Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Ayhan Ulu, Zehra-Bayram Sertcan çiftinin çocukları Arzu Özçoban ve Serdar Sertcan ile taraf avukatları hazır bulundu. Sertcan çiftinin çocukları sanığın cezalandırılmasını istedi.

“ÇAY İÇİP, SOHBET ETTİK”
Sanık Ayhan Ulu, emniyetteki ifadelerini kabul etmediğini, mahkemede söylediklerinin doğru olduğunu öne sürerek şunları söyledi;
*İddianameyi kabul etmiyorum. Bayram amcanın davetiyle beton dökme işini konuşmak için evine gittim. Zehra teyze Alzheimer rahatsızlığı nedeniyle benim hırsız olduğumu ima eden sözler söylüyordu.
*Olay günü de söyledi. Bayram amca ile mutfağa geçip, çay içip, sohbet ettik. Zehra teyze ‘Seni polise vereceğim’ deyince ittirdim, duvara çarptı. Bayram amca bunun üzerine ‘Ne yapıyorsun sen şerefsiz’ deyip, tezgahtaki bıçağı alıp, saldırmak istedi. Bıçağı tuttum elim yaralandı. Bıçağı kullanmaması için elini ittim.
*Bu sırada yaralandı. Bu sırada Zehra teyze salonda yatıyordu. ‘Allah belanı versin, bunlar senin yüzünden oldu’ deyip yüzüne yumruk attım. Evime gidip kazağımı değiştirdim. Evdeki eldiveni alıp parmak izlerimi temizlemek için eve geri döndüm. Zehra teyzeyi öldürmek için yumruk atmadım.
“POLİSLER, ‘SAMİMİ ŞEKİLDE İTİRAF ET, AZ CEZA ALIRSIN’ DEDİ”
Polisteki ifadelerini kabul etmediğini belirten Ayhan Ulu, “Polisler bana ‘Samimi şekilde itiraf et, az ceza alırsın’ dedikleri için olayları anlatmıştım. Ancak o anlatımları kabul etmiyorum. Tek amacım karakoldan ve bu utanç dolu andan kurtulmaktı. Tezgahtaki bıçağı alıp Bayram amcaya salladığımı söylemiştim ama bıçağı ilk Bayram amca aldı” diye konuştu.
Ayhan Ulu’nun avukatı Hamza Yılmaz, “Müvekkilimin akıl sağlığının yerinde olmadığını ve rapor alınmasını talep ediyoruz” dedi.
Mahkeme heyeti Ayhan Ulu’nun tutukluluğunun devamına ve sanığın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesi için tam teşekküllü bir hastaneye sevkine karar verip duruşmayı erteledi.
ADLİYE ÇIKIŞI GERGİNLİK
Adliye çıkışında Ayhan Ulu’nun yakınları ile Sertcan çiftinin yakınları arasında yaşanan gerginliği, görevli polis engelledi. Gazetecilere açıklama yapan Sertcan ailesinin avukatı Ahmet Ergin, “Sanık suçtan kurtulmaya yönelik birtakım beyan ve savunmalarda bulundu ama olayın sıcaklığı ile verdiği ifadeler ve savunmasında suçu itiraf ederek, kabul etmişti. Bugün kendisinin akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürdüler. Yeniden rapor alınacak hakkında. Adaletin tecelli edeceğine inanıyorum” dedi.
Sertcan çiftinin kızı Arzu Özçoban, “İnşallah en ağır cezayı alır. Babamı öldürdü. Aldığı darbelerden dolayı annem de ölümcül bir şekilde yatıyor. İnşallah adalet yerini bulur. En yüksek cezayı alır, içeriden çıkamaz. Annemlere çektirdiklerinin bin beterini çeksin inşallah” diye konuştu.
]]>Öğretmenlerinin seçtiği ünlü ressamlara ait tabloları kendi yorumuyla resmeden Atar, üç kişisel sergi açtı.
Liseler arası yarışmalarda geçen yıl birincilik, bu sene de ikincilik elde eden Atar, dördüncü sergisini açmak için hazırlıklarını sürdürüyor.
12. sınıf öğrencisi Zehra Atar, resim yapmayı çok sevdiğini belirterek, “Kendimi iyi hissediyorum. Resim yapmaya devam etmek istiyorum” dedi.
Özel eğitim öğretmeni Semra Gülay, Zehra’nın içine dönük ve az konuşan bir öğrenci olduğunu, 9’uncu sınıfta serbest resim yaparken insan ve manzarayı çok güzel çizdiğini gördüklerini söyledi.
Gülay, öğrencinin resim yaparak kendisini ifade etmeyi öğrendiğini, öz güveninin geliştiğini dile getirerek, “Sergiler açtıkça da toplumda var olduğunu ve değerli olduğunu hissetti. Zehra 27 resim yaptı, 5’i satıldı ve resimleri sergiye gelenler tarafından beğenildi” diye konuştu.

“Birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip”
Dördüncü sergiyi mayıs ayında Engelliler Haftası’nda açmayı planladıklarını aktaran Gülay, “Zehra aslında özel gereksinimi olan öğrenciler için bir kardelen, bir öncü olacak. Çünkü birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip. Ama Zehra gibi fark edilen de oluyor. Bazen fark edilmeden mezun olan da oluyor. Zehra onlar için bir öncü olacak” ifadelerini kullandı.
Gülay, özel gereksinimi olan öğrenciler için Güzel Sanatlar Lisesi veya üniversitelerin Güzel Sanatlar Bölümünde akademik anlamda olmasa da sanatsal eğitimler olması gerektiğini belirterek, bu öğrenciler için de kontenjan açılmasını istedi.
“Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim”
Görsel sanatlar öğretmeni Kıymet Bayer de Zehra’nın, kendini resimle ifade eden bir öğrenci olduğunu vurguladı.
Resim yaparken öğrencisinin kendini çok iyi hissettiğine işaret eden Bayer, “Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim. Her halükarda her yerde resim yapabilir. Yaptığı eserler de çok güzel. Hepsini de severek ilgiyle yaptı” dedi.

Bayer, Zehra’nın kendi deneyimleri olan resimleri yapmayı tercih ettiğini kaydederek, şunları söyledi:
“Zehra köyde hayvanlarıyla meşgul olan, tavuklara yem atan, doğayla iç içe bir öğrenci. Dikkat edilirse de bütün resimlerimiz doğayla ilgili ve bizim Anadolu’dan çıkan tarihimizi, kültürümüzü aktaran resimler bunlar. Ünlü ressamların resimleri bunlar. Hikmet Onat’tan İbrahim Çallı’ya, Giresunlu ressamımız Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Nuri İyem’e kadar.
Bu isimler Anadolu ressamları olarak da geçer. Anadolu’yu bize anlatan, kültürümüzü bize aktaran ressamlar. Biz de Zehra ile öyle bir bağlantı kurduk. Zehra da Anadolu’dan çıkan bir öğrenci. Dolayısıyla öyle bir bağlantıyla hem Anadolu’yu hem Zehra’nın kendi deneyimlerini hem yaşadığı ortamı yansıtalım dedik ve bu eserleri çıkardık.”
Okul müdürü Hüseyin Bayır da eğitimcilerin dokunuşlarıyla bazı özel yeteneklerin keşfedilebildiğini, öğretmenlerin talebi doğrultusunda öğrencinin yeteneğine yönelik gerekli desteği verdiklerini anlattı.
Zehra gibi başka öğrencilerin de eğitime katılarak özel yeteneklerinin fark edilip geliştirilebileceğini belirten Bayır, ailelerden çocuklarını eğitime kazandırmalarını istedi.
]]>Çatal, hayatını kaybetti, Fahrioğlu da 1 ay sonra Diyarbakır’da yakalanıp, tutuklandı. Yılmaz Fahrioğlu hakkında ‘Kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından hazırlanan iddianame, Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
İddianamede, Fahrioğlu’nun ağırlaştırılmış ömür boyu ve 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Yılmaz Fahrioğlu
“ORTAKLIK TEKLİF ETTİ”
Sanık Yılmaz Fahrioğlu, iddianamedeki ifadesinde, Zehra Çatal’ı 10 yıldır tanıdığını, 2,5 yıl önce kendisini arayarak bir projeden bahsettiğini anlattı. Fahrioğlu, Zehra’nın kendisine villa inşaatı yapımı projesinin toplamda 2 milyon 800 bin lira bedelli olduğunu belirterek para vermesi dahilinde projeyi birlikte yapabileceklerini söylediğini aktardı.
Gösterilen projenin Zehra Çatal’a ait olmadığını, kendisine başka proje gösterdiğini belirten Yılmaz Fahrioğlu, şunları kaydretti:
“Birlikte gittik, mülk sahipleriyle toplantı yapıldı ve anlaşıldı. Kendisi bana bu projeyi bitireceğini söyledi. 9 milyon 200 bin euro bedelli hesabı gösterdi. ‘Bu para yurt dışından geldi, eğer inşaata başlarsak, inşaatın yapım aşamalarına göre paralar çözülecek, paralar kullanabileceğimiz şekilde hesabımıza geçecek. Sen de bana para ver ortak olalım’ dedi.
Çeşitli defalar olmak üzere 2 yıl içerisinde toplam 2 milyon 800 bin TL verdim. Bu süre içerisinde ben sürekli büroya gidip geliyordum. Projeyi yapacağını söyleyerek sürekli benden para istiyordu. Bu proje de gerçekleşmedi”
Fahrioğlu, bir süre sonra Zehra Çatal’ın villa inşaatlarına başladığını duyduğunu, bu nedenle Antalya’ya geldiğini, kendi dayısı Mecit S. ile Çatal’ın inşaat yaptığı yere gittiklerini anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnşaatın başında Zehra Çatal’ın dayısı ve dedesi vardı. Biz de ‘Hayırlı olsun, inşaata başlamışsınız, bir an önce bitirin ve bizim paramızı verin. Zaten bizi ortak etmediniz’ dedik.
