artırmaya yönelik terapiler, sosyal ileşim becerisini kazandırmaya yönelik terapiler uygulanan tedaviler arasındadır.

İlaçlar, depresyon, dikkat eksikliği-hiperaktivite, obsesif kompulsif bozukluk gibi otizme eşlik eden durumlarda kullanılabilir.

İLK BELİRTİLERİ GÖZDEN KAÇIRMAYIN

Çocuk Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Yasemin Topçu, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında otizm spektrum bozukluğuna ilişkin bilgiler verdi. Doç. Dr. Yasemin Topçu, nörogelişimsel bozukluk olan otizm hastalığının nedeninin tam bilinmediğini vurgulayarak, “Otizm bebeklik çağında başlayan, çocukluk çağında da görülebilen bir hastalıktır. Otizmde genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu bilinir. Genetik faktörlerin özel bir önemi vardır ama genetik kökenli olmayan da birçok otizm vakası kanıtlanmıştır. Genetik demek anne ya da babada otizm bulunması demek değildir. Çünkü DNA üzerinde nedeni bilinmeyen bir şekilde ortaya çıkan küçük farklılıklar, anne karnında çocuk gelişirken otizme neden olabiliyor. Çevresel faktörlerde otizme neden olan en önemli sebeplerden biri ise annenin gebelikte geçirdiği hastalıklar ve enfeksiyonlar başta olmak üzere kullandığı ilaçlardır” diye konuştu.

“Çevresel faktörler ve mental gerilik riski artırıyor”

Otizmli çocukların etkilendiği genetik ve çevresel faktörleri Doç. Dr. Topçu, şöyle açıkladı: “Anne karnında radyasyona maruz kalmak, anne ve babanın 40 yaş üstünde olması, erken doğum öyküsünün olması yani 35 haftadan önce ve 2.5 gramın altında doğması çevresel faktörler arasındadır. Bir diğer çevresel faktörler de yeni doğan döneminde yoğun bakımda kalma öyküsü ve kimyasal materyalin yoğun olduğu bölgelerde yaşamaktır. Cep telefonu, tablet ve televizyon gibi teknolojik iletişim araçlarına fazla maruz kalmaları ve sosyal çevreden uzak büyüyen çocuklarda özellikle bu risk faktörü otizmi tetikleyebiliyor. Genetik faktörlere sebebiyet veren durumlar ise Frajil X sendromu, tüberoskleroz gibi bazı özel hastalık gruplarıdır. Sadece mental geriliği olan hastalıklarda da otizm sık olarak görülebiliyor”.

“Konuşma geriliği ve göz temasına dikkat”

Doç. Dr. Topçu, son yıllarda yapılan çalışmalarda 40 çocuktan birinde otizm görüldüğünü ifade ederek, belirtilerini şu şekilde sıraladı: “Otizm sıklıkla 1 ila 3 yaş arasında görülür. Otizmli çocukların en çok ortaya çıkan belirtileri konuşma geriliği ve göz teması kuramamalarıdır. Hastaların 2 aylıktan itibaren başlaması gereken sosyal gülümsemesinin olmaması, agulama gibi konuşma basamaklarının gecikmesi, 1 yaşına geldiğinde çocukların anlamlı bir kelime çıkaramıyor olması, kucağa alınmaktan hoşlanmıyor olması ilk belirtiler olarak ortaya çıkıyor. Dokunmaya hiç cevap vermezler ya da aşırı tepki verirler, oyun çağına geldiği zaman yaşıtlarına ilgi duymazlar ve yaşıtlarıyla birlikte oyun oynamak istemezler. Özellikle senaryoda, oyun kurmada sorun yaşarlar ve cümle kuramazlar. Otizm dediğinizde akla gelen en önemli özellik olan sosyal ve iletişim, etkileşimde kısıtlılık olması, ortak dikkati sağlayamaması ve sosyal hayata uyum sağlayamamasıdır. Günümüzde otizm konusundaki farkındalık arttı. Çünkü aileler artık bilgiye çok kolay ulaşabiliyor ve çocuklarındaki değişimi daha erken fark edebiliyor”.

“Her çocukta belirtiler birbirinden farklı”

Her otizmli bireyin semptomlarının birbirinden farklı olduğunu belirten Doç. Dr. Topçu, “Otizm spektrum bozukluğu denmesinin nedeni belirtilerin ve semptomların farklı veya ağırlık derecesine göre sınıflandırılıyor olmasıdır. Yani bir çocukta bir tek bulgu varken bazı çocuklarda iki ya da üç bulgu olabilir. Hiçbir olgu birbirinin standardı ya da eşi değildir, farklı bulguları bir arada gösterebilir. Otizmli çocukların mental kapasitesi ne kadar iyiyse tedaviden o kadar yarar görürler. Çünkü mental yani zihinsel gerilikle otizm yaklaşık yüzde 30 ila 40 vakada birlikte olabiliyor. O yüzden de mental kapasite ve dil gelişimi ne kadar iyiyse tedaviden yarar görme ihtimali o kadar yüksek oluyor. Erken teşhis de çok önemlidir. Çocuğun durumunda bir farklılık oluştuğu anda mutlaka bir nöroloji, psikiyatr ve psikolog takibinde olması gerekiyor. Fark edilir edilmez çocuğun hangi gelişim alanında gerilik varsa o yönde çocuğa uyarı verilmesi özellikle gerekiyor. Otizm spektrum bozukluğunun ana birim sırasındaki tedavisi bireysel eğitim yani davranış eğitimi ve yapılandırılmasıdır. Daha sonra gelen seçenekler ise eğer otizme eşlik eden dikkat eksikliği, davranış bozukluğu, dürtüsellik, depresyon gibi ekstra psikolojik belirtiler varsa tedavi edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda son dönemde özellikle daha çok ön plana çıkan vitamin destekleri, Omega3 desteği, probiyotikler ve diyet uygulamaları var. Fakat vitamin ve probiyotiklerle ilgili bilgilerimiz çok kısıtlı. Ama genel olarak bir çocuğun eğer bağırsak sistemi ile ilgili kabızlık gibi bir sıkıntısı varsa, kilo almasında ve gelişiminde bir problem varsa biz bu çocukların diyetinin gözden geçirilmesini öneriyoruz. Fakat günümüzde kullanılan yoğun diyet uygulamalarının aslında otizm üzerine kanıtlanmış net bir etkisi yok. Ancak ketojenik diyetin özellikle ağır otizmi olan, davranış bozukluğu olan çocuklarda etkili olduğunu gösteren bazı bilgiler var. Özellikle bazı epilepsi türlerinin de otizm gibi belirti verebileceğini, davranış bozukluğuyla gelebileceğini ve otizm spektrum bozukluğu adı altında hasta araştırırken mutlaka nöroloji değerlendirmenin yapılması gerektiğini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/2-nisan-otizm-farkindalik-gunu-otizm-nedir-belirtileri-nelerdir/feed/ 0
Doğu Karadeniz kırsalı yaşlandı: Kültür aktarımı risk altında https://www.foxhaber.com.tr/dogu-karadeniz-kirsali-yaslandi-kultur-aktarimi-risk-altinda/ https://www.foxhaber.com.tr/dogu-karadeniz-kirsali-yaslandi-kultur-aktarimi-risk-altinda/#respond Wed, 08 May 2024 21:27:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7070 Türkiye İstatistik Kurumu, illere göre yaşlı nüfusu ve yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranını açıkladı. 2023 yılı verilerine göre Türkiye’de 65 yaş ve üstü toplam nüfus 8 milyon 722 bin 806 oldu, bu sayı Doğu Karadeniz’de 438 bin 827 olarak kayıtlara geçti. Doğu Karadeniz’de, kırsaldan kentlere doğru göç hareketliliğinin artması, bölgede demografik yapının değişmesine, köylerin yaşlanmasına neden oldu. 2012’de Doğu Karadeniz’de nüfusun 43’ü kırsalda, 57’si kent merkezinde yaşarken, son yıllarda kırsalda yaşayan nüfusun oranı yüzde 17’ye geriledi. Kırsaldan göç edenlerin yaş aralığının 15-39 olması, kırsalda yaşlı nüfusun kalmasına da yol açtı.

KIRSAL NÜFUS YÜZDE 7’YE DÜŞTÜ

Doğu Karadeniz’de göç olgusu, nedenleri, sonuçları ve önlemlerine ilişkin çalışmalar sürdüren Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Gözübüyük Tamer, genç nüfusun kent merkezlerine göç etmesinin; kültürel kimliğin ve yerel değerlerin kaybıyla sonuçlandığını belirtti.

Prof. Dr. Tamer, “Doğu Karadeniz’deki kırsal nüfus konusunda daha net ve kesin konuşabilmek için TÜİK verilerine bakmamız gerekiyor. 2023 yılının TÜİK verilerine göre, Türkiye nüfusu 85 milyon 372 bin 377 kişi olarak belirlendi ve toplam nüfusun yüzde 93’ü il ve ilçe merkezlerinde, yüzde 7’si ise kırsalda, belde ve köylerde yaşamakta. Doğu Karadeniz’e baktığımız zaman, kırsal alandaki nüfusta, belde ve köylerdeki nüfusta bir azalma var. Doğu Karadeniz’deki illerin Artvin’den başlayıp, Rize, Trabzon, Gümüşhane, Giresun, Ordu ve Bayburt’un nüfusu da 2 milyon 819 bin bin 312 kişi olarak açıklandı. Bu nüfus, Türkiye nüfusunun yaklaşık 3,36’sına tekabül ediyor. Doğu Karadeniz’de il ve ilçe merkezleri ile kırsal nüfusun oranı 2023 yılı itibarıyla yüzde 83’ü il ve ilçe merkezlerinde, yüzde 17’si ise kırsal alanda yaşamaktadır” dedi.

NÜFUSUN YARISINDAN FAZLASI KENTLERE GÖÇTÜ

Doğu Karadeniz’de kırsal nüfusun yıllar bazında sürekli azalma eğiliminde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tamer, göçü etkileyen en önemli faktörün ekonomi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Geçmişe gittiğimiz vakit 2000’li yıllarda nüfusun yarısı il ve ilçe merkezlerinde, yarısı kırsal alanda yaşarken; kırsaldaki nüfusun yıllar içerisinde giderek azaldığını görebiliyoruz. 2007 yılında Doğu Karadeniz’de özellikle nüfusun yüzde 56’sı il ve ilçe merkezlerinde yaşarken; yüzde 44’ü kırsal alanda yaşıyor. Bu rakam 2012’de yüzde 57 ve yüzde 43’e tekabül ediyor. Yıllar bazında geriye dönüp baktığımızda, nüfusun azaldığını söylememiz mümkün. Fakat bu iller bazında dönemsel değişiklikler de gösterebiliyor. Kırsaldan göçün olmasında önemli faktörün ekonomi olduğunu söyleyebiliriz. Kamusal hizmetlerin eksikliği, sosyal yaşamdaki yetersizlikler de insanların göç kararı almasına vesile olabiliyor.”

“KÜLTÜREL AKTARIM DURMA NOKTASINDA”

Kentlere göçün demografik yapıyı değiştirmesine ek olarak kültürel aktarımı da durma noktasına getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Tamer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kırsal nüfusun, şehir merkezlerine göç etmesiyle şehirde de demografik yapıda bir dönüşüm yaşanması, altyapı hizmetlerinde, sağlık ve sosyal alanlarda bir baskı oluşturarak dezavantajlı bir durum yaratmakta. Bu göçlerle beraber sadece demografik değişim gerçekleşmiyor. Aynı zamanda kültürel değerlerimizi koruyacak olan esas; ocak dediğimiz birimlerin de kırsal alanda maalesef elimizden kayıp gittiğine şahit olabiliyoruz. Bu da aidiyet bağının, kültürel bağların aktarılması konusunda maalesef bir boşluk yaratılmasına neden oluyor. Özellikle kültürel kimliğin ve yerel değerlerin kaybı söz konusu olabilir. Kırsalı tamamen boşaltıyorsunuz. Kırsalın boşaltılması bu anlamda bu değerlerin aktarımını sağlayabilecek olan nüfusun da şehre akmasına neden olabiliyor.”

“TEK BİR POLİTİKA UYGULANMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Özellikle genç nüfusun kentlere gittiği bilgisini paylaşan Prof. Dr. Tamer, Doğu Karadeniz’deki köylerin giderek yaşlandığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Doğu Karadeniz kırsalından göç eden yaş grubuna bakıldığında, Türkiye geneline paralel bir şekilde 15-39 yaş arasındaki genç nüfusun kırsal alandan kentlere göç ettiğine şahit oluyoruz. Bunun sonucunda nüfusun yaşlanması var, kırsal alanın tamamıyla yaşlılara bırakılması var, yaşlıların da sağlık hizmetlerine erişim güçlüğü nedeniyle göç etmesi durumu da var. Yaşanan göç hareketinin sonuçlarına karşı tüm iller için tek bir politika uygulanması ya da tek bir tedbirin alınması mümkün değil. Dolayısıyla farklı kırsalın özelliklerini dikkate alarak, politika önerisine gidebiliriz. Belki kırsal teşviklerle bu nüfusun o yörede kalması sağlanabilir. Bölge genelinde çok fazla meslek lisemiz var. Bu meslek lisesindeki müfredatın bölgenin ihtiyaç uygun olarak revize edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Buradan mezun olan öğrenciler, bölgenin ihtiyaç duyduğu alanlarda istihdam edilebilirlerse, bu genç nüfusu bölgede tutabiliriz. Dinamik, üretken, genç bir nüfusun nimetlerinden bölge olarak yararlanabiliriz diye düşünüyorum.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/dogu-karadeniz-kirsali-yaslandi-kultur-aktarimi-risk-altinda/feed/ 0
Uzmanlardan kolon kanseri uyarısı… 50 yaş altında daha da çok görülecek https://www.foxhaber.com.tr/uzmanlardan-kolon-kanseri-uyarisi-50-yas-altinda-daha-da-cok-gorulecek/ https://www.foxhaber.com.tr/uzmanlardan-kolon-kanseri-uyarisi-50-yas-altinda-daha-da-cok-gorulecek/#respond Fri, 03 May 2024 21:03:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6865 Hazırlanan yeni raporlar ve yapılan araştırmalar son günlerde uzmanların birbiri ardına endişe verici açıklamalar yapmasına neden oluyor. Kanserin görüldüğü yaş aralığının değişikliğe uğraması ve 50 yaş altında vaka sayısının artış göstermesi bilim insanlarını alarma geçirdi.

Amerikan Kanser Derneği tarafından ocak ayında yayınlanan bir raporda kanserin, 65 yaşın üzerindeki kişilerde görülme sıklığı azalsa bile, 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlarındaki insanlar arasında kolorektal kanser oranlarının hızla arttığını öne sürüldü.

50 YAŞ ALTINDAKİ ERKEKLERDE KANSERDEN ÖLÜMLERİN SEBEBİ

Gastrointestinal Kanserler Merkezi’nin eş direktörü ve aynı zamanda Yale Kanser Merkezi’nde tıbbi onkolog olan Dr. Michael Cecchini, “Ne yazık ki her yıl daha büyük bir sorun haline geliyor” dedi. Cecchini, ayrıca sözlerine erken başlangıçlı kolorektal kanserlerin 1990’ların ortasından bu yana yılda yaklaşık yüzde 2 oranında arttığını ekledi: “Bu artış, kolorektal kanseri, Amerika Birleşik Devletleri’nde 50 yaşın altındaki erkeklerde kanserden ölümlerin en büyük nedeni ve 50 yaşın altındaki kadınlarda kanserden ölümlerin ikinci önde gelen nedeni haline getirdi.”

GENÇ OLDUĞU İÇİN TARAMA YAPILMADI

ABD’nin çok okunan gazetelerinden New York Times’ın hazırladığı haberde; 30’lu yaşlarında kolon kanserine yakalanan Marisa Peters, hastalığın nasıl teşhis edildiğini anlatıyor. Peters, aslında yıllardır tuvalete gittikten sonra tuvalet kağıdında kan, dışkısında değişiklikler ve kaka yapma dürtüsünü kontrol etmekte zorluk gibi semptomları yaşadığını belirtiyor.

Ama 30’lu yaşlarındaydı, sağlıklıydı ve fiziksel olarak aktifti. Herhangi bir karın ağrısı yoktu ve doktorlar bu semptomları hemoroit veya ilk oğlunun doğumundan sonra normal doğum sonrası değişiklikler olarak değerlendirdi. Peters, üçüncü çocuğunu doğurduktan ve dışkı kıvamında değişikliklerle birlikte rektum kanamasının kötüleştiğini gördükten sonra 2021’de bir gastroenterologu ziyaret ettiğinde, acil kolonoskopi yapıldı ve kolorektal kanser olduğu ortaya çıktı.

Belirtilerinin ilk ortaya çıkışının üzerinden dört ya da beş yıl geçmişti. Ancak Peters, yine de bir kanser teşhisi beklemiyordu.

Peters gibi genç yaşta kolon kanserine yakalanan vaka sayılarındaki trajik artış üzerine bilim insanları özellikle gençlerde kolorektal kanserin neden arttığı üzerine odaklandı.

RUTİN TARAMALAR İÇİN ÖNERİLEMEYECEK KADAR GENÇLER

Kolon ve rektum kanserleri pek çok benzerliğe sahip ve genellikle kolorektal kanser adı verilen tek bir kategoride toplanır. Ancak çalışmalar, teşhislerdeki artışın temel olarak rektal kanserlerdeki ve kolonun sol veya distal tarafında, rektumun yakınında bulunan kanserlerdeki artıştan kaynaklandığını gösteriyor.

UTHealth Houston’da doçent ve kanser araştırmacısı olan Caitlin Murphy, “Bu belki de neler olup bittiğini anlamak için önemli bir ipucu sağlayabilir” diyor.

Dr. Murphy, genç insanlarda kolorektal kanserlerin daha agresif olma eğiliminde olduğunu ve sıklıkla daha ileri bir aşamada bulunduğunu söylüyor. Ancak erken başlangıçlı kolorektal kanserden etkilenen insanların çoğu, rutin kanser taramaları için önerilemeyecek kadar genç.

Amerikan Kanser Derneği geçen yıl, 2023 yılında ABD’de yaklaşık 153 bin yeni teşhis konulacağını ve bunların 19.550’sinin 50 yaşın altındaki kişilerde olacağını öngörmüştü. Ancak 1990 civarında doğan kuşağının kolon kanseri riski şu anda bu bölgede doğan insanlarla karşılaştırıldığında iki kat daha fazla.

GENETİK HER ŞEYİ AÇIKLAMIYOR

Kanser normalden daha genç yaşta tespit edildiğinde, doktorlar genellikle bunun sorumlusunun genetik mutasyonlar olabileceğinden şüphelenir. Bazı moleküler çalışmalar, erken başlangıçlı kolorektal kanserlerdeki tümörlerin, yaşlı yetişkinlerdeki tümörlerle karşılaştırıldığında kanseri tetikleyen farklı mutasyonlara sahip olduğunu ileri sürüyor.

Dr. Cecchini, kolorektal kansere (hatta kanser öncesi polipe) sahip birinci derece bir akrabaya sahip olmanın riski artırabileceğini söylüyor. Ancak genetik değişikliklerin her şeyi açıklamadığını da belirtiyor.

Bazı araştırmalar, yaşam tarzı ve beslenme değişikliklerinin hem gençlerde hem de yaşlı yetişkinlerde artan kolorektal kanser oranlarıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yeni nesiller daha fazla kırmızı et, aşırı işlenmiş gıdalar ve şekerli içecekler tüketiyor ve daha sık alkol alırken; 1992 ile 1998 yılları arasında sigara içimi de arttı ve fiziksel aktivite de yıllardır azalıyor. Tüm bu faktörler de kanser riskiyle ilişkilendiriliyor.

İLAÇLAR İNCELEME ALTINDA

Uzmanlar, erken başlangıçlı kanserin başka çevresel etkenlerinin olup olmadığını araştırıyor. Örneğin, bazı küçük çalışmalar erken yaşta kolorektal kansere yakalanan kişilerin bağırsaklarında “iyi” ve “kötü” bakteriler arasında dengesizlik olduğu fikrine işaret ediyor.

Araştırmacılar bağırsak mikrobiyomunu değiştirebilen antibiyotik kullanımını, ağrı kesici olarak kullanılan steroid olmayan antiinflamatuar ilaçları, mide asidi sorunlarına karşı kullanılan proton pompası inhibitörlerini ve bağırsak yoluyla emilebilecek çeşitli psikiyatrik ilaçları da inceliyorlar.

Ayrıca bazı uzmanlar çevredeki toksik kimyasallara maruz kalmanın da sorumlu olabileceğine inanıyor. Örneğin, Dr. Murphy, uzun yıllar boyunca kolorektal kanser teşhis oranlarının Hispanik olmayan siyahiler arasında en yüksek düzeyde olduğunu, ancak araştırmaların bu kanserlerin 1990’larda ve 2000’lerin başında İspanyol olmayan beyaz insanlar arasında da daha fazla arttığını gösterdiğini söyledi.

Kanserdeki artışta coğrafi eşitsizlikler de oldukça etkili; uzmanlar Mississippi Nehri kıyısındaki şehir ve kasabalarda, Güneydoğu eyaletlerinde ve Appalachia’da daha fazla vakanın ortaya çıktığını görüyor. Bu durum arsenik, krom ve nikel gibi elementlere mesleki maruziyetle açıklanabilir. Bu elementler, söz konusu bölgelerde kömür üretiminde, kimya tesislerinde ve diğer endüstrilerde sıklıkla kullanılıyor.

Dr. Murphy, kanserin pek çok etkenle açıklanabileceğini belirtiyor: “Her şeyi açıklayacak tek bir silahın olacağını sanmıyorum. Bu bir sürü şeye bağlı.”

RİSK ALTINDA MISINIZ? NELER YAPABİLİRSİNİZ?

Kolon Kanseri Koalisyonu, kolorektal kanser konusundan dikkatli olmak için bazı önerilerde bulunuyor. Örneğin ailede birinci dereceden akrabada kolon veya rektum kanseri teşhisi varsa (ya da ailenin sağlık geçmişi hakkında bir bilgiye sahip değilken) açıklanamayan karın ağrısı, dışkıda değişiklikler gibi sorunlar yaşanıyorsa bir doktorla konuşup test yaptırmayı öneriyor.

Dr. Cercek, dışkıdaki DNA yoluyla kolorektal kanserlerin yüzde 92’sini tespit edebilen bir ev testinin de mevcut olduğunu, ancak kanser öncesi polipleri tespit etmede daha az hassas olduğunu ve herhangi bir dokuyu çıkarmak için kullanılamayacağını da belirtiyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uzmanlardan-kolon-kanseri-uyarisi-50-yas-altinda-daha-da-cok-gorulecek/feed/ 0
Yaşlılarda yoksulluk patlaması https://www.foxhaber.com.tr/yaslilarda-yoksulluk-patlamasi/ https://www.foxhaber.com.tr/yaslilarda-yoksulluk-patlamasi/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:39:40 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6768 TÜİK, 2023 yılına ilişkin yaşlı istatistiklerini yayımladı.

Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2018 yılında 7 milyon 186 bin 204 kişi iken son beş yılda yüzde 21,4 artarak 2023 yılında 8 milyon 722 bin 806 kişi oldu.

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2018 yılında yüzde 8,8 iken, 2023 yılında yüzde 10,2’ye yükseldi. Yaşlı nüfusun 2023 yılında yüzde 44,5’ini erkek nüfus, yüzde 55,5’ini kadın nüfus oluşturdu.

Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 12,9, 2040 yılında yüzde 16,3, 2060 yılında yüzde 22,6 ve 2080 yılında yüzde 25,6 olacağı öngörüldü.

YOKSULLUK ORANI KATLANDI

2023’te yaşlı nüfusun yoksulluk oranındaki artış dikkat çekti.

Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ına göre hesaplanan yoksulluk oranı, 2019 yılında Türkiye geneli için yüzde 21,3 iken 2023 yılında yüzde 21,7 oldu. Bu oran, yaşlı nüfus için 2019 yılında yüzde 14,2, 2022 yılında yüzde 14,3 iken iken 2023 yılında yüzde 21,7 oldu.

Yaşlı nüfusun yoksulluğu cinsiyete göre incelendiğinde, yaşlı erkeklerde yoksulluk oranı 2019 yılında yüzde 12,1, 2022’de yüzde 12,8 iken 2023 yılında yüzde 20,7 oldu. Yaşlı kadınlarda yoksulluk oranı ise 2019 yılında yüzde 15,9, 2022 yılında yüzde 15,4 iken 2023 yılında yüzde 22,4 oldu.

100 YAŞ VE ÜSTÜ NÜFUS 6 BİN 609 KİŞİ

Yaşlı nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2018 yılında yaşlı nüfusun yüzde 62,2’sinin 65-74 yaş grubunda, yüzde 28,6’sının 75-84 yaş grubunda ve yüzde 9,2’sinin 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görülürken, 2023 yılında yüzde 64,0’ının 65-74 yaş grubunda, yüzde 28,1’inin 75-84 yaş grubunda ve yüzde 7,9’unun 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görüldü.

Yaşlı nüfusun yüzde 0,1’ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, 2023 yılında 6 bin 609 oldu.

NÜFUS YAPISI DEĞİŞTİ

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10,0’ı geçmesi nüfusun yaşlanmasının bir göstergesi. Türkiye’de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarındaki nüfusa göre daha yüksek bir hız ile artış gösterdi.

Çocuk ve gençlerin toplam nüfus içindeki oranı azalırken yaşlıların toplam nüfus içindeki oranı artış gösterdi.

ORTANCA YAŞ 34

Ortanca yaş, yeni doğan bebekten en yaşlıya kadar nüfusu oluşturan kişilerin yaşları küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşını ifade ediyor.

Nüfusun yaşlanması ile ilgili bilgi veren göstergelerden biri olan ortanca yaş, 2018 yılında 32,0 iken 2023 yılında 34,0 oldu. Ortanca yaş 2023 yılında erkeklerde 33,2, kadınlarda 34,7 olarak gerçekleşti.

Nüfus projeksiyonlarına göre, 2030 yılında 35,6, 2040 yılında 38,5, 2060 yılında 42,3 ve 2080 yılında 45,0 olacağı öngörüldü.

YAŞLI BAĞIMLILIK ORANI YÜZDE 15

Çalışma çağındaki yüz kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı, 2018 yılında yüzde 12,9 iken bu oran 2023 yılında yüzde 15,0’a yükseldi.

Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı bağımlılık oranının 2030 yılında yüzde 19,6, 2040 yılında yüzde 25,3, 2060 yılında yüzde 37,5 ve 2080 yılında yüzde 43,6 olacağı öngörüldü.

TÜRKİYE YAŞLI NÜFUSTA 67. SIRADA

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre 2023 yılı için dünya nüfusunun 8 milyar 45 milyon 311 bin 448 kişi, yaşlı nüfusun ise 807 milyon 790 bin 294 kişi olduğu tahmin edildi.

Bu tahminlere göre dünya nüfusunun yüzde 10,0’ını yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla yüzde 30,1 ile Japonya, yüzde 24,5 ile İtalya ve yüzde 23,6 ile Finlandiya oldu. Türkiye, 184 ülke arasında 67. sırada yer aldı.

YAŞLI ORANI EN YÜKSEK İL SİNOP

Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2023 yılında yüzde 20,0 ile Sinop oldu. Bu ili yüzde 19,5 ile Kastamonu, yüzde 18,3 ile Giresun izledi.

Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3,5 ile Şırnak oldu. Bu ili yüzde 4,0 ile Hakkari, yüzde 4,2 ile Şanlıurfa izledi.

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10,0 ve üzerinde olduğu il sayısı 2023 yılında 54 oldu.

BEKLENEN YAŞAM SÜRESİ 77,5

Hayat Tabloları, 2020-2022 sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye geneli için 77,5 yıl, erkekler için 74,8 yıl ve kadınlar için 80,3 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,5 yıl oldu.

Türkiye’de 65 yaşına ulaşan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 17,1 yıl oldu. Erkekler için bu sürenin 15,3 yıl, kadınlar için 18,8 yıl olduğu gözlendi. Diğer bir ifade ile 65 yaşına ulaşan kadınların erkeklerden ortalama 3,5 yıl daha fazla yaşayacağı tahmin edildi. Beklenen yaşam süresi 75 yaşında 10,3 yıl iken 85 yaşında 5,5 yıl oldu.

DÖRT HANEDEN BİRİNDE YAŞLI VAR

Türkiye’de 2023 yılında toplam 26 milyon 309 bin 332 haneden 6 milyon 458 bin 465’inde yaşlı nüfus olarak tanımlanan, 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu görüldü. Diğer bir ifadeyle, hanelerin yüzde 24,5’inde en az bir yaşlı fert yaşadığı görüldü.

En az bir yaşlı fert bulunan 6 milyon 458 bin 465 hanenin 1 milyon 669 bin 270’ini tek başına yaşayan yaşlı fertler oluşturdu. Bu hanelerin yüzde 74,4’ünü yaşlı kadınlar, yüzde 25,6’sını ise yaşlı erkekler oluşturdu.

TEK KİŞİLİK YAŞLI HANEHALKI ORANINDA BALIKESİR BİRİNCİ

En az bir yaşlı fert bulunan haneler içinde tek kişilik yaşlı hanehalkı oranının en yüksek olduğu il, 2023 yılında yüzde 34,4 ile Balıkesir oldu. Bu ili yüzde 34,3 ile Burdur, yüzde 34,0 ile Çanakkale izledi.

Bu oranın en düşük olduğu il ise yüzde 7,8 ile Hakkari oldu. Bu ili yüzde 13,5 ile Batman, yüzde 14,9 ile Van izledi.

OKUMA YAZMA BİLEN YAŞLI ORANI YÜZDE 86,5

Yaşlı nüfus içinde okuma yazma bilenlerin oranı 2018 yılında yüzde 81,7 iken 2022 yılında yüzde 86,5 oldu.

Okuma yazma bilmeyen yaşlı nüfus oranı 2018 yılında yüzde 18,3 iken 2022 yılında yüzde 13,5 oldu. Okuma yazma bilmeyen yaşlı kadınların oranının, 2022 yılında yaşlı erkeklerin oranından 5,7 kat fazla olduğu görüldü. Okuma yazma bilmeyen yaşlı kadınların oranı yüzde 21,2 iken yaşlı erkeklerin oranı yüzde 3,7 oldu.

YAŞLILARIN YÜZDE 45’İ İLKOKUL MEZUNU

Yaşlı nüfus eğitim durumuna göre incelendiğinde, 2018 yılında yaşlı nüfusun yüzde 45,0’ı ilkokul mezunu, yüzde 6,5’i ortaokul veya dengi okul/ilköğretim mezunu, yüzde 6,8’i lise veya dengi okul mezunu, yüzde 6,6’sı yükseköğretim mezunu iken 2022 yılında ilkokul mezunu olanların oranı yüzde 46,6, ortaokul veya dengi okul/ilköğretim mezunu olanların oranı yüzde 9,1, lise veya dengi okul mezunu olanların oranı yüzde 9,1, yükseköğretim mezunu olanların oranı ise yüzde 8,3 oldu.

Yaşlı nüfusun eğitim durumu cinsiyete göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu görüldü. Bitirilen tüm eğitim düzeylerinde yaşlı erkek nüfus oranının yaşlı kadın nüfus oranından daha yüksek olduğu görüldü.

YAŞLILARA EĞİTİM

Yetişkin eğitimi araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında yaygın eğitim faaliyetlerine katılan yaşlı nüfusun yüzde 28,9’u sanat ve beşeri bilimler, yüzde 28,6’sı sağlık ve refah, yüzde 12,4’ü mühendislik, imalat ve inşaat alanlarında yaygın eğitim faaliyetlerine katıldı.

Yetişkin eğitimi araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında yaygın eğitim faaliyetlerine katılan yaşlı nüfusun yüzde 86,3’ü ilgisini çeken bir konuda bilgi sahibi olmak için, yüzde 33,2’si işini daha iyi yapmak için, yüzde 24,2’si yeni insanlarla tanışmak/eğlence için yaygın eğitim faaliyetlerine katıldı.

Yaşlı nüfus yasal medeni duruma göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu görüldü.

Yaşlı erkek nüfusun 2023 yılında yüzde 1,4’ünün hiç evlenmemiş, yüzde 83,7’sinin resmi nikahla evli, yüzde 3,9’unun boşanmış, yüzde 11,1’inin eşi ölmüş olduğu görülürken yaşlı kadın nüfusun yüzde 2,8’inin hiç evlenmemiş, yüzde 46,4’ünün resmi nikahla evli, yüzde 4,4’ünün boşanmış, yüzde 46,4’ünün ise eşi ölmüş olduğu görüldü.

