Yıldırım – Fox Haber https://www.foxhaber.com.tr Wed, 05 Jun 2024 21:01:19 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Meclis’te İsrail gerginliği https://www.foxhaber.com.tr/mecliste-israil-gerginligi/ https://www.foxhaber.com.tr/mecliste-israil-gerginligi/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:01:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=7958 TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da oturumu yönetirken rahatsızlanan Önder’in yerine AKP Başkanvekili Bekir Bozdağ, başkanlık görevini sürdürdü.

Meclis’te Saadet Partisi’nin ‘İsrail’e karşı getirilen ihracat kısıtlamasının etkinliğinin ve bugüne kadar yapılan ticaretin Gazze halkına yönelik olumsuz etkilerinin araştırılması’ başlıklı grup önerisi Genel Kurul’da tartışmalara neden oldu. AKP İstanbul Milletvekili Adem Yıldırım İle CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır arasında tartışma çıktı.

YILDIRIM: FİLİSTİN İLE SERBEST TİCARET ANLAŞMASINI AK PARTİ İMZALADI

AKP’li Yıldırım, Saadet Partisi’nin grup önerisi ile ilgili, “Türkiye ile İsrail arasındaki serbest ticaret anlaşmasını kim imzalamış diye bakıyoruz; ne zaman imzalanmış? 1996 yılında. Peki, Türkiye ile Filistin arasındaki serbest ticaret anlaşması ne zaman imzalanmış? 2004’te. Kim imzalamış, soruyorum. Tabii ki AK Parti hükûmeti, CHP’nin imzalayacak hâli yok ya. Biz buraya gelip CHP’li arkadaşların da başka arkadaşların da, bir taraftan Hamas’a ‘Terörist’ diyeceksin, bir taraftan da gelip burada duyarlılık çakacaksın; kusura bakma ama her şeyden önce bu ikiyüzlülükten vazgeçin, böyle ikiyüzlülük olmaz” dedi. 

BAŞARIR: HANİ İSRAİL İLE TİCARET YAPMIYORDUNUZ

Yıldırım’a cevap veren CHP Grup Başkanvekili Başarır, “Ticaret Bakanlığı bir liste yayınladı, ‘Biz ticareti kısmen yasakladık.’ dedi. Peki, hani yapmıyordunuz? Kısmen yaptığınız ticaret nedir? Silah yardımında bulunmaktan bahsetmedi. Kablo yollayacaksın, dikenli tel yollayacaksın, yakıt yollayacaksın, bu ticareti yapacaksın, ‘Silah vermedik’ diyeceksin. Bir de silah verseydin. Bu mu savunma? İkiyüzlülük o gün bunu yalanlayıp ertesi gün ‘Kısmen ticareti yasaklıyorum’ demektir. Kuvayımilliye’nin başında Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardı. Önündeki, İsrail gibi emperyalist devletleri ayağıyla çiğnedi geçti, senin gibi onunla görüşmedi. Kimi örnek veriyorsun sen, neyin örneğini veriyorsun” ifadelerini kullandı.

YILDIRIM: SEN ÖNCE GENEL BAŞKANINA HESAP SOR

CHP’li Başarır’ın sözleri üzerine Adem Yıldırım, “Filistin meselesi Türkiye’nin millî meselesidir. Senin Türkiye’nin millî meseleleriyle ilgili problemin olduğunu biliyorum, o yüzden Hamas’a ‘Terörist’ diyorsun. Sen önce git genel başkanına hesap sor. Genel başkanına hesap soramayan burada gelip hesap soramaz. Genel başkanına hesap sor; ‘Sayın genel başkanım, Hamas’a ‘Terörist’ diyemezsin’ de, o cesareti göster. O cesareti gösteremeyenler burada gelip bağırıp çağıramaz, kusura bakma” dedi. 

