‘Benim alanım ekonomi, ben ekonomistim‘ diyerek Türkiye’yi 2022 yılına yeni bir ekonomi modeliyle sokan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz sebep, enflasyon neticedir” tezi Türkiye’ye ağır bir bedel ödetti. Mayıs 2023 seçimlerinden sonra da bu uygulanan program rafa kaldırıldı ve Haziran 2023 ile Mart 2024 arasındaki dönemde Merkez Bankası politika faizini 4 bin 50 baz puan yükseltti. Hali hazırda politika faizi yüzde 50 ile AKP döneminin rekorunu kırarken, bir yıl önce “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir” diyen Erdoğan’ın geçmişte faiz ile ilgili söylediği sözler sosyal medyanın dilinden düşmüyor:
NAS ORTADA
17 Kasım 2021: Diğer ülkeler giderek daha çok sıkıntıya girerken biz ise önümüzdeki yıldan itibaren ferahlamaya başlayacağız. Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bunu farklı yere çevirme gayretine girenlere diyorum ki boşuna uğraşmayın. Bu görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim ve enflasyonla mücadelemi de sürdüreceğim. Bu konuda nas ortada. Nas ortada olduğuna göre sana, bana ne oluyor?
PROGRAMDAN GERİ DÖNÜŞ YOK
26 Kasım 2021: Ne yaparlarsa yapsınlar bizi üretim, istihdam ve cari denge odaklı bu ekonomi programımızdan geri döndüremeyecekler. Yüksek faizi, enflasyonu, kur tuzaklarını ülkemizin kaderi gibi görenlerin teslimiyetçiliği öğretilmiş bir çaresizliktir. Bu faizler düşecek. Biz yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz. Yüksek faizmiş, düşük kurmuş, IMF reçeteleriymiş, küresel siyaset ve para baronlarının şantajlarıymış; bunların hiçbiri bizim için insanımızın işinden, aşından, geleceğinden daha önemli değildir. İşte bunun için dünyada gelişmekte olan ülkeler üzerinde yıllarca oynanan enflasyonu yükseltip faizleri artırarak ekonomiyi sıcak paraya boğup sonra faizler ve kurlar düşünce yüzde 40, yüzde 50 kârlarla çıkma oyunun önünü kesecek adımları attık.
FAİZ KONUSUNDA ASLA TAVİZ VERMEM
29 Kasım 2021: Bizi kendi istedikleri çizgiye çekmek isteyenlerin kur, faiz oyunlarına prim vermedik, vermiyoruz. Eğer ben de ekonomi tahsili görmüşsem ve bu ekonomi tahsilinden de öte bazı değerler silsilesi içerisinde de inandıklarım, bilgim varsa, faiz sebeptir, netice değildir. Enflasyon neticedir. Tabii burada bazıları bunun tam aksini savunuyorlar. Bunlar enflasyonun sebep, faizin netice olduğunu savunuyorlar. Tayyip Erdoğan, zaten en başından beri düşük faizden bahsediyor ve bu faiz inecek diyor. Hiçbir zaman faizin yükseltilmesini savunmadım, savunmuyorum ve savunmayacağım. Farklı düşünenler de çıksa Tayyip Erdoğan aynı noktadadır. Asla bu konudan taviz vermem. Çünkü bu benim aynı zamanda değerler silsilesi içindeki yapımdır. Bundan taviz veremem ve vermeyeceğim. Biz bu işi başaracağız.
TEMENNİ DEĞİL, TEKNİK HAKİKAT
31 Aralık 2021: Bak, yine söylüyorum; faiz sebep, enflasyon neticedir. Buna inandığımız gün başarılı olacağız. Enflasyon ve fiyat artışları hızla düşecek derken temennimizi değil, teknik bir hakikati, mutlaka olması gereken bir durumu ifade ediyoruz. İnşallah çok yakında bunu da hep beraber göreceğiz.
PARÇALAYIP ATACAĞIZ
29 Ocak 2022: Enflasyonun sizlerin üzerinde ciddi bir yük haline dönüştüğünü biliyoruz, görüyoruz. Faizle mücadelemi biliyorsunuz, faizi indireceğiz ve indiriyoruz. Bilin ki enflasyon da inecek, daha da düşecek.
