Ölen Fadime Aslan’ın diğer kızı Emine Atalay (32), çocukları Hasan Atalay (11), Ali Cemal Atalay (8), Fadime Aslan (6) ve sürücünün yanındaki Ceylin Naz Övüş (16) yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan Emine Atalay da kurtarılamadı. Kazadan sonra gözaltına alınan Sefa Selvi ise işlemleri sonrası tutuklandı.
89 METRE FREN İZİ
Kaza tespit tutanağında caddedeki azami hız limitinin otomobiller için 82 kilometre olduğu, ancak Selvi’nin otomobilinin 111-120 kilometre hızla gittiği, fren izi uzunluğunun da 89,6 metre olduğu belirtildi. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamedeki bilirkişi raporuna göre de kaza yerindeki aydınlatma lambalarından birkaçının çalışmadığı, ancak farların etkisiyle görüş açısının yeterli olduğu ve sürücünün hız limitinin üzerinde seyrettiği için kazanın meydana geldiği ve birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verdiği ifade edildi.
“YOLDA AYDINLATMALAR YETERSİZDİ”
İddianamede Sefa Selvi’nin savcılıkta alınan ifadesi de yer aldı. Selvi, bir anda karşısına kalabalık bir grubun çıktığını belirterek, “Direksiyonu refüje doğru kırdım, frene bastım, ancak duramadım. Yolda aydınlatmalar yetersizdi; bu yüzden yayaları göremedim, hayatımda hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Olay öncesinde protein tozu ve enerji içeceği almıştım. Zaten alkol testim olumsuz çıktı. O gün spora giderken 1,5 litre protein tozu içmiştim. Bir önceki gece de 1 litre enerji içeceği içmiştim” dedi.
Selvi hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar, ‘Taksirle yaralama’ suçundan ise 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianame, Konya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.
“HAYATINI KAYBEDENLERİN AİLELERİ BANA HAKKINI HELAL ETSİN”
Tutuklu Sefa Selvi’nin yargılanmasına başlandı. Duruşmaya kazada ölenlerin yakınları Hamza Aslan ve Ramazan Aslan, tutuklu olarak yargılanan Sefa Selvi ve taraf avukatları katıldı. Sürücü Selvi savunmasında, fren yaptığını, ama duramadığını belirterek “Akşamüstü arkadaşımla, onu eve bırakmak için yola çıktım. Sancak tramvay durağının orası karanlıktı. Karanlıktan bir şey geldiğini gördüm. Fren yaptım, ama duramadım. Çarpmamak için refüje manevra yaptım, ancak kazayı engelleyemedim. Kazanın ardından ilk kız arkadaşımın durumuna baktım. Sonra ise aşağı inerek ambulansı aradım. Kaç kilometre hızla gittiğimi hatırlamıyorum. Hayatını kaybedenlerin aileleri bana hakkını helal etsinler” dedi.
“ÇOK KİŞİYDİK, ŞİMDİ AZALDIK”
Kazadan yaralı olarak kurtulan Fadime Aslan da tanık olarak dinlendi. Ses ve görüntü bilişim sistemiyle (SEGBİS) adli görüşme odasında (AGO) psikolog eşliğinde ifade veren Fadime Aslan, “Sadece anneannemin elini tuttuğumu hatırlıyorum. Çok kişiydik, şimdi azaldık” dedi.
Kazada eşi Sultan, kızları Elif ve Fadime Aslan’ı kaybeden Hamza Aslan, “Kaza olduğunda ben şehir dışında çalışıyordum. Kazada kayınvalidem, eşim ve 2 kızımı kaybettim şikayetçiyim” diye konuştu.
Kazada annesini, 2 ablası ve yeğenlerini kaybettiğini söyleyen Ramazan Aslan ise “Şikayetçiyim. En ağır şekilde ceza alsın” ifadelerini kullandı.
“YOLDA KARARTI OLDU”
Sürücü Sefa Selvi’nin yanında bulunan ve kazadan yaralı olarak kurtulan Ceylin Naz Övüş de tanık olarak ifadesinde “Sefa beni eve bırakacaktı. Yol karanlıktı. Bir anda yolda karartı oldu ve kaza anını gördüm. Arabanın hızını bilmiyorum” dedi.
Olay sırasında aynı istikamette ilerleyen başka aracın sürücüsü Fatih Büyükkurt da “Sol şeritteydim. Hızım 60-70 kilometre vardı. Arkamdan gelen araç selektör yapınca, sağ şeride geçtim. 100 metre sonra ise kazayı gördük. Paramedik olduğum için ilk müdahaleyi yapmak için koştum” diye konuştu.
“KAZAYI O YAPMASAYDI, BEN ÇARPACAKTIM”
Tanık olarak dinlenen başka bir sürücü Sefa Ayhan da kazaya yakın mesafede olduğunu söyledi. Kaza yapan aracın, kendisini solladığını belirten Ayhan, “Olay günü şehir merkezi istikametine seyir halinde olduğum sırada araç sağımdan beni geçti. Bir anda gaza yüklendi ve hızlandı. Beni geçmesiyle kaza meydana geldi. Eğer kaza yapmasaydı, büyük ihtimalle ben çarpacaktım. Çünkü yayaları görmedim. Kaza sonrası aracımdan inerek hemen yardım ettim. Yayaları gördüğümde hepsi yerdeydi. Kaza yapan aracın hızı da tahminime göre 110-120 kilometre arasındaydı” ifadelerini kullandı.
Sefa Ayhan’ın kızı Sevda Ayhan ise “Babamla eve giderken araç bizim sağımızdan geçerek hızlandı ve bir anda önümüze kırdı. Yayalara çarptı. Biz çok hızlı değildik. Babam insanlara çarpmamak için fren ve manevra yaptı. Kazayı yapan araç çok hızlıydı. Yol boştu, biz hariç 3 araç daha vardı” dedi.
Mahkeme heyeti tanıkların dinlenmesinin ardından dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için Sefa Selvi’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>2 SAAT 50 DAKİKA
Asya ve Avrupa yakalarını birbirine bağlayan bu hat, her gün katettiği 72 kilometre uzunluğuyla, kentin en uzun hatları arasında yer alıyor. Zeytinburnu’ndan hareket edildiğinde kentin 39 ilçesinin 12’sinden, Tuzla’dan binildiğinde ise 13 ilçeden geçen hatta 79 durak bulunuyor. Hat, ortalama 2 saat 50 dakika sürüyor. Sefer aralığı yolcuların yoğun kullandığı saatlere göre belirlenen ve çift biletle seyahat edilebilen hatta kullanımın pik yaptığı saatlerde her 3 dakikada bir sefer gerçekleştiriliyor. Günlük 437 sefer yapan 500T, 45 bin kişinin ulaşımını sağlıyor.
500 T DİNLENME TESİSLERİ VAR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren 500T, Şifa Mahallesi’nden ilk seferini 04.20’de son seferini 23.30’da gerçekleştirirken, Cevizlibağ’dan 05.20’de başladığı seferini 00.00’da bitiriyor.
Ayrıca, otobüsün Tuzla’daki son durağında şoförler için 500T Dinlenme Tesisleri bulunuyor. Burada, çay ocağı, mescit ve berber gibi alanlar da yer alıyor. Hattın şoförleri, sefer süreleri arasındaki mola saatlerinde tesiste dinlenip, vakit geçirebiliyor.
SOSYAL MEDYADA ÇOK KONUŞULUYOR
İşe, okula ya da evlerine gitmek için bu hattı kullananlar, uzun seyahat süresi nedeniyle, vakit geçirmek için çeşitli aktiviteler yapıyor. Bir kısım yolcular, sosyal medyaya hesaplarına bakarak vakit geçirmeyi tercih ederken, bazıları dizi ya da film izliyor. Uyumak, kitap okumak ve geçilen yolları izlemek de vakit geçirmek için tercih edilen yöntemler arasında.
Zaman zaman sosyal medyanın çok konuşulanları arasına giren ve hakkında çeşitli espriler yapılan hat ayrıca, dizi ve filmlerde repliklere de konu oluyor.
“GÜNEŞİ BATIRMAYAN TEK HAT”
500T şoförü Kerem Temur, bu hattın Türkiye’nin en uzun ve tercih edilen hattı olduğunu belirterek, “Tabiri caizse üzerinde güneşi batırmayan tek hat diyebiliriz. Çok uzun bir süreç içerisinde bu hatta çalıştığımdan dolayı rahatım. İşimi severek yapıyorum. Artık alıştık” dedi.
Bu hattı neredeyse her gün kullandığını, çünkü okula gidip geldiğini ifade eden Emine Nur Ateş, Cevizlibağ ile Kavacık Köprüsü arasında seyahat ettiğini aktardı. Ateş, yol süresinin trafiğe göre değiştiğini, yolunun 40 dakika ila bir saat arası sürdüğünü ifade etti. İlk duraktan bindiği için otobüste oturabildiğini dile getiren Ateş, müzik dinlendiğini, dizi izlediğini, bu süreçte yapılabilecek birçok şey olduğunu söyledi.
“BURSA’YA ÇOK RAHAT GİDEBİLİRDİM”
Haftanın 2-3 günü 500T’yi kullandığını ifade eden Sezgin Demir de sabah trafiğinde kullanmayı tercih etmediğini belirterek, “Topkapı-Tuzla arasında yol gidiyorum. Hemen hemen ilk duraktan son durak gibi bir şey oluyor. Trafiğe bağlı değişiyor ama 5,5 saatte gittiğim de oldu. Bir gün trafiğe bir takıldık, o gün de maç varmış, her taraf kilit. Bursa’ya çok rahat gidebilirdim” diye konuştu.
Ece Hanadova ise, bu hatla Kavacık’tan Kozyatağı’na gittiğini, yolun trafik olması halinde bir saat sürebildiğini söyledi. Bu süreci müzik ve kitapla geçirdiğini anlatan Hanadova, otobüsün kalabalık olmaması halinde sıkıntı yaşamadığını aktardı.
]]>1 MAYIS’TA TAKSİM KAPALI MI?
Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile ilgili bakanlık binasında basın açıklaması yaptı.
Ali Yerlikaya, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmayacağını açıkladı. Yerlikaya, “Taksim Meydanı toplantı ve gösteri yürüyüşü için belirlenen yer ve güzergahlar arasında değil” dedi.
1 MAYIS TAKSİM’DE KUTLANACAK MI?
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla vatandaşları 1 Mayıs’ta Taksim’e çağırdı.
Çelik, mesajında “1 Mayıs’ta Taksim’e! Emeği, adaleti, sömürüden arınmış düzeni savunmak için hep birlikte Taksim’e yürüyoruz. Toplanma alanı: Saraçhane, Saat: 10.00” bilgisini paylaştı.

TAKSİM’E İKİ KOLDAN YÜRÜYÜŞ PLANI
Özgür Çelik, SÖZCÜ TV canlı yayınında Taksim çağrısına ilişkin açıklamalar yaptı. İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulunan Çelik, şunları söyledi:
* “1 Mayıs çağrısını tabii ki sendikalar yapıyorlar, kutlamanın düzenleyicisi sendikalar ve meslek odaları. DİSK’in, KESK’in Mimarlar Odası’nın Mühendisler Odası’nın ve Tabipler Birliği’nin organizasyonuyla bir planlama yapıldı. Biz de siyasi partiler olarak bu planlamaya uygun biçimde onların çağrısına uygun biçimde çağrılarımızı gerçekleştirdik.
* Sendikalar ve meslek odaları, Taksim’e iki koldan bir yürüyüş yapmayı planlıyor. DİSK, Devrimci İşçi Sendikası ve TMMOB Saraçhane’de buluşarak bir yürüyüş gerçekleştirecek. KESK ve Tabipler Birliği de Beşiktaş’ta buluşarak bir yürüyüş gerçekleştirecek.
* Biz de Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak Saraçhane önünde buluşup DİSK’in ve TMMOB’un arkasından yürüyüşü gerçekleştireceğiz.
1 MAYIS GÜNÜ TAKSİM’E ÇIKAN YOLLAR KAPATILACAK
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle alınan olağanüstü önlemleri açıkladı.
Yüze yakın cadde 04.00’ten itibaren trafiğe kapatılacak. Deniz ve raylı sistem ulaşımındaki kısıtlama 05.30 itibarıyla başlayacak.
Anadolu yakasından Avrupa yakasına, Beşiktaş-Kabataş-Karaköy-Eminönü iskelelerine yolcu taşınmayacak.
Yenikapı-Hacıosman metrosu Vezneciler Levent, M11 Kağıthane Yıldız arası ulaşım yapılmayacak. Kabataş-Taksim Füniküler seferleri durdurulacak. Kabataş tramvayı Topkapı -Kabataş arası yolcu taşımayacak. Alibeyköy tramvayının son durağı Cibali olacak. Çok sayıda İETT seferi durdurulacak. Anadolu yakasından Avrupa yakasına pek çok noktadan yolcu taşınamayacak. Marmaray-Sirkeci istasyonu çift taraflı ulaşıma kapatılacak.
OTOPARKLAR BOŞALTILIYOR
Taksim, Şişhane, Kabataş, Mecidiyeköy, Şişli, Saraçhane, Beşiktaş Meydan, Dolmabahçe civarındaki otoparklar boşaltılacak ve araç parkına izin verilmeyecek.
İtfaiye Daire Başkanlığı 05.30’dan itibaren yeterli sayıda itfaiye aracı ve su tankerinin belirlenen noktalarda görevlileri ile birlikte hazır bulunduracak.
KAMYONLAR HAZIR KITA
Yol Bakım Müdürlüğü de belirtilen sayıda iş makinesi ve kamyonun belirlenen noktalarda hazır edecek. Çöp konteynerleri yürüyüş güzergahlarından kaldırılacak.
Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş, Fatih ve Kadıköy ilçeleri seyyar satıcılardan arındırılacak.
Şehir genelinde belirlenen yerlerde yeterli sayıda ambulans sağlık personeli ile birlikte görevlendirilecek. İhtiyaç halinde sağlıkçılar İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan ve Gayrettepe Hizmet Binalarında görev alacak.
]]>
Ayşe Gül Güven
Maya içeren besinler
Mayaya karşı hassasiyetinizi bazı yiyecekleri sırasıyla beslenmenizden çıkararak belirleyebilirsiniz. Bu besinleri şöyle sıralayabiliriz.
– Ekmek ve hamur işleri (kek, poğaça, kurabiye, simit, pizza hamuru, bisküvi gibi)
– Çoğu alkol çeşidi
– Peynir, kefir, yoğurt, ayran
– İyi şartlarda muhafaza edilmeyen tereyağı, dondurma
– Turşu
– Ambalajı açılıp, buzdolabında bekletilen işlenmiş meyve suları ve konserve domatesler
– Sirke
– Kurutulmuş et, sosis
– Mayonez, ketçap
– Tofu, soya sosu
– Tazeliğini yitirmiş üzüm, çilek, kiraz, mantar, kuru meyveler (Hepsi yüzeylerinde oluşabilen küflere karşı iyice yıkanmalı)
– Açıkta beklemiş yemekler
– Krema
– Bazı et suyu tabletleri
Bu arada gıda etiketlerinin de maya içeriklerine karşı kontrol edilmesinde yarar var.

BESLENMEDEN TAMAMEN ÇIKARTILMAMALI ELEME YAPILMALI
Probiyotikler, bağırsaklardaki dost bakterilerin sayısının artmasına yardımcı oldukları için mayaya karşı toleransı da artırabileceği çalışmalarla gösterilmiştir. Bu nedenle aralarında kefir, yoğurt gibi faydalı gıdalar da bulunduğu için yiyecek günlüğü tutulup yakınmalara yol açmayan besinler elenenler listenizden çıkartılabilir. Böylece vücudunuzdaki maya miktarını kontrol etmenizi sağlar. Ayrıca maya, B vitamini kaynağı olmakla birlikte, potasyum, çinko ve magnezyum da içerir. Bu nedenle mayayı hayatınızdan çıkaracaksanız B vitaminin diğer kaynakları olan et, balık, yumurta, tam tahıllar, kuru yemişler, koyu yeşil yapraklıların günlük beslenmenizde yer aldığından emin olmalısınız.

Vücutta ne gibi değişiklikler olur?
Araştırmalara göre maya insülin direncine neden olan besinler arasındandır. Maya hassasiyeti vücutta histamin salınımını artırıp, ödeme neden olabilir. Bağırsaklardaki serotonin hormonunu salınımını azaltıp, mutsuzluğa ve duygusal açlığı tetikleyebilir. Bu nedenlerle de kilo alımına yol açabilir. Öte yandan mantarlar aleminin Candida cinsine ait olanları insan vücudunda enfeksiyonlara sebep olabilir. Bu mantarın 46 farklı cinsi bulunur. En yaygın türü Candida albicans olarak bilinen mayadır. Çoğu durumda bu maya vücudumuzda hastalığa neden olmadan bulunur. Ancak bazı durumlarda mayanın çoğalmaya başlaması ve rahatsızlıklara neden olması için uygun koşullar ortaya çıkar. Mayaların dengesiz üremesi ağız boşluğundan kalın bağırsağa kadar sindirim sisteminin herhangi bir yerinde meydana gelebilir. Midedeki maya enfeksiyonu arttığında sindirimi bozarak kilo kaybına yol açar.
GIDA ALERJİSİ İLE GIDA HASSASİYETİ ARASINDAKİ FARK
Çoğu kişide gıda alerjilerine nedeni olan belli gıdalar vardır. Buğday, balık (özellikle kabuklu deniz ürünleri), soya, süt, yumurta, fındık (özellikle yer fıstığı) ve turunçgiller en yaygın görülenleridir. Gıda alerjileri, daha yaygın fakat daha az şiddetli olan gıda hassasiyetiyle karıştırılmamalıdır. Gıda intoleransı (hassasiyeti) tüketilen bir besinin içerisinde bulunan herhangi bir maddeye karşı sindirim ve bağışıklık sisteminin reaksiyonu olarak tanımlanır.
BU BELİRTİLERE DİKKAT!
Gıda hassasiyetine yol açan nedenlerden biri de mayadır. Karşımıza çıkan en yaygın maya çeşitleri ekmek ve bira mayasıdır. Her ikisi de Saccharomyces cerevisiae mantar türünden kaynaklanır. Mayalı besinlere karşı hassasiyet kişide şişkinlik hali, hazımsızlık, yorgunluk, bulantı, şekerli gıdalara karşı aşırı istek, karın krampları, sivilce, egzama, cilt döküntüleri, ağız kokusu ve hazımsızlık gibi çeşitli semptomlara neden olur. Diğer birçok gıda hassasiyeti gibi maya hassasiyetine karşı önerilen yol da maya içeren gıdalardan uzak durulmasıdır. Mayasız bir diyet zor görülebilir çünkü günümüzde tükettiğimiz yiyecek, içecek ve hazır ürün çeşitliliğinin artması ve gıdalardaki çeşitli katkı maddeleri bu yakınmaları oluşturan gıdaları saptamanızı zorlaştırabilir. Ancak ortaya çıkan semptomlara karşı en iyi önleyici tedbir budur.