İSA MESİH ŞAHİN: ÖZÜR DİLEMEYE DAVET EDİYORUZ

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, AKP’li Yıldırım’ın Refahyol iktidarı döneminde İsrail ile ticaret yapıldığına dair sözleri üzerine, “Şunu düzeltmemiz gerekiyor, bahsettiği Serbest Ticaret Anlaşması 14 Mart 1996 tarihinde yapılmıştır ve 14 Mart 1996’daki hükûmet Refahyol Hükûmeti değildir. Bu anlamda da bu yanlışından dolayı da kendisini özür dilemeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. 

“YASAKLANAN TİCARİ ANLAŞMALAR, ÜRÜNLERİ ARAŞTIRALIM DİYORUZ”

Genel Kurul’da tartışmalar sürerken Yıldırım’a cevap vermek üzere bir kez daha kürsüye gelen Başarır, “Değerli hatip tarihten bahsediyor, güzel ama şu anda fiilî bir durum var. 30 bini aşkın çoğu kadın ve çocuk öldürülüyor. Ticari ilişkiden bahsediyoruz, onun dışında her şeye cevap veriyorsun, Çetin Doğan’a kadar geliyorsun. Bu kısmen yasaklanan ticari anlaşmalar, ürünler nedir, bunu araştıralım diyoruz. Bırak kısmen kablo, dikenli tel, yakıt vermeyi, sen İsrail’e zıkkımın dibini bile ihraç edemezsin. Neyi konuşuyorsun sen? Gel, bunun hesabını ver. Bugün ne yapıyorsun sen, iftira atmaktan başka, miting yapmaktan başka, suçlamaktan başka ne yapıyorsun” diye konuştu. 

“İSRAİL’İN DEMİR ÇELİĞİ TÜRKİYE’DEN GİDİYOR”

İyi Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ise Saadet Partisi’nin sunduğu grup önerisi hakkında şu ifadeleri kullandı:

“7 Ekim’den bu yana her gün Türkiye’den ortalama 8 gemi kalktı ve İsrail limanına yanaştı yanı sıra çok sayıda kargo uçağı yine Türkiye’den İsrail’e mal taşıdı. Bütün bunlar hepimizin gözü önünde yaşanırken iktidar cephesi önce bu ticareti reddetti sonra ‘Biz yapmıyoruz, özel sektör yapıyor’ dedi sonra da ‘Aslında bu ticaret var, sandıktan da bunun çok sert bir cevabını aldık onun için hiç olmazsa birazını azaltmaya karar verdik’ dedi. Gazze yerle yeksan oldu, ayakta kalan bina yok ama çimento İsrail’e gidiyor. Gazze’de açlık, sefalet, yokluk diz boyu ama taze meyve, sebze, su ve her çeşit gıda İsrail’e gidiyor. İsrail’in demir çeliği Türkiye’den gidiyor, bunlardan bomba mı yapılıyor bilinmez.” 

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/mecliste-israil-gerginligi/feed/ 0
Lösemiyi yenip hemşire oldu: Kanserli çocukların umudu https://www.foxhaber.com.tr/losemiyi-yenip-hemsire-oldu-kanserli-cocuklarin-umudu/ https://www.foxhaber.com.tr/losemiyi-yenip-hemsire-oldu-kanserli-cocuklarin-umudu/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:36:19 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5581 Antalya’da yaşayan Merve Yıldırım’a 2008 yılında Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) teşhisi konuldu. Akdeniz Üniversitesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği’nde tedaviye alınan Yıldırım, 2 yıl yoğun tedavi gördü.

Hem moralini yüksek tutan hem de tedavilerini aksatmayan Merve Yıldırım, 2010 yılında lösemiyi yendi. Tedavisi boyunca ev ve hastane arasında mekik dokuyan Yıldırım, hemşirelerin yaklaşımından etkilenerek onları idol olarak gördü.

2013 yılında Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’ni kazanan Merve Yıldırım, 2017’de başarıyla mezun olarak hemşire oldu.

KPSS ile Akdeniz Üniversitesi’ne atanan Yıldırım, 2017 yılı ekim ayından itibaren Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği’nde hemşirelik yapmaya başladı.

Kendisi gibi kanser tanısı alan çocuklara yaşadığı deneyimleri anlatıp tedavisini yapan hemşire Yıldırım, kanserli çocukların umudu oldu.