17 Şubat 2022: Ülkemizin ayağına vurulan her pranga gibi, faiz prangasını da döviz kuru prangasını da enflasyon prangasını da parçalayıp atacağız. Dikkat ederseniz artık faiz tartışması, gündemden önemli ölçüde düştü. Aynı şekilde döviz kuru da istikrara kavuştu. Şimdi sırada enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara indirme var.
KAZANAN KİM? KAYBEDEN KİM?
6 Haziran 2022: Türkiye ekonomisini belli bir çizginin üzerine çıkartmayarak yüksek faizle soyulacak kadar diri, üretimle ayağa kalkamayacak kadar halsiz bırakacak programlarla yıllarımız heba edilmiştir. Ülkemizdeki mandacı zihniyetlerin, müstemleke (sömürge) heveslilerinin, zihni ve kalbi emperyalistlerin virüsleriyle formatlanmış olanların anlayamadıkları hakikat işte budur. Aslında bu kısır döngünün ilk adımı enflasyonun tanımı ile başlıyor. Batı’nın ekonomi mecralarına göbek bağıyla tabi olanlara göre enflasyon, insanların ve kamunun aşırı tüketiminden kaynaklanıyor. Bu sorunun çözümü de faizleri artırarak parayı tasarruf araçlarına yönlendirmek suretiyle tüketimi azaltmak ve böylece fiyatları düşürmek olarak sunuluyor. Peki, burada kazanan kim? Yüksek faizle cebi dolan içerideki bir avuç tuzu kuru kesim. Onlarla birlikte yükselen faizlere ve değerlenen liraya heveslenerek dışarıdan gelen sıcak para sahibi fonlar. Elbette ucuzlayan döviz sebebiyle ülkeyi yabancı tüketim ürünlerinin pazarı hâline getiren ithalatçıları da bu arada unutmamak lazım.
‘Emperyalist mandacılar’
Peki, kaybeden kim? Üretimin düşmesi sebebiyle işsiz ve aşsız kalan, umutları törpülenen, gelecekleri kararan milyonlar. Biz tercihimizi faizleri yükselt baskısıyla bir kez daha ülkeyi soymak için ellerini ovuşturanlardan değil, istihdamı koruyarak işini, aşını, geçimini sürdürmesini sağladığımız milyonlardan yana kullandık. Hele ki dünyanın içinden geçtiği şu ekonomik buhranda tercihi üretimden ve istihdamdan değil de, finansal illüzyonlardan yana kullanmak ülkeyi emperyalist mandacılara peşkeş çekmek kesinlikle demektir, bunu da unutmayacağız.
FAİZ LOBİLERİ ÇÖKMEYE BAŞLADI
22 Ekim 2022: Faiz lobilerinin sözcülüğünü yapan mandacı ekonomistlere rağmen Türkiye’yi her yıl ortalama yüzde 5,5 oranında büyüttük. Dikkat ederseniz şu anda faiz lobileri çökmeye başladı. Ve artık faizde tek haneli rakama doğru iniyoruz.
BU KARDEŞİNİZ İKTİDARDA OLDUĞU SÜRECE…
24 Nisan 2023: Türkiye’nin önündeki tüm engelleri nasıl birer birer kaldırdıysak, enflasyon meselesini de bu yılsonuna kadar kontrol altına almış, önümüzdeki yıl tamamen çözmüş olacağız. Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir… ve göreceksiniz enflasyon da faizle beraber düşecek
]]>“GÜL GİBİ GEÇİNDİĞİMİZ GÜNLERDEN BUGÜNLERE GELDİK”
İmamoğlu, halk buluşmasında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
* “Hiçbir zaman ‘bize oy vermezseniz gününüzü görürsünüz’ kimseye demedik. Allah’a şükürler olsun. Biz meseleyi sadece oy veren, vermeyen meselesine asla indirgemedik. Bunu da yapmayacağız.
* Ben Ekrem olarak böyle bir ayrımcılığı yapamam ki. Ben öyle bir ailede büyüdüm ki biraz bahsedeyim. Benim rahmetli dedem Adalet Partiliydi. Bir kardeşi Milli Selamet Partiliydi. Sonra amcam Milliyetçi Hareket Partiliydi. Babam Anavatan Partisi’nin kurucularından, siyaset yaptı. Aynı zamanda benim anneanne tarafım, dedem tarafı, bütün dayılarım Cumhuriyet Halk Partiliydi. Benim ve böyle bir ailede büyüdüm. Vallahi benim ailemde kimse birbirine vatan haini demedi. Birbirine kötü demedi, birbiriyle kavga etmedi. Dostluk, barış ve huzur içerisinde insanlar geçindi gitti. Gül gibi geçindiğimiz o dönemden bugünlere geldik.