YAŞLILARDA İŞGÜCÜNE KATILIM YÜZDE 12,2

İşgücü istatistiklerine göre, işgücüne katılma oranı 2019 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus için yüzde 53,0 iken 2023 yılında yüzde 53,3 oldu. Bu oran yaşlı nüfus için 2019 yılında yüzde 12,0 iken 2023 yılında yüzde 12,2 oldu.

İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran yaşlı erkek nüfusta 2023 yılında yüzde 20,0 iken yaşlı kadın nüfusta yüzde 6,1 oldu. Yaşlı nüfustaki işsizlik oranının 2019 yılında yüzde 3,1 iken 2023 yılında yüzde 2,7 olduğu görüldü.

ÇALIŞAN YAŞLILARIN YÜZDE 57,7’Sİ TARIMDA

İşgücü istatistiklerine göre, istihdam edilen yaşlı nüfusun sektörel dağılımı incelendiğinde, 2023 yılında yaşlı nüfusun yüzde 57,7’sinin tarım, yüzde 32,1’inin hizmetler, yüzde 7,3’ünün sanayi, yüzde 2,8’inin ise inşaat sektöründe yer aldığı görüldü.

YAŞLILARDA OBEZİTE ORANI ARTTI

Türkiye sağlık araştırması sonuçlarına göre boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde, 2012 yılında 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusta obezite oranı yüzde 25,0 iken bu oran 2022 yılında yüzde 28,4 oldu.

Yaşlı nüfusun obezite oranı cinsiyete göre incelendiğinde, yaşlı erkeklerde 2012 yılında yüzde 16,2 iken bu oran 2022 yılında yüzde 18,3, yaşlı kadınlarda 2012 yılında yüzde 33,1 iken 2022 yılında yüzde 36,4 oldu.

Diğer taraftan, 2012 yılında yaşlı nüfusta normal kilolu olanların oranı yüzde 34,9 iken bu oran 2022 yılında yüzde 28,8 oldu. Normal kilolu yaşlı nüfus oranı cinsiyete göre incelendiğinde, yaşlı erkeklerde 2012 yılında yüzde 39,6 iken bu oran 2022 yılında yüzde 35,8, yaşlı kadınlarda 2012 yılında yüzde 30,5 iken 2022 yılında yüzde 23,3 oldu.

DOLAŞIM SİSTEMİ HASTALIKLARI İLK SIRADA

Ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre, 2022 yılında ölen yaşlıların yüzde 39,1’i dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. Bu hastalığı ikinci sırada yüzde 15,5 ile solunum sistemi hastalıkları, üçüncü sırada yüzde 12,7 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler takip etti.

Ölüm nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, cinsiyetler arası en büyük farkın iyi huylu ve kötü huylu tümörlerde olduğu görüldü. İyi ve kötü huylu tümörler nedeniyle hayatını kaybeden yaşlı erkeklerin oranı yüzde 16,3 iken yaşlı kadınların oranı yüzde 9,0 oldu.

Ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre, Alzheimer hastalığından hayatını kaybeden yaşlıların sayısı, 2018 yılında 13 bin 859 iken 2022 yılında 11 bin 880 oldu. Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı 2018 yılında yüzde 4,6 iken bu oran 2022 yılında yüzde 3,2 oldu.

Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2022 yılında Alzheimer hastalığından ölen yaşlı erkeklerin oranı yüzde 2,3 iken yaşlı kadınların oranı yüzde 4,1 oldu.

İNTERNET KULLANAN YAŞLI ORANI YÜZDE 40,7

Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, internet kullanan 65-74 yaş grubundaki bireylerin oranı 2018 yılında yüzde 17,0 iken bu oran 2023 yılında yüzde 40,7’ye yükseldi.

İnternet kullanan yaşlı bireyler cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin kadınlardan daha fazla İnternet kullandığı görüldü. İnternet kullanan yaşlı erkeklerin oranı 2023 yılında yüzde 49,8 iken yaşlı kadınların oranı yüzde 32,7 oldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yaslilarda-yoksulluk-patlamasi/feed/ 0
‘Öğrenmenin yaşı olmaz’ diyerek 60 yaşında üniversiteli oldular https://www.foxhaber.com.tr/ogrenmenin-yasi-olmaz-diyerek-60-yasinda-universiteli-oldular/ https://www.foxhaber.com.tr/ogrenmenin-yasi-olmaz-diyerek-60-yasinda-universiteli-oldular/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:48:18 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6548 Muş Alparslan Üniversitesi bünyesinde sağlıklı ve başarılı yaşlanmayı, kuşaklararası iletişimi sağlamak amacıyla kurulan “60+ Tazelenme Üniversitesi” 4 Mart’ta eğitim hayatına başladı.

Çocuk ve torunları yaşındakilerle aynı sıraları paylaşan 60 yaş ve üzeri 24 üniversiteli, haftanın 3 günü insan anatomisi ve fizyolojisi, ağız ve diş sağlığı, iktisat, kadın çalışmaları, fiziksel egzersiz, hukuk, tarih, ziraat ve aşçılık dersleri alıyor.

“DERSLERİNİ HİÇ KAÇIRMIYORLAR”

Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Alican, AA muhabirine, dünyanın birçok yerinde hızlı bir gelişme gösteren “60+ Tazelenme Üniversitesi”ni Muş’ta kurdukları için kendilerini şanslı hissettiklerini söyledi.

Bu çalışmanın kent ile üniversitenin bütünleşmesi açısından önemli bir proje olduğunu belirten Alican, “Üniversitemizde şehrimizin yaşlılarını ağırlıyoruz ve onlarla haftanın 3 günü ders yapıyoruz. Tazeleme Üniversitesi bir anlamda daha kaliteli yaşlanma süreci geçirilmesi amacını taşıyan bir uygulama. Yaşlılar üniversite sıralarında oturup torunlarının gittiği okulda ders işliyorlar. Yaşlılarımızı üniversitemize getirmek, sınıflarımızda ağırlamak, çay içmek ve sohbet etmek istiyoruz. Onların deneyimlerinden istifade ederek kayıt altına almak istiyoruz. Tazelenme Üniversitesinin birçok anlamı var. Hem yaşlılarımızın buluşması hem de yaşlı insanlarımızın gençlerle bir araya gelmesi.” diye konuştu.

Alican, böylece güzel bir sinerji yakaladıklarını dile getirerek, “İlkokul, ortaokul ve liseye gitmemiş ya da gitmiş ama üniversite okuyamamış birçok yaşlı insanımızı üniversiteyle buluşturmuş olmanın keyfini yaşıyoruz. Yaşlılarımız, ‘Biz üniversite okuyamadık, Tazelenme Üniversitesi ile bir anlamda üniversite öğrencisi gibi eğitim alma imkanına kavuşmuş olmak bizim için çok heyecan verici.’ diyorlar. Derslerini de hiç kaçırmıyorlar, yoklamalarda her zaman varlar. Kendilerini çok seviyoruz.” ifadelerini kullandı.

“BÖYLE BİR ORTAMI GÖRMEK GERÇEKTEN GÜZEL”

Lise mezunu öğrencilerden Burhan Sayılgan ise imkansızlıklardan dolayı hayali olan üniversiteyi okuyamadığını belirtti. Okumanın, öğrenmenin yaşının olmadığını vurgulayan Sayılgan, şunları kaydetti:

“Bize böyle bir imkan tanındı ve kayıtlarımızı yaptık. Çok memnunuz. İnşallah mezun olacağım. 4 yıllık üniversite hayalimiz var, o da gerçekleşecek inşallah. Ömrümüz yeterse diplomamızı alacağız. Bu ortamı görmek, yeni arkadaşlar ve çevre edinmek güzel. Kentte esnafım. Uzun yıllar sonra, böyle bir ortamı görmek gerçekten güzel. Haftanın üç günü geliyoruz. Ondan sonra tekrar işimize dönüyoruz. Önceden böyle imkanlar olmadığı için biz üniversiteyi okuyamadık ama şimdi 81 ilde üniversite var.”

Birçok alanda eğitim gördüklerini anlatan Sayılgan, “Derslerin faydasını şimdiden görmeye başladık. Eve gittiğimde derste ne işlediğimi eşime ve çocuklarıma anlatıyorum. Çocuklar da ‘Baba üniversiteli oluyor’ diyorlar. 4 çocuğum var hepsi üniversite mezunu. Onların arasına katılmak istiyorum. Beşinci üniversiteli olarak eve gireceğim inşallah.” dedi.

63 yaşındaki Mehmet Sait Çağlayan da Muş’ta yaşadığını ve 5 çocuk babası olduğunu belirterek, “Bu yaştan sonra biz de üniversiteli olduk. Çok güzel bir duygu. Lise mezunuyum. Bilginin sınırı yok. Elbette her yaşta bilgi edinmek güzel bir şey. Üniversite hayalim vardı, o dönemde bu kadar imkan yoktu. Çocuklarımı okutmaya çalıştım. Çok şükür 5 çocuğumdan 4’ü üniversite mezunu. Emekli memurum. İkinci baharımızda üniversite okuyoruz. Burada bilgilerimizi tazeliyoruz. Güzel bir şey. Ayrıca terzilik mesleğim de var. Onu da yapıyorum. Boş zamanlarımda kitap okuyorum.” diye konuştu.

“AMACIMIZ KUŞAKLARARASI İLETİŞİMİ SAĞLAMAK”

60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Efe ise 24 kişinin kayıt yaptırarak eğitime başladığını bildirerek, “Birinci gayemiz yaşlılarımızın aktif ve başarılı bir yaşlanma dönemiyle yaşamlarını devam ettirmek, kuşaklararası iletişimi sağlamak ve sosyalleşmelerini artırmak. Çok güzel dönüşler alıyoruz. Eğitime, 4 Mart’ta başladık. Eğitim sürecimiz 4 yıl devam edecek.” dedi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ogrenmenin-yasi-olmaz-diyerek-60-yasinda-universiteli-oldular/feed/ 0
65 yaş üstü yurttaşların yüzde 78,7’si kronik hasta https://www.foxhaber.com.tr/65-yas-ustu-yurttaslarin-yuzde-787si-kronik-hasta/ https://www.foxhaber.com.tr/65-yas-ustu-yurttaslarin-yuzde-787si-kronik-hasta/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:48:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=6462 TÜİK, 2023 yılına ait Türkiye Yaşlı Profili Araştırması verilerini açıkladı.

Araştırma kapsamında 50 ve daha yukarı yaştaki 29 bin 785 kişi ile ilgili bilgi derlendi. Buna göre, hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, kanser, böbrek yetmezliği, inme-felç, hepatit, astım vb. kronik (süreğen) hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 78,7 oldu.

Kronik hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler içinde kronik hastalığının günlük faaliyetlerini; ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı yüzde 32,3, ciddi ölçüde kısıtlamadığını belirtenlerin oranı yüzde 55,2 ve kısıtlamadığını belirtenlerin oranı yüzde 12,5 oldu.

Kronik hastalığı olan kişilerin oranının en fazla olduğu bölgenin yüzde 83,0 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgede kronik hastalığının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı ise yüzde 46,6 oldu. Kronik hastalığı olan kişilerin oranının en az olduğu bölgenin yüzde 74,9 ile Doğu Marmara Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgede kronik hastalığının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı ise yüzde 30,2 oldu.

10 YAŞLIDAN BİRE DUYMAKTA ZORLUK ÇEKİYOR

İşlevsel zorluk çeken (çok zorlanan ya da hiç yapamayan) 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler incelendiğinde, görmede zorluk çeken kişilerin oranının yüzde 10,1, duymada zorluk çekenlerin oranının yüzde 10,6, konuşmada zorluk çekenlerin oranının ise yüzde 2,2 olduğu görüldü.

Yürüme, merdiven çıkma veya inmede zorluk çekenlerin oranı yüzde 27,1, bir şeyler taşıma veya tutmada zorluk çekenlerin oranı yüzde 29,7, yaşıtlarına göre öğrenme, basit dört işlem yapma, hatırlama veya dikkatini toplamada zorluk çekenlerin oranı ise yüzde 13,8 oldu.

10 KİŞİDEN BİRİ SİGARA İÇİYOR

Her gün tütün mamulü kullanan 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,6 oldu. Bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 11,3 oldu.

Her gün tütün mamulü kullanan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 20,0 iken kadınların oranı yüzde 4,3 oldu.

Hiç tütün mamulü kullanmamış olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 65,6 iken bu oranın erkeklerde yüzde 37,6, kadınlarda yüzde 88,0 olduğu görüldü. Daha önce tütün mamulü kullanmış olup kullanmayı bırakan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,0 iken bu oranın erkeklerde yüzde 39,4, kadınlarda yüzde 6,4 olduğu görüldü.

EV SAHİPLİĞİ ORANI YÜKSEK

En az bir 65 ve daha yukarı yaşta fert bulunan hanelerin yüzde 81,8’inin ev sahibi, yüzde 10,4’ünün kiracı ve yüzde 7,7’sinin lojmanda yaşadığı ya da ev sahibi olmayıp kira ödemediği görüldü.

İBBS 1. Düzeye göre en az bir 65 ve daha yukarı yaşta fert bulunan haneler içinde ev sahibi olanların oranının en fazla olduğu bölgenin yüzde 91,2 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, en az olduğu bölgenin ise yüzde 74,1 ile İstanbul olduğu görüldü.

4 YAŞLIDAN BİRİ SON 1 YILDA DÜŞTÜ

Son 12 ay içinde konutun içinde ya da dışında düşen 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 17,5 iken bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 24,0 oldu. Konutun içinde ya da dışında düşen 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 19,1 iken kadınların oranı yüzde 28,0 oldu.

Konutun içinde ya da dışında düşen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 32,2 ile en fazla sokakta yürürken ya da karşıdan karşıya geçerken düştüğü görüldü. Düşen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 29,0’ının odada ya da salonda, yüzde 17,6’sının banyo ya da tuvalette, yüzde 13,8’inin konutun dışında herhangi bir binada, yüzde 12,6’sının merdivende, yüzde 8,7’sinin ise yataktan kalkarken ya da yatağa yatarken düştüğü görüldü. Düşen kişilerin yüzde 7,4’ünün mutfakta, yüzde 6,1’inin balkonda, yüzde 4,2’sinin taşıta binerken ya da taşıttan inerken ve yüzde 1,9’unun diğer yerlerde düştüğü görüldü.

5 YAŞLIDAN BİRİ YALNIZ YAŞIYOR

Yalnız yaşayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 20,4 iken eşiyle yaşayan kişilerin oranı yüzde 35,8, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayan kişilerin oranı yüzde 17,0, eşi ve çocuklarıyla yaşayan kişilerin oranı ise yüzde 13,1 oldu.

Yalnız yaşayan erkeklerin oranı yüzde 11,9 iken eşiyle yaşayanların oranı yüzde 46,5, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı yüzde 19,1, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oranı yüzde 6,2 oldu. Yalnız yaşayan kadınların oranı yüzde 27,2 iken eşiyle yaşayanların oranı yüzde 27,3, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı yüzde 8,4, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oranı yüzde 25,7 oldu.

YÜZDE 13’ÜNÜN ACİL DURUMDA ARAYACAĞI KİMSE YOK

Geçmişe mutlulukla bakan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 71,1 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 74,5 iken kadınlar için yüzde 68,3 oldu.

Acil durumda yardım isteyebileceği biri olan 65 ve daha fazla yaştaki kişilerin oranı yüzde 86,7 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 87,7 iken kadınlar için yüzde 85,9 oldu.

Ücretsiz ulaşım hakkından faydalanan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 38,2 iken bu oran erkekler için yüzde 42,9, kadınlar için yüzde 34,4 oldu.

YAŞLILARIN YÜZDE 16,4’Ü EVDE BAKIM DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYUYOR

Evde bakım desteğine ihtiyacı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 16,4 iken 65-74 yaş grubundaki kişilerin oranı yüzde 10,5, 75 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 26,9 oldu. Evde bakım desteğine ihtiyaç duyan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 12,3 iken kadınlarda bu oran yüzde 19,6 oldu.

Mutlu olduğunu beyan eden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 64,1 iken mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 8,0 oldu. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 64,9 iken kadınların oranı yüzde 63,5 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 7,2 iken kadınların oranı yüzde 8,6 oldu.

Son 12 ay içinde evde bakım desteği almış 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 2,5 iken 65-74 yaş grubundaki kişilerin oranı yüzde 1,1, 75 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 5,1 oldu. Evde bakım desteği almış 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 1,8 iken kadınlarda bu oran yüzde 3,1 oldu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/65-yas-ustu-yurttaslarin-yuzde-787si-kronik-hasta/feed/ 0
Türkler: Burası küçük Arabistan oldu, Suriyeliler: Kimse bizi kabul etmiyor https://www.foxhaber.com.tr/turkler-burasi-kucuk-arabistan-oldu-suriyeliler-kimse-bizi-kabul-etmiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/turkler-burasi-kucuk-arabistan-oldu-suriyeliler-kimse-bizi-kabul-etmiyor/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:54:31 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5316 Suriye iç savaşı, tarihteki en büyük mülteci akınlarından biriyle sonuçlandı. Savaş sonrası 5,6 milyon Suriyelinin yüzde 65’i (3,6 milyon) Türkiye’ye göç etti. Türkiye’de kayıt altına alınmış geçici koruma statüsündeki Suriyeli sayısı İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre 3 milyon 158 bin.

EN ÇOK SURİYELİ İSTANBUL’DA

Suriyelilerin yüzde 70’inden fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Yaş ortalamaları ise 22. En çok Suriyeli İstanbul’da yaşıyor. 530 bin Suriyelinin yaşadığı İstanbul’u sırasıyla 428 bin Suriyelinin yaşadığı Gaziantep, 285 binle Şanlıurfa takip ediyor. Hatay ve Adana da geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin en çok tercih ettiği illerden.

Geçici korumayla Türkiye’de olan Suriyelilerin sayısı 3 milyon 158 bin olarak kaydedilse de kayıtsız, kaçak olarak Türkiye’de yaşayanlar da var. Tam sayı bilinmemekle birlikte birçok kişiye göre açıklananın iki katı kadar Suriyeli, Türkiye’de bulunuyor.

“YARDIM SADECE KIZILAY’DAN ”

Sığınmacı dosyasının ikinci bölümünde Suriyelilerin yaşadığı mahallelere girdik. 6 senedir Tarlabaşı’nda yaşayan Muhammed Gines, Halep’teki evlerine roket düşmesinden sonra tüm ailesini kaybeden ve Türkiye’ye gelen Suriyelilerden biri. En önemli probleminin iş bulamamak olduğunu belirten Gines, “Arıyorum ama kimse kabul etmiyor beni. Harçlık için çalışmak istiyorum. Bu kadar. Fazla para istemiyorum yani” dedi. Devletin bir kurumunun para verip vermediğini sorduğumuzda ise yanıtı şu oldu: “Yok vermiyor. Sadece Kızılay’dan destek alıyoruz.”

Gitmek istiyordum geç kaldım

Sufuk ise tezgahtarlık yapıyor. 2013’ten beri İstanbul’da. Kurtuluş’ta yaşıyor. Sufuk, özellikle ırkçılıktan şikayet etti: “Irkçılık var, yaşadık mı yaşadık. İyi insanlar var kötü de var. Bizde de var sizde de var.”

Sufuk, asgari ücretle çalışıyor. Fazla satış yaptığında prim alıyor. Suriye’de petrol mühendisliği okuyordu ama burada üniversiteye devam edemedi: “Burada mühendislik okumak için 3 bin dolar alıyorlar. Yapamadım. Nasıl yaşayacaksın, ne yiyeceksin? Yapamadım sonuçta.”

Sufuk, Avrupa’ya gitmek istediğini fakat bunun için de geç kaldığını düşünüyor.

BATI ÖVÜYOR, VATANDAŞ TEPKİLİ

Suriyeliler Aksaray, Esenyurt, Beyoğlu birçok yerde de restoran, market gibi işletmeler açmış durumda. Geçici değil artık bu mahallelerde kalıcılar.

Batı da Erdoğan’ın göç politikası ve geri kabul anlaşmasını övgüyle karşılıyor. Son olarak Macaristan Başbakanı Viktor Orban, “Erdoğan Avrupa kıtasını kurtardı” ifadelerini kullanmıştı. Batı, Erdoğan’ı övüyor fakat vatandaşlar duruma tepkili.

Aksaray’da mikrofon uzattığımız Fesih Oduncu, özellikle bu bölgede kendilerinin yabancı kaldığını belirterek “Onlar burayı işgal etmiş gibi. Şu anda Aksaray bölgesi onlarda. Biz yabancı kaldık. Gönderilmeliler bence. Benim insanlarım burada aç perişan gezerken her tarafı aldılar” dedi.

“TÜRKLERİN DÜKKANI KALMADI”

Aksaray’da yaşayan Bahadır Kabakçı “Şu an burası küçük Arabistan gibi” ifadelerini kullandı. “Bizim kültürümüz farklı, onların kültürü farklı” diyen Kabakçı, “Durumu görüyorsunuz Türk dükkan bile kalmadı. Otelleri bile Araplar almış. Gönderiyoruz diyorlar ama İstanbul’dan alıyorlar Antep’e götürüyorlar, Mardin’e götürüyorlar. Onlar da geri geliyorlar” diye konuştu. Kabakçı, “Kiraları da bu durum arttırıyor. Zaten ekonomik durumumuz belli” dedi.

İstanbul Valiliği, geçen yıl ekim ayında bir açıklama yapmış, İstanbul ili dışında kayıtlı olmasına rağmen İstanbul’da ikamet eden geçici koruma kapsamındaki Suriyelilere süre tanımıştı. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da benzer bir uygulamayı 2019’da yapmıştı. Fakat Suriyeliler kayıtlı oldukları illere gitse de İstanbul’a dönebiliyorlar.

“İKTİDAR BUNUN FARKINA VARACAK”

Bir vatandaş, motokuryelerin bile Suriyeli olduğuna değinirken Kadri Yürek şunları söyledi: “Bence bir an önce onları göndermeleri lazım. Çünkü gidip bir ev kiralıyoruz, ev bulamıyoruz onların yüzünden. Bir emlakçıya giriyoruz en az 20-30 tane yabancı var, ev istiyorlar. Gönderseler çok güzel olur. Adım atılmıyor. Hastaneye gidiyorsun hepsi onlar. Olsunlar ama bir yere kadar.”

Ali Şahin de “Mültecilerden bıkmışız artık yapacak bir şey yok” dedi ve şöyle devam etti: Yapılan büyük yanlış. İlk sandıkta halk bilinçliyse iktidar bunun farkına varacak. Her tarafta varlar artık.

SAMİR HAFEZ: ÜNİVERSİTELERDE 58 BİN SURİYELİ OKUYOR

Suriye Türkmen Meclisi eski Kurucu Başkanı Samir Hafez ile de konuştuk. Hafez, yaş büyüdükçe Türkçe öğrenme ve entegrasyonun zorlaştığını söyledi: “10-15 yaşındakiler Türkçe’ye oldukça hakim. Çocuklar birbiriyle sadece Türkçe konuşuyor. Sadece evde, babalarıyla Arapça konuşuyorlar. Bazılarını Türklerden ayıramıyorum bile. 25 yaşından sonrakiler zorlanıyor tabii ki. 50 yaşından sonra çok çok zor. O yaştakiler markete çocuklarıyla gidiyorlar. Öğrenme imkanları yok. Türkiye’de onlara bedava bir eğitim verilmedi. Yeni jenerasyon artık Suriye’deki sıkıntıyı sadece babalarından duyuyor. Tamamen entegre olmuş durumdalar. Dertleri de üniversite, okul ve iş. Türklerle aynı aslında. Eğitimsiz gelenler ise sıkıntılı. Örneğin 10 yaşında gelmiş, Türkiye’de bir yerde okuyamamış olanların iletişimi de çok zayıf oluyor. Şu anda 58 bin Suriyeli üniversitelerde okuyor. Geçen sene bu rakam 19 bindi. Suriyeli gençlerin en büyük sıkıntısı üniversite paralarını ödeyememek.”

BiNLERCE TUBERKULOZ HASTASI VAR

Tarlabaşı’nda sığınmacılara ve kimsesizlere yardım eden Mehmet Yeralan ise özellikle sağlık konusunda sıkıntı çektiklerini dile getirdi:

“Sağlıktan sonra da en büyük sorunlar arasında dil sorunu geliyor. Vakıf üzerinden tedavilerini yaptırmaya çalışıyoruz. Ama binlerce tüberküloz hastası götürdük. Kimisini kaybettik. Burada bir dayanışma ağı geliştirdik.”

Yeralan, yakalanma sayılarının çok arttığını belirterek “Artık evinden çıkamayanlar var. Mesela bir örnek söyleyeyim, anneyi yakalayıp göndermişler bebek burada kalmış. Ülkemize alıyorsak o zaman sahip çıkacağız” dedi.

İsmini paylaşmayan başka bir Suriyeli kadın ise midyecilik yapıyor. Günlük 300 lira aldığını belirten Suriyeli, “Dil bilmediğim için eşimi hastanede tedavi ettiremiyorum. 10 bin lira kira ödüyorum. Yaşamak çok zor” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turkler-burasi-kucuk-arabistan-oldu-suriyeliler-kimse-bizi-kabul-etmiyor/feed/ 0
Kadınların istihdam oranı erkeklerin yarısından daha az https://www.foxhaber.com.tr/kadinlarin-istihdam-orani-erkeklerin-yarisindan-daha-az/ https://www.foxhaber.com.tr/kadinlarin-istihdam-orani-erkeklerin-yarisindan-daha-az/#respond Sun, 24 Mar 2024 21:39:14 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5151 Türkiye İstatisitk Kurumu 2023 yılına ait İstatistiklerle Kadın verilerini açıkladı. Verilere göre, 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 30,4, erkeklerde ise yüzde 65 oldu.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre, toplam nüfusun yüzde 49,9’unu kadınlar, yüzde 50,1’ini ise erkekler oluşturdu.

Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 52,1 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 70,2 oldu.

KADINLAR DAHA UZUN YAŞIYOR

Hayat Tabloları sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi 2020-2022 döneminde Türkiye geneli için 77,5 yıl iken kadınlarda 80,3 yıl, erkeklerde 74,8 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,5 yıl olduğu görüldü.

Hayat Tabloları sonuçlarına göre, belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2020-2022 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 58,4 yıl iken kadınlarda 57,0 yıl, erkeklerde 59,7 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,7 yıl daha uzun olduğu görüldü.

ORTALAMA EĞİTİM SÜRESİ 8,5 YIL

Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2022 yılında Türkiye genelinde 9,2 yıl, kadınlarda 8,5 yıl, erkeklerde 10 yıl oldu.


Cinsiyete göre ortalama eğitim süresi, 2011-2022

Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2022 yılları arasında arttığı görüldü.

En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2022 yılında yüzde 91,3 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 86,7, erkeklerde ise yüzde 96,1 oldu.

Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2022 yılında yüzde 23,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 21,6, erkeklerde ise yüzde 25,5 oldu.

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 53,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 35,1, erkeklerde ise yüzde 71,4 oldu.

ÜNİVERSİTE MEZUNU KADINLARIN ÜÇTE BİRİ EVDE OTURUYOR

İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü.

Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 13,9, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,1, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 36,1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,0 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,8 oldu.


Cinsiyet ve eğitim durumuna göre işgücüne katılma oranı, 2022

KADINLARIN İSTİHDAM ORANI ERKEKLERİN YARISINDAN AZ

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 30,4, erkeklerde ise yüzde 65,0 oldu.

En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 37,4 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 18,2 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti.

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2022 yılında yüzde 9,8 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 16,1, erkeklerde ise yüzde 6,7 oldu.

Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 28,0 oldu

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2022 yılında yüzde 60,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2022 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 28,0, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,5 olduğu görüldü.

CİNSİYETLER ARASI ÜCRET FARKI ERKEK LEHİNE

Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanmaktadır.

Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.


Eğitim durumuna göre cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, 2022

Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise, en yüksek fark yüzde 19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre şirketlerde üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2022 yılında yüzde 19,6 oldu.

ORTALAMA İLK EVLENME YAŞI 25,7

Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2023 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,7 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,3 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,0 yaş, erkeklerde 32,7 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 22,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,2 yaş ile Şanlıurfa oldu.

Resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2022 yılında kadınların yüzde 38,9’unun kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 16,2, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 42,8 olduğu görüldü.

Boşanma İstatistiklerine göre 2023 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,1 oldu.

KADINLARIN YÜZDE 24,7’Sİ GECE KENDİNİ GÜVENSİZ HİSSETTİ

Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında, yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı yüzde 18,9 iken bu oran kadınlarda yüzde 27,4, erkeklerde yüzde 10,2 oldu. Kadınların yüzde 56,3’ü, erkeklerin ise yüzde 75,8’i yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetti.

Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2023 yılında yüzde 4,6 iken bu oran kadınlarda yüzde 6,3, erkeklerde yüzde 2,7 oldu. Kadınların yüzde 83,4’ü, erkeklerin ise yüzde 90,8’i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kadinlarin-istihdam-orani-erkeklerin-yarisindan-daha-az/feed/ 0
Playboy modelinden Leonardo DiCaprio itirafı: “Yaşlı ve tuhaf” https://www.foxhaber.com.tr/playboy-modelinden-leonardo-dicaprio-itirafi-yasli-ve-tuhaf/ https://www.foxhaber.com.tr/playboy-modelinden-leonardo-dicaprio-itirafi-yasli-ve-tuhaf/#respond Sat, 16 Mar 2024 21:18:12 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4754 1997 yapımı Titanik filmi ile ünlenen ve Hollywood’un başarılı isimlerinden biri haline gelen Leonardo DiCaprio sadece kariyeriyle değil, aynı zamanda özel hayatıyla da sık sık gündeme geliyor.

Özellikle de ünlü oyuncunun sevgililerinin 25 yaş altında olması sosyal medyada espri konusu oluyor. Ancak DiCaprio her genç model için aynı çekiciliğe sahip değil gibi görünüyor.

22 yaşındaki Playboy modeli Hieke Konings, ünlü oyuncu ile yaşadığı yakınlaşmayı anlatarak dikkat çekti. Konings, 49 yaşındaki Hollywood yıldızıyla yalnızca davetlilerin girebildiği bir gece kulübünde öpüştüğünü ancak onu çok tuhaf ve çok yaşlı olduğunu söyledi.

MENAJERİNİ GÖNDERMİŞ

Playboy’un Hollanda baskısının kapağında yer alan model, Oscar ödüllü aktörle tanıştığı geceyi şu sözlerle anlattı:

“Los Angeles’ta sadece davetle girilebilen gizli bir kulüpteydi. Onu orada siyah kapüşonlu ve siyah şapkasıyla otururken gördüm ve göz teması kurduk. Ardından DiCaprio’nun menajeri gelip ‘Leo seninle konuşmak istiyor’ dedi.”

Daha sonra öpüştüklerini söyleyen Hieke, öpücüğün ortalama bir öpücük olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sorun yoktu ama kesinlikle yaşadığım en iyi şey değildi.”

“TUHAF VE ÇOK YAŞLI”

Ünlü oyuncunun kendisini eve davet ettiğini ama geri çevirdiğini de ekledi: “Çok şok oldu. Onu yeterince tanımadığımı söylediğimde tatlı bir şekilde karşılık verdi: ‘Buna saygı duyarım.’ Bunun üzerine başka bir kıza döndü ve onu evine götürdü.”

Hieke, DiCaprio ile birlikte olmamasına rağmen birkaç arkadaşının olduğunu ve oyuncunun yatak odasında bazı ilginç tercihleri olduğunu duyduğunu söyledi:

“Bir arkadaşım seks sırasında onu duymak istemediği için kulaklıklar taktığını söyledi. Bir diğeri de onun başına yastık bile koyduğunu söyledi. Leo çok tuhaf ve çok yaşlı.”

DiCaprio, sık sık flört ettiği kadınlar nedeniyle eleştiriliyor ya da espri konusu oluyor. Şimdiye kadar hep 25 yaş altındaki genç kadınlarla olması ise dikkat çekiyor.

25 YAŞ SINIRI

Titanik’in vizyona girmesinden iki yıl sonra, o zamanlar 24 yaşında olan aktör, 18 yaşındaki süper model Gisele Bundchen ile çıkmaya başladı, ancak 2004’te ayrıldılar.