Bu sırada Zehra’nın dayısı Erol G., villa inşaatlarının kendi adına bir şirkete ait olduğunu, Zehra’nın ilgisi olmadığını söyledi. Zehra, o sırada yurt dışındaydı. Dayısı Erol G., Zehra’yı aramış. ‘Yılmaz’ı yollama ben gelince o problemi halledeceğim’ demiş.
Zehra, yurt dışından döndükten sonra beni aradı, ‘Ben döndüm büroya gel görüşelim’ dedi. Ben yaklaşık 1 ay boyunca her gün büroya gidip görüştüm paramı istedim. ‘İnşaata başladım 2 Haziran’da senin paranı vereceğim’ dedi.
Ben de ‘Dayın Erol G. senin şirkette herhangi bir payın olmadığını söylüyor, dayını çağır birlikte oturup konuyu görüşelim’ dedim. Zehra Çatal dayısını çağırmamak için çeşitli bahaneler uyduruyordu.”
“HAKARET ETTİ”
Olaydan 3 gün önce Zehra Çatal, Ethem ve Erdal isimli kişilerle video konferansla görüştüklerini aktaran Fahrioğlu, Zehra Çatal’ın kendisine küfrettiğini, Erdal ve Ethem’in kendileriyle alakalı bir durum olmadığını söylediğini aktardı.
Aynı günün gecesinde Zehra’nın dayısı Erol G.’yi aradığını belirten Fahrioğlu, şöyle konuştu:
“Zehra Çatal’ın neden küfrettiğini sordum. O da bana ‘Pazartesi günü sen büroya gel görüşelim’ dedi. Pazartesi günü Erol G., Zehra Çatal ve ben ofiste konuşmak üzere sözleştik.
20 Mart 2023 günü 11.30-12.00 sıralarında iş yerine gittim. Zehra Çatal yoktu. Erdal ve Ethem iş yerindeydi. Onlarla bir süre sohbet ettim. Zehra Çatal ile dayısı Erol G. geldiler. Bir süre ikisi birlikte odada görüştü.
Erol G. sonra çıkıp gitti. Bu sırada Zehra Çatal beni çağırdı. Odaya girdiğimde Ethem T. odada oturuyordu. Zehra ve ben ‘Özel görüşeceğiz’ dedik. Ethem çıkıp gitti. Ben Zehra Çatal’a Erol G.’nin nerede olduğunu sordum. ‘Neden dayın gitti’ dedim.
Zehra Çatal da ‘Ne alaka, dayımla bir alakası yok bu inşaatın’ dedi. ‘Dayın inşaatın kendisine ait olduğunu söylüyor’ dedim. Zehra Çatal da ‘Hayır inşaat benim’ dedi. Ben de ‘Çağır dayını üçümüz birlikte yan yana konuşup halledelim’ dedim.
O sırada Zehra Çatal bana yine hakaret etmeye başladı. Küfretti. ‘Seni bu Antalya’da kurşun manyağı yapacağım’ dedi. Ben de bunun üzerine sinirlenerek çantamın içerisinde getirdiğim ruhsatsız tabancayı çıkararak Zehra Çatal’a ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum”
SANIK HAKİM KARŞISINDA
Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 4’üncü duruşmaya, tutuklu sanık Yılmaz Fahrioğlu katıldı. Salonda Zehra Çatal’ın anneannesi, taraf avukatları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı hazır bulundu.
Hakim karşısında savunmasını yapan sanık Yılmaz Fahrioğlu şöyle konuştu:
“Senelerdir biriktirdiğim parayı Zehra Çatal beni dolandırarak aldı. Mağdurum. Hüseyin Bey, ‘Bu villayı ben, Erol Bey yapıyoruz. Zehra’nın alakası yok’ dedi. Ben de ‘Bu projenin parasını ben verdim. Şirketi ben kurdum’ dedim. Erol Bey de ‘Git Zehra Hanım ile konuş’ dedi.
Zehra Hanım yurt dışındaydı konuşamadım. 1 ay boyunca beni dolandırdılar. Bizi bir araya getirmediler. Bir gece arayıp küfretti. Yaptığım olaydan pişmanım. Bana hakaret etti.
Zehra Hanım’ı öldürten dayısı Erol Bey’dir. Beni oraya çağırdı. ‘Orada konuşalım’ dedi. Erol Bey, yine benimle görüşmedi. Zehra Hanım ile görüşmeye başladık. Ağır hakaretler etti” dedi.
Tanıkların dinlenmesinin ardından duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Sanık Yılmaz Fahrioğlu hakkında ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ve ‘Ruhsatsız silah bulundurma, taşıma veya satın alma’ suçundan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
Mütalaada, sanığın gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezadan indirilmesi de talep edildi. Sanık avukatlarının savunma için ek süre talep etmelerinin ardından duruşma ertelendi.
]]>