“LÖSEV’İN SAYFASINDA İYİLEŞME ORANININ YÜZDE 90-95 OLDUĞUNU ÖĞRENDİM”

14 yaşındayken lösemi tanısı aldığını hatırlatan Merve Yıldırım, yaşadığı zorlu süreci anlattı.

Başlarda hastalığını bilmediğini belirten Yıldırım, “Annemler, sadece kanımda mikrop olduğunu söylemişti. 2 ay sonrasında eve gittiğimde tesadüfen Google’da hastalığı arattım. Kanser olduğumu öğrendim. Tesadüfen karşıma LÖSEV’in sayfası çıktı.

Orada hastalığımın adı, evreleri, yaşam ve kurtulma şansı gibi bilgiler mevcuttu. Yüzde 90-95 iyileşme oranı olduğunu, çocukluk çağı en çok görülen kanserlerden biri olduğunu öğrenince rahatladım. Sadece ‘Kanser olduğumu neden söylemediniz’ diye aileme ağladım.

Sonrasında ‘Ben öleceğim, başıma şu ya da bu gelecek’ diye çok fazla düşünmedim. Tedavi olduğum dönemde kaybettiğim arkadaşlarım oldu. Birlikte aynı odada kaldığım, vefatını öğrendiğim çocuklar oldu. Bu süreç insanı ister istemez etkiliyor ama ben ‘Başaracağım. Bu işin üstesinden geleceğim. Ben bu kanseri yeneceğim’ demiştim. Nitekim dediğim gibi oldu. 2 yıl yoğun tedavi sonucunda her şey temiz çıktı” dedi.

‘SÜRECİ ATLATMAYI MORALE VE BESLENMEYE BORÇLUYUM’

Düzenli periyodlarla hala tetkiklerini yaptırdığını aktaran Yıldırım, “Kendi birimimde çalıştığım için en ufak hasta olsam kan veriyorum. Tedaviden sonraki ilk 5 yıl çok önemli. 5 yıl en ufak bir şeyde ‘başa mı döndük’ diye süreçler oluyor ama her geçen yıl bu süreci aza indirdiğimi düşünüyorum. Hayata daha pozitif bakıyorum. Ergenlik dönemimde ilaçların etkisiyle sinirli oluyordum, ama isyankar tavrım olmadı. Onlar ne derse onu yaptım. Hem doktorların hem de ailemin sözünden çıkmadım. Hocam, ‘Bu hastalığın yüzde 50’si moralse, yüzde 50’si de kesin beslenme’ dedi. Bu süreci atlatmayı morale ve beslenmeme borçluyum” diye konuştu.

‘HİKAYEMDEN ÇOK ETKİLENİYORLAR’

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği’ne gelen çocuklarla sık sık konuştuğunu aktaran Merve Yıldırım, “Başta damar yolu açtırmıyor, kolunu uzatmıyor, yardımcı olmuyorlar. Birebirken ‘Ben de böyle şeylerden geçtim. Bunları yaşadım. Seni gayet iyi anlıyorum. Çok haklısın senin yanındayım’ diye yaklaşıyorum.

Çocuklar ve özellikle anneler benim hastalık geçirdiğimi, bu bölümde çalıştığımı öğrenince hikayemden çok etkileniyorlar. Umutsuzluğa, kararsızlığa düştüklerinde hemen onları telkin etmeye çalışıyorum. Onlar da çok mutlu oluyor. Karşılarında tedavisi bitmiş iyileşmiş, bu mesleğe kendisini adamış birini görüyorlar. Çocuklara umut olmak, şifa vermek için buradayım” diye konuştu.

HEM HASTALARA UMUT OLDU HEM DE ANNE

Tedavi gördüğü sırada Birsen ve Hayriye hemşireleri idol olarak gördüğünü aktaran Merve Yıldırım, “Ben inat ettim. Bu işin en ustası, en üstü neyse onu olacağım dedim. 2013’te Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesini kazandım. 2017’de mezun oldum. 1 ay sonra hastanenin ataması vardı. KPSS ile buraya atandım. Ekimde işe başladım. Yüksek lisansımı da yaptım.