Gisele Bundchen

2005 yılında, birbirlerini görmeye başladıklarında 20 yaşında olan süper model Bar Refaeli ile beş yıllık bir aşka yelken açtı. Ancak Refaeli 2010 yılında 25 yaşına geldiğinde ikili ayrıldı.

Bar Refaeli

On yıl boyunca iki uzun süreli aşk yaşadıktan sonra tamamı 25 yaşın altında olan ünlü kadınlarla bir dizi kısa ilişki yaşadı.

2011 yılında, o zamanlar 23 yaşında olan ünlü Gossip Girl yıldızı Blake Lively ile çıktı ve 2012 yılında 22 yaşındaki model Erin Heatherton ile bir araya geldi ve bu ilişki de sadece birkaç ay sürdü.

Blake Lively

22 yaşındaki Alman model Toni Garrn ile çıkmaya başladı ancak Garn 2014’te 24 yaşına girdikten sonra ayrıldı.

Toni Garn

2015 yılında, o sırada 25 yaşında olan Baywatch güzeli Kelly Rohrbach ile aşk yaşadı ancak ilişki, Rohrbach 26 yaşına gelmeden sona erdi. 2016 yılında 24 yaşındaki oyuncu Nina Agdal ile başka bir aşka başladı ve bu aşk da Agdal 25 yaşındayken sona erdi.

Nina Agdal

2018’de model Camila Morrone’a çok aşık olduğu konuşuldu. Kendisi 43, Morrone ise sadece 20 yaşındaydı ancak beş yıl sonra Morrone 25 yaşına girdikten sadece bir ay sonra ikilinin ilişkisi sona erdi.

Camila Morrone ile…

BU DEFA ÇOK AŞIK

Aralarında 25 yaşındaki Victoria Lamas ve 19 yaşındaki Eden Polani’nin de bulunduğu çok sayıda genç modelle fotoğrafları basına yansıdı. Son olarak da Ağustos 2023’te 25 yaşındaki İtalyan model Vittoria Ceretti ile beraber olduğu konuşuluyor.

Vittoria Ceretti

Hatta Ceretti’nin kendisi gibi çevreye duyarlı duruşuyla Hollywood’un çapkın yıldızını derinden etkilediği söyleniyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/playboy-modelinden-leonardo-dicaprio-itirafi-yasli-ve-tuhaf/feed/ 0
Kerem Aktürkoğlu, Galatasaray’da kariyer sezonunu yaşıyor https://www.foxhaber.com.tr/kerem-akturkoglu-galatasarayda-kariyer-sezonunu-yasiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/kerem-akturkoglu-galatasarayda-kariyer-sezonunu-yasiyor/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:24:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4476 Galatasaray’ın milli yıldızı Kerem Aktürkoğlu, kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor.

Trendyol Süper Lig’in 27. haftasında RAMS Park’ta yapılan Bitexen Antalyaspor maçında biri penaltıdan olmak üzere 2 gol atan Kerem, 2-1’lik galibiyetin mimarı oldu.

Kerem, Antalyaspor ağlarını 2 kez sarsarak bu sezon Süper Lig’deki gol sayısını 11’e çıkardı. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde de 3 kez fileleri havalandıran Kerem, toplamda 14 gole ulaştı.

Sarı-kırmızılılara TFF 3. Lig takımlarından Anagold 24Erzincanspor’dan 2020-2021 sezonu başında gelen Kerem, toplamda 160 resmi maça çıktı. 25 yaşındaki kanat oyuncusu, söz konusu müsabakalarda 43 kez fileleri havalandırarak takımının en önemli hücum ayaklarından oldu.

Dördüncü sezonunu geçirdiği Galatasaray’da 14 kez ağları sarsan Kerem Aktürkoğlu, kendi rekorunu geliştirerek en golcü sezonunu yaşıyor.

BU SEZON 4 KEZ “DOUBLE” YAPTI

Kerem Aktürkoğlu, bu sezon Trendyol Süper Lig’de 4 kez “double” yaptı.

25 yaşındaki futbolcu, bu sezon 5. haftadaki Yılport Samsunspor, 21. haftadaki Trabzonspor, 22. haftadaki İstanbulspor ve 27. haftadaki Bitexen Antalyaspor mücadelelerinde ikişer gol atma başarısı gösterdi.

KEREM’İN GALATASARAY PERFORMANSI

Kerem Aktürkoğlu’nun sezonlara göre Galatasaray kariyerindeki maç ve gol sayıları şöyle:

DEPREMDE ENKAZDAN KURTARILDI

Türk futbolunun son 4 sezondaki parlayan yıldızı olan Kerem Aktürkoğlu, hayat hikayesiyle de dikkati çekiyor.

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde 21 Ekim 1998 dünyaya gelen Kerem, henüz 10 aylıkken 1999 depremini yaşadı. Ailesiyle enkaz altından akrabalarının yardımıyla çıkarılan Kerem Aktürkoğlu, zorluklarla başladığı hayatında Türk futbolunun zirvesine çıktı.

TFF 3. LİG’DEN ŞAMPİYONLAR LİGİ’NE UZANAN KARİYER

Kerem Aktürkoğlu, futbola Gölcükspor altyapısında başladı.

Kerem, 2013’te 15 yaşındayken doğduğu mahallenin takımı olan Hisayernspor’un altyapısına geçti. Burada dikkati çeken genç yıldız adayı, 2015’te İstanbul Başakşehir’in altyapısına transfer oldu.

Kiralık olarak Bodrumspor ve Karacabey Belediyespor’da top koşturan Kerem, Başakşehir’de yaşadığı sorunlar nedeniyle ayrılık kararı aldı. Kariyerinde birkaç adım geri atmak zorunda kalan Kerem, TFF 3. Lig temsilcisi 24Erzincanspor’a gitti.

2019-2020 sezonunda Erzincan temsilcisinin Türkiye Kupası’nda Beşiktaş ile yaptığı maçlarda dikkati çeken Kerem, 2020’nin eylül ayında Galatasaray’a transfer oldu. Kerem, sarı-kırmızılı takımla 1 kez Süper Lig şampiyonluğu yaşadı.

UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’nde sahne alan Kerem, bu sezon Manchester United ağlarına gönderdiği topla, haftanın golü ödülünü kazandı.

MİLLİ TAKIMIN DEĞİŞMEZLERİ ARASINA GİRDİ

Kerem Aktürkoğlu, Galatasaray’daki performansıyla A Milli Futbol Takımı’nın da değişmezlerinden oldu.

Sarı-kırmızılı takıma gelmeden 2015-2017 arasında alt yaş milli takımlarda 4 maça çıkan Kerem, sarı-kırmızılılardaki performansıyla A Milli Takım’a yükseldi.

Kerem Aktürkoğlu, 4 sezonda ay-yıldızlı takımda 26 maça çıktı ve 5 kez fileleri havalandırdı.

FİLİSTİN’E DESTEK MESAJLARI

Kerem Aktürkoğlu, İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırılar ve sivillerin katledilmesi karşısında sessiz kalmadı.

Milli futbolcu, Gazze’de yaşanan dramla ilgili sık sık sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Bir paylaşımında, “Gazze’deki masumlar vahşice bombalamalardan sonra şimdi de açlıktan ölümle yüz yüzeler. Tek bir çocuk daha ölmesin. İnsanlık ölmesin!” ifadelerini kullanan Kerem, kamuoyu oluşmasına destek verdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kerem-akturkoglu-galatasarayda-kariyer-sezonunu-yasiyor/feed/ 0
Avrupa’da ve Belçika’da son 3 yılın yükselen yıldızı Union SG, Fenerbahçe’nin rakibi oldu https://www.foxhaber.com.tr/avrupada-ve-belcikada-son-3-yilin-yukselen-yildizi-union-sg-fenerbahcenin-rakibi-oldu/ https://www.foxhaber.com.tr/avrupada-ve-belcikada-son-3-yilin-yukselen-yildizi-union-sg-fenerbahcenin-rakibi-oldu/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:18:23 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4160 UEFA Avrupa Konferans Ligi’nde çekilen kuraların ardından temsilcimiz Fenerbahçe’nin rakibi Union Saint-Gilloise oldu. Belçika’nın başkenti Brüksel’de 1897’de kurulan Union SG, ikinci dünya savaşı öncesine kadar ülkenin en başarılı takımı olarak dikkati çekti. 1904-1935 yılları arasında Belçika’nın en üst seviye futbol liginde (Pro Ligi) 11 kez şampiyonluğa ulaşan mavi-sarılı takım, 2 kez de Belçika Kupası’nı kazandı.

Uzun yıllar şampiyonluk hasreti yaşayan Union SG, 1973’te küme düştü. Yaklaşık yarım asır alt liglerde mücadele eden Union SG, 2021’e kadar dönemedi. 2020-2021 sezonunda ikinci ligde şampiyon olarak Pro Ligi’ne gelen mavi-sarılı takım, ilk sezonunda normal sezonu lider tamamladı. Play-off’ta şampiyonluğu Club Brugge kazandı. Union SG, geçen yıl ise normal sezonu ikinci sırada tamamlayarak UEFA Avrupa Ligi’nde eleme oynama hakkı elde etti.

UEFA Avrupa Ligi’nde çeyrek final gördü

Union SG, geçen sezon UEFA Avrupa Ligi’nde çeyrek finale kadar yükseldi. Avrupa’da 2022-2023 sezonuna UEFA Şampiyonlar Ligi elemesinden başlayan mavi-sarılı takım, üçüncü turda İskoçya temsilcisi Glasgow Rangers’a elendi. Yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam eden Union SG, Almanya’dan Union Berlin, Portekiz’den Braga ve İsveç’ten Malmö’nün bulunduğu grubu lider tamamladı. Yükseldiği son 16 turunda yine Union Berlin ile karşılaşan Belçika temsilcisi, turu geçen taraf oldu. Çeyrek finalde bir başka Alman takımı Bayer Leverkusen ile eşleşen Union SG, 2 maç sonunda turnuvaya veda etti.

Avrupa’da bu sezon

UEFA Avrupa Ligi play-off turunda İsviçre’nin Lugano takımını eleyen Belçika temsilcisi, gruplara kaldı. E Grubu’nda mücadele eden Union SG, İngiltere’den Liverpool, Fransa’dan Toulouse ve Avustralya’dan LASK ile karşılaştı. Biri Liverpool’a karşı olmak üzere 2 galibiyet alan mavi-sarılı takım, ikişer beraberlik ve yenilgi yaşadı. Grubu üçüncü sırada tamamlayan Union SG, yoluna UEFA Avrupa Konferans Ligi’nde devam etti. Play-off turunda Almanya’nın güçlü takımlarından Eintracht Frankfurt’u eleyen Belçika temsilcisi, son 16 turunda Fenerbahçe ile eşleşti.

Pro Ligi’nde lider

Union SG, Belçika 1. Futbol Ligi’nde liderlik koltuğunda oturuyor. Bu sezon geride kalan 26 müsabakada 19 galibiyet, 5 beraberlik ve 2 yenilgi yaşayan mavi-sarılı takım, 62 puan topladı. Union SG, ikinci Anderlecht’in 8 puan önünde lider olarak yoluna devam ediyor.

Cezayirli santrfor Amoura ön plana çıkıyor

Union SG kadrosunda Cezayirli santrfor Muhammed Amoura, attığı 20 golle dikkati çekiyor. Belçika temsilcisi, Transfermarkt’ın verilerine göre 66 milyon 550 bin avroluk kadro değerine sahip. Bu oyuncular arasında 23 yaşındaki Amoura, en yüksek değeri olan oyuncu konumunda. Bu sezon tüm kulvarlarda 30 maçta forma giyen Amoura, 20 kez fileleri havalandırarak takımının en golcü oyuncusu oldu. Bu oyuncuyu 11 gollü İsveçli santrfor Gustaf Nilsson ile 9 gollü Alman santrfor Dennis Eckert Ayensa izledi.
Kadrosunun yaş ortalaması 25 olan Union SG’de İspanyol on numara Cameron Puertas 8 golle sivrilen oyuncular arasında yer aldı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/avrupada-ve-belcikada-son-3-yilin-yukselen-yildizi-union-sg-fenerbahcenin-rakibi-oldu/feed/ 0
10 yılda 671 çocuk, iş kazalarında can verdi https://www.foxhaber.com.tr/10-yilda-671-cocuk-is-kazalarinda-can-verdi/ https://www.foxhaber.com.tr/10-yilda-671-cocuk-is-kazalarinda-can-verdi/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:33:36 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4076 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) 2013-2023 yılları arasını kapsayan ‘Çocuk İş Cinayetleri’ raporu ve Ocak 2024 iş cinayetleri raporu olmak üzere iki rapor yayımladı.

14 YAŞ ALTI 234 ÇOCUK

Son 10 yılda 14 yaş ve altı 234, 15-17 yaş arası ise 437 çocuk olmak üzere toplamda 671 çocuk işçinin hayatını kaybettiği belirtilen raporda en çok ölümün yüzde 28’lik oran ile trafik servis kazalarında yaşandığı belirtildi. Ocak 2024 iş cinayetleri raporuna göre ise ocak ayında en az 158 işçinin hayatını kaybettiği açıklandı.

‘Çocuk İş Cinayetleri’ raporuna göre son 10 yılda 14 yaş ve altı 234, 15-17 yaş arası ise 437 çocuk olmak üzere toplamda 671 çocuk işçi hayatını kaybetti.

EN ÇOK ÖLÜM TARIMDA

İş kollarına göre ölümler en çok yüzde 57’lik oranla Tarım, orman iş kolunda yaşanırken, çocuk işçi ölümlerinin işkollarına göre dağılımı şu şekilde açıklandı:

Tarım, Orman 380 çocuk (250 işçi ve 130 çiftçi); İnşaat, Yol 71 çocuk; Metal 46 çocuk; Konaklama, Eğlence 45 çocuk; Gıda 23 çocuk; Ticaret 21 çocuk; Genel İşler 20 çocuk; Tekstil, Deri 17 çocuk; Taşımacılık 14 çocuk; Ağaç, Kâğıt 11 çocuk; Kimya, Lastik 7 çocuk; Enerji 4 çocuk; Çimento, Toprak, Cam 3 çocuk; Madencilik 1 çocuk; İletişim 1 çocuk; Sağlık 1 çocuk. İşkolunu belirlenemeyen 6 çocuk işçi de çalışırken hayatını kaybetti.

TRAFİK, SERVİS KAZALARINDA 186 ÇOCUK İŞÇİ

Rapora göre 2013-2023 yıllarında çocuk işçi ölümlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:

Trafik, Servis Kazası nedeniyle 186 çocuk; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 112 çocuk; Ezilme, Göçük nedeniyle 92 çocuk; Yüksekten Düşme nedeniyle 61 çocuk; Şiddet nedeniyle 56 çocuk; Elektrik Çarpması nedeniyle 44 çocuk; Yıldırım Düşmesi nedeniyle 41 çocuk; Patlama, Yanma nedeniyle 25 çocuk; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 14 çocuk; Kesilme, Kopma nedeniyle 13 çocuk; İntihar nedeniyle 9 çocuk; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 8 çocuk; Diğer nedenlerden dolayı 10 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti.

EN ÇOK ÖLÜM ŞANLIURFA’DA

Son 10 yılda Türkiye’nin 77 şehrinde çocuk işçi ölümlerinin gerçekleştiğinin belirtildiği raporda en çok ölüm yaşanan ilk 5 şehir ise şu şekilde: Şanlıurfa 49 ölüm, Gaziantep 40 ölüm, Adana ve İstanbul’da 33’er ölüm, Konya’da ise 25 ölüm.

Öte yandan Ocak 2024 İş cinayetleri raporuna göre ise ocak ayında en az 158 işçinin hayatını kaybettiği belirtildi. Rapora göre ölümlerin yüzde 18’i ezilme ve göçük, yüzde 17’si trafik servis kazaları, yüzde 16’sı yüksekten düşme olduğu belirtildi.

İş kollarına göre ölümlerin, yüzde 28’i inşaat/yol, yüzde 14’ü taşımacılık, yüzde 10’u tarım/orman, yüzde 7’si ticaret/büro, yüzde 6’sı metal iş kollarında gerçekleşti.

Raporda iş cinayetlerinde ölen 158 kişiden 5’inin kadın, 153’ünün ise erkek olduğu belirtildi. Ocak ayında en çok ölümlerin yaşandığı 6 şehir ise şöyle: İstanbul 24 kişi, İzmir 17 kişi, Şanlıurfa 11 kişi, Gaziantep 10 kişi, Konya 8 kişi, Mersin 7 kişi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/10-yilda-671-cocuk-is-kazalarinda-can-verdi/feed/ 0
Uzun ve sağlıklı bir yaşam için tüketebileceğiniz en iyi yiyecekler https://www.foxhaber.com.tr/uzun-ve-saglikli-bir-yasam-icin-tuketebileceginiz-en-iyi-yiyecekler/ https://www.foxhaber.com.tr/uzun-ve-saglikli-bir-yasam-icin-tuketebileceginiz-en-iyi-yiyecekler/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:27:17 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4070 Dünyada yaşam süresi giderek uzuyor. 1990’da 100 yaş üstünde 92 bin kişi vardı, 2021’deyse bu sayı 621 bini buldu.

Fiziksel aktivite, pozitif düşünme, iyi ilişkiler… Tüm bunlar uzun yaşam için etkili olsa da, iyi beslenme bu formülün aslında olmazsa olmazı.

Sağlık uzmanları ise uzun ve zinde bir yaşam için tüketilmesi gereken yiyecekleri şu şekilde sıralıyor…

SEBZE

Yazar ve aile hekimi Dr. Mark Hyman, HuffPost’a uzun yaşamın sırrının içerdikleri tüm antiinflamatuar, anti-kanser ve yaşlanma karşıtı özellikleri sebebiyle bitkisel besinlerde olduğunu söyledi.

Hyman, “Aslında turpgillerden ne kadar yiyebileceğinize dair bir üst sınır yok, ancak iyi bir kural tabağınızın yaklaşık dörtte üçünü bunlarla kaplamaktır” dedi.

KOYU YAPRAKLI YEŞİLLİKLER

Dahiliye uzmanı Dr. Linda Shiue’ye göre, ıspanak, pazı gibi koyu yapraklı yeşilliklerin, yüksek lif içerikleri ve kalp dostu olmaları nedeniyle tüketilmesi gerekiyor.

YAĞLI BALIK

Dr. Hyman, “Haftada iki kez somon yemek; kalp krizi, aritmi, felç, yüksek tansiyon ve yüksek trigliserit riskinizi azaltmak için yeterlidir” dedi.

Omega-3, yaşlandıkça sağlığımıza yönelik en büyük tehditlerden biri olan iltihapla savaşmaya yardımcı olur.

SIZMA ZEYTİNYAĞI

Dr. Hyman, “Günde sadece yarım çay kaşığı sızma zeytinyağı, kardiyovasküler hastalık, nörodejeneratif hastalıklar, solunum yolu hastalıkları ve kanserden ölüm riskini önemli ölçüde azaltabilir” dedi.

MEYVE

Geleneksel tatlıları bir kenara bırakın ve antioksidan açısından yüksek, kötü şeker türü bakımından düşük olan meyvelerden bir avuç alın.

FERMENTE GIDALAR

Dr. Hyman, kimchi’den kombucha’ya kadar bu yiyeceklerin “sağlıklı bir bağırsağı korumanıza yardımcı olan faydalı bakteriler” içerdiğini söyledi.

Bağışıklığı artırmaya, iltihaplanmayı azaltmaya ve bağırsaklarımızı düzenlemeye yardımcı olan bakteriler, uzun ömür için iyi kabul ediliyor.

Dr. Hyman, “Bu, sağlıklı bir vücudu korumak için gereklidir ve uzun vadeli sağlığımız için kritik öneme sahiptir” dedi.

KURUYEMİŞ VE TOHUMLAR

New York Comite Hassas Tıp ve Sağlıklı Uzun Ömür Merkezi’nin kurucusu Dr. Florence Comite, ceviz, fındık, badem gibi çeşitlerin lif ve proteinle dolu olduğunu söyledi.

Dr. Comite, “Ceviz benim favorilerim arasında yer alıyor çünkü aynı zamanda yağlı balıklardan elde edilen ve kalp dostu yağlar olan bitkisel bazlı omega-3 yağ asitleri açısından da iyi bir kaynak.” dedi.

YOĞURT

Dr. Comite, saf yoğurdun protein, kalsiyum ve magnezyum açısından yüksek olduğunu söylüyor.

BİTTER ÇİKOLATA

Dr. Comite, %75 veya daha fazla kakao içeriğine sahip çikolatayı önererek, “Bitter çikolatanın, diğer bir süper uzun ömürlü yiyecek olan yaban mersinden bile daha fazla antioksidan içerdiğini” söyledi.

Doktor ayrıca bitter çikolata tüketmenin beyin sağlığına da faydalı olduğunu da ekledi.

BAKLAGİLLER

Dr. Shiue, mercimek, yer fıstığı ve benzerlerinin “kan şekerini dengeleyebileceğini ve kolesterolü düşürebileceğini” ve “kolon kanseri riskinizi azaltmanıza yardımcı olabileceğini” söyledi.

DOMATES

Dr. Shiue, domatesteki likopenin kardiyovasküler sağlığa yardımcı olduğu bilinen bir antioksidan olduğunu söyledi. Domateslerde ayrıca bağışıklık için gerekli olan bol miktarda C vitamini de bulunuyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/uzun-ve-saglikli-bir-yasam-icin-tuketebileceginiz-en-iyi-yiyecekler/feed/ 0
Çifte cinayetin sırrı 7 yıl sonra çözüldü: “Yasak aşk” infazı! https://www.foxhaber.com.tr/cifte-cinayetin-sirri-7-yil-sonra-cozuldu-yasak-ask-infazi/ https://www.foxhaber.com.tr/cifte-cinayetin-sirri-7-yil-sonra-cozuldu-yasak-ask-infazi/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:48:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=4007 Diyarbakır’ın Bismil İlçesinde 7 yıl önce kayıtlara intihar olarak geçen çifte infaz savcılığın soruşturmayı genişletmesiyle çorap söküğü gibi çözüldü.

24 yaşındaki evli Burak Y. kendisinden 6 yaş büyük olan eşinin teyzesi Kadriye G. ile gönül ilişkisi yaşamaya başladı.

İkilinin yasak aşkı bir süre sonra telefon mesajlaşmalarıyla ayyuka çıkınca eşi durumu ailesine bildirdi.

Olay günü evde toplanan aile bireyleri bir süre sonra polisi arayıp, evde intihar olayı yaşandığı ihbarında bulundu.

İfadeleri alınan ev sakinleri soğukanlı bir şekilde birbiriyle çelişen ifadeler verince savcılık ilk etapta çifte infazla intihar olarak kayıtlara giren soruşturmayı genişletti.

İğneyle kuyu kazan savcılık ve polis Burak ile Kadriye’nin ölümünün yasak aşk infazı olduğunu çözdü.

Diyarbakır Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, telefon ses kayıtları, mesajlaşmalarla Burak Y.’nin eşinin teyzesi Kadriye G. ile uzun zamandan beri gönül ilişkisi yaşadıkları bildirildi.

Gizli yasak aşkın aile bireylerince öğrenilmesi üzerine Burak Y ile eşi Tuba Y.’nin, Umre ziyareti için Kadriye G.’nin kaldığı eve gittikleri, ikilinin bu evde öldürüldükleri, ancak polise ‘İkisi de intihar etti’ denilerek soğukkanlı ancak bir o kadar da birbiriyle çelişen ifadeler verdikleri ifade edildi.

Burak’ın kafasında, Kadriye’nin ise kafa ve bacağında mermi girişleri üzerine olayın infaz olduğu şüphesiyle soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

ÇELİŞKİLERLE DOLU ÇİFTE İNFAZ

İddianamede, cep telefonları ile Whatsapp yazışmalarının incelenmesinde ikili arasında binlerce görüşme ve yazışma kaydı olduğu belirlendi.

Olay günü evdeki yakınlarından alınan el svap örneklerinde ve elbiselerinde atış artıkları tespit edildiği bildirildi.

İddianamede, evde bulunan yakınlarından bazılarının mutfağa girdiklerinde Burak ile Kardiye’yi vurulmuş halde bulduklarını belirtirken, bazılarının da mutfağa girdiklerinde Kadriye’yi vurulmuş halde gördüklerini, Burak’ın da bu sırada kendi kafasına sıktığını gördükleri şeklinde birbiriyle çelişen ifadeler verdiklerine dikkat çekildi.

İddianamede, Burak’ın kafasında mermi giriş ve çıkışı olduğu ancak olayın evde yaşanmasına rağmen çekirdeğin bulunmadığı vurgulandı.

Yine Kadriye’nin kafasının haricinde bacağındaki mermi çekirdeğinin ayakta intihar eden Burak’ın kafasından seken mermi çekirdeği olabileceği ihtimalinin de bulunmadığı dikkate alındığında ikisinin de evdeki yakınlarınca öldürüldüğü sonucuna varıldığı bildirildi.

YASAK AŞK AÇIĞA ÇIKINCA ÖLDÜRÜLDÜLER

Kadriye’nin ağabeyi Abdullah G., olay yerinde olmadığını, olayın yaşanmasından sonra eve geldiğini cesetlere ve silaha hiç dokunmadığını belirtmesine rağmen kolunda atış artığı ve antimon elementi bulunduğu vurgulandı.

Yakınlarının alınan ifadelerinde olayı umursamaz bir tavır içinde oldukları da dikkate alındığında ikili arasındaki yasak aşkın aile bireylerince öğrenilmesi üzerine ikisinin de öldürülmesi için uygun zamanı bekledikleri, aynı evde toplanan yakınlarının infaz kararı alıp Burak ve Kadriye’yi fikir ve eylem birliği içinde tasarlayarak öldürdükleri belirtildi.

İddianamede Kadriye’nin annesi Hatice, ağabeyleri Zeki, Abdullah, ablası Mensure ile Menice G. ve Burak’ın eşi Tuba Y.’nin “Tasarlayarak kasten öldürme” suçundan 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi.

Sanıkların yargılanmalarına önümüzdeki günlerde Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cifte-cinayetin-sirri-7-yil-sonra-cozuldu-yasak-ask-infazi/feed/ 0
İmamoğlu açıkladı: Emeklilere 10 bin TL pazar desteği https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-acikladi-emeklilere-10-bin-tl-pazar-destegi/ https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-acikladi-emeklilere-10-bin-tl-pazar-destegi/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:09:35 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3925 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 10 konuda 100 büyük proje sunumlarının üçüncüsünü “Daha adil bir İstanbul” başlığı altında Florya’daki İstanbul Planlama Ajansı (İPA) kampüsünde gerçekleştirdi. İmamoğlu, yeni dönemde kent yoksulluğuyla mücadele için yapacaklarını anlattı.

“YARDIMI PARTİZANLIĞIN BİR ARACI OLARAK KULLANDILAR”

İmamoğlu, adaletin önemine işaret ederek başladığı sunumunda içinde bulunduğu İPA Kampüsü’nün geçmişteki durumuna atıf yaptı. 80 bin metrekarelik alanda önceki dönemde başkanlık konutu ve 12 ilçe belediye başkanının konutlarının bulunduğunu hatırlattı.

Bakırköy sınırlarında olmasına rağmen Bakırköy Belediye Başkanı’na CHP’li olduğu için lojman verilmediğine dikkat çeken İmamoğlu konutların AKP’li belediye başkanlarına tahsis edildiğini anlattı. İmamoğlu “Biri bunu bana yönetmelikle bile dayatsa yapamazdım. Burası bir belediye başkanın yarı olimpik havuzuyken bilgi havuzuna dönüştü. Mekansal adaleti burada sağladık” dedi.

Adaletsizliğin toplumları, kurumları içten içe çürüttüğünü vurgulayan İmamoğlu “İstanbul bizden önce uzun bir dönem maalesef böyle bir süreci yaşadı. Sosyal adaletsizlik çok ağır boyutlara ulaştığı halde, çeyrek yüzyıldır bu şehri, bu ülkeyi yönetenlerin hiç umurunda olmadı. Onlar bu adaletsizliği istismar edip, oya çevirmenin yollarına odaklandılar. Sosyal yardımları, partizanlığın bir aracı olarak kullandılar. Milyonlarca İstanbullu yoklukla ve yoksullukla mücadele ederken, bir avuç insanın zenginleşmeye devam ettiği bir israf düzeni kurdular. Bu bozuk düzeni korumak için İstanbulluları korkutup, tehdit etmeye çalıştılar” dedi.

“VAKIFLARA PARA AKTARAN HORTUMU KESTİK”

2019 yerel seçim sürecinde AKP’nin “İmamoğlu gelirse sosyal yardımlar kesilir” şeklindeki propaganda yaptığını hatırlatan İmamoğlu “Biz bir tek şeyi kestik: Halkın bütçesinden bir avuç insana, kendilerine yakın kurum, kuruluşlara, vakıf ve derneklere para aktaran o hortumu. O kirli hortumu kestik ve partizanlıktan tamamen arındırılmış, vatandaşa saygılı, toplumsal dayanışmayı öne çıkaran, halkçı bir sistem kurduk. İsrafı bitirdik, hizmeti getirdik. Sonuç, İstanbul tarihinde görülmemiş ölçüde artırdığımız sosyal destek ve yardımlar oldu” dedi.

İmamoğlu, sosyal adaleti sağlamak amacıyla vatandaşa ilk kez sunulan pek çok yeni hizmete imza attıklarını belirterek, “Halk Süt’ten Anne Kart’a, kreşlerden öğrenci yurtlarına, Kent Lokantalarından, Yeni Doğan Destek Paketi’ne, üniversite öğrencilerine burstan, Ders Atölyeleri’ne kadar eşi benzeri görülmemiş, çok önemli ve çok değerli çözümler ürettik” dedi.

10 YENİ PROJE

İmamoğlu, yoksulluğun sürdürülüp siyaseten istismar edilmesini değil, sonlandırılmasını hedefleyen anlayışla çalıştıklarını vurguladı. İmamoğlu yeni dönemin projelerini “kollarımızı sıvadık” diyerek 10 maddede şöyle sıraladı:

Çocuklar için çözümler: “Kızlar Okusun Diye” projemizi yeni dönemde hayata geçireceğiz. Dezavantajlı bölgelerde yaşayan ve ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen ailelerimizin birinci sınıfa başlayan 30 bin kız çocuğunun annelerine eğitime başlangıç desteği olarak 3 bin TL vereceğiz. 100 bin engelli, şehit çocuğu veya ebeveyn kaybı yaşamış, yoksulluk durumu bulunan ilkokul, ortaokul, lise ve iyileştirme merkezlerinde eğitim ve öğrenim gören öğrencilerimize 3 bin TL eğitim desteği vereceğiz. 39 ilçede, 100’ün üzerinde okulda beslenme desteği sağlamaya başladık. 2024-2025 yıllarında ilk ve ortaokula giden çocuklarımıza 2 milyon Okul Beslenme Destek paketi dağıtacağız. 300 bin çocuğumuza tam 35 milyon litre Halk Süt dağıtacağız. 3-14 yaş arası çocuklarımızın dönemsel ihtiyaçlarını karşılamak için iki büyük Çocuk Oyun Dünyası Merkezi açacağız.

ÜCRETSİZ MAMOGRAFİ

Kadınlar için çözümlerimiz: Kadınlara hizmet veren İBB Kadın merkezlerimizi Adalar, Beylikdüzü, Kağıthane, Sarıyer, Beykoz, Silivri, Şile, Ataşehir, Büyükçekmece, Şişli’de açarak 10 yeni merkezimizle daha fazla kadına ulaşacağız. Bu merkezlerde hamile kadınlara doğuma hazırlık eğitimleri vererek, gebelik danışmanlığı hizmeti sunacağız. 40 yaş ve üzeri kadınlar için yılda bir kez ücretsiz mamografi çekimi, 18 yaş ve üzeri kadınlar için ise yılda bir kez ücretsiz ultrason çekimi hizmeti vereceğiz. 5 yıl içerisinde 150 bin İstanbullu kadın ücretsiz sağlık hizmetinden faydalanabilecek.