“BU MİLLET SANA GÜNÜNÜ GÖSTERİR”
* Siyaset şuna evrildi. Bugünün iktidarı şuna evrildi. Senden, benden olanlar. Benden sen varsın. Başka taraftansan bertarafsın. Yani ‘tarafını seç’ diyor. Bugünün iktidarı, bu ülkenin güzelim insanlarına reva görmeye Çalışıyor. Bu millet bunu yemez kardeşim. Bak bu millete sıkıntı çektirirsin. Bu milletin kalbini burkarsın. Bu milleti üzersin. Bu millete zaman kaybettirirsin ama eninde sonunda bu millet sana gününü gösterir kardeşim.
“EMEKLİLER KUYRUKTA”
* Esas meseleleri ıskalıyoruz. Açıkçası bugün en fazla aklıma gelen şey emeklilerle ilgili sıkıntılar. Farklı alanlarda ülkesine hizmet etti. Farklı alanlarda helalinden ekmeğini evine getirip çoluğunu çocuğunu yetiştirdi. Peki bugün yaş almış abilerim, ablalarım 2-3 lira ucuz diye Halk Ekmek’te kuyruğa giriyor mu? Peki benim emekli abilerim, ablalarım artık benden her gittiğim yerde istiyorlar,, haklılar ve yapacağım da. Kent lokantalarının önünde kuyruğa giriyorlar mı? Evet.
“16 MİLYON EMEKLİYE CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK ZULMÜNÜ ÇEKTİRİYORLAR”
* Eskiden paranın değeri vardı. Emekli primiyle ev aldıklarının hikayelerini anlatıyorlar. Bugün düştükleri duruma isyan ediyorlar. Ne yazık ki bu hükümet 16 milyon emeklimize cumhuriyet tarihinin en büyük zulmünü çektiriyor. Türkiye’de yaşam, ne yazık ki emek emeklilerimize cehennem oldu.
CUMHURBAŞKANI’NA EMEKLİ TEPKİSİ: SIRTINIZI DÖNÜYORSUNUZ
* Onlar şöyle düşünüyorlardı; ‘Seçim yakın gene bu hükümet bir şeyi düşünür. Emeklimize bir şeyler verir’. Öyle düşünmüş olabilir emeklilerimiz. Ama umut, dün yandı küt bitti kül oldu. Dün ne dedi Sayın Cumhurbaşkanı? ‘Birileri emekli maaşına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen zam isteyerek emeklilerimizi tahrik ediyor’ dedi.10 bin lira maaşla emekli bu ülkede yaşayabilir mi? Emekli, herhangi bir şehrinde bu ülkenin yaşayabilir mi? Emekli ‘perişanız bize yardımcı ol’ diyor. Ve bu insanlar senden medet umuyor. Siz ise emekliye sırtınızı dönüyorsunuz.
“BU MİLLET YEMEZ KARDEŞİM”
* Ben bundan niye bahsediyorum biliyor musunuz? Emekli meselesini, ekonomi meselesini, sözüm ona bunlar unutturacaklar. Üç haneli enflasyonu unutturacaklar. Geçinemeyen insanlarımızın ekonomik sıkıntılarını unutturacaklar. Ondan sonra da dönecekler; ‘Benden değilse bitarafsın. Benden değilsen teröristsin, osun, busun’ diyecekler. Bu millet de yiyecek. Yemez kardeşim yemez.
* Diyor ki; ‘Eğer emekliye 7 lira verirsem, 1.4 trilyon, 10 bin lira verirsem 1.9 trilyon yük gelir’ diyor. Bakın bütçeye yük gelir diyor. Doğru. Peki ben size bütçeye gelen yükle ilgili bir hatırlatma yapayım. Kaç yıl önce mültecilere 40 milyar dolar harcadım dedi. Peki o yük olmadı. O günden bugüne de dört yıl geçti. Dört yılda daha ne kadar harcadı onu da bilmiyoruz.