Maya içermeyen besinler
– Kabartma tozu ile hazırlanmış hamur işleri
– Taze sebze ve meyveler
– Et, tavuk, hindi, balık, deniz ürünleri
– Yumurta
– Yağlar
– Otlar, baharatlar
– Votka, viski, cin, rom, tekila gibi damıtılmış alkoller
]]>Hristiyanlıkta Hazreti İsa’nın dirilişinin kutlandığı Paskalya Yortusu dolayısıyla Papa, Vatikan’ın ünlü Aziz Petrus Meydanı’ndaki Paskalya ayinini yönetti.
Rusya’nın başkenti Moskova’da 22 Mart’ta düzenlenen terör saldırısı sonrasında geniş güvenlik önlemleri altında yapılan ayinin ardından Papa, meydanda toplananları “Papamobile” aracıyla selamladı.
Papa Franciscus, daha sonra meydana da adını veren Aziz Petrus Bazilikası’nın locasından dünya meselelerine ilişkin Paskalya mesajını aktardığı geleneksel “Urbi et Orbi (Roma ve dünyaya)” konuşmasını yaptı.
Konuşmasında, “Düşüncelerim öncelikle İsrail, Filistin ve Ukrayna olmak üzere dünyada devam eden pek çok çatışmanın mağdurlarıyla” ifadesini kullanan Papa, Paskalya ruhunun acı çeken bölge halklarına barışı getirmesini diledi.
Uluslararası hukuk ilkelerine saygı duyulması çağrısı yapan Papa Franciscus, “Rusya ile Ukrayna arasında tüm esirlerin genel takasını ümit ediyorum” dedi.
Katoliklerin ruhani lideri, Gazze’ye değinerek, “Bir kez daha Gazze’de insani yardıma erişimin garanti altına alınması çağrısı yapıyorum. Bir kez daha 7 Ekim’de kaçırılan rehinelerin derhal serbest bırakılması ve de Gazze Şeridi’nde acil ateşkes yapılması çağrısında bulunuyorum.” diye konuştu.
“SAVAŞ RÜZGARLARININ SERT ESMESİNE İZİN VERMEYELİM”
Devam eden düşmanlıklardan, çatışma ve savaşlardan sivil halkın ve özellikle çocukların etkilenmesine izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Papa, “Onların gözlerinde ne kadar acı görüyoruz. Bize bakışlarıyla soruyorlar; neden bu kadar çok ölüm, neden bu kadar yıkım? Savaş her zaman bir saçmalıktır ve bir yenilgidir. Avrupa ve Akdeniz üzerinde savaş rüzgarlarının daha da sert esmesine izin vermeyelim. Yeniden silahlanma mantığına teslim olmayın” dedi.
Papa, 14 yıldır “uzun ve yıkıcı bir savaşın” sonuçlarını yaşayan Suriye’yi unutmamaları gerektiğini ifade ederken, uzun süredir derin bir ekonomik ve sosyal krizden geçen aynı zamanda son dönemde İsrail ile sınırında gerginlikler yaşayan Lübnan’ı da düşündüğünü belirtti.
Papa Francis, “Avrupa projesine entegrasyon yolunda önemli adımların atıldığı Batı Balkanlar’a özel bir düşünceyi dile getiriyorum: Etnik, kültürel ve mezhepsel farklılıklar bölünmeye yol açmamalı aksine tüm Avrupa ve dünya için bir zenginlik kaynağı haline gelmeli” ifadesini kullandı.
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki görüşmelere de değinen Papa, “Ermenistan ve Azerbaycan arasında görüşmeleri teşvik ediyorum ki, uluslararası toplumun desteğiyle diyaloğu sürdürebilsinler, yerinden edilenlere yardım etsinler, farklı mezheplerin ibadet yerlerine saygı göstersinler ve bir an önce nihai barış anlaşmasına ulaşsınlar” değerlendirmesinde bulundu.
Haiti’de şiddetin bir an önce durması temennisinde bulunan Papa, ciddi insani krizden etkilenen Arakanlıların huzura erişmesini, Myanmar’da uzlaşma yolunun bulunmasını diledi.
Papa Franciscus, Afrika kıtasında özellikle Sudan, tüm Sahel Bölgesi, Afrika Boynuzu, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Mozambik’te sorunlar yaşanan yerler için barış yollarının açılması temennisini dile getirdi.
Papa, açlıktan ölenleri, göç etmek durumunda kalanları, istismar ve şiddet mağdurlarını unutmamaları gerektiği mesajını verdi.
Öte yandan, bir süredir rahatsızlık geçiren ve Paskalya ritüeli olan “Haç Yolu” ayinine katılamayan Papa Franciscus’un dün akşam ve bugünkü Paskalya ayinlerinde de yorgun olduğu ve konuşma yaparken zorlandığı görüldü.
]]>
“YÖNETİCİ, HERKESİ KENDİSİYLE BİR TUTMAK MECBURİYETİNDEDİR”
“11 ayın sultanı Ramazan her yönüyle çok özel ve mübarek bir aydır” diyen İmamoğlu da konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
* “Topluma olan sorumluluğumuzu yerine getirmenin ilk şartı, yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevebilmektir. Kendimizi nasıl görüyorsak, başkalarını da öyle görebilmeliyiz. Kendimiz için ne istiyorsak, başkaları için de aynısını isteme olgunluğuna erişebilmeliyiz. Bilhassa, kamu gücünü ve kaynağını kullanan yöneticiler bu olgunluk içerisinde davranmak zorundadır. Yönetici, herkesin halinden, dilinden anlamak, herkesi kendisiyle bir tutmak mecburiyetindedir. Hiç kimseyi ayırmadan hizmet etmeli, herkesin inanç ve ibadet özgürlüğünü rahatça yaşayabilmesi için gerekli imkanları sağlayabilmelidir. İftar sofralarının bile ‘bizimkiler ve ötekiler’ diye ayrılabildiği bir siyasi atmosfer, inancımıza da toplumumuza da zarar verir.

“İNANÇLAR ÜZERİNDEN DÜŞMANLIKLAR ÜRETMEYE ÇALIŞANLAR…”
* İnançlar üzerinden düşmanlıklar üretmeye çalışanlar, bu yolla kendilerine bir ikbal yaratma hevesine kapılanlar şunu iyi bilmelidir ki; gittikleri yol doğru değildir, Hakk’ın yolu değildir. Hakk’ın yolunu bu şekilde olması mümkün değildir. İftar sofralarına bile sirayet etmiş, zaman zaman kibir ve israf anlayışından, mutlaka kurtulmalı ve arınmalıyız. İftar sofraları; inancı, kökeni, fikriyatı ne olursa olsun, herkesi ortak bir duyguda buluşturan bir gönül zenginliğinin ifadesidir. Kardeşlikle, hoşgörüyle, yardımlaşmayla kurulan sofralardan yükselen güç, bizi mutlu ve adaletli bir hayata, mutlu ve adaletli bir dünyaya taşıyacaktır. İstanbul’da başka bir yol mümkündür. Dünyada var olan hangi kötülük ve uzak olmasını istediğimiz, insana dönük hangi fena işler var ise, bunları bu şehirden uzak tutmak mümkündür. Bunu başarabiliriz.

“DÜNYAYA ÖRNEK BİR İSTANBUL VAR EDEBİLİRİZ”
* Bu şehirde her inancın özgürlüğünü, eşit yurttaşlığı, her inancın ibadetini yaparken, hizmetlerini verirken eşit bir biçimde karşılandığı bir şehir mümkün kılabiliriz. Bu şehirde insanların birbirine sevgi ve saygısını, birbirini ayırt etmeden, hizmetle başlayan, sokakla biten, komşulukla devam eden bir anlayışla insanlarımızı birbirine olabildiğince yakın kılabiliriz. Bu şehrin genetiğinde, bu vardır. Bunu başarmakla kendimi yükümlü kılan bir belediye başkanı olmaya gayret ettim. Bundan sonraki yolculuğumuzda da vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz uygun gördüğünde ama aynı anlayışla, bu şehirdeki her insanı adaletle, her insanı eşit her insanı eşit hissedarlıkla bu şehrin bir insanı kabul edip, onlara hizmet etme yolunda kararlılıkla hizmetime devam etmek istemekteyim. Bunu başarabilir ve bu yolculukla ilgili en üstün şekilde gayretimizi ortaya koyabilirsek, dünyaya örnek bir İstanbul var edebiliriz.

“İSTANBUL, DÜNYAYA ÖRNEK OLMA MECBURİYETİNDEDİR”
* İstanbul, geçmişten bugüne var olan tarihiyle, dünyaya örnek olma mecburiyetindedir ayrıca. Bu kent insanları birleştiren bir şehirdir. Aynen kıtaları birleştirdiği gibi. Bu şehrin ruhani dünyası, bu şehrin manevi dünyası çok özeldir. Bu şehrin, bu şekilde bir tavrı oluşturduğunda, şehrimizin etrafında, başta ülkemiz olmak üzere, yakın coğrafyamızdaki olumsuzlukların, savaşın, insanları katleden bir takım saldırı ve husumetlerin de sona ermesine vesile olacak güce sahiptir. Bu kardeşlikle, bu şehrin bu derin felsefesiyle sizleri en içten duygularımla selamlıyor, bu umutla ve kararlılıkla mübarek Ramazan ayının ruhumuzu sevgi, sabır ve itidalle doldurmasını temenni ediyor, hepinize hayırlı Ramazanlar diliyorum.”

Sancaktepe’nin ardından Çekmeköy’e geçen İmamoğlu ve Çerkez, ilçe turuna burada da devam etti. İmamoğlu ve Çerkez, ilçe turunun ardından Çamlık Mahallesi’ndeki halk buluşmasında coşkulu kalabalığa hitap etti.

“BU MEYDAN BÜYÜK BİR İTTİFAK MEYDANI”
İmamoğlu şunları söyledi:
* “Çocukların neşesini bu meydanlarda görmek beni dünyanın en bahtiyar insanı yapıyor. Çocukların sevgisi bana şu dönemde ne kadar dua etsem Yaradan’a anlatılmaz o bambaşka bir şey. Çünkü çocuk sevgisi kolay kazanılmaz. Hep diyorum Allah’ım beni bu şehrin güzel çocuklarına mahcup etme. Onlara layık bir belediye başkanı olayım sürekli. İnşallah bu duyguyu hiç kaybetmeyiz. Onların gözlerindeki ışıltıyı hep yakalarım. Tabii ki sevgili gençler, onların o umutlu bakışı, onların heyecanı, enerjisinin bana geçişçi, o da muhteşem. Kısacası sizlerle bir aile olabilmeyi çok arzulamıştım bir aile gibiyiz. Bu meydanlarda partizanlık yok. Bu meydanlarda particilik yok. Bu meydanlarda insan sevgisi var. Bu meydanlarda size layık olmak var. Bu meydanlarda insanlarla karşılıklı iyi dilekler var, istekler var eleştiriler var. Ama bu meydan büyük bir ittifak meydanı. Bu şehrin insanlarının oluşturduğu İstanbul ittifakı meydanı.

“BU MEMLEKET PARTİZANLIKTAN BIKTI USANDI”
* Seçime çok az kaldı. Elbette adaylarla ilgili her vatandaşımız sorgulayacak fikir sahibi olacak. Beni tanıyorsunuz artık öyle düşünüyorum. Ama bir hatırlatma yapmak isterim o da şu. Beş yıl Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptım. beş yılda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım. Allah şahit hiçbir zaman bir kişinin çıkarı için şehrin göbeğinde bir vatandaşa ait bir parselin imarı çıksın diye bir gün ter akıtmadım. 10 yıldır hakkı, hukuku ve adaleti şehirde korumanın ne kadar kıymetli olduğunu bilen bir insanım. Zaten yerel yönetici olmaya onun için karar vermiştim. Kimsenin hakkını yemeyeceğim, kimsenin hakkını da yedirmeyeceğim demiştim,yolculuğum budur. Hiç kimseyi birbirinden üstün ya da değerli görmedim asla görmedim. Şahit olun ki hepinizi eşit seviyorum. Ben partim için şunu düşünürüm. Partimin en çalışkan insanı ben olacağım derim.
* Partime olan sorumluluğum. En gurur duyduğu kamu yöneticisi ben olacağım derim. Bunlar ayrı. Ama partizanlık, particilik ya da partili diye hizmet ayrımı yapmak ben yuvama, eşime, anneme, babama söz verdim. Babam dedi ki oğlum, particilik ya da partizanlık yaparsan benim oğlum değilsin, benim evladım değilsin demişti. Çünkü bu memleket partizanlıktan bıktı, usandı. Parti, hizmet için bir araçtır asla amaç değildir. Hizmet için o yolda yürünen ideolojik bir araçtır ve partinin o yolculuğu kutsallaştırılmaz. Partinin o yolculuğunda partinin lideri kutsallaştırılmaz bu yanlış bir şey. Kutsal olan bu şehrin ve bu ülkenin insanıdır. Biz bu şehrin insanlarını onun için eşit seviyoruz. Çünkü insanoğlu kutsaldır insan, insan olduğu için seçilir sevilir. Başka bir şeye ihtiyacı yok. İnsanı insan olduğu için sevmenin düsturu şudur, şiarı şudur. Biz insanı yaratandan ötürü severiz.

“‘AHMAK’ KELİMESİNDEN BİR ŞEY ÜRÜTMEYE ÇALIŞMANIN ADI DA ‘AHMAKLIK’”
* İnsana hizmet bu şehrin pırlanta gibi çocuklarına o güzel kızlarımıza, oğullarımıza hizmet, şu pırlanta gibi delikanlılarına, bu şehrin hanımefendilerine, beyefendilerine hizmet, bu şehrin büyüklerine, emeklilerine hürmet ve hizmet. İşte bizim amacımız bu. Onun için bir kişiyi zengin etmek için uğraşmadık, uğraşmayacağız. Milletin parasını ona buna dağıtmayacağız. Biz şunun için görevdeyiz. Milletin parasını millete dağıtacağız. İddiayla söylüyorum bizim Allah’a şükür sicilimiz tertemiz. Kişisel iddiayla hukuki iddiayla ifade ediyorum. 10 yıldır kapımızdan müfettiş eksik olmadı. 10 yıldır kapımızdan teftiş eksik olmadı. Bunu derken teftişten endişe duymayız. Devlete görev yapıyorsanız teftiş olacak ama abartılı teftiş. Bir şey çıkmadı bir daha teftiş 10 yıldır çevirip çevirip durdular.
* Bir şey bulamadılar bir ahmak kelimesinden bir şey üretmeye kalktılar. Yani bu ahmak kelimesinden bir şey üretmeye çalışmanın adı da ahmaklık onu söyleyeyim. Bugün karşımızdaki iktidarın İstanbul’da yürüdüğü yol ve yolculuk yürüttüğü yol ve yolculuk ortaya koyduğu adaylık mekanizmaları, yaptığı yada yapmak istediği işler sicili bozuk işlerdir. Bakın niye sicili bozuk? İşleri güçleri bir parselin imarını çıkartmak, bir yere ekstra bir kazanç sağlamak, şehri düşünmek değil. Bu şehrin bütününde ne olacak? Rant. Doğru. Ama o rant nasıl biliyor musun? O rant, onlara rant millete değil. Biz millete rant sağlamaya geldik. Onun için bugün, onun tıkır tıkır dört seneye yakın bir zaman diliminde Çekmeköy Sancaktepe, Samandıra, altı buçuk kilometreden fazla dört duraklı metronuzu açtık. 15 gün de bedava, hayırlı uğurlu olsun. Bir yıl sonra da onun ucunu ta Sultanbeyli’ye götüreceğiz. O bölümün de yüzde 75’i bitti.

“BU ŞAİBELİ İNSANLAR NELER YAPTI, SÖYLEYEYİM?”
* Pazartesi günü karşıda Ataköy-İkitelli metrosunu açıyoruz hem de 18 Mart Çanakkale Zaferi gününde hayırlı olsun. Bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla beraber bu şehrin, bu milletin evlatlarıyla beraber 65 kilometre metroyu bitirmiş olacak. 65 kilometre 62 durak metroyu açmak her babayiğidin harcı değil. Onu için çıldırıyorlar. Onların 25 yılda yaptığını biz yarısını beş yılda yaptık. Bu beş yılda harcadığımız para, bütçe bizden önceki beş yıl yani onların 10 metroyu birden durdurduğu o dönemden tam dört milyar 200 milyon dolar daha az para harcamamıza rağmen onların misli misli iş yaptık biz. Ona buna dağıtmadık. Bunun adı bereket bereket güzeldir.
* Ramazan ayınız mübarek olsun. Ramazan ayında sofranız, evleriniz, işiniz, gücünüz bereket dolsun, yüreğiniz iyilik dolu olsun. Bütçemize bereket geldi niye biliyor musunuz? Bereket bizim yolculuğumuz da var. Ne var biliyor musunuz? Gayret ve adalet var. Onun için bereket var. Bu şaibeli insanlar neler yaptı, söyleyeyim? Biz beş yıl boyunca İstanbul Büyükşehir Belediyesi koridorlarını kişiye özel imar çıkartmalarına kapattık, öyle eline dosyasını alan ben arsama biraz torpilli bina yapayım deyince muhatap bulamadı ya koşa koşa Ankara’ya gittiler. İstanbul çıkartmadı ama Şehircilik Bakanlığı şıkır şıkır onlara yeni imarlar verdi. Vallahi billahi onların derdi İstanbul değil.
* Bakın Çekmeköy’ü de çok ilgilendiriyor. Çekmeköy’de de aynısı var. Biliyorsunuz 2016 darbe girişiminden sonra dediler ki askeri alanları, şehrin dışına çıkaracağız, askeri alanları da şehrin faydasına, kamu alanları yapacağız. Ne yaptılar biliyor musunuz? 10 bin futbol sahası büyüklüğünde askeri alanların tamamını imara açtılar. Daha kötüsü, Çekmeköy’de var, bunu kentsel dönüşüm için ya da insanların uygun fiyata, sosyal konut alması için değil, yüzde 85’ini bu toplumun sadece yüzde üçünün dördünün satın alabileceği lüks konutlar yaptılar ve yapıyorlar. Bu şehir, rantçılara bırakılamaz. Bu şehir öyle İstanbul benim sevdamdır deyip sihirbazlık yapıp bu şehirde çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğini çalanlara bırakılamaz bırakmayacağız.

