VİDEO İZLEYEREK HELİKOPTER KULLANMAYI ÖĞRENİYORLAR
Silahlı muhaliflerin sık sık ele geçirdiklerinden birisi de helikopterler oluyor. Daha önce helikopter kullanmayan muhalifler, Youtube’da video izliyor. Muhaliflerin Youtube’dan video izleyerek helikopter kullanmayı öğrendiği anlar dikkat çekti.

Savaş ve ÇatışmaHelikopterTeknolojiYouTubeEğitimSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnternet hızına ilişkin yapılan eleştirilere işaret eden Uraloğlu, fiber altyapının bazı caddelere, sokaklara ve evlere gidebildiğini, internet kullanıcılarının belli paket hızlarında talepleri olduğunu söyledi.
Uraloğlu, bu alanda uluslararası kriterlere göre istenilen yerde olunmadığına dair iddiaların bulunduğunu dile getirerek, “Burada bizim yapmamız gerekenler var ve Telekom’un imtiyaz hakkı sürecinde daha çok para yerine daha çok yatırımı şart koyarak bunları telafi edeceğiz. Ama unutmayalım, mevcut altyapı, daha yüksek kapasitede olduğu halde yeterince talep olmadığı için tam anlamıyla da kullanılamayabiliyor.” diye konuştu.
Avrupa Birliği’nin Facebook, YouTube, Twitter, TikTok ve Instagram gibi büyük sosyal medya platformlarının kullanıcılarının güvenliği için yasa dışı içeriklerin yayılmasını önlemek anlamında ciddi kurallar getirdiğini anımsatan Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Ben 58 yaşındayım. Benim 3 kızım, iki kız torunum var. Hepimizin etrafında da bir dünya insan var. Şu sosyal medyada biz, gerçekten yasakçı zihniyette değiliz. Ama herkesin de haddini bilmesi lazım. Yani oraya koyulan her şeye biz, susacak mıyız? Seslenmeyelim mi? Bütün milli ve manevi değerlerimize hakaret edilen ve hiçbir disiplini olmayan bir mecraya, hiç müdahale etmeyelim mi? Ama ben size şunu söyleyeyim, sosyal medya platformları sağlayıcılarından kesinlikle çok daha özgürlükçü bir yaklaşımımız var, bunu özellikle söylemek isterim.”
Uraloğlu, Yap İşlet Devlet (YİD) ve Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerine yapılan eleştirileri anımsatarak, kendisinin inşaat mühendisi olduğunu ve hesap yapmayı bildiğini söyledi.
Yatırımları üç yöntemle yaptıklarını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Bir, kamu kaynağından, tamamen milli bütçeden yaparız. İki, dış kredi temin ederek yaparız. Üç, Kamu Özel İşbirliği ya da Yap İşlet Devlet projeleriyle yaparız. Ama bizim bütçemizde ne var, bakarız. Ondan sonra yine bizim bütçemiz, ülkemizin kredibilitesi nedir, kredi alabilme şartlarımıza ve sonrasında da bu işin Yap İşlet Devlet modeliyle yapılabilirliğine bakarız. Yap İşlet Devlet modeli aynı zamanda bir finansman ve yapım modelidir. İkisinin beraber olduğu modeldir. Burada bunu kaçırmamamız gerekir. Biz, burada eğer birinci, ikinci alternatiflerde imkan bulamamışsak üçüncü alternatife giderek Yap İşlet Devlet modelini yaparız. Burada yapım, işletme ve bakımından ayrı bir şekilde teslim edilmesi bu projenin, sözleşmenin olmazsa olmazlarından bir tanesidir.”
“DOĞRU İŞLER YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Uraloğlu, 22 yıllık AK Parti hükümetlerinde cari fiyatlarla 51 milyar 585 milyon dolarlık Yap İşlet Devlet projesi yapıldığını dile getirerek 4 sektörde irili ufaklı 74 projenin hayata geçirildiğini bildirdi.