“SARAYI MI SÖYLESEM BAŞKA ŞEYLERİ Mİ SÖYLESEM”
* Yahu kardeşim bütçeye o kadar yük olan şey var ki. Bakın Sarayı’nı mı söylesem başka şeyleri mi söylesem. Onlara girmeyeceğim. Onlar işin, bu kötü sayfasını, siyasetin kirli sayfalarını açmaya çalıştıkça ben bu kötü yönettikleri ülkenin ekonomisini, ülkenin eğitimini, ülkenin mülteci sorununu suratlarına vurmaya devam edeceğim kardeşim.
“MİLLETİNE SIRTINI DÖNERSEN…”
* Bütçeye yük olurmuş. Bütçe kimin? Bu ülkenin emeklisinin, işçisinin, emekçisinin, çocuğunun, kadınının, gencinin, annesinin. Bu ülkenin bütçesi, bu milletin bütçesi. Ama eğer sen milletine sırtını dönersen, milletinin ne hissettiğini anlayamazsın bile. O bakımdan o kadar maliyetler, kötü ekonomi yönetiminin o kadar kötü yönetilen örneğin kur korumalı mevduatla milyarlarca dolarlık kasasından, bütçesinden çıkan paraları anlatırım. Burada saatleri alır. Ama buraya girmeyeceğim. Bu zihniyetin, bu aklın seçimde oy almak için her şey mübahtır diyen aklın bu topraklardan sökülüp atılması lazım.
* Bu zihniyet öyle bir yere evrildi ki; İstanbul onun zannediyor. Bu memleket onun zannediyor. Bütçedeki paralar bile onun zannediyor. Allah’ın ne diyeyim? Milletin parasını millete veriyorum. Vermeye de devam edeceğiz. Yeter ki kalbim milletinin refahı için çarpsın. Milletine vereceğin her kuruşu yük olarak gören bir anlayışa Allah akıl versin. Allah onu ıslah etsin.
* Bizi belki yıldırmaya çalıştılar ama yıldıramazlar. Bu kardeşiniz yılmaz. Şairin var ya güzel sözü; ‘Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım.’ Ben yılmam, yıldırırım. İstanbul’da 5 yılda rakibimin dediği gibi yüzde 87’sini taahhütlerimin yerine getirdim. Biz İstanbul İttifakı’nın oyuna talibiz. Ne yapacağız biliyor musunuz? İstanbul’a asla ve asla ihanet etmelerine müsaade etmeyeceğiz. Onların hayali olan Kanal İstanbul’u onlara yaptırmayacağız. Onlara bakmayın şimdi sustuklarına. Ağızlarına bile almıyorlar. Ama onların niyetini biz biliyoruz.”
]]>MİRAÇ KANDİLİ İBADETLERİ NELER?
Miraç Kandili, Miraç olayının gerçekleştiği geceyi kutlamak için düzenlenen bir dini gündür. Bu gecede Müslümanlar, ibadet, dua, zikir ve tefekkür gibi ibadetlerde bulunurlar.
Miraç Kandili ibadetleri arasında şunlar yer alır:
Kur’an-ı Kerim okumak
Namaz kılmak
Dua etmek
Tesbih çekmek
Tefekkür etmek
Sohbet etmek
Miraç Kandili, Müslümanlar için önemli bir dini gündür. Bu gecede ibadet, dua, zikir ve tefekkür gibi ibadetlerde bulunmak, Allah’ın rahmetine nail olmak için bir fırsat olarak kabul edilir.