“BÜTÜN ENGELLEMELERE RAĞMEN BİZ BU ŞEHİRDE YOKSULLUK İLE MÜCADELE EDİYORUZ”
* Eğer işte bunlar şehri rant gibi kullanırlarsa şehri talan alanı olarak kullanırlarsa o zaman ne olur? Bu şehirde rantçı anlayış olur. O zaman bu şehirde yığın üstüne yığın binalaşma olur beton olur yoksulluk olur. O şehirde insanlar mutsuz olur. O şehirde insanların hayat kalitesi ortadan kalkar gider. Biz bu şehre beş yıldır nefes aldırdık. Bütün engellemelere rağmen biz bu şehirde yoksullukla mücadele ediyoruz. Bu şehirde beş yıldır metro rekoru kırıyoruz metro Fatih’i olduk. Biz bu şehirde beş yılda tarihinin en rekor yeşil alanını, aktif yeşil alanını İstanbul’a biz kazandırdık. Bu şehirde kreşi ilk kez biz yaptık sayısı yüzü geçti bugün bile bir tane açtık.
* Biz bu şehirde çocuklarımıza, gençlerimize yüz bin gencimize burs dağıtıyoruz yedi bin beş yüz lira verdik. Şimdi bu sene 15 bin lira vereceğiz. Biz bu şehirde anne kart verdik 650 bin annemizde var. Çekmeköy’de anne kart sayımız 11 bin 600. Dünya güzeli Anneciğimiz helali hoş olsun o senin. İşte biz ne yaptık? Onların bilmediğini yaptık. Onlar iktidar olunca parayı kendi parası, koltuğu kendi koltuğu zannediyor. Koltuk milletin, para milletin, onun için bu kardeşiniz milletin parasını millete dağıtıyor.Bu seçim bundan sonra nasıl bir yolculuk yapacağımıza devam edeceğimizin seçimi.

“HANİ VARYA BAZI YÖNETİCİLERİN GÖZÜ ANKARA’DA”
* Bu şehir dünyanın bize bir lütfu. Biz bu şehirde yaşıyoruz, şanslıyız. Ama bir o kadar da bu şehri korumakla vazifeliyiz. Bu şehre muhafızlık yapacağız. Çekmeköy’e çok güzel işler yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Çekmeköy’de yıllardır yapılmayan nazım İmar planlarını biz çıkardık. Çekmeköy’de ilk kez Anadolu Yakası’nın Kent Ormanı’nı biz açtık Rahmi Demir Kent Ormanı. Tam iki nokta yedi milyar lira İSKİ yatırımı yaptık. Çekmeköy’de tarıma üreticiye destek olduk. Çekmeköy’de cadde düzenlemeleri yaptık. Çekmeköy’de altyapıya sunduğumuz katkının yanı sıra az önce söylediğim metroyu açtık. Çekmeköy’de Taşdelen Yenidoğan kavşağında tam gaz çalışıyoruz, bu sene bitiriyoruz orayı. Çekmeköy’de kent lokantası açacağız. Çekmeköy’de Spor ve Yaşam Merkezi açacağız.
* Çekmeköy’de Yenidoğan Emek Metrosu’nu başlattık. Buradan iki aktarmayla Yeni Doğan Emek, Söğütlüçeşme yani direkt Kadıköy’e inen bir metro projesini bakanlığa sunduk. Bu dönem o metroya da başlıyoruz. Çekmeköy göz bebeği bir yer. Burada birkaç kişinin ittifakı bizi enterese etmez. Bizi milletin büyük ittifakı ilgilendiriyor. Bakın ben kolay kolay kefil olmam. Kamu terbiyesine, kamu ahlakına, kamu yöneticiliğine yüzde 100 emin ve kefil olduğum Orhan Çerkez’le Çekmeköy’de yol arkadaşı olmak adına yola çıktık. Biz bir fark getiriyoruz yüzü vatandaşa dönük. Hani var ya bazı yöneticiler gözü Ankara’da, gözü orada, oradan bir talimat gelirse yapıyor. Talimat gelmezse yapmıyor. Onlar İstanbul’a diyor ki, tam gaz geri gidelim, biz de diyoruz ki İstanbul’a da Çekmeköy’e de tam yol ileri.”
]]>Sönmez, “Anadolu’da bir söz vardır: ‘Komşun açken tok yatılmaz’. Ancak ülkemizde en zengin bölgenin en zengin yüzde 10’u ile en yoksul bölgenin en yoksul yüzde 10’u arasında 55 kat fark var. Yani gelir adaletsizliği alarm veriyor. Bu fark da toplumsal yapıyı tahrip ediyor, ülke olarak birlik duygusunu zedeliyor.” dedi.
“65 yaş üstü grupta yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranında da özellikle geçtiğimiz yıl keskin bir sıçrama yaşandı” diyen Sönmez ayrıca, küresel sistemdeki değişimin fırsata çevrilmesi ve Türkiye’nin yeni bir kalkınma hamlesi başlatabilmesi için ekonomi, hukuk ve eğitimi kapsayan 7 maddelik bir yol haritası açıkladı.
‘YÜKSEK ENFLASYON EKONOMİNİN KİMYASINI BOZUYOR’
Gelir dağılımında bozulmaya yol açan faktörlerin başında yüksek enflasyon ve refah üretmeyen büyümenin geldiğini ifade eden Sönmez, “Enflasyonist ortamda nasıl iş yapmak gerektiğini mecburen öğrendik. Ama yüksek enflasyon ülke ekonomisinin kimyasını bozuyor. Bizi düşük gelir seviyesine, teknolojiye ve rekabetçiliğe hapsediyor” dedi.
“En büyük öncelik enflasyonun düşürülmesi olmalıdır” çağrısı yapan Sönmez, “Bu da her şeyden önce doğru politikalar ve liyakatli kadrolar gerektirir. Bu koşulları sağlamış durumdayız. Umudumuz, Merkez Bankasının
öngörüleri doğrultusunda enflasyonun kontrol altına alınmasıdır” ifadelerini kullandı.
2023 son çeyrek rakamlarına göre tüketim artışı yüzde 9,3 iken artış oranının sanayide 1,9, tarım ve hayvancılıkta ise yalnızca yüzde 0,5’te kaldığına işaret eden Sönmez, “Enflasyonu düşüreceksek üretim ve tüketim arasındaki bu büyük makası kapatmak gerekiyor” diye konuştu.
İNSAN KAYNAĞI SIKINTISI
Üretim yapısında dönüşüm sağlanması için ekonomi dışında da yapılması gerekenler olduğunu vurgulayan Sönmez şöyle devam etti; “‘Orta Gelir’ tuzağını aşmanın yolu ‘Orta Demokrasi’ ve ‘Orta Eğitim’ tuzaklarını aşmaktan geçiyor. Her şeyden önce de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması geliyor.”
Anadolu’yu gezdiklerinde iş insanlarının en çok yakındıkları konulardan birinin insan kaynağı sıkıntısı olduğunu gördüklerini belirten Sönmez, “Geçmişin temel bilgi alanları üzerine kurulu olan eğitim artık demode oldu. Bugün yapay zeka uygulamalarına ve dijital teknolojilere alan açmak gerekiyor. Beklentimiz, çağın gerektirdiği becerilere ve yetkinliklere sahip nesiller yetiştirmek. Bunun da tek bir yolu var: Laiklik ve bilimsellik ilkelerinden hiçbir ödün vermemek” dedi.
İki kutuplu dünyanın yerini çok kutuplu dünyaya bıraktığını belirten Sönmez, “Türkiye iki kutuplu bir dünyada köprü rolü oynamıştı. Şimdi sahnede Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin, Orta Doğu ülkeleri gibi birçok güçlü aktör var. Güç dengelerindeki değişimin yanı sıra iklim krizinden göç dalgaları ve toplumsal hareketlere uzanan çok sayıda risk ve tehditle de mücadele etmek gerekiyor. Aslında bu süreçte Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar var. Küresel sistemdeki değişimi fırsata çevirip, yeni bir kalkınma hamlesi başlatabiliriz” şeklinde konuştu.
TÜSİAD BAŞKANI: TL İSTİKRARLI OLMALI
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan da toplantıdaki konuşmasında “Dünya ekonomisinde büyümenin düştüğü ve ticaretin yavaşladığı bir atmosferde makroekonomide öngörülebilirlik sağlamak ve TL’nin değerine istikrar getirmek gerekiyor” dedi.
“Enflasyonla mücadeleyi güçlendirmek önceliğimiz. Merkez Bankası’nın, yüksek enflasyonun kontrol altına alınması için başlattığı parasal sıkılaştırma sürecinin devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyen Turan, şöyle devam etti:
“Dış ticaret açığının iyileşme eğilimine girmesini de ekonomide dengelenme sürecinin bir göstergesi olarak görüyoruz. Gençlerimize dijital çağın aradığı niteliklere sahip olmalarını sağlayacak iyi bir eğitim veremezsek, yeni teknolojik devrimi yakalayamayacak ve dolayısıyla geleceğin dünyasında hak ettiğimiz yeri alamayacağız. Eğitim müfredatımızı çocuklarımıza 21. yüzyıl becerilerini kazandıracak şekilde güncellemeli ve tüm çocuklarımız için fırsat eşitliği sağlamalıyız. Eğitim müfredatını yenilerken, laiklik ve bilimsellik ilkelerini temel
almalıyız.”
Türk Böbrek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, “Bunlar doğaldır, yan etkisi yoktur şeklindeki önyargı geçersiz. Pek çok ilaç bitkilerden elde ediliyor. Ama bu ilaçlar için bitkiler önce saflaştırılıyor, toksisite çalışmaları yapılıyor, kimyasal içerikleri saptanıyor, dozları standardize ediliyor, hayvan çalışmaları yapılıyor vs, kısaca çok uzun bir süreçten geçiyor” dedi.

“BÖBREK EN RİSK ALTINDAKİ ORGAN”
Vücudumuzdaki zehirleri “süzme” görevinin iki organda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Sever, “Bu organlar toksik maddeleri detoksifiye ediyor, yani zehirsiz hale getirip vücut dışına atıyor. Bunlardan biri karaciğer, diğeri böbrek. İskelet kasına bir dakikada 4 mililitre kan giderken beyne 50 mililitre, karaciğere 95 mililitre, böbreğe ise tam 360 mililitre kan gidiyor. Yani kalbin atımının büyük bir bölümünü böbrekler alıyor. Bu da çok fazla kan almak, çok fazla toksinle karşılaşmak demek. Bu nedenle böbreklerin riski çok çok daha yüksek. O nedenle komşular tarif etti, tavsiye verdi diye ne olduğu bilinmeyen yaprakların vs kaynatılıp ilaç niyetine içilmesi hiç masum değil. bu şekilde çok hasta yatırıyoruz akut böbrek yetersizlikleri saptadığımız” diye konuştu.

BALKANLARI VURAN OT HASTALIĞI
Çin ot nefropatisi hastalığını özellikle vurgulayan Prof. Dr. Sever, ülkemizde en sık Trakya yöresinde rastlandığı için Balkan nefropatisi olarak da adlandırılan bu hastalığın özellikle zayıflama çaylarında kullanıldığı bilinen bazı bitkilerin içeriğindeki “aristoloşik asitöten kaynaklandığını anlattı.
Aristoşilik asit, lohusa otu, zeravent, kabakulak otu, yılan kökü, kurtluca gibi bitkilerde bulunuyor ve diyaliz gerektirecek kadar ciddi böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Prof. Dr. Sever, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çin ot böbrek hastalığı denilen özel bir problem var. Buna yol açan madde de biliniyor. Aristo cholic asit asit. Bu olay özellikle Balkanlar’da da çok sık görülüyor. Tuna Nehri kıyısında ki bizde de Trakya yöresinde var. Balkan nefropatisi ya da Balkan böbrek hastalığı dediğimiz bir tabloya yol açtığı saptanmış bu maddenin. Çiçekli pek çok bitkide bu maddenin olduğunu görebiliyoruz. Oradaki asıl problem akut böbrek yetersizliğinden ziyade, kronik, sinsi ilerleyen böbrek yetmezliği. Bu hastalarda böbrek nakillerinin yapılmak zorunda kalındığını, kronik diyalize gittiğini biliyoruz. Ayrıca bu madde idrar yolu kanserlerine de yol açıyor”
“AĞRI KESİCİ NİYETİNE İÇİP BÖBREKLERDEN OLUYORLAR”
Halk arasında ağrı gidermek için sıkça başvurulan yaprak türlerinin başında çınar ya da söğüt yaprağı geliyor. Prof. Dr. Sever, direkt ağaçtan toplayıp kaynatarak içildiğine de şahit olduklarını anlatarak bunun tehlikelerine ise şöyle değinerek sözlerini noktaladı: “Bunları aktarlardan da almadan bahçeden toplayıp kaynatıp ekstraktını, suyunu içiyorlar. Sürekli olarak içen bir grup var. Biz çınar yaprağına bağlı akut böbrek yetersizliği ile hastalar yatırdık geçtiğimiz yıllarda. Söğüt ağacının yaprakları ve kabukları da çok toksik. Aspirinin temel maddesine çok benzeyen bir madde var içinde salisilik asit. Ama böbrekte büyük hasar yaratıyor. Bana bir nefrolog olarak ‘Aktardan şu otu aldım, acaba zararı dokunur mu?’ dediklerinde ‘Bilmem’ diyorum. Çünkü bunun yanıtını vermek o kadar kolay değil. O yaprağın vs içindeki bütün kimyasalları incelemiş olmak, bilmek ve bunların her birinin böbreklerde zararlı olup olmayacağını saptamak lazım ki bu da kolay değil.”
YAŞLILAR ÇOK DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA”
TBV Vakfı Başkanı Timur Erk ise poşet içinde satılan ürünlerin içeriğinde ne olduğunun bilinmediğine dikkat çekti ve “Bir poşet içinde ya da kavanozda veriyorlar ürünü size. Üzerinde son tüketim tarihi yok, hangi koşullarda saklanıyor Allah bilir. Nemli ortam olabilir, böceklenme olabilir, herhangi bir başka sıkıntı olabilir. Dolayısıyla bu tür konularda mutlaka tıpkı gelişmiş ülkelerde ‘drug store’larda olduğu gibi, tüketim tarihi, içerik bilgisi ve olması gereken ikazların da etiket içinde bulunduğu ürünler şeklinde satılmalı” dedi.

Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Gülistan Bahat Öztürk ise özellikle yaşlı nüfusta kontrolsüz bitkisel ürün kullanımının daha büyük riskler yarattığına değinerek “Toplumumuzda şöyle genel bir algı var, aktarlar eczanelerden daha güvenlidir. Özellikle yaşlılarımız çok sayıda ilaç kullanıyor. Araştırmalarımız var bu konuda, yaşlı hastalarımız günde ortalama 5 farklı ilaç kullanıyor. Bitkisel ürün ya da gıda takviyelerinin ilaç etkileşimlerini bilmiyoruz. İlacın etkisini artırabilir azaltabilir, toksik etkileşim yapabilir. Örneğin kiraz sapıyla karaciğer yetersizliği olduğunu biliyoruz. Ginkgo Biloba kan sulandırıcı etkisi olan bir takım ilaçlarla beraber kullanıldığında hayati tehlike yaratan kanamalara neden olabiliyor. Depresyon için kullanılan sarı kantaron, depresyon ilaçları ile birlikte kullanıldığında serotonin sendromuna yol açabiliyor. Bitkisel ürünler karaciğerde bir takım enzimleri, metabolik yolları aktive edebiliyor. Bu da hali hazırda kullanılan ilaçların etkisini arttırabiliyor ya da azaltabiliyor. Tüm bunlar ileri yaşlarda çok daha yüksek risklere yol açıyor.” ifadelerini kullandı.
]]>31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne katılabilecek siyasi partilerin adayları ve bağımsız adaylara ilişkin kesin listeler, il ve ilçe seçim kurullarınca 3 Mart’ta ilan edildi.
TOPLAM 49 ADAY
İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İl Seçim Kurulu da kesin aday listesini askıya çıkardı. Buna göre, 22 partili, 27 bağımsız olmak üzere 49 aday İBB başkanlığı için yarışacak.
AK Parti’den Murat Kurum, İYİ Partiden Buğra Kavuncu, Memleket Partisinden Emre Berk Hacıgüzeller, Anavatan Partisinden Umut Çınar, Demokratik Sol Partiden (DSP) Nesim Pakır, Yeniden Refah Partisinden Mehmet Altınöz, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisinden Meral Danış Beştaş, Türkiye Komünist Partisinden Orhan Gökdemir, Anadolu Birliği Partisinden Osman Tekin, Zafer Partisinden Azmi Karamahmutoğlu, Türkiye Komünist Hareketinden Ziya İncedere, Bağımsız Türkiye Partisinden Cihan Erdoğanyılmaz, Yeni Türkiye Partisinden Burhanettin Aktürk, CHP’den Ekrem İmamoğlu, Hak ve Özgürlükler Partisinden Mustafa Aytaş, Ocak Partisinden Osman Çelik, Adalet Birlik Partisinden Muharrem Mutlu, Millet Partisinden Hasan Hüsnü Güler, Milli Yol Partisinden Hüseyin Işık, Demokrasi ve Atılım Partisinden İdris Şahin, Saadet Partisinden Birol Aydın, Vatan Partisinden İbrahim Okan Özkan partili başkan adayları olarak kesin aday listesinde yer alıyor.
Bağımsız adaylar listesinde ise Vedat Taylan Yıldız, Yüksel Özden, Adem Bayraktar, Memet Ali Aydoğmuş, Burak Emre Çetin, Mirhat Tekin Brusk, Ahmet Soytürk, Orhan Çebi, Merve Karataş, Güven Akıcı, Ahmet Birikmen, Yaşar Polat, Habip Aksu, İshak Akbay, Hülya Kavuzlu Karaman, Vedat Öztürk, Galip Menteşe, Cemal Tarancı, Polat Erdoğan, Fatma Ragibe Kanıkuru Loğoğlu, Hüseyin Durmaz, Sena Elest Akıncı, Uğur Etlik, Atakan Bozyayla, Bilen Akpınar, Ömer Karvan ve Abdullah Arli isimleri bulunuyor.
‘İNTERNETÇİ ABİ’ DE ADAY
İYİ Partiden 19 Haziran 2023’te istifa eden, partinin eski İletişim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Taylan Yıldız da bağımsız adaylar listesinde yer buldu.
Endüstri mühendisi Yıldız, 2019-2023 tarihleri arasında İBB meclis üyeliği görevindeyken, İstanbul metrosunda ücretsiz internet hizmeti talebini dile getirmesi ve yaşanan polemik sonrası “internetçi abi” olarak anılmasıyla da biliniyor.
İBB başkanlığı için “Her kararda sen varsın” sloganıyla yola çıkan Yıldız, “Yarınını seç” uygulamasıyla kent için verilecek kararlarda İstanbullulara söz sahibi olabilmelerini vadediyor. Yıldız, deprem, gençlik, ulaşım, ekonomi, sosyal yardım ve yaşam kalitesi gibi alanlarda projeler de sunuyor.
YOL ÜSTÜNE YOL VAADİ
Kendisini “liberal demokrat” olarak tanımlayan Liberal Demokrat Parti üyesi bağımsız başkan adayı Dr. Merve Karataş, “liberal belediyecilik” anlayışıyla yarışa katılıyor. Karataş, taksi, başıboş sokak hayvanı ve çarpık kentleşme sorunlarına çözüm üretme, vergileri azaltma vaatlerinde bulunuyor.
Bir rahatsızlığından dolayı engelli olan, SIR yapım film şirketinin kurucusu bağımsız aday Güven Akıcı ise emeklilere, ihtiyaç sahiplerine, şehit ailelerine ve gaziler ile engellilere her ay para yardımı yapacağı sözünü veriyor.
Akıcı, ulaşım ve su fiyatlarında yüzde 50 indirim yapacağı, ev ve iş yerlerinden yıllık emlak vergisi almayacağı, öğrenciler için okula gidiş dönüşte ulaşım ücretini 3 lira yapacağı vaatlerinin yanı sıra, İstanbul’un trafik sorununu çözmek için “yol üstüne yol yapma” vaadiyle de dikkati çekiyor. Aday, sosyal medya platformu Youtube’a içerik üretmesi nedeniyle kendisini “Youtuber” olarak adlandırıyor.
SAHNEDEN SİYASETE
Kurucularının çoğu Çerkeslerden oluşan Çoğulcu Demokrasi Partisinin desteklediği, aslen Çerkes olan Kayseri doğumlu İshak Akbay ise seçim çalışmasını, “Geleceğimiz için, tüm renklerin yaşaması, dilimiz, kültürümüz için yola koyulduk” sloganıyla yürütüyor.
Çerkesce ve Türkçe yayınlanmış profesyonel albümü bulunan, sanat hayatını aktif olarak sürdüren Akbay, yöresel kıyafetleriyle de ön plana çıkıyor.
Kadın adaylardan kimya bilimci-sistem mühendisi Hülya Kavuzlu Karaman, yola “İstanbul’a ve İstanbulluya hizmetkar olma” hedefiyle çıktığını belirterek çalışıyor.
Yerel yönetimlerin siyaset değil hizmet meydanı olduğunu vurgulayan Karaman; tarım, üretim, enerji, ulaşım, kentsel dönüşüm, deprem, sanat, altyapı, teknoloji, turizm, sosyal belediyecilik gibi alanlarda projelerini sunuyor.
Aday Karaman, 2018 yılında insanlığa sevgi, barış ve kardeşliği yaymak, ihtiyaç sahibi hanelere yardımlarda bulunmak üzere kurduğu dernekte yaptığı yardım çalışmalarıyla biliniyor.
“EKMEK 4 LİRA OLACAK”
Müteahhitlikle uğraşan bağımsız aday Vedat Öztürk, mevcut İBB yönetimi için kullandığı, “Buraya kadar” sloganıyla çıktığı yolda vatandaşlardan destek istiyor.
Kentliye, 8 yeni metro hattı ile 4 yeni hava ray hattı, ambulanslar için akıllı yol uygulaması, metrobüs yerine metro, Suriçi’ni yeniden orijinal haline getirme, ambulanslar için akıllı yol uygulaması, yol üzeri İSPARK’ların ücretsiz olması, inşaat projelerinde deprem izolatörü zorunluluğu gibi vaatler sunan Öztürk, ekmeği 4 lira yapacakları duyurusuyla da diğer adaylara meydan okuyor.
Daha önce Türkiye Futbol Federasyonuna (TFF) da adaylığını açıklayan Cemal Tarancı, bu kez de İBB başkan adaylığıyla seçim maratonuna katılıyor.
Aslen Sincan Uygur Özerk Bölgesi kökenli olan Tarancı, kentsel dönüşüm için verdiği vaatlerin yanı sıra Zeytinburnu’na olan tutkusuyla dikkati çekiyor.
Bağımsız aday listesine giren, serbest meslek sahibi Memet Ali Aydoğmuş’un ise 2014 yerel seçimlerinde bağımsız Kartal Belediye başkan adayı, 2019’da da bağımsız İBB başkan adayı olma geçmişi bulunuyor.
79 YAŞINDA ADAY
Kamuoyunda başından çıkarmadığı kalpağıyla “Kuvva-i Milliyeci Fatma” olarak tanınan 79 yaşındaki Fatma Rahibe Kanıkuru Loğoğlu, bağımsız aday listesinin en yaşlı İBB başkan adayı olarak dikkatleri üzerine çekiyor.
Hem milletvekilliği, hem de İBB başkanlığı için bağımsız olarak defalarca adaylığını koyan Loğoğlu, “Rüşvet almayacağım, hediye kabul etmeyeceğim.” vaatleriyle seçime hazırlanıyor.
60 MEGA PROJE
Bağımsız listede yer alan en genç adaylardan biri olarak 23 yaşındaki Sena Elest Akıncı ismi göze çarpıyor.
“Bu yarışta ben de varım” diyerek seçim yolculuğuna başlayan Akıncı, sorunlarını tespit ettiğini belirttiği İstanbul için 60 mega projeyi hayata geçirmeyi hedefliyor.
Seçim kampanyasını sosyal medya hesabından yürüten Akıncı, “afiş ve bilboardlarla halka hava atmayacağını” ifade ediyor.
– Mardinli aday meydanlarda broşür dağıtarak seçime hazırlanıyor
Kazandığı hukuk fakültesini maddi imkansızlıklar nedeniyle okuyamadığı için ticarette pazarcılık dahil farklı işler yapan Mardin Midyatlı aday Bilen Akpınar, “Yaşanabilir bir İstanbul için bugün söz sende” sloganıyla destek istiyor.
Her ilçeye kampüs, topyekun kentsel dönüşüm, hakkaniyetli pay dağıtımı, sıfır işsizlik, tam istihdam, tersine göç, sıfır faizli ihtiyaç kredisiyle üreten şehir, yeşil şehir, sıfır atık ve engelsiz yaşam projelerini halka anlatan Akpınar, kentin birçok noktasında broşür dağıtarak yaptığı seçim çalışmalarıyla ilgili videoları da sosyal medya hesaplarından paylaşıyor.
“ADAYIM, BENİM: GALİP MENTEŞE”
Bağımsız aday Galip Menteşe, bir sokak röportajında muhabirin “İBB başkan adayınız kim?” sorusuna, “Ben, Galip Menteşe. Bağımsız belediye başkan adayıyım” cevabını verdiği videoyla tanınıyor.
Ekonomi alanında makaleler yazan, Cumhuriyet ve İstiklal Partisi kurucusu ve genel başkanı, Bozyayla Holding Yönetim Kurulu Başkanı Atakan Bozyayla ise 4 bildiriden oluşan seçim manifestosunda ulaşım, imar, enerji ve bütçe konularındaki taahhütlerini sıralıyor.
İş insanı Ömer Karvan, yerel enerji santralleriyle temiz ve ucuz enerji, şehir içi hızlı trenle hızlı ve alternatif ulaşım, klorsuz içilebilir musluk suyu, Boğaz’ın her adımını halka açma, sosyal statü reformu, ucuz ulaşım, önleyici hekimlik birimleri kurulması vaatleriyle ön plana çıkıyor.
Adaylardan Ahmet Birikmen ve Polat Erdoğan iş insanı, Habip Aksu avukat, Hüseyin Durmaz gazeteci, Mirhat Tekin Brusk nörobilim uzmanı, Burak Emre Çetin veteriner, Orhan Çebi genel danışman olmalarıyla dikkati çekiyor.
Serbest mesleklerle uğraşan Yüksel Özden, Ahmet Soytürk, Yaşar Polat ve Cemal Tarancı ile inşaatçı Uğur Etlik’in yer aldığı aday listesinde, emekli olarak yaşamlarını sürdüren Adem Bayraktar ve Abdullah Arli de göze çarpıyor.
]]>ÖKSÜRÜĞE NE İYİ GELİR?
Öksürüğe iyi gelebilecek bazı doğal bileşenler ve önerilen öneriler şunlar olabilir:
Bal ve Limon: Bir bardak ılık suya birkaç damla limon suyu ve bir tatlı balın eklenmesiyle öksürüğü hafifletebilir. Balın antimikrobiyal özellikleri vardır ve boğazı rahatlatıcı etkisi bulunmaktadır.
Zencefil Çayı: Zencefilin öksürüğü hafifletici ve iltihabı azaltıcı özellikler vardır. Taze zencefili rendeleyip veya dilimleyip sıcak suya ekleyerek çayınızı hazırlayabilirsiniz.
Nemli Hava: Nemli hava öksürüğü hafifletebilir. Bunu sağlamak için bir nemlendirme kullanabilirsiniz veya bir buhar banyosu yapabilirsiniz.
Boğazı Yatıştırıcı Bitki Çayları: Adaçayı, nane, ıhlamur gibi bitki çayları öksürüğü hafifletebilir ve boğazı rahatlatabilir.
Tuzlu Su Gargarası: Bir bardak ılık suya yarım çay miktarı tuzla karıştırılmış boğaz gargarası yapabilirsiniz. Bu, boğazdaki büyümeyi sağlar ve öksürüğü hafifletebilir.
Havadar Ortamı: Öksürüğü olan bir kişi için temiz, duman ve tozdan uzak bir ortam sağlamak önemlidir. Hava temizleyicileri kullanmak, sigara dumanından uzak durmak ve evi düzenli olarak havalandırmak faydalı olabilir.
Ancak, eğer kırılıyorsa ciddi veya uzun süreli ise, bir sağlık uzmanının varlığı önemlidir. Özellikle astım, KOAH gibi yaşayan bir sağlık sorunu varsa veya sürekli artıyorsa, tedavi yardımlarının önemi büyüktür.