Söz konusu projelerin, bugünün şartlarında bedelinin 83 milyar 508 milyon dolar olacağını anlatan Uraloğlu, “Parayı her zaman bulabiliriz ama her işi her zaman yapamayız. Keşke muhalefetimiz destekleseydi de bu projeleri, biz daha fazla yapabilseydik.” ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, Osmangazi Köprüsü’nde, günlük 40 bin araç geçiş garantisi verildiğini belirterek şu anda buradan geçiş sayısının 68 binlere ulaştığını kaydetti.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden çift yönlü geçiş ücretinin 3 dolar olduğunu, tek yönlü geçiş ücretinin 1,5 dolar, güncel fiyatın 2,14 dolar olduğunu kaydeden Uraloğlu, buna karşılık olması gereken ücretin 74,98 lira, uygulanan ücretin de 70 lira olduğunu bildirdi.
Marmaray’dan günde 300 seferle 650 bin insanın taşındığına işaret eden Uraloğlu, “Bir an gözümüzü kapatalım ve şu son yaptıklarımızın olmadığını düşünelim. İki köprüyle mi biz, İstanbul trafiğini rahatlatacaktık? Bırakın İstanbul’u, Türkiye ve Balkanlar gerçekten felç olurdu. Onun için bu anlamda biz, doğru işler yaptığımızı düşünüyoruz ve bunları da inşallah yapmaya devam edeceğiz. Burada bazı tarihlerde biraz öteye geçtiğimizi, biraz geç kaldığımızı söylediniz. Doğrudur, bir kısmında böyle. Ama şunu unutmamak lazım, bir salgın dönemi ve çok büyük bir deprem yaşadık. Bunlar elbette çalışmalarımızı etkilemiştir. Etkilememesi asla mümkün değil ama biz buna sığınmıyoruz. Bir söz vermişsek, belki biraz geç kalmış olabiliriz ama kesinlikle sözümüzün arkasındayız. Sözümüzü de Allah’ın izniyle tutacağız.” ifadelerini kullandı.
“HAYDARPAŞA VE SİRKECİ’DE İSTANBUL’A YAKIŞACAK PROJELER HAYATA GEÇİRİLECEK”
Tersun Dağı Projesi ile ilgili çalışmaların tamamlandığının altını çizen Uraloğlu, imkan bulunduğunda yapıma başlayacaklarını söyledi.
Uraloğlu, Haydarpaşa ve Sirkeci’de İstanbul’a yakışacak projelerin hayata geçirileceğini belirterek, “Burada bir rant varsa bu ülkemizin rantı olacaktır. Kimseye peşkeş çekilmiş değildir.” dedi.
AJet ile ilgili eleştirilere de cevap veren Uraloğlu, “Elbette haklı eleştirilerin gereğini yapmak durumundayız. Bakın, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle kuzeyimizdeki hava koridoru kapalı. Filistin’deki zulümden dolayı güneyimizdeki hava koridorunun önemli bir bölümü kapalı ve rötarların olduğu temmuz ayında da Avrupa Kupası futbol turnuvası var ve buranın da şişmesinden dolayı kaynaklanan problemler var. Elbette yapılandırmadan kaynaklanan problemler de vardır ama bunları çözdük ve şu anda güncel bir rötar problemi yoktur. Önümüzdeki süreçte de olmayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Siber güvenlik noktasında Türkiye’nin Avrupa ve dünyada çok iyi durumda olduğunu ifade eden Uraloğlu, “Verilerin depolanması için yeterince kapasitemiz var, bunu da en etkin bir şekilde kullanmaya devam edeceğiz.” dedi.
Uraloğlu, motokuryelerle ilgili bir düzenleme yapmak üzere çalışmaların sürdüğüne dikkati çekti.