“İstanbul Bebek Projesi” kapsamında 0-2 yaş bebek sahibi ve hanede kişi başına düşen gelirin yoksulluk sınırının altında olduğu 10 bin haneye ayda bir paket bebek bezi ve bir kutu bebek maması ihtiyacını karşılayacağız. Hamile Beslenme Paketi’yle anne adaylarının beslenmesine katkıda bulunmak ve yeni doğacak bebeklerin sağlıklarını korumak adına 2024 yılında 100 bin anne adayına gıda destek paketi dağıtacağız. 10 semtteki Mahalle Evleri ve İBB Kadın merkezlerinde 10 İBB Çamaşırhanesi projemizi hayata geçireceğiz. Milletin parasını millete vermeye devam ediyoruz. O yine sora dursun; “kimin parasını kime veriyorsun” diye…

EMEKLİLERE 10 BİN TL PAZAR DESTEĞİ

Dar gelirliler için çözümler: Bizden önceki yönetim döneminde vatandaşa sunulan ayni ve nakdi destek sayısı 357 bin742 iken, 2023 yılında bu sayıyı 2 milyon 292 bin 797’ye çıkardık. Vatandaşa tam 6 kat daha fazla destek verdik. Ülkemizin nasıl yoksullaştığının bir ayak izi bu. 2024’ten 600 bin haneye çıkarak ve ayni ve nakdi destek sayısını tam 4 milyon adede yükselterek ihtiyaç sahibi vatandaşımızın yanında olacağız.

Tek maaşla geçinen emekli vatandaşımıza hane başına yıllık 10 bin TL pazar desteği sağlayacağız.

Tek emekli maaşı ile geçinen hanelere Halk Ekmek büfelerinden ücretsiz olarak günde 1 ekmek alma hakkı getireceğiz.

KENT LOKANTASI SAYISI 39 OLACAK

İBB Gezici Aşevleri açarak sokakta yaşayan ya da İBB Sosyal yardımlarından faydalanan vatandaşlarımıza 5 yılda toplam 75 milyon öğün yemeği ücretsiz dağıtacağız. Her ilçeye bir Kent Lokantası diyerek 5 sene içerisinde Kent Lokantası sayımızı 39’a çıkaracağız. Milletin parasını millete vermeye devam ediyoruz.

30 BİN TL EVLİLİK DESTEĞİ

İhtiyaç sahibi aileler için çözümler: Yeni evlenecek çiftler yuvalarını kursun diye 5 yıl içinde toplam 100 bin çiftimize tek seferlik 30 bin TL destek sağlayacağız. 2019’dan beri verdiğimiz Yenidoğan Destek paketini üç kata çıkaracağız.

Tek asgari ücret ile geçinen hanelere Ulaşım Nakdi Desteği sunacağız ve hanedeki bir kişiye yıl boyunca toplam 10 bin TL ulaşım desteği sağlayacağız.

Vatani görevlerini yerine getirirken bizleri koruyan canlarımızın ailelerine destek olmak üzere şehit ve gazi yakınlarına 5 bin TL nakit destekte bulunacağız.

15 BİN ÖĞRENCİYE YURT DESTEĞİ

Gençler için çözümler: 2024-2025 eğitim öğretim yılında 100 bin üniversiteliye kişi başına 15 bin TL destek sağlayacağız. Eğitim bursundan yararlanamayan 100 bin öğrenciye ise ücretsiz ulaşım desteği vereceğiz. Yurtlarımızın sayısını üç katına çıkararak 15 bin öğrenciye yurt imkanı sağlayacağız. İhtiyaç sahibi lise ve üniversite öğrencisi gençlere yılda iki defa kıyafet kuponu desteği sağlayacağız. 100 bin gencimize de tiyatro, kitapçı, sinema, müze gibi kültür sanat etkinlikleri için destek sağlayacağız.

KÜTÜPHANE SAYISI 100’E ÇIKACAK

Eğitim için çözümlerimiz: Ders atölyelerini dijital ortama açarak 5 sene içerisinde 2,5 milyon öğrenciye Dijital Eğitim desteği sağlayacağız. Yeni dönemde ders atölyeleri sayısını 20’ye çıkararak 5 yılda 25 bin öğrenciye yüz yüze eğitim imkanı kazandıracağız. Gençlik Ofisi sayımızı 20’ye çıkararak 5 yılda 250 bin öğrenciye katkı sağlayacağız. Avrupa ve Anadolu Yakasına ayda 10 bin öğrenciye hizmet verecek Sınav Hazırlık Merkezleri açacağız. Kütüphane sayımızı 100’e çıkaracağız.

4 YENİ HUZUREVİ

Sosyal yaşam için çözümler: 10 bölgede 10 yeni Sosyal Yaşam Merkezi kuracağız. Bu merkezlerde mahalle evi, İstihdam Ofisi, Yuvamız İstanbul, Sağlık Merkezi, Kütüphane,Yaşlı Bakım merkezi, kuşaklararası yaşam merkezi, halk süt dağıtım merkezi, İBB Kadın gibi tüm hizmetlerimiz tek bir yerde toplanacak. Anadolu Yakasında 1, Avrupa Yakası’nda 3 olmak üzere 4 yeni Huzur ve Bakımevi yapacağız.

Engelliler için çözümler: Engellilerin ruhsal ve bedensel gelişimlerine destek sağlamak amacıyla projesi kararlaştırılmış olan Levazım Engelli Bireyler Spor Merkezi’ni tamamlayacağız. Engelli çocuklarımız için özelleştirilmiş Ağız Diş Sağlığı Merkezlerinde tedavi hizmetine başlayacağız. Engelli vatandaşlarımız ve aileleri için açtığımız Kısa Mola merkezlerimizin sayısını iki katına çıkararak 8’e tamamlayacağız. Engelli çocuk sahibi 50 bin kadına 5 bin TL tutarında destek sağlayacağız.

Sağlık için çözümler: Yeni dönemde 3 yeni Bütünleşik Sağlık Merkezi açarak evde sağlık hizmetleri, tıp merkezi, ağız diş sağlığı hizmetleri, bağımlılıkla mücadele birimleri, obeziteyle mücadele birimleri, meme sağlığı birimleri açacağız. Psikolojik Danışma Merkezleri sayımızı 28’den 39’a çıkartacağız. 5 olan Bağımlılıkla Mücadele Merkezi sayımızı 3 kat artırarak 15’e çıkartacağız.

Hayat boyu eğitim için çözümler: Enstitü İstanbul İsmek bünyesinde 5 Uzmanlık Okulu, 15 Eğitim Merkezi olmak üzere toplamda yeni 20 merkez açacağız. Kurslarımıza katılan ihtiyaç sahibi 10 bin vatandaşımızın kurs içerisinde istenen malzemelerde destek olmak adına 3 bin TL vereceğiz.

MURAT KURUM’A MANİDAR TEŞEKKÜR

Projelerin sunumunun ardından İmamoğlu konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bu aziz şehirde alın teriyle hayata tutunmaya çalışan emekçiler, memurlar, emekliler, işçiler, üreticiler, işsizler, ihtiyaç sahibi İstanbullular… Belediye başkanı seçildiğim günden beri sizlere daha iyi bir yaşam kalitesi sunma kararlılığıyla yatağımdan kalkıyorum.

Bu aziz şehirde sizlerin sesi ve temsilcisi oldum. Bu yolda bizi hiçbir kimse durduramaz. İsraf düzeninin hiçbir temsilcisi, bu şehirde yaşayan çocuğun, gencin, annenin, emeklinin, ihtiyaç sahibinin yanında olmamızı engelleyemez. Bize karşı kim hangi oyunu oynarsa oynasın, kim bizi engellemeye çalışırsa çalışsın, ben böyle çalışmaya devam edeceğim. Sizin bütçenizi doğrudan ve yalnızca size kullanacağız.

Milletin parasını millete vermeye devam edeceğiz. Bir söz söylüyorlar bana ömür boyu yardımcı oluyorlar. 2019’da sosyal destek vaatlerimizi açıkladığımızda, ‘kimin parasını kime dağıtıyorsun’ diye hesap sormaya kalkanlar, bizim tek tek gerçekleştirdiğimiz o vaatleri bugün kopyalamakla meşguller. Rakibim ‘yüzde 87 projelerini başardı’ dedi. Bir kağıt verip düzeltmeye çalıştılar onu da düzeltemedi.

Arkadaşlarıma ‘siz mi az hesapladınız bizimki 3-4 puan az çıkmıştı’ dedim. Arkadaşlarım 3-4 gün hesapladılar. Yüzde 87 çıktı. Rakibime teşekkür ederim. İstanbul’un 11 şehre nasıl yetiştiğini anlattığı için de teşekkür ederim. Vaatlerimizi kopyalayabilirsiniz ama içimizdeki eşitlik ve adalet duygusunu kopyalayamazsınız. İnsan ve vatan sevgisini kopyalayamazsınız.

İhmal ve ihanetle kirlenmemiş o büyük ve gerçek İstanbul sevgimizi kopyalayamazsınız. Cumhuriyetçiliği, halkçılığı kopyalayamazsınız.

Öğretiriz o ayrı. “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” diyen Atatürk’e ve onun ideallerine olan bağlılığımızı kopyalayamazsınız. ‘Kimin parasını kime dağıtıyorsun’ diye hesap sormaya kalkanlara cevabım hiç değişmedi: Vallahi de billahi de doya doya halkın parasını halka dağıtıyorum, dağıtmaya da devam edeceğim. Çünkü benim hiç kimseye, hiçbir çıkar şebekesine diyet borcum yok.”

İMAMOĞLU 3 KONUDA DESTEK İSTEDİ

İmamoğlu “Size olan hizmet sözümü, eşitlik ve adalet taahhüdümü yerine getirmek için 3 konuda destek istiyorum” diyerek şu çağrıyı yaptı:

“Bir; yalnız Büyükşehir’de değil, İlçe Belediye Başkan Adaylıklarında, Belediye Meclis Üyeliklerinde de bize destek verin. Bu desteğiniz öyle güçlü olsun ki bundan sonra kimse ‘bize oy vermezseniz hizmet alamazsınız’ diye bu milleti tehdit etme haddini kendinde göremesin.

Hiç kimse, bu ülkenin en yaralı vatandaşları olan depremzedelerin karşısına çıkıp, ‘oy ver, hizmet al’ deme hakkını kendinde bulamasın. Bu desteğiniz öyle güçlü olsun ki, yapmak için fırsat kolladıkları Beton Kanal’ı yapmaya kalkışamasınlar. Her konuda İstanbulluların iradesine saygı göstermek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle işbirliği yapmak zorunda olduklarını anlasınlar.

İkincisi; İstanbul Gönüllüleri’ne üye olun. İstanbul israf düzenine geri dönerse neler olacağını bilen tüm vatandaşlarımızı İstanbul Gönüllüleri’ne üye olmaya davet ediyorum.

Üçüncüsü; biz, özgür ve onurlu 16 milyon İstanbulluyuz. Büyük ve güçlü İstanbul İttifakı’yız. Bu ittifak kimseyi dışarıda bırakmaz. İstanbul İttifakı gençlerin, kadınların, emeklilerin, dar gelirlilerin, çocukların, haktan, adaletten ve eşitlikten yana olanların ittifakıdır. Bugüne kadar kimseyi dışarıda bırakmadık, yine bırakmayacağız. Her birimiz çevremizdekileri, ailemizi, arkadaşlarımızı, komşularımızı oy vermeye ikna edeceğiz.

İsrafı bitirip hizmet edenlere oy vermeye ikna edeceğiz. Sandığa gitmelerini sağlayacağız. Herkesi ama herkesi kapsayacağız. İstanbul sizindir. İstanbul İttifakı’nın lideri, yöneticisi, yetkilisi sizlersiniz. Bu şehir sizin. Bu kampanya sizin kampanyanız. Sizin olana sahip çıkın. Sizden aldığım güçle, bu güvenle çıktığımız yolda 16 milyon İstanbulluyla birlikte yürümeye devam edeceğiz. Birlik olacağız, yıkıp geçtiğimiz israf düzenini yeniden bu şehrin başına bela edemeyecekler. “

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/imamoglu-acikladi-emeklilere-10-bin-tl-pazar-destegi/feed/ 0
HPV’nin farkında mısınız? https://www.foxhaber.com.tr/hpvnin-farkinda-misiniz/ https://www.foxhaber.com.tr/hpvnin-farkinda-misiniz/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:03:24 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3744 Human Papilloma Virüsün (HPV) neden olduğu rahim ağzı kanseri kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü. Ülkemizde de HPV kaynaklı rahim ağzı kanserlerinde artış yaşandığını belirten Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Ünal, bu virüsle ilgili bilinmesi gereken önemli noktalara değindi. İşte açıklamaları:

Prof. Dr. Orhan Ünal anlattı

Geç kalındığında tedavisi mümkün olmuyor!

HPV ve buna bağlı kanserlere karşı farkındalık oluşturulması çok önemli. Aşılamanın önemini ve rahim ağzı kanserinin risklerini televizyonlarda kamu spotları aracılığıyla vurgulamak gerekiyor. Aşı karşıtları kanser oranının çok düşük olduğunu söylüyor ve abartıldığını düşünüyor ama yanılıyor. Ben kanser üzerine çalışan ve kadın doğum hekimi olarak şunu söylüyorum; bu kanser karşımıza önlenebilir bir dönemde çıkmadığında ve yayıldığında oldukça ıstıraplı bir

yol izliyor. Kanserin kemiğe ve diğer organlara sıçraması durumunda tedavisi mümkün olmuyor. Dolayısıyla bu farkındalığı yaratmak gerekiyor. Kaldı ki üniversitede okuyan öğrenciler dahi bu konuda bilgi yetersizliği içinde olup, HPV ile bulaşan siğillerle baş etmeye çalışmaktadır.

NASIL BULAŞIR?

Havuz, tuvalet ve hamamlar gibi ortak kullanım alanlarından HPV bulaş riski oldukça düşüktür. Bu alanlardan bulaş riski yüzde 0,1’den daha azdır. Yani neredeyse buralardan enfeksiyon bulaşmaz, yok denecek kadar azdır. Virüs yüzde 99 oranında seksüel yolla bulaşır. HPV virüsü 37 derece sıcaklığa ihtiyaç duyduğu için cinsel temas tek bulaşma yolu diyebiliriz. Cinsel ilişki ne kadar erken yaşta olursa ve partner sayısı ne kadar fazla olursa HPV’ye yakalanma oranı da o kadar artar. Prezervatifin virüsten koruma oranı ise yüzde 60’tır. Onun için korunma bakımından en etkili yol aşıdır.

KORUNMANIN 3 YOLU VAR

İlerlediğinde cinsel ilişki sonrası kanama, regl dışı kanama, kanlı akıntı, bel ve kasık ağrısı gibi belirtilere yol açan rahim ağzı kanseri erken teşhisle önlenebilir. Yani vajinal smear taraması ile kanser öncesi lezyonlar erken teşhis edilebilir. Erken tedaviyle; sadece rahim ağzının kazınmasıyla yine gebe kalınabilir ve kadınlar hayatına devam edebilir. Birinci koruma; aşı, ikinci koruma smear testiyle takip, üçüncüsü ise halkın bilinçlendirilmesiyle farkındalık oluşturulmasıdır. HPV aşısının yıllar içinde antikor seviyesi azalsa (10-15 yılda) da ömür boyu koruyuculuğu vardır. Aşı sonrası HPV ile karşılaşan bireylerde koruma belleği aktive olduğu için antikor miktarı da tekrar yükselir ve koruma sağlanır. Tekrarlama durumu söz konusu değildir. Bu arada HPV aşısını yaptırmak bu enfeksiyonla tekrar karşılaşılmayacağı anlamına gelmez. Çünkü 100’den fazla tipi mevcut. Bizim en çok kanser yapan 9 tipine karşı aşımız var. Bu nedenle aşıdan sonra düzenli kontroller de devam etmelidir. 65 yaşına kadar bu taramayı yapıyoruz.

AŞI NEDEN ERKEN YAŞTA YAPTIRILMALI?

Çünkü 9-11 yaşlarında daha yüksek bir antikor cevabı alıyoruz. Bu yaşlarda cinsel yaşam da başlamadığı için antikor seviyesi daha güçlü olur ama 45 yaşına kadar aşı yapılabilir diyoruz. Bu, erken yaşlardaki aşı kadar antikor seviyesini yükseltmez. Türkiye’de HPV aşısına ulaşma noktasında bir sıkıntı yaşanmıyor. Eczanelerden aşıya ulaşılabiliyor. Eskiden ikili aşı dediğimiz ve HPV’nin en çok kanser yapan tipi 16 ve 18’e etkili aşı vardı. Sonrasında erken yaşlarda sıklıkla karşılaşılan, HPV 6 ve 11 tipleriyle bulaş sonucu oluşan siğillerden de korunmak adına dörtlü aşı dediğimiz kombinasyon kullanıldı. Son olarak da HPV’nin 9 tipine karşı etkili dokuzlu aşı Türkiye’ye de yakın zamanda geldi ve kullanılmaya başladı. Korunma için 9-15 yaş arasında 6 ay arayla iki doz yeterli olmaktadır. 15 yaşını doldurduktan sonra ise 26 yaşına kadar 3 doz aşı öneriliyor. Aşılama devlet politikası haline gelirse daha çok kişi aşıya ulaşabilecektir.

ERKEKLER DE AŞILANMALI

Esasında erkeklerin aşılanması gerekiyor. Bu virüsü erkekler taşıyor ve bulaştırıyor. Dolayısıyla 9 ila 15 yaş arasındaki erkek çocuklarının aşılanması şarttır. Olaya hep rahim ağzı kanseri olarak bakıyoruz. Aslında baş-boyun kanserleri, anal kanserler, kadın dış genital (vulva), vajina ve penis kanserleri de HPV virüsü ile bulaş yüzünden olmaktadır. Dolayısıyla erkek çocuklarının aşılanmasını öneriyoruz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hpvnin-farkinda-misiniz/feed/ 0
İşte TÜİK anketine göre ülkenin en önemli sorunu https://www.foxhaber.com.tr/iste-tuik-anketine-gore-ulkenin-en-onemli-sorunu/ https://www.foxhaber.com.tr/iste-tuik-anketine-gore-ulkenin-en-onemli-sorunu/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:36:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3522 TÜİK’in bugün açıkladığı ‘yaşam memnuniyeti araştırması, 2023’ sonuçlarına göre, ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde; 2020 yılında birinci sırada yüzde 18,5 ile işsizlik, ikinci sırada yüzde 17,3 ile hayat pahalılığı, üçüncü sırada yüzde 17,2 ile eğitim yer aldı. 2023 yılında hayat pahalılığı yüzde 33,8 ile ilk sırada yer alırken, yüzde 16,5 ile eğitim ikinci sırada ve yoksulluk %13,4 ile üçüncü sırada yer aldı.

Araştırma sonuçlarına göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2022 yılında yüzde 49,7 iken 2023 yılında 3,0 puan artarak yüzde 52,7 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2022 yılında yüzde 15,9 iken 2023 yılında 2,2 puan azalarak yüzde 13,7 olarak gerçekleşti.

Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2022 yılında yüzde 46,5 iken 2023 yılında yüzde 50,3 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2022 yılında yüzde 52,7 iken 2023 yılında yüzde 55,1 oldu.

EVLİLER DAHA MUTLU

Evli bireylerin, evli olmayan bireylere göre daha mutlu olduğu görüldü. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2023 yılında yüzde 56,4 iken evli olmayanlarda bu oran, yüzde 45,8 olarak gerçekleşti.

Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin yüzde 53,2’sinin, evli kadınların ise yüzde 59,5’inin mutlu olduğu gözlendi.

YAŞLILARDA MUTLULUK AZALDI

Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 18-24 yaş grubunda mutluluk oranı, 2022 yılında yüzde 47,9 iken 2023 yılında 6,1 puan artarak yüzde 54,0 oldu.

Mutluluk oranının 55 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise azaldığı gözlendi. Mutluluk oranı 55-64 yaş grubunda bir önceki yıla göre 2,8 puan azalarak yüzde 49,7 olarak tahmin edildi. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise 2022 yılında yüzde 57,7 iken 2023 yılında 1,7 puan azalarak yüzde 56,0 oldu.

MUTLULUK KAYNAĞI AİLE

Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde; en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2023 yılında yüzde 69,9 olurken bunu sırasıyla; yüzde 15,0 ile çocukları, yüzde 5,4 ile kendisi, yüzde 3,8 ile eşi, yüzde 2,9 ile annesi/babası ve yüzde 1,8 ile torunları takip etti.

Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2023 yılında yüzde 69,5 olurken bunu sırasıyla; yüzde 13,2 ile sevgi, yüzde 9,2 ile başarı, yüzde 5,3 ile para ve yüzde 2,6 ile iş takip etti.

Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2023 yılında yüzde 67,1 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranı yüzde 67,2 iken kadınlarda bu oran yüzde 67,1 oldu.

Bireylerin hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile; hiç memnun olmayanlar için “0”, çok memnun olanlar için “10” arasında bir değer alınarak ortalama hesaplandı. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2022 yılında 5,5 hesaplanırken 2023 yılında 0,2 puan artış ile 5,7 oldu. Erkeklerde ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2023 yılında 5,6, kadınlarda ise 5,8 oldu.

Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde; 2023 yılında asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 74,6 olurken bunu sırasıyla yüzde 68,2 ile ulaştırma, yüzde 65,4 ile sağlık, yüzde 61,0 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 58,6 ile adli ve yüzde 57,7 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/iste-tuik-anketine-gore-ulkenin-en-onemli-sorunu/feed/ 0
Maden bizim, çıkaran da ölen de, hesap veren de biziz, kazanan yabancı! https://www.foxhaber.com.tr/maden-bizim-cikaran-da-olen-de-hesap-veren-de-biziz-kazanan-yabanci/ https://www.foxhaber.com.tr/maden-bizim-cikaran-da-olen-de-hesap-veren-de-biziz-kazanan-yabanci/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:24:30 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3515 2000 yılında kurulan Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş., 22 Aralık 2010’da Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde altın üretimine başladı. Madeni işleten Anagold Madencilik’in yüzde 80’i Kanadalı SSR Mining, yüzde 20’si ise Çalık Grubu’na ait. Çalışanların tamamı Türk olan işletme daha önce de siyanür sızıntısıyla gündeme geldi, ruhsatı iptal edilmedi tersine altın aranan alan genişletildi.

BİZE KALAN ÖLÜM OLDU

Çevrecilerin, İliçlilerin, siyasilerin, madencilerin ‘Geliyor’ dediği facia 13 Şubat’ta geldi. Toprak altında 9 canımız kaldı. Facia ile ilgili gözaltına alınan 9 şüpheliden 8’si Türk, 1’i İngiliz vatandaşı. SSR Mining, siyanürle çıkardığı altından 2020-2023 yılları arasında yaklaşık 1.5 milyar dolar gelir ve 334.6 milyon dolar kar elde etti. Kısaca maden bizim, çıkaran da ölen de hesap veren de biziz, kazanan yabancı!

Toprak altındaki bir işçinin yakınının söylediği gibi “Bizlere kalan şey ölüm, onlara kalan altın oldu…”

AİLELER UMUDUNU KESTİ:


Orada yaşayan biri yok birbirimizi kandırmayalım

ÇÖPLER Maden Sahası’nda çıkarılıp istiflenen 10 milyon metreküp (Toprağın türüne ve nem oranına göre yaklaşık 16-18 milyon ton) toprağın vadiye akması sonucu yaşanan faciada 4’üncü güne girildi. Toprak altında kalan 9 işçiye henüz ulaşılamazken ailelerin umudu da zaman geçtikçe azalıyor, Bazı ailelerin ‘Orada yaşayan biri yok, birbirimizi kandırmayalım’ diyerek feryat ettiği görülüyor. AFAD, JAK, TSK, Emniyet Genel Müdürlüğü, madenciler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan yaklaşık 1000 kişi alanda görev yapıyor. Çalışmalarda 5 dron, 2 kimyasal biyolojik ve nükleer araç, 5 metale duyarlı radar cihazı ve 5 kurtarma köpeği de kullanılıyor. Çalışma yapılan alanda ayrıca zaman zaman sis etkili olduğu da görüldü. Bölgede ayrıca gece saatlerinde de yağmur etkili oldu. Kayan toprağın yağmur nedeniyle sıvılaşması da ekiplerin alandaki çalışmasını zorlaştırıyor.

Anagold tedbir almadı, bol bol reklam yaptı


İliç’teki facia ile gündeme gelen Anagold Madencilik, maden sahasında tedbir almak yerine “Kurumsal sosyal sorumluluk projeleri” adı altında reklama önem verdi.

■ Anagold desteği ile Erzincan Organize Sanayi Bölgesi’nde anaokulu ve kreş yapıldı.

■ Erzincanspor, Anagold ile protokol imzaladı. 9 milyon TL karşılığında adını ‘Anagold 24 Erzincanspor’ olarak değiştirdi.

■ 14 arıcılık, 5 tarım, 12 hayvancılık, 2 sosyal gelişim, 4 küçük işletme gelişimi projesine 4.2 milyon TL destek verildi.

■ Ramazan ayında iftar programı düzenlendi, belediye ve kaymakamlığa araç hediye edildi.

■ 4-6 yaş Kur’an Kursu çocukları için etkinlik düzenledi. TRT’deki Rafadan Tayfa ekibini de ilçeye getirip çocuklarla buluşturdu. Tarık IŞIK/ANKARA

Toprağı kaldırmak için 400 bin kamyon gerekli


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, maden faciasının yaşandığı İliç’te yaptığı açıklamada çökme sonrasında bölgedeki toprağın tamamının kaldırılması için en az 400 bin kamyona ihtiyaç olduğunu söyledi. Bayraktar, “Buradaki şirketin yönetim düzeyi içerisinde bir zafiyet içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu tesisin izinleri ile alakalı süreçlerde herhangi bir sıkıntı yok. Ama uygulama noktasında ilgili bakanlıklar soruşturmayı yürütüyor. Hiçbir şeyin üstünün örtülmeyeceğini söyleyebiliriz” dedi. (DHA)

Yeni İliçler olmasın

ERZINCAN İliç’teki altın madeninde yaşananlar, diğer altın madenlerinin taşıdığı risklerini de gündeme getirdi. Birçok madende benzer görüntüler var.

Sivas’ta Çetinkaya demir madeni ve Bakırtepe Altın İşletmesi’nin olduğu Kangal maden bölgesinde fazla toprak yığılmadan kaynaklı yarıklar oluştu. SÖZCÜ TV’ye konuşan Pınargözü Köyü Eski Muhtarı Hüsnü Engin, madenin yarattığı tahribatı ve olası tehlikeyi şöyle anlattı: “İlk önce bize zararı suyumuz gitti. Üç köye su veren kaynak kurudu. Bir damla su yok. Aynı yörede heyelan başladı. İliç’tekinin bir benzeri de bizde oluyor şu anda. Hala yaşanmakta. Haddinden fazla toprak yığdıkları için tarlalarda 3-4 metrelik yarıklar var. Kullanılamıyor. Burası köye 200 metre mesafede.”

ZEHİR BIRAKIP GİDECEKLER

Engin, madene izin verenlere isyan etti: “Bu ülkenin tüm kaynaklarını sömürüp her şeyi elinden alıp buraya zehir bırakarak gidecekler.”

Bakırtepe Altın İşletmesi’nde bir işçi, ÇED toplantısında siyanürün taştığını itiraf etti. İşletme müdürünün de olduğu ÇED toplantısında konuşan işçi “Parayı verselerdi susacaktım. Bu bir gerçek. 2020 yılında liçe siyanür verdiler, onu havuza akıttılar. Yığılı toprak taştı ve siyanür toprakla birleşti. Hepsi kanıtlı videosu da var” dedi.

Altıntepe Madencilik, Yukarıbahçeler mevkiinde yaklaşık 25 hektar alanda siyanürle altın madeni
işletiyor.

SUDA KİRLİLİK TESPİT EDİLDİ

Riskli madenlerden bir diğeri de Ordu Fatsa’da. Altıntepe Madencilik, siyanürle altın aramayı sürdürüyor. Projenin ÇED raporu Çevre Bakanlığı tarafından iptal edildi. Ruhsatı da yok. Fakat madende buna rağmen faaliyetler devam ediyor. CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, “Şu anda yeni bir ÇED’i yok. Ruhsatı da tekrar almak istedi, mahkeme tarafından iptal edildi. Ruhsatsız ve ÇED’siz şekilde beklemekte” dedi. Adıgüzel, madenin yakınındaki Elekçi Irmağı’na ağır metallerin döküldüğünü söyledi ve bağımsız kuruluş tarafından tetkiklerle bunu kanıtladıklarını belirterek şunları söyledi: “Buranın kapatılması için daha ne yapalım? Burada fay hattı var, yağmurlu bir bölge. Yarın olası bir deprem ve selde buradaki liç havuzunun patlama olasılığı çok yüksek.”

Bir diğer riskli maden Kastamonu Hanönü’nde. SÖZCÜ TV’ye konuşan köylüler Gökırmak Bakır Madeni bölgesindeki barajda kayma olduğunu söyledi. Ortaya çıkan görüntülerde barajdaki kaymayı önlemek için fore kazıkları çakıldığı ortaya çıktı. Çanakkale de bir maden ‘cenneti’. Kazdağları’ndan Bayramiç’e onlarca maden çevreyi tehdit ediyor. Çevreciler ve köylüler, davalarda iptal kararları alınsa da tüm madenlerde faaliyetin devam ettiğinden yakınıyor. ■ Fırat FISTIK


Aynı faciayı Fatsa’da yaşamak istemiyoruz

Fatsa’da Altıntepe Madencilik tarafından işletilen maden sahası önünde açıklama yapan CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, şunları söyledi:

■ Burada da siyanürle altın madeni işletiliyor ve daha da fazla alanın kullanılması için ÇED raporu alınmaya çalışılıyor. Burada geçmiş dönemlerde de eylem yaptık bütün arkadaşlarımızla. Buranın nasıl bir tehdit oluşturduğunu söyledik ama kulak tıkadılar.

■ Buradaki siyanür havuzu patladığı anda Elekçi Deresi’ne karışır ve Fatsa’yı değil, belki bütün Karadeniz’i tehdit eder hale gelebilir. Bir an önce buranın kapatılması ve bu tehdidin ortadan kaldırılması için yetkilileri bugünden uyarıyoruz. Şimdiden tedbirinizi alın. İliç’te yaşanmış bir felaketi burada yaşamak istemiyoruz. (ANKA)

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/maden-bizim-cikaran-da-olen-de-hesap-veren-de-biziz-kazanan-yabanci/feed/ 0
Kimse 80 yaşında olduğuna inanmıyor… Nasıl formda kaldığını anlattı https://www.foxhaber.com.tr/kimse-80-yasinda-olduguna-inanmiyor-nasil-formda-kaldigini-anlatti/ https://www.foxhaber.com.tr/kimse-80-yasinda-olduguna-inanmiyor-nasil-formda-kaldigini-anlatti/#respond Fri, 16 Feb 2024 21:18:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3474 Kanepede oturan bir adamdan fit bir sporcuya dönüşen 83 yaşındaki adam, sırlarını açıkladı. Pittsburgh Üniversitesi Tıp Merkezi’nde beyin cerrahı olan Joseph Maroon, 40’lı yaşlarının başında o kadar sağlıksızdı ki merdivenleri çıkmakta bile zorlanıyordu.

Maroon’un hayatı babasının ölümü ve yaşadığı boşanmadan sonra değişmeye başladı. Karşı karşıya kaldığı bu yıkımlar, mental sağlığını da etkiledi. Kariyerine bile bir süre ara vermek zorunda kalan Maroon, kendini daha iyi hissettirecek bir şeyler araken, bir akadaşının koşuya çıkma önerisini kabul etti.

Maroon, bu öneriyle beraber seneler sürecek ve hatta 83 yaşına geldiğinde sekiz Ironman triatlonunu tamamlamış biri haline dönüştü.

HAFTANIN ALTI GÜNÜ, GÜNDE BİR SAAT

Dr Maroon, bu noktaya gelmek için haftanın altı günü, günde bir saatini egzersize ayırdı. Buna koşma, direnç antrenmanı ve esneklik egzersizlerinin yanı sıra yüzme ve bisiklete binme gibi aktivitelerin bir karışımı da dahil.

Yıllar geçtikçe kondisyonu gelişti ve sonunda yarışmaya başladı ve triathalonlara kadar yükseldi.

2022’de; 750 metre yüzme, 20 kilometre bisiklet ve 5 kilometre koşudan oluşan 2022’de katıldığı triatlonunda (2022 National Senior Games) kendi yaş kategorisinde birinci oldu. Dr Maroon yarışı 27 yaşındaki kızı Isabella ile tamamladı.