ÖKSÜRÜK NASIL GEÇER?
Öksürük genellikle kalıcı olan bir bozulma bir belirti olup olmadığı, öncelikle öksürüğün varlığının belirlenmesi önemlidir. Öksürüğü yaşamak için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:
Bol Sıvı Tüketin: Sıvı tüketir, vücudun hidrate eder ve boğazı nemli tutar. Su, bitki çayları, sıcak çorbalar gibi sıvılar tüketilebilir öksürüğü hafifletebilir.
Dinlenin: Vücudunuzun iyileşmesine yardımcı olmak için yeterli dinlenme alın. Dinlenmesi, ilişkilerinizin sisteminizin ekonomisiyle savaşmasına yardımcı olabilir.
Buhar İnhalasyonu: Bir buhar makinesi veya sıcak su dolu bir kaba başınızı varsaek buharları solumak öksürüğü hafifletebilir. Buharlar, boğazınızı ve burun yolunuzu nemlendirir, böylece öksürüğü yapar.
Boğazi Yatıştırıcı Maddeler: Bal, zencefil, adaçayı gibi boğazı Yatıştırıcı bitkilere sahip maddeleri kullanabilirsiniz. Bunlar öksürüğü hafifletebilir ve boğazınızı rahatlatabilir.
Hastalıktan korunma: Öksürük ciddi veya uzun süreli ise, bir sağlık uzmanına maruz kalmak önemlidir. Özellikle ateş, nefes darlığı, kan tükürme gibi ciddi durumunuz varsa, tedavi yardım süreleri mümkündür.
Sigara ve İkincil Duman Kaçının: Eğer sigara içiyorsanız veya onun dumanına maruz kalırsanız, bu öksürüğü yapabilirsiniz. Mümkünse sigarayı bırakın ve sigara dumanından uzak durun.
ÖKSÜRÜK NEDEN OLUR?
Öksürük, solunum yollarını temizlemeye ve ortalamaya yönelik doğal bir refleks tepkidir. Birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. İşte yaygın yayılma nedenlerinden bazıları:
Enfeksiyonlar: En yaygın yayılma nedeni üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Soğuk tutulan, kavrama, sinüzit veya bronşit gibi viral veya ülkede öksürüğe neden olabilir.
Sigara İçimi: Sigara içilebilir, solunum yollarını tahriş edebilir ve öksürüğe neden olabilir. Ayrıca pasif içicilik de (ikincil duman maruziyeti) öksürüğe sebep olabilir.
Alerjiler: Polen, toz, küf mantarları gibi alerjenlere maruz kalmak, hücrelerina ve buna bağlı morluklara yol açabilir.
Astım: Astım, solunum yollarının çıkışı ve genişlemesiyle ilişkilidir. Astımlı ses çıkarır, nefes darlığı ve hırıltı gibi geçer.
KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı): KOAH, genellikle sigara içimiyle kullanılan ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. KOAH’ı olan ses çıkarır, balgam ve nefes darlığı sık görülür.
Reflü Hastalığı: Mide asitlerinin yemek borusuna geri akması, özellikle gece öksürüğe neden olabilir.
İlaçların Yan Etkileri: Bazı sistemler öksürüğe neden olabilir. Özellikle ACE gibi kan basıncını düşüren sistemler öksürüğe yol açabilir.
Yolu tahrişi: Kimyasal maddeler, kirli hava, soğuk hava gibi çeşitli düğüm noktalarının bozulmasına neden olarak öksürüğe neden olabilir.
Psikojenik Öksürük: Bazı durumlarda stres, anksiyete veya duygusal rahatsızlık gibi psikolojik değişken öksürüğe neden olabilir.
Bu sadece yaygın yayılan nedenlerin bazılarıdır. Öksürük, birçok farklı sağlık sorununun bir belirtisi olabilir, bu nedenle sürekli veya keskin bir şekilde temizlenen durumda bir sağlık uzmanına bağlıdır.
]]>ÖZGÜR BEY’E SÖYLEDİM
“Partimizdeki siyasal süreç konuyu öyle bir noktaya getirdi ki büyükşehir belediyemizle ilgili olan eleştirilerin de etkisiyle adaylık fikri oluştu. Yeni genel başkanımız Özgür Özel’le bu konuyu konuştuk. Ben iyi bir büyükşehir belediye başkanı olacağıma inanıyorum. Sahip olduğum ilçe deneyimiyle beraber zaman içerisinde yaptığımız çalışmalar, sağladığımız birliktelikler, ortak çalışma ortamları bana bunu düşündürüyor, siz de uygun görürseniz büyükşehir belediye başkan adaylığına başvurmak istiyorum dedim. O da onayladı ve ondan sonra başvurdum, süreci bekledim.”
Tugay’ın şöyle bir bakış açısı var: İzmir halkının rahatsız olduğu ve bir an evvel düzelmesini istediği konulara hızlıca eğilmek ve hepsiyle ilgili çözüm üretmek. Bunlar arasında kuşkusuz trafik de öne çıkıyor. Tugay seçildiğinde trafiği nasıl rahatlatacağını şöyle açıklıyor:
TRAFİĞİ HIZLANDIRMA
“İzmir’in trafik akışı yeteri kadar hızlı değil. Hızlandıracak düzenlemeler yapacağız. Akıllı trafik sistemini biraz daha yaygın uygulayacağız. Acil kavşak düzenlemeleri var. Buralarda yolun bazen dört şeritten iki şeride düştüğü kavşak bağlantıları var. Genişletmeler yapacağız. Çevre yolunda yoğunluk var. Orası için ikinci bir çevre yolu geliştirilmesi lazım. Bunu bakanlıkla beraber yapmamız gerekir. Bu süreci hızlandırmak için elimden geleni yapacağım. Havaalanına giden yolda alternatif bir yola ihtiyaç var. Yol ve bağlantı yolları projemiz hazır. İzmir in 2017’de yapılmış ulaşım master planı var. Bunu revize edip 30-40 yılı hedefleyen ulaşım master planı yapacağız. Toplu ulaşımda yeni alternatifler oluşturmamız lazım. Buca metrosunu 2025 yılının ekim ayından önce bitirmeyi planlıyoruz. Ulaşımda öğrencilere belirgin bir indirim yapmayı, aylık abonman kartı çok uygun fiyatla sağlamayı düşünüyorum. Bazı özel gruplara toplu ulaşımda indirim yapmayı düşünüyorum. Bunlar toplumun ulaşım ve su gibi giderlerine destek olacak sosyal politikalar.”
ÇÖP KONUSUNDA ÖNCÜ
Cemil Tugay, kentin çöp ve depolama alanı ile ilgili bir sıkıntılarını da biliyor. Bunun için yeni bir çöp bertaraf sistemine ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Bu konuda neler yapılacağını şöyle anlatıyor:
“Çöpleri yakarak bertaraf ettiğimiz, aynı zamanda enerji üreteceğimiz bir projeyi devreye sokacağız. Harmandalı bölgesine çöp dökülmesini önleyeceğiz. Organik atıkları komposta (organik gübre) dönüştürerek değerlendirmeyi düşünüyorum. O konuda Türkiye’nin öncü şehri olacağız. Çok iyi hazırlandığım bir konu o. İnsanların, iş yerlerinin, pazar yerlerinin filan atıklarını komposta dönüştürüp hem bahçe, orman alanlarına iade etmek, tarım alanlarında kullanmak. Ege Üniversitesi’nde toprak biyoloğu olan hocalarımızla çalışıyoruz. Ben kompost tesisi yapmak istedim. Baktık mevzuatta ilçe belediyesinin kompost tesisi yapma yetkisi yok. Büyükşehirle konuştuk ama bir adım ilerleyemedik. Bir siyasi, üst yönetici iradesi gerekiyor.
Kentsel dönüşümle ilgili İzmir’in önemli bir çalışmaya ihtiyacı var. Tugay şunları söylüyor: “Depreme dayanıksız binaları saptayacağız. Kentsel dönüşüne ihtiyacı olan, yenilenmesi, depreme dayanıklı hale getirilmesi gereken yapılarla ilgili kolaylaştırıcı uygulamalarımız olacak. Eski binaların yıkımını biz üsleneceğiz. Binalar yenilenirken bir buçuk sene insanlar kirada kalıyor. Kentsel dönüşüm sürecinde verilen kira yardımı düşük. Belediye olarak kira yardımına destek olacağız. Şehrin konut arzının artmasına ihtiyacı var. Bununla ilgili yeni yerleşim bölgeleri oluşturma planlarımız olacak. Şehrin nerelere doğru gelişeceği bakanlıkça zaten belirlenmiş durumda. Ona uygun olarak 1/25 binlik planlar yapacağız ve yeni yerleşim alanları belirleyeceğiz.”
5 YILDA 25 BİN KONUT
İzmir’in belediye eliyle geçmişte yaptığı toplu konut projeleri var. Ona benzer şekilde uygun rakamlı bir arsa temini, uzun vadede taksitlerle geri ödemesini sağlamak. Alt yapısını, yollarını belediye yapacak, daha sonra bir kooperatif mantığıyla üzerinde binalar yapılmasını sağlayacağız. Geçmişte bu yapıldı. Bunların yenilerini yapacağız. 5 yılda 25 bin yeni konut en az belediye eliyle yapılsın istiyoruz. Buralarında bir kısmına kentsel dönüşüm sırasında barınma ihtiyacı olan yurttaşlarımıza kullandırabiliriz.”
TEMİZ KÖRFEZ
Her yerde olduğu gibi İzmir’de de çevre sorunları var. Körfez’in temizlenmesi gerekiyor. Bu konuda neler yapılacağını Tugay şöyle dile getiriyor: “Birincisi Körfez’e atılanların, atıkların tamamen durması gerekiyor. Büyük bölümü derelerden geliyorlar. Bunu durduracağız. İkincisi de Körfez’in kendini temizlemesi için bir sirkülasyon kanalı yapılması lazım. Altında bir kanal oluşturulacak ve oradan Körfez kendisini hızlıca temizleyecek. Bunu başarılı bir şekilde yapacağımıza eminim. Körfez’in içerisinde küçük marinalar oluşturmayı, dış körfezin hemen başında halk plajları oluşturmayı düşünüyoruz. Bunlar göstermelik değil. İnsanların daha fazla kullanmasını sağlayan projeler olacak.
UCUZ SU PROJESİ
İnsanların su parasının düşürülmesi yönünde talepleri oluyor. Cemil Bey, İzmir’de suyun elde edilişinin oldukça maliyetli olduğunu, normalde çoğu şehirde ağırlıklı olarak yer üstü suları kullanılırken İzmir’de yer altı suyunun kullanıldığını ve bunun maliyetinin de yüksek olduğunu belirti. Tugay nasıl bir çözüm getireceklerini şöyle anlattı: “Örneğin Ankara’da suyun yüzde 99’u yer üstünden yani barajlardan sağlanıyor ama İzmir’de yüzde 35’i yer üstünden, yüzde 65’ i yer altından çekiliyor. O da çok yüksek enerji maliyetine neden oluyor. Elektrik fiyatları çok yükseldiği için su daha maliyetli hale geldi. Hem enerji verimliliği hem personel verimliliği hem de kayıp kaçaklarda azaltmayla su parasını iki yıl içinde düşürmeyi düşünüyoruz. Büyükşehirler arasında en uygun fiyatlı su İzmir de verilecek diye koyduğum hedefi gerçekleştireceğim. Hemen başlar başlamaz daha geliri düşük, ihtiyacı fazla olan insanlara temel tüketim miktarları yani 4-5 metreküplük suyu sembolik fiyatla vereceğiz ve onları rahatlatacağız.
HEDEF DÜNYANIN EN İYİ ŞEHİRLERİ LİSTESİNDE İLK 20’YE GİREBİLMEK!
Birleşmiş Milletler’in şehirlerin gelişmişlik sırasına göre yaptığı bir sıralama var. Orada dünyanın en iyi şehirleri arasında İzmir 58. sırada. Tugay “Benim hedefim bunu 20. sıraya kadar çıkarmak. Bunu sağlamak için ulaşımdan, çevre sorunlarına, atık yönünden sağlık hizmetlerine kadar hatta suç oranlarında azaltmaya kadar bir çok seri çalışma alanı var. Bunların hepsiyle ilgili işler var. İzmir’i dünyanın en gelişmiş 20 şehri arasına sokmayı hedefliyoruz” diyor. Sosyal belediyeciliği ön plana çıkarmak istiyor. Bu alanda yapmayı planladıklarını şöyle aktarıyor: Şehrin kalkınması ile ilgili belediyelerin aktivitelerini olması gerektiği kadar çok yoğunlaştırmadık. Ben bu dönemde kalkınma belediyeciliği ifadesi kullanıyorum. Neyi kastediyorum. Şehrin ekonomik imkanlarının gelişmişliğinin artması için ama istihdamın özellikle gelişmesi için, üretim potansiyelinin artması için, markalaşma ve pazarlamada daha güçlü olması için belediye eliyle yapılacak çok iş var.
Bunların bir kısmı tarımda, sanayide, ticarette, girişimcilik ekosisteminde bütün bu alanların hepsinde kolaylaştırıcı ortak olduğumuz süreçler olacak. Karşıyaka’da iyi hazırlık yaptım. Bir girişimcilik merkezimiz vardı mesela. İki üniversite ile bir teknoloji geliştirme merkezi açtık TEKMER. Üniversitelerle bu merkezi açan ilk belediyeyiz biz. Ticaret Odası’yla geçen gün görüştük. Bütün kurumlar birbirleriyle ilişki kurarak, güçlerini birleştirerek yeni iş sahaları açmaya çalışıyor. Belediye hep çekinceli duruyordu. Bunu aşalım diye bir niyetim var. İzmir Ticaret Borsası’nın yeni açılacak bir tarım teknolojisi merkezi var. Bir sürü kurum girmiş ama belediye girmemiş. ‘Biz de katılmak istiyoruz’ dedim şaşırdılar ama sevindiler.”
]]>KÜFÜN ZARARLARI
Küf, insan sağlığına zararlı olan mikroskobik mantarların oluşturduğu bir mantar türüdür. Zararları şunlar olabilir:
Sağlık Sorunları: Küf solunum yolu rahatsızlıklarına, alerjilere, astıma ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilir. Özellikle hassas olan kişilerde bu etkiler daha belirgin olabilir.
Alerjik Reaksiyonlar: Küf sporları alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Öksürük, hapşırma, burun akıntısı, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler gösterebilir.
Astım Nöbetleri: Astımı olan kişilerde, küf sporları astım nöbetlerini tetikleyebilir.
Enfeksiyonlar: Bazı küf türleri deride enfeksiyonlara neden olabilir. Örneğin, Candida türü mantarlar ciltte enfeksiyonlara yol açabilir.
Toksik Etkiler: Bazı küf türleri toksinler üretebilir. Bu toksinlerin solunması veya teması ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Örneğin, Stachybotrys chartarum adlı küf türü, “siyah küf” olarak bilinir ve sağlık üzerinde ciddi etkilere yol açabilir.
Ev ve Bina Hasarı: Küf, evlerde ve binalarda yapısal hasara neden olabilir. Duvarları, tavanları ve diğer yüzeyleri bozabilir, malzemelerin çürümesine ve koku yayılmasına sebep olabilir.
Gıda Bozulması: Yiyeceklerde küflenme, gıdanın bozulmasına ve tüketilemez hale gelmesine neden olabilir. Bazı küf türleri insan sağlığına zararlı mikroorganizmalar üretebilir.

KÜF NASIL TEMİZLENİR, NASIL ÇIKAR?
Küf temizliği, hem sağlık hem de estetik açıdan önemlidir. Küfün zararlarından korunmak ve tekrar oluşumunu engellemek için doğru şekilde temizlenmesi gerekir.
Küf Temizliği için Yapmanız Gerekenler:
1. Güvenlik Önlemleri:
Eldiven, maske ve gözlük: Küf sporlarını solumamak ve cildinize temas etmemesi için eldiven, maske ve gözlük takın.
Alanı havalandırın: Temizlik sırasında pencereleri açarak veya havalandırmayı çalıştırarak alanı havalandırın.
Çocukları ve evcil hayvanları uzak tutun: Temizlik sırasında çocukları ve evcil hayvanları alandan uzak tutun.
2. Temizlik Malzemeleri:
Sirke: Beyaz sirke, küf temizliği için doğal ve etkili bir çözümdür. Sirke ve su karışımı kullanarak küfleri temizleyebilirsiniz.
Karbonat: Karbonat, küf sporlarını öldürmede etkili bir maddedir. Karbonat ve su karışımı kullanarak küfleri temizleyebilirsiniz.
Ticari Küf Temizleyiciler: Piyasada bulunan ticari küf temizleyicileri de kullanabilirsiniz. Ürün talimatlarını dikkatlice okuyarak kullanın.
3. Temizlik Aşamaları:
Küflenmiş yüzeyi kurulayın: Küflenmiş yüzeyi kuru bir bezle silerek suyun emilmesini sağlayın.
Temizleme solüsyonu hazırlayın: Sirke, karbonat veya ticari küf temizleyici kullanarak bir temizleme solüsyonu hazırlayın.
Solüsyonu uygulayın: Temizleme solüsyonunu küflenmiş yüzeye uygulayın ve 10-15 dakika bekletin.
Fırçalayın: Yumuşak bir fırça veya sünger kullanarak küfleri fırçalayın.
Yıkayın: Temiz bir bez ve su kullanarak küflenmiş yüzeyi yıkayın.
Kurulayın: Temizlenmiş yüzeyi kuru bir bezle kurulayın.
4. Ek Öneriler:
Küflenmiş malzemeleri atın: Küflenmiş ve onarılamayacak kadar hasar görmüş malzemeleri atın.
Havalandırmayı artırın: Küf oluşumunu engellemek için havalandırmayı artırın.
Nemi kontrol altında tutun: Küf oluşumunu engellemek için nemi kontrol altında tutun.
Düzenli olarak temizleyin: Küf oluşumunu engellemek için binaları ve eşyaları düzenli olarak temizleyin.
Küf Temizliği Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler:
Küfleri asla süpürmeyin veya vakumlamayın: Bu işlem, küf sporlarının havaya yayılmasına neden olabilir.
Ağartıcı kullanmayın: Ağartıcı, küfleri öldürmez, sadece rengini açar. Ayrıca ağartıcı, bazı malzemelerde hasara neden olabilir.
Uzmandan yardım alın: Küflenme sorunu yaygın ve büyükse bir uzmandan yardım almanız önerilir.
]]>
Farklı belirtilere yol açar
Besin alerjisinin bulguları-belirtileri hafif bir hastalıktan ciddi hastalık tablosuna kadar değişkenlik gösterir. Besin alerjileri çok değişik organları ilgilendiren ve tanı karışıklığına yol açan belirtilerle seyredebilir. Deride kaşıntı, yanma, kızarıklık, egzama, sivilce; burunda akıntı, tıkanıklık, hapşırma, nezle; gözlerde sulanma, kaşıntı, seğirme, konjonktivit; eklemlerde ağrı, sindirim sisteminde ağız kuruluğu, geğirme, midede yanma, reflü, ishal, bulantı, kusma, gastrit; akciğerlerde kuru öksürük, astım; sinir sisteminde baş ağrısı, migren, uyku hali gibi çok değişik, teşhis konulamayan belirti ve bulgulara yol açar. Besin alerjileri ayrıca solunum yollarında daralmaya yol açan anaflaksi olarak adlandırılan ölümcül bir tabloya da neden olabilir. Fıstık alerjisi en yaygın alerjik gıdalardan biridir. Anafilaksi tarzında alerjik reaksiyonlara neden olarak anafilaktik ölüme dahi neden olabilir. Fıstığa alerjisi olanlar fıstık yağı kullanabilir. Çünkü yağın çıkarılması esnasında proteinler tam besinden ayrıştırılmış olur.
NASIL ANLAŞILIR?
Her besin alerjiye yol açabilir. Sık yenilen gıdalara karşı alerji daha yaygındır. Bir besine karşı alerjinin olup olmadığı, kişinin sorgulanması, alerjik deri testleri ve alerjen maddeye karşı ortaya çıkan IgE sınıfı antikorların kandaki varlığıyla ortaya konabilir.
BU BESİNLERE DİKKAT!
İnek sütü, yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri (karides, kerevit, ıstakoz, yengeç), kabuklu kuruyemişler (fındık, fıstık, ceviz), yaban mersini, domates, çilek, çikolata, bal gibi gıdaların yanı sıra ketçap, mayonez, margarinin de aralarında bulunduğu pek çok işlenmiş gıda da en sık alerjiye yol açan besinlerdir. Yani ne kadar işlenmiş ürün tüketilirse besin alerjisi gelişme riski artar. Tahıllar da alerjiyi tetikler. Tahılların içinde bulunan glüten proteini işlenmiş gıdalarda en fazla bulunan katkı maddesidir ve alerjiktir. İnek sütünde bulunan kazein proteini de alerjik ve kanserojendir.

Katkı maddelerinin etkisi
Tatlandırıcı gibi amaçlarla sık olarak kullanılan katkı maddelerinin alerjik reaksiyonlara yol açma ihtimali azdır. Özellikle monosodyum glutamat, sülfit ve benzoik asit gibi maddeler daha sık alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Besinlerin işleme tabi tutulması, pişirme, kızartma gibi işlemler alerjik maddelerin niteliğini değiştirir. Besin maddesinde bulunan alerjenlerin miktarı azalırken yeni alerjenler ortaya çıkabilir. Günümüzde hazır gıdalarda 10 binden fazla katkı maddesi bulunmaktadır. Bu katkı maddelerinin alerjik belirtilere ve kanserojen etkiye yol açıp açmadıkları kestirilememektedir. Alerjiye yol açan genellikle besinlerin içindeki protein yapılarıdır. GDO’lu besinlere aktarılan DNA’lar ve ürünleri de çoğunlukla protein yapıda olduğu için alerjik reaksiyona yol açabilmektedir.
Nelere dikkat edilmeli
Besinlerin ağızda iyice çiğnenmesi, mide ve bağırsak sindiriminin yeterli olması çok önemlidir. Mide asidini azaltacak ilaçlar, çok yemek, uygun olmayan yiyecek kombinasyonları alerji ihtimalini artırır. Proteinlerle nişastalı yiyecekler ve meyveler birlikte tüketilmemelidir. Meyveler kahvaltı öncesi ve öğün aralarında yenmelidir. Yeşil yapraklı sebzeler her besin türüyle birlikte tüketilebilir. Temiz, bütün, organik, taze, işlenmemiş (doğal) gıdalar tüketilmelidir. Gıdaların pişirilmesi, kavrulması alerjiyi etkiler. Glüten alerjisi sanıldığından çok daha yaygındır. İşlenmiş ambalajlı gıda maddelerinin etiketlerinin incelenmesi önemlidir.
]]>İmamoğlu ve Köseler’in pazardan sonraki durağı, İBB’nin var olan özel işletme işgaline son vererek, baştan aşağı yenileyip halkın kullanımına sunduğu İBB Beykoz Kır Bahçesi Sosyal Tesisleri oldu.
Tesislerin açılışı nedeniyle; vatandaşlara ekmek arası döner, köfte ve sucuk ikramlarında bulunuldu. İmamoğlu ve Köseler, hizmete giren sosyal tesis bahçesinde, sağanağa aldırış etmeyen çok sayıda Beykozlu tarafından karşılandı.

“O KADAR ÇOK ŞEYİ SIFIRDAN ALDIK Kİ…”
Sosyal tesis içinde konumlandırılan bir alanda, İBB yurtlarında kalan öğrenciler ve Beykoz mahalle muhtarlarıyla bir araya gelen İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“Öğrenci yurtlarımızda şu anda 5 bin 200’e yakın kapasitemiz var. İnşallah 6000’i bu yaz sonu itibariyle, eylülde bulmayı planlıyoruz. Biz, o kadar çok şeyi sıfırdan aldık ki…

Yani tabiri caizse; kreş sıfır. Öğrenciye burs verme sıfır. Öğrenci yurdu sıfır yatak. O kadar çok şey sıralayabilirim ki. Mesela, ‘Anne Kart’ diye bir uygulama yoktu; sıfırdı. Birçok konuda böyle bir durum vardı. Birçok birimimizi açtık. İstihdam Ofisleri hiç yoktu. Şimdi bunlar ne işe yarıyor?
Mesela İstihdam Ofislerinde 200 bine yakın insan, özellikle büyük oranda gençler iş bulabiliyor. Gençlerimiz Anadolu’nun, Trakya’nın muhtelif yerlerinden geliyorlar ve burada -gerçekten dileriz ve isteriz ki öyle hissetsinler- evlerindeki bir konforu yaşıyorlar.
Yaşatmaya çalışıyoruz. Elbette ki ailelerini özlüyorlardır. ama büyük oranda biz onların konforunu sağlayarak, kendilerini güvende hissettikleri ortamda, okul yaşamlarını sürdürsünler istiyoruz.”