İsrail ile ticaret konusundaki iddialara ilişkin Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Esasında Ticaret Bakanımız gerekli açıklamalarda bulundu İsrail’le ticaret noktasında ama Filistin Ekonomi Bakanının özellikle paylaştığı bilgiyi tavsiye ederim. 624 kodu İsrail’e ihracat, 625 kodu da Filistin’e ihracat. 624 kodlu hiçbir ürüne izin vermediğimizi söylemek isterim.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ama bir başka insafsızlık var ki, canımı en çok o yaktı. Hani kayıtlara geçen çete konuşmalarından biri “Suriyeli olmaz, bana ölecek Türk bebek lazım” demişti ya, bu lafı cımbızlayıp sosyal medyada “ırkçı” söylemlerine dayanak yaptılar. Dediler ki, “Bakın Suriyeli bebeklere dokunmuyorlar. Amaçları Türk’ün soyunu kurutup, vatanı Suriyelilere peşkeş çekmek..” Bu inanılmaz yalana rağbet edenler, prim verenler, bundan siyasi rant edinmeye çalışanlar oldu ne yazık ki…
Oysa gerçek şuydu: SSK ödemesinden yararlanmak için bebeğin mutlaka Türk vatandaşı olması gerekiyordu. Çünkü Suriyelilere böyle bir para ödenmiyordu.
Yazıklar olsun… Rezil siyasetiniz, sefil ırkçılığınız batsın!..
Bir canavarın portresi
Yenidoğan Çetesi kurarak 12 masum bebeğin canını aldığı iddiasıyla tutuklanan sözde doktor Fırat Sarı’nın fotoğrafını çektim sizler için. Çektim ki, bu caniler başka masumların canını almasın, sizler de uyanık olun diye…
1998’de PKK üyeliğinden 12 yıl kesinleşmiş cezası varmış. 2003’de Topluma Kazandırma Yasası ile cezası 2 yıla indirilmiş ve doktorluğa geri dönmüş.
Aslında felaket, yıllar öncesinden bağıra çağıra gelmiş de ruhumuz duymamış. Zira katıldığı bir YouTube programına yorum yağmış. İnsanlar onun gerçek yüzünü deşifre etmiş. Neler yazmamışlar ki?

“Şeytan. Bizim çocuğumuzu ne hallere koydun? TV’ye nasıl çıkabiliyorsun? (Ömer Karataş)
“Yazıklar olsun. Bebelerin ölümüne sebep olmuşlar. Özge hanım daha dikkatli konuk seçmeli.” (Kübra Türk)
“Ben de bebeklerin üzerinden nasıl para akladığını anlatacak sandım.” (S.Oğuz)
“Tüh sana be meslektaşım. Yazıklar olsun.” (Canan Bilge)
“Yazıklar olsun. Bebeklere yaptıklarının hesabını vereceksin. Rabbim hesabını sorar.” (Gülhanım Altunoğlu)
Diğer sayısız yorumda ise bu doktora emanet edilen bebeklerin nasıl günlerce sebepsiz yere yoğun bakımda tutulduğu, kiminin can verdiği, kiminin de son anda imza verilerek başka hastanelere sevk edilip kurtarıldığı anlatılıyor.
Bütün bunların ardından bir de dileğim var:
Umarım hayatını kaybeden yeni doğanların sayısı ifade edildiği gibi 12’de kalmıştır.
Ahlaksızlıkta son perde mi?
Dünyanın sonuna yaklaştığımızı belgeleyen dehşet verici videolardan birine sosyal medyada rastladım. Genç ve alımlı bir kadın, Dubai Mall’daki otoparkta lüks araçların üzerine “Zengin bir eş arıyorum” diye not iliştiriyordu.
Giderek “tamamen maddiyattan ibaret” bir dünyaya ne kadar hızla eriştiğimizi yüzümüze vuran bir ahlaksızlık manifestosu sanki. Ya da ruhunu şeytana para karşılığı satmaya niyetliler için garaj satışı…
Sonra biraz daha derinlemesine düşündüm. En azından bu kadın dürüsttü ve amacını açıkça beyan ediyordu. Çaktırmadan zengin adam avına çıkıp, nikah defterine imzayı bastırdıktan sonra asalak gibi adamın kanını emenlere ne demeli peki? Ama kadının unuttuğu bir gerçek var. O lüks araçların hiçbirini zenginler kullanmaz. Araçlardaki o notu ilk görecek kişi özel şoförlerdir. Yani bu girişim sadece şoförlerin telefon rehberine yarar…
Gaf’let kürsüsü
Gaziantep’te bir mağaza okul kıyafetlerini böyle tanıtınca büyük tepki aldı.