MİRAÇ KANDİLİNDE OKUNABİLECEK DUALAR
“Allah’ım! Doğru söyleyen bir dil ve teslim olmuş bir kalp lütfetmeni istiyorum.” (Tirmizi, Daavat, 23)
“Ya Rabbi! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet.” (İbn Mace, Dua, 5)
“Allahım! Senden hidayet, takva, iffet ve(başkalarına muhtaç olmayacak) zenginlik niyaz ediyorum.” (Müslim, Dua, 72)
“Ey kalpleri evirip çeviren Allahım! Kalbimi dininde sabit kıl.” (Tirmizi, Daavat, 124)
“Allahım! Zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.” (Nesai, İstiaze, 14)
“Allah’ım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün hatalarımı bağışla.” (Buhari, Daavat, 60)
“Allah’ım acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, ihtiyarlık düşkünlüğünden ve kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Bana sana karşı gelmekten sakınma duygusu kazandır.Nefsimi günahlardan arındır, çünkü onu en iyi arındıracak olan Sensin.Nefsimin sahibi ve efendisi sensin.Allah’ım! Faydasız bilgiden, ürpermeyen gönülden, doyma bilmeyen nefisten, kabul olmayacak duadan sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73; Nesai, İstiaze, 13, 65)
“Allah’ım! Senden senin sevgini ve beni sana yakın kılacak herkesi sevmeyi bana nasip etmeni niyaz ediyorum.” (Tirmizi, Daavat, 73)
“Allah’ım! Beni güzellikler işleyip müjdesine nail olanlardan, kötülük işlediklerinde de bağışlanma dileyenlerden eyle.” (İbn Mace, 57)
“Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi ateş(cehennem) azabından koru.” (Bakare, 2/201)
“Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet bizi bağışla, bize acı! Sen bizim mevlamızsın.Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (Bakare,2/286)
“Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır(kaydırma) ve şu kafir kavme karşı bize yardım et.” (Bakare, 2/250)
“Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme.Bize katından bir rahmet bahşet.Şüphesiz sen bağışı en çok olansın.” Al-i İmran, 3/8)
“Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak bizim canımızı al.” (A’raf, 7/126)
“Rabbim günlüme ferahlık ver.İşimi bana kolaylaştır.Dilimdeki tutukluluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” (Taha, 20/25-28)
“Rabbim ilmimi artır.” (Taha, 20/114)
“Rabbim beni tek başıma bırakma!” (Enbiya, 21/89)
“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkan,25/74)
“Ey Rabbimiz! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimselerin arasına kat.” (Şuara, 26/83)
11-Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik.Dönüş de ancak sanadır.” (Mümtehine, 60/4)
“Ey Rabbim! Beni, bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeğe sevket ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat.” (Neml, 27/19)
“Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla.Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bulundurma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.” (Haşr, 59/10)

MİRAÇ KANDİLİ ANLAMI
Miraç, İslam inancında, Peygamber Hz. Muhammed’in göğe yükselmesi hadisesidir. Aslen “yükseğe çıkma” anlamına gelen söz, Arapça uruc (merdiven) kökünden gelir. “Yolculuk yapmak” anlamındaki fiilin türevi olan ve “gece yolculuğu” anlamında kullanılan İsra, dini terminolojide Hz. Muhammed’in geceleyin Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Burak adı verilen binek üzerinde Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesini, Miraç ise göğe yükselmesini ifade eder. Dolayısıyla İsra ve Miraç olarak da anılır. İsra ; Gece yürüyüşü ve yolculuğu demektir. Mirac ; Yükseğe çıkmak demektir. Miraç, müslümanlar tarafından kandil gecesi olarak kutlanır.
MİRAÇ NEDİR? MİRAÇ GECESİNDE NELER OLDU?
Arapça’da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’ in göge yükselerek Allah’ın huzuruna kabul edilmesi olayıdır. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Peygamberimiz (s.a.s) Mescidül – Haram’dan Beytü’l-Makdis’e (Kudüs) götürülür. Kur’an’ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında “İsra” adını alır. İkinci aşamayı ise Peygamberimiz (s.a.s)’in Beytü’l-Makdis’ten Allah’a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur’an’da anılmaz, ama çok sayıdaki hadiste ayrıntılı biçimde anlatılır.
]]>
Prof. Dr. Bingür Sönmez
Soğuk havada kalpte nasıl bir yük oluşur?
Soğukhava, damarlarda büzüşmeye yol açarak, tansiyonun yükselmesine neden olduğu gibi kalbin önemli organlara (beyin, karaciğer, böbrek) daha çok kan gönderebilmek ve vücudun ihtiyacını olan fazla enerjiyi karşılamak için gayret etmesi nabzın hızlanmasına neden olur. Dolayısıyla kalbin yükü artar. Bu da özellikle yüksek tansiyonu ve kalp yetmezliği olan hastalarda bir kalp krizi ve akut kalp yetmezliğini tetikleyebilir.
Hangi hastalar kalp krizini fark edemeyebilir?
Soğukhavalarda koroner kalp hastalarının göğüs ağrısı eşiği düşer ve daha kolay göğüs ağrısı oluşur. Bu sayede hastalar erken uyarı alabilirler fakat daha çok diyabetik hastalarda görülen sessiz iskemi ve ayaklarda görülen nöropati (his bozukluğu) nedeniyle bu alarm mekanizması çalışmayabilir. El ve ayak damarlarında sorun olan hastaların, his bozukluğu nedeniyle donmaya karşı farkındalıkları azalır. Özellikle diyabetik hastalar soğuk havada çok dikkatli olmalı. Yaşlılar da soğuk havalarda ayakları çok üşüdüğü için eski bir alışkanlık olarak yataklarına sıcak su kesesi veya ısıtılmış tuğla alırlar. Bu hastalarda his bozukluğu olduğu için iyileşmeyen yanık yaraları meydana gelebilir. Kesin çözüm yün çoraptır.