Maroon, zinde hayatıyla ilgili şunları söyledi: “Sonuç olarak herkesin triatloncu olacakmış gibi antrenman yapmasına gerek yok. Fakat egzersiz ve spora katılımın o kadar çok faydası var ki, yaşınız veya spor geçmişiniz ne olursa olsun, bunu dikkate almalısınız.”

STRESTEN UZAK DURUN

83 yaşındaki ironman, benimsediği yeni yaşam tarzını oluşturan prensipleri de anlattı.

Dr. Maroon her şeyden önce stresi azaltmayı hedeflemiş. Maroon, kronik stresin vücudu savaş ya da kaç moduna hapsederek depresyona, kaygıya, kötü uykuya ve migrene neden olduğunu söylüyor.

Ayrıca pek çok uzman da uzun vadede stresin kalp hastalığı ve felç için de bir risk faktörü olduğu belirtiyor.

MANEVİYATA ÖNEM VERİN

Maroon, egzersiz kadar hayatında maneviyata da zaman ayırmanın önemli olduğunu söylüyor. Maroon, bunun sadece dini ritüellere bağlılıkla olması gerekmediğini; yardım ederek, insanlarla ilişkileri güçendirerek de olabileceğini belirtiyor.

Hastalara bakmak, ailesiyle ilişkilerini güçlendirmenin olumlu etkileri olduğunu söylerken Maroon’un bu ilkesi araştırmalarla da aslında destekleniyor. Araştırmalar; manevi uygulamaların amaç yaratabileceği ve psikolojik dayanıklılık sağlayabileceği ve bunun sonucunda da uzun ömür ve artan yaşam tatmini sağlayabileceği ileri sürülüyor. Hatta 2016’da yapılan bir araştırma, haftada en az bir kez dini törene gitmenin yüzde 33 daha düşük ölüm oranıyla bağlantılı olduğunu ortaya çıkarmıştı.

ALKOL VE SİGARADAN UZAK DURUN

Maroon’un sağlıklı ve zinde yaşamını destekleyen bir diğer prensip ise alkol, sigara ve uyuşturucudan uzak durmayı içeriyor.

Tütün yılda sekiz milyondan fazla insanı öldürürken, 2021’de 106 binden fazla Amerikalı aşırı dozda uyuşturucudan öldü. Her ne kadar bazı araştırmalar şarap içmenin faydalı olabileceğini öne sürse de Dünya Sağlık Örgütü hiçbir alkol düzeyinin güvenli olmadığını söylüyor.

İYİ BİR UYKU ŞART

Dr Maroon, bir sonraki adımın yeterli bir şekilde uyumak olduğunu belirtiyor. İyi bir uyku; obeziteyi uzak tutabilen daha iyi bir metabolizma, bağışıklık sistemi ve daha düşük koroner kalp hastalığı riski de dahil olmak üzere sayısız sağlık avantajına sahip. Çalışmalar ayrıca yeterince uyumanın insanların diyet ve egzersiz hedeflerine uymalarına yardımcı olduğunu da gösteriyor.

Dr Maroon, hayatının ilerleyen dönemlerinde zindeliği bulan ilk kişi değil. Austin, Texas’tan 56 yaşındaki Jennifer Fisher, sağlıklı tariflerini ve antrenmanlarını paylaştığı sosyal medya hesaplarına sahip. TikTok ve Instagram akışlarını kendisinin koştuğu, ağırlık kaldırdığı ve engelli yarışlarda yarıştığı videolarla dolduruyor.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kimse-80-yasinda-olduguna-inanmiyor-nasil-formda-kaldigini-anlatti/feed/ 0
En rahat olduğum iki il İstanbul ve Ankara https://www.foxhaber.com.tr/en-rahat-oldugum-iki-il-istanbul-ve-ankara/ https://www.foxhaber.com.tr/en-rahat-oldugum-iki-il-istanbul-ve-ankara/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:33:18 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3443 CHPGenel Başkanı Özgür Özel, adaylarını açıkladıktan sonra çıkan tartışmalara son noktayı koydu. Mevcut 249 belediye başkanının 149’unun yeniden aday gösterildiğini belirten Özel, ‘’En rahat olduğu iki il Ankara ve İstanbul. Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, partinin de çok üzerinde oy potansiyeline sahipler. Çok sıkı çalışıyorlar” dedi. Parti merkezinde gazetecilerle bir araya gelen Özel, şu mesajları verdi:

“Her yerde aday gösteriyoruz. Geçen seçimlerde 765 olan sayımız 1081’e çıktı. 30 yaş altı 20 adayımız var. 182 aday 40 yaş altında. Deniz Baykal, 35 yaşında milletvekili 36 yaşında bakan oldu. Kadrolarda yenilik isteyenler Çankaya adayı Can Güner’i (31), genç buluyor. Üç yaşında babasız kalmış, annesi infaz koruma memuru Perihan Abla… Üniversite birincisi, hakimlik sınavında 20 bin kişiden 97’inci. Güner, bütün mülakat mağdurları adına da adayımız. İzmir’e 46 milletvekili gitti, birebir mülakat yaptı. Büyük bir değişim oldu, tartışma doğal. Liyakate, eğitime, yabancı dile ve vizyona önem verdik. İzmir’in listeleri kıpır kıpır.”

EN BÜYÜK YALAN TASFİYE

“Kılıçdaroğlu’nu destekleyenlerin tasfiye edildiği hayatımda duyduğum en büyük yalan. Ahmet Akın, bir numaralı kurmayıydı. Bursa adayımız da öyle, bana karşı çok sertti. İlk onları açıkladık. Zeydan Karalar ve Vahap Seçer, bir oy alamadık. Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu kadar Kemal Bey’i gönülden destekleyen yoktu. 249 başkanımızdan 220’si aday oldu. Yüzde 56 oranında tekrar aday gösterildiler. Ağırlıklı olarak da Kemal Bey döneminde seçilen kişiler yeniden aday gösterildi.”

Tekin benim ağabeyim

Özel, Gürsel Tekin’in istifasına çok üzüldüğünü belirterek, “Çok sevdiğim değerli bir isim, kendisini arayacağım. Kadıköy’de iki aday arasında kaldık. Yüzde 51’e 49 karar verdik. Bir gece önce Gürsel abinin adı geçiyordu, ertesi sabah olmadı ve istifa geldi. Kadıköy adayımız pırıl pırıl. İlk kızgınlık geçtikten sonra Gürsel Abi’nin yeniden baba ocağına döneceğine inanıyorum. Herkes yapar da Tekin’in bunu yapmaması gerekir. Seçmen de doğru bulmuyor” diye konuştu.

SÜRPRİZ OLABİLİR

31 Mart’ta kıyı şeridinden bir kat daha içeriye gireceklerini kaydeden Özel, “Kırıkkale çok iyi gidiyor. Kastamonu olabilir. 100 yılın sürprizini Malatya’da yapacağız. Parti son seçimden yüzde 21 oy almışken, Ağbaba rakibinin dört puan önünde çıktı” dedi.

Hatay için doğruyu bulma arayışı sürüyor

Hatay’de en doğruyu yapma gayretinde olduğunu söyleyen Özel, şöyle devam etti: “Birçok ankette Lütfü Savaş çıktı. Orada Gökhan Zan, büyük bir grubu organize ederek tepki gösterdi. Zan bizden Arsuz Belediyesi için talepte bulundu. ‘Savaş ile uyumlu çalışırım’ dedi. Sonra TİP’e gitti. Savaş’a alternatifi anketlerde görürsem adayı değiştiririm. Ama daha iyi bir alternatif üretemeden bir şey söylemek zor. Bir ölçüm daha yapılacak. 60 PM üyemiz Hatay için nabız yoklamak ile görevli. Doğru bulma arayışımızın bir sonucu bu.”

İTTİFAK KURULUYOR

Özel, Haluk Levent ve Aylin Kotil’e teklif konusunda işe şunları söyledi: “Bazen yöneticiler arka kapı diplomasisi yürütür. Haluk Bey ‘evet’ dese anket de yapardık. Aylin Hanım’ın İstanbul’da talebi vardı. Resmi bir teklif olarak görmemek lazım.” DEM Parti görüşmelerine dair de “Bölgede DEM seçmeni yoğunluğu varsa, onların da oy vereceği aday belirlenebilir dedik. Görüştüğümüzü söylüyoruz. Asıl bunu gizleyenler, kapalı kapılar ardında yasak ilişki muamelesi yapanlar seçmene saygısız… Bizim yaptığımız mı onların yaptığı mı DEM’lenmek… Bizim ki cesaret ister onların ki korkakça… DEM, başka bir partinin adayını uygun görüp aday çıkarmazsa kent uzlaşısı olmuş demektir. Türkiye ittifakının tam zamanı, ittifak kuruluyor. Siyasi partilerle değil seçmenle sahada kurulan bir ittifak. Parti yönetimlerinin fikri değişti ama seçmen değişti mi göreceğiz. Seçmen İstanbul’un üzerinde helikopterle arsa beğenilsin mi beğenmesin mi kararı verecek.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/en-rahat-oldugum-iki-il-istanbul-ve-ankara/feed/ 0
Kanser artık yaşlı hastalığı değil! https://www.foxhaber.com.tr/kanser-artik-yasli-hastaligi-degil/ https://www.foxhaber.com.tr/kanser-artik-yasli-hastaligi-degil/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:09:43 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3301 Son yıllarda kanser vakalarındaki artış hız kesmiyor. Bir zamanlar “yaşlı hastalığı” olarak bilinen kanserin, 1990’lardan itibaren 50 yaş altında görülme sıklığının her geçen gün arttığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, bu konuda önemli bilgiler verip, hayati uyarılarda bulundu. İşte açıklamaları:

Bilimsel araştırmalar dünya çapında 50 yaşın altındaki kişilerde kanser görülme oranının son 30 yılda yaklaşık yüzde 80 arttığını gösteriyor. Araştırmalar gençlerde özellikle meme, kalın bağırsak, endometrium, pankreas ve karaciğer kanserinin yaygın görüldüğünü ortaya koyuyor. Bu artışın arkasında ise büyük oranda hareketsiz yaşam ve kötü beslenme alışkanlıkları yatıyor. Çocukluk çağı obezitesi, şekerli-gazlı içeceklerin tüketimi, fast-food, işlenmiş et ürünleriyle beslenme ve tip 2 diyabet ilk sıralarda yer alıyor.

Her 100 kanserden 5-10’u kalıtsal

En sık görülen kanserler erkeklerde akciğer, prostat, kalın bağırsak, mide ve karaciğer; kadınlarda ise meme, akciğer, kalın bağırsak, rahim ağzı ve tiroit kanseridir. Her 100 kanserden 5-10’nu kalıtsal hatalı gene bağlı gelişmektedir. Ailede birden fazla kişide meme, bağırsak, yumurtalık kanseri gibi öyküler varsa bu durum bazı kanserlerin görülme riskini artırır. Fakat bu kansere yakalanacağınız anlamını değil sadece riskin yükseldiği anlamını taşır. Kalıtsal, yani hatalı genlerin neden olduğu kanserler; yaşlanma, sigara içme, fazla kilolu olma, düzenli egzersiz yapmama veya sağlıklı ve dengeli beslenmeme gibi diğer faktörlerin neden olduğu kanserlerden çok daha az görülmektedir.

HASTALIK RiSKiNi AZALTMA YOLLARI

Gençler, kanser gelişim risklerini azaltabilmek için; daha hareketli olmalı, ekran karşısında daha az vakit geçirmeli, sağlıklı beslenmeli (özellikle fast food’dan uzak durmalı), düzenli uyumalı ve sigara-alkol tüketmemeli.

Egzersiz kanser tedavisinin yan etkilerini hafifletir

Aktif fiziksel yaşam kanser riski ve kanser tedavisine bağlı yan etkileri azaltır. Araştırmalar kanser tedavilerinde fiziksel olarak aktif olmanın tedavilere bağlı yan etkileri azalttığını ve daha hızlı iyileşme sağladığını gösteriyor. Egzersiz aynı zamanda yaşam kalitesini artırma, endişe ve depresyonun önlenmesinde de etkili. Düzenli yapılan hafif tempolu yürüyüşler bile kanser tedavisinin daha rahat geçmesine yardımcı olur. Kemoterapi ve radyoterapi gören hastalar da egzersiz yapabilir.

Kışın tedavi gören hastalara tavsiyeler

Kış günleri kanser tedavisi gören hastalar için zorlu şartlar yaratabilir. Tedavilere bağlı anemi veya sıvı kaybı sorunları yaşayan hastaların soğuk havanın etkisiyle hipotermiye yani düşük vücut sıcaklığına eğilimi artar. Bununla birlikte nöropati gibi yan etkiler soğuk havanın etkisi ile daha da belirginleşebilir. Elbette solunum yolu enfeksiyonları, grip ve Covid-19 de bu mevsimlerde hastalar için risk oluşturabilir. Dolayısıyla hastalar şu noktalara dikkat etmeli:

Soğuk havalarda dışarıda olduğunuzda şapka, atkı, eldiven ve sıcak tutan bir palto giyin. Sıcak tutan çoraplar ve eldivenler özellikle nöropati şikayeti olanlar için koruyucu olacaktır.

Buzlu koşullarda dolaşmak zorunda kalırsanız, uygun ayakkabılar giyin ve/veya baston veya yürüteç gibi bir hareket yardımcısı kullanın.

Bağışıklık sisteminizi desteklemek amacıyla taze meyve ve sebze tüketin, zerdeçal ve zencefil gibi baharatları yemeklerinizde uygun ölçüde kullanın. Bol sıvı tüketin ve evde yapacağınız ıhlamur, nane ve limon içeren taze hazırlanmış kış çaylarını ölçülü olarak içmeyi ihmal etmeyin.

Kalabalık halka açık yerlerde mutlaka maske takın.

Hangi aşıları yaptırmanız gerektiği konusunda doktorunuza danışın.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/kanser-artik-yasli-hastaligi-degil/feed/ 0
Sen hem belediyeye hem de bu şehre ablalık yapacaksın! https://www.foxhaber.com.tr/sen-hem-belediyeye-hem-de-bu-sehre-ablalik-yapacaksin/ https://www.foxhaber.com.tr/sen-hem-belediyeye-hem-de-bu-sehre-ablalik-yapacaksin/#respond Mon, 12 Feb 2024 09:00:50 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3240 Eskişehir’inefsane Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e, CHP lideri Özgür Özel “Hocam, yerinize kimin aday olmasını istersiniz” diye sorduğunda, “Tereddütsüz olarak genel sekreterimiz Ayşe Ünlüce’yi öneririm. Kendisi daha önce hakimlik, avukatlık yaptı. Son 5 yıldır bütün projelerimizin içinde olan başarılı bir bürokratımız” karşılığını verdi. Ünlüce’nin adaylığı bu konuşmalardan sonra kesinleşti. Ünlüce, belediye başkan adaylığı için “Benim adaylık süreci biraz hızlı gelişti. Büyükşehir belediyesinde görev aldığım günden itibaren hem belediye, hem Yılmaz Hoca hem de şehir beni bu göreve yavaş yavaş hazırlamış diye düşünüyorum” diyor.

DÖNÜŞÜM YAŞAYAN ŞEHİR

Ayşe Ünlüce, 1970 Eskişehir doğumlu. Kısa bir hakimlik dönemi dışında hep Eskişehir’de yaşadı. Büyükerşen “Hak, hukuk, adalet” diyen Ünlüce’yi belediyeye önce hukuk müşaviri olarak aldı. Sonra O’na daha ağır sorumluluklar verdi. Şimdi de başkan seçilmesi için çaba gösteriyor. Bu süreçte Ayşe Hanım, kentin dönüşümünde önemli görevler üstlendi. Eskişehir’i şöyle anlatıyor: “Yılmaz Hoca’nın başkanlığıyla birlikte son 25 yılda Eskişehir ciddi bir dönüşüm yaşadı. Ben bu dönüşümü adım adım izledim. Bu süreçte dönüşümün önemli bir parçası olma fırsatım oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde Cumhuriyet’in 100. yılında aday olmam, kadın olarak bulunmam büyük şans. Yaptığım çalışmalar hem belediyede hem de kamuoyunda takdir topladığı gibi beni de belki bu süreçte bir belediye nasıl yönetilir, bir şehir nasıl yönetilir bu konuda donattı.

BELEDİYE VE ŞEHRİN ABLASI

Büyükerşen’in “Bir kadın belediye başkanı olsa” düşüncesi vardı. Bunu paylaşma dönemi, Ünlüce’ nin adaylığından kısa süre önce oldu. Şehirde emeği olan, liyakati olan ve belediyecilik tecrübesiyle birleştiğinde Ayşe Ünlüce’nin adı öne çıktı. Ayşe Hanım “Eskişehir’in teslim edileceği bir başkan olmanın gururu” içinde olduğunu belirtiyor ve Büyükerşen’in kendisi için söylediklerini şöyle aktarıyor: Adaylık konusunu Yılmaz Hoca bana şöyle anlattı: ‘Ben geçmişten beri senin çalışmalarını hep takip ediyorum. Belediye öncesinde gerek baroda, sivil toplumda çok güzel çalışmalar yaptın. Hem Eskişehir’de çok emeğin var hem de bu şehirde çok fazla çalışman oldu. Belediyeciliği yanımda çok iyi öğrendin. Senin dürüstlüğüne, liyakatine, insan ilişkilerine, toparlayıcılığına, ablalığına güveniyorum.. Sen hem belediyeye hem bu şehre ablalık yaptın, şimdi farklı bir yerde yapacaksın’ dedi. Yılmaz Hoca bazen bana ‘Ayşe abla’ diye seslenir. Adaylık sürecini bana çok güzel, duygusal bir şekilde anlattı.

VAKİT KAYBINA YER YOK

Şehir yönetiminde vakit kaybına yer olmadığını belirten Ayşe Hanım, nasıl bir belediye teslim alacağını ve seçmene önerilerini anlatıyor: Ben 31 Mart akşamı seçildim, ertesi hafta mazbatayı aldım. Belediyeye gittim oturdum. İşler tıkır tıkır. Ben öncesini biliyorum, neleri yapamadığımızı biliyorum yani bu bence müthiş bir kolaylık. Ben seçmen olsam bunu önemserim. Hiçbir zaman kaybı olmayacak.

Ünlüce, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e konuştu.

ŞEHRE GÖÇÜ ÖNLEYECEĞİZ

Eskişehir nüfusunun büyük kısmının merkezde yaşadığını anlatan Ünlüce şunları anlattı: En büyük ilçe olan Sivrihisar’ın nüfusu 30 bin. Onun dışındakilerin nüfusları çok az. O yüzden birkaç ilçemizi canlandırıp, nüfusu orada tutmakla ilgili çalışma yapmamız lazım. Büyümeye elverişli olan birkaç ilçemizde özel çalışmalar yaptık, hem sanayisini, hem istihdamını güçlü tutmak için. İnsanların pek çoğu ilçelerden çocuklarını okutmak, iyi bir eğitim vermek için şehre geliyor. Sosyal hayatı, kültürel hayatı canlı tutarak ilçelerimizi geliştirmemiz lazım diye düşünüyorum. Gençleri, çocukları ve kadınları ilçe yaşamında tutabilmek için meslek kurslarına ağırlık veriyoruz. Turizm de şehir merkezinde kümelendi. Tarihi dokusu olan Odunpazarı ilçemiz var. Tepebaşı, Odunpazarı belediyelerimizle birlikte merkezdeki hayatı olumlu dağıtmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor.

GENÇLER İÇİN NE YAPILACAK?

Ünlüce, emekli ve gençler için neler yapılacağını şöyle anlattı: 65 yaş üstü dediğimiz hemşerilerimiz için çok fazla proje üretmeye çalışıyoruz. Şehrin dörtte biri 65 yaş üzerinde. Genç bir nüfus var, üniversite öğrencileri. Bizim şehrimizi çok seviyorlar çok fazla şehir dışından teveccüh var. Eskişehir aslında kampüs. Türkiye’deki tek ve en iyi örneklerden bir tanesi ve her öğrenciyi besleyecek pek çok nokta var. Örneğin genellikle şehirlerde üniversite civarında bir hayat oluşur. Eskişehir’de hem üniversite etrafında gençlere yönelik çok cazibe merkezleri var hem şehir merkezinde hem de şehrin uç noktalarında.

GARAJDAN SPOR ALANLARINA

Kütüphaneler, gençlik merkezleri, gençlerle buluşma noktalarımızda çok güzel çalışmalar yapıyoruz. Özellikle gençlik meclisimiz gençlerin hem taleplerini dinliyor hemen onlara çözümler üretiyoruz. Önümüzdeki dönemde büyük bir sosyal kampüs düşünüyoruz. 2 ana binadan oluşuyor. Hayata geçireceğimiz alan bizim eski otobüs garajımız. Otobüslerin bakımını yaptığımız garajımızı başka bir noktaya taşıdık ve burayı tadilattan geçirdik. Açık alanı da var ve tramvayı oraya kadar da götürdük. Bir tarafı spor köy olacak. Kapalı alanı 5000 metrekare. Hemen yanında 11 bin metrekareden büyük kampüs alanı. Burada da emekliler, gençler, çocuklar hepsinin bir arada olabileceği pek çok aktivite düşünüyoruz. Kadınlarımız, çocuklarımız, esnafımız kısaca bu kentte yaşayan herkes için projelerimiz var.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/sen-hem-belediyeye-hem-de-bu-sehre-ablalik-yapacaksin/feed/ 0
Monako Prensi’nin gizli ödemeleri ifşa oldu: Eski metreslerine ve çocuklarına para yağdırmış https://www.foxhaber.com.tr/monako-prensinin-gizli-odemeleri-ifsa-oldu-eski-metreslerine-ve-cocuklarina-para-yagdirmis/ https://www.foxhaber.com.tr/monako-prensinin-gizli-odemeleri-ifsa-oldu-eski-metreslerine-ve-cocuklarina-para-yagdirmis/#respond Thu, 25 Jan 2024 09:18:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2607 Avrupa’nın Akdeniz kıyılarında yer alan Monako Prensliği’nde çok büyük bir skandal yaşanıyor… Monako Prensi Albert’in kısa bir süre önce kovduğu muhasebecisi, çapkınlığıyla bilinen ve son dönemde çalkantılı bir evliliğin içinde olan Prens’in yaptığı ödemeleri tek tek ifşa etti.

Belgelerde birçok metresi olduğu bilinen ve bu metreslerinden de çocukları olan Prens Albert’in milyonlarca euro harcama yaptığı ortaya çıktı. Prens Albert’in ayrı bir banka hesabı üzerinden metreslerine ve metreslerinin çocuklarına ödemeler yaptığı kayıtlara geçti. 20 yılı aşkın bir süredir muhasebeci olarak görev yapan Claude Palmero’nun geçen yıl kovulduğu da belirtildi. Palmero’nun 5 büyük hesap defteri tuttuğu ve bunları da Fransız medyasıyla paylaştığı kaydedildi. Prens Albert’in eşi ve iki çocuğunun annesi Charlene’in çok müsrif olduğu ve çok ciddi harcamalar yaptığı da kayıtlara geçti.

Palmero’nun notlarına göre, Prens’ten 20 yaş küçük olan ve 2021 ve 2022’de ‘derin yorgunluk’ nedeniyle dört ay hastanede kalan 45 yaşındaki Prenses Charlene’e rutin olarak yılda yaklaşık 1.5 milyon euro ödenek verildiği öğrenildi. Fakat kayıtlarda Charlene’nin yine de bu miktarı aşarak harcama yaptığı kayıtlara geçti.

(Muhasebeci Palmero, Albert’in Coste (solda) ile olan oğlu 20 yaşındaki Alexandre (ortada) için kaçırılma ve fidye sigortası ödediğini de söyledi. Prens, 2005 yılında Alexandre’ın babalığını kabul etmişti)

2017 yılında, önemli bir kredili mevduat hesabını ödemek için yaklaşık 600 bin eurodan fazlasına ihtiyacı olduğu belirtildi. İki yıl sonra ise Prenses Charlene’in görünüşe göre parayı tüketme hızı Prens’in muhasebecisini çok endişelendirdi. Palmero o dönemde notlarına, “Bu çılgınlık! Prenses’in harcamaları üzerinde hiçbir kontrolüm yok” dedi.

KARDEŞİNE DE PARA YAĞDIRMIŞ

Palmero, fotokopi makinesi satıcısı babası ve yüzme antrenörü annesi tarafından Johannesburg dışında yetiştirilen eski bir yüzme şampiyonu olan Charlene’in Korsika’daki bir tatil evini yenilemek ve ofisini yeniden dekore etmek için yaklaşık 2.5 milyon euro harcadığını söyledi. Palmero ayrıca Charlene’nin Fransız adasında Albert’ten ayrı zaman geçirdiği başka bir ev kiraladığını da iddia etti.

Palmero’nun notları ayrıca Nisan 2016’da bir gün Charlene’in yaklaşık 70.000 euro istediğini gösteriyor. Palermo, 2020’de başka bir seferinde Albert’in Charlene’e bir defaya mahsus olmak üzere yaklaşık 180 bin euro ve 5000 euro nakit ödeme yaptığını kaydetti.

(Muhasebecinin belgelerinde Albert’in her yıl gizli bir Fransız banka hesabından eski metreslerine ve “aşk çocuklarına” ödeme yapmak için milyonlar harcadığı iddia ediliyor. 31 yaşındaki Jazmin Grimaldi ve 20 yaşındaki Alexandre Coste-Grimaldi’nin her biri yılda 344.000 dolar harçlık alıyor. Albert, Jazmin ve Alexandre bu fotoğrafta New York’ta görülüyor.)

Bu arada, Charlene’in ailesi, özellikle de birlikte bir hayır kurumu işlettiği kardeşi Sean da kocası Albert’in olağanüstü cömertliğinden yararlanıyordu… Belgelerde Sean’un 2022’de bir ev satın almak için yaklaşık 800 bin euro aldığı öğrenildi. Sean’un şimdi Monako’da bir kahve dükkânı işlettiğini İngiliz medyası aktardı.

SERVETİ ERİMİŞ

Palermo’nun defterlerindeki kayıtlar, Prens Albert’in yaşam tarzının servetini tükettiğini gösteriyor.

2005’ten beri Monako’nun iktidardaki Grimaldi hanedanının başı olan Albert, Prens Rainier III ve eski Hollywood yıldızı Grace Kelly’nin tek oğlu. Albert’in iki metresinden çocuğu da var… Bunlardan biri eski hostes Nicole Coste’den 2003 doğumlu Alexandre ve ABD’li emlakçı Tamara Rotolo’dan 1993 doğumlu Jazmin.

Eylül 2020’de bir başka sözde aşk çocuğu bir mektup gönderdi. O sırada 15 yaşında olan genç Brezilya’da yetiştiriliyor ve el yazısıyla yazdığı notta 2004 yılında dünya çapında bir aşk ilişkisi sırasında gebe kaldığını iddia ediyordu.

Konu Milano’da mahkemeye taşınacaktı ancak dava düştü. Prens’in sözcüsü bunun bir ‘aldatmaca’ olduğunu söyledi.

Le Monde’a göre, Albert’in Rotolo’dan olan aşk çocuğu 31 yaşındaki Jazmin Grace Grimaldi, kraliyet ailesinin bir parçası olmamasına rağmen her üç ayda bir yaklaşık 75.000 euro alıyor. Palmero, 18. yaşı için kendisine 5000 euro ve yedi yıl sonra New York’ta yaklaşık 3 milyon euro değerinde bir daire verildiğini belirtti.

Ayrıca sarayın, Albert’in Coste’den olan oğlu 20 yaşındaki Alexandre için kaçırılma ve fidye sigortası ödediğini de kaydetti. Prens 2005 yılında Alexandre’ın babalığını kabul etmişti.

AG ADINDA GİZLİ BANKA HESABI VAR

Palmero’nun konuştuğu Fransız gazetelerinden bir diğeri olan Libération, Prens’in Fransız bankası BNP’de ‘Albert Grimaldi’ için AG adı altında bir hesabı olduğunu söyledi.

Gazete bu hesabın Albert’in eski metreslerine ve onların çocuklarına Charlene’in haberi olmadan ödeme yapmak için kullanıldığını söyledi.

Prens Albert 2011 yılında Charlene ile evlendi. Ancak Palermo, Coste’un Prens Albert’in ölümü üzerine Prenses Charlene’in rahat mali düzenlemelerine ne yapabileceğinden ‘korktuğunu’ ve bu nedenle Londra’daki bir daireyi oğulları Alexandre’ın adına yaptırdığını belirtiyor.

EN BÜYÜK ZARAR CHARLENE’İN ÇALIŞANLARINDAN

Ancak Palmero’nun not defterlerindeki en potansiyel zarar verici yorumlardan bazıları Charlene’in personeliyle ilgilidir. Yasadışı göçmen olan ya da Monako’da yasadışı olarak yaşayan dadıları ve diğer ev personelini istihdam ettiğini belirtiyor.

Bay Palmero, Albert’i “Prenses Hazretleri, kendisine itaat etmeyen insanları çalıştırıyor” diye uyarıyor. Ayrıca ‘duşta köpekleri bağlayan ek iş yapan Filipinli bir kadından’ da bahsetti.

Ocak 2017’de yazdığı bir mektupta, Filipinli bir başka çalışanın bir aylık turist vizesine sahip olmasına rağmen ‘beş yıldır yasadışı’ olduğunu söyledi. Bay Palmero, “Günde 100 euro alıyor ki bu çok düşük bir rakam” diye yazdı.

Aralık 2014’te Charlene ikizleri Prens Jacques ve Prenses Gabriella’yı dünyaya getirmiş ve hemen ardından onları Palmero’nun da yasadışı göçmen olduklarını iddia ettiği dadıların bakımına vermiştir.

‘Dadıların işe alınmasıyla ilgili güncelleme … Biz tamamen yasa dışıyız (turist vizeleri bile 7 Ocak’ta sona erdi),’ diye yazdı Palmero o yılın 15 Ocak’ında.

‘Sadece yasadışı bir durumda değiller, aynı zamanda sahte bir pasaportla girmiş durumdalar’ diye ekledi.

PRENS PALMERO’YU SUÇLUYOR

Prens’in avukatları Le Monde’a yaptıkları açıklamada, yasadışı göçmenlere para ödenmişse, bu harcamaya izin verenin Palmero olduğunu iddia etti.

Palmero geçen yıl Albert’in en güvendiği yardımcılarından biri olarak görevden alındı ve şimdi de zimmetine para geçirmekle suçlanıyor.

Palmero ise bu iddiayı yalanlıyor. Palmero, “Tek bir kuruş bile almadım” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/monako-prensinin-gizli-odemeleri-ifsa-oldu-eski-metreslerine-ve-cocuklarina-para-yagdirmis/feed/ 0
Vücudunuz yaşınıza uygun mu? Yanıtları öğrenmek için bu testleri yapın https://www.foxhaber.com.tr/vucudunuz-yasiniza-uygun-mu-yanitlari-ogrenmek-icin-bu-testleri-yapin/ https://www.foxhaber.com.tr/vucudunuz-yasiniza-uygun-mu-yanitlari-ogrenmek-icin-bu-testleri-yapin/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:12:38 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2552 Tüm bunlarla birlikte yine de yaşlanmanın bir bedeli olduğu ve 50 veya 60 yaşındaki bir kişinin gücüyle esnekliğinin 20 veya 30 yaşındakilerle aynı olmadığı biliniyor.

Daha da önemli olan, vücudunuzun yaşınıza ne kadar uygun olduğudur ve dayanıklılık, hareketlilik, kas dayanıklılığı ve güç açısından akranlarınıza göre ne kadar iyi olduğunuzu tespit etmek için bir dizi basit test bulunuyor.

İngiltere’deki Buckinghamshire New Üniversitesi’nde spor ve egzersiz bilimi alanında kıdemli öğretim görevlisi olan Dr. Mark Homer, “Fitness’ın önemli belirleyicilerinden bazılarını değerlendirerek, yaşınıza göre hangi noktada olduğunuza ve genel kondisyonunuzun ne kadar iyi korunduğuna dair belirli sonuçlar elde edebilirsiniz. Sonuçlar kaba bir rehber olacak ancak güçlü bir motivasyon kaynağı da olabilir.” diyor.

İşte Homer ve ekibinin yaşınızla vücudunuzun ne kadar uygun olduğunu tespit etmek için önerdiği testler…

NE KADAR İYİ DENGE KURABİLİYORSUNUZ?