Akademiye geçsem olurdu ama hastalardan kopmayı içim el vermedi. Birebir hastayla çalışmak çok başka bir duygu. Hastalara umut oluyorum. Elimden geldiğince onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Sonraki hayatımda evlendim. 2 yaşında bir kızım var. O da gayet iyi ve sağlıklı, mutlu” dedi.

‘ASLA PES ETMESİNLER’

Kendisi gibi kanser olan çocukların ve ailelerinin asla pes etmemesi gerektiğini vurgulayan Merve Yıldırım, “En önemlisi moral. ‘Ben bunu başaracağım, bunu yapacağım’ desinler. Gerçekten zorlu bir süreç. En önemlisi morali yüksek tutması. Tedaviyi reddetmemesi, bütün denilenleri yapması.

Ben kendimi su içmeye, yemek yemeye zorluyordum. Çünkü insan su içmek, yemek yemek bile istemiyor. O dönemde zaten psikolojin alt seviyede oluyor. Asla pes etmesinler. Kanser bizden büyük değil, biz kanserden büyüğüz” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/losemiyi-yenip-hemsire-oldu-kanserli-cocuklarin-umudu/feed/ 0
İstanbul’un fethine giden yolu açan cesur sultan: Yıldırım Bayezid https://www.foxhaber.com.tr/istanbulun-fethine-giden-yolu-acan-cesur-sultan-yildirim-bayezid/ https://www.foxhaber.com.tr/istanbulun-fethine-giden-yolu-acan-cesur-sultan-yildirim-bayezid/#respond Sat, 30 Mar 2024 21:03:29 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=5366 Babası 1. Murad’ın (Hüdavendigar), 1. Kosova Savaşı’nda 1389’da şehit edilmesinin ardından tahta geçen Bayezid’e, kararlarını hızlıca alıp hayata geçirmesi ve seri bir şekilde at kullanmasından dolayı “Yıldırım” lakabı verildi.

Anadolu Türk birliğinin sağlanması için çalışan ve birçok beyliği Osmanlı Devleti’ne katarak sınırlarını genişleten Bayezid, 1396’da “Orta Çağ’ın sonuncu büyük Haçlı Seferi” olarak da anılan Niğbolu Savaşı’nda, Avrupa devletlerinin ordularından oluşan Haçlı Ordusu’nu yenerek önemli bir zafer kazandı.

En büyük ideali İstanbul’u fethetmek olan ve Boğaz’a, öncelikle deniz yardımının kesilmesi gerektiği düşüncesiyle Anadolu Hisarı’nı inşa ettiren Yıldırım Bayezid, şehri defalarca kuşatmasına rağmen bu hedefine ulaşamadı.

Timur İmparatorluğu’nun kurucusu ve ilk hükümdarı Timur’la 1402’de karşılaştığı Ankara Savaşı’nda yenilerek esir düşen Yıldırım Bayezid, 8 Mart 1403’te 49 yaşındayken vefat etti.

Ulu Cami başta olmak üzere zaviye, medrese, imaret, han, köprü, darüşşifa gibi yapılarla kentin Bursa’nın silüetini oluşturan Sultan Bayezid’in türbesi, Yıldırım ilçesindeki Yıldırım Külliyesi’nde bulunuyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Yavaş, AA muhabirine, Yıldırım Bayezid’in askeri idare gücü yüksek, cesur ve hareketli bir kişiliğe sahip olduğunu söyledi.

Yavaş, padişahın tahta geçmesinin ardından 1. Bayezid olarak adlandırıldığını belirterek, “Daha sonra da özellikle Niğbolu Muharebesi’nde kale komutanı Doğan Bey’e yardıma gidip ‘Doğan’ diye seslenmesi, yıldırım gibi gidip gelmesi, ‘Yıldırım’ unvanı, mahlasını almasına birçok sebepten sadece biridir” dedi.