Enfeksiyonlar kalp hastalıklarını tetikler mi?
Bütün virütik enfeksiyonların (Covid-19, Influenza gibi) ve alt grupları, kronik olarak koroner kalp hastalığını artırdığı saptanmış olmakla birlikte ortaya çıkan pıhtılaşma faktörlerinin yükselmesi nedeniyle beklenmeyen akut kalp krizleri ve venöz trombozlar (pıhtılaşmalar) görülebilir. Enfeksiyonlar ayrıca vücut direncini düşürücü etkileri yanında kanda iltihap ve pıhtılaşma değerlerini (CRP, D-dimer) yükselterek kalp krizine tetikleyici bir rol üstlenebilir. Grip için kullanılan ilaçlarda çarpıntı, ritim bozukluğu yapabilen adrenalin ve noradrenalin ihtiva etmeyen, hatta basit parasetamol türü ilaçlar tercih edilmeli. Coumadin kullanan (Kapak ameliyatı olmuş, ritim bozukluğu olan, inme hastaları) kullanacakları antibiyotik dahil bütün ilaçlar INR ayarını bozacağı için mutlaka doktora danışmalı ve daha sık INR kontrolü yaptırmalıdır.
Kalp hastaları nelere dikkat etmeli?
1 – Bu aylarda soğuğa maruz kalmamak ve soğuk havada geçirilen zamanı sınırlandırmak gerekir. Örneğin evin önündeki karları temizlemeye çalışmak, kar topu oynamak kalbin iş yükünü artırarak kalp krizine yol açabilir.
2 – Dışarı çıkılması gerekiyorsa sıkı giyinmek, ısı kaybının büyük kısmı baş bölgesinden olduğu için mutlaka bere, eldiven kullanılmalı, rahat ayakkabı (sıkmayan) ve yün çorap giyilmelidir. Sıcak tutacak kat kat giysiler ve bir atkı ile ağız sarılarak soğuk havanın biraz ısınarak vücuda girmesi sağlanmalı, göğsün mümkün olduğu kadar direkt olarak soğukla teması önlenmeli, palto veya kabanın önü kapalı tutulmalıdır.
3 – Yapılan aktivite ve egzersizlerde kalbin yükünü azalmak için sık molalar verilmeli, daha düşük bir tempoda yapılmalı, aşırı terlememeye ve susuz kalmamaya dikkat edilmelidir. Mümkün olduğu kadar açık havada sportif aktivitelerden kaçınılmalı, yokuş yukarı veya karlı bir yolda yürümemeye dikkat edilmelidir.
4 – Dışarı çıkmadan önce ağır yemek yemekten ve alkol alımından kaçınılmalıdır.
5 – Kalp için alınan ilaçlar var ise düzenli kullanmaya özen gösterilmeli hatta mevsim başında kardiyolog ile görüşülmesi gerekir.

Kış aylarında kolesterol düzeyi artar mı?
Araştırmalar, kış aylarında kan kolesterol düzeyinin yaz aylarına göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Kış aylarında soğuğa direnci artırmak için daha çok yağlı ve karbonhidratlı gıda tüketmek ve hareketsizliğin neden olduğu kilo artışıyla birlikte kan kolesterol düzeyi yükselmektedir. Bu da kalp sağlığı için diğer bir risktir.
Kanda pıhtılaşma olur mu?
Soğuk etkisiyle damarlarda meydana gelen damar büzüşmeleri sonucu akım yavaşlaması nedeniyle damar içinde pıhtılaşmalar olabilir. Özellikle normal şartlarda damar içinde sorun yaratmayan bir darlık (yüzde 50’nin altı) böyle bir durumda pıhtı tıkamasına neden olabilir.

Kışın insanlar neden daha çabuk yorulur?
Soğuk havalarda nabız ve tansiyon artışı, koroner kalp hastalığı olanlarda ve belirli bir yaşın üzerindeki kişilerde çabuk yorulmaya neden olur.
]]>