Tek ayak üzerinde sallanmadan ne kadar süre durabileceğinizi ölçün. Desteğe ihtiyacınız olursa bunu gözleriniz açık olarak bir duvarın yakınında yapın. Bunu gözleriniz kapalı yapmaya çalışın.


Puanlar:

Yirmili ve otuzlu yaşlarınızda;

İyi: 60+ saniye
Ortalama: 35-59
Düşük: 35’in altında

Kırklı ve ellili yaşlarınızda;

İyi: 45+ saniye
Ortalama: 25-44
Düşük: 25’in altında

Altmışlı ve daha ileriki yaşlar;

İyi: 30+ saniye
Ortalama: 15-29
Düşük: 15’in altında

Dengenizi geliştirmek için yoga leylek pozunu ve temel tek bacak squat hareketlerini yapın.

KAS DAYANIKLILIĞINIZ NE KADAR İYİ?

Şınav pozisyonunda bekleyin. Bu noktada kalçanızın aşağı inmesine veya yükselmesine izin vermeyin. Sonra ayağa kalkmaya (veya zıplamaya) devam edin. Tekrar çömelin ve şınav pozisyonuna geçin. 30 saniyede yapabildiğiniz kadar çok hareket yapın.


Puanlar:

Yirmili ve otuzlu yaşlarınızda;

İyi: 14-16
Ortalama: 10-13
Düşük: 10’dan az

Kırklı ve ellili yaşlarınızda;

İyi: 12-14
Ortalama: 8-11
Düşük: 8’den az

Altmışlı yaşlarınızda ve daha yaşlı;

İyi: 5-8
Ortalama: 3-4
Düşük: 3’ten az

NE KADAR HAREKETLİSİNİZ? (20-60 YAŞ ARASI)

Bacaklarınızı çaprazlayarak yere oturun ve ellerinizin veya dizlerinizin yardımı olmadan ayağa kalkın. Elinizi, önkolunuzu, dizinizi, bacağınızın yan tarafını veya dizinizin üzerindeki elinizi kullanmadan ayağa kalkabiliyorsanız, 10 puan alırsınız (oturma için beş puan, ayakta durma için beş puan). Bunlardan herhangi birini destek olarak kullanırsanız her seferinde bir puan çıkarın. Titreyerek oturuyorsanız veya ayakta duruyorsanız yarım puan çıkarın. Puanlarınızın ortalamasını almak için testi iki kez yapın.


Puanlar:

İyi: 8-10 puan
Ortalama: 4-7
Düşük: 0-3

NE KADAR HAREKETLİSİNİZ? (70 YAŞ VE ÜZERİ)

Sert arkalıklı bir yemek sandalyesine dik oturun; kollar göğüs üzerinde katlanmış ve ayaklar omuz genişliğinde açık şekilde yere bassın. Tekrar oturmadan önce kendinizi tam ayakta durma pozisyonuna getirin, dizleriniz düz olsun. Hile yapmayın; yarım ayakta veya oturarak ve ellerinizi kullanmak sayılmaz. 30 saniye içinde mümkün olduğu kadar çok sayıda tam duruşu ve ardından tam oturmaları tamamlayın.


Puanlar:

60-70 yaş: 21 (kadın), 24 (erkek)
70-79: 17 (kadın), 19 (erkek)
80 yaş ve üzeri: 14 (kadın), 17 (erkek)

ÜST VÜCUT KASLARINIZ NE KADAR SAĞLIKLI?

Bunu ölçmek için bir parkta, oyun alanında, spor salonunda veya kapıya yerleştirilmiş bir barı kullanabilirsiniz. Burada amaç, çubuğa mümkün olduğu kadar uzun süre tutunmaktır.


Puanlar:

Yirmili ve otuzlu yaşlarınızda;

Hedef: 60-90 saniye

Kırklı ve ellili yaşlarınızda;

Hedef: 20-45

Altmışlı ve yetmişli yaşlarınızda;

Hedef: 10-15

DAYANIKLILIĞINIZ NE KADAR İYİ?

Bir koşu bandı, koşu parkuru veya GPS takip cihazı gibi bir ölçüm cihazı kullanarak, 1,60 km (1 mil) koşmanızın veya yürümenizin ne kadar sürdüğünü ölçün.


Puanlar:​

Yirmili ve otuzlu yaşlarınızda;

Yürüme

İyi: 12-14 dakika
Ortalama: 15-16
Düşük: 16’dan fazla

Koşma

İyi: 7-10 dakika
Ortalama: 11-12
Düşük: 12’den fazla

Kırklı ve ellili yaşlarınızda;

Yürüme

İyi: 14-15 dakika
Ortalama: 16-17
Düşük: 17’den fazla

Koşma;

İyi: 8-11 dakika
Ortalama: 12-13
Düşük: 14’ten fazla

Altmışlı yaşlarınızda ve daha yaşlı;

Yürüme

İyi: 15-16 dakika
Ortalama: 17-18
Düşük: 18’den fazla

Koşma

İyi: 10-13 dakika
Ortalama: 14-15
Düşük: 15’ten fazla

YAŞINIZA GÖRE AEROBİK AÇIDAN NE KADAR FORMDASINIZ?

Bunun için 5 kilometrelik bir parkuru koşun ve yaş yüzdenizi hesaplayın. Parkrun, 21:30 (21 dakika 30 saniye) koşan 23 yaşındaki bir erkeğin, 27:57 koşan 65 yaşındaki bir erkekle aynı yüzde 60’lık yaş dereceli puanına sahip olduğunu söylüyor.

FITNESS YAŞINIZ KAÇ?

Yaşınıza göre fiziksel formunuz iyiyse, bu vücudunuzun biyolojik olarak doğum yaşından daha genç olabileceği anlamına gelir. Onlarca yıldır Norveçli bilim insanları, kondisyonun yaşlanma sürecini ve yaşa bağlı hastalıklara karşı duyarlılığımızı nasıl etkilediğini araştırıyor ve Medicine and Science in Sport and Egzersiz gibi dergilerde yayınlanan bulguları, kondisyon yaşınız ne kadar düşükse kalp krizi, beyin küçülmesi ve depresyon riskinin de o kadar düşük olduğunu gösterdi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/vucudunuz-yasiniza-uygun-mu-yanitlari-ogrenmek-icin-bu-testleri-yapin/feed/ 0
Yoğun bakımdaki herkese zatürre tedavisi https://www.foxhaber.com.tr/yogun-bakimdaki-herkese-zaturre-tedavisi/ https://www.foxhaber.com.tr/yogun-bakimdaki-herkese-zaturre-tedavisi/#respond Tue, 23 Jan 2024 09:21:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2542 Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi’ne solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle başvuran günlük ortalama hasta sayısı, son 1 ayda yüzde 80 arttı. Yoğun bakım ünitesindeki yoğunluğun kış aylarında arttığını söyleyen Prof. Dr. Melike Cengiz “Covid farklı varyantlarla halen devam ediyor. Hangi virüsle enfekte olursa olsun burada genel zatürre tedavisi yapıyoruz” dedi.

Türkiye’de kış aylarının gelmesiyle birlikte solunum yolları enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi’nde erişkin bölümüne son 1 ayda solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle gelen günlük ortalama hasta sayısı yüzde 70-80 oranında arttı.

YOĞUNLUK ARTIYOR

Çocuk Acil Servisi’ne üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle gelen hasta sayısındaki artış yüzde 50’ye, alt solunum yolu enfeksiyonu şikayeti ise yüzde 30’a dayandı. Acil servise başvuran günlük yaklaşık 140 hastanın, örnek alınan yüzde 7-8’inin Covid test sonucu pozitif çıktı. Üst solunum yolu enfeksiyonu ilerleyen hastaların alt solunum yolu hastalıklarına çevrilmesiyle birlikte yoğun bakım ünitelerinde yoğunluk yaşanmaya başladı.

65 YAŞ ÜZERİ VE KRONİK HASTALAR AĞIR GEÇİRİYOR

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melike Cengiz, yılın 12 ayı boyunca yoğun bakım ünitelerinin dolu olduğunu belirterek, kış aylarında yoğunluğun arttığını anlattı. Yoğun bakım ünitesine genellikle solunum yetmezliği şikayeti ilerleyen hastaları aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Melike Cengiz şöyle devam etti:

– İnfluenza, Covid veya Rinovirüs gibi tipi ne olursa olsun çok sık bulunan virüsler şu an izole ediliyor. Bunlar genellikle basit enfeksiyon olarak atlatılabiliyor. Hastalar tedavilerle evlerine gönderiliyor ama özellikle bağışıklık sistemiyle ilgili sorunu olanlarda, diyabet ve kanser hastalarında, 1 yaşının altındaki çocuklarda, 65 yaş üzeri bireylerde ya da bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçları kullanan kişilerde gribal enfeksiyonlar hafif atlatılamayabiliyor.

– Bu kişilerde alt solunum yollarını virüsün etkilemesi nedeniyle solunum yetmezliği ya da halk arasında bilinen zatürre meydana gelebiliyor. Eğer kandaki oksijen basıncı çok düşecek olursa, bu hastalara ek oksijen tedavileri ve daha da olmazsa solunum cihazında kullanılan tedavileri uygulamamız gerekiyor. Bunları da yoğun bakımlarda yapıyoruz. Nadiren gençlerde de görülüyor fakat genellikle 65 yaş üzeri bireylerde ya da sahip oldukları hastalıklar veya kullandıkları ilaçlara bağlı risk grubunu oluşturan kişilerde yoğun bakım ihtiyacı daha fazla.

MASKE KULLANIMI VE HİJYENE DİKKAT

Bu dönemde maske takmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Melike Cengiz “Özellikle zatürreler için şu dönemde maske takmak çok önemli. Hem kendimizi korumak için hem de gripsek etrafımızdaki insanları koruyabilmek için çok önemli. Kapalı alanlarda çok fazla durmamaya özen göstermeliyiz. Kapalı alanda duruyorsak, bu alanların sık sık havalandırılması önemli. Tabii ki el hijyeni yine önemli. Grip olma ihtimali olan kişilerde mesafeyi korumamız gerekiyor. Bunun dışında genel vücut izi hijyeni de önem taşıyor” diye konuştu.

GENEL ZATÜRRE TEDAVİSİ YAPILIYOR

Yoğun bakımda sadece Covid hastalarının olmadığını belirten Prof. Dr. Melike Cengiz, Covid dışında farklı virüsler de izole edilebiliyor. Sonuçta Covid farklı varyantlarla halen devam ediyor. Rutin olarak her hastaya virüs tipiyle enfekte olduğuyla ilgili eskisi gibi test yapılamıyor. Dolayısıyla bize yatan hastalara bir test yapıldıysa bununla ilgili olup olmadığını öğrenebiliyoruz. Yapılmadıysa da zaten tedavisinde çok büyük değişiklik yok. Hangi virüsle enfekte olursa olsun burada genel zatürre tedavisi yapıyoruz. Solunum yetmezliğinin ağırlığına göre de hastalığı tedavi ediyoruz” dedi.

RİSKLİ GRUBA YAKLAŞMAMALI

Risk grubunda olanların muhakkak kendisini korumaya çalışması gerektiğini belirten Prof. Dr. Cengiz, uyarılarını şöyle noktaladı:

– Yaşlılarımıza dikkat etmemiz lazım. Diyabet hastaları, kanser hastalarının mümkün olduğunca toplu alanlara çıkmaması ya da bu kişilerin hasta olan yakınlarının bu riskli grupların yanına hasta oldukları süre içerisinde yaklaşmamaları lazım. Çünkü sonuçta hayatı tehdit eden bir hale gelebiliyor ve hastaları kaybedebiliyoruz.

– Özellikle bu kış dönemi geçene kadar bu konuda dikkatli olunmasını rica ediyoruz. Riskli grubun evinden sürekli maskeyle çıkmasını tavsiye ediyoruz. Riskli gruba sahip olan yakınları olan kişilerin de yakınlarının yanına maskeyle girmesini tavsiye ediyoruz.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/yogun-bakimdaki-herkese-zaturre-tedavisi/feed/ 0
JN1 virüsü tehlikeli mi? https://www.foxhaber.com.tr/jn1-virusu-tehlikeli-mi/ https://www.foxhaber.com.tr/jn1-virusu-tehlikeli-mi/#respond Tue, 23 Jan 2024 09:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2528 Virüs kaynaklı hastalıklar, soğuklar ve kapalı ortamlarda daha fazla bulunmamız nedeniyle artışa geçti. Her yeni dönemde yeni bir varyantla karşımıza çıkan Covid, son günlerde Omicron’un alt varyantı JN1’ye kendini gösteriyor. Üstelik Covid aynı kişide influenza ya da RSV gibi hastalıklarla aynı anda görülebiliyor. Bazen de tüm bu enfeksiyonlarla art arda ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla iyileşme süresi de hayli uzuyor.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, Covid’in ve virüs kaynaklı hastalıkların güncel durumunu şöyle değerlendirdi:

Bir salgınla mı karşı karşıyayız?

İnfluenza olguları her yıl aralık ve ocak aylarında artar ve bu yıl da aralık ayı ile birlikte influenza vakalarının yanı sıra Covid vakaları da arttı. Solunum sistemi belirtileriyle hastaneye başvuran hastaların büyük çoğunluğunu Covid ya da influenza virüsüne bağlı enfeksiyonlar oluşturmaktadır. Covid, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aralık ayında, ekim ve kasıma göre bir miktar artış gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre küresel olarak tüm dünyada Covid olgularında aralık ayında, kasım ayına göre yüzde 52 oranında artış var. Benzer şekilde Covid nedeniyle hastane yatışında yüzde 25 ve yoğun bakım gereksinimli hastalarda da yüzde 21 oranında artış görülmüştür. Aslında bunlar beklenen rakamlardır. Soğuk mevsimlere girilmesi nedeniyle kapalı ortamlarda daha fazla temas olması soğuk mevsimlerde genel olarak viral enfeksiyon oranını artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre olguların yüzde 50’nin fazlasından Omicron’un JN1 varyantı sorumludur. Ancak Rinovirüs ve RSV gibi diğer virüslere de rastlanabiliyor. Tüm viral enfeksiyonlarda olduğu gibi yeni varyantlar, büyük oranda risk faktörleri olan kişiler üzerinde daha ağır ve ciddi seyredebiliyor.

Önlem alınmalı

Covid, artık grip gibi oldu diyebiliriz. Ancak bundan Covid’i önemsemeyeceğimiz anlamı çıkarılmamalı. Hastalık büyük oranda influenza gibi seyrediyor. 2 yıl önce yaşanan Covid’in Delta varyantını yaşamıyoruz. Yeni varyantlarla oluşan Covid olguları var. Bunlar da normal grip gibi davranıyor ve riskli gruplarda hayati kayıplara neden oluyor. Özetle 2 yıl önceki pandemi koşullarını yaşamasak da her koşulda önlem alınmasında yarar var.

En çok kimler risk altında?

65 yaş üzeri kişiler, kronik kalp, akciğer, böbrek, diyabet hastalarının, kemoterapi görenlerin ve bağışıklığı baskılanmış hastaların risk altında olduğunu söyleyebiliriz.

Yoğun bakım servisleri ne durumda?

Yoğun bakımlarda Covid ya da influenza vakaları olmakla beraber, çok büyük bir bölümünü risk faktörü olan hastalar oluşturmaktadır. Beklenenin üstünde bir yoğun bakım gereksinimi yoktur. Yoğun bakımdaki hastaların hemen hemen yüzde 99’u risk faktörü olan hastalardır. Aralarında hayati tehlikesi olanlar da var. Özellikle yaşlılar, eşlik eden kalp hastalığı, akciğer hastalığı, kemoterapi gören hastalar, bağışıklığı baskılanmış hastalarda hayati risk yüksek olabiliyor.

Nelere dikkat edilmeli?

Covid ve artan hastalıklardan korunmak için yapılması gerekenlerin en başında olabildiğince toplu ortamlardan uzak durmak gerekiyor. Ancak bu, okul ve iş gibi nedenlerden dolayı günlük sosyal yaşamda mümkün olamamaktadır. Risk faktörü olan kişilerle gebelerin kalabalık ortamlardan mutlaka sakınmaları gerekiyor. Hasta olan bireyler risk faktörleri olan bireylerden uzak durmalıdır. Bağışıklığı destekleyici gıdalar ve bol su tüketilebilir. Beslenmede dikkat edilmesi gereken konulardan biri bol sıvı alımıdır. Akdeniz usulü ve C vitamininden zengin gıdalarla beslenmek gerekir. Özellikle içinde antioksidan içeren ve bağışıklık güçlendirdiği bilinen mor meyveler tercih edilmelidir. Nar, pancar, orman meyveleri gibi bu tür beslenme bağışıklık sistemimizi destekler.

Maskeye geri dönülmeli mi?

Özellikle risk faktörleri olan bireylerin özellikle kalabalık ortamlarda maske takması gerekir. Bu kişilerin enfeksiyondan korunması çok önemlidir. Dışarıdan eve virüs getirilmemesi için risk faktörü olmasa bile kalabalık ortamlarda yaşayan kişilerin maske ile korunması gerekir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/jn1-virusu-tehlikeli-mi/feed/ 0
Emekliler sokağa indi: Sandıkta hesabını soracağız https://www.foxhaber.com.tr/emekliler-sokaga-indi-sandikta-hesabini-soracagiz/ https://www.foxhaber.com.tr/emekliler-sokaga-indi-sandikta-hesabini-soracagiz/#respond Sun, 21 Jan 2024 21:27:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2489 Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinde 9 Eylül 1999 tarihinden sonra sigortalı olanların mağdur olduğu gerekçesiyle EMADDER, İstanbul’daki Kartal Meydanı’nda bugün miting düzenledi.

Kademeli emeklilik talebinin dile getirildiği mitinge CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, Yeniden Refah Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı Melih Güner, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve çok sayıda yurttaş da katıldı.

“ASLA KABUL EDİLEMEZ”

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yan yana mücadele ettiklerine vurgu yaparak özetle şunları dile getirdi:

*Bizler bu ülkede, bu topraklarda yıllarca çalışıyoruz. Emek akıtıyoruz. Alın teri döküyoruz. Bu ülkeye, bu güzel memleketimize değer üretiyoruz. Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini bizler üretiyoruz.

*Bu ülkede hepimiz belli bir süre çalıştık. Sonra emekli olmak ve emekli olduktan sonra da son nefesimize kadar insanca yaşayacağımız bir ücret ve başta sağlık hakkı olmak üzere sosyal haklara sahip olmak hepimiz açısından temel bir yurttaşlık hakkıdır.

*Ne yazık ki bu ülkede hem emekli olmak zorlaştı hem de emekli olduktan sonra yaşamak neredeyse imkansız hale getirildi. Önce 1999’da, sonra 2008 yılında yapılan düzenlemelerle emekli olmak bu ülkede neredeyse imkansız hale getirildi.

*Sizlerin bir günle emeklilik hakkınızın 15, 16, 17 yıl ötelenmesi asla ama asla kabul edilemez. Derhal bu yanlıştan dönülmeli ve emeklilik sistemindeki bu adaletsizliklerin ortadan kaldırılması şarttır.

*O nedenle sizin verdiğiniz bu mücadele, emeklilikte adalet mücadelesi, kademeli emeklilik mücadelesi son derece onurlu, anlamlı, haklı bir mücadeledir. Mücadeleniz kutlu olsun.

“DUR DİYECEĞİZ”

EMADDER Başkanı Mihriban Uğurlu, düzenlemeyle birlikte bir gecede 17 yıl kaybettiklerini belirterek şunları söyledi:

*Bugün severek gittiğimiz işimize giderken emeklerimizin boşa sayıldığını hissedip ayaklarımız geri geri gitti. Bugün ülkemizde kendimizi yok hükmünde ve dışlanmışlığın en üst seviyesinde hissettik. Kendimizi ikinci sınıf vatandaş hissettik.

*Hayatımızın 17 yılı yok sayıldı. İş yerlerimizde çalışma barışını bozdunuz ama artık yeter. Bizlerin sabrı kalmadı. Hep birlikte yüksek sesle haykırmaya hazır mıyız?

*Onurumuz için, sadaka değil, hak mücadelesi için, mezarda emekliliği kabul etmediğimiz için, hayatımızın 4’te 1’lik kısmına denk gelen 17-20 yılımız yok sayıldığı için, 9 Eylül ve sonrası işe girenler, öncesinde işe girenler ile aynı anayasal haklara sahip çalışanlardır demek için, akranlarımızdan daha fazla prim ve hizmetimiz olmasına rağmen onlardan 20 sene sonra emekliliğe hayır demek için, iş yerlerimizde bozulan çalışma barışımız için, ikinci sınıf vatandaş yerine koyulduğumuz için, çok büyük bir adaletsizlik ve haksızlık yaşadığımız için, bir Gecede 17 sene yaşlandığımız için, dünyanın en haklı isyanı için bu hikayeyi birlikte yazmaya, bu adaletsizliğe birlikte dur demeye hazır mıyız?

“NASIL BİR YASA Kİ…”

*Soruyorum sizlere, emeklilik için 17-20 yıl beklemenin bedeli ne ile ölçülebilir. 17 yıl, 20 yıl ne demek? Bir insanın doğup askerlik çağına gelmesi demek, üniversite çağına ve evlilik çağına gelmesi demek. Bizler sadaka, lütuf, avantaj istemiyoruz. Aslanlar gibi çalıştık, emek verdik, anamızın ak sütü gibi helal olan hakkımızı istiyoruz. Çok çalışan, az çalışandan tam 17-20 yıl sonra nasıl emekli olabilir?

*Bu, hangi vicdana hangi adalete sığar. Hiçbir dayanağı olmayan hiçbir kabul edilebilirliği olmayan sebepleri asla kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Bizler konuşur konuşur, susar diyebileceğiniz bir kitle değiliz.

*Çığ gibi büyüyoruz ve bu hakkı alana kadar da asla vazgeçmeyeceğiz. Devlet, vatandaşına adil adaletli, olmak zorunda. Bizleri sihirli bir tarihi öne sürerek ayıramaz, geleceğimizi çalamazsınız. 3 Mart 2023 tarihi, bir kesime bayrama iken aynı yaştaki hatta daha çok çalışan yaşça büyük kesime cenaze olmuştur.

*Nasıl bir yasa çıkardınız ki her yerden mağduriyet yağıyor. Bildiğiniz halde susmanız, görmezden gelmeniz aldığınız yanlış kararların üstünü örtemez.

“EMEKLİLERE REVA GÖRÜLEN AÇLIK SINIRININ ALTINDA MAAŞ…”

*43 yaş 5 bin-5 bin 975 gün emekli, 44 yaş 7 bin-9 bin gün, 15-17 yıl sonra 15 bin 600 günle emekli, 50-52 yaşında annelerimiz hâlâ tüm mobbinglere, zorlanmalara rağmen çalışıyor ve 8-10 yıl daha çalışacak. Nasıl bir yasa, nasıl bir adalet ki bu, 43-45 yaşındaki delikanlıların maaşını 50 yaşındaki anneler, kadınlar ödemeye mahkum ediliyor.

*Bizler 47-48 yaşından sonra işten çıkarılıp nerede iş bulacağız, 10 yıl taş mı yiyeceğiz? 50 yaşında merdiven bile sildirmezler bize. Bizler 50 yaşından sonra 30 yıl hizmet ile açlığa, sefalete mi terk edileceğiz? Seçilmiş kişiler olarak 8 Eylül 1999 ve öncesine kıyak üstüne kıyak yapılırken sistemin bütün yükünü, bütün haksızlıkları, adaletsizlikleri 2 bin sonrasına yükleyip kobay yaparak bize mi sordunuz?

*Bizlerin 17-20 yılını sırf siz öyle istiyorsunuz diye çalamazsınız. Siz mi doğurduğunuz da bizi hayatımızın 20 yılını keyfinize göre yok sayıyorsunuz? Yurt dışı şartlarında emeklilik yaşı isteyip yurt dışı çalışma şartlarının çok aksine şartlarda çalıştırmak adil mi?

*Yurt dışında akranlar arasında 20 yıl fark mı var? Arama motoruna yurt dışı emekli yazdığınızda kayaklar, geziler, turlar çıkarken Türkiye’de emekli yazdığınızda sırtında küfe taşıyan, ekmek parası için çalışan insanlar çıkması utanç değil de nedir? Emeklilere reva görülen açlık sınırının altında maaş, bu ülkenin ayıbıdır.

“GÖRMEZDEN GELEREK BUNU YOK SAYAMAZSINIZ”

*Biz bu ayıp için değil, bizi bekleyen hayatta kalmanın imkansız olduğu maaş için değil, adalet için buradayız. Haksızlığın en büyüğü yapıldı bizlere. Görmezden gelerek bunu yok sayamazsınız. Bilin ki bizler bu hakkı alana kadar susmayacağız, durmayacağız. Kimseye verecek 20 yılımız yok bizim.

*Helal etmiyoruz hayatımızın 20 yılını hiç kimseye. Bu vebal ile seçime gitmek sizin tercihiniz ama bunun hesabını sandıkta sormak da bizim hakkımız. Bize bütçeymiş, ekonomiymiş, enflasyonmuş bunlarla gelmeyin. Bizler 5 bin günlü değiliz. Fazlası ile ödedik primlerimizi. Bizler borçlu değil, alacaklıyız. Bizleri yok sayamazsınız.

*Buradayız ve haklarımıza kavuşana kadar da burada olacağız. Bizlerden destek bekleyen siyasilerimiz, önce bizim haklarımızı teslim edecekler ve vatandaşın devletine olan güvenini yeniden kazanacaklar ki 4,5 milyon insan da devletine güvensin.

*İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize, bu vebale ortak olan tüm partilerimize sesleniyoruz buradan. Bu adaletsizliğe sessiz kalmak, buna ortak olmaktır. Geç gelen adalet, adalet değildir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/emekliler-sokaga-indi-sandikta-hesabini-soracagiz/feed/ 0
Çocuğuma kaç yaşında telefon almalıyım? Uzman isimler açıkladı https://www.foxhaber.com.tr/cocuguma-kac-yasinda-telefon-almaliyim-uzman-isimler-acikladi/ https://www.foxhaber.com.tr/cocuguma-kac-yasinda-telefon-almaliyim-uzman-isimler-acikladi/#respond Sat, 20 Jan 2024 09:18:13 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2432 Ekran başında ne kadar vakit geçirmeli? Dijital dünyada onu nasıl güvende tutabilirim? Bundan 40-50 yıl önceye göre artık ebeveynlerin böyle sorunları da var.

İster ödev yapmak, ister oyun oynamak veya arkadaşlarıyla sosyalleşmek için kullanıyor olsun, bugünlerde tüm çocuklar cihazlara bağımlı durumda. Hatta bu durum aslında sadece gençler için de geçerli değil.

Geçtiğimiz nisan ayında Ofcom araştırması, üç yaşındaki her beş çocuktan birinin akıllı telefon sahibi olduğunu ve 11 ila 14 yaş arası çocukların günde ortalama dokuz saatlerini ekran başında geçirdikleri ortaya çıktı.

Geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre ebeveynlerin yüzde 67’si çocuklarının internette ne izlediği konusunda endişeli. Ancak tabletler ve telefonlar zarar vermenin yanı sıra yarar da sağlayabilir.

Brezilya’da üç ayda bir yayınlanan Revista Paulista de Pediatria dergisinde geçen yıl yayınlanan, teknolojinin çocuk sağlığı üzerindeki etkisine ilişkin makalelere göre, dijital çağda bir çocuğu ekrandan uzak tutmak idealist ve pratik değil. Raporun yazarları bunun yerine ebeveynlerin internet kullanımını optimize etmeye ve çocukları için riskleri azaltmaya çalışmaları gerektiği sonucuna vardı. Peki bu nasıl yapılır?

HANGİ YAŞTA BİR AKILLI TELEFONU OLMALI?

Bu, tüm ebeveynlerin son yıllarda baş etmeye çalıştığı bir sorun haline geldi. Artık çocukların ilk telefonlarına sahip olma yaşları oldukça düştü. 2004’te 12 yaşındaki Amerikalıların yüzde 18’i bir telefona sahipken, 2010 yılında bu oran yüzde 58’di ve geçen yıl İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre bu rakam şu anda yüzde 97’ye kadar ulaştı.

Hangi yaşta akıllı telefona sahip olmasının uygun olduğuna dair bir araştırma olmasa da çocuk psikoloğu ve internet uzmanı Dr Michele McDowell şunları söylüyor: “Şu anda trend 10-11 yaş, bir ritüel haline gelmiş gibi görünüyor.”

Ebeveynlerin telefon almalarının bir nedeni de güvenlik, böylece özellikle ortaokula başlarken çocukları takip edebiliyorlar.

Ancak McDowell, eğer yapabiliyorsanız sağlam durun diyor: “On yaşın altındaki çocuklar, kendi cihazlarıyla çevrimiçi olma olgunluğuna sahip değiller.”

Eski bir ilkokul öğretmeni ve ebeveyn koçluk hizmeti veren Natalie Costa, bir çocuğun telefon isteğini reddetmenin bağlantı kurma fırsatlarını kaçırmak anlamına geldiğini kabul ediyor, ancak ilkokulda bir çocuğun beyninin akıllı telefonların bağımlılık yaratan doğasıyla başa çıkmak için bir donanıma sahip olmadığını söylüyor:

“Bir çocuğun bağımsızlığı ve sosyal yaşamı için bir telefona sahip olmanın önemli olduğunu çok iyi anlıyorum ama şahsen ben onların en azından ortaokula gitmesini beklerdim. Hayal kırıklıklarını kabul edin ancak hazır olmadıklarını söyleyin.”

Costa, bu noktada ebeveynlerin çocuklarının baskısıyla karşılaşcaklarını bu noktada da arkadaşlarıyla iletişim kurmak için evdeki aile tabletini daha fazla kullanmasına veya oyun konsolu gibi diğer teknolojilerle daha fazla vakit geçirmesine izin verilebileceğini söylüyor.

EKRAN BAŞINDA NE KADAR VAKİT GEÇİRMELİ?

Yine kesin bir cevabı olmayan sorulardan biri… McDowell, “İki yaşına kadar dirençli olmalıyız. Fakat okula başladıktan sonra gerçekçi olmamız gerekiyor. Elbette dört saat boyunca ekran başında kalmamaları gerekiyor ancak ekran başında geçirilen süre diğer aktivitelerle dengelendiği sürece, iki saatin uygun olduğunu düşünüyorum” diyerek cevap veriyor.

Ayrıca çocuğun kişiliğinin de dikkate alınması gerektiğini ekleyerek belirtiyor: “Aşırı uyarılmaya yatkınlarsa daha çok dikkat edin.”

Costa ise eğlence amaçlı kullanım için günde 30 dakika öneriyor ancak o da McDowell gibi bu sürenin, çocuğa bağlı olduğunu kabul ediyor: “Bazı çocuklar için testler gibi etkileşimli oyunlar onları sakinleştirebilirken, başka bir anne bana oyun oynamanın utangaç oğlunun kabuğundan çıkmasına yardımcı olduğunu söyledi.”

McDOwell, bu noktada ebeveynlerin duygularına da hitap ederek şunları söylüyor: “Kabul edelim ki hepimiz çalışırken, seyahat ederken veya sosyalleşirken küçük bir çocuğa onu sakinleştirmek için bir telefon vermişizdir. Modern ebeveynliğin baskısı çok büyük, bu yüzden gerçekçi ve kendinize şefkatli olun; eğer ara vermek çocuğunuza 20 dakika boyunca ekran başında kalmak anlamına geliyorsa, benim kitabımda bu sorun değil. Sadece ne izlediklerine dikkat edin.”

SÜRE İLE BERABER TÜKETTİKLERİ İÇERİKLER DE ÖNEMLİ

Cihazda ne kadar vakit geçirdikleri kadar ne tükettikleri de önemli. Örneğin Fortnite gibi heyecan verici bir oyun oynuyorlarsa McDowell dikkatli olunması gerektiğini söylüyor: “Onlara bir ekran verecekseniz oynadıkları uygulamaların eğitici olduğundan emin olun.”

McDowell, yapboz veya kendi kendine resim yapmasını sağlayan uygulamaları tavsiye ediyor.

Ayrıca zaman sınırı ne olursa olsun beyinlerini uykuya hazırlayabilmeleri için de yatmadan en az bir saat önce ekrandan uzaklaştırılmaları gerektiğini belirtiyor.