Zap’tiye
Biz Gazze’de katledilen bebeklere ağlarken meğer birileri burnumuzun dibinde bizim bebelerimizi soluksuz bırakıyormuş.
Ne demiş?
“Kedileri, köpekleri nasıl öldürüyorlar diyorduk. Meğer yeni doğan bebekleri de öldürüyorlarmış. Hem de gülerek, şakalaşarak…” (Sosyal medyadan)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Franke ailesi, gelen tepkilere rağmen bir süre daha kanallarında video yayınlamaya devam etti ancak paylaşımların süresi gittikçe uzadı. 3 milyona yakın abonesi olan kanal, 2023 yılının başında o dönem için bilinmeyen bir nedenle kapatıldı.
Haziran 2022’de Franke, Jodi Hildebrandt adında bir kadınla ConneXions adlı yeni bir YouTube kanalına katıldı. YouTuber anne, ortağıyla kanalda bir süre videolar yayınlanmaya devam etti.

Hildebrandt, lisansı Ocak 2012’de Utah Klinik Ruh Sağlığı Danışmanı Lisans Kurulu tarafından 18 ay süreyle denetimli serbestliğe tabi tutulan bir terapist.
ENDİŞELİ KOMŞU ORTAYA ÇIKARDI
2023 yılının ağustos ayında ise fenomeni takip edenleri şaşırtmayan bir gelişme yaşandı. YouTuber kadının 12 yaşındaki oğlu, komşuya giderek su ve yiyecek istedi. Çocuğun zayıflığını, el ve ayak bileklerindeki bant izlerini fark eden endişeli komşu, polise haber verdi. Bunun üzerine başlatılan soruşturmada Franke ve iş ortağı Hildebrandt tutuklandı.
O akşam kadının çocuklarından Shari, sosyal medya hesabında bir polis arabasının fotoğrafını “nihayet” sözüyle paylaştı.
Başka bir gönderisinde “Bugün büyük bir gündü. Ben ve ailem adaletin yerini bulması nedeniyle çok mutluyuz. Yıllardır polise bu konuyu anlatmaya çalışıyorduk ve sonunda harekete geçmeye karar vermelerine çok sevindim” diye yazdı.
Franke’nin kız kardeşleri de Instagram’da bir açıklama yayımlayarak Ruby’nin tutuklanması gerektiğini ve çocukların da artık güvende olduğunu yazdı.

İTİRAF ETTİ
2023 yılının sonunda mahkemeye çıkan Franke, çocuk istismarı suçlamalarını kabul etti. Franke’nin oğlunu bot giyerken tekmelediğini, başını su altında tuttuğunu ve ellerini ağzına kapatarak oksijenini kestiğini itiraf etti.
YouTuber’ın 9 yaşındaki kızına da tacizde bulunduğu, onu fiziksel görevleri tamamlamaya zorladığı ve yiyecek ile su vermediği öğrenildi. Belgelere göre Franke, çocuklarında “tekrarlayan ve ciddi güneş yanıkları” oluşana kadar onları çalıştırdı.
Franke, iki çocuğuna, çektikleri işkencenin “sevgi eylemi” olduğunu ve her ikisinin de “kötü ve şeytani” olduklarını söyledi.
İtiraz anlaşması uyarınca Franke, cezaların ardı ardına gelecek şekilde hapis cezasına çarptırılmasını kabul etti.
KARAR VERİLDİ
Altı çocuk annesi hakkında görülen çocuk istismarı bugün davası sona erdi.
Duruşmada Franke ve iş ortağı Jodi Hildebrandt’e, birer yıldan 15 yıla kadar dört kere hapis cezası verildi.
İki kadının ne kadar hapis yatacağına eyaletin af ve şartlı tahliye kurulu karar verecek.

Bu gelişmeler yaşanırken Franke ile boşanan Kevin Franke, avukatı aracılığıyla duruşma öncesinde bir açıklama yaptı Eski eşine azami cezanın verilmesini isteyen Kevin Franke, çocuklarının maruz kaldığı istismarı “korkunç ve insanlık dışı” olarak nitelendirdi.
]]>