Kısa ömrüne pek çok eser sığdırdı

Yıldırım Bayezid’in çok heyecanlı, atak ve ileri görüşlü olduğunu aktaran Yavaş, onun en büyük hayalinin İstanbul’u fethetmek olduğunu vurguladı.

Akçahisar olarak da bilinen Anadolu Hisarı’nı Yıldırım Bayezid’in inşa ettirdiğini, daha sonra Fatih Sultan Mehmed’in Rumeli Hisarı’nı yaptırdığını dile getiren Yavaş, şöyle devam etti:

“Bunlar bir plan, bir stratejinin devamı. Parça parça değil yani. Bursa’nın gelişimi de aynı bu şekilde. Onun planlarına bakıyoruz, inşa faaliyetlerine, daha şehzadeyken Mudurnu Külliyesi’ni yaptırarak başlıyor. Mudurnu Hamamı’na, Mudurnu Camisi’ne 20 metre çapında kubbe yaptırıyor. O dönem için 14. yüzyıl ortaları için çok büyük bir rakam. Zaten o zaman ‘Bu şehzade, ele avuca sığmaz’ diye söylemler başlıyor.”

Yavaş, Yıldırım Bayezid’in Anadolu ve Balkanlar’da önemli eserlerinin bulunduğunu, döneminde sadece Bursa’ya 47 yapı kazandırdığını bildirdi.

Atak, her tarafa koşturan, müdahale eden, devleti ayağa kaldırmaya çalışan sultanın bu eserleri bir araya getirmiş olmasına dikkati çeken Yavaş, “Önü arkası sağı solu Bizans ve surlarla çevrili bir coğrafyada sultanlık yapmak kolay değil. Bunca gaile arasında bu kadar eseri ortaya koyması hakikaten çok önemli” ifadesini kullandı.

Osmanlı Devleti’ne mimari, sosyolojik ve ekonomik olarak pek çok şey katan Sultan’ın, 14’üncü yüzyılın son çeyreğinde muhteşem bir yapı olan Yıldırım Külliyesi’ni, daha sonra Ulu Cami’yi inşa ettirmesinin, eşsiz benzersiz bu eserleri ortaya koymasının hep en iyisini, en büyüğünü, en güzelini yapma idealinin birer yansıması olduğunu anlattı.

Yıldırım Bayezid’in özellikle eğitime büyük önem verdiğine değinen Yavaş, “Yazarlara, şairlere, bilim adamlarına çok büyük imkanlar tanıyor ve kendisinden sonra da zaten Tebriz’den büyük ustalar, bilim adamları gelip, gelişmekte olan Osmanlı Devleti’ne her türlü katkıyı sunuyorlar. Dolayısıyla Yıldırım Bayezid kendinden önce çizilen stratejiyi kendi yaradılışındaki o heyecan, o hareketlilikle biraz daha hızlandırıyor. Kısa ömrüne bu kadar eser sığdırması, devlete yaklaşık 4’te birden fazla toprak kazandırması zaman zaman bizi ‘Bu kadar erken vefat etmeseydi kim bilir daha neler yapardı?’ diye düşünmeye zorluyor” diye konuştu.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/istanbulun-fethine-giden-yolu-acan-cesur-sultan-yildirim-bayezid/feed/ 0
‘İliç’te parça parça alınan ÇED raporları hukuksuz’ https://www.foxhaber.com.tr/ilicte-parca-parca-alinan-ced-raporlari-hukuksuz/ https://www.foxhaber.com.tr/ilicte-parca-parca-alinan-ced-raporlari-hukuksuz/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:54:25 +0000 https://www.foxhaber.com.tr/?p=3947 Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Avukat Barış Yıldırım, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeni için verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir’ kararı sonrası dava açtığını belirtti.

Yıldırım, şirketin hem dava öncesinde hem de sonrasında bütünsel ÇED raporu almadığını söyleyerek “Şirket, ruhsat sahalarını parça parça bölerek ÇED başvuruları yapmakta ve hukuka aykırı ÇED kararları almakta” dedi.