Ofcom araştırması, 5 ila 7 yaş arasındaki çocukların yüzde 59’unun ve 8 ila 11 yaş arasındaki çocukların yüzde 64’ünün, telefonlarında WhatsApp ve FaceTime gibi mesajlaşma uygulamalarını kullandığını ve 8 ila 12 yaş arasındaki çocukların yüzde 60’ının, doğum tarihlerini değiştirerek kendi profilleriyle kaydolduklarını ortaya çıkardı.

Arkadaşlarla yapılan grup sohbetlerinin kontrolden çıkması, modern mesajlaşma teknolojisinin en endişe verici yönlerinden biri. Costa, “Eğer çocuğunuz bir mesajlaşma platformundaysa en azından ilk başta onu takip etmek için girip çıkacağınıza dair bir anlaşma yapın. Söylenenleri kontrol etmeniz gerektiğini açıklayın” diyor.

SİLİNEN MESAJLARIN ARDINDAKİ TEHLİKE

Ayrıca bazı uygulamalarda mesajların okunduktan sonra otomatik olarak silinmesi ebeveynlerin takibini zorlaştırırken çocukların hoş olmayan mesaj ve görüntülere maruz kalmasına neden olabiliyor.

Bu ay, Polis Tarafından Kaydedilen Çocuklara Yönelik Cinsel İstismar Suçları Ulusal Analizi Raporu, 2022’de gençlerin çıplak fotoğrafların paylaşılması sonucunda 15.534 uygunsuz görüntü vakasına karıştığını ve çocuklara yönelik cinsel suçların yüzde 50’sinden fazlasının işlendiğini ortaya çıkardı. Çocuk-çocuğa suçlara karışan bir failin ortalama yaşı ise 14 olarak belirtildi.

Costa, “Onlara bu raporu duyduğunuzu söyleyin. Ne düşündüğünüzü söyleyin ve onların görüşlerini sorun. Fotoğraf paylaşmaları söylendiyse, olanları güvendikleri bir yetişkine anlattıklarından emin olun ve çocuğunuza bunun onların hatası olmadığını hatırlatın” diyor.

ERGENLİK DÖNEMİNDEKİLER İÇİN TIKTOK UYARISI

Her ne kadar 13 yaşın altındakiler için yasaklanmış olsa da birçok genç TikTok kullanıyor; öyle ki uygulama, geçen yıl İngiltere’nin veri gözlemcisi ICO tarafından 13 yaşın altındaki 1,4 milyon çocuğun verilerinin yasa dışı olarak işlenmesi nedeniyle 12,7 milyon pound para cezasına çarptırıldı.

Frontiers in Psychology dergisinin 2022 tarihli araştırmasına göre TikTok, gelişmiş algoritma sistemi sayesinde en çok bağımlılık yaratan sosyal medya platformu. Psikolog Catherine Hallissey, TikTok’un 13 yaşın altındaki bir çocuğun dijital dünyasında kesinlikle yeri olmadığını söylüyor:

“Bu kadar bağımlılık yapıcı olmasının bir nedeni, slot makinesi etkisi ya da psikolojide diferansiyel takviye dediğimiz şeydir; harika bir videoyla ne zaman karşılaşacağınızı asla bilemezsiniz, bu da onun çok daha yüksek bir ödül etkisine sahip olduğu anlamına gelir. Temel düzeyde hareketsiz bir yaşam tarzını teşvik ediyor çünkü çocuklar kaydırma yaparken genellikle oturuyor veya hareketsiz duruyor.

Ayrıca çocuğun oyun yoluyla öğrenme ve okul sonrası etkinliklere katılma konusundaki gelişimsel görevine müdahale eder.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/cocuguma-kac-yasinda-telefon-almaliyim-uzman-isimler-acikladi/feed/ 0
İnternetten alışveriş yapan iki kişiden biri mağduriyet yaşıyor https://www.foxhaber.com.tr/internetten-alisveris-yapan-iki-kisiden-biri-magduriyet-yasiyor/ https://www.foxhaber.com.tr/internetten-alisveris-yapan-iki-kisiden-biri-magduriyet-yasiyor/#respond Thu, 18 Jan 2024 21:21:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2364 Ticaret Bakanlığının araştırmasıyla, sosyal medyadan alışveriş yapanların, “influencer”lar yerine yakın çevrelerinden veya tanıdık birinin tavsiyesinden etkilendiği belirlendi.

Bakanlıkça, “Dijital Mecralarda Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Araştırma Raporu” hazırlandı. Araştırma kapsamında, Türkiye’yi temsilen 25 ilde 15 yaş ve üstü internet kullanıcılarıyla yüz yüze 1000 görüşme gerçekleştirildi.

Kullanıcıların yüzde 76,2’si sosyal medya uygulaması olarak Instagram’ı tercih ettiğini belirtti. Facebook yüzde 71,4, YouTube yüzde 56,1, X ise (eski adıyla Twitter) yüzde 35,5 oranlarıyla düzenli kullanılan diğer sosyal medya uygulamaları arasında yer aldı.

Araştırmaya göre, kullanıcıların yüzde 68,3’ü bu mecraları yoğunlukla sosyal çevrelerini takip etmek ve onlarla iletişimde kalmak amacıyla kullanırken, yüzde 30,1’i ise sosyal medya uygulamaları üzerinden alışveriş yapıyor.

Her 10 sosyal medya kullanıcısından 3’ü, bu mecralar üzerinden ürün ve hizmet satın aldıklarını belirtti. Bu mecralardan en fazla alışveriş yapanlar arasında “üniversite ve üzeri” eğitim düzeyine sahip olanlar ile 25-34 yaş grubundaki kişiler yer aldı.

ALIŞVERİŞTE EN FAZLA INSTAGRAM TERCİH EDİLDİ

Instagram, yüzde 28,4’le sosyal medya kullanıcılarının bir yılda en fazla alışveriş yaptığı mecra olarak öne çıktı. Bu platformu, yüzde 10,4 ile Facebook ve yüzde 4,9 ile YouTube izledi. Sosyal medyadan alışveriş yapanların yüzde 25,6’sı yılda en az bir kere bu mecralardan ürün ve hizmet satın aldı.

Sosyal medyadan alışveriş yapanlar, yakın çevrelerinden veya tanıdık birinin bu mecradaki alışveriş deneyimi ve tavsiyesinden etkilendiğini ifade etti. Kullanıcıların, başka satış kanallarında bulamadığı ürünlere bu mecrada rastlaması da onları çevrim içi alışverişe yönlendirdi.

SAHTE ÜRÜN MAĞDURUİYETİ YAŞANIYOR

Çevrim içi alışveriş yapanların yüzde 47,2’si, bu mecradan aldıkları ürün ve hizmete ilişkin olumsuz deneyim ve mağduriyet yaşadığını belirtti. Tüketiciler, bu alışverişlerinde en çok sahte ya da yanıltıcı ürün ve hizmet nedeniyle mağdur olduğunu ifade ederken, kampanya, ücret ve fiyatlandırmalara dair de olumsuz deneyim yaşadıklarını bildirdi.

Alışverişinde mağduriyet yaşadığını belirtenlerin yüzde 51’i erkekler olurken, 35-54 yaş kişiler ile lise mezunları da alışverişlerinde olumsuz deneyim yaşadıklarını aktardı.

Her 10 kişiden 9’u, olumsuz deneyim ve mağduriyetlerinin nedeninin, sosyal medya hesaplarından yayımlanan sahte ve yanıltıcı içerikler ile reklamlar olduğuna dikkati çekti. Kullanıcıların yüzde 79,6’sı, ürün tanıtımı yapan hesapların yanıltıcı video ve fotoğrafları, yüzde 25,4’ü ise ünlü ve “influencer”ların eksik ve yanlış yönlendirmesi nedeniyle mağduriyet yaşadığını bildirdi.

INFLUENCARLAR GERÇEK DENEYİMLERİNİ YANSITMIYOR

Sosyal medyadan alışveriş yapan her 10 kişiden neredeyse 7’si, bu platformlar üzerinden ürün ve hizmet tanıtan, pazarlayan” influencer”ların temel amacının, bu tanıtımlardan ticari kazanç elde etmek olduğunu düşündüğünü belirtti. Her 10 kişiden 8’i ise satın alma kararlarına, bu kişilerin reklam amacıyla ürettiği içeriklerin etki etmediğini, söz konusu içerikleri gördükleri halde alışveriş yapmadıklarını aktardı.

Her 10 kişiden 7’si, “influencer”ların reklam içeriklerinin gerçek kullanıcı deneyimini yansıtmadığını düşündüğünü ifade etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/internetten-alisveris-yapan-iki-kisiden-biri-magduriyet-yasiyor/feed/ 0
Batmanlı Yunus Emre Konak’ın İngiltere Premier Lig’e uzanan başarı hikayesi https://www.foxhaber.com.tr/batmanli-yunus-emre-konakin-ingiltere-premier-lige-uzanan-basari-hikayesi/ https://www.foxhaber.com.tr/batmanli-yunus-emre-konakin-ingiltere-premier-lige-uzanan-basari-hikayesi/#respond Mon, 15 Jan 2024 21:03:28 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2276 Batman’da Tüpraşspor altyapısında başlayan futbol yaşamını Avrupa’nın en prestijli liglerinden olan İngiltere Premier Lig’e taşıyan Yunus Emre Konak, genç futbolcu adaylarına da rol model oldu. Batman’da 10 Ocak 2006’da dünyaya gelen ve futbola 2013’te kentteki Tüpraşspor altyapısında başlayan Yunus Emre, 2018’de Sivasspor altyapısına gitti.

Kırmızı-beyazlı ekipte bu sezon başında profesyonelliğe adım atan Yunus Emre, Süper Lig’de 17 maçın tamamında forma giyme şansı buldu.
Genç oyuncu, 18 yaş altı ve 21 yaş altı milli takımlarında da 6 kez forma giydi. Yunus Emre Konak, The Guardian’ın hazırladığı “Dünya futbolunun 2006 doğumlu en iyi 60 genç yeteneği” listesinde de yer aldı.

Gösterdiği gelişim sonrası birçok takımın dikkatini çeken genç Yunus, forma giydiği Trendyol Süper Lig ekiplerinden EMS Yapı Sivasspor’dan İngiltere Premier Lig ekiplerinden Brentford’a transfer oldu. Batmanlı futbolcunun Avrupa’ya transferi, kendisini yetiştiren antrenörü Hamit Demir için de büyük gurur oldu.

“7 yaşındayken annesi elinden tutup getiriyordu”

Yunus Emre ile 7 yaşındayken tanışan 1955 Batman Belediyespor altyapı antrenörü Hamit Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencisinin Brentford’a transfer olmasından dolayı büyük bir gurur yaşadığını söyledi. Yunus Emre’nin çocuk yaşta Tüpraşspor’un altyapısına gelerek futbola başladığını anlatan Demir, “Yunus Emre 7 yaşındayken annesiyle birlikte geldi. 7 yaşında olduğu için tek başına gidip gelemiyordu, annesi elinden tutup getiriyordu. 4-5 yıl Tüpraşspor’da antrenmanlara çıktı” dedi.

Yunus Emre’nin Tüpraşspor’un ardından 2017’de 1955 Batman Belediyespor’da oynamaya başladığını belirten Demir, şunları kaydetti:
“Ben 2017’de 1955 Batman Belediyespor’a geçince Yunus Emre de benimle birlikte geldi. Aynı yıl Antalya’da Türkiye Futbol Antrenörleri Derneğinin (TÜFAD) düzenlediği turnuvaya gittik. Orada üstün bir performans sergileyince Sivasspor’a transfer oldu. Yunus Emre’yi babasıyla birlikte götürüp Sivasspor’a teslim ettik. 3-4 yıllık Sivasspor altyapı macerasından sonra Yunus Emre profesyonel oldu.”

“Anne ve babasına ‘bu çocuk çok büyük bir topçu olacak’ demiştim”

Demir, Yunus Emre’nin en büyük özelliğinin kendisinden daha büyük yaşlardaki çocuklarla ikili mücadeleye girip, kazanması olduğunu ifade ederek, top kullanma yüzdesinin çok iyi olduğunu anlattı. Yunus’un çok iyi bir oyuncu olduğunu aktaran Demir, şöyle konuştu:
“Şu anda 6 numara pozisyonunda oynuyor. Yunus Emre 8 numara pozisyonunda da oynayabilecek yetenekte. Tekniği ve motorik özellikleri çok gelişmiş. Anne ve babasına ‘bu çocuk çok büyük bir topçu olacak’ demiştim ve gerçekleşti. Ayrıca bundan dolayı da çok mutlu oldum.”

Demir, Yunus Emre’nin İngiltere Premier Lig’e transfer olmasıyla Batman’daki sporcularda da büyük bir heyecan yaşandığını belirtti.
“Müthiş bir idol oldu. Türkiye’deki oyuncuların gelişimi, hedeflerini büyütmesi için inanılmaz bir iş başardı. Türkiye’de eşi benzeri yok. 17 yaşında Premier Lig’e Türkiye’den hiçbir oyuncu gitmemiş bugüne kadar.” diyen Demir, genç sporcusuna başarı diledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/batmanli-yunus-emre-konakin-ingiltere-premier-lige-uzanan-basari-hikayesi/feed/ 0
‘Hiç yakalanmadım’ diyenler de şu anda covid geçiriyor https://www.foxhaber.com.tr/hic-yakalanmadim-diyenler-de-su-anda-covid-geciriyor/ https://www.foxhaber.com.tr/hic-yakalanmadim-diyenler-de-su-anda-covid-geciriyor/#respond Mon, 15 Jan 2024 09:00:34 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=2261 İstanbul Tabip Odası; geçtiğimiz günlerde Covid-19, influenza ve diğer mevsimsel virüsler nedeniyle hasta yoğunluğunun ciddi şekilde arttığını kaydetmişti. Açıklamada İstanbul’daki birçok hastanede servislerin dolduğu, yoğun bakım ünitelerinde boş yatak kalmadığı belirtilmişti. Özellikle enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz polikliniklerinde yoğun hasta birikiminin olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sönmezoğlu, hastane yatışlarının da çok arttığına dikkat çekerek, şu açıklamaları yaptı:

Meral Sönmezoğlu

2020 yılında başlayan ve 2023’e kadar hızını kesmeyen Covid-19 salgınının etkileri yeni yeni kaybolmaya başlarken 2023 yılının kasım ayından itibaren sadece ülkemizde değil, Avrupa’nın çoğu ülkesinde ve Kuzey Amerika ülkelerinde de ağır bir solunum yolu enfeksiyonlarından bahsediliyordu. Bu, bu salgın da “tripledemik” yani 3’lü virüs salgını olarak tanımlandı.

Bağışıklık sistemimiz virüsleri unuttu

Bugün yaşanan durum, birsolunum yolu enfeksiyonu olmakla birlikte Covid-19 gibi tek bir virüs değil, birçok virüsün bazen bir arada, çoğunlukla peş peşe görülmesiyle seyrediyor. 2020 Covid salgını sırasında ve 2022 ve 2023 sezonunda, her kış görmeye alışık olduğumuz influenza görülmedi. Çünkü 3 yıl boyunca insanlar evlerinde kapalı kaldı, dışarı çıkınca maske taktı.

Dolayısıyla insanların bu virüslere karşı bağışıklığı belirgin olarak düştü. Bu yıl da her yıl görmeye alışık olduğumuz influenza salgını yeniden ortaya çıktı. Çünkü insanlar artık bir araya gelmeye başladı, korunma önemleri azaldı. Dolayısıyla bağışıklık sistemimizin unuttuğu virüsler hızlı ve kolayca yayıldı. Şu an özellikle İstanbul ve çevre illerde çok ciddi vaka birikimi var. Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz, polikliniklerinde çok yoğun bir hasta birikimi yaşanıyor. Acil serviste kuyruklar oluşmaya başladı. Hastane yatışları çok arttı. Hatta yoğun bakımlarda bu grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla dolmaya başladı.

VİRÜSLER BİRBİRİNE KARIŞTI

Covid, unutulan influenza A (grip) ve pandemi döneminde kaybolan RSV virüsü birbirine karıştı. Önceki yıllarda RSV her zaman salgın yapar ama kasım, aralık gibi biterdi. O biterken de influenza başlardı. Şimdi bu 3 virüs birbirine karışmaya başladı. O nedenle insanlar, burun akıntısı, öksürük ve kırıklık şikayetlerinin tam geçmek üzereyken yeniden başladığını söylüyor. Yani bitmeyen bir enfeksiyon ve buna bağlı şikayetlerden bahsediyor. Aslında bu durumun nedeni virüslerin arka arkaya etki etmesi. Azalmış bağışıklıkla birlikte salgın boyutundaki bu tablo görülüyor.

AŞI OMİCRON’UN YENİ VARYANTINDAN KORUMUYOR

Covid-19 soğuk algınlığı gibi bu virüslerin arasındaki yerini koruyor. Görülen vakalar arasında yüzde 20 oranında Omicron varyantının bir alt grubu olan yeni bir varyant yani JN1 var ve bu çok hızlı yayılan bir varyant. . Aşı olan ya da Covid geçirenlerin de bu varyanta karşı bağışıklığı zayıf olduğu için herkeste görülüyor. Hiç geçirmemiş evinde hep kapalı kalmış ‘ben 3 sene hiç yakalanmadım’ diyen herkes şu dönem Covid geçiriyor. Hatta bunu daha sık duyacağımız söyleyebilirim.”

RİSKLİ GRUPTA OLANLAR DİKKAT!

Bu sorun toplumun her kesiminden ve her yaş grubundaki insanı etkiliyor. Özellikle daha ağır seyreden, hastaneye yatması gereken hatta yaşam kaybıyla sonuçlanan riskli gruplar var. 5 yaşın altındaki çocuklar 65 yaşın üstündekiler daha ağır geçiriyor. Bunun yanında 70 yaşın üstündekileri, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananları riskli gruplar olarak tanımlıyor ve bu kişilerin mutlaka hastane gitmelerini öneriyoruz.

BELİRTİLER AYNI AMA TEDAVİLER FARKLI

Klinik olarak ilk muayene sırasında yaşanan RSV, influenza ya da Covid olup olmadığının kesin olarak ayırt edilemiyor. Çünkü vakaların hepsinde ateş, kırıklık, vücut ağrıları, sırt ağrıları, boğaz ağrısı ve öksürük görülüyor. Öksürük çok uzun bir süre kuru ama daha sonra balgamlı hale dönebiliyor ve alıştığımız enfeksiyonlardan farklı olarak daha uzun süren bir kuru öksürük oluyor. Hastalar göğüs ağrısı, kaburga ağrıları, sırt ağrılarından yakınıyor. Belirtiler aynı olsa da enfeksiyonlarda farklı tedavi protokolleri uygulanıyor. Bu nedenle de özellikle riskli gruptaki kişilerin mutlaka tanıya göre tedavi edilmesi gerekiyor.

Hem Covid hem de influenza için tanı konulduğunda kullandığımız etkin ilaçlar var. RSV, çocuklarda özellikle de bir yaşın altındaki çocuklarda, zatürreye hatta yaşam kaybına yol açabiliyor. Çocukluk astımlarının temelinde de RSV virüsü yatıyor. Bu nedenle tanı koyarak ona göre bir tedavi düzenliyoruz. Dolayısıyla eğer çocuk ya da yaşlı kişiler enfeksiyonu ağır geçiriyorsa mutlaka hastaneye başvurması ve tanı konularak uygun tedavi görmesi çok önemli. Çünkü bu sayede hem kısa sürede iyileşmesi sağlanabilir hem de başkalarına bulaştırması önlenebilir.

Kapalı alanlarda maske takılmalı

Yaşananbu salgından etkilenmemek için bazı önlemler almak şart. Öncelikle maske ve hijyen önlemlerine karşı dikkatimizi yoğunlaştırmalıyız. Özellikle toplu taşıma araçlarında, asansörde ve daha kalabalık yerlerde maske takmakta fayda var. Çünkü hafif belirtilerle seyreden kişiler bile birkaç metre alandaki herkese enfeksiyonu bulaştırabilir. Her ne kadar insanlar maske kullanmaktan bıkmış olsa da eğer yakın mesafede kapalı alanda bulunacaksa kesinlikle maske kullanılmasını öneriyorum. Hastanelerimizde yeniden bu uygulamaya döndük. Açık havada bir metreden daha uzun mesafe bulunacaksa maske kullanmanın çok anlamı yoktur. Bunun yanında el yıkamak çok önemli. Çünkü dokunduğumuz her yerden virüsü alma riskimiz var. Bu nedenle el hijyeni konusuna aynı bir önem verilmeli. Bir diğer önemli konu da şu kış döneminde tokalaşma belki ama özellikle risk gruplarının kimseyle sarılıp öpüşmemesi gerekir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/hic-yakalanmadim-diyenler-de-su-anda-covid-geciriyor/feed/ 0
Gençlik denilerek bilgi bir tarafa bırakılmaz! https://www.foxhaber.com.tr/genclik-denilerek-bilgi-bir-tarafa-birakilmaz/ https://www.foxhaber.com.tr/genclik-denilerek-bilgi-bir-tarafa-birakilmaz/#respond Fri, 05 Jan 2024 09:00:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1899 Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen (86), CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, il başkanını arayıp “Hocamız adaylık için başvursun” demesi üzerine son gün adaylık başvurusunda bulundu. İlk kez 1999 yılında DSP’den seçilen ve 5 dönemdir büyükşehir belediye başkanlığını sürdüren Büyükerşen, böylece 6’ncı dönemi için aday adayı oldu. Yaklaşık 25 yıldır Eskişehir’i yöneten ve birbirinden farklı projeleri ve uygulamalarıyla birçok başkana yol gösterici olan Büyükerşen, her şeyi ile farklı bir kent yarattı.

3 AYRI ANKET YAPILDI

Büyükerşen 6’ncı dönem için aday adaylığında bulundu bulunmasına ama adaylığı bir türlü açıklanmadı. Üç ayrı şirkete Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile ilgili anket yaptırılıyor. Milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri, Büyükerşen’den memnun olup olmadıklarıyla ilgili eğilim yoklaması yapıyor. Büyükerşen’in adaylığına karşı olanların sayısı çok düşük çıkıyor. Karşı çıkanların gerekçesi de Hoca’nın 86 yaşında olması. Yılmaz Büyükerşen, adaylığı konusunda pek konuşmak istemiyor. Ancak bazı sözler Hocayı kırıyor. Dün konuştuğumda şunları söyledi:

BAŞKANIN EKİBİ OLUR

■ Ben, 5 dönemdir Eskişehir’i hayallerim, akademik bilgilerim, deneyimlerim, kültür- sanat ve estetik anlayışımla yönettim.

■ Belediye başkanları ne yapar? Bir ekip kurar o kafalarındaki düşünceleri, fikirleri, sanatı bulundukları hizmetle ilgili projeleri yaparlar. Kuruldukları ekibe o projeleri yapmalarını söyler, onları takip ederler.

■ Belediye başkanı sokaklarda asfalt dökmez, kaldırım kazmaz, inşaat yapmaz, inşaatta taş, tuğla taşımaz.

■ Yaş konusunu gündeme getirenlerle temelde düşünce farklılığı var. Enerji deyince, gençlik deyince bilgiyi, tecrübeyi, deneyimi falan bir tarafa bırakıyorlar herhâlde.

OFİSTEN YÖNETİYORUM

■ Bazı liderler oradan oraya koşturmak, gidip derdini anlatmak zorundadır. Hakikaten enerjiye ihtiyacı vardır. Biz de ise büyükşehir belediye başkanları projelerini uygularlar, ekip kurarlar, ‘yapın onları’ derler ve takip ederler. Sorunlar varsa sorunları çözerler. Yani ofisten idare ederler. Bugüne kadar yaptıklarımızı beden enerjisi ile yapmadık.

■ Ben söylüyorum 5 dönemdir Eskişehir’i koşturarak yönetmiyorum. Büyükşehir belediye başkanlığındaki ofisimden yönetiyorum. Hayallerimi, akademik bilgilerimi, deneyimlerimi, kültür- sanat biraz da estetik anlayışımla yönettim ve Eskişehir öyle değişik bir şehir oldu.

“Benden bıkmadınız mı” diye sordu, halktan bu yanıtı aldı:

Hayır, son bir defa daha başkanımız olacaksın!

CHP’li bir belediye başkanının Ankara’da kulis yapması Büyükerşen’in de kulağına gitmiş. Şaşırmış. Hoca’ya “Hakkınızda anket yapılıyor. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?” diye sorduğumda şunları söylüyor: “Herhalde üzüldüğümü zannediyorlar. Ama üzülmüyorum, yalnızca kırılıyorum. Şimdiye kadar hiç yaşamadığım siyasi atmosferdeyim. Böyle ne yapacağımı, neye kulak vereceğimi bilemiyorum. Anketi kim yapıyor, kimlere yapıyor, kimler cevaplıyor? Denenmiş bir insanın değeri nasıl böyle anketler yapılır şaşırıyorum. Yeni bir insan olsa fikirleri nedir diye anket yaparsın.”

Peki Eskişehirliler, Büyükerşen’in adaylığı için ne düşünüyor? Büyükerşen, hemşehrisi ile arasında geçen diyaloğu şöyle aktarıyor:

■ Siz başkanlığımdan bıkmadınız mı?

Hayır başkanım, son bir defa daha başkanımız olacaksın…

YOLDA YÜRÜYEMİYORUM

Kuşkusuz halkın bu ilgisi Hoca’yı memnun ediyor. Hoca, bu diyalogla ilgili şunları söylüyor: “Belediyeye girerken, çıkarken, evin önüne gelenler, gidenler, dışarda görenler adaylığımı soruyor. İnanın yolda yürüyemiyorum. Eskişehirlilerin ilgisi beni çok mutlu ediyor. Özellikle başka siyasi partilerden olanlar eleştirmek için yaşımı öne sürüyor. Oysa dünyanın her tarafından 80 yaşın üstünde, 90 yaşında sanatçılar, kamu yöneticilerinin bulunduğunu bize sevenler tarafından örnekler gönderiliyor.”

Mükemmellik ödülü Eskişehir’in

Yılmaz Büyükerşen, geçen hafta aldıkları ‘Mükemmellik Ödülü’nü büyük bir coşkuyla anlatıyor, devamının da geleceğini söylüyor. Büyükerşen’in yanı sıra bu ödüle layık görülenlerden birisi de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş oldu. Büyükerşen ödülü ve önemini şöyle anlattı: “Avrupa Konseyi’nin Yerel Yönetimleri Değerlendirme Komisyonu 12 ülke tespit etmiş. Bunun adı kristal ödül. Dünyayı köşelendirmişler, yuvarlaklığını 12 köşe yapmışlar. 12 köşede de ülkeler var. Avrupa Komisyonu’nun bayrağı var. Mali yönetim gücü, insan hakları, yönetim becerisi, yenilikçilik gibi pek çok şeyi ölçüp biçmişler ve 12 kural belirlemişler. Bunlara her yıl not veriyorlar. Hangi belediye gerçekten yenilikçi ve mükemmel yönetim puanına erişmişse onlara o küre ödülünü veriyorlar. Bir yıl boyunca da onu bayrak olarak şehirlerimizde kullanma yetkisi veriyorlar.”

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/genclik-denilerek-bilgi-bir-tarafa-birakilmaz/feed/ 0
Ne kadar yaşayacaksınız? Dikkat çeken test… https://www.foxhaber.com.tr/ne-kadar-yasayacaksiniz-dikkat-ceken-test/ https://www.foxhaber.com.tr/ne-kadar-yasayacaksiniz-dikkat-ceken-test/#respond Tue, 02 Jan 2024 21:21:33 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1824 Pek çoğumuz yeni yıla girerken daha sağlıklı olmayı hedefliyoruz, ama bunun için ne kadar çaba gösteriyoruz? Uzmanların önerdikleri bu testlerle sağlığınızla ilgili önemli ipuçları elde edebilir ve belki de yeni yılda kendinizi daha sağlıklı bir yaşam için adayabilirsiniz.

Evde kendi kendinize kolaylıkla uygulayabileceğiniz ve her biri uzmanlar tarafından önerilen testler şu şekilde:

1. YARDIM ALMADAN KALKABİLMEK

Çıplak ayakla durun, ardından poponuzun üzerine yere oturun. Minimum destek kullanarak bu pozisyondan ayağa kalkmaya çalışın.

Teste katılımcı beş puanla başlar ve el, önkol, diz veya bacağın yan tarafı gibi kullanılan her destek için bir puan çıkarılır. Test birkaç kez tekrarlandıktan sonra nihai puan hesaplanır. Testin sonunda kalan her puan, altı yıllık hayatta kalma şansınızı yüzde 20 artırıyor.

Bu test, Brezilya’daki Gama Filho Üniversitesi tarafından 55 yaş üstü 2.000’den fazla kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya dayanıyor. Her ikisini de kullanması gereken orta yaşlı (50 yaş ve üzeri) ve yaşlı (75 ve üzeri) kişilerin Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi’nin 2012’de bildirdiğine göre, destek alan kişilerin altı yıl içinde ölme olasılığı, desteğe ihtiyacı olmayanlara kıyasla neredeyse yedi kat daha fazlaydı.

Araştırmacılar, testin esnekliğimizi, dengemizi ve motor koordinasyonumuzu değerlendirdiğini söyledi. Kas gücümüz uzun ömürle güçlü bir şekilde ilişkili, çünkü yaşlandıkça kas kaybederiz. Kas bizi sadece fiziksel olarak daha güçlü yapmaz, aynı zamanda önemli bedensel fonksiyonların düzenlenmesine de yardımcı olur.

Örneğin kas lifleri, egzersiz sırasında yakılacak olan glikozu kandan emerek kan şekeri seviyesini düzenler. Diabetes UK’e göre kas kaybı, bu mekanizmanın büyük ölçüde kaybolduğu anlamına gelir ve bu da tip 2 diyabet riskini artırır.

50 yaşını geçtikten sonra çoğu insan her yıl kas kütlesinin yüzde 1’ini kaybeder.

2. SANDALYEDEN KALKABİLMEK

Sırtı düz, kolsuz bir yemek sandalyesine oturun ve kollarınızı çapraz yapın. Ayaklarınız yere düz basarken, sırtınız düz ve kollarınız göğsünüze dayalıyken, tamamen ayağa kalkıp sandalyeye oturun ve bu hareketi on defa tekrarlayarak ölçün.

Bu test ana kas gücünü ölçer ve doktorlar tarafından güç ve sağlığın genel bir değerlendirmesi olarak yaygın şekilde kullanılır. 55 yaş üstü, sağlıklı ve formda bir erkek testi 18 saniyeden kısa sürede tamamlayabilmeli; o yaştaki sağlıklı ve formda bir kadının ise 19 saniyede tamamlaması beklenir. 35-55 yaş arasında da erkekler 13 saniyeyi, kadınlar ise 15 saniyeyi geçebilmeli.

3. YÜRÜME HIZINIZI KONTROL EDİN

Altı metre boyunca normal hızınızda normal tarzınızda yürüyün ve bu sırada geçen süreyi ölçün. Yürüme hızınızı saniyede metre cinsinden bulmak için bu toplamı altıya bölün.

Journal of the American Medical Association’ın 2011’de bildirdiğine göre, ABD’de yapılan büyük bir araştırma, yaşlarına göre ortalamadan daha hızlı yürüyen insanların daha uzun bir yaşayabileceğini ortaya çıkardı.

60 yaş ve üzerindeyseniz ortalama hızınız saniyede yaklaşık 0,8 metre olmalı.

Çalışmayı yürüten Pittsburgh Üniversitesi’nden Stephanie Studenski, saniyede bir metreden daha hızlı yürünmenin, daha uzun bir yaşama sahip olunabileceğine işaret etti.

Saniyede 0,6 metreden daha yavaş yürüme hızları, hasarlı vücut sistemlerinin yansıması olabileceğinden erken ölüm riskinin arttığının göstergesi olabilir.

Yürümek enerji, hareket kontrolü ve destek gerektirir. Kalp, akciğerler, dolaşım, sinir ve kas-iskelet sistemleri de dahil olmak üzere birçok organ sistemine yük bindirir. Bu yüzden de hızlı yürüyüş, özellikle güçlü kalp sağlığının göstergesi olabilir. 2019’da British Journal of Sports Medicine’de yayınlanan 50 binden fazla kişiyle yapılan bir araştırma, ortalamadan daha hızlı yürümenin, yavaş yürüyenlere kıyasla 60 yaş üstü kişilerde yüzde 53 daha düşük kardiyovasküler hastalık riskiyle ilişkili olduğunu buldu.

4. KAÇ TANE ŞINAV ÇEKEBİLİRSİNİZ?

Şınav çekmek de uzmanların önerdiği testlerden biri.