“İSTANBUL’DA BİRÇOK İLKİ YAPTIK”
“İstanbul’da birçok ilki yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Unutulmuş, terk edilmiş ya da bir kenara itilmiş hangi insanımız varsa, hangi kesim varsa; onları hatırlayan, onlara hizmet üreten ve onları asla ıskalamayan bir belediyecilik anlayışıyla hareket ediyoruz.
Siyasetin bir araç olduğunu, asla amaç olmadığını ve hizmet için bu aracı en ahlaklı, en nitelikli bir biçimde yolculuğumuza ışık tutan bir şekle dönüştürdüğümüzü, insanına hizmet eden olmayı hedeflediğimizi, insanların inanın oyunu değil, önce sevgisini ve saygısını kazanmayı ilke edindik.

Bu ilkelerle, 5 yılı aşkın süredir İstanbullularla, kıymetli hemşerilerimle çok sıcak bir temas içerisindeyiz. Bugün de bu güzel mekanı ilk gelip, 2-2,5 sene önce ziyaret ettiğimde, burada bir kiracı ya da bir süre sonra işgalciye dönüşmüş bir özel işletme vardı.
Onların hukuki süreçleriyle, burayı boşaltma süreçleriyle beraber, uzayan zaman diliminden sonra boşaltıldıktan itibaren, biz burayı ziyarete geldik ilçe başkanımızla birlikte. ‘Bir an önce burayı Beykozlulara, İstanbullulara kazandırmalıyız’ dedik. Arkadaşlarım beni mahcup etmedi.

Çünkü ben, ‘Bunu hemen 2024’ün ilk aylarında istiyorum’ demiştim. Bugün itibariyle yoğun çaba, emekle burayı açtılar. Bütün emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Buraya, 2024’ün 31 Mart seçimlerinde Beykoz’daki belediye başkan adayımızı, yol arkadaşımız Alaattin Köseler Başkanımızla geldim.
Ona başarılar diliyorum. İnşallah 1 Nisan’da, Beykoz’da iktidar olarak, Beykoz’a uyanacağız. Değerli dostlar; önümüze bakacağız. Çok çalışacağız.”

“ŞAYET GİDEBİLİRSE HATAY’A, YÜZ BİNLERCE DOSTUMUZA SORAR”
“Arkadaşlarım yolda gelirken, ‘Şimdi gün içinde artık taş atmalara, onlara cevap vermelere dönecek’ dediler. Sayın Kurum -malum İstanbul Belediye Başkanı adayı rakibimiz- bir şey söylemiş; ‘İstanbul bütçesinden bir pay ayırsaydı da 1000 tane konut yapsaydı Hatay’a’ diye.
Önce şunu söyleyeyim: Şayet gidebilirse, tabi bilmiyorum, gidebilirse; gitsin. Orada, deprem sonrası sadece Hatay’da değil… Diğer illerde de çok katkımız oldu.
Ama özellikle Hatay’da görevli olduğumuz için orada neler yaptığımızı, yüz binlerce Hataylı dostumuza, kardeşimize, vatandaşımıza, hemşehrilerimize İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, nasıl hizmet ettiğimizi gider, sorar; vatandaşlardan cevap alır.
Daha yeni, yaklaşık 1000 kişinin yaşadığı çok değerli bir geçici barınma merkezini açtık. Yine şu anda bir lise inşa etmek üzere temelini attık ve inşallah önümüzdeki eğitim dönemine, aylar sonra bitirip teslim edeceğiz. Hala hizmetlerimiz devam ediyor.
Çok işler yapılması gerekir. Kendi sorumluluklarını savurmak isteyenler ancak böyle taşlar atabilir. Bence Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağına; Maltepe’de, Tuzla’da, Güngören’de 5 yıldır, 7 yıldır, 6 yıldır bitiremediği ve milletin feryatlarını kapımıza kadar gelen insanlarıyla duyduğumuz konutları bitirip, bir an önce teslim etsinler.”
“HER PROJEMİZİ, KENDİ PROJELERİ GİBİ ANLATABİLİR”
“Bir de buradan duyuruyorum: Benim açıkladığım, söylediğim, geçmişten bugüne yaptığımız, 16 milyon insanımızla beraber tasarladığımız her projemizi, kendi projeleri gibi anlatabilir. Zaten anlatıyor. Ben bundan rahatsızlık duymam. Mutlu olurum.
Bizim çünkü her projemiz; halkçı belediyeciliğin, demokrat belediyeciliğin en güzel örneklerini içerir. Aynen buradaki genç arkadaşlarımızın yurtları gibi. Duyuyorum ve biliyorum ki; bir kısım projelerimizi, geçmişten bugüne yaptığımız ve şu an açıkladığımız projelerimizi ilan ediyorlar hemen hemen her gün.
Zannediyorlar ben bundan algınlık göstereceğim. Hayır. Bilakis mutlu oluyorum. Mümkünse, bizim bu projelerimizi de allandıra ballandıra anlatsınlar. Sonuçta 1 Nisan’dan itibaren zaten ne kadar anlatırsa anlatsın, o projeleri biz yapmaya devam edeceğiz. O yolculuk, bizim güçlü yolculuğumuz olacak.
Milletimizin, 16 milyon insanımızın kazanacağı bir seçim yolculuğuna gidiyoruz. Temennimiz ve arzumuz; bu memleketin her bireyinin birbirini sevgiyle, saygıyla karşıladığı bir huzur ortamı. Bu memleketin her insanının değerli olduğunu hissettiği bir ortam.
Siyasi ayrımcılığın olmadığı, etnik kimliğin ayrımcılığa uğramadığı ya da inançların vesaire kim olursa olsun… Bu ülkede, bu şehirde yaşayan, 100 kişilik, 500 kişilik, 1000 kişilik bir grup bile olsa, o grubun bütün hassasiyetleri bizim hassasiyetimizdir.”
“DEVAM ETSİNLER, BİR KİŞİYE HESAP VERMEYE…”
“Yöneticilik böyle bir şeydir. Devlet kültürü böyle bir şeydir. Binlerce yıllık devlet geleneğimiz, bize bunu öğretmiştir. Hele hele Cumhuriyetle birlikte, bizim devlet geleneğimiz taçlanmıştır. ‘Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir.’ Çok değerli bir söz bu.
O bakımdan kimseyi dışarıda bırakmayan bu sistemin hem yılmaz bekçileri olacağız hem bunu geliştiren, en üstün demokrasiyi şehirlerimizden başlayarak ülkemizin her sahtına yayan, en doğru, en güçlü, en bağımsız, en özgür şekliyle yetişen gençlerimizin meslekleriyle beraber bu ülkede bütün özgün fikirleriyle, yaratıcılıklarıyla ülkemizin geleceğine hazırlayan bir süreci hep birlikte yakalamak ve yaşamak istiyoruz.
Bu yolculuk, güçlü bir yolculuktur. Cesur bir yolculuktur. Bu yolculukta başarının dışında, ruhumuzda hiçbir düşünce yoktur. Bu işin arkasında biz, 16 milyon insanımızı hissediyoruz.
86 milyon insanımızın arkamızda olduğu, 16 milyon insanımızın arkamızda olduğu bir süreç. Biz bir tek onlara yüzümüzü döneriz, onlardan bilgi alırız, onlarla paylaşırız, onlara hesap veririz. Birileri devam etsinler, bir kişiye hesap vermeye; biz 16 milyona, 86 milyona hesap vermeye devam edeceğiz.”
İmamoğlu ve Köseler’in Beykoz turu, Onçeşme Meydanı alan düzenleme incelemesiyle son buldu.
]]>SİYANÜR NEDİR?
Siyanür, hidrojen siyanür (HCN) veya metal siyanür tuzları (örneğin, sodyum siyanür) şeklinde bulunabilen bir bileşiktir. Endüstriyel proseslerde, madencilikte, metal işleme endüstrisinde ve bazı tarım ilaçlarında kullanılabilir. Ancak, doğru şekilde kullanılmadığında veya maruziyet durumunda ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Siyanür, solunum sistemi, kardiyovasküler sistem, nörolojik fonksiyonlar ve metabolizma gibi vücut sistemlerine zarar verebilir.
Siyanürün kullanım alanları:
Altın madenciliği: Siyanür, altın cevherinden altın çıkarmak için kullanılır.
Elektrokaplama: Siyanür, metal kaplama işlemlerinde kullanılır.
Kimyasal sentez: Siyanür, bazı organik kimyasalların sentezinde kullanılır.
Zararlı kontrol: Siyanür, bazı böcek ve haşerelerden kurtulmak için kullanılır.
SİYANÜRÜN ZARARLARI NELER?
Siyanür, son derece zehirli bir maddedir ve yutulması, solunması veya cilt yoluyla emilmesi halinde ölüme neden olabilir. Siyanür zehirlenmesinin belirtileri arasında baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma, kas krampları ve nefes darlığı yer alır.
Siyanürün zararları:
Hücresel solunumu engeller: Siyanür, hücrelerin oksijen kullanmasını engelleyerek hücre ölümüne yol açar.
Sinir sistemine zarar verir: Siyanür, sinir sistemini etkileyerek felç, koma ve ölüme neden olabilir.
Kalp ve dolaşım sistemine zarar verir: Siyanür, kalp kaslarının zayıflamasına ve kalp yetmezliğine yol açabilir.
Metabolik asidoza neden olabilir: Siyanür, kandaki asit seviyesinin yükselmesine neden olarak metabolik asidoza yol açabilir.
Gelişimsel toksisiteye neden olabilir: Siyanür, hamile kadınlarda düşük ve doğum kusurlarına yol açabilir.
Siyanüre maruz kalma riskini azaltmak için:
Siyanür içeren ürünlerden uzak durun.
Siyanürle çalışırken her zaman eldiven, gözlük ve maske gibi koruyucu giysiler giyin.
Siyanür içeren ürünlerin etiketlerini dikkatlice okuyun ve talimatlara uyun.
Siyanür içeren ürünleri çocukların ve evcil hayvanların erişemeyeceği yerlerde saklayın.

SİYANÜR ZEHİRLENMESİ NASIL OLUR?
Siyanür zehirlenmesi, vücuda siyanürün farklı yollarla girmesi sonucunda ortaya çıkar. İşte yaygın siyanür zehirlenme yöntemleri:
Solunum Yoluyla Maruziyet: Siyanür gazı veya buharı solunduğunda zehirlenme olabilir. Bu durum özellikle endüstriyel alanlarda veya siyanür içeren maddelerin yanması sonucunda ortaya çıkabilir.
Yutma: Siyanür içeren maddelerin yutulmasıyla zehirlenme meydana gelebilir. Bu durum, intihar girişimlerinde veya siyanür içeren maddelerin yanlışlıkla alınması sonucunda ortaya çıkabilir.
Ciltle Temas: Bazı durumlarda, siyanür içeren maddeler ciltle temas ederek emilebilir ve zehirlenmeye neden olabilir. Ancak, genellikle diğer maruziyet yolları daha yaygındır.
SİYANÜR ZEHİRLENMESİ BELİRTİLERİ NELER?
Siyanür zehirlenmesi, siyanür içeren bir madde yutulduğunda, solunduğunda veya cilt yoluyla emildiğinde ortaya çıkar. Siyanür, hücrelerin oksijen kullanmasını engelleyerek hücre ölümüne yol açar. Bu da doku ve organ hasarına ve ölüme neden olabilir.
Siyanür zehirlenmesinin belirtileri şunlardır:
| Siyanür zehirlenmesi belirtileri |
|---|
| Baş dönmesi |
| Baş ağrısı |
| Bulantı |
| Kusma |
| Kas krampları |
| Nefes darlığı |
| Konuşma bozukluğu |
| Görme bulanıklığı |
| Felç |
| Koma |
| Ölüm |
10 Şubat’tan Çin Fener Festivali’ne kadar süren kutlamalarla Çin Yeni Yılı başlıyor. Çin geleneğine göre; her yıl, Çin burçlarında yer alan 12 hayvandan biri ile temsil ediliyor. 2023’te tavşan yılı iken, şimdi de ejderha yılına geçiyoruz. Peki ejderha yılında bizi neler bekliyor?
Çin geleneğine göre 2024 yılı, ilerlemeyi, büyümeyi ve bolluğu teşvik ettiği söylenen ejderhayı kutlayacak. Çinli astroloji uzmanı Letao Wang da hangi burçların iyi haberler bekleyebileceğini açıkladı.
Wang, ‘Çin Zodyak döngüsünün Gregoryen takviminin 1 Ocak’ına değil, Ay Yeni Yılı’na uygun olduğunu hatırlamak önemli. Bu yenilenme kutlaması, genellikle ocak sonu ile şubat başı arasında yer alan bir günde başlıyor” diyerek Çin Yeni Yılı’nı açıklıyor.
Wang’a göre 2024 ‘Ejderha Yılı’ ile temsil edilecek. İşte ejderha yılının burçlara etkisi…

FARE
(1936, 1948, 1960, 1972, 1984, 1996, 2008, 2020)
Eğer doğduğunuz yıl fareyi işaret ediyorsa bu yıl yenilenme potansiyelini kucaklayın. Ejderha yılının canlılığı, yeni olasılıkları keşfetmek için sizi her zamanki sınırlarınızın ötesine yavaşça adım atmaya teşvik ediyor.
Sosyal çevrenizin ve bağlantılarınızın geliştiğini görebilirsiniz. Yıldızlar büyüme için hizalanırken, profesyonel gelişim fırsatları da ufukta beliriyor ve sizi zarafetle yükselmeye davet ediyor.
Liderlik veya girişimcilikte, rehberlik etme ve ilham verme konusundaki içsel yetenekleriniz öne çıkacak.
ÖKÜZ
(1937, 1949, 1961, 1973, 1985, 1997, 2009, 2021)
Öküz, zorlukların hedefe ulaşmada basamak görevi gördüğü derin bir dönüşüm yılıyla karşı karşıya.
Her türlü engeli aşmak için koruyucu enerjilerin varlığına işaret eden çok sayıda uğurlu işaretle çevrili olacaksınız. Yolculuk bazen göz korkutucu görünse de yol gösterici olmaya hazır destekleyici figürler ortaya çıkıyor.
Özellikle sağlık ve ev içi uyumla ilgili bir umut ışığı var. Uyumlu bir yuva yaratma konusunda nazik adımlar atarken, gelişen ve canlı yarınların tohumlarını ekeceksiniz.
KAPLAN
(1938, 1950, 1962, 1974, 1986, 1998, 2010)
Ejderhanın besleyici enerjileri, güç ve değişimle gelişen kaplanlar için yenilenme vaat ediyor. Bu döngü hem kişisel gelişim hem de profesyonel alanlarda yeni sayfalar açmaya hazırlanıyor.
Kariyerde ilerleme, maaş artışları ve yeni iş çabalarının gelişmesi için fırsatlar kapıda. Profesyonel nitelikteki yolculuklar bu iyi şansın tetikleyicisi olabilir, bu nedenle sizi keşfedilmemiş bölgelere doğru iten her fırsatı kucaklayın. Bu arada sağlığınıza dikkat etmeyi ihmal etmeyin.
TAVŞAN
(1939, 1951, 1963, 1975, 1987, 1999, 2011)
Ejderha yılının dönüştürücü döngüsünde, düşünme ve kendini geliştirme dönemine davet edilebilirsiniz.
Yıldızlar, tavşanların sosyal ortamlarda var olurken veya yeni ilişkiler kurarken kendilerini tartmaları, zorlu ilişkilerle baş edebilmeleri için dayanıklı durmaları gerektiğine işaret ediyor. Ancak merak etmeyin bu süreçte yıkıcı ve dehşete düşürecek durumlar yaşamayacaksınız. Daha çok güçlenip büyüyeceksiniz.
İkinci veya sekizinci ay boyunca, sağlığınız için bir kontrolden geçebilirsiniz.
Kalpleri ve zihinleri önlerindeki derslere açık olan tavşanlar, daha önce hiç hayal etmedikleri şekillerde gelişme şansına sahipler.