2016’DA İPTAL ETTİRDİ

Yıldırım, altın madeni ile ilgili yürütülen ve kendisinin dahil olduğu hukuki süreci anlatarak, ‘ÇED gerekli değildir’ raporunu açtığı davayla 2016’da iptal ettirdiğini söyledi.

Avukat Barış Yıldırım

Bölgede birçok HES projesini de iptal ettiren Yıldırım, Çöpler Altın Madeni’nin bulunduğu sahanın Munzur Havzası’nda olduğunu ve kimyasal maddelerle altın ayrıştırma işleminin devam etmesi ile bölgede yaban hayatı ve ekosistemin yok olacağını söyledi.

BÜTÜNSEL ÇED RAPORU ALINMADI

Yıldırım, şirketin bütünsel ÇED raporu almayarak parçalar halinde rapor aldığını belirterek, şöyle devam etti:

– Şirketin, ruhsat aldığı sahanın tümüne dönük bütün ÇED raporu alması gerekirken; ruhsat sahalarını parça parça bölerek ÇED başvuruları yapmakta ve hukuka aykırı ÇED kararları almakta.

– İşte tam da bu ‘ÇED gerekli değildir’ hukuksuzluğuna 2016 yılında itiraz ederek, yöre halkı adına dava açmış ve iptal kararı almıştık. Erzurum 1’inci İdare Mahkemesi, projeye dair verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti” dedi.

Yıldırım, şirketin hem dava öncesinde hem de sonrasında bütünsel ÇED raporu almadığını ifade ederek, bu durumun hukuksuz olduğunu söyledi.

HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU SÖYLEMİŞLERDİ

Yıldırım, şunları kaydetti:

– Projenin ikinci kapasite artışına ilişkin 2021’de verilen ÇED olumlu kararına karşı açılan iptal davasının 13 Nisan 2022 tarihinde proje mevkisinde keşfi icra edildi. Ben de Türkiye Barolar Birliği Kent ve Çevre Hukuku Komisyonu Üyesi sıfatıyla keşif ve gözlemci olarak katıldım.

– Oradaki hukuka aykırılıkları gerek TMMOB vekilinin yetkilendirmesiyle gerekse de gözlemci sıfatıyla aktarmıştık. Nihayetinde Türkiye Barolar Birliği, İliç Çöpler Altın Madenciliği projesine dair bir rapor hazırlayarak projenin hukuka aykırı olduğunu, Munzur ekosistemine zarar verdiğini ve projenin faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini ifade etmişti.

– Nitekim 21 Haziran 2022’de altın madeninin bulunduğu sahada siyanür taşıyan borulardan biri patladı ve 20 tona yakın siyanürlü solüsyon toprağa aktı. 13 Şubat’a geldiğimizde de maalesef büyük bir facia yaşandı.”

BÖLGEDE 2 BİN 250 BİTKİ TÜRÜ VAR

Projedeki tüm faaliyetlerin durdurulması gerektiğini savunan Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

– Projenin yürütüldüğü saha, Munzur Dağları havzasında önemli doğa alanı içerisinde ve yine önemli bitki alanı içerisinde. Proje sahasında bugüne kadar saptanmış 2 bin 250 bitki türü var. Yine proje sahasının içerisinde bulunduğumuz havza, Avrupa’nın yaban hayatı ve yaşam ortamlarını koruma sözleşmesi Bern Sözleşmesi hükümlerine göre; kesin koruma altında bulunan dağ keçisi, ayı, su samuru, başak ve hatta neslinin dünyada yok olduğu değerlendirilen Anadolu parsı gibi türleri barındırıyor.

– Yine bölge önemli kuş alanı olarak da değerlendirilebilecek bir bölge. Ülkemizin en büyük su toplama havzasına sahip nehri durumundaki Fırat Nehri havzasının da tam neredeyse merkezi.

Yıldırım, projede ısrar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etti.

]]>
https://www.foxhaber.com.tr/ilicte-parca-parca-alinan-ced-raporlari-hukuksuz/feed/ 0