2019’da 1.500’den fazla orta yaşlı erkek üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, katılımcılar art arda ne kadar çok şınav çekerlerse kalp-damar hastalığından ölüm riskleri de o kadar azalıyor. Ondan az şınav çekmek, ortalamanın üzerinde kalp hastalığı riskine işaret ediyor.

5. ARKADAŞINIZIN ELİNİ SIKIN

Bir arkadaşınızdan nasıl el sıktığınızı ölçmenizi isteyin. Alternatif olarak, bir barfiks barına mümkün olduğu kadar uzun süre asılarak kavrama gücünüzü değerlendirin. Erkekler için 60 saniye, kadınlar için ise 30 saniye makul bir hedef.

2018 yılında BMJ’de yapılan bir araştırma, yalnızca 30 saniye boyunca asılabilen erkeklerin ve yalnızca 15 saniye boyunca asılı kalabilen kadınların erken ölüm riski ile karşı karşıya olduğu öne sürülüyor.

Hekimler genelde hastalarını selamlarken el sıkma testini fiziksel güçlerini ölçmek için kullanırlar. Araştırmalar da bunun güvenilir bir gösterge olduğunu doğruluyor. Örneğin, 2016 yılında University College London tarafından yaklaşık 7 bin kişiyi kapsayan araştırma, 17 yıllık çalışmanın başlangıcında kavrama gücü zayıf olanların, ortalamanın üzerinde erken ölüm oranına sahip olduğunu ortaya çıkardı. The Lancet’in 2015’te bildirdiğine göre de yaklaşık 140 bin kişiyle yapılan önceki bir araştırmanın analizi, zayıf kavrama kuvvetinin erken ölüm için yüksek tansiyondan daha doğru bir tahmin aracı olduğunu buldu.

6. 60 BASAMAK İÇİN NE KADAR ZAMAN HARCIYORSUNUZ?

60 basamaklı bir merdiven bulun ve bu merdivene tırmanmanızın ne kadar sürdüğünü hesaplayın.

2020’de Avrupa Kardiyoloji Derneği konferansında sunulan araştırma, orta yaşlı kişilerde bir dakikadan kısa sürede 60 adım çıkmanın güçlü kalp sağlığının ve önümüzdeki on yılda daha düşük ölüm riskinin göstergesi olduğunu buldu.

İspanya’daki Coruna Üniversite Hastanesi’nden Dr. Jesus Peteiro şu uyarıda bulundu: “Bu testi yapmanız bir buçuk dakikadan fazla sürüyorsa sağlığınız idealin altında demektir ve egzersiz yapmayı düşünmelisiniz.”

Çalışma, basamakları beklenenden uzun sürede çıkan kişilerin on yıl içinde ölüm riskinin yüzde 30 arttığını buldu.

7. TEK AYAK ÜZERİNDE DENGEDE DURABİLİR MİSİNİZ?

En sık kullanılan testlerden biri olmakla beraber beyin sağlığıyla ilgili bilgi verdiği de kabul edilir.

Ayakkabılarınızı ve çoraplarınızı çıkarın ve bir ayağınızın ön kısmını diğer alt bacağınızın yanına yerleştirin, kollarınızı yanınızda tutun ve bakışlarınızı dümdüz ileriye sabitleyin. Bu şekilde ne kadar süre dayanabileceğinizi ölçün. Bunu üç kez deneyin ve ortalama sürenizi puan olarak kullanın.

Geçen yıl 1.702 kişiyle yapılan küresel bir araştırmaya göre, yaşamlarının ortasından ilerisine kadar on saniye boyunca tek ayak üzerinde duramayan kişilerin önümüzdeki on yıl içinde ortalama ölüm riskinin diğerlerine göre neredeyse iki katı olduğu ortaya çıktı.

British Journal of Sports Medicine’ın raporuna göre, ortalama yalnızca iki saniye veya daha az süre durabilen kişilerin önümüzdeki 13 yıl içinde ölme olasılığı, on saniye veya daha uzun süre ayakta durabilenlere göre normalden üç kat daha fazlaydı.

Geçen yıl Japonya’daki Tsukuba Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, insanların denge testlerinde ne kadar iyi performans gösterirlerse hipokampuslarının da o kadar sağlam olduğunu bildirdi.

Bu, hafızayla ilişkili bir beyin bölgesidir ancak aynı zamanda dengemizde de rol oynar, bu yüzden bu kadar faydalı bir testtir.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ne-kadar-yasayacaksiniz-dikkat-ceken-test/feed/ 0
Türk edebiyatının ‘Mona Roza’sı Muazzez Akkaya: Bana yazılan şiirleri kaybettim https://www.foxhaber.com.tr/turk-edebiyatinin-mona-rozasi-muazzez-akkaya-bana-yazilan-siirleri-kaybettim/ https://www.foxhaber.com.tr/turk-edebiyatinin-mona-rozasi-muazzez-akkaya-bana-yazilan-siirleri-kaybettim/#respond Tue, 02 Jan 2024 21:12:26 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1815 Mülkiye Mektebi’nin 1950’li yıllardaki öğrencileri Cemal Süreya ve Sezai Karakoç, gönlünü sınıf arkadaşları Muazzez Akkaya’ya kaptırdı.

Aynı zamanda yakın arkadaş olan, birbirlerine Akkaya’ya yazdıkları şiirleri okuyan iki büyük şair, genç kadın için kaybeden tarafın soy isminden bir harfi eksilteceği iddiaya bile tutuştu.

Kim Muazzez’in gönlünü kazanırsa diğeri soy isminden sonsuza kadar bir harfi silecekti.

Rivayet o ki iddiayı Cemal Süreyya kaybetti ve soy ismindeki ‘y’ harfinden vazgeçti. Şair Karakoç ise Akkaya için edebiyatın en dokunaklı şiirlerinden, ‘Tek Gül’ anlamına gelen ‘Mona Roza’yı kaleme aldı.

Cemal Süreya (Solda) – Sezai Karakoç (Sağda)

‘Mona Roza’nın sırrı 2007’de kamuoyuna yansıdı ancak döneme ilişkin birçok ayrıntı 70 yılı aşkın süre gizemini korudu.

Yaşama veda eden iki şairin hafızalara kazınan aşk şiirlerinin baş kahramanı, şimdilerde 94 yaşına basan, evlatları ve 6 torunuyla mutlu bir yaşam süren Muazzez Akkaya ise uzun yıllar sonra sessizliğini bozdu.

Akkaya, açıklamalarıyla hem o döneme ışık tuttu hem de Cumhuriyet’in ilk 10 yılında doğan, 1950’lilerin Türkiye’sinde maliye ve hukuk eğitimini tamamlayarak, kendi ayakları üzerinde durma gücünü gösteren Muazzez’in bilinmeyen yönlerini anlattı.

“GURURLU BİR NESİLDİK”

Geyve’de 1930’da dünyaya gelen Akkaya, babası Hamit Akkaya’nın Kurtuluş Savaşı’nda görev aldığını, İstiklal Madalyası’nın bulunduğunu belirterek, ailesinin Cumhuriyet’in kıymetini bildiğini ve okumak isteyen kız evlatlarına hep destek olduğunu vurguladı.

Ciddi yokluk ve zorluklarla mücadele etmiş bir aile olduklarını söyleyen Akkaya, “Bizler İstiklal Harbi’nden yeni çıkmış genç Cumhuriyet’in çocukları, gururlu bir nesildik. Genç kızlara, kadınlara değer veren Cumhuriyet’le birlikte çok mutluyduk” dedi.

Kandilli Lisesi’ni bitirmesinin ardından 1949’da Mülkiye Mektebi’nin yatılı sınavını kazanan ilk kız öğrenci olduğunu ama o dönem kız yatakhanesi olmadığı için okula evden gidip geldiğini anlatan Akkaya, ilk senesinde iki kız olarak başladıkları üniversite yıllarında zorlanmadığını, sonrasında 8 kız öğrenci arkadaşıyla güzel anılar biriktirdiklerini ifade etti.

“CEMAL SÜREYA CEBİME ŞİİRLER KOYARDI”

Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın kendisine olan sevgisine ilişkin, “Cemal Süreya daha çok cebime şiirler koyardı. Sonra sınıfa girince aynı şiiri tahtada da görürdüm. Şiirlerin ona ait olduğunu sonradan öğrendim. Ben o dönem bu şekilde bir arkadaş edinmeyi, ilerletmeyi hiç düşünmedim” diye konuştu.

“SEZAİ KARAKOÇ BENDEN KÜÇÜKTÜ”

Sezai Karakoç’un ise daha ısrarcı bir tavrının bulunduğunu vurgulayan Akkaya, o dönem yaşananları şu sözlerle dile getirdi:

“Büyüklerimizin kafamıza çiviyle çaktıkları bazı fikirler var, ‘erkek yaşça büyük, hanımı ondan küçük olmalı’ gibi. Annem-babam, çevremdeki herkes de böyleydi. Sezai Karakoç da benden 1-2 yaş kadar küçüktü, benim için ilk handikap oydu zaten. Bu nedenle ihtimalini bile düşünmedim çünkü kafamda yaş konusu yerleşmişti.”

Muazzez Akkaya (Sağda), Rıfat Ilgaz’ın kızı Fatma Defne Ilgaz (Solda)

“SOY İSMİNDEN BİR HARFİ ATTIĞI DOĞRU”

Cemal Süreya’nın soy isminden bir harfi eksilttiği olaya da ilk kez açıklık getiren Akkaya, şöyle konuştu:

“Benimle gelip konuşmaya hiç çalışmadı. Bir iddiaya girmişler, onun sonucu soy isminden bir harfi attığı doğru. Hangimiz daha ileride olursak, diğeri bir şeyinden vazgeçecek diye iddiaya girmişler. Bu olay olduğunda Mülkiye’nin kafesinde arkadaşlarımızla oturuyorduk. Arkadaşlarım yanlarında Sezai Karakoç’la gelmişti. Aynı masadaydık. Sonra diğer arkadaşlar kalkıp gidince ve sadece Sezai Karakoç’la benim masada kaldığım anı görünce Cemal Süreya, soy isminden bir harfi sildirmiş. Bana böyle izah etmişlerdi.”

“TERCİH YAPMAYI HİÇ DÜŞÜNMEDİM”

Sezai Karakoç’la da detaylı hiçbir diyaloğunun olmadığını vurgulayan Akkaya, “Üniversite 2. sınıftaydık. Yazdığı şiirleri bana vermek için çok uğraşıyordu, ben mecburen tekrar ısrar etmesin diye alıyordum. Ama dediğim gibi o zamanlar okuldan biriyle arkadaş olmayı, ikisinden birini tercih etmeyi hiç düşünmedim. Okul sonrası seçtiğim eşim, o da Mülkiye mezunu olan rahmetli Orhan Giray’la çok mutlu bir hayatım oldu, 4 güzel evlat yetiştirdik” ifadesini kullandı.

“KEŞKE O ŞİİRLERİ SAKLASAYDIM”

Karakoç ve Süreya’ya yakınlık gösterecek, umut verecek bir davranışta da bulunmadığının altını çizen Akkaya, üniversitede sosyal, enerji dolu bir öğrenci olduğunu ve pinpon oynamayı çok sevdiğini aktardı.

Muazzez Akkaya, “Bana yazılan şiirleri zaman içinde ne yazık ki kaybettim, buna gerçekten üzülüyorum. Evlenirken problem olmasın diye düşünerek ablamın evinde bir yere koymuştum. Sonra da eşimle bir sorun yaşamayalım diye geri almadım. Maalesef orada da şiirler zamanla telef oldu. Buna gerçekten üzülüyorum, keşke o şiirleri saklasaydım” şeklinde konuştu.

“SEZAİ KARAKOÇ’U VEFATINDAN BİR AY ÖNCE GÖRDÜM”

Muazzez Akkaya, ömrü boyunca evlenmemeyi tercih eden Karakoç’a ilişkin, şunları kaydetti:

“Böyle bir duruma sebep verdiysem diye üzülüyorum ama bir yerden de teselli oluyorum çünkü hiçbir yakınlık göstermedim, umut vermedim. Ancak üzüldüğüm bir şey var, Sezai Karakoç’u vefatından bir ay kadar önce Fenerbahçe sahilinde gördüm. Karşıdan yürüyordu ve o kadar dikkatli bana bakıyordu ki… Ama beyaz saçları, sakalları olunca tanıyamadım. Bir süre sonra gazetede vefat ilanını görünce onun Sezai Karakoç olduğunu anladım. Eğer o olduğunu bilseydim, bir kafede oturup beraber bir kahve içmek isterdim.”

Muazzez Akkaya (Ortada)

“EŞİMİN BANA YAZDIĞI ŞİİR HEP HATIRIMDA”

Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın kendisine olan sevgisini eşi Orhan Giray’ın hiç dile getirmediğini anlatan Akkaya, “Rahmetli eşimle çok mutlu günler geçirdik, iyi ki de onu seçmişim. Eşimle bu konuları hiç konuşmadık ama belki de haberi vardı. Çünkü bana küçük bir şiir de yazmıştı. Dizeleri hatırımda, ezberimde, ‘İsterim ömrümce, buldum ben gönlümce/Gözlerimde yaş, arzuyla demlenince’ böyle bir şiirdi. Belki çok küçük bir şiir ama emek verip, buna uğraşması benim için çok kıymetliydi” dedi.

Akkaya, edebiyat tarihinde adına şiir yazılan çok fazla kadın olduğunun da altını çizdi.

Mülkiye’nin ardından hukuk okuduğunu, 30 yıl boyunca Hazine avukatlığı yaptığını ve bir yandan da dört çocuk büyüttüğünü belirten Akkaya, tüm zorluklarına karşın işini bırakmayı hiç düşünmediğini söyledi.

Yanına aldığı, maddi zorluklar içerisindeki bir genç kızın desteğiyle çocuklarını büyüttüğünü vurgulayan Akkaya, bugünün kız çocuklarına da “Kız çocuklarının muhakkak eğitimlerini alması, çalışmaları ve kendi ayakları üzerinde durmaları lazım” önerisinde bulundu.

DÖRT EVLADINDAN BİRİNİ KAYBETTİ

Zaman içerisinde dört evladından birini kaybettiğini, İstanbul’da yaşadığını, torunlarıyla vakit geçirmeyi ve kitap okumayı çok sevdiğini aktaran Akkaya, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarında görev aldığını, sosyal yaşamdan hiç kopmadığını ve hayatını renklendirmek için çabaladığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/turk-edebiyatinin-mona-rozasi-muazzez-akkaya-bana-yazilan-siirleri-kaybettim/feed/ 0
Birlikte yaşadığı kadını katletti, istinaf akıl sağlığı raporu istedi https://www.foxhaber.com.tr/birlikte-yasadigi-kadini-katletti-istinaf-akil-sagligi-raporu-istedi/ https://www.foxhaber.com.tr/birlikte-yasadigi-kadini-katletti-istinaf-akil-sagligi-raporu-istedi/#respond Tue, 02 Jan 2024 09:18:39 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1801 Diyarbakır’da kendisinden 25 yaş küçük olan ve 25 yıldır birlikte yaşadığı Şirvan Dönmez’i 10 yerinden bıçaklayarak öldüren iki eşli 21 çocuk babası Şeyhmus Ay’a verilen müebbet hapis cezasını istinaf mahkemesi; akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini savunup için bozdu. Davaya öldürülen kadının üç kızı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da suçtan zarar gördükleri için müdahil olarak katıldı.

“ARAMIZDA 10 YILDIR HUSUMET VAR”

Merkez Kayapınar İlçesinde kıskançlık krizine giren 73 yaşındaki Şeyhmus Ay, kendisinden 25 yaş küçük olan ve 25 yıldır birlikte yaşadığı Şirvan Dönmez’i 10 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Tutuklanıp ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Şeyhmus Ay, şunları söyledi:

– Eşimle 10 yıldır aramızda husumet var. Olay günü eşime elektrik, su faturalarını neden ödemediğini sordum. O da ödeme noktasının tahsilât yapmadığını ve ilgili kurumlara gitmek zorunda kaldığını söyledi. Ben buna inanmadım ve ödeme merkezine gittiğimde iki faturanın da sabah saatlerinde ödendiğini öğrendim. Balkondan birine öpücük atıyordu. Öpücükleri kime attığını sorduğumda bana ‘Moruk’ diyerek üzerime yürüdü, bende bıçak çıkarıp korkutmak istedim. Üzerime atlayınca yere düştü, bıçak mı elimden düştü bilmiyorum ama bir şekilde saplanmış. Ben şok geçirdim ve ‘Kendini de beni de yaktın’ diyerek birkaç kez daha sapladım. Ben namazında, niyazında işime gücüme bağlı insanım. Başkalarıyla geziyordu, sorduğumda tanıdıkları olduğunu söylüyordu.

“HİÇBİR ZAMAN ŞİKAYETÇİ OLAMADIK”

Annesi öldürülen Ş.D. ise şöyle konuştu:

– Annem, babam ve kardeşlerim E.D ile M.D birlikte yaşıyoruz. Balkonda halı yıkadık sonra mutfağa geçtim. Babam bağırıp anneme yardım etmemi istedi. Devlet soğan, patates yardımı yapıyordu. Annem de almak için aşağı inmişti. Annemin yalnız taşıyamayacağını düşünerek ona yardım için indiğimde babam perdenin arkasından gizlice annemi gözetliyordu. Annem ve babam tartıştılar, sonra ikisi birlikte uyumamaya karar verdi.

– Birden bağırma sesleri gelince kardeşime ‘Koş annenin yanına’ dedim. Odaya girdiğimde babam annemin üzerine çıkmış, ellerini dizleriyle sabitlemiş annemin yüzüne yumruklar atıyordu. Annemin yüzü gözü kan içinde kalmıştı. Sonra yemek hazırlamamı istedi. Ben sofrayı serdim. Babam anneme kötü kötü bakıyordu. Babam annemi defalarca dövüyordu. Hiçbir zaman şikâyetçi olamadık. Polisi aramak istediğimde annem izin vermiyordu, bir şey olmaz deyip geçiştiriyordu. Babam çok kıskanç biridir. Annemi öldürdüğü için cezalandırılmasını istiyorum.

“ANNEMİZİN EL VE AYAKLARINI ZİNCİRLEYİP DÖVERDİ”

M.D ile E.D adlı kızları da, babalarının annelerine şiddet uyguladığını belirterek, “Babam iki eşlidir. Biz öldürülen annemizden 3 kız kardeşiz. Babamın 2 eşinden 21 çocuğu var. Ama resmi nikâhlı eşiyle görüşmüyorlar. Babamla annem arasında ciddi yaş farkı vardır. Bu nedenle annemi çok kıskanıyordu. Annem balkonda çamaşır serdiğinde bile onu gizlice gözetliyordu. Annemizin el ve ayaklarını zincirle kilitleyip döverdi. Annem ise yaşı itibariyle karşılık vermezdi. Bu kıskançlığı yüzünden sürekli ev değiştiriyorduk. Anneme seni çok pis öldüreceğim zamanını bekle derdi. Sabah uyandığımda annemizin battaniyeye sarılı cesedini gördük” dedi.

“KAYINVALİDEM KENDİ HALİNDE GARİBAN BİR KADINDI”

Sanığın damadı B.B kayınpederinin cinayeti işledikten sonra gece kendisini eve çağırdığını belirterek “Gittiğimde bana kayınvalidemin vefat ettiğini söyledi. İçeri girdiğimde üzerinde battaniye örtülüydü. Ben de küçük kızları alıp korkmasınlar diye bizim eve götürdüm. Kayınvalidemin başka erkeklerle görüştüğünü görmedim, kendi halinde gariban bir kadındı” dedi.

Sanığın oğlu A.A ise, babasının annesine şiddetini doğrulayarak “Her defasında şikayetçi olmak istiyorduk, ama annemiz izin vermiyordu” dedi.

HEM FİZİKSEL, HEM SÖZLÜ ŞİDDET

Mahkeme, kadının birlikte yaşadığı Şeyhmus Ay’ı aldattığına dair delil bulunmadığını, sanığın bilakis ölüm olayından önce de defalarca şiddet uygulamış olması nedeniyle hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına kanaat getirdi.

Sanık her ne kadar pişman olduğunu belirtmiş olsa da, eşini aralarındaki yaş farkından dolayı sürekli kıskançlık krizine girip darp ettiğini, bu kıskançlığı nedeniyle kadını sürekli ev değiştirmeye mecbur bıraktığını belirtti. Mahkeme, ölen kadını uzun yıllar sadece fiziksel değil, sözlü ve psikolojik şiddete maruz kaldığını, kadına karşı şiddetin sadece darp ve cebirle değil psikolojik şiddet (tehdit, hakaret, bağırma, aşağılama, geliri olmayan kadına ev veya market alışverişi için para vermeme, sokağa çıkmasına izin vermeme) yoluyla da gerçekleşeceği dikkate alındığında sanığın tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat oluşmadığından hakkında iyi hal indirimini düzenleyen 62. Maddenin de uygulanmasına yer olmadığına kanaat getirilerek kasten öldürme suçundan indirimsiz müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Kadınla resmi nikahlı evli olsaydı şayet “Eşi kasten öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılacaktı.

AKIL VE RUH SAĞLIĞI ARAŞTIRILSIN TALEBİ

İstinaf Mahkemesi ise sanığın psikolojik tedavi ilaçlarını kullandığını belirtmiş olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmetti. İstinaf Mahkemesi, sanığın öncelikle tüm muayene ve tedavi evraklarıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edilerek akıl ve ruh sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesini ve bu rapor alındıktan sonra hakkında buna göre bir karar verilmesi gerektiğini belirterek dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne iade etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/birlikte-yasadigi-kadini-katletti-istinaf-akil-sagligi-raporu-istedi/feed/ 0
Süper Lig’in yaş ortalaması 27,18 https://www.foxhaber.com.tr/super-ligin-yas-ortalamasi-2718/ https://www.foxhaber.com.tr/super-ligin-yas-ortalamasi-2718/#respond Fri, 29 Dec 2023 21:15:42 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1669 Trendyol Süper Lig’in 17 maçla tamamlanan ilk bölümünde forma giyen futbolcuların yaş ortalaması 27,18 oldu.

Anadolu Ajansının, Trendyol Süper Lig’in ilk bölümünün sona ermesiyle hazırladığı dosya haberlerin bu bölümünde takımlarda forma giyen futbolcuların yaş bilgilerine yer verildi.

Ligde mücadele eden 20 takım, sezonun 17 haftalık ilk bölümünde toplamda 524 futbolcuya forma verdi. İlk yarıda süre alan futbolcular üzerinden yapılan değerlendirmeye göre Süper Lig’in yaş ortalaması 27,18 olarak gerçekleşti.

Süre alan oyuncuların yaşları dikkate alındığında en yaşlı ekip, 29,75’lik yaş ortalamasıyla ilk yarıyı 19. sırada tamamlayan Siltaş Yapı Pendikspor bulunuyor.

İstanbul temsilcisini 28,84’lük ortalamayla EMS Yapı Sivasspor, 28’lik yaş ortalamasıyla Bitexen Antalyaspor ile Yukatel Adana Demirspor izledi.

EN GENCİ RİZESPOR

Çaykur Rizespor, yaş ortalamasında Süper Lig’in en genç takımı oldu.

Karadeniz temsilcisinde ilk yarıda top koşturan 26 futbolcunun yaş ortalaması 25 olarak gerçekleşti. Bu takımı 25,43’lük ortalamayla Kasımpaşa, 25,55’lik ortalamayla Atakaş Hatayspor takip etti.

ORTALAMALAR

Trendyol Süper Lig’in ilk yarısında takımlara göre yaş ortalamaları şöyle:

Takım Yaş ortalaması

  • Pendikspor 29,75
  • Sivasspor 28,84
  • Antalyaspor 28
  • Adana Demirspor 28
  • Gaziantep FK 27,8
  • Galatasaray 27,72
  • Başakşehir 27,67
  • MKE Ankaragücü 27,64
  • Fatih Karagümrük 27,59
  • Fenerbahçe 27,55
  • Konyaspor 27,52
  • Samsunspor 27,27
  • Beşiktaş 27,26
  • Alanyaspor 26,82
  • Kayserisspor 26,54
  • İstanbulspor 25,96
  • Trabzonspor 25,82
  • Hatayspor 25,55
  • Kasımpaşa 25,43
  • Çaykur Rizespor 25

EN YAŞLISI ERDEM ÖZGENÇ

Süper Lig’in ilk yarısında forma giyen futbolcular arasında en tecrübelisi Pendikspor’dan Erdem Özgenç oldu.

İlk yarıda 8 müsabakada forma giyen Erdem, 39 yaşla 524 futbolcu arasındaki en yaşlı oyuncu olarak ön plana çıktı. Erdem Özgenç, en tecrübeli ilk 10 oyuncu arasındaki tek Türk futbolcu olarak dikkati çekti.

Erdem Özgenç’i 37 yaşındaki Galatasaraylı Fernando Muslera, Fenerbahçeli Edin Dzeko, Yukatel Adana Demirsporlu Nani ve Gaziantep FK’li Morais izledi. MKE Ankaragücü’nden Rafal Gikiewicz, Pendikspor’dan Georgios Tzavellas, Gaziantep FK’den Florin Nita ile Max Gradel, Fatih Karagümrük’ten Matias Ezequiel Dituro ve Galatasaraylı Dries Mertens de 36 yaşla sıralandı.

EN GENCİ YASİN ÖZCAN

İlk yarıda forma giyen futbolcular arasındaki en genci Kasımpaşa’da top koşturan Yasin Özcan oldu.

Lacivert-beyazlı takımla 17 maça çıkan 17 yaşındaki Yasin, gün farkıyla arkadaşlarının önüne geçti. Yasin’i aynı yaştaki EMS Yapı Sivaspor’dan Emre Gökay, Yunus Emre Konak ile Kasımpaşa bir başka genç oyuncusu Taylan Utku Aydın takip etti.

Beşiktaş’tan Semih Kılıçsoy ile Yakup Arda Kılıç, Yılport Samsunspor’dan Enes Albak, Muhammed Ali Özbaskıcı, Bitexen Antalyaspor’dan Emre Uzun, Mondihome Kayserispor’dan Baran Ali Gezek ve Muhammed Eren Arıkan, İstanbulspor’dan Tunahan Şamdanlı 18 yaşında forma giydi.

21 YAŞ ALTINDA 54 FUTBOLCU

Süper Lig’de bu sezon forma giyen 21 yaş altında 54 futbolcu yer aldı.

Ümit Milli Takım yaş kategorisinde ligde en çok futbolcuya beşer oyuncuyla Kasımpaşa ile Mondihome Kayserispor şans verdi. Bu kulüpleri dörder 21 yaş altı futbolcuyla Trabzonspor, Atakaş Hatayspor ve Çaykur Rizespor takip etti.

Ligdeki takımların tamamı 21 yaş altı futbolcuya görev verirken, en az şansı birer futbolcuyla Fenerbahçe, Galatasaray, Corendon Alanyaspor, Gaziantep FK, MKE Ankaragücü, Siltaş Yapı Pendikspor tanıdı.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/super-ligin-yas-ortalamasi-2718/feed/ 0
40 yaş altı kalp krizleri neden arttı? https://www.foxhaber.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizleri-neden-artti/ https://www.foxhaber.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizleri-neden-artti/#respond Wed, 27 Dec 2023 09:00:32 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=1570 İstatistikler kalp hastalıklarının Dünya’da ve ülkemizde hâlâ bir numaralı ölüm nedeni olduğunu gösteriyor. Nitekim son zamanlarda vakalarda görülen artışla birlikte kalp krizleri yine gündemde. “Hayati tehlikelerin yaklaşık beşte biri sadece kalp krizinden, üçte biri ise kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır” diyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, bu konuda önemli bilgiler paylaştı. İşte açıklamaları:

Prof. Dr. Oğuz Yılmaz

GÖZLEMLERİN DOĞRULUK PAYI VAR

Kalp krizi vakalarıyla ilgili henüz açıklanmış rakamlar olmasa da gözlemlerin doğruluk payı oldukça yüksek. Covid-19 pandemisi sürecinde kalp hastalarının, kalp krizi geçirmekteyken bile hastaneye başvurularında yüzde 20 azalma olduğu tespit edildi. Düzenli kontrole gitmesi gereken çok fazla sayıda kalp hastasının ya da hastalığının farkında olmayan kişilerin hastane ortamlarına ulaşamaması veya hastaneye başvurmaktan kaçınmasının olumsuz sonuçları yaşanmaktadır.

KALP KRİZİ YAŞI NEDEN DÜŞTÜ?

Kalp krizi yaşı erkeklerde ortalama 65, kadınlarda ise 72 civarındadır. Kolesterol düşürücü bazı ilaçların kullanımı, sigara kullanımının azaltılması ve düzenli kontroller ile kalp krizi yaşı daha ilerilere taşınmış oldu. Ailesel risk faktörlerinin yoğunluğuna bağlı olarak ve kontrollerin ihmal edilmesi nedeniyle 40 yaş altı kalp krizleri de hâlâ tüm krizlerin 5’te 1’ni oluşturuyor. Son 7-8 yıldır 40 yaş altı kalp krizlerinin her yıl yüzde 2 civarı artış gösterdiği dikkat çekiyor. Dolayısıyla 20’li yaşların sonlarında veya 30’lu yaşların başlarındaki genç insanlarda kalp krizlerini daha sık görmeye başladık.

RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!

Altta yatan bazı hastalıklar, yaşam tarzı, yaş ve aile geçmişi kalp hastalığı riskini artırır. Yüksek tansiyon, kolesterol ve trigliserit gibi kan yağlarının yüksekliği, diyabet hastalığı ve obezite en önemli risk faktörleridir. Ailesinde erken kalp ölümleri varsa o kişinin de kalp krizi riski yüksektir. Sigara kullanımı, yağlı beslenme ve hareketsiz hayat tarzı da kalp krizi riskini artıran önemli kötü yaşam alışkanlıklarıdır.

NASIL OLUŞUR?

Kalp krizi; kalp kasının bir kısmına yeterince kan gitmediğinde meydana gelir. Kalp kasını beslemesi gereken koroner kan akımının azalması ve bu durumun uzun sürmesi kalp kasında kalıcı hasarlara ve kalp krizine neden olur. Bu nedenle azalan veya kesilen kan akımı tedavi edilmeden geçen süre ne kadar uzarsa, kalp kaslarındaki hasar da o derece büyük olacaktır. Koroner arter hastalığı, kalp krizinin ana nedenidir. Daha az yaygın bir neden ise kalp kasına kan akışını tamamen durdurabilen koroner arterin şiddetli spazmı veya ani kasılmasıdır.

ÖNLEM ALIN

Kalp krizi riskine karşı yaşam tarzı değişikliklerine gidilmesi gerekir. İşte onlar:

1 – Akdeniz mutfağını tercih edin ve doymuş yağlardan, fazla kırmızı etten ve paketli gıdalardan uzak durun.

2 – Kesinlikle sigara kullanmayın ve aşırı alkolden kaçının.

3 – Yüksek tansiyon, kolesterol ve diyabet gibi sağlık kontrollerinizi aksatmayın.

4 – Yoga, nefes egzersizleri, meditasyon ile stresle baş etme yolları geliştirin.

5 – En azından düzenli yürüyüşle hayatınıza hareket ve egzersizi dahil edin.

6 – Sağlıklı yaşamı tercih eden, birbirine destek olan sağlam dostluklarla sosyal çevrenizi kuvvetlendirin.

20 yaşından sonra mutlaka kontrole gidin

Ailede bilinen kalp hastalıkları varsa genç yaşlarda herhangi başka bir sebeple kan tetkiki yapılırken, kan yağlarının da kontrol edilmesi olası riskleri erkenden yakalamak adına önemli bir ilk adım olacaktır. Geçirilen bir kalp krizinin temellerinin önceki 15-20 yılda atılmakta olduğu unutulmamalıdır.

Çocuklar okulda veya bir kulüp bünyesinde bir sportif faaliyeti düzenli yapıyor ve yarışmalara da katılıyor ise, lisans sürecinde istenen doktor kontrolünün ciddiye alınması ve mutlaka detaylı kalp kontrolünün yapılması hayati önem taşır. Özellikle ailede varsa 20 yaşından sonra her 2-4 yılda bir kalp kontrollerinin yapılmasını önerilir. 40 yaşından sonra da yine risk faktörleri belirgin olan bireylerde bu kontrollerin yılda bir yapılması güvenli olacaktır.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizleri-neden-artti/feed/ 0