EJDERHA
(1940, 1952, 1964, 1976, 1988, 2000, 2012)
Ejderhalar bu yılı öz değerlendirme ve kişisel gelişim açısından sakinleştirici bir yolculuk olarak görebilirler. İç enerjileri yükseldikçe, yavaşça yeni ilgi alanlarını keşfetmeleri veya mevcut tutkularını özenle geliştirmeleri için mükemmel bir zaman.
Kariyerinizde ilerlerken desteklerle karşılaşabilirsiniz. Ancak zaman zaman cesaretinizi ortaya çıkarmanız gereken sorunlarla karşılaşabilirsiniz.
YILAN
(1929, 1941, 1953, 1965, 1977, 1989, 2001, 2013)
Yılanlar, ejderha yılı boyunca ilerlerken, içsel gelişim ve öz-düşünüm için bu sürecin bir davet olduğunu düşünebilirsiniz. Zihninizi ve ruhunuzu, ruhunuzun yoluna uygun yeni bilgi ve becerilerle beslemek için en uygun dönem.
Kalp meselelerinde, anlamlı ilişkiler için alan yaratarak kendinizi sevmenin rehberiniz olmasına izin verin. Yeni arkadaşlıklar arayanlar, evrenin size değer veren potansiyel ortaklara yaklaştıracak yollar ördüğüne güvenin.
AT
(1930, 1942, 1954, 1966, 1978, 1990, 2002, 2014)
Bu yıl atlar öngörülemeyen, heyecan verici deneyimlerle karşılaşabilir. Gelişmek için altın bir şans sunuluyor, bu anları açık bir kalple karşılayın.
Merakınızın sizi akademik gelişime veya ruhunuzu zenginleştiren deneyimlere yönlendirmesine izin verin. Yıldızlar yolculuğunuzu desteklerken, tetikte ve temkinli olmak olası aksiliklerden kaçınmanıza yardımcı olabilir.
Evde gerginlikler ortaya çıkarsa, bunları daha derin bağlar geliştirmek için fırsat olarak görün.
KEÇİ
(1931, 1943, 1955, 1967, 1979, 1991, 2003, 2015)
Ejderhanın bu yılki dinamik enerjisi, hem kişisel hem de profesyonel anlamda anlamlı bir büyüme için itici bir güç olabilir.
Önünüzdeki yol parlak görünüyor; yıldızlar, özellikle yeni ve heyecan verici girişimlere yatırım yapmaya hazır olanlar için bol miktarda hasadın sinyalini veriyor.
Mücevher ve güzellik gibi ışıltılı, kadınsı enerjiyi yücelten endüstrilerde önemli ilerleme fırsatları var.
Dolunay gecelerinde mumlara bakmak gibi meditatif uygulamaları birleştirmek, sakin bir koruma görevi görebilir ve hayatınıza aradığınız huzur ve dengeyi getirebilir.
MAYMUN
(1932, 1944, 1956, 1968, 1980, 1992, 2004, 2016)
Maymunlar için ejderha yılı yeni sanatsal ifade biçimlerini benimsemek ve hayal gücünün uçmasına izin vermek için değerli bir zaman. Yaratıcı enerjilerin yanı sıra bu yıl, anlamlı bağlantılar kurma, mevcut ilişkileri besleme, destekleyen ve yükselten daha güçlü bir sosyal ağ örme vaadiyle olgunlaşıyor.
Terfiler veya maaş artışları gibi gelişmeler kapıda.
Yasal karmaşıklıklarla karşılaştığınızda bilgili danışmanlara danışmak için zaman ayırın. Zihninize netlik ve huzur getirmek için iletişim kurun.
HOROZ
(1933, 1945, 1957, 1969, 1981, 1993, 2005, 2017)
Horoz burcundakiler için önümüzdeki yıl, evren son derece cömert… Yolunuz, desteğin ve yeni olanakların bol miktarda arttığı bir topluluğa doğru nazikçe yönlendiren koruyucu güçlerin varlığıyla aydınlatılacak.
Yıldızlar önünüzdeki engelleri ortadan kaldıracak şekilde hizalanarak yardımın her fırsatta ulaşılabilir olmasını sağlıyor. Küçük bir finansal kaygılar yaşayabilirsiniz.
KÖPEK
(1932, 1946, 1958, 1970, 1982, 1994, 2006, 2018)
Ejderha yılına girerken, bir iç gözlem ve büyüme dönemi sizi bekliyor. Zorluklar ortaya çıkabilir, ancak bu engeller aşılamaz değil.
Evlilikler veya yeni iş girişimleri gibi mutlu olacağınız gelişmeler çevrenizde yaşanırken bu toplu kutlamaların tadını çıkarın.
Riskli girişimler yerine istikrarı tercih edin.
Son olarak bu yıl kişisel ilişkileriniz için bir sınav olabilir. Partnerinizi desteklemeyi ihmal etmeyin.
DOMUZ
(1935, 1947, 1959, 1971, 1983, 1995, 2007, 2019)
Bu yılın sizin için potansiyel bir hazine barındırdığını unutmayın. Onu açık bir kalple kucaklayın. Hem profesyonel hem de özel hayatınızda beklentileriniz gerçekleşebilir.
Hayatın sizi yeni arkadaşlıklara yönlendirmesine izin verin.
Büyük hayaller kurun, çünkü bu yıl, ömür boyu hayal ettiğiniz meyveleri toplama fırsatıyla olgunlaştı. Kalpleri aşkı karşılamaya açık olanlar için, sıradan anların büyüsüne dikkat edin, çünkü bu beklenmedik karşılaşmalarda yeni bir aşk gelişebilir.
]]>
A VİTAMİNİ
Çalışmalarda obstrüktif (tıkayıcı) uyku apne sendromu olan hastaların antioksidan vitamin olan A düzeylerinin düşük olduğu saptanmıştır.
B VİTAMİNLERİ
B vitaminleri uykunun ve sirkadiyen ritmin düzenlenmesinde rol oynayan bazı nörotransmitterlerin ve nörohormonların sentezi ve salınması için gereklidir. B12 vitamini eksikliği beyin fonksiyonlarının yavaşlaması, çeşitli nöropsikiyatrik bozukluklara, bilinç bulanıklığı, depresyon gibi sorunlara yol açabilir. B12 vitaminin uykusuzluk ve uyku düzeni üzerine olan etkisi ise tartışmalıdır. Ancak magnezyum ve melatonin ile B vitamini kompleksinin alınması uyku düzeni ve uykusuzluğa iyi gelebildiği çalışmalarla vurgulanır. B6 vitamini de uykunun düzenlenmesine yardımcı olan serotonin de dahil olmak üzere birçok nörotransmitterin sentezlenmesinde de rol alır. B6 vitamini eksiklikleri psikolojik stresi arttırarak uyku bozukluğuna yol açabilir. Bu vitaminin de uyku kalitesi ve süresini iyileştirebileceğini yansıtan çalışmalar vardır. ,

C VİTAMİNİ
C vitamini uykunun süresini ve kalitesini etkileyebilir. Yüksek C vitamini düzeylerine sahip kişilerin daha uzun ve kesintisiz uyuduğu saptanmıştır. Ayrıca düşük C vitamini düzeyi uykunun onarıcı gücünü de azaltmaktadır. Yani kişi ne kadar uyursa uyusun kendini dinlenmiş hissetmede zorluk yaşayabilir.
D VİTAMİNİ
Araştırmalar uykunun düzenlenmesinde beynin çeşitli bölgelerindeki D vitamini reseptörlerinin rol oynadığını göstermektedir. Bu vitaminin vücutta melatonini düzenleme de rolü vardır. Melatonin vücudun uyku döngüsünü düzenleyen hormonlardandır. D vitamini ve melatonin zıt zamanlarda çalışır. D vitamini cildimizin güneş ışığına maruz kalmasıyla sentezlenirken, melatonin geceleri epifiz bezince üretilir. Ancak fazlası melatonin üretimini baskılayarak uyku bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle D vitamini takviyelerinin sabahları alınması daha uygundur.
E VİTAMİNİ
Antioksidan kapasiteli E vitaminin takviye edildiği çalışmalarda uyku problemine yol açan huzursuz bacak sendromunda semptomların azalabileceğine işaret eder.
MAGNEZYUM
Magnezyum, uykuyu düzenleyen ve gevşeme sağlayan bir mineraldir. Eksikliğinde genellikle uykusuzluk, gece terlemeleri veya sık sık uyanma gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
ÇİNKO
Düşük çinko seviyeleri hiperaktivite ve gerginlik gibi çeşitli semptomlara neden olabilir. Uykusuzluk sorunu olan kişilerde melatonin, magnezyum ve çinko verilmesinin uyku ve yaşam kalitesini iyileştirdiği görülmüştür.

DEMİR
Dopamin sisteminin normal işleyişi için merkezi sinir sisteminde yeterli miktarda demir gereklidir. Çocuklarda ve yetişkinlerde uyku sorunları, yorgunluk ve olası öğrenme bozukluklarının demir eksikliğiyle ilişkili olabileceği düşünülür.
SELENYUM
Selenyum güçlü antioksidatif ve anti inflamatuar özelliklere sahip önemli bir bileşen. Selenyum eksikliği olumsuz ruh hali durumlarıyla bağlantılıdır.Araştırmalarda selenyum eksikliğinin uykuya dalma güçlüğüyle ilişkili olduğu saptanmıştır.
KALSİYUM
Kalsiyum eksikliğinde vücutta güç kaybı olur. Bunun sonucunda aşırı yorgunluk ve uykusuzluk ortaya çıkar.
DİKKAT!
Vitamin ve mineral eksikliği gereksiniminizi doğal yollardan karşılamanız en sağlıklı yoldur. Gelişigüzel takviye kullanımı yarardan çok zarar getirebilir. Bazı vitamin takviyelerinin fazlasının da uyku bozukluklarına neden olabileceği unutulmamalıdır. Bunlar ancak gerekli durumlarda doktora danışılıp, takviye olarak kullanılmalıdır.
]]>Dere üzerindeki kanalizasyon künkleri içinde 500 metre mesafedeki dere yatağına sürüklenen Burak Önder ile Mustafa Aslan hayatını kaybetti; Barış Önder çevredekilerce kurtarıldı.
Çocukların ölümünün ardından Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında; İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Dr. Murat Kuruoğlu, Dr. Fethi Kadıoğlu ve Dr. Oral Yağcı’dan oluşan bilirkişi heyeti, bölgede 10 Şubat 2022’de inceleme yaptı.
2 saat süren incelemede heyet, çocukların içinde sürüklendiği beton künkleri metre ile ölçtü. Boğulmaktan son anda kurtarılan Barış Önder de olay günü yaşadıklarını heyete anlattı.

‘İNSAN GİRİŞİNİ ENGELLEYEN ÖNLEM ALINMAMIŞ’
Bilirkişi heyeti, hazırladığı raporu Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundu. Raporda, olayda herhangi bir kasıt bulunmadığı, kaza olduğu nitelendirildi. Olayın meydana gelmesinde, hidrolik olarak açık kanalın etrafında; insan girişini engeller nitelikte tel, çit ve benzeri herhangi bir önlem alınmamış olmasının etkisine dikkat çekilen raporda, “Benzer şekilde yolun kenarında zemin altında yer alan betondan yapılmış 200 metre uzunluğundaki boru menfezlerin ağzında boruya katı madde girişini engeller nitelikte koruyucu bir ızgaranın olay sarihinde bulunmuyor olması da başka bir etken olarak değerlendirilmiştir” denildi.
‘KANALI USULÜNE UYGUN KAPAMAYAN İDARE ASLİ KUSURLU’
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün ‘asli kusurlu’ bulunduğu raporda, şunlar kaydedildi:
-2016-2017 yılları arasında açık kanalı, kapalı kanal haline getiren idarenin belirlenmesi gerekmektedir. Bu idareler kapsamında ise Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nden hangisinin kanalı kapalı hale getirdiğinin belirlenmesi halinde; gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması gerek yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, su kenarında bulunan menfezlerin ani suyla yaşamlarını yitirmesine neden olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Bu nedenle bu işleri yapan idarenin gerekli özeni borunun yerine getirilmemiş olması karşısında, 2016-2017 arasında kapalı kanalı usule uygun yapmayan idarenin asli kusurlu olduğu takdiri savcılığınıza ait olmak üzere değerlendirilmiştir.
‘YOLDA DEFORMASYONA MÜDAHALE EDİLMEMİŞ’
Raporda ayrıca olayın meydana geldiği bölgede otoyolun menfez bölgesinde oluşan deformasyona da müdahale edilmediği kaydedildi.
Otoyolun bakımından sorumlu belediyenin bu nedenle ‘tali kusurlu’ bulunduğu raporda, “Bu açıdan 2016 yılında kapalı kanal yaparken bu kanalın yola etkisinin göz önüne alınmadığı yoldaki deformasyon artışı ile sabittir. Deformasyonlar olmasına rağmen yol bakımı sırasında da 2018 yılından olayın olduğu tarihe kadar da müdahale edilmediği de görülmektedir. Bu açıdan yolun bakımından sorumlu idarenin tarihleri göz önüne alarak belirlenmesi ve bu idarenin olayın oluşumunda denetim eksikliği kapsamında takdiri savcılığınıza ait olmak üzere tali kusurlu olduğu değerlendirmesi yapılmıştır” denildi.

6 KİŞİ HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ
İçişleri Bakanlığı, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü soruşturmada, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel, dönemin Fen İşleri Müdürlüğü’nden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Hülya İnci, Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Cebeci, Gökhan Akman, Fen İşleri Müdür vekili Hilal Altun ve eski Fen İşleri Müdür Vekili tekniker Fuat Renksor, hakkında soruşturma izni verildi. İzin kararında olay anlatılarak, şöyle denildi:
-Olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesinin/hattının kapalı şekilde olduğu, çift sıra büzden oluştuğu, büzlerin iç çapların 50 santimetrelik, yaklaşık 200 metre uzunluğunda olduğu, olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesinin/hattının 2016 yılında Ergene Belediyesi tarafından yapıldığı ve bu tahliye şebekesinin/hattının Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (TESKİ) devrinin yapılmadığı, bilirkişi raporunda da ‘kapalı kanal yapılırken gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması, gerekse yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, maktullerin ani su ile yaşamlarını yitirmesine neden olunduğu, 2016-2017 yıllarında kanalı usule uygun yapmayan Ergene Belediyesi’nin gerekli dikkat ve özeni yerine getirmemesinden dolayı asli kusurlu olduğu’ değerlendirmesi yapıldığı anlaşıldığından soruşturma izni verilmesini karar verilmiştir.”
‘İZİN BİZİ MEMNUN ETTİ’
Ölen çocukların ailelerinin avukatı İbrahim Doğan, İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesinin kendilerini memnun ettiğini belirtti.
Doğan, “Aradan geçen zaman içerisinde yapmış olduğumuz müracaatlarımız, başvurmuş olduğumuz hukuki yollar ulaşmış olduğumuz merciler, taleplerimize karşı duyarlı davrandılar. İçişleri Bakanlığı’ndan bizzat Bakanımız Ali Yerlikaya imzasıyla soruşturma iznimiz geldi. Bu soruşturma izninde Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi için soruşturma izni verildi. Bundan sonraki süreçte bu şahıslar ile ilgili hazırlanacak iddianameyi bekleyeceğiz. Ancak daha öncesinde dosya kapsamında düzenlenmiş olan bilirkişi raporunda kusurlu bulunduğu belirtilen diğer kurumlar ile ilgili soruşturma iznini verilmesini bekliyorduk. Bunlarla hali hazırda verilmiş bir soruşturma izni yok, bu hususun da takipçisi olacağız. Verilmiş olan soruşturma izni kısmen bizi memnun etmiş olsa da bize göre tam anlamıyla yeterli değil. Çünkü bu olayda kusurlu olan farklı kurumların da bulunduğu özellikle Büyükşehir Belediyesi ve ona bağlı TESKİ başta olmak üzere birden fazla sorumlu kurumun olduğu noktasında bir hukuki düşüncemiz ve kanaatimiz var. Bilirkişi raporu da bizim bu kanaatimizi destekler mahiyetteydi. Bu sebeple verilmiş olan soruşturma izni tam yeterli değil ancak daha önceki sürece göre dediğimiz gibi kısmi de olsa bir soruşturma izni gelmiş olması da bizi memnun etti” diye konuştu.
]]>Kent içinde çoğunlukla gençler tarafından tercih edilen skuterler, zaman zaman trafik kazalarına da neden oluyor.
Ölümlü ve yaralamalı kazaların birçoğunun skuterlerin kullanılmaması gereken yollarda seyir halinde olmasından kaynaklandığı görüldü.
Gençler, tek kişi scooterları 2 ya da 3 kişi binerek kullanıyor ve tespiti halinde polis tarafından ceza yazılıyor.
Kentte farklı şirketler tarafından yüzlerce skuter kullanıma sunulmuş durumda. Uygulama üzerinden kilidi açılan bu araçlar, kullanılan süreye göre ücretlendiriliyor.
Ana arterlerde, bulvarlarda, kaldırımda sürülmesi yasak olan scooterlar, kullanıcılarının gelişigüzel park etmesi sonucu hem görüntü kirliliği hem de trafik ve yaya açısından sorun oluşturuyor.
Kaldırımda yürüyen yayalar da yanlarından geçen skuterler nedeniyle zaman zaman kaza yaşıyor.
Elektrikli skuterlerden en çok taksici esnafı şikayeti. Taksici esnafı sürekli kaza riskinden ve kazançlarının düşmesinden dert yanıyor.

‘BUNLARA TAHAMMÜL ETMEYECEĞİZ’
Antalya Valisi Hulusi Şahin, scooterlarla ilgili özel bir çalışma yaptıklarını söyledi.
Vali Şahin, ‘Bu kadar çok sayıda olamazlar’ dediği skuterlerle ilgili geniş çaplı bir toplantı yaptıklarını ve çözüm aradıklarını söyledi. Kentin yol kapasitesinin bu yoğunluğu kaldıracak halde olmadığını anlatan Vali Şahin, “Bu usulsüz kullanıma asla müsaade etmeyeceğiz. Usulüne uygun olmayan, protokolüne uygun olmayacak sayıda, fazlaca konuşlandırmış şirketler var. Bunlara tahammül etmeyeceğiz. Cezai işlemleri en sert şekilde yapacağız. Hem güzergahında kullanmayanlar hem de usulsüz parklar var. Bunları da cezalandıracağız. Bu işi zapturapt altına alacağız” dedi.
Şahin, kaldırımda yürürken vatandaşın tedirgin olduğunu da belirterek, “Sürekli sağımı solumu kontrol edip önlem alacaksam ben kaldırımda yürümüş olmuyorum” diye konuştu.
Vali Şahin, yapılacak çalışmayla ilgili tarih de verdi. 2024 yılı turizm sezonu gelmeden kentteki elektrikli skuterlerle ilgili sorunu kökten çözeceklerini ifade etti.
‘AKAN TRAFİKTE TERS YÖNDEN GELENLER VAR’
Taksi şoförü Gürhan Davutlu, “Bir sürücü yolun karşısına skuterle geçmek isterken aracın altında kalacaktı neredeyse, yere düştü kaldırımdan inerken. 3 kişi bindiklerini gördüm. Ana yola bırakıp gidiyorlar. Her an kazayla karşı karşıyayız. Benim önümdeki araç az kalsın eziyordu. Bir sürücü aracın önüne düştü, eli ve dizleri parçalandı” dedi.
Bir başka taksi şoförü Serdar Maviş de skuterlerin tehlikeli kullanımının trafikte kendilerine sorun oluşturduğunu söyledi. Ana arterlerde araçların arasından geçtiğini anlatan Maviş, “Bazen 3-4 kişi bindiklerini görüyorum. Çok büyük tehlike. Akan trafikte ters yönden gelenler var. Maddi olarak da bizi etkiliyor. Gözümün önünde kaza oldu. Sol şeritten sağa geçiyor aniden. Araçlar durdu ve bir başka araç da gelip duran araca çarptı” diye konuştu.
GENÇLER HATALARINI KABUL EDİYOR
Scooter kullanan İlayda Akıncı (18) “Sürerken çoğu kişi dikkat etmiyor. Ben de çok dikkat etmiyorum. Bir anda araçların önümüze kırdığı oluyor. 2 kişi binip ceza yazıldığı da oldu” dedi.
Akıncı, gidecekleri yere daha çabuk ulaşmak için skuterleri kullandıklarını ve toplu ulaşım sorununun çözülmesi halinde skuterlere gerek kalmayacağını söyledi.
Scooter kullanan Arda Karabulut (19) da işten eve gidip dönerken günde 2 defa kullandığını söyledi.
Karabulut, “Yollar düzgün olmadığı için ana yolda da kullandığım oldu. Mecburen yolda kullandığımız ve tehlike atlattığımız oluyor. Kaza yapıp yaşamını yitiren arkadaşlarımız da var. Ben de kaza yaptım” diye konuştu.
]]>CHP Güngören İlçe Başkanı Canan Yılmazcan ve ilçe yönetiminin bulunduğu açıklamada “22-23 Aralık 2023 gecelerinde arka arkaya gelen kara haberlerle sarsıldık. Pençe Kilit Harekat bölgesinde 12 vatan evladımızı bölücü terör örgütünün hain saldırılarında şehit verdik. Yüreğimiz yandı, bağrımıza taş oturdu. Acımız büyük. Bugün, gencecik vatan evlatlarını toprağa verdiğimiz hain terör saldırılarına, bu insanlık dışı saldırıların yol açtığı onarılmaz acılara artık yeter demek için buradayız” ifadeleri yer aldı.
“BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINI SONSUZA DEK YAŞATACAĞIMIZA SÖZ VERİYORUZ”
Açıklamada şehit olan 12 askerin isimleri okundu ve devamında şöyle dendi:
-Şehitlerimizin her birinin ayrı bir hikayesi, arkada bıraktıkları aileleri, evlatları, eşleri var.
-Şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralanan askerlerimize şifa diliyoruz.
-Terörü, bölücü terör örgütü PKK’yı ve insanlık dışı yöntemlerini lanetliyoruz. Sadece kınamıyoruz; lanetliyoruz! Toprağa verdiğimiz kahraman evlatlarımızın, bütün şehitlerimizin aziz hatıralarını sonsuza dek yaşatacağımıza söz veriyoruz.”
“ASKERLERİMİZİN CAN GÜVENLİĞİNİ TAKİP ETMEK EN ÖNEMLİ SORUMLULUĞUMUZDUR”
İki gece içerisinde 12 şehit verilmesi noktasında askerlerin can güvenliğini tehlikeye atacak bir güvenlik zafiyeti olup olmadığının takip edildiği belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:
-Aynı operasyon bölgesinde iki gece içerisinde 12 şehit verilmesi hepimizi derin bir endişeye sürükledi.
-Cumhuriyet Halk Partisi olarak, askerlerimizin güvenliği için, ilk andan itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bilgilendirilmesi gerektiğini dile getirdik. Bütçe görüşmelerini sürdüren Meclisimizin derhal bir kapalı oturum yapması ve Milli Savunma Bakanının Gazi Meclis’e gelerek milletvekillerini bilgilendirmesi gerektiğini söyledik.
-Askerlerimizin can güvenliği ve sağlıkları bizler için her şeyden önceliklidir. Askerlerimizi tehlikeye atacak bir güvenlik zafiyeti olup olmadığını, askerlerimizin can güvenliğini ilgilendiren kararların doğru bir şekilde alınıp alınmadığını takip etmek en önemli sorumluluğumuzdur.”
“CUMHURBAŞKANI YAS İLAN ETMEDİ, YASI MİLLETİMİZİ KENDİ İLAN ETTİ”
İktidarın sorumluluk alanını unutarak algı peşinde koştuğuna dikkat çekilen açıklamada
-Biz milli birlik ve beraberlik duygularımızı ifade edip bu sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalışırken; iktidar sahipleri kendi sorumluluk alanlarını unutturma hedefiyle yine büyük bir oyunun, aldatmacanın, algı operasyonlarının peşine düştü.
-Biz şehitlerimizi, ailelerini, şu anda sınır ötesinde görev yapan Mehmetçiklerimizi düşünürken, Ankara’da birileri alışılmış ezberleri tekrar etmekle meşguldü” ifadeleri yer aldı.
“CUMHURBAŞKANI YETKİSİNİ KULLANARAK YAS İLAN ETMEDİ, YASI MİLLETİMİZ KENDİ İLAN ETTİ”
-Milli yas ilan edilmemesine bir kez daha vurgu yapılan açıklamada “Her şeyden önce üç günlük milli yas ilan edilmesini talep ettik. Suudi Arabistan Kralı için üç gün yas ilan edenler, bayrakları yarıya indirenler oralı olmadılar. Cumhurbaşkanı yetkisini kullanarak yas ilan etmedi, yası milletimiz kendi ilan etti” dendi.
“TERÖRÜ BİR SONRAKİ ŞEHİT CENAZESİNE KADAR UNUTAN BU ANLAYIŞLA ORTAKLAŞMAYACAĞIZ”
“Biz milli yas ilan edilsin derken, kendi siyasi çıkarlarını düşünenler her zaman olduğu gibi bir A4 kağıdına iki paragraf yazıyla görev savmaya kalktılar” ifadelerinin yer aldığı açıklamada şöyle denildi:
-Biz artık evlatlarımız şehit olmasın diye, askerlerimiz daha iyi korunsun, kimse şehitlerimiz üzerinden siyaset yapmasın diye; terörü bir sonraki şehit cenazesine kadar unutan bu anlayışla ortaklaşmadık.
-Bundan sonra da ortaklaşmayacağız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu anlayışla, onların A4 kağıda yerleştirdikleri 2 paragraftan ibaret metne değil; terörü lanetleyen, şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkan ve sorumluları göreve çağıran işte bu bildirimize imza attık!”
“81 VİLAYETİN HİÇBİR YERİNE ATEŞ DÜŞMESİN DİYE SORULMASI GEREKEN SORULARI SORMAYA SONUNA KADAR DEVAM EDECEĞİZ”
Açıklamada “81 ilin hiçbir yerine ateş düşmesin diye sorulması gereken soruları sormaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verilerek “Ana muhalefet partisi olarak, görevi başındaki askerlerimizin güvenliği için sorular sormak, talepte bulunmak bizim görevimiz ve asla terk etmeyeceğimiz sorumluluğumuzdur. 81 vilayetin hiçbir yerine ateş düşmesin diye; bu sorumluluğumuzu yerine getirmeye, sorulması gereken soruları sormaya sonuna kadar devam edeceğiz” dendi.
“TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR YOL AÇIYORUZ. YOLUMUZ DOĞRUDUR. BU YOLDA CESARET VE KARARLILIKLA YÜRÜYECEĞİZ”
“Bizler, terör örgütleriyle müzakere masasına oturanlarla, ‘Birkaç Mehmet öldü diye Meclis’i mi toplayacağız’ diyenlerle, siyasi çıkarları için bölücü terör örgütünün liderinin mektubunu devletin kanalında okutanlarla, Meclis kürsüsünde ‘Eyalet, özerklik ve federasyon tartışılmalı’ diyenleri yerli ve milli ilan edenlerle hizalanmayacağız” denilen açıklamada şu sözlerin altı çizildi:
-Bizler, şehit cenazelerinde cenaze sahiplerine saygısızlık yapanların, siyasi militanlarıyla tehlikeli provokasyonlara girişenlerin, bir eli bayrağa sarılı tabutun üstündeyken diğer elinde mikrofonla cenazeyi mitinge çevirmeye kalkanların arkasına dizilmeyeceğiz.
-Bizler, pencerelerine ay yıldızlı bayrak asılan yoksul evlerin sesi olmaya devam edeceğiz. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi olarak; 86 milyon için, Türkiye için yeni bir yol açıyoruz. Yolumuz doğrudur.
-Bu yolda cesaret ve kararlılıkla yürüyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler, Genel Başkanımız Özgür Özel’in de ifade ettiği gibi, Hain terör saldırılarına, gencecik vatan evlatlarının toprağa düşmesine artık yeter diyoruz.
-Bu vatanın, kerpiç evlerde oturan fakir evlatları şehit olurken iktidar sahiplerinin zenginleşmesine artık yeter diyoruz. Terörden medet umanlara, terörden beslenenlere, milletin acılarını siyasetine malzeme eden kötülüğe artık yeter diyoruz. Fakir fukaranın şehit olduğu, iktidar sahiplerinin zengin olduğu düzene artık yeter diyoruz. Bu düzeni değiştirene kadar durmadan çalışacağız. Artık yeter!”
]]>Erzurum, Ağrı, Kars, Ardahan ve Erzincan’da tipi nedeniyle 2 binin üzerinde köy yolu ulaşıma kapandı.
Yağışların durması ardından yolların açılması için çalışmalar başlatılacak. Yağış nedeniyle kayganlaşan yollarda çok sayıda trafik kazaları da meydana geldi.

KAR SONRASI KAZA: ÖLÜ VE YARALILAR VAR
Kars’ta kar yağışı ve tipi nedeniyle 2 otomobil ve 1 köy minibüsünün karıştığı zincirleme kaza meydana geldi. 2 bin 286 rakımlı Hanlar Geçidi mevkisinde meydana gelen kazada 1 kişi hayatını kaybederken 1’i bebek 17 kişi yaralandı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye, polis, jandarma, sağlık ve karayolları ekipleri sevk edildi. Otomobilde sıkışan 3 kişiyi itfaiye ekipleri tarafından çıkartıldı.
Kazada yaralanan 18 kişi ambulansla hastanelere sevk edildi. Harakani Devlet Hastanesine kaldırılan yaralılardan Sedat Ali Özyümlü (33) yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

AĞRI’DA YOLCU OTOBÜSÜ DEVRİLDİ
Doğubayazıt ilçesinden Ağrı’ya seyir olan Ö.E. yönetimindeki 61 S 1666 plakalı şehirlerarası yolcu otobüsü, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak yan yattı.
Kazada sürücü ile birlikte 6 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla Ağrı’nın Diyadin ilçesindeki Diyadin Devlet Hastanesinde tedbir amaçlı tedavi altına alındı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi

MUŞ- KULP- DİYARBAKIR KARAYOLU ULAŞIMA KAPANDI
Muş’ta etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle, Muş-Kulp-Diyarbakır kara yolu geçici olarak ulaşıma kapatıldı. Yolda mahsur kalan araçlar ile içerisindeki vatandaşları kurtarmak için çalışmalar sürüyor.
Karayolları 113’üncü Şube Şefliği ekipleri, kar kalınlığının 1 metreyi bulduğu yolda, mahsur kalan araçlar ile içerisindeki vatandaşları kurtarmak için kar temizleme çalışması başlattı. Kar yağışı, tipi ve fırtınanın etkili olduğu bölgede ekipler zorlu bir çalışma yürütürken, seyahat güvenliği açısından yol geçici olarak trafiğe kapatıldı.

ARDAHAN’DA DA ETKİLİ OLDU
Ardahan’da etkili olan kar yağışı ve tipi nedeniyle 2 bin 640 metre yükseklikteki Ardahan ile Artvin’in Şavşat ilçesi arasındaki kara yolu Sahara mevkisinde ve Ardahan- Posof karayolu da 2918 rakımlı Ilgar Dağı geçidi ulaşıma kapandı. Olumsuz hava koşullarına karşı sürücüleri uyaran Karayolları yetkilileri, sürücülerden yanlarında takoz, zincir ve çekme halatı bulundurmalarını istedi.
ERZURUM’DA KAR KALINLIĞI 20 SANTİMETREYE ULAŞTI
Yoğun kar yağışının yaşandığı Erzurum’da çok sayıda maddi hasarlı trafik kazası yaşandı. Kar kalınlığının 20 santimi bulduğu Erzurum’da yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle yolda mahsur kalanlara Karayolları, AFAD, jandarma ve Kızılay ekipleri yardım etti.
Tipi nedeniyle Erzurum-Bayburt, Tortum- Erzurum (TIR ve çekiciler) Erzurum-Tekman karayolu ulaşıma kapandı. Kent merkezinde Erzurum Büyükşehir Belediyesi ekipleri gece boyu tuzlama ve yol açma çalışması yaptı.

KARABÜK’TE KAR YAĞIŞI
Karabük’te kar yağışı ve şiddetli rüzgar günlük yaşamı olumsuz etkiledi.
Belenköy TOKİ’de şiddetli rüzgar nedeniyle çatıdan uçan tahta parçası bir otomobilin camına saplandı. Düşen kiremitler ise bazı araçlara zarar verdi. Merkeze bağlı Aşağıkızılcaören köyünde de bir evin çatısı uçtu.
Ovacık ilçesi Bodurlar köyünde 32 büyükbaş hayvanın bulunduğu ahırın çatısı biriken kar nedeniyle çöktü. İhbar üzerine bölgeye jandarma, AFAD ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

BARTIN’DA YOLLAR KAPANDI
Bartın’ın yüksek kesimlerde etkili olmaya devam eden kar yağışı nedeniyle 8 köy yolu ulaşıma kapanırken, İl genelinde olumsuz hava koşulları nedeniyle 5 köye elektrik verilemiyor.
BOLU’DA HALK ZOR ANLAR YAŞADI
Bolu’nun Gerede ilçesinde dün gece başlayan kar yağışı nedeniyle ilçe merkezi beyaz örtüyle kaplandı, kar kalınlığı 30 santimetreyi buldu. Esnaf dükkanlarının önünü temizlerken, vatandaşlar da araçlarının üzerindeki karları temizledi.

SİNOP’UN 4 İLÇESİNDE ETKİLİ OLDU
Sinop’un Gerze, Ayancık, Boyabat ve Saraydüzü ilçelerinde kar yağışı hayatı zorlaştırıyor.
ARTVİN VE GÜMÜŞHANE’DE KAR
Artvin ve Gümüşhane’de kar yağışı, ulaşımda sıkıntılara yol açıyor.
Artvin İl Özel İdaresinden alınan bilgiye göre, dün akşamdan itibaren yüksek rakımlı yerleşim yerlerinde etkili olan kar nedeniyle Ardanuç’ta 5, Şavşat’ta 48, Borçka’da 6, Yusufeli’nde 1 köy yolu ulaşıma kapandı.
Ayrıca Yusufeli’nin Yüncüler ve Boyalı, Borçka’nın ise Çaylı köyünde heyelan nedeniyle ulaşım sağlanamıyor.
63 köyde ulaşımın durduğu kentte İl Özel İdaresi ekipleri, yolların açılması için çalışma yürütüyor.
Karla beyaza bürünen Şavşat ilçesinde trafikte aksamalar yaşanırken Arhavi ve Kemalpaşa ilçelerinde de 2 evin çatısı uçtu.
Gümüşhane ve ilçelerinde de soğuk hava ve kar yağışı etkili oluyor.
Jandarma ekipleri, İkisu-Şiran yolu Tersun Dağı geçidindeki tipi nedeniyle araç geçişlerine izin vermiyor.
Kar yağışının sürdüğü 2 ilde yetkililer sürücüleri, zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları konusunda uyardı.

TOKAT’IN 2 İLÇESİ BEYAZA BÜRÜNDÜ
Tokat’ın Başçiftlik ve Artova ilçelerinde kar yağışı etkili oldu.
Başçiftlik ilçesinde sabah saatlerinde başlayan kar yağışı ve fırtına, hayatı olumsuz etkiliyor.
Kar yağışının tipiye çevirdiği ilçede kar kalınlığı 10 santimetreyi geçti.
İlçe merkezinde Belediye ekipleri, köy yollarında Özel İdare ekipleri ve Başçiftlik, Niksar yolunda da Karayolları ekipleri kar temizleme çalışmaları yürütüyor.
Artova ilçesinde ise öğleden sonra başlayan yağmur yerini kar yağışına bıraktı.
Kar yağışı nedeniyle ilçe beyaza büründü.
Tokat-Sivas kara yolu Çamlıbel Geçidi’nde kar yağışı etkili oldu. Kar yağışı nedeniyle bazı araçların kaydığı görüldü.
İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Bölge Trafik ekipleri, sürücüleri zincir takmaları ve dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

KASTAMONU’DA YOLLAR KAPANDI
Kastamonu’da, kar nedeniyle kapanan 430 köy yolunun ulaşıma açılması için çalışmalar sürüyor.
İl Özel İdaresi yetkililerinden alınan bilgiye göre, bölgede etkili olan kar, özellikle yüksek rakımlı köylerde ulaşımı aksattı.
Kar nedeniyle 19 ilçesi bulunan kentin 16 ilçesi ve kent merkezine bağlı köylerde toplam 430 köy yolu ulaşıma kapandı.
Ekipler kapalı yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor.
BİNGÖL BEYAZA BÜRÜNDÜ
Bingöl’ün Karlıova ilçesinde, kar ve tipi nedeniyle 23 yerleşim yerine ulaşım sağlanamıyor.
İlçede 3 gündür etkili olan kar yağışı, hayatı olumsuz etkiliyor.
İlçenin yüksek kesimlerinde kar kalınlığı yer yer 50 santimetreye ulaştı.
İlçede 23 köy yolu ulaşıma kapanırken, ekipler yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor.
ANKARA’DA KAR ETKİLİ OLDU
Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Karagöl Tabiat Parkı’nda gece saatlerinde etkili olan kar yağışı güzel görüntü oluşturdu. Kar yağışın fırsat bilen vatandaşlar, parkı gezerek güzel vakit geçirdi